İcra
Bu konu başlığı altında 86 tez
Yalçın Tura viyolonsel konçertosunun müzik formu ve icra teknikleri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Yalçın Tura'nın viyolonsel konçertosunu müzik formu ve viyolonsel çalım teknikleri açısından inceleyerek eseri yorumlamak isteyen viyolonselciler, viyolonsel eğitimcileri ve araştırmacılar için eser ve bestecisi hakkında bilgi sunmaktır. Yapılan literatür taramasında Türk viyolonsel repertuvarında önemli bir yere sahip olan bu konçertonun daha önce akademik olarak incelenmediği görülmüştür. Yöntem olarak nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi ve görüşme teknikleri kullanılmıştır. İlk olarak eserin bestecisi ve eseri daha önce yorumlayan iki viyolonselci ile görüşmeler yapılmış, elde edilen veriler betimsel olarak yorumlanmıştır. Ardından eserin piyano ve orkestra eşlikli notalarına ulaşılmış, doküman olarak bu notalar ele alınmıştır. Doküman inceleme kriterleri olarak ise eserin form özellikleri, modal özellikleri, stil özellikleri ve kullanılan viyolonsel çalım teknikleri belirlenmiştir. Bu kriterlere göre analizler yapılıp yorumlanmıştır. Ekte eserin piyano eşlik notası üzerinde form özellikleri gösterilmiştir.
İcra hukukunda tarafta iradî değişiklik
Bir davanın ya da bir icra takibinin tarafında kanundan doğan sebeplerle değişiklik ortaya çıkabilir. Bununla birlikte bir davanın taraflarında Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 124 hükmü uyarınca iradî değişiklik yapılabilmesi de mümkündür. Bu değişiklik ya HMK m. 124/1'e göre karşı tarafın açık rızasına dayanılarak yapılabilir ya da HMK m. 124/3-4'e göre maddi hata, dürüstlük kuralına aykırı olmayan ya da kabul edilebilir bir yanılgı sebebiyle tarafın gösterilmesinde bir yanlışlık yapılmışsa hâkimin kabulü sonucunda yapılabilir. İcra hukukunda ise bir icra takibinde ya da icra hukukuna özgü başvuru yollarında tarafta iradî değişiklik yapılabileceğine ilişkin İcra ve İflas Kanunu'nda bir hüküm veya atıf bulunmamaktadır. Ancak uygulamada sıkça takibin tarafının da yanlış gösterilmesiyle karşılaşılmaktadır. Çalışmada söz konusu hükmün takipler ve takiple bağlantılı icra hukuku prosedürü içerisinde yer alan başvuru yolları bakımından uygulanıp uygulanamayacağı öğreti ve Yargı kararları ışığında değerlendirilmekte, uygulama sınırları ile hüküm ve sonuçları belirlenmektedir.
TRT repertuvarı sözsüz eserler özelinde Aydın yöresi zeybeklerinin dilsiz kaval çalgısına uyarlanması
Dilsiz kaval çalgısı, Anadolu'nun birçok bölgesinde ve farklı coğrafyalarında yaygın olarak kullanılan "kaval ailesi" çalgılarının en önemli üyesidir. Bu çalgı; kendine has ses rengi, tavrı, icra tekniği ve ses sahası olarak önemli bir yapıya sahiptir. Dilsiz kaval, Türk müziği konservatuvarlarında çalgı eğitimi müfredatına alındıktan sonra birçok zorlukla karşılaşılmıştır. Özellikle belli bir metodik temele sahip olmamasından dolayı, "ustadan çırağa" yöntemi ile öğrenilmeye başlanmış ve bu yöntemle ilerletilmeye çalışılmıştır. Ancak bu yöntem geliştirilmeye çalışılsa da akademik ve sistematik bir temele oturtulamamıştır. İlerleyen zamanlarda bu çalgıyla alakalı akademik çalışmalar yapılmış ve metotlar yazılmıştır. Bu çalışmalar sayesinde icra notasyonunun yanı sıra müzik terimlerinin ve nüans işaretlerinin de önemi ortaya çıkmıştır. Şimdiye kadar akademik çalışmalarda müzik literatüründeki bazı terim ve nüans işaretleri kullanılmış olsa da yöresel icra farklılıklarından dolayı bu terim ve işaretler, dilsiz kaval icrasını tam anlamıyla yansıtamamıştır. Netice itibariyle dilsiz kaval icrasında yöresel özellikleri, icra tekniğini ve nüans farklılıklarını yansıtabilecek bir icra notasyonuna ihtiyaç vardır. Bu bağlamda yeni müzik terimlerinin ve nüans işaretlerinin halk müziğimize kazandırılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Dilsiz kaval icra notasyonunda kullanılacak terim ve işaretler için sistematik bir yapı oluşturulması ve bunun akademik anlamda kabul görmesi gerekmektedir. Bu çalışmada dilsiz kavalın tavrını, karakterini ve icra tekniğini tam anlamıyla ifade edecek bir notasyon sistemi oluşturulmak istenmiştir. Bu notasyon sistemini oluştururken TRT Türk halk müziği repertuvar arşivinde bulunan Aydın yöresine ait yirmi adet sözsüz zeybek eseri üzerinde çalışılmıştır. Ancak çalışma sırasında yirmi eserden dilsiz kavalın tavrını, karakteristik özelliği ve icra tekniğini yansıtacak yedi eser tespit edilmiştir. Bu çalışmanın hedefi, Aydın yöresine ait yedi sözsüz zeybek eseri üzerinden zeybek tavrının karakteristik özelliğini dilsiz kavala uyarlamak ve dilsiz kavala uygun bir icra notasyonu geliştirerek zeybek tavrının özelliklerini yansıtmaktır.
İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde bir kadın figürü: Safiye Ayla
Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet'e geçiş, Türkiye tarihi açısından önemli bir dönemi işaret etmektedir. Bu dönemde meydana gelen sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerle toplumun anlayış biçimi ve paralelinde yaşayış şekli de değişikliklere sahne olmuştur. Bu dönemde kadınların özgürleşmesi ve toplumsal alanlarda görünür olmaya başlaması ile kadınlar müzik ve sahne sanatlarında da kendilerini gerçekleştirmeye olanak tanıyan bir ortamı yakalayabilmişlerdir. Bu tez çalışması ile plağa okuyan müslüman ve Türk ilk kadın icracılar arasında yer alan, bu geçiş döneminin sembol kadın icracılarından Safiye Ayla özelinde Türk müziğinde kadın figürü açısından Osmanlı'dan Cumhuriyet Türkiyesi'ne, tarihsel ve biyografik bir bakış gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Klasik Türk müziği alanında icracı ve yetkin kişilerin görüşlerine yer verilerek, klasik Türk müziğinde üslup ve tavır kavramları tanımlanmaya çalışılmıştır. Klasik Türk müziğinde icracının yorum özelliklerini, üslubunu ortaya koymamızda yol gösterici olan yorum unsurları ele alınarak, ses icrasında sıkça kullanılan süslemeler anlatılmıştır. Safiye Ayla ve döneminde meşk etmiş klasik Türk müziği alanına bu anlamda katkı sağlayan sanatkârlarla röportajlar yapılmış, Ayla'nın sanat hayatına dair bilgiler aktarılmıştır. Araştırmacı yazar Murat Bardakçı "Safiye" adlı biyografik kitabında Ayla'nın sanat hayatını dört ana başlık altında değerlendirmiş ve bu dönemsel bölümlenme çalışmamızın sınırlılıklarını belirlemiştir. Ayla icralarına dönemsel açıdan yaklaşılmış, bu dönemlerde Safiye Ayla üslubunu ortaya koyacak, O'nunla özdeşleşmiş eserler seçilerek, icra kayıtları notaya alınmış, Safiye Ayla üslubuna klasik Türk müziği yorum unsurları çerçevesinde açıklık getirmek amaçlanmıştır. Bu çalışma bir dikte çalışmasından ziyade, icra analiz çalışmasıdır. Klasik Türk müziğinde icra ve Safiye Ayla'nın konu edildiği diğer araştırmalardan farklı olarak, Safiye Ayla üslubu, dönemsel farklılık gösteren icra kayıtları üzerinden ele alınarak, Ayla'ya ait üslup özelliklerine açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Bu anlamda bu tez çalışmasının alanda klasik Türk müziği icrası ve Safiye Ayla'ya dair yapılacak diğer çalışmalara kaynak teşkil edeceği ve klasik Türk müziği icracılarına ışık tutacağı düşünülmektedir.
A comparative examination of tar performance and repertoire in TRT and Ministry of Culture institutions
In this study, it was focused on evaluating the usage process, performance and features of the tar instrument in the THM choirs of the Ministry of Culture and TRT, which has become a school for folk music performance in Turkey, has adopted traditional forms of performance as a principle and has been working in this direction for many years , as well as determining its similarities and differences. In addition to the findings obtained with this understanding, it is aimed to perform execution analyses of 6 works determined from various publications and to arrange the analyzed works for one semester teaching at Ege University DTMK. In the fourth chapter, the existence of the instrument in the historical process, its change and development, as well as the kinds of instruments that are considered similar, even though they contain different fields and qualities, are discussed. Later, Esadoğlu and Vekilov's work on the instrument and its use in Azerbaijani music were mentioned, and finally, his arrival in Turkey, his first use, structure and characteristics on the Istanbul radio were mentioned. In the fifth section, the establishment, working principles and the process of using the Tar instrument in the ensembles of the Ministry of Culture State THM Choirs, which are planned in accordance with the music policies of the Republic period in Turkey and the Turkish THM ensembles, which are formed with a new understanding, are discussed. In the last section, data on tar performance and repertoire in TRT and Ministry of Culture THM choirs were transferred separately and new findings were determined and evaluated by comparing similarities and differences. After that, 6 works selected from various publications, 3 of which belong to TRT and 3 of which belong to the Ministry of Culture THM choirs, were analysed by taking notes and arranged for one semester teaching at Ege University DTMK. Key words: Tar, Executive, Repertory, TRT, Ministry of Culture
Türk Halk Müziği korolarında nota disiplini çerçevesinde kabak kemane icrası üzerine bir inceleme
Bu çalışmada, Geleneksel Türk Halk Müziği icrasında kullanılan kabak kemanenin, günümüz THM korolarındaki yeri ve icrası incelenmiştir. Kabak kemanenin kökenin Orta Asya'ya dayandığı, Türklerin ilk çalgısı olarak düşünülen kopuzun, yay ile çalınması düşüncesiyle oklu kopuz (ıklığ) dan esinlenilerek yapılıp icra edildiği düşünülmektedir. Anadolu coğrafyasında özellikle Güneybatı Anadolu'da konar göçerlerin müzik geleneklerinde icra etmiş oldukları kabak kemanenin tarihsel gelişim süreci, kelime anlamı, yapısı, yapımı, ülkemizdeki alan araştırmalarındaki yerine değinilmiş, kabak kemane hakkında genel bilgiler verilmiştir. Günümüz THM koro icraları, tarihsel olarak incelendiğinde Cumhuriyet Dönemi sonrası yayınlanmaya başlanan, özellikle 1946 yılında kurulmuş olan Yurttan Sesler topluluğunun kuruluşuna dayanmaktadır. Yurttan Sesler Topluluğu oluşumu, içerisinde yöre türkülerinin icra edildiği, solist ve enstrümanların bir arada bulunduğu koral yapılanmanın ilk örneği olarak düşünülebilir. Günümüz amatör, profesyonel Türk Halk Müziği koroları, Yurttan Sesler'in oluşumuyla başlanan çalışma sistemi çerçevesinde icra edilmektedir. Korolarda icrasal bütünlüğün sağlanabilmesi için gerekli olan çalgısal oturtum, nota disiplini, akord vb. özellikler günümüz koro icralarında uyulması gereken kurallar olarak düşünülmektedir. 1950'li yıllar itibariyle topluluk içerisinde yer almaya başlayan kabak kemane bu unsurlar çerçevesinde icra edilmeye başlanmıştır. Çalışmada günümüz Türk Halk Müziği Koro icralarında kabak kemanenin icrasal özelliklerine değinilmiş, özellikle nota disiplini çerçevesinde icrası açıklanmaya çalışılmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu konserinde icra edilmiş olan türküler notaya alınarak, orkestrasyon, kabak kemanenin ne şekilde icra edilmesi gerektiği yazılan notalar üzerinde belirtilmiştir. Yapılmış olan çalışma günümüz Türk Halk Müziği Koroları' ndaki kabak kemane icralarına örnek teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Kabak Kemane, Koro, İcra, THM, Yöre
TRT Türk Halk Müziği repertuvarında bulunan sözsüz 10 Azerbaycan eserinin bağlama ile icrasının incelenmesi
Haliç Üniversitesi Türk Müziği Bölümü, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü'nde hazırlanmış olan bu Yüksek Lisans Tezinde "TRT Türk Halk Müziği Repertuvarında Bulunan Sözsüz 10 Azerbaycan Eserinin Bağlama ile İcrası" incelenmiştir. Yapılan çalışmada, Türkiye'de ve Azerbaycan'da halk müziği kültürü, Türk halk müziğinde bağlama ve Azerbaycan eserlerinin bağlama ile icrası ve TRT Türk halk müziği repertuvarında bulunan sözsüz 10 Azerbaycan eserinin icra analizi başlıklarıyla konular ele alınmıştır. Halk müziğinde bir çok yöresel tavırda olduğu gibi Azerbaycan müziğinin icrasında da farklı enstrümanlarla icra edilmiş olan melodilerin bağlamaya uyarlanması sonucunda bir icra biçimi oluşmuştur. Genellikle bu uyarlamalar Azerbaycan halk çalgıları olan tar, kemança, balaban, aşık sazı gibi çalgılardan alınmıştır. Azerbaycan eserlerinin zengin müzikal yapısı ve icra biçimi bağlamaya uyarlandığında; ortaya çıkan tezene kalıpları, ritmik ve melodik varyasyonlar, nüanslar bağlama icrasına büyük katkı sağlamaktadır. TRT repertuvarından seçilen sözsüz 10 eserin bağlamaya uyarlanması ve icra analizleri yapılmıştır. Eserler bağlama alanında uzman icracıların video ve ses kayıtlarından faydalanılarak nüanslar ve icra özelliklerine göre yeniden notaya alınmıştır. En çok kullanılan tezene kalıpları ve nüanslar tespit edilerek icra analizi yapılmıştır. Çalışmaya Azerbaycan halk müziğinin özellikleri ve icra şekli ile ilgili akademik çalışmalar, tezler ve makaleler incelenerek başlanmıştır. Daha sonrasında Azerbaycan eserlerinin bağlama ile icrası araştırılıp, uzman kişiler ile kişisel görüşmeler yapılmıştır.
Sözlü klasik Türk musikisinde eser analizinden hareketle solistik icra için öneriler
Sözlü Türk musikisi eserlerinin icralarında, üslup ve tavrın yerinde olduğu icraya ulaşmak için, kabul görmüş usta ses icracılarını örnek almanın yanında, eserlerin kimliğine yaklaşmanın, eseri tanımanın, eseri oluşturan tüm beste unsurlarını irdelemenin de iyi bir icra için fikir vereceği tartışılmaz bir gerçektir. Bunun yanında bugün, usta icracıların ses kayıtlarına ulaşılamayan birçok eser de arşivlerde mevcuttur. İcracı, bu eserlerin dinleyiciye ulaşmasında bir köprü rolündedir. Bu çalışmada eserleri tanımak için, bestecilerinin eseri bestelerken neyi düşünmüş olabilecekleri, çalışılmıştır. Kabul görmüş ses sanatçılarının da eseri yorumlarken, bestecisinin düşüncelerini analiz ederek icralarını gerçekleştirdikleri düşünülmüştür. Eserler seçilirken, iki ayrı dönemin ünlü şarkı bestekârları ve onların şarkı besteleri tercih edilmiştir. 19. yüzyıl için Hacı Ârif Bey'den ve 20. yüzyıl için de Selahattin Pınar'dan örnekler seçilmiştir. Dönemlerinin en ünlü isimlerinden olan bu bestekârların eserlerinden seçilen birer örnek, nim klasik dönem ile modern dönemde bestenin şiire göre gelişmelerinin gözlemlenmesiyle kıyaslanmıştır. Çalışmada Hacı Ârif Bey'in örnek eseri güfte, form, melodi ve ritim başlıklarında ayrı ayrı incelenip, bu konulardaki mukayeseyle en çok tercih edilebilecek icra şekline ulaşılmaya çalışılmıştır. Selahattin Pınar'ın örnek eserinde ise form, melodi ve ritmin güfteye yansıması incelenmiş, bunların sonucunda üslup ve tavrın gerektirdiği en uygun icraya ulaşılmaya çalışılmıştır. Eser analizi yapabilecek donanıma sahip icracıların, örnek alınan usta icracıların kayıtlarının dışında, bu çalışmadaki gibi bir analizle yeni yorumlara ulaşmaları amaçlanmıştır.
Kırşehir yöresi mahalli sanatçılarından Muharrem Ertaş ile Çekiç'nin icra özelliklerinin incelenmesi
Türk Halk Müziği geleneksel bir şekilde, ustadan çırağa, kulaktan kulağa, meşk usulüyle aktarılma geleneğine sahip olan bir müzik türüdür. Kırşehir yöresinin müzik kültürü ele alındığı bu çalışmada,THM'nin bu gelenekselliği göz önünde bulundurularak bir yol izlenmiştir. İlk bölümde THM ile ilgili temel bilgilerin yanısıra, geleneği besleyen alan bilgileri de ele alınmıştır. İkinci bölümde Kırşehirli Muharrem Ertaş incelenmiş ve sanatçı kişiliği aktarılmıştır. Üçüncü bölümde Kırşehirli Çekiç Ali'nin hayatı ve sanatçı kişiliği incelenerek eserleri aktarılmıştır. Dördüncü bölümde her iki sanatçının araştırmamız için belirlediğimiz beşer eseri incelenerek aktarılmıştır. Yine bu bölümde yöre sanatçılarının aralarındaki en önemli farklardan bahsedilmiştir. Son olarak sonuç bölümündeyse, yapılan bu çalışmanın niteliği aktarılmıştır. Buna göre yapılan bu araştırma THM için yeni bir belge niteliği taşımaktadır.
Türk musikisi icrâsında "Münir Nurettin Selçuk" un tavır ve üslûp farkı
Bu tezde, Türk mûsıkîsi icrâsına reform getiren Münir Nurettin Selçuk'un tavır ve üslûp farkı incelenmiştir. Çalışmanın başında, öncelikle, kendine has özellikleri bulunan Türk müziğine genel bir bakışla gelişim evreleri, eser formları, meşk sistemi ve icrâ toplulukları hakkında bilgi verilerek; Türk ve batı müziği, yapıları ve ses sistemleri açısından karşılaştırılmıştır. Çalışmanın devamında ise Cumhuriyet döneminde Türk müziğinin durumu incelenmiştir. Münir Nurettin Selçuk'un erken yaştan itibaren aldığı güçlü Türk müziği eğitimine, batı müziğinin gelişmiş ses ve nefes tekniklerini adapte etmesi sonucu ortaya koyduğu uslûp ve tavırla eriştiği kapasitenin; Türk müziği icrâsında açtığı devir ve sonunda kendi adını alan ekolün oluşum süreçleri tespit edilerek ortaya konmuştur. Bu tespitte; kapsamlı kaynak taraması sonucu, Münir Nurettin Selçuk'la yapılmış röportajlardan, sanatı hakkında söylenmiş, yazılmış ifadelerden yararlanılmış; ayrıca alan çalışması olarak hayatta olan öğrencileri, yakınları ve Türk müziğinde söz sahibi olmuş kişilerle söyleşiler yapılmıştır. Münir Nurettin'in şan eğitimi öncesi ve sonrası ses kayıtları taranmış, iki eser seçilerek, notaya alınmış ve analiz edilerek, icrâsında, eğitim öncesi ve sonrası teknik farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada; son olarak, Münir Nurettin Selçuk'un oluşturduğu ekolde Türk müziği ses sanatkârı yetiştirilmesi ve günümüz icrâcılarına etkisi incelenmiştir. Derlenen bilgiler ve yapılan tespitlerle, zengin ekler ve kaynak bölümleriyle, tezin, günümüz ve gelecek nesiller için geniş bir bakış açısıyla oluşturulmuş temel bir kaynak olması hedeflenmiştir.
Amik Ovası ve Barak ovasında icra edilen barak havalarının icra ve üslup özelliklerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Türk halk müziğinin önemli unsurlarından biri olan uzun hava geleneğine ait Barak ağzı uzun havalarının bölgesel olarak karşılaştırılması ve incelenmesidir. Bu bağlamda Amik ovası ile Barak ovasında icra edilen Barak ağzı uzun havalarının icra ve üslup özellikleri incelendikten sonra elde edilen benzerlikler ve farklılıklar ile ilgili detaylı bir değerlendirme yapılmıştır.
Türk halk müziği ritmik yapılarının bendir ile icrasında dizüstü çalım tekniği
"Türk Halk Müziği Ritmik Yapılarının Bendir ile İcrasında Dizüstü Çalım Tekniği" adlı yüksek lisans tezinde, Türk Halk Müziği (THM) ritimlerinin bendir ile icrası ve eğitimi konusundaki eksiklikler ve yanlışlıkların olduğu, yöresel usul özelliklerinin yeterli olarak öğretilmediği ve buna bağlı olarak unutulmaya ve kaybolmaya başladığı saptanmıştır. Bu yöresel usul özelliklerinin ve ritim kalıplarının yaşatılması ve sonraki kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Bu çalışmada, Türk Halk Müziği ritimlerinin notaya alınması ve eğitimde kullanılabilir bir kaynak haline getirilmesi amaçlanmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın yapılış nedenleri ve amacı açıklanmaktadır. THM ritmik yapılarındaki yöresel özellik ve farklılıkların önemine değinilmiştir. Konu ile ilgili yapılan alan araştırmalarında ve icracılar ile yapılan görüşmelerde, gelenekte icra edilen ritim kalıpları verilerinin, hangi yöntem ve teknikler ile toplandığı anlatılmıştır. İkinci bölümde, ritim konusu ile ilgili tanım ve terimlere yer verilmiştir. Bendir çalgısının nota yazımında kullanılacak olan, vurmalı çalgılarda kullanılan terim ve işaretler, örnek şekiller verilerek anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Türk Halk Müziği ' inde kullanılan vurmalı çalgılar tanıtılmıştır. Bu çalışmanın konusu olan, THM vurmalı çalgılarından bendir çalgısının yapısal özellikleri, çalgıyı oluşturan parçalar ve çalgının yapımı ile ilgili detaylı bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde, çalgının tutuş ve vuruş biçimleri, bendir çalgısı için kullanılan usul notası yazılışı, örneklerle detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Çalgı üzerindeki kontrolü ve hakimiyeti arttırmak için gerekli olan, teknik alıştırmalar verilmiştir. Beşinci bölümde, iki zamanlı ana usulden, otuzlu karma usule kadar THM ritmik yapıları anlatılmıştır. Bu ritmik kalıplardaki yöresel farklılık ve özellikler, türkü örnekleri ve ritim notaları verilerek gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Halk Müziği, Ritim, Bendir, Teknik
Alper Karaağaçlı'nın ud icra özellikleri
Bu tez çalışmasında günümüz ud icracılarından Alper Karaağaçlı'nın bir taksim ve bir eser üzerinden ud icra özelliklerinin incelemesi yapılmıştır. Alper Karaağaçlı'nın sağ el tekniği ve sol el tekniği incelenip bulguları yazılmıştır. İncelenen eser Reşat Aysu'nun Muhayyer Kürdi Saz Semai'sidir. Taksim ise Kemani Sebuh'un Hicazkâr Sirtosu'ndan önce yapılmış bir giriş taksimidir.Bu çalışma Alper Karaağaçlı'nın ud icrasını akademik bir ortamda incelemek, ud icrasında yeni ufuklar açmak ve ud eğitiminin gelişmesine katkıda bulunmak amacı ile hazırlanmıştır. Yapılan çalışmada video kaydından analiz yöntemi ile biçim, yapı ve melodi bakımından incelemeler yapılıp eser ve taksim hakkında bilgiler verilmiştir.
İhsan Özgen'in kemençe taksimlerinin incelenmesi ve yeni icralarda kullanılması
Bu çalışmada, kemençe sazına önemli katkılar sağlamış olan İhsan Özgen'in taksimleri, kompozisyon (form, melodi, ritim bakımından) ve icra (icra teknikleri, yorum) açısından incelenerek kullanmış olduğu kişisel motifleri, ritmik yapıları, yay teknikleri, süsleme teknikleri, makam seyir, perde, çeşni kullanımı ve kendine özgü ifade unsurları belirlenerek tavrını bilimsel analizler ile çözümlemek amaçlanmıştır. Araştırmada, literatür taraması yapılarak konuya katkıda bulunabilecek yazılı ve görsel kaynaklara ulaşılmıştır. Daha sonra ise Özgen'in taksim kayıtlarına ulaşılmış olup araştırma kapsamında incelenecek taksimler belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini Acemkürdî ve Isfahan kemençe taksimleri oluşturmaktadır. Bu taksimler ağırlaştırılarak tekrar tekrar dinlenerek en küçük detayına kadar irdelenip Finale nota yazım programı aracılığı ile notaya aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmaya konu olan taksimler cümlelere bölünerek her bir cümle ayrı ayrı analiz edilmiştir. Yapılan analizde öncelikle melodi – makam başlığı altında eserin geneline bakılmış daha sonra ise yakından bakış alt başlığı altında yapı – melodi, ritim ve icra açısından isimli başlıklar ile cümleler tek tek detaylı olarak analiz edilmiştir. Detaylı analizden sonra taksimlerin değerlendirmeleri birbirinden ayrı olarak yapılmış ve bazı elde edilen veriler tablo ve grafiklerle anlatılmıştır. En son olarak taksim icralarındaki ortak özellikler tespit edilip açıklanmıştır. Araştırmada; kaynak tarama, inceleme, yorum, karşılaştırma, istatistiksel analiz ve sözlü görüşme yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Özgen'in tavrını belirleyen özellikler somut bir şekilde ortaya konulmuş ve bu tavrın yeni icralara katkısı değerlendirilerek bazı önerilerde bulunulmuştur.
Bitlis türküleri üzerine bir inceleme
Türküler halk edebiyatının sözlü ürünleridir. Toplumu derinden etkileyen bir olay yaşandığında insanlar çalgı aletlerine sarılıp türküler yakmışlardır. Kullanılan çalgılar zaman içerisinde değişse de türküler her zaman varlığını sürdürmüştür. Nesilden nesile aktarılan türküler toplum mirasının da taşıyıcısı olmuştur. Bir topluma ait türkülere bakılarak o toplumun yaşayışına ait birçok veri elde edilebilir. Bu çalışmada TRT Türk Halk Müziği Repertuarı ve diğer kaynaklarda bulunan Bitlis yöresine ait türküler edebî açıdan incelenerek halk bilimi metotlarına göre tasnif edilmiştir. Bu zamana kadar Bitlis türkülerinin tamamını kapsayan bilimsel bir çalışma gerçekleştirilmemiştir. Çalışmanın ilk amacı Bitlis yöresine ait türkülerin tamamını kapsayan bilimsel bir çalışma yapmaktır. Bunun yanı sıra Bitlis yöresi türkülerini tasnif edip gelecekte bu konuda yapılacak çalışmalar için bir kaynak oluşturmaktır. Çalışmada TRT Repertuarı, basılı ve dijital kaynaklar taranıp sekten yedi türküye ulaşılmıştır. Çalışmada dağınık halde bulunan Bitlis yöresine ait türküler bir araya getirilmiştir. Ayrıca Bitlis türküleri özellik, şekil ve yapılarına göre tasnif edilmiştir. Çalışmanın başında Bitlis yöresine ait genel bilgiler sunulmuştur. Türküler hakkında gerekli bilgiler verilmiş, metinler sıralanmış, sözlük ve dizin çalışmasıyla tamamlanmıştır.
Kamuda çalışanların motivasyonunu etkileyen unsurlar: Adalet Bakanlığı İcra Daireleri örneği
Bu araştırma, Adalet Bakanlığı İcra Daireleri özelinde çalışanların motivasyonunu etkileyen unsurların tespit edilmesi amacıyla gerçekleştiriliştir. Bu amaçla, kamu çalışanlarının motivasyon düzeyleri (motive edici faktörler ve hijyen motivasyon faktörleri dahil) ortaya konmuş ve bu düzey ile katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, ünvanı ve görev süresi özellikleri bağlamında anlamlı bir farklılık olup olmadığı tespit edilmiştir. Bu alanda yapılan çalışmalara baktığımızda Küçük, (2007) Şanlıurfa Belediyesinde çalışanlar üzerinde yaptığı çalışmada, ücret ve iş güvenliğinin önemli bir motivasyon aracı olduğu kaydedilmiştir. Baş ve Ardıç'ın (2000) Kamu ve Vakıf Üniversitelerindeki Akademik Personelin İş Tatmin Düzeyinin Karşılaştırılması adlı çalışmasında ise vakıf üniversitesi çalışanlarının kamudakilere kıyasla daha yüksek düzeyde motivasyona sahip olduğu ortaya konmuştur. Çıkrak'ın (2018) kadın öğretmenlerin motivasyonuna etki eden faktörleri tespit ettiği çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojiden yararlanılmıştır. Motivasyon, iş tatmini ile ilişkili bir kavramdır ve iş tatmini üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır. Özellikle motivasyon sağlamak için kullanılan çeşitli araç ve yöntemler çalışanların iş tatmin düzeylerinin artmasına da olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada ise öncelikle, motivasyon ve iş tatmini kavramları incelenmiştir. Bununla birlikte motivasyon ve iş tatmini ilişkisi üzerinde durulmuştur. Motivasyon sağlayıcı bazı araç ve yöntemler de açıklanarak konu ile ilgili olarak hizmet sektöründe yer alan bir işletmede iş tatmin düzeyi ölçümünü amaçlayan bir alan araştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, iş tatmini, Kamu
Tarihsel süreç içinde mevlid icrası
Coğrafyamızda yaklaşık 600 yıldır icra edilen ve köklü bir gelenek haline gelen Süleyman Çelebi'nin Vesiletü'n Necât isimli eseri birçok insanın özel günlerinde icra ettiği/ettirdiği bir eserdir. Bu eserin yanı sıra farklı mevlidler yazılmış olsa da en çok icra edilen ve mevlid denince akla gelen ilk eser bu "mevlid" olmuştur. Elimizde bulunan mevlid mecmualarında mevlidhanların icraları sırasında okuyacakları beyitleri hangi makamda okuyacaklarını hatırlamaları hususunda yardımcı olacak makam isimleri not alınmıştır. İncelemeye konu olan 7 mecmuanın birbiriyle tutarlılığı, mevlidin doğaçlama olarak icra ediliyor olmasına rağmen genel olarak ustadan çırağa üslup ve makamsal yapı açısından güçlü bir biçimde aktarıldığını göstermektedir. Günümüz mevlidhanlarının icralarının ezgisel ve makamsal açıdan tek tipleşmesinden dolayı, geleneğin anlaşılıp günümüz icralarına ezgisel ve makamsal zenginlik açısından katkı sağlaması büyük önem arz etmesi ve bu alandaki çalışmaların azlığı yazarın konuyu çalışma isteğini artırmıştır. Ele aldığımız 7 mecmuanın birbirleriyle kıyaslanmasının yanı sıra Kâni Karaca (1930-2004) ve Hafız Mecid Sesigür'ün (1903-1962) ulaşılabilen mevlid kayıtlarının transkripsiyonu yapılıp, "ezgi çekirdekleri" temelli analiz yöntemiyle makamlarını tespit edip, 7 mecmua ve iki son dönem icracının tamamının bir tabloda kıyaslanarak mevlid icrasının nazari açıdan yaklaşık 300 yıl içerisindeki değişiminin tespiti amaçlanmıştır. Bu tespit: geleneğin sonraki nesillere aktarımı noktasında meşk sisteminin günümüzdeki boşluğunu doldurmaya yardımcı olacaktır.
Türk müziğinde icra-teori birliğini sağlama konusunda ana dizi etkeni
Türk Müziği eğitiminde yıllardır süregelen icra ve nazariyat arasındaki çelişki, müzik eğitimi açısından çeşitli problemlere yol açmıştır. Söz konusu uyuşmazlıkların temelini 'ana dizi, aralıklar ve perde sistemi' ile ilgili-zaman zaman birbirleriyle çelişen-çeşitli fikirler oluştur-maktadır. Türk Müziğinde icra-teori birliğini sağlama noktasında 'ana dizinin' seçiminin önemli bir etken olduğu düşünülmektedir. Bu anlamda tez kapsamında, Türk Musikîsinde yüzyıllardır kullanılagelen 17 perdeli sistemi etkin bir biçimde yansıtan ve referans sesi ola-rak La=440hz'i esas alan 'doğal do dizisinin' Rast dizisi olarak kabul edilmesi önerilmek-tedir. Böylesi bir kabulün icra alanına ve eğitim müziğine kazandırılmasının hem Türk Mü-ziği'nin evrensel platformda tanınır olması hem icra ile teori arasındaki birlikteliğin daha güçlü bir biçimde sağlanabilmesi hem de 'nota yazım sistemi' ile icra arasında bağlantının güçlendirilebilmesi adına önem arz ettiği düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Türk Müziği, ana dizi, doğal dizi, icra-teori birliği, Müzik teorisi tarihi
Eduard Tubin kontrabas konçertosu ve icrasındaki zorluk dereceleri'nin ölçümü
Estonyalı besteci Eduard Tubin'in 1948 yılında yazdığı kontrabas konçertosu, kontrabas repertuvarına büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Günümüzde kontrabas çalan müzisyenlerin repertuvarlarında yer alan ve beğenilen bu eserin, diğer kontrabas eserleri arasında; melodik yapı, teknik ve ritmik zorluk bakımından seslendirilmeye değer olduğu söylenebilir. Bu araştırmanın amacı; meydana gelen zorlukların tespitini yapmak ve bulguların yorumuyla, bazı çözüm önerilerini ortaya koymaktır. Çalışmada konçertonun icrası esnasında karşılaşılabilecek melodik, teknik ve ritmik zorlukların tespit edilmesi için alanında uzman kişilere danışılarak anket formu oluşturulmuştur. Hazırlanan anket formu, Türkiye'deki Üniversitelerin Devlet Konservatuvarlarındaki akademisyenlere ve senfoni orkestralarında yer alan kontrabas sanatçılarına dağıtılmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemidir. Veriler amaçlı örnekleme yöntemi ile incelenmiştir. Araştırma; akademisyen ve kontrabas sanatçılarının oluşturduğu, gönüllü katılan dokuz kişiyi kapsamaktadır. Cevaplar elektronik posta yolu ile elde edilmiştir. Verilerin çözümleri ve yorumları nitel araştırma yöntemlerine uygun olarak yapılmıştır. Anket sonuçlarından edinilen bulgular ışığında; esere yaklaşım ve yorumlamayla birlikte, icranın daha farklı ve güzel bir boyuta taşınması amaçlanmıştır.
Türk saz müziğinde usta icracılık
Geleneksel Türk müziği eğitimi ve öğretimi meşk sistemi ile aktarılmıştır, günümüzde de nota kullanımının yanı sıra sistematik yapısı gereği bu şekilde devam etmektedir. Gelenekte, meşk sistemi ile birlikte sözlü müzik icrası, saz müziği icrasına göre musıki mecmuaları ve usul kalıpları sayesinde daha kolay öğrenilip icra edilmiştir. Saz müziğinin öğrenim ve aktarımı ise meşk geleneğine göre tamamen hafıza unsuru ile gelişebilmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle batı notasının Türk müziğinde yer etmesiyle birlikte, saz icracılığı daha fazla ilgi görmeye başlamış, teknik zorlukları ön plana çıkan eserler bestelenmiştir. Tüm bunlar da saz icracılarında bireyselleşme olgusuna zemin hazırlamıştır. Böylelikle Batı müziğinde virtüözite olarak kullanılan kavram, Türk müziğinde usta icracı olarak karşımıza çıkmıştır. Batılı müzisyenler virtüöz tanımına sahip olmak için belirli bir metot eğitimini bitirmiş ve çeşitli kriterleri sağlamış olmak zorundadırlar. Geleneksel Türk saz müziği icracılığının Batı müziğinden bu noktada farkı, usta icracı tanımına sahip olabilmenin ön koşullarının neler olduğu, usta icracıların bu tanıma sahip olabilmek için neler yapması gerektiği, alanında usta icracı olarak adlandırılan yirmi beş uzman kişinin görüşleri doğrultusunda sonuçlanmıştır.
Piyanist Feyzi Aslangil'in müzik kimliği ve piyanonun Türk sanat müziği geleneğinde yerelleşmesi
Tezin konusu, Türk sanat müziği piyanisti olarak tanınan Feyzi Aslangil'in müzik kimliğini kavramak, icra davranışlarını analiz etmek ve bu bağlamda Aslangil aracılığıyla piyanonun Türk sanat müziği geleneğinde yerelleşmesini sorgulamak üzerinedir. Tez çalışmasının giriş kısmında, Türk sanat müziğinin piyano ile icrası üzerine tartışılmış, piyanonun Osmanlı Devleti'ne girişi üzerinde durulmuş ve Aslangil gibi söz konusu stili kullanarak icra gösteren piyanistlerden bahsedilmiştir. Giriş bölümünün son kısmında ise tezin kapsam ve yöntemi anlatılmıştır. Tezin birinci bölümü tarihçi bir yaklaşım üstüne kuruludur. Aslangil'in yaşadığı dönemde yayınlanan gazete küpürleri ile piyanistin içinde bulunduğu müzik ortamı tespit edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nda piyano ve müzik eğitimi üzerinde durularak, Aslangil'in almış olabileceği, kendisinin müzik kimliğini şekillendiren eğitim ve icra ortamları saptanmıştır. Tezin ikinci bölümünde, Aslangil'in icra ettiği repertuvar ve özellikleri yorumlanmıştır. Piyanistin repertuvar tercihleri, estetik beğenisini, teknik uygunluğunu ve müziksel olarak piyano ile icra edilebilir olan eserlerin makam, tür ve bestecileri kapsamında üç alt konuda işlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise, icra merkezli yapısalcı bir analiz yöntemi ile Aslangil'in icra hareketleri yorumlanmıştır. Kullandığı sağ el süslemeleri ve sol el teknikleri belirlenmiştir. Genel anlamda yeniden yaratma sürecinin Aslangil tarafından nasıl şekillendiğine dair somut verilere ulaşılmıştır. Aslangil'in gelenek tarafından kabulünün sebeplerinden biri olarak, Türk sanat müziği ortamında yetişmesi, üslubu bozmadan icrasına aktarmış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir başka açıdan bakıldığında ise, 19. yüzyılın ikinci yarısında, sanat müziği açısından dönemin kültür merkezi olan İstanbul'da tecrübe edilen Avrupai hayat tarzının bir parçası da piyanodur. Dolayısıyla Aslangil'in bu dönemde bestelenmiş, popüler sanat müziklerini piyanoda icra etmiş olması yadırganmamış aksine makul görülerek hatırı sayılır beğeni toplamıştır.
"Kanun"un, Türk ve Azeri müziklerinde icrasının teknik ve işlevsel yönleriyle karşılaştırılarak incelenmesi
"Kanun'un, Türk ve Azeri Müziklerinde İcrasının Teknik ve İşlevsel Yönleriyle Mukayeseli Olarak İncelenmesi" konulu bu yüksek lisans tezi E.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü`nde hazırlanmıştır. Yapılan çalışmada ister Azerbaycan`da ister Türkiye`de tarihi gelişimi, çalış tekniği, süslemeleri, yapımı, sanatçıları, kanun metodları ve kanun için yazılmış olan eserler araştırılıp ortaya konmuştur. Bu çalışmada, "kanun" çalgısının diğer ülkelerdeki çalgılarla benzerlikleri incelenmiş; Türkiye'de kullanılan "kanun'un yapı ve icra teknikleri ile Azerbaycan "kanun'undaki yapı ve icra teknikleri ve etüdleri karşılaştırılmıştır. İran, Mısır ve Azerbaycan'da, Orta Asya müzik bilimcileri ve özellikle Abdülkadir Meragi üzerinde geniş incelemeler yapılmışsa da "kanun" çalgısının her yönüyle tanınması ve bilimsel olarak incelenmesi konusu hâlâ tam olarak çözüme ulaşmamıştır. Azerbaycan'da "kanun"un tarihi gelişimi, ses özellikleri ve kullanım alanları ile ilgili en önemli incelemeler, Ü. Hacıbeyov, S. Abdullayeva, S. Elesgerov, E. Rehmetov, E. Bedelbeylî, A. Necefzâde ve F. Ezimli'ye ait eserlerdir. Sözü edilen bu araştırmacılar sayesinde kanun, müzik eğitiminde ve dünya literatüründe hak ettiği yeri bulmuştur. Türkiye'de kanun yapımı ve metotları konusundaki çalışmalar Azerbaycan'dan daha fazladır. İ. Şençalar, Ü. Mutlu H. Karaduman, T. Tezelli gibi ustalar kanun metotları üzerinde çalışmış olmasına rağmen kanun yapımı, usta-çırak ilişkisine dayandığından "kanun yapımı dersi" üniversitelerde hak ettiği yeri bulamamıştır. Kanun, klasik üslup ile çalış icrasının dışında, birçok farklı müzik türlerinde de çok çeşitli icra teknikleri ile çalınabilme imkanlarına sahip bir çalgıdır. Tezin amacı, bu çalgının iki devlet arasında tarihinin, yapımının, sanatsal ve teknik imkânlarının araştırılması ve icra özelliklerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışma, yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Tarihsel Süreçte Kanun Çalgısının Benzeri Olan Telli Çalgılar" konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde "Türkiye ve Azerbaycan'daki Kanun Çalgısının Kısa Tarihi", üçüncü bölümde "Kanun Çalgısının Yapısal Özellikleri ve Yapımcıları", dördüncü bölümde "Tarihsel Süreçte Türkiye'deki ve Azerbaycan'daki Kanun İcracıları", beşinci bölümde "Kanun Metodları, Kanun Çalış ve Süsleme Teknikleri", altıncı bölümde "Kanun İçin Yazılmış Olan Eserler" birbiri ile ilişkilendirilmiştir. Yedinci bölüm "Türkiye ve Azerbaycan'daki Kanun Çalgısının Fonksiyonel Karşılaştırmaları" ilk bölümlerin kazanımlarından değerlenlendirmeler içermektedir.
Batı Anadolu'da kabak kemane ve icra geleneği
Çalgı aletleri, ait olduğu toplumun coğrafi, sosyal ve ekonomik şartlarına göre şekillenir ve böylece ait olduğu toplumun kültürel özelliklerini yansıtır. Türk kültürünü yansıtan Türk yaylı çalgılarından birisi de kabak kemanedir. İlk olarak Orta Asya'da kullanıldığı kabul edilen kabak kemanenin sonraki dönemlerde Anadolu sahasında, toplumsal yapının ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendiği düşünülmektedir. Günümüzde, Türkiye'de geleneksel Türk halk müziği içerisinde oldukça önemli bir yeri olan kabak kemanenin, yerel icracılarının ve yapımcılarının yanında, kurumsal anlamda konservatuarlarda, TRT ve Kültür Bakanlığı korolarında pek çok profesyonel icracısı bulunmaktadır. Bu durum, kabak kemanenin Türk halk çalgıları içerisindeki önemini göstermektedir. Batı Anadolu'da Kabak Kemane ve İcra Geleneği adlı doktora çalışması kapsamında yaylı çalgıların tarihsel gelişimini inceleyebilmek için ilk olarak Anadolu sahasında ve dışında yapılan arkelolojik kazılardan elde edilen bulgular incelenmiş ve bu sayede bir yaylı çalgının bu arkeolojik kazılarda tespit edilip edilmediği üzerinde durulmuştur. Daha sonra bir yaylı çalgının ilk defa hangi yazılı kaynaklarda yer aldığı ve bu yaylı çalgının şekil ve yapı özellikleri hakkında fikir sahibi olabilmek için yazılı kaynaklar incelenmiş ve bir değerlendirme yapılmıştır. Kabak kemane benzeri bir çalgının Türk kültür sahasındaki durumunu tespit etmek amacıyla kabak kemane, Türk Dünyası bağlamında benzer çalgılarla karşılaştırılmış ve ortak kültürel unsurlar saptanmıştır. Kabak kemaneden farklı yapıya sahip çalgılar da incelenmiş ve böylece Türk kültür sahasında görülen yaylı çalgılar sınıflandırılmıştır. Çalışmamızın esas konusunu teşkil eden kabak kemane çalgısı; adlandırma, köken, çalgı sınıflandırması, yöreden yöreye farklı kesimler içerisindeki akort, yapı ve icra karşılaştırılması, çalgının repertuvarı, icra tekniği ve tavır özellikleri, kabak kemane icracıları, yerellik ve ulusallık bağlamlarında kabak kemanenin işlevleri değerlendirilmiş ve bazı sonuçlara ulaşılmıştır.
Türk müziği keman ekolleri ışığında viyolonsel ile Türk müziği icrâsı
Bu araştırmada, Türk müziği viyolonsel icrâsında özgün tavır geliştirme hususunda karşılaşılan eğitim-öğretim materyal eksikliğine katkı sunmak için, Türk müziği keman ekollerinin tavırlarının tahlilleri doğrultusunda ulaşılacak veriler ışığında viyolonsel alanında kaynak oluşturmak amaçlanmıştır. Araştırmada Türk müziğinde keman ekollerinin, icrâlarındaki yorum ve ifâde unsurları, ekollerin ulaşılabilen icrâ kayıtları dinlenerek notaya alınmış ve somutlaştırılmıştır. İcrâ tahlillerinin sonuçları ışığında Türk müziği viyolonsel icrâsında kullanılmak üzere teknik ve pozisyonlarla bir üslûb ve tavır fikri oluşturabilecek öneri eşlikler yazılmıştır. Araştırmada, viyolonselin eşlik ve solo çalgı olarak kullanılmasında ve gelenekli bir üslûbla icrâ edilmesinde keman ekollerinden Nubar Tekyay, Sâdi Işılay, Haydar Tatlıyay ve Cevdet Çağla 'nın icrâ tavrını ortaya koyan teknikler ve yorumlar kaynak alınmıştır. Kaynak alınan yorumlar ve teknikler ışığında, Türk müziği viyolonsel icrâsında yazılan eşliklerin ve yorum unsurlarının kullanımıyla, özgün bir viyolonsel icrâ tavrı oluşturma yolunda kazanımlar sağlandığı, alt yapı dolgunluğunu sağlamak amacıyla da yapılan farklı teknik ve eşlik önerileri kullanım fikirlerinin zenginleştirildiği sonucuna varılmıştır.