Greece

124 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya Müslüman Türk azınlığın din ve eğitim sorunları

Tez çalışmasında, Yunanistan'da yaşayan Müslüman Türk Azınlığının din eğitimi faaliyetlerini yürüten örgün ve yaygın eğitim kurumlarının durumu ve sorunları konu edinilmiştir. Çalışmada, azınlığın örgün eğitim tarihi ve güncel durumu, yaygın din eğitiminde Kur'an kursu programları, amaç ve hedefleri hakkında bilgilere yer verilmiş ve azınlık eğitim sorunlarının tespiti gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Batı Trakya'da anaokul sorunu, azınlık ilkokullarının kapatılması, orta ve lise öğretim kurumlarının yetersizliği sebebiyle eğitim konusunda birtakım problemler vardır. Azınlık toplumunun Müftülük sorunu, din eğitimi imkânlarının örgün eğitimdeki eksikliği ve yaygın eğitim destekli ilerleyişi, devlet tarafından atamaları kabul etmeyen azınlığın desteklediği seçilmiş müftülük kurumlarının yapısı ve toplumun tamamına hitap eden din eğitimi faaliyetlerine yer verilmiştir. Devletin azınlığa ait atlaşmalardan doğan özerk eğitim hakkının iadesi, azınlığın kendi okullarını kurarak, yönetim ve denetiminin azınlığa bırakılması, güncel eğitim sorunlarının Batı Trakya'nın etnografyasına uygun bir metotla çözülmesi adına talep ve istekleri ele alınmıştır. Sorunların çözümü konusunda eğitim politikasının temelinde yer alan milli kimlik inkârı, ekonomik darboğazlık, vakıf sorunu, dini özgürlükler konusundaki kısıtlamalar irdelenmiştir. Azınlık toplumunun bilinçlenmesi, sorunlar konusunda farkındalık yaratma ve eğitim desteği sunan sivil toplum örgütlerinin durumu kapsamında, azınlığın en temel sorunlarından hareketle atılan adımların eğitim yapısının şekillenmesi ve tanınması açısından üstünde durulmuş ve eğitim sorunlarının ortaya konulması bakımından önem arz eden bir çalışma olduğu ifade edilebilir.

Azınlık haklarıAzınlıklarBatı Trakya+7
Mouchammet Ntoukıantzı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk-Yunan ekonomik ilişkileri (1980-2010)

Bu çalışmada Türkiye ve Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler ve bu ilişkilerin derecesinin devletlerin çatışmasının önüne geçip geçemeyeceği incelenmiştir. Ekonomik ilişkiler analiz edilirken, Keohane ve Nye'ın ?karmaşık karşılıklı bağımlılık? teorisinden yararlanılmıştır. Buna göre, çatışmacı devletlerin kuracakları ekonomik ilişkilerde birbirlerine bağımlı olmaları, devletleri çatışmadan uzaklaştıracak ve ticaretin kârını elde etme çabasına girmelerini sağlayacaktır.Çalışmada bu bağlamda birinci bölüm içinde ekonomi ve siyaset ilişkisi incelenmiş, çatışmacı devletlerin analizinde kullanılacak olan ?karmaşık karşılıklı bağımlılık? teorisinin anlamı ve teoriyi oluşturan sacayakları analiz edilmiştir. İkinci bölümde, çalışma kapsamında incelenecek olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki tarihsel problemlere ve Türkiye'nin 1980 yılı sonrasındaki dönüşümüne göz atılmış ve iki ülkeyi birbirine bağlayan bir parça olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler ve bu ilişkilerin ülkeler arasında karşılıklı bağımlılık yaratıp yaratmadığı analiz edilmiştir. Ekonomik ilişkilerde karşılıklı bağımlılığın olup olmamasının uyuşmazlıkların çözümüne ve iki ülke arasında diyalog ortamının yaratılmasına yapmış olduğu etki ortaya konulmuştur. Ayrıca AKP hükümetleri döneminde tercih edilen komşularla yakınlaşma politikası ve bu politikanın Yunanistan'a yansımaları da incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda ise iki ülke arasında, henüz bir bağımlılık ilişkisinden söz edilemeyeceği, ancak sürece göz atıldığında, ekonomik ve siyasi ilişkilerdeki işbirliğinin geliştirilmesine koşut olarak ilişkilerin her geçen gün iyiye doğru seyrettiği yorumu yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkiye, Yunanistan, karmaşık karşılıklı bağımlılık, siyasal ekonomi.

Ekonomik ilişkilerKarşılıklı bağımlılıkSiyasal ekonomi+4
Nazlı Usta
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı arşiv belgelerine göre 1914 Osmanlı-Yunan nüfus mübadelesi girişimi

ArşivlerBalkan TürkleriBelgeler+7
Nurten Çetin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici etnosentrizmi ve ülke imajı üzerine kültürlerarası bir çalışma: Türkiye ve Yunanistan örneği

Bu çalışmanın amacı Türk ve Yunan tüketicilerin etnosentrizm düzeyleri, tüketici etnosentrizminin yerli ürün satın alma eğilimi üzerindeki etkisi, ülke imajı ve karşı ülke ile etkileşimin ülke imajı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmada Shimp ve Sharma'nın tüketici etnosentrizmi kavramının ilk kullanıldığı ve CETSCALE'nin ortaya çıktığı çalışmadan (1987) yola çıkılarak daha sonraki yıllarda yapılan çeşitli çalışmaların incelenmesi ve karşı ülke imajının ölçülmesi ile şekil kazanmıştır. Çalışma Türkiye'den iki ve Yunanistan'dan bir olmak üzere üç örneklem üzerinde yapılmış olup, bu örneklemlerin ikili karşılaştırmaları söz konusudur. Çalışmada karşı ülke ile olan etkileşim ve bunun ürün satın alımlarına etkisi tespit edilmektedir. Araştırmanın yapıldığı ülkelerin, tüketiciler gözündeki imajları tespit edilerek karşı ülke imajının o ülkenin ürünlerini satın alma eğilimi üzerinde etkili olup olmadığı da araştırılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Tüketici Etnosentrizmi, CETSCALE, Ülke İmajı, Yunanistan, Türkiye.

EtnosentrizmTüketicilerTürk-Yunan ilişkileri+4
Gazal Cengiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Makro ekonomik göstergelerin ekonomik büyüme üzeri etkileri Yunanistan, Gürcistan, Pakistan ve Tunus'da

This study examines the impact of macroeconomic variables on economic growth in selected four countries. Variables of the models are GDP, Cash surplus/ deficit, money supply (M2), government expenditure and exchange rate. An annual data for the period Hausman test was used because it has an asymptotic chi-square distribution, the results of Hausman test indicated that the Random (FEM) was the most appropriate model for the study. The empirical results of the study indicated a significant and positive impact of macroeconomic indicators such as Cash Surplus Deficit, Government Spending and Money supply are a significant and positive relationships on GDP, but Real Exchange Rate is a significant and negative relationships on GDP (economic growth proxy) in four selected countries

Economic growthEconomic effectLeast squares method+7
Qahraman Ahmed Ibrahım Artoshı
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Devletlerarası kriz süreçleri üzerine mukayeseli analiz: Türkiye-Yunanistan örneği

Dünya üzerinde artan savaşlar sonunda insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu olgu barış olmuştur. Çatışmaların sona ermesi ve insanların nihai barış ortamında yaşamlarına devam etmesi için tarafların birbirlerinin varlığını kabul ederek şiddet eylemlerini sonlandırması gerekmektedir. Uluslararası sistemin varlığı ve güç unsurları göz önünde bulundurularak taraflar arasında dengeler kurulması krizlerin çözümüne yönelik önemli adımlardan biri olabilmektedir. Türk-Yunan ilişkileri inançlara, yaşam şekillerine, tarihi ve kültürel geçmişe ve ulusal çıkarlara dayalı nedenlerle zaman zaman gerilme noktasına gelmiştir. Atatürk-Venizelos Dönemi, 1988'de Davos'ta Turgut Özal-Andreas Papandreou'nun bir araya gelmesi ve 1990'ların sonunda Dışişleri Bakanlığı görevleri esnasında İsmail Cem-George Papandreou arasında geliştirilen dostluk ilişkileri hariç olmak üzere iki ülke arasındaki ilişkiler hassas dengeler üzerine kurulmuştur. 15. yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı İmparatorluğunun yönetimi altında yaşayan bu iki toplum, Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanması ile birlikte sınır çatışmaları ve azınlık meseleleri nedeniyle ilişkilerinde sorun yaşamaya başlamıştır. Bağımsızlığın ardından yaşanan ikinci önemli olay ise 1920-1923 Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlıların "Küçük Asya Felaketi" olarak adlandırdıkları Yunanistan'ın İzmir ve çevresini işgali sırasında uğradığı yenilgidir. Bu olayların ardından ise Kıbrıs sorunun yaşanmaya başlaması ilişkileri kırılma noktasına getirmiştir. Devlet içi aktörler ve lider algılarının ön plana çıktığı bu çalışma da barışçıl yöntemlerin kullanılarak kalıcı barışın sağlanması hedeflenmektedir. Dünya barışının sağlanması ve temel ve hak özgürlükler kapsamında insanların yaşamlarına devam etmesine yönelik atılan adımlar bazı dönemlerde farklı olaylara yol açmaktadır. Devletler arasında yaşanan krizlerin hangi değişkenlerden etkilendiğini tespit ederek bu değişkenlere ilişkin anlamlı açıklamalar bulmanın amaçlandığı bu çalışma kapsamında Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yaşanan krizlerin hangi değişkenler sonucunda ülkeleri başarı ya da başarısızlığa götürdüğüne dair yorum yapmaktır. Teorik açıdan ise uluslararası ilişkiler disiplininin en temel uygulama alanlarından birisi olan ve dış politika analizi konusunda yeni ve bütüncül bir yöntem ortaya koyan Neoklasik realizmden faydalanılacaktır. Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan krizler, Neoklasik Realist bir bakış açısıyla değerlendirilerek ülkelerin bu krizlerin çözümüne yönelik hangi adımları attığı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çatışma Çözümü, Kriz, Neoklasik Realizm, Türkiye, Yunanistan

KrizNeo-klasik realistTürk dış politikası+7
Ayşegül Saylan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arnavutluk'un Avrupa Birliği üyelik sürecinde Yunanistan dış politikasının etkisi

Avrupa Birliği, Schuman Deklarasyonu ve Avrupa Kömür Çelik Topluluğu'nun ilanından bugüne, Kıta Avrupası'nı kapsayan birçok genişleme dalgasını ortaya çıkartmıştır. Yugoslavya'nın çözünme sürecinde yaşanan kanlı durum Avrupa ülkeleri için birçok açıdan güvenlik unsuru yarattığından dolayı Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte Balkan ülkeleri Batıyla karşılıklı olarak yakın ilişkiler kurmuştur. Bu kapsamda özellikle Selanik ve Zagrep Zirveleri AB'nin Balkan politikasını yansıtmaktadır. AB'nin temel amacı, bahsi geçen ülkeleri yakın gelecekte AB üyesi yapmak ve Kıta Avrupası'nın ekonomi, enerji, demokrasi güvenliğini sağlamaktır. Arnavutluk'un AB ile ilişkiler kurması 1991 yılında olmuştur. Komünist ve izolasyonist bir yönetim anlayışını terk eden Arnavutluk, demokrasiye ve yeni küresel sisteme adapte olmaya çalışmıştır. Süreç içerisinde AB ve Arnavutluk arasında birçok ikili anlaşma imzalanmış ve Arnavutluk'un en büyük destekçisi AB haline gelmiştir. Bu kapsamda, yapılan reformların akabinde 2019 yılında Arnavutluk ile müzakerelerin başlama kararı alınmış ancak 2021 yılı dahilinde henüz bir görüşme gerçekleşmemiştir. Arnavutluk'un AB hedefini zorlaştıran tek durum yalnızca yapması gereken reformlar değildir. Arnavutluk aynı zamanda Balkan coğrafyasının AB üyelik süreci için yol gösterici misyonunu üstlenen Yunanistan engelini aşmak zorundadır. AB üyeliği için tüm AB üyelerinin onayını alması gereken Arnavutluk, Yunanistan'ın onayını almak için aralarında geçen sorunlara kimi zaman taviz vermiş kimi zamansa Yunanistan'ın çözümlerini kabul etmiştir. Bu kapsamda AB için oldukça olumlu bir dış politika izlemiş ve Balkan işbirliğine katkı sağlamıştır. Bu çalışmada Arnavutluk'un bağımsızlık kazanmasından itibaren dış politikasında geçirdiği evrimi ve süreç içerisinde AB müktesebatına uyumunu incelenmiştir. Ayrıca Arnavutluk-Yunanistan arasında günümüzde devam eden sorunlar analiz edilmeye çalışılmış ve Yunanistan'ın AB üyeliği kozunu oynayarak Arnavutluk'a karşı kendi lehine bir dış politika izlettirmeye çalıştığı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan iki ülke arasında hâlihazırda bir uzlaşmaya kavuşturulamayan sorunlar açıklanmış ve Yunanistan'ın, ortaya çıkan sorunlarda Arnavutluk'un tam üyeliğini engelleme kartını oynadığı açıklanmaya çalışılmıştır.

ArnavutlukAvrupa BirliğiUluslararası politika+2
Ekin Deniz Uyğun
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Güvensizlik katmanı, güvenlik çarpanı: Mülteci akımının ve yasadışı göçün Türk-Yunan ilişkilerine etkileri

Bu çalışmada ilk olarak Türk- Yunan ilişkilerine etki eden etmenler tarihsel süreç içerisinde incelenmiştir. İki ülke ilişkilerinin şekillenmesinde mülteci ve yasadışı göçmenlerin etkisi detaylı olarak irdelenmiş, aynı zamanda Suriye'de yaşanan iç savaş sonrası mülteci akımının Türk-Yunan ilişkilerine olumlu ve olumsuz etkileri değerlendirilmiştir. İkinci bölüm yasadışı göçlerin önlenmesine yönelik yapılan çalışmaları ele almıştır. Bu konu üzerine Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yapılan Geri Kabul Anlaşmanın Türk-Yunan karasuları ve hudut hatlarında yaşanan sorunlara etkisi değerlendirilmiştir. Söz konusu bölümde her iki ülkenin ayrı ayrı mülteci ve yasadışı göçmenler hakkındaki argümanlarına değinilmiştir. Nihayetinde üçüncü bölümde ikili ilişkilerin yapılandırılmasında göç gibi yumuşak güvenlik sorunlarının nasıl şekillendiği incelenmiş, tartışmanın temelini oluşturan ve sonucunu şekillendiren güvensizlik katmanı ve güvenlik çarpanı kavramları literatüre kazandırılmıştır. Karasuları ve hudut hatları çerçevesinde yaşanan sorunlara mülteci ve yasadışı göçmenlerin de dâhil olmasının ikili ilişkileri hangi yönde etkilediğine dair tespitleryapılmıştır. Nihayetinde söz konusu göç olgusunun güvenlik veya güvenliksizleştirme istikametinde bir araç olarak ortaya çıktığı vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mülteci ve Yasadışı Göçmenler, Güvenliksizleştirme,Güvensizlik Katmanı, Güvenlik Çarpanı, Göçün Güvenlikleştirilmesi.

GöçlerGöçmenlerGüvenlikleştirme+7
Esma Yavuz Kaplanduran
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ve PIIGS (Portekiz, İrlanda, İtalya, Yunanistan, İspanya) ülkelerinde dördüz açık analizi

2008 Küresel Krizi ile Avrupa Birliği içerisinde merkez ve çevre ülkeler ayrımı daha keskin hatlar kazanmıştır. Bu ayrımda krizden en çok etkilenen ve dikkat çeken beş ülke Portekiz, İrlanda, İtalya, Yunanistan ve İspanya olmuştur. Türkiye ise kriz sonrası dönemde temel makro ekonomik göstergelerde PIIGS ülkeleri ile paralel bir yapı sergilemiştir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı; Türkiye ile PIIGS ülkelerinde dördüz açık hipotezinin test edilmesi ve sonuçların ortaya konmasıdır. Literatürde yer alan Keynesyen ve Ricardian görüşler, ekonomilerin dengelerine ilişkin farklı yaklaşımlar sergilemektedirler. Keynesyen görüş, bütçe açığını cari açık ile ilişkilendirirken; Ricardian görüş, cari açığı tasarruf açığına dayandırmaktadır. Konuyla ilgili mevcut literatürde, cari açık için farklı belirleyicilerin araştırılması gerektiğini belirten çalışmalar da bulunmaktadır. Çalışmamızda cari açık, bütçe açığı ve tasarruf açığı ile birlikte dördüncü bir açık türü olarak ele aldığımız çıktı açığı ise genellikle işsizlik ve/veya enflasyon ilişkisindeki rolüne dair analizlere konu olmaktadır. İlgili literatüre dayanarak bütçe açığı, tasarruf açığı ve çıktı açığının, cari açık üzerindeki etkilerinden söz edilip edilemeyeceğini araştırmak için; 1986-2018 yıllarına ait veriler kullanılmıştır. Elde edilen panel veriye uygun tanımlayıcı analizler yapıldıktan sonra değişkenler arasındaki ilişki, eş bütünleşme testi ile sınanmış ve ardından Prais-Winsten modeli kullanılarak uzun dönem katsayıları tahmin edilmiştir. Ulaşılan sonuçlar uzun vadede, yalnızca cari açıkla tasarruf açığı arasındaki ilişkiyi net olarak doğrulamıştır. Bu sonuçlar ışığında PIIGS ülkeleri ve Türkiye için dördüz açık hipotezinin geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkiz Açıklar, Üçüz Açıklar, Dördüz Açıklar, Dengesiz Panel Veri Analizi

Dördüz açıklar hipoteziPanel veri modelleriPortekiz+6
Tuğba Arpazlı Fazlılar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

1930'dan Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne girişine kadar Batı Trakya Türkleri: 1930 - 1981

Bu çalışmanın ana hedefi, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları dışında uluslararası anlaşma ile tanınmış bir azınlık olarak bıraktığı tek Türk topluluğu olan Batı Trakya Türklerinin yakın tarihlerine bir nebze de olsun ışık tutabilmektir. Batı Trakya Türkleri, bugün Yunanistan sınırları içerisinde ve Yunan vatandaşı olarak yaşamlarını sürdüren bir Türk topluluğudur. Onları özel kılan ise uluslararası bir anlaşma çerçevesinde tanınmış azınlık statüsünde yaşamlarını sürdüren tek Türk azınlığı olmalarıdır. Balkanlardaki fetih hareketlerini takip eden iskân sürecinde bu coğrafyaya gelen ve halen burada yerleşik bulunan Batı Trakya Türklerinin yakın dönemde yaşadıkları gelişmeler çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Batı Trakya Türklerinin, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi'nin dışında tutulmaları ile başlayan azınlık hayatı, yine bu iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin durumu ile doğru orantılı olarak oldukça hareketli bir seyir takip etmiştir. 1930'lu yıllarda Türkiye ile Yunanistan arasında iyileşme gösteren ilişkiler, takip eden dönemde, gerek iki ülke arasında gerekse dünyada yaşanan bir takım gelişmelerin sonucunda inişli çıkışlı bir hal almıştır. Ancak özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemdeki gelişmeler ve Kıbrıs sorunu ile başlayan süreç, Türkiye'deki Rum azınlığın büyük ölçüde Yunanistan'a göç etmesine sebep olmuştur. Bu yüzden, Batı Trakya Türklerinin statüsü için oldukça önemli yeri olan "karşılıklılık" ilkesi önemini yitirmiştir. Çalışmanın temel çerçevesini de Batı Trakya Türklerinin yaklaşık 50 yıllık bu süreçte yaşadıkları gelişmeler oluşturmaktadır.

Avrupa BirliğiBatı TrakyaMübadele+5
Melih Akdeniz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir, Piraeus (Pire), Constanţa (Köstence) ve Novorossiysk (Soğucak) limanlarının ulusal ve uluslararası ticarî ilişkilerdeki önemlerinin karşılaştırmalı analizi

Bu araştırma, çalışmada adı geçen limanların bulundukları bölgelere ve ülkelerine ticarî anlamda hangi oran ve yönde etki ettiğinin tespit edilmesine, mevcut ve muhtemel liman ve iskele işletmelerinin durumlarının incelenmesine, ilgili limanların kuvvetli ve zayıf özelliklerinin farklarının anlaşılmasına ve bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili önerilere katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Birinci bölümde, temel bilgi verilmesi amacıyla liman ve ilgili tanımlamalara, sınıflandırıcı açıklamalara ve kullanılan terminolojiye değinilmiştir. Elleçlenen farklı yük türlerine göre limanlar ve terminaller sınıflandırılmış, İzmir, Pire, Köstence ve Soğucak Limanlarının bulundukları bölgeler içindeki tarihi ve sosyo-kültürel önemlerine ve genel anlamda ithalat ve ihracat faaliyetlerine değinilmiştir. 2011 – 2015 yıllarını kapsayan süreçler incelendiğinde çalışmaya konu olan limanların, ülkelerinin ithalat ve ihracat içindeki payları artmasına karşın 2015 yılında düşüş eğilimine girdiği gözlemlenmiştir. İkinci bölümde, dünya deniz taşımacılığına dair genel bir değerlendirme yapılmış, çalışmaya konu olan limanların bulundukları ülkeler olan Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Rusya deniz taşımacılığına dair bilgiler verilmiş ve bu ülkelerin dünya deniz ticareti içindeki paylarına dair değerlendirmeler yapılmıştır. Diğer taşımacılık yöntemlerinin aksine deniz taşımacılığının bahse konu olan tüm ülkelerde gelişim kaydettiği sonucuna varılmıştır. Sonuç bölümünde, bahse konu olan limanların teknik özellikleri ile elleçledikleri yük türleri üzerinden karşılaştırmalı analizi yapılarak birbirlerine karşı üstün ve dezavantajlı oldukları özellikler vurgulanmış, bu limanların hangi nispette kendi ülkelerine katkı sağladıklarına ilişkin derin bir değerlendirme yapılmıştır. Veriler incelendiğinde, Pire ve Köstence Limanlarının ülkelerinin ekonomik gelişimleri içerisindeki öneminin, İzmir ve Soğucak Limanlarının kendi ülkelerinin ekonomileri içerisindeki öneminden daha büyük olduğu sonucuna varılabilir.

Deniz yolu taşımacılığıKonteyner terminaliLimanlar+6
Orçun Pıtır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Tırhala Sancağı (1821-1881)

Balkanlar, uzun süre Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. Devletin bölgede sağladığı yaklaşık beş yüz elli yıllık Türk egemenliği, her yönüyle bu coğrafyaya mührünü vurmuştur. Türklerin bölgeye iskânı ile birlikte Balkanlar, demografik ve kültürel alanda kısa sürede Türkleşmiştir. Çok sayıda dini ve kültürel yapının inşası gerçekleştirilmiş, böylelikle Türk-İslam kültür ve medeniyeti bu topraklara yerleşmeye başlamıştır. Osmanlı kuvvetleri, 1354'te Süleyman Paşa komutasında Balkanlara girmiş, böylece bölgenin kapısı Türklere açılmıştır. Süleyman Paşa, buradaki fetihlerini sol kol, orta kol ve sağ kol olmak üzere uçlar teşkil ederek sürdürmüştür. Bu üç istikamette yapılan fetihlerin sol kolunu Yunanistan üzerine yapılan akınlar oluşturmuştur. 1390'lı yıllarda Osmanlı birlikleri Yunanistan'ın orta bölgesine doğru ilerlemeye başlamıştır. Hacı İlbey ve Evrenos Bey bu akınları gerçekleştiren akıncı beyleri olarak Osmanlı askeri kuvvetinin sol kol ucunda faaliyet göstermiştir. 1393 yılında Evrenos Bey komutasındaki Osmanlı birlikleri Tesalya ovasına uzanmış ve Yunanistan'ın orta bölgesi olan Tesalya'ya hâkim olmuştur. Bütün bir eyalet Evrenos Bey'e tımar olarak verilmiştir. Böylece devlet, Yunanistan'ın orta bölgesi olan Tesalya'da hâkimiyeti sağlamış, burada Tırhala sancağını kurmuştur. Sancak, 1821 yılına kadar varlığını sükûnet içinde devam ettirmiştir. Fakat 1821 yılında başlayan Yunan bağımsızlık mücadelesi sürecinde sancağın oturduğu Tesalya Bölgesinde kargaşa ortamı hâkim olmuştur. Yüzyıllardır bir arada yaşayan halkların bir kısmı ayrı birer devlet kurmak için teşkilatlanmaya başlamıştır. Dört yüzyıl Osmanlı ile bir arada yaşayan Rumlar, 1829 yılında bağımsız Yunanistan Krallığı'nı kurmuştur. Kuruluşunun ardından batılı devletler tarafından 1830 yılında tanınmıştır. Yunanistan Krallığı'nın kurulmasıyla Tırhala sancağındaki kargaşa ortamı daha da büyümüş, bölgede eşkıyalık hareketleri, hudut ihlalleri ve Müslümanları esir alma noktasına varan emniyetsiz ortam kendini göstermiştir. Yarım asır devam eden bu süreç, 1881 yılında Tesalya'nın elden çıkışıyla sona ermiştir. Bu çalışma, Yunan bağımsızlık hareketini, Yunanistan Krallığı'nın kuruluşunu ve Tırhala sancağının Yunanistan'a terki sürecinde bölgede yaşanan gelişmeleri ele almayı hedeflemiştir. 1821 Yunan İsyanı ile başlayan ve 1881 yılında sancağın Yunanistan'a terkiyle sonuçlanan altmış yıllık zaman diliminde sancağın durumunu ve sancakta yaşanan bütün gelişmeleri ortaya koymak, tez çalışmasının asıl amacını oluşturmuştur.

19. yüzyılBalkanlarOsmanlı Devleti+3
Ferdi Çiftçioğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sümer, Türk, Yunan mitolojilerinde tanrıçalar ve dişi ruhlar üzerine karşılaştırmalı inceleme

'Sümer, Türk, Yunan Mitolojilerinde Tanrıçalar ve Dişi Ruhlar Üzerine Karşılaştırmalı İnceleme' başlıklı tezin hedefi daha önce karşılaştırma yapılmamış olan bu üç mitolojinin kadın karakterlerinin ortak özelliklerini, farklılıkları ve kadın çalışmaları için önemini ortaya koymaktır. Kadının değişen coğrafyalarda ve eski zamanlarda hangi konumda olduğunu gözler önüne sermek açısından önemli bir çalışmadır. Evrenin yaratılmasını anlamlandırmaya çalışan insan, yaratılışı doğurganlık özelliğinden dolayı kadınla özdeşleştirmiştir. Her mitolojide göze çarpan bu özellik, kadının kutsallığını da gözler önüne sermektedir. Bahsedilen bu özellik bir varsayımdan çok arkeolojik kanıtlara dayanmakta ve neredeyse bütün mitolojilerde görülmektedir. Daha sonra varlığını kaybeden anaerkil toplulukların varlığı hem mitolojilerle hem de arkeolojik bulgularla kanıtlanmıştır. Her ne kadar mitoloji, efsane kültürü olsa da eski zamanların kültürünü yansıtması açısından değerlidir. Dünyanın yaratılmasını emreden, ilham veren Tanrıçalar ve dişi ruhlar mitolojilerde neredeyse her anlatıda etkin rol oynamıştır. Bu açıdan kökeni Anadolu olan mitolojiler, yazılan tezler ve makaleler ile desteklenmiş ve incelenmiştir. Sonuç olarak, daha önce karşılaştırılmamış bu üç mitolojinin kadın karakterleri sayesinde kadının eski konumu ve şimdiki konumu feminizm çerçevesinde yorumlanarak ortaya konulmuştur. Eski kültürlerde kadına verilen değerin ve konumunun incelenmesiyle birlikte Tanrıçalar ve dişi ruhlar günümüz için bir ilham kaynağı olması gerektiği anlaşılmıştır.

DişilikFeminizmKadınlar+6
Mevlüde Feyza Açıkgöz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Makedonya'daki azınlıkların hukuki durumu

Dünyada kurulan her devlette azınlıklar ve azınlık hakları sorunu her zaman güncelliğini korumuştur ve korumaya da devam edeceğe benzemektedir. Özellikle 1990 sonrası dünya gelişmeleri sonucu hem coğrafi açıdan genişleyen hem de nitelik bakımından çok derinleşen ve güçlenen azınlık hakları, bugün devletlerin görmezlikten gelip, reddedemeyecekleri bir boyuta erişmiştir. Bu tezde de içinde birçok farklı etnik gurubun yaşadığı Balkan coğrafyasında azınlık sorunun en derinden yaşandığı Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Makedonya incelenmiştir.Her devlet azınlık haklarını taraf olduğu anlaşmalarla tanımlar ve hukuki yükümlülükler de bu metinlere dayanılarak belirlenir. Ayrıca, her devlet içinde bulunduğu sosyal, coğrafi, tarihi ve siyasi koşulları dikkate alarak farklı ?azınlık? tanımlamaları yapmaktadır. Ülkeler incelenirken ilk olarak genel bir coğrafi ve tarihsel bilgiler verilmiştir. Ardından da ülkelerin azınlıklara yönelik politik, sosyal ve hukuki uygulamaları ile bu uygulamaların uluslararası boyutu incelenmiştir. Bunun yanında her ülke içindeki farklı azınlık guruplarının sorunları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.Günümüzde bu ülkelerde mevcut azınlık sorunlarında özellikle 1990 öncesi döneme göre bir takım olumlu gelişmeler yaşandığı, ancak bu gelişmelerin sınırlı bir seviyede olduğu görülmektedir.Anahtar Sözcükler:1. Azınlık Hakları2. Azınlıkların Sorunları3. Balkanlar4. Azınlıkların Korunması5. Etnik Çatışmalar

Azınlık haklarıAzınlıklarBalkanlar+5
Ebrar Ibraimi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Arnavutluk-Yunanistan ilişkilerinde bir azınlık sorunu olarak: Çamerya Arnavutlarının yeri ve geleceği

Soğuk Savaş sonrası dönemde Yugoslavya'da yaşanan iç savaşla birlikte bir kez daha gündeme gelen Balkanlar, ulus-devletler açısından etnik sorunları iç ve dış politikalarının öncelikli bir mevzu haline taşımıştır. Bölgede, çatışmalar şu an için barış gücü operasyonuyla dondurulmuş gibi gözükse de, Balkanlar her an patlamaya hazır bir bombadan farksızdır. Bu bağlamda bölgedeki mevcut sorun alanları ile potansiyel nitelikteki sorunlar, bölge devletleri açısından olduğu kadar, küresel çapta da etki yaratacak bir öneme sahiptir. Bir diğer ifadeyle, Balkanlardaki azınlık sorunları, yerel boyutun ötesinde bölgesel ve global bazda bir etki yaratma kapasitesine sahiptir. Bu bağlamda, bölgenin potansiyel sorunlarından birisi de Çamerya bölgesi ya da Çameryalı Arnavutlar (Çamlar)'dır.Yunanistan sınırları içerisinde yer alan Çamerya bölgesi her ne kadar şu an için bölge ve dünya gündeminde ön plana çıkmamış olsa da, diğer taraftan yapısı itibarıyla Balkanlar'daki azınlık sorunlarının ayrılmaz bir parçası olarak varlığını devam ettirmektedir. Özellikle de, Yugoslavya iç savaşı ve sonrasında Arnavut azınlıkların bölgede artan rolleri, Çamerya sorununu da Yunanistan açısından yerel bir nitelikten, bölgesel çapta bir kriz taşıma potansiyeli taşımaktadır. Bu da, hiç kuşkusuz, öncellikle Arnavutluk ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin etkilenmesi anlamda gelmektedir ki, tezin çıkış noktasını da bu husus oluşturmaktadır.Dolayısıyla bu tezde ilk olarak dünyada değişen azınlık kavramı tarihsel ve teorik çerçevede ele alınmakta, akabinde ise sorunun tarihsel gelişim seyri ortaya konulmaktadır. Bu süreçte, AB üyesi Yunanistan'ın bölgeye yönelik izlediği inkârcı, ayrımcı ve asimilasyoncu politikaların Çamerya Arnavutları üzerindeki etkisi ve buna bölge halkının verdiği tepki ele alınmaktadır. Sorunun çözülmemesinin Yunanistan-Arnavutluk ilişkilerini olumsuz olarak etkilediğinin varsayıldığı bu tezde, Balkanlar'daki diğer Arnavut azınlıklar ile Arnavutluk'un yaklaşımı da Büyük Arnavutluk Projesi iddiaları çerçevesinde ele alınmakta olup, meselenin geleceğiyle ilgili senaryo çalışmaları ve çözümüyle ilgili alternatif projeler sunulmaktadır.Anahtar Kelimeler:1.Arnavutluk2.Yunanistan3.Çamerya4.Azınlık5.Güvenlik

ArnavutlarArnavutlukAzınlık hakları+3
Erjada Progonati
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1990'larda Yunanistan'ın Makedonya politikası

Balkan coğrafyasının kilit noktasında bulunan Makedonya Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak uluslararası arenaya çıkışı, komünizmin çöküşü ve komünist Yugoslavya'nın dağılmasının ardından Yunanistan'ı neredeyse en çok meşgul eden konu olmuştur. Yunanistan'ın bağımsızlığını ilan eden ve ?Makedonya Cumhuriyeti? ismi ile tanınma arayan yeni komşusuna yönelik tutumu, benzeri görülmemiş bir düzeyde gelişmiştir.Bu tez Yunanistan'ın Makedonya Cumhuriyeti'ne yönelik politikalarının nedenleri ile sonuçlarını, bunların Yunanistan'ın dış politikası ve uluslararası ilişkiler üzerindeki yansımalarını anlamaya yönelik mütevazı bir girişimdir. İki ülke arasındaki ilişkiler bir tarihi arka plan temelinde Makedonya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından günümüze kadar kronolojik bir biçimde ele alınıp, belli dönüm noktalarına dayanarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Taraflar arasında 1990'ların ilk yarısında ?isim sorunu?nun sıcak döneminde yaşanan krizler, izleyen dönemde Yunan siyasi aktörlerinin politikalarını gözden geçirmelerine yol açmıştır. İki ülkenin ?Geçici Uzlaşı? ile geçici olarak uzlaşarak ?yaşamsal? isim sorununu dondurmalarından sonra, Simitis döneminde gerginlikler azalmış ve önemli ölçüde işbirliği ağları oluşturmak üzere fırsatlar yaratılmıştır. Pek çok alanda gerçekleştirilen geniş işbirliğine karşın gündemin ilk sırasındaki yerini koruyan ?isim sorunu?, 2008 sonlarından itibaren ikinci sıcak dönemine girmiştir.Anahtar Sözcükler1.Yunanistan2.Makedonya Cumhuriyeti3.FYROM4.İsim Sorunu5.Geçici Uzlaşı

MakedonyaUluslararası ilişkilerUluslararası politika+1
Bilge Ustaoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Anadilde eğitim ve Türkiye uygulaması

Bu çalışmada genel olarak azınlık hakları, anadil ve anadilde eğitim hakkı ile Türkiye ve bazı Avrupa ülkelerindeki anadilde eğitim hakkı uygulamaları mukayeseli olarak incelenmiştir.Birinci bölümde azınlık, azınlık hakları, anadil, dilsel haklar, eğitim hakları ve anadilde eğitim hakkı kavramına değinilmiştir.İkinci bölümde anadilde eğitim hakkı okulöncesi öğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim gibi farklı düzeylerde ele alınmıştır.Üçüncü bölümde Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği belgeleri ve diğer evrensel ve bölgesel belgelerdeki anadilde eğitim hakkına ilişkin hükümler analiz edilmiştir.Dördüncü bölümde Osmanlı İmparatorluğunda azınlıkların anadilde eğitim hakkı, Türkiye'de anadilde eğitim hakkına ilişkin yasal mevzuat ve anadilde eğitim hakkı uygulamaları değerlendirilmiştir.Beşinci bölümde ise İsveç, İspanya, Fransa ve Yunanistan'daki anadilde eğitim uygulamaları incelenmiş, bu uygulamalar farklı açılardan Türkiye'nin uygulamalarıyla mukayese edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Azınlıklar2.Azınlık Hakları3.Anadil4.Anadilde Eğitim Hakkı5.Uluslararası Belgelerde Anadilde Eğitim

AnadilAzınlık haklarıAzınlıklar+8
Sefa Seçen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk Savaş Döneminin Avrupa'daki terör faaliyetlerine etkisi: Almanya, İtalya, Yunanistan

Terörizmin konusunda uluslararası alanda genel kabul görmüş bir tanımın olmamasının pratikteki anlamı, terörizmin, bir güç mücadelesi olarak kabul edilen uluslararası ilişkilerde, uluslararası alanda kıt olan kaynaklar üzerinde söz sahibi olarak ihtiyaçların karşılanması, rakip olarak görülen aktörlerin siyasi, askeri, toplumsal ve ekonomik güçlerinin zayıflatılarak, uluslararası alanda öne çıkmalarının engellenmesi, oluşacak boşluktan faydalanarak, dış politika hedeflerinin gerçekleşmesinde mesafe almak ve uluslararası toplumda öne çıkmak, statükoyu korumak, terör eylemleri üzerinden silah satarak ekonominin işletilmesini sağlamak, yeni silah ve teknolojilerin denenmesi ve terörle mücadele adına, Afganistan ve Irak gibi, belli bir bölgeye yerleşilmesi gibi amaçlar çerçevesinde bir dış politika aracı olarak kullanıldığına işaret etmektedir.Bu bağlamda iki kutuplu dünya sisteminde ve sonrasında Avrupa uluslararası güvenliği tehdit eden Marksist-Leninist terör örgütlerinin, Doğu bloğunun yanı sıra Batı bloğu tarafından da kullanıldığı yönünde ciddi ihtimaller bulunmaktadır. Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB, özellikle Avrupa'daki çıkarlarını koruyabilmek, sürdürebilmek ve geliştirebilmek için, bu tarzdaki örgütlerden fayda sağlamaya çalışmışlardır. Böylece Avrupa ülkeleri, günümüze kadar etki eden bir terör macerası içinde olmuştur. Bu durum tabiatiyle Avrupa Birliği'nin terörle mücadele boyutuna da yansımıştır.

AlmanyaAvrupaSoğuk savaş+6
Polat Kızıldağ
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Atatürk Dönemi Türkiye'de iskân çalışmaları (1923?1938)

Kurtuluş Savaşı'nın önderi Mustafa Kemal'le başlayan Cumhuriyet dönemi, birçok değişiklik ve zorlukları kucaklamıştır. Erken Cumhuriyet dönemi olarak da adlandırılan bu dönem, siyasi, iktisadi ve sosyal birçok alanda çözülmesi gereken büyük sorunları içermektedir. Bu dönemde yaşanan en büyük sosyal sorunlardan biri, çeşitli nedenlerden dolayı yapılan göç ve sair sebeplerden dolayı yapılan iskân faaliyetleri olmuştur. Gerek Osmanlı Devleti'nin, özellikle Balkan Savaşları'ndan sonra kaybettiği topraklardan Anadolu'ya doğru yola çıkanlar; gerek siyasi ve sosyal nedenlerle Yunanistan'la Türkiye arasında yapılan sözleşmelere dayalı olarak gerekse Yunanistan'dan Anadolu'ya gelenlerle; Anadolu toprakları içinde asayiş ve diğer nedenlerle büyük kitleler halinde göç olayları yoğun olarak yaşanmıştır. Üstelik sadece büyük kitleler halindeki göçlerle gelenlerin dışında, Anadolu'da savaştan dolayı evleri yakılıp yıkılan halkın da iskân ettirilmesini zaruri kılmıştır. Bunun yanında, ilk yıllarda, mübadele mecburiyeti, aynı yıllarda Balkanlar'dan ve diğer yerlerden gelenleri, Rumların, Anadolu'dan çıkmasıyla boşalan yerlerin iskân için kullanılabileceği, besleme, barındırma gibi meseleler, devleti, planlı bir iskân politikası oluşturma yönünde harekete geçirmiştir. Ulus-devlet modelinin uygulanmaya çalışıldığı bu dönemde, bu yönde iskân politikaları geliştirilerek ve öncesinden daha planlı hale getirilerek uygulamalar yapılmıştır.Bu çalışmada Türkiye'de, Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki göçler ve sair nedenlerden uygulanan iskân politikaları ve bu uygulamaların ülkedeki siyasi, iktisadi ve sosyal sonuçları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Türk-Yunan nüfus mübadelesi, mübadil, muhacir, çingene, konar-göçer, iskân kanunları.

Atatürk DönemiGöçlerMübadele+5
Aslı Cihangiroğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Dönemin Türk basınına göre Birinci Dünya Savaşı arifesinde Türk-Yunan ilişkileri

Türkiye ve Yunanistan arasında, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, gelişen olaylar iki ülke içinde son derece büyük öneme sahip olmuştur. Türkiye ve Yunanistan ilişkileri açısından bakıldığında, Birinci dünya Savaşından önce iki ülke arasında yaşanan gelişmeler ve çözüme kavuşturulamayan meseleler sonraki süreçte artarak devam etmiş ve Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte son noktasına ulaşmıştır.Bu araştırmada, Türkiye ve Yunanistan arasındaki yaşanan anlaşmazlıklardan ve çözüme ulaştırılmamış olan konulardan; Adalar meselesi, göçmenler sorunu ve donanma gücünü artırmaya yönelik iki devletin aralarında mücadele haline dönüşen dretnotlar meselesi dönemin basınına göre aydınlatılmaya çalışılmıştır.Adalar meselesi, Büyük Devletlerin kararlarını açıklamaları, Türkiye'nin beklentileri ve menfaatlerini uymayan bu kararı kabul etmediklerini açıklamalarıyla birlikte Türkiye - Yunanistan arasında Adalar Denizinde bir hakimiyet mücadelesinin yaşanmasına neden olmuştur.Adalar meselesi ile ilgili olarak donanmanın güçlendirilmesi konusuna Türkiye ve Yunanistan fazlasıyla önem vermiş ve söz konusu dönemde İngiltere, Fransa ve Amerika devletlerinden gemi alımları olmuştur. Türkiye için gemiler hususunda en önemli gelişme sipariş edilen, ?Sultan Osman? ve ?Reşadiye? gemilerine İngiltere tarafından ambargo konulması olmuştur. Buna karşılık Yunanistan, Amerika'dan satın aldığı ?İdahu? ve ?Missisipi? zırhlıları ile donanmasını güçlendirmiştir. Türkiye İngiltere tarafından donanmaya el konulmasını protesto etse de bir sonuç alamamıştır.Göçler Meselesi de, Türkiye ve Yunanistan arasında gerginliğe neden olan gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur. Yunanistan'ın Makedonya'da Türk ve Müslüman halk üzerinde yapmış oldukları baskılar bu bölgeden başka bölgelere ve Türkiye'ye göçlerin yaşanmasına sebep olmuştur.Türkiye ve Yunanistan arasında Birinci Dünya Savaşı öncesi yaşanmış olan bu gelişmeler iki ülke ilişkilerini olumsuz yönde etkilemiş ve bu etki ile gerçekleşen gerginlik hali Birinci Dünya Savaşının başlaması ile devam etmiştir.Anahtar Kelimeler:1- Türkiye2- Türkiye ve Yunanistan3- Göçmenler Sorunu4- Adalar Meselesi5- Adalar Denizi

Adalar sorunuBasınDünya Savaşı I+7
Özlem Yıldırm
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Anadolu'da (İzmir ve havalisinde) Rumların faaliyetleri (1919-1922)

ÖZET Doktora Tezi Batı Anadolu'da (İzmir ve Havalisinde) Rumların Faaliyetleri (1919-1922) Zafer ÇAKMAK Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Elazığ - 2004, Sayfa: X+272 Rumlar, Osmanlı hakimiyeti altında yaşayan azınlık unsurlardan biridir. Yunanistan bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktıktan sonra Osmanlı Devleti'nden toprak kazanmak suretiyle büyümeye başlamıştır. I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi 'ni imzaladığında devletin içine düştüğü kötü durumdan faydalanmak isteyen Batı Anadolu Rumları, bölgenin Yunanistan'a ilhak edilmesini sağlamaya çalışmışlardır. 15 Mayıs 1919'da Yunanistan'ın İzmir'i işgaliyle birlikte bölgede yaşayan Rumlar; kurdukları çeteler vasıtasıyla Türkleri katletmiş, mallarım yağmalamış ve onları göçe zorlamışlardır. Bu arada Yunanistan Batı Anadolu'da nüfus çoğunluğunu sağlamak amacıyla bölgeye Yunanistan'dan ve Adalardan Rum göçmen göndermiştir.. Sakarya Savaşı'nda Yunan Ordusu'nun başarısızlığı sonucunda, Batı Anadolu Rumları Yunanistan'dan ümitlerini keserek bölgede bir İyonya Devleti kurmaya çalışmışlardır. Türk Ordusu'nun Büyük Taarruz ile Yunan Ordusuna karşı başlattığı harekat neticesinde bölgede yaşayan Rumlar Anadolu'yu terk etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Anahtar Kelimeler: Rum, Yunanistan, Osmanlı Devleti, Batı Anadolu, İzmir, İşgal, Mezalim, Göç, İyonya.

Batı AnadoluGöçlerOsmanlı Devleti+7
Zafer Çakmak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessEN

Refugee activism and state policies in comparative perspective: Contentious voices from Greece and Turkey

This study examines forced migrant groups' access to the realm of activism practices in Turkey and Greece. It does this through considering the role of these states' refugee policies, refugees' interaction with pre-existing networks and politico-legal systems in the post-2010 period. The research aims to expose the underlying mechanisms that explain the diversification of refugee activism practices in two country cases by comparing similar forced migrant group's activisms whose origin of country is the same. It tries to establish an interconnected link between the spatial dimension of control and power seized by the state, together with policies and practices regarding the emergence of migrant and pro-migrant activism, by putting refugee agency at the center. The analysis presents comparative cases in three layers and how refugees position themselves differently in their access to rights contra to, or in alignment with, the state, civil society and themselves. Unfolding certain spaces enables us to tackle why activism diversifies, by scrutinizing the refugee agents' choice of actions and involvement in different mobilizations. The thesis categorizes activism in three layers – as high, medium and low in terms of the control of spaces – for example camp/border, urban and private realms. While private space – under the low-control layer – crosses across other spatial settings as a subjective autonomous dimension. The analysis contributes to the discussion between critical citizenship studies and the autonomy of the migration debate by arguing that both perspectives are complementary and interrelated within the structural setting. Therefore, the research seeks answers to explain the diversification of activism by combining a careful inquiry into refugee's agentic preferences in relation to the socio-political structures. Data for this study was collected between 2015-2018 through fieldwork visits to both countries, by conducting in-depth interviews with refugees and pro-refugee activists, bureaucrats and NGO workers; establishing a refugee activism dataset; collecting media coverage of the cases of contentious activism and overviewing secondary literature. The analysis of varying refugee activism practices illustrates refugees' strategic involvement in existing channels and networks. Yet, it also argues that the availability of these channels is highly dependent on the state's structural relationship with civil society, inclusive of refugee policies and the state's politico/legal setting. While this determines a space of opportunity to mobilize, the structural constraints and opportunities allow them to move forward in the state's 'desired' trajectory of activism. Analyzing the emergence, production, reproduction and diversification of multiple forms of refugee activisms through the lens of refugee agency, this study aims to contribute to the growing scholarly literature on migrant activism. It enables a dialogue between social movements literature with a particular interest in the activism and contentious movements of excluded and marginalized groups, i.e., refugees.

ActivismState policiesMigration policies+5
Birce Altıok Karşıyaka
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Greece-Türkiye land border: Locals' experiences and perspectives at the Turkish borderland

Greece-Türkiye land border is a sui generis case with its unilaterally "open" border regime within the context of European external border management. This thesis analyzes the role of Turkish borderland residents' daily practices and discourses in the sustenance and transformation of this border. The findings indicate that the mobility patterns and ownership regimes in the area and the moral narratives justifying locals' practices are inherent elements of the border and that the sudden change in the structural features of the border caused by the 2020 Edirne Events transformed these features of everyday life. In the current status quo, locals benefit from the economic opportunities of smuggling industry and their economic and humanitarian endeavors enable the migrants to travel in an unfamiliar landscape. Yet, the events also increased the feeling of insecurity and forced a form of co-habitation onto locals in which they unwillingly share their private and common spaces with migrants. These opportunities and insecurities are reframed in a moral narrative that positions locals as moral border workers, justifying their actions through representations of migrants' sufferings. Locals' discourses generating categories of "others" are by and large in rapport with this moral framework.

BoundaryBoundary relationsBorder management+6
Oğuzhan İzmir
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele döneminde İnegöl (1918-1923)

İnegöl Milli Mücadele döneminde Bursa ve İstanbul'a olan yakınlığı nedeniyle Yunan işgaline maruz kalan yerlerden birisi olmuştur. Özellikle 22 Haziran 1920 tarihinde Yunan ordusunun kıyı Ege'den hareketiyle birlikte İnegöl'de işgale uğramıştır. Yunan harekâtı karşısında Bursa ve çevresinde bulunan Türk birlikleri ise daha güvenli olan Bozüyük-İnönü mevzilerine çekilmek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra ise Yunan birlikleri İnönü Savaşları ve Eskişehir-Kütahya Muharebeleri sırasında İnegöl'ü işgal ederek İnönü Mevziilerinde Türk birlikleri ile karşı karşıya gelmiştir. Ayrıca Yunan ordusu her saldırı ve geri çekilişte İnegöl'ü kullanmıştır. Coğrafyasının bu konumu nedeniyle İnegöl, Türk Milli Mücadelesinde birçok defa işgale uğramıştır ve Yunan tahribatına en fazla uğrayan yerlerden birisi olmuştur. Bununla birlikte Milli Mücadele yıllarında ortaya çıkan yerli Rum ve Ermeni çeteleri bölgede maddi manevi hasarlara neden olmuştur. Bu nedenden dolayı birçok İnegöllü evini barkını bırakıp Anadolu içlerine göç etmek zorunda kalmıştır. Bu çalışmada Milli Mücadele dönemi olarak ifade edilen 1918-1923 yılları arasında İnegöl ve çevresinde gerçekleşen olaylar ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: İnegöl, İnönü Muharebeleri, Yunan ordusu, Yunan Zulmü

Bursa-İnegölMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+3
Ümit Yetik
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects