Halk bilimi
Bu konu başlığı altında 519 tez
Sesler derigisinin halk bilimsel açıdan incelenmesi
Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla, bu yapının bünyesinde bulunan tüm uluslar hak ve özgürlüklerine kavuşmuştur. Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti'nde ve Kosova özerk bölgesinde yaşayan Türkler de bu durumdan payını almıştır. Kendi ana dillerinde eğitim görmeye, basın yayınıyla (radyo, televizyon, gazete) birlikte kendi dilini, kültürünü yaşamaya, yaşatmaya ve tanıtmaya hak kazanmışlardır. Yugoslavya devleti, ulusların basın-yayın etkinliklerini desteklemiştir. Devlet, bu yolla yeni kurulan cumhuriyetin çalışmalarını tanıtmayı, toplumu bilinçlendirmeyi ve her ulusun ihtiyacını belirleyerek gidermeyi amaçlamıştır. Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti'nde 1965 yılında çıkan"Sesler" dergisi bu amaçla yayın hayatına başlamıştır. Makedonya'nın başkenti Üsküp'te yayımlanmaya başlanan "Sesler" dergisi 1965-2001 tarihleri arasında toplam 331 sayı çıkarılmıştır. Otuz altı yıl boyunca yayımlanan dergi, Yugoslavya dönemi ve sonrasında bağımsızlıklarını ilan eden Makedonya ve Kosova Türklerinin kültürel, edebi, siyasi varlıklarının korunmasında ve geliştirilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Sesler dergisinde, siyaset, eğitim, kültür, sanat, tarih, edebiyat gibi farklı konulara yer verilmiştir. Bu konular ile ilgili, hikâyeler, tiyatrolar, folklor derlemeleri, makaleler, okuyucuyla buluşmuştur. İlgili dergide Folklor başlığı altında verilen Türk halk kültürü ve edebiyatına dair bilgi, ürün ve malzemelerin dikkat çekici bir hacimde olması bu tezin fikri anlamda oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bu sebeple söz konusu tezin konusu Sesler dergisinde yayımlanmış Türk halk kültürü ve edebiyatına dair folklorik malzeme ve ürünlerin halk bilimsel açıdan incelenmesi olarak belirlenmiştir. Çalışma toplamda VI bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın giriş bölümünde Makedonya ve Kosova Türklerinin tarihi ve Türkçe süreli yayınlar ele alınmıştır. Altı bölümden meydana gelen çalışmanın birinci bölümünde Sesler dergisinin kuruluşu, biçimi, içeriği ve folklor faaliyetleri incelenmiştir. İkinci bölümde Sesler dergisindeki halk edebiyatı türlerinin tasnifi yapılarak içeriği incelenmiştir. Üçüncü bölümde geçiş dönemleri ritüellerine dair yazılar incelenmiştir. Dördüncü bölümde maddi kültür unsurları barındıran yazılar ele alınarak ayrı alt başlıklar altında incelenmiştir. Beşinci bölümde Sesler dergisinde yer verilen kutlama, şenlik ve bayramlar halk bilimsel açıdan ele alınmıştır. Altıncı bölümünde ise halk bilimiyle ilgili yazıların bibliyografyasına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sesler Dergisi, Makedonya, Kosova, Folklor, Halk Edebiyatı Türleri
Talip Apaydın'ın romanlarında halk bilimi unsurları
16. yy'da başlayan yerlileşme hareketiyle halk duyuşu yazılı edebiyatımızda yer almaya başlamıştır. Sonrasında Tanzimat ve Milli Edebiyat dönemleriyle halk kültürünün etkisi iyice hissedilmiştir. 1950 sonrası halk ve köylü kavramlarına odaklanılarak, köyün sorunları ve yoksulluğuna değinildiği köy romanları niteliğinde eserler kaleme alınmıştır. Çağdaş romancılığımızda Talip Apaydın, köy enstitülü bir yazar olarak köy romanı türünde, halk bilimi açısından zengin eserler vermiştir. Çalışmada, Talip Apaydın'ın halk bilimi unsurlarından ne oranda ve nasıl yararlandığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yazarın Define, Emmioğlu, Ferhat İle Şirin, Kente İndi İdris, Köylüler, Ortakçılar, Sarı Traktör, Toz Duman İçinde, Tütün Yorgunu, Vatan Dediler, Yoz Davar, Yarbükü adlı romanları değerlendirilerek yazarın romancılığı ve halk bilimi arasında ilişki kurulmuştur. Çalışma dört ana bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde yazarın hayatı, eserleri, edebi kişiliği aktarılmıştır. Ayrıca halk biliminin tanımı ve tarihi ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde, efsane, masal, halk hikâyesi, kıssa – meddah hikâyesi, ninni, fıkra, türkü, cenkname, ağıt ve halk şairliği konu edinilmiştir. Çalışmanın en hacimli bölümü olan üçüncü bölümde eşyalar, inanışlar, sosyal normlar, geçiş dönemiyle ilgili gelenek ve görenekler, formel sayılar, kalıp sözler, dil ve anlatım, halk defineciliği, halk hekimliği, halk takvimi, halk matematiği, halk meteorolojisi, halk kozmogonisi, halk botaniği, halk zoolojisi, halk mimarisi, halk ekonomisi, halk mutfağı, halk eğlenceleri, halk taşıtları, sosyal dayanışma ve yardımlaşma kurumları, meslek ve zanaatlar ve son olarak hediyeleşme, misafirlik, saygı yer almıştır. Dördüncü bölümde ise eser özetleri ve tablolalara yer verilmiştir. İnceleme ve değerlendirmeler sonucunda romanlarında halk bilimi unsurlarına yoğun olarak yer verdiği tespit edilen yazarın, halk kültürüne yer verdiği derecede romancılığının zenginlik kazandığı görülmüştür. Halk bilimi unsurları, eserlerin okuyucu tarafından daha iyi anlaşılması, esere gerçeklik kazandırmak ve okuyucuyu esere çekmek işlevlerini sağlamıştır. Yazar, eğitimci yönüne bağlı olarak zaman zaman halk inançları özelinde geleneksel unsurlara eleştirel bir açıdan yaklaşmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen veriler bütüncül bir bakış açısı kazanmak adına tablolaştırılmış, sayısal değerlerle ifade edilmiştir.
Samsun ili Bafra ilçesine bağlı Çetinkaya, Yağmurca ve Hıdırellez köylerindeki yer adlarının halk etimolojisi ve toponimi bağlamında incelenmesi
Her türlü özel adı inceleyen adbilim çeşitli alt dallara ayrılmaktadır. Adbilimin alt dallarından biri olan yeradbilimi (topomie, topoymy, topoymie), yeradlarının ortaya çıkışlarını, yapılarını, anlamlarını, gelişimlerini, ortaya çıkışlarındaki geleneği ve prensipleri araştıran bir bilim dalıdır. Etimoloji (etymology), kelimelerin kökenini tarihî gelişme süreçleri ve anlambilim çerçevesinde inceleyen bilim dalıdır. Halk etimolojisi (folk etymology, volksetymologie) ise kelimelerin kökenini etimolojik tahliller ve sağlam delillere dayanmadan, daha çok yakıştırma ve uydurma yoluyla açıklamaktır. Halk etimolojileri bir yeradının gerçek veriliş sebebinin unutulmasına bağlı olarak bu yeradının halk tarafından genellikle bir efsane veya halk anlatısına dayandırılan hikâyelerle ilişkilendirilerek yeniden açıklanması sonucunda oluşmaktadır. Bu nedenle yeradlarının folklor bağlamında incelenmesinde tarih, coğrafya gibi disiplinlerle birlikte anlatıbilim (narratoloji) disiplininden de yararlanmak gerekmektedir. Yeradları, bugüne kadar yapılan çalışmalarda genellikle adbilimin temel yaklaşımlarından hareketle ve ağırlıklı olarak dilbilim çalışmaları kapsamında ele alınıp incelenmiştir. Elde edilen materyal çeşitli çalışmalar içinde leksik, semantik ve tür odaklı analizlere tâbi tutulmuştur. Bu çalışmada ise, Samsun iline bağlı Bafra ilçesinde bulunan Çetinkaya, Yağmurca ve Hıdırellez köylerinde gerçekleştirilen saha araştırmaları sonucunda elde edilen yeradları, katman analizi, tür sınıflandırması ve leksik-semantik sınıflandırmaya ek olarak halk etimolojisi bağlamında tasnif ve tahlil edilmiştir. Bu doğrultuda sahadan elde edilen yeradları halk etimolojisi ve anlatıbilim odağında, folklor merkezli bir yaklaşımla incelenip çözümlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Folklor, Adbilim, Yeradbilim, Halk Etimolojisi.
Sosyokültürel etkenler ve değişkenler bağlamında rekabet folkloru: Fatsa ve Ünye örneği
İnsanların bireysel ve toplumsal olarak çeşitli dönemlerde, bağlamlarda ve biçimlerde gerçekleştirdikleri iletişim süreçlerinin, bu doğrultuda birbirleriyle kurdukları bağların, zaman zaman, çeşitli nedenlerle rekabet temeline dayalı olarak da sürdürülebildikleri bilinmektedir. Söz konusu rekabet olgusunun, bireyin ve toplumun kültürel üretim, tüketim ve aktarım süreçleriyle bütünleşerek sosyal değerlerin, inanışların ve folklorun çeşitli alanlarında ortaya rekabet temelli türlü verilerin çıkmasına yol açabildiği de görülmektedir. Bunun sonucu olarak rekabet olgusu çerçevesinde folklorun inceleme alanına giren zengin konu ve ürünlerin ortaya çıktığı bilinmekle birlikte, "rekabet folkloru" bağlamında henüz müstakil çalışmaların yeterli düzeyde gerçekleştirilmemiş olduğu dikkati çekmektedir. Bu dikkatten hareketle, ortaya konulan söz konusu ürünlerin niteliklerini ve temellerini belirlemeyi ve bunları türlü değişkenler çerçevesinde çözümlemeyi hedefleyen bu çalışmada folklor ve rekabet konusu, Fatsa ve Ünye örnekleminde incelenmiştir. Saha araştırmaları kapsamında kullanılan derinlemesine gözlem ve görüşme yöntemleriyle elde edilen veriler tasnif edilerek bütüncül ve disiplinlerarası yaklaşımla çözümlenmiştir. Çeşitli tasnif maddeleri altında Fatsa ve Ünye örnekleminde oluşan rekabet olgusu ve algısı, bunun kültüre ve kültürel ürünlere yansımaları, davranış folkloru, inanışlar, ritüeller, anlatılar ve kalıpyargılar bağlamında oluşturulan ürünler, çalışmada kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. Sahada yapılan gözlemler, kaynak kişilerden elde edilen veriler ve konu bağlamında gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda iki ayrı grup örneği olarak tanımlanan Fatsa ve Ünye ilçelerindeki birey ve toplulukların davranış örüntülerinde ve kalıpyargılarında büyük ölçüde benzerlikler olduğu görülmüştür. Benzer özelliklere sahip olan iki ilçe ve yine benzer davranış örüntülerine sahip iki ilçe insanı arasında köklü bir geçmişe bağlı olarak şekillenen rekabetin temelindeyse çok çeşitli etkenlerin ve değişkenlerin varlığı dikkati çekmektedir. Çalışma kapsamında söz konusu etken ve değişkenlerin geçmişten günümüze kadar süregelen durumu kapsamlı bir şekilde ele alınmış, geçmişte daha çok sosyolojik ve politik etkenlerle biçimlendiği tespit edilen rekabetin günümüzde daha çok, her iki ilçenin de il olma isteği çerçevesinde biçimlendiği görüldüğünden, çalışmada özellikle sosyal medyada genç kuşaklar tarafından yapılan rekabet içerikli paylaşmalar da dikkate alınarak, söz konusu rekabet, değişim ve dönüşüm biçimleri odağında da değerlendirilmiştir.
Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Arşivi derleme fişlerindeki etnografik veriler
Türkiye'de kendi halk müziğini ve kültürünü tanımak, anlamak ve anlatmak ve halk müziği temelinde bir ulusal müzik inşa etmek amacıyla halk müziği derleme çalışmaları yapıldığı bilinmektedir. 1937-1952 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuvarı bünyesindeki halk müziği derleme çalışmaları da bu çalışmalardandır. Derleme çalışmalarında dönemin önde gelen müzik ve bilim insanları yer almıştır. Yapılan derlemeler sonucunda Türkiye'nin her tarafından halk müziği ezgileri derlenmiştir. Derlemeler sonucunda ortaya çıkan derleme fişleri, plaklar, makara bantlar ve fotoğraflar Folklor Arşivi'nde bulunmaktadır. Bu tez, Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Arşivi'nde yer alan derleme fişlerindeki etnografik verileri ve söz konusu verilerin hangi konulara ilişkin olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Tezde doküman analizi, içerik analizi ve literatür taraması yöntemleri kullanılmıştır. 911 derleme fişinden oluşan bir örneklemde hem derleme fişlerindeki notlar hem de derlenen eserlerin sözleri incelenmiştir. Bulunan veriler MAXQDA programı ile tasnif edilmiş ve kodlanmıştır. Yapılan incelemelerde verilerin çalgılara, kültürel yapıya ve coğrafyaya ilişkin olduğu görülmüştür. Çalgılara ilişkin verilerde çalgı adları, çalgıların fiziksel özellikleri ve yapıldıkları materyaller ile çalgı icrasıyla ilişkilendirilecek unsurlar tespit edilmiştir. Kültürel yapıya ilişkin verilerin; âşıklık geleneği, dil ve ağız özellikleri, duygular, ekonomi, giyim-kuşam, günlük hayat, halk edebiyatı, hukuk, inançlar, müzik pratikleri, mutfak, oyun havaları, ölüm, ritüeller, tarih, teknoloji, siyasal ve toplumsal yapı hakkında olduğu saptanmıştır. Coğrafyaya ilişkin verilerin; yöre, yerleşim yeri, yer şekilleri, akarsu ve deniz adları, önemli mimari yapılar ve hayvan ve bitki türleri hakkında olduğu görülmüştür. İncelenen verilerin dönemin Türkiye'sine ve bölgeler arasındaki kültürel ortaklığa ışık tuttuğu belirlenmiştir. Ek olarak elde edilen verilerin pek çok yeni çalışmaya kaynaklık edebileceği de görülmüştür. Anahtar sözcükler: Halk müziği, derleme çalışması, derleme fişi, Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Arşivi, etnografik veri.
Dijital halkbilimi bağlamında oyun kültüründe anlam ve anlatı
21. yüzyılda dijital ortam ile birlikte insanoğlu daha önce hiç deneyimlemediği şekilde anlık bir sosyo-kültürel etkileşim içine girmiştir. Sözlü ve yazılı kültür dönemlerinin ardından hipermetinlerle birlikte dijital ortamda birçok anlatı formu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında dijital ortamda yer alan anlatılar; sözlü kültür geleneğinin yaşadığı kültür ürünleri olarak da icra edilmektedir. Dijital ortamdaki kültür ürünleri; gündelik hayat içerisinde kullanıcıların sosyo- kültürel hayatına etki ederken bir yandan da geleneksel ürünlerin yaşatıldığı anlamlı bir iletişim formu olarak kültür aktarımı işlevlerini gerçekleştirmektedir. Sözlü kültür unsurlarının hem geleneksel hem de yeni formlarının yer aldığı bu ortamda metni, sözeldokuyu ve bağlamı merkeze alan performans teorisi ile metin merkezli halkbilimi kuramlarının sınanarak halk bilgisi açısından boyutlarının ve anlamlarının ortaya koyulması önem arz etmektedir. Bu yönüyle sınırları çok geniş olan dijital ortamda bir anlatıyı farklı iletişim unsurlarıyla birlikte içeren kültür ürünlerinden birisi dijital oyunlardır. Dijital oyunlar; kültürel ve sosyal deneyimin meraklı gruplarıyla anlık yaşandığı, hem kendi sözlü kültür ortamını kuran hem de sözlü kültür geleneğini barındıran, yazılı formlarla destekleyen ve imgeleştiren, farklı iletişim unsurlarını bir arada sunan kendine has yapısıyla halkbiliminin dijital ortamda canlı olarak yaşatıldığı ürünlerin başında gelmektedir. Dijital oyunlar çeşitli halk bilgisi türlerini de bünyesinde barındırmakta ve yeni halkbilimi türlerine de öncülük etmektedir. Geleneksel oyun kültüründen dijital oyunlara uzanan süreçte yaşanan pek çok bağlamsal değişiklikler de bu ürünlerin halkbilim açısından incelenmesini gerekli kılmaktadır. Nihayetinde bu çalışma disiplinler arası bir konumda bulunan dijital oyunları; halkbiliminin genel yönleriyle metinlerarasılık, söylemlerarasılık ve bağlamlararasılık açısından ele alarak performans teorisinin icra olayı tahlil yönteminden model alınarak geliştirilen ve metin merkezli kuramları sürece dâhil eden üç boyutlu icra analiz yöntemini kullanarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda dijital oyunların kültür ortamındaki icrası; oyun, oyuncu, anlatı ve bağlamı açısından bir bütün hâlinde değerlendirilecek ve anlam boyutunda halkbilimi ile ilişkisi ortaya konulacaktır.
Türk folklorunda kültürün görsel tasarımı (Fotoğraf) ve somut olmayan kültürel miras ilişkisi
İlk çağlarda insanların mağara duvarlarına, taşlara ve kayalara resimler çizerek iletişim kurduğu düşünülürse görsel kültür insanoğlunun hayatında her daim var olmuştur fakat etkisini fotoğrafın icat edildiği 19. yüzyıldan sonra arttırmıştır. Fotoğraf, icat edildiği 19. yüzyılın ilk yarısından bugüne, sanattan bilime siyasetten günlük hayata kadar hayatın hemen her alanında etkin bir şekilde kullanılmıştır. Fotoğrafın bu kullanımları, görsel kültür teknolojilerinin gelişimiyle birlikte anlam genişlemesine uğramıştır. Bilimsel olarak, eskiden yazıya eşlik eden fotoğraf artık farklı tasarımlarda daha öznel yorumlar ve zengin çağrışımlarla kullanılmaya başlamıştır. Kültürel bağlamda yükselen görsel materyal kullanımı ve bunlar üzerinden elde edilen veriler bugüne kadar görsel antropoloji ve görsel entografinin konusu iken zamanla görsel antropoloji ve etnolojinin temel prensiplerinden yararlanarak gelişen görsel folklor, folkloristiğin bir dalı olarak ortaya çıkmıştır. Görsel halkbilimi çalışmaları, dünyada çeşitli folklor akademilerinde farklı bakış açılarıyla çalışılırken Türkiye'de henüz dikkate değer çalışmalar yapılmamıştır. Bu noktadan yola çıkarak bu tezin amacı, Türkiye'de, Türk folkloru ekseninde görsel folklor disiplininin prensiplerini ortaya koymak ve Türk folkloruna görsel bir bakış açısı getirmektir. Tez bir giriş, dört ana bölüm ve bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Belirlenen hedefler doğrultusunda; giriş bölümünde fotoğrafın icadı, fotoğrafın kültürel anlamları ve geçmişten günümüze geçirdiği anlam değişmeleri ele alınmıştır. Birinci bölümde, çalışmanın metodolojisi, sınırlılıkları ve planı ele alınmıştır. İkinci bölümde, kültür bilimlerinde fotoğraf kullanımı ve görsel folklor hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, folklor tarihinde doğrudan ya da dolaylı olarak etkili olan kurum ve yayınların görsel arşivleri incelenerek folklorik değerlendirmeler yapılmıştır. Son bölüm olan dördüncü bölümde ise günümüzde folklor çalışmalarında önemli bir etkiye sahip olan somut olmayan kültürel miras konusunda var olan görseller değerlendirilerek somut olmayan kültürel mirasın fotoğrafının nasıl çekildiği ve kullanıldığı uygulamalı olarak değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde giriş ve dört ana bölümde elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Görsel folklor, folklor tarihi, somut olmayan kültürel miras, görsel kültür, fotoğraf.
Feminist teori bağlamında Türk kültüründe gelin-kaynana ilişkisi
Toplumları şekillendiren, yetiştiren kadınlardır. Bu nedenle kadının kendini keşfetmesi, kim olduğuna kendisinin karar vermesi, eril zihniyetin belirlediği kadın algısından uzak, salt düşünce ile hareket edebilmesi çok önemlidir. Ailenin devamının sağlanmasında, aile içi ilişkilerin düzenlemesinde kadının etken rolde olduğu bilinmektedir. Aile içi ilişkilerde önemli bir ilişki biçimi olan gelin-kaynana ilişkisi de Tük kültüründe aile içi ilişkilerde önemli rol oynamaktadır. Aile içi ilişkileri belirlemede etken rolde olan kadının yetiştiği şartlar, kendini yetiştirmesi, hayatı algılaması doğrultusunda olacağı için tezin birinci bölümünde Türk kadını, içinde şekillendiği kültür bağlamında ele alınmıştır. Türk kültüründe kadının yerinin ne olduğu tarihsel süreç içerisinde, atasözü, deyim, hikâye, masal gibi halk edebiyatı ürünlerinde ve yazılı kaynaklarda nasıl ele alındığı incelenmiştir. İkinci bölümde tezin bakış açısını oluşturan feminist teorinin ne olduğu, alt dalları ve Türkiye'de feminist hareketin oluşumu incelenmiştir. Sözlü kültür bağlamında çalışılan bu tezin son bölümü olan üçüncü bölümünde ise kaynak kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda gelin-kaynana ilişkisini etkileyen unsurlar, ilişkinin olumlu, olumsuz olarak tanımlanma nedenleri ele alınmış bu ilişkinin pozitif ilişki olarak ilerlemesi için öneriler sunulmuştur.
Sanal-dijital kültür çağında geleneksel Türk yemek kültürü
Sanallaşma ve dijitalleşme bilgi, haber, eğitim, siyaset, sağlık, reklam, ticaret, turizm, oyun, eğlence, müzik vb. pek çok unsuru kapsayan büyük bir dönüşümdür. Dijitalleşme ekseninde gerçekleşen bu dönüşüm, dijital kültür adı verilen büyük bir alan ortaya çıkarmaktadır. Yeni çağda içeriğe ulaşma, içeriği aktarma/öğretme/öğrenme, içeriği arşivleme ve pazarlama biçimleri ve yöntemleri –artan bir hızla- dijital tabanlı bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Yaşanan bu gelişim, değişim ve dönüşüm yeni düşünce yapıları ve yaşam şekilleri oluşturmaktadır. Yemek ise bir kültür öğesi olarak dijital medyanın içeriğinin önemli bir bölümünü oluşturmakta ve sosyal medya platformlarına canlılık kazandırmaktadır. Dijital kültür çağı olarak tanımlanan bu süreçte geleneksel Türk yemek kültürü de bilgi, beceri, yaratıcılık, üretim, tüketim, anlatım, gösterim, reklam, pazarlama gibi pek çok noktada varlık alanı bulmakta ve önemli bir dönüşüm içerisine girmektedir. Bu bağlamda bu tezde sanal-dijital kültür çağı içerisinde dijital platformlardan hareketle geleneksel Türk yemek kültürünün çok yönlü çözümlemesi yapılmıştır. Sanal-dijital ortamlara yansıyan geleneksel Türk yemek kültürüne yönelik yazılı/görsel/işitsel veriler teknoloji, sistem, insan, mekân, olgu, süreç ve ürün boyutuyla disiplinlerarası bir perspektifle analiz edilmiştir. Bu doğrultuda ilgili veriler performans teori ve işlevsel kuramın yanı sıra göstergebilimsel ve kültürel-psikolojik yaklaşımlarla çözümlenmiştir. Son olarak dijitalleşme olgusunun yemek kültürü açısından evrileceği noktalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Sanal, dijital, dijital kültür çağı, internet folkloru, geleneksel yemek kültürü,
Geleneksel bilginin değişim ve dönüşümü: Cudibey ve Elmaalan mahalleleri örneği
Geleneksel bilgi, belirli bir bölgeye ait atalardan kalan ve sözlü olarak nesilden nesle aktarılan inanış, düşünce ve eylemlerin bütünüdür. Bu çalışmanın amacı, Trabzon İli'nin Arsin İlçesi'ne bağlı Cudibey ve Elmaalan mahallelerindeki geleneksel bilgiyi tespit etmek ve incelemektedir. Trabzon'un 2012 yılında büyükşehir olmasıyla mahalle statüsüne kavuşan söz konusu bölge, hâlâ köy özelliklerini korumaktadır. Bununla birlikte, göç, teknolojik gelişmeler, eğitim durumunun yükselmesi ve kent olanaklarının kırsala yayılması gibi etkenler, geleneksel bilginin kuşaklar arasında değişim ve dönüşüm yaşamasına etkili olmaktadır. Tez kapsamında, Yöre'ye ait halk mimarisi, geçiş dönemleri, çocuk oyunları, halk takvimi, halk hekimliği, halk inanışları, tarımla ilgili uygulamalar ve mutfak kültürüyle ilgili geleneksel bili ve uygulamalar kaynak kişilerle yapılan mülâkatlar doğrultusunda, yukarıda bahsi geçen etkenler bağlamında analiz edilmektedir.
Türkiye ve Güney Kore'deki yaşayan müzelerin yapısal analizi
İnsan çevresi ile sürekli etkileşim halindedir. İnsanın varlığı doğayı şekillendirirken doğa da insanı şekillendirmektedir. Bu değişim ve dönüşüme ayak uyduran insan ise yaşamdaki her türlü deneyimini geleneğe aktararak geleneğin sürekliliğini sağlamaktadır. Bu sürekliliğin kaynağını oluşturan, geleneklerin saklandığı mekânlar olan müzeler yaşamdaki değişimden ve dönüşümden yalnız düşmüş "dijital çağın göçebeleri" olan bireylerin "gerçek kültürel mekânı" olacaktır. Günümüzde dijital çağın göçebeleri tarafından gelenek müzelerde yeniden keşfedilmektedir. Böylece müzelerin koleksiyonu, içeriği, bağlamı, sergileme yöntemi ve müzeleri deneyimleme şekli de değişime uğramaktadır. Dijital çağın bireyleri müzelerde sergilenen gelenek ürünleri görmek yerine geleneği deneyimleme ihtiyacındadır. Geleneğin deneyimlenerek yaşandığı "yaşayan müzeler" modern toplumdaki bireylerin bilgi paylaşımı yapabildiği kâr amacı gütmeyen, kalıcı kurumlar haline gelmiştir. Tezde bu geleneğin sürekliliği için Türkiye ve Güney Kore'de bulunan yaşayan müzelerin yapısal farklılıklarından yola çıkılacaktır. Türkiye'de bulunan yaşayan müzelerin sürdürülebilirliğine dair yapı önerilerinde bulunulacaktır.
Trabzon'daki geleneksel oyuncakların halkbilimi açısından incelenmesi
Çocuk ve yetişkinlerin geleneksel ekolojik bilgi bağlamındaki yaratıcılıklarını ortaya koyan ve çocukluk çağıyla özdeşleşmiş olan oyuncaklar geleneksek bilginin korunmasını, kültürün kuşaklar arasındaki aktarımını sağlamaktadır. Ekolojik çevredeki malzemeler kullanılarak üretilen oyuncaklar bireyin ait olduğu çevreyi tanımasına ve kültürel formlar kapsamında oyuncaklar etrafında üretilen oyunlarla toplumsallaşmasına hizmet etmektedir. Bunun yanı sıra oyuncakların yapımı ve onlarla oyun kurulması bireyin bilişsel ve fiziksel gelişimini desteklemektedir. Oyuncaklar, bünyesinde kültürel, sosyal, coğrafî ve ekonomik özellikler taşıyan maddî kültür ürünüdür ve sosyal, beşerî birçok bilimin inceleme alanına girmiştir. Aynı zamanda bu çalışmanın, birçok bilimin kavşak noktasında yer alan halkbilimi disiplini çerçevesinde yapılmış olması farklı disiplinlerden yararlanılmasını doğurmuştur. Bu çalışmada Trabzon örneklem alan olarak seçilmiştir. Buradan derlenen oyuncaklar halkbilimi çerçevesinde incelenmiştir. Tezin ilk bölümünde, oyun ve oyuncağa ilişkin kavramsal çerçeve çizilmiş, oyuncak hakkında yapılmış çalışmalar tanıtılmıştır. İkinci bölümde, Trabzon'un tarihi, coğrafî ve sosyo-ekonomik özellikleri hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise sahadan derlenen oyuncakların yapımında kullanılan malzemeler, yapım aşamaları, oyuncak tercihinde cinsiyet farklılığı, oynanış şekline ait bilgiler fotoğraflarıyla birlikte göz önüne serilmiştir. Derlenen oyuncaklar ürün, ürünü yapan ve ürünle oynayan çerçevesinde performansın parçası oluşu bakımından incelenmiştir. Ham madde temininden oyuncağın yapımı aşamasına kadar gerçekleşen süreç boyunca halkbilimsel unsurlar saptanmış ve etrafında şekillenen geleneksel oyun çeşitliliği tespit edilmiştir. Böylece söz konusu oyuncakların kültür içinde doğuşu ve şekillenişi ortaya koyulmuş, etraflarında oluşan kültürel unsurlar halkbilimi perspektifinden incelenmiştir.
20. yy. Doğu Anadolu taşlamalarında mizahın protesto işlevi
Türk halk edebiyatı içerisinde yer alan âşık edebiyatı toplum hayatının aynası niteliğinde eserlerden oluşmaktadır. Âşıklar yaşadıkları her dönemde çağın tanığı ve toplumun aynası görevi görmüşlerdir. İçinde yaşadıkları topluma karşı kendilerini sorumlu tutan âşıklar yazdıkları şiirlerde toplumu ilgilendiren hemen her konuda söz söyleyerek farklı işlevler üstlenmiş ve bu işlevleri yerine getirmişlerdir. Âşık edebiyatı ürünleri incelendiğinde; toplumun düşünce yapısı, manevî değerleri, duygu dünyası, yaratıldıkları dönemin şartları anlaşılabilmektedir. Âşık edebiyatı nazım türlerinden biri olan taşlamalar; bireyin, toplumun, kurumların aksayan yönlerini eleştirmek için yazılan şiirlerdir. Âşıklar taşlamalarını farklı üsluplarla yazmışlardır. Bu üsluplardan biri de mizahî üsluptur. Taşlamalarda kullanılan mizah, protesto edilen bozukluğu/eksikliği gülünç göstermeyi amaçlamaktadır. 20.yy Doğu Anadolu Taşlamalarında Mizahın Protesto İşlevi adlı çalışmanın amacı mizahın eğlenme ve eğlendirme dışında işlevlerinin de varlığını ve bu işlevlerden biri olan protesto işlevinin taşlamalarda kullanımını incelemektir. Âşıklar, farklı dönem ve yörelerde yazdıkları taşlamalarında mizah yardımıyla bireyler, siyasî, sosyal, dinî ve ekonomik konular, doğa olaylarıyla hayvanlar, felek, sevgili, ölüm gibi konular başta olmak üzere birçok olay, kişi, durum ve kurumu eleştirmişlerdir. 20. yy ise Türkiye için toplumsal ve siyasî birçok değişikliğin yaşandığı bir dönem olması nedeniyle dönemin âşık edebiyatı ürünlerine farklı biçimlerde kaynaklık etmiştir. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü Temel Kavramlar başlığı altında mizah, hiciv, protesto, Âşık edebiyatı, taşlama kavramlarının açıklamasına ayrılmıştır. İkinci bölümde -edebiyat oluşturulduğu toplumdan ayrı düşünülemez düşüncesiyle- 20. yüzyıl Türkiye'sine Genel Bir Bakış başlığı altında 20. yüzyılda dünyada ve Türkiye'de meydana gelen gelişmeler incelenmiştir. Üçüncü bölümde Mizah ve Hiciv İlişkisine yer verilmiş, alt başlık olarak Türk Halk edebiyatında mizah ve hiciv ilişkisi yazılı ve sözlü halk edebiyatı türleri çerçevesinde incelenmiştir. Dördüncü bölümde Protesto İşlevi ana başlığı altında işlevsel kuram ve folklorun protesto işlevi, âşıkların protesto işlevi, mizahın protesto işlevi incelenmiştir. Çalışmanın beşinci ve son bölümünde Örnek Metinler Çerçevesinde 20. Yy. Doğu Anadolu Taşlamalarında Mizahın Protesto İşlevinin Analizi yapılmıştır. Her metin, alındığı kaynak kitaplardaki yazım ve noktalama işaretlerine sadık kalınarak teze alınmış ve metinden sonra metin analizine yer verilmiştir. Metinlerde yer alan Doğu Anadolu Bölgesi'ne has kelimeler tezin son kısmında Sözlük başlığı altında şiirlere ait numaralar ile gösterilmiş ve kelimelerin anlamları Türk Dil Kurumu Derleme Sözlüğü'nden ve Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük 'ten bulunarak yazılmıştır. Çalışmada 20. yy'da Doğu Anadolu'da yaşamış âşıkların şiirleri taranmış, İşlevsel Halkbilimi Kuramı çerçevesinde örneklem yöntemi kullanılarak bu yüzyılda Doğu Anadolu âşıkları tarafından en çok işlenen konular başlıklar altında toplanmıştır. İncelenen örnekler sonucunda mizahın gülmeceden çok ironi ve yergi anlamında kullanıldığı, mizahın, âşığın ve taşlamanın işlevlerinin örtüştüğü belirlenmiştir. Taşlamalarda, mizahın aynı zamanda protesto edilen kişi/kurum/olay/durum hakkında halkı uyarma ve bilgilendirme işlevlerinde kullanıldığı da görülmüştür. Anahtar Sözcükler Mizah, 20.yy, Doğu Anadolu, Taşlama, Protesto, İşlev, Âşık Edebiyatı.
Kültür ve ekonomi ilişkisi bağlamında fındık folkloru
Etkileşimler ürünü ve bütünü kültürün özünü oluşturan geleneksel bilgi belleği insanoğlunun birbirleriyle ve doğayla etkileşimleri sonucunda yaratılmış, aktarılmış ve devinimsel özelliği ile yaşatılmaya devam etmektedir. Bu etkileşim sürecinde genetik kaynaklar çevresinde oluşan geleneksel bilgi ve deneyim belleğine dayalı gelenek kültürünün kültürel ekonomik boyutları bulunmaktadır. Bu tezin temel amacı kültürel ekonomik boyutuylarıyla gelenek kültürünün esasını oluşturan geleneksel bilginin Türkiye ve üretim bölgeleri için ekonomik ve kültürel anlamda önemli bir genetik kaynak olan fındık ve folklorunun WIPO ve UNESCO yaklaşımlarını da kapsayan yaklaşımla çözümlenmesidir. Bu kapsamda çalışmada öncelikle kültür ekonomisi, geleneksel bilgi, genetik kaynaklar, fındık kavramları örnek çözümlemeler için ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde geleneksel bilgi ve deneyim belleği ile yaratılan folklor fındık örneği ile, ilgili literatür tarama ve alan araştırmasında tespit edilen malzemeler ile değerlendirilmiştir. Geleneksel bilgi ve deneyim belleğine dayalı gelenek kültürü ve geleneksel kültürel ifadelerin genetik kaynak olarak fındık örneği ile kültürel ekonomik boyutunun belirginleştirilmesi ise çalışmanın üçüncü bölümünü oluşturmaktadır. Araştırmanın bu son bölümünde geleneksel bilgi kaynaklı folklorun fındık örneği ile kültürel ekonomik ve endüstriyel alanlardaki kullanımları ile işlevsel çözümlemeler bulunmaktadır. Böylelikle halkbilimi, dolayısıyla kültür bilimi araştırmalarında geleneksel bilgi ve dış dinamikleri de önemseyen disiplinler arası yaklaşımlar genetik kaynak örneği fındık ile açıklanmaktadır.
Türk halk edebiyatının dili ve poetikası
Aristo'dan bu yana çok hızlı bir seyir izleyen poetika kavramı, zamanla dünya çapında önemli bir disiplin halini almıştır. Günümüzde daha çok şiir incelenmesiyle özdeşleşen, onun biçimini, içeriğini, üslubunu ve estetiğini kapsayarak bir örneğe bağlı kalmaksızın ortaya koyan poetika; edebiyatın varoluşuyla ortaya çıkan, gelişen ve zamanla değişik manalar kazanan bir bilimdir. Dil, sadece söylemek istediklerimizi aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda kim olduğumuz ve nereden geldiğimiz konusunda bize bilgi verir. Folklorun işlevlerinden birisi de, bireylerin toplumda kabul edilmiş kültürel değerlere uyumunu sağlamasıdır. Folklor ve dili yüzyıllarca toplumun haberciliğini üstlenmiş, ezgiyle desteklenmiş şekil ve tür özellikleriyle günümüze taşınmıştır. Folklor, yalnızca bir kişinin ya da yazarın değil, bir milletin ortak dehasının ve yaratımının mahsulüdür. Türk Edebiyatının kadim örneklerinden Dede Korkut Kitabı ile Köroğlu gibi destanlar, türküler, ninniler, masallar, bilmeceler sözlü edebiyat geçmişleri boyunca yaşayan toplumu yansıtarak yazıya geçirildikleri için, toplumsal hayatların dönemsel özelliklerini net ve açık şekilde gözler önüne sermektedirler. Çalışmamızda Türk Halk Edebiyatının poetik unsurları, adı geçen iki destandan örneklerle kendisine yer bulmuştur.
Kazakistan'da yaşayan Ahıska Türkleri'nin folklorunun incelenmesi
1944 sürgünü ile topraklarından sürgün edilen Ahıska Türkleri, dünyanın birçok yerine dağılmış ve buralarda yaşamlarını devam ettirmektedirler. Bu çalışmada "Kazakistan'da yaşayan Ahıska Türkleri'nin Folklorunun İncelenmesi" başlığı altında ilk bölümde sürgünden önceki Ahıska coğrafyasından bahsedildi. Daha sonra ise Ahıska Bölgesi'nin işgal edilmesi ve Ahıska Türkleri'nin sürgün edilmesinden bahsedildi. İkinci bölümde Kazakistan'da yaşayan Ahıska Türkleri'nin kültürü başlığı altında halk hikâyeleri, mâniler, ninniler, bilmeceler, değişmeler, türküler, dualar, ağıtlar, atasözleri ve destanlardan bahsedilerek örnekler verildi. Ayrıca Ahıskalı âşıklara yer verildi. Son olarak üçüncü bölümde ise öncelikle Kazakistan'da yaşayan Ahıska Türkleri'nin dini ve batıl inanışlarından, evlilik, doğum ve ölüm gibi geçiş dönemlerine ve daha sonra ise Ahıskalıların sosyal yaşantısına değinildi.
Gaziantep manilerinin halkbilimi açısından incelenmesi
Türk halk edebiyatında her zaman önemli bir yeri olan maniler, kültürü anlatan ve başta aşk, sevgi, gurbet olmak üzere birçok temanın işlendiği bir nazım türüdür. Bugüne kadar birçok bölge için mani çalışması yapılmış ve maniler derlenmiştir. Bu çalışmada Gaziantep manileri incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en büyük ve en gelişmiş kenti olarak kabul gören Gaziantep ili ile ilgili tarihi bilgiler, coğrafi özellikler ve ilin ekonomisi aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Türk halk edebiyatının en önemli değerlerinden biri olan manilerin tarihsel süreçte aldıkları roller, temaları ve yapısal özellikleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde Gaziantep manilerinin üzerinde durulmuştur. İnceleme yapılırken bölüm iki başlık üzerinden değerlendirilmiştir. Gaziantep manileri konusu bakımından ve halkbilimi çalışma alanları açısından değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Gaziantep, mani türü, manilerin incelenmesi, halkbilim.
Karagöz metinlerinin halk bilimsel açıdan değerlendirilmesi
Karagöz, toplumsal yaşamın birçok yönünü, çeşitli karakterlerle, birçok halk bilimi unsuruyla perdeye yansıtmaktadır. Metinlerden hareketle yaptığımız çalışmada, halk bilimine dair pek çok unsur, toplumsal yaşamın geçiş dönemleri, temizlik, giyim-kuşam ve süslenme şekilleri, sosyal normlar ve inanışlar, halk hekimliği, halk takvimi, ölçü birimleri, eğlence hayatı, yeme-içme alışkanlıkları, özel günler-merasimler, barınma ve ekonomik hayat, adlandırma, iletişim ve ulaşım, Halk Edebiyatı ürünleri ortaya konmaktadır. İncelenen metinler ile birlikte Karagöz metinlerinde halk kültürünün perdeye nasıl yansıdığı, bilhassa Osmanlı'nın çok uluslu toplum yapısının halk bilimi nazarında ne şekilde devam ettirildiği elde edilen ürünlerle aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: halk edebiyatı, halk bilimi, geleneksel Türk tiyatrosu, gölge oyunu, karagöz, hacivat
Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nin su folkloru açısından sistematik analizi
Reşad Ekrem Koçu, araştırmacı kişiliği ile Türk tarihi ve Türk edebiyatına pek çok eser kazandırmıştır. Bu eserler halkbilimi açısından zengin malzemeler içermektedir. Koçu'nun en önemli eseri İstanbul Ansiklopedisi'dir. Bu eser birçok bilim ve sanat dalı ile ilgili olarak önemli bilgiler sunan bir kaynak niteliğindedir ve ayrıca Türkiye'de şehir ansiklopedisi niteliğindeki ilk kitaptır. Koçu'nun bu eserinde İstanbul; sosyal hayatı, tarihi, coğrafyası gibi birçok yönüyle maddeler hâlinde ele alınmıştır. Reşat Ekrem Koçu başta İstanbul Ansiklopedisi olmak üzere her yayımında İstanbul folkloruyla ilgili önemli bilgiler sunmuştur. Bu çalışmada Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde su ve suya dair folklor unsurlarının ne kadar yer aldığı ve İstanbul Ansiklopedisi'ndeki su folkloruyla ilgili maddeler sistematik bir şekilde analiz edilmiştir. Su folkloruyla ilgili çeşitli inanışlar suyun mimaride kullanımı, suyun halk hekimliğinde ve halk kültüründeki yeri başlıklar hâlinde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstanbul Ansiklopedisi, Su Folkloru, Reşad Ekrem KOÇU
Afrika Çad Cumhuriyeti Abeşe Bölgesi ve Türkaylar halkı arasında bilinen çocuk oyunları
Türk kültürü, temelleri çok eski yıllara dayanan ve yüzyıllar boyunca dünyanın birçok sahasına bir şekilde yayılmış kadim bir kültürdür. Bu çalışmayla, Türk kültürünün küresel anlamda kapsamı belirlenmeye, çocuk oyunları bağlamında evrensel yayılım sahası tespit edilmeye ve dünyanın hangi sahalarına kadar kültürel etkileşimle yayıldığı kayıt altına alınmaya çalışılmıştır. Araştırmada, Afrika'nın bir ülkesi olan Çad Cumhuriyeti ve bu ülkenin sınırları içinde yer alan eski adıyla "Vara"; günümüzdeki isimlendirmeyle "Abeşe" şehri çalışma sahası olarak seçilmiştir. Bu bölgede kendilerini "Türkaylar" olarak adlandıran halk kaynak topluluk olarak belirlenmiştir. Bu ülkenin, bölgenin ve halkının hangi parametreler açısından çalışma unsuru olarak belirlendiği araştırmanın giriş kısmında geniş bir şekilde izah edilmiştir. Ayrıca giriş bölümünde, araştırma sahası olan Afrika kıtasının kültürel tarihi süreci, Çad Cumhuriyeti ve Abeşe bölgesi ve burada yaşayan "Türkaylar" ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Söz konusu coğrafyada, halk bilimini ilgilendiren düğün, bayram, cenaze merasimi, yemekler, türküler, maniler, bilmeceler, masallar, deyimler, atasözleri, çocuk oyunları vb. birçok kültürel unsurun bulunduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, sözü edilen konular arasından çocuk oyunları seçilmiş ve çalışmanın ikinci bölümünde çocuk oyununun tanımı ve tarihçesine kısaca değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise sahadan derlenen çocuk oyunları yer almaktadır. Araştırmada bilgiler "veri toplama yöntemi" esas alınarak bizzat kaynak şahıslardan dinlenmiş; kaynak şahsın bilgilerine de yer verilerek derlenmiştir. Ayrıca çalışmada 22 çocuk oyununa yer verilmiştir. Derleme yapılan sahanın dili Afrika Fransızcası olduğundan oyunların otantik hâllerine dipnot kısmında aynen yer verilmiştir. Bununla birlikte, bazı oyunlardaki mahalli ağızda yer alan oyun adları ve tabirler olduğu gibi metne aktarılmıştır.
Konya yerel müzik geleneğinde varyant olgusu
Halk müziğinin en önemli özelliği olan anonimleşme süreci, türkülerin bu güne kadar sözlü aktarımla yakıcısı bilinmeden gelmesine olanak sağlamıştır. Anonimlik ve sözlü aktarım, ulusal ezgilerimizi günümüze kadar getirmekle beraber melodik, makamsal ve tartımsal değişikliklere uğratmıştır. Bu değişikliklere çeşitlenme yani "Varyant" denilmiştir. Konya halkı, kendi içerisinde "Konya Oturakları" ile müzikten uzak kalmamış ve bu oturakları gelenekselleştirmiştir. Konya tüküleri, Mevlevi müziğinin de etkisiyle makam geçkili, ara sazlı ve geniş usûllü bir yapıda icra edilmiştir. Musikiye gönül vermiş Konya'lı icracıların yöresel müzikleri içerisinde bilinçli ya da bilinçsiz olarak uyguladıkları bu yapılar, sözlü aktarım yoluyla halk türkülerinde bir çok varyant oluşmasına imkân sağlamıştır. Konya mahalli sanatçılarının müzikal yeteneklerine göre de şekil alan ezgilerin yöredeki icrası, TRT'nin kayıt altına aldığı icra ile farklılık göstermektedir. Bu nedenlerden yola çıkarak, Konya türkülerinin varyantlaşma sebepleri ve Konya yöresine ait beş türkünün TRT ve yöre içerisindeki icra şekilleri kaynak taraması, görsel ve işitsel mataryal çözümlemesi ve yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla incelenerek makam, usûl ve melodi farklılıklarının olduğu saptanmıştır. Bu çalışmanın yapılmasındaki amaç; Konya türkülerinin varyantlaşma sebeplerini ve müzikal yapısını inceleyerek yörenin ve müziği icra eden toplumun müzikal zenginliğinin ortaya konulmasıdır.
Diyarbakır'lı Mustafa Canan, hayatı ve eserleri
Anadolu'nun kültürel belleğinin yanı sıra kültürel çeşitlilik ve zenginliğinin de önemli bir ifadesi olan aşıklık geleneği; yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş; şiiri, müziği ve hikâye anlatımını içeren çok yönlü bir kültür hazinesidir . Kendine özgü geleneği ve icrası olan âşıklık geleneğinin en önemli niteliği, döneminin yaşayış ve hayata bakış tarzını, estetik değerlerini yansıtarak geniş halk kitlelerine hitap edebilmesidir. Aşık repertuarı; günümüze anonim bir şekilde aktarılan ve aynı biçimsel özellikleri taşıyan âşıklık edebiyatının şiir, söyleyiş ve icra tarzını içinde barındırmaktadır. Bu tarzlar yörelere göre farklı özellikler taşıyabilmekte olup farklı isimlerle de anılabilmektedir. Bu çalışmada kültürel zenginliği, tarihi ve türkülerinde kendine has özellikler taşıyan (tavır, şive, hançere vb.) Diyarbakır müzik geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olan Mustafa Canan'ın hayatı, sanat hayatı, eserleri, şiirleri ve eserlerinin müzikal analizlerine yer verilmiştir. Eserler derlenip, notaya alınarak müzikal analizleri yapılmış ve eserler hakkında Mustafa Canan'dan alınan bilgilere yer verilmiştir. Çalışma yöntemi olarak yazılı kaynaklardan yararlanılarak, alan araştırması esnasında alınan sesli kayıtlar ve röportaj yapılarak, Mustafa Canan'ın eserleri çalışma konusu olmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde konu ile ilgili problemler, çalışmanın amacı yöntem ve gereklilikler anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmı olan literatür taraması/genel bilgiler bölümünde, literatürde yapılan çalışmalardan bahsedilip sanatçı hakkında genel bilgiler ve litaratüredeki yerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Mustafa Canan'ın doğduğu il hakkında genel bilgi verilip, kültürel yapısı, gelenek-görenekleri ve müzik kültürü hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise Mustafa Canan'ın hayatı hakkında bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümünde ise, Mustafa Canan'ın 13 eseri notaya alınıp, müzikal açıdan incelemesi yapılmıştır. Çalışmanın altıncı bölümünde Mustafa Canan'ın 7 adet şiiri gösterilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın içerisinde yer alan bütün veriler değerlendirilerek elde edilen bulgular verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültür, Aşıklık geleneği, Şairlik
Rize Çamlıhemşin'de düğün adetleri ve düğünlerde okunan türkülerin incelenmesi
Çamlıhemşin; Rize ilinin Pazar ve Ardeşen ilçelerinin arasındaki Fırtına deresinin döküldüğü sahilden 20 km kadar içeride, Kaçkar dağlarının eteklerindeki şirin bir ilçesidir. Burada yaşayan Hemşinlilerin hayatlarından bir kesit sunmak amacıyla "Rize Çamlıhemşin'de Düğün Adetleri ve Düğünlerde Okunan Türkülerin İncelenmesi" isimli çalışmada; yöre insanı ile var olan yaşanmışlıkların, bir nebze de olsa akademik hayata aktarılmasında etkili olması düşünülmektedir. Bu çalışmada yöre ile ilgili olarak coğrafik, sosyal ve kültürel faktörler değerlendirilerek; tarih ve coğrafya ışığında bir ayna tutulmuştur. Literatür çalışmaları ve kaynak kişilerden alınan bilgilerle; horon, tulum, türkü ve düğün adetlerinin Çamlıhemşin insanının yaşamındaki rolü incelenmiştir. Düğünlerde sıklıkla kullanılan Horon çeşitleri notaya alınmıştır. Pek bilinmeyen bazı türkü ve kaydeler de bu çalışmada kayıt altına alınmıştır. Yapılan görüşmelerde, izlenen videolarda tabiatın kendisinde yaşattığı canlılığı, ayniyle Hemşin insanında görmek mümkündür. Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen bu kadim topluluğun düğün adetlerinde de Anadolu'nun diğer bölgelerinde yaşayan Türk boylarıyla ortak paydaları çoktur. Düğünlerde gelin evine götürülen boynuzlar, elma takılı koçlar, düğün evinde herkese açık yemek verilmesi, çeyiz sandığı hazırlanması, kutlamaların şerbet ve tatlılarla devam etmesi, orta oyunu tarzı oyunların oynanması, insanların yüksek hoşgörüsü gibi âdetler yaşatılmıştır.Tulum, Türkü ve Horonu hayatlarının her aşamasında kullanan hemşinliler her ne kadar eski adetlerini yaşatamasalar da o günleri unutmadıkları aşikardır. Anahtar Kelimeler: Düğün, Hemşin, Türkü.
Van-Erciş geçiş dönemleri ve geçiş dönemleri bağlamında kadın
Bu çalışma Erciş'i kapsayan bir çalışmadır. Çalışmada Erciş'in geçiş dönemleri etrafında şekillenen inanış ve ritüeller "gelenek" kavramı etrafında ele alınmış ve elde edilen verilerde kadın olgusuna değinilmiştir. Çalışma giriş ile birlikte iki bölümden oluşmakta ve ikinci bölüm ise altı döneme ayrılarak sunulmuştur. Bu geçiş dönemleri "doğum, sünnet, askerlik, evlenme, hac ve ölüm" başlıkları altında incelenmiştir. Çalışmanın sonuna çalışmada yararlanılan yazılı kaynaklar, bilgilerinden yararlanılan sözlü kaynak kişiler, alan araştırması sırasında kullanılan soru listesi ve fotoğraflar eklenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konu, amaç ve yöntemi ile ilgili bilgi ve temel verilere değinilmiş; çalışmanın dayandığı temel kavramlar ele alınmış ve çalışma alanının tarih, coğrafya ve demografik özellikleri ile ilgili sınırlı bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü, alan araştırmasına dayanan ve geçiş dönemleri olarak kabul edilen inanış, ritüellerin açıklanması oluşturmaktadır. Alan araştırması ile elde edilen veriler kadın olgusu ışığında değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler değerlendirildiğinde Erciş'te geçiş dönemleri etrafında şekillenen inanış, ritüel ve bunların toplamı olan geleneklerin halen korunurluluğunu sürdürdüğü görülmektedir.