Şeffaflık
60 theses under this subject heading
Bağımsız denetim şirketlerinin hazırladıkları şeffaflık raporlarının kalite kontrol analizi
Küreselleşmeyle birlikte ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler her geçen gün artmaktadır. Buna bağlı olarak kamuoyunun aydınlatılmasında ve bilgilendirilmesinde uluslararası alanda geçerli standartların kullanımı önemli hale gelmiştir. Birçok ülke finansal raporların doğruluğunu sağlamak ve kamu yararını gözetebilmek üzere denetim kurumları oluşturmuştur. Ülkemizde denetim şirketlerinin denetim standartlarına uygun olarak faaliyette bulunmasından Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu yetkilidir. Türkiye'de Kamu Gözetimi Kurumu, muhasebe ve denetim alanında düzenleyici kuruluş olarak 2011 yılında faaliyete başlamıştır. Bu düzenleme beraberinde bağımsız denetimde şeffaflığın sağlanmasına yönelik raporların düzenlenip yayınlanmasını zorunlu kılmıştır. Şeffaflık raporlaması 2012 yılında yasal düzenlemelerin ardından 2013 yılında Türkiye'nin gündemine girerek önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu çalışmada şeffaflık raporlarının kalite kontrol standardına uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın ana kütlesi olarak 2016-2017 yılları itibari ile Türkiye'de bağımsız denetim yapmaya yetkilendirilmiş şirketlerin KGK'nın resmi internet sitesinde yayınlamış oldukları şeffaflık raporları esas alınmıştır. Çalışma kapsamında içerik analizi yöntemi ile toplamda 128 bağımsız denetim kuruluşu incelenmiş, ancak 79 şirketin şeffaflık raporlarına ulaşılırken, 49 şirketin raporlarına ulaşılamamıştır.
Bağımsız denetimin kalite göstergesi olarak şeffaflık raporlaması ve denetim kalitesiyle ilişkisi üzerine bir araştırma
Bağımsız denetim gelişmiş ekonomilerde kurumsallaşmış kuruluşlarla yürütülmekte ve bu kuruluşların denetimi gittikçe önem kazanmaktadır. Günümüzde bağımsız denetim kuruluşlarının denetim standartlarına uygun bir denetim yapıp yapmadıklarının denetlenmesi, denetimle ilgili düzenlemeler yapan kuruluşların önemli sorunlarından biridir. Denetim kuruluşlarının denetlenmesiyle ilgili değişik yapılanmaların olduğu görülmektedir. Bu yapılanmalardan biri de şeffaflık raporlamasıdır. Şeffaflık raporu, kullanıcıları açısından denetimin kalitesi hakkında yargılarda bulunmak için değerli bir belgedir. Bu çalışmada; denetim kuruluşlarının şeffaflık raporunun içerik ve sunumunun denetim kalitesiyle ilişkisi kurulmuş, bu ilişki derecelendirilerek elde edilen not denetim faaliyetinin kalitesi hakkında denetim kuruluşlarına kalite kontrol sistemlerini geliştirmeye yönelik geri bildirim oluşturmaya çalışılmıştır. Türkiye'de faaliyette bulunan ve Kamu Gözetimi Kurumu'ndan bağımsız denetim yetkisi alan 28 denetim kuruluşunun 2014 yılı şeffaflık raporlarının içerik ve sunum şeklinden elde edilen bilgiler değerlendirilerek denetim kalite notları belirlenmiştir. Uyguladığımız dereceleme modeli, 28 denetim kuruluşuna farklı derece notu çıkardığından önerdiğimiz dereceleme modelinin geçerli olduğunu göstermiştir. Şeffaflık raporundaki bilgiler içerik ve sunum bakımından dört kategoride derecelendirilmiştir. Çalışmamızın Kamu Gözetimi Kurumu açısından, denetim kuruluşlarının kalite kontrol standartlarına uygunluklarının denetimine yönelik bir mekanizma olması beklenmektedir. Şeffaflık raporlaması derecesi puanı olması gereken puandan daha düşük olan denetim kuruluşları için kalite kontrol sistemlerinde neler yapması konusunda geri bildirim oluşturması, denetim kuruluşlarının asgaride kaliteli denetim yapmalarını sağlayacak yapıları oluşturması ve bu yapılara süreklilik sağlaması için yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim ġeffaflık Raporu, ġeffaflık Raporlaması, Denetim Kalitesi Derecelendirme
Kâr amacı gütmeyen örgütlerde finansal şeffaflaşma-Türkiye örneği
Türkiye'de ve dünyada son dönemde KAGÖ'lerin finansal güçlerinin artması ve KAGÖ'lerde yaşanan finansal usulsüzlüklerle birlikte KAGÖ'lerde şeffaflık ve hesap verebilirlik konuları daha fazla gündeme gelmeye başlamıştır. Bu tezin amacı, KAGÖ olarak kabul edilen kamu yararına çalışan derneklerin ve vergi muafiyetine sahip olan vakıfların finansal şeffaflık seviyesini etkileyen örgütsel iç ve dış faktörler tespit etmektir. Bu kapsamda, finansal şeffaflık seviyesini etkileyen iç ve dış faktörlerin belirlenmesi için dernek ve vakıflara anket uygulanmıştır. Bununla beraber anketi cevaplayan derneklerin ve vakıfların internet siteleri içerik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Anketler ve internet sitelerinin incelenmesi sonucu elde edilen veriler SPSS paket programıyla analiz edilmiş ve derneklerin ve vakıfların finansal şeffaflık değeri hesaplanmıştır. Buna göre incelenen KAGÖ'lerin finansal şeffaflık değeri %29 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada incelenen derneklerin ve vakıfların kaynak yapıları, üye sayısı ve gelir miktarları ile finansal şeffaflık seviyesi arasında büyük oranda anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Küçük bütçeli, daha az üyeye sahip olan, tam zamanlı personel çalıştırmayan dernek ve vakıfların finansal açıdan daha az şeffaf oldukları tespit edilmiştir. KAGÖ'lerin internet sitelerindeki finansal şeffaflık seviyelerini, gelir seviyeleri ve uluslararası kuruluşlardan destek almaları anlamlı ve olumlu bir şekilde etkilemektedir. Öte yandan KAGÖ'lerin kurucularından destek almaları ise bu örgütlerin finansal şeffaflıklarını anlamlı ve negatif bir şekilde etkilemektedir. Bu kapsamda, finansal kaynak ve insan kaynağı açısından güçlü olan örgütlerin daha yüksek finansal şeffaflığa sahip olduğu söylenebilir.
Politik rekabette siyasi parti finansmanının rolü: Türkiye örneği
Siyasi partiler, modern demokratik toplumlarda farklı talepleri temsil ederek sistemin devamlılığını sağlayan ve değişik halk kitlelerini ortak bir zeminde buluşturan kurumlardır. Siyasi partilerin varlıklarını sürdürebilmesi için önemli ölçüde finansman desteğine ihtiyaçları vardır. Geleneksel olarak siyasi partilerin gelirlerinin önemli bir bölümü hazine yardımı, özel bağışlar ve üyelik aidatlarından oluşmaktadır. Hazine yardımları, devletin ve siyasi partilerin kayıtlarına girerken, özel bağışların bir bölümünün kayıt dışı olarak yapılma olasılığı bulunmaktadır. Doğal olarak, eğer varsa, bu tür kayıt dışı gelirlere ait bilgiler kamuoyu ile paylaşılmamaktadır. Bu durum siyasi partilerin gelir ve giderleri bakımından yeterince şeffaf olmadıklarının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu nedenle, siyasi parti finansmanı sorunu sadece Türkiye'de değil, birçok ülkede çözülmesi gereken önemli bir sorun olarak görülmektedir.Bu çalışmanın amacı, siyasi partilerin finansman sorununun hangi noktalarda oluştuğu, yasal para kaynaklarının siyasi süreçte etkin olup olmadığı sistemdeki kayıt dışılığın rolü ve finansman yöntemleri ile siyasal partilerin oy oranları arasındaki ilişkilerin analiz edilmesidir. Çalışmada teorik analizlerin yanı sıra anket, röportaj ve ekonometrik analizler yardımıyla çözüm önerileri geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Siyaset, Demokrasi, Siyasi Parti, Finansman, Şeffaflık.
Mevduat bankalarında şeffaflığın performans üzerindeki etkisinin incelenmesine yönelik bir araştırma
2008 küresel ekonomik kriz tüm dünyada çok sayıda şirketin ciddi şekilde zarar görmesine neden olmuştur. Bu durum, kurumsal yönetim kavramının gerekliliğini ve şeffaflığın önemini ortaya koymuştur. Bununla birlikte yöneticiler şirketlerin adil, sorumlu, hesap verebilir ve şeffaf yönetilmelerini sağlamak için çeşitli düzenlemeleri gündeme getirmiştir. Şeffaflık sadece kurumsal yönetimin dört temel ilkesinden birisi olarak bilinirken yaşanan krizlerden sonra daha geniş anlamlar kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiyede faaliyet gösteren mevduat bankalarının şeffaflık seviyelerinin banka performansı üzerinde etkili olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Şeffaflık seviyelerinin sayısal olarak ifade edilebilmesi için literatürde sıklıkla tercih edilen, güvenilirliği test edilmiş Standard & Poor's (S&P) tarafından geliştirilen şeffaflık ve kamuyu aydınlatma metodolojisi kullanılarak endeks oluşturulmuştur. Banka performansı, ana degişken olan aktif kârlılık (KAR), Borsa Getirisi, Mevduat Miktarı ve Takipteki Krediler oranları ile temsil edilmektedir. Araştırma kapsamında Türkiye'de 2011-2019 yılları arasında faaliyet gösteren Katılım Bankaları ve Yatırım ve Kalkınma Bankaları dışında kalan Mevduat Bankaları incelenmektedir. Verilerinde süreklilik olan 22 mevduaat bankasına ait 9 yıllık veri GMM yöntemi ile araştırılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre şeffaflığın takipteki krediler ve karlılık ile negatif ve anlamlı bir etkileşimi ve hisse senedi getirileri ile pozitif ve anlamlı bir etkileşimi olduğu, mevduat üzerinde ise anlamlı bir etkisi olmadığı gözlemlenmiştir.
Deneyimsel şeffaflık, simgesel anlamda cam ve elektronik ortamda şeffaflık
Kentsel yaşantı özel ve kamusal yaşam biçimlerini oluşturmakta ve bu yaşam biçimlerinin kendilerine özgü oluşturduğu mekanlar arasında bir ilişki yaratmaktadır. Bu ilişkinin mekansal boyutta ele alınması, gerek malzeme ve teknoloji kullanımı gerekse mekanlar arasında iç- dış, iç -iç gibi ilişkilerin kurulması, bu mekanlar arasındaki geçişliliği ve geçirgenliği ortaya çıkarmıştır. Mimaride şeffaflık-geçirgenlik ilişkisi yüzyıllar boyunca gelişmiş ve teknolojideki gelişmelerle "deneyimsel" boyutlara varan bir kavram haline gelmiştir. Bu çalışmada şeffaflığın "deneyimsel" boyutu; mahremiyet, kişisellik veya birarada bulunma vb. sosyal yaşama özgü niteliklerle fiziksel etkenler, bir arada ele alınmıştır. 1. Bölüm'de çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. 2. Bölüm'de geçirgenlik-şeffaflık kavramları tanımlanmış, bu kavramların insanla ilişkisi incelenmiştir. 3. Bölüm'de şeffaflık kavramının tarihsel süreç içerisindeki gelişimi ve değişimi ele alınmıştır. 4. Bölüm'de deneyimsel şeffaflık kavramı; bu kavramı destekleyen örneklerle tanımlanmış ve incelenmiştir. 5. Bölüm'de elektronik ortamdaki şeffaflık kavramının mimarlığa olan etkisi, sosyal yaşam boyutu da düşünülerek ele alınmıştır. 6. Bölüm'de çalışmanın bütününden elde edilen verilerle tezin sonuçlan ortaya konmuştur.Anahtar kelimeler: deneyimsel şeffaflık, cam, elektronik ortam, saydamlık, geçirgenlik
Finansal raporlamada şeffaflığın önemi ve XBRL uygulamalarının şeffaflığa etkisi: ABD örneği ve Türkiye kıyaslaması
Küreselleşme sonucu ülkeler arası ekonomik ilişkilerin gelişmesi, sermaye piyasalarında işlem gören firmaların sayılarının ve iş hacimlerinin artmasına neden olmuştur. Sermaye piyasalarındaki bu büyümeye karşılık son yıllar içerisinde yaşanan finansal skandallar sonrası yatırımcıların ciddi boyutlarda zarar görmesi bu hızlı gelişimin ve finansal tablolara olan güvenin yitirilmesine neden olmuştur. Kaybolan güvenin kazandırılması finansal tabloların daha şeffaf hale getirilmesi ile mümkün görünmektedir. Finansal verilerin artması ve daha karmaşık hale gelmesi şeffaflığın sağlanmasını önlemektedir. Bu olumsuzlukların giderilmesinde bilgi teknolojilerinden yararlanılmaya başlanmış ve bu alanda web tabanlı merkezi raporlama dillerinden en gelişmişi olan XBRL finansal raporlama sürecinde kullanılmaya başlanmıştır. XBRL, finansal raporlama sürecinde finansal manipülasyon riskinin azaltılıp, finansal şeffaflık ortamının tekrar kuvvetlendirilmesi hedeflenerek önemli beklentiler doğrultusunda oluşturulmuş bir raporlama aracıdır. Çalışmanın temel amacı, finansal tablolara güvenin yeniden sağlanmasında finansal şeffaflığının önemini incelemek, piyasada kaybolan güvenin kazandırılmasında bilgi teknolojilerinin etkisini vurgulamak ve XBRL'in finansal tabloların şeffaflığı üzerinde etkili olup olmadığını belirlemektir. ABD'de yapılan bir çalışma ile XBRL'in finansal şeffaflığın sağlanmasındaki etkinliği araştırılıp, Türkiye'de yapılan çalışma ile ileri ki yıllarda yapılabilecek muhtemel bir XBRL uygulamasında Türkiye'deki kullanılabilirliği tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sermaye Piyasası, Ekonomik Büyüme, Finansal Şeffaflık, XBRL.
The impact of corporate governance on quality of financial reports: An evidence from Iraq
The purpose of the study is to examine the impact of corporate governance on the quality of financial reports of Iraqi private companies. The importance of the study is to mention on the positive effects of applying corporate governance which has dimension like fairness, equity, transparency, responsibility, accountability and independence, and the aspects in enhancing the quality of the financial reports. In order to reach the current study's purpose, a sample of 109 board of directors and medium executive administration members selected from Iraqi private companies. They contribute through answering the questionnaire statements which self-administers and spread via the internet by email. The independent variable is corporate governance in this study and the quality of financial reports represents the dependent variable. The problem studies determine examining lot of questions concentrating on nature of impact and the relationship between corporate governance and the quality of financial reports. Accordingly, a conceptual outline is designed for the study and numerous hypotheses are produced. In order to declaration if the hypotheses are accept or not, are expose to statistical tests. The statistical tests study results show that the high correlations between the dependent variables and the independent variables. In addition, it is found that corporate governance plays a positive significance impact on quality of financial reports.
Bağımsız denetim görüşünü etkileyen faktörlerin tespiti: Borsa İstanbul'a kayıtlı işletmeler üzerine bir uygulama
Literatürdeki çalışmalar, denetlenen firmanın karakteristik özelliklerinin, finansal tablo değişkenlerinin ve bağımsız denetim firmalarının karakteristik özelliklerinin bağımsız denetim görüşü üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Ancak bağımsız denetim firmalarının gelir istatistiklerinin bağımsız denetim görüşü üzerinde etkisi olduğunu gösteren çalışmalar genellikle ABD ve AB gibi gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilmiş olup, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde tartışmanın geçerliliği sorgulanmaktadır. Literatürdeki çalışmalara Türkiye örneğini esas alarak katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışmada, denetlenen firmanın karakteristik özelliklerinin, finansal tablo değişkenlerinin ve bağımsız denetim firmalarının karakteristik özelliklerinin bağımsız denetim görüşü üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Denetlenen firmanın karakteristik göstergesi olarak firma büyüklüğü, önceki dönem bağımsız denetim görüşü ve kar değişimi; finansal tablo değişkenleri olarak aktif büyüme, net satışlar büyüme, aktif devir hızı, borç kaynak oranı, aktif karlılık, özsermaye karlılığı, ner kâr marjı, asit-test oranı, cari oran; bağımsız denetim firması karakteristik özellikleri olarak ise denetim firması büyüklüğü, bağımsız denetim geliri ve bağımsız denetim dışı gelirin alındığı bu çalışmada, bağımsız denetim görüşünü etkileyen faktörler, BİST'e kayıtlı sanayi ve hizmet sektörü işletmelerinin 2013-2017 yıllarını kapsayan 1035 şirket/yıl verisi Lojistik Regresyon Analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Sanayi sektörüne ilişkin araştırma sonuçları, işletmenin önceki dönem olumlu görüş dışındaki denetim görüşü değişkeninin takip eden dönemlerde aynı nitelikteki görüş üzerinde pozitif bir etkisi olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları ayrıca, düşük net satışlar büyümesinin, aktif devir hızının, aktif karlılığın ve asit-test oranının işletmenin olumlu dışında denetim görüşü alma olasılığını arttırdığını göstermektedir. Hizmet sektörüne ilişkin lojistik regresyon analizi sonuçları incelendiğinde, önceki dönem olumlu görüş dışında denetim görüşü alan işletmelerin bir sonraki dönemde daha yüksek oranda aynı tür bağımsız denetim görüşü aldığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak, cari yılda negatif kar değişimine uğrayan işletmelerin cari yılda daha yüksek oranda olumlu görüş dışında denetim görüşü aldığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ayrıca, bağımsız denetim firmasının bağımsız denetim dışı gelirinin yüksek olmasının olumlu görüş dışında denetim görüşü verme olasılığını azalttığını göstermektedir.
Türkiye'deki dolaylı vergilerin vatandaşlar üzerindeki etkilerinin belirlenmesine yönelik bir çalışma: İstanbul ili Kadıköy örneği
Devletin vergi gelirlerinin azalmasının temelinde vergi kayıp ve kaçakları ile kayıtdışılığın çeşitli faktörleri bulunmaktadır. Başta ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmişlik düzeyi ile doğrudan ilişkili olan kayıtdışılığın, en önemli nedenlerinden biri de, ülkenin uyguladığı vergi politikaları ve vergi uygulamalarıdır. Devletlerin vergi gelirlerini arttırmak için gerek vergi oranlarını arttırmaları ve gerekse vergi adaletsizliğine neden olan dolaylı vergilere ağırlık vermeleri, kayıtdışılığı ve dolayısı ile devletin vergi kaybını arttırmaktadır. Bu bağlamda, "Türkiye'deki Dolaylı Vergilerin Vatandaşlar Üzerindeki Etkilerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Çalışma: İstanbul İli Kadıköy Örneği" başlıklı bu araştırma çalışmasında, dolaylı vergilerin vatandaşlar tarafından algılanması ve dolaylı vergilerin etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma çalışmasının evrenini İstanbul ili Kadıköy ilçesinde yaşayan vatandaşlar, örneklemini ise araştırma evreninden rastgele örneklem seçimi yöntemi ile belirlenen kişiler oluşturmaktadır. Evrenin varyansı bilinmediğinden, %95 güvenilirlikte ve %5 hata payında sonuçlara ulaşabilmek için asgari örneklem büyüklüğü n=384 bulunmuştur. Bu bağlamda, araştırma evreninde 450 kişiye anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anket formları düzenlenmiş ve 400 anketin analiz için veri setine dahil edilebileceği belirlenmiş ve n=400 olarak kabul edilmiştir. Bu araştırma çalışmasının modeli, kavramlar ve teoriye ilişkin bilgi ve veriler için literatür tarama yöntemi, uygulama çalışması için ise "betimleyici, ilişkisel tarama (survey)" modelidir. Bu araştırma çalışmasının verilerinin analizinde, sosyal bilimlerde yaygın olarak tercih edilen SPSS Paket İstatistik Programının 20.0 versiyonu kullanılmıştır. Araştırma anket sorularından elde edilen verilerin dağılımı için faktör analizi yapılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle, hipotezlerin sınanmasında 'parametrik' testler kullanılmıştır. Verilerin analizinde; frekans, dağılım, faktör ve tanımlayıcı istatistiksel (korelasyon) analizlerden ve iki farklı değişken arasında farklılık veya ilişki olup olmadığının belirlenmesini sağlayan, tek yönlü tek ana kütle t-testi, çift yönlü t-testi ve varyans (ANOVA) analizleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda elde edilen tüm bulgular sonucunda, "İstanbul ili Kadıköy ilçesi evreni özelinde dolaylı vergilerin, vatandaşların vergiye bakışları ve vergi algısı üzerinde etkisi var mıdır?" problem cümlesi; dolaylı vergilerin vatandaşların vergiye bakış açıları ve vergi algısı üzerinde olumsuz etkileri olduğu şeklinde cevaplandırılmıştır. Bu bağlamda vatandaşın vergiye bakış açısı ve vergi algısındaki negatif değişimin; sosyal adaleti, kayıtlı ekonomiyi, GSYH'yi, devletin yatırım ve kalkınma politikalarını, vergi gelirlerini, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeyi ve milli gelir artışını olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma sonucunda ulaşılan bulgu ve bilgiler sonucunda, araştırmanın başında hedeflenen, dolaylı vergilerin vatandaşlar üzerindeki etkileri belirlenmiş ve araştırma amacına ulaşmıştır. Bu bağlamda kamuya şu öneriler sunulmuştur: • Yeni kamu yönetimi anlayışı gereği, devletin tüm faaliyet ve harcamalarını şeffaf bir şekilde kamuya açıklaması, toplumsal anlamda devletin vergi gelirlerini etkin bir şekilde değerlendirdiği algısını güçlendirecek ve dolayısı ile vergiye bakış açısına pozitif katkı sağlayacaktır. Bu nedenle devletin şeffaflaşması ve hesap verebilirliğinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. • Vergi gelirleri içindeki dolaylı vergilerin payının azaltılarak, servet ve gelir üzerinden alınan vergilerin arttırılması yönünde yasal düzenlemeler yapılmalı ve vergi tahsilinde etkinlik sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Verginin Etkin Kullanımı, Dolaylı Vergiler, Vergi Algısı, Vergi Adaleti, Şeffaflık.
Türkiye'deki siyasi partilerin finansmanı ve şeffaflaşma
Bu tez çalışmasının amacı; devleti yönetmeye ve topluma hizmet etmeye talip olan ülkemizdeki siyasi partilerin, varlıklarını korumak ve siyasal propaganda sürecindeki faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için oluşacak maliyetleri, hangi finansman kaynaklarıyla karşıladıklarını, bu kaynakları nerelerden sağladıklarını, gelirlerinin ve giderlerinin devlet otoritesi tarafından nasıl bir kontrol mekanizmasıyla denetlenebildiğini gösterebilmektir. Aynı zamanda ait olunan toplumun güvenirliliğini tam anlamıyla kazanacağı ve ahlaki değerleri esas alan, yozlaşmanın önüne geçebilecek şeffaf bir siyaset kurumunun oluşabilmesine yönelik alternatif öneriler, çalışmada yer almıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgu¬ bilim yaklaşımı/yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu CHP, MHP ve AKP' deki toplam 5 önemli siyasetçi oluşturmaktadır. Araştırmada görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, ülkemizdeki siyasi partilerin faaliyetlerinde ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının şeffaf bir niteliğe kavuşabilmesi kapsamında hazine yardımlarının daha adaletli dağılımı ve diğer bir gelir kaynağı olan bağış adı altındaki yardımların kamuoyu ile açık bir şekilde paylaşılmasının yanında etkin bir mali denetimin gerekliliği öngörülebilir. Çalışmanın sonuçlarına bakılarak ve dünyadaki diğer ülkelerdeki mevcut sistemler de incelenerek ülkemizdeki siyasi partilerin finansmanında şeffaf bir yapının kurumsallaşmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Siyasi Partiler, Siyasetin Finansman Kaynakları, Mali Denetim, Siyasetin Şeffaflaşması, Türkiye.
Geçiş ekonomilerinde kayıtdışı ekonomi ve yolsuzluk
ⅩⅩ yüzyılın sonlarına doğru Sovyetler Birliğinde meydana gelen durgunluk sonucunda, Sovyetlerin uydu devletleri diye tanımlanan Orta ve Doğu Avrupa'daki komünist rejimlerin iç işlerine karışmaktan uzak durduğu ve kendi iç sorunlarına odaklandığı yıllar olmuştur. İkinci Dünya Savaşının sonunda Sovyetlerin işgaline uğramış ve sonrasında Sovyetlerin askeri desteğiyle ayakta duran bu rejimler yüzyılın sonunda 1880'li yılların sonunda teker teker yıkılmışlardır. 1991 yılının Aralık ayında ise Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen dağılmıştır. Tüm bunların sonucunda merkezi planlamadan piyasa ekonomisine geçiş süreci oldukça zor olmuştur. Geçiş Ekonomilerini performansı birkaç nedenden ötürü beklentilerin gerisinde kalmıştır. Bu ülkelerin ekonomik performansları kısa sürede gelişmiş batı ülkeler seviyesini yakalayacağı zannedilmişti, geçişle ilgili ekonomik sorunlar büyük ölçüde hafife alınmıştı, ülke politikacıları birkaç şüpheli seçim yaptılar. Bu çalışmada geçiş ekonomilerinin ilk onlu yıllardaki stratejileri ve sonuçlarının değerlendirilmesi ve bu ekonomilerin karşılaştığı başlıca zorlukların ana hatları sunulmuştur. Bu ekonomilerin geçiş sürecine, kayıt dışı ekonomi, yolsuzluk, şeffaflık ve kurumsal yönetişim verileri üzerinden değerlendirme yapılmıştır.
Kamu özel sektör işbirliklerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik
Uzun yıllardır süregelen kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması ve devletlerin başarısızlıkları tartışmaları devam ederken, bu doğrultuda devlete farklı bir işlev öne süren "Yeni Kamu Yönetimi (New Public Management)" anlayışının bir uygulaması olarak Kamu Özel İşbirliği (KÖİ), birçok soruna çözüm olarak sunulmuştur. KÖİ kısaca kamu hizmetlerinin özel sektör eli ile sağlanması şeklinde tanımlanabilse de bu tanımın arkasında modeli başarısız kılabilecek karmaşık bir ilişki yapısı ve riskler bulunmaktadır. KÖİ projeleri, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde; yanlış model tasarımları, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinden yoksunluk gibi nedenlerle yolsuzluk faaliyetlerinin hedefi haline gelmeleri ve bu sebeplerle ortaya çıkan gizli maliyetler nedeniyle başarısızlıklarla sonuçlanmış ve kamu bütçelerinde büyük zararlara sebep olmuştur. KÖİ uygulamalarını dünyada yaygınlaştırmanın yolu yöntemin en iyi şekilde uygulanabilirliğini sağlamaktır. Bu en iyi yöntemin nasıl olması gerektiğini ortaya koyabilmek için uluslararası düzeyde uygulanan başarılı örneklerin, başarılı prosedürlerin ve yasaların modelleri, OECD, Birleşmiş Milletler, Avrupa Komisyonu ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar ve araştırmacılar tarafından derlenmiş ve birçoğu uygulanmaya hazır şekilde sunulmuştur. Bazı çalışmalar ise hatalı tasarımlar ve deneyimlerden yola çıkarak ne yapılmaması gerektiğine odaklanmışlardır. Sonuç olarak tüm bu çalışmalar neticesinde, KÖİ yönteminin iyileştirilebilmesi için gereken kritik başarı faktörleri tespit edilmiştir. Bu çalışmada yukarıda bahsedilen kritik başarı faktörlerinden yola çıkarak özellikle KÖİ modeli tasarlamaya ve geliştirmeye çalışan ülkeler için destekleyici bilgiler sağlamaya odaklanılmıştır. Daha sonra dünyada performans ölçümü yapılan KÖİ uygulamaları, şeffaflık ve hesap verebilirlik bağlamında incelenmiş ve bu doğrultuda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin KÖİ modelinin başarılı olmasında ne derece önem arz ettiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Denetim komitesi özelliklerinin finansal raporlama şeffaflığına etkisi: Kurumsal yönetim endeksinde yer alan şirketler üzerine bir araştırma
Kurumsal yönetim uygulamalarının yetersiz olmasının ve düşük kalitedeki finansal raporların neden olduğu muhasebe skandalları neticesinde sermaye piyasalarında şirketlerin sunmuş oldukları finansal bilgilere duyulan güven azalmıştır. Paydaşların haklarını güvence altına alabilmek ve kamu güvenini yeniden kazanabilmek adına şeffaflık düzeyi yüksek finansal raporların hazırlanması bir gereklilik olmuştur. Bu bağlamda, denetim komitesinin kurumsal yönetim anlayışı içerisinde sorumlulukların yerine getirilmesinde ve finansal raporlama sürecinin iyileştirilmesinde kilit rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bu noktadan hareketle; bu çalışmanın amacı, denetim komitesi özellikleri ile şirket tarafından sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 2007-2021 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi'nde işlem gören finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen 402 firma/yıl verisi en küçük kareler yöntemi ve sabit etkiler modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, denetim komitesinde kadın üyenin varlığı ve denetim komitesinin yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplantı sıklığı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişkinin olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca denetim komitesinin üye sayısı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan çalışmanın bulguları, denetim komitesinin tecrübesi ve uzmanlığı ile finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemediğini göstermektedir. Araştırmanın sonuçları; politika yapıcılara, yatırımcılara ve muhasebe meslek mensuplarına denetim komitesi özelliklerinin kurumsal raporlama süreçlerinin izlenmesinde söz konusu komite etkinliği ile ne yönde ilişkili olduğu konusunda kanıtlar sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Kurumsal yönetim, denetim komitesi, finansal raporlama şeffaflığı.
Yerel yönetimlerde iyi yönetişim aracı olarak katılımcı bütçeleme: Belediyeler için bir model önerisi
Küreselleşme olgusunun tüm Dünya'yı sarması ile birlikte bilgi ve teknolojideki değişimler ve yaygınlaşan liberal ekonomik yaklaşımlar yeni yönetim anlayışlarını da beraberinde getirmiştir. Tek taraflı yönetim yerine çok taraflı ve birlikte yönetmeye dayalı bir yönetim modeline geçilmesi süreci başlamıştır. İyi yönetişim de bu sürecin ortaya koyduğu araçlardan birisidir. İyi yönetişim, kaynak kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi ilkelere dayanan ve katılımı esas alan, dolayısıyla yönetimde temsile, denetime, etkin bir sivil toplumun varlığına, hukukun üstünlüğüne ve demokratikleşmeye önem veren bir anlayıştır. İyi yönetişim anlayışının özellikle yerel yönetim birimlerinde yaygınlaşması ile yerel düzeyde hizmet önceliklerin yönetim ile halk arasında ortak olarak belirlenmesine, yönetim içerisinde katılımcı demokrasi anlayışının yerleşmesine katkı sağlar. Bu durum özellikle belediye bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve denetimi süreçlerinde daha şeffaf, hesap verilebilir ve katılımcı bir yönetim anlayışını beraberinde getirecek, kıt kaynakların doğru ve yerinde harcanmasını sağlayacaktır. Bu çalışma, Brezilya'nın Porto Alegre Kenti'nde başlayan ve tüm dünyada giderek yaygınlaşan katılımcı bütçe modellerini önce teorik açıdan daha sonra uygulamalar dikkate alarak inceleme kapsamına almıştır. Örnek modeller referans alınarak Türkiye'ye özgü bir katılımcı model oluşturulmaya çalışılmıştır. Model sivil toplum örgütlerinin, halkın isteklerini dikkate almada belediye ile halk arasında aracı olması, katılımcılığı artırmaya yönelik bir takım araçların kullanılması, ilköğretimden üniversiteye katılımcı kültür bilincinin yerleştirilmesi ve Türkiye'nin kültür yapısı dikkate alınarak oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Katılımcı bütçeleme, iyi yönetişim, katılımcı demokrasi, şeffaflık, hesap verebilirlik, belediye
Türk kamu ihale sistemindeki gelişmelerin kamu harcamaları boyutunda analizi
Ülkemizde Cumhuriyet döneminde 10.12.1934 tarih ve 2490 sayılı Artırma ve Eksiltme Kanunu 08.09.1983 tarih ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 04.01.2002 tarih ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uygulanmıştır. Ayrıca kamu ihale sözleşmelerini düzenlemek üzere 05.01.2002 tarih ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu çıkarılmıştır.10.12.1934 tarih ve 2490 sayılı kanunun içerdiği katı hükümler, zaman kaybına sebep olan ayrıntılı düzenlemeler içerdiği için 08.09.1983 tarih ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa geçilmiştir. 08.09.1983 tarih ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun şeffaflık konusunda yeterince etkili olmaması, ihale mevzuatının dağınık olması, dünyadaki gelişmelerin takip edilememesi gibi aksaklıkları neticesinde 04.01.2002 tarih ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na geçilmiştir. Bu kanun getirdiği Kamu İhale Kurumu gibi düzenlemelerle ihale konularını daha denetlenebilir ve takip edilebilir bir duruma getirmiştir.Kamu harcamalarında etkinliğin giderek önem kazandığı günümüzde kamu ihale mekanizmasında şeffaflık ve açıklığın sağlanması çok önemlidir. Kamu ihalelerinde ki yolsuzluk ve usulsüzlükler kamu kaynaklarının kötü kullanılmasına ve suiistimallere neden olur. Türk ihale sistemi, bu konularda daha etkin olabilmek için sürekli yenilenmekte ve özellikle Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde yasal düzenlemeler hızlı bir şekilde hayata geçirilmektedir.
Yapay zekâ kontrol yöntemleri ile iki-yönlü haptik-teleoperasyon robotik sistemlerinde kararlılık ve şeffaflığın artırılması
Günümüz teknolojisinde robotların çevresel şartları algılayabilmeleri, karar verebilmeleri ve bu kararlar doğrultusunda hareket edebilmeleri insanlık hayatının her alanında önemli bir yer tutmaktadır. Haptik-Teleoperasyon sistemleri bilinmeyen ortamlar hakkında bilgi edinilmesi ve gerekli verilerin toplanması için kullanılmakta olan insan- robot etkileşimine olanak sağlayan bir teknolojidir. Bu tez çalışmasında Yapay Zekâ, Adaptif ve Kayan Kipli kontrol algoritmaları ile sistemlerin kararlılık ve şeffaflık performansını etkileyen zaman gecikmesi, ölü bölge, dinamik belirsizlik ve veri kaybı gibi önemli problemlerin telafi edilmesi hedeflenmiş ve aynı zamanda sistemlerin bu problemlerden etkilenmelerinin minimize edilmesi amaçlanmıştır. Ölü bölge probleminin telafisi için az veya çok az ölü bölge içerecek şekilde bir Gürbüz Adaptif kontrol algoritması tasarlanmış ve sisteme uygulanmıştır. Zaman gecikmesi ve dinamik belirsizlik problemleri Modifiye edilmiş Dalga Değişkenleri ve Doğrusal Olmayan Bozucu Gözlemci yöntemlerinin yukarıda belirtilen kontrol algoritmalarıyla hibrit kullanımı sonucunda telafi edilmiştir. Son olarak iletişim kanalı yapay sinir ağıyla modellenmiş ve veri kaybı en aza indirilmiştir. Bu çalışmada, tasarlanan ve uygulanan kontrol yöntemlerinin sistem üzerindeki performansını etkileyen kontrol parametrelerinin en uygun değerleri Parçacık Sürü ve Grey Wolf optimizasyon algoritmaları ile bulunmuştur. Ayrıca tasarlanan görsel arayüzler ile kullanıcıya görsel geri besleme sağlanarak kullanıcının performansı artırılmıştır. Bu tez çalışmasında, üç farklı robotik sistemi kullanılmıştır. Simülasyon ve laboratuvar ortamında gerçek zamanlı deneysel çalışmalar sonucunda elde edilen grafiksel ve sayısal veriler doğrultusunda önerilen kontrol algoritmaların birbirleriyle ve literatürdeki ilgili çalışmalarla performans kriterleri kıyaslanmış ve irdelenmiştir.
Birinci Dünya Savaşı sonrası yeni dünya düzeni
Birinci Dünya Savaşı önemli bir kırılma anını temsil eder. Savaş, Dünya sistemi ve güç dengeleri üzerinde yaygın etki oluşturmuştur. Siyasi ve entelektüel çevrelerde büyük değişimler yapmış olan savaş sonrasında adeta yeni bir dünya düzeni kurulmuştur. Ortak güvenlik ele alınmış ve ABD öncülüğünde güçler topluluğu kurulmuştur. Ülkelerin barış için örgütlenmeleri, iç siyasetin yenilenmesi ve şeffaflık üzerinde durulmuştur.
Türk milli eğitim sisteminde hesap verebilirlik
Bu araştırmanın amacı, Türk Milli Eğitim Sistemindeki hesap verebilirlik olgusunun incelenmesi ve eğitim sisteminde hesap verebilirlikle ilgili uygulamalar hakkında MEB'de görev yapan yöneticilerin, denetçilerin ve eğitim sendikası yöneticilerinin görüşlerinin saptanmasıdır.Araştırma, tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmada kullanılan ?Türk Milli Eğitim Sisteminde Hesap Verebilirlik Ölçeği?, Sorumluluk, Standartlar Saydamlık, Sağlama ve Sorgulama alt ölçeklerini içerecek biçimde araştırmacı tarafından geliştirilmiştir.Araştırmanın evrenini, 2010?2011 eğitim öğretim yılında MEB'de görev yapan 52 genel müdür ve genel müdür yardımcısı, 75 daire başkanı, 10 iç denetçi, 320 bakanlık müfettişi, 81 il milli eğitim müdürü, 3300 eğitim (ilköğretim) müfettişiyle, Türk Eğitim-Sen, Eğitim Bir-Sen ve Eğitim Sen sendikalarının genel merkez yöneticileriyle 81 il başkanı oluşturmaktadır. Eğitim müfettişleri dışında evrende yer alan katılımcıların tümüne anket gönderilmiş; 81 ilin her birinden sekizer müfettiş olmak üzere toplamda 648 müfettiş ise tesadüfî örnekleme yöntemiyle örnekleme alınmıştır.Eğitim yöneticisi ve iç denetçiler ve müfettişlerden geri gelen anketlerin %72,3'ü istatistikî olarak analiz edilmiştir. Türk Eğitim-Sen sendikası yöneticilerine gönderilen anketlerin %43'ü, Eğitim-Bir Sen yöneticilerine gönderilen anketlerin %54'ü ve Eğitim-Sen yöneticilerine gönderilen anketlerin yalnızca %0,02'si istatistikî olarak analiz edilmiştir.Verilerin analizinde, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistiklerin yanında, ikili karsılaştırmalarda t-testi, üç ya da daha fazla kategorili değişkenlere göre karsılaştırmalarda ise tek yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Ayrıca alt ölçeklerin birbirleriyle olan ilişkinin belirlenmesinde basit korelasyon tekniği kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, Türk Milli Eğitim Sisteminde hesap verebilirlikle ilgili birçok uygulamanın yeterli düzeyde geçekleşmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca görev, cinsiyet, yaş, bulunulan görevdeki kıdem ve eğitim düzeyi değişkenlerine katılımcıların görüşleri arasında anlamlı farklılıklar ve alt ölçeklerin birbirleriyle olan ilişkilerinin orta düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı olduğu saptanmıştır.Anahtar kelimeler: Türk Milli Eğitim Sistemi, hesap verebilirlik, sorumluluk, saydamlık, standartlar, sağlama, sorgulama.
Şeffaflık kavramı üzerine görsel çözümlemeler
Bu çalışmam, kendini gösteren şeffaflık kavramının, tüm kompozisyonu nasıl etkilediği, resime nasıl derinlik kazandırdığı ve ilk bakışta görülemeyen bir dinamizmin, plastik biçimlemeler ile resmi nasıl bambaşka bir deneyime dönüştürdüğü üzerinedir.Şeffaflık kavramının, tinsel ve felsefi anlamından çok görsel çözümlemelere dayalı tekniklerle, resmin kendine özgü niteliğinin, algı boyutunda nasıl farklılıklara neden olabileceği üzerinde durulmuştur.Biçimin, rengin ve çizginin kompozisyonda sağladığı çeşitlilik ve bu kavramların, doğanın karşıtlıkları anlatılırken yüklendikleri roller üzerinde durulmuştur. Şeffaflık olgusunun hangi tekniklerle oluşturulabileceği ve tuvaldeki boşluk ve doluluk arasındaki dengenin resmi nasıl bir bütün olarak tuttuğu veya tutamadığı hakkında ipuçları verilmiş, türlü ışık oyunlarıyla resimde zaman, hareket, ritm ve kompozisyon bütünlüğünün nasıl kurulacağı sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır.Uygulama çalışmalarımı anlatırken ise, kompozisyonlarımda renk ve çizgilerle resimlerimin hikayelerini nasıl etkilemek istediğim anlatılmıştır. Her resmin bazen pastel, bazen coşkulu müdahalelerle sabırla ve hislerimi dışavurucak şekilde nasıl oluşturulduğu üzerinde durulmuştur.Anahtar Sözcükler1.Şeffaflık2.Biçim3.Renk4.Çizgi5.Boşluk
Kamu yönetiminde etik çalışmalar ve Türkiye'deki son gelişmeler
Günümüzde küreselleşme ve değişen dünya düzeni kamu yönetimi sistemlerinin de değişmesini ve yeni düzene uyum sağlamasını gerektirmiştir. Dünyada ve Türkiye'de yapılan çalışmalar bu yönde gelişme sağlamak amacı ile yapılmaktadır.21. yüzyıla girerken eki ve geleneksel yönetim anlayışlarından vazgeçilmiştir. kamu yönetiminde de esnek, şeffaf ve katılımcı anlayış benimsenmiştir. Ana konulardan biri de vatandaşların devlete olan güvenlerinin artırılması olarak benimsenmiştir. Bu amaçla, yönetim biçiminde ve çalışanlar açısından etik ilkelerin benimsenmesi gerekli görülmüştür. İyi yönetişim anlayışı da etik dışı faaliyetlerin önelnemesi açısından gereklidir.Bu çalışmada, iki ana başlık altında, etik ve iyi yönetişim kavramları ile bu sistem için gereken yasal düzenlemeler konu edilmiştir. Türkiye'de yapılan yasal düzenlemelerle birlikte çıkarılan kanunlar incelenmiş ve yeni bir kurum olan Kamu Görevlileri Etik Kurulunun çalışmalarından bahsedilmiştir.
Devlet muhasebesinin Türkiyedeki tarihsel gelişimi ve tahakkuk esaslı devlet muhasebesinin karşılaştırmalı olarak analizi
Bu çalışmada ülkemizde, geçmişten günümüze kadar devlet muhasebesi alanındaki yaşanan gelişmeler, uygulanan yöntemler, Nakit Esaslı Devlet Muhasebe Sisteminden Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebe Sistemine geçiş aşaması ve bu sistemin sağlayacağı faydaları karşılaştırmalı olarak analiz ederek bilgi verilmiştir. Ülkemizde uzun bir süre nakit esaslı devlet muhasebe sistemi kullanılmıştır. Bu sistem geçmiş yıllarda ilgililerin kamu mali yönetimindeki bilgi gereksinimlerini karşılamakta yeterliydi. Zaman geçtikçe kamunun hizmet sahalarının büyümesi bu sistemi yetersiz hale getirmiştir. Kamu idarelerinde muhasebe açısından birlik bulunmaması, idareler arasında karşılaştırma yapma imkânını da ortadan kaldırmıştır. Yukarıda sözü edildiği gibi birçok hususta yetersiz kalan nakit esaslı devlet muhasebe sistemini yeniden yapılandırma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, ilk çalışmalarına 1995 yılında başlanan ve tüm hükümleriyle 2006 yılında uygulamaya giren 5018 Kamu Mali Yönetim Kontrol Kanunu mali yönetim sahasında devrim niteliğinde değişiklikler yapmıştır. Bu değişikliklerle; mali yıl sonunda düzenlenen mali raporların alınarak devletin mali konumunu ilgililere sunulabilmesi, söz konusu tabloların yorumlanarak analiz edilebilmesi, hesap verilebilirlik ve mali şeffaflık, stratejik planlama, gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu sistem kamu imkânlarını kullanma salahiyetine sahip yöneticilerin, devletin mali sistemiyle ilgili sağlıklı karar vermelerini sağlamıştır. Nakit esaslı devlet muhasebe sisteminin bırakılarak tahakkuk esaslı devlet muhasebe sistemine geçmek, kamu mali yönetiminde yapılan reform çalışmalarının merkezinde bulunmaktadır. Nedeni ise yeni muhasebe sistemi kamunun bütün mali faaliyetlerini kaydetmek ve raporlama kabiliyetine sahip bir sistem olmasıdır. Devletin bütün mali faaliyetlerini kaydetmekteki ana hedef ise; söz konusu işlemlerin kayıt dışında bırakılmasının önüne geçilmesi ve gerçekleştirilen faaliyetlerin reel maliyetlerine göre muhasebe kaydına alınmasıdır. Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebe Sistemi Devlette, muhasebeden beklenen hedefleri karşılayan bir sisteme dönüşmüştür. Anahtar Kelimeler : Devlet Muhasebesi, Tahakkuk Esaslı DevletMuhasebesi, Nakit Esaslı Devlet Muhasebesi, Mali Şeffaflık ve Hesap verebilirlik, Stratejik planlama
Merkez Bankası şeffaflığının enflasyon ve faiz değişkenleri üzerine etkisi: OECD ülkeleri ve Türkiye örneği
Şeffaflık, politika yapıcıları ile iktisadi aktörler arasındaki bilginin simetrik olması durumudur. Son yıllarda merkez bankaları, sahip olduğu bilgiyi kamuoyuyla daha fazla paylaşarak daha şeffaf hale gelmişlerdir. Bu gelişmenin arkasındaki nedenler; politik ve finansal serbestleşme, para politikasının başarısında beklenti yönetiminin önemi, enflasyon hedeflemesinin merkez bankaları arasında yaygınlık kazanması ve bilişim teknolojilerindeki gelişmeler şeklinde sıralanabilir. Teorik literatür, şeffaflığın para politikasının öngörülebilirliği ve güvenilirliğini artırarak beklentilerin yönetilmesine yardım ettiğini ileri sürmektedir. Beklenti yönetimi ise, politika etkinliğini vasıtasıyla merkez bankasının politika amaçlarına ulaşılmasını sağlamaktadır. Çalışmanın amacı, para politikasının öngörülebilirliği, bekleyişlerin yönetilmesi ve politika etkinliği çerçevesinde, merkez bankası şeffaflığının enflasyon ve faiz değişkenleri üzerindeki etkisini belirlemek ve elde edilen sonuçlara göre politika önerilerinde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda, endeks yöntemiyle ölçülen merkez bankası şeffaflığının enflasyon oranı, enflasyon direnci, enflasyon oynaklığı, faiz oranları ve faiz oynaklığı üzerindeki etkisi OECD ülkeleri örneğinde panel veri analizi ile araştırılmıştır. Ayrıca, TCMB?de yaşanan şeffaflık sürecinin enflasyon beklentisi, enflasyon oynaklığı, beklenti hataları ve faiz oranları üzerindeki etkisi zaman serisi analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmalardan elde edilen bulgulara göre, merkez bankası şeffaflığının enflasyon direncini zayıflatarak beklentilerin yönetilebilmesine ve böylece enflasyon ile mücadeleye yardım edebileceği söylenebilir. Bunun yanı sıra şeffaflık, enflasyon ve faizin oynaklığını düşürerek politikaların öngörülebilirliğini artırabilir. Bununla birlikte, ekonomik ve finansal risklerin de belirtilen değişkenler üzerinde etkili olması, kriz dönemlerinde merkez bankasının fiyat istikrarının yanında finansal istikrar gibi ikincil bir amacının da bulunabileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler: Merkez Bankası Şeffaflığı, Para Politikası, Enflasyon Hedeflemesi, Panel Veri Analizi, Zaman Serisi Analizi.
Sivil toplum kuruluşlarında mali şeffaflık
Sivil Toplum Kuruluşları?nın sayılarının artması, giderek büyümesi ve finansal açıdan güçlenmeleri neticesinde, bu kuruluşların toplum içindeki önemleri de giderek artmış ve bu durum da Sivil Toplum Kuruluşları?nda gerek faaliyetler açısından gerekse de mali açıdan şeffaflığa yönelik bir talep ortaya çıkarmıştır. Gerçekleştirdikleri faaliyetleri finanse etmek için paydaşları vasıtasıyla gelir elde etmesi gereken Sivil Toplum Kuruluşları bugün yoğun bir rekabet içerisindedir. Bu kurumların paydaşları da aynı zamanda, içerisinde yer alacakları ve/veya maddi açıdan destek olacakları bu kurumlar hakkında tam, doğru, zamanlı ve güvenilir bilgilere ihtiyaç duymaktadır. Bu araştırma da, mali şeffaflık ve Sivil Toplum Kuruluşu kavramlarını detaylıca inceleyerek, Türkiye?deki 73 Sivil Toplum Kuruluşu?nda mali şeffaflığın sağlanıp sağlanmadığı konusunda, belirli şeffaflık göstergeleri doğrultusunda bir incelemeyi ortaya koymaktadır.