Yapısal analiz

Bu konu başlığı altında 78 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Topoloji optimizasyonu tekniği kullanılarak taşıt park fren kol mekanizmasının tasarım ve analizi

Son yıllarda otomotiv sektöründeki firmalar, taşıtlarda yakıt tüketimini azaltmak ve enerji verimliliğini arttırmak için yeni çalışmalara yönelmişlerdir. Enerji tüketiminin düşürülmesi, karbon salınımının azaltılması, çevrenin korunması ve iklim değişikliği konuları ile ilişkili olarak mühendislik çalışmalarında sürdürülebilirlik için optimizasyon kavramı önemli bir yere sahiptir. Tasarımda en iyi boyut, şekil ve topolojiyi elde etmek amacıyla bileşenler yapısal optimizasyon teknikleri kullanılarak optimize edilir. Topoloji optimizasyonu, malzeme dağılımını en uygun şekilde düzenleyerek taşıtların temel bileşenlerinin ağırlığını azaltmada kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, topoloji optimizasyon yöntemini kullanarak mekanik özelliklerinden ödün vermeden bir taşıt bileşeninin ağırlığını azaltmaktır. Taşıt elemanı olarak iki farklı (Model 1 ve Model 2) park fren mekanizması seçilmiştir. Fren sistemi, aktif ve pasif taşıt güvenlik sistemleri içinde önemli yere sahiptir. Park freni temel bileşenleri (kol, dişli ve tetik) için statik yapısal analiz ve topoloji optimizasyonu uygulanmıştır. Topoloji optimizasyonu sonrası nihai geometri için aynı şartlar altında (malzeme, yük ve destek noktaları) doğrulama amacıyla statik yapısal analizler tekrarlanmıştır. Statik analizlerde park fren kolu için 50, 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400 N ve fren teli için 100 N kuvvet uygulanmıştır. Dişli ve tetik elemanlarına 100 N kuvvet uygulanmıştır. Analizler, AISI 1000, AISI 1020, AISI 4340 ve S235 malzemeler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Topoloji optimizasyonu için yanıt kısıtı olarak ağırlık seçilmiştir. Boşaltım oranları %50, %55, %60, %65, %70, %75, %80, %85, %90 ve %95 olarak belirlenmiştir. Topoloji optimizasyonu öncesi ve sonrası bileşenlerin ağırlıkları karşılaştırılmıştır. Model 1 park fren kolu ve dişli için ağırlık azaltımı sırasıyla %18,48 ve %34,86'dır. Model 2 park fren kolu, dişli ve tetik için ağırlık azaltımı sırasıyla %13,85, %21,54 ve %17,66'dır. Analiz sonuçları, park fren kolu, dişli ve tetik tasarımı için en uygun malzemenin AISI 4340 olduğunu göstermiştir.

OtomotivTasarımTopoloji optimizasyonu+1
Mehmet Küçük
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adnan Veli Kanık'ın Türk yazınındaki yeri

Adnan Veli Kanık, Türk edebiyatında ihmal edilen yazarlardan biridir. Hakkında yapılan çalışma sayısı yok denecek kadar az ve biyografi yazıları birbirinin tekrarı niteliğindedir. Eserlerini çoğunlukla 1950 - 1970 tarihleri arasında veren Adnan Veli'nin toplam yedi tane basılı kitabı bulunmaktadır. Mapusane Çeşmesi, Sosyete, Uçan Daireler, Kaynana, Seçim Konuşmaları isimli hikâye kitapları ve Orhan Veli İçin isimli biyografik eseri, yazar hayatta iken basılır. İstanbul Batakhaneleri isimli eseri ise Turgut Çeviker tarafından derlenerek 2018 yılında basılır. Tez kapsamında yaptığım çalışmalarda, Adnan Veli'nin gazete ve dergilerde kalan, gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen bine yakın hikâyesi, yüzlerce gazete fıkrası, onlarca köşe yazısı, Yandan Akıyor Yandan ve Aşkın Kamçıladığı İsyan isimli iki tane romanı olduğu tespit edilmiştir. İlk yazılarında Veli, Mehmet Yanık, Bir Hukukçu gibi takma adlar kullanan Adnan Veli Vatan, Akbaba, Tef, Yeni Tanin, Günaydın, Dolmuş, Taş-Karikatür, Papağan gibi yayınlarda yazılarını yayımlar. Adnan Veli Kanık'ın Türk Edebiyatındaki Yeri isimli bu tez çalışması giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Girişte, Adnan Veli hakkında yapılan çalışmalar ve Adnan Veli'nin hayatı ele alınmış, sanatı ve eserleri hakkında giriş mahiyetinde kısa bir açıklama yapılmıştır. Birinci bölümde Adnan Veli'nin gazeteci kimliği ve gazete yazıları ele alınmış, gazeteciliğinin edebiyatçı kimliğine katkısı incelenmiştir. İkinci bölümde, yazarın eserleri hakkında detaylı bilgilendirme yapılmış, kurmaca eserleri tematik ve yapısal olarak değerlendirilmiş ve edebi niteliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise Adnan Veli Kanık'ın Türk edebiyatında geri planda kalmasının nedenleri tartışılmış ve eserleri çeşitli alanlara katkısı açısından değerlendirilmiştir.

HikayeKanık, Adnan VeliRoman+3
Sema Eryüksel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve Güney Kore'deki yaşayan müzelerin yapısal analizi

İnsan çevresi ile sürekli etkileşim halindedir. İnsanın varlığı doğayı şekillendirirken doğa da insanı şekillendirmektedir. Bu değişim ve dönüşüme ayak uyduran insan ise yaşamdaki her türlü deneyimini geleneğe aktararak geleneğin sürekliliğini sağlamaktadır. Bu sürekliliğin kaynağını oluşturan, geleneklerin saklandığı mekânlar olan müzeler yaşamdaki değişimden ve dönüşümden yalnız düşmüş "dijital çağın göçebeleri" olan bireylerin "gerçek kültürel mekânı" olacaktır. Günümüzde dijital çağın göçebeleri tarafından gelenek müzelerde yeniden keşfedilmektedir. Böylece müzelerin koleksiyonu, içeriği, bağlamı, sergileme yöntemi ve müzeleri deneyimleme şekli de değişime uğramaktadır. Dijital çağın bireyleri müzelerde sergilenen gelenek ürünleri görmek yerine geleneği deneyimleme ihtiyacındadır. Geleneğin deneyimlenerek yaşandığı "yaşayan müzeler" modern toplumdaki bireylerin bilgi paylaşımı yapabildiği kâr amacı gütmeyen, kalıcı kurumlar haline gelmiştir. Tezde bu geleneğin sürekliliği için Türkiye ve Güney Kore'de bulunan yaşayan müzelerin yapısal farklılıklarından yola çıkılacaktır. Türkiye'de bulunan yaşayan müzelerin sürdürülebilirliğine dair yapı önerilerinde bulunulacaktır.

Güney KoreHalk bilimiMüzeler+4
Sümeyye Coşkun
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arda İşkol'un Keman Konçertosu adlı sanat çalışmasının yapısal analizi

Müzik tarihi boyunca birçok besteci kendi müziklerini inceleyerek bu müziklerin anlaşılmasını kolaylaştırmaya çalışmışlardır. Arda İşkol da bu çalışmada kendi bestelediği, 'İKSEV 12. DR. NEJAT F. ECZACIBAŞI ULUSAL BESTE YARIŞMASI' kapsamında yazmış olduğu ve birincilik ödülü alan Keman Konçertosu'nu incelemektedir. Çalışmanın ilk bölümünde bu çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölümde konçerto kavramından, keman konçertolarının günümüze gelene kadar geçirdiği değişimlerden ve Türk bestecilerinin keman konçertosu alanındaki yapıtları anlatılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise bu çalışmada incelenen Arda İşkol'un Keman Konçertosu adlı sanat çalışmasıyla ilgili bilgiler sunulmuş ve müziğin analizi yapılmıştır. Üç bölümden oluşmakta olan bu müziğin birinci ve üçüncü bölümü sonat - allegro, ikinci bölümü ise pasakalya formundadır. Form, altın oran ve simetri gibi kavramların araştırılmasında literatür taraması yapılmış, uygun kaynaklardan yararlanılmıştır. Bu inceleme, Arda İşkol'un Keman Konçertosu'nu çalacak olan icracıların ve şeflerin müziği daha rahat ve detaylı bir şekilde kavrayabilmelerini sağlamak amacıyla yazılmıştır.

Altın oranBiçimKeman+5
Arda İşkol
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tunceli ilinde faaliyet gösteren alabalık işletmelerinin yapısal ve ekonomik analizi ve pazarlama durumu

Bu çalışmada Tunceli İli'nde faaliyet gösteren alabalık yetiştiricilik işletmelerinin yapısı, yönetim durumu, pazarlama durumu ve finansal özelliklerinin belirlenmesi keşifsel olarak amaç edinilmiştir.İşletmelerin yönetim ve organizasyon yapısına bakıldığında, işletmelerin % 84'ünün şahıs firması olduğu ve yönetimin genellikle işletme sahibi tarafından yürütüldüğü belirlenmiştir. İşletmelerde, işleme, paketleme, nakliye ve insan kaynakları birimlerinin hiç olmadığı tespit edilmiştir. İşletmelerin % 100'ünde üretim birimi, % 12'sinde kalite kontrol birimi, % 32'sinde pazarlama birimi, % 28'inde muhasebe birimi, % 28'inde satın alma birimi ve % 4'ünde AR-GE biriminin olduğu görülmüştür. Bu sayılar işletmelerin tam teşekküllü bir örgüt yapısında olmadıklarını istatistiksel olarak ifade etmektedir.Üretilen balıkların %31,82 oranında toptancıya, % 29,55 oranında perakende, % 22,72 oranında işletmeye ait lokantada ve % 15,90 oranında da fabrikalara satıldığı tespit edilmiştir. Pazarlama konusunda ticari ilişkilerin önemli olduğu ve pazarların yakın olmasının ise önemli olmadığı belirlenmiştir.Bu çalışmada yem giderleri toplam işletme giderlerinin % 68,03'ünü oluşturmuştur. Yem giderlerinin ardından ikinci sıradaki en büyük gider ise % 7,11 ile yavru giderlerdir.İşletmelerde ekonomik rantabilite ortalama %34,91 bulunmuştur. Bu oran alabalık işletmelerinin karlı olduklarını göstermektedir.

Alabalık üretme çiftlikleriAlabalıklarBalık üretimi+6
Nehir Aksu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Progressive failure analysis and multi objective optimization of laminated composite structures

In this thesis, weight minimization of wing spar that consists of laminated composite structure without causing failure in case of different ply stacking sequence is represented. Herein, ply thickness and ply orientation are selected as optimization variables and lightening of structure is provided by choosing the minimum total thickness of plies in progressive failure analysis. This study is implemented by using two methods. Firstly, Tsai-Wu Index is calculated for different ply thicknesses and ply orientations by design of experiment method. Secondly, in NSGA-II method, minimization of total thickness of plies and Von Mises stress is provided by using different ply orientation.

Aircraft wingsStructure damagesStructural optimization+1
Kemal Hasırcı
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yığma demiryolu köprülerinin sonlu elemanlar programları ile modellenmesi

Kültürel mirasımız olan yığma köprülerimizi korumak gelecek nesillere karşı görevimizdir. Ülkemizin dört bir yanında yer alan tarihi eserlerimizin pek çoğu bugün bile görevlerine devam etmektedirler. Bu eserlerimizin mevcut durumunun tespiti ve gerekli bakım ve restorasyonların yapılabilmesi için yapıların davranışının doğru anlaşılabilmesi çok önemlidir. Birinci bölümde konu hakkında genel bilgi verilmiş, çalışmanın amacı anlatılmıştır. İkinci bölümde yığma yapılar hakkında bilgi verilmiş, bu yapım tarzında kullanılan malzemelere değinilmiştir. Yığma köprülere geçiş yapılarak, bu eserlerin tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. Kullanım amacına ve geçtiği açıklıklara göre kullanılan farklı kemer tiplerinden bahsedilmiştir. Kemer köprülerin çalışma mekanizması, avantaj ve dezavantajları, zaman içerisinde maruz kaldığı etkiler ve bu etkiler sonucu meydana gelen deformasyonlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde yığma yapıların bilgisayar programlarında modellenmesi ve analizi hakkında bilgiler verilmiştir. Analiz programlarının kullandığı yöntemler ve kritik analiz yaklaşımlarından bahsedilmiş, kullanılan eleman tipleri anlatılmıştır. Kullanılan dinamik analiz metotları anlatılmış ve yapı elemanlarının doğrusal olmayan davranışı ve davranışın değerlendirilme sebepleri incelenmiştir. Yığma yapıların modellenmesinde homojenleştirme teknikleri üzerinde durulmuş, farklı problemler için önerilen modellenmesi yöntemleri anlatılmıştır. Dördüncü bölümde ise çalışmada davranışı incelenen demiryolu kemer köprülerinin mimari, geometrik ve malzeme özellikleri verilmiştir. Daha sonrasında ise modelleme aşamasına geçilmiştir. İncelenen iki adet köprünün her biri için dört adet olmak üzere toplam sekiz adet model oluşturulmuştur. Modelleme aşamasında yapılan kabüller, modellerin çalışabilmesi için yapılan idealleştirmeler ve kullanılan analiz opsiyonları anlatılmıştır. Kullanılan malzeme değerleri ve grafikleri bu bölümde yer almaktadır. Modelleme tamamlandıktan sonra, modellerin karşılaştırma için uygun olup olmadığı adım adım kontrol edilmiştir. Uygunluk görüldükten sonra zaman tanım alanında dinamik analizlere geçilmiştir. Analizler için 53 adet farklı deprem kaydı kullanılmıştır. Modellerden elde edilen sonuçlar, geometrik ve malzeme ikinci mertebe etkileri ayrı ayrı değerlendirilerek taban kesme kuvveti, deplasman, hız ve ivme değerleri üzerinden grafikler yardımı ile karşılaştırılmıştır. Beşinci ve son bölümde ise yapılan işlemler kısaca özetlenmiştir. Elde edilen sonuçlar sırasıyla önceki bölümde verilen grafik ve tablolar yardımıyla sunulmuştur.

Demir yollarıKöprülerModelleme+4
Uğur Burak Bağcı
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matris deplasman yöntemiyle iki boyutlu gemi enine çerçevelerinin yapısal analizini yapan bir bilgisayar programı hazırlanması

Bu çalışmada gemi enine çerçevelerinin yapısal analizini yapabilecek bir bilgisayar programı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Gemilerin ön dizaynında yapı hakkında fazla ayrıntı gerektirmeden çözüm yapabilen pratik analiz programlarına ihtiyaç duyulur. Gemi çerçeveleri değişken kesitli olabilmektedir. Bu yüzden programın değişken kesitli çerçeveleri de çözebilmesi istenmiştir. Kullanımının kolay olması, görsel arayüzünün olması, yazılan kodun sadeliğini ve okunabilirliğini arttırmak için nesne yönelimli programlama yaklaşımlarını uygulaması, gelişen teknolojiyle beraber artan bilgisayar kapasitelerini yüksek oranda ve verimli kullanabilmesi için modern uygulama programlama arayüzlerini kullanması hedeflenmiştir. Gemilerin ön dizaynında karşılaşılan çerçeve yapılarının yapısal analizinde Matris Deplasman Metodu en çok kullanılan yöntemlerden birisidir. Metot bir çeşit sonlu elemanlar metodudur. Direkt metotlar arasında yer alır. Bazı sonlu elemanlar yöntemlerindeki gibi şekil fonksiyonlarına ihtiyaç duymaz. Katılık matrisi direkt olarak kiriş teorisinden çıkartılır. Matris deplasman metodu kiriş elemanının bütün serbestlik dereceleri doğrultusundaki deplasmanlar sıfır iken her bir serbestlik derecesi doğrultusunda birim deplasman oluşturacak kuvvetleri elde ederek katılık matrisi oluşturur. Matris olarak ifade edilmiş eleman rijitlik ilişkileri daha sonra kod numaraları yöntemiyle çerçeve sistemini temsil eden tek müşterek matris haline getirilir. Aynı şekilde elemanlara etkiyen kuvvetlerden de müşterek bir kuvvet vektörü elde edilir. Elde edilen matris sistemi çözülerek deplasman vektörü elde edilir. Daha sonra bu deplasman vektörünün elemanları yine kod numaraları yöntemiyle elemanlara aktarılır ve eleman kuvvet dengesi yazılarak elemanın katılık matrisi deplasman vektörüyle çarpılıp endirekt yük vektörüyle toplanır. Bunun sonucunda müşterek eksenlerde ifade edilmiş eleman yük vektörü elde edilir. Elde edilen kuvvet vektörü transformasyon matrisiyle çarpılarak elemanın kendi eksenlerindeki kuvvet vektörü bulunur. Bu kuvvet vektörü elemanın mesnet tepkilerini içerir. Bu vektör elde edildikten sonra elemanın kesit tesir diyagramları bulunabilir. Bu çalışmada geliştirilmiş olan program hedeflendiği gibi değişken kesitli enine çerçevelerinin çözümünü yapabilmektedir. Değişken kesitli durumda iken elemanın uç momentleri Üç Moment Yönteminin en genel haliyle bulunur. Program kullanıcıdan eklenen kiriş parçalarının her birinin atalet ve kesit alanı dağılımlarını polinom şeklinde ister. Kullanıcı kirişlere yayılı yükleri ve tekil yükleri arayüzden ekler. Program yayılı yüklerin de polinom şeklinde ifade edilmesini bekler. Kullanıcı istediği çerçeveyi oluşturduktan sonra çözüm butonuna basar ve program sistemi çözer. Çıktı olarak eğilme momenti dağılımı, kesme kuvveti dağılımı, eksenel kuvvet dağılımı ve gerilme dağılımı verir. Program nümerik integral hesaplarında Simpson Yöntemini kullanır. Sabit kesitli çerçeve gibi basit durumlarda program, geliştirilen polinom sınıfı sayesinde analitik integraller alabilmekte ve nümerik çözüme gerek kalmadan hızlı bir şekilde hesap yapabilmektedir. Ayrıca program, paralel programlama yöntemlerini kullanarak çok çekirdekli bilgisayarlarda kısa sürede sonuç üretebilmektedir. Bu çalışmada geliştirilen program analitik çözüm ve muadili programlarla değişik çerçevelerde verdiği sonuçlar bakımından karşılaştırılmış ve sonuçların doğru olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak hedeflenen program geliştirilmiş ve gemi çerçevelerinde kullanılabilecek pratik, kullanımı kolay ve kullanışlı bir analiz programı elde edilmiştir.

DeplasmanDüzlemsel çerçeveGemi inşaatı+5
Ömer Birler
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Krizler eşliğinde Türk bankacılık sektörünün yapısal analizi

Bankacılık krizleri finansal sisteme olan güvenin yitirilmesi dolayısıyla tasarruf sahiplerinin mevduat bakiyelerini geri çekmek için bankalara hücum etmeleri neticesinde oluşmakta;bankaların iflasları ile sonuçlanmaktadır.Tarihsel süreç içerisinde ilk olarak Osmanlı döneminde İstanbul Bankası'nın tasfiyesi ile başlayan bankacılık krizleri; 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, II. Dünya Savaşı ve 1958 krizinin etkileri ile 1930-1980 döneminde de devam etmiştir. 1980'li yıllarda gerekli yapısal düzenlemeler gerçekleştirilmeden başlayan finansal serbestleşme, ekonomik sorunların temelini oluşturmuştur. 1990'lı yıllarda, enflasyon, cari açık, borçlanma miktarı, faiz oranları ve döviz kurlarında meydana gelen artış, 1994 ve Kasım 2000 krizlerinin nedenleri arasında yer almıştır. Her 2 kriz sonrasında uygulanan istikrar programları da yeterince etkili olamamıştır. Şubat 2001 döneminde, bankaların döviz talebi ile ortaya çıkan likidite krizi, kısa sürede finansal krize dönüşmüştür. Kriz sonrasında, ekonomi üzerindeki tahribatın onarılması amacıyla Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı (GEGP) yürürlüğe konulmuştur. GEGP ile birlikte ülke ekonomisi ve Türk bankacılık sektörü 2002 sonrasında hızlı bir iyileşme sürecine girmiştir. Türk bankacılık sektörü, yeniden yapılandırmanın olumlu etkileri ile 2008 Küresel krizi karşısında da güçlü durabilmeyi başarmıştır. Bazı yıllarda, bir kısım bankacılık göstergelerinde küçük ölçekli sapmalar yaşanmakla birlikte sektörün istikrarlı gelişimi, 2010 yılı sonrasında da devam etmiştir.

Bankacılık sektörüEkolojik krizKriz+3
Nurcihan Akşehirli
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A structural and stylistic analysis of Turkish proverbs

This study examined Turkish proverbsin terms of structural analysis and proverbial markers to reveal what structures are prominant and how they affect Turkish proverbs. The universe of this study consist of 2667 proverbs and the sample size is determined as 338. The number of samples was obtained according to the total number of proverbs corresponding to each letter and they were selected randomly. The descriptive statistics was used to analyze the data. In syntactic analysis, findings show that tense markers and negation are significantly used. Passive, time/place adverbials and relative clauses are moderately used in the examples. Furthermore, aspect markers and modals are statistically insignificant. Frequently found structures among the categories mentionedare agentless passives, internal negation, present tense, modality morpheme –(y)mE(z)and relative clause –An. Examining grammatical structures, it is remarkably seen that suffixes are much more used rather than words. The reason for this is that suffixes are mostly attached at verbs, and nominal sentences are found less in the samples. Proverbial markers are examined under three categories: sentence type, proverbial devices and sentence function. In those three categories, simple sentences, compound – complex sentences, complex sentences, syntactic parallelism, rhyme, declerative sentencesand imperative sentences are significantly used. Findings also show that syntactic features affect the occurance of the elements of proverbial markers. In complex sentences, subordinate clause often consructed with relative clause suffixes.Also, in complex sentences, sub – clauses are mostly nominal. Most of the metaphors are used in nominal sentences, because it resemblesone thing to another by using the structure X is Y. Keywords Proverbs,syntactic analysis, proverbial marker

ProverbsFormRegular description+5
Firdevs Beste Kaptanoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teke Bölgesi halk oyunlarının yapısal analizi

Toplumda birlikte yaşamanın bir getirisi olarak içinde yaşadıkları kültürle şekillenen, halkların yaşantısına odaklanan "Halk Bilimi", içinde bulunduğu ortamla şekillenen ve değişen dinamik bir yapıya sahiptir. Bu dinamik yapı içinde halk biliminin bir dalı olarak insanların kendini ifade etme biçimi olan dans da geçmişten bugüne insanlıkla birlikte gelişerek değişmiş ve birçok boyut kazanmıştır. Toplumların kültürlerini her yönüyle yansıtan geleneksel danslar bu gelişim içerisinde çeşitlenerek günümüze kadar süregelmiştir. Bu çalışma Türk Halk Oyunlarının zengin tür yapısı içerisinde Teke bölgesi oyunlarının oluşum sürecine, tür ve biçim özelliklerine odaklanarak oyunların yapısal analizini hedeflemektedir. Çalışma, Türkiye'nin güneybatısında yer alan Yörük ve Türkmen topluluklarının yaşadığı Teke bölgesine ait halk oyunlarının, literatür taraması yapılarak müzik, ritim ve eşlik eden çalgılar üzerine ayrıntılı bir incelemeyi ve Teke bölgesi oyunlarının başlı başına bir tür olarak ele alınması gerektiği savı ile ilgili gerekçeleri barındırmaktadır. Sonuç olarak özgün müzik ve ritim yapısıyla oyunların algılanışı, yapısal olarak hareket analizi ile adımlara dayalı olarak yapılan sınıflandırma Teke Oyun Tür Tablosu başlığı altında açılan özel başlık altında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Teke bölgesi, Halk oyunları, Yapısal analiz, Müzik.

Benesh hareket notasyonuGeleneksel Türk dansıHalk bilimi+5
Barış Sarıkaya
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Non - structural datives in Turkish

This thesis investigates the meanings and functions of the dative case in Turkish by examining its syntactic and semantic properties in relation to the event structure. Specifically, it analyzes how the distinct meanings of dative verbs in Turkish give rise to different argument realization patterns and how constructions in which dative case marked objects appear can be represented in a morphosyntactic frame, in the light of recent research couched within theories of argument and event structure. A three way distinction of non-structural datives in Turkish is proposed based on their syntactic and semantic properties. (i) Core datives appearing in ditransitive constructions, which are datives required by the argument structure of the verb. Syntactic evidence indicates that dative objects of canonical ditransitive verbs are base-generated in two positions; a high possessor and lower spatial goal PP and are associated with a postpositional ditransitive structure. (ii) Dative objects appearing as the sole internal argument of the verb. Verbs with sole dative complements exhibit the properties of Non Core Transitive Verbs (Levin, 1999), whose roots can lexically license a dative DP or PP. (iii) Non-core datives added to the argument structure of a transitive or intransitive predicate, which are neither semantically entailed nor syntactically licensed by the verb. A high applicative structure, as proposed by Pylkkänen (2002), is assumed for non-core datives in Turkish, which can combine with agentive transitive or intransitive events and non-agentive unaccusative events, introduced via high applicative heads, related to the VP as bene-/malefactives, recipients or experiencers.

Grammar-prefixGrammar-constructive affixGrammar+2
Nil Tonyalı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Characteristic structural features of tall buildings in Turkey and their dynamic behavior

High-rise reinforced concrete (RC) shear wall buildings having 10 to 30 stories in metropolitan cities of Turkey are investigated under the systematic framework of Performance Based Earthquake Engineering (PBEE). A building inventory is compiled entailing blueprints of tall buildings in densely populated areas of the cities: Istanbul, Ankara, Bursa and Mersin primarily to represent the tall building stock. These buildings are thoroughly investigated via statistical methods to develop six reference building models. The recently proposed Conditional Spectrum (CS) is used as a tool to scale the selected ground motions which provided the link between the target hazard at the reference site (represents high seismicity) and structural responses. It is concluded that the high-rise RC shear wall buildings designed by Turkish engineering practice in metropolitan areas show satisfactory performance up to 475-year return period ground motions. However, the increase in ground motion hazard (e.g., 2475-year, maximum considered) may result in irreparable and severe damage states for these buildings, which may be mostly critical in terms of economic losses. The results obtained from this study can be used as reference source for future studies on several other research topics on tall buildings such as estimating cost-effectiveness and vulnerability functions of high-rise building stock in earthquake-prone regions of Turkey.

Reinforced concrete shear wallsContinuous probability distributionsStructural dynamics+4
Ömer Odabaşı
Boğaziçi University · Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan hakları perspektifinde Hohfeldyan yaklaşım

İnsan haklarının düşünsel temelleri, düşünürler tarafından atılmaya başlanmıştır. Tarihi süreç içinde, insan hakları ve insan, bilimsel yönteme ile değerlendirilmeye başlanmıştır. Bilimsel analizler ve yaşanan tarihsel olaylar sonucunda, insanın, devlet karşısındaki konumu yeniden şekillenmiştir. Zamanla, gelişen ve değişen insan eylemleri ve faaliyetleri sonunda, yeni haklar istenmiştir ve istenmeye de devam edilmektedir. Kuramsal anlamda ve günlük kullanımda, farklı farklı tanımlanmış ve kullanılmıştır. Hak kavramı, başka kavramlarla birlikte kullanılması da oldukça yaygındır. Evrensel düzeyde kabul gören insan hakları alanında bir hakkın, özgürlüğün farklı farklı kavramlarla ifade edilişi karmaşaya sebep olmaktadır. İnsan haklarına yönelik istemlerin tanımlanması ve belirlenmesinde de farklılıklar vardır. İnsan haklarına yönelik felsefi değerlendirmelere yer verilmiştir. W. N. Hohfeld'in yapısal analizi doğrultusunda analiz edilmiştir. Bu analizin amacı, karmaşanın önlenmesine yardımcı olmaktır.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiYapısal analizÇevre hakkı+3
Fatma Nur Yıldız
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kompozit yüksek bir yapının deprem performansının zaman tanım alanında doğrusal olmayan yöntem kullanılarak belirlenmesi

Küreselleşme sebebiyle nüfusun büyük bölümünün kentlere yoğunlaşmasıyla birlikte yüksek yapıya olan ihtiyaç ortaya çıkmıştır. Geleneksel tasarım yöntemleriyle dizayn edilen yüksek yapılarda, son 50 yılda meydana gelen orta ve yüksek şiddetli depremler nedeniyle yapısal hasarlar oluşmuştur. Meydana gelen hasarlara bağlı olarak can, ekonomik ve sosyal kayıpların çok fazla olması, deprem etkilerinin gerçeğe en yakın olarak saptanması gerekliliğini doğurmuştur. Deprem etkileri altında dayanım esaslı tasarım yöntemlerine alternatif olarak şekil değiştirme esaslı tasarım yöntemlerinin geliştirilmesine başlanmıştır. Performansa bağlı tasarımın ana felsefesi, deprem etkisi nedeniyle taşıyıcı sistemde meydana gelebilecek yer değiştirme, şekil değiştirme ve hasar seviyelerinin önceden saptanmasıdır. Özellikle son 20 yılda ABD'deki araştırma çalışmalarının sonucunda hazırlanan ATC, FEMA dokümanlarıyla birlikte, kuvvete dayalı dayanım prensipleri, yerini yer değiştirme odaklı performansa göre tasarıma bırakmıştır. Günümüzde deprem etkilerinin dizayna hakim olduğu yüksek yapılar, performansa dayalı tasarım yöntemleriyle yapılmaktadır. Yüksek lisans tezi olarak tamamlanan bu çalışma kapsamında, taşıyıcı sistemi çerçeve ve yüksek sünek merkezi çelik çaprazlardan oluşan 47 katlı kompozit bir binanın ön tasarımı yapılarak, zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz yöntemiyle deprem performansı belirlenmiştir. Sayısal incelemede malzeme ve geometri bakımından doğrusal olmayan yapısal sistem, ETABS sonlu elemanlar yazılımı yardımıyla oluşturulan matematik model sayesinde, İstanbul Yüksek Binalar Deprem Yönetmeliği D3 felaket senaryosu ivme spektrumuna göre ölçeklenmiş yer hareketleriyle çözülmüştür.Yapının düşey yükler altındaki çözümü için AISC 360-10 yönetmeliği yük ve tasarım katsayıları tasarımı (LRFD) yöntemi tercih edilmiştir. Merkezi çelik çaprazların tasarımı için AISC 341-10 yönetmeliğinden de yardım alınmıştır. Doğrusal olmayan malzeme ve kuvvet şekil değiştirme eğrileri için ASCE 41-13 ve ATC-72 dokümanlarından yararlanılmıştır. Yapıya etkiyen yatay yüklerin hesabı için, İstanbul Yüksek Binalar Rüzgar Yönetmeliği 2009 ve İstanbul Yüksek Binalar Deprem Yönetmeliği 2008 esas alınmıştır. Çelik çaprazların ve kolon kiriş birleşim tahkikleri için kapasite prensipleri kullanılarak yapının boyutlandırılması tamamlanmıştır. Sunulan çalışma 6 kısımdan oluşmaktadır. Birinci bölümde, performansa dayalı tasarım ve değerlendirmenin kavramsal açıklaması yapılarak, tasarım yönteminin ortaya çıkmasına neden olan deprem etkileri ve hasar süreçlerinden bahsedilmektedir. Yapılan çalışmanın amacı da gene bu bölümde özetlenmiştir. İkinci bölümde, çok katlı yapıların gelişim aşamalarından bahsedilmektedir. Geçmişten günümüze kadar uzanan çok katlı yapı tasarımları incelenerek, daha yüksek yapılar inşa edilmesine olanak sağlayan taşıyıcı sistemlerin gelişimi anlatılmaktadır. Ayrıca bu bölümde yüksek yapıların bölgelere göre dağılımı ve kullanılan yapısal malzemeler değerlendirilmiştir. Çalışmanın üçüncü kısmında, yüksek bir yapının tasarımı için ele alınması gereken parametreler diğer disiplinleri de içine alarak irdelenmiştir. Bununla birlikte, yapısal taşıyıcı sistemlerin özellikleri ve kullanım durumları ile ilgili detaylı bilgilendirme yapılmaktadır. Yapı taşıyıcı sistemleri sınıflandırılarak, taşıyıcı sistem düzenlenmesi aşamasında önemli noktalara da bu bölümde değinilmektedir. Dördüncü bölümde, performansa bağlı tasarımın gerekliliği ve yöntemlerin tarihsel gelişimi anlatılarak, deprem yönetmeliklerindeki tasarım süreci günümüze kadar değerlendirilmektedir. Bu bölümde ayrıca Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007) 'nin ilgili bölümleri irdelenerek eksik noktalarına değinilmektedir. Tezin beşinci kısmına, sayısal olarak incelenen çok katlı yapının özelliklerinden, taşıyıcı sisteminden ve tasarım kabullerinden bahsedilerek başlanmıştır. Daha sonra, yapının sismik tasarımında kullanılan İstanbul Yüksek Binalar Deprem Yönetmeliği'nin tasarım ivme spektrumunun oluşturulması için gerekli ifadeler değerlendirilerek, farklı deprem düzeyleri için ivme spektrumları oluşturulmuştur. Çalışmanın önemli kısımlarından deprem yer hareketlerinin seçimi ve ölçeklenmesi bu bölümde yer almaktadır. Deprem kayıtları seçilirken dikkat edilmesi gereken hususlar, yönetmeliklerce öngörülen koşullar incelenmiştir. Yer hareketlerinin ölçeklendirme yöntemlerinin detayları anlatılan bu bölümde ayrıca ölçeklendirme yöntemleri karşılaştırılmıştır. Yüksek bir yapının maruz kaldığı dinamik rüzgar etkilerinin incelenmesi için İstanbul Yüksek Binalar Rüzgar Yönetmeliği kullanılmıştır. Rüzgar yüklerinin hesabı için gerekli olan rüzgar hızı profilinin çıkarılması için gerekli ifadeler anlatılmıştır. Rüzgar etkilerinin ardından yapısal elemanların tasarımlarına geçilmiştir. İlk olarak dairesel enkesitli kompozit kolon tasarımından bahsedilmektedir. AISC 360-10'da yer alan koşullar anlatılarak, tasarım için dikkat edilmesi gerekenler detaylandırılmıştır. Dairesel kompozit kolon tasarımındaki ilgili etki diyagramlarının oluşturulması için gerekli sınır durumlar da ek olarak bu bölümde yer almaktadır. Daha sonra kompozit kirişlerin plastik gerilme dağılımına göre tasarımının anlatımına geçilmektedir. Kesitteki gerilme dağılımı ve tasarım sınır koşullarının irdelendiği bu kısımda, kayma çivilerinin hesabı da bulunmaktadır. Kirişlerin ardından çapraz elemanların boyutlandırılmasında sınır koşullardan bahsedilerek, çekme ve basınç dayanımlarının hesaplanması anlatılmıştır. Sayısal incelemenin bir parçası olarak, merkezi çaprazların birleşimlerinin tahkiki de bu çalışma kapsamında incelenmektedir. Kapasite sınır koşullarına göre çaprazların birleşim hesaplarının aşamaları anlatılmıştır. Ayrıca geometrik ve konstriktif kurallar ilgili ifadelerle desteklenmiştir. Çapraz elemanların plastikleşmesinden dolayı oluşan etkilerle birlikte çaprazların bağlandığı kolon-kiriş birleşim hesabı yine bu bölüm içerisinde yer almaktadır. Beşinci bölümün sonunda doğrusal olmayan analiz modelinin oluşturulmasında dikkat edilmesi gereken hususlardan bahsedilmektedir. Kullanılan malzeme özellikleri ve sönüm değerleriyle birlikte, çevrimsel ve monotonik kuvvet şekil değiştirme eğrileri hakkında bilgiler verilmektedir. Çelik elemanlarda doğrusal olmayan şekil değiştirmeler sırasında meydana gelebilecek bozulmalarla birlikte, zaman tanım alanında analiz tanımlarından bahsedilerek bu bölüm tamamlanmıştır. Altıncı bölümde, yapılan çalışmanın ardından elde edilen sonuçlar ve yapılması düşünülen geliştirmeler için öneriler sıralanmıştır. Çalışma süresince oluşturulan hesaplama tabloları, taşıyıcı sistem elemanlarının boyutlandırılması için veri dosyaları, ölçeklenmiş yer hareketleri, sayısal analiz modeli görüntüleri ve performans değerlendirme sonuçları ekler bölümünde toplanmıştır.

Yapı davranışıYapı dinamiğiYapı çeliği+2
Gökhan Şenoğlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anlık basınç yüküne maruz ince cidarlı takviyeli sandviç kompozit plağın dinamik davranışı

Bu çalışmada, anlık basınç yüküne maruz katmanlı kompozit plağın dinamik davranışı incelenmiştir. Çalışma kapsamında kompozit malzemelerin üretim teknikleri ve malzeme özellikleri araştırılmıştır. Ayrıca sandviç kompozit plak üzerine belli doğrultularda takviye elemanları yerleştirilmiş ve bu elemanların yapının dinamik davranışına etkisi incelenmiştir. Kompozit plağın anlık basınç yüküne vereceği dinamik cevabın belirlenebilmesi için anlık basınç yükü deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneylerde vakum infüzyon yönetimiyle üretilmiş olan karbon epoksi kompozit plak kullanılmıştır. Takviye elemanı olarak ise polipropilen bal peteği çekirdek ve karbon yüzey katmanlarından oluşan sandviç yapının kullanılmasına karar verilmiştir. Takviye elemanındaki karbon yüzey katmanlarının, polipropilen peteğin altına ve üstüne çeşitli sayılarda yerleştirilmesi ile iki farklı tipte takviye elemanı oluşturulmuştur. Takviye elemanlarının üretimi için elle yatırma yöntemi kullanılmıştır. Anlık basınç yükü deneyleri İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Kompozit Yapı Laboratuvarı'nda yer alan test düzeneği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Test sistemi basınç depolama tankı, kompresör, regülatör, basınca dayanıklı hortum, şok tüpü, veri toplama sistemi, bağlantılar ve güç kaynaklarından oluşmaktadır. Deney kapsamında anlık basınç yükü, şok tüpü içerisindeki basınçlı havanın membranı yırtarak delinmesi sonucunda elde edilmiştir. Oluşan basınç yükü, test plağı üzerinde farklı konumlarda bulunan sensörler yardımıyla ölçülmüş ve basıncın zamanla değişim grafikleri elde edilmiştir. Plak üzerinde farklı konumlara, farklı sayılarda takviye elemanı yapıştırılarak, takviyeli plağın basınç yüklerine cevabı incelenmiştir. Bu deneylerden elde edilen sonuçlar grafik şeklinde sunulmuştur. Daha sonra veri toplama sisteminin filtreleme seçeneği kullanılarak yeni deneyler gerçekleştirilmiştir. Bu deneylerden elde edilen veriler ve uygun bir fonksiyon yaklaşımı kullanılarak anlık basınç yükü dağılımları elde edilmiştir. Deneysel veriler, ANSYS ticari yazılımında gerçekleştirilen sayısal analiz verileriyle karşılaştırılmış ve sonuçlar yorumlanmıştır. Ayrıca takviye elemanının değişik konfigrasyonlarda kullanılması ile oluşabilecek değişik gerinim değerlerinin incelenmesi için ANSYS yazılımında parametrik çalışma da yapılmıştır. İlerleyen çalışmalarda kullanılmak üzere yeni bir basınç fonksiyonu üzerine çalışmalar yapılmıştır. Bu kapsamda rijit bir plak üzerindeki basınç değerlerinin deneysel verilerine Lagrange interpolasyon polinomu uygulanması sonucu yeni bir yaklaşım elde edilmiştir.

Dinamik basınçTabakalı kompozit levhalarYapısal analiz+2
Bilgehan Özcan
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ağır ticari bir aracın radyatör braketinin D-optimal tasarım yöntemiyle kuvvet sensörüne dönüştürülmesi

Bu çalışmada ağır ticari bir aracın radyatör braketinin optimum tasarım yöntemi kullanılarak kuvvet sensörüne dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Parçaların maruz kaldığı kuvvetlerin bilinmesi ürün geliştirme sürecinin en önemli ihtiyaçlarından birisidir. Bunun için piyasada ticari olarak geliştirilmiş kuvvet sensörleri bulunsa da parçanın kuvvet sensörü ile değiştirilerek çalışma koşullarında ölçümlerin alınması her zaman mümkün olmamaktadır. Ayrıca parçanın sistemden çıkarılıp yerine bu tarz kuvvet sensörlerinin takılması sistemin rijitlik matrisini ve yük akışını değiştirdiği için bu şekilde hesaplanan kuvvetler de gerçekte olan kuvvetlerden bir miktar farklılık göstermektedir. Otomotiv sektöründe artan rekabet, yasal olarak getirilen karbon emisyonu ve ağırlık kısıtlamaları, müşterilerin düşük maliyet ve yüksek performans beklentileri ve belki de son yılların en yüksek seviyesinde olan elektrikli araç yönelimleri araç projelerinde çalışan mühendislerdeki yeterince dayanıklı aynı zamanda olabildiğince de hafif parçalar oluşturma baskısını giderek artırmaktadır. Durum böyle iken parçalarının maruz kaldığı kuvvetleri net bir şekilde hesaplayabilen firmalar rakipleri karşısında çok önemli bir avantaj elde etmektedir. Kuvvet tanımlama yöntemleri bölümünde parçanın maruz kaldığı kuvvetlerin yine parça üzerinden hesaplanması için literatürde yapılan çalışmalara değinilmiştir. Bu çalışmalar içerisinden optimum tasarım tekniği baz alınarak Matlab programında sonlu eleman analizi ile elde edilen sonuçlardan model üzerindeki optimum strain-gage pozisyonlarını hesaplayabilen parametrik bir kod yazılmıştır. Geliştirilen algoritmanın ve kodun doğrulaması basit numuneler üzerinden yapıldıktan sonra radyatör braketi üzerinde yöntem uygulanmıştır. Braket, analiz ile belirlenen pozisyonlardan strain-gage'ler ile enstrümante edildikten sonra fikstüre bağlanıp hidrolik pistonlarla bilinen kuvvetler uygulanarak strain ölçümleri alınmıştır. Toplanan veriler işlenip kullanıma hazır hale getirildikten sonra analiz ile belirlenen hassasiyet matrisi kullanılarak strain ölçümlerinden kuvvet verileri hesaplanmıştır. Ölçülen kuvvetler ile hesaplanan kuvvetler karşılaştırıldığında X ve Z eksenleri için hatanın %1'in altında, Y ekseni için ise hatanın %5'in altında kaldığı görülmüştür. Sonuç olarak optimum tasarım yöntemi ile radyatör braketi üzerindeki optimum strain-gage pozisyonları belirlenmiş ve yapılan testlerle de kuvvetlerin ne derece hassas hesaplanabildiği başarıyla gösterilmiştir. Bu çalışmada geliştirilen yöntem ve Matlab kodunun geçerliliği sadece bu parça ile sınırlı kalmayacak olup elastik bölgede yapısal olarak zorlanan ve süperpozisyon prensibinin geçerli olduğu tüm parçalarda kullanılabilecektir.

Deneysel analizDeneysel yöntemlerKuvvet dönüştürücüsü+7
Mustafa Kutlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trabzon ilinde zemin parametrelerinin yapısal davranışa ve maliyete etkisi

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de gelişen teknolojiye ve değişen çağa ayak uydurmaya çalışarak mühendislik çalışmalarını yürütmekteyiz. Bu tez çalışması kapsamında insanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi açısından büyük önem taşıyan ve yaşam alanlarını oluşturan yapıların tasarlanması aşamasında etkin rol oynayan zemin parametrelerinin deprem yükleri altında yapısal davranışa etkisi incelenmiştir. Trabzon ilinde birbirinden farklı lokasyonlarda beş konum belirlenmiş olup bu konumlara ait detaylı zemin parametre değerleri(jeoloji jeofizik zemin etüt raporları) elde edilerek, üç tip yapısal sistem tasarlanmıştır. Bu zemin parametreleriyle tek tek analiz edilerek yapısal davranışları ve yaklaşık birim maliyetleri karşılaştırılmıştır. Çerçeve ve perdeli taşıyıcı sistemli modeller, TBDY-2018 ve TS 500 şartnamelerine uygun olarak tasarlanmış ve boyutlandırılmıştır. Çalışmaya konu olan yapılar beş kattan oluşmakta olup kat yükseklikleri 3.00 metredir. Yapıların statik hesabında ideCAD 10 bilgisayar programı kullanılmıştır. Çalışmanın sayısal verileri incelenerek elde edilen sonuçlar özetlenmiş ve öneriler sunulmuştur.

YapılarYapısal analizYapısal sistem+2
Hafize Dilaver
Avrasya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Structural analysis of a 5-story reinforced concrete building with friction pendulum bearings for seismic isolation

In this study, the seismic isolator system, which is still developing in terms of theory and practice in Turkey and the world. The building, which is the subject of the thesis, is a 5-story building with 4 regular floors + 1 basement; It assumed that there was no basement. This building was not an existing building but will be considered as a residential building with a total of 5 floors and an isolator with a friction pendulum bearing, which decided to study within the scope of the thesis. This structure used in this study shows all the steps required for the structural analysis and seismic isolator design to be carried out under vertical and horizontal earthquake loads by using the General Purposed Structure Analysis Programs. Civil engineers (or civil engineering students) who want to design seismic isolators with the competence to gained with the help of this thesis will be able to complete their original designs from start to finish. General Purposed Structure Analysis Programs widely used and licensed in Turkey, will be utilised to compare the analysis results and to carry out all necessary controls, and the results will be confirmed. The weight of the building has been founded by General purposed structure analysis programs, and the design calculations of the isolators have been made manually and explained in the thesis. General information about all isolator types is given. The purpose of using the isolators described in the thesis is to separate the building from the ground as much as possible and to dampen the effects of the forces that the earthquake loads will create on the structure. All the theoretical information and numerical applications given in this study have been designed as a new building in accordance with TBEC-2018 (Turkish Seismic Code) and according to the principle of special rules for the design of isolated building carrier systems under the earthquake effect specified in TBEC-2018 Chapter 14. Load combinations used in the design were considered in accordance with TBEC-2018 Section 14.10. In addition, isolators were designed according to the principles of TBEC-2018 Section 14.13 Curved Surface Friction Isolation Units. The architectural design and structural analysis of the structure in question were carried out to provide an exemplary structure; that building did not build physically where it is located.

Building designEarthquake engineeringSeismic insulation+2
Alper Odabaşı
Muğla Sıtkı Kocman University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çizgi film müziklerinin yapısal olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi

Bu araştırma, `Çizgi film müziklerinin yapısal olarak incelenmesi ve bu doğrultuda elde edilecek verilerin `sosyo-kültürel' ve `psiko-sosyal' bakımdan çok yönlü olarak değerlendirilmesi' amacıyla hazırlanmıştır.Araştırmanın ilk aşamasında, literatür taraması yapılarak, çizgi film ve çizgi film müziği alanındaki mevcut kaynaklar incelenmiştir. Araştırma sınırlılıkları içerisinde bulunan 81 adet çizgi film anket yoluyla farklı yaş, cins ve sosyo-kültürel yaşam seviyelerindeki izleyicilerin beğenisine sunulmuş ve en çok beğeni alan ?50 adet? çizgi film, araştırma kapsamında incelenmek üzere belirlenmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasında, örneklem grubunu oluşturan çizgi filmlerin objektif bir değerlendirmeye tabi tutulması amacıyla ?derecelendirilme ölçeğine? ihtiyaç duyulmuştur. Çizgi film müziklerinin ?30? farklı soru ile değerlendirildiği bu ölçek, alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda hazırlanmıştır.Araştırmanın bu bölümünde ayrıca, ?50 adet? çizgi film müziğinin ana tema melodileri notaya alınmış ve her çizgi film için; ana tema ezgisinin notası, tanıtıcı resmi ve genel özelliklerini içeren bir tanıtım kartı oluşturulmuştur.Araştırmanın son aşamasında, ?50 adet? çizgi film müziği alan uzmanları tarafından notaları, ses kayıtları ve video örnekleri incelenerek sırayla değerlendirme ölçeğine tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler istatistik programlar yardımı ile sayısal değerlere ve görsel grafiklere dönüştürülmüştür.Yapılan araştırmada: Çizgi film müziklerinin işitsel anlamda önemli bir yardımcı ifade formu olduğu, çizgi filme faklı anlamlar ve ifadeler katabildiği, hedef alınan yaş ve cinsiyet kitlesine göre yapısal farklılıklar gösterdiği, psikoloji yasalarının ve geçmişten gelen kültürel öğelerin bir devamı olarak bestelenmekte ya da seçilmekte olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Çizgi Film Müziği, Müzik, Psiko-Sosyal Durum, Sosyo Kültürel Durum, Yapısal Analiz.

FilmFilm müziğiMüzik+6
Ünal İmik
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Redkit ve Tarkan çizgi romanlarının yapısal açıdan karşılaştırılması

Propp, Todorov, Beugrande & Colby gibi araştırmacılar, inceledikleri metinlerin birimlerine ayrılabileceğini, edebiyat metninin de dil gibi kendi kuralları olan bir dizge olduğunu göstermeye çalışmışlardır. Bu yapısalcı yaklaşım, yazı ve resmi birbirini tamamlar biçimde bir arada kullanan ve karşıtlıkları kullanarak şematik bir yapı oluşturan çizgi romanlara da uygulanabilmektedir.Bir popüler kültür ürünü olarak, özellikle son yıllarda birçok araştırmaya konu olan çizgi romanlar, ülkemizde otuzlarda çocuk dergileriyle birlikte ortaya çıkmış, daha sonra gazetelere taşınmıştır. Bu çizgi romanların içinde en kalıcı olanlardan birisi kuşkusuz Türkiye'de çevirileri yayımlanan, western parodisi Red Kit, diğeri ise milliyetçi söylemiyle ön plana çıkan Tarkan'dır.Bu tezde, Tarkan ve Red Kit çizgi romanları, birer anlatı metni olarak yapısal açıdan ele alınacak, Propp ve benzeri araştırmacıların kullandığı yöntemle, en küçük birimlerine ayrılacaktır. Daha sonra bu birimlerin birbirleriyle olan ilişkileri incelenecek ve her iki çizgi roman biçim ve içerik açısından karşılaştırılacaktır. Bakış açıları ve söylemleri farklılaşan iki çizgi romanın, biçim açısından benzerlikleri ortaya koyulacaktır.

Edebi eleştiriKarşılaştırmalı edebiyatPopüler kültür+3
Deniz Yavuz
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Design and structural analysis of unique lattice structure with negative poisson's ratio

The positive Poisson's ratio is one of the common and characteristic features of most materials. Materials with a negative Poisson's ratio are called auxetic materials. Materials with auxetic behavior are rare in nature. Auxetic materials, unlike normal materials, contract in compression and expand in tension, due to the negative Poisson's ratios. Materials with negative Poisson's ratio have energy absorbency, fracture strength, thermal shock resistance, etc. properties are expected to be high. For this reason, it is planned to be used in many fields such as biomedicine, defense industry and aviation. Structural analysis was run according to the thickness and angle parameters of the unique lattice structure with negative Poisson's ratio determined in the first part of the study. Poisson's ratios of 15 different lattice structures in total were calculated according to 3 different thicknesses and 5 different angles. The lowest Poisson's ratio was found to be -0.70. Then, geometric improvements were made with two different methods by keeping the mass of the lattice structure with the lowest Poisson's ratio constant and the improvements were modeled numerically. As a result of the applied improvements, finite element analysis was performed again and the Poisson's ratios of the lattice structures with two different methods were calculated as -0.78 and -0.73. Finally, in order to compare the mechanical properties of three different lattice structures, modal, static structural and explicit dynamics analyzes were carried out using the finite element method. According to the results of the analysis made after the new numerical model was applied, it was observed that there was a significant decrease in the stresses on the lattice structure. As a result; It has been concluded that the stresses of auxetic geometries with different lattices can be reduced by mathematical models developed with special formulas.

Auxetic materialsLatticesMathematical modelling+3
İbrahim Aksoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Enhancing seismic performance in public school buildings of Türkiye: a comparative evaluation of fluid viscous dampers and shear walls

Seismic resilience of public-school buildings in Türkiye stands as a paramount concern due to the region's susceptibility to earthquakes. This study presents a comprehensive exploration of seismic retrofitting strategies, focusing on two primary approaches: the integration of fluid viscous dampers (FVDs) and the addition of shear walls. Through a meticulous analysis of these techniques, this research seeks to enhance the seismic performance of public-school buildings, contributing to their safety and structural integrity during seismic events. The investigation commences with an examination of the inherent challenges posed by seismic forces on public school buildings. It underscores the critical need for robust seismic design strategies to ensure the safety of students, faculty, and infrastructure. Employing rigorous analytical methods, including equivalent force analysis, response spectrum analysis, and time history analysis, the thesis rigorously assesses the seismic response of representative public school building models. Through detailed comparisons, it elucidates the advantages and limitations of each retrofitting approach in terms of key parameters such as overturning moments, inter-story drift, story displacement, story accelerations, and story shear forces. Furthermore, the study explores the impact of both FVDs and shear walls on the mass participation ratio and natural periods of the structures. Addressing the challenges and potential solutions, the research discusses the optimal utilization of FVDs and shear walls in seismic design. It presents guidelines for the effective integration of these techniques while considering architectural and structural constraints. Moreover, the thesis reflects on the broader implications of its findings for the future seismic design of public-school buildings in Türkiye.

State schoolsNonlinear analysisSeismic response+3
Abdalla Mahamad Affan Al -hamdany
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sonlu elemanlar yöntemi ile yapısal analiz ve optimizasyon

Sonlu Elemanlar analizi metodu karmaşık geometriye, malzeme özelliklerine ve yüklenme şartlarına sahip yapıların çeşitli tipteki analizlerini gerçekleştirmek için giderek artan oranda kullanılmaktadır. Klasik hesaplama metodları ile hesaplanması çok zor olan yada imkansız problemlere çözüm bulunabilmesi, incelenen yapı hakkında klasik yöntemlere göre daha fazla bilgi verilebilmesi ve bilgisayar destekli tasarım sistemleri ile entegre edilebilmesi metodun avantajlarındandır. Analiz işlemi için öncelikle buhar kazanı parçalarının sonlu elemanlar modeli bilgisayarda Catia V5 programı ile oluşturulmuştur. Daha sonra yine aynı paket programın kullanılması suretiyle adı geçen elemanlardaki gerilme ve deformasyon değerleri hesaplanmıştır. Sonunda çelik malzemesinin akma sınırına bakılarak parçaların mukavimliği onaylanmıştır. Yukarıdaki avantajları nedeni ile sonlu elemanlar metodu kullanılarak 8 barlık kızgın buhar basıncına sahip buhar kazanı konstrüksiyon parçası değişik tiplerde elemanlara ayrılmıştır. Uygun yerlerden mesnetlenerek yapısal analizleri yapılmıştır. Küçük eleman boyutları ile yapılan analizlerin daha iyi sonuç verdiği buna karşı olarak hesaplama süresinin arttığına dikkat çekilmiştir. Uygulamanın son aşamasında, plaka üzerinde bilgisayar tarafından hesaplanan sonuçlar, fiili test sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler : Sonlu Elemanlar, Buhar Kazanı, Yapısal Analiz, Cadcam

Buhar kazanıSonlu elemanlar yöntemiYapısal analiz
Fevzi Ertuğ
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00

İlgili konular