Güvenlik kültürü
55 theses under this subject heading
Sivil havacılık çalışanlarında iş güvenliği algısı ve teknofobik tutumlar arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Bu araştırma, sivil havacılık sektöründe çalışanların teknofobik tutumları ile iş güvenliği algısı ve iş güvenliği iletişimi arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Çalışmanın örneklemini sivil havacılık sektöründe farklı görev tanımlarıyla çalışan 166 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak demografik bilgiler, Teknofobik Tutumlar Ölçeği ve İş Güvenliği Kültürü Ölçeğinden oluşan üç bölümlü bir anket formu kullanılmıştır. Araştırma modelinde yer alan ilişkiler, varyans tabanlı yapısal eşitlik modellemesi yaklaşımı olan PLS-SEM kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçüm modeli ve yapısal model birlikte değerlendirilmiş; hipotez testleri bootstrap sonuçlarına dayalı olarak yorumlanmıştır. Bulgular, teknofobik tutumlar ile iş güvenliği algısı arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir (β = -0.262; t = 3.136; p = 0.002). Teknofobik tutumlar ile iş güvenliği iletişimi arasında da negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (β = -0.216; t = 2.284; p = 0.022). Bu doğrultuda H1 ve H2 desteklenmiştir. Sonuçlar, örneklemin teknolojiyle yoğun çalışan ve görece homojen bir gruptan oluşmasıyla birlikte değerlendirilmiştir. Çalışma, sivil havacılık bağlamında teknofobik tutumları iş güvenliği algısı ve iş güvenliği iletişimiyle birlikte ele alarak ilgili literatüre katkı sunmaktadır.
Havacılıkta emniyet kültürünün oluşturulmasında bir araç olarak emniyet yönetim sistemi: Nitel bir araştırma
Emniyet kültürü, örgüt içindeki ve dışındaki bireylerin olumsuz veya tehlikeli koşullara maruz kalmasını en aza indirmekle ilgilenen örgüt içi inançlar, normlar, tutumlar, roller, sosyal ve teknik uygulamalar seti olarak ifade edilmektedir. Herhangi bir ihlalden, engelden ve baskıdan bağımsız olarak örgütü ulaşılabilecek en yüksek emniyet hedefine doğru yönlendiren bir araç olma özelliği de taşımaktadır. Çalışanların sürekli olarak daha emniyetli çalışma koşullarına sahip olması için motivasyonlarını sağlayacak etkili bir araç olan bu kültür ayrıca emniyet ile ilgili risklerin daha kolay fark edilerek emniyetsiz davranışlardan sakınılmasına yardımcı olan bir emniyet yaklaşımı olarak da ifade edilebilir. Yüksek emniyet kültürü düzeyine sahip örgütlerde; yönetim ve çalışanlar arasında karşılıklı güvene dayalı etkili bir iletişim ortamı mevcuttur. Operasyonel tehlikeler ve hatalar daha kolay fark edilir. Çalışanların uygun emniyet davranışında bulunabilmeleri için bir çerçeve oluşmuştur ve çalışanlar yüksek riskli tesislerde emniyetli davranışlar gösterirler. Havacılık örgütlerinin tamamında yüksek düzeyde emniyet kültürü seviyesine ulaşılabilmesi ile insan faktörü kaynaklı kazalar, olaylar, hatalar, tehlikeler ve riskler büyük oranda engellenerek yüksek emniyet seviyesine ulaşılmasına büyük katkı sağlanacaktır. Bu seviyeye erişebilme noktasında en önemli unsur ise etkili bir Emniyet Yönetim Sistemi (EYS) aracılığı ile emniyet kültürünün oluşturulmasıdır. Emniyet kültürünün oluşturulabilmesi için EYS'ye yoğun bir şekilde odaklanmak önemlidir. EYS, çalışanların emniyet ile ilgili davranışlarına yön verebilmeleri için bir çerçeve sağlamakta ve bu çerçeve yönetimin uygun liderliği ile desteklenmelidir. EYS bileşenleri ve süreçlerinin etkin ve dinamik olarak uygulanması ile emniyet kültürü oluşturulabilir. Bu çalışmada, havacılıkta emniyet kültürünün oluşturulmasında EYS'nin bir araç olarak kullanılabileceği temel görüşünün doğruluğu sınanmak amacı ile Türkiye'de faaliyet gösteren havacılık işletmelerinde niteliksel bir araştırma yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise EYS ve süreçlerini etkin olarak uygulamayan işletmelerin emniyet kültürü seviyesinin düşük olduğu saptanmıştır. Etkin olarak uygulayan işletmelerde ise yüksek emniyet kültürü seviyesine ulaşıldığı tespit edilmiştir.
Bina inşaatı işçilerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünü etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Çorum örneği
İnşaat sektöründe meydana gelebilecek iş kazalarını azaltmak, meslek hastalıklarını önlemek ve daha sağlıklı ve güvenli iş ortamlarının sağlanması için işçilerin iş sağlığı ve güvenliği kültürünün iyileştirilmesi önemlidir. Bu nedenle bu çalışmada, Olcay (2021) tarafından geliştirilen İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü (İSGK) ölçeği kullanılarak, bina inşaatı işçilerinin İSGK ölçeği toplam puanını ve İSGK'nın alt boyutları olan Genel İş Güvenliği Farkındalığı (GİGF), İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim-İletişim (İSGEİ) ve Risk Algısı (RA) puanlarını olumsuz yönde etkileyen risk faktörlerinin neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle bağımsız değişkenleri içeren demografik, iş ile ilgili ve iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili özelliklerin frekans dağılımları ve İş Sağlığı ve Kültürü Tanımlayıcı istatistikleri ayrıntılı bir şekilde yorumlanmıştır. Daha sonra işçilerin iş sağlığı ve güvenliği kültürünü azaltan risk faktörleri yapılan istatistiksel analizler ile ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre; GİGF, İSGEİ, RA ve İSGK değişkenlerinden en az birini olumsuz yönde etkileyen, işçinin boşanmış olması, okuma yazma bilmemesi, iş ortamında herkesle arasının iyi olmaması, çalışma ortamında sık sık strese girmesi, kişisel koruyucu ekipman kullanmaması ve çalıştığı firmada iş güvenliği uzmanı olmaması gibi onlarca risk faktörü olduğu saptanmıştır. İşçilerin iş sağlığı ve güvenlik kültürünü azaltan etkiye sahip bu risk faktörleri dikkate alınarak, iş sağlığı ve güvenliğinin iyileştirilmesine yönelik olarak neler yapılması gerektiği ayrıntılı bir şekilde tartışılarak değerlendirilmiştir.
Örgüt kültürü ile güvenlik kültürü ilişkisinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi: Bir maden işletmesinde uygulama
Her işletme en başta içinde var olduğu ülkenin kültürü, ikinci olarak faaliyet gösterdiği sektörün getirdiği kültürel özellikler ve üçüncü aşamada kendi kurucuları ve yöneticilerinin liderliğinde şekillenen örgüt kültürü ile yoğurulmaktadır. Bu kültürel özellikler örgütün üyeleri arasında paylaşılan temel değerler, varsayımlar ve algılardan kaynaklanmakta, işlerin yapılış tarzı, iletişim şekilleri, gelenekler, usuller, teamüller, bireyler arası ve gruplar arası ilişkiler gibi daha pek çok özellikte somutlaşmaktadır. Güvenlik kültürü ise her işletmede iş sağlığı ve güvenliği konusuna bakış açısını, güvenliğin ne derece öncelikli olduğunu, bu konudaki sorumluluğun kimlere atfedildiğini, sorunların ne şekilde ele alınıp çözümlendiğini belirlemektedir. Bu çalışma iş sağlığı ve güvenliği kavramını yönetim organizasyon disiplini bakış açısıyla ele alarak bir işletmenin güvenlik kültürünün iş sağlığı ve güvenliği çabalarının başarısı için bir ön koşul olduğu varsayımından yola çıkmaktadır. Güvenlik kültürünün ise örgüt kültürü açısından değerlendirilmesinin işletmenin daha iyi anlaşılması açısından faydalı olacağı görüşünden hareketle bir işletmenin güvenlik kültürünün o işletmenin örgüt kültürü özellikleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede gelişen araştırma sorularının yanıtlanabilmesi için öncelikle iş sağlığı ve güvenliği, örgüt kültürü ve güvenlik kültürü kavramları ile ilgili literatür incelenmiştir. Literatür taraması ile güvenlik kültürünün önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra yüksek mesleki riskleri ile meslek hastalığı ve iş kazası oranları göz önünde bulundurularak bir maden işletmesinde örgüt kültürü ve güvenlik kültürü konularında bir araştırma yürütülerek bu değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Veri toplama sürecinde demografik bilgi formu, Cameron ve Quinn (1999) tarafından geliştirilen OCAI örgüt kültürü ölçeği ve Dursun (2012) tarafından geliştirilen Güvenlik Kültürü Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma Kütahya ilinde yerleşik bir maden işletmesinde yürütülmüştür. Araştırma sonucunda örgüt kültürünün Rekabet Eden Değerler Çerçevesi (CVF) Modeli ile belirlenen dört örgüt kültürü tipi (Klan, Adokrasi, Pazar ve Hiyerarşi) ile güvenlik kültürünün güvenlik önceliği, güvenlik iletişimi ve kadercilik gibi değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.
Afet ve acil durumlarda gönüllü bir arama kurtarma birliğinde nosacq-50 iş güvenliği kültürü araştırması
Bu araştırma, afet ve acil durumlarda arama kurtarma faaliyetlerine katılan gönüllü bireylerin iş güvenliği kültürü algılarını incelemeyi ve bu alandaki literatüre katkı sağlamayı amaçlayarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, bir arama kurtarma derneğinde gönüllü üye olarak görev yapan 720 kişi oluşturmuştur. Örneklem seçimi yapılmadan, evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış ve 604 gönüllüye ulaşılmıştır. 17 katılımcının verileri eksik veya hatalı olduğu için analiz dışı bırakılmış ve araştırmaya 587 gönüllü dahil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak 13 maddelik "Demografik Bilgi Formu", 50 maddelik "NOSACQ-50 İş Güvenliği Kültürü Anketi" uygulanmıştır. Verilerin analizinde, sayı ve yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapma değerleri ile parametrik testler, bağımsız gruplar t-testi, ANOVA, LSD testi ve korelasyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmaya katılan gönüllülerin yaş ortalaması 31.31 ± 9.79'dur. Gönüllülerin arama kurtarma ekibindeki deneyim süresi ortalaması 2.40 ± 2.58 yıldır. Gönüllülerin %65.2'si (n=383) erkek, %66.1'i (n=388) bekar, %64.4'ü (n=378) çocuğu yoktur ve %65.6'sı (n=385) üniversite mezunudur. %55.9'u (n=328) haftada 40 saatten fazla çalışmakta, %75.3'ü (n=442) İSG eğitimi almış, %64.2'si (n=377) ramak kala olayı yaşamamış, %85.2'si (n=500) son 5 yıl içinde tetanos aşısı yaptırmış, %94.0'ı (n=552) iş kazası geçirmemiş, %91.7'si (n=538) sağlık problemi olmadığını belirtmiş ve mesleki geçmişte %23.9'u (n=140) eğitim sektöründe çalışmakta olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerine göre iş güvenliği kültürü algılarında farklılıklar gözlemlenmiştir. Medeni durum, çocuk sayısı, eğitim durumu, haftalık çalışma saati, İSG eğitimi alma durumu, tetanos aşısı yaptırma durumu ve iş kazası geçirme durumu ile NOSACQ-50 alt boyutları ve toplam puan ortalamaları arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır (p<0.05). Ayrıca, yaş ile deneyim süresi arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar ışığında, iş güvenliği kültürü düşük olan gönüllülerin, geliştirilmesi gereken öncelikli grup olarak belirlenmesi gerektiği görülmüştür. Gönüllülere alanında uzman kişilerden eğitim verilmesi, İSG ve kaza raporlama kültürlerinin güçlendirilmesi, uygulamalı prosedürlerin etkinleştirilmesi, kişisel koruyucu ekipman kullanımının denetlenmesi, psikolojik destek sağlanması, iletişim altyapısının güçlendirilmesi ve kaza bildirim formlarının kullanılması önerilmektedir. Ayrıca yasal boşlukların doldurularak afetlere özel iş sağlığı ve güvenliği yasaları oluşturulması ve gönüllülerin sigorta kapsamına alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Gelecekteki araştırmalar için, bu bulguların farklı evrenlerde ve daha geniş kitlelerle test edilerek etkinliğinin değerlendirilmesi önerilmektedir.
Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye'nin güvenlik anlayışı ve politikaları
Bu tezde, Uluslararası İlişkiler disiplini içinde güvenliğin kapsamı ve zaman içerisinde dönüşümü incelenmiştir. Özellikle güvenliğin Soğuk Savaş dönemiyle Soğuk Savaş sonrası döneme ve bu dönemlerin şartlarına göre değişiklik göstermesi, disiplin içinde herkes tarafından kabul görmüş bir tanımının yapılmasını güçleştirmiştir. Zira güvenlik olarak Soğuk Savaş döneminde sadece askerî tehditler algılanırken Soğuk Savaş sonrası dönemdeyse askerî tehditler ikinci planda kalmıştır. Değişen uluslararası sistemle birlikte güvenlik tehditleri de çeşitlenmiştir. Türkiye'de de Soğuk Savaş döneminde güvenlik olarak sadece askerî tehditler algılanmaktayken Soğuk Savaş sonrası dönemdeyse hem bu algı devam etmiş hem de en önemli güvenlik tehdidi olarak benimsenmiştir. Türkiye'nin güvenlik kültürüyle güvenlik politikalarının kurumsal yapısı ve dayanağı,sadece askerî tehditleri içeren geleneksel güvenlik anlayışının benimsenmesinde ve bu anlayış çerçevesinde hem Soğuk Savaş döneminde hem de Soğuk Savaş sonrası dönemde uygulanan güvenlik politikalarında etkili olmuştur.Bu tezin amacı, Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye'nin dış ve güvenlik politikasının hem geleneksel hem de değişen güvenlik anlayışı çerçevesinde incelenerek değerlendirilmesi ve analiz edilmesidir.Bu çerçevede 1990'larda ve Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde Türkiye'nin güvenlik politikalarında hem askerî hem de bölgedeki diğer devletlerle iş birliği yöntemleri uygulandığına ulaşılmıştır.
Güvenlik kültürü ve iç politikaya etkileri bağlamında "Mavi Vatan" kavramı ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası
Türkiye bulunduğu coğrafi ve jeopolitik konum itibariyle küresel ve bölgesel birçok konu ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişki içerisindedir. Bu tezin amacı, "Mavi Vatan" kavramı çerçevesinde son dönemde Doğu Akdeniz'de gerçekleşen askeri, ekonomik ve diplomatik gelişmelerin, Türk iç politikasına ne derece etki ettiği sorusuna siyasi aktörler ve düşünce kuruluşları zaviyesinden cevap arayıp literatüre katkı sağlamaktır. 'Politika ile ilgili hiçbir mesele tümüyle dışa ya da içe ait değildir. Bu tespitten hareketle dış politikanın, iç ve dış ilişkilerin ve aktörlerin karmaşık ortamında üretilen/uygulanan bir politika olduğunun altı çizilmelidir. İçte ve dışta farklı aktörlerin ve menfaatlerin bir araya getirilmesi ve bunların somut uygulamalara dönüşmesi zaman içerisinde değişebilen koalisyonlara dayanmaktadır'. 'Dış politika' esasen dışarıya ilişkin gibi görünse de temelde iç siyasi dinamiklerle ilişkili ve karşılıklı etkileşim içerisinde olan bir kavram olma özelliğine sahiptir. İç politikada halk ve ülke içi siyasi aktörlerin hem fikir oluşturma, hem de ortak bir politikayı destekleme düşüncesi, mevcut ülkenin uluslararası camiada daha kararlı ve güçlü adımlar atmasını kolaylaştırır. "Mavi Vatan" ve "Doğu Akdeniz" meselesinde de bu durum aynen geçerli ve izlenmesi gereken yol olarak dikkate değerdir. Sonuç olarak elde edilen bulgular çerçevesinde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendisinin ve KKTC'nin haklarını askeri, hukuki ve bürokratik alanlarda olabildiğince savunduğu ve etkin bir dış politika izlediğini söylemek mümkündür. Belli farklılıklar dışında Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de ki haklılığı gerek İktidar ve muhalefet açısından ve gerekse de belirlenen Düşünce Kuruluşları açısından haklı görülmüştür.
Öğretmenlerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tutumlarının incelenmesi: İç Anadolu Bölgesi örneği
Eğitim kurumlarında meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıkları; öğrencileri, öğretmenleri, okul yöneticilerini ve yardımcı personeli olumsuz etkilemektedir. Bu sebeple öğretmenlerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tutumlarının incelenmesi, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine bununla birlikte iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşmasına katkı sunacağından büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında öğretmenlerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tutumları incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerine dayalı betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 393 öğretmen katılmıştır. Öğretmenlerin tutumlarını öğrenmek amacıyla anket kullanılmıştır. Araştırma verileri elektronik anketle elde edilmiştir. Araştırma verileri bilgisayar destekli bir paket programı yardımı ile analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan verilerle ilgili güvenirlik analizi, geçerlilik analizi, normallik analizi, faktör analizi ve frekans analizi yapılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tutumlarının değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini bulmak için parametrik ve parametrik olmayan testler kullanılmıştır. Analizler sonucunda araştırma ölçeğine ait "Cronbach Alfa" güvenlik kat sayısı, "0,968" çıkmıştır. Araştırma örneklemine ilişkin "KMO" değeri "0,961" çıkmıştır. Yapılan analizlerde; parametrik ve parametrik olmayan testlerin tamamına ait anlamlılık değerleri "p>0,05"ten büyük çıkmıştır. Sonuç olarak öğretmenlerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tutumlarının demografik değişkenler açısından anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir.
Ameliyathane çalışanlarının hasta güvenliğine ilişkin tutumlarının incelenmesi
Ameliyathaneler hastanelerin en karmaşık çalışma ortamlarından biridir. Ameliyathanelerde sağlık bakımında standardizasyonu sağlamak için hasta güvenliği unsurlarının yerine getirilmesi son derece önemlidir. Bu araştırma, ameliyathane çalışanlarının hasta güvenliği tutumlarının incelenmesi amacı ile yürütülmüştür. Araştırma Şubat 2017-Ekim 2017 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi ve Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkezi ameliyathane çalışanları ile tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini ameliyathane birimi sağlık çalışanları oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek, tüm evrene ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul eden ve kriterlere uyan 254 kişiye ulaşılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak, çalışanların tanıtıcı özelliklerini belirleyen Kişisel Bilgi Formu ve ameliyathane çalışanlarının hasta güvenliğine ilişkin tutumlarını değerlendirmek için Güvenlik Tutumları Ölçeği (GTÖ) (Ameliyathane Versiyonu) kullanıldı.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 20 paket program kullanılmıştır. Sonuçlar % 95 güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Çalışanların GTÖ puan ortalamaları incelendiğinde; toplam puan ortalamaları 49,58±12,67; ekip işbirliği alt boyut puan ortalamaları 58,52±13,63; iş memnuniyeti alt boyut puan ortalamaları 59,82±22,41; yönetimle ilgili düşünceler alt boyut puan ortalamaları 44,35±22,99; güvenli ortam alt boyut puan ortalamaları 50,97±15,21; çalışma koşulları alt boyut puan ortalamaları 51,35±25,01; stres düzeyinin belirlenmesi alt boyut puan ortalamaları 36,83±16,14 olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, ameliyathane çalışanlarında hasta güvenliği tutumları orta seviyede bulunmuştur. Hasta güvenliği tutumunun iyileştirilmesi için gerekli eğitimlerin verilmesi ve farkındalıklarının arttırılması önerilmektedir.
Tekstil sektöründe kadın çalışanların güvenlik kültürü ve iş sağlığı ve güvenliği konusundaki algısı: Diyarbakır ili örneği
Güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışmak her çalışanın hakkıdır. Olumsuz çalışma koşulları çalışanların iş kazası yaşamasına ve meslek hastalıklarına yakalanmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle sanayi devrimiyle birlikte gelişen teknolojinin üretim hayatına entegre edilmesi, çalışanların iş kazası yaşaması ve meslek hastalıklarına yakalanmasının artışına neden olmuştur. Çalışma hayatındaki riskler şüphesiz ki ırk, dil, din, cinsiyet ve yaş ayrımı olmaksızın herkesi etkilemektedir. Fakat toplumsal roller gereği çalışma hayatındaki istihdamı az olan kadın çalışanların bu risklerden daha fazla etkilendiği reddedilemeyecek bir gerçektir. Çalışma hayatındaki olumsuz koşulların giderilmesi, yasaların özellikle kadın çalışanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi noktasında yeniden düzenlenmesi, iş kazaları, meslek hastalıkları ve iş cinayetlerinin önüne geçilebilmesi için iş yerlerinde güvenlik kültürünün sağlanması oldukça önem arz etmektedir. Bununla birlikte, kadın çalışan istihdamının yoğun olduğu tekstil sektörü tehlikeli ve emek yoğun bir sektör olup, bu sektör ve kadın çalışanlar anlamında çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada tekstil sektöründeki kadın çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uygulamalarına karşı bakış açısını ortaya koyabilmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında bir tekstil fabrikasındaki 180 kadın çalışana 35 soruluk 5'li Likert tipi ölçekle hazırlanan anket uygulanmıştır. Kadın çalışanların İSG anlamındaki bilgi ve tecrübeleri değerlendirilerek, İSG kültürünün günümüz çalışma koşullarındaki durumu kadın çalışanların bakış açısıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Yapılan anket neticesinde, çalışanlarının %54'ünün "Kadın çalışanlara yönelik çıkarılan kanunların iyileştirilmesi gerektiğini düşündüğü", bununla birlikte %49'lık kısmının ise "Kadın çalışanlar açısından gece vardiyasının erkek çalışanlara kıyasla daha zorlayıcı olduğunu düşündüğü" tespit edilmiştir. Ayrıca, güvenlik kültürü ve İSG açısından evli çalışanların bekâr çalışanlara nazaran daha bilinçli ve hassas olduğu belirlenmiş olup, kişisel-koruyucu donanımların önemli olduğunu düşünen bekâr çalışanların etki indeksi 3,54 iken evli çalışanlarda bu etki indeksi 3,78 olarak elde edilmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde kadın çalışanların güvenlik kültürü ve İSG farkındalıklarının yetersiz olduğu ortaya konmuştur.
İşletmelerde kalite ve iş güvenliği kültürünün örgütsel sadakat bağlamında incelenmesi: Düzce ili örneği
Bu araştırmanın amacı, çalışanları işletmelerde kalite ve iş güvenliği kültürünün örgütsel sadakatleri üzerine etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Bu amaçla Düzce şehrinde bulunan işletmelerde çalışan 168 çalışan gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Araştırma grubunda yer alan çalışanlara İş Güvenliği Ölçeği, Örgütsel Sadakat Ölçeği ve Kalite Kültürü Ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli yöntemiyle elde edilen veri sonuçları SPSS 24.0 programında analiz edilerek frekans tabloları, tanımlayıcı istatistik, güvenirlik analizi, normallik testi ve fark testleri ile veri analizi gerçekleştirilmiştir. Veri sonuçlarına göre yaşın ve çalıştıkları sektörün, çalıştıkları kuruma olan örgütsel sadakatine etkisi olduğu görülmüştür. Çalışanların cinsiyet, eğitim durumu ve kurumda çalışma sürelerinin örgütsel sadakat üzerine anlamlı düzeyde bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Çalışanların eğitim durumunun çalışanların iş güvenliği kültürüne etkisinin olduğu görülmüştür. Cinsiyet, yaş, çalışılan sektör ve kurumda çalışma sürelerinin iş güvenliği kültürüne anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Çalışanların eğitim durumunun kalite kültürüne etkisi olduğu görülmüş olup cinsiyet, yaş, çalışılan sektör ve kurumda çalışma sürelerinin etkisi görülmemiştir. Veri sonuçlarına göre iş güvenliği kültürünün örgütsel sadakat üzerine etkisi olduğu görülmüştür. Kalite kültürü ile çalışanların örgütsel sadakatin devam, duygusal ve normatif faktörlerinin tamamının üzerine etkisi olduğu görülmüş
Meslek yüksekokulu öğrencilerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından güvenlik kültürlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın temeldeki hedefi, meslek yüksekokulu öğrencilerinin iş sağlığı ve güvenliği güvenlik kültürü seviyelerini ölçerek güvenlik kültürünün iş kazalarını önlemekteki etkisini incelemektir. Araştırmanın birinci bölümünde; araştırmanın problemi, amacı, önemi, sınırlılıkları ve araştırma bölgesi, ikinci bölümünde; iş sağlığı ve güvenliği kavramı üçüncü bölümünde; örgüt kavramı, dördüncü bölümünde; mesleki ve teknik eğitim beşinci bölümünde; araştırmanın yöntemi açıklanmış, altıncı bölümde ise sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Araştırmanın evrenini Düzce Üniversitesi, Düzce Meslek Yüksekokulunda eğitim ve öğretim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın yapıldığı okulda 9 bölüm 13 program ve 3958 öğrenci yer almaktadır. Tabakalı örneklem metoduyla yapılan araştırmada geçerli toplam 541 anket formu verisi elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS istatistik programında analiz edilmiş, Tanımlayıcı istatistik yöntemi kullanılarak frekans analizleri yapılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmada sonuç olarak Güvenlik bağlılığının, güvenlik önceliğinin, güvenlik iletişimin, Güvenlik eğitiminin, Güvenlik katılımın, Kaderciliğin ve raporlama kültürünün düşük seviyede olduğu, güvenlik farkındalığının ise yüksek seviyede olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Sağlığı, İş Güvenliği, İş Kazaları, Meslek Hastalıkları, Mesleki ve Teknik Eğitim, Meslek Yüksekokulları, Farkındalık, Algı.
Güvenlik iklimi ve kültürünün güvenlik performansına etkisi: Bir tıp fakültesi hastanesi örneği
Bu araştırmada, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde güvenlik iklimi, güvenlik kültürü, güvenlik performansını etkileyen faktörler ve güvenlik iklimi ve kültürünün güvenlik performansına etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan bu araştırmanın evrenini Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde çalışan doktor, ebe-hemşire ve personel (1454 kişi) oluşturmuştur. Araştırmanın minimum örneklem büyüklüğü Epi Info programında %95 güven aralığı ve %3 hata payı ile 616 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın verileri, kişisel bilgi formu, güvenlik iklimi, güvenlik kültürü ve güvenlik performansı ölçeklerinden oluşan anket ile gözlem altında toplanmıştır. Elde edilen veriler; Kolmogrov-Smirnov, Man-Whitney U, Kruskal Wallis, ki-kare testi, ROC, iç güvenilirlik, basit doğrusal ve çok değişkenli doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların yaş ortancası 31,0 olup, %50,6'sı kadın, %61,9'u evli ve %38,0'i yüksek lisans ve üstü mezunuydu. Araştırmaya katılanların %61,7'si iş kazası, %66,9'u meslek hastalıkları ile ilgili bilgi sahibiydi. Meslek hastalığı tanısı alan %2,6, iş kazası yaşayan %13,0, ramak kala olay yaşayan %19,5 idi. İş kazası ve meslek hastalıkları hakkında bilgisi olanların güvenlik iklimi, güvenlik kültürü ve güvenlik performansı algılarının anlamlı yüksek olduğu tespit edildi. Güvenlik iklimi, güvenlik kültürü ve güvenlik performansının pozitif korelasyon gösterdiği, basit doğrusal regresyonda güvenlik ikliminin %12,1, güvenlik kültürünün %17,6 güvenlik performansını açıkladığı saptandı. Sonuç olarak; eğitimler arttırılmalı ve periyodik olarak tekrarlanmalı, ramak kala olay bildirimi kolaylaştırılmalı, iş sağlığı ve güvenliği konusunda birim kurularak uygulama desteği ve denetimler arttırılmalıdır.
Havacılıkta güvenlik kültürü: Türk havacılık sektörü üzerine bir uygulama
Havacılık sektörü ilk yıllarından bugüne çeşitli yönlerden gelişim ve değişim göstermiştir. Havacılıkta son yıllarda ortaya çıkan en önemli değişim unsuru ise insandır. Örgüt kültürünün ve güvenlik kültürünün bir parçası olarak insan unsuru havacılıkta operasyonel süreçlerin bütün aşamalarında etkili olabilmektedir. İnsan, kültürü ve normları yaşadığı çevreden edinmekte, bulunduğu çevreyi de aynı şekilde etkilemektedir. Güvenliğe olan bakış açısı, güvenlik bilinci ve olumlu güvenlik kültürü bu unsurlarından etkilenebilmektedir. Araştırmada bu amaçla Schein'ın Örgütsel Kültür Modeli ile Türk havacılık endüstrisinde yer alan güvenlik kültürü üzerinde bir değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında anket aracılığı ile toplanan veriler Yapısal Eşitlik Modeli ile kurama dayalı üç ana faktör olan "Yönetim Sistemi, Lider Davranışları, Çalışan Davranışları" olmak üzere bölümlendirilmiştir. Anket, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından geliştirilen ölçeğin Türkçe'ye ve havacılık sektörüne uyarlanması ile elde edilmiştir. 5'li Likert tipi ölçek kullanılarak çevrim içi ve fiziksel anket yöntemiyle veriler toplanmıştır. Oluşturulan model ile gerçekleştirilen analiz neticesinde, modelin uyum değerleri içerisinde kaldığı görülmüş, nihai unsur olan güvenlik kültürünü söz konusu üç ana faktörün anlamlı düzeyde açıkladığı tespit edilmiştir. Farklı düzeylerde faktör yüklenimleri elde edildiğinden, güvenlik kültürü bu faktörler tarafından farklı düzeylerde açıklanmaktadır. Bu düzeyler büyükten küçüğe Lider Davranışları, Yönetim Sistemi ve Çalışan Davranışları şeklindedir. Elde edilen sonuç sadece güvenlik kültürüne olan faktör yüklenimlerini ve güvenlik kültürünü oluşturmadaki katkı düzeylerini ifade etmektedir. Bu bakımdan araştırma Türk havacılık endüstrisinde güvenlik kültürünü oluşturan faktörlerin, eksikliklerinin ve hangilerinin geliştirilmesi gerektiğinin ortaya konulması, güvenlik kültürünü oluşturan faktörlerin uygulamada geçerli olup olmadığının belirlenmesi ve açıklama düzeylerinin tespit edilmesi ile kullanılan ölçeğin Türkçe 'ye ve havacılığa uyarlanması açısından önemlidir. Anahtar Sözcükler: Havacılık Endüstrisi, Havacılık Güvenliği, Güvenlik Kültürü, Havacılıkta Güvenlik Kültürü
Güvenlik iklimi ile işten ayrılma niyeti ilişkisine yönelik kamu üniversitesinde bir araştırma
Bu araştırmada, örgüt güvenlik iklimi ile çalışanların işten ayrılma niyeti ilişkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca alt amaç olarak, çalışanların demografik değişkenlerinin güvenlik iklimi ve işten ayrılma niyeti algılarında istatistiksel olarak var olabilecek anlamlı farklılıklar tespit edilmek istenmiştir. Veri toplamak için, Bursa ilinde faaliyet gösteren bir kamu üniversitesindeki 513 çalışana anket formu uygulanmış; 366 adet formun sonucu değerlendirmeye alınmıştır. Güvenlik iklimi ölçeğine ait güvenilirlik katsayısının (Cronbach α değerinin) 0.914; Güvenlik İklimi ölçeğinin Yönetimin Bakış Açısı ve Kurallar faktörüne ait Cronbach α değeri 0,919; ve Güvenlik İklimi ölçeğinin İş Arkadaşları ve Güvenlik Eğitimler faktörünün Cronbach α değeri 0.741; İşten Ayrılma Niyeti ölçeğine ait Cronbach α değeri 0.875 olarak gerçekleştiği gözlenmiştir. Bu veriler ışığında, güvenlik ikliminin hem yönetimin bakış açısı ve kurallar faktörü hem de iş arkadaşları ve güvenlik eğitimleri faktörü ile katılımcıların işten ayrılma niyeti algıları arasında bir ilişkinin bulunduğu gözlenmiştir. Her iki faktör ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin negatif yönlü olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca, alt amaçlara yönelik yapılan analizde çalışan özelliklerinden medeni hal ve eğitim durumu demografik değişkenlerinin yönetimin bakış açısı ve kurallar faktörü algılarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların bulunduğu gözlenmiştir. Bekâr katılımcıların evli olanlara göre; lise mezunu katılımcıların ise diğer mezuniyet gruplarına göre yönetimin bakış açısı ve kurallar algılarının daha olumlu oldukları gözlenmiştir. Ayrıca, katılımcıların herhangi bir demografik değişkenlerinin iş arkadaşları ve güvenlik eğitimleri faktörü algıları ve işten ayrılma niyeti algıları yönünden istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermedikleri tespit edilmiştir.
Ortaokullarda iş sağlığı ve güvenliği kültürü üzerine sosyolojik bir inceleme: Diyarbakır örneği
Bu tez çalışmasında okullarda iş sağlığı ve güvenliği konusu Diyarbakır örneğinde ele alınmıştır. Okullarda iş sağlığı ve güvenliği, öğrencilerin yaşadıkları kazalar, öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği hakkındaki tutum-davranışları incelenmiştir. İş sağlığı ve güvenliğinin, kaza ve hastalıklardan korunmada taşıdığı önem tartışılmazdır. İş sağlığı ve güvenliği, çocukların okullarda karşılaştıkları tehlikeler, yaşadıkları kazalar sonucu okullarda uygulanmaya başlamıştır. Yaşanan bu gelişmelere rağmen okul kazalarının halen meydana geliyor olması, konunun önemini göstermektedir. Okullardaki iş sağlığı ve güvenliği konusunu ele alırken, öğrencilerin bu konudaki görüşleri değerlendirilmiştir Araştırmanın yöntemi, tanımlayıcı tipte bir araştırma olup, araştırmada nicel araştırma tekniklerinden, anket tekniği uygulanmıştır. Anket çalışması Diyarbakır İli'ndeki ortaokul düzeyindeki öğrencilerle yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre okullarda uygulanan iş sağlığı ve güvenliği önlemleri yetersizdir. Okul ve okul çevresi çocuklar için her türlü koruyucu önlemin alındığı güvenli ortamlar olmalıdır. Çocuklar kaza ve güvenlik kavramlarını bilmemektedir. İş sağlığı ve güvenliğine dair materyaller okullarda bulunmamakta ve öğrenciler bunların anlamlarını bilmemektedir. İş sağlığı ve güvenliği bilincinin artırılması ve güvenlik kültürünün oluşturulması gerekmektedir. İş sağlığı ve güvenliğinde eğitimin önemi göz ardı edilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğinin okullarda ders olarak müfredatta yer alması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Okul, iş sağlığı ve güvenliği, kaza, çocuk, güvenlik kültürü
Hasta güvenliği kültürü ve ölçüm yöntemleri
Hasta güvenliği kavramı küresel olarak da yeni olmakla birlikte ülkemizde son üç yılda ulusal politikalar bağlamında gündeme gelmektedir. Batı ülkelerinde yapılan çalışmalar güvenli sağlık bakım hizmeti sunabilmenin baş şartının sağlık kurumlarında pozitif Hasta Güvenliği kültürü yaratmak olduğunu göstermiştir. Organizasyonların hasta güvenliği kültürü geliştirmek için harcadıkları çabanın etkinliğini, var ise hasta güvenliği programının istenilen etkinlikte olup olmadığının ve yıllar içerisinde kurumda hasta güvenliği kültürünün gelişimini izlemek üzere, hasta güvenliği kültürü ölçümleri yapılmaktadır.Bu çalışmada organizasyonel kültür, güvenlik, hasta güvenliği kavramları ile . sağlık kurumlarında güvenlik kültürünü ölçümlemek için kullanılan başlıca araçlar gözden geçirilmiştir. Ayrıca, kurumlarda hasta güvenliği kültürünün gelişebilmesi gerekli olan kalite yönetimi, risk yönetimi ve kurum kültürü kavramları ve birbirleri ile olan ilişkileri incelenmiştir. Hasta güvenliği kültürünü ölçmeyi amaçlayan yöntemlerin, geliştirilme şekli, köken aldığı araştırma, zayıf ve güçlü yönleri, araçları birbirinden ayıran kriterler nelerdir? Bu araçların uygulamada güvenlik kültürünü geliştirmede ne gibi katkıları vardır sorularına yanıt aranmıştır. Son bölümde ise Türkiye?de `Ulusal Sağlık Kalite Politikası? tarihsel gelişimi ve Türkiye?de yapılan hasta güvenliği kültürü ölçüm çalışmaları gözden geçirilmiştir. vÇalışmalarda güvenlik iklimi ve güvenlik kültürü kavramları biribirinin yerine kullanılması ve uniformite olmaması nedeni ile net bir karşılaştırma yapılması mümkün olmamıştır.İncelenen hasta güvenliği kültür anketleri doğrudan kültür değil, kültür alt katmanları olan algı , tutum ve güvenlik iklimini ölçmektedir. Tüm bu anketlerin sonucunda çıkan değerlendirmeler, anketin uygulandığı sağlık kurumunda çalışanların hasta güvenliği konusuna bağlı boyutları nasıl algıladığını ortaya çıkartır. Tutum ve algı bireysel olup güvenlik kültürü hiyerarşi katmanlarının en iç bölümünde yer almaktadır. Stabil değildir, kolay değişir. Esnektir. İklim ise organizasyon çapında güvenlik kültürünün nasıl algılandığını ortaya çıkartır. Güvenlik kültürünü doğrudan ölçmenin zor ve karmaşık olması nedeni ile araştırmacılar kültür katmanlarını değerlendirerek fikir edinmek istemişlerdir. Bu noktada iki tartışma konusu ortaya çıkmaktadır: Stabil olmaması nedeni ile ölçüm ne derece güvenilirdir.Kurumlar, hasta güvenliği programlarında ulaşmak istedikleri hedefler için kurguladıkları iyileştirme faaliyetlerinin etkinliğini ölçmek veya izlemek amacı ile bu tür anketlere başvurmaktadırlar. Pozitif güvenlik kültürü geliştirmek için kurgulanan faaliyetler stabil olmayan / esnek özelliği nedeni ile çalışanların algı ve tutumlarını değiştirmeye odaklanmaktadır. Oysa, çalışanların algı ve tutumlarının değişken doğası nedeni ile faaliyetlerin başarıya ulaşması konusunda yanıltıcı sonuçlar verebilir. İkinci tartışma konusu, bu anket sorularını yanıtlayan çalışanlar ölçeği yanıtlar iken referans alabilecekleri bir karşılaştırma noktası mevcut değildir. Bu nedenlerle anket sonuçlarının tek başına yorumlanmaması, iç denetim veya bağımsız denetim sonuçları hasta güvenliği göstergeleri gibi diğer parametreler ile kontrollü olarak izlenmesi daha güvenilir olacaktır.Anahtar Kelimeler; Kurum Kültürü, Güvenlik Kültürü, Hasta Güvenliği Kültürü, Güvenlik İklimi, Güvenlik Eğilimi, Güvenlik Kültürü Anketi, Güvenlik Kültürü Ölçümü , Tıbbi Hata, Sağlık Hizmetlerinde Kalite, Risk Yönetimi
Güvenlik kültürü algısının işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı güvenlik kültürü algısının işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde güvenlik kültürü ile ilgili kavramsal bilgilere değinilmiştir. İkinci bölümünde ise, işten ayrılma niyeti ile ilgili kavramsal bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise güvenlik kültürü algısının işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla Adana ilinde özel bir fabrikada çalışan 321 kişiyi kapsayan bir araştırma sonucu elde edilen bulgular ortaya konmuştur. Çalışmada çalışanların güvenlik kültürü algılarını ölçmek amacıyla Güvenlik Kültürü Ölçeği olarak Demirbilek (2005) tarafından geliştirilen ''İş Güvenliği Kültürü'' ölçeğine uzman görüş doğrultusunda sadeleştirilerek güvenirliliği ve geçerliliği test edilen ölçeğe açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ölçekte yönetimin bağlılığı, güvenlik önceliği, güvenlik iletişimi, güvenlik eğitimi, güvenlik katılımı ve algılama alt boyutları ile ele alınmıştır. Çalışanların işten ayrılma niyetini ölçmek amacıyla Rosin ve Korabik'in (1991) geliştirdiği Elmas (2012) tarafından uyarlanan İşten ayrılma niyeti ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın istatiksel analizinde IBM SPSS 26.0 ve IBM SPSS AMOS 24.0 programı kullanılmıştır. Kullanılan ve uzman görüş doğrultusunda sadeleştirme yapılan güvenlik kültürü ölçeğine ilişkin boyutların geçerliliğinin ve uyum iyiliğinin belirlenmesinde IBM SPSS AMOS programında doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Ölçeğin güvenilirliğinin belirlenmesinde Cronbach Alpha katsayısı kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson korelasyon analizi ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisini belirlemek amacı ile de çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Çalışanların güvenlik kültürü ve işten ayrılma niyetlerinin sosyo-demografik özelliklere göre farklılıklarının incelenmesinde; iki grup arasındaki farkı bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla grup olduğunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında ''One Way Anova'' testi kullanılmıştır. Bağımsız örneklem t testi ve Anova testinde p<0,05 değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Anova testi sonucunda anlamlı farklılığın bulunduğu değişkenlerde ise; Post-Hoc LSD testi kullanılarak her bir grubun diğer gruplara göre farklılıkları belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda Güvenlik kültürünün alt boyutlarından yönetim bağlılığı, güvenlik iletişimi, güvenlik eğitimi, güvenlik katılımı ve algılamanın işten ayrılma niyeti üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığını tespit edilmiştir. Sadece güvenlik önceliğinin işten ayrılma niyeti üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Güvenlik kültürü ve işten ayrılma niyeti ile ilgili sorulara verilen cevaplarda yaş, eğitim düzeyi, kurumda çalışma süresine göre bazı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Güvenlik kültürü, işten ayrılma niyeti, iş kazası.
İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitiminin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan öğretim programlarına entegrasyonun incelenmesi
İş sağlığı ve güvenliği (İSG)'nin temel amacı sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasıdır. Sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşmasında en önemli faktörün insanlar olduğu düşünüldüğünde güvenlik kültürü ile donatılmış bir topluma ihtiyaç duyulmaktadır. Güvenlik kültürünün oluşturulabilmesi için daha küçük yaşlarda sağlık ve güvenlik eğitimleri verilmeli ve farkındalık artırılmalıdır. Bu bağlamda ülkemizde bakanlıklar tarafından gerekli adımlar atılmış ve İSG dersinin eğitime entegrasyonuna yönelik iş birliği yapılmıştır. Bu çalışmada Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan öğretim programlarında iş sağlığı ve güvenliğinin eğitime entegrasyonunun incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman inceleme yöntemi ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Milli eğitim bakanlığı tarafından okul öncesi, orta öğretim, lise ve mesleki eğitim kademeleri için yayınlanan öğretim programları doküman olarak kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. İSG konu alanlarının tüm derslerin öğretim programlarına yansımasını saptayabilmek için her bir kademenin öğretim programları incelenmiş ve Sağlık, Tehlike, Risk, Güvenlik, Önlem, Acil durum, Emniyet, Korunma, İş Sağlığı ve Güvenliği, Görev ve Sorumluluklar, Ekipman, Trafik kuralları kelimeleri analiz birimi olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda iş sağlığı ve güvenliği konu analiz birimlerine göre öğretim programlarında bulunan kazanımlar incelendiğinde İlkokul Öğretim Programının "Hayat Bilgisi, Rehberlik, Fen bilimleri, Beden Eğitimi ve Oyun, Sosyal Bilgiler ve Trafik Güvenliği" derslerinde, Ortaokul Öğretim Programının "Sosyal Bilgiler, Fen Bilimleri, Beden Eğitimi ve Rehberlik" derslerinde, Lise Öğretim Programının "Beden Eğitimi, Kimya, Rehberlik, Sağlık Bilgisi ve Trafik Kültürü, Coğrafya ve Fizik" derslerinde bazı kazanımlara rastlanmıştır. Ayrıca mesleki eğitim öğretim programlarına baktığımızda iş sağlığı ve güvenliği konu alanlarına yönelik kazanımlara rastlanmıştır. Ancak çalışmada önemli görülen tespitlerden biri mesleki eğitim veren okullarda İSG'nin ders olarak müfredat programlarında yer almamasıdır. Mesleki eğitimde İSG farkındalığının meslek öncesinde kazandırılması açısından İSG dersinin öğretim programlarında ve müfredatta ayrı bir ders olarak yer alması önerilmektedir.
İş sağlığı ve güvenliği bağlamında güvenlik kültürü: Sakarya ili otomotiv yan sanayi araştırması
Bu çalışmada, güvenlik kültürü kapsamında oluşturulan bir ölçekle, Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanındaki problemleri tespit etmek amaçlanmıştır. Bu tercihin sebebi; İSG'deki sorunların, yasal düzenlemelerin ötesinde genellikle güvenlik kültürü ile yakın ilişkili olmasıdır. Çalışmada hem böyle bir ölçeğin hazırlanması hem de tespit edilen sorun alanlarının detaylandırılması amacıyla karma araştırma yöntemi seçilmiştir. Alt tür bağlamında ise açımlayıcı sıralı karma yöntem tasarımı tercih edilmiştir. Bu bağlamda literatür taraması ve uzmanların görüşleriyle kapsam genişletilmiş ve ölçeğin geliştirilmesi aşamasında ise sektör temsilcileri, uzmanlar ve danışmanların görüşlerinden yararlanılmıştır. Sonuçta 81 ifadenin yer aldığı, 11 boyutlu bütüncül güvenlik kültürü ölçeği oluşturulmuştur. Ölçekte yer alan 11 boyut; proaktif yaklaşım, İSG eğitimi, İSG farkındalığı, İSG iletişimi, raporlama kültürü, İSG katılımı, İSG kural ve prosedürleri, İSG denetimi, işyeri dışı güvenlik tedbirlerine uyum, yönetimin İSG adaleti ve güvenlik liderliğidir. Ölçek, Sakarya ili otomotiv yan sanayi kapsamında 34 işyerinde 696 çalışana başarıyla uygulanmıştır. Ayrıca 8 işyerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli ve işverenlerden oluşan 42 kişiyle mülakat yapılmıştır. Sonuç olarak; literatür taramasıyla İSG'nin etkili olarak uygulanmasında güvenlik kültürünün bütüncül boyutlarla oluşturulmasının önemli bir yeri olduğu ve İSG ile güvenlik kültürü arasında yakın bir ilişki bulunduğu görülmüştür. Ayrıca otomotiv yan sanayi kapsamında Sakarya ili örneğinde ölçeğin test edilmesiyle çalıştığı tespit edilmiştir. Ölçek kapsamında çalışanların bakış açısıyla İSG eğitimi, İSG iletişimi, İSG katılımı ve işyeri dışı güvenlik tedbirlerine uyum faktörlerine ait ifadelerde sorunlar tespit edilmiştir. Tespit edilen sorun alanları, işverenler ve İSG profesyonellerinin bakış açısıyla detaylandırılmıştır.
İş güvenliği kültürü ve güvenli davranış arasındaki ilişki: Gemi inşa sanayinde bir araştırma
Çalışmanın en kötü sonucu kuşkusuz iş kazasıdır. İş kazalarını tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da, yapılan bazı düzenleme ve iyileştirmeler sayesinde asgari düzeye indirgemek ise literatürel çalışmalara göre mümkündür. İş kazalarını azaltmak adına güvenli çalışma koşul ve şartlarının oluşturulması organizasyonların temel işlevi olarak kabul görmektedir. Aynı zamanda iş kazalarının temel nedeni olarak çalışanın güvensiz davranışları gösterilmektedir. Davranış ile ilişkin olduğu iddia edilen güvenlik kültürünü geliştirerek, güvensiz davranışları güvenli davranışa dönüştürmek beklenmektedir. Bu nedenle çalışma ortamındaki teknik iyileştirmelere verilen önemin yanında, güvenlik kültürünü de organizasyon içinde desteklemek gerekmektedir. Sonuçta hayatın her alanında güvenli davranışı alışkanlık haline getirebilmek kültürel bir meseledir. Bu çalışmada güvenlik kültürünün güvenli davranış üzerine olan etkisi, gemi inşa sanayinde uygulamalı olarak sorgulanmaya çalışılmaktadır. Araştırma da dokuz ana hipotez belirlenmiştir. Belirlenen ana hipotezlere katkı sağlaması açısından alt hipotezler kurgulanmıştır. Bu hipotezlerle güvenlik kültürü ve güvenli davranış arasındaki ilişkinin bireysel ve örgütsel değişkenler açısından sınanması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada nitel ve nicel veriler birlikte değerlendirilmiştir. 600 çalışana güvenlik kültürü anketi uygulanmış, bunlardan 505 tanesi geçerli olarak kabul edilmiştir. SPSS 23.0 versiyonu kullanılarak veriler bulgulanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın temel sorunsalı olan güvenlik kültürü ve güvenli davranış arasındaki ilişkinin var olup olmadığı bulgulanmaya çalışılmıştır. Aynı sektörde çalışan sekiz iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ile temel hipotezler çerçevesinde yarı yapılandırılmış odak grup görüşme sağlanmıştır. Yapılan görüşme, ana hipotezlere destek sağlamak amaçlanmış ve sektörel tavsiyeler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak güvenlik kültürü ve güvenli davranış arasında ilişki olduğu bulgular arasında yer almaktadır, bu olgu iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarınca da desteklenmektedir.
Hemşirelerde çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü algısının işten ayrılma niyeti üzerine etkisi
Bu araştırma hemşirelerde çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü algısının işten ayrılma niyeti üzerine etkisinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte planlanmış ve 551 hemşirenin katılımı ile yürütülmüştür. Veriler, katılımcıların tanımlayıcı ve mesleki özelliklerini içeren bilgi formu, "Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Kültürü Ölçeği" ve "İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), Shapiro-Wilk testi, Student-t testi, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Dunn-Bonferroni testi, Spearman korelasyon ve Lineer regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü ölçeği toplam puan ortalamasının yüksek (3,72±0,59) olduğu, işten ayrılma niyeti ölçeği toplam puan ortalamasının orta düzeyde (2,57±0,98) olduğu belirlenmiştir. Yaş arttıkça çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü algı düzeylerinin yükseldiği, lise mezunu olan hemşirelerin çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü algı düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Erkek, 18-25 yaş aralığında ve bekar olan hemşirelerin işten ayrılma niyetinin yüksek olduğu bulunmuştur. Eğitim durumlarına göre hemşirelerin işten ayrılma niyeti farklılık göstermemektedir. Katılımcıların Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Kültürü Ölçeği alt boyutlarından aldıkları toplam puan ortalamaları ile İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalamaları arasında negatif yönlü, zayıf düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre; hemşirelerde çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü algısı işten ayrılma niyetini %10,8, Yönetim Politikaları, Şiddeti Önleme ve Gıda Güvenliği değişkenlerinin işten ayrılma niyetini %9,6 oranında etkilediği belirlenmiştir.
Liman işletmelerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi
Çalışma hayatındaki önemi her geçen gün daha iyi anlaşılan iş sağlığı ve güvenliği sorunu, çalışma yaşamını oluşturan tarafları bu konuda daha fazla araştırma yapmaya itmektedir. İş sağlığı güvenliği uygulamalarının çalışma yaşamı içerisine yayılması ve benimsenmesinin tüm tarafların menfaatine olması, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin bu eksende devam etmesini sağlamıştır. Günümüzde şirketler iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarını ve İSG kültürünü geliştirmeye yönelik çalışmalara daha fazla emek ve para harcamaktadır. İSG kültürünün oluşmasında önemli etkilerden biri de işyerlerinde gerçekleştirilen İSG eğitimleridir. İş kazalarını önleyebilmek ve proaktif bir yaklaşım gerçekleştirebilmek için İSG eğitimlerinin çalışma hayatı içerisinde tüm çalışanlar tarafından benimsenmesi ve içselleştirmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada; ülkemiz ve dünya ticaretinde büyük pay sahibi olan limanlarda gerçekleştirilen İSG eğitimlerinin içerik ve yöntemleri incelenerek; ülkemizde yer alan özel liman işletmelerinde çalışanların iş güvenliği eğitimleri sonrasında eğitimlerden duydukları memnuniyet düzeyleri ve eğitimlerin güvenlik kültürüne etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada ayrıca Liman işletmesinde İSG eğitim memnuniyeti ve güvenlik kültürünün demografik değişkenlerle (yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi) olan ilişkileri incelenmiştir. Çalışmada güvenlik kültürü ve eğitim memnuniyetini ölçmek için anket çalışması uygulanmıştır.
Emniyet kültürü ve takım üye etkileşimi (TMX) algısının fabrika optimizasyonu (FO) üzerine etkisi
Bu çalışma emniyet kültürü ve takım üye etkileşimi algısının operasyonel mükemmellik yaklaşımının bir modellemesi olarak uygulanan fabrika optimizasyonu (FO) yaklaşımı üzerindeki etkiyi incelemek için yapılmıştır. İşletmelerin devamlılıklarını sürdürebilmek, verimliliklerini arttırmak ve emniyetli çalışma düzenini koruma çabaları adına benimsedikleri yönetim yaklaşımlarından biri olan "fabrika optimizasyonu" üzerinde emniyet kültürünün etkisi merak konusu olmuştur. Fabrika optimizasyonu konusunda Türkiye'de araştırmaların sınırlı olması sebebiyle araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı umulmaktadır. Fabrika optimizasyonu uygulamalarının özünde yer alan takım çalışmalarında; "Takım-üye etkileşiminin fabrika optimizasyonu ve emniyet kültürü arasındaki ilişkide rolü var mıdır?" sorusu ise bir diğer merak konusudur. Literatürde daha çok lider-üye etkileşimi araştırmalara konu olmuş, takım-üye etkileşimi yeterli ilgiyi görmemiştir. Bu alanda araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı umulmaktadır. Araştırma üretim sektöründe faaliyet gösteren çok uluslu bir firmada gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar çoğunluğu mavi yaka olmak üzere çeşitli kademe ve fonksiyonlarda çalışan 189 kişiden oluşmuştur. Her bir katılımcının "Emniyet Kültürü", "Fabrika Optimizasyonu (FO)" ve "Takım Üye Etkileşimi" ile ilgili anketleri cevaplamaları istenmiştir. Araştırmanın başında 70 kişilik bir ön çalışma yapılmış ve soruların Cronbach's Alpha güvenilirlik değerlerine bakılmıştır. Katılımcıların özellikle temsil etme yönünün güçlü olması amacıyla çeşitli kademe ve fonksiyonlardan tesadüfi yöntemle seçilmesine dikkat edilmiştir. Ölçeklerin .7 den büyük olması nedeniyle yüksek güvenilirlikte olduğu kanaatine varılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre emniyet kültürü, fabrika optimizasyonu ve takım üye etkileşimi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Faktör analizi uygulanmış emniyet kültüründe 6 faktör saptanmış, fabrika optimizasyonunda ve üye takım etkileşiminde ise alt faktör saptanmamıştır. Emniyet kültürü anketi 31 sorudan meydana gelmiş; "yönetim", "iletişim", "prosedür", "risk yönetimi", "yönetim desteği", "eğitim" olarak alt faktörler adlandırılmıştır. Yapılan regresyon analizlerinde Emniyet kültürü algısı, fabrika optimizasyonu (FO) ve TMX arasında, p <= 0,05 anlamlılık seviyesinde ilişki bulunmuş ve birbirini pozitif yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Emniyet kültürü ve fabrika optimizasyonu (FO) arasındaki ilişkide takım üye etkileşimi (TMX) moderatör etki göstermiştir. Ayrıca emniyet kültürünün alt faktörleri için moderatör etkiye bakılmış ve İletişim boyutu ile ilgili TMX' in moderatör etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlara göre emniyet kültürü algısı ve takım üye etkileşimi yüksek olduğunda fabrika optimizasyonu üzerinde anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu doğrulanmıştır.