Görsel algılama

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bilişsel gelişim antrenmanlarının çocuklarda görsel algı üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; bilişsel gelişim antrenmanlarının çocuklarda görsel algı üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada deneysel araştırma modelinden öntest sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Bu çalışma kolayda örneklem yöntemi ile belirlenen Çorum ili Fatih Sultan Mehmet İlkokulu 2.sınıfta (8 yaş) öğrenimine devam eden 29'u kız, 35'i erkek olmak üzere toplamda 64 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu; araştırma grubu (n=32) ve kontrol grubu (n=32) olarak belirlenmiştir. Bilişsel gelişim antrenmanlarının görsel algıya etkisini belirlemek için Frostig tarafından geliştirilen Frostig Görsel Algı Testi (FGAT) öntest-sontest olarak araştırma ve kontrol grubuna uygulanmıştır. Araştırma grubuna 8 hafta boyunca haftada 2 gün, günde 45 dk bilişsel gelişim antrenmanları uygulanmıştır. FGAT verileri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş olup, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin normallik değerlendirmesi Shapiro-Wilk testine göre yapılmış olup p<0,05 olmasından dolayı verilerin normal dağılmadığı sonucuna varılmıştır. Bundan dolayı non-parametrik testlerden grup içi değerlendirmelerde Wilcoxon signed rank test protokolleri ve gruplar arası değerlendirmelerde ise Mann Withney-U testi kullanılmıştır. Cinsiyetler arası karşılaştırmada İndependent-Samples T Test kullanılmıştır. İstatistiksel analizlere bakıldığında araştırma grubu öntest sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Araştırma grubu öntest ve sontest cinsiyetler arası toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubu öntest sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubu öntest ve sontest cinsiyetler arası toplam puan ortalamalarının karşılaştırılmasında ise anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Araştırma ve kontrol grubu öntest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Araştırma ve kontrol grubu sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Çalışma sonunda 8 hafta boyunca haftada 2 gün, günde 45 dk uygulanan bilişsel gelişim antrenmanlarının ilkokul 2.sınıf çocuklarının görsel algı düzeyine pozitif yönde etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bilişsel gelişim, Frostig Algı Testi, Görsel Algı

BilişBilişsel gelişimBilişsel işlev+2
Ahmet Akkaya
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48 - 60 ve 61 - 72 ay grubu çocukların görsel algı gelişim düzeylerinin incelenmesi: İstanbul örneği

Bu çalışma da, Okul Öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-60 ve 61-72 ay grubu çocukların görsel algı gelişim düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modeline göre tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ili ilçe merkezlerinde, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet 200, özel 200 olmak üzere toplam 400okul öncesi öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin görsel algı gelişim düzeylerini belirlemek üzere Dr. Marianna Frostig tarafından geliştirilmiş Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi uygulanmıştır. Frostig Görsel Gelişimsel Algı Testinde görsel algı becerileri, el-göz koordinasyonu,şekil-zemin algısı, şekil sabitliği algısı ,mekânda konum algısı ve mekânsa l ilişkiler algısı başlıkları altında incelenmiş ve çocukların ilkokula hazır bulunurluk düzeyleri belirlenmiştir. Frostig görsel algı gelişim testi sonucunda, 48-60 ay yaş gurubu çocukların görsel algı gelişim düzeyinin 61-72 ay gurubu çocukların görsel algı gelişim düzeyinden anlamlı derecede düşük çıktığı gözlenmiştir. Günümüzde okula başlama yaşının da geriye alındığı düşünüldüğünde okula erken başlayan çocukların okula tam anlamıyla hazır olmadıkları sonucuna ulaşılabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Okul Öncesi dönemde görsel algı becerilerinin kendiliğinden gelişmesini beklemek yerine, bu becerileri destekleyici programların uygulanmasına ivedilikle ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Frostig Görsel Algı, Okul Öncesi.

AlgıEğitim kurumlarıGörsel algılama+5
Fatma Uyanık
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Grafik tasarım göstergelerinin algılanmasında kişilik faktörünün enneagram modeline göre incelenmesi

İnsan psikolojisinde algıyı etkileyen faktörlerin başında kişilik özellikleri gelmektedir. Kişilik özellikleri mizaç olarak da nitelenebilir. Bu kişilik özellikleri, insan psikolojisinin inceleme ve araştırma tarihi boyunca farklı modellerle, farklı isimlerle tanımlanmıştır. Bu tezde kişilik özelliklerinin algılama kriterleri, eneagram kişilik modeline göre değerlendirilecektir. Algının eylem olarak meydana gelmesi için gerekli unsurlardan 'gösterge', görsel iletişimi sağlayan bir disiplin olan grafik tasarım açısından ele alınıp temel etken olarak kullanılacaktır. İletişim, insanın ve insanlık tarihinin bir parçasıdır. Her iletişim şeklinin belli göstergeleri bulunmaktadır. Görsel iletişimi sağlayan grafik tasarım ürünleri, bu göstergeleri kullanarak bu iletişim şekillerinden birini belki de en etkilisini oluşturmaktadır. İletişimin malzemesi olan grafik tasarım göstergelerinin oluşum ve kullanım sebebi bir 'mesaj iletmek' 'bir şey söylemek'tir. Bu iletişimin temel nedenidir. 'İleti'şimin gerçekleşmesi için en az iki ayrı noktaya, felsefi bir dille söyleyecek olursak, en az iki süjeye ihtiyaç vardır. Bir tarafta söylemi -göstergeyi- oluşturan birim birey, -grafik tasarımcı- diğer uçta ise bunun muhatabı olan, yerine göre tüketici veya algıya açık, birey yer alır. Piyasaya sürülen göstergeyi algılayan farklı mizaclar olduğundan veya kişilerin mizacları göstergeyi farklı algıladığından ortaya pek çok anlam çıkmış gibi görünür. İletilen mesajda öne çıkması istenen tek anlam olsa da anlamın yorumları mizaçlara göre değişkenlik gösterir. Bu yorumlar ve farklılıklar mesajın-göstergenin temel niteliğini etkilemediği halde mizaçlarla bağlantılı olarak farklı etkiler oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarım, Gösterge, Algı, Kişilik.

AlgıEnneagramGrafik tasarımı+4
Saime Rikkat Pesen
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Marka görsel kimliği unsurlarından logoya yönelik tüketici algılarını belirleme üzerine bir çalışma

Marka, özünde tüketicinin zihnine yerleştirilmesi amaçlanan bir imajdır. Bu imajı yansıtmanın en önemli yollarından biri marka kimliğinin görsel tarafındadır. Görsel kimlik unsurlarından logolar markanın yüzü olup tüketici ile markanın ilk iletişim noktasıdır. Logo, markanın pazarda sağlam bir yer edinmesine ve hedef kitlesine ulaşmada önemli bir role sahiptir. Logo seçiminde tüketicinin algısı hakkında fikir sahibi olmak işletmeciler için önemlidir. Doğru oluşturulmuş ve seçilmiş bir logo, işletmelerin uzun yıllar varlıklarını sürdürmelerinde en önemli faktörüdür.Bu çalışmanın amacı marka görsel kimlik unsurlarından logonun tüketici algısını ölçebilmek ve bu doğrultuda ne tür özelliklere sahip logoların tüketicinin gözünde iyi sıfatında olduğunu ortaya koyabilmektir. Tüketici beğenisini kazanabilecek logo özelliklerinin belirlenmesi hali hazırda logo sahibi fakat yenileme ihtiyacı olan ve ya pazarlara girmeyi düşünen yeni marka sahiplerine yardımcı olabileceği düşünülmektedir.Bu çalışmadan elde edilen bazı önemli sonuçlar şunlardır:?Tüketici algısına göre iyi logolar bir anlam ifade eden, aktif, doğal ve yumuşak görünümlü, etkili ve basit olmalıdır.?Karmaşık logolar tüketiciler tarafından beğenilmemektedir.?Etkisiz logolar cansız, özensiz olup tasarım açısından zayıftırlar ve genelde çok basit görünümlüdürler.

Görsel algılamaGörsel kimlikLogo+5
Hatice Leblebici
Çukurova University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi 3. sınıf öğrencilerinin görsel imgeleri algılama farklılıklarının metafor yoluyla incelenmesi

Bu çalışmayı gerçekleştirmede temel amaç, Eğitim Fakültesi lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerin görsel imgeleri algılama farklılıklarını nitelik (özgünlük ve yaratıcılık düzeyi) açısından incelemek ve bu niteliğin sanat eğitimi alma durumlarına göre değişip değişmediğini göstermektir. Bu amaç doğrultusunda, öğrencilerin, görsel imgelere ilişkin kullandıkları metaforların, yaratıcı düşünme özelliklerine göre dağılımını ve bu dağılımın öğrenim gördükleri programa, sanat eğitimi alıp almama durumlarına ve cinsiyete göre değişimini incelemektir. Nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim deseni ile gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemini, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin farklı programlarında öğrenim gören 3.sınıf lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı "İmgeden Metaforik Kavrama Dönüştürme" ve "Kavramdan Metaforik İmgeye Dönüştürme" başlıklarıyla iki bölüm olarak hazırlanmıştır. Birinci bölümde içeriği ve konusu farklı olan görseller yer almaktadır. İkinci bölümde duygu, renk ve eylem içeren on iki kavram bulunmaktadır. Araştırmanın nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış ve nitel verilerden elde edilen bulgular sayısal verilere dönüştürülerek nicel analizin istatistik yöntemlerinden çapraz tablo kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda, katılımcıların kullandıkları metaforların çoğunun Yakınsak Düşünme Kategorisi'nde yer aldığı görülmüştür. Programlara göre dağılıma bakıldığında, Resim-İş Öğretmenliği öğrencilerinin kullandıkları metaforların yarıya yakınının, diğer program öğrencilerinin ise bir kısmının Iraksak Düşünme Kategorisi'nde yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma da, Resim-İş Öğretmenliği dışında Felsefe, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe gibi insanın duygularını, düşünce dünyasını inceleyen programlardan katılımcıların kullandıkları metaforların, Iraksak Düşünme Kategorisi'nde daha üst sıralarda yer alması dikkat çekici bulgular arasındadır. Anahtar Kelimeler: Görsel imge, metafor, algı, yaratıcılık

AlgıEğitim fakülteleriGörsel algılama+6
Handan Narin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İyi ve zayıf matematik performansı gösteren öğrencilerin temel sayı yeterliliklerinin ve görsel algı becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; zayıf matematik performansı gösteren öğrencilerin sembolik ve sembolik olmayan sayı becerilerini, sayı doğrusu becerilerini ve bu becerilerin görsel hafıza ile ilişkisini belirlemektir. Araştırma 2021-2022 eğitim- öğretim yılında Hatay ilinin Kırıkhan ilçesindeki beş okulda eğitimine devam eden 2. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırma 35 zayıf matematik performans gösteren, 35 iyi matematik performans gösteren öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırma verileri; Matematik Başarı Testi, TONI-3 Raven Standart Progresif Matrisler Testi ve Temel Sayı İşleme Testi kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda zayıf matematik performans gösteren öğrencilerin, iyi matematik performans gösteren öğrencilere göre sembolik olmayan sayı becerilerinde, sembolik sayı becerilerinde ve sayı doğrusu becerilerinde daha zayıf performans gösterdikleri bulunmuştur. Tüm testlerde iyi matematik performans gösteren öğrencilere göre daha fazla süreye ihtiyaç duymuşlardır. ZMPG öğrenciler RSPM testinden iyi matematik performans gösteren öğrencilere göre daha düşük puan almışlardır. Testlerden aldıkları puanlar ve görsel algı puanları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur.

Görsel algılamaMatematikMatematik eğitimi+5
Gülşah Elkaan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İki boyutlu bir düzlemde üç boyutluluğun sağlanmasında görsel algı etkisinin sanat eğitimi kapsamında incelenmesi

Bu araştırma üniversite birinci sınıf öğrencilerinin üç boyutluluğu sağlama becerilerindeki farklılıklara sebep olabilecek değişkenlerin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Bursa ili Uludağ Üniversitesi Resim-iş Öğretmenliği Ana Bilim Dalı birinci sınıfa devam eden 27?si kız, 7?si erkek olmak üzere, 34 kişiden oluşmaktadır. Örneklem grubunun demografik özelliklerini belirlenmek amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? oluşturulmuştur. Araştırma verilerini elde etmek için, veri toplama tekniklerinden biri olan arşiv kayıtları yöntemi ile katılımcıların 2012 Yetenek Sınavında kullanılan Orta Öğretim Başarı Puanı, Yükseköğretime Giriş Sınav puanı, Desen Sınav puanları ve Yerleştirme Puanı?na ait istatistiksel kayıtlar izin alınarak sağlanmıştır. Uygulama çalışmasında katılımcılardan, farklı geometrik formda ve öznitelikte objelerin yer aldığı kompozisyonu çizilmeleri istenmiştir. Çizimler, araştırmacı tarafından oluşturulan ve güvenilirliği tespit edilen, dereceli puanlama anahtarı ile hem araştırmacı hem de uzman tarafından değerlendirilmiştir. Katılımcılara ait elde edilen veriler ile uygulama çalışmasının değerlendirmesiyle elde edilen sonuç arasındaki ilişkiler Ki-Kare testiyle analiz edilmiştir. Ki-Kare sonuca göre öğrencilerin görsel algı düzeylerinin ölçüldüğü uygulama sonucu ile tek tek değişkenlerin arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ancak OÖBP, YGS ve Desen Sınavı gibi birçok puan türünü kapsayan Yerleştirme Puanı ile uygulama sonucu arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, görsel algı kavramının sadece tek faktöre bağlı olmadığını kişinin zekası, algı yetisi, hazırbulunuşluğu, görsel dimağı gibi birçok öznel sebeple ilişkilendirilebileceği ortaya çıkmıştır. Çok yönlü ve sistemli bir sanat eğitimi ile görsel algısı gelişmiş yaratıcı bireyler yetiştirilmesi sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Algı, Görsel Algı, Üçüncü Boyut, Sanat Eğitimi

AlgıEğitimGörsel algılama+5
Nergiz Üçüncü
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim matematik öğretmen adaylarına yönelik görsel matematik okuryazarlığı ölçeğinin geliştirilmesi ve görsel matematik okuryazarlığı ile geometri başarıları arasındaki ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın ilk aşamasında, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının görsel matematik okuryazarlık seviyelerini belirlemek amacıyla 5'li likert tipli bir ölçme aracı geliştirmek amaçlanmıştır. İkinci aşamada ise geliştirilen bu ölçekle öğretmen adaylarının görsel matematik okuryazarlık düzeylerini belirleyip görsel matematik okuryazarlıkları ile geometri başarıları arasındaki ilişkiyi incelemek hedeflenmiştir. Bununla beraber görsel matematik okuryazarlığının geometri başarısını hangi düzeyde yordadığı da araştırılan bir diğer noktadır. Öncelikle literatür taramasına ve uzman görüşlerine başvurulmuş 60 maddelik ölçek madde havuzu formu oluşturulmuş bu form üzerinde gerekli düzenlemeler neticesinde 54 maddelik taslak ölçek formu elde edilmiştir. Bu taslak form 325 ilköğretim matematik öğretmen adayına uygulanarak elde edilen verilere göre ölçeğin faktör analizleri yapılmıştır. Faktör analizleri sonucunda 17 madde ölçekten çıkarılmış 37 maddelik nihai ölçek formu oluşturulmuştur. Faktör analizleri sonucunda ölçeğin faktör yapısının birbiriyle uyumlu maddelerden oluştuğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin geometri başarı düzeylerini belirlemek amacıyla, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)'nin 2010-2014 yılları arasında yapmış olduğu Akademik Lisansüstü Eğitim Sınavı (ALES) 'nda çıkan geometri sorularından faydalanılarak 20 soruluk geometri başarı testi hazırlanmıştır. Bu testin iç güvenirlik katsayısı (KR-20) 0.794 olarak hesaplanmıştır. Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 232 ilköğretim matematik öğretmen adayına 37 maddeden oluşan nihai görsel matematik okuryazarlığı ölçeği ve geometri başarı testi uygulanmıştır. Yapılan uygulamalar öğrenci geometri başarı seviyelerinin orta düzeyde, görsel matematik okuryazarlığı seviyelerinin orta düzeyin üzerinde olduğunu göstermiştir. Ayrıca öğrencilerinin görsel matematik okuryazarlıkları ile geometri başarıları arasındaki ilişkinin pozitif yönde ve düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca görsel matematik okuryazarlığının geometri başarısını yordama düzeyi incelenmiş görsel matematik okuryazarlığının geometri başarısının %3,6'sını yordadığı (açıkladığı) görülmüştür. Bu veri görsel matematik okuryazarlığının geometri başarısını yordama düzeyinin düşük olduğunu göstermektedir. Geometri başarısının orta düzeyde olmasına rağmen görsel matematik okuryazarlık düzeyinin orta düzeyin üstünde çıkması bu veriyi destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: İlköğretim matematik öğretmen adayları, geometri başarısı, görsel matematik okuryazarlığı, matematik okuryazarlığı, ölçek geliştirme.

Aday öğretmenlerAkademik başarıGeometri+7
Aziz İlhan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İktidar kavramı üzerinden görsel çözümlemeler

Sanat ilk insan kümelerinden başlayarak bugüne değin kat ettiği yollarda, her zaman etkililiğini korumayı bilmiştir. Bir toplumsal bellek niteliğini taşıyan sanat, girdiği dönemlerin sosyolojik, psikolojik ve ekonomik alanlar başta olmak üzere diğer alanlarında karakterlerinin şekillenmesinde etkili bir rol almıştır. Sanatın öncelikli olarak toplum ve birey nezdinde algı yaratma yeteneği, sanatı iktidarla ilişkilenmeye yönlendirmiştir. İktidarın büsbütün bir toplum üzerinde başat olma güdüsü, bu ilişkilenmeyi paradoksal olarak destekler niteliktedir. İktidar olgusunun kavramsal içeriğinin tek bir düzlemde sınırlandırılamaması, sanatla ilişkilenme tarzının da çeşitlenmesine neden olmuştur.İktidar kavramı üzerinden görsel çözümlemeler adlı çalışmamızda, iktidar olgusunun görsel sanatlar ile bağlantısının, tarihsel evrelerin karakteristik özelliklerine göre irdelemekteyiz. Tek başına geniş bir araştırma konusu olan iktidarın, kendi yaratım biçimlerini, dayandığı unsurları ve farklı düşüncelerin iktidara dair perspektiflerini çalışmamızın olgunlaşmasına katkı niteliğinde, araştırmamıza dahil etmekteyiz. Tarihsel süreçle beraber daha da karmaşık hale gelen iktidar olgusunun, modern dönemle beraber sanatla olan dirsek temaslarını, dönemin sanatçılarının belirli görsel çalışmalarıyla ifade etmeye çalışmaktayız. İnsanlığın var oluş sürecinde dönüm noktası olarak bilinen olayların iktidar ve sanat bağlantısı üzerinde incelemekte, yaşanan toplumsal krizlerin iktidarı ve sanatı nasıl etkilediğini araştırmamıza konu etmekteyiz.Çalışmamızın birinci bölümünde iktidar olgusunun kelime olarak ne olduğu, iktidarın kavram olarak içinde neleri barındırdığı ve iktidarla aynı anlamda kullanılan, güç ve otorite kavramları üzerinde durulmuştur. Michel Foucault'nun iktidarla ilgili görüşlerine yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde sanat ve iktidar ilişkilenmesi irdelenmeye çalışılmış, dinin sanat üzerindeki iktidarına, modern dönemle beraber kapitalizmin sanatla olan ilişkilenme tarzına, kapitalizmin sanatta marka oluşturma gayretlerine ve son olarak iktidar ve sanatın cinsiyet ve beden üzerindeki etkisine değinilmiştir. Üçüncü bölümde sanat ve iktidar ilişkilenmesi, yapılan görsel uygulamalarla farklı tekniklerle yorumlanmıştır. Sonuç olarak yapılan uygulamaların kavramsal olarak analizi gerçekleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler1-İktidar2-Sanat3-Otorite4-Kadın5- Güç

Faucault, MichelGörsel algılamaGörsel sanatlar+3
Kıymet Güven
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda ev ve yakın çevre algısı üzerine bir irdeleme

Bu çalışma 6 yaş grubu çocukların ''ev kavramı ve yakın çevre'' yi algılama biçimini incelemektedir. Tezin amacı farklı sosyal çevreler ve mekânlarda yaşayan çocukların yaşadıkları yer ve yakın çevre üzerinden ''ev kavramı ve yakın çevre'' algılarını biçimlendiren faktörleri araştırmaktır. Tez, beş ana kısımdan oluşur. Bunlar sırasıyla literatür araştırmalarının da yer aldığı genel bilgiler, alan çalışması, bulgular ve irdeleme bölümleri ile sonuçlar ve öneriler bölümleridir. Genel bilgiler kısmında mekânın insan yaşamındaki anlamı, araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgi verilmekte ve literatür araştırmaları yer almaktadır. Literatür araştırmaları kapsamında, algı ve biliş kavramları tanımlanmış, çocuktaki algısal gelişim süreci üzerinde durulmaktadır. Sonrasında, ''ev kavramı ve yakın çevre'' mimari açıdan ele alınarak açıklanmaktadır. Bu tanımlar yapıldıktan sonra, çocuk resimlerinden nasıl çıkarımlar yapılabileceğinden ve ev çizimlerinin anlamlarından bahsedilmiştir. Son olarak, deneysel çalışmanın aileleriyle yaşayan ve devlet koruması altında yaşayan çocuklarla yapılmasından ötürü Türkiye'deki çocuk koruma sistemine değinilmiştir. Alan çalışması kısmında, iki farklı sosyal çevre ve mekândaki 6 yaş çocukları ile yapılan alan çalışması ve buna bağlı sonuçlar yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında çocuklara aynı materyaller verilerek ''ev kavramı ve yakın çevre'' kurgusunu verilen materyallerle tasvir etmeleri istenmiştir. İki farklı çocuk grubu için çıkan çocukların ''biçimsel, işlevsel ve anlamsal'' irdelemelerden elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak benzerlik ve farklılıklar tespit edilmiştir. Bulgular, irdeleme, sonuçlar ve öneriler bölümlerinde de literatür araştırmasındaki bilgiler ışığında yapılan tespitlere bağlı olarak ulaşılan sonuçlar tartışılmaktadır. Bu tez KTÜ BAP (Bilimsel Araştırma Projesi) Birimi tarafından desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Ev, Algı, Biliş, İşlevsel Analiz, Biçimsel Analiz, Anlamsal Analiz

Görsel algılamaKişisel alanÇevre algılama+3
Aslıhan Öztürk
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin internet tüketimlerindeki görsel tasarım algılarının iletişimsel rolüne ilişkin görüşleri (Elazığ örneği)

Günümüzde internetin yaygınlaşması ile beraber internet kullanım oranlarının da giderek arttığı gözlemlenmektedir. İnternet kullanımın artması, yeni web ortamlarının doğması ve bu yeni alanların giderek zenginleşmesini de beraberinde getirmektedir. Özellikle internet ortamında kullanılan görseller ve bu görsellere ait tasarım unsurları bu açıdan büyük önem taşımaktadır.İnternetin yaygınlaşması ve bir kitle iletişim aygıtı hâline dönüşmesiyle yeni kullanım alanları doğmuştur. Bunlardan biri de sosyal medya veya sosyal ağlar olarak adlandırılan ve kişisel paylaşıma dayalı web ortamlarıdır. İnternet ortamında önemli bir yeri olan sosyal ağların internetin yaygınlaşması ile beraber giderek artan oranlarda kullanılması, bu ağlarda yapılan paylaşımların çoğunlukla görsel unsurlara dayanması dolayısıyla bu unsurların, kişilerin kullanım ve algıları ile bağlantısının ortaya konulmasını gerektirmektedir. Söz konusu görsellerin bireyler tarafından nasıl kullanıldığı ve bireylerin internet kullanımlarını nasıl etkilediği araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır.Bu çalışma ile ortaöğretim öğrencilerinin internet tüketimlerindeki görsel tasarım algılarının iletişimsel rolüne ilişkin sonuçlar amaçlanmıştır. Ayrıca ortaöğretim öğrencilerinin internet kullanımlarında karşılaştığı görsellerle ilgili tutumu ve algılama biçimleri irdelenmeye çalışılmıştır. İnternette üretilen görsellerin sunumu ve görsellerin tasarımında kullanılan görsel tasarım unsurları, hedef kitle üzerinde belirgin bir etki oluşturmaktadır. Bu etkinin sağlıklı yollardan oluşturulması, tutumlar ve algı ile ilgili parametrelerin doğru yorumlanmasına bağlıdır. Araştırma, bu parametreleri tespit etmek ve görsel tasarım unsurlarının internet kullanımındaki etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, web ortamında kullanılan görsellerin öğrenciler üzerindeki etkisi, anket tekniği kullanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İnternet, Görsel İletişim, Algı, Grafik Tasarım.

AlgıGörsel algılamaGörsel iletişim+5
Aydın Karabulut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Resim-iş eğitimi anabilim dalında okutulan anasanat atölye grafik dersi kapsamında üç boyutlu kaligrafik form uygulamaları üzerine bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı, anasanat atölye-grafik dersi öğrencileri ile, iki boyutlu ?ekilden, üç boyutlu forma geçi? öğretimi kapsamında gerçekle?tirilen eğitim ve çalı?maların, dü?ünme, algılama ve uygulama geli?imlerine katkısı var mıdır, sorusuna cevap aramaktır.Ara?tırmanın evreni, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-?? Öğretmenliği programında yer alan grafik bölümü öğrencileridir.Gazi Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-?? Eğitimi Anabilim Dalı'nda üçüncü yarıyıla yeni geçmi? ve daha önce anasanat atölye dersi almamı? sınıflardan birinde eğitim gören dokuz öğrenci, çalı?ma grubu olarak olu?turulmu?tur.Bu ara?tırmada verilerin toplanması, kuramsal ve uygulamalı eğitime bağlı olarak, a?amalı süreçler boyunca gerçekle?tirilmi?tir.Seçilen çalı?ma grubuna, önce ilk ürün uygulaması yaptırılmı?tır. Bu ürünler toplandıktan sonra, katılımcı öğrenci grubu; yeterli süre içinde, üç boyutlu tasarım ve görsel algı ile ilgili kuramlar doğrultusunda eğitilmi?tir. Alınan eğitimin ardından, aynı öğrencilerden, aynı harfleri, aynı ko?ulda, tekrar yapmaları istenmi?tir.vDaha sonra, be? kriterden olu?an bir değerlendirme tablosu hazırlanmı? ve yapılan üç boyutlu kaligrafik formlar, bu kriterler doğrultusunda, uzman bir kurul tarafından değerlendirilmi?tir.Ara?tırma verileri elle i?lenmi? ve her kriter için verilen notlar, tablolar halinde sunulmu?tur.Ara?tırmadan elde edilen bulgular; üç boyutlu tasarım, görsel algı ve derinlik algısı ile ilgili eğitim ve uygulamaların; öğrencilerin dü?ünme, algılama ve sanatsal uygulama geli?imlerine katkısı olduğunu ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler : Üç Boyutlu Tasarım, Görsel Algı, Derinlik Algısı, Üç Boyutlu Kaligrafik Form.

Atölye dersiDers programlarıEğitim+8
Reha Benderlioğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 1. sınıf türkçe ders programı görsel okuma-görsel sunu kazanımlarının ve ilk okuma yazma öğretiminde kullanılan görsellerin etkililiğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, İlköğretim I. Sınıf Türkçe Ders programında yer alan görsellerin niteliğini ve rolünü, İlköğretim I. Sınıf Türkçe Ders Programı ve Ders Kitaplarında yer alan görsellere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri, İlköğretim I. Sınıf Türkçe Dersi İlk Okuma Yazma Programı ses temelli cümle yönteminde yer alan görsel okuma ve görsel sunu kazanımlarının, öğrenci düzeyine uygunluğu, İlköğretim I. Sınıf Türkçe Dersi İlk Okuma Yazma Programı ses temelli cümle yönteminde yer alan görsel okuma ve görsel sunu kazanımlarını kazandırırken ne oranda problem yaşandığını belirlemektir. Araştırmanın evrenini 2010-2011 öğretim yılında Muş ilinde görev yapan birinci sınıf ve birinci sınıf okutmuş öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Muş ilinde görev yapan 310 birinci sınıf ve birinci sınıf okutmuş öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın belirlenen amaca ulaşması için gerekli olan veriler kazanımların öğrenci seviyesine uygunluğu, öğretim sürecinde kazanımları kazanırken kazandırırken ne oranda problem yaşanmaktadır, ilk okuma yazma öğretiminde kullanılan görsellerin etkisi olmak üzere üç bölümde hazırlanmış anket formu uygulanmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS 16,0 (Statistical Package for the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde % ve frekans alınmış, t testi ve varyans analizi uygulanmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenler, görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanına ait kazanımları genel olarak öğrenci seviyesine uygun bulmuşlardır. Yine araştırmaya katılan öğretmenler, görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanına ait kazanımların kazandırılması sürecinde genel olarak sorun yaşanmadığı görüşünü bildirmişlerdir.Araştırmaya katılan öğretmenler okuma yazma öğretiminde kullanılan görsellerin çevre koşullarına uygun görsellerden seçilmesi gerektiğini, ders kitaplarında yer alan görsellerin günlük yaşamdan seçildiğini belirtmişlerdir. Görsellerin okuma yazma öğretiminde dikkat çekici ve derse karşı ilgi arttırıcı özelliğinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Genel olarak kadın öğretmenler erkek öğretmenlere göre farklı ve dikkat çekici görsellerin okuma yazma öğretiminde daha etkili olduğunu belirtmişlerdir. Mesleki kıdemi az olan öğretmenler okuma yazma öğretiminde kullanılan görsellerin rolünün önemli olduğu görüşünü savunmuşlardır. Düşük kıdeme sahip öğretmenler, görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanına ait kazanımların öğrenci seviyesine uygun olduğunu; yüksek kıdeme sahip olan öğretmenlere göre daha fazla kabul etmişlerdir.İl merkezinde çalışan öğretmenler, ilçe merkezinde ve köyde çalışan öğretmenlere göre görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanına ait kazanımların kazandırılması sürecinde daha az sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Görsel Okuma, Görsel Sunu, Görseller, Görsellerin Etkisi

Ders kitaplarıDers programlarıGörsel algılama+11
Eyüp Bozkurt
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada görüntü - gerçek ilişkisi

Bu çalışmada sinematografik görüntüde gerçeklik hissinin nasıl yaratıldığı ve filmin görsel özelliklerinin gerçekçiliğe etkisi incelenmiştir. Teknolojideki gelişmelerle birlikte görüntülerin artık gerçeğe daha yakın olduğu ve izleyicileri daha çok etkilediği görülmektedir. Sinema, başlangıcından beri gerçeğe en yakın görüntüyü elde etmeye çalışmıştır. Bu bağlamda filmin anlatısından çok, görüntüyü oluşturan unsurların gerçeklik etkisi yaratıp yaratmadığının saptanması amaçlanmıştır.Bu amaçla çalışmada dünya sinemasından seçilen örnekler incelenmiştir. Bunlar; İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin en önemli yapıtlarından olan Roma Açık Şehir (Roma Città Aperta, 1945) ve Bisiklet Hırsızları (Ladri Di Biciclette, 1948), son yıllarda yükselişe geçen Güney Amerika sinemasından Meksika yapımı Paramparça Aşklar, Köpekler (Amores Perros, 2000) ve Tanrıkent (Cidade de Deus, 2003) ile 90'larda sinemada gerçekçilikle ilgili önemli çalışmalardan biri olan Dogma akımının öncüsü Lars Von Trier'nin filmi Dogville (2003) ve yine son yılların en ilgi çekici fantastik filmlerinden biri olan Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü'dür (Lord Of The Rings: Return Of The King, 2003).Çalışmada gerçek, hakikat, kurmaca, gerçekçilik; resimde, fotoğrafta ve sinemada gerçekçilikle ilgili kuramsal kısım oluşturulduktan sonra seçilen filmler çözümlenmiştir. Filmlerin incelenmesinde ?biçimsel çözümleme? yöntemi kullanılmıştır. ?Sinemada görüntü-gerçek ilişkisi? konusu belgesel sinemayı da kapsamasına karşın çalışmada sadece kurmaca filmler incelenmiştir.Film çözümlemeleri sonucunda ortaya çıkan bulgular, görsel özelliklerin filmin anlatmak istediği duygu ve düşünceyi aktarmada ve gerçekliği yansıtmada, anlatısal özelliklere göre daha etkili olduğu yönündedir. Buna göre sinemada gerçekçilik hissini yaratan en önemli unsur, görsel özelliklerin gerçeğe uygunluğudur.Anahtar Sözcükler:1.Sinema2.Gerçek3.Gerçekçilik4.Görüntü5.Biçimsel çözümleme

GerçeklikGörsel algılamaGörsel sanatlar+7
Ayşe Şirin Aydın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Örüntü tabanlı matematik eğitimi programı'nın 60-69 aylık çocukların görsel algılamaları üzerine etkisi

Bu araştırma kapsamında, hazırlanan Örüntü Tabanlı Matematik Eğitimi Programı'nın 60-69 aylık çocukların görsel algılamaları üzerine etkisi incelenmiştir. Örüntü Tabanlı Matematik Eğitimi Programı; araştırmacı tarafından oluşturulan 24 etkinlik planından ve örüntü becerisi ile görsel algı alt boyutlarının ilişkilendirildiği özel olarak tasarlanmış 5 farklı materyalden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı iki farklı özel ilkokul bünyesinden amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen anasınıflarında eğitim görmekte olan 17 deney, 17 kontrol olmak üzere toplam 34 çocuktan oluşmaktadır. Ön test – son test kontrol gruplu yarı deneysel desen ile düzenlenen çalışmada veri toplama aracı olarak, Frostig Görsel Algı Testi ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen veriler SPSS 22 paket programı kullanılarak parametrik olmayan test teknikleri ile analiz edilmiştir. Programın uygulandığı deney grubu çocuklarında el-göz koordinasyonu, şekil-zemin ayrımı, algılama sabitliği, mekân konum algısı, mekânsal ilişkilerin algılanması boyutlarında ve testten alınan toplam puanlarda ön test puanlarına kıyasla son test puanlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artışlar tespit edilmiştir. Ayrıca, bu durum üç hafta sonra uygulanan kalıcılık testi sonuçlarında korunmuştur. MEB eğitim programına devam eden kontrol grubu çocuklarında görsel algı alt boyutlarında ve testten alınan toplam puanda istatistiksel olarak anlamlı bir gelişme belirlenmemiştir. Elde edilen sonuçlara dayanılarak Örüntü Tabanlı Matematik Eğitimi Programı'nın, 60-69 aylık çocukların el-göz koordinasyonu, şekil-zemin ayrımı, algılama sabitliği, mekân konum algısı, mekânsal ilişkilerin algılanması alt boyutları ve testten aldıkları toplam puanları üzerinde anlamlı etki gösterdiği belirlenmiştir. Matematiksel örüntülerin çocukların görsel algılamaları üzerinde boylamsal etkisini belirlemek amacıyla hem okul öncesi hem de ilkokul döneminde incelenmesi önerilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Okul Öncesi Dönem, Matematik Eğitim Programı, Örüntü, Görsel Algılama

Eğitim programlarıGörsel algılamaMatematik eğitimi+4
Şeyma Atıcı
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Grafik eğitiminde öğrencilerin görsel algı ve algılama farklılıklarının afiş tasarımları yoluyla saptanması

Bu araştırmanın temel amacı, kız meslek liselerinde uygulanan grafik eğitimindeki afiştasarımları yoluyla görsel algıda, öğrencinin duygu ve düşüncelerinin sanat eğitimi çerçevesiiçerisinde, davranış ve yaratıcılık ilkeleri ve sanatın elemanları kapsamında farklılıklarınıölçmektir.Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen bir anket ve bir görüşmeformu kullanılmıştır. Geliştirilen anket ve görüşme formu, aşağıda belirtilen Ankara iliÇankaya ve Altındağ ilçelerinde bulunan, üç kız meslek lisesindeki grafik bölümü ikinci veüçüncü sınıflarından toplam 95 öğrenci ve 14 öğretmene uygulanmıştır.Ankara ili Çankaya ilçesinde;-Yüzüncü Yıl Anadolu Kız Meslek ve Meslek Lisesi, (4 öğretmen)Ankara ili Çankaya ilçesinde;-Aliye Yahşi Anadolu Kız Meslek ve Meslek Lisesi, (4 öğretmen)Ankara ili Altındağ ilçesinde;-Şerife Uludağlı Kız Teknik Olgunlaşma Enstitüsü, (6 öğretmen öğrenci)Bu meslek liselerinden anket formlarıyla toplanan bilgiler, araştırmanın amaçlarınıgerçekleştirmek üzere analiz edilerek, ankette yer alan her sorunun frekans ve yüzdesi alınmıştablolaştırılarak yorumu yapılmıştır. Görüşme formlarından elde edilen bilgiler de analizedilerek yorumlanmıştır.Anket formlarından toplanan bilgilere göre, kız meslek lisesi grafik bölümü ikinci veüçüncü sınıf grafik öğrencilerinin dörtte biri, afişlerde imgelerin düzenlenmesinde, parlak vecanlı renklerin tercih edilmesi ve renkler arasına güçlü kontrastlar oluşturulması, sözelunsurlar ve imgeler arasında açıklayıcı, destekleyici, yorumlayıcı bir ilişki kurulmasıgerektiğini belirtmişlerdir.Öğrencilerin dörtte biri, bir afişi başarılı kılan özellikler arasında, kontrastlık,çarpıcılık, kesinlik ve sadelik gibi özelliklerinin yanında simetrik görünümlerin de afişte ilgiyiarttırabileceğini, görsel unsurların çok fazla kullanımının asıl hedeflenen mesaj konusundakarmaşa yarattığını, yatay ve dikey duran görünümlerin kompozisyonda denge sağladığını,sanatsal yönü olan, bilindik olmayan orijinal imgesel görüntülerin daha çok dikkatleriniçektiğini, başlık ve görsel unsurların birbirilerine zıt renklerde ve görünümlerdekullanılmasının afişi daha başarılı kıldığını, mat renk ve imgelerin sıkıcı renk fazlalığıylakullanımının dikkat çekiciliği azaltacağını belirtmişlerdir. Anket sonuçları, her öğrenciningrafiksel gelişimi ve kişilik gelişiminin farklı olduğunu, hayal dünyası, dış çevreden etkilenişbiçimleri, çalışma kapasitelerinin ve algılama biçimlerinin farklı olduğunu ortaya çıkarmıştır.Görüşme formlarından toplanan bilgilere göre, öğretmenler görsel algılamadaöğrenmenin rolüne inandıklarını, görsel yolla öğretilen her şeyin daha akılda kalıcı olduğunu,şekil-zemin algısı, renk algısı gibi özelliklere diğer bireylerden daha güçlü sahip öğrencilerinsanat eğitiminde daha başarılı olduklarını ve okullarında çok az öğrencinin, sanateğitimindeki başarılarının yanında orijinal sanat eserleri ve tasarımları yaratmada ilkleriyaşattıklarını belirtmişlerdir.Grafik eğitimi alan öğrencilerin görsel gelişimlerini yeterli bulmayan öğretmenler,grafik öğrencilerinin görsel gelişimlerini olumsuz etkileyen etkenleri, okullarda teknolojikimkanların yeterli olmasına rağmen, atölyelerin düzensizliği, sanatsal faaliyetlerinyetersizliği, okulun kültürel, sosyal çevresi, öğrencilerin ekonomik şartlarındakiolumsuzluklar ve istenilen düzeyde öğrencilerin grafik bölümüne alınmamasınıgöstermektedirler. Grafik öğrencilerine öğretilen grafik ilke ve elemanlarının onların görselalgı gelişimlerine farklılıklar kazandırdığına inandıklarını belirtmişlerdir.Grafik eğitimi verilecek öğrencilerin grafik sanatına ilgi duymalarının yanında görselalgılarının güçlenebilir yapıda olması gerekmektedir. Grafik tasarım ilkeleri ve tasarımürünün ham maddelerini grafik sanat eğitimi sayesinde öğrenip ve bu öğrendiklerini grafiksanatın uygulama alanlarından olan görselliği en dışavurumcu afiş alanında göstermesi, aldığıeğitimi sosyal, kültürel yaşantısında bir tasarımcı en önemlisi de sanatçı gözüyle, tavır vedavranışlarında bu saydığımız özelliklerle farklılığını göstermesi gerekmektedir.

Afiş sanatıAfişlerEğitim+4
Nur Ekici
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış çocuklar ile öğrenme bozukluğu tanısı almış 6-8 yaş çocukların görsel algı becerilerinin karşılaştırılması

Bu araştırma, yaygın gelişimsel bozukluk ve öğrenme bozukluğuna derinlemesine bir bakış getirilmesi, görsel algılama ile 6-8 yaş arası algının gelişimini etkileyen unsurların değerlendirilmesi ve yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış çocuklar ile öğrenme bozukluğu tanısı almış 6-8 yaş çocuklarının görsel algı becerilerinin ölçülerek, iki grubun karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak test yöntemi kullanılmış olup, Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi tercih edilmiştir. Araştırmanın evreni, İstanbul ilinde, Yaygın Gelişimsel Bozukluk ve Öğrenme Bozukluğu tanısı almış ve özel eğitim görmekte olan 6-8 yaş çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Yörünge Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezine özel eğitim amacıyla gelen 6-8 yaş arasındaki çocuklar arasından rastgele yöntem ile seçilen 70 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış çocuklar ile öğrenme bozukluğu tanısı almış 6-8 yaş çocuklar ile sınırlandırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış çocuklar ile öğrenme bozukluğu tanısı almış çocukların takvim yaşı ve Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi'nin alt alanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Yaygın gelişimsel bozukluk ve öğrenme bozukluğu tanısı almış çocuklarda, cinsiyete göre testin alt alanlarında istatistiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. Öğrenme bozukluğu tanısı almış kızların şekil sabitliğinin algılanması yaşı, yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış kızların şekil sabitliğinin algılanması yaşına göre daha yüksek olduğu da tespit edilmiştir.

Görsel algılamaYaygın gelişimsel bozuklukÇocuklar+2
Halise Kuru Balta
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mekanda duygulanım faktörü: Doğal aydınlatma faktörünün cami mekanları üzerindeki etkisi

İnsan, bulunduğu çevreyi algılayabildiği kadar onun içinde var olabilmekte, çevrede bulunan uyarıcıları duyuları yoluyla anlamlandırarak öznel bilinci ile yorumlamaktadır. Görülen bir çizim, duyulan bir melodi, hissedilen bir dokunuş insanın algısıyla anlam kazanmakta, bu şekilde dış etkiler bireyde bir tepkiye, duygulanıma neden olmaktadır. İçinde bulunduğu mekân ile etkileşim halinde olan birey, çevreyi algılamasının büyük bir bölümünü görsel algı yoluyla elde etmektedir. Bu durum, gün içerisinde en çok etkileşim halinde bulunduğumuz alanlar olan mimari mekânların; anlamsal, psikolojik ve algısal düzeylerde bizi etkilediğini göstermektedir. Hâlbuki günümüzde mimarlık sadece bir yapı bilimi olarak ergonomik yeterliliği üzerinden değerlendirilmekte, mimari mekânın insan davranışları üzerindeki etkilerine tasarım sürecinde yeterli dikkat gösterilmemektedir. Bu araştırma sürecinde mimari mekân ögelerinin, mimari mekân algısında ne gibi etkilere neden olduğu, bu ögelerin ustaca kullanılarak binanın kullanım amacına ve işlevine göre bireyde hissedilmesi istenen duygulanımları nasıl yarattığı incelenmektedir. Ses, renk, koku, doku, ışık vb. mimari mekân öğelerinin bireyde yarattığı algısal deneyimle; çalışmanın ilerleyen evrelerinde doğal aydınlatma öğesinin mekânda yarattığı psikolojik etkilere odaklanılmaktadır. Doğal aydınlatmanın psikolojik kullanımları aydınlatma tipolojileri üzerinden incelenerek bu tipolojilerin yaratabileceği algısal etkiler bir sistematiğe oturtulmuştur. Doğal aydınlatma ve ışık oyunlarının anlamsal ve sembolik yönlerle bireyi etkilemeyi hedeflediği en önemli mimari mekânlardan birinin dini mekânlar olması sebebiyle araştırma dini mekânlarda doğal aydınlatmanın, kullanıcı psikolojisi üzerindeki etkisine odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda 5 farklı aydınlatma tipolojisine sahip olan cami örneği incelenerek, bireyin dini mekânlarla olan etkileşiminin doğal aydınlatma ögesi ile nasıl bilinçli bir şekilde oluşturulduğu ve ışık ögesi ile yaşanılan duygulanımların nasıl mekân tarafından yönlendirilebileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışma, mekân tasarımıyla duygu yaratma sürecinin incelenmesi, mimari tasarımın sadece fiziksel özelliklerle değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik etkilerle de bütünleşmesine yönelik anlayışı güçlendirmeyi ve mimarinin bireyin algısı üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik kapsamlı bir yaklaşım sunulması, mimari mekânların duygusal ve sembolik derinliklerinin anlaşılmasında katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Dini mimariDoğal ışıkGörme algısı+3
Öykü Güney
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Video projeksiyon eşlemesi teknolojisinin iç mekân sergilemeye etkisi ve bir uygulama

Teknolojinin sürekli ilerleyen yapısı ve etki ettiği her alan ile giderek daha uyumlu çalışması, onu sürekli ve birçok farklı alandan da takip edilmesi gereken bir konuma sokmuştur. Popüler kültürün ortaya çıkardığı birçok alanda en iyisine sahip olma düşüncesi ise ortaya büyük bir piyasa ekonomisi alanı yaratarak, yapılan çalışmaların daha da hızla ilerlemesine ve üretimin de aynı oranda artmasına neden olmuştur. Böylece sergileme sürecinde de yeniliklerin oluşmasını ve farklı sunumlara ihtiyaç duyulmasını da kaçınılmaz kılmıştır. Teknolojinin bu denli hızla ilerlemesi, her alanda olduğu gibi sergileme kavramını da etkileyerek, onu farklı boyutlara taşımıştır. Sergileme kavramı için duyu organlarının ve bunların içinde de en etkilisi, görsele dayalı olanının büyük bir önemi vardır. Yaratılacak algısal etki ve değişiklikler izleyicinin ilgisini çekmeye yönelik çalışmalar yapılmasının önünü açmakta ve sonuçta günümüz sergileme teknikleri adına hareketli grafiklerin ve sunumların kullanılmasına imkân sağlamaktadır. Bu sayede izleyicinin algısı üzerinde oluşturulacak değişmeler ile eser ve izleyici arasında bağ kurulması hedeflenmektedir. Oluşturulacak bu bağ, nesneler üzerine projektörler ile yansıtım yapılarak elde edilip alışılmış sergileme düşüncesinin üzerine sanatsal bir ifade biçimini ekleyerek, onu daha da ileriye taşıyacak şekilde kullanılmasına imkan sağlamaktadır. Bu çalışma hareketli grafik ve görüntüler aracılığıyla, gerçek nesneler ve sanal görüntüleri birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan ve 3 boyutlu bir anlatım şekli olan video projeksiyon eşlemesi olarak adlandırılan tekniğin sergileme kavramına etkilerini tartışmaktadır. Anahtar Sözcükler: Video projeksiyon eslemesi, yerleştirme, hareketli grafikler, video, grafik tasarım, görsel algılama, sergileme teknolojileri.

Grafik tasarımıGörsel algılamaHareketli grafikler+7
Hulusi Kıvanç Ayhan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anamorfik sanat üzerine araştırmalar ve seramik uygulamaları

'Anamorfik Sanat Üzerine Araştırmalar ve Seramik Uygulamaları' adı altında hazırlanan bu çalışma, temelde perspektif etkiyle oluşturulan görsel algıya dayalı bir illüzyon ortaya koyan eserlere merak duyulması sonucunda başlamıştır. Tasarımların temelinde esas alınan düşünce Anamorfik sanatın tarihi üzerine yapılan araştırmalar sonucunda incelenen ilk örneklerinde işlenen konular doğrultusunda yön bulmuştur. Anamorfik sanatın tarihi araştırıldığında üretilen eserlerde çeşitli tekniklerle uygulanan çizimlerin daha çok dönemin kralları gibi siyasi kişilikler ve öğeler ya da dini inançları temsil eden çeşitli sahnelere rastlanmıştır. Bu sanatın ilk örnekleri 'Anamorfik Perspektif' yanılsamaları tekniğinin özelliklerini taşımaktadır. Daha sonraları silindirik ve konik biçimli aynaların üzerine çarpıtılmış görüntülerin yansıtılarak asıl görüntünün ortaya çıkmasının amaçlandığı 'Anamorfik Ayna' yanılsamaları olarak bilinen eserler üretilmiştir. Günümüzde plastik sanatlarda mimaride ve sokak sanatlarında kullanımı yaygınlaşan bu sanatın anamorfik perspektif etkiyle üretilen eserleri genellikle geniş alanlarda uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayna yardımıyla oluşturulan kompozisyonlar belirli sınırları olan düz yüzeyler üzerine çarpıtmayauğramış çizimlerin uygulanmasıyla ya da iki veya üç boyutlu deforme edilmiş formların kullanılan çeşitli aynalara yansıtılması sonucu gerçek görüntününortaya çıkmasıyla oluşturulmuştur. Bu çalışma kapsamında uygulanan tasarımlarda Anamorfik sanatın tarihindeki örneklerde görülen dini konulu kompozisyonlardan yola çıkılarak Hıristiyanlık tarihi inancında rastlanılan yedi ölümcül günahın temsil ettiği şeytanların illüstrasyonları doğrultusunda kavramsal bir yaklaşımla seramik formlar üzerine uygulamalar yapılmıştır. Formlar üzerindeki deforme görüntülere, belirli açılardan bakılarak ve çeşitli araçlar yardımıyla asıl kompozisyonun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anamorfik, Yanılsama, Perspektif, Ayna, Algı

AnamorfikArtistik seramikGörsel algılama+4
Ödül Ata
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Resim-iş eğitimi anabilim dallarında görsel belleğin gelişimine yönelik öğretim etkinlikleri ile görsel algı ilişkileri

Bu araştırmada, Resim-iş eğitimi anabilim dallarında görsel belleğin gelişimine yönelik öğretim etkinlikleri ve görsel algı ilişkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Resim sanatı ile görsel algı, görsel bellek ilişkisi, resim-iş eğitimi anabilim dallarında uygulanan öğretim etkinlikleri ile uygulanan ders programının niteliğini ortaya koyan alt problemler incelenmiştir.Betimsel nitelikteki bu araştırmada, tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evreni, Türkiye'de Resim-iş öğretmeni yetiştiren kurumlarda uygulanan ders programları ve bu programları yürüten üniversitelerdir. Örneklem grubu; Gazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-iş Öğretmenliği Bölümleri ders programından oluşmaktadır. YÖK'ün Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-iş öğretmenliği programı referans olarak alınmıştır.Araştırmada, kavramların tanımlanmasında, konunun irdelenmesinde ve ders programlarının ortaya konulmasında Türkçe ve yabancı dillerde yayınlanmış kaynaklardan, kütüphanelerden, YÖK kaynaklarından ve internet taramasından yararlanılmıştır.Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde kuramsal çerçeve belirlenmiştir. Kuramsal çerçeve de üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde: Algı ve görsel algı kavramı, algı ve öğrenme ilişkisi,İkinci bölümde: Bellek ve görsel bellek kavramı, bellek ve öğretim ilişkisi,Üçüncü bölümde: Sanat ve görsel sanat kavramı, görsel sanat ve eğitim ilişkisi incelenmiştir.Araştırmanın sonucunda, görsel algı ve görsel bellek gibi özel yetenekleri ifade eden davranışların kazanılabilmesi için, Resim-iş öğretmeni yetiştiren kurumlarda, derslerin amacına uygun, estetik olarak düzenlenmiş atölye, materyal olarak zengin, ideal eğitim ortamları hazırlanmasının, ders programları ve içeriklerinin yeniden belirlenmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, mevcut sistemde var olan mesleğe yönelik alan derslerinde uygulanan görsel algı ve belleği geliştirmeye yönelik etkinliklere ek olarak, öğrencilere duyu eğitimi ile görmenin önemini ve yöntemini gösteren ders planlaması yapılması ile öğretim etkinlikleri uygulamasının yerinde olacağı değerlendirilmiştir.

AlgıBellekGörsel algılama+2
Pınar Korkutal
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hızlı tüketim ürünlerinin ambalaj tasarımlarında çağrışımsal öğrenme ile renk kararları

Ambalaj tasarımının satışa etkisi ve ikna gücü, profesyoneller tarafından tartışmasız kabul edilmektedir. Ancak, sürekli değişen pazar koşulları, genişleyen tüketici profilleri, farklılaşan yaşam standartları, her alanı olduğu gibi ambalaj tasarımını da etkileyerek üreticilerin tasarımdan beklentilerini ve tasarımın sorumluluklarını devamlı olarak artırmaktadır. Bu durum, tasarımı oluşturan öğelerin sorgulanmasını ve daha etkili kullanılmaları için araştırmalar yapılmasını gerektirmiştir. Bu süreçte renk, ? ambalaj tasarımının amaçlarına etkisi açısından ? ilgi odağı haline dönüşmüştür.Rengin ambalaj tasarımı içindeki yeri, özel bir tasarım problemidir; dolayısıyla renk, tasarımcılar için genel bir uzmanlık alanıdır. Bu nedenden ötürü, ?Hızlı Tüketim Ürünlerinin Ambalaj Tasarımlarında Çağrışımsal Öğrenme ile Renk Kararları? adlı araştırma, hızlı tüketim ürünü ambalajlarında rengin etkisini analiz etmeyi ve renk üzerinden tüketici ile kurulan iletişim yapılarını belirleyen tasarım kararlarının incelenmesini amaçlamıştır. Araştırmanın kavramsal çerçevesi, rengin etkisini belirleyen şartlandırıcılardan biri olarak kabul edilen ?çağrışımsal öğrenme? yöntemi ile sınırlandırılmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde; hızlı tüketim ürünlerine yönelik kararların belirleyicisi olan ?tüketici, ürün, ambalaj ve marka? kavramları, araştırma için gerekli altyapıyı kurmak adına açıklanmıştır. Görsel iletişim tasarımı kapsamında ambalaj tasarımının işlevleri incelenmiştir. İkinci bölümde; bir görsel iletişim aracı olan rengin tanımı, teorileri ve etkileri, tarihsel ve bilimsel bir süreçte ele alınmıştır. Ayrıca, tezin araştırma yöntemi olarak belirlenen çağrışımsal öğrenme ile renk ilişkisi sorgulanmıştır. Çağrışımlarla anlam bulan rengin, görsel iletişim tasarımı açısından nasıl çözümlendiği, göstergebilim ışığında değerlendirilmiştir. Üçüncü ve son bölüm ise; tezin araştırma aşamasını oluşturmaktadır. Bu safhada, ilk iki bölümde aktarılmış bilgilerin ışığında, hem yurtiçi hem de yurtdışından konuyla ilgili tasarım örnekleri analiz edilmiştir.

AlgıAlgıAlgısal süreç+15
Ömer Durmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hareket eğitiminin okul öncesi çocukların görsel algı düzeyleri üzerine etkisi

Bu araştırmada 'Hareket Eğitiminin Okul Öncesi Çocukların Görsel Algı Düzeyleri Üzerine Etkisi' incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Afyonkarahisar Merkez il Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 2 anaokulundan toplam 90 çocuk katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma uygulama(U) grubu (27 kadın, 18 erkek) 45 çocuk, kontrol grubu (K) da (28 kadın, 17erkek) 45 olmak üzere toplam 90 çocuktan oluşturulmuştur. Uygulama grubuna 6 hafta boyunca haftada 1 gün 90 dakika olmak üzere hareket eğitim programı uygulanmıştır. Araştırma öncesi ve sonrasında her iki gruba fiziksel ölçümler (boy, vücut ağırlığı, beden kütle indeksi) ve frostig gelişimsel görsel algı testi (FGGAT) uygulanmıştır. Araştırmada shapiro-wilk testi ile normallik analizi yapılmış, parametrik olmayan testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda hareket eğitimi uygulanan grup ile kontrol grubu ön test son test arasında arasında anlamlı farklılık görülürken(p<0.05 p<0,01) gruplar arasında farklılık görülmedi (p>0,05). Hareket eğitimi uygulayan grubun şekil sabitliği ve mekân da konum algılama düzeylerinin kontrol grubuna göre çok anlamlı düzeyde farklılık olduğu görüldü (p<0.01). Sonuç olarak anaokullarında 1 saatlik hareket eğitimi uygulama süresinin görsel algı düzeyleri üzerinde yetersiz olduğu görülmüştür. Hareket etkinliklerinin bu yaş grubundaki çocuklarda daha fazla arttırılması önerilmektedir.

Beden eğitimiGörsel algılamaHareket+2
Hava Özcan Karaduman
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Kıyı bölgelerinde üç boyutlu görsel planlama

Öncelikle kavramsal olarak dünyadaki genel yapılasma ideolojileri ve estetik anlayıslar açıklanmıs ve kıyı bölgelerinde üç boyutlu görsel algılama konusu ile iliskilendirilmislerdir . Sosyal yapılara baglı bu estetik anlayıslar sanat akımları yardımı ile tarif edilmistir. Böylece koruma anlayısından önceki kıyı ve kara sehirlesmeleri irdelenmis, okuyucu tasarım konusu ile tanıstırılmıstır. Tasarım konusuna dogayı koruma anlayısının kazandırılması bu tezin ana ilkelerinden birisidir. Bu yüzden tasarımcıların, plancıların son yüzyıldaki ideolojilerine yer verilmis ve koruma bilinci açısından ele alınmıslardır. Kıyı bölgelerinin yönetiminde sayısal sınırlandırmalar koymak, sistem ve yasalar getirmek mümkündür. Oysa estetigi yasalarla görsel planlama açısından kontrol etmek pek de mümkün degildir. Görsel olarak algılanan estetik konusunun kıyı yönetimi normlarına adapte olması için üç boyutlu ortamda planlama yapılması ve bu planlamanın ag sisteminde diger meslek, çıkar ve yönetim gruplarınca bir nevi onaylanması gerekir. Dev bir orkestranın sefi olan kıyı yönetimi tüm enstrümanları aynı ahenkte olmaları için yönetir. Tek orkestra sefliginde tek tür müzik çalar. Pop, klasik, arabesk, caz kargasa halinde bir arada olamazlar. Bu benzetmeyi yapılasma ideolojileri içinde geçerli görebiliriz. Kıyı yönetimi mantıgında da yapılasma çevresiyle ahenk, uyum içinde olmalıdır. Bunu da yapılasma açısından en iyi kontrol etme sekli üç boyutlu planlamadır. Sonraki konularda tasarımcılar, çıkar grupları ve yönetim otoriteleri arasındaki kopuklugun zararları kıyı bölgeleri açısından incelenmistir. Bu üç grubun bir araya getirilip kıyı bölgesi kuralları ile yönetilmesi ve kontrol altında tutulması amacıyla kavramsal bir yaklasım yapılmıstır. Kıyı yönetimcilerine üç boyutlu çalısma ortamında diger meslekler ve resmi kuruluslar ile kullanım agı olusturması önerilen bir model sunulmustur. Bu bölümdeki model olarak incelenen kıyı yönetimi ise Kaliforniya kıyıları olmustur. Kıyı bölgelerinde planlama konusu yapılasma kurallarını en büyük ölçekten itibaren belirler ve kıyı yönetimini direk olarak etkiler. Bu yüzden yönetimci, plancı ve tasarımcı birlikte çalısmalı veya aynı ortak koruma bilincini tasımalıdırlar. Yada baska bir deyisle, herkes içinde bulundugu orkestraya uygun müzik yapmalı, ahenk getirmeli ve kargasa önlenmelidir.

Görsel algılama
Demet Sisalan Dinler
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00

Related subjects