Bütünleşme
Bu konu başlığı altında 243 tez
Müziğin göçmenlerin bütünleşme sürecindeki katkıları: Hatay Narlıca Mahallesi örneği
2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş, milyonlarca insanın yurtdışına göç etmesine neden olmuştur. Hayatlarını kurtarma ve yeni bir yaşama tutunma saikleriyle göç eden Suriyeliler, başta Türkiye olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine sığınmışlardır. Suriyeli göçmenler üzerine yapılan çalışmalar henüz çok yeni ve canlıdır. Bu durum, saha çalışmasının olmadığı araştırmalarda yanılma olasılığını arTtırmaktadır. Bu tez çalışması, Hatay'ın Narlıca Mahallesi'nde yaşayan Suriyeli göçmenlerin birlikte yaşam kültürüne alışmalarında, müziğin etkileri üzerine odaklanmıştır. Bilhassa Narlıca Mahallesi'nde bulunan ve Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu iki ortaokulda 8. sınıf öğrencilerle anket çalışması yürütülmüştür. Ayrıca aynı bölgede yaşayan yetişkinlerle de mülakat yapılmıştır. Araştırma içerik olarak müzik olgusunun ve müzik derslerinin göçmenlerin uyum süreçlerine olan etkisine dair veriler toplamanın yanında katılımcıların müziğe yönelik farklı görüşlerini de kapsamaktadır. Toplumsal uyumun toplumu bir arada tutan bir yapışkan olduğu göz önüne alındığında, eğitimin de bu toplumsal yapıya bir çimento gibi katkı sağladığı söylenebilir. Burada kurulan analoji eğitim-birey-bütünleşme üçlemesinin toplumsal uyum ve huzurun elde edilmesi bakımından önemini göstermektedir. Bundan dolayı, bu tez çalışmanın özgün değerini; okullaşan Suriyeli göçmenlerin uyum problemlerine odaklanarak müzik dersi özelinde uyum süreçlerini irdelemesi, müziğin ve müzik derslerinin uyum sürecine etkilerini ortaya koyması, yetişkinlerin uyum sürecinde müzik perspektifinden bakması gibi etkenler ortaya koymaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Literatür taramasıyla gerekli arka plan oluşturulduktan sonra anket ve mülakat tekniğinin kullanılmasına karar verilmiştir. Toplam 30 anket sorusu hazırlanmış ve bu sorular Narlıca Mahallesi'nde ortaokul 8.sınıfta eğitim gören Suriyeli öğrencilere dijital ortamda uygulanmıştır. Yetişkinler için oluşturulan yarı yapılandırılmış mülakatta, görüşmecilere on-line olarak 11 soru yönlendirilmiştir. Hem anket hem görüşme sorularının Arapça çevirisi yapılmış, her aşamada tercüman desteği alınmıştır. Sonuçlar frekans tablo ve grafiklerle ifade edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu çalışmayla uzun vadede göçmenlerin uyum süreçlerine katkı sağlayacak projeler üretilmesi hedeflenmiştir. Araştırmadan elde edilecek bulgular ışığında müzik derslerinde kültürlerarası müzik eğitimi anlayışının benimsenip yeni içeriklerin üretilmesine katkı sağlama, farkındalık oluşturma amaçlanmıştır. Her kültürün biricik ve değerli olduğunun benimsendiği eğitim ortamlarının oluşturulması, toplumsal barışa ve bütünleşmeye de katkı sağlayacaktır.
Türkiye'de Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyonunun kuşaklararası karşılaştırması: İzmir örneği
İnsanlık tarihinin en eski olgularından biri olan göç ve göçmenlerin entegrasyonu sosyal bilimlerin uzun süredir çeşitli yönleriyle ele aldığı bir konudur. Entegrasyon sürecinin sadece bir kuşakla sınırlı olmadığı ve entegrasyonun birkaç kuşağı etkileyen dinamik bir süreç olduğu anlayışını temel alan kuşaklararası çalışmalar göç literatüründe geniş ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma, bu anlayış doğrultusunda 1989 Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyon sürecinin kuşaklararası dönüşüm ve aktarımını incelemektedir. 1989 Bulgaristan göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı illerden biri olan İzmir ilinde göçmenlerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın hane üzerinden kuşaklararası bir karşılaştırmaya dayanması nedeniyle 15'er hane olarak toplamda 30 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular anlatı analizi ile incelenmiştir. Göçmenlerin kendi yaşam öykülerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışma ile göçmenlerin Türkiye'deki entegrasyonlarına ilişkin anlatılarının kuşaklararası aktarımı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma bulguları kapsamında birinci kuşak göçmenlerin bir göçmen kimliği inşa ettiği ve bu kimliğe ilişkin bazı niteliklerin ikinci kuşağa aktarıldığı görülmüştür. Göçmenlerin Bulgaristan'daki yaşamlarından Türkiye'ye taşıdıkları kültürel değerlerle Türkiye'deki entegrasyonlarını sağlamaya yönelik anlatıların birleşerek bir entegre olma stratejisi ortaya çıkardıkları görülmüştür.
The impact of supply chain integration on firm performance: The food retail sector in Turkey
The concept of supply chain integration and its effects on firm's performance has received many attentions from researchers for some time. Even though, majority of the previous research have found a positive relationship between supply chain integration and firm performance, researchers are still calling for further research to be conducted on the real effects. None of the previous research has concentrated solely on the other parties of supply chain management including retailers and hence, this study researched into the impact of supply chain integration and firm performance of food retailers in Turkey. Two big cities, Eskişehir and Istanbul, in Turkey were selected for this study due to the availability of major food retailers in these cities. Supply chain integration was classified into internal and external; and firm performance was also classified into operational and business performance. Stratified sampling method was used to select the respondents. In total, 216 firms were selected out of which only 208 firms responded to the questionnaire distributed. Structural Equation Model specifically Amos was used to analyse the data since the independent variables were more than one. The study found a positive and significant relationship between internal and external integration, and a significant and a positive relationship between internal integration and firms' operational and business performance. The study also found a significant and a positive relationship between external integration and firms' operational and business performance. Generally, retailers and firms were admonished to practice strong collaboration activities by first managing internal collaborations and extending it to outside partners namely both customers and suppliers. Keywords: Supply Chain Management, Supply Chain Integration, Food retailers, Operational Performance and Business Performance.
Türkiye ile Euro bölgesi arasındaki uyum ve uyumu etkileyen faktörler
Ekonomik bütünleşmenin en önemli aşamalarından olan parasal birlik Avrupa Birliği içinde 1999 yılında gerçekleştirilmiştir. Optimum para sahaları (OPS) teorisi kriterleri, tek para birimi etrafında bir araya gelen ülkelerin benzer politikaları uygulamaları gerektiğini öne sürer. Parasal birlik içinde yer alan ülkelerin politikalarının uyumlaştırılması sürecinde, aralarındaki ticaret çok önemlidir. Ülkeler arasındaki ticaret yoğun ve endüstri-içi ticaret özelliği gös¬teri¬yor¬sa, bu ülkelerin arasındaki uyum artar. Endüstri-içi ticaret ülkeler arasında benzer malların tica¬retinden ortaya çıkacağından, ülkeler benzer politikaları uygulayabilirler. Buna karşılık ülkeler a¬ra¬sın¬daki ticaret endüstriler-arası ticaret olduğunda her ülke ürettiği farklı sektörde uzman¬laşmaya gider. Benzer politikalar yerine her ülke kendi politikasını uygulamayı tercih eder.Ülkelerin para politikasını ulus-üstü kuruma devrettikleri ve kural temelli politikaları benimsedikleri Avrupa Parasal Birliği, Türkiye'nin ticaretinde de çok önemli bir yere sahiptir. Panel veri yöntemine dayalı olarak yapılan testler sonucunda artan endüstri-içi ticaretin, Türkiye ile Euro bölgesinin gelir uyumunu hızlandırıcı bir etki gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte endüstri-içi ticaret tek başına uyumu sağlayan bir etken değildir. Endüstri-içi ticaretin yanı sıra ülkelerin kendi iç ekonomi politikasını yönlendiren yapılarda da uyumu sağlaması gerekir. Esnek istihdamı sağlamaya yönelik politikalar, endüstri-içi ticarette olduğu gibi ülkeler arasındaki uyumu arttırıcı bir işlev görür. Gelir uyumunu arttırıcı bir diğer etken de maliye po¬litikalarını disipline etmeleri ve kamu borçlanmalarını azaltmalarıdır. Buna karşılık her ülkede farklı dinamiklerin rol oynadığı şehirleşme, gelir uyumu üzerinde negatif bir etki gösterir.
Yabancılar ve uluslararası koruma hukukunda kalıcı bir çözüm olarak yerel entegrasyon
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Hukukunda Kalıcı Bir Çözüm Olarak Yerel Entegrasyon başlığını taşıyan çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Bu konuyu seçmemizin başlıca nedeni, 2014 yılında yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile birlikte Türk hukukuna ilk kez "uyum" düzenlemesinin getirilmesi ve bu konuda henüz yazılmış bir monografinin olmamasıdır. Çalışmamızın giriş kısmında uluslararası korumanın tanımı ve uluslararası hukuktaki temelleri ile kalıcı çözüm türleri incelenmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde, uyum düzenlemesi ile benzerlik taşıyan yerel entegrasyon kalıcı çözüm türünün kapsamı ve bünyesinde barındırdığı hakların uluslararası hukuk ve ulusal hukuklarda nasıl düzenlendiği ele alınmıştır. Yeri geldiği ölçüde özel olarak hakların farklı devletlerde nasıl ele alındığı açıklanmıştır. Çalışmamızın ikinci ve son bölümünde ise Türk hukukundaki kalıcı çözüm türleri ve uyum düzenlemesi ile uluslararası hukukta düzenlenen hakların Türk hukukunda nasıl ele alındığı açıklanmış ve bazı öneriler getirilmiştir.
Entegrasyon ve ötekileşme bağlamında ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerinde kimlik ve din: Hessen (LDK) örneği
Son yüzyılın ikinci yarısından sonra sanayileşmenin artması ve İkinci Dünya Savaşı'nın etkisi ile birlikte ortaya çıkan çalışan insan gücü eksikliğini gidermek isteyen ülkeler; diğer ülkelerden işçi alımına gitmiş, Türkiye'den de Almanya'ya işçi göçü böylelikle başlamıştır. Almanya'ya yalnız gelen Türk işçileri, aile birleşimi sonrası misafir işçi kimliğinden sıyrılarak kendi kültür ve değerleri ile yaşayan bir toplum kimliği oluşturdular. Bu durum, Türk ailelerini öteki olarak bulunmanın yanında dini, etnik ve ailevi kimliklere olan aidiyetleri korumanın zor olduğu bir ortama alışmak zorunda bırakmıştır. Türkler; ailevi bağların güçlü, dini hayatın da etkin yaşandığı bir ortamdan yabancı, hâkim kültür içerisine gelerek bir kimlik ve kültür karmaşası yaşadılar. Bundan dolayı da uyum ve ötekileşme gibi sorunsallar ile karşılaştılar. Din ve aile gibi kurumların kimlikleri bütünleştirici ve inşa edici etkisi sayesinde bu problemleri aşmaya çalışmışlardır. Bu çalışmanın konusu, Almanya'da yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerinin kimlik ve din algılarını entegrasyon ve ötekileşme bağlamında araştırmaktır. Bu nedenle Almanya'nın Hessen eyaletine bağlı Lahn Dill Kreis bölgesinde yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerini kapsayan bu çalışma nitel araştırma yöntemine uygun olarak ''fenomenoloji'' deseni üzerinden yürütülmüştür. Bu nedenle ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' yaklaşımı üzerinden, 56 kişi ile mülakatlar gerçekleştirilerek çalışmanın verileri elde edilmiştir. Türk ailelerin her iki kuşağı da etnik, dini ve ailevi kimliklerini genel anlamda korumuşlardır. Ailevi bağların korunmaya çalışılması, Türkiye ile iletişimin bir sebep ile devam etmesi ve kimliklerin özgürce yansıtıldığı cami gibi mekânlara olan ilgi, gelecek açısından umut verici gözükmektedir. Ancak Türklerin uyum için özverili olmasına rağmen gördükleri etnik ve dini ayrımcılığın; dini yaşamlarını, kimlik algılarını ve Almanya'ya olan uyum süreçlerini olumsuz etkilemiştir.
Göçmenlere yönelik eğitim politikalarının entegrasyona etkisi: Türkiye ve Almanya örnekleri
Bu araştırma, çeşitli nedenlerle Türkiye'ye göç eden Suriyeliler ve Almanya'ya göç eden Türkiyelilerin göç ettikleri ülkelerde gördükleri eğitimin entegrasyon sürecine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Göç, isteğe bağlı ya da zorunlu hangi sebeple gerçekleşmiş olursa olsun sonrasında yaşanan süreçler ciddi benzerlik göstermektedir. Zira göç sonrasında ev sahibi ve göç eden toplumlar bir şekilde etkileşime girerek yeniden bir toplumsal uyum dengesi sağlamak durumunda kalmaktadır. Uyum dengesinin yeniden sağlanması sürecine eğitimin etkisinin anlaşılmaya çalışıldığı bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'dan toplam 30 katılımcıyla yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Salgın şartlarından dolayı görüşmelerin çoğu Whatsapp programı aracılığıyla görüntülü olarak uzaktan yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda oluşturulan yazılı metinlerden temalar oluşturulmuş ve veriler analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda göçmenlerin yaşamlarında karşılaştıkları en temel sorunlardan birinin dil sorunu olduğu ve bu sorunun ancak nitelikli bir eğitim süreciyle aşılabileceği tespit edilmiştir. Bununla birlikte refah düzeyi yüksek bir ülke olan Almanya'daki Türkiye kökenli göçmenlerin göç ettikleri ülkeden memnuniyetlerinin oldukça yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Almanya'nın uzun yıllardan beri göç ülkesi olmasından dolayı göçmenlere dönük eğitim, sağlık ve sosyal hizmet imkanlarını geliştirme konusunda ciddi mesafe aldığını göstermektedir. Öte yandan Türkiye'deki Suriye kökenli göçmenlerin göç ettikleri ülkeden genel olarak memnun olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Türkiye'nin göçmenlere yönelik politikalarını yeni yeni oluşturmaya çalışan bir ülke olduğunu ve bu konuda henüz yolun başında olduğunu göstermektedir.
AB entegrasyonu sürecinde Türkiye'de kalkınma ajanslarının kuruluşu ve işlevi
Dünyada yaşanan hızlı küreselleşmenin etkisiyle bölgesel kalkınma politikalarının önemi giderek artmaktadır. Bölgesel kalkınmanın ulusal ekonomide ve kalkınmaya olumlu etkisi bölgelerde yapısal kurumları zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya toplayan kalkınma ajansları ortaya çıkmıştır. Katılımcı, yenilikçi, sürdürülebilir ve rekabetçi bir anlayışa sahip ajansların dünyada birçok başarılı örneği bulunmaktadır.Türkiye'de kalkınma ajansı kurulma çalışmaları Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde başlamıştır. Bölgesel kalkınmada daha katılımcı bir anlayışa sahip olan ajanslar 2006 yılında çıkan kanunla yasalaşmıştır. İlk dönemlerinde yoğun tartışmalara yol açmış ve yaşanan yargı süreciyle beraber uygulama süresi gecikmiştir. Yaşanan bu gecikme yargı sürecinin tamamlanmasına rağmen ajansların kurumsallaşma süreci uzamıştır. İki pilot bölgede uygulamaya başlayan ajansların başarısı bölgesel kalkınmadaki gelecekleri için önemlidir.Bu çalışmada kalkınma ajanslarının dünyada ortaya çıkış sürecini Avrupa'da İngiltere örneğiyle inceleyerek Türkiye'de ajansların kurulmasından önceki süreçte bölgesel kalkınma araçları irdelenmiştir. Kalkınma ajanslarının kurulma sebepleri ve ardından oluşturulan ajansların durumu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Gümrük Birliği sonrası Türkiye`nin dış ticaretinin ekonometrik analizi
ÖZET Türkiye ile AB arasında, Gümrük Birliği 1 Ocak 1996 tarihinde imzalanan anlaşmayla tesis edilmiştir. Gümrük Birliğinin Türkiye ekonomisinde, esasen de Türkiye'nin dış ticaretinde meydana getirdiği etkilerin ve varsa değişimlerin ortaya çıkarılması Türkiye açısından önem taşımaktadır. Gümrük Birliğinin tesis edilmesi ile normal şartlarda meydana çıkardığı, ticaret yaratıcı ve saptırıcı etkilerin olması beklenen bir durumdur. Bu etkilerin incelenmesinden ziyade öncelikle dış ticaretle ilgili genel kavramlar üzerinde durulmuştur. Daha sonra 1980 sonrası ihracata dönük sanayileşme politikasıyla birlikte dış ticarette meydana gelen değişimin başlangıç tarihi baz alınarak; 1995 yılına kadar olan Türkiye dış ticareti ve 1 Ocak 1996 tarihiyle Gümrük Birliğine geçiş nedeniyle dış ticaretteki gelişmeler gözlemlenmiştir. 1980-1995 yılları arası dış ticaret verileri, 1996-2000 yılları arası ve bir bütün olarak 1980-2000 yılları arası dış ticaret verilerinden yararlanılarak Gümrük Birliği sonrası Türkiye dış ticaretine ait ekonometrik analiz yapılarak, Türkiye dış ticaretinde bir değişim araştırılmıştır.
Avrupa Birliği bölgesel politikaları ve yapısal fonlar: Uyum sürecinde Türkiye için bir değerlendirme
ÖZET Bu çalışmada, Avrupa Birliği(AB)'ne üye ülkelerin kendi bölgesel dengesizlikleri ve üye ülkeler arasındaki bölgesel dengesizliklerin azaltılması için, bu alanda kullanılan temel mali araçlar (Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu, Avrupa Sosyal Fonu, Avrupa Tarımsal Garanti ve Yönverme Fonu) olan Yapısal Fonların işleyişi ve etkileri incelenmiştir. AB'ye Mayıs 2004'te yeni on ülkenin üye olmasıyla mevcut olan bölgesel dengesizlikler daha da artacak, yapısal fonların önemi ve etkisi hayati rol oynamaya devam edecektir. Bu gelişme Avrupa'nın bütünleşmesi projesi ve AB'nin geleceği için kritik bir gelişme olacaktır. AB'nin genişlemesi Birliğin alanını genişletecek ve Birlik içindeki ekonomik ve sosyal farklılıkları arttıracaktır. Bölgesel politikalar ve Yapısal Fonlar, AB 'de meydana gelecek olan bu değişiklikleri düzenlemede ana enstrümanlardır. Genişleme süreci doğal olarak bu fonlarda zaman içerisinde reforma gidilmesini gerekli kılmıştır. Bu çerçevede, Komisyon 2000-2006 periyodu için yeni bir mali çerçeve ve genişleme için önerilerde bulunmuş, AB devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı Mart 1999 tarihli Berlin Zirvesinde de Gündem 2000 Programı kabul edilmiştir. Gündem 2000'de, yapısal fonların öncelikli hedefleri, fonksiyonları ve organizasyonları, fonların idaresi ile ilgili kuralları, etkinliklerini sağlayacak gerekli hükümleri, ayrıca fonların kendi aralarında ve diğer finansman araçlarıyla koordinasyonlarının nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte AB'nin az gelişmiş ülkelerin yararlandığı Uyum Fonu ile ilgili düzenlemeler de yapılmış ve Fonun 2000-2006 döneminde sürdürülmesi kararma varılmıştır. Tezde AB 'deki bölgesel politika ve yapısal fonların analizi yanında, Türkiye'deki bölgesel gelişme politikaları incelenmiş, Türkiye'nin tam üye olması durumunda, AB yapısal fonlarından yararlanma koşulları irdelenmiştir. Bu çerçevede Türkiye'nin üyeliğinin AB bütçesine yapacağı katkılar da analiz edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuca göre Türkiye'nin bölgeleri itibariyle gelişmişlik düzeyleri AB ortalamasının oldukça altında olduğu görülmektedir.
Suriyeli sığınmacıların entegrasyon süreci ve geri dönüş eğilimleri: Gaziantep ili örneği
Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eski olup kısaca insanların daha iyi ortamda yaşama kaygısıyla yer değiştirmesidir. Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum itibariyle geçmişten günümüze göç hareketliliğine maruz kalmıştır. Türkiye göç verdiği kadar göç alan bir ülke konumundadır. Ancak son yıllarda bulunduğumuz coğrafyada yaşanan krizler nedeniyle göç alan ve çok sayıda sığınmacı barındıran ülke haline gelmiştir. Arap Baharı eylemleriyle birlikte Suriye'de başlayan iç savaş sonucunda yaklaşık altı milyon insanın ülkesinden ayrılmasıyla beraber yoğun sığınmacı göçüne maruz kalan ülkelerde farklı sorunlar oluşmaya başlamıştır. Türkiye'nin ilk defa bu kadar yoğun ve sürekli göçle karşı karşıya kalması sorunları beraberinde getirmiştir. Mültecilerin sınır şehirlerinde aşırı kalabalıklaşması şehirlerde farklı sorunları ortaya çıkarmıştır. Gaziantep gibi Türkiye'nin ikinci büyük sığınmacı nüfusuna sahip bir ilde doğal olarak farklı sorunlar yaşanmaktadır. Bununla birlikte sığınmacıların entegrasyonu, vatandaşlıktan yararlanma gibi konuların da sürekli olarak kamuoyunu meşgul ettiği görülmektedir. Elbette tartışılan bu konular göçmenlerin siyasi ve sosyal açıdan ülkelerine dönüşlerinin temelini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, çalışmamıza konu olan bu tezde Türkiye'deki sığınmacıların Gaziantep ili özelinde entegrasyon ve geri dönüş eğilimlerine dikkat çekmekle birlikte; geri dönüş şartlarının tespitine yönelik veriler yer almaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmada Gaziantep ilinde yaşayan sığınmacıların entegrasyon ve geri dönüşe yönelik veriler mevcuttur.
Evaluation of integration and interoperability opportunities of e-government projects concerning social work practice: An action research into Ministry of Family and Social Policies
There are many Institutions and Ministries working on social welfare directly or indirectly, aiming to provide better life conditions for all citizens in Turkey. Although the center of the social policies is the Ministry of Family And Social Policies, the Ministry needs to work in cooperation with other government institutions and voluntary organizations in order to fulfill the tasks given. An effective way of coordinating the services provided by diversity of institutions is using integration opportunities presented by information technologies. Almost every institution use E-Government systems that are convenient means of integrations, for managing and organizing their business and E-Government Gateway for serving citizens. It is regarded as a straightforward process to integrate/communicate systems. But, in practice, beyond and besides the technical aspect, there exists difficulties about implementing the official prerequisites and to "understand" and convert the information of each other due to internally complex and unfamiliar organizational business rules. Aim of this research is to expose the key points and the problems of interagency information sharing and integrations in social service welfare besides the benefits, from the perspective of MoFSP members. Keywords: Integration, Interagency Information Sharing, E-Government, E-Government Gateway, Social Policy
The effect of language learning on the resilience and integration of Syrian refugees in Türkiye
The study aimed to examine the effect of language learning on the resilience of Syrian refugees in Türkiye and their ability to integrate with the host community. A mixed-methods research approach was used. 218 Syrian refugees participated in the study. First, the quantitative method was used by administering the CD-RISC-25 questionnaire to measure the refugees' resilience. The correlation between resilience and language proficiency in English and Turkish was analysed. The relation between gender groups of refugees, employment, and study status on the one hand and resilience level on the other was also analysed. The correlation between the number of years refugees spent in Türkiye and resilience level was also examined. Then the qualitative method was used. 13 out of 218 Syrian refugees participated in the qualitative data collection through a semi-structured interview. Content analysis was used to analyse the effect of language learning on boosting refugees' resilience and accelerating their integration with the host community. As a result of the quantitative data analysis, there was a statistical correlation between English language proficiency and resilience. There was also a statistically significant difference between gender groups of refugees and resilience levels. On the other hand, there was no statistically significant correlation between Turkish language proficiency and resilience. There was no statistically significant relationship between refugees' employment and study status on the one hand and their resilience level on the other. There was also no statistically significant correlation between the number of years refugees spent in Türkiye and their resilience level. The qualitative results show that language learning, mainly English and Turkish, is significant in boosting the refugees' resilience and accelerating their integration. It was also proved to be a vital tool for accessing jobs and education, future planning, and local and global communication. The study concluded that language learning in the refugee context is crucial in building refugees' resilience. Language learning is also a primary tool for accelerating refugee integration with the host community in Türkiye
Asya ve Avrupa sermaye piyasaları arasında etkileşim ve belirsizliklerin rolü
Hisse senedi piyasalarının entegrasyonu uluslararası yabancı sermaye yatırımları ve piyasa etkinliği açısından çok önemlidir. Hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyonun piyasalar arası getiri ve oynaklık yayılımları üzerinde önemli etkisi vardır. Bu nedenle hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon ve uzun dönem ilişkisinin bilinmesi küresel yatırımlar, uluslararası portföy yönetimi ve risk değerlendirmesi için önemlidir. Dolayısıyla hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon derecesi ve uzun dönem ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmak yatırımcılara piyasada oluşacak risklerden korunmada yardımcı olmaktadır. Çalışmada 2006-2021 dönemini kapsayan Borsa İstanbul ile çalışma kapsamında incelenen Asya, Avrupa, iki önemli ABD borsaları, belirsizlik endeksleri ve VİX endeksi arasındaki eşbütünleşme derecesi, getiri ve oynaklık yayılımı incelenmiştir. Borsa İstanbul ile şeçilmiş Asya, Avrupa ve ABD hisse senedi ve belirsizlik endeksleri arasındaki uzun dönem ilişkisi 2006-2021 dönemine ait 192 aylık kapanış verisi kullanılarak ARDL (Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model) modeli ile araştırılmıştır. Borsa İstanbul ile gelişmiş ve gelişmekte olan Asya, Avrupa ve ABD borsaları arasındaki getiri ve oynaklık yayılımı ise 2006 - 2021 dönemini kapsayan borsaların günlük logaritmik getiri verisi kullanılarak GARCH modelleri ile araştırılmıştır. Veriler finance.yahoo, investing.com ve policyuncertainty.com veri tabanlarından temin edilmiştir. Çalışmada ARDL sınır testi sonuçlarına göre Borsa İstanbul ile AEX (Hollanda), DAX (Almanya), DJI (ABD), GSPC (ABD), N225 (Japonya), N100 (Euronext Paris), KS11 (Güney Kore), Niffty50 (Hindistan), SZSE (Çin) ve WİG100 (Polonya) hisse senedi piyasalarının uzun dönemde eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. GARCH modelleri tahmin sonuçlarına göre ise analiz kapsamında incelenen çoğu hisse senedi piyasasının Borsa İstanbul üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bulunmuştur. Ayrıca Borsa İstanbul'un oynaklığının asimetrik yapıda olduğu, oynaklık ve oynaklık kalıcılığının yüksek olduğu bulunmuştur. Bunların dışında kötü haber ve negatif şokların Borsa İstanbul'un oynaklığı üzerinde iyi haber ve pozitif şoklardan daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir
Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine entegrasyonu: Hoşgör Mahallesi örneği
Bu araştırmada, Suriye'de yaşanan savaş dolayısıyla Türkiye'ye gelen Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine entegrasyonu incelenmiştir. Bu kapsamda katılımcıların görüşleri alınmıştır. Suriyeli öğrencilerin derslerine giren öğretmenlerin yaşamış oldukları sorunların derinlemesine çözümlemesini yapmak için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler nitel çalışmalarda genel olarak tercih edilen içerik analizi yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Bu araştırmanın evrenini 2022/2023 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde, Şahinbey ilçesinde, Hoşgör Mahallesi'nde eğitim gören 8. sınıftaki bütün Suriyeli ortaokul öğrenciler ve bu öğrencilerin derslerine giren öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep ilinin, Şahinbey ilçesinin Hoşgör Mahallesi'nde bulunan Şehit Mehmet Nuri Akdemir Ortaokulunda eğitim görmekte olan 8.sınıf öğrencisi 50 Suriyeli öğrenci ile bu öğrencilerin dersine giren 10 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerinin toplamasında yarı yapılandırılmış görüşme ve anket çalışması kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Suriyeli öğrenciler sosyal uyum, Türkçeyi öğrenmede yetersizlik, aidiyetsizlik, dışlanma, ötekileştirme gibi sorunların muhatabıdırlar. Suriyeli öğrencilerin dersine giren öğretmenler ise sığınmacı çocuklara eğitim vermekte kendini yetersiz hissetmekte, dil sorunundan dolayı velilerle etkili iletişim kuramamakta ve sınıfların kalabalık olması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıkları ortaya koyulmuştur. Bu sorunlara yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Göç, Sosyal Uyum, Türk Eğitim Sistemi, Entegrasyon, Suriyeli Öğrenciler.
Göçmenlerin bulunduğu lokasyondaki ticari ilişkilere yönelme sebebi: Giyim tekstili, Gaziantep Suriyeliler örneği
Gaziantep şehri gerek sınır şehri olması gerek ise ekonomik faaliyetlerin aktif olduğu bir mekân olması sebebiyle pek çok Suriyeli göçmene ev sahipliği yapmış bulunmaktadır. Burada ev sahipliği yaparken özellikle ekonomik anlamda göçmenleri etkilemiş olurken, göçmenlerden de etkilenmiştir. Özellikle tekstil sektörünün Türkiye'deki lokomotif şehirlerinden biri olan Gaziantep şehrinde pek çok Suriyeli göçmenlerinde tekstil alanında iş yeri açmaya başladıkları tespit edilmiştir. Burada özellikle bu sektörün seçilmesinde Gaziantep'in tekstil alanında öncü olması yadsınamazdır. Fakat bunun yanında özellikle bu göçmenlerin neden tekstil alanına yöneldikleri önemli bir konu olup göçmenlerin pek çok farklı sektöre yönelme sebeplerini anlamak için de önemli bir çıktı sağlayacaktır. Burada tekstil alanında iş yeri açan Suriyeli göçmenlerin bu sektörü seçmelerinin temel sebeplerinin kendi ülkelerinde bu sektörde çalışmış oldukları işi yapmak ve kendi kültürlerine uygun olan ürünlere daha çabuk ulaşma çabası olduğu karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Zorunlu göç, Tekstli sektörü, Suriyeli göçmenler, İş yeri Açma, Entegrasyon
Avrupa Birliği için Balkanların stratejik önemi
Avrupa Birliğini oluşturma fikri 14. Yüzyıl da ortaya atıldı. Bu oluşumun öncüleri filozoflar, hukukçular ve siyasetçilerdir. Avrupa'da bir birliğin oluşturulması zaman aldığı gibi devletlerin bir araya gelmesi pek de kolay olmamıştır. Avrupa Birliği, eski adıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun (AKÇT) kurucu altı üyesi vardır. AB'nin gelişmesini ve büyümesinde sağlayan çeşitli anlaşmalar vardır. Bu topluluğun mevcut üye sayısı Hırvatistan'ın da katılımıyla 27'ye çıkarıldı. AB'ye üye olmak isteyen ülkeler uyum normları olan Maastricht ve Kopenhag Kriterleri yerine getirmek zorundadır. Küreselleşen dünyada AB'nin bölgede ekonomik ve ticari faaliyetlerin yanı sıra siyasi, sosyal, askeri ve jeopolitik alanlarda da gücünü etkin bir şekilde hissettirebilmesi için mutlak bir hâkimiyet sağlanması gerekmektedir. Balkanlar Avrupa ile ilintili bir alandır. Asya, Ortadoğu ve Avrupa arasında stratejik ve jeopolitik konumuyla önemli yer tutmaktadır. Özel ve stratejik konumu istila edilmesinde en büyük faktördür. Tarih boyunca birçok medeniyet, imparatorluk ve devlet bu alana hâkim olmak için birbiriyle savaşmıştır. Günümüzde bile küresel güçler Balkanlarda hâkimiyet kurmaya çalışmaktadır. Balkanlarda meydanda gelen savaşlar, iç çatışmalar, siyasi istikrarsızlıklar, sınır sorunları ve suç teşkil eden olaylar bölgenin imajını etkileyen önemli faktörlerdir. Yugoslavya'nın dağılmasından sonra AB bu bölgedeki etkinliğini artırmak için bölge geneline daha çok yoğunlaşır. Bölgedeki ülkelerin AB'ye katılımını desteklemek ve gerekli süreçlerin başlatılmasını sağlamak için çalışmalar gerçekleştirilmiştir. AB'nin Balkan ülkelerine sağladığı AB'ye katılım sürecinin temel amacı Avrupa'da bütünsel bir güç oluşturma arzusuydu. Öncelikle Batı Balkanlarla başlayan AB üyelik süreci Rusya faktörü sebebiyle Ukrayna, Moldovya ve Gürcistan ülkelerinin sınırlarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Balkan devletlerinin AB üyeliği için gerekli entegrasyon ve şartları sağlayarak yerine getirmesi için adımlarını emin atması gerekir. Anahtar Kelime: AB'nin Genişlemesi Politikası, AB'nin Balkan Stratejisi, AB Balkan Entegrasyonu,
Ekonomik entegrasyon ve endüstri içi ticaret Türkiye-AB ülkeleri arasındaki endüstri içi ticaretin eğilimi
ÖZET EKONOMİK ENTEGRASYON VE ENDÜSTRİ IÇI TİCARET: TURKIYE-AB ÜLKELERİ ARASINDAKİ ENDÜSTRİ İÇİ TİCARETİN EĞİLİMİ Yelda Bugay TEKGUL Doktora Tezi, İktisat Ânabilim Dalı Danışman : Prof.Dr.Nejat ERK Mayıs 2000, 148 sayfa Endüstri içi ticaret veya diğer bir anlatımla benzer malların ayna anda ihracat ve ithalatı, son yıllarda ayrı bir önem kazanmıştır. Bu ilginin temel nedeni, bu tip ticaretin geleneksel karşılaştırmalı üstünlükler ile açıklanamamasıdır. Endüstri-içi ticaret kavramı daha çok ölçek ekonomileri ve ürün farklılaşması ile anlam bulmaktadır. Bu çalışmada, ekonomik entegrasyonun endüstri içi ticaret üzerindeki teorik etkileri araştırılırken, Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki ticaretin eğilimi ve yapısı saptanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, entegrasyondan sonra ülkeler arasındaki ticaretin eğilimi yeni uluslararası ekonomideki gelişmeler de dikkate alınarak incelenmiştir. Teorik analizler, ekonomik entegrasyonun AB içindeki ticareti, endüstri içi ticaret yönünde geliştirdiği yönündedir. Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki endüstri içi ticareti ölçebilmek için Grubel-Lloyd indeksinin düzeltilmemiş şekli kullanılmıştır. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden sonra AB ülkeleri ile olan ticareti Gümrük Birliği öncesine göre, endüstri içi ticaret yönünde daha fazla artmıştır. Türkiye'nin en fazla endüstri içi ticarette bulunduğu ülke Yunanistan, daha sonra sırasıyla Portekiz, İtalya, İspanya ve İngiltere'dir. Sonuç olarak, AB ülkeleri ile Türkiye arasında, 1998 yılına gelindiğinde gözlenen ticaret şekli, dikey farklılaşmış mallarda iki-yönlü ticaretin artışı olarak tanımlanabilir. Anahtar Sözcükler: Endüstri-içi Ticaret; Ekonomik Entegrasyon; Dikey ürün farklılaşması; Yatay ürün farklılaşması ; Grubel-Lloyd indeksi
Nordik ülkelerinin Avrupa Ekonomik ve Parasal Birliği'ne entegrasyonu
IV ÖZET Avrupa ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkiler, 1950'li yıllarda, Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun kurulmasıyla birlikte değişmeye başlamıştır. Beş Nordik ülkesinden üçü de Avrupa Birliği üyesi olmuş, Norveç ve İzlanda ise Topluluk dışında kalmayı tercih etmişlerdir. Bu kapsamda, bu çalışmada, Nordik ülkelerinin çoğunluğunun niçin 1995 yılma kadar Avrupa Birliği dışında kaldığı ve Finlandiya'nın Avrupa Para Birliği'ne dahil olurken İsveç ve Danimarka'nın niçin Avrupa Para Birliği dışında kalmayı tercih ettiği üzerinde durulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, Nordik ülkeleri ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin gelişimini incelemek olmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde, Nordik bölgesinin tanımı yapılmış ve Nordik ülkeleri arasında gerçekleştirilen Nordik işbirliği girişimlerinin tarihi gelişimi ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, beş Nordik ülkesi İsveç, Finlandiya, Danimarka, Norveç ve İzlanda' nın genel ekonomik durumları ülkelerin öne çıkan ekonomik sektörleri ve dış ticaretleri üzerinde durularak incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, Nordik ülkelerinin Avrupa Birliği entegrasyon süreci ve üyelik müzakereleri safhaları incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Avrupa Para Birliği'nin gelişimi ve Nordik ülkelerinin Avrupa Para Birliği üyeliği konusuna olan yaklaşımları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği, Nordik ülkeleri, ekonomik entegrasyon, Avrupa Ekonomik Alanı, Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi, Avrupa Para Birliği
Tedarik zinciri yönetimi ve bir uygulama
Günümüzde,Tedarik Zinciri Yönetimi özellikle pazarlama ve üretim yönetimi literatüründe ilgi odağı haline gelmiştir. Bilgi paylaşımı ve zincir entegrasyonu, belirsizliğin yaratacağı riskleri minimize edecektir. Tedarik Zinciri Yönetimi'nin benimsenmesi ile tedarikçiler, üretici firmalar, müşteriler ve diğer sistemler arasında bağlantı kurularak etkin bir yapı elde edilir. Çalışmanın birinci bölümünde, Tedarik Zinciri konusunda daha önceden yapılmış akademik çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Literatürde, Tedarik Zinciri Yönetimi 'nde önemli bir unsur olan tedarikçi seçimi çok ölçütlü bir karar problemi olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde, Tedarik Zinciri Yönetimi'nin önemli kavramları ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümün sonunda genellikle örnek gösterilen bazı uygulamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Migros Türk AŞ. mülakat verileri sunulmuştur. Firmanın Tedarik Zinciri için yaptığı çalışmalar ve sağladığı avantajlar hakkında bilgi verilmiştir. Bu çalışma, Tedarik Zinciri Yönetimi ile elde edilen avantajların değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmada Türkiye'nin perakendecilik sektörünün önde gelen firmalarından olan ve Tedarik Zinciri 'ni verimli bir şekilde yönetmeyi hedefleyen Migros Türk AŞ. uygulama yeri olarak seçilmiştir. Mülakat şeklinde gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarına göre, Migros Türk AŞ.'nin tedarikçileriyle bilgi paylaşımına yönelik çalışmaları firmaya rekabet avantajı sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Lojistik Yönetimi, Entegrasyon, Bilgi Paylaşımı, Rekabet Avantajı.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde sermaye piyasalarının entegrasyonu
Avrupa Birliği, sermaye piyasalarında uyumlaşma ve bütünleşme sağlarken, Türkiye tam üyelik kapsamında sermaye piyasası ve borsası ile birlikte tüm finansal sistemini AB'ye uyumlaştırma çabasındadır. Üye ülke piyasalarında görülen aksaklıklar ve ülkelerarası fon hareketlerinde çıkan uyuşmazlıklar, topluluğu yeni standartlar belirlemeye ve uygulamaya yöneltmektedir. Bu nedenle, heterojen yapıya sahip üye ülkeler arasında işbirliği ve koordinasyonla birlikte kademeli yakınlaşma sağlanması esas alınmaktadır. 1992 yılında Maastrich anlaşması ile topluluk, AB olarak daha geniş boyutlu bir hedefe hazırlanmaktadır. Anlaşma ile, ekonomik ve parasal birlik kurmak, uyumlu ve dengeli olarak ekonomik faaliyetlerde süreklilik sağlamak, dışsal faktörleri de dikkate alarak enflasyonsuz bir büyümeyi gerçekleştirmek ve yüksek seviyede istihdam olanağı ve sosyal güvence amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Sermaye Piyasası, Entegrasyon. vıı
Avrupa Topluluğu'na katılma sürecinde Türk bankacılık sisteminin yeri ve sistemdeki olası değişmeler
Avrupa kimliği oluşumunda ortak dışişleri ve güvenlik politikasının etkisinin analizi
Bu çalışmada Avrupa'da meydana gelen savaş yıkımlarının ardından Avrupa Birliği (AB)'nin dış politika ve güvenlik konularında ortak bir Avrupa hareketi oluşturup oluşturamayacağı konusunun analizi amaçlanmıştır. Ekonomik olarak ilerleyen AB için siyasi bir gelişim olan Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP)'nın bir Avrupa Kimliği oluşumuna etkisi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın teorik alt yapısını oluşturan entegrasyon teorileri ve bu teorilerin AB sürecini nasıl etkilediği irdeleneceği gibi Fonksiyonalizm fikri ile ortaya çıkan teknik konularda sağlanan başarının, siyasi olarak ilerlemeyi hedef edinen bir AB yapısına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda atılan en önemli adım olan ve Soğuk Savaş sonrası dönemde AB'nin nasıl bir yol izleyeceği tartışmaları ile ortaya çıkan Maastricht Antlaşması (AB Kurucu Antlaşması) ve bunun bir sonucu olarak geliştirilen ODGP ile bir Avrupa Kimliği oluşumu değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda ekonomik bir adım olarak yola çıkan ve bu konuda başarılı bir organizasyon olan AB, siyasi konuların tartışmaya açık olmaması, bu konuların devletlerin ulusal çıkarları doğrultusunda belirleniyor olması ve özellikle dış politikada devletlerin ulusal yapılarının ön planda olması AB çatısı altında siyasi bir ilerlemeyi engellediğini göstermiştir. Bu doğrultuda her ne kadar AB'yi çok önemli bir siyasal boyuta taşıyacak olsa da ODGP, AB'yi oluşturan devletlerin ulusal kimlik ve çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ve bu doğrultuda ilerlemesi ortak bir dış politika ve ortak bir Avrupa Kimliğinin oluşmasında etkili olmasında başarılı olamadığını göstermiştir. Güvenlik ve dış politika konularının ulusal çıkarların ön planda tutularak ilerlemesi dolayısıyla, ODGP ulusal çıkarların arkasında kalmıştır ve ODGP' nin Avrupa kimliğe de uzun vadede etki edemeyeceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler; Avrupa Entegrasyonu, AB, Maastricht Antlaşması, ODGP, Kimlik
İlköğretim altıncı sınıf fen ve teknoloji dersi kuvvet ve hareket ünitesinde fen-matematik entegrasyonunun akademik başarı ve kalıcılık üzerine etkisi
Bu çalışmada, fen-matematik entegrasyonu doğrultusunda düzenlenen öğretimin ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve öğrendikleri bilgilerin kalıcılığı üzerine etkisi olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırma 2009?2010 öğretim yılının güz yarıyılında, Hatay ili İskenderun ilçesinde bulunan bir resmi ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 30, kontrol grubunda 31 öğrenci olmak üzere toplam 61 öğrenci çalışma grubunda yer almıştır. Çalışma 5 hafta sürmüştür. Gruplar arasında çeşitli değişkenlere göre denklik sağlanmıştır. Dersler deney grubunda 2004 yılında hazırlanan ve temelini yapılandırmacı yaklaşımın oluşturduğu program ile birlikte Fen Temelli Matematik Destekli Entegrasyon, kontrol grubunda ise sadece 2004 yılında hazırlanan ve temelini yapılandırmacı yaklaşımın oluşturduğu programa göre hazırlanan ders planları ile gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol gruplarına `` Fen ve Teknoloji Başarı Testi'' öntest ve sontest olarak uygulanmış, öğrenilen bilgilerin kalıcılığını belirlemek için başarı testi sontset uygulamasından 4 hafta sonra yeniden uygulanmıştır.Araştırma süresince başarı testinden elde edilen verilerin, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri betimsel olarak verildikten sonra, kovaryans analizleri yapılmıştır.Sonuç olarak Fen ve teknoloji başarı testi sontest puanları açısından, fen temelli matematik destekli entegrasyonun uygulandığı deney grubunun başarı sontest puanlarının aritmetik ortalaması 2004 yılında hazırlanan ve temelini yapılandırmacı yaklaşımın oluşturduğu programın uygulandığı kontrol grubunun başarı sontest puanlarından çok az yüksek olmasına karşın aralarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Deney ve kontrol grupları öğrenilen bilgilerin kalıcılığı açısından incelendiğinde ise deney grubunda bulunan öğrencilerin kalıcılık puanlarının kontrol grubunda bulunan öğrencilerin kalıcılık puanlarından yüksek olduğu bulunmuştur. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda sontest puanları açısından fen temelli matematik destekli entegrasyonun uygulandığı deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Fen temelli matematik destekli entegrasyon, Fen Ve Teknoloji öğretimi, akademik başarı, kalıcılık