Human geography
94 theses under this subject heading
Bursa şehrinin politik ekolojisi
İnsan ve doğal ortam arasındaki karşılıklı etkileşimden ortaya çıkan sosyoekonomik ve çevresel problemlerin altında politik kararların olduğunu savunan politik ekoloji, insanın doğal ortam üzerindeki en büyük etkisini yansıtan şehir yerleşmelerini yakın çevreleriyle birlikte incelemektedir. 2021 yılı itibariyle nüfusu 2 milyonu aşan Bursa şehri, sahip olduğu şehirsel fonksiyonlarla politik ekolojik açıdan araştırılmaya uygun bir yerleşmedir. Bu bağlamda Bursa şehrini oluşturan Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer ilçelerinde kentsel yönetim politikaları sonucunda ortaya çıkan çevresel problemlerin mekânsal adalet üzerindeki etkilerini coğrafi bakış açısıyla incelemek tezin amacını oluşturmuştur. Bursa şehrinin politik ekolojisini farklı bakış açılarıyla değerlendirebilmek adına kentte yaşayan halk ile anket çalışması (su kalitesi, yeşil alan ve park, Bursaray, kentsel dönüşüm) konum tabanlı mekânsal ölçümler (su kalitesi, hava kalitesi ve gürültü) ve yerel yönetimlerin ilgili birimleri ile görüşme tekniğine uygun çalışmalar yürütülmüştür. Anket çalışmaları ve mekânsal ölçümler sonucunda elde edilen veriler, ArcGIS 10.8 programında anlamlı hale getirilerek ilçe bazlı haritalar üretilmiştir. Bursa şehrinde geçmişten günümüze alınan yanlış politik kararlar sonucunda, bir zamanlar Uludağ'ın kaynak suları ile beslenen şebeke suyunu kullanan halk artık, damacana su ve su arıtma cihazlarına yönelmiştir. Yeşil sıfatını adının önüne koyan Bursa şehrinde kişi başına daha az yeşil alan ve park düşerken nüfusun büyük bir kısmı günümüzde aktif yeşil alan ve parka kolaylıkla erişemez olmuştur. Özel araç sahipliğinin artmasıyla ulaşımda yaşanan sorunlar, Bursaray hafif raylı sistemiyle çözülmeye çalışılmış ancak bu ulaşım türünün yer üstünde hareket etmesi günümüzde şehrin gün içinde belli saatlerde daha fazla trafik sorunu yaşamasına neden olmuştur. Trafik sorununun sıklıkla yaşanması şehirde ulaşım kaynaklı gürültü kirliliğine sebebiyet vermiştir. Yanlış kentsel dönüşüm uygulamaları ile gündeme gelen imar rantı, yerinden edilme, arazi soylulaştırması ve kentsel ayrışma gibi problemlere ek olarak yapım tarihi eski olan binaların yıkımında potansiyel asbest riskine dikkat edilmemesi, şehirde insan ve çevre sağlığını tehdit etmektedir. Sanayileşme, trafik sorunu ve evsel ısınma kaynağı olarak soba kullanılması özellikle kış aylarında şehirde hava kirliliğini artırmıştır. Bursa Ovası'nın yanlış politik kararlar sonucu yerleşim, sanayi ve yol projeleriyle işgal edilmesi de tarım alanlarını ortadan kaldırırken yanlış arazi kullanımına neden olmuştur.
Irak'ın coğrafi özelliklerinin jeostratejik açıdan analizi
Irak'ın jeostratejik önemi, bölge olarak devlet kurma gücünün üzerine inşa edildiği en önemli temelleri temsil etmektedir. Devletin gelişimini belirlemede büyük öneme sahip olan, devletin güç yapısının oluşumuna doğa ve siyaset faktörü, Ülkenin sahip olduğu coğrafi ortamdan etkilenmektedir Irak, Ortadoğu'da ve dünyada önemli bir stratejik konuma sahiptir. Kuzeyden güneye, bu çeşitliliğin iklim çeşitliliği, tarımsal ürünler ve bunların üretim miktarları ve yoğunlukları üzerinde açık bir etkisi vardır. Nüfusun bir yerden başka bir yere, Suyun bolluğunun insanın tarımda elinden gelenin en iyisini yapmasına yardımcı olduğu yerlerde üretim potansiyeli yüksektir su genel olarak Arap dünyasında ve özelde Irak'ta devlet takviminin bel kemiğidir. Büyümeyi artırarak devletin kendi gücünü inşa etmesi sonucunda üretimin artmasında temel çekirdeğin oluşumuna katkıda bulunur ve endüstriyel ekipman ve makine kullanmada en iyi şansa sahip olan çalışma çağına giren yaşlar için, tarımla bağlantıdır çünkü bazı tarımsal ürünler ham olarak dahil edilmektedir. Sanayide ve bu alandaki malzemeler entegre bir yerel üretim çemberi oluşturmuştur. Öte yandan, Irak valiliklerinde nüfusun dağılımı ve sayılarının artması, tarımsal ürünlerin üretimini artırma ve bu alanda yani imalat alanında işçi sayısını artırma kabiliyetine sahip olup başka bir örnek ise, ham petrol veya diğer mineral maddelerin varlığı, bu elementi üretmek veya rafine etmek için çok büyük fabrikaların olması gerektiği ve bu nedenle, doğal üretim faktörü ve arasındaki bu karşılıklı bağımlılığı yaratan bu alanda yetenekli işgücü ve uzmanlığa ihtiyaç duymasıdır. Artan işgücünün temsil ettiği insan faktörü Ekonomik gücünü artıran ülkenin geliri, bu araştırmada, devletin gücünü inşa etmede doğal ve beşeri faktörlerin en önemli olduğunu ve buradan bazı komşu ülkelerin Irak'ın siyaset ve ekonomisinde önemli bir role sahip olması nedeniyle Irak üzerindeki uluslararası ve bölgesel rekabetin başladığını göstermiştir. Irak'ın maden ve tarım kaynakları aracılığıyla ve bunun için Irak ile komşu ülkeler arasındaki tüm ilişkiler, istikrarlı siyasi ve ekonomik ilişkiler olduğu sürece saygı, taahhüt ve uluslararası yasalara dayalı ilişkilerdir. Bu istikrarla birlikte ülkeyi inşa etmekte jeostratejik önem yatmaktadır.
Cibuti tarımının coğrafi analizi
Cibuti nüfusunun %70'i kentsel alanlarda yaşarken, geri kalan %30'luk kısmı ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ülkede ekilebilir arazinin varlığının az olmasından kaynaklı olarak tarımsal faaliyetler daha çok hayvan otlatıcılığına dayanmaktadır. Kırsalda yaşayan toplulukların ekonomik ihtiyaçlarının ve hayvansal üretim miktarının iyileştirilmesi için suya erişim imkânlarının iyileştirilmesi temel önceliktir. Yeraltı su kaynakları yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu durumun avantaja dönüştürülmesi için yetkili birimlerin yüzey suyunu toplamaya daha fazla odaklanması gerekmektedir. Cibuti Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut ekilebilir arazisinin yüz ölçümü %1'lik bir orana denk gelmektedir. Tarımsal faaliyetler için kullanılan bu alan yaklaşık 600 hektara denk gelmektedir. Bu sınırlı alanda üretim, ülke nüfusunun ihtiyaçlarının yalnızca %10'unu karşılayabilmektedir. Dolayısıyla Cibuti'nin tarımsal kaynakları sınırlıdır, başta coğrafi koşullar olmak üzere birçok engelleyici faktör bulunmaktadır. Tarım hem gıda güvenliği hem de devletin egemenliği için stratejik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir istihdam ve zenginlik kaynağı durumundadır. Küresel ısınmadan dolayı meydana gelen iklim değişikliği ve kuraklıkların bu derece yoğunlaşması, küresel gıda ticaretini ve küresel gıda krizini etkilemektedir. Bu bağlamda Cibuti'nin de tarımını iyileştirmek ve gerçekleşebilecek olan küresel krizler için yiyecek depolamak amacıyla önlemler alması gerekmektedir. Halkının büyük çoğunluğu yoksul olan Cibuti'de muhtemel gıda krizleri için alınacak önlemlerin planlarının hızla yapılması gerekmektedir. Yeni bir salgının ne zaman patlak vereceği, bir sonraki savaşın ne zaman başlayacağı, yeni bir krizin ne zaman ortaya çıkacağı bilinmediğinden, gıda arzını artırmak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. İnsan yaşamının sona ermesine neden olan kıtlık ve diğer felaketlerin önlenmesi hayati önem taşımaktadır, tarımın tüm yönleriyle gelişmesi bütün bu sorunların önlenmesinde kilit rol oynamaktadır.
Değişen jeopolitik gelişmeler ve bölgesel çatışmaların etkisinde Türk dünyası: Fergana Havzası örneği
Çalışma tarihin her döneminde önemli mücadelelere sahne olmuş ve olmaya devam eden Fergana Havzası'nın sorunları ve söz konusu sorunların Türk Dünyası'na etkileri üzerine kurgulanmıştır. Türkistan'ın merkezinde yer alan Fergana Havzası; Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından siyasi olarak bölünmüş şekilde yönetilmektedir. Jeopolitik açıdan önemli bir saha olan Havza, Asya ve Avrupa ulaşım yollarının ve Avrasya'nın jeostratejik, jeoekonomik ve jeokültürel bağlantılarının kesiştiği noktada yer almaktadır. Ayrıca Fergana Havzası, tarihin ilk dönemlerinden itibaren Türkistan'ın diğer sahalarına göre dış tehlikelere karşı daha korunaklı olması nedeniyle birçok Türk devletine ev sahipliği yapmıştır. Bu nedenle Fergana Havzası bir bütün olarak hem bölgenin hem Türk Dünyası devletlerinin tarihine ve kültürüne katkıda bulunmuştur. Fergana Havzası'nın sahip olduğu avantajlar, sahanın sıcak çatışma merkezi olmasına neden olmaktadır. Söz konusu sahada yaşanan sınır sorunları, ekonomik sorunlar, etnik sorunlar, su kaynaklarının yönetimi, terörizm ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi birçok mesele Türk Dünyası'nı doğrudan etkilemektedir. Çalışmada öncelikle Fergana Havzası'nın genel coğrafi özellikleri ele alınmış 19. yüzyıl öncesinde ve sonrasındaki siyasi yapı incelenmiştir. Ardından Fergana Havzası'nda yaşanan çatışmalar değerlendirilerek, bu çatışmaların Türk Dünyası'nı nasıl etkilediği üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak sahada yaşanan sorunların kaynağının büyük çoğunluğunun SSCB dönemi politikalarının getirisi olduğu ve günümüzde de Fergana Havzası'nın, jeopolitik önemine bağlı olarak büyük güçlerin etkisi altında kaldığı görülmüştür. Bu nedenle Fergana Havzası örneği üzerinden, Türk Dünyası'nın geleceği için, sahada yer alan devletler arası anlaşmazlıkların azaltılmasına yönelik çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Dünyası, Fergana Havzası, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan
Ortaokul düzeyinde kazandırılması hedeflenen beşeri coğrafya kavramlarının belirlenmesi ve kavramların öğretilme düzeyi: Kırşehir örneği
Coğrafi bilgiler, yaşanılan yörenin beşeri ve fiziki özellikleri hakkında bilgi vermektedir. Dolayısıyla bireyin, yaşadığı bölge ile diğer bölgeler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar hakkında çıkarım yapabilmesi coğrafi bilgiler aracılığıyla olmaktadır. Coğrafi bilgiler eğitim programlarında yer almakta olup ortaokul düzeyindeki bireylerin coğrafi bilgileri (beşeri ve fiziki coğrafya bilgisi) kazanması, ağırlıklı olarak Sosyal Bilgiler dersinin kazanımları aracılığıyla olmaktadır. Bu araştırmada ise Sosyal Bilgiler dersi içerisinde yer alan coğrafi bilgilerin beşeri kısmı (beşeri coğrafya) ele alınmıştır. Zira beşeri coğrafya, coğrafyanın ana disiplinlerinden bir tanesidir. Ancak bu güne kadar, beşeri coğrafya eğitimine yönelik çalışmalar sınırlı ölçüde kalmıştır. Bu durum dikkate alındığında bu tez çalışmasının beşeri coğrafya alanına katkı sağlayacağı ümit edilmektedir. Bu düşünceden hareketle tezin konusu "Ortaokul düzeyinde kazandırılması hedeflenen beşeri coğrafya kavramları nelerdir?" sorusu çevresinde şekillenmiştir. Bu doğrultuda ortaokul düzeyinde kazandırılması hedeflenen beşeri coğrafya kavramlarının belirlenmesi için 2015 ve 2018 yıllarına ait Sosyal Bilgiler dersi öğretim programları incelenmeye alınmıştır. Ayrıca kavramların teyit edilmesi amacıyla bu programlar doğrultusunda hazırlanan ilgili ders kitapları da bu çalışmada incelenmektedir. Belirlenen kavramların öğrenilme düzeyi bu tez çalışmasında değerlendirilirken aynı zamanda belirlenen kazanımların da kendi içerisinde analizi yapılmıştır. Araştırmada, "Karma Araştırma Modeli" uygulanmış olup araştırmanın nitel boyutunda doküman analizi, nicel boyutunda ise tarama modeli kullanılmıştır. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından, bir başarı testi hazırlanmış ve uygulanmıştır. Hazırlanan başarı testi için sosyo-ekonomik düzeyleri (SED) düşük, orta ve yüksek kategoride yer alan 185 katılımcı belirlenmiştir. Söz konusu test, farklı okullardaki bu 185 katılımcıya uygulanmıştır. 2015 ve 2018 yıllarına ait Sosyal Bilgiler dersi öğretim programları ayrı ayrı incelenmiştir. Bu programlarda yer alan beşeri coğrafya kazanımları sınıflandırılarak, kavramların ayrıntılı bir şekilde analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, her iki programda (2015 ve 2018) da, 5., 6., ve 7. sınıf düzeyinde, beşeri coğrafya kazanımlarına yer verildiği görülmüştür. Bölgesel Coğrafya kazanımları sadece 2015 öğretim programında yer almaktadır. Nüfus Coğrafyasına ilişkin kazanımlar ise sadece 2018 öğretim programında görülmektedir. Her iki öğretim programında ortak olan ise Ekonomik Coğrafya, Kültür Coğrafyası, Siyasi Coğrafya, Yerleşme Coğrafyası ve Tarihi Coğrafyaya ilişkin kazanımlardır. İncelenen Sosyal Bilgiler ders kitapları ve programları içerisinde bölge, göç, ithalat ve kültür gibi 55 adet temel beşeri coğrafya kavramının yer aldığı görülmektedir. İncelenen ders kitapları ve programlara göre belirlenen kavramların öğrenilme düzeyi genel olarak değerlendirildiğinde, sosyo-ekonomik düzeyi (SED) orta seviyede olan okullardaki katılımcıların, beşeri coğrafya konularındaki başarı düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca okullar arasındaki başarı durumları açısından nüfus coğrafyası kategorisine göre dikkat çekici bir değişikliğin olduğu görülürken siyasi coğrafya ve yerleşme coğrafyası kategorisine göre ise bir değişikliğin olmadığı görülmektedir. Bütün katılımcıların sadece yerleşme coğrafyasına ilişkin konularda başarısız olması da dikkat çekmektedir.
Aliağa Çayı Havzasında (Arguvan-Malatya) kır yerleşmelerinin beşeri ve ekonomik coğrafyası
Aliağa Çayı havzası, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Malatya ili sınırları içerisinde Arguvan ilçesinde yer almaktadır. Havzanın kuzeyinde Çatalan Dağları, güneyinde Karakaya Baraj Gölü, batısında Yazıhan ve Hekimhan ilçelerine ait yerleşmeler, doğusunda ise Arapgir ilçesi yer almaktadır. Araştırma sahasında ilk nüfus bilgilerine, Osmanlı döneminde rastlanılmıştır. Havza Cumhuriyet sonrası nüfus hareketliliği fazla olan dinamik bir yapı göstermektedir. Bu dinamik nüfus yapısını önce yüksek doğum oranları şekillendirirken, daha sonra ise göçler nüfus seyrini önemli oranlarda değiştirmiştir. Aliağa Çayı havzasında nüfusun gelişimine bakacak olursak; ilk yerleşme bilgilerine 1560 yılında rastlanılmaktadır. Bu dönemde 4 yerleşme bulunurken, nüfus miktarının artmasına bağlı olarak yerleşmeler çoğalmış ve havzada günümüzde 14 yerleşme bulunmaktadır. 1935'den 1970 yılına kadar yüksek doğum oranlarına bağlı olarak nüfus artış gösterirken, 1970 yılından 2000'li yıllara kadar kırdan kente gerçekleşen göç hareketlerinin etkisiyle sürekli olarak bir azalma meydana gelmiştir. 2007 yılından sonra ise değişken özellikler göstermektedir. Havzada ilk yerleşme bilgisi ve yerleşmelerin ne zaman kurulduğu ile ilgili bilgi ve bulguların tarihi milattan önceye dayanmaktadır. İsaköy, Karahüyük ve Morhamam'da elde edilen örneklerde yerleşme tarihinin ilkçağlara dayandığını göstermektedir. Havza sınırı içerisindeki yerleşmeler köy ve köy altı yerleşme birimleri ile ikamet etme süresine göre daimi ve geçici yerleşmelerden oluşmaktadır. Kırsal yerleşme özelliği gösterdiği için, sahanın geçim kaynakları tarım ve hayvancılık faaliyetleridir. Tarım faaliyetleri arasında kuru tarım metoduyla tahıl tarımı ön plana çıkmaktadır.
Akdağ'da (Elazığ–Bingöl) doğal ortam insan ilişkisi
Çalışma alanı olan Akdağ, Yukarı Fırat Bölümü'nün Güneydoğu Toroslar'ın Doğu Bölümü'nde Elazığ-Bingöl illeri arasında yer almaktadır. Çalışma sahasını oluşturan Akdağ doğu-batı yönünde uzanan yüksekliği 2620 metreye varan Elazığ-Bingöl illerinin idari sınırını oluşturan bir dağ kütlesidir. Akdağ'ın batısında Elazığ doğusunda Bingöl ili bulunmaktadır. Akdağ kütlesi üzerinde Elazığ ve Bingöl illerine ait çok sayıda köy yerleşmesi ayrıca Elazığ iline ait Arıcak ilçesi ve Beyhan beldesi Akdağ'ın yamaçlarında yer almaktadır. Akdağ ve çevresinde Prekambriyen, Üst Paleozoyik, Mesozoyik, Tersiyer ve sahanın akarsu havzalarında kuvaternere ait arazileri görmek mümkündür. Akdağ kütlesini kuzeyden doğu-batı yanünde uzanan Doğu Anadolu Fayı (DAF) ve kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan Doğanlı Fayı kesmektedir. Ayrıca Akdağ'ın güneyinde doğu-batı yönünde uzanan Güneydoğu Anadolu Bindirmesi de yer almaktadır. Çalışma sahasında görülen iklim, Doğu Anadolu karasal iklimi karakterini taşımaktadır. Bitki örtüsüne baktığımızda, yükselti ve sıcaklık çalışma alanının bitki örtüsü üst sınırı belirlenmiştir. Bitki örtüsü çalışma sahasında belli yüksekliğe kadar meşe ağaçları ve ardıçlar görülürken, yükseltinin artması ve buna bağlı olarak sıcaklığın azalmasıyla geven, çobanyastığı gibi bitki örtüsü görülmektedir. Akdağ'ın zirve bölümlerinde ise kayalıklar uzanmaktadır. Akdağ ve çevresinde kahverengi topraklar, kireçli kahverengi topraklar, kireçli kahverengi orman topraklar , kahverengi orman toprakları, alüvyal ve koluvyal toprak tipleri görülmektedir. Akdağ kütlesi Fırat ve Dicle nehirlerine akan akarsuların ana su bülüm çizgisini oluşturmaktadır. Sahada en önmeli akarsuları Yatansöğüt ve Mirvan çayları oluşturmaktadır. Bu iki çay güneye doğru akarak Dicle Nehri'ne ulaşmaktadırlar. Akdağ'da yerleşmeler, genellikle yamaç, sırt ve akarsu vadilerinde yer almaktadır. Akdağ'da yerleşmelerin en büyüğünü Elazığ iline bağlı Arıcak İlçesi ve Beyhan Beldesi oluşturmaktadır. Bunun yanında önemli bir diğer yerleşim yeri Bingöl iline bağlı Servi Köyü'dür. Çalışma sahaının jeolojik, jeomorfolojik, topoğrafik, iklim, hidrografya ve toprak özellikleri yerleşmelerin dağılışından bütün ekonomik faaliyetlere kadar yön vermekte bazı alanlarda ise ekonomik faaliyetleri kısıtlamaktadır. Dolayısı ile doğal ortam özellikleri beşeri faaliyetlere yansımaktadır. İnceleme sahasında doğal ortam ile insan arasında sıkı bir ilişki vardır. Çalışma sahasında ekonomik faaliyetler genellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleridir. Bunun yanı sıra çalışma sahasında Akdağ'ın uygun koşullar sağlayan alanlarında yaylacılık faaliyetleri önemli ölçüde yapılmaktadır. Çalışma sahasında dağlık alanların fazla olması nedeni ile inceleme alanında arazi kullanımı çok fazla çeşitli değildir. Yerleşim ve tarım alanları genellikle mevsimlik ve sürekli akarsu vadilerinde görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Akdağ, Doğal Ortam, Arıcak, Yaylacılık, Jeomorfoloji, Hidrografya
Hoş ve Akmezra (Elazığ-Merkez) köylerinin beşeri ve iktisadi coğrafyası
Hoş ve Akmezra Köyleri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümündeki depresyon zincirleri içerisinde yer alan Uluova'nın kuzeydoğu kısmında yer almaktadır. Hoş Köyü kuzeyde Beydoğmuş, doğuda Kıraç, güneyde Akmezra (Sahil Önü) ve batıda Sedeftepe köyleri ile çevriliyken, Akmezra ise kuzeyde Hoş Köyü ve Sedeftepe, doğuda Kıraç, batıda Yurtbaşı merkez sınırları ve güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrilidir. Yaklaşık olarak 20,8 km2'lik alana sahip olan araştırma sahasının 14,3 km2'si Hoş Köyü'ne 6,5 km2'si ise Akmezra Köyü'ne aittir. Hoş Köyüne ilk yerleşme Osmanlı Devleti döneminde XVI. Yüzyıla denk gelen bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Akmezra ise çok yeni bir yerleşme olmakla birlikte ilk yerleşmenin 1972-1973 aralığında gerçekleştiği ve müstakil bir muhtarlık yapılanmasının 1984 yılında gerçekleşerek Yurtbaşı Beldesine bağlı kırsal bir mahalle olarak kuruluşunu tamamladığı bilinmektedir. Araştırma sahamızda Hoş Köyünün bulunduğu mevki 1100 metre yükseltiye sahipken Akmezra 875 metre yükseltiye sahiptir. Erozyon olgusuna ve ilkbahar döneminde görülen sel vakalarına rastlanan sahada her iki durum yerleşik bulunan halkın sorunları arasında yer almaktadır. Sahanın temel geçim kaynağı olan tarım ile ilgili en önemli sorunları sulama, aşırı ilaçlama ve tarım arazilerinin taşlılığıdır. Hoş Köyünün nüfusu 2019 yılı itibariyle 353, Akmezra'nın nüfusu ise 393'tür. Nüfus gelişim sürecine baktığımız zaman ülkemiz kırsal kesiminde görülen nüfus kaybının araştırma sahamız içinde çoğu dönemde geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Her iki köyümüzde de yerleşme tarihleri boyunca göçe bağlı nüfus kaybı söz konusu olmuştur. Keban Baraj Gölünün alanını doldurmasından sonra göç alan durumuna gelen her iki köyümüzde daha sonraki dönemlerde nüfusunu artırmak veya korumak noktasında başarısız olmuştur. Bu çalışma Hoş ve Akmezra kırsal yerleşmelerinin, nüfusunun mekânsal dağılımında meydana gelen değişiklikleri, sebepleriyle birlikte ortaya koymanın yanında sahanın iktisadi faaliyet yapısıyla ilgili mevcut durumu ortaya çıkarmak, problemlerine yönelik tespitlerde bulunmak ve çözüm önerilerinde bulunmak amacını taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Beşeri Coğrafya, İktisadi Coğrafya, Hoş, Akmezra, Tarım, Hayvancılık
Gelendost ilçesinin (Isparta) beşeri ve iktisadi coğrafyası
Gelendost Göller Yöresinde yer alan Isparta İline bağlı bir ilçedir. İlçe Isparta'nın Kuzeydoğusunda yer almaktadır. Yüzölçümü 624km² olan Gelendost'un deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 940 metredir. Gelendost'un kuzeyinde Yalvaç, güneyinde Eğirdir, doğusunda Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli batısında ise Eğirdir Gölü yer alır. Eğirdir Gölüne 27 km kıyısı bulunmaktadır. 1415 yılında Konya vilayetine bağlanan Gelendost daha sonra Afşar Köyü'nün gelişerek nahiye olması ile birlikte Afşar Nahiyesine bağlı bir köy konumuna gelmiştir.1930 yılında tekrar nahiye merkezi olan Gelendost, Şarkikaraağaç kazasına bağlanmış 1954 yılında ise İlçe Statüsüne sahip olmuştur. Gelendost, bağlı bulunduğu Isparta gibi, coğrafi bölge olarak Akdeniz Bölgesinde bulunmasına rağmen iklimi tam Akdeniz iklimi özellikleri taşımaz. Hem Akdeniz ikliminden hem de İç Anadolu'nun karasal ikliminden etkilenir. Bunun için Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş iklimi olarak adlandırılabilir. Bozkır alanın fazlaca yer kapladığı bölgede yazın sıcak ve kurak olması haziran ayı başından itibaren tarım ürünlerinin sulanmasına gerekli kılmaktadır. 1935 yılında Şarkikaraağaç ilçesine bağlı bir nahiye olan Gelendost'ta 15 köy bulunurken,1940 yılında Mahmatlar ve Sarıidris köyleri Gelendost'tan ayrılarak Eğirdir'e bağlanmış ve bağlı bulunan köy sayısı 13'e düşmüştür.1940 yılından bu yana herhangi bir idari sınır değişikliği olmamıştır.1967 yılında beldeye çevrilen Bağıllı Köyü ile 1975 yılında beldeye çevrilen Yaka Köyünün belediye statüsü, nüfusun 2000 kişinin altına düşmesi nedeniyle 2013 yılında sona ermiştir. Gelendost'un 1940 yılında 9739 olan nüfusu 1970 yılına gelindiğinde 17757' ye 1990 yılında ise 22739'a ulaştığı görülmektedir. Nüfusun sürekli olarak artış gösterdiği bu dönemde 1970 yılından sonra Ülke dışına yapılan işçi göçlerinden kaynaklı nüfus artış hızında dalgalanmalar meydana gelmiştir. 2000 li yıllarla birlikte kırdan kente göçün hızlanmasıyla birlikte 2021 yılında Gelendost Nüfusu 15059' a kadar gerilemiştir. Gelendost ilçe sınırlarında en eski yerleşimler M.Ö. 3000 yılına kadar uzanmaktadır. Araştırma sahası tarih boyunca; Hitit, Frig, Lidya, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarının hâkimiyeti altına girmiştir. 1954 yılında ilçe statüsüne kavuşan Gelendost'ta, günümüzde ilçe merkezi dışında 13 köy yerleşmesi bulunmaktadır. Gelendost'ta temel ekonomik geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarımsal faaliyetler hayvancılık faaliyetlerine göre daha ön plandadır. 1990'lı yılların başında kuru tarım alanları toplam tarım alanları içerisinde %90 oranında bir paya sahipken, faaliyete geçen sulama projeleri ile birlikte günümüzde sulu tarım alanlarının payı toplam tarım alanları içerisinde %35'e kadar yükselmiştir. Bu durum bölgede elma yetiştiriciliğinin de önem kazanmasını sağlamıştır. 1991 yılına göre 2021 yılında elma üretimi 10 kat artış göstermiştir. Böylelikle tarımın ekonomik faaliyetler içerisindeki payı da yükselmiştir. Anahtar Kelimeler: Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Isparta, Gelendost, Tarım,
Kuruçay havzası aşağı çığırının (Malatya) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Kuruçay havzası; Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat Bölümü, İç Toros Depresyonları Yöresi, Malatya Havzası Alt Yöresi içinde yer almaktadır. Çalışma sahası Malatya şehrinin 40 km kuzeyinde yer almaktadır. Havzanın kuzeyinde Hekimhan İlçesi ve Arguvan İlçesi yer alır. Doğusunda Elazığ'a bağlı Baskil İlçesi ve güneyinde Malatya'ya bağlı Dilek Kasabası ile bulunmaktadır. Çalışma alanı 481 km2'lik yüz ölçümüne sahiptir. Havzaya adını veren Kuruçay ise havzanın tam ortasından geçmektedir. Kuruçay'ın iki önemli kolu Hırın Çayı ve Hasır Çay'da çalışma alanı sınırları içinde yer almaktadır. Çalışma sahasında, nüfus 1935 yılı ile 1980 yılları arasında dinamik bir artış gösterirken, 1980-2000 yılları arasında durağan şekilde bir artış göstermiştir. 2000 yılından sonraki sayım yıllarında ise çalışma sahasında dinamik bir gerileme gözlenmiştir. Çalışma alanının nüfus bakımından en önemli özelliği sürekli göç vermesi ve göçlerin mevsimsel olarak değişmesidir. Araştırma sahasındaki yerleşmelerin tarihi ilk çağlara dayanmaktadır. Havzadan geçen D-875 Malatya- Sivas karayolu ilk çağlardan itibaren İpekyolu'nun tali yolu olarak kullanılması bu durumu kanıtlar niteliktedir. Çalışma sahasındaki yerleşmeler büyük bir çoğunluğu daimi yerleşmeler olarak nitelendirilebilir. Daimi yerleşmelere örnek olarak mahalleler, köyler ve mezralar gösterilebilir. Araştırma sahasındaki geçici yerleşmeler ise genelde bağ-bahçe evleri ve hayvancılık ile geçimini sağlayan insanların kullandığı yayla evleridir. Araştırma alanında tarım alanlarının oranı % 41'lik dilimi oluştururken, % 37'sini ormanlık ve çalılık alan, % 5'ini çayır ve meralar ve % 17'lik kısmını ise yerleşim alanları, bataklıklar ve su yüzeyi oluşturmaktadır. Sahada yetiştirilen başlıca tarım ürünü olarak kayısı gelmektedir. Kayısı yörenin en önemli geçim kaynağıdır ve yaz mevsiminde kayısı tarımı sayesinde nüfus oldukça artmaktadır. Bunun dışında havzada buğday, arpa, yonca, fiğ, baklagiller ve bağ-bahçe tarımı yapılmaktadır. Fakat bu bahsedilen tarımsal üretimler genelde ticari amaçlı değildir. Hayvancılık bakımından sahada yükseltinin ve engebenin azaldığı güney kısmında genelde büyükbaş hayvancılık ve kümes hayvancılığı yürütülürken, engebenin ve yükseltinin arttığı kuzey kesiminde ise genel olarak küçükbaş hayvancılık faaliyetleri yürütülmektedir. Diğer iktisadi faaliyetler ise araştırma sahasının önemli bir güzergâhta yer almasından dolayı yol kenarlarında benzinliklerin olması ve Kuruçay'ın etkisiyle akarsuyun döküldüğü ağız kısmında çakıl ve kum gibi ince yapılı malzemelerin birikmesi sonucu kum ocaklarının mevcudiyetidir. Ülkemizdeki kırsal alanlarda olduğu gibi çalışma sahasındaki en büyük sorunları; göç olgusunu fazla oluşu, arazi kullanımından kaynaklanan sorunlar ve arazinin engebeli olduğu kırsal sahalarda yerleşim yerlerinin birbirinden kopuk alanlara kurulmuş olması ve ulaşımda yaşanan sıkıntılardır. Bu belirtilen sebepler ve sorunlar çalışmanın yapılmasında belirleyici faktörler olmuştur.
Huzurkent'in (Mersin) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Huzurkent, Akdeniz bölgesinin Adana bölümünde Mersin ili idari sınırında yer almaktadır. 1968 yılında kurulan Huzurkent 1969 yılında belediye statüsü kazanmıştır. 2004 yılında Nacarlı ve Bağlarbaşı mahallelerinin dahil olmasıyla mahalle sayısı 7'ye yükselmiştir. 2012 yılında büyükşehir yasasıyla Huzurkent belediyesi kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren Mersin'in Akdeniz ilçesine bağlı mahalle ünitesi olarak yer almıştır. Günümüzde 38,78 km² yüz ölçümüne sahip olan Huzurkent'de 7 mahalle ünitesi bulunmaktadır. Alüvyal bir ova üzerinde kurulan Huzurkent, uygun iklim koşulları, topoğrafik bir engelin olmaması ve verimli topraklara sahip olması Huzurkent'in yerleşim alanı olarak tercih edilmesini sağlamış ve kısa sürede nüfuslanmasına imkan tanımıştır. Mersin-Adana kara yolu ve Mersin-Adana demiryolunun bulunduğu güzergahta yer alması, Huzurkent'in sosyo-ekonomik yapısında değişmeler meydana getirmiştir. Kurulduğu dönemde yoğun zirai faaliyetleriyle kırsal yerleşme özelliği gösteren Huzurkent, ulaşım fonksiyonunun sahaya etkisiyle birlikte ticaret, sanayi ve hizmet alanlarında gelişme göstermeye başlamış ve zamanla şehirsel bir karakter kazanmıştır. Sahada topoğrafik bir engelin olmamasına rağmen nüfusun mahallelere dağılışında farklılıklar görülmektedir. Nüfus daha çok Mersin-Adana karayolunun güneyinde ve Demiryolunun kuzeyindeki mahallelerde yoğunluk göstermektedir. Huzurkent'de ticaret, sanayi ve hizmet faaliyetleri gelişme göstermekle beraber günümüzde tarım, ekonomik faaliyet alanı olarak önemini korumaktadır. Huzurkent'de modern tarım yöntemleri uygulanmakta olup çeşitli sebze ve meyve tarımı yapılmaktadır. Huzurkent ulaşım fonksiyonları yönünden zengin bir sahadır. Sahada hem karayolu ulaşımı hem de demiryolu ulaşım sistemi mevcuttur. Bu ulaşım sistemleri ile birçok yerleşim alanına ulaşmak mümkündür. Uluslararası ticarette önemli bir konumda olan Mersin ve Tarsus şehirleri arasında yer alan Huzurkent, Mersin Tarsus organize sanayi bölgesinin sahada kurulmasıyla birlikte sahada ticaret ve sanayi faaliyetlerinin gelişmesini sağlamıştır. Ticaret, Mersin-Adana karayolu ve Atatürk Caddesi boyunca gelişme göstermiştir. Huzurkent'de perakende ticaret, günlük ihtiyaçlar, uzun süreli ihtiyaçlar, periyodik ihtiyaçlara yönelik ticari faaliyetler gelişmiştir. Sanayi, Mersin-Tarsus karayolu üzerinde ve Mersin-Tarsus organize sanayi bölgesinin bulunduğu alanlarda kurulmuş olup sanayi faaliyetleri hem Huzurkent hem de çevresinde yer alan yerleşim alanları için önemli bir istihdam alanı oluşturmaktadır. Mevcut olan sanayi kolları ise gıda, otomotiv, cam, petro-kimya sanayisi ve kimya sanayisidir. Anahtar kelimeler: Huzurkent, şehir, ulaşım, sanayi ve ticaret
Solhan'ın (Bingöl) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Solhan ilçesi Bingöl iline bağlı olup bu ilin kuzeydoğusunda yer alır. Solhan, doğusunda Muş, batısında Bingöl, kuzeyinde Karlıova(Bingöl) ve Varto(Muş), güneyinde de Diyarbakır ve Genç(Bingöl) ilçesi ile çevrelenmiştir. İstanbul-İran transit yolu üzerinde olup, Bingöl'e 56 km, Muş'a ise 58 km uzaklıktadır. Araştırmada Solhan ilçe merkezinin beşeri ve ekonomik coğrafya özellikleri ele alınarak, coğrafi bir bakış açısıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. İlçenin özellikleri incelenirken genel eserlerin yanı sıra, çeşitli periyodiklerden de yararlanılmıştır. Bunun yanında, gözlemlerden de büyük ölçüde faydalanma yoluna gidilmiştir. Çalışma alanı, elverişli konumu sayesinde önemli kara ve demiryolları üzerinde bulunmaktadır. Ancak bu konum, İlçenin gelişimine beklenen katkıyı pek sağlayamamıştır. Yerleşim sahası yeryüzü şekillerine ve ulaşıma bağlı olarak sınırlanmıştır. Son yıllarda İlçenin gelişimi genel olarak yer şekillerinin daha sade olduğu ve D-300 karayolunun da geçtiği güzergâh olan batı yönünde gelişmiştir. Yörenin ekonomisinde hayvancılığın payı oldukça fazladır. Nitekim şehrin çoğu geçimini hayvancılıktan sağlamaktadır. Çalışma sahasındaki sanayi son yıllarda biraz gelişim gösterse de sanayinin gelişmesini sağlayıcı önlemlerin alınması gerekmektedir. Solhan, sahip olduğu doğal çevre özellikleri, önemli bir ulaşım arteri üzerindeki konumu ve turizm potansiyeli ile gelişmeye açık bir ilçedir. Çalışmada, şehrin bu tür özellikleri ön plana çıkarılarak sorunlar tespit edilmeye ve öneriler getirilmeye çalışılmıştır.
Keban (Elazığ)' ın beşeri ve ekonomik coğrafyası
Küreselleşen dünyada toplumların başka kültürlerle ilişkiye geçmesi, dillerin birbirinden etkilenmesi ve kelime alışverişinde bulunması gayet doğal bir süreçtir. Çeşitli nedenler ve ihtiyaçlar sonucunda bir dile başka bir dilden girmiş ve o dilde benimsenmiş olan sözcüklere alıntı sözcük denilir. Her dilde belirli oranda alıntı sözcük yer almaktadır. Oğuz grubu Türk lehçeleri içerisinde yer alan Azerbaycan Türkçesi de bu yazı dillerinden biridir. Azerbaycan Türkçesi tarih boyunca içinde bulunduğu bölgenin farklı uluslarının dillerinden etkilenmiştir. Günümüzde de yabancı dillerden etkilenmeye devam etmektedir. Bir dile giren alıntı sözcüklerde geldikleri dilden ayrılan fonetik özellikler bulunabilir. Bu durumda dil almış olduğu sözcükleri kendi fonetik yapısına uydurma veya yaklaştırma çabası içine girer. Bu nedenlerden ötürü alıntı sözcüklerde az veya çok ses değişiklikleri veya ses olayları meydana gelir. Bu çalışmada yapılan fonetik incelemeler doğrultusunda tespit edilen alıntı sözcüklerin Azerbaycan Türkçesine ne şekilde girdiği, hangi ses değişikliklerine ve ses olaylarına uğradığı ele alınmış ve bu fonetik tespitler istatistiksel veriler, tablolar ve grafiklerle desteklenmiştir.
Anadolu Selçuklu Devleti merkezi şehirlerinden Konya ve Kayseri'de şehir hayatı
Türkler yüzyıllar boyunca birçok kültür ve uygarlığa beşik olmuş Orta Asya'da yaşamış ve kendilerine özgü kültürler meydana getirmişlerdir. Bilinen ilk Türk Orta Asya devletleri zamanla yerini başka Türk Boyları bırakmış ve bu süreç yüz yıllar boyu devam etmiştir. Bu süreç içerisinde Türkler birçok kültür meydana getirmişler ve birçok kültürden etkilenmişlerdir. Büyük Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesinden ayrılması sonrasında Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarih sahnesine çıkmasıyla beraber Anadolu'da birçok yerleşim yeri büyük bir önem kazanmıştır. Bu yerleşim yerlerinden özellikle Konya Anadolu Selçuklu Devleti'ne başkentlik yaparak tarihte önemli bir yer almıştır. Siyasi ve jeopolitik öneminin yanında bu şehir bilim, sanat, edebiyat ve tasavvuf konularında da neredeyse bütün dünyaya öncülük etmiştir. Keza Kayseri'nin de tarih çağlarından günümüze kadar bu coğrafyada var olan bütün medeniyetler için her zaman çekim noktası olduğunu ve en önemli tarihi belgelerin yine burada başlatılan kazı çalışmalarında elimize geçtiğini görmekteyiz. Anadolu Selçuklu Devleti'nin en önemli şehirlerinden olan Kayseri ve Konya bu eserimizde ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir.Araştırma konusu olarak ?Anadolu Selçuklu Devleti Merkezi Şehirlerinden Konya ve Kayseri'de Şehir Hayatı? seçmemin başlıca nedeni yaptığım geniş kaynak taramasında ve çalışılan tezlerde konunun kısır bir döngü içerisinde incelenmiş olması ve yüzeyde kalan sığ bilgilerin verilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu bu iki şehir genellikle bir bütün olarak incelenmemiştir bu cümleden kasıt; Selçuklu tarihi hep siyasi tarih olarak ele alınmış ancak şehir hayatı ve tarihi açısından okuyanı doyuramamış ya da tam tersi şehir hayatı irdelenmemiş ancak siyasi tarih açısından olaylar ele alınmıştır. Tezimi hazırlarken konumu bütünsellik çerçevesi içerisinde ele alıp tüm yönleriyle yansıtmaya çalıştım. Bu anlamda şu ana kadar yapılmış çalışmalardan farklı olarak bu alandaki büyük bir boşluğu dolduracağını düşünmekteyim.Çalışmamız dört bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında şehirlerin adları, coğrafik konumları ve durumları ve Anadolu Selçuklu hâkimiyetine girmeden önceki tarihsel süreçlerini inceledik. Bu kapsamda geniş bir kaynak taraması yaptık ve şu ana dek incelediğimiz kaynaklarda görmediğimiz bir bütünsellik çerçevesi içinde birinci bölümde; Kayseri ve Konya'da Siyasi ve İdari Durum ikinci bölümde; Konya ve Kayseri'nin Fiziki Dokuları başlığı altında nüfus ve yerleşim, üçüncü bölümde ise; İçtimai ve Ekonomik Hayat, Dördüncü bölümde ise Kayseri ve Konya'da Şehir Hayatı ve İlmi Hayatı inceleyip bilgi vermeye çalıştık.Bu bilgileri aktarırken de hassas davrandık çünkü Anadolu Selçuklu Devleti şehir hayatına dair kaynaklar sınırlı olup var olanlar da içerik açısından yetersizdir. Ancak detaylı yaptığımız detaylı araştırmalarımızla bu sıkıntıyı aşmaya çalıştık. Açılan başlıklardan da bunun anlaşılacağını düşünmekteyiz.
Arıcak'ın (Elazığ) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Arıcak; Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat Bölümü'nde yer alan, idari olarak Elazığ iline bağlı bir ilçe merkezidir. Kuzeyinde Elazığ'ın Palu ilçesi, doğusunda Bingöl'ün Genç ilçesi, güneyinde Diyarbakır'ın Dicle ve Hani ilçeleri, batısında ise Elazığ'ın Alacakaya ilçesi ile çevrilidir. Arıcak, Güneydoğu Toroslar'ın doğu ucunda yer alan Akdağ dağlarının güney eteklerinde dağlık ve engebeli bir sahaya kurulmuştur. Deniz seviyesinden yüksekliği ise 1100 m'dir. Arıcak ilçesinin toplam yüz ölçümü 374 km²'dir. Araştırma sahasını oluşturan Arıcak'ın yüzölçümü ise 24.4 km²'dir. Arıcak, 2018 yılı itibariyle 4312 kişilik bir nüfusa ve 8 mahalleye sahiptir. Nüfusun gelişimi izlendiğinde sayım dönemleri arasında dalgalanmalar görülmektedir. Artan nüfusun bir sonraki yıl hızlı bir düşüş göstermesi seçim yıllarında maksatlı olarak yer değişimlerinin olduğunu göstermektedir. Bu durum gerçek nüfusun ortaya çıkarılmasını olumsuz etkilemiştir. Arıcak'ın ilk kuruluş tarihi 16.yüzyıla kadar inmektedir. İlk kuruluş yeri ise Mirvan (Ru) Deresi ile La (Kaynak) Deresi arasındaki arazi parçasıdır. Bu dönemde Mirvan olarak bilinen yerleşim alanı yerleşmenin çekirdeğini oluşturmakta ve günümüzde Mustafa Çelebi, Vali Göktayoğlu, Serinevler ve Hürriyet mahallelerine karşılık gelmektedir. Arıcak, idari olarak 1987 yılında Palu'dan ayrılarak ilçe statüsüne kavuşmuştur. Ulaşımın güçlükle sağlanmasına rağmen Arıcak'ın yerleşim yeri olarak seçilmesi ve daha önce bu ölçekte bir çalışmanın yapılmaması bu çalışmanın yapılmasında etkili olmuştur. Yaygın ekonomik faaliyetlerden biri topografik şartların elverişli olması nedeni ile özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliğidir. Tarımsal faaliyetler geçime yönelik yapılmaktadır. Hizmet sektörü sanayiye göre daha gelişmiştir. Anahtar Kelimeler: Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Arıcak, Ak Dağ, Yerleşme, Nüfus, Hayvancılık, Ulaşım.
Kumyazı Çayı havzasının (Elazığ) beşeri ve iktisadi coğrafyası
Kumyazı Çayı havzasındaki yerleşmeler Elazığ ilinin güneydoğusunda kuzeydoğu güneybatı doğrultulu bir uzanış göstermektedir. Havzanın tamamı Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer alan Elazığ ili içerisinde yer almaktadır. Havzanın kuzeyinde; Keban baraj gölü, doğusunda; Elazığ'ın Merkez ilçesine bağlı Kuşhane köyü, kuzeydoğusunda; Palu ilçesine bağlı Baltaşı köyü, güneyinde ve güneydoğusunda; Maden'e bağlı köyler, batısında ve güneybatısında; Elazığ Merkez ilçesine bağlı köyler bulunur. Araştırma sahasının ve yakın çevresinin fiziki coğrafya özelliklerine baktığımızda, Havzanın batısında Çelemlik-Mastar sıra dağları ile güney kesimde Hazar-Yaylım sıra dağları, olmak üzere iki dağlık alan ve bunlar arasına sıkışmış, Hazar Gölü depresyonu ile Behrimaz-Çitli depresyonları yer almaktadır (Erinç, 1953). Havzaya adını veren Kumyazı Çayı Murat Nehri'nin bir kolu olup Keban Baraj gölüne dökülmektedir. Yaklaşık olarak araştırma sahasının ortasından geçen Kumyazı Çayı'nın önemli kolları olan Baltalık Deresi, Medi Deresi ve Kartal Deresi de havza içerisinde yer almaktadır. İklim özellikleri bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi'nin kontinental iklimine benzerlik göstermekle beraber yer yer karasal iklim ile bozulmuş Akdeniz ikliminin geçiş özelliğini bir arada yansıtmaktadır. Çalışma alanında nüfusun gelişimi Cumhuriyet Tarihi boyunca 3 ayrı dönemde incelenmiştir. Bu dönemler; 1935-1965 yılları arasında dinamik nüfus artış dönemi, 1965-1990 değişken nüfus dönemi ve 1990-2019 yılları arasındaki nüfus azalma dönemidir. 1990 yılından itibaren başlayan nüfus kaybı tüm ülkede görülen bir durumdur ve bu kayıp üzerinde kırdan kente göç süreci etkili olmuştur. Ancak 2013, 2018 ve 2019 yıllarında Kumyazı Çayı havzasında sanal bir nüfus artışı yaşanmıştır. Bu sanal artışın temel nedeni yerel seçimler dolayısıyla nüfusun kaydını köylere aldırması, il merkezinde ağır hasarlar oluşturan depremin köylerde bu denli hasar oluşturmaması ve mart ayından itibaren ülkemizi etkileyen COVİD-19 salgınıdır. Çalışma alanının nüfus bakımından en önemli özelliği genç nüfusun saha dışına göç vermesi ve göçlerin mevsimsel olarak değişmesidir. Araştırma sahasında yerleşme tarihi ilk çağlara kadar dayanmaktadır. Sarıkamış köyündeki Sarıkamış Höyüğü ile Örencik köyündeki Haraba Tepe sahada yerleşme tarihinin ilkçağa uzandığını kanıtlamaktadır. Çalışma sahasındaki yerleşmelerin çoğunluğu daimi yerleşmeler oluşturur. Daimi yerleşmelere örnek olarak köyler ve mezralar gösterilebilir. Araştırma sahasındaki geçici yerleşmelerin örneğini ise bağ-bahçe evleridir. Sahadaki nüfusun temel geçim kaynağını tarım ve hayvancılık oluşturur. Sınırlı bir şekilde hizmete dayalı faaliyetlerde görülür. Yetiştirilen başlıca tarım ürününü tahıl grubundan olan buğday ve arpa oluşturur. Hayvancılık bakımından sahada yükseltinin ve engebenin azaldığı dağların etek kısımlarında ve alçak sahalarda genelde büyükbaş hayvancılık ile kümes hayvancılığı yürütülürken, engebenin ve yükseltinin arttığı kesimlerde ise genel olarak küçükbaş hayvancılık faaliyetleri yürütülmektedir. Anahtar kelimeler: Elazığ, Kumyazı Çayı, Nüfus, Yerleşme, Tarım, Hayvancılık
Osmancık'ın (Çorum) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Osmancık, Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alır. İdari olarak Çorum iline bağlı bir ilçedir. Osmancık'ın yüzölçümü 2518 ha.'dır. Osmancık kuzey ve kuzeydoğuda Samsun, doğuda Amasya, güneyde Çorum merkez ilçesi, güneybatıda İskilip, kuzeybatı da ise Kargı ilçeleri ile çevrilidir. Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesi'ni batıya bağlayan yol olan D-100 üzerinde bulunan Osmancık, İç Anadolu Bölgesi ile Samsun-İstanbul yollarının kavşak noktasıdır. Osmancık İstanbul, Erzurum ve devamı İran'a kadar uzanan tarihi İpek Yolu'nun üzerindedir. Bu nedenle bu önemli stratejik konumu nedeniyle tarihte sürekli istilalara maruz kalmış ve sürekli el değiştirmiştir. Osmancık'ın en büyük akarsuyu Kızılırmak'tır. Bu nehrin Osmancık'ın mülki hudutları içerisindeki uzunluğu 80 km.'dir. Osmancık İç Anadolu ve Karadeniz arasında geçiş iklimi olduğundan ılıman iklim yapısına sahiptir. Genel olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlıdır. Osmancık'ın 2014 merkez nüfusu 27.879'dur. Osmancık özellikle son yıllarda gelişip büyümüş ve şehir fonksiyonu kazanmıştır. Osmancık, 2014 nüfus verilerine göre nüfus miktarı bakımından Merkez ilçe ve Sungurlu'dan sonra 3. sırada yer almaktadır. Yüzölçümü bakımından ise 5.sıradadır. Osmancık'ın ekonominde tarımın önemi azalmaktadır. Osmancık ilçesinde toprakların 12.333 hektarında ziraat tarımı yapılmaktadır. Ziraat alanlarının önemli bir yer tutmamasının nedeni; ziraatın üçüncü sırada bir öneme sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü çok emek isteyen ve az gelir getiren tarımda çalışmak yerine halk farklı iş kollarında çalışmayı tercih etmektedir. İlçenin ekilebilir tarım arazilerinden elde edilen tarım ürünlerinin ilçe ekonomisine katkısı bakımından ilk sırada çeltik gelmektedir. Osmancık pirinciyle tanınan bir yerleşme olmasına rağmen pirinç için ayrılan tarım alanı her geçen gün azalmaktadır. Osmancık'ta sanayi yeni yeni gelişmektedir. Var olan sanayi toprak sanayi ve tarımsal ürünlere dayalı fabrikalardan oluşmaktadır. Son yıllarda bunlara tekstil fabrikaları ile süt ve süt ürünleri fabrikaları da eklenmiştir. İlçe merkezinde doğal ve beşeri faktörler nüfusun dağılışını ve yerleşme yoğunluğunu etkilemektedir. Genellikle akarsu kenarları pirinç tarımına ayrılmış yerlerdir. Buralarda nüfus az, yerleşme dokusu ise seyrektir. Osmancık'ta yerleşme dokusu ve nüfus hidrografik özelliklere bağlı olarak dağılış göstermektedir. Anahtar Kelime: Coğrafya, Şehir, Osmancık, Kızılırmak, Çorum, Pirinç.
Hozat (Tunceli) ilçe merkezinin beşeri ve iktisadi coğrafyası
Araştırma alanına karşılık gelen Hozat, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nün, Aşağı Murat Dağlık Yöresinde yer alan Tunceli iline bağlı bir ilçe merkezidir. Kuzeybatısından, Doğu Toroslar'ın uzantısı olan dağlarla, güneyde ise Pertek ilçesi ve doğudan batıya doğru uzanan Murat Nehri, yani şimdiki Keban Baraj Gölü ile çevrilmiştir. Araştırma alanı Hozat ilçe merkezi ile sınırlı olup, yaklaşık 17 km2 lik bir alanı kaplamaktadır. İlçe merkezinin denizden yüksekliği 1520 m. dir. Yükselti kuzeyden güneye doğru gidildikçe kademeli olarak azalmaktadır. Hozat ilçe merkezi, kuzeybatıdan başlayıp güneydoğuya doğru uzanan içinde Hozat Deresi'nin (Singeç Çayı) de geçtiği vadinin yamaçlarından biri olan Hozat Tepesi'nin (1799 m.) yamacında kurulmuştur. Araştırma sahamızın en önemli akarsuyu Hozat Deresi'dir. 1848 tarihinde Dersim Sancağı'nın merkezi olan Hozat, 25 Aralık 1935 tarih ve 1885 sayılı kanunla Tunceli Vilayeti teşkil edildi. Tunceli Vilayetinin teşkil edilmesiyle 1936 yılında Tunceli'ye bağlı bir ilçe durumuna getirildi. 1937 yılında Dersim ayaklanması sonucu yine Elazığ'dan yönetilmeye başlanan Hozat ilçesi, 1946 yılında Tunceli'nin tekrar il olmasıyla birlikte Tunceli'nin 8 ilçesinden biri haline gelmiştir. Osmanlı döneminde Dersim Sancağı'nın merkezi olan Hozat, nüfusun artmasıyla birlikte şehirsel fonksiyonlarda da gelişme ve değişmeler meydana gelmiştir. Bugün için tarımsal kasaba özelliği olan Hozat ilçe merkezi, çalışma alanının idari merkez olmasından dolayı hizmet sektörünün ağırlıklı olduğu, turizm ile tarım ve hayvancılığa bağlı sanayi alanında daha fazla yatırım olduğu taktirde Hozat kasabasının şehirsel kimliği de kuvvetlenecektir. Hozat ilçe merkezinin beşeri coğrafya özellikleri büyük ölçüde yeryüzü şekillerine ve iklime bağlı olarak biçimlenmiştir. Bu nedenle ekonomik faaliyetleri tarım ve özellikle hayvancılık ön plana çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Dersim, Hozat Kasabası, Hozat Deresi (Singeç Çayı), Hozat Tepesi, Beşeri ve İktisadi Coğrafya
Palu ilçesi'nin (Elazığ) coğrafi etüdü
Palu ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde Elazığ ili sınırları içinde yer almaktadır. İlçenin doğusunda Genç (Bingöl), kuzeyinde Kovancılar ve Karakoçan, güneyinde Maden, Alacakaya ve Arıcak, batısında Elazığ Merkez ilçeleri bulunmaktadır. Elazığ-Bingöl karayolunun, 8 km güneyinde yer alan Palu, il merkezine 72 km uzaklıkta olup toplamda 772 km²'lik bir alana sahiptir. Jeolojik olarak çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Palu İlçesi tüm jeolojik zamanlara ait arazilere sahip olup tektonik faaliyetlerin mevcudiyetini her zaman sürdürdüğü bir alandır. Doğu Anadolu Fayı'nın kuzeydoğu güneybatı istikametinde uzandığı ilçede sık aralıklarla depremler yaşanmaktadır. Palu ilçesi jeomorfolojik durumu itibarıyla, çoğunlukla dağlık ve çeşitli yüksekliklerde yer alan aşınım yüzeylerinden (platolar) ibarettir. İlçede çok az yer kaplayan düzlük alanlar çoğunlukla ilçenin batısında yoğunlaşmıştır. Bu düzlükler Baltaşı piedmond ovası, Seydili düzlüğü ve Kayaönü yüksek dağ içi ovasıdır. Palu, güneyde Güneydoğu Torosların (Akdağlar) kuzeyde ise Doğu Torosların uzantıları olan Gökdere ve Karaömer Dağları'nın geniş yer kapladığı Elazığ ilinin en engebeli ve en yüksek alanlarını barındırmaktadır. İlçede yüksekliğin en az (820 m) olduğu yerler batıdaki Keban Baraj Gölü çevresi ile temsil edilirken, doğuya doğru gidildikçe yükseklik artmakta ve nihayetinde 2520 m ile Akdağ'da en yüksek alanlara ulaşılmaktadır. İlçe içerisinde yükselti farkının fazla olması (1700 m) hem fiziki coğrafya özelliklerini (bitki örtüsü, toprak, iklim, su kaynakları) hem de beşeri (nüfus ve yerleşme) ve ekonomik coğrafya özelliklerini derinden etkilemiştir. İnceleme alanında görülen iklim, karakter açısından Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş özelliği gösterir. Ancak topografik koşulların kısa mesafelerde değişiklik gösterdiği ilçede doğuya gidildikçe karasallık artmakta ve kışlar daha sert geçmektedir. Palu ilçesi çoğunlukla Fırat Nehrinin önemli bir kolu olan Murat Nehri drenaj sahasına girmektedir. Kayaönü, Bozçanak ve Tarhana köyü çevrelerinde akan akarsular da Dicle Nehri drenaj alanına dahildir. İlçede doğal göl bulunmamakla birlikte; Keban ve Beyhan Barajı önemli yapay göletlerdir. Aşınım ve birikim faaliyetlerinin hızlı gerçekleştiği Palu'da, kahverengi orman toprakları, bazaltik topraklar ve kireçli-kireçsiz kahverengi topraklar geniş bir alan kaplamakla beraber, Murat Nehri vadi tabanları ve nehrin Keban Baraj Gölü'ne döküldüğü menderesli alanlarda alüvyal topraklara da rastlanılmaktadır. Çok engebeli alanlarda, hızlı erozyon faaliyetleri nedeniyle pedojenik süreçlerin kesintiye uğradığı çıplak kayalık alanlar da önemli bir yer teşkil etmektedir. Elazığ İli içerisinde % 15'lik (22488 ha) bir orman varlığına sahip olan Palu'da, meşe ormanları en önemli ağaç formasyonlarını oluşturmaktadır. Kışlık yakacaklarını temin etmek amacıyla yıllarca tahribata uğramış olan meşeler, günümüzde bozuk ve kümeler halinde yayılış göstermektedir. Tahribatın ileri düzeyde olduğu alanlarda atropojen step alanları, sekonder vejetasyon olarak hakim duruma geçmiştir. Ayrıca doğal stepler ve yüksek dağlık alanlarda yağışın artışı ve sıcaklık düşüşüne bağlı olarak dağ çayırları ilçenin diğer bitki örtülerini oluşturmaktadır. Söz konusu bu alanlar günümüzde yaylacılık faaliyetlerinin yoğun olarak yapıldığı mekanlardır. M.Ö. 2000'li yıllara dayanan geçmişiyle Hurriler, Urartular, Persler, Araplar, Artuklular, Anadolu Selçukluları, Osmanlılar gibi çok sayıda devletin egemenliğinde varlığını sürdürmüş olan Palu, günümüzde 20035 kişilik nüfusuyla, Elazığ ilinin önemli bir ilçesidir. Bir belde ve 35 köyü bulunan Palu, son zamanlarda dışarıya yoğun göç vermektedir. İlçede nüfus daha çok Murat Nehri vadi tabanları ile ilçenin batısındaki nispeten daha düz olan ovalarda toplanmıştır. Palu'da ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmakla birlikte, ilçenin batısındaki yerleşmelerde madencilik ve balıkçılık önemli uğraşlar haline gelmiştir. Sanayi faaliyetlerinin yok denecek kadar az olduğu ilçede, küçük sanayi tipi marangozhane, demir doğrama, değirmen gibi işletmeler bulunmaktadır. Keban Baraj Gölü kıyısına kurulmuş olan Ferro-Krom fabrikası Kovancılar ilçe sınırında kalmış ve ilçeden çok sayıda kişinin çalıştığı bir yer haline gelmiştir. Ekonomik faaliyetlerin sınırlı olduğu Palu'da işsizlik önemli bir sorundur. Demografik yatırımların da yetersiz olduğu kırsal alanlarda son 20 yıl içerisinde gerek il merkezine gerekse Kovancılar ilçesine yoğun göç verilmiştir. Bu durum kırsal alanlara yönelik sürdürülebilir bir kalkınmayı gerekli kılmaktadır.
Tarihî suç coğrafyası: İstanbul şer'iye sicillerinin yapay zekâ ile analizi
Bu çalışma, Osmanlı dönemi İstanbul'unun tarihî suç coğrafyasını, şer'iye sicillerinden türetilen kayıtların yapay zekâ destekli çözümlemesi ve Tarihsel Coğrafî Bilgi Sistemleri (TCBS) üzerinden mekânsal değerlendirmesiyle ortaya koyar. Veri kümesi, www.kadisicilleri.org'da yer alan İstanbul'a ait 100 cilt şer'iye sicilindeki 54.593 hükmün tamamından yapay zekâ destekli ön işleme ile ayıklanan 2.653 suç kaydını kapsamaktadır. Metinlerden Python tabanlı betikler ve OpenAI destekli doğal dil işleme (NER/tematik kodlama) yoluyla yapılandırılmış bilgi çıkarılmış; çıktılar doğruluk açısından manuel kontrollerle teyit edilmiştir. Elde edilen veriler ArcGIS Pro'da katmanlaştırılarak nicel haritalar üretilmiş, suç türlerinin mekânsal kümelenmeleri ve yoğunluk örüntüleri analiz edilmiştir. Bulgular, Suriçi'nin idarî-ticari çekirdeği ile Tophane–Haliç liman-tersane hattında alan başına riskin belirginleştiğini; içki başta olmak üzere dine/toplumsal düzene ilişkin fiillerin liman hinterlandında yoğunlaştığını; vücut dokunulmazlığına karşı fiillerde ise İstanbul Mahkemesi ve Tophane'nin yüksek yoğunluk değerleri üretirken, geniş yetki alanı nedeniyle Üsküdar'ın yüksek mutlak sayı fakat düşük yoğunluk sergilediğini göstermektedir. İdarî çekirdekte (Bâb-ı Âli çevresi) görevi kötüye kullanma ve rüşvet kayıtlarının yığılması, bürokratik merkeziliğin etkisini teyit eder. Genel olarak "çekirdek–kıyı koridoru–çevre" hiyerarşisi farklı suç tiplerinde yeniden üretilmekte; örüntüler Rutin Faaliyetler ve "crime of place/hot spots" yaklaşımlarıyla uyumlu bir çerçeve sunmaktadır. Yöntemsel olarak, klasik tarihî kaynakların yapay zekâ-NLP ve TCBS entegrasyonuyla sistematik, hızlı ve yeniden üretilebilir biçimde analiz edilebileceğine yönelik bir çerçeve sunulmuştur.
Pınarbaşı İlçesi'nin (Kayseri) beşeri ve iktisadi coğrafyası
İç Anadolu bölgesinin Yukarı Kızılırmak bölümünün Uzunyayla yöresinde yer alan Pınarbaşı ilçesi, 3420 km2'lik yüzölçümü ile Türkiye'deki ilçeler arasında 5., nüfus bakımından ise 2016 yılı itibariyle 970 ilçe içinde 481. sıradadır. 2004 yılında DPT tarafından hazırlanan sosyo-ekonomik gelişmişlik araştırmasına göre 6 gruba ayrılan ilçeler içinde, gelişmişlik bakımından 4. grupta yer almaktadır. İlçe 19.yy'ın ilk yarısında yoğun olarak gerçekleşen Kafkas göçleri, 93 harbi göçleri, Fırka-i Islahiye'nin gerçekleştirdiği göç ve iskânlara bağlı olarak, yüzyılın ikinci yarısında (1861) nüfusun artması ile nahiye iken, kaza haline getirilmiştir. Jeomorfolojik olarak Tahtalı dağları ve uzantıları ile Aygörmez dağları ve Hınzır dağından oluşan dağlık alanlar; Uzunyayla, Orta Zamantı havzası ve Çörümşek havzalarında yer alan plato sahaları, Pınarbaşı ve Bahçelik ovaları başta olmak üzere irili ufaklı ovalar ile Zamantı ve kollarının açtığı vadiler-vadi tabanları genel morfolojik görünümü oluşturmaktadır. Sahada jeolojik olarak ise Miyosen yaşlı konglomera-kireçtaşları ile Mesozoik yaşlı ofiyolit ve peridotitlerin yanı sıra farklı yaşlara ait kalker arazileri ve Kuvaterner yaşlı alüvyal araziler görülmektedir. Mevcut jeolojik yapı ilçenin genel jeomorfolojik yapısının bir "gölyeri ovası" olarak ortaya çıkmasında etkili olmuştur. İlçede İç Anadolu'nun yarı kurak iklimi ile Doğu Anadolu'nun şiddetli karasal iklimi arasında geçiş gösteren bir iklim söz konusudur. Buna bağlı olarak doğal bitki örtüsü step formasyonu ve step formasyonuna dağlık alanlarda eşlik eden meşe-ardıç birliklerinden oluşmaktadır. Hidrografik özelliklerinden ilk olarak, Zamantı nehri ve kollarının oluşturduğu drenaj ağı ön plana çıkmaktadır. Ayrıca jeolojik yapının etkisiyle kaynak sularının fazlalılığı dikkat çekmektedir. Sahada Bahçelik baraj gölünün yanı sıra, 4 adet sulama göleti bulunmaktadır. Farklı toprak türleri görülmesine rağmen, önemli toprak türlerini kahverengi topraklar, rendzinalar (kireçli topraklar) ve alüvyal topraklar oluşturmaktadır. İlçedeki nüfusun gelişimi 5 aşamaya ayrılabilir. Bunlar; 1527-1563; I. dinamik nüfus artışı, 1563-1730; I. dinamik Nüfus Kaybı, 1945-1955; idari sınır değişikliklerine bağlı azalma, 1955-1985 durağan nüfus artışı, 1985-2015; II. dinamik nüfus kaybı dönemleridir. İlçenin en önemli problemi, nüfus tutma becerisini yitirmesidir. Bu nedenle hem köylerde, hem de ilçe merkezinde küçülme eğilimi devam etmektedir. Sahanın iktisadi yapısı nedeniyle, köy yerleşmelerine çok sayıda ağıl ve yayla yerleşmesi eşlik etmektedir. Özellikle engebeli ve geniş yüzölçümlü köylerde bunlara mezraalar da dâhil olmaktadır. Araştırma alanına genel olarak bakıldığında monoton görünen morfolojik yapısı detayda incelendiğinde çeşitlilik göstermekte, bu durum yerleşmelerin tipolojilerini, morfolojilerini ve diğer yapısal özelliklerini etkilediği görülmektedir. Meskenler ve eklentileri sahadaki hâkim tarım ve hayvancılık yapısına bağlı olarak şekillenmiştir. İlçe merkezi, nüfusunun azalmasıyla günümüzde, artık orta büyüklükte bir kasaba görünümü sergilemektedir. Ülkemizdeki tarımsal nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu ilçelerden biri olan Pınarbaşı ilçesinde ekme-dikme faaliyetlerine, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık faaliyetleri eşlik etmektedir. İlçede yerleşik ailelerin büyük bir kısmı, tarım ve hayvancılığı birlikte yapmaktadır. Ayrıca madencilik, arıcılık ve alabalık yetiştiriciliği diğer önemli iktisadi faaliyetleri oluşturmaktadır. Geçmişte en önemli iktisadi faaliyetlerden birini oluşturan madencilik faaliyetleri günümüzde az sayıda faaliyet gösteren madencilik firmaları nedeniyle önemini yitirmektedir. Sadece ilçe merkezinde yer alan küçük çaplı sanayi tesisleri sahanın gerçek potansiyelini yansıtmaktan çok uzaktır. İlçenin tarihi yerleri ve doğal güzellikleri önemli bir turizm potansiyeli sunmaktadır. Ancak bu değerler çeşitli nedenlerle atıl durumdadır. Ticari ürünlerini ise tahıllar, hayvancılık ürünleri ile giderek azalan madenler oluşturmaktadır.
Doğanyol İlçesi'nin (Malatya) beşeri ve iktisadi coğrafyası
Doğanyol İlçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Doğanyol'un kuzeyinde Elazığ'ın Sivrice İlçesi, doğusunda Diyarbakır'ın Çüngüş İlçesi, güney ve batıda ise Pütürge İlçesi yer alır. Doğanyol, Güneydoğu Toros dağ kuşağının batı kesiminde, bölgeye hakim engebeli ve eğim derecesi yüksek bir arazinin yamaçlarında eski bir birikinti yelpazesinin kök bölümüne kurulmuştur. İlçenin güney ve doğu kesimini topoğrafyanın arızalı olduğu eğim ve yükseltinin fazla olduğu engebeli dağlık bölge oluştururken, kuzey ve batı kesimini ise yörenin başlıca tarım alanları durumunda olan ve tarımda sulama imkânlarının olduğu düz araziler oluşturmaktadır. Araştırma sahası, üç tarafı Fırat üzerine kurulu Karakaya baraj gölü ile çevrili olmasından dolayı bir yarım ada görünümü arz etmektedir. Araştırma sahamızın en yüksek jeomorfolojik birimi 2397 metre yüksekliğindeki Ulubaba Dağıdır. Karasal bir iklimin hüküm sürdüğü Doğanyol'da kışları Karakaya Baraj gölüne yakın yerlerde daha çok Akdeniz-Karasal iklim özelliğinden kaynaklanan yumuşak bir iklim hakimdir. Kar yağışının yoğun görüldüğü iç kesimlerdeki engebeli ve yüksek yerlerde ise kışlar soğuk ve çetin geçer. Yazlar sıcak ve kuraktır. Araştırma sahasında yıllık ortalama sıcaklık 15 °C, yıllık ortalama yağış 518.7 mm.dir. Klimatik bakımından toprak sınıfındaki zonal topraklar geniş yer almaktadır. İlçe orman bakımından zengin değildir fakat engebenin ve yükseltinin olduğu yerlerde meşe, düz ve sulak yerlerde ise kavak ve söğüt ağaçları ile kayısı ağaçları dağılış göstermektedir. 1990 yılında ilçe olan Doğanyol'un 14 köyü ve bu köylere bağlı 24 mezrası mevcuttur. Sahada 2015 yılı nüfus sayımına göre nüfus 4196 kişi olup, bu nüfusun 1452'si ilçe merkezinde 2744'ü ise köylerde yaşamaktadır. Araştırma sahasında, ekonomik nedenlerden dolayı başta İstanbul olmak üzere Malatya ve diğer illere yapılan göç nedeniyle her geçen yıl nüfus azalmaktadır. İlçe merkezi ekonomisi küçük esnaflık ve bağ-bahçe tarımı ile kayısı üretimini kapsamaktadır. Kırsal kesiminde ise baraj gölüne yakın düz arazilerde kayısı ve nar üretimi başta olmak üzere meyve yetiştiriciliği hakimken elverişsiz topoğrafya ve iklim koşullarının etkili olduğu yerlerde ise hayvancılık ilk sırayı almaktadır. Arıcılık ise son yıllarda önem kazanan bir başka ekonomik faaliyet olarak yer alır. Doğanyol sonuç itibariyle olumsuz doğal çevre şartlarının ağırlık kazandığı bir yöre olması nedeniyle ekonomik faaliyetleri sınırlı ve bundan dolayı gelişme durumunun çok yavaş olduğu sosyo-ekonomik yönden ülkenin geri kalmış yerlerinden biri konumundadır.
Pütürge ilçesinin (Malatya) beşeri ve ekonomik coğrafyası
Pütürge İlçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde, Malatya İli'nin güneydoğu sınırları içerisinde yer almaktadır. Yüzölçümü 1181 km²'dir. İlçe, Güneydoğu Toros dağ kuşağında, Malatya ovaları ile Adıyaman platosu arasında yer alan yüksek sahada kurulmuştur. Dağlık alanlar, platolar, vadiler ana jeomorfolojik birimleri oluştururlar. Şiro Çayı ve Karakaya Baraj Gölü, Pütürge'nin en önemli hidrografik unsurlarıdır. İlçe yıllık ortalama 12,4 °C sıcaklık değerine sahiptir. Pütürge, morfografyasından kaynaklanan nedenlerle, Akdeniz-Karasal geçiş iklimi özelliği kazanmıştır.2010 yılı nüfus sayımına göre, Pütürge'de İlçesi'nde, köylerde 17.634 kişi, ilçe merkezinde 2628 kişi olmak üzere, toplam 20.262 kişi yaşamaktadır. Pütürge nüfusu yıllar itibariyle genel olarak azalış göstermektedir. İlçe, özellikle 1950'li yıllardan itibaren, başta İstanbul olmak üzere, büyük kentlere sürekli olarak göç vermektedir. İlçe nüfusunun % 52,2'si kadın, % 47,8'i erkek nüfus oluşturmaktadır.Pütürge, 1892 yılında ilçe statüsü kazanmış ve yerleşme sayıları o tarihten günümüze artış göstermiştir. Günümüzde Pütürge İlçesi'nin 64 köy ve 1 kasaba yerleşmesi bulunmaktadır. 3 yerleşim biriminde belediye örgütlenmesine sahiptir. Yerleşim dokusu genel olarak dağınıktır. İlçede yerleşim birimleri yaklaşık olarak 700 m. ile 1700 m. yükseltileri arasında dağılış göstermektedir. Meskenlerin geleneksel yapı malzemesi taştır. Ancak son yıllarda tuğla yaygınlaşmaktadır.İlçenin ana ekonomik faaliyet türü tarımdır. Kayısıcılık son yıllarda gelişmektedir. Tahıl ve yem bitkileri diğer bitkisel üretimlerdir. Hayvancılık ve yaylacılık faaliyeti geçmiş dönemlere göre önemini yitirmektedir. Ancak son yıllarda ahır hayvancılığı ve arıcılığa yöneliş görülmektedir. Tarımsal üretim daha çok aile ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Pütürge ilçesinde tarım dışı ekonomik faaliyet türleri yeterince gelişmemiştir.Pütürge İlçesi'nin en önemli turizm değerleri Nemrut anıtları ve doğal varlıklarıdır. Ayrıca Pütürge önemli bir organik tarım potansiyeline sahiptir. Ancak çok çeşitli nedenlerle mevcut ekonomik potansiyeller değerlendirilememektedir. Bütünsel bir yaklaşımla, Pütürge İlçesi için organik tarım ve turizme dayalı bir kırsal kalkınma modeli oluşturulabilir.Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Malatya, Pütürge, Fırat Nehri, Karakaya Baraj Gölü, Şiro Çayı, Nemrut Dağı, Kırsal Kalkınma
Tut (Adıyaman) ilçesi'nin beşeri ve ekonomik coğrafyası
Tut, Güneydoğu Torosların eteğinde kurulmuş, geçmişi 300-400 yıla dayanan bir yerleşim merkezidir. Güney ve Batı sınırı Göksu Çayı, doğu sınırı ise Şepker çayı ile çevrilidir. Tut 1954 yılına kadar köy, 1954 yılında bucak, 1990 yılında ise ilçe olmuştur. Besni İlçesinin kuzeyinde yer alan Tut 1990 yılında Besni İlçesi'nden ayrılarak yeni oluşturulmuştur. Kuzeyde Malatya İli'nin Doğanşehir İlçesi, doğuda Merkez İlçe, batıda Gölbaşı ve güneyde Besni İlçesi ile çevrilidir. Kamu kurum ve kuruluşları 1990 yılından sonra teşkilatlanmıştır. İlçeye bağlı 14 köy bulunmaktadır. İlçe merkezinde iyi bir imar uygulamasının yapılmaması nedeniyle sağlıklı bir yapılaşma sağlanamamıştır. Bu nedenle konutlar az olan tarım arazileri üzerine inşa edilmeye başlamıştır. Eski yapıların birçoğu taş ve kerpiç gibi toprak malzemelerden yapılmış olduğu için oturmaya elverişli değildir. Buna bağlı olarak özellikle son yıllarda ilçe genelinde betonarme binaların sayısı artmaktadır.İlçede kırsal yerleşmeler nüfusun çoğunluğunu barındırmaktadır. Birçok kır yerleşmesi sahadaki iktisadi faaliyetlere bağlı olarak meydana gelmiştir. Araştırma sahasındaki yerleşmelerin çoğu toplu ve daimi yerleşmelerden oluşmaktadır. Bu yerleşmeler büyümeye devam etmektedir. Yerleşmeler fiziki unsurların etkisiyle oluşmuş çeşitli birimler üzerinde yer almaktadır.İlçedeki geleneksel yapı ekonomik gelişmeye paralel bir değişme süreci içindedir. Çoğu kez modern ve geleneksel hayat tarzını bir arada görmek mümkündür. Kırsal hayat nakliyede motorlu araçlara ek olarak hayvan kullanımını da gerekli kılar. Toprak işlemede ise makineli tarım geleneksel toprak işleme yöntemini henüz ortadan kaldırmamıştır. İlçede yurtdışına işçi olarak çalışmaya gidenlerin sayısı oldukça fazladır. Tarım alanları az ve sanayi kuruluşu bulunmamaktadır. Gençlerin birçoğu özellikle yazın Mersin ve Adana gibi illere çalışmaya gitmektedir. Bu illerle ticari, ekonomik ve sosyal ilişkiler, ileri düzeyde gelişmiştir.İlçedeki yerleşmelerdeki hâkim iktisadi faaliyet tarımdır, hayvancılık oldukça az olup, hizmet sektörü ilçe merkezi dışında yok denecek kadar azdır.Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Şehir, Göç, Tut, Adıyaman, Kırsal