Futures markets
88 theses under this subject heading
Vadeli işlemler piyasası araçlarına yatırım kararı oluşturmada çapraz kesit ve zaman serisi momentum stratejilerinin kullanılması: Borsa İstanbul uygulaması
Finans alanında momentum oldukça önem gösterilen bir konu haline gelmiştir. Klasik olarak momentum çapraz kesit üzerinden oluşturulan bir stratejiyi belirtmektedir. Çapraz kesit stratejilerinin yanında son dönemde zaman serisi stratejileri ortaya çıkmıştır. Vadeli işlemler piyasası sözleşmeleri momentum stratejilerinde uygun araçlar olabilmektedir. Türkiye açısından momentum stratejileri hisse senedi piyasası bağlamında az sayıda çalışma tarafından incelenmiş ve anlamlı bulgular elde edilememiştir. Bu farklılığın vadeli işlemler piyasasında yeni geliştirilen stratejiler ışığında ele alınması literatüre önemli katkılarda bulunabilecektir. Çalışmada stratejilerin karlı bir şekilde uygulanabilirliğinin sınanması amacıyla pozitif anormal getirilerin varlığının testi gerçekleştirilmiştir. Olağan en küçük kareler, Bootstrap ve MM tahmini yöntemleri kullanılarak regresyon denklemleri üzerinden varlık fiyatlamada Dört Faktörlü Model'de yer alan alfa katsayılarının anlamlılığı analiz edilmiştir. Analiz bulgularında sadece bazı gözlem ve yatırım dönemleri için momentum stratejileri pozitif ve anlamlı bulunmuştur. Pasif stratejinin ise tüm tahmin yöntemlerinde bütün bazda strateji üzerinden ve BİST 30 sözleşmesi için anlamlı getiri sağladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları momentumun etkin piyasalara karşı bir anomali olarak adlandırılması bulgularını güçlü bir şekilde destekler nitelikte değildir. Araştırma, pasif stratejilerin anlamlı olarak geçerliliğini öne sürmüştür. Türkiye açısından literatürle uyumlu bulgular elde edilmiştir. Yatırımcıların, momentum stratejilerinde Türkiye vadeli işlemler piyasası varlıklarını dahil ederken temkinli olmaları gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Momentum Stratejileri, Vadeli İşlemler Piyasası, Anormal Getiriler, Dört Faktörlü Model
Türkiye'de türev piyasaları çerçevesinde vadeli işlemler ve varant piyasaları: Malatya örneği
Türkiye'de ve dünyada türev piyasaları çerçevesinde vadeli işlemlere ilk olarak tarımsal ürünler konu olmuştur. İlk organize vadeli işlem piyasası 1848 yılında, o dönemde bir ticaret merkezi olan CBOT (Chicago Board of Trade) bünyesinde kurulmuştur. Finansal vadeli işlem sözleşmeleri ise 1972 yılında Bretton Woods sisteminin terkedilmesi sonucu faiz oranları ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların yatırımcılar açısından risk oluşturmaya başlamasıyla birlikte faiz ve kur riskine karşı korunma sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Yatırımcıların bu ihtiyacını karşılamak amacıyla 1972 yılında ABD'de CBOT tarafından yedi yabancı para birimi için düzenlenen vadeli işlem sözleşmelerinin işlem göreceği piyasa olan IMM -Uluslararası Para Piyasası kurulmuştur. Daha sonra vadeli işlem piyasalarında işlem gören türev araçlar hızlı bir gelişme süreci içerisine girmiştir. Forward, futures, opsiyonlar, swap işlemleri ve menkul kıymet borsalarında işlem gören warrantlar sisteme eklenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde finansal piyasalar, ikinci bölümde vadeli işlem piyasaları çerçevesinde türev araçlar ve varrantlar tanıtılmıştır. Üçüncü ve son bölümde Malatya ilinde varantlara ilişkin bir anket uygulaması yapılmış, Malatya ilinde bulunan yatırımcıların varantlara bakış açısı incelenmiştir.Anahtar SözcüklerTürev Araçlar, Vadeli İşlemler, Futures, Forward, Swap, Opsiyon, varant, Warrant.
Vadeli döviz piyasası ve Türkiye'de spot ve vadeli döviz kurları üzerine bir uygulama
1970'li yılların başlarında sabit kur sisteminin, yerini serbest dalgalı kura bırakmasıyla başlayan süreç beraberinde yeni riskleri de getirmiştir. Kur sisteminin getirisi olarak ortaya çıkan kur riski, kişi ve kurumların büyük ekonomik kayıplara uğramasına sebep olabilmektedir. Söz konusu riskten korunmak amacıyla kullanılan döviz üzerine vadeli işlem sözleşmeleri, serbest dalgalı kurun ileri bir tarih için sabitlenmesi yoluyla riskin yönetilebilmesine imkân sağlamaktadır.Bu çalışmanın 1. Bölümünde vadeli işlem piyasası hakkında temel bilgiler, endeks, faiz, menkul kıymet, mal (emtia) ve döviz üzerine vadeli işlem piyasaları, risk, risk türleri ve risk türleri karşısında kullanılan vadeli işlem sözleşmeleri açıklanmış, 2. Bölümde bunlar arasından döviz üzerine vadeli işlem piyasaları ayrıntılı olarak incelenmiştir. 3. Bölümde döviz vadeli işlem sözleşmelerinin ülkemizde işlem gördüğü borsa olan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası (VOB) tanıtılmış, yapısı ve istatistiki verilerle gelişimi incelenmiştir. Çalışmanın bu son bölümünde Türkiye'de 04.02.2005-20.05.2008 dönemi için spot ve vadeli ABD dolar kurları arasındaki ilişkiler, söz konusu serilerin getiri ve volatilite (oynaklık) serileri oluşturularak, Granger Nedensellik Testi yardımıyla araştırılmış ve Geliştirilmiş Dickey-Fuller, Phillips-Perron Birim Kök testleri ve tanısal testler ile serilerin özelliklerine bakılmıştır. Araştırma sonucunda spot döviz piyasasının vadeli döviz piyasasından genellikle daha çok etkilendiği, vadeli piyasadaki getiri ve volatilitenin daha yüksek olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Döviz Vadeli İşlem Sözleşmesi, Vadeli Döviz Piyasası, Risk Türleri ve Riskten Korunma, Spot ve Vadeli Döviz Kurları, Vadeli Opsiyon Borsası (VOB), Nedensellik, Türkiye
Türkiye vadeli işlem ve opsiyon borsası türev araçları risk yönetimi: Vadeli işlem piyasası risk yönetimi uygulaması
Firmaların, küreselleşmeyle birlikte finansal riskler veya finansal olmayan risklerle karşı karşıya kaldıkları bilinir. Finansal olmayan riskler, işin bütününe ve organizasyonel yapısına hakim olan firma yöneticileri tarafından ortadan kaldırılabilen değişikliklerdir. Finansal riskler ise firmaların tamamen dışında gelişen döviz kuru, piyasa, kredi, faiz oranı ve likidite riski gibi değişikliklerdir. Firmalar, gelecekte maruz kalabilecekleri finansal risklerden vadeli piyasalarda portföy çeşitlendirme, korunma (hedging) ve arbitraj amaçlı işlem yaparak korunurlar.Bu tezin amacı, vadeli işlem piyasaları hakkında bilgi vermek ve spot piyasalarda gelecekte ortaya çıkabilecek fiyat değişimlerine karşı firmaların karşılaştıkları riskleri, temel amacı risklerin transferini gerçekleştirmek olan, vadeli işlem piyasalarında işlem gören türev araçlarının kullanılarak yönetebileceğini açıklamaktır. Vadeli piyasaların organizasyon yapılarının önemini vurgulamak için 2005 yılında Türkiye'de faaliyet göstermeye başlayan, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası hakkında bilgilere yer verilmiştir.Tezin son aşamasında vadeli piyasalarda işlem gören araçların özellikleri dikkate alınarak hazırlanan anket çalışması 40 firmaya sıralama ölçeği yardımıyla uygulanmıştır. Firmaların gelecekte karşılaşabilecekleri risklere karşı nasıl korunma sağladığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Firmaların risk yönetiminde başarılı olabilmeleri için vadeli piyasalarda işlem yapmaları önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: VOB, VİS, Hedge, Türev Araç, Risk yönetimi, Türev piyasaları, Forward, Swap, Opsiyon, Future, Gelecek sözleşmeleri
Türk bankacılık sektöründe türev araç kullanımı
Hayatın her alanında karşımıza çıkan risk, finans piyasalarında özellikle bankacılıkta büyük önem taşımaktadır. Küreselleşme ile birlikte başlayan uluslararası sermaye hareketleri, ülkemizdeki bankacılık sektörünü de içine almıştır. Bankalarda varlık yönetimiyle ilgili risklerin önem dereceleri değişmiş ve yenileri eklenmiştir. Bütün bu gelişmeler "risk" kavramının iyi anlaşılması gerekliliğini doğurmuş ve risk ölçme ve riskten kaçınma yöntemlerine olan ihtiyacı arttırmıştır. Risklere karşı önlem olarak, yeni piyasa araçları türetilmiştir. Bu yeni finansal araçlar arasında en önemlileri türev piyasaları kavramı olup bu kavram forward, futures, opsiyon ve swap sözleşmelerini içermektedir. Tezgah üstü (OTC) piyasalar ve borsalarda işlem gören bu ürünler esas olarak fiyat dalgalanmalarının açığa çıkardığı riskleri ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, dünyada 1980'lerden itibaren ortaya çıkan risk yönetimi anlayışı sonucu ilgi görmeye başlayan türev araç piyasalarının önemi, tarihi gelişimi işleyiş esasları ve Türkiye'de türev piyasalara ilişkin gelişmelere ayrılmış mevcut durum ve sorunlar incelenmiştir. Son yıllarda ülkemizde bu ürünlerin işlem hacminde ciddi artışlar ortaya çıkmıştır. Buna rağmen türev ürünlerin kullanımı Türkiye'de yeterince gelişmemiştir. Çalışmada izlenilen yöntem, türev ürünler ve türev piyasalara ilişkin veri taramasıdır. 2005-2013 dönemi incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'de faiz oranına kıyasla döviz kuru riskine karşı daha fazla risk algılamasının olduğuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türev Piyasalar, Vadeli Piyasalar, Opsiyonlar, Swap, Risk Yönetimi
Türkiye elektrik spot ve vadeli işlem piyasaları arasındaki nedensellik ilişkisinin analizi
Elektrik enerjisi gelişen teknoloji ile birlikte hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Elektriğe duyulan ihtiyaç giderek artarken, bu ihtiyacın karşılanabilmesi için sektörün büyümesi de kaçınılmaz olmaktadır. Yatırımların sektöre çekilebilmesi için güven veren, sağlıklı işleyen bir piyasa yapısı ayrıca önem arz etmektedir. Bu nedenle piyasanın gelişimi adına dünyada ve Türkiye'de pek çok adım atılmakta, köklü değişimler yaşanmaktadır. Türkiye'de Elektrik Piyasası Kanunu ile başlayan ve elektrik piyasasının şeffaf, güvenilir, rekabete dayalı ve diğer ülkelerin elektrik piyasaları ile entegre bir elektrik piyasasının oluşturulması hedeflenen süreçte her ne kadar ilerleme kaydedilse de henüz istenilen noktaya ulaşılamamıştır. Bu nedenle Türkiye'deki elektrik spot ve vadeli işlem piyasalarının gerçek fiyatları tam anlamıyla yansıtamadığı düşünülmektedir. Piyasanın daha serbest ve daha güvenilir olabilmesi adına Türkiye Enerji Borsası kurulmasına ve ilk etapta bu borsada elektrik ticaretinin yapılmasına karar verilmiştir. Türkiye Enerji Borsası'nın faaliyete başlamasından sonra piyasalara güven duyulması, her iki piyasanın derinliğinin artması ve böylece daha gerçekçi fiyat oluşması beklenmektedir. Çalışmada, öncelikle elektrik piyasa yapısının nasıl işlediği, piyasada ne gibi değişimler yaşandığı araştırılmış, daha sonra önemli elektrik piyasa yapılanmalarından, Türkiye'deki mevcut piyasalardan ve bu piyasalardaki fiyat oluşumlarından söz edilmiştir. Bu kapsamda, Türkiye'deki elektrik spot ve vadeli işlem piyasaları arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedensellik testi ile incelenmiştir. TEİAŞ PMUM'da belirlenen Kısıtsız Piyasa Takas Fiyatı'nın günlük ortalaması spot veri olarak, Borsa İstanbul'da işlem gören en yakın vadeli Baz Yük Elektrik Vadeli İşlem Sözleşmesi'nin uzlaşma fiyatı da vadeli fiyat olarak kullanılmıştır. Zaman serisi verilerinin analiz için uygunluğu Augmented Dickey Fuller birim kök testi ile test edildikten sonra yapılan Granger nedensellik testi ile çift yönlü nedensellik ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Bu sonuca göre her iki piyasa birbirinden etkilenmektedir. Teoride, vadeli işlem piyasalarında oluşan fiyatların spot fiyatlarla ilgi öncü gösterge olması ve böylece risk yönetimine katkı sağlaması savının, mevcut yapı itibariyle Türkiye Elektrik Piyasası için geçerli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Elektrik Enerjisi, Elektrik Piyasaları, Elektrik Spot ve Vadeli Piyasaları, Granger Nedensellik Testi.
Finansal piyasalarda kalite ölçümü: Nasdaq 100 indeks futures kontrat piyasasındaki kalitenin vektör otoregresyon metodu ile ölçümüne ilişkin bir uygulama
ÖZET Finansal piyasalarda ortaya çıkan teknolojik, yapısal veya işleyişe ilişkin yenilikler, piyasanın fîyatlama etkinliği, kalitesi ve diğer piyasalarda yaratabileceği etki ve yansımaların değerlendirildiği çalışmaların yapılmasına neden olmaktadır. Hatta bu tür gelişmeler, ampirik çalışmaların yapılabilmesine fırsat yaratmaktadır. Bu doktora tezi çalışmasının konusunu, menkul kıymet piyasalarının mikroyapı incelemelerinin bir boyutunu oluşturan piyasa kalitesinin ölçülmesi oluşturmaktadır. Piyasa kalitesinin ölçülmesine ilişkin uygulama ise, Amerika Birleşik Devletlerindeki Nasdaq 100 İndeks futures piyasası üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu piyasanın kalitesinin ölçümü, CUBEs'un piyasaya çıkışının etkisi dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Cubes, borsada işlem gören fonlar (BİF) grubunda yer alan yeni bir tür yatırım aracı olup, Nasdaq 100 İndeksini takip eden hisse senedidir. Piyasa kalitesinin ölçümü, Hasbrouck'un Vektör Otoregresyon (VAR) yaklaşımı aracılığıyla, gün içi işlemden- işleme veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, fiyatlama hatası varyanslan hesaplanmıştır. Fiyatlama hatası, işlem fiyatının etkin fiyattan sapması olarak ifade edilmektedir. Fiyatlama hatasının varyansı ise; gerçekleşen işlem fiyatının, etkin fiyatı ne kadar yakından takip ettiğini ölçmektedir. Dolayısıyla, piyasa kalitesinin doğal bir ölçütü olarak kabul edilmektedir. Çalışmada, VAR analizi Cubes 'dan önceki ve sonraki 200'er günlük dönemler için gerçekleştirilmiştir. Cubes öncesinde 0.20030 olan fiyatlama hatası varyansı, Cubes sonrası dönemde 0.03907'ye gerilemektedir. Bu sonuçlar, indeks futures'un piyasa kalitesinde, Cubes sonrası beklenen piyasa kalitesi artışının gerçekleştiğini göstermektedir.
Türev finansal ürünlerin vergilendirilmesi ve Türkiye örneği
1970'lerden sonra piyasalar hızlı bir değişim süreci içerisine girmiştir. Bu dönemde ulusal ve uluslararası mali piyasalar üzerindeki sınırlamalar azalırken eş za manii olarak ulusal piyasalar ve uluslar arası gelişmelerden daha da fazla etkilenmeye başlamışlardır. Özellikler Bretton Woods sisteminin yıkılışı piyasalardaki dalgalanmaları art tırmış bu gelişme ise finans piyasalarında para ve faiz oram dalgalanmalarım da berabe rinde getirmiştir. Bu gelişme ise piyasa aktörlerini riskten korunma arayışlarına itmiş neticede çalışmamızın konusunu oluşturan türev finansal ürünler çeşitlenerek gelişmeye başlamıştır. Türev finansal ürün mal fiyatlarına, dövize, faize ve borsa endeksine dayalı finansal ürünlerdir. Bu ürünler organize borsalarda işlem görebildikleri gibi bankalarla müşterileri arasında da işlem görebilen ürünlerdir. Forward, futures, opsiyon ve swap işlemleri en çok bilinen türev ürünleridir. Başlangıçta riskten korunma aracı olarak ortaya çıkmışlarsa da zaman içinde kar elde etme ve kar fırsatları yaratma amacma(spekülatif) yönelik olarak da kullanılmaya başlanmışlardır. Ülkemizde ise geçmişleri oldukça yenidir.Daha çok bankalar tarafından kullanılmaktadırlar. Yeni olmaları hukuki boyutları ve vergi hukuku açısından bazı tartışmaları beraberinde getirmektedir. Özellikler bu alanda yasal ve vergisel alanda önemli boşluklar bulunmaktadır. Vergi mevzuatımızda swap, future ve forward sözleşmeleri ile yapılan işlemler arbitraj işlemi kabul edilmekte bu nedenle de vergisel açıdan istisna kapsamına alınmaktadırlar. Bu nedenle de önemli miktarda vergi ziyaı oluşmaktadır.
Türev ürün kullanımının banka riski ve performansına etkisi: Geçiş ülkeleri ile gelişmekte olan ülkeler örneği
Finansal türevler, sermaye piyasasının ve tezgahüstü piyasalarının verimliliğini artıran enstrümanlar olup, riskten korunma, spekülasyon ve arbitraj amacıyla kullanılmaktadır. Bankalar, finansal piyasanın riskine, belirsizliğine karşı korunma sağlamak ve geleneksel banka operasyonlarından elde edilecek gelirden daha fazla gelir elde etmek için finansal türevleri kullanmaktadırlar. Literatürde yapılan çalışmalarda daha çok gelişmiş ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerine etkisinin araştırıldığı ancak geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerinde durulmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda bu tez çalışmasında geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türevleri kullanan ve sürekli faaliyet gösteren bankaların 2011-2018 yıllarına ait yıllık bilanço ve gelir tablosu verileri kullanılarak elde edilen verilerle iki örneklem oluşturulmuştur. Birinci örneklem 8 geçiş ülkesinde sürekli olarak faaliyet gösteren 50 bankadan oluşmaktadır. İkinci örneklem ise, 21 gelişmekte olan ülkede sürekli olarak faaliyet gösteren 181 bankadan oluşmaktadır. Çalışmada, bilanço ve gelir tablosundan elde edilen veriler kullanılarak panel veri regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, geçiş ülkeleri örnekleminde banka riskini temsil eden Z skoru ile türev ürünlerinin kullanımı arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riskini azalttığını tespit edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin örnekleminde ise, bu ilişkinin pozitif olduğu ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riskini arttırdığı sonucuna varılmıştır. Her iki örneklemde banka performansını temsil eden aktifler karlılığı ile türev ürünlerinin kullanımı arasında herhangi bir ilişki bulunmuştur. Geçiş ülkelerinin örnekleminde banka performansını temsil eden riske göre düzeltilmiş kar ile türev ürünlerinin kullanımı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riske göre düzeltilmiş karını arttırdığı bulunmuştur. Gelişmekte olan örneklemde ise herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.
Vadeli işlem piyasaları ve spot piyasalar arasındaki volatilite yayılımı: Gelişmekte olan ülkeler örneği
Bu çalışmanın amacı Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerin (Yunanistan, Hindistan, Güney Afrika, Polonya, Brezilya, Çin, Güney Kore, Malezya, Meksika) vadeli işlem piyasaları ile spot piyasaları arasındaki volatilite yayılımını incelemek üzere çeşitli ekonometrik modeller kurmaktır. Bu bağlamda Türkiye için Borsa İstanbul'da işlem gören spot ve vadeli BİST 30 endeksi ve diğer gelişmekte olan ülkeler için de ülkelerin spot ve vadeli işlem endeksleri 2012-2021 dönemlerine ait günlük veriler kullanılarak vadeli işlem piyasaları ile spot piyasaların getiri volatilitelerini açıklayan uygun modeller her ülke için ayrı ayrı kurulmuş ve bununla birlikte spot ve vadeli işlem piyasalarındaki volatilite ilişkilerin yönü tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada öncelikli olarak spot ve vadeli işlem endeksleri için birim kök testleri yapılmıştır. Bunu takiben zaman serisi analizi olan ARCH LM testine ve sonrasında GARCH ve EGARCH modellerine başvurulmuştur. GARCH modellerinde volatiliteye etki eden şoklar kalıcı bir etki oluşturmamış olup endekste meydana gelebilecek bir şokun endeksi uzun vadede etkilemediği ve kısa vadede ortadan kalktığı, EGARCH modellerinde ise negatif şokların pozitif şoklardan daha fazla etki ettiği görülmüştür. Her ülke için uygun volatilite modelleri seçildikten sonra, ülkelerin vadeli ve spot piyasa getiri volatiliteleri aralarında ilişki nedensellik testi ile yapılmıştır. Analizden elde edilen bulgular incelendiğinde, çalışmada yer alan tüm ülkeler için vadeli ve spot piyasa arasında çift yönlü volatilite ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada Türkiye ve örneklem içinde yer alan gelişmekte olan ülkelerin vadeli işlem piyasaları ile spot piyasalar arasındaki getiri volatilitesi günlük veriler kullanılarak ampirik olarak sınanmıştır. Bu analiz, vadeli piyasalarla ilgili hipotezlerin doğruluğunu test etmek ve ileriye dönük düzenlemelerde yardımcı olmak için yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, vadeli işlem piyasalarının spot piyasalarla arasındaki ilişkiyi anlamak için önemli bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Finansal piyasalarda futures-opsiyon işlemleri ve muhasebeleştirilmesi
Risk yönetimi, firmalar için gelecekte meydana gelmesi beklenen, istenmeyen durumların.ortadan kaldırılması için alınacak önlemleri kapsar. Risk yönetiminde kullanılan ve çalışmamızın da konusunu oluşturan türev ürünler, yatırımcıların farklı türdeki gereksinmelerini karşılamak üzere geliştirilmiştir. Dört bölümden oluşan bu tezde; işletmelere, çeşitli risklerden korunmak için farklı alternatifler sunan türev ürünler ele alınmış, bu ürünlerin muhasebeleştirilmesinde kullanılan standartlar açıklanmış, futures ve opsiyon işlemlerinin muhasebeleştirme işlemleri yapılmıştır. Birinci bölümde finansal piyasalar ve bu piyasalarda karşılaşılan riskler açıklanmıştır. Risk yönetimi ve risk korunma teknikleri incelenmiştir. İkinci bölümde futures, üçüncü bölümde opsiyon piyasalarının özellikleri ve işleyişi hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde ise türev ürünlerin muhasebeleştirilmesinde karşılaşılan sorunlar ve kullanılan standartlar üzerinde durulmuştur. Futures ve opsiyon işlemlerinin muhasebeleştirilme işlemleri yapılmıştır.
Vadeli işlem piyasaları ve tarımsal ürün pazarlarında istikrar oluşturma olanakları
VI ABSTRACT Turkey had been adopted an export substitution policy before 1980. In 1980 Turkey has started a liberalization program. Since agriculture plays an important role in Turkish economy, Turkey is searching for new ways to cope with price fluctuation problem which is a common characteristic of agricultural production all over the world. Parallelling to this development during recent years "futures markets" became a widely discussed matter. And soon research and investigations were initiated in order to establish a cotton futures market in Izmir. Main logic and principles underlying futures markets concept evolved from trading practices in developed countries. Today futures markets are an essential part of risk transfer strategies in developed countries. Different groups of the society can benefit from these markets in these countries. Two primary purposes of the futures markets are price risk transfer and price discovery (CBOT.1990). Futures markets help price stabilization and hence have great contributions to agricultural economy. Therefore investigation of price stabilization possibilities offered by these markets has a great importance for countries such as Turkey. In this study necessary and sufficient conditions for a futures market to be successful were investigated in the context of Turkish economic and agricultural infrastructure. Also, several agricultural commodities were analyzed in order to determine their suitability for futures trading. Taking into consideration production regions and regional commodity trading volume some trade centers were suggested for establishment places for futures market. And finally, some measures were proposed in order to overcome the deficiencies observed.
Kur riski duyarlılığı, kur riski ölçümü ve türev ürün-kur riski ilişkisi: Türk mevduat bankaları üzerine bir uygulama
Türkiye gibi gelişen piyasa ekonomileri 1990-2001 döneminde önemli finansal krizler yaşamışlardır. Bu krizlerde bankaların açık pozisyonları ve kur riski önemli birer değişken olmuştur. Yaşanan bu krizler sonrasında uygulanan yeni politikalar bu ülkelerde bir finansal risk yönetim kültürünün oluşmasını da beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda bu çalışmada öncelikle, 2000'li yılların başı ile yeniden yapılandırılan Türk mevduat bankalarının bu yeni dönemde kur riskine duyarlı olup olmadıkları incelenmiştir. Ardından bankaların taşıdıkları döviz pozisyonları nedeniyle uğrayabilecekleri maksimum kayıp tutarlarının tespitine dönük olarak kur riski ölçümünde kullanılacak en uygun VaR modelinin tespiti ve kur riski yönetimine dönük olarak kullandıkları swap, opsiyon, futures ve forward kontratların bankaların kur riski duyarlılığını azaltıp azaltmadığı incelenmiştir. Çalışma bulguları Türk mevduat bankalarının kur riskine duyarlı olduklarına dair güçlü kanıtlar sunmaktadır. Ayrıca kur riski ölçümünde Euro için student-t dağılımına sahip FIGARCH, Dolar içinse aynı dağılım varsayımı altında GARCH modelinin kullanılmasının daha doğru bir karar olacağı anlaşılmaktadır. Türev ürünlere gelince, bankaların türev ürünleri kullanarak kur riski duyarlılığını azaltmada başarılı oldukları anlaşılmaktadır. Fakat 2007-2008 krizi dikkate alındığında bankaların kriz öncesi döneme göre hem kur riski duyarlılığının arttığı hem de türev ürün kullanımına dayalı olarak kur riski duyarlılığını azaltmada daha az başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yatırımcı duyarlılığının türev piyasa getirilerine olan etkisi: Endeks vadeli işlem sözleşmeleri üzerine bir araştırma
Finansal türev ürünler, piyasaların küreselleşmesi, finansal entegrasyon sürecinin hızlanarak devam etmesi, bilgisayar teknolojisi ve elektronik ticaretteki gelişmeler ile birlikte piyasa risklerinden korunabilmek için, yatırımcılar tarafından her geçen gün biraz daha fazla tercih edilen ürünler haline gelmişlerdir. 1997 yılında temelleri atılan ve Şubat 2005 tarihinde etkin bir şekilde faaliyete geçen Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası; Borsa İstanbul'un çatısı altında 2015 yıl sonu itibarı ile günlük 2 milyar TL ve yıllık 90 milyon adedin üzerinde sözleşme bazında işlem hacmine ulaşarak, önemli bir başarıya sahip olmuştur. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen piyasalar, Fama (1970) tarafından ortaya konulan etkinlikten oldukça uzak görünmektedir. Klasik finans alanının temel hipotezlerinden biri olan Etkin Piyasalar Hipotezi ile açıklanamayan varlık getirileri, davranışsal finansın önemli teorilerinden biri olan yatırımcı duyarlılığı teorisi ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Temel bilgiye değil, söylentiye dayalı işlem yapan yatırımcıların varlığından kaynaklanan yatırımcı duyarlılığı üzerine yapılmış olan uygulamalı çalışmalar, piyasalarda duyarlılığın varlık fiyatlarını etkilediğini, dolayısıyla getirilerin belirli zamanlarda artıp, azalabildiğini ve yatırımcıların bu bilgi ile piyasanın üzerinde getiriler elde edebileceklerini ortaya koymuştur. Bu sebeple Türkiye Vadeli İşlem piyasalarında yatırımcı duyarlılığının etkisini araştırmak, gerek duyarlılığının sistematik olarak piyasayı etkileme gücünün olup olmadığının ortaya konması açısından, gerekse vadeli işlem sözleşmelerinin fiyat hareketlerini aydınlatması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışma, Nisan 2006- Nisan 2016 tarihleri arasında, yatırımcı duyarlılığının, Türkiye Vadeli İşlem Piyasasında işlem gören, endeks vadeli işlem sözleşme getirilerini etkileyip etkilemediğini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada klasik doğrusal regresyon yönteminden yararlanılmış ve analizlerde En Küçük Kareler tahmin yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan değişkenler; vadeli işlem piyasa getirilerini temsilen BIST 30 Endeks Vadeli İşlem Sözleşmelerinin getirileri; yatırımcı duyarlılığını temsilen ise duyarlılık endeksi, spekülasyon oranındaki değişim ve BIST 30 Endeks Vadeli İşlem Sözleşmelerinin getirilerinin oynaklığıdır. Analiz sonuçları incelendiğinde; üç bağımsız değişken de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş; endeks vadeli işlem sözleşme getirilerinin duyarlılık endeksindeki artışla aynı yönde, spekülasyon oranı ve oynaklık ile ise ters yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, duyarlılık endeksi ile spekülasyon oranı ve oynaklığın, piyasalarda gözlenen yatırımcı duyarlılığını farklı şekillerde ölçtüğü, çalışmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli sonuç olmaktadır. Çalışmanın bulgularının, gerek vadeli işlemler piyasasında işlem yapan yatırımcılara, gerekse kanun koyuculara yol göstermesi açısından oldukça önem taşıdığı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Türev piyasalar, vadeli işlem ve opsiyon piyasası, endeks vadeli işlem sözleşmeleri, yatırımcı duyarlılığı, klasik doğrusal regresyon analizi
Türev ürün kullanımının Türk bankacılık sektörü'nün etkinliği ile ilişkisi
Çalışmanın amacı, Türk Bankacılık Sektörü' nün etkinliğinde türev ürün kullanımının rolünü ortaya koymaktır. Bu amaçla 2005-2016 yılları arasında faaliyet gösteren kamu, özel ve yabancı sermayeli bankaların etkinlikleri araştırılmış ve bu etkinlikleri üzerinde türev ürün kullanmalarının etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Türev ürün kullanmanın etkinlik üzerinde bir etkisinin olup olmadığı test edilirken bazı kontrol değişkenleri de modele dahil edilmiştir. Bankaların etkinliği Veri Zarflama Analizi ile; türev ürün kullanımının etkinliğe etkisi ise Tobit regresyon analizi ile test edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, türev ürün kullanımının etkinlik üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı ve negatiftir. Çalışmada kullanılan kontrol değişkenlerinden aktif büyüklüğünün bankaların etkinliği üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi yokken, toplam borçlar ve sermaye yeterlilik rasyosunun etkinlik üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlı çıkmıştır.
Döviz vadeli işlem sözleşmelerinde riskten korunma oranının hesaplanması
Bu çalışmanın amacı, USD/TL dayanak varlığına dayalı olarak yazılan ve BİST VİOP piyasasında yer alan vadeli işlem sözleşmelerinin sağlamış olduğu riskten korunma oranının tahmin edilmesi ve bu tahmini gerçekleştirebilecek en uygun modelin tespiti hedeflenmiştir. Örneklem 06.08.2013-30.03.2018 tarihleri arasını kapsamakta olup, TCMB tarafından açıklanan spot USD/TL kurları ile bağımlı değişken, BİST VİOP piyasasında işlem gören USD/TL vadeli işlem sözleşmelerinin uzlaşma fiyatları bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada, en küçük kareler yöntemi ile normal ve GED dağılımında simetrik ve asimetrik GARCH modellerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonuçları, 100 günlük örneklem dışı dönem için hata terimlerinin varyansının değişken olduğunu öngören GED-GARCH(1,1) modelinin en yüksek performans gösteren model olduğunu, 253 günlük örneklem dışı dönem için ise EKK modeli ile GED-GARCH modelleri uygun olsa da öne çıkan bir model olmadığını göstermiştir. Anahtar kelimeler: Riskten korunma oranı, finansal risk, türev araçlar, USD/TL
Türkiye'de vadeli işlemler piyasasının gelişimi: Dünyadaki gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülke piyasaları ile mukayeseli bir yaklaşım
Özellikle son yıllarda finansal piyasaların küreselleşmesi hacmin muazzam büyümesine ve finansal işlemlerin çeşitlendirilmesine yol açmıştır. Finansal türevler bu büyümenin temel unsurları olarak ön plana çıkmaktadır. Türkiye'de 1980'lerden sonra uygulanan dışa açık ekonomi politikaları yeni finansal araçların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Daha sonra 2005 yılında vadeli işlem ve opsiyon borsası kurularak bu tarihlerden sonra türev araçlar konusunda işlem hacimlerinin giderek arttığı görülmektedir. Bu çalışmada ekonomik gelişmişlik seviyesi ile finansal sistemin genel durumunu bazı makroekonomik göstergeleri kullanarak, türev araçlar olan vadeli işlem ve opsiyon piyasaları üzerinde etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Bu kapsamda gelişmiş ülke olan Almanya, gelişmiş ülke tanımına çok yakın Güney Kore ve gelişmekte olan Türkiye'nin işlem hacimleri gözü önüne alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, bazı makroekonomik değişkenlerin vadeli işlem ve opsiyon piyasalarını güçlü bir şekilde etkilediği görülmüştür.
Türkiye'de vadeli işlem ve opsiyon piyasası'nın etkinliği ve sözleşmelerin karşılaştırmalı fiyat öngörümlemesi
Finansal piyasalarda oluşan belirsizliğin ve riskin giderilmesi amacıyla geliştirilmiş olan türev piyasalarda, piyasaya duyulan güven, piyasa işlevselliğinin en önemli belirleyicisidir. Piyasaların güvenilirliği ise, doğru bilginin piyasaya dahil olan tüm unsurlara aynı anda ulaşmasını takiben alınan doğru kararlar ile yakından ilgilidir. Bu durum ancak piyasaların etkin olarak işlemesi durumunda gerçekleşebilmektedir. Eğer piyasa etkin değilse, piyasadaki mevcut tüm bilgilerin finansal varlıkların fiyatlarına tam ve doğru olarak yansımaması nedeniyle geçmiş dönem fiyat hareketlerinden yararlanarak gelecek döneme ilişkin öngörümleme yapmak mümkün olmaktadır. Etkin olmayan piyasalarda işlem gören finansal varlıkların gelecekte alacakları değerlerin öngörümlenmesi ise karar alma birimlerinin ilgilendiği konuların başında gelmektedir. Çünkü risk yönetimi ve geleceğe dönük fiyat oluşumu gibi iki temel fonksiyonu bulunan türev piyasalarda işlem gören sözleşmelerin gelecekte oluşacak fiyatlarının dolayısıyla oynaklığının öngörümlenmesi hem ülke ekonomisi hem de piyasa yatırımcıları açısından çok önemlidir. Bu çalışmada öncelikle, Türkiye'de faaliyet gösteren Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nın etkinliği; Genişletilmiş (Augmented) Dickey-Fuller (ADF), Phillips-Perron (PP) ve Kwiatkowski-Phillips-Schmidt-Shin (KPSS) doğrusal birim kök testleri ve Kapetanios, Shin ve Snell (KSS) doğrusal olmayan birim kök testi uygulanarak sınanmıştır. Uygulanan tüm birim kök testleri sonucunda serilerin birim kök içermediğine yani rassal yürüyüş sergilemediğine karar verilmiş, böylece piyasanın etkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ardından, zayıf formda etkin olmadığı belirlenen Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda işlem gören TL/Dolar ve Bist-30 sözleşmelerinin gün sonu uzlaşma fiyatının öngörümlenmesinde en yüksek performansı gösteren yöntemin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Borsa İstanbul A.Ş'den temin edilen ve 04.02.2005 – 31.12.2015 tarihleri arasını kapsayan verilere, tek değişkenli zaman serisi yöntemi olan Box-Jenkins (ARMA – Otoregresif Hareketli Ortalama), otoregresif koşullu değişen varyans modelleri (ARCH, GARCH, EGARCH…) ve son olarak finansal verilere ilişkin uygulamaları her geçen gün artan yapay sinir ağları yöntemi uygulanmıştır. Zaman serileri analizi yöntemlerinin ürettiği öngörü sonuçları; farklı mimariler, katman sayıları, katmanlardaki hücre sayıları, aktivasyon fonksiyonları ve öğrenme yöntemleri denenerek elde edilen ve en yüksek performansı gösteren yapay sinir ağı modeli sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen bulgulara göre, TL/Dolar sözleşme serisi için RBF-1-B-L yapay sinir ağı modeli, ARMA(4,4) ve ARCH(1) modeline kıyasla daha yüksek öngörü performansı göstermiştir. Bist-30 sözleşme serisi için ise TDNN-1-B-L yapay sinir ağı modeli, ARMA(4,5) ve ARCH(1) modeline kıyasla daha yüksek öngörü performansı gösteren model olmuştur. Ayrıca çalışmada uygulanan Brock, Dechert ve Scheinkman (BDS) doğrusallık testi ile doğrusal olmayan bir yapı sergilediği tespit edilen sözleşme serilerinin gelecek dönem öngörümleme işleminde, hem doğrusal hem de doğrusal olmayan seriler ile çalışabilme özelliği olan yapay sinir ağları modellerinin güçlü alternatif bir yöntem olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türev ürünlerin kullanımının katılım bankalarının finansal performansına etkisi
Bankacılıkta türev ürünlerin kullanımı, 2019 yılında bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü kadar büyüklüğe ulaşmıştır. Bankaların hem kaynak yapılarının çeşitlendirilmesi hem de yeni gelir getirici kaynaklar oluşturmak adına özellikle finansal türev ürünlerin kullanımlarında işlem hacimleri giderek artmaktadır. Çalışmanın temelini Katılım Bankalarının bankacılık sektörü içerisindeki payının daha artırılabilmesi için türev ürünlerin kullanımının teşvik edilmesi gerekliliği yaklaşımı oluşturmaktadır. Bu çalışmamız türev ürünlerin kullanımının Katılım Bankalarının finansal performanslarına etkisinin incelenmesi üzerine yapılmaktadır. Katılım bankalarının bilançolarının aktif kalemleri içerisinde yer alan türev ürünler dikkate alınarak, Katılım Bankalarının aktif kalitesi, sermaye yeterliliği, kârlılık ve likidite gibi finansal performans ölçütlerine olan etkisi incelenerek gelecek açısından bir perspektif oluşturulmaya çalışılmıştır. Türev ürünlerin kullanımının Katılım Bankaların finansal performansına etkisi sonuç itibariyle değerlendirildiğinde, çalışmada kullanılan CAMELS performans kriterlerinden aktif kalitesi, sermaye yeterliliği, kârlılık ve likidite kriterleri açısından bakıldığında olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Türev ürünlerin kullanımının artması ile katılım bankalarının aktif kalitelerinin ve sermaye yeterliliklerinin yükseldiği görülmektedir. Türev ürünlerin likidite ve kârlılık ölçütlerine olumlu etki etmediği ortaya konulsa da türev ürünlerin kullanımı diğer hazine işlemlerini tetiklediği, özellikle dış ticaret müşterileri kazanımı noktasında pozitif katkı sağladığı görülmektedir.
Finansal araçlardan kaynaklanan risklerin firma değeri üzerine etkisi
Finansal riskler, likidite, karlılık ve nakit akışı üzerinde önemli etkilere neden olmakta; firmalar bundan olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Bu çalışmada finansal araçlardan kaynaklanan risklerin firma değeri üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın uygulamasını Türkiye'de Borsa İstanbul'da işlem gören Taş ve Toprağa Dayalı Sektörde hizmet veren 26 şirket oluşturmaktadır. Uygulamada Piyasa Değeri/Defter Değeri, Finansal kaldıraç, kredi riski, kur riski ve likitide riski değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmanın veri seti 2014-2018 dönemina ait 5 yıllık verilerden oluşmaktadır. Panel veri analizi yöntemi ile uygulama yapılmıştır. Analiz sonucunda, kredi riski, döviz kuru riski, finansal kaldıraç değişkenlerinin firma değeri üzerine etkisi istatiksel olarak anlamsız, likidite riskinin ise istatistiksel olarak anlamlı çıktığı bulgulanmıştır.
Türev ürünlerin TMS/TFRS'ye göre muhasebeleştirilmesi ve TDHP ile karşılaştırılması
Finansal piyasalar, günümüz dünyasında küreselleşmenin de etkisiyle büyüyen ekonomilerde, para ve sermaye hareketlerinin gerçekleşmesi gibi etkin ve önemli bir işleve sahiptir. Fakat bu işlevi yerine getirirken gerek sistematik gerekse sistematik olmayan bazı riskleri de bünyesinde barındırmaktadır. Bundan dolayı da işletmelerin bu risklerden kendilerini koruyabilmeleri için etkin bir risk yönetimi politikasına sahip olmaları gerekmektedir. Spekülatif kar elde etmek amaçlı olarak da kullanılan türev ürünler ise işletmeler tarafından risk yönetimi çerçevesinde riskten korunmak amacıyla da kullanılabilmektedir. Türev ürünlerin muhasebeleştirilmesinde de kullanım amacının öncelikli olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirleme sonucu işletmeler riskten korunma muhasebesi veya spekülasyon muhasebesi uygulamalarına göre muhasebeleştirme işlemlerini gerçekleştirecektir. Burada ise işletmelerin muhasebeleştirme işlemlerinin TMS/TFRS' ye göre yapılması ile TDHP' ye göre yapılması arasında bazı farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmanın amacı; genel olarak finansal piyasaları ve bu piyasaların bir parçası olan türev piyasaları tanıtarak, türev ürünlerle ilgili muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde temel türev ürünler olan forward, futures, opsiyon ve swap sözleşmelerin TMS/TFRS' ye göre muhasebe kayıtlarını yapıp bu kayıtların TDHP' ye göre muhasebe kayıtlarındaki farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda genel olarak ilk kayda alma, değerleme ve sözleşmenin vade tarihi geldiğinde kapatma işlemlerindeki farklılıklar ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada finansal araçların değerleme ve muhasebeleştirilmesine iliş¬kin; Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayınlanan TMS 32, TMS 39, TFRS 7 ve TFRS 9 ile Tek Düzen Hesap Planı (TDHP) ilkelerinden yararlanılmıştır.
Türev ürünlerden swap, forward, futures, opsiyon işlemleri ve Türkiye'de vergilendirilmelerinin analizi ve değerlendirilmesi
Türev ürün olarak adlandırılan swap, forward, futures ve opsiyon sözleşmeleri ilk olarak tarım ürünleri için fiyat dalgalanmalarından korunmak amacıyla düzenlenmiştir. 1972 yılına gelindiğinde Bretton Woods sisteminin sona ermesiyle, faiz oranlarında ve döviz kurlarında meydana gelen dalgalanmalar ve piyasalarda karşılaşılması muhtemel risklerden korunmaya yönelik olarak bu ürünler ön plana çıkmıştır.Ülkemiz açısından baktığımızda, 24 Ocak kararları ile birlikte ekonomik alanda serbestleşme başlamış, para ve sermaye piyasası alanlarında da önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak türev ürün kullanımları da artış göstermiştir. İzmir Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası ise 2005 yılında faaliyete geçmiş olup, her geçen gün artan işlem hacmiyle büyümeye devam etmektedir. Finansal yeniliklerin kullanılmaya başlanması, yürürlükteki mevzuatında gözden geçirilmesini ve bu ürünlere ilişkin açıklayıcı, tanımlayıcı ve düzenleyici bir takım yeniliklerin getirilmesini zorunlu kılmaktadır.Özellikle vergi kanunlarımızda türev ürünlerin niteliğine ve elde edilen gelirin hangi sınıflandırmaya tabi tutulacağına ilişkin doğrudan düzenlemeler yer almamıştır. 5281 sayılı Kanunla tüm finansal yatırım araçlarından elde edilen kazançların vergilendirilmesinde köklü değişiklikler yapılmıştır. Ancak yapılan bu düzenlemeler, işlemlerin sadece belirli bir bölümünü kapsaması nedeniyle yeterli görülmemektedir. Bu yüzden türev ürünlerin tanımlanması ve bu ürünlerden elde edilecek gelirlerin sınıflandırılmasının yapılması, karmaşık yapının biraz olsun anlaşılabilir olmasını sağlayacaktır. Bu anlamda, türev ürünlere ilişkin olarak vergi kanunlarında özel düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
Bankacılık sektörü risk yönetiminde türev finansal araçların kullanılması ve uluslararası muhasebe standartları çerçevesinde muhesebeleştirilmesi
"Bankacılık Sektörü Risk Yönetiminde Türev Finansal Araçların Kullanılması ve Uluslararası Muhasebe Standartları Çerçevesinde Muhasebeleştirilmesi" adıyla sunulan bu tez çalışmasının amacı; ülkemiz mali piyasalarının kalbini oluşturan Bankalardaki son yıllarda kullanılmaya başlayan finansal araçlardan Türev Ürün Sözleşmelerinin (forward, futures, swap ve Opsiyon), Türk Bankacılık sektöründeki Uluslararası Muhasebe Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde ne şekilde muhasebeleştirildiklerini ortaya koymak ve Türk Bankacılık sektöründeki kullanımını ve muhasebeleştirilmesini, IAS/TMS 39'a göre bankalarda da uygulanan ?Riskten Korunma Muhasebesi? uygulamalarının etkilerini örnekleriyle belirlemektir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Bankacılık sektöründeki risklerden bahsedilerek tanımlamaları yapılmış, çeşitleri açıklanmış ve bankacılıkta risk yönetiminin önemine vurgu yapılarak türev finansal araçların bankacılık risk yönetimindeki yer alış şekli anlatılarak önemi vurgulanmıştır.Birinci bölümde kısaca değinilerek genel tanımlaması yapılan türev finansal araçlar, ikinci bölümde; tek tek ele alınarak tanımlamaları yapılmış, özellikleri anlatılmış, çeşitleri sayılmış, avantajlı ve dezavantajlı yönleri anlatılarak birbirleriyle karşılaştırmaları yapılmıştır.Üçüncü bölümde; Bankacılık sektöründe türev finansal araçların muhasebeleştirme ilke ve standartlarından bahsedilerek Uluslararası Muhasebe Standartları çerçevesinde Türk Bankacılık sektöründeki muhasebeleştirme uygulaması örneklerle anlatılmıştır.Son bölüm olan dördüncü bölümde ise tüm bu anlatım ve uygulamaların bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Vadeli işlem borsalarının finansal piyasalara etkisi ve Türkiye üzerine uygulamaları
Finansal piyasaların sıkı denetim altında tutulması bu piyasaların finansal inovasyon (yenilik) adı altında yeni ürünler bulmasını tetiklemektedir. Finansal inovasyonun son ürünü de son yıllarda büyük işlem hacmine ulaşan türev ürünlerdir.Türev ürünlerin ticaretinin tarihi eski çağlara kadar uzansa da modern anlamda türev ürün piyasalarının gelişimi 1990'lı yıllarda önem kazanmış, 2000'li yıllarda ise ivme kazanmıştır.Bu çalışma iki ana konuya odaklanmaktadır. İlk önce türev ürün piyasalarının dünyadaki ve Türkiye'deki gelişimi incelenmekte ve özellikle türev ürünlerin finansal sektöre ve para ve maliye politikalarına etkisine odaklanılmaktadır. İkinci olarak da ülkemizde yeni kurulan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası A.Ş analiz edilerek söz konusu borsanın türev ürün piyasaları geliştirmedeki rolüne odaklanılmıştır.Sonuç olarak türev ürün piyasaları, ekonominin finans sektörüne ve sermaye piyasalarına katkıda bulunduğu, para ve maliye politikalarının kullanılmasında esneklik sağladığı için ekonomi açısından faydalı bulunmaktadır. Ancak söz konusu faydanın elde edilmesi için türev ürün piyasalarının da tüm finans sektöründe olduğu gibi denetlenmesi, risk yönetimi açısından şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarının tanımlanması gerekmektedir.