İcra

Bu konu başlığı altında 60 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Malatya yöresi Türkü söyleme geleneği ve Malatya türküleri

Bu çalışmada Türk halk kültürünün en önemli taşıyıcısı olan sözlü geleneğin bir parçasını teşkil eden türküler ve türküler etrafında şekillenen türkü söyleme geleneği Malatya ili ekseninde incelenmiştir. Çalışmamız dokuz ana bölüm ve bunlara ait alt başlıklardan oluşmaktadır. Birinci bölüm olan "Giriş" bölümünde çalışmada kullanılan yöntem ve teknikler, araştırma alanının adı, tarihi, coğrafi, ekonomik, demografik ve sosyal-kültürel dokusuna dair bilgiler, türkü konulu çalışmalar ve Malatya türküleri üzerine yapılmış çalışmalara yer verilmiştir. İkinci bölümde "Türkü Türüne ve Türkiye Sahası Türkü Söyleme Geleneğine Bir Bakış" başlığı altında öncelikle türkü kavramı ile ilgili genel bilgiler bulunmaktadır. Burada türkü türü kelime ve kavram olarak ele alındıktan sonra türkülerin köken ve kaynaklarına, türkülerin oluşumlarına, türkülerin tarihi belgeler içerisindeki yerine, türkü türünün diğer halk edebiyatı verimleriyle olan ilişkisine ve türkülerin işlevlerine değinilmiştir. Ayrıca bu bölümde bütüncül bir yaklaşımla dünya üzerindeki en eski ve en köklü milletlerden biri olan Türklerin çok uzun bir tarihi geçmişten itibaren dünyadaki farklı coğrafyalarda yayılmış ve kök salmış Türk soylu halklarının edebiyatlarında önemli bir kültürel unsur olan türküleri hakkında bilgi verilmiştir. Küreselleşmenin son hızla sürdüğü ve dünyadaki milli kültürleri baskısı altına aldığı günümüzde, Türk kültürünün değerli varlıklarının korunup kuşaklara aktarılması büyük önem taşımaktadır. Bu açıdan ikinci bölümde küreselleşmenin türküler üzerinde yarattığı etkilerden de bahsedilmiştir. Bütün bunlara ek olarak ikinci bölümde türküler biçim, içerik, dil ve üslup bakımından ele alınmış, türkü üzerine yapılan tasnif ve değerlendirmeler ışığında söyleyicilerine, ezgilerine, konularına ve yapılarına göre türkülere değinilmiştir. Üçüncü bölümde Malatya türkülerinin incelenmesinde bağlam merkezli kuramlardan performans teori kullanılmıştır. Burada icra bağlamında Malatya türkülerinin söylendikleri ve kullanıldıkları ortamlar, Malatya'da türkü söyleyenler ve dinleyiciler, türkülerin icrasında zaman ve müzik unsuru, karşılıklı icra unsuruna dair tespitler ve Malatya türkü söyleme geleneğinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Dördüncü bölümde Malatya türküleri ölçü, durak, kafiye, dize sayısı, nazım düzeni gibi açılardan değerlendirilerek biçim incelemesine tabi tutulmuştur. Beşinci bölümde Malatya türkülerinde yer alan konu, tema, zaman, mekân, kişiler üzerinde durulmuş ve içerik incelemesi yapılmıştır. Altıncı bölümde Malatya türküleri dil ve üslup açısından incelenmiş, türkülerde yer alan anlatım biçimleri ve anlatım kalıplarına yer verilmiştir. Çalışmamızın yedinci bölümünde ise Malatya türküleri ezgilerine göre değerlendirilmiş ve sınıflandırılmıştır. Sekizinci bölümde Malatya türküleri içinden çıktığı yörede üstlendikleri işlevler bakımından incelenmiştir. Bütün bu incelemelerin yer aldığı her ana bölümün sonunda konuya dair genel değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmamız dokuzuncu bölüm olan sonuç bölümü, alfabetik sıraya göre verilen Malatya türkü metinleri, sözlü bilgi kaynakları, yazılı bilgi kaynakları, genel ağ kaynakları, yerel kelimeler sözlüğü, fotoğraflar ve özgeçmişle sona ermiştir.

Dil özellikleriHalk türküleriMalatya+4
Begüm Kurt
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İcra mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları

İcra mahkemesi kararlarına karşı kanun yollarına ilişkin kurallar genel kurallardan farklı özellikler barındırır. İcra mahkemesi kararlarından hangilerinin istinaf edilemeyeceği İcra ve İflâs Kanunu madde 363'te sayılmıştır. Maddede sayılan kararlar dışındaki icra mahkemesi kararlarına karşı kanun yollarına başvurulabilir. Ayrıca kanun yoluna başvurulurken en temelde hukuki yararın varlığı da aranır. Bunlara ek olarak parasal sınırlar da dikkate alınmalıdır. Çalışmanın ilk bölümünde icra mahkemesi kararlarının özellikleri incelendikten sonra icra mahkemesi kararlarına karşı gidilebilecek kanun yolları ve bunların özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise icra suçlarının tarihsel gelişiminden kısaca bahsedildikten sonra icra ceza mahkemesinin yargılama usûlü açıklanmıştır. Ardından icra ceza mahkemesince verilebilecek kararlara yer verilmiş ve bu kararlara karşı gidilebilecek kanun yolları açıklanmıştır. Anahtar kelimeler: İcra mahkemesi, kanun yolları, istinaf, temyiz, itiraz, icra ve iflas hukuku, medeni usul hukuku

Kanun yollarıMahkeme kararlarıTemyiz+5
Simin Baykal
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Talip Özkan'ın saz icrasının tavır özellikleri açısından incelenmesi

Talip Özkan'ın icra profili geleneksel icra ile şehirleşmeyle başlayan kentli icra arasındaki geçişi yansıtan bir özellik barındırmaktadır. Talip Özkan Anadolu müzik kültürlerine ait üslupları iyi bilen bir icracı olmakla beraber Kafkasya bölgesi gibi farklı müzik kültürleri ile de teması bulunmaktadır. Bunlara ek olarak araştırmacı, derlemeci, akademisyen gibi kimlikleriyle de yer yer ön plana çıktığı bilinmekte olup her anlamda müzikle olan çeşitli etkileşimleri dikkat çekmektedir. Talip Özkan yöresel üslupları iyi özümsemiş bir icracı olmanın dışında asıl olarak gençlik dönemi sonrası olgunlaşma ve olgunluk dönemlerinde görülebilen yorumcu kimliğiyle birlikte kişisel tavrının ön plana çıktığı bir icracı profili çizmektedir. Bu doğrultuda kullandığı saz çalış tekniklerini virtüözite seviyesinde sergilemekte olup bunun paralelinde icra ettiği repertuvarı seviye bakımından seçkin eserlerden oluşturmaktadır. Özkan'ın icra tavrında öne çıkan bir diğer özellik de ezgileri sıklıkla kendi anlayışına göre yorumlamasıdır. Ezgileri işleyiş şeklinin her an yenilenebilen bir icra anlayışına oturttuğu düşünülmekte olup ezgileri ritmik, melodik ve kısmen armonik olarak yeniden şekillendirmekte ve bu doğrultuda icra ettiği birçok ezgi bulunmaktadır. Özkan multi-instrumentalist kimliği ile farklı çalgılarla olan temasını uyarlama anlayışı çerçevesinde değerlendirmekte olup bu doğrultuda çalgılara ait teknik özellikleri ve repertuvarı saz icrasına yansıttığı görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında özellikle bağlı bulunduğu kültürel yapıdan zeybek ezgilerini saza aktardığı bilinmekte ve bu konuda çeşitli çevrelerde referans icracı olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızın asıl konusunu oluşturan Özkan'ın icra tavrının ne tür özellikler barındırdığı çok yönlü başlıklar altında incelenecektir. Bu doğrultuda sırayla birinci bölümde çalışmanın amacı, yöntemi, sınırlıkları, problemler ve alt problemler ele alınacaktır. İkinci bölümde; Özkan'ın hayatı genel bir bakış açısıyla kronolojik olarak ele alınacaktır. Üçüncü bölümde Özkan'ın müzikal açıdan birden çok anlayışı ele alınacak olup bu doğrultuda transkript edilen eserler üzerinden çeşitli analizler yapılacaktır.

BağlamaMüzikalSazlar+7
Mücahit Kol
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Azerbaycan âşık sazı icra teknikleri ve mızrap kalıplarının Anadolu sazına aktarımı

Bu çalışmada, Azerbaycan âşık sazı icra teknikleri, mızrap kalıpları incelenmiş olup Anadolu sazında uygulanan icra teknikleri, mızrap kalıpları ile benzerlikleri, farklılıkları tespit edilmiştir. Çalışmanın amacı, Azerbaycan âşık sazında uygulanan icra tekniklerini ve mızrap kalıplarını Anadolu sazına aktarmaktır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili literatür taraması yapılmış olup, ayrıca ses ve görüntü kayıtları incelenmiştir. Bu kapsamda ihtiyaç duyulan yeni terimler üretilmiş ve mızrap kalıplarını ifade etmek amacıyla yeni bir kodlama sistemi geliştirilmiştir. Azerbaycan âşık sazının bünyesinde barındırdığı zengin mızrap kalıplarını ve her ne kadar Anadolu sazında benzer icra teknikleri görülse de farklı uygulanış biçimleri ile icra tekniklerini ortaya çıkarmak ve daha sonrasında yapılacak olan benzer çalışmalara farklı bir bakış açısı ile kaynak teşkil etmek hedeflenmiştir. Çalışma içerisinde tespit edilen icra teknikleri ve mızrap kalıplarına örnek olarak Azerbaycan âşık müziğinin önemli icracılarından âşık havaları notaya alınmıştır. Çalışmanın sonucunda Azerbaycan âşık sazı, yapısal olarak Anadolu sazına en yakın çalgılardan birisi olduğu ancak iki çalgının bölümlerinin adlandırmalarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Azerbaycan âşık sazı farklı tel sayıları ile görülse de yaygın olarak üç tel grubu olmak üzere sekiz ya da dokuz tel sayısı ile icra edildiği saptanmıştır. Azerbaycan âşık sazında uygulanan yedi akort biçimi tespit edilmiştir. Bu akort biçimleri kendi içinde çeşitli varyasyonları barındırmaktadır. Bazı akort biçimlerinin ise Anadolu sazında da uygulandığı görülmektedir. Ayrıca Azerbaycan âşık sazı icra tekniklerinin ve mızrap kalıplarının Kuzeydoğu Anadolu bölgesi saz icra üslubuna ciddi etkileri olduğu ve Anadolu şehir müzik kültüründe bazı bireysel saz icracılarının da kişisel tavırlarında Azerbaycan âşık sazı mızrap kalıplarını veya benzer uygulamaları icra ettikleri tespit edilen diğer bulgular arasında yer almaktadır. Sonuç olarak Azerbaycan âşık sazı icra tekniklerinin Anadolu sazında görülmeyen uygulanış biçimleri Anadolu sazına aktarılmıştır. Öte yandan Azerbaycan âşık sazı mızrap kalıplarının ise eserlerin düzüm şekline göre farklı ritmik değerlerde Anadolu sazının repertuvarında yer alan eserlere uyarlanmıştır. Ayrıca bazı uyarlamalarda âşık sazı mızrap kalıplarının birleşiminden yola çıkarak üretilen yeni mızrap kalıplarının da uyarlanabildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Saz, Âşık Sazı, Azerbaycan Âşık Müziği, Âşıklık Geleneği, Uyarlama, İcra Tekniği, Mızrap Kalıbı

AzerbaycanAşıklar(Aşıklık geleneği)Müzik eğitimi+7
Tolgahan Tiktaş
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Münir Nureddin Selçuk'un gazel icrâcılığı

Bu çalışmada, Münir Nureddin Selçuk'un Klâsik Türk Mûsikîsi Gazel formunda icrâ ettiği eserler konu alınmış ve erişebilinen bütün Gazelleri; makam, form, süsleme teknikleri ve mânâ prozodisi yönünden analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin Klâsik Türk Mûsikîsi ses eğitiminde kullanılabilmesi ve Gazel icrâcılığıyla ilgili bireylere katkı sağlaması amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde; Klâsik Türk Mûsikîsi'nin işitsel icrâ verilerinin önemine ve içeriklerine, Gazel formu hakkında genel bilgilere, Münir Nureddin Selçuk'un kısaca mûsikî eğitimine, sanat hayatına ve Gazel icrâcılığı açısından taşıdığı öneme yer verilmiştir. İkinci bölümde; Selçuk'a âit erişebildiğimiz bütün Gazel icrâlarının dijital ortamda dikte edilen notaları; form, makam, süsleme teknikleri ve mânâ prozodisi yönünden analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise bulgulardan elde edilen veriler doğrultusunda, tespitlere ve önerilere ulaşılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada; Münir Nureddin Selçuk'un icrâ ettiği Gazellerde standart bir form yapısının bulunmadığı, makam uygulamalarında belirli bir seyir düzeninin olduğu, icrâ sırasında kullanılan mordan, tril gibi süsleme elemanlarının ortak amaçlar için kullanıldığı ve bazı Gazellerde mânâ prozodisinin varlığı tespit edilmiştir.

BiçimGazellerKlasik Türk müziği+4
Adil Uğur Latifoğlu
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İcra ve notasyon uyumu açısından Türk halk müziği notasyon anlayışlarının incelenmesi

Bu tez çalışmasında, Türk Halk Müziği'nde notasyon ve icra uyumu çeşitli yöntemlerle ele alınmış, icra uygulamalarının notasyon unsurları ve anlayışları çerçevesinde yazıya nasıl aktarıldığı incelenmiştir. Yapılan incelemelerle örnekleme dahil edilen notasyon örnekleri kullanılarak icra ve notasyon üzerine durum tespiti yapmak amaçlanmıştır. THM notasyon anlayışlarında icra özelliklerinin gösterimi bakımından notasyon unsurlarının ne şekilde kullanıldığını inceleyen bu araştırmada, tarama modeli; fenomenolojik, etnografik ve sanat temelli araştırma desenleri; literatür taraması ve doküman analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada tercih edilen veri toplama yöntemi, araştırma deseni ve araştırma modeli, bu tezin dört başlıkla şekillenmesinde etkili olmuştur. Bu başlıklar; Giriş, Müzik Yazılarının Kısa Tarihçesi, Notasyon ve Türk Halk Müziği, Sonuç şeklinde adlandırılmıştır. Çalışmanın kapsamı, niteliği, hedefi, yöntemi, problemi, evreni, örneklemi ve sınırlılıkları "Giriş" başlığı altında detaylıca ele alınmıştır. Çalışmada kullanmak için tercih edilen terminolojik unsurlar gerekçeleriyle birlikte yine aynı bölümde açıklanmıştır. Tezin giriş bölümünde müzik yazılarının tanımı, amacı, işlevi, müzik yazı sistemilerinin gereksinimlerinden kısaca bahsedilmiş, konuyla ilgili alanyazında mevcut bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümde, okuyucuya konu hakkındaki genel bilgilerin verilmesi amaçlanmıştır. Sonraki başlıkta müzik yazılarının kısa tarihçesi Batı müziği ve Türk müziğinde kullanımlarına göre iki alt başlıkla ele alınmıştır. Batı müziğinde kullanılan müzik yazıları; harf yazıları, harf-şekil yazıları, nota yazıları ve tablaturlar olmak üzere dört ayrı grupta incelenmiştir. Türk müziğinde kullanılan müzik yazıları ise harf yazıları, harf-şekil yazıları ve nota yazıları olmak üzere üç ayrı grupta ele alınmıştır. Bu bölümde daha çok kronolojik bir şekilde notalama sistemlerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, ilgili alanyazında yer alan Türk Halk Müziği notasyonları özelindeki bilgiler derlenerek sunulmuştur. Anadolu'da yapılan ilk derleme çalışmalarının ardından yayımlanan notasyon örneklerinden, notasyon üzerine yapılan çalışmalardan, bazı toplantılarda notasyonla ilgili gündem maddelerinden bahsedilmiştir. Türk Halk Müziği notasyonlarında notasyon unsurlarının kullanımının ele alındığı üçüncü bölümün ilk alt başlığında her notasyon unsuru ayrı bir başlık olarak ele alınmış, notasyon unsurlarının Avrupa notasyon sistemi ve Türk Halk Müziği'nde kullanıldığı işlevler verilmiştir. Çoğunluğu Cumhuriyet Dönemi olmak üzere çeşitli dönemlerde geliştirilen notasyon anlayışları, çalışmanın üçüncü bölümünde yer alan "Türk Halk Müziği'nde Notasyon Anlayışları" başlığı ile incelenmiştir. Bu bölümde yapılan incelemelerde Charles Seeger, Erol Parlak ve Matthew Warren tarafından yapılan sınıflandırmalardan faydalanılmıştır. Seeger'in "kuralcı" ve "tanımlayıcı", Parlak'ın "tespit" ve "icra", Warren'in ise "yapısalcı" ve "yapısökümcü" notasyon sınıflandırmaları ile THM notasyonlarında notistlerin notasyon yaklaşımları ele alınmıştır. İcra kayıtları ile notasyon örneklerinin karşılaştırıldığı ve belirsizlik, kimlik, zaman-mekan ilkeleri üzerinden bazı bulguların verildiği bölüm, İcra ve Notasyon Uyumu Açısından Türk Halk Müziği Notasyonları olarak başlıklandırılmıştır. Bu başlık altında özellikle aynı eserin farklı kişi/kurum tarafından derlenmiş kayıtları ve yazılmış notasyon örnekleri, tespit edilmiş, yorumlanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde, elde edilen bulgular hedefler ve problemler doğrultusunda ele alınarak yorumlanmıştır. Yapılan çalışmada; notasyonun detay durumu, perde gösterme yöntemi ve tarihsel süreçler gibi etmenlerin notasyonların sınıflandırılmasında etkili olduğu, Türk Halk Müziği'nde notasyon anlayışlarının belli bir gelişim çizgisinde ilerlediği, notasyon anlayışlarının Charles Seeger, Erol Parlak ve Matthew Warren tarafından yapılan sınıflandırmalarda belli karşılıklarının olduğu, Türk Halk Müziği notasyonlarında farklı dönemlerde bazı yaklaşımların benimsendiği ve benimsenen yaklaşımlardan yeni anlayışların ortaya çıktığı, eğitim alanında yazılan notasyonlarda betimsel işaretlere sıkça yer verilirken analiz ve icra notasyonlarında betimsel unsurların daha az kullanıldığı, analiz notasyonlarında yeni transkript veya belli transkriptlerin renklendirilmiş versiyonlarından faydalanıldığı, dinamik ve artikülasyon başta olmak üzere bazı notasyon unsurlarının kullanılmadığı veya az sayıda kullanıldığı, notasyonlarda bu gibi belirsiz unsurların icracı tarafından yorumlanmaya müsait olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Halk müziğiNotasyonTürk halk müziği+1
Tunahan Balli
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırıkkaleli Nuh Akgün'ün vokal icralarındaki üslup ve tavır özellikleri

Kültürel açıdan zengin bir birikime sahip olan ülkemiz, tam anlamıyla hazine niteliği taşıyan, kültürel olguları içerisinde barındıran, binlerce yıldır medeniyetlere merkezlik etmiş önemli bir bölge konumundadır. Milletimizin geleneklerini yaşatma biçimleri kendini, yöreden yöreye farklı özellikleriyle ortaya çıkarmakta ve her biri birbirinden ayrılan, zengin bir kültürel varlığa dönüşmektedir. Kültür çeşitliliğinin çok farklı şekillerde karşımıza çıkması bunun en büyük göstergesidir. Yöreden yöreye farklılıklar gösteren kültürel olgular düşünüldüğünde, her yörenin kendine özgü kültürel varlıklarının titizlikle incelenerek araştılıması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği kanısı ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda bir yörenin müzik kültürü hakkında detaylı bilgiye sahip olmak için, o yörenin müzik kültürüne katkı sağlamış isimlerin incelenmesi, hem yöre müziğini tanımak hem de halk müziğine hizmet etmiş değerlerin tanıtılması açısından önem arz etmektedir. "Kırıkkaleli Nuh Akgün'ün Vokal İcralarındaki Üslup ve Tavır Özellikleri" isimli çalışmamız Nuh Akgün ile ilgili herhangi bir yazılı araştırmaya rastlanılmaması ve Akgün'ün icralarının Kırıkkale Müzik Kültürü içerisinde tanınan önemli mahalli sanatçılardan üslup ve tavır özellikleri bakımından ayrılmasına karşın, ismini yöre müzik kültüründe önemli mahalli sanatçılar arasında kabul ettirmesinin araştırılması gerektiği düşüncesi ile tercih edilmiştir. Bu araştırmada, Kırıkkale yöresinde halk müziği, bozlak ve bozlak dışında kalan uzun havaların, yöre müziği açısında önemli temsilcilerinden kabul edilen Nuh Akgün'ün, icra ettiği eserlerdeki, üslup ve tavır özelliklerinin incelenmesi, kendi adına ortaya koyduğu farklılıkların tespitinin ve bu tespitlerden elde edilen verilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma için yöre müzik kültürünü anlamak adına yöre müziğinin icara edildiği ortamlarda alan çalışması yapılmış, Nuh Akgün' e ait yayınlanmış eserler, ilgili yazılı ve görsel kaynaklar taranmış, Nuh Akgün'ün oğlu Hakan Akgün ile görüşmeler gerçekleştirilmiş, çeşitli işitsel kaynaklardan elde edilen veriler yazıya dökülmüş ve elde edilen bulgular incelenerek, amacımıza uygun olacağı düşünülen veriler çalışmamızda kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kırıkkale, Nuh Akgün, Türkü, Üslüp, Tavır, Analiz

Akgün, NuhKırıkkaleSes eğitimi+5
Erdi Çavdar
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk ve batı müziği'nde viyolonsel icrası

Günümüzde artık Klasik Türk Müziği Yaylı Sazları arasında kabul edilen Viyolonselin tarihsel süreci incelendiğinde batı kökenli bir çalgı olduğu görülecektir. Viyolonselin kronolojik devinimini ele almak için ilk olarak yaylı çalgıların kronolojisini incelememiz gerekir. Günümüzde kullanılan keman, viyola, viyolonsel, kontrbas gibi yaylı çalgıların, XV. yy. da Avrupa'da ortaya çıkan ve yaylı çalgıların atası olduğu düşünülen Viollerden doğduğu kabul edilmektedir. Viyolonselin tarihçesine, birçok ismin kullanılmasından kaynaklanan karışıklık ve viyolonselin ilk yılları boyunca yapılmış kaynak resimlerde görülen sekil değişimleri nedeniyle tam olarak yakın zamanlarda ulaşılmıştır. Viyolonseli diğer yaylı sazlardan ayıran özellikleri ses sahası, anahtar (açkı) kullanımı, yorum farkı, orkestrasyonlardaki partisyonudur. Viyolonsel, Türk Müziği'nde kendine özgü tavrı ve tınısıyla varlık gösteren, hüzünlü ve lirik bir ses yapısına sahip olan aynı zamanda önemle üzerinde durulması gereken bir saz olma özelliğine de haizdir. Viyolonsel hakkında Türk Müziği ve Batı Müziği'nde viyolonsel icrasında karşılaştırmalı icra tekniği ile ilgili kitap ve makalelerin yok denilecek düzeyde az yazılmış olması bizi bu konuyu çalışmaya sevk etmiştir. Çalışmamızda, Viyolonselin yapısal ve teknik özellikleri ele alınmış, icrasında kullanılan teknikler incelenmiş, iki müzik türü içerisinde Viyolonselin icra teknikleri karşılaştırılmış ve etüt kullanım farklılıkları incelenmiştir.

Batı müziğiKlasik Türk müziğiTürk müziği+4
Turgay Akdağoğlu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk makâm müziğinde kullanılan nîm perdelerin sol klarnetteki icrasına yönelik parmak pozisyonu önerileri

Sol klarnette nîm perdeler hâlihazırda dudağı sıkma ve gevşetme yöntemiyle icra edilmektedir. Geleneksel olarak kullanılan bu teknik, nîm perdeleri elde etmede ana yöntem olarak kabul edilmektedir. Ancak bu tekniğin avantajlarının yanı sıra ortaya çıkardığı birtakım problemler de bulunmaktadır. Bunları; entonasyon, icrada standardizasyon ve nüans problemleri olarak sıralamak mümkündür. Daha önce yazılmış sol klarnet metotlarında hiç değinilmemiş, akademik yazında ise çok nadir olarak yer bulmuş olan "nîm perdelerin çeşitli parmak pozisyonları ile elde edilme" yöntemine, tezin araştırma sürecinde farklı performansların izlenmesi ve kişisel çalışmalardaki deneyimlemelerden yola çıkılarak ulaşılmıştır. Bu yöntemin, alternatif olarak kullanılması, geleneksel yöntemin problem sahalarına çözüm üretilebilmesi, belirlenen pozisyonların perdelerin frekansında yarattığı değişim, icradaki uygulanabilirliği gibi sorulara çalışmada yanıt aranmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde; araştırmanın kapsamı, niteliği, amacı, önemi, problemleri, evren, örneklem, sınırlılıklar ve metodolojiyle ilgili detaylar aktarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde; ele alınan konu ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. Bu kapsamda; ilk olarak klarnetin tarihsel gelişimi, perde sistemleri, klarnet ailesi ve klarnetin fiziki yapısı hakkında genel bilgiler aktarılmıştır. Sol klarnetin anlatımı özel olarak kurgulanmış, nîm perdelerin farklı tekniklerle icrası, bu tekniklerin zayıf ve güçlü yönleri incelenmiştir. Konunun teorik kısmı ile ilintili olduğundan, Türk Makâm müziğinde nîm perdelerin anlatımına da yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde; ilk olarak sol klarnetin parmak dizilim sistemi ile ilgili bilgiler aktarılmıştır. Ardından her bir ana perde için tîzleşme ve pestleşme olasılığının incelendiği parmak pozisyonları saptanmış, bu pozisyonların stüdyo ortamında alınan ses kayıtları analiz edilerek frekans, sent ve koma değerleri belirlenmiştir. Perdelerin nasıl bir teoriyle gösterileceğinin ifade edilmesi sonrası, eldeki tüm verilerin nîm perdelerle olan ilişkisi incelenmiş, karşılaştırmalar yapılmıştır. Bölümün sonunda; nîm perdeler ile karşılaştırmalarının yapıldığı pozisyonlarla birlikte yeni bir parmak dizilim sistemi önerisinde bulunulmuştur. Son olarak, pozisyonların nota üzerinde gösterimi ve icrada uygulanabilirliğini ifade etmek için belirlenen örnek eserlerin icrası gerçekleştirilmiş, bu icraların sesli videoları, karekod sistemiyle araştırmaya eklenmiş ve sonuç kısmıyla çalışma sonlandırılmıştır.

KlarnetMakamlarNim perde+2
Sefa Yaşar
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saz (bağlama) için yazılmış solo çalgısal eserlerin kompozisyon stratejileri bakımından incelenmesi

Sazın gelişim süreci içerisinde özellikle 90'lardan itibaren başlayan kişisel üretimler artmaya başlamış, günümüzde repertuvar açısından geniş bir sayıya ulaştığı gözlemlenmiştir. Her bestecinin kendine has tavır ve üsluplarıyla yazdıkları müzikler, sazın gelişimini sağlamış, kayda değer çalışmaların olduğu görülmüştür. Bu çalışma, saz için yazılan solo çalgısal eserlerin kompozisyon stratejilerinde nasıl müzikal malzemelerden yararlandıklarını inceleyecektir. Kullanılan farklı müzikal malzemeler ve kompozisyon tekniklerinin tespit edilmesi sayesinde saz için yeni müzik yazacak bestecilere kaynak olarak sunulması çalışmanın amaçlarındandır. Birinci bölümde çalışmanın amacı, yöntemi, sınırlıkları, problemler ve alt problemler ele alınacaktır. İkinci bölümde; saz hakkında genel bilgiler kapsamında saz, sazın kökeni ve tarihsel süreci, saz ailesi ve ses yapıları, sazın akort yapıları ve saz düzenleri, sazda notasyon ele alınacaktır. İkinci bölümde ayrıca Cumhuriyet döneminde sazın tarihçesi, halk müziğinde yaratım süreci, şehir müzik kültüründe saz icracılığı kompozisyon teknikleri merceğinde değerlendirilecektir. Üçüncü bölüm, saz için yazılan solo çalgısal eserlerin kompozisyon stratejileri, bestecilerin müzikleri üzerinde değerlendirilecektir. Dördüncü bölüm, çalışmanın sonuç kısmını içermektedir.

BağlamaKompozisyonMüzik eserleri+4
Durmuş Ali Öztürk
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reşat Aysu'nun saz eserlerindeki flüt icra tekniklerine uygun ögeler ve flüt eğitiminde kullanılabilirliği üzerine bir araştırma

Bu araştırma; Reşat AYSU'nun saz eserlerindeki flüt icra tekniklerine uygun ögelerin belirlenmesi ile buna dayalı bir flüt eğitimi dağarcığı oluşturulması ve oluşturulan dağarcığın flüt eğitiminde kullanılabilirliğine ilişkin flüt öğretim elemanlarının ve flüt öğrencilerinin görüşlerinin alınması amacıyla yapılmıştır.Araştırma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm çalışmaları Reşat AYSU'nun saz eserlerindeki flüt icra tekniklerine uygun ögelerin sıklık derecelerinin belirlenmesi ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda ?Reşat AYSU Saz Eserleri ile Flüt Çalışma Dağarcığı?nın oluşturulmasıdır. İkinci bölüm ise bu dağarcığın flüt eğitiminde kullanımı ve kabul görme durumuna yönelik, eğitimci ve öğrenci görüşlerinin alınmasıdır. İlk bölümde; araştırmada kullanılmak üzere saz eserlerinden 10 tane (Acem Kürdî Saz Semâi, Çargâh Saz Semâi, Bûselik Saz Semâi, Nihâvend Saz Semâi, Kürdîli Hicâzkâr Saz Semâi, Ferahnâk Saz Semâi, Ferahfezâ Saz Semâi, Hisar Bûselik Saz Semâi, Bûselik Peşrev, Ferahnâk Peşrev) seçilerek flüt icra tekniklerine göre incelenmiştir. Eserlerin farklı bölümlerinden flüt eğitiminde yer alan ?Staccato?, ?Legato?, ?Vibrato?, ?Çift Dil?, ?Üç Dil?, ?Süsleme?, ?Karma Teknikler?, ?Gam ve Arpej? konu başlıkları altında gruplandırılarak bir çalışma dağarcığı oluşturulmuştur. İkinci bölümde ise bu flüt çalışma dağarcığının öğrenciler üzerindeki etkilerine ilişkin eğitimcilerin ve öğrencilerin öngörülerinin alınmasına yönelik anket formu hazırlanmıştır. Anket formunda çalışma dağarcığının öğrenci üzerindeki etkileri üç ana boyutta ele alınmıştır. Bunlar; Teknik, Motivasyon ve Türk Müziğinin Karakteristik Özelliklerinin Tanınması boyutlarıdır. Hazırlanan anket formları ile Türkiye'de fakültelerin Müzik ve Müzik Eğitimi alanlarında görev yapmakta olan flüt eğitimcileri ile üçüncü ve dördüncü sınıflardaki flüt öğrencilerinin görüşleri alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Müzik Eğitimi, Flüt Eğitimi, Reşat Aysu, Saz Eserleri, Makam, Analiz

Aysu, ReşatFlütMüzik aletleri+2
Çiğdem Dönmez
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kabak Kemane ile Azeri Kamançası'nın yapı ve icra tekniği açısından karşılaştırılması

Tarihin erken dönemlerinden beri farklı isimlerle anılan çalgıların farklı coğrafyalarda ait oldukları kültürleri temsil eder hale geldiği bilinmektedir. Kültürlerin temsilcileri mahiyetinde olan Kabak Kemane ve Azeri Kamançası da birbirinin varyantı olarak adlandırabileceğimiz ve müzik tarihi içinde aynı isimlerle ya da bazen farklı isimlerle anılmış iki kardeş çalgıdır. Çalışmamızda bu iki çalgı, organolojik açıdan incelenmiş, hem teknik hem de tarihsel süreçlerini açığa çıkartacak bilgilere yer verilmiştir. Bunların dışında, bu çalgıların icracıları ile görüşülerek, adı geçen sazların günümüzdeki yeri, önemi ve kullanım şekilleri hakkında bilgiler alınmış, geçmişle günümüz arasındaki bağın durumu tespit edilmeye çalışmış ve gelecekteki durum hakkında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kabak Kemane, Azeri Kamançası, Kabak Kamança, Müzik, Müzik Tarihi.

AzerbaycanKemaneKemençe+4
Semih Sezer
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milletlerarası Tahkim Kanunu çerçevesinde uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözüm yolu olarak tahkim

Uluslararası ticari uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığı çözecek uluslararası mahkemelerin bulunmayışı uyuşmazlıkların çözüm yolu olarak milletlerarası tahkim yargılamasını neredeyse zorunlu hale getirmiştir. Ülkemizde yürürlükte bulunan 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu, uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde milletlerarası ticari tahkim yolunun tercih edilmesi konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmesini sağlamıştır. Ancak Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun, ülkemizi tahkim merkezine dönüştürecek düzeyde olmadığı da aşikardır. Bu araştırmamızda, genel olarak 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu çerçevesinde uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümü konusunu incelenmiştir. Ayrıca 1 Mayıs 2011 tarihinde Fransa'da yürürlüğe giren Milli ve Milletlerarası Tahkim Kanunu Reformu; UNCITRAL tahkim kuralları; Avrupa Sözleşmesi ile son olarak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı tahkime ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinden de konu ile ilgili bölümlerde bahsedilmiştir.Bu araştırmanın ilk bölümünde uluslararası ticari uyuşmazlıkların tarihsel gelişimi, tahkim kavramı ve alternatif çözüm yolları incelenmiştir. İkinci bölümde ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu çerçevesinde tahkimin kurumunun işleyişi ele alınmıştır. Son olarak, üçüncü bölümde ise hakem kararına karşı kanun yolu ve hakem kararının icrası incelenmiştir. İnceleme sonucunda, hakem kararına karşı kanun yolunun Türk Hukukuna göre uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözülmesinde zaman kayıpları doğurduğu görülecektir. Hakem kararının icra kabiliyeti ise uluslararası ticari uyuşmazlıklarda tahkim yolunun tercih edilmesindeki en önemli faktördür. Zira icra kabiliyeti bulunmayan hakem kararının ve yargılamasının hiçbir değeri olmayacaktır. Türkiye'nin New York Sözleşmesi'ne taraf olması ile birlikte, yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi konusunda dünya standartlarına ulaşıldığı söylenebilecektir.Anahtar Kelimeler : Uluslararası Ticari Tahkim, Hakem, Uyuşmazlık, İcra

Milletlerarası Tahkim KanunuTahkimUluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi+4
Ata Karazincir
Çağ University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genel ceza yargılaması ile karşılaştırmalı icra suçları yargılaması

Borç ilişkisi, insanların toplumda birbirleriyle kurdukları hukuki ilişkilerden bir tanesidir. Taraflar arasında kurulan bu ilişki, borçlu sıfatına sahip olan tarafın, edimini alacaklı sıfatına sahip olan tarafa karşı kendiliğinden ve zamanında yerine getirmesiyle sona erer. Ancak borçlu, borç ilişkisinin konusunu oluşturan edimini her zaman kendiliğinden ve zamanında yerine getirmeyebilir. Böyle bir durumda modern hukuk sistemlerinde olduğu gibi hukukumuzda da alacaklıya, alacağına devletin icra organları vasıtasıyla kavuşma imkanı tanınmıştır. Diğer bir ifadeyle borçlu veya bir hakkı yerine getirmekle yükümlü olan kişi edimini rızasıyla yerine getirmezse, cebri icra hukuku kuralları uygulanmak suretiyle edimin konusu zorla yerine getirilir. Cebri icra hukuku kuralları borçlunun malvarlığı ile sınırlı olacak şekilde uygulanır. Cebri icra hukuku kapsamında başlatılan icra takibi neticesinde edimin türüne göre, borçlunun malvarlığından borcuna yetecek miktar haczedilerek satılır ve elde edilen para alacaklıya ödenir veya hakkın konusu zorla yerine getirilir. ancak edimin konusu yerine getirilirken zor kullanma yetkisi sadece devletin icra organlarına tanınmıştır. Buna karşılık alacaklının, borçlunun şahsına veya mal varlığına karşı zor kullanma hakkı yoktur. Dahası hukukumuzda borçlunun şahsına veya malvarlığına karşı zor kullanma fiilleri yasaklanmış ve bu fiillerin gerçekleştirilmesi suç sayılmıştır (1). İcra takibi işlemleri sırasında kural olarak borçlunun şahsına karşı cebir uygulanmaz. Ancak icra takibi işlemlerinin etkin, sağlıklı ve hızlı bir şekilde yürütülmesini temin etmek, borçlunun veya üçüncü kişilerin kötü niyetli davranışlarını engellemek ve böylece alacaklının alacağına kolayca kavuşmasını ve kamu otoritesine olan güveninin korunmasını sağlamak amacıyla icra takibi işlemleri sırasında borçluya ve üçüncü kişilere bazı sorumluluklar yüklenmiştir. Borçlunun veya üçüncü kişilerin kendilerine yüklenen bu sorumlulukları ihlal etmeleri halinde, ihlalin şekli ve türüne göre İcra ve İflas Kanunu'nda çeşitli cezalar öngörülmüştür. Cebri İcra hukukunun özelliklerinden kaynaklanan ve cezaya bağlanan fiiller doktrin ve uygulamada "icra suçları" şeklinde adlandırılmaktadır. Nitekim cezaya bağlanan bu filler 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'muzun "Cezai Hükümler" başlıklı 16 babında özel olarak düzenlenmiştir (2). Çalışmamızda İcra İflas Kanunu'muzun 16. Babının 331-354 maddeleri arasında özel olarak düzenlenen ve cezai yaptırıma bağlanan fiilleri "İcra Suçları" adı altında ve bölümler halinde ele alınacaktır. Araştırma probleminin tespiti açısından İcra suçu kavramı, icra suçlarının amacı ve en önemlisi Genel Ceza Suçları arasındaki farkları ile icra suçlarının İcra ve İflas Kanunu'ndaki düzenlenme şekli, nitelendirilmesi ve tasnifi üzerinde durulacaktır. Burada özellikle cezai yaptırıma bağlanan fiiller için öngörülen cezaların türlerini dikkate alarak bu fiillerin suç mu kabahat mi ya da tedbir mi olduğunu uygulama ve doktrindeki farklı görüşleri de belirtmek suretiyle inceleme konusu yapılacaktır. Bu inceleme yapılırken cezası hapis veya hapis ve adli para cezası olan icra suçları ile cezası tazyik ve disiplin hapsi olan icra suçları sınıflandırmasına bağlı kalınacaktır. Sonrasında icra suçlarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi' nin Ek 4 Numaralı Protokol'ünün 1. maddesinde ve 1982 Anayasa'nın 38/8. maddesinde yer alan "Borçtan dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılma yasağı" kuralına aykırılık oluşturup oluşturmadığı konusu sınırlı olarak değerlendirilecektir. Böylece araştırma konusunun temelini oluşturan icra suçlarına uygulanacak yargılama usulü ele alınacaktır.

Ceza yargılamasıSuçİcra+2
Volkan Savaş
Çağ University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Para alacaklarına ilişkin ilamlı icra takibinde icra mahkemesince icranın geri bırakılması (IIK m. 33, 33a)

İcra ve İflas Kanunu'nda ve diğer kanunlarda, borçlunun ilâmlı icra takibini durdurmasına imkân tanıyan çeşitli yasal olanaklar bulunmaktadır. Bu çalışmanın konusunu, bu yasal olanaklar arasında yer alan, İİK m. 33, 33a'da düzenlenen icranın geri bırakılması kurumu oluşturmaktadır. İcranın geri bırakılması, ilâmlı icraya özgü bir kurumdur. İlâmlı icrada takibin tarafları arasındaki menfaat dengesinin sağlanmasında rol oynayan bu kurum, bugüne kadar tek başına bir tez çalışmasına konu edilmemiştir. Bu çalışmayla, kurum, öğreti ve yüksek mahkemelerin kararları ışığında bir bütün olarak incelenerek bu eksikliğin giderilmesi ve kuruma ilişkin yasal düzenlemelerdeki eksikliklerin ve uygulamada sorun teşkil eden hususların ortaya konması amaçlanmıştır. Belirtilen amaçlar doğrultusunda, çalışmanın ilk bölümünde öncelikle icranın geri bırakılması ile ilâmlı icra takibinin durdurulmasına imkân tanıyan diğer yollar karşılaştırılmıştır. Daha sonra, icranın geri bırakılması kurumuna ilişkin temel hususlarda tespitlerde bulunulmuş; icranın geri bırakılması talebinde bulunulabilmesi için gerekli şartlara yer verilmiş; icranın geri bırakılması talebinin takibe etkisi değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, icranın geri bırakılması sebepleri ayrı ayrı incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, icranın geri bırakılması taleplerine esas teşkil edemeyecek sebeplere de yer verilmiştir. Böylelikle icranın geri bırakılması sebeplerinin kapsamının net bir şekilde belirlenmesi amaçlanmıştır. Son bölümde ise icranın geri bırakılması usûlü, icra mahkemesinin kararı, bu kararın doğurduğu sonuçlar ve karara karşı yapılacak kanun yolu başvurusu değerlendirilmiştir. Çalışmada, icranın geri bırakılması kurumunun, ilâmlı icrada borçluya maddi hukuka dayanan belli sebeplerle, sıkı şartlara bağlı olarak takibe karşı koyma imkânı tanıyan, takip hukukuyla sınırlı etkiye sahip bir hukuki çare olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonunda, icranın geri bırakılması talebinin icra takibini kendiliğinden durdurmadığı ve icra mahkemesinin de takibin geçici olarak durdurulmasına karar veremeyeceği; icranın geri bırakılması sebeplerinin Kanun'da tahdidi olarak sayıldığı; icranın geri bırakılması kararının, karara dayanak teşkil eden sebep önemli olmaksızın takibin iptali sonucunu doğurmayacağı sonuçlarına varılmıştır.

Alacaklar toplanmasıBorçlarİcra+5
Mehmet Köle
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anonim ortaklıkta payın cebri icra yoluyla devri

Anonim ortaklıklarda, ortaklar pay sahipliği ile hak ve borçlara ehil olmakta, ortaklıkta söz hakkı almakta ve ortaklık yönetimine katılmaktadır. Bu nedenle pay sahipliğinin devri anonim ortaklık için büyük önem taşımaktadır. Pay sahipliğinin devri devreden ve devralanın iradeleri sonucunda gerçekleşeceği gibi iradeleri dışında cebri icra yoluyla da gerçekleşebilecektir. Cebri icra yoluyla payların devri; haczedilen, rehnedilen, hapis hakkı kurulan paylar veya miras yoluyla kalan ve iradi şekilde paylaştırılamayan paylar bakımından söz konusu olmaktadır. Bu payların devri, açık artırma usulünde ihale anı, pazarlık usulünde satış anı ile gerçekleşecektir. Bu doğrultuda çalışmanın birinci bölümünde genel olarak halka açık ve halka kapalı anonim ortaklığa değinilerek pay kavramı, pay sahipliği ve pay sahipliği sıfatının devren ve aslen kazanılması halleri açıklanmıştır. Ayrıca pay ayrımı yöntemleri, pay türleri ele alınarak, anonim ortaklık payları, senede bağlanmış paylar, senede bağlanmamış paylar ve ilmühabere bağlanmış paylar olarak incelenmiştir. İkinci bölümde pay devrine ve cebri icra hukukuna ilişkin genel bilgilere yer verilmiştir. Payın devri ele alınırken pay türleri bakımından uygulanan devir usulleri farklılık gösterdiğinden her bir pay türü bakımından devir usulü ayrıca açıklanmıştır. Payın devir yollarından biri olan anonim ortaklık payının cebri icra yoluyla devrinin daha iyi anlaşılabilmesi için, cebri icra hukukuna ilişkin genel bilgiler de bu bölümde işlenmiştir. Üçüncü bölümde anonim ortaklık payının cebri icra yolu ile devri incelenerek, payın haciz yoluyla devri, payın hapis hakkı kullanımı ile devri, rehnedilmiş payın devri ve son olarak miras kalan payın iradi şekilde paylaşılamaması nedeniyle; payın mahkeme kararı ile devri incelenmiştir. Çalışmamız yasal mevzuat ve yargı içtihatları ışığında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Anonim Ortaklık, Anonim Ortaklık Payı, Anonim Ortaklık Pay Türleri, Anonim Ortaklık Payının Devri, Cebri İcra Hukuku

Anonim ortaklıklarCebri icraCebri icra hukuku+3
Pınar Doğan Kara
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İcra Hukukunda ödeme yerine alacakların devri: İİK m. 120

Ödeme yerine alacakların devri, Türk Hukukunda uygulamasına nadiren rastlanmasına rağmen, takip borçlusunun alacaklarının paraya çevrilmesi bakımından önemli düzenlemeleri bünyesinde barındırmaktadır. Ödeme yerine alacakların devri kapsamında, alacağın ödeme yerine devri ve alacağın tahsil amacıyla devri şeklinde iki tür paraya çevirme usûlü yer almaktadır. Her iki şekilde paraya çevirme için de, alacağın borsada ve piyasada fiyatının olmaması ve haczedilmiş olması ile ilgili alacak üzerinde haciz sahibi bütün alacaklıların muvafakati gereklidir. Bu şartların yerine getirildiğini tespit eden icra dairesi, alacaklıların talebi doğrultusunda alacağın ödeme yerine veya tahsil amacıyla devredildiğine karar verecektir.İcra ve İflâs Kanunu'nun 120. maddesinin birinci fırkasında düzenlenen alacağın ödeme yerine devri, Borçlar Hukuku anlamında ifa yerine devir niteliğindedir. Bu nedenle, alacağın ödeme yerine devredilmesiyle beraber icra takibi, devredilen alacak miktarı oranında sona ermektedir. Takip alacaklıları, sıra cetvelindeki yerlerine göre, takip borçlusunun üçüncü kişideki alacağı üzerinde hak sahibi olmakta; bu alacak, takip borçlusunun malvarlığından çıkarak takip alacaklılarının malvarlığına dahil olmaktadır.İlgili maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen alacağın tahsil amacıyla devri ise, esasen gerçek anlamda bir devir niteliğinde değildir. Burada, üçüncü kişideki alacağı dava ve takip yetkisi, takip alacaklılarına devredilmekte ve alacaklılar, borçlu adına ve onun dava takip yetkisini kullanarak söz konusu alacağı tahsil etmektedirler. Bu şekilde borçlunun malvarlığına dahil edilen değerden, öncelikle dava takip yetkisinin kullanan alacaklının masrafları ve alacağı karşılanmakta; geriye kalan miktar ise, diğer alacaklıların alacaklarının karşılanması için kullanılmaktadır.

Alacağın temlikiDava ehliyetiTürk Hukuku+3
Uğur Bulut
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mustafa Kandıralı'nın çiftetelli ve oyun havalarındaki icracılık yönü

Bu araştırma, klarnetin Türk Müziği icrasında kullanımını ve Mustafa Kandıralı'nın çiftetelli ve oyun havalarındaki icracılık yönünü konu almaktadır.Araştırmada Mustafa Kandıralı'nın yayınlanmış 2 CD'sindeki 31 parçadan 7'si notaya alınıp analizi yapılmıştır.Ayrıca Mustafa Kandıralı'nın hayatı ve icracılık yönü ile ilgili Serkan Çağrı ve İsmail Oytun ile yapmış olduğumuz görüşmeler dahilinde edinilen bilgiler de tezin içinde yer almaktadır. Yapılan analizler dahilinde Mustafa Kandıralı'nın Geleneksel Musiki'deki yapıya sadık kalarak ve hiçbir icracıyı taklit etmeden, tamamen içinden geldiği şekilde doğaçlamalarını yaptığı, yaptığı herhangi bir figürü ikinci bir defa tekrarlamadığı, doğaçlamalarındaki giriş-gelişme-sonuç bölümlerindeki melodik akışı ve bölümler arasındaki ilişkiyi çok iyi kurguladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mustafa Kandıralı, klarnet, icra

Kandıralı, MustafaKlarnetTürk müziği+2
Nasuhi Can Özaydın
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kanun yoluna başvurmanın ilâmların icrasına etkisi

Toplum içerisinde borçlunun borcunu zamanında ve gereği gibi ifa etmesi beklenmektedir. Ancak bu süreç içerisinde yaşanılan bir aksaklığa karşı alacaklının haklarının korunması adına Devlet alacaklıya kendisine başvurma hakkı tanımıştır. İcra ve İflas Kanunu'nda ilâmlı icra takibi, alacaklının hakkına ulaşabilmek için başvuracağı bir yol olarak belirlenmiştir. Hukukumuzda belirli istisnalar hariç ilâmların icraya konulabilmesi için kesinleşme şartı aranmamaktadır. Kanun yoluna başvuru kararın icrasını etkilemez. Hâlbuki kanun yoluna başvurunun erteleyici ve aktarıcı olmak üzere iki temel özelliği vardır. Kurallar çerçevesinde belirlenmiş istisnalar dışında kalan ilâmlı icra takibinin durması için borçlu tarafından "icranın ertelenmesi kararı" alınması gerekmektedir. Çalışmamız bir kanun yolu olan istinaf müessesesin ilamların icrasına etkisine ilişkindir. Bu çerçevede çalışmamızın ilk bölümünde, istinaf başvurusunun cebri icraya etkisi üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise istinaf yoluna başvurulmasıyla erteleyici etkinin kendiliğinden doğduğu ilâmlar incelenecek olup üçüncü ve son bölümde istinaf yoluna başvurulmasıyla erteleyici etkinin doğmasının geciktirici şarta bağlı olduğu ilâmlar üzerinde durulacaktır.

Kanun yollarıİcraİcra hukuku+2
Nazlıhan Hanecioğlu
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kripto para varlıklarının cebrî icra yolu ile haczi

Tarihin bir döneminde insanlık tarafından icat edilen para, yıllar boyunca çeşitli şekillerde karşımıza çıkmış, son olarak içinde bulunduğumuz dönemde yaşama kâğıt paralar hâkim olmuştur. Fakat kâğıt paranın bu hâkimiyet dönemi içerisinde dijital ve elektronik para kavramları da piyasada kendilerine yer bulmuşlardır. Dijital ve elektronik para kavramları teknolojinin, bilhassa bilişim teknolojisinin, gelişimiyle paralel olarak ortaya çıkmıştır. Dijital ve elektronik para kavramları uygulamada birçok yenilik ve farklılık getirmiş olsa da nihayetinde geleneksel para birimlerine bağlı varlıklar olmaları sebebiyle sistemin temelleri üzerinde değişiklik yaratacak etkiler göstermemişlerdir. Ancak daha yakın geçmişte ortaya çıkan kripto para türleri bu bakımdan çok daha büyük bir potansiyel taşımaktadırlar. Kripto paralar; blockchain adı verilen teknolojiyi kullanarak, bütünüyle dijital ortamda yaratılan, fizikî dünyada karşılığı olmayan türlerdir. Merkezî bir sisteme veya hiçbir ulusal para birimine bağlı değillerdir. 2009 yılında ilk örnek olarak ortaya çıkan Bitcoin; uzunca bir süre özel meraklıları dışında kimsenin ilgisini çekmemiş, küçük meblağlar karşılığında alınıp satılmıştır. Fakat son birkaç yıl içerisinde hem değerinde hem türlerinin sayısında büyük artışlar yaşanmıştır. Böylelikle pek çok alanın tartışma konusu hâline gelmişlerdir. Hukuk bilimi de doğal olarak bu alanlardan biri olmuştur. Bugüne dek yapılan tartışma ve çalışmaların büyük çoğunluğu konunun vergi ve ceza hukuku yönünden durumunu ele almıştır. Ben çalışmamda konuyu icra hukuku bakımından ele alarak kripto para varlılarının haczedilip haczedilemeyeceğini ve haczi durumunda bunun ne şekilde gerçekleştirilebileceğini tartıştım. Öncelikle kripto paraların ortaya çıkışına kadarki süreçte paranın tarihsel gelişimine, ardından kripto para varlıklarına ilişkin bilgilere yer verdim. Sonrasında icra hukukunda haciz müessesesine ve bu konunun alt başlıkları arasında haczedilemezlik hâllerine değindim. Bu bölümlerde çalışma problemimin çözümüne yardımcı olmaları hedefiyle haczin amacını, türlerini, hangi şeyler üzerinde gerçekleşebileceğini ve nelerin haczedilemeyeceği hususlarını ortaya koydum. Son bölümde ise ilk iki bölümdeki veriler ışığında kendi yorumlarımı yoğunlaştırarak problemi çözümlemeye çalıştım. Mülkiyet, malvarlığı gibi kavramlar üzerinden kripto paraların sahipleriyle olan bağını kurmaya, sonrasında hukukî tariflerini yapmaya gayret gösterdim. Bu aşamalardan sonra kripto paraların haczine hukuken bir engel olmadığı yönünde görüşümü bildirdim. Son olarak hukuken yapılacak olan nitelemenin (para?, emtia?, menkul kıymet?) haciz bakımından yaratacağı sonuçlar üzerinde durdum.

BitcoinHacizKripto para birimi+2
İlker Mete Özsoy
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Para alacağı dışındaki ilamların icrası

İlamların icrası "para alacağına ilişkin ilamların icrası" ve "para alacağı dışındaki ilamların icrası" olarak ikiye ayrılır.Alacaklı, para ya da teminata ilişkin bir alacağı varsa ilamlı icr ayolunu seçebilir. ancak para ya da teminat dışında bir alacak söz konusu olduğunda ilamlı icra yoluna başvurmak zorundadır. Para alacağı dışında kalan ilamların icrası da kendi içinde "para dışında malvarlığına ilişkin ilamlar" ile "şahısvarlığına ilişkin ilamlar" olarak ikiye ayrılır.

İcraİcra hukukuİlamlı icra
Aytül Rabia Bakır
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hava Kuvvetleri Bandosu repertuvarında bulunan Türk bestecilerin eserlerinin tonal, modal ve makamsal yönden incelenmesi

Hava Kuvvetleri Bandoları'nın çeşitli nedenlerle verdiği konserlerde şeflerin repertuvarın mahiyeti, tasnifi ve tercihi konularında sıkıntı yaşadığı; ayrıca icracıların belirlenen eserleri seslendirirken yeterli donanıma sahip olmadıkları değerlendirilmektedir. Söz konusu sıkıntı ve eksikliklerin giderilerek sahada vazife yapan personelin daha verimli çalışmalarının sağlanması gerekmektedir. Hava Kuvvetleri Bandosu repertuvarında bulunan Türk bestecilerin eserlerinin tonal, modal ve makamsal analizlerini içeren bu tez, bando şeflerine eserleri anlamada, sınıflandırmada ve buna bağlı olarak gerçekleştirecekleri repertuvar seçiminde kolaylık sağlamayı hedeflemektedir. Seçilen eserlerin en doğru ve etkili şekilde icra edilebilmeleri de çalışmanın hedefleri arasındadır. Tezin birinci bölümünde araştırma kapsamındaki temel kavramlar açıklanmış, bu meyanda öncelikle askerî bandoları oluşturan çalgılar ve çalgı grupları ele alınırken, ardından bu toplulukların tarihçelerine yer verilmiştir. Bu bölümde son olarak eser analizinde esaslı bir yer teşkil eden "tonalite", "modalite" ve "makamsallık" kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci bölüm, bando repertuarını oluşturan eserlerin analizi üzerine yapılmış tez, makale ve bildiri çalışmaları ile yazılmış orijinal ve çeviri kitapların sıralanmasından oluşmaktadır. Tüm bu çalışmalar hakkında verilen bilgiler de bölümün muhtevası dâhilindedir. Üçüncü ve son bölümde ise Hava Kuvvetleri Bandosu repertuvarında bulunan Türk bestecilerin eserlerinden anket yöntemiyle belirlenmiş olan üç eserin tonal, modal ve makamsal yönden incelenmesi yer almaktadır. Bölüm; araştırmanın amacı, önemi, kapsamı, sınırlılıkları, varsayımları, yöntemi ve bulgularını takiben tartışma, sonuç ve önerilerle kapanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hava Kuvvetleri Bandosu, bando, repertuvar, icra, analiz.

Askeri müzikBandoMakamlar+6
Ömür İnci
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir mânileri üzerine bir inceleme

Mâniler, halk şiiri geleneğinin en eski ve Türk toplumu tarafından en çok sevilen türü olarak anonim halk edebiyatının ürünleri arasında yer almıştır. Sözlü kültürün önemli taşıyıcılarından olan mâniler, yüzyıllar boyu süren gelişim süreciyle getirdiği birikim sayesinde halk şiiri geleneğini ve toplumun kültür ortamını tanıyıp çözümleme aşamasında çok faydalı bilgiler sunmaktadır. Çalışmamızın amacı; Eskişehir mânilerinin derlenip tasnif edilmesiyle bu ürünlerin Türkiye mâni söyleme geleneğindeki yerini, günümüzdeki durumunu ve toplumsal yapının geleneğe etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmamız üç ana bölüm ve bu bölümleee ait alt başlıklardan oluşmaktadır. Giriş başlığında araştırmanın içeriği, amacı ve yöntemleri konusunda bilgi verilmiştir. İlk bölümde Araştırma Yöresinin Özellikler başlığı verilmiş ve araştırma bölgesinin tarihî, coğrafi, ekonomik ve kültürel yapısı tanıtılmıştır. İkinci bölüm Mâni Türü ve Mâni Araştırmaları başlığını taşımaktadır. Burada mâni kavram ve sözcük olarak tanımlanmıştır. Mâninin bir tür olarak kaynakları, kökeni ve oluşumu üzerinde durulmuş; mâninin tarihi belgelerdeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Mâninin şekil değil Üslup ve konu bakımından tanıtılmasının ardından araştırma içeriği ile ilgili daha önce yapılmış çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölüm ise Eskişehir manileri başlığını taşımaktadır. Araştırma bölgesinde derlenen manilerin vezni, kafiyesi ve nazım düzeni bakımından incelenmesi yapılmıştır. Çalışmamız Sonuç ve Değerlendirme, Kaynakça ve Eskişehir de derlenen maniler başlığı altında Kaynak Kişiler ve derlenen mani metinleriyle sona ermiştir.

Anonim eserlerEskişehirGelenekler+3
Onur Güller
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uluslararası Deniz Hukuku çerçevesinde boğazlarda kıyı devletinin yetkileri

ÖZET "Uluslararası Deniz Hukuku Çerçevesinde Boğazlarda Kıyı Devletinin Yetkileri" isimli çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Öncelikle, çalışmamıza uluslarararası ulaşımda kullanılan boğazların tanımı ve önemiyle başladık. Daha sonra ayrıntılı olarak 19. yüzyılın sonlarından itibaren boğazlardan geçiş rejiminin tarihi gelişimini inceledik. 1930 Uluslararası Deniz Hukuku Kodifikasyonu Konferansına, Korfu Boğazı Davasına, Birinci Deniz Hukuku Konferansı, Deniz Yatağı Komitesi ve Üçüncü BMDH Konferansı çalışmalarına değindik. 1958 Sözleşmesi uyannca uluslararası boğazlarda uygulanacak askıya alınamaz zararsız geçiş hakkından söz ettik. 1982 BMDH Sözleşmesinde uluslararası boğazlardan geçiş rejiminin düzenlendiği III. Bölüm hükümlerini inceledik. Sözleşmeye göre, boğazların türlerini ve bu boğazlara uygulanabilecek ikili rejim çerçevesinde askıya alınamaz zararsız geçiş hakkını ve transit geçiş hakkını inceledik. Transit geçiş hakkının örf ve âdet kuralı niteliği üzerinde durduk. Askıya alınamaz zararsız geçiş hakkı ve transit geçiş hakkı çerçevesinde kıyı devletinin sahip olduğu düzenleme ve icra yetkilerini irdeledik. Kıyı devletlerinin ulaşım güvenliği ve deniz çevresinin korunmasına ilişkin yetkilerini belirttikten sonra bazı suçlara ilişkin yetkilerini ve boğazlarda işbirliği olanaklarını inceledik. Son Bölümde ise, Türk Boğazları'nın özel durumundan ve Türkiye'nin kıyı devleti olarak yetkilerinden söz ettik. Montrö Sözleşmesi hükümlerini inceledikten sonra Uluslararası Denizcilik Örgütünde Türk Boğazlarına ilişkin olarak yapılan çalışmalardan söz ettik. Yapılan iç hukuk düzenlemelerinin uluslararası hukuka uygunluğunu tartıştık. Türk Boğazlan'ndan uygulanabilecek sözleşmeleri ve iç hukuk kurallarını belirttik. Son olarak, Türk Boğazlan'ndan geçen gemilerin ödemesi gereken vergi ve harçlar ile Türk Boğazlarfnda yapılabilecek işbirliğini tartıştık.

BoğazlarDeniz hukukuGeçiş rejimi+3
Deniz Kızılsümer
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00

İlgili konular