Fly ash
96 theses under this subject heading
Uçucu kül esaslı aerojel hazırlanması ve organik moleküllerin adsorpsiyonu uygulamalarının araştırılması
Termal enerji santrallerinde yan ürün olarak her yıl milyonlarca ton uçucu kül açığa çıkmaktadır. Bu uçucu küller havaya ve sulara karışarak içerdiği zararlı bileşenlerden dolayı başta canlılar olmak üzere tüm ekosistemi tehdit etmektedir. Fakat içerdiği zararlı bileşenlerin yanında yüksek oranda silika barındırmaktadır. Bu özelliğinden yararlanılarak uçucu kül geri dönüştürülüp hem içindeki silika bileşeni özütlenip kullanılabilir hale getirilirken hem de karbon ayak izi önemli ölçüde azaltılmış olmaktadır. Bu özütlenen silika bileşeni aerojel üretiminde kullanılan pahalı öncüllerin yerine geçmektedir. Silika aerojel malzeme başta olağanüstü yüksek yüzey alanı olmak üzere düşük yoğunluk, düşük termal iletkenlik vb. özellikleri sayesinde uzay araştırmalarında, mikro-elektronikte, akustikte, lazer deneylerinde, optikte, tıpta ve su arıtma uygulamalarında kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında ise aerojel malzemenin adsorpsiyon özelliğinden yararlanılarak atık sulardaki tekstil boyar maddelerin uzaklaştırılması amaçlanmıştır. Metil oranj (MO) ve ksilen oranj (XO) gibi anyonik boyalar tekstil endüstrisinde yaygın olarak kullanılmakta olup içme sularına karışmasıyla birlikte (toksik, kanserojen ve alerjenik) insan hayatını tehdit eden kimyasallardır. Tüm bu sebeplerden dolayı bu çalışmada suya karışan MO ve XO boyalarını sudan %90'ın üzerinde verimle kısa sürede (30 dakikadan az) uzaklaştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ucuz bir kaynak olan uçucu külden silika bileşeni özütlenerek aerojel malzeme için öncül oluşturulmuştur. Oluşturulan bu öncülden ortam basıncı kurutma yöntemiyle 810 m2 g-1 yüzey alanına sahip aerojel başarılı bir şekilde üretilmiştir. Aerojel malzemeye silanlama (tri amino propil tri etoksi silan, APTES) yöntemi ile protonlanabilir amin gruplarının kaplaması yapılarak MO ve XO gibi anyonik boyaların aerojel adsorbana elektrostatik etkileşimle tutunabilirliği artırılmıştır. Yapılan deneylerde çok düşük miktarda kullanılan APTES kaplı aerojel adsorbanın hem MO hem de XO boyasını sudan %100 uzaklaştırdığı saptanmıştır. Tüm bunlara ek olarak adsorbanın tekrar kullanılabilirliğini ölçmek için 10 döngü adsorpsiyon-desorpsiyon deneyi yapılarak test edilmiştir. 10. döngüde MO boyanın %83'ü sudan uzaklaştırılırken XO boyanın %88'i uzaklaştırılmıştır. Bu çalışmanın bir diğer avantajı ise boya tutma işleminin 5 dakikadan kısa bir sürede gerçekleşmiş olmasıdır.
On some of the factors influencing the engineering properties of improved clayey soils
Alternative materials and techniques are constantly being investigated within the scope of innovative solutions for the construction of earth structures. Improvement of soft soils for the structures, such as subgrades of highway embankments and shallow foundation soils, can be critical for implementing sustainable and economic applications, especially in the cases where alternative materials are used in soft soils. During this thesis, the high plasticity clay was mixed with class C fly ash which is a recycled material, and two different synthetic fibers in order to stabilize clayey soil. Furthermore, fly ash combined with each copolymer and polypropylene fiber was added to the high plasticity clay to observe more effective improvement. In this thesis, findings from both laboratory and numerical analysis executed with particular emphasis on the use of mentioned alternative materials were represented. First, the compaction and unconfined compression tests were performed on all mixtures. On the other hand, the influence of adding alternative materials to high plasticity clayey soil was studied from analytical aspects by modifying and suggesting new versions of the Duncan-Chang hyperbolic model for the unconfined compression test results. After gathering unconfined compression test results of mentioned mixtures, the initial tangent modulus (Ei) and the tangent modulus at half of the maximum stress (Et50) were found using the modified Duncan-Chang model. Then, the secant modulus at failure point (Esf) and the secant modulus at half of the maximum stress (Es50) were determined by suggested new equations in terms of the initial tangent modulus and the tangent modulus at half of the maximum stress. The relationship between each soil moduli and the unconfined compression strength of all tested samples were also presented. Finally, according to obtained soil moduli values of high plasticity clay mixtures, it has been improved that mentioned alternative materials increased the strength and load-deformation properties of high plasticity clayey soil with different percentages.
Uçucu külün yapı kimyasallarında ve betonda kullanımı
Bu çalışmada amaçlanan ağırlıkça %0, %6,93 ve %8,68 oranında uçucu kül kullanılarak Açık bekletme süresi yapışma mukavemeti, Başlangıç yapışma mukavemeti, Donma-çözünme çevriminde sonra yapışma mukavemeti, Erken çekme yapışma mukavemeti, Isıyla yaşlandırmadan sonra çekme yapışma mukavemeti, Basma eğilme testleri, basınç dayanımı, işlene bilirlik, ekonomikliğin değişmesi ile ilgili deneyler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca uçucu kül beton harcı karışımı UKBT-1 ve UKBT-2 numuneleri sırasıyla %70 uçucu kül ve %20 kireç ve %10 çimento ve %70 uçucu kül ve %30 kireç olacak şekilde hazırlanmıştır. Su emme oranı ve donma – çözünme deneyinin uygulanması deneyleri gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında beton ve yapı kimyasalları ürünlerinde uçucu kül kullanılarak yapılacak olan açık bekletme süresi yapışma mukavemeti, başlangıç yapışma mukavemeti, donma-çözünme çevriminde sonra yapışma mukavemeti, erken çekme yapışma mukavemeti, ısıyla yaşlandırmadan sonra çekme yapışma mukavemeti, basma eğilme testleri göz önünde bulundurularak beton ve yapı kimyasallarında işlene bilirlik, basınç dayanımın arttırılması, ekonomikliğin en alt seviyeye indirilmesi amaçlanmaktadır.
Farklı molariteli ve atıkseramik tozlu alkali ile aktive edilmiş harçların mekanik ve durabilite özellikleri
Beton, yapılarda çoğunlukla kullanılan yapı malzemelerin başında gelmektedir. İlerleyen zamanlarda beton kullanımının artan nüfusa oranla daha da artış göstereceği öngörülmektedir. Ancak betonun üretiminde kullanılan Portland çimentosu çok fazla CO2 emisyonu salınımı yaptığından dolayı çevreyi ve atmosferi kirletmektedir. Dünyadaki CO2 salınımı yaklaşık %7 oranında çimento ve türevlerinin üretiminden kaynaklanmaktadır. Gelecek nesillere yaşanılabilinir ve yeşil bir çevre bırakmak için geopolimer ve benzeri beton türlerine ihtiyaç vardır. Geopolimerler, doğal veya yapay puzolanların, alkali aktivatörlerle aktivasyonu yoluyla elde edilir. Alternatif bağlayıcılardan olan geopolimer bağlayıcılar, çevresel etkilerinin düşük olması ve yıpratıcı dış etkenlere karşı daha dayanıklı olmasından ötürü son yıllarda yaygın bir biçimde araştırılmaktadır. Geopolimerlerin kimyasal reaksiyonlarda CO2 açığa çıkartmadıklarından ve de üretim çeşitliliğinden ötürü geleneksel Portland çimentolara kıyasla, daha düşük enerji harcadığı bilinmektedir. Son dönemde yapılarda geopolimer beton kullanımına yönelik farklı çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmada endüstriyel atık malzeme olarak seramik tozu ikame edilerek geopolimer harçlar üretilmiş ve bu harçların mekanik ve durabilite özellikleri incelenmiştir. Bu kapsamda, endüstriyel atık ikameli geopolimer harçlarda deneyler kapsamında basınç, eğilme, ultrases geçiş hızı, donma-çözülme, yüksek sıcaklık, birim ağırlık deneyleri gerçekleştirilmiştir. İlk adım olarak, kontrol numunelerinde ve seramik tozu ikameli numunelerde su emme, birim ağırlık ve boşluk oranı değerleri araştırılmış, daha sonra numunelerin basınç ve eğilme dayanımı, yüksek sıcaklık, donma çözülme ve ultrases geçiş hızı testleri sonucunda deneysel bir karşılaştırma yapılmıştır. Sonuçlar genel itibariyle, seramik tozu ikameli malzemenin faydalı olduğunu ortaya koymuştur.
Farklı oranlarda nano titanyum içerikli geopolimer harçların mikro yapı ve mekanik özeliklerinin incelenmesi.
Bu tez kapsamında yapılan çalışmada, bağlayıcı olarak %50 oranında uçucu kül, %50 oranında yüksek fırın cürufu, alkali aktivasyon için sodyum silikat ve sodyum hidroksit kullanılmıştır. Sodyum silikat ve sodyum hidroksit oranı 2.5, sodyum hidroksit molaritesi ise 14M seçilerek bağlayıcı oranının %1 ve %2 oranında nano titanyum eklenerek oluşturulan geopolimer numunelerin ve nano katkısız numunelerin C(kontrol) mikro yapıları ile mekanik özellikleri incelenmiştir. Numunelerin 28, 56 ve donma-çözünme için 90 günlük kür süreleri tamamlanan numunelere UPV (ultrases geçiş hızı), su emme kapasitesi, eğilme dayanımı, basınç dayanımı testleri ile SEM (Taramalı elektron Mikroskopu), EDS (Enerji Dağılımı Spektroskopisi) ve 3D bilgisayarlı tomografi görüntüleri incelenmiştir. Sonuç olarak Yapılan çalışma sonucunda, %2 oranında nano titanyum katkısı içeren geopolimer numunelerin en yüksek ultrases geçiş hızı, en düşük su emme oranı ve en yüksek basınç dayanımı değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Eğilme dayanımı açısından hem %1 hem de %2 nano katkılı numuneler yüksek performans göstermiş olup, aralarındaki farkın düşük olması nedeniyle ekonomik açıdan %1 nano katkılı numunelerin tercih edilmesi önerilmektedir. Mikro yapı analizleri, nano parçacıkların gözenekleri doldurarak iç yapıyı yoğunlaştırdığını ve C-S-H ile N-A-S-H jellerinin oluşumuna katkı sağladığını göstermektedir. Donma-çözülme çevrimleri sonrasında en fazla dayanım kaybı kontrol numunesinde gözlenirken, nano katkılı numunelerde bu kayıp önemli ölçüde azalmıştır. Ayrıca, 3D tomografi analizleri nano katkıların boşluk yapısını incelttiğini, makro boşluk oranını azalttığını ve daha dayanıklı bir yapı sağladığını ortaya koymuştur. Genel olarak, nano titanyum katkısının Geopolimer yapıların mekanik ve fiziksel özelliklerini iyileştirdiği ve çevresel etkilere karşı dirençlerini artırdığı sonucuna varılmıştır.
Gazbeton üretiminde mineral katkı kullanımı
Enerji, çağımızın değişmeyen en önemli ihtiyacı olup, ekonomisinin önemi her geçen gün kendini daha da göstermektedir. Enerjinin israf edilerek kullanılması çevresel ve ekonomik problemleri de oluşturmaktadır. Ülkemizde enerji harcamalarının önemli bir kısmı ısıtmayla ilgilidir. Bu yüzden bu alanda sağlanacak verimlilik önemli faydalar getirecektir. Yapılarda enerji tasarrufu sağlamanın yollarından biri ısıl geçirgenliği düşük olan duvar malzemesi kullanmaktır. İlk kez 1920'lerin sonlarında İsveç'te geliştirilmiş bir yapı malzemesi olan "Gazbeton", çimento, ince öğütülmüş silisli kum, alçıtaşı ve kireç gibi doğal hammaddelerden oluşan karışıma gözenek oluşturucu alüminyum eklenerek özel koşullarda elde edilen hafif bir betondur. Gazbeton gözenekli yapısı ile ısı yalıtımı, hafifliği sayesinde deprem esnasında (deprem yüklerini azaltmasıyla) yapı güvenliği, yanmazlığı (A1 sınıfı) ile yangın güvenliği sağlayan dayanıklı bir yapı malzemesidir. Bu çalışmada, gazbeton üretiminde uçucu kül, silis dumanı ve yüksek fırın cürufunun hammadde olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Gazbetonu oluşturan temel malzemelerin yanısıra çimentonun bir kısmı yerine %3, 6, 9, 12 ve 15 oranlarında uçucu kül, silis dumanı, yüksek fırın cürufunun ilave edilmesiyle farklı karışımlar elde edilmiştir. Toplam 16 farklı karışım hazırlanmıştır. Hazırlanan örneklere ortalama 8 saat süre ile 12 bar basınçlı otoklav kürü uygulanmıştır. Deney örneklerinin bazı fiziksel ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Ayrıca seçilen örnekler üzerinde mikroyapı incelemeleri de gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.
Atık lastik parçalarının, kireç ve uçucu kül ile stabilize edilen yüksek plastisiteli kil zemin üzerindeki etkisi
Dünya genelinde artan insan nüfusuna ve yapılaşma ihtiyacına bağlı olarak, inşaat projeleri için elverişli olan zeminler giderek azalmaktadır. Bu nedenle yapılaşmaya uygun olmayan zeminlerde, çeşitli yöntemlerle zemin iyileştirmesinin yapılması zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışma kireç ve uçucu kül ile stabilize edilen yüksek plastisiteli kil bir zemine atık lastik ilavesinin etkileri üzerine odaklanmaktadır. Tez kapsamında kireç oranı optimum seviyede sabit tutulmuş, altı farklı oranda uçucu kül (%3, %6, %9, %12, %15, %18) ve üç farklı oranda atık lastik parçaları (%0.5, %1, %1.5) kullanılarak karışımlar hazırlanmıştır. Karışımlar üzerinde sırasıyla kıvam limit, kompaksiyon, şişme potansiyeli, serbest basinç deneyleri ve mikroanalizler (XRF, XRD, SEM) gerçekleştirilmiştir. Optimum su muhtevasında hazırlanan karışımlar; 2, 7, 28 ve 56 günlük kürden sonra serbest basınç deneyine tabii tutulmuştur. Deney sonuçları zemine kireç, uçucu kül ve atık lastik eklenmesiyle şişme potansiyeli değerinin azaldığını göstermiştir. Ayrıca atık lastik katkısıyla birlikte karışımların dayanımları artmış, gevrek kırılma davranışı değişerek sünek kompozitler elde edilmiştir. Bu kompozitler sıkıştırılmış toprak üretiminde, ulaşım yapılarında temel ve alt-temel olarak dayanma duvarlarında ise dolgu olarak kullanılabilirler.
Laboratuvar deneyleri ve sonlu elemanlar analizleri kullanılarak derin karıştırma yöntemi ile zemin iyileştirmenin incelenmesi
Günümüzde zeminin üst yapı inşasına uygun olmadığı durumlarda çeşitli iyileştirme yöntemleri ile zemin iyileştirmesi yapılmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte çeşitli iyileştirme yöntemleri uygulanmaya başlanmıştır. Derin karıştırma yöntemi zeminin farklı bağlayıcılarla homojen bir şekilde yüksek basınçla enjekte edilip karıştırılarak yerinde iyileştirilmesi işlemidir. Bağlayıcı olarak genellikle çimento kullanılmakta olup kireç, uçucu kül, yüksek fırın cürufu gibi bağlayıcılar da kullanılmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında CL sınıfı düşük plastisiteli, su içeriği %30 olan zemin çimento ve uçucu kül kullanılarak laboratuvarda modellenmiştir. Kilin kuru ağırlığının %5, %10, %15 oranında çimento ve %2,5 çimento+%2.5 uçucu kül, %5 çimento+%5 uçucu kül, %7.5 çimento+ %7.5 uçucu kül kullanılmıştır. Uçucu külün zemin iyileştirme yöntemlerinde kullanılarak çevre kirliliğini azaltmak, daha ekonomik sonuçlar elde edilmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle bağlayıcı malzeme seçiminde atık bir malzeme olan uçucu kül tercih edilmiştir. Kil zeminin parametrelerini belirlemek için elek analizi, hidrometre analizi, likit limit, plastik limit deneyleri uygulanmıştır. Derin karıştırma düzeneği oluşturulup ıslak derin karıştırma yöntemi ile kolonlar oluşturulmuştur. Elde edilen numunelerin 7, 14, 28, 45 ve 60 gün dayanımları tek eksenli serbest basınç deneyleri yapılarak elde edilmiştir. Deneyler sonucunda elde edilen serbest basınç mukavemetleri ile korelasyonlar yardımı ile derin karıştırma kolonlarının parametreleri belirlenmiş olup PLAXIS 2D ile analizleri yapılmıştır. Tek eksenli basınç deneyleri sonucunda çimento içerikli numunelerde en yüksek dayanım %15 çimento içeriğinde 3025.37 kPa'dır. Çimento ve uçucu kül içerikli numunelerde ise en yüksek dayanım %7.5 çimento+%7.5 uçucu kül içeriğinde 1591.32 kPa'dır. Yapılan deneyler sonucunda sadece çimento içerikli numunelerin daha az kür süresinde daha yüksek dayanım elde edildiği sonucuna varılmıştır ANAHTAR KELİMELER: Derin karıştırma yöntemi, serbest basınç mukavemeti, uçucu kül
Farklı dolgu maddelerinin polipropilen esaslı kompozit malzemelerin ısıl bozunma ve yanma davranışlarına etkilerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, farklı dolgular ve alev geciktiricilerin özellikle araçlarda kullanılan polipropilen esaslı kompozit malzemelerin ısıl bozunma ve yanma davranışlarına etkileri incelenmiştir. Polipropilenin ısıl kararlılık ve yanma direncini iyileştirmek için amonyum polifosfat ve pentaeritritoldan oluşan kabaran alev geciktirici (KAG) sistem ilave edilmiştir. Ayrıca, kompozitlerin özelliklerini iyileştirmek için KAG ve KAG'siz montmorillonit kili (MMT), borik asit (BA), ceviz kabuğu tozu (CKT), fındık kabuğu tozu (FKT), zeytin atığı tozu (ZAT) ve farklı uçucu küller (UK) de kullanılmıştır. Dolgu maddeleri ve alev geciktiricinin polipropilene ilavesi için çift vidalı ekstruder kullanılmıştır. Test numuneleri özel bir kalıp ve enjeksiyon makinesi kullanılarak üretilmiştir. Kompozitlerin tutuşma ve yanma özellikleri UL 94, LOI ve konik kalorimetre testleri ile belirlenmiştir. Isıl özellikler ise TGA, DSC ve ısı iletkenlik katsayısı ölçümleri ile incelenmiştir. Kompozitlerin yapılarının incelenmesi SEM ve FTIR ile gerçekleştirilmiştir. Bunlara ek olarak kompozitlerin çekme, eğilme ve darbe dayanımları da belirlenmiştir. Deneysel çalışmalar dışında, FDS (yangın dinamikleri simülatörü) programı kullanılarak ısıl bozunma ve yanma modelleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Deneysel sonuçlar, polipropilene % 25 KAG ilavesinin ısıl bozunma ve yanma dirençlerini belirli seviyede artırdığını göstermektedir. Ayrıca, MMT, BA, CKT, FKT, ZAT ve uçucu küllerin KAG ile birlikte kullanılması mekanik özelliklerde dikkate değer olumsuzluklar oluşturmadan ısıl bozunma ve yanma dirençlerinde daha ileri seviyede iyileştirmeler yaptığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda, KAG ilavesi olmadan CKT, FKT, ZAT ve uçucu kül ilaveleri ısıl bozunma ve yanma dirençlerinde sınırlı da olsa iyileştirmelere sebep olmuştur. Bunlara ek olarak, FDS kullanılarak elde edilen modelleme sonuçlarının belirli seviyede deneysel sonuçlar ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.
High volume fly ash concretes for sustainable applications in construction
Reducing CO2 emission has become one of the most important subjects that the world focuses. Various actions are taken to make the construction materials and methods sustainable since the construction industry has a great contribution to the world's CO2 emissions. Replacement of cement with alternative binders is considered the most efficient and practical way to increase the sustainability of concrete. Fly ash usage in concrete has several effects for increasing sustainability. It decreases the use of cement and environmental pollution while it enhances some properties of concrete. Increased level of replacement further decreases environmental damage made by the production of concrete if targeted performance parameters could be obtained. In this study, the fresh properties, strength properties, and durability properties of different concrete mixtures were examined. The structural design of an industrial floor was made by using these ordinary concrete (PCC) and high-volume fly ash concrete (HVFAC), and the materials were compared by means of required thickness, environmental impact, and economic impact. Two replacement levels (40-60%) and two water/binder ratios (W/B) (0.35-0.50) were considered, and the mechanical properties of the mixtures were determined. Based on TR34, thickness design for an industrial floor was done for all concrete series. Environmental and economic impact analysis was done for all concrete series. Compared to PCC mixtures, lower mechanical properties, higher thickness requirements, and lower environmental impact values were found for HVFAC mixtures. With decreasing W/B, enhanced performance parameters were obtained for both PCC and HVFAC mixtures. The results of this study show that the environmental impact of concrete could be further decreased by increasing the replacement level of fly ash and still targeted performance parameters could be obtained from industrial floors.
Uçucu kül esaslı geopolimer tuğla üretimi
Bu tez çalışması yapı malzemesi biliminin son zamanlarda ilgi gören konularından olan sürdürülebilir ve enerji tasarrufu sağlayan malzemelerin üretimi ile ilgilidir. Çalışma geopolimerizasyon yöntemini araştırarak, C ve F sınıfı uçucu kül yüksek dayanımlı yapı tuğlası üretiminde değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Geopolimer 1970 yılında Prof. Dr. Joseph Davidovits'in geliştirdiği yeni nesil malzemedir. Geopolimer jeolojik kaynak malzemelerden alkalinasyon ve polikondensasyon ile sentezlenmektedir. Uçucu kül esaslı geopolimer malzemeler hammaddenin fırınlama işlemi gerektirmemesi yönüyle enerji tasarrufu sağlayan ürünlerdir. Çalışmanın başlangıcında Türkiye'deki termik santrallerin bir kısmından sağlanan uçucu küllerin mineral kompozisyonunun geopolimer sentezine uygunluğu araştırılmıştır. En uygunsuz kompozisyondaki C sınıfı uçucu kül ile en uygun kompozisyondaki F sınıfı uçucu kül deneysel çalışmanın devamında kullanılmıştır. 30 MPa basınçla şekillendirilen 40?60?80?100 ºC arasındaki sıcaklıklarda 2?4?6?24?48?72 saat aralığındaki ısıl işlemlerle üretilen, geopolimer tuğlaların basınç dayanımı, su içeriği, yoğunluk değerleri değerlendirilmiştir. F sınıfı uçucu külden üretilen geopolimer tuğlalar Si / Al molar oranının 2 olduğu 60 ºC sıcaklıkta etüvde 24 saat uygulanan ısıl işlem sonrasında optimum basınç dayanımı değerini 45 MPa düzeyinde vermiştir. Suda çözme kurutma ve öğütme işlemleri sonrasında C sınıfı uçucu küllerle üretilen geopolimer tuğlalar geleneksel tuğla malzeme standartlarına ulaşmaktadır.Anahtar Kelimeler:Geopolimer tuğla, alkalizasyon, su içeriği, yoğunluk, basınç dayanımı
Earthenware sırlarda endüstriyel hammadde (alçı,ni-co kompozit,uçucu kül, pirit külü) atık etkilerinin incelenmesi
Endüstriyel hammaddelerin kullanımı teknolojik gelişme ile birlikte giderek artmıştır. Maden kullanımının artmasıyla birlikte zenginleştirme sonrası oluşan atık miktarı da artmaktadır. Atıkların geri dönüştürülmesi, bazı endüstriler için üretim maliyetlerini ve çevre kirliliğini azaltabilir. Katı atık ve cüruf, son zamanlarda seramik sırlarda pigment üretmek için kullanılabilecek potansiyel bir ham madde olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada, endüstriyel hammadde (alçı, ni-ko kompozit, uçucu kül, pirit kül atığı) atıklarının farklı ağırlık oranlarında sırlara katılmasının etkisi araştırılmıştır. Atıkların kimyasal analizi x-ray floresans (xrf) ile yapılmıştır. Atık ve sırların fazlarını belirlemek için X-ışını kırınımı (xrd) kullanıldı. L, a ve b analizleri ile renk ölçümleri yapılmıştır.
Borlu çimentoların teknik özellikleri üzerine melasın etkisi
Dünya bor rezervlerinin önemli bir kısmı Türkiye'dedir. Bilindiği gibi bor minerali cam, seramik, tararı, metalürji, nükleer ve temizlik gibi sanayi alanlarında kullanılmaktadır. Bor ve türevlerinin üretimi sonucunda önemli miktarda atık oluşmaktadır. Bu atıkların başka bir sanayi dalında katkı maddesi olarak kullanımı,hem ekonomik açıdan hem de çevre kirliliğinin engellenmesi açısından önemlidir. Ayrıca atıkların hepsi öğütülmüş madde olduğundan enerji tasarrufu da sağlamaktadır. Son yıllarda bor atığı, termik santral taban külü ve uçucu külünün katkı maddesi olarak çimento harcına katılmasıyla ilgili çalışmalar yapılmış, verimli sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda bor atığının %5 oranında kullanımının uygun olduğu ve taban külü ve uçucu külün %5-15 arasında kullanılabileceği bulunmuştur. Özellikle taban külü ve uçucu külün çimentonun eğilme ve basınç dayanımlarını artırdığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada portland çimentosuna katkı maddesi olarak Bandırma Borik Asil İşletmesi atığı, Seyitömer Termik Santrali uçucu külü ve Kütahya Şeker Fabrikası melası kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, portland çimentosu üretiminde kullanılan doğal âlçıtaşı yerine borik asit üretim atıklarının kullanılabilirliği ve bu atıkların değişik oranlarda uçucu kül ile birlikte kullanıldığında çimentonun fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisini incelemektir. Ayrıca beton mukavemeti üzerine şeker fabrikası şeker üretim atığı olan melasın etkisi incelenmiştir. Bulunan sonuçlar standartlarla karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Basınç dayanımı, bor, çimento, eğilme dayanımı, şeker melası, taban külü, uçucu kül.
Investigation of self-compacting geopolymer concrete at elevated temperature
This research investigates the effect of high temperature on self-compacted geopolymer concrete (SGPC) that is prepared by using fly ash (FA) as binder material with sodium hydroxide (NaOH) and sodium silicate (Na2 So3) as the alkaline activator. On the other hand, this research is studying the effect of different concentrations of NaOH (12M,14M,16M) on fresh characteristics, mechanical properties, and fire resistance of SGPC. So, in this study three mixes were designed and cured a room temperature. The SGPC specimens were exposed to five levels of temperature (room temperature, 200 0C, 400 0C, 600 0C, and 800 0C) for 1.5 hours, after 28 days of curing at room temperature. Mechanical properties of SGPC were investigated such as compressive strength, modulus of rupture, and split tensile strength. Fresh properties of SGPC were Also investigated such as slump test, L-box test, V- funnel test. the results are found that the increase of the molarity has an adverse effect on the fresh properties of the SGPC. While the mechanical properties of the SGPC are enhanced by increasing the molarity. Additionally, all mixes are showed good fire resistance. But, the mix with 16 M is showed better fire endurance. Where the increase in the molarity increases the fire resistance of SGPC.
Farklı bölgelerden alınan uçucu küllerin ağır metal iyonlarının adsorbansında kullanımının geliştirilmesi
Uçucu kül termik santrallerde açığa çıkan önemli bir atık olup, kullanılan kömürün yanması nedeniyle baca tarafından çekilen gazlarla birlikte yukarıya sürüklenen çok ince parçacıklar olarak tanımlanmaktadır. Dünya'da ortaya çıkan uçucu kül miktarı yılda 600 milyon ton civarındadır. Dünya'da üretilen toplam uçucu külün % 25'den daha azı değerlendirilmektedir. Ülkemizde son yıllarda artan enerji ihtiyacı termik santrallerin yaygınlaşmasını kaçınılmaz hale getirmiştir. Türkiye'de faaliyet gösteren termik santrallerde yaklaşık olarak yılda 13 milyon ton uçucu kül elde edilmektedir. Bu miktarın önümüzdeki yıllarda enerji tüketimine bağlı olarak daha da artacağı düşünülmektedir. Ülkemizde 2020 yılına kadar yılda 50 milyon ton atık külün ortaya çıkması beklenmektedir. Termik santrallerden açığa çıkan atıkların, önemli çevre sorunları yarattığı bilinmektedir. Bu atıkların inşaat sektöründe, özellikle beton ve çimento üretiminde değerlendirilmesi çevresel, teknik ve ekonomik yönden büyük faydalar sağlamaktadır. Ancak ortaya çıkacak uçucu kül hacmi çok büyük olduğundan, ilave kullanım alanlarının uygulamaya geçirilmesi son derece önemlidir.Bu çalışmanın amacı; atık sularda bulunabilecek ağır metal iyonlarının adsorpsiyonu için düşük maliyetli adsorban malzemesi olarak Türkiye'nin farklı bölgelerinden alınan uçucu küllerin, bağlayıcı (bentonit, üleksit ve melas çözeltisi) katkısıyla peletlendikten sonra, atık sulardan ağır metallerin adsorplanmasında kullanılabilirliğinin incelenmesidir. Öncelikle, farklı bölgelerden alınmış olan uçucu küllerin (Orhaneli, Çatalağzı) karakterizasyon çalışmaları için, X-Işını Difraktometresi (XRD), X-Işınları Fluoresans Spektrometresi (XRF), Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrometresi (FT-IR), morfolojik açıdan hammadelerin incelenmesi için, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), ve yüzey alanı analizi için Brauner-Emmett-Teller (BET) analizleri, elek analizi, serbest CaO (%) tayini, nem tayini (%) ve kızdırma kaybı tayini (%) uygulanmıştır. Daha sonra, uçucu küller farklı oranlarda bağlayıcılar olarak bentonit (% 0-10, uçucu kül miktarı üzerinden, ağ/ağ), üleksit (% 0-10, uçucu kül miktarı üzerinden, ağ/ağ) ve melas çözeltisi (0-0.75 ml; Melas : Saf su = 1 : 1) ilave edilerek peletlenmiştir. Daha sonra bu peletler çinko (Zn) ve kurşun (Pb) ağır metallerinin adsorpsiyon deneylerinde kullanılmış ve deney boyunca 30-150 dakika aralığında atık sulardan alınan numunelerin elementel analizleri gerçekleştirilmiştir.Uçucu kül türü, bentonit miktarı, üleksit miktarı, melas miktarı, süre, pelet tipi (küresel, silindirik), ağır metal türü, pH ve konsantrasyon gibi deney parametrelerinin adsorpsiyon verimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Küresel peletlerin çinko ve kurşunu adsorplamada yetersiz kaldıkları görülmüştür. Silindirik peletler kullanıldığı durumda, Zn adsorpsiyon verimi için optimum nokta, Orhaneli uçucu külünden yapılan peletler için; Orhaneli uçucu külü (10 gr), bentonit (% 0, uçucu kül miktarı üzerinden, ağ/ağ) ve melas (0.25 ml); Çatalağzı uçucu külünden yapılan peletler için; Çatalağzı uçucu külü (10 gr), bentonit (% 1, uçucu kül miktarı üzerinden, ağ/ağ) , melas (0.50 ml) dır. Pb adsorpsiyon verimi için optimum nokta, Orhaneli uçucu külünden yapılan peletler için; Orhaneli uçucu külü (10 gr), bentonit (% 1, uçucu kül miktarı üzerinden, ağ/ağ) ve melas (0.50 ml), Çatalağzı uçucu külünden yapılan peletler için; Çatalağzı uçucu külü (10 gr), bentonit (% 1, uçucu kül miktarı üzerinden, ağ/ağ), melas (0.25 ml) dır. Sonuç olarak, termik santral atığı olan uçucu küllerin, şeker sanayi atığı olan melas ve diğer bağlayıcılarla farklı yöntemlerle peletlenerek, ağır metallerin atık sudan adsorpsiyonunda adsorban malzeme olarak kullanılabileceği ve atıkların bu sayede değerlendirilebileceği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Uçucu kül, ağır metal, bağlayıcı, peletleme, adsorpsiyon
Uçucu küllerin agrega olarak beton üretiminde kullanılması
Uçucu kül kömüre dayalı termik santrallerden atık malzeme olarak elde edilmekte ve Türkiye'de yılda 15 milyon ton uçucu kül üretilmektedir. Ancak bu uçucu küllerin kullanım oranı çok düşük seviyelerdedir. Uçucu küllerin fiziksel, kimyasal ve mineralojik özellikleri incelendiğinde, bunların inşaat sektöründe rahatlıkla kullanılabileceği ve dolayısıyla bir yandan malzeme ve enerji üretiminde ekonomi sağlanırken diğer taraftan çevre kirliliğinin önlenmesi ile ekolojik dengenin korunmasının da mümkün olacağı görülmektedir. Bu çalışmada, farklı özellikli uçucu küllerden bentonit katkılı peletlerin üretilmesi, bu peletlerin hafif beton üretiminde agrega olarak kullanılması, betonun mekanik özelliklerindeki etkilerinin değerlendirilmesi ve Türkiye'deki uçucu kül kullanım alanlarını genişletme çabalarına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Deneysel çalışmalarda kullanılan endüstriyel katı atık olan uçucu kül; Çayırhan, Orhaneli Seyitömer, Çatalağzı, Tunçbilek ve İskenderun Sugözü termik santrallerinden getirilmiştir. Deneysel çalışmaların ilk aşamasında uçucu kül numunelerinin kimyasal ve fiziksel özellikleri tespit edilmiş ve bentonit katılması ile pelet numuneler üretilmiştir. Üretilen peletlerin yaş basma, kuru basma, yaş düşme sayısı, pişmiş pelet basma dayanımı, nem ve boyut analizleri yapılmıştır. Deneysel çalışmaların ikinci aşamasında ise uçucu kül agregaların birim ağırlığı, özgül ağırlığı, elek analizi, su emme oranı ve magnezyum sülfatta don kaybı tespit edilmiştir. Son olarak uçucu kül agregasından elde edilen hafif betonun birim ağırlığı, su emme oranı, basınç dayanımı ve yarmada çekme dayanımı özellikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uçucu kül, Peletleme işlemi, Uçucu kül agregası, Hafif beton ve Dayanım
Afşin-Elbistan Termik Santral uçucu küllerinden liç yöntemiyle metal oksitlerin kazanımı
Bu çalışmada; Afşin-Elbistan Termik Santralı uçucu külünün fiziksel, kimyasal ve mineralojik özelliklerinin belirlenmesi ve içerdiği Al, Fe ve Ti gibi değerli metallerin liç yöntemi ile kazanımı araştırılmıştır. Uçucu kül numunesi başlıca CaO ve Si02 ile %7.54 A1203, %4.02 Fe203 ve %1.02 Ti02 den meydana gelmektedir. Kristal fazlar ise kuvars, kireç, anhidrit, kahverengi millerit ve anhidrit+melilit tir. Değerli metalleri kazanmak amacıyla yapılan doğrudan asit liçi deneylerinde en iyi sonuçlar ; 300 g/İt asit konsantrasyonu, 90°C sıcaklık, 1500 D/d karıştırma hızı, % 5 lik bir pülp yoğunluğu ve Al ve Ti için 6, Fe için ise 8 saatlik bir çözündürme süresinde elde edilmiştir. Bu koşullarda % 97 Al, % 95 Fe ve % 98 Ti kazanma verimine ulaşılmıştır.
Termik santral uçucu kül tiplerinin atık sulardaki fenolün adsorpsiyon yöntemi ile giderim etkinliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, 2003-2005 yılları arasında Adana Şehir Kanalizasyon şebekesine bağlı Fevzi Çakmak Öğrenci yurduna ait çeşitli aralıklarla 2 saatlik kompozit numuneler şeklinde alınmış evsel atıksudaki fenolün, Afşin Elbistan, Seyitömer ve Soma uçucu külleri ile yapılan adsorpsiyon işlemi ile giderilmesi başlangıç pH, çalkalama süresi ve adsorban dozuna göre incelenmiş ve uçucu külün etkinliği ticarette adsorban olarak kullanım alanına sahip toz aktif karbon ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca elde edilen datalar, Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon izotermlerine göre değerlendirilmiştir. Deneysel bulgular fenol adsorpsiyonunda optimum pH ın Afşin-Elbistan, Seyitömer uçucu külleri ve toz aktif karbon için 5, Soma uçucu külü için 6 olduğunu göstermiştir. Bu optimum pH değerinde denge koşullarına 6 saatte ulaşılmıştır. Uçucu küller (Afşin-Elbistan, Seyitömer, Soma) ve toz aktif karbon için denge koşullarında sırasıyla %65, % 80, %55, %85 fenol giderimi sağlanmıştır. Deneysel verilerin adsorpsiyon izotermlerine göre değerlendirilmesi sonucunda her dört adsorbanında Langmuir izotermine daha iyi uyduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adsorpsiyon, Uçucu Kül, Aktif Karbon, Atıksu, Fenol,
Afşin/Elbistan Termik Santrali uçucu küllerinden çöktürülmüş kalsiyum karbonat (CaCO3) kazanım koşullarının araştırılması
Bu çalışmada, Afşin ? Elbistan termik santrali uçucu küllerinin seyreltilmiş hidroklorik asid (HCl) çözeltisi ile özütlenmesi ile elde edilen çözeltiden katı kalsiyum karbonatın (CaCO3) kazanım koşulları araştırılmıştır. Deneysel çalışma esnasında çözelti içindeki Ca+2 iyonlarının çöktürülmüş kalsiyum karbonata dönüşmesi sırasında sürenin, gaz (CO2) basıncının ve çözelti sıcaklığının etkisi incelenmiştir. Çökelme periyodu 1 ? 6 dakika arasında değişmektedir. Deneyler 150 ? 350 KPa aralığında enjekte edilen CO2 gaz basıncında gerçekleştirilmiştir. Reaksiyon sıcaklığının etkileri 25 ? 85 °C arasında değiştirilerek incelenmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda elde edilen ürünün analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak %97,43 CaCO3 içeren bir ürün %93,52 verimle, 70 °C'de ve 200 KPa basınçta 4 dk sürede elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uçucu Kül, Karbonatlaşma, Kalsiyum Karbonat, Çöktürülmüş Kalsiyum Karbonat
Atık pet şişe kırıklarının hafif beton agregası olarak kullanılabilirliği
Bu çalışmada, atık Polieitilen Tereftalat (PET) şişe kırıklarının hafif harç üretiminde agrega olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Deneyler, sadece PET agregaların kullanıldığı ve PET ve kum agreganının birlikte kullanıldığı iki grup harç numuneler üzerinde yürütülmüştür. Ayrıca, yüksek fırın cürufu ve uçucu kül de, çimentoyla ağırlıkça %50 oranında yer değiştirilerek kullanılmıştır. Karışımlarda kullanılan PET-bağlayıcı (P/B) oranları 0.50 ve 0.60; su-bağlayıcı (S/B) oranları ise 0.45 ve 0.50'dir. Karışımların hazırlanmasında 1-2 mm ve karışık (0-4 mm) olmak üzere iki farklı PET boyutu kullanılmıştır. Yürütülen deneyler sonucunda, hem kumlu hem de kumsuz karışımlarda, çimentolu ve cüruflu numunelerin taşıyıcı hafif beton sınıfına girdiği görülmüştür. P/B oranının 0.50'den 0.60'a çıkması; numunelerin basınç dayanımlarını düşürmemiş, eğilme dayanımlarını ise bir miktar düşürmüş, rötreyi azaltmıştır. Cüruflu numuneler, uçucu küllü olanlara göre daha yüksek basınç ve eğilme dayanımları göstermiştir. S/B oranının 0.50'den 0.45'e düşmesi, harçların dayanım, rötre ve karbonatlaşma gibi özelliklerini olumlu yönde etkilemiştir. Deney sonuçları, atık PET şişe kırıklarının depreme dayanıklı yapı üretimi için taşıyıcı hafif beton yapımında agrega olarak kullanılabilme potansiyelinin olduğunu göstermiştir. Ayrıca, atık PET şişe kırıkları ile yüksek fırın cürufu ve uçucu kül gibi endüstriyel atıkların beton üretiminde kullanılmasının; doğal kaynak kullanımının azaltılması, atıkların güvenli bir şekilde yok edilmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi ve enerji tasarrufu açılarından avantaj sağlayacağı düşünülmektedir.
Uçucu kül, silis dumanı ve yüksek fırın cürufunun beton ve çimento katkısı olarak kullanımı üzerine bir kaynak taraması
Bu çalışmada doğal puzolanlar, uçucu kül, silis dumanı ve yüksek fırın cürufu gibi malzemelerin ne anlama geldiği, nerelerden elde edilebileceği ve yapı sektöründe nasıl daha faydalı şekilde değerlendirilebileceği araştırılmıştır. Ayrıca, bu malzemelerin beton ve çimento katkısı olarak kullanımının beton özellikleri üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri, hangi oranlarda ikame edildiklerinde ne gibi sonuçlar elde edildiği daha önce yapılan çalışmalardan incelenmiştir. Kaynak araması sonucunda elde edilen veriler değerlendirilerek yukarıda adı geçen malzemeler üzerinde özelliklerin araştırılmasının devam edilmesi gerektiği hakkında yorumlar yapılmıştır.
Uçucu kül kullanılarak hazırlanan beton karışımların basınç dayanımının incelenmesi
Uçucu kül, doğru kullanıldığında ve betonun bileşen malzemesi olarak kullanıldığında değerli ve kullanışlı bir ürüne dönüşebilir. Uçucu kül, puzolanik özelliklerinden dolayı beton yapılarda kullanıldığında betona önemli faydalar sağlar.Bu çalışmanın amacı, uçucu külün kimyasal bileşiminin betonun basınç dayanımı üzerindeki etkisini incelemektir. Uçucu kül ile kısmi çimento ikamesi kullanılan 12 beton numunesinin basınç dayanımı testlerinden elde edilen sonuçlar verilmiştir. Bu modeller, uçucu külün görünen bileşiminin bir fonksiyonu olarak betonun basınç dayanımını tahmin etmek için 6 numunesi saf betondan oluşan bir referans modelle karşılaştırıldı. bu çalışmada aynı oranlarda çimento, kum ve su kullanılarak beton numuneleri oluşturulmuştur. Uçucu kül içeren beton numuneleri, 1m3 betona farklı oranlarda %10, %20 uçucu kül eklenerek oluşturulmuştur, Uçucu kül içermeyen beton numunesi ile uçucu kül içeren beton numunelerine 3, 7 gün ve 28 gün kürleme işlemi uygulandı. Deney sonuçlarına göre, uçucu kül miktarının artışı ile birlikte beton numunelerinin basınç dayanımı artmış.
Uçucu kül içeren alüminyum matrisli kompozit üretimi, özellikleri ve mikroyapı karakterizasyonu
ÖZET Son yıllarda, partikül takviyeli metal matrisli kompozitlere (MMK), özelliklede alüminyum alaşım matrisli olanlara ilgi gösterilmiştir. Bu ilginin sebebi, kaçınılmaz olarak oluşan darbe dayanımı ve kırılma tokluğunun azalmasına rağmen, seramik partiküllerin alüminyum alaşımlara katılmasıyla, elastisite modülünde (rij itlik), akma dayanımında, çekme dayanımında, aşınma dayanımında ve sertliğinde, hacimsel takviye oranlarına (Vf) bağlı olarak belirgin artışların sağlanmasıdır. Ayrıca ısıl iletkenlik ve ısıl genleşme değerleri de uygun olabilmektedir. Ancak çok iyi mekanik ve fiziksel özelliklere sahip kompozit malzeme üretimi, uygulanan üretim yöntemine ve kullanılan takviye (pekiştirici) malzemesine bağlı olarak yüksek maliyet ve üretim teknolojisi gerektirir. Kompozit üretimindeki sınırlayıcı bu faktörlerin elimine edilmesi amacı ile daha ucuz takviye elemanlarının ve üretim yöntemlerinin uygulanması ihtiyacı doğmuştur. Bu çalışmamızda, kompozit malzeme üretim maliyetlerinin düşürülebilmesi ve termik santrallerin atık malzemesi olan düşük maliyetli uçucu küllerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ETİAL 171 (A360) ve ETİAL 120 (443) matris malzemesi olarak seçilen alüminyum alaşımlarına %5, %10, %15 ve %20 hacim oranlarda Tunçbilek ve Yatağan termik santrallerinden sağlanan uçucu kül ilavesiyle AMK malzemelerin üretimi gerçekleştirilmiştir. AMK malzemelerin üretiminde karıştırma (stir-mix) yöntemi uygulanmıştır. Deneyler 750, 850, 950 °C ergime sıcaklıklarında ve 400, 560,750 d/dak. karıştırma devir sayılarında, özel olarak tasarımı yapılan seramik kaplı karıştırıcı (mikser) kullanılarak yapılmıştır. Karıştırma ve döküm sıcaklığı, karıştırma hızı, mikser geometrisi gibi parametrelerin çok sınırlı bir aralıkta değişebilmesi, karıştırma safhasındaki oksidasyon meyli ve homojen partikül dağılımındaki güçlükler, üretimin sınırlayıcı etkenleri olarak sayılabilir. Ancak bu kısıtlayıcı engellerin giderilmesi ile ilgili öneriler, tezin bilgi akışı içinde sunulmuştur. Uygulanan üretim yöntemi ile alüminyum alaşım matrise, uçucu kül takviyesinin maksimum %20 (hacimsel) ile sınırlı olduğu gözlenmiştir. Bu oranın üzerindeki uçucu kül takviyelerinde, ıslatma kabiliyetinin hızla düştüğü ve akıcılığın kaybolduğu görülmüştür. Üretimi tamamlanan kompozit numunelerin mekanik ve fiziksel özelliklerinin tespiti amacı ile çekme, eğme, elastik modül, darbe, yoğunluk, sertlik, aşınma, testleri ile optik ve elektron mikroskobik mikro yapı ve kırılma yüzey incelemeleri yapılmıştır. Deney sonuçlarında optimum değerler, 850 °C karıştırma sıcaklığında, 560 d/dak karıştırma devir sayısı koşullarında elde edilmiştir. Yapılan testler sonucunda hacimsel %15 takviye oranlarına kadar aşınma, çekme, eğme dayanımı, elastiklik modülü değerlerinde artış, kopma uzaması ve darbe dayanımında, hacimsel takviye oranlarının artması ile azalma görülmüştür. Böyle bir uygulama ile, özellikle büyük miktarlardaki ticari amaçlı kompozit üretiminde, uçucu kül takviyesi (dolgusu) ile alüminyum alaşım sarfiyatında, hacimsel takviye oranlarına bağlı olarak tasarruf sağlanabilecek ve atık bir malzeme olan uçucu küller, ucuz bir takviye elemanı olarak değerlendirilebilecektir. X
Uçucu küllerin liç karakteristiklerinin ve çevreye etkilerinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, ülkemizdeki termik santrallerden açığa çıkan uçucu küllerin liç karakteristikleri incelenmiş ve elde edilen veriler kullanılarak uçucu küller nedeniyle Termik Santrallerin yakın çevresinde oluşabilecek çevresel etkilerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.Pilot bölge olarak seçilen Afşin Elbistan-A Termik Santrali merkez nokta alınarak, yakın ve uzak çevresinden çeşitli örnekler toplanmıştır. Termik santralin çevresinden 4 yönde 12 farklı noktadan toprak örnekleri ve çeşitli derinliklerde 6 farklı noktadan yeraltı suyu örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde 8 faklı ağır metal (Pb, Cd, Cr, Cu, Ni, Zn, Co ve Mn) analiz edilmiştir. Alınan toprak örneklerinin analiz sonuçları, krom ve nikel miktarları açısından Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği sınır değerlerinin aşıldığını göstermiştir. Su örneklerinde ise hiçbir sınır değer aşılmamıştır.Afşin Elbistan-A Termik Santrali dışında; Su gözü, Yatağan, Soma, Seyitömer, Tunçbilek, Çatalağzı ve Çan Termik Santrallerinden alınan uçucu kül örneklerinin liç karakteristikleri belirlenmiştir. Uçucu kül örneklerinde, sıvı katı oranı 10 l/kg olacak şekilde 5 gün üst üste seri liç işlemi gerçekleştirilmiş ve elde edilen liç çözeltileri Atomik Absorbsiyon Spektrometresi'nde ağır metaller yönünden analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre tüm kül örnekleri Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği'ne göre tehlikesiz atık sınıfındadır. Ancak, analiz sonuçlarının gözlenen 8 ağır metalin hepsinin çözeltiye geçtiğini göstermesi, depolama sahaları yakın çevresindeki topraklarda ve yeraltı sularında kirlilik birikimi riskinin yüksek olduğunu göstermektedir.