In service training programs
68 theses under this subject heading
Mobil öğrenme ortamına yönelik teknoloji kabulünün yaşa ve eğitim düzeyine göre incelenmesi: Toplu taşıma sektörüne yönelik bir uygulama
2005 yılından itibaren akıllı tablet ve telefonların sayısının artışı dikkat çekmektedir. Güncel istatistikler incelendiğinde dünya genelinde iki milyardan fazla akıllı telefon kullanıcısı bulunmaktadır. Dünyadaki uygulamalar incelendiğinde mobil cihazların yetişkinlerin hizmetiçi eğitimlerinde de yaygınca kullanıldığı görülmekte ve mobil öğrenme uygulamalarına ayrılan bütçenin günden güne arttığı görülmektedir. Bu çalışmada da toplu taşıma şoförlerine yönelik tasarlanan "Stres Yönetimi Farkındalık" eğitimi mobil öğrenme ortamında verilerek katılımcıların mobil öğrenme kabul düzeyleri ve kabul düzeylerinin demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırma problemlerine göre araştırma modeli tek grup sontest model olarak belirlenmiştir. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından oluşturulan Kuder-Richardson 20 değeri 0,70 olan stres yönetimi bilgi testi, Cronbach Alpha katsayısı 0, 97 olan Mobil Teknolojiyi Kabul Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma 2016-2017 yılında, İstanbul'da İETT de çalışan 108 Toplu Taşıma Şöförü ile yapılmıştır. Çalışmada, İstanbul'da Kâğıthane garajında çalışan Toplu Taşıma şoförlerine Akıllı Telefonları üzerinden "Stres Yönetimi Farkındalık Eğitimi" verilmiş ve şöförlerin Teknoloji Kabul düzeylerine göre bu eğitimi kabul etme davranışları, çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. İş sektöründe, mobil araçlar üzerinden hizmet içi eğitimlerin sunulması gittikçe yaygınlaşan ancak, yeni bir uygulamadır. Ancak, çalışan sayısı çok fazla olan ve çok dağınık bir sahada çalışan ve eğitim düzeyleri çok yüksek olmayan personelin eğitiminde Akıllı Telefonların kullanılması nadiren karşılaşılan bir uygulamadır. Bu nedenle, bu çalışma sonucu elde edilen bulguları ile iş dünyasında benzeri özelliklerdeki personele yönelik bir mobil öğrenme ortamının tasarımı, uygulanması ve değerlendirilmesi süreçleri ile örnek bir çalışma olacaktır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre, Akıllı Telefonların mobil öğrenme ortamı olarak kullanıldığı ortamda şoförlerin bu teknolojiyi bir öğrenme ortamı olarak kabul etme düzeyleri 5 üzerinden 3,88 ortalama ile yüksek bulunmuştur. Bulgular, toplu taşıma şoförlerinin mobil öğrenme sistemine yönelik teknoloji kabul düzeylerinin kullanım kolaylığı, algılanan fayda, kullanıma yönelik tutum ve niyet alt boyutlarında yaşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığını, eğitim düzeylerine göre ise dört alt boyutta da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. İlaveten, veriler eğitim sonundaki kazanımları açısından analiz edildiğinde hem yaş hem de eğitim düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark çıkmamıştır. Şöförlerin Teknoloji Kabul Düzeyleri ile eğitim sonu Bilgi Testi puanları arasındaki ilişki analiz edildiğinde toplu taşıma şoförlerinin Mobil teknolojiyi öğrenme ortamı olarak kabul ortalama puanları ile eğitim sonu bilgi testi puanları arasında pozitif yönde güçlü bir anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Matematiksel muhakeme etme yeterliğinin uzaktan eğitim yoluyla verilen matematik okuryazarlığı hizmet içi öğretmen eğitimi ve uygulamaları sürecinde değerlendirilmesi
Matematik okuryazarlığı yeterliklerinin ilk üçü arasında yer alan matematiksel muhakeme etme yeterliği, dünyada birçok matematik öğretimi programlarında ele alınan bir yeterlik olmasına rağmen programların uygulayıcısı öğretmenler matematiksel muhakemeyi anlamlandırmakta güçlük çekmektedirler. Bu durum öğretmenlerin matematiksel muhakeme etme yeterliği konusunda desteğe ihtiyaçları olduğunun göstergesi olarak ele alınabilir. Bu ihtiyaca bağlı olarak bu araştırmada TÜBİTAK 1003 Öncelikli Alanlar 218K515 nolu "Çift Odaklı Öğretim Modeli İle Matematik Okuryazarlığı Düzeyinin Arttırılması" isimli proje kapsamında gerçekleştirilen hizmet içi eğitime ve uygulamalarına katılım sağlayarak matematiksel muhakeme etme konusunda desteklenen matematik öğretmenlerinde katıldıkları bu eğitimin ve uygulamalarının etkilerine odaklanılmıştır. Hizmet içi eğitim ve uygulamaları COVİD-19 pandemi dönemi sebebiyle çevrimiçi ortamda uzaktan eğitim şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında çalışma grubunda yer alan altı ilköğretim matematik öğretmenine matematik okuryazarlığı alanında hizmet içi eğitim verilmiştir. Hizmet içi eğitimlerin ardından bu öğretmenlerin sınıflarında eğitimlerin içeriğine uygun olarak hazırlanmış ders modüllerinin kullanıldığı eğitim uygulamaları yürütülmüştür. Nitel araştırma yaklaşımlarına dayalı durum çalışması yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırmada veriler, açık uçlu muhakeme etme testleri, matematiksel muhakeme etme temel kavramlar testi ve matematik okuryazarlığı temel kavramlar testi aracılığıyla toplanmıştır. Veriler nitel veri analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda matematik okuryazarlığı alanında uzaktan eğitim yoluyla verilen hizmet içi öğretmen eğitiminin ve uygulamalarının matematik öğretmenlerinin matematiksel muhakeme etme yeterliğine etkisinin olumlu yönde olduğu görülmüştür. Uygulanan muhakeme etme testleri öğretmenlerin çeşitli matematiksel muhakeme etme eylemlerini gerçekleştirebildiklerini göstermiştir. Öğretmenlerin en fazla oranda gerçekleştirebildikleri matematiksel muhakeme etme eyleminin matematiksel argümanlar üzerinde düşünebilmeye yönelik olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu hizmet içi eğitim sonrasında uygulanan muhakeme etme testinden aldığı puanda düşüş yaşarken kendileri için en yüksek puana eğitim uygulamalarının sonunda ulaşmışlardır. Muhakeme etme puanını sürekli olarak artıran tek öğretmenin yüksek lisans eğitimi aldığı, muhakeme etme testlerinin tamamından diğer öğretmenlerden daha düşük puan alarak, grafikte yığılım olan bölgenin altında kalan öğretmenin ise mesleki deneyimi en fazla olan öğretmen olduğu görülmüştür. Eğitim uygulamaları sonunda uygulanan matematiksel muhakeme etme temel kavramlar testi öğretmenlerin matematiksel muhakeme etme algılarının yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir.
Bir ilköğretim matematik öğretmeninin hizmet öncesi ve hizmet içi doküman oluşturma sürecinin karşılaştırmalı incelenmesi
Geçmişten günümüze matematik öğretimi ile ilgili yöntemler değişip gelişmiştir. Bu süreç içerisinde öğretmenlerimiz de birçok farklı kaynak kullanımı gerçekleştirmişlerdir. Öğretmenlerin kaynak sistemlerinin lisans eğitimi sırasında ve meslek hayatında nasıl değişiklikler gösterdiğini incelemek için bu tez çalışmasının amacı, bir ilköğretim matematik öğretmeninin lisans eğitimindeki ve öğretmenlikteki doküman oluşturma sürecinin karşılaştırmalı incelenmesi olarak belirlenmiştir. Amaçlı örnekleme, nitel araştırmalarda, veri toplama açısından daha zengin bir ortam sağlayacağına inanılan durumları seçerek, bu durumlarda derinlemesine incelemeler yapılmasına imkân verdiğinden araştırmanın katılımcısı amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırma içerisinde gözlem ve doküman analizi gibi yöntemlerle veri toplanarak gerçeğe yakın biçimde, bütünsel incelemelere olanak sağlayan nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Yürütülen durum çalışmasına uygun olarak veriler, yansıtıcı inceleme metodu ile toplanmıştır. Araştırma içerisinde veriler; Kişisel Tanıma Formu, Kaynak Sisteminin Şematik Gösterimi, Ders Planları, Ders Senaryoları, Ders Gözlemleri, Video Kayıt, Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları, Günlükler gibi çok çeşitli araçlar kullanılarak toplanmıştır. Toplanan bu veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilerek kategorilere ayrılmıştır. Toplanan verilerin analiziyle oluşturulan kodlar altı (6) ana kategori altında toplanmıştır. Bulgular sonucunda ilköğretim matematik öğretmenlerinin dokümantasyon süreçlerinde lisans eğitiminin ve bu dönemdeki öğretmenlerinin fikirlerinin çok büyük katkıları olduğu fakat mesleki dönem içerisinde yeni oluşan kaynaklar bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu durum bizlere öğretmenlerin lisans eğitimlerinde eksiklikler bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca öğretmenlerin öğretim planlamalarındaki en büyük kaynaklardan birinin kendileri yani tecrübeleri olduğu görülmüştür. Bu tecrübeler mesleki tecrübeler kadar kendi öğrencilik deneyimlerini de içermektedir. Matematik öğretmenlerinin ders hazırlığında kendilerine kaynak edindiği bir diğer etmenin ise öğrenciler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin başarı ve sosyoekonomik durumları da öğretmenlerin dokümantasyon süreçlerini etkilediği görülmüştür. Öğretmenlerimizin dokümantasyon süreçlerindeki etmenlerden olmazsa olmaz bir tanesi de zümre etkileşimleri olarak görülmüştür. Ayrıca çalışılan kurumun imkanları, yönetici tutumları ve ülkedeki eğitim sisteminin (sınav sistemi) de öğretmenlerin dokümantasyonlarında büyük yönlendiriciler olarak rol oynadığı gözlemlenmiştir.
An analysis of a Facebook mentoring group as a professional development tool for EFL teachers
Professional development is a lifelong process for a teacher that requires active learning. Mentoring plays a significant role in teachers' professional development. Facebook groups are preferred by teachers as a mentoring tool. The purpose of the study was to find out EFL teachers' perceptions on a Facebook mentoring group and how teachers could benefit from Facebook as an online professional development tool. In accordance with this purpose, a Facebook group called "Innovative Teachers of English" (ITE) was selected within the frame of criteria defined by the researcher. Data collection was conducted through a mixed-method research design. The participants of the study were group members of ITE. The data was collected through two data collection tools. Firstly, teachers' posts and comments shared during 6 weeks were recorded. In total, 174 posts and 1935 comments were saved and analyzed deductively with the help of content analysis method by regarding other researchers' and experts' opinions. The data were analyzed with the help of the codes which were obtained from a previous study. Secondly, semi structured interviews were conducted with 10 participants to explore their perceptions on usage of this group. In this content, 7 interview questions were created with the contribution of other researchers and experts. The data including teachers' responses for interview questions were analyzed and coded by English teachers including the researcher himself. The qualitative data were analyzed inductively using content analysis. At the end of the analysis, the results showed that teachers used this group mostly to find new activities and materials related to their lessons. It was also found that teachers also used the group for different education techniques and strategies that could be integrated into lessons. Moreover, another finding showed that teachers also joined this group for their professional development and follow innovations related to teaching. Additionally, teachers stated that they found these kinds of groups more useful than in-service trainings. Finally, it was seen that teachers in this group communicated with each other and shared their feelings about some situations they came across in their classrooms. As a result, it can be said that this group is very useful for teachers in terms of their professional development.
Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmenlerin hizmetiçi eğitim uygulamalarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın genel amacı Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmenlerin hizmetiçi eğitim uygulamalarının benzerlik ve farklılıklarını ortaya koyarak karşılaştırmak ve bu bağlamda somut öneriler getirmektir. Çalışma, öncelikle Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmen yetiştirilmesi ve hizmetiçi eğitime kronolojik çerçevede bakış açısı getirmekte ve amaç doğrultusunda her iki ülkede hizmetiçi eğitim kurumlarının hizmetiçi eğitim programlarının gereksinimlerini karşılaması için yapılan etkinlikleri ve etkinliklerin öğretmenlere kariyer açısından neler kattığını sorgulamaktadır. Kronolojik bakışla birlikte, özellikle son 5 yılda yapılan uygulamalar ve bu uygulamaların öğretmenlere kariyer olarak katkısını araştırmakta ve 3 Azerbaycanlı ve 3 Türk (toplam 6) akademisyenle yüzyüze görüşerek mülakat yapılarak Türkiye ve Azerbaycan'daki öğretmen yetiştirilmesi ve hizmetiçi eğitimi konu edinmektedir. Araştırma verileri literatür taraması ve 6 akademisyenle nitel araştırma tekniklerinden biri olan mulakatla elde edilmiştir. Sonuç olarak her iki ülke üzerinde yapılan literatür taraması ve her ülkenin akademisyenlerinin hizmetiçi eğitim ile ilgili fikirleri öğretmenlerin çağın gelişme ve yenileşmesine ayakuydura bilmesi için yetersiz kaldığı ve bu merkezlerin yenilikleri takip ederek eğitimler hazırlaması gerektiği kanısına varılmıştır. Literatür taraması sonuçlarında 5 senede yapılmış olan hizmetiçi eğitim programlarının konuları, hizmetiçi eğitim programlarına ayrılmış bütçe ve bu programlara katılmış olan öğretmen sayısı tablolaştırılmış şekilde sunulmaktadır. Ayrıca literatür taraması sonucu olarak, hizmetiçi eğitim programları sonrasında bu eğitimleri almış olmak öğretmenlere kariyer olarak ne gibi özellik sağladığı da ayrı-ayrı ülkelere göre belirtilmiştir. Akademisyenlerden alınan mülakatın sonuçlarında ise her iki ülkede hizmetiçi eğitimler düzenlenirken öğretmenlerin ihtiyaç duydukları ve onların talep etdikleri konular göz önüne alınması ve yapılan eğitimlerin uzman kadrolar yani bu alanda yeterli bilgi ve eğitime sahip olan öğretmenler tarafından düzenlenmesi ile ilgili ortak görüşler görülmektedir. Eğitim sonrasının öğretmenlerde olumlu izler bırakması, uygulama ağırlıklı, gönüllülük ve ihtiyaç odaklı eğitimler düzenlenmesi yönünde ortak fikirler belirtilmiştir. Genel olarak ise, her iki ülke akademisyenleri ait oldukları ülkelerde yapılan hizmetiçi eğitim programlarından memnun değillerdir.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin hizmet içi eğitim programlarına ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
Toplumların ilerleyebilmesi ve gelişim sağlayabilmesi için insanların belirli hedef ve amaçlar doğrultusunda yetiştirilmesi gerekmektedir. Gerek bilimde gerekse de teknolojide yaşanan gelişmeleri eğitim ortamınıda etkilediği görülmektedir. Öğretmenlerin lisans eğitiminde almış oldukları bilgilerin belli bir zamandan sonra geçerliliğini yitirdiği veya etkisinin azaldığı belirtilmektedir. Bu sebeple öğretmenlerin gelişen teknolojiye adapte olması için mesleki anlamda bir takım hizmet içi eğitimlere ihtiyacı olmaktadır. Bundan dolayı Milli Eğitim Bakanlığı yılın belli dönemlerinde öğretmenlerin gelişimine yarar sunmak amacı ile hizmet içi eğitim programları gerçekleştirmektedir. Bu çalışma, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin hizmetiçi eğitim programlarına ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunda Gaziantep İlinde görev yapmakta olan 40 beden eğitimi ve spor öğretmeni ile ve gönüllülük esasına uygun olarak yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılarak, elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; beden eğitimi öğretmeni ve spor öğretmenleri hizmet içi eğitim programının; mesleki ve kişisel gelişimi için yararlı bir program olduğu, kendilerini yenilemesini sağlayan program ve yeni bilgiler kazandıran bir program olduğunu ve dolayısıyla gerekli bulduklarını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin hizmet içi eğitim programı sürecinde; eğitim veren kişilerin yetersiz olmasından dolayı, tarihlerinin uygun olmaması ve on-line eğitimde internete ulaşım konusundan dolayı sorun yaşadıkları görülürken, hizmet içi eğitim programının öğretmenlerin daha aktif olmasını sağladığı, öğretmenlere yeni bakış açısı kazandırdığı, eğitimin nitelikli olmasına imkân sağladığı görülmüştür. Bunun yanında katılımcılar genel anlamda hizmet içi eğitim programını yeterli görürken, daha etkili olabileceiğini, yapılan eğitimin alan bazında ya da ihtiyaç duyulan alanlarda verilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca beden eğitimi ve spor öğretmenleri hizmet içi eğitim programının süresinin genel anlamda yeterli olduğunu, eğitimlerin yaz tatilinde olması ve ara tatillerde olması gerektiği ifade edilmiştir. Çalışmaya katılan öğretmenlerin; hizmet içi eğitim programını alanında uzman kişilerin ve akademisyenlerin vermesi gerektiği ön plana çıkarken, on-line yapılan eğitim programlarının uygun olmadığı ve yüz yüze olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
İstanbul ili kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarına verilen Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) uygulayıcı eğitimlerinin değerlendirilmesi.
Bu çalışmanın amacı, İstanbul'da düzenlenen "Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) Uygulayıcı Eğitimleri"nin, kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarının hastane afet ve acil durum planları konusunda bilgi düzeyine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Afetlerde Sağlık Hizmetleri Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri Birimi tarafından düzenlenen, Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimlerine Ocak 2017 - Haziran 2019 tarihleri arasında katılan ve halen İstanbul'da çalışmaya devam eden kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarıdır. Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimine katılmış, eğitim öncesinde ve sonrasında uygulanan ön test ve son test değerlendirmelerini tamamlamış 49 ayrı oturumda eğitime katılmış 1066 Kamu, Özel ve Üniversite Hastaneleri Çalışanlarının dosya ve arşiv kayıtları retrospektif olarak incelenmiş, personelin demografik değişkenleri açısından bilgi düzeyleri karşılaştırılmış ve Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimine ilişkin değerlendirmeleri saptanmıştır. Çalışmada sonuç olarak kadınlarda ve erkeklerde ön test puanı medyanı sırasıyla, 70(28-88) – 70(3-88) iken, eğitim verildikten sonra son test puanlarına bakıldığında kadınlar ortalamayı 80 puana çıkarırken, erkeklerin daha geride kaldığı görülmüştür. Evli kişilerin ön test puan medyanı 70(13-88), bekar kişilerin ön test puan medyanı 68(3-85), eğitim sonrasında ise; bekar kişilerde 78(75-98)'e, evli kişilerde ise80(70-100) olarak saptanmıştır. Çalışmaya alınan 1066 katılımcının yaş ortalaması 38.81±8.26 yıldı, kadın-erkek oranının eşit olduğu görüldü ve %71,8'i evliydi. Çalıştıkları kurum türüne bakıldığında; kamu ve özel kurumda çalışanların oranları birbirine yakındı ve sırasıyla %44-45 idi. Ayrıca üniversitede çalışanlar tüm katılımcıların %9,2'ini (N:98) oluşturuyordu.Çalışmaya katılan kişilerin 656 (%61,7)'sının komisyon üyesi olmadığı saptanmıştır. Meslekler arasında soruların geneline bakıldığında puan ortalamaları karşılaştırmasında anlamlı bir fark bulunmadı. Kadın katılımcıların erkek katılımcılara oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Medeni durum bakımından evli kişilerin bilgi düzeyi bekar katılımcılara göre artışı istatistiksel olarak anlamlıdır (P <0.001). Özel ve Üniversite hastaneleri katılımcılarının, kamu katılımcılarına oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Komisyon üyesi olanlarda, olmayanlara oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Hastane afet ve acil durumu planı hazırlığından sorumlu personelin HAP Uygulayıcı Eğitimi alması, hastane çalışanlarının tamamının ise HAP ve afet konusunda farkındalık ve hizmetiçi eğitimlerini alması önem arzetmektedir. Anahtar kelimeler:Hastane, afet, acil durum, plan
An action research study an emotional literacy improvement programme for EFL teachers in the view of humanistic approach
If the contribution of the quality, commitment and expertise of a teacher is considered in relation to the success of any educational process, it can be concluded that, in-service teacher development plays its key role in terms of enhancing the teaching quality. However, the educational systems all over the world have been undergoing profound changes bringing about new tasks and challenges for schools, teachers, and administrators. Consequently, there is an increasing need for improving the teachers' competencies along with the changing role of schooling influence and correspondingly, determining the contents of the in-service programmes. The primary aim of this action research study is to develop in the researcher an understanding of how to design and conduct emotional literacy improvement courses for teachers of English as a foreign language (EFL) for future use. As a secondary aim, the participant teachers of this study are expected to raise their awareness on the emotional basis of learning in self and in others and accordingly identify behaviours that will result from learning about emotional intelligence. Thus, in this study we hope to determine a framework of a teacher development programme within which the teachers at YADIM/ Çukurova University, Turkey improve their emotional literacy with its underlying skills, traits and behaviours and/or feel the need to consider these constructs both in their classroom settings and in their personal lives as human beings. The assessment of the effects of this study can be interpreted in terms of change in participant teachers. However, this study aimed to combine professional development r£S^AS¥<* m***as a form of in-service teacher development and maturation of the framework of an emotional literacy improvement programme for EFL teachers for future use. Seventeen volunteer participant teachers who teach at YADIM, Çukurova University (seven teachers in the piloting and ten teachers in the main study) participated in the Emotional Literacy Improvement (ELI) Programme since the programme aimed to integrate both the teachers' immediate needs and the requirements of the study. Therefore, regarding the design of the study, the frame of reference of this study is mainly related to the tools of data collection, particularly EQ Map-An Integrated EQ Assessment and Individual Profile, Version 4.5, EQ Map Interpretation Guide, The EQ Map Scoring Grid, EQ Map Results Evaluation Document, All about me Participant Profile Checklist, researcher's footnotes, researcher's diary, participant teachers' learning logs and Course Evaluation Questionnaire. These instruments are chosen to be employed due to the fact that their rationale is based on both the theoretical and the methodological framework of this study.Key Words: Emotional Intelligence, Emotional Literacy, Personal Development, Professional Development, Humanistic Approach
An action research study on teacher development: A constructivist approach
In this study, firstly, we have explored the nature of seven EFL teachers' perceived needs for change at the outset of the teacher development program. Later, teachers' (in-service) development and their personal theories of effective language teaching have been dealt with thoroughly. We have adopted a problem-centered approach to teachers' development by helping them set up their own agenda for change. We employed a research process where an action research methodology was used. A collaborative and qualitative action research model was used in this study on the basis of Kelly's (1955) personal construct theory as a theoretical and methodological framework. In order to achieve the aim of this study, the teachers' perceptions of effective language teaching were elicited. After the identification of their needs and interests, they were involved in an action research process through input and classroom inquiry phases. After the repertory grid administrations of the teachers, the constructs elicited from them were observed in their classes through notes and checklist. Thus, the content and the structure of the teachers' personal theories, the changes in their theories and the consistency between theIV conceptual and behavioural changes were investigated. The repertory grid data were subjected to Focus, Exchange, Sociogrid and content analysis. Key words: Action Research, Personal Construct Theory, Repertory Grid, In- Service Teacher Development, Teacher Learning and Thinking, Reflective Teaching.
Becoming a mentor: An action research on enhancing an efl teacher's mentoring skills in turkey
The purpose of this research was two-fold: first to explore the nature of mentoring practices and needs in an ELT pre-service education context, and second to design and implement a mentor training programme and identify its impact both on the personal theories of the participants and the mentoring practice under investigation. To serve these aims, an action research model was adopted with the intention of enhancing the mentoring practices of an EFL mentor who worked with three student-teachers throughout the course of this study. In order to gain an insight into the research questions, data were collected by means of repertory grids, interviews, journals, KWL charts and feedback session audio recordings. The data obtained from various data collection tools were analysed through Rep5 Computer Programme and NVivo10 Qualitative Analyses Software. The findings revealed that the mentor training programme implemented produced favourable results both for the mentor and the student-teachers participating in the study. The mentor was evidenced to enhance her awareness of what an effective mentoring actually entails and to extend her mentoring practices and pedagogical knowledge. Through reconstructing her personal theories in the process of mentor training, the mentor was evidenced to develop a more comprehensive conception of mentoring that is more reflective rather than imitative in nature. The findings also showed that the participating student-teachers extended the range of their teaching strategies and skills and that they attributed this development, to a great extent, to the support and guidance provided by their mentor. The study calls for a carefully designed and culturally appropriate mentor training programme in order for the EFL teachers to improve and polish their mentoring skills. The study suggests that through such programmes the quality of pre-service teacher education with specific reference to student-teacher learning and development in the practicum could be enhanced.
Çocuk edebiyatı eserleriyle insan hakları eğitimi programının geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi
Etkili bir insan hakları eğitimi için sınıf öğretmen adaylarına yönelik Çocuk Edebiyatı Eserleriyle İnsan Hakları Eğitimi Programının (ÇEEİHEP'nin) geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada, karma yöntem araştırma desenlerinden, açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu eş değer olmayan öntest sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutu ise durum araştırması olarak modellenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda yürütülen deneysel işleminin çalışma grubunu Gaziantep Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı ikinci sınıfında öğrenim görmekte olan 62 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Bu öğretmen adaylarının bulunduğu iki şubeden biri kontrol diğeri deney grubu olarak rastgele atanmıştır. Araştırmada, deney grubuna ÇEEİHEP uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem uygulanmamıştır. Çocuk Edebiyatı Eserleriyle İnsan Hakları Eğitimi Yeterliliği Değerlendirme Formu (YDF) ve İnsan Hakları Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği (İHEYTÖ) deney ve kontrol grubuna öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise, Program Etkililiğini Değerlendirme Formu (PDF) yalnızca deney grubu öğrencilerinden amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilen 14 sınıf öğretmeni adayına, yarı yapılandırılmış görüşme olarak, program sonunda uygulanmıştır. YDF'den elde edilen verilerin analizi için Çocuk Edebiyatı Eserleriyle İnsan Hakları Eğitimi Yeterliliği Değerlendirme Dereceli Puanlama Anahtarı (YDDPA) geliştirerek uygulanmıştır. Nicel veriler istatistiksel analizler yapılarak, nitel veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmada, ÇEEİHEP'nin sınıf öğretmeni adayları üzerinde insan hakları eğitimine ilişkin olumlu tutum geliştirdiği, sınıf öğretmeni adaylarının çocuk edebiyatı eserleriyle etkinlik planlayabilme becerisini ve çocuk edebiyatı eserlerini insan hakları bağlamında analiz edebilme yeteneğini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, deney grubu sınıf öğretmeni adayları ile yapılan görüşmelere ilişkin bulgular değerlendirildiğinde, sınıf öğretmeni adaylarının ÇEEİHEP'nin uygulama sürecini mesleki gelişimleri açısından yararlı ve geliştirici buldukları; program sonunda kendilerini çocuk edebiyatı eserleriyle insan hakları eğitimi verebilecek yeterlilikte gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda etkili bir insan hakları eğitimi için sınıf öğretmeni adaylarının yeterliliklerinin arttırılması, bu kapsamda çocuk edebiyatı dersine insan hakları eğitimi için entegrasyon çalışması yapılması, görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerine üniversitelerle işbirliği içinde çocuk edebiyatı eserleriyle insan hakları eğitimi için yeterlilik kazandırma amaçlı hizmetiçi eğitim çalışmalarının yapılması önerilebilir.
Bilişim teknolojileri ve yazılım dersi öğretim programının değerlendirilmesine dayalı bir mesleki gelişim programının geliştirilmesi
Öğretim programları çağın gereklilikleri doğrultusunda yeniden ele alınmakta ve güncellenmektedir. Güncellenen programların sahada etkili şekilde uygulanabilmesi için öğretmenlerin programın gereklilikleri doğrultusunda mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler bilişim eğitimi alanındaki öğretim programlarını değişime zorlarken öğretmenlerde de mesleki gelişim ihtiyacı oluşturmaktadır. Bu bağlamda, güncellenen öğretim programlarını değerlendirme ve öğretmenlerin mesleki gelişim ihtiyaçlarını belirleme çalışmalarının yapılması, programların etkili uygulanabilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenlerle araştırmada, Türkiye'de 2018-2019 eğitim-öğretim yılında ortaokul 5 ve 6. sınıflar için uygulamaya konulan Bilişim Teknolojileri ve Yazılım (BTY) Dersi Öğretim Programı'nın (MEB, 2018) öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesine dayalı olarak bir mesleki gelişim programı önerisinin geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, üç aşamada yürütülmüştür. Birinci aşamada, BTY Dersi Öğretim Programı'nın öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi ve bu dersi vermekte olan öğretmenlerin programa yönelik eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi çalışması yürütülmüştür. Program değerlendirme çalışması, Bloom'un Programın Ögelerine Dayalı Değerlendirme Modeli'ne dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak yürütülen bu aşamada eş zamanlı karma desen kullanılmıştır. Çalışmaya Hatay ilinde ortaokullarda görev yapmakta olan gönüllü 157 bilişim teknolojileri öğretmeni katılmıştır. Veriler, likert tipi maddeler ve açık uçlu sorulardan oluşan Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Programı Değerlendirme Anketi (BTY-PDA) kullanılarak 2019 yılı Ocak ve Mart ayları arasında toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler kullanılırken nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemine başvurulmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında ilk aşamada elde edilen bulgulardan hareketle ortaokul BT öğretmenlerine yönelik mesleki gelişim programı geliştirilmiştir. Geliştirme çalışmasında Oliva'nın Program Geliştirme Modeli (Oliva, 1997, s. 156; Oliva ve Gordon, 2018, s. 158) kullanılmıştır. Öncelikle program geliştirme ekipleri oluşturulmuş ve belirlenen işlem-zaman çizelgesi doğrultusunda geliştirme çalışmaları yürütülmüştür. Çalışmada ortaokul BT öğretmenlerinin, mesleki gelişim gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik 35 saatlik bir mesleki gelişim programı önerisi oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü aşaması bilişim teknolojileri öğretmenleri için geliştirilen Mesleki Gelişim Programı'nın (BT-MGP) uygulanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi çalışmalarını kapsamaktadır. Guskey'in (2000) Mesleki Gelişimi Değerlendirme Modeli'ne göre planlanan bu çalışmada müdahaleli karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmaya Hatay ili Antakya ilçesinde ortaokullarda görev yapmakta olan 19 bilişim teknolojileri öğretmeni katılmıştır. Tek gruplu öntest-sontest deneysel deseninde yürütülen araştırma iki adımda gerçekleştirilmiştir. Birinci adımda, müdahale olarak geliştirilen 10 oturumluk BT-MGP'nin uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu adımda uygulama öncesinde, sürecinde ve hemen sonrasında araştırmanın nicel ve nitel verileri toplanmıştır. Nicel veriler Düzey Belirleme Testi, BT-MGP Genel Kazanımlarına Yönelik Öz Değerlendirme Formu, Uygulama Kontrol Listesi, Performans Değerlendirme Formu, Hizmet-İçi Eğitim Programlarını Değerlendirme Ölçeği-Öğretmen Formu aracılığı ile toplanmıştır. Nitel veriler ise, Öğretmen Dönütlerini Günlük Değerlendirme Formu ve Odak Grup Görüşme Formu kullanılarak elde edilmiştir. Bu aşamanın ikinci adımında ise uygulaması yapılan BT-MGP'nin sahadaki etkililiğini belirlemek amacıyla izleme çalışması yapılmıştır. İzleme çalışması BT-MGP'nin uygulanmasından bir eğitim-öğretim yılı zaman sonra gerçekleştirilmiştir. İzleme çalışmasında elde edilen veriler BT-MGP'nin Etkilerini İzlemeye Yönelik Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu aracılığı ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra öntest ve sontest fark puanlarının analizinde Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada BTY Öğretim Programı'nın değerlendirilmesine dayalı ihtiyaç analizinden elde edilen bulgulara göre BTY dersi öğretim programı kazanımlarının öğrencilerin günlük yaşamlarıyla ilgili olduğu, öğrencilerin seviyesine uygun, dijital vatandaşlık becerilerini kazandıran bir program olduğu, BT sınıfında uygulanabilir olduğu belirlenmiştir. Programın içeriğinin güncel olduğu, basitten karmaşığa doğru yapılandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte 5 ve 6. sınıf içeriğinin birbirini tekrar ettiği, öğretmenlerin içeriğin tekrar etmesini onaylamadıkları belirlenmiştir. Öğrenme-öğretme süreçlerinde, okulların büyük bir çoğunluğunun yeterli donanıma ve teknik alt yapıya sahip olmadıkları belirlenmiştir. Yeterli donanıma sahip olmayan öğretmenlerin öğretim programının farklı okul türlerine, koşullarına ve öğrenci seviyelerine göre uyarlanmasında zorluk yaşadığı ortaya çıkmıştır. BTY Dersi Öğretim Programı'nda yer alan değerlendirme yaklaşımının, öğretmenler tarafından onaylanmasına rağmen okulların çoğunda mevcut donanımın ve teknik alt yapının yeterli olmaması nedeniyle öğretmenlerin programdaki açıklamalara uygun şekilde değerlendirme yapmalarının güç olduğu belirlenmiştir. BT öğretmenlerinin, öğretim programında ağırlığı artırılan bilgi işlemsel düşünmeye yönelik konularda (en sık olarak güncel programlama öğretim yaklaşımları, robotik programlama, STEM uygulamaları) bilgi ve becerilerinin güncellenmesine gereksinim duydukları ortaya koyulmuştur. Geliştirilen mesleki gelişim programının uygulanmasının değerlendirilmesinden elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin BT-MGP öğrenme yaşantılarının öğretmenlerin mesleki gereksinimlerini karşıladığı, dolayısıyla da öğretmenlerin yüksek düzeyde memnuniyet duydukları sonucuna varılmıştır. BT öğretmenlerinin, öğrenme düzeyleri incelendiğinde mesleki bilgi ve becerilerinin düzeyinin arttığı sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin BT-MGP'nin genel amaçlarına yönelik öz yeterlik algılarına katkıda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kurumsal destek ve değişimin orta düzeyde gerçekleştiği ve eğitimin sınıfta değişime yansıdığı sonucuna varılmıştır. Yeni bilgi ve becerilerin kullanılması incelendiğinde, öğretmenlerin BTY Öğretim Programı'nı mevcut koşulları ve öğrenci seviyelerini dikkate alarak uyguladıkları ve BT-MGP'te öğrendiklerini sınıflarında kullanabildikleri sonucuna varılmıştır. BTY Öğretim Programı'nın farklı koşullarda uygulanması konusunda BT-MGP'nin etkili bir program olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin BT-MGP'te edindikleri bilgi ve becerileri sınıfta uygulamalarının sonucu olarak öğrencilerin gelişimine olumlu katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Araştırmada sonuç olarak, BTY dersinin etkili işlenmesine yönelik geliştirilen BT-MGP'nin mevcut koşullarda ortaya çıkan gereksinimleri karşıladığına, öğretmenlerin alansal ve pedagojik mesleki gelişim alanlarına yönelik katkı sağladığına ve uygulanabilir olduğuna karar verilmiştir.
A proposal for emi lecturers' professional development program in Turkish higher education
Turkey is one of the countries where the English medium of instruction (EMI) has become common. In Turkish universities, EMI has been increasingly practiced at tertiary level, and post-graduate programs have been run fully or partially in English. One of the most important factors determining the quality of EMI implementation is the professional development level of EMI lecturers. The present study aims to porpose an EMI professional development program by providing an in-depth understanding of how EMI lecturers perceive EMI, professional development, their needs in EMI through a qualitative case study in the Turkish Higher Education context. Selected through purposeful sampling technique, thirty voluntary EMI lecturers working in private and public EMI institutions were interviewed. The obtained data were analysed through content analysis via NVivo 12. The findings of the study revealed insights about lecturers' perspectives over EMI, their EMI course process, EMI lecturers' key competencies, their professional development needs and preferences regarding a professional development program. For instance, in terms of benefits lecturers agree that EMI is a gate to scientific knowledge while it is challenging to teach and learn in a foreign language. Second, EMI lecturers' experience with EMI has been identified as their course process and course problems. It has been revealed that EMI lecturers mainly do not use a specific method and technique and as material they mostly use power point presentations. While managing the class, they tend to prefer to motivate students, and EMI lecturers both from social sciences and hard sciences commonly employ multiple choice exams to assess students. Their course problems are centered around learner related, lecturer related and system related problems. Additionally, key competencies such as pedagogical competences, linguistic competences, personal competences and academic field competence have bben revealed, and perceived self competences have been delineated as strengths and weaknesses particularly for Turkish context. Analysis of the data also uncoveres that EMI lecturers unanimously agree there is no institutional EMI professional development practice and they need EMI professional development practices aiming at improving their aforementioned competences. Few lecturers experienced systematic professional development practice, while the majority had professional development experience mainly based on observation by senior colleagues and the master-apprentice relationship. As a result, a professional development program has been proposed drawing upon the program design steps in Taba model for EMI lecturers taking into account their perspectives, needs, challenges about EMI and the EMI literature. The proposed program consists of objectives, content, main tools, practical and technical characteristics and supplementary tools for EMI professional development. In the content of the program, mainly pedagogical issues and language issues came to the fore. As for the tools of EMI PD program, demo course and feedback, mentoring, case-based learning and workshops were substantially suggested. For the implementation of the program, practical characteristics which refer to attendance and motivation of the participants, providers, execution and evaluation of the program were displayed in detail, along with the technical characteristics of the program such as participants, duration, medium, place and time. The present study, thus, calls for additional attention to EMI professional development program and implementation on the part of policy makers. Accordingly, implications such as contribution to the development of EMI lecturers in linguistic and pedagogical terms and directions such as research engagement of EMI lecturers for future research are also provided.
Developing EFL teachers' competencies through an INSET program in Turkish MONE context: An exploratory case study
Professional development and continuous deepening of knowledge and skills are critical components of educational systems' change and growth. Teachers participate in short- and long-term activities to enhance their knowledge, skills, values, and attitudes towards teaching and learning throughout their careers. Considering this process, the primary purpose of this research was to focus on the competency development of English language teachers through an in-service teacher training (INSET) program prepared in the context of Turkish MONE. In addition, this study investigated the relationship between participants' competency levels and the changes in their learning gains, perspectives, and subjective evaluations based on their teaching and learning experiences after participating in an INSET program. Keeping these aims in mind, the research was designed as an exploratory case study, including pre-, while- and post-training phases. As for the pre-phase, the snowball sampling method was utilized to determine the self-perceived competency levels of 267 participants through the English Teachers Field-Specific Competencies Assessment Scale. Simultaneously, 27 English teachers filled in written interview forms prepared by the researcher to obtain in-depth knowledge on the relevant subject. Based on the results obtained from the data, a new training program was designed using the framework of the INSET programs prepared by the Ministry of National Education, General Directorate of Teacher Development and Training for the while-phase of the research. The training evaluation form and KWLA chart were used to collect the necessary data from 24 EFL teachers recruited by a purposive sampling criterion to evaluate the effectiveness of the INSET program and learning gains. Following this, for the post-training phase, the maximum variation sampling method was used to collect data from the wide range of perspectives possible about the five teachers' sustained learning gains and possible challenging situations they faced while implementing what they learned in their educational contexts through semi-structured interviews, lesson observations, and bi-weekly reflective teacher journals. In terms of data analysis, thematic content analysis was employed to analyse all qualitative data from both deductive and inductive perspectives. Additionally, the SPSS software was used to perform descriptive and inferential statistics for the analysis of the obtained quantitative data. The necessary steps (e.g. consent form, member-check, thick description and triangulation) were taken to ensure the reliability and validity of the processes from the pre- to the post-training phases of all these data collection and analysis procedures. The main results indicated that participants were uncertain about their professional skills in teaching English to students with special needs. It was also revealed that teachers had similar views on improving students' English-speaking abilities. In addition, it was found that education level, professional experience, and participation in previous INSET programs statistically affect teachers' self-perceived competency levels. It was understood that developing language skills, more specifically speaking skills was the most common need, followed by the demand to progress their digital skills. Besides, during the INSET program, the teachers were generally found to develop their professional skills, namely, skills related to managing the learning and teaching process. Regarding the effectiveness of the INSET program, teachers also expressed their agreement that the trainers fulfilled the training objectives and that the instruction was highly qualified for them. However, they recommended taking part in a more practical INSET program and more diverse topics to be included in other programs. Furthermore, in the post-training part, the results revealed that although personal or contextual dynamics may affect the level of influence differently, the INSET program mostly benefited teachers, especially by developing a more positive attitude towards professional growth and enhancing their professional skills. Lastly, teachers identified students' opportunities, the school's insufficient technical, financial, or physical circumstances, overloaded curricula and coursebooks, language difficulties, insufficient lesson time, and students' bias toward language learning as the factors responsible for their difficulties in applying and adapting new knowledge and skills in their educational contexts. In the light of the findings, in addition to short-term INSET programs, it is suggested that EFL professional development communities be organized to increase teachers' professional expertise, meet students' learning needs, develop cooperation between teachers, engage in joint activities between different classes and age groups, and provide feedback on other teachers' practices at 'Professional Development Centres' to be established within the Provincial Directorates of National Education. Keywords: teacher competencies, INSET program, professional development
STEM: Bütünleşik öğretmenlik çerçevesine yönelik hizmet içi eğitim programının uygulanması ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada, hizmet içi eğitimlerin öğretmenlerin mesleki gelişimine katkısı bağlamından hareketle "STEM: Bütünleşik Öğretmenlik Çerçevesi" 'ne yönelik geliştirilen ve uygulanan hizmet içi eğitim programının öğretmenlerin mesleki gelişimine olan katkısı, verilen hizmet içi eğitimin değerlendirilmesi ve okul içi uygulamalara yansıması araştırılmıştır. Bu araştırmanın amacı, STEM eğitimi ile ilgili hizmet içi bir eğitim program tasarısı geliştirmek ve uygulamak, eğitim verilen öğretmenlerin bu eğitimden beklentilerini, eğitime katılma amaçlarını, eğitimden ne tür kazanımlar sağladıklarını, materyal seçiminin 5 ve 6. Sınıf öğrenci düzeyine uygunluğunu belirlemek, STEM in mevcut ders programlarına entegrasyonu ve STEM eğitiminin yaygınlaştırılması ile ilgili öğretmen görüşlerini almaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden Tasarım Tabanlı Araştırma Modeli kullanılmıştır. Araştırma sürecinde, STEM: "Bütünleşik Öğretmenlik Çerçevesi" ile ilgili bir Hizmet içi eğitim program tasarısı geliştirilmiş ve bir BAP projesiyle geliştirilen program yürütülmüştür. Proje kapsamında, Gaziantep İli sınırları içinde faaliyet gösteren, MEB' e bağlı devlet okullarında görev yapan 23 öğretmene beş günlük STEM eğitimi verilmiştir. Araştırma boyunca 11 tane veri toplama ve değerlendirme aracı kullanılmıştır. Bu araçlardan 10 tanesi, STEM eğitimi alanındaki uzmanların görüşlerine başvurularak bizzat araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Eğitimler esnasında öğretmenlerin Hizmet içi STEM eğitimine katılma amaçları ve beklentileri sorgulanmış, STEM eğitiminin mevcut programlara entegre edilebilirliği ile ilgili öğretmen görüşlerine yer verilmiştir. Eğitim sonrası katılımcı öğretmenlerin STEM kazanımlarına sahip olup olmadıkları araştırılmış, hizmet içi eğitimin öğretmenler tarafından değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca 10 öğretmene proje kapsamında kullanılan ve yenilikçi öğretim materyallerinden oluşan STEM eğitim kiti ( K'nex, Arduino vb.) verilmiş, 2017-2018 eğitim öğretim yılı boyunca öğretmenlerden STEM eğitimini kendi sınıflarında uygulamaları istenmiştir. Eğitim-öğretim yılı sonunda öğretmenlere STEM okul içi uygulama anketi verilmiş ve öğretmenlerden okul içi uygulamalarla ilgili görüşler alınmıştır. Toplanan veriler nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizi, betimsel analiz, karşılaştırmalı veri analizi, yüzde-frekans analizi kullanılarak paket programlar üzerinden çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, katılımcı öğretmenlerin eğitim sonrasında STEM kazanımlarına sahip olduklarını göstermiştir. Öğretmenlerin tamamı bu tür eğitimlerin devamını istediklerini dile getirmiş ve çoğunlukla sistemin bir parçası olmak istediklerini beyan etmişlerdir. Ancak, STEM eğitiminden haberdar olan öğretmenlerin bu modeli okul içinde uygulamalarına yönelik birtakım zorluklar olduğu görülmektedir. Bunların başında öğretmen yeterlilikleri, malzeme ve işbirliği eksikliği gelmektedir. Diğer taraftan elde edilen bulgular, STEM eğitiminin mevcut ders programlarına entegrasyonun kısmen mümkün olduğunu, materyal temini ve takibi noktasında bazı sorunlar yaşanabileceğini, ders saatlerinin yetersizliğini, kalabalık sınıflarda uygulama güçlüğü yaşanabileceğini göstermiştir. Sonuçlar bölümünde, hizmet içi STEM eğitimlerinin öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine katkılarına, mesleki öğrenme topluluğu oluşturmaya yönelik sağladığı faydalarına, STEM' in ulusal ölçekte yaygınlaştırılmasına ait olumlu görüşlere de yer verilmiştir. Tezin öneriler bölümünde, STEM eğitiminin okullarda uygulanması, programlara entegrasyonu, materyal temini ve takibi, yaygınlaştırılması, hizmet içi STEM eğitimi gibi konularda araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika geliştiricilere öneriler sunulmuştur.
İşbaşı eğitim programları sonrası işe alıma etki eden istihdam edilebilirlik becerilerinin analizi
İstihdam edilebilirlik becerileri; kişinin bir işe girmesi, işinde başarılı olması için gerekmektedir. Okuma, yazma gibi temel beceriler, bilgi ve düşünme becerileri, doğruluk, dürüstlük gibi kişisel nitelikler, kaynakların ve sistemlerin doğru kullanılması, takım olarak çalışabilme gibi beceriler istihdam için aranan becerilerdir. Bu araştırmada, işbaşı eğitim programı sonrası işe alımlarda etkili olan istihdam edilebilirlik becerilerinin yöneticiler tarafından değerlendirmesi yapılmıştır. Bu kapsamda Gaziantep ilinde faaliyet gösteren ve 2015-2020 yılları arasında işbaşı eğitim programını uygulayan işletmelerdeki 150 yönetici ile görüşülmüş ve Mart-Eylül 2020 tarihlerinde anket tekniği kullanılarak elde edilen verilerin analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, işbaşı eğitim programı sonrası işe alımlarda etkili olan istihdam becerilerinden; Temel Beceriler, Düşünme Becerileri, Kişisel Nitelikler, Kaynakların Kullanımı Becerileri, Takım Çalışması, Bilgiye Ulaşma ve Bilgiyi Kullanma Becerileri ve Sistem ve Teknoloji Becerilerinin oldukça etkili, Yabancı Dil Becerilerinin ise daha az etkili bir kriter olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca; işbaşı eğitim programı sonrası işe alımlarda aranan istihdam edilebilirlik becerilerinin; yöneticilerin demografik özelliklerine, işletmelere, eğitim programı süresi veya eğitim programı sonrası zorunlu istihdam süresine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.
Öğrenci zorlukları konusunda geliştirilen bir mesleki gelişim programının matematiksel öğrenci zorluklarına gösterilen öğretmen müdahale türlerine etkisi
Bu tez çalışmasında öğrenci zorlukları konusunda geliştirilen bir mesleki gelişim programının matematiksel öğrenci zorluklarına gösterilen öğretmen müdahale türlerine olan etkisi incelenmiştir. Araştırmaya Gaziantep ilinin farklı ilköğretim okullarında görev yapan 3'ü sınıf; 3'ü ilköğretim matematik öğretmeni olan toplam 6 öğretmen katılmıştır. Katılımcılara 4 hafta (toplam 16 saat) süren bir eğitim verilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin matematik dersleri mesleki gelişim programından önce ve sonra olmak üzere düzenli olarak video kaydına alınmıştır. Video kayıtları çözümlenerek yazılı dokümanlar elde edilmiştir. Öğrenci zorluklarının yaşandığı kesitler belirlenerek bu bölümlerdeki öğretmen müdahale türleri i) göz ardı etme, ii) ikaz etme, iii) doğruyu söyleme, iv) ipucu verme, v) soruyu tekrar etme, vi) açıklama yapma, vii) bilişsel çatışma oluşturma, viii) zorluğu sınıf tartışmasına sunma, ix) soruyu başka öğrencilere yöneltme, x) zorluğun nedenini sorgulama ve xi)diğer kategorileri altında incelenmiştir. Araştırma verileri genel olarak incelendiğinde mesleki gelişim programından önce öğretmenlerin en çok ikaz etme, ipucu verme ve açıklama yapma müdahalelerini kullandıklarını, ortaya çıkan zorlukların arkasında yatan nedenleri ihmal etme ve zorluğun ortadan kaldırılmasında sorumluluğu genellikle zorluğu yaşayan öğrenciye yükleme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Mesleki gelişim programından sonra ise soruyu başka öğrencilere yöneltme, zorluğu sınıf tartışmasına sunma ve bilişsel çatışma oluşturma gibi alternatif müdahale türlerinin kullanım sıklığında artış gözlenmiştir. Dolayısıyla mesleki gelişim programının öğretmenlerin öğrenci zorlukları konusunda farkındalık kazanmaları, kullandıkları müdahale türlerinin çeşit ve sayısını artırmaları yönünde etkili olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Matematiksel Öğrenci Zorlukları, Öğretmen Müdahaleleri, Mesleki Gelişim Programı.
Kıyı ve deniz koruma alanlarının sürdürülebilir yönetimi için multidisipliner lisansüstü ve sertifika programlarının geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı, kıyısal koruma alanlarında çalışan uzman ve idarecilerin kapasitelerinin geliştirilmesi suretiyle kıyısal koruma alanlarının yönetim etkinliğini artırmaktır. Bu çerçevede ülkemizin Akdeniz bölgesindeki Özel Çevre Koruma Bölgelerinin yönetimi ile ilgili birimlerde çalışan teknik ve idari personele kapasite ihtiyaç değerlendirme anketi uygulanmıştır.Anket sonuçlarına göre ulusal standardların, bilimsel verinin, kurumlar arası koordinasyonun ve altyapı imkânlarının yetersizliği ile hatalı arazi kullanımı temel sorunlar olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, kıyısal koruma alanları çalışanları için bütünleşik kıyı alanı yönetimi, stratejik planlama, hibe desteği, mali yardım bulma, çatışma çözümleme, kolaylaştırıcı, iş planlama, bütçe yapabilme, denetleme/kontrol, toplantı yönetimi, organizasyon ve liderlik konularında kapasite geliştirme ihtiyacı belirlenmiştir. Ayrıca, üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, bölgesel ve uluslararası girişimlerin ve organizasyonların kıyı koruma alanı çalışanları sertifika programlarının yapısı, tipleri ve düzeyleri incelenmiştir. Ayrıca bütünleşik kıyı alanı yönetimi konusunda çalışan araştırmacılar, uzmanlar ve akademisyenlerle görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde yarı yapısal mülak?t tekniği kullanılmıştır. Yürütülen araştırmaların sonunda elde bulgular ışığında kıyısal koruma alanı çalışanların koruma alanı yönetiminde bilgi, beceri ve tecrübelerinin geliştirilmesi amacıyla lisansüstü sertifika programları, derece programları ve arazi uygulamalarına yönelik modüller ve eğitim metodları geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Bütünleşik kıyı alanı yönetimi, koruma alanı yönetim etkinliğinin arttırılması, Türkiye'deki kıyı ve deniz koruma alanları, kıyı ve deniz koruma alanları yönetiminde bireysel kapasite değerlendirmesi.
Örgütsel bağlılık ve prososyal örgütsel davranış için işgören eğitim programlarının incelenmesi
İşgören eğitim programları herhangi bir örgütün başarısı için çok önemlidir. Bu araştırma Libya petrol sektöründe, özellikle de Arap Körfezi Petrol Şirketi (Arabian Gulf Oil Company-AGOCO)'nde, işgören eğitim programlarının örgütsel bağlılık ve prososyal örgütsel davranışlar üzerindeki rolünü anlamaya çalışmaktadır. Libya'da halen mevcut olan güvenlik problemi ve ekonomik krize rağmen AGOCO, işgörenlerine hem ulusal hem de uluslararası (Libya'nın içinde ve dışında) eğitim olanakları sunmaya devam etmektedir. Bu nedenle, çalışmanın asıl amacına dayalı olarak AGOCO işgörenleri ile ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmanın verileri bu işgörenlerden anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada işgören eğitim programları eğitim motivasyonu, eğitimin faydaları ve eğitim desteği açısından değerlendirilmiştir. Literatür ile uyumlu olacak şekilde, duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık, örgütsel bağlılığın boyutları olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, prososyal örgütsel davranış, rol tanımlı prososyal davranış ve prososyal bireysel davranış prososyal örgütsel davranışın boyutları olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın hipotezlerini test etmek için korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular, eğitim motivasyonunun, eğitimin faydalarının ve eğitim desteğinin, örgütsel bağlılık (duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık) ve prososyal örgütsel davranışlar (prososyal örgütsel davranış, rol tanımlı prososyal davranış ve prososyal bireysel davranış) üzerinde anlamlı ve pozitif etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Böylelikle, çalışmanın tüm hipotezleri desteklenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, Libya petrol sektörü ve diğer sektörlerdeki şirketler, işgörenlerinin örgüte bağlı kalmasını ve prososyal örgütsel davranışlar sergilemelerini sağlamak üzere işgören eğitim programlarının iyileştirilmesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
Türkiye'de coğrafya eğitimi: Öğretim programı, öğretmen eğitimi ve ders kitapları boyutu
Araştırmanın amacı, 1923-2008 yılları arasında Türkiye'de Coğrafya Eğitiminde, ?öğretim programı, öğretmen eğitimi ve ders kitapları? konularında uygulanan politika ve uygulamaları belirlemek, bu politika ve uygulamaların nicel ve nitel yönden yeterliliğini ortaya koymaktır.Araştırmanın birinci bölümünde; problem durumu, amacı, önemi, varsayımları, sınırlılıkları ve araştırmada verilen çeşitli kavramların tanımları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ortaöğretim coğrafya öğretim programı geliştirme çalışmalarına, öğretim programı değişikliklerine bağlı olarak yazılan ve geliştirilen coğrafya ders kitapları ile öğretim materyallerine, coğrafya öğretmenlerinin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerle kapasitelerini geliştirme bileşenlerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın modeli, veri toplama araçları, verilerin toplanması ve verilerin analizi ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan bulgular ve bunların yorumları sunulmuştur. Beşinci bölümde ise analizlerle ulaşılan sonuçlara ve önerilere yer verilmiştir.Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan 2008 yılına kadar geçen süreçte coğrafya bilimine ilişkin olarak öğretim programı, öğretmen eğitimi ve ders kitapları boyutunda ulaşılabilen kaynaklardaki çalışmalar dokümantasyon analizi yöntemine göre taranmıştır. Elde edilen bulgular ve yorumlara bağlı olarak ulaşılan sonuçların çözümüne yönelik olarak öneriler geliştirilmiştir.
Fen bilimleri öğretmenlerinin teknoloji entegrasyonunu geliştirmeye yönelik hizmet içi eğitim kurs programının hazırlanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi: Fatih Projesi örneği
Bu çalışma FATİH Projesi'nin uygulama sürecinde, yaşanan problemlerin çözümüne yönelik, fen bilimleri öğretmenlerinin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemek, bu ihtiyaçların giderilmesine yönelik fen bilimleri öğretmenleri için bir hizmet içi eğitim kurs programı hazırlamak, uygulamak ve sınıf içerisindeki yansımalarını gözlemleyip değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın yöntemini nitel araştırma tekniklerinden elde ettiği verilerin nicel araştırma tekniklerinden elde edilen verilerle desteklenebildiği karma yaklaşım metodu oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini HİE ihtiyaçlarının belirlenmesi aşamasında TUİK verilerine dayanarak 7 bölgeyi temsilen 22 ilden toplam 434 fen bilimleri öğretmeni, uygulama ve diğer aşamalarda ise Van Merkeze bağlı bir ilçede görev yapmakta olan 20 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. FATİH Projesi'nin uygulamaya başlamasından günümüze kadar yani 2010-2016 yıllarını kapsayan alan yazın taramalarında gerek yurt içi ve gerek yurt dışında yayınlanmış toplam 142 çalışmaya rastlanılmıştır. Çalışmaların büyük bir kısmını genel anlamda durum tespit çalışmaları oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalar çözüm önerilerinden ziyade daha çok problemlerin tespiti ve mevcut durumu belirlemeye odaklanmıştır. Araştırma sonuçları arasında en fazla dikkat çeken vurgu öğretmenlerin bu proje ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmadan üniversitelerden mezun oldukları, MEB tarafından verilen HİE'nin yeterli olmadığı, öğretmenlerin bu proje ile ilgili yeterli donanıma sahip olmadığı, dolaysıyla bu projenin öngörüldüğü gibi uygulanabilmesi için öğretmenlerin gerekli eğitimleri alamadıkları ifade edilmiştir. Öte yandan ülkemizde uygulanan FATİH projesine katkı sunacak, yaşanan problemlere çözüm olabilecek, uluslararası teknoloji kuruluşlarının (ISTE, NEST, UNESCO, vb.) ve gelişmiş ülkelerin uygulamaları ile ilgili sınırlı sayıda çalışmaya rastlanılmıştır. Bu çalışmada projenin uygulama sürecinde öğretmenlerin yaşadıkları problemler ve BİT entegrasyonuna yönelik gelişmiş ülkelerin uygulamaları da göz önüne alındığında FATİH projesinden en üst düzeyde verim alınabilmesi için fen bilimleri öğretmenlerinin sahip olması gereken yeterliklerin neler olması gerektiği ile ilgili kazanımlar yazılmıştır. Bu kazanımları geliştirecek etkinlikler hazırlanmıştır. Pilot ve asıl uygulamalar neticesinde fen bilimleri öğretmenlerinin yaşadıkları problemlere yönelik HİE programı hazırlanıp uygulanmıştır. Verilen bu hizmet içi eğitimin tüm boyutlarının hangi oranda etkili olduğu ve nasıl etki ettiği ile ilgili çok boyutlu olarak çeşitli ölçme araçları ile (gün sonu değerlendirme anket, ön ve son başarı testleri, mülakatlar, HİE'in genel değerlendirilmesi, araştırmacı günlükleri, vb.) değerlendirilmiştir. Süreç içerisinde de fen bilimleri öğretmenlerinin edindikleri bilgileri girdikleri sınıflara nasıl yansıttıklarını belirlemek için geliştirilen iki gözlem ölçeği ile öğretmenler gözlemlenmiştir. Sonuç olarak uygulanan HİE sonrasında katılımcı öğretmenlerin derslerinde teknolojiyi daha fazla kullandıkları, uygulama becerilerinin gelişim gösterdiği ve yeterlilik düzeylerinde artışlar meydana geldiği gözlemlenmiştir. Çalışmanın sonunda FATİH Projesi teknoloji entegrasyonu ve öğretmen eğitimini etkileyen faktörleri için ülkemize özgü bir model geliştirilmiştir. HİE'in diğer öğretmenlere de uygulanmasının öğretmenlerin mesleki ve pedagojik becerilerini geliştirmesi açısından faydalı olacağı ifade edilmiş ve ilgililere bu konuda gerekli önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı`ndaki hizmet içi eğitim faaliyetlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın genel amacı, Hazine Müsteşarlığında yürütülmekte olan hizmet içi eğitim faaliyetlerini değerlendirmektir.Bu araştırmada, Hazine Müsteşarlığı hizmet içi eğitim şubelerinin, kurum içindeki konumları ve yürüttükleri faaliyetler ile bu faaliyetler hakkında eğitime katılanların görüşleri doğrultusunda; var olan durum ve bu duruma göre Hazine Müsteşarlığında düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetlerinin değerlendirilmesini gerekli kılan yönler saptanmıştır.Araştırmada, öncelikle söz konusu kurumun hizmet içi eğitim şubelerinin çalışanları ile görüşülmüş; konuyla ilgili literatür taraması yapılmıştır. Benzer diğer kurumların eğitim birimleri ile ilgili elektronik ortamdaki bilgilere ve basılı dokümanlara ulaşılmıştır. Aynı zamanda, 2009 yılı Eylül ayı eğitim planında yer alan 36 adet hizmet içi eğitim programına katılan 462 personel, üç unvan grubuna (memur, kariyer meslek memuru ve şube müdürü ve üzeri) ayrılmıştır. Bu personel içinden örneklemi belirlemek amacıyla her bir unvan grubunun %20'si alınarak 92 personel tesadüfi olarak belirlenmiştir. Söz konusu örneklem grubunun program hakkındaki görüşlerinin alınması amacıyla anket uygulanmıştır. Uygulanan ankette, 13 başlık altında 199 seçenek belirlenmiş ve ankete katılanlardan her bir seçeneği iki dereceli ölçekle (EVET, HAYIR) değerlendirmeleri istenmiş, likert ölçeği kullanılması yoluna gidilmemiştir.Hazine Müsteşarlığında düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetleri genel olarak değerlendirildiğinde, kurumun çalışma alanındaki ve hizmet içi eğitimdeki yenilik ve gelişmelerin izlenmediği, kurum genelinde iş analizine dayalı olarak personelde aranılacak yeterliliklerin saptanmadığı, meslek standartlarının hazırlanmadığı, hizmet içi eğitim amaçlarının ve politikasının belirlenmediği, kurumda çalışan personelin hizmet içi eğitim ihtiyacına yönelik gerekli çalışmaların yapılmadığı, yıllık planın amaçlarının ve uygulama ilkelerinin saptanmadığı, eğitim programlarında eğitici olarak görev yapacak personele eğiticilerin eğitimi verilmediği, sosyal etkinliklerin düzenlenmediği, eğitim programlarına katılan personelin iş yerinde izlenmediği, değerlendirme ve izleme sonuçları ile yenilik ve değişmelerden yararlanarak hizmet içi eğitimin geliştirilmediği tespit edilmiştir.
Öğretmen performansına dayalı doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan aile eğitimi hizmet içi eğitim programının etkililiği
Bu araştırmanın amacı, öğretmen performansına dayalı doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan aile eğitimi hizmet içi eğitim programının, zihin engelliler öğretmenlerinin davranış denetimine yönelik aile eğitim programı planlama ve sunmayla ilgili program amaçlarını gerçekleştirmelerinde etkili olup olmadığını ve sürekliliğe olan etkilerini belirlemektir.Araştırmanın amaçlarını gerçekleştirebilmek için tek denekli deneysel desenlerden denekler arası çoklu yoklama deseni kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, üniversitelerin özel eğitim bölümü zihin engellilerin eğitimi anabilim dalından mezun öğretmenler arasından seçilen üç asıl, bir yedek denek oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, ?Aile Eğitim Programı Planlama Ölçü Aracı?, hizmet içi eğitim programında kavram ve işlemlerin sunulmasını yazmayla ilgili düzeylerini belirlemeye yönelik olarak, ?Aile Eğitimi Programında Yer Alan Kavramların ve İşlemlerin Sunulmasını Yazma Kontrol Listesi? ve kavram ve işlemlerin sunulmasıyla ilgili düzeylerini belirlemeye yönelik olarak, ?Aile Eğitim Programında Yer alan Kavramların ve İşlemlerin Sunulması Kontrol Listesi?, öğretim yapılırken deneklerin bilgi ve işlemlere yönelik gösterdikleri ilerlemeleri kaydetmek için ilerleme kayıt çizelgeleri ve uygulama güvenirliği formu geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Öğretmenlere öğretmen performansı dikkate alınarak doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan hizmet içi eğitim programının öğretim planlarının uygulanmasına yönelik öğretim materyalleri hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Öğretmen Performansına Dayalı Doğrudan Öğretim Yaklaşımıyla Sunulan Aile Eğitimi Hizmet İçi Eğitim Programı'nın zihin engellilerin eğitimi programından mezun birinci, ikinci ve üçüncü öğretmene uygulanmasının, öğretmenlerin aile eğitim programı planlama ile aile eğitim programında yer alan kavramların ve işlemlerin sunulmasını yazma ve kavramların ve işlemlerin sunulmasına yönelik becerileri % 75'lik ölçüt düzeyinin üstünde kazanmalarında etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Hizmet İçi Eğitim Programı'nın zihin engellilerin eğitimi programından mezun birinci, ikinci ve üçüncü öğretmene uygulanmasının, öğretim tamamlandıktan 14 gün sonra, öğretmenlerin aile eğitim programı planlama ile aile eğitim programında yer alan kavramların ve işlemlerin sunulmasını yazma ve kavramların ve işlemlerin sunulmasına yönelik becerileri % 75'lik ölçüt düzeyinin üstünde sürdürmelerine yol açtığı izlenimi edinilmektedir.Anahtar Kelimeler: Hizmet İçi Eğitim Programı, Davranış Denetimine Yönelik Aile Eğitim Programı.
Efl state school teachers? perceptıons on ın-servıce teacher development programs ın the Turkısh educatıonal system
The aims of this study are to figure out the EFL state school teachers? perceptions on in-service teacher development programs, to determine the factors that force the EFL state school teachers to attend in-service development programs and to reveal the fields that need to be improved. The participants of the study were 100 EFL teachers working in state schools. The data was gathered through using a questionnaire. The gathered data was analyzed by using mean scores and standard deviation. The analysis of the obtained data revealed that the EFL state school teachers believe in-service development activities have beneficial contributions for their organizational and individual improvements. Furthermore, it has been seen that ??scientific, technological and social developments?? is the primary grounded factor that causes the teachers to get in-service development programs.