Global Positioning System
Bu konu başlığı altında 58 tez
GPS hassas mutlak konum belirlemede varyans kovaryans matrisinin güvenirliğinin araştırılması
Hassas Mutlak Konum Belirleme (Precise Point Positioning - PPP) tekniği, harita mühendisliğinde son yıllarda öne çıkan en önemli konulardan birisidir. PPP tekniğinde sadece bir Küresel Konum Belirleme ve Uydu Sistemleri (Global Navigation Satellite Systems (GNSS)) alıcısı yeterlidir ve bu nedenle kullanıcılar bu tekniği birçok geleneksel bağıl konumlama yöntemine göre tercih etmektedirler. PPP tekniği çözümlemelerinde genellikle bilimsel yazılımlar kullanılmaktadır ve yazılımlardan elde edilen Varyans-Kovaryans (Variance Covariance (VCV)) matrisleri çok iyimser sonuçlar vermektedir. VCV matrislerinden hesaplanan değerler istatistiksel yorumlamalarda önemli etkiye sahip unsurlardır. Yazılımlardan türetilen VCV matrisleri GNSS gözlemlerinin analizi sonucunda deformasyon analizinde kullanılmaktadır ve araştırmacılar VCV matrislerini ölçekleme ihtiyacı hissetmektedirler. Bu çalışmada, 10 adet sürekli gözlem yapan referans istasyonlarının, 2014 yılına ait 11 günlük verileri incelenmiştir. Bütün noktalar GIPSY-OASIS II v6.4 bilimsel yazılımı kullanılarak PPP tekniği ile analiz edilmiştir. Çözümler 2, 4, 6, 8, 12 ve 24 saatlik süreler için tekrarlı bir şekilde yapılmış ve GIPSY-OASIS II v6.4 PPP sonuçları için bir ölçek faktörü kestirilmesi amaçlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre ölçek faktörlerinde ölçüm sürelerine bağlı değişkenlik gözlenmiştir.
Yer radarı ölçmelerinde topografik etkilerin düzeltilmesi: Küresel konum belirleme sistemi ve eğimölçer entegrasyonu
Bu çalışmanın amacı bir uzaktan algılama teknolojisi olan GPR yöntemini etkileyen parametrelerden topoğrafik değişkenliğin ölçme sonuçlarına etkisini belirlemek ve söz konusu GPR ölçmelerinde arazi eğiminin sebep olduğu sistematik olmayan hatanın ortadan kaldırılması problemine Harita Mühendisliği disiplini içerisinde ölçme tekniğinin güncel metot ve teknolojilerini kullanarak çözüm bulabilmektir. Güncel Jeoradar tekniğinde arazi eğiminden kaynaklanan jiroskopik etkilerin neden olduğu gömülü objenin konumlandırma ve modelleme üzerindeki bozucu etkilerini GPS ve Dijital İnklinometre kullanılarak geliştirilen "Jiroskopik Düzeltme Metodu" yardımıyla gidermek mümkündür. Önerilen yöntem gömülü objenin yeraltındaki gerçek konumunu (UTM) koordinat sisteminde belirleyerek güncel uygulamalardan daha doğru konum verisine sahip yer altı haritalarının oluşturulmasına imkan tanımaktadır. GPS teknolojisi ile elde edilen topoğrafik verilerle dijital inklinometre verilerinin GPR ölçmeleriyle eşzamanlı olarak toplanması ve birlikte yorumlanması sayesinde arazi eğiminden kaynaklanan jiroskopik etkiler önemli ölçüde giderilebilmiştir. GPR/GPS/İnklinometre kombinasyonundan oluşan metodun performansının test edilebilmesi için İstanbul İli, Maltepe İlçesi sınırlarında bulunan Orhangazi Parkında yer alan gömülü su depoları referans obje olarak kullanılmıştır.boyutları önceden bilinen gömülü obje referans alınarak klasik GPR ölçmeleri ile elde edilen 3D model, GPR-GPS kombinasyonundan elde edilen 3D model ve Jiroskopik Düzeltme modelleri referans objenin gerçek boyutlarıyla karşılaştırılmıştır. Klasik GPR yöntemi sonuçlarıyla karşılaştırıldığında düz arazi koşullarında her 3 yöntemle de birbirine yakın standart sapma değerleri elde edilirken eğimli arazide Jiroskopik Düzeltme Modelinin daha duyarlı nokta konum hatası ürettiği belirlenmiş, yatay nokta konum hatasının eğimli arazi koşullarında yaklaşık %54 civarında küçüldüğü/iyileştiği gözlemlenmiştir.
Üniversite öğrencilerinin lokasyon bazlı servislere ve konum bildirimi uygulamalarına yönelik tutum ve davranışları: Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencileri üzerine bir uygulama
Lokasyon bazlı pazarlama GPS teknolojisine dayanan mobil uygulamalar aracılığı ile hareket halinde olan nihai kullanıcılara o ana yönelik teklifler sunan küresel bir pazarlama yöntemidir. Geleneksel pazarlama yöntemlerinin aksine lokasyon bazlı pazarlama nihai tüketicilerin tüketim alışkanlıklarını sosyal, kültürel ve kişisel bazda belirttikleri lokasyon üzerinde incelemektedir. Lokasyon bazlı servisler sayesinde firmalar hareket halinde olan kullanıcıların gerçek zaman ve siber ağlar arasında gerçekleşen tüketim alışkanlıklarını inceleyerek doğru kişiye doğru zamanda teklif sunma ile marka sadakatini arttırma fırsatını yakalamaktadır. Araştırmada Üniversite öğrencilerinin lokasyon bazlı servis ve konum bildirimi uygulamalarına yönelik tutum ve davranışları bilgi iletişim teknolojileri, B2C e-ticaret, mobil ticaret, web teknolojilerinin gelişimi ve lokasyon bazlı pazarlama kapsamında incelenmiştir. Araştırmanın amacı, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi bölümlerinde okuyan öğrencilerinin lokasyon bazlı servislere ve konum bildirim uygulamalarına yönelik tutum ve davranışlarını anlamaktır. Anahtar Kelimeler: Lokasyon bazlı pazarlama, Lokasyon bazlı servisler, Tutum ve davranış, Konum bildirimi
Mevsimsel değişimlerde GPS konum doğruluğunun araştırılması
Bu çalışmada, farklı mevsimlerde gerçekleştirilen GPS ölçüleri ile belirlenen nokta konum doğruluğunun araştırılması amaçlanmıştır. Nokta konum doğruluğu baz uzunluğuna ve oturum süresine bağlı olarak modellendirilmiş ve elde edilen sonuçların mevsimsel değişimi ile olan ilişkisi belirlenmiştir.Bu amaç doğrultusunda uygulama için Marmara Sürekli GPS Ağı'na (MAGNET) ait 12 GPS istasyonu ile IGS (International GNSS Service) ağında bulunan TUBI ve ISTA istasyonlarına ilişkin 2009 yılının her bir ayına ait 3 günlük GPS ölçüleri kullanılmıştır. ITRF 2005 koordinat sisteminde 6 ile 238 km aralığında değişen baz uzunluklarına ilişkin 24 saatlik GPS ölçüleri 12, 8, 6 ve 4 saatlik dilimlere bölünerek ayrı ayrı Bernese 5.0 akademik GPS yazılımı kullanılarak değerlendirilmiştir.Değerlendirmeler sonucu elde edilen günlük dengeleme sonuçları birleştirilerek elde edilen standart sapma değerleri, faz başlangıç belirsizliği istatistikleri, korelasyon istatistikleri ile mevsimsel etkiler, baz uzunluğunun ve oturum süresinin elde edilen konum doğruluğu üzerine olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır.
GNSS ağlarında GPS hassas nokta konumlama (GPS-PPP) tekniği yaklaşımlı çözümler
PPP tekniğinin GPS/GNSS konum belirleme teknikleri içerisindeki önemi ve kullanım oranı hızla artmaktadır. Sahip olduğu gelişim potansiyeli ile hassas konum belirleme çalışmaları açısından rölatif ve diferansiyel konum belirlemeye önemli bir alternatif olmuştur. Özellikle son yıllarda IGS vd. uluslararası organizasyonların sağladığı yüksek doğruluklu yörünge ve saat ürünleri, RTCM/NTRIP gibi standartlaştırılmış veri format ve protokolleriyle geniş uygulama alanı bulmaktadır. Bu yönüyle jeodezik amaçlı çalışmalarda gerek ölçü sonrası analiz gerekse gerçek zamanlı uygulamalarda etkin olarak kullanılır hale gelmiştir. Bu gelişim süreci dikkate alınarak yapılan bu çalışmada PPP tekniğinin performansının test edilmesi ve doğruluğunun araştırılması amaçlanmıştır. Statik ve kinematik modda gerçek zamanlı ve ölçü sonrası analiz olarak farklı kombinasyonlarda ölçüler gerçekleştirilmiş, analizler yapılmıştır. Ölçme çalışmalarında YTÜ Harita Mühendisliği terasına tesis edilen YTUH sabit GPS istasyonu, IGS ağına ait Ankara (ANKR) istasyonu ve de İstanbul'da yerel ölçekte faaliyet gösteren İSKİ-UKBS ağına ait PALA istasyonu test noktaları olarak kullanılmıştır. İlgili test noktalarında farklı senoryoları içeren, farklı ürünler ve yazılımların kullanıldığı 4 farklı araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmalardan ilk ikisi YTUH sabit GPS istasyonunda yapılmıştır. İlk araştırmada YTUH istasyonunda gerçek zamanlı ve ölçü sonrası analiz için yaklaşık 2 saatlik gözlemle kinematik PPP çözümü yapılmıştır. İkinci araştırmada ise YTUH istasyonunda 100'er dakikalık dört farklı periyot için tekrarlı ve gerçek zamanlı kinematik PPP çözümü yapılmıştır. Bu çalışmalarda gerçek zamanlı kinematik PPP için 60-90-120 dakika gözlem süreleri için performans ve doğruluk araştırılmıştır. Üçüncü çalışma ise ANKR istasyonunda rölatif ve PPP çözüm algoritmalarını kullanan farklı yazılımlar ile gerçekleştirilmiştir. Burada özellikle farklı ölçü süreleri için (24,12,8,4,3,2,1 saat) PPP' nin ölçü sonrası analiz çözümlerindeki doğruluğu bilimsel ve internet tabanlı yazılımlar kullanılarak araştırılmıştır. Dördüncü çalışma ise gerçek zamanlı PPP (RT-PPP), ağ-RTK (VRS) ve klasik-RTK tekniklerinin kendi içerisinde karşılaştırılması amacıyla PALA istasyonunda gerçekleştirilmiştir. Ağ-RTK VRS çözümleri için İSKİ-UKBS ve TUSAGA-Aktif CORS ağları kullanılmıştır. Klasik-RTK uygulamasında ise BEYK ve ISTN istasyonları sabit alınarak çözüm yapılmıştır. Bu araştırmada üç farklı periyot ve üç farklı gözlem süresi için gerçek zamanlı kinematik çözüm ve analizler yapılmıştır. Elde edilen çözümlerin farkları 30 ve 60 dakikalık gözlemlerden sonra irdelenmiş ve farkları incelenmiştir. Böylece gelişim süreci günümüzde devam eden PPP tekniği için performans ve doğruluk araştırması farklı referans istasyonları, gözlem süreleri, donanım ve yazılımlar, veri ve ürünler kullanılarak yapılmıştır. Özelinde jeodezik uygulamalar dikkate alınarak, hazırlanacak mevzuat çalışmalarına katkı sağlanması hedeflenmiştir. Elde edilen bulgularla PPP tekniğinin birçok hassas konum belirleme çalışmasında cm-dm mertebesindeki doğruluklar için kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
23 Ekim 2011 (Mw=7.2) Van depreminden kaynaklanan kabuk deformasyonlarının jeodezik yöntemlerle araştırılması
Bu çalışmada, 23 Ekim 2011 (Mw=7.2) Van depremine ilişkin deprem anı ve sonrasında meydana gelen kabuk deformasyonları GPS ölçmeleriyle belirlenmiştir. Deprem anına ait deformasyonların belirlenebilmesi için depremin meydana geldiği tarihten bir hafta sonra bölgede bulunan GPS noktalarında ölçmeler yapılmış ve deprem anı oluşan deformasyon büyüklüğü yatayda yaklaşık 50±0.2 cm olarak hesaplanmıştır. Bölgede sürekli veri toplayan sabit ve diğer GPS noktalarının, deprem sonrası oluşan deformasyonu belirlemede yetersiz kalması ve ters faylanmanın görüldüğü bölgede deprem sonrası oluşan deformasyonların belirlenmesi amacıyla tavan ve taban blokları üzerinde yeni bir GPS ağı tesis edilmiştir. Kasım 2011 – Mayıs 2015 dönemleri arasında, yeni oluşturulan GPS ağında gerçekleştirilen on kampanya GPS ölçmeleri ile bölgedeki deprem sonrası toplam yatay yer değiştirme yaklaşık 33.5±0.1 cm olarak belirlenmiştir. Depremin meydana geldiği bölgeye ait gerinim birikiminin belirlenmesi amacıyla toplanan GPS ölçüleri ile iki boyutlu gerinim analizi yapılmıştır. Elde edilen asal gerinim değerlerine (ɛmax=50.26±3.89 µstrain, ɛmin=-104.49±8.49 µstrain, γ1=-95.96±6.37 µstrain, γ2=-90.78±10.09 µstrain) göre ana gerinim birikiminin periyotlar boyunca arttığı ve taban bloğunun ana faya yakın kısımlarında meydana geldiği saptanmıştır. GPS noktalarının deprem sonrasına ait verileri kullanılarak elde edilen sonuçlar elastik yer değiştirme yöntemiyle modellenerek kayma dağılımları ile moment büyüklükleri hesaplanmıştır. Elde edilen kayma miktarı Mw=6.7, M0=13.8822*1018Nm büyüklüğündeki bir depreme eşdeğer büyüklüktedir. GPS noktalarının deprem sonrasına ilişkin belirlenen zaman serilerine göre deprem sonrası deformasyonların halen devam ettiği gözlenmektedir. Ayrıca, deprem sonrasına ait GPS ve InSAR verileri birlikte modellenmiş ve elde edilen sonuçların birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Zamanla logaritmik olarak artış gösteren deprem sonrası deformasyonların elastik yer değiştirme yöntemiyle modellenmesi bu deformasyonların asismik artçı kayma nedeniyle meydana geldiğini göstermektedir. Deprem sonrası oluşan bu asismik kaymanın sadece deprem anında kırılan ana fay üzerinde değil ana faydan ayrılıp şehir merkezi içinden geçen başka bir fay kolu üzerinde de oluştuğu ortaya çıkartılmıştır. Bu çalışma, TÜBİTAK-ÇAYDAG (Çevre, Atmosfer, Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Grubu) tarafından 112Y109 numaralı TÜBİTAK 1001 projesi ile desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Van depremi, GPS, gerinim, yer değiştirme, artçı kayma, elastik modelleme, InSAR
Ormancılıkta farklı ölçüm cihazları kullanarak sayısal arazi yüzeyinin hesaplanması ve cihaz performanslarının karşılaştırılması (Çerkeş örneği)
İnsanoğlu kadimden bu yana sürekli olarak bilgiye ihtiyaç duymuştur. Her alanda öne çıkan bu istek ölçme ve fotogrametri alanında da kendini göstermiştir. Bir alanın büyüklüğü, bir objenin eni, boyu ve yüksekliğinin ölçülmesi teknik olarak sürekli değişim göstermiştir. Günümüz teknolojilerinin hızla gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla ölçme ve fotogrametri alanında önemli gelişmeler olmuştur. Bu gelişmeler içerisinde küresel konumlandırma cihazları yersel, havasal ve uydu üzerinden kullanılmak üzere sürekli bir değişim göstermişlerdir. Özellikle yirmibirinci yüzyıl başlarından itibaren Global Positioning System (GPS), mobil telefon, Global Navigation Satellite System (GNSS)- Continuously Operating Reference Station (CORS) ve İnsansız Hava Aracı (İHA) günlük pratik ölçmelerde inşaat, madencilik, havacılık, tarım, orman vb. alanlarda hızla kendine yer bulmuştur. Bu çalışmada farklı ölçüm hassasiyetlerine sahip topoğrafik ölçme cihazlarından GPS, GNSS-CORS, mobil telefon ve İHA cihazları aynı büyüklükteki alan üzerinde ölçüm yapılarak ölçüm süresi, hassasiyet ve haritalandırma açısından kıyaslanmıştır. Ayrıca yaygın olarak başvurulan uzaktan algılama veri seti olan uydu verisi üzerinden aynı alan için sayısal yükseklik değerleri Google Earth yazılımı ortamında hesaplatılarak haritalandırılmıştır. Elde edilen bu farklı ölçüm verileri aynı düzlemde kıyaslamaya tabi tutulmuş ve sonuç olarak Real-time kinematik (RTK) özellikli GNSS-CORS ve RTK-İHA cihazlarının yüksek hassasiyette veri sağladığı ve bunu sırasıyla RTK donanımı olmayan İHA, Google Earth veri seti, mobil telefon ve GPS cihazıyla yapılan ölçüm değerlerinin takip ettiği tespit edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlara bakılarak yüksek hassasiyet ve kısa zamanda ölçüm yapılmasını gerektiren çalışmalarda İHA kullanımının daha etkin olduğu hassasiyetin ikinci planda tutulduğu çalışmalarda ise GPS, Google Earth ve mobil telefonla yapılan ölçümlerin kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Jeodezik uygulamalarda tek frekanslı GPS alıcılarının kullanılabilirliğinin araştırılması
Günümüz jeodezik uygulamalarının vazgeçilmez bir parçası olan GPS' in (Global Positioning System-GPS) her geçen gün kullanım alanı genişleyerek yaygınlaşmaktadır. Amaçlar doğrultusunda yapılacak GPS gözlemlerinden, amaca uygun doğrulukta, kısa sürede ve ekonomik sonuçların elde edilmesi beklenmektedir.Bu çalışmanın amacı, GPS ağlarının sıklaştırılmasında çift frekanslı GPS alıcılarına göre düşük maliyetli tek frekanslı GPS alıcılarının kullanımını sağlamak ve bu alıcıların özellikle jeodezik çalışmalarda kullanılabilirliğini araştırmaktır. Ayrıca bu çalışma ile, tek frekanslı GPS alıcılarının çift frekanslı GPS alıcılarına göre performansları ortaya konmuştur.Değerlendirme sonucunda farklı zaman aralıklarının konum doğruluğuna etkisi incelenmiştir ve farklı frekans tiplerinden faydalanılarak frekans tipi-zaman-mesafe ilişkisi araştırılmış ve bu sayede düşük maliyetli tek frekanslı GPS alıcılarının Jeodezik uygulamalarda kullanılabilirliğinin araştırılması hedeflenmiştir. Çalışmamızda, uzunlukları 1 km ile 38 km arasında değişen 8 baz ile 6 güne ait veriler kullanılmıştır. Her bir güne ait veriler 1, 2, 4, 6, 8 ve 10 saatlik dilimlere bölünüp ayrı ayrı değerlendirmeye alınarak tek ve çift frekanslı GPS alıcıları için; ölçüm süresinin ve baz uzunluklarının konum doğruluğu üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır.
GPS (Global Positioning System) ile araç takip sistemleri
ÖZET Günümüzde kullanılan; uydu bazlı konum belirleme sistemleri, halen gelişme aşamasında olup birçok uygulamaya esin kaynağı olmuştur. Bu sistemlerin öncüsü ABD'nin geliştirdiği GPS (Global Positioning System) sistemidir ve 1 mayıs 2000 tarihi itibari ile 20m doğruluğu sivil kullanıcıların hizmetine sunmuştur. Bu teknoloji kullanılarak değişik uygulamalar geliştirilmiştir. Hareket eden kara, hava ve deniz araçlarının anlık konumlarının, hız ve zaman etkenleri ile birlikte belirlenebilmesi, GPS kullanılarak araç takip (vehicle tracking) sistemlerinin geliştirilmesine sebep olmuştur. İletişim ve bilgisayar teknolojilerinin de gelişmesi bu sistemlerin entegrasyonunu gündeme getirmiştir. Sürekli hareket etmek zorunda olan insanların, anlık navigasyon ve konumlama ihtiyacının bir sistem olarak çözülmesi, özellikle Harita Mühendislerine yeni bir uğraş alam olmuştur. Standart bir araç takip sistemi; GPS ünitesi (araç kısmı), CBS bileşeni (izleme istasyonu), ve iletişim altyapısı olarak üç ana başlık altında analiz edilebilir. Bu bileşenler; takip ve yönlendirme sisteminden beklenen amaçlara göre değişiklik gösterebilir. Hareket eden aracın konumu ve hızı; sefer anında anlık olarak bir harita üzerinden, bilgisayar ekranında izlenebilir veya sefer sonrası kayıt edilen konum ve hız bilgileri zamana bağlı olarak değerlendirilebilir. Araç takibinden beklenen konum doğruluğuna göre uygun bir GPS konumlama yöntemi seçilebilir. Araç konumları, DGPS kullanılarak cm-dm düzeyinde konum doğruluğu ile de belirlenebilir. Seçilen yöntemle belirlenen koordinat bilgileri radyo frekansları, uydu haberleşme altyapısı, veya telsiz sistemleri ile izleme istasyonuna aktarılır ve bir altlık harita üzerinde, uygun bir yazılım kullanılarak izlenebilir. Bu izleme tek merkezde yapılabileceği gibi internet ağı kullanılarak çok merkezden de gerçekleştirilebilir. Bu çalışmada GPS ile araç takip sistemleri araştırılmış ve sistemi oluşturan bileşenler ayrı ayrı incelenmiştir. Bu sistemi uygulama amacıyla; Beşiktaş-Üsküdar arsında bir bölge haritası hazırlanıp, datum ve koordinat dönüşümleri yapılmıştır. Bu harita, yazılım ve bir mobil GPS kullanılarak; kullanıcının kendi kendini izlemesi ve yönlendirebilmesi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: GPS, araç takip sistemi, anlık navigasyon, CBS, veri iletişimi. vuı
Afşin-Elbistan kömür havzasındaki madencilik faaliyetlerinde coğrafi bilgi sistemleri ile küresel konumlama sistemlerinin kullanım olanaklarının araştırılması
Gelişen teknoloji ile CBS/GPS entegrasyonunun birçok uygulama alanı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, madencilik faaliyetlerini içeren bir maden bilgi sistemi oluşturularak, maden mühendisinin madencilik faaliyetlerini ve ürün hareketlerini gerçek zamanda izlemesi, gerekli sorgulamaları ve analizleri yaparak doğru karar vermesi amaçlanmaktadır.Bu amaçla, öncelikle Afşin-Elbistan linyit havzasına ait jeolojik ve sondaj verileri analiz edilerek tablosal veritabanları hazırlanmış, daha sonra madencilik faaliyetlerinde kullanılan sayısal tematik haritalar oluşturularak CBS çatısı altında birleştirilmiştir. Bunun sonucunda, grafik ve grafik olmayan veriler ile bu veriler arasındaki mantıksal ve topolojik ilişkileri, bütünleşik olarak işleyebilme ve böylece konuma bağlı analizleri gerçekleştirme olanağına sahip ?Üretim Takip ve Planlama Bilgi Sistemi? yazılımı geliştirilmiştir.Bu çerçevede, ekskavatörlerin üzerine bir GPS alıcısı yerleştirilerek, sayısal haritalar üzerinden izlenebilmeleri mümkün kılınmış, linyit üretimiyle eş zamanlı olarak üretim miktarı, ısıl değer, %nem, %kül gibi kalite verilerinin takip edilmesi ve stok kayıtlarının veritabanı olarak saklanması sağlanmıştır. Ayrıca, harmanlama ve diğer prosesler açısından önem arz eden bu veritabanları ve geliştirilen bilgi sistemi sayesinde arazi kullanım haritalarının hazırlanabileceği veya ekrandan tanımlanan bir alandaki rezerv-kalite dağılımlarının tespitinin mümkün olacağı ortaya konmuştur.
Design and construction of a data acquisition system for sensors used in automotive industries over GPRS
Construction machines are used in civil area, stone and marble sector, road works and forest studies. Especially construction machines are used outside of urban areas the following are of great importance: Inspection of performance due to the media and recording the performance, tracking construction machines and finding failures, early operations on the failed construction machines, using the recorded data during development, making the leasing easy by protecting the construction machines against theft, controlling the hour meter of the construction machines for borrowingIn this thesis, the sensors are used to measure position, temperature, humidity, vibration, etc. in vehicles and it is important to record these data from the sensors. This study aims use of sensors in vehicle, such as GPS (Global Positioning System) and MEMS (Micro -Electro- Mechanical Systems) vibration sensor and the vehicle data are gathering a DAQ (Data Acquisition System) and these are sent to a centre with GPRS.
Güneş hareketliliğinin iyonkürede neden olduğu bozulmaların drot yöntemi ile tespiti
İyonküre, üst atmosferde plazma olarak da adlandırılan ve atmosferin 50 ila 1000 km yüksekliklerinde yer alan katmanıdır. İyonkürenin önemi, uydu iletişim sistemlerinde ve Kısa Dalga haberleşmesinde sinyallere olan zayıflatıcı, soğurucu ve bozucu etkisidir. Bu nedenle iyonkürenin yapısını ve yapısında meydana gelen bozulmaları tespit edip modellemek, uydu iletişiminin ve Kısa Dalga haberleşmesinin daha sağlıklı yapılabilmesine olanak sağlar. İyonküre, jeomanyetik, güneş, yerçekimi ve sismik hareketlilik gibi birçok etkene bağlı olarak yapısında uzamsal ve zamansal bozulabilir. Bu bozulmaların sınıflandırılması, süreleri ve sıklıkları, genliklerine ve frekanslarına bakılarak yapılabilir. Yerküresel Konumlama Ssistemi alıcılarından temin edilen Toplam Elektron İçeriği (TEİ) verileri üzerinde gradyan bazlı bir yöntem kullanarak iyonkürede meydana gelen bozulmalar incelenebilir. Bu çalışmada, Türkiye üzerindeki iyonkürede meydana gelen bozulmaların tespiti ve sınıflandırılması amacıyla, Türkiye genelinde konumlanmış olan Türkiye Ulusal GPS Ağı-Aktif (TUSAGA-Aktif) ağındaki on sekiz istasyondan 2010-2012 yılları arasında kestirilen YKS-TEİ verilerine hızlı ve otomatik bir değişkenlik algılama algoritması olan TEİ'nin Diferansiyel Oranı (DROT) yöntemi uygulanmıştır. Üç yıl birbirleriyle karşılaştırıldığında, DROT ≥ %60 değerlerindeki kümelenme sayısının 2010'dan 2011'e azaldığı gözlenmiştir. Uzamsal ve zamansal değerlendirme bir arada ele alındığında; DROT < %50 değerlerinin sayısının, 2010 yılından 2012 yılına gidildikçe arttığı; buna karşın DROT > %70 değerlerinin sayısının da 2010 yılından 2012 yılına gidildikçe azaldığı gözlenmiştir. DROT değerlerinin Türkiye'nin Kuzey'inden Güney'ine ve Batı'sından Doğu'suna doğru arttığı gözlenmiştir. Güneş ışınımlarının daha dik bir açıyla geldiği Güney bölgesindeki istasyonların, günlük bozulmalardan en çok etkilenen istasyonlar olduğu gözlenmiştir.
GPS kullanılarak sporcu takip sistemi tasarımı ve gerçekleştirilmesi
Spor aktiviteleri, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın temel unsurlarındandır. Spor faaliyetleri sırasında, spor yapan kişinin kalp atım hızı ve oksijen saturasyon miktarı (SpO2), sporcu takibi için gerekli temel parametrelerdendir. Bununla birlikte yapılan sportif faaliyetin süresi, kat edilen mesafe, faaliyet sırasındaki hız gibi veriler sporcu performansının belirlenmesine katkı sağlar. Özellikle kayak ve dağcılık gibi sporlarda sporcunun hayati fonksiyonlarının takip edilmesi bir zaruret haline dönüşmektedir. Bu çalışmada, bir pals oksimetre ile sporcunun nabız ve oksijen saturasyon bilgilerini, GPS modül ile aktivite sırasındaki hız ve konum verilerini alıp, GPRS modülü ile GSM şebekesi üzerinden bir web sunucusuna aktaran ve sporcunun anlık olarak gözlemlenebilmesini sağlayan bir sporcu takip sistemi tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Toplanan oksijen saturasyonu ve nabız değerleri bir web sitesi üzerinde anlık olarak görüntülenebilmekte, spor aktivitesi süresince sporcunun mevcut konumu ve izlediği güzergâh harita üzerinden takip edilebilmektedir.
Görme engelliler için bir mobil yön yardım cihazı tasarım ve uygulaması
Günümüzde en yaygın kullanılan yön bulma aracı küresel konum belirleme (KKB) sistemidir. Teknolojiden nispeten az yararlanan görme engelli bireylerin ulaşım problemlerinin çözümünde KKB sisteminin olanakları yeteri kadar kullanılmamaktadır. Bu tezde, görme engelli bireyler için KKB sistemi kullanan bir yön yardım cihazı tasarım ve uygulaması gerçekleştirilmiştir. Test ortamı olarak Gazi Üniversitesi Merkez Kampüsü seçilmiştir. Bu amaçla kampüsün anahtar noktalarının koordinatları ölçülmüş ve koordinatlar tasarlanan cihaz içerisine yüklenmiştir. Cihaz bir gönüllü görme engelli bireyin tarafından test edilmiş ve bireyin yardım almadan kampus içerisinde hareketliliği sağlanmıştır.
Deprem ile iyonküredeki toplam elektron içeriği arasındaki ilişkinin araştırılması
Yer'in iyonküresi, uzay-havası incelemelerinde önemli bir etkendir ve bu nedenle iyonkürenin değişkenliğinin incelenmesi, başta iyonküre fiziği ve radyo iletişimi olmak üzere birçok alanda önemlidir. İyonküreyi karakterize eden temel parametreler, yükseklik, enlem, boylam, jeomanyetik işleklik, Güneş işlekliği ve sismik hareketlilikle değişimler gösteren elektron yoğunluğudur. İyonküreyi karakterize eden bir diğer parametre ise atmosferde bir yol boyunca hesaplanan serbest elektronların miktarına eşit olan Toplam Elektron İçeriğidir (TEİ). TEİ ölçümleri, uzay havasındaki değişimleri sergilemeye olanak sağlar. Yerküresel Konumlama Sistemi (YKS), yeryüzüne dağılmış istasyon ağlarıyla yerküresel olarak TEİ kestirimleri yapmak için çok yaygın olarak kullanılan bir sistemdir. Bu çalışmada, Japonya ve Çin'de konumlanmış sekiz YKS istasyonundan ve Türkiye'de konumlanmış on bir TUSAGA-Aktif YKS istasyonundan elde edilen TEİ verileri, Çapraz İlinti Katsayısı (ÇİK), simetrik Kullback-Leibler Mesafesi (KLD), L2-Normu (L2N), kayan pencere istatistiksel analizi ve Dağılımlar Iraksaklığı (DI) ile Dağılımlar Farkı (DF) yöntemleri kullanılarak iyonkürenin sakin günlerini, şiddetli jeomanyetik fırtınaların yaşandığı günlerini ve güçlü depremlerin yaşandığı günlerini kapsayan üç dönem için karşılaştırılmıştır. Buna göre, birbirine 340 km mesafe alanında bulunan istasyonlar için KLD ve L2N yönteminin sismik hareketliliği, jeomanyetik bozulmadan ve sakin durumlardan ayırabildiği gözlenmiştir. Her bir istasyonun üç dönem için elde edilen TEİ değerleri, ÇİK, KLD ve L2N yöntemleri kullanılarak ortalama bir sakin günde elde edilen TEİ değeriyle karşılaştırıldığında sadece KLD ve L2N yöntemlerinin deprem merkezine en fazla 150 km uzaklıkta olan istasyonlar için sismik hareketliliğin neden olduğu bozulmayı seçebildiği görülmüştür. Her bir istasyonun üç dönemi için elde edilen TEİ değerleri ardışık günler arasında karşılaştırıldığında ise, ÇİK, KLD ve L2N yöntemlerinin üçünün de iyonküredeki jeomanyetik bozulmayı çok iyi ölçebildiği gözlenmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında kayan pencere istatistiksel analizi kullanılarak TEİ değerlerinin kestirilen değişinti sınırları her bir istasyon ve üç dönem zaman aralığı için hesaplanmıştır ve ÇİK, KLD, L2N yöntemlerinin bu analiz yöntemiyle iyonküredeki bozulmaları seçmek için kullanılabilir yöntemler olduğu gözlenmiştir.
Lokal alan diferensiyel GPS hassas yaklaşması ve gözlem sonrası hesaplama yöntemiyle uygulaması
LOKAL ALAN DİFERANSİYEL GPS HASSAS YAKLAŞMASI VE GÖZLEM SONRASI HESAPLAMA YÖNTEMİYLE UYGULAMASI (Yüksek Lisans Tezi) Rıdvan Faruk ÖZENÇ GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HAZİRAN 2003 ÖZET Hava araçları için uçuşun en kritik safhası, inilecek hava alanına yaklaşma ve iniş safhasıdır. Özellikle meteorolojik koşulların elverişsiz olduğu durumlarda, hava araçlarının, pistlere emniyetle inebilmeleri için hassas yaklaşma ve iniş sistemlerine ihtiyaç vardır. Hava aracı kazalarının yarısından fazlasının iniş safhasında meydana geldiği göz önüne alınarak, hava aracı kazalarını azaltabilmek ve hassas yaklaşma ve iniş sistemlerini bütün pistlere yaygın olarak uygulayabilmek için dünyada değişik sistemler ve uygulamalar gündemde bulunmaktadır. Günümüzde kullanılan hassas yaklaşma ve iniş sistemleri ILS, MLS, TLS, SLS, GCA/PAR sistemleri olup bu çalışmanın başında gözden geçirilmiş avantaj ve dezavantajları incelenmiştir. Hassas yaklaşma ve iniş metotlarından birisi olan lokal olan DGPS hassas yaklaşma ve iniş uygulaması, bu çalışmanın temelini oluşturmuş ve dünyada en yaygın kullanılan ILS hassas yaklaşma ve iniş sistemi, DGPS hassas yaklaşma ve iniş sistemi gözlem sonrası hesaplama (post-process) uygulaması ile karşılaştırılmış ve sonuçları değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, uygulamanın yapıldığı Ankara ili civarında bulunan hava alanlarında lokal alanda,uydu tabanlı hassas yaklaşma ve iniş sistemi olan DGPS sisteminin Kategori-I seviyesinde uygulanabileceği değerlendirilmiştir. Bilim Kodu : 1041 Anahtar Kelimeler : DGPS, Hassas Yaklaşma ve İniş Sistemleri, ILS, Uçak Kazaları Sayfa Adedi : 99 Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Metin U. SALAMCI
GSM tabanlı çoklu takip sistemi
GPS tabanlı çoklu takip sisteminin hem donanımsal hem de yazılımsal olarak gerçeklenmesi, bu tezin amacını teşkil etmektedir. Donanımsal olarak üç farklı donanım kullanılmıştır. Bunlar; GPS modülü, Arduino Uno geliştirme kartı ve GSM modülüdür. Yazılımsal olarak kullanılan iki farklı platform kullanılmıştır. Mobil uygulama için Arduino Studio platform ve geliştirme kartı için Arduino IDE kod platform kullanılmıştır. Başarıyla gerçeklenmiş olan çalışmada, sistemin oldukça yüksek performansta çalıştığı ve takip edilmek istenen kişi sayısının da artırılabileceği görülmüştür. Literatürde bu konuda çok geniş çaplı çalışmaların olduğu görülmüştür. Bu çalışmalarda farklı amaçlar güdülmüş olsa da, düşünülen devre ve yazılım tasarımlarının aynı yapıda olduğu görülmüştür. Bu çalışma kapsamında literatürde konuyla ilişkili var olan çalışmalar detaylı olarak incelenmiştir ve piyasada var olan düzeneğin akademik açıdan incelenmesi sağlanmıştır. Hızla gelişen teknolojinin elektronik ve otomasyon alanına yansıması ile geliştirme kartları çıkmıştır. Bu geliştirme kartları ile mikrodenetleyicili sistemler kolay ve düşük maliyetle tasarlanabilmektedir. Bu çalışma ile düşük maliyetli bir takip sisteminin oluşturulabileceği görülmüştür.
Mobil uygulamalarda arayüz tasarımı kapalı otoparklar için IPS kullanılan mobil uygulama tasarımı
Nüfus artışı ile paralel olarak bireylerin günlük hayatlarını kolaylaştırmak için geliştirilen mobil uygulamalardan biri de büyük şehirlerde araç kullananların en büyük sorunu olan park yeri bulma ya da park ettikleri araçlarına ulaşma sorununa yöneliktir. Otopark sorunu için GPS (Global Positioning System) adı verilen navigasyon sistemini kullanan uygulamalar bulunmaktadır. GPS sistemi internet ağı üzerinden veri alımı yaptığı için internet bağlantısının olduğu yerlerde kullanılabilmektedir. Bu uygulamalar, kapalı alanlarda, özellikle alışveriş merkezlerinin bodrum katlarında bulunan otoparklarda internet bağlantısı problemi olduğu için doğru konum bildirimi yapamamaktadır. Alışveriş merkezlerinin otoparklarında GPS sisteminin çalışmamasına karşılık, kapalı alanlarda internet bağlantısı olmadan konum bilgisini verebilme özelliğine sahip IPS (Indoor Positionin System) adı verilen navigasyon sistemi kullanılabilmektedir. IPS sistemi telefonların üzerinde bulunan algılayıcı ve radyo alıcısı sinyallerinin tamamını ya da birkaçını kullanarak konum hesaplaması yapabilmektedir. Bu noktadan yola çıkarak çalışmada IPS sistemini kullanarak alışveriş merkezlerinin otoparklarında boş park yeri bulabilmek ya da park halindeki araca ulaşabilmek için, telefonlarda bulunan sinyaller ile otoparklardaki algılayıcı sisteminin eşleşmesi ile doğru konum bilgisi verilebilmesini sağlayan mobil uygulama için kullanıcı odaklı arayüz tasarımı yapılması hedeflenmiştir.
Karayolu trafiğinde hız limiti kontrolünde küresel konum belirleme sisteminin kullanılması
Dünya ve Türkiye'de teknolojilerin ve ekonomilerin gelişmesi ile araç sayılarındaki artışa paralel olarak trafik kazalarında yaralanma ve ölüm oranları artmış bulunmaktadır. Trafik kazalarında oluşum nedenleri beyan edilmiş araştırmalara dayanılarak ele alınmıştır. Dünyada ve Türkiye'de güvenli karayolu ulaşımı yapılması için meydana getirilmiş organizasyonlar ve bunların çalışmaları araştırılmıştır. Karayolu güvenliğinin temel sorununun insan kaynaklı olduğu görünmüştür. Bu sorun karayollarındaki hız ihlalleridir. Sürücülerin hız ihlali yapmamaları için yapılmış olan çalışmalar araştırılmıştır. Yönetim Bilişim Sistemlerinin kullanıldığı trafikte hız limiti kontrolüne dair çalışmalar araştırılıp, istatistiksel sonuçlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Trafikte hız denetleme çalışmalarının maliyetini azaltabilecek, ölümlü ve yaralanmalı kazaların oranını %20 civarlarına düşürebilecek buna karşın yüzde yüze yakın oranda araç başına hız limiti denetimini gerçekleştirebilecek küresel konum belirleme sistemi ile hız kontrolü yönteminin uygulanması metadoloji olarak açıklanacak.
Açık işletmelerde GİS/GPS/GPRS tabanlı kamyon sevk ve atama sisteminin geliştirilmesi
Maden işletmesindeki kazılı malzemenin taşınması işlemine, maden nakliyesi denilmektedir.Maden işletmesindeki malzeme taşıma maliyeti, işletme maliyetinin yüzde 30 ? 45 arsındadır. Hazırlamış olduğum bu tez, taşıma maliyetini düşürmek amacı ile yapılan sistemleri ve bu sistemlerle ilgili yapılan çalışmaları anlatılmaktadır.
Sabit GPS istasyonları koordinat zaman serilerinden hız kestirimi: Marmara bölgesi 5 tusaga-aktif noktası
Ülkemizde sabit istasyonlar arasında ülke ölçeğinde en çok istasyona sahip olan ağ Türkiye Ulusal Sabit GNSS İstasyonları Ağı-Aktif (TUSAGA-Aktif) sistemidir. Bu çalışmada, Marmara Bölgesindeki TUSAGA-Aktif ağına ait veri kesikliliği olmayan 5 sabit GPS istasyonu (BURS, ISTN, BILE, IZMT ve TEKR) seçilmiş, Türkiye çevresindeki 18 IGS istasyonunun verisi kullanılarak 2016-2020 yılları arası için günlük analiz yapılmıştır. Verilerin analizinde, Linux işletimde sisteminde çalışan GAMIT/GLOBK yazılımı kullanılmıştır. GAMIT modülü ile oluşan 1827 günlük çözüm dosyasında (h-file) gevşek koşullu çözümler üretilerek koordinat zaman serileri elde edilmiştir. Kaba hatalardan arındırılan günlük çözümler koordinat ve hız belirlemek amacıyla aylık birleştirilmiş, son olarak GLOBK modülü ile aylık çözümlerden tüm istasyonlar için konum ve hız bilgileri hesaplanmıştır. Referans sistemi tanımlaması için analize dahil edilen IGS noktalarının koordinat ve hızları kullanılarak 6 parametreli (3 Öteleme, 3 Dönüklük) Helmert dönüşümü ile ITRF14 referans sisteminde datum dönüşümü yapılmıştır. Son olarak, çalışma kapsamında hesaplanan TUREF koordinatları ile Harita Genel Müdürlüğü tarafından hesaplanan ve TUSAGA-Aktif internet adresinde yayınlanan koordinat ve hızlar karşılaştırılmış ve elde edilen fark değerleri yorumlanmıştır.
Yetişkin profesyonel futbolcuların beslenme durumlarının fiziksel performans verileri ile ilişkisi
Futbolda maç/antrenman analizi için kullanılan yöntemlerin futbolun mekaniği ve enerjisine dair bakış açısı sağlayarak antrenman ve test prosedürlerinin optimize edilmesine, bireyselleştirilmiş egzersiz ve beslenme stratejileri geliştirilmesine yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma; sporcuların beslenmeye bağlı olası ayırt edici performans kriterlerini saptamak ve beslenmeye dair farklılıklar ile performans çıktılarının nasıl değiştiğini incelemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışma, Ocak – Mart 2022 tarihleri arasında Türkiye Futbol Federasyonu 1. Ligde yer alan bir futbol kulübünde oynayan 18 – 35 yaş arası, herhangi bir kronik hastalığı, sakatlık ya da spor yaralanması durumu olmayan 18 erkek profesyonel futbolcu ile tamamlanmıştır. Futbolcuların demografik özelliklerini ve beslenme alışkanlıklarını saptamak amacıyla çalışmanın başında araştırmacı tarafından yüz yüze şekilde anket formu uygulanmıştır. Futbolcuların vücut kompozisyonu analizleri (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi, yağsız vücut kütlesi) çalışmanın başında araştırmacı tarafından yapılmış ve anket formunda ilgili yere kaydedilmiştir. Futbolculara ait performans çıktıları, sezon arası kamp döneminde ardışık üç günü (iki antrenman ve bir müsabaka günü) kapsayacak şekilde profesyonel takım sporları için tasarlanan yüksek hassasiyete sahip GPS kaynaklı giyilebilir takip sistemi ile kayıt altına alınmıştır. Ek olarak performans çıktılarının takip edildiği ardışık üç günde 24 saatlik besin tüketim yöntemi ile futbolcuların besin tüketimleri saptanmıştır. GPS kaynaklı ulaşılan performans verileri lisanslı atletik performans uzmanı ve araştırmacı tarafından her katılımcı için değerlendirilmiştir. Sonuç olarak futbolcularda, yağsız vücut kütlesi, toplam enerji alımı, toplam su tüketimi, diyetin karbonhidrat içeriği ve enerji mevcudiyeti ile yüksek metabolik güç skoru yüzdeleri ve yüksek metabolik güç skorunda kat edilen mesafeler arasında anlamlı pozitif ilişki saptanmıştır (p<0.05). Yeterli karbonhidrat alımı yapan futbolcuların yetersiz alım yapanlara göre ortalama metabolik güç skoru, kat edilen toplam mesafe, hız ortalaması, yüksek metabolik güç skoru yüzdesi ve yüksek metabolik güç skorunda kat edilen mesafe değerlerinin anlamlı şekilde daha yüksek iken; algılanan zorluk derecesi, vücut yağ yüzdesi ve düşük metabolik güç skor yüzdesi değerlerinin anlamlı şekilde daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Benzer şekilde, normal enerji mevcudiyetine sahip futbolcular ile hidrasyon durumu iyi olan futbolcuların performans çıktıları düşük enerji mevcudiyetine sahip olanlara ve dehidrate olanlara göre daha üstün bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışma, futbolcuların beslenme durumlarının tüm spor dallarında birincil amaç olan performans çıktılarına nasıl yansıdığına yönelik fikir verebilir. Profesyonel sporcularda beslenme hedefleri ve gereksinimleri statik olmamalı, antrenman ve müsabaka programına göre günlük, aylık ve yıllık periyodize edilmelidir. Periyodize edilmiş ve bireyselleştirilmiş beslenme önerileri ile birlikte alınacak beslenme önlemleri sporcuların sağlığına ve performansına olumlu katkı sağlayabilir.
IGS istasyon noktalarının sabitliğinin araştırılması: TRAB IGS noktası örneği
Günümüzde deformasyon ölçmeleri her alanda göze çarpan bir disiplin haline gelmiştir. Ölçü alet ve yöntemlerinin gelişimi ve istatistik analizlerin birlikte kullanımı ile deformasyon ölçü ve analizi birçok uygulama alanında yerini bulmuştur. Gittikçe gelişen deformasyon ölçü yöntemleri uzay ve uydu gözlemleri alanına taşınmış ve sabit GPS (Global Positioning System) istasyonları deformasyon analiz amaçlı kullanılmaya devam edecektir.Bugünün tarihi itibarıyla Uluslararası GNSS Servisi (IGS) eski adıyla Uluslararası GPS Servisi dünyanın dört bir yanındaki 377'si aktif toplam 421 IGS noktasından elde edilen verilerini toplar, arşivler ve dağıtır. Bu istasyonların bazılarında sadece uydu gözlemleri ile değil aynı zamanda uzak yıldız gözlemleri, galaksi gözlemleri ve radar gözlemleri ile ölçüler toplanmaktadır. IGS İstasyonları kuruldukları bölgenin karakteristik deformasyon hareketlerini diğer sabit GPS istasyonlarına göre daha iyi belirleyebilmektedir.Bu tez çalışması kapsamında; Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Kanuni Kampüsü, Harita Mühendisliği Bölümü binası üzerine tesis edilmiş ve sabit olarak kabul edilen TRAB IGS noktasının sabitliğinin irdelenmesi, TRAB IGS noktasının üzerine tesis edildiği Harita Mühendisliği binası ve çevresinde oluşan deformasyonların belirlenmesi, sonuçların, jeolojik olarak belirlenmiş araştırma alanının aktif fay kinematiği ile karşılaştırılması ve sonuçların yorumlanması yapılmıştır.
Gerçek zamanlı kinematik (GZK) GPS'in jeodezik çalışmalarda kullanılabilirliğinin incelenmesi
ÖZET Günümüzde haritacılık projelerinin hızlı ve doğru bir şekilde bitirilmesi büyük önem kazanmıştır. Bu amaca yönelik son yıllarda geliştirilen ölçme yöntemlerinden birisi de Gerçek Zamanlı Kinematik (GZK) GPS 'tir. GZK GPS metodu ile diğer statik ve kinematik GPS ölçme yöntemleri ile yapılamayan aplikasyon çalışmaları yapılabilmektedir. Ayrıca yine bu yöntemle detay alımı, yersel yöntemlere göre çok daha hızlı bir şekilde yapılabilmektedir. Bu yüksek lisans çalışmasında GZK GPS yöntemini maliyet, hız ve duyarlık gibi kriterler açısından test edebilmek amacıyla çeşitli testler yapılmıştır. Bu sayede yöntemin kadastro çalışmaları, imar uygulamaları ve halihazır harita yapımı gibi jeodezik çalışmalarda kullamlabilirliği incelenmiştir. Ayrıca Türkiye' de henüz tam anlamıyla tanınmayan ve bu nedenle çoğu alanda kullanılmayan GZK GPS ölçü yönteminin tanıtılması amaçlanmıştır. Yapılan bu testler neticesinde GZK GPS ölçme yönteminin jeodezik amaçlı aplikasyon ve detay alum çalışmalarında rahatlıkla kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: GPS, Gerçek Zamanlı Kinematik GPS, Nokta Aplikasyonu, Detay Alımı, VI T£C TOSSEKOGRETIM &UTOIU5