Çalgılama teknikleri
244 theses under this subject heading
Türkiye'de popüler müziğin tarihsel gelişiminde davul çalım yaklaşımları
Davul setinin 20. yüzyılın başlarında bas davul pedalının icadıyla ortaya çıktığı görülmektedir. 1930'lardan itibaren ülkemizde de çeşitli müziklerde kullanılan bu çalgının, popüler müzik içerisinde ne gibi gelişmeler yaşadığına ilişkin yaklaşımlar çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu araştırmada etkilenilen ekollerle birlikte ülke şartları da göz önünde bulundurulmuştur. Bu kapsamda davulcuların popüler müzikte çalım yaklaşımlarını oluşturan unsurlar, davul setinin dünyada ve ülkemizdeki tarihsel gelişimi ile kayıt stüdyolarındaki konumu incelenmeye çalışılmıştır. Dönemin önde gelen aranjör, müzisyen ve davulcularıyla gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen veriler dikte edilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. 1960 – 2000 yılları arası süreçte, ülkemizde genel olarak caz ve rock ekolünden gelen davulculardan etkilenildiği görülmektedir. 1980 ortalarına kadar ülkemizdeki müzisyenlerin gelişim sağlayabilecekleri materyallerin yetersizliği davulcuların ilerlemesini kısıtlarken, bir taraftan da kendi çalım yaklaşımlarını oluşturmalarına zemin hazırlamıştır. Davul setinin stüdyo ortamında kayıt edilmesi konusunda da uzun bir süre verim alınamadığı dikkat çekmektedir. Elektronik davulun 1980'lerde popüler müziğin içerisine girmesiyle, hem davul çalım yaklaşımlarında hem de davul setinin kaydedilme kültüründe değişimler yaşanmıştır. Popüler müzik içerisinde en çok dikkat çeken isimler; Durul Gence, Vasfi Uçaroğlu, Salim Ağırbaş, Cezmi Başeğmez, Asım Ekren, Engin Yörükoğlu, Hüseyin Sultanoğlu, Okay Temiz, Cem Aksel, Turgut Alp Bekoğlu, Cengiz Baysal, Aydın Karabulut, Volkan Öktem gibi davulcular olmuştur. Türk davul markaları olan Şeref, Yıldırım, Cümbüş ile birlikte Alman asıllı Amerikan markası Ludwig davulları ülkemizde kullanılmış önemli davul markalarıdır.
Ligeti'nin üçüncü kitap piyano etütleri ve yorum kılavuzu
Bu çalışma Ligeti'nin genel bestecilik stilini, etütlerinde kullandığı yapı materyallerini inceleyerek, üçüncü kitap etütlerin daha fazla tanınmasına yardımcı olmayı amaçlar. Ligeti'nin diğer etütlerine oranla daha az çalınan üçüncü kitap piyano etütlerini piyanistik açıdan da inceleyerek, bir performans kılavuzu yaratmak ve bu sayede etütlerin daha rahat ve daha sık çalınmasına katkıda bulunmak hedeflenmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'de az tanınan Ligeti piyano etütlerinin nasıl çalışılabileceği konusunda yorumcuya gerekli ipuçlarının verilebilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yirminci Yüzyıl Müziği, György Ligeti, Ligeti Piyano Etütleri
Henry Vieuxtemps'ın sanatsal yaklaşımına genel bir bakış ve 4.Keman Konçertosunun solo keman partisinin çözümlemesi
Bu tezde Belçikalı kemancı ve besteci Henry Vieuxtemps'ın yaşam öyküsü ile Rusya'daki keman sanatına yaptığı katkıları anlatılmış ve Rusya'da bulunduğu sırada yazdığı 4. Keman Konçertosu'nun teknik ve müzikal zorlukları belirlenerek çalışma önerileri sunulmuştur. Tezde ayrıca bestecinin, Viyanalı birçok ünlü müzisyenin müzik yaşamındaki etkisine de değinilmiştir. Bununla birlikte bestecinin çocukluğu, müziğe başlaması, çalıştığı hocalar ve örnek aldığı besteciler, verdiği konserler, Rusya'ya gidişi ve Rusya'nın müzik kültürüne yaptığı katkılara da tez içinde değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Keman, Konçerto, Vieuxtemps, Belçika keman ekolü.
F. Chopın'in Op.10 no.2 kromatik etüdünün piyano tekniğine etkileri
Bu çalışma, F. Chopin'in Op. 10 No. 2 Kromatik Etüdü'nün piyano tekniği üzerine etkilerinin incelenmesinden oluşmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde etüt kavramı ve dönemsel gelişimi, etüt yazan besteciler ve piyano literatüründe yazılmış olan teknik problemlerin giderilmesine yönelik örnek etütlere yer verilmiştir. İkinci bölümde kromatizmin ortaya çıkışı, belirli bazı eserlere yansıması incelenmiş, F. Chopin ve diğer bestecilerin eserlerindeki kromatizmin örnekleri sergilenmiştir. Üçüncü bölümde de F. Chopin'in hayatı, stili, eserleri ve etütleri incelenip, güçsüz parmak ve müzikal legatonun gelişimini amaçlayan Op. 10 No. 2 kromatik etüdünün analizi yapılmış, piyano tekniği üzerine etki ve katkıları değerlendirilmiştir. F. Chopin'in büyük bir besteci ve piyanist olarak müzik tarihine kazandırdığı etütlerin daha iyi anlaşılması, yorumsal ve teknik gelişime katkı sağlaması ve bu araştırmanın pek çok müzisyene yol gösterici olması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Piyano, Etüt, Kromatik, Chopin, Teknik problemler, Parmak numaraları
Sol el için piyano etütleri
Bu çalışma, etüt biçiminin tanımını, tarih içindeki oluşumunu, gelişimini irdelemekte ve bunlardan yola çıkarak yalnız sol el için yazılmış piyano etütlerinin ne şekilde ortaya çıktığını incelemektedir. Sol el eserlerinin genel özellikleri, bu eserlerin çalışılmasının getirileri ile sol el etütlerinin besteleniş biçimleri ve teknik özellikleri konusunda bilgi verilmesinin yanı sıra, bu etütlerin bestecilerine göre sıralanmasına da yer verilmiştir.
H.W.Ernst: Keman repertuvarında unutulan virtüöz
Bu çalışmada, 19. yy.'da yaşamış ünlü kemancı ve besteci Heinrich Wilhelm Ernst' in (1812-1865) ölümünden sonra 21. yy.'a dek pek de önemsenmemesinin ve keman eğitim repertuvarında yeterince yer almamasının sebeplerini incelemek amaçlanmıştır. Bestecinin kullandığı belli başlı teknikler ve keman tekniğinin gelişimine katkıları 19. yy.'daki benzer türde eserler vermiş diğer besteci ve yorumcularla karşılaştırmalı olarak incelenmekte, eserlerinin keman eğitim repertuvarına katkısı araştırılmaktadır. Bestecinin eserlerinin Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı özelinde, günümüz keman eğitim repertuvarındaki yerinin yeterli olup olmadığı tartışılmakta ve bestecinin bu bağlamda hak ettiği öneme dikkat çekmeye çalışılmaktadır. Ayrıca bestecinin yaşamı ve eserleri hakkında dünya çapında oldukça az sayıda kaynak bulunmakla birlikte Türkçe bir kaynak bulunmaması sebebiyle bu çalışma ile Ernst hakkında temel bir Türkçe kaynak oluşturmak istenmektedir. Anahtar Sözcükler: Ernst, Keman, Teknik, Eğitim, Repertuar
Geleneksel Türk müziği öğelerinin flüt eğitiminde kullanılmasına yönelik bir model önerisi
Bu araştırmanın amacı, Geleneksel Türk Müziği öğeleri kullanılarak önceden belirlenmiş temel flüt tekniklerinin öğretimine yönelik bir program oluşturmak ve bu programın öğrenci başarısı üzerindeki etkisini tespit etmektir.Araştırma kapsamında ilk önce Klasik Batı Müziği çalgı eğitimi alan öğrencilere, durum değerlendirmeye yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışmasında öğrencilerin kişisel bilgilerine, müzik ve çalgı eğitimlerine ve Geleneksel Türk Müziği öğelerinin çalgı eğitiminde kullanılma durumuna ilişkin sorular yer almıştır. Daha sonra Klasik Batı Müziği çalgı eğitimi veren öğretim elemanları ile araştırmanın problemine ve amaçlarına zemin hazırlayacak verileri elde etmek için ?Standartlaştırılmış Açık Uçlu Görüşme? yapılmıştır. Bu görüşmeden elde edilen veriler içeriklerine göre kodlanarak analiz edilmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasında önceden belirlenmiş olan 14 temel flüt tekniğine yönelik, Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren çalışmalar yazılmıştır. Her teknik için yazılan 4 farklı çalışma, farklı kapsamlarda ve seviyelerdedir. Hüseyni makamı dizisinde yazılan bu çalışmalar basit birleşik ve aksak ritimler içermektedir. Yazılmış olan bu etütler, alanında uzman ve 10 kişiden oluşan bir uzman grubuna gönderilerek çalışmanın amacı ve etütler ile ilgili detaylar anlatılmış her bir teknik için görüşlerini rapor etmeleri istenmiştir. Uzmanlardan gelen raporlar araştırmacı tarafından belirlenen kategoriler çerçevesinde kodlanarak içerik analizi yapılmıştır.Araştırmanın son aşamasında deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney ve kontrol grupları oluşturularak, deney grubuna Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren öğretim programı, kontrol grubuna ise geleneksel flüt öğretim programı uygulanmıştır. Uygulama öncesi temel flüt tekniklerine göre düzenlenen eser, öntest ve sontest parçası olarak her iki gruba da çaldırılmıştır.Öntest ve sontest değerlendirmeleri alanlarında uzman 10 kişi tarafından, hazırlanmış olan performans değerlendirme ölçeği ile değerlendirilmiş, değerlendirme sonuçları da Non-Parametrik Wilcoxon Testi ve Man whitney U testi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonunda, Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren öğretim programının, belirlenen flüt tekniklerin öğretilmesinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Çorum türkülerinin viyola çalma yöntem ve tekniklerine uyarlanması
Bu araştırma Çorum türkülerinin viyola çalma yöntem ve tekniklerini kullanarak etkili ve doğru bir şekilde seslendirilmesine olanak sağlamayı, Çorum türkülerinin viyolaya uyarlanarak yerelden evrensele taşınabilmesini ve viyola literatürüne katkı sağlamayı amaçlayan bir çalışmadır. Bu amaç doğrultusunda TRT repertuvarında yer alan Çorum türküleri incelenmiştir. Betimsel araştırma yöntemi kullanılarak yapılan bu çalışmada konu ile ilgili kaynaklara ve Çorum türkülerine ulaşmak için kaynak taraması yapılmıştır. İncelenen türküler içerisinden viyola eğitimi ve çalgısı için uygun olduğu öngörülen 12 Çorum türküsü amaçlı örneklem grubu olarak ele alınmış, ezgisel ve yapısal özellikleri incelenip çözümlenmiştir. Araştırmanın genel amacı doğrultusunda türkülerin bastığı perdeler, ezgi organizasyonları, zaman organizasyonları tespit edilmiştir ve tür analizleri yapılmıştır. Türkülerin ezgi organizasyonları makam olgusundan ziyade makam dizisi açısından, zaman organizasyonları ise ölçünün işaret etmiş olduğu usul kavramı üzerinden ele alınarak açıklanmıştır. Türküler Sibelius 7 nota yazım programı ile viyola çalgısına uyarlanarak üzerinde yay teknikleri, parmak numaraları, süslemeler ve konum geçişleri ile ilgili çalışmalar yapılarak I. Konumu kapsayan türküler birinci düzey, I. ve II. konumu kapsayan türküler ikinci düzey, I. II. ve III. konumu kapsayan türküler ise üçüncü düzey olarak belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda ortaya çıkan bulgular betimsel yöntemle açıklanmıştır. Sonuç olarak; Türk halk müziğimizin zenginliğinden faydalanılarak farklı yöre türkülerinin de viyola çalgısına uyarlanarak ülke çapında ve yurt dışında viyola repertuvarına kazandırılması sağlanabilir. Anahtar Kavramlar: Viyola, Viyola Eğitimi, Çorum Türküleri, Türk Halk Müziği Bilim Kodu: 40114
Maurice Ravel'in piyano müziği ve sol majör piyano konçertosunun yorum açısından incelenmesi
20. yüzyılın en önemli temsilcilerinden ve izlenimci müziğin öncü isimlerinden olan Maurice Ravel özellikle orkestrasyon konusunda büyük bir ustalığa sahiptir ve birçok piyano eserini orkestra için yeniden düzenlemiştir. Bestecinin su sesleri, hayvanlar alemi, makineler ve Bask kültürüne duyduğu hayranlık, müziklerinde de açıkça kendini göstermiştir. Sol Majör piyano Konçertosunda, vurmalı çalgıların kullanımı dikkat çekmektedir. Ayrıca caz müziği ve Bask kültürüne ait melodiler barındırmaktadır. Bu çalışma; bestecinin hayatını, müzikal anlayışını ve Sol Majör Piyano Konçertosunun detaylı bir şekilde incelenmesini içermektedir. Bahsi geçen tez konusuyla ilgili ülkemizde yapılmış az sayıda çalışma olduğundan dolayı, bu metin çalışmasının konuyla ilgili araştırma yapacak öğrenci veya öğretmenlere ışık tutması hedeflenmektedir.
S. Prokofiev ve Op.80 No.1 fa Minör Keman-Piyano Sonatı
Prokofiev 20. Yüzyılın en başarılı ve etkileyici bestecilerinden biridir. Yaşadığı dönemde Ekim Devrimi, İkinci Dünya Savaşı ve Sovyetler Birliği'nin kurulması gibi siyasi olaylar meydana gelse de keman repertuvarına pek çok eser kazandırmıştır. S. Prokofiev 1. Keman ve Piyano Sonat'ının konu edildiği bu çalışmanın ilk bölümünde; bestecinin yaşamı, müzikal anlayışı ve başlıca eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde söz konusu sonat yapısal yönden incelenmiş, son bölümünde ise çalgı tekniği açısından ele alınarak karşılaşılabilecek teknik zorluklar saptanmış ve bunlara yönelik öneriler getirilmiştir. Yapılan çalışmanın, keman eğitimi amacıyla hem öğretmenler hem de öğrenciler için faydalı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
Horon eşlik çalgılarının dans formuna etkisi: Trabzon yöresi Sallama Horonları (Düz horon) örneği
Bu araştırma, aynı kültüre mensup birbirine yakın bölgelerde yaşayan insanların geleneksel dans icralarındaki çeşitlenmelerin muhtemel bir nedeni olarak, dansa eşlik eden çalgıları ele almayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında Karadeniz Bölgesi'nde merkezi bir hüviyeti bulunan Trabzon yöresindeki birbirinden farklı çalgıların eşliğiyle, birbirinden farklı formlarda icra edilen danslar; form çeşitlenmeleri ve bu çeşitlilikte eşlik çalgıların muhtemel etkileri açısından incelenmiştir. Bu doğrultuda dansların icra formlarındaki bedensel devinimler incelenmiş, aralarındaki farklılıklar tespit edilmiş; bu danslara eşlik eden çalgılar akustik özellikleri itibarıyla söz konusu farklılıklarla ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Geleneksel danslara eşlik eden çalgıların akustik özellikleri PRAAT yazılımından yararlanılarak analiz edilmiş; yapılan analizler neticesinde tespit edilen farklılıkların dans icrası formlarındaki farklılıklara etkisi araştırılmıştır. Buna paralel olarak, yörede yaygın olarak tanınan dans ve eşlik çalgı icracılarıyla mülakatlar yapılmıştır. Bu mülakatlar ışığında, geleneksel dans formu çeşitlenmesiyle anlamlı biçimde ilişkilenen eşlik çalgı akustik farklılıkları noktasında yöre icracılarının uzman görüşüne başvurulmuştur. Çalışma sonucunda tespit edilen dans formu farklılıkları ile, danslara eşlik eden çalgıların akustik özellik farklılıkları arasında anlamlı paralellikler bulunduğu bulgulanmıştır. Bulgulanan bu sonuçlar, uzman görüşüne başvurulan yöre icracıları tarafından da doğrulanmaktadır. Araştırma sonuçlarının geleneksel dans formu çeşitlenmeleri konusuna yeni bir bakış açısı kazandıracağı düşünülmektedir.
El tercihi ve 2D:4D parmak oranının çalgı (bağlama) performans ilişkisi
Performans, bir görevi yerine getirme, yapma ve başarma durumudur. Çalgı eğitiminde performans başarının ön koşuludur. İyi bir çalgı performansında; müzikal yetenek, çalışma, sosyal çevre, ekonomik koşullar, eğitim, tutku, motivasyon vb. etkenlerin yanı sıra özellikle de bireyin fiziksel ve fizyolojik özellikleri performansı etkileyen önemli faktörlerdendir. Bu araştırmanın amacı el tercihi ve 2D:4D parmak oranının çalgı (bağlama) performans ilişkisini araştırmaktır. Çalışmaya 15-18 yaşları arasında 83 erkek ve 24 kadın olmak üzere toplam 107 öğrenci katılmıştır. El tercihini belirlemek için "Edinburg El Tercihi Anketi" kullanılmış ve sonuçlar Geschwind skoruna göre değerlendirilmiştir. Bağlama performansını belirlemek için "Bağlama Performansı Ölçme Aracı" uygulanmıştır. 2D:4D parmak oranları için de her iki el parmak uzunlukları anatomik sınırlar dikkate alınarak dijital kumpasla ölçülmüş ve 2D:4D oranları hesaplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, IBM SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların çalgı performanslarının el tercihi ve 2D:4D parmak oranı değişkenlerine göre farklılaşmadığı, ancak katılımcıların sağ el 2D:4D parmak oranları ile sol el 2D:4D parmak oranları arasında doğal bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların el tercihleriyle 2D:4D parmak oranları arasında ilişki olmadığı, el tercihi ve 2D:4D parmak oranlarının cinsiyet değişkenine göre ve okullar arasında bir farklılık göstermediği, ancak çalgı performanslarında okullar arasında anlamlı farklılıklar olduğu gözlemlenmiş, katılımcıların çalgı geçmişleriyle çalgı performansları arasında da istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çalgı Performansı, Bağlama, Lateralizasyon, El Tercihi, 2D:4D Parmak Oranı
Müzik tarihinde viyolanın yeri ve önemi
Bu tarihsel araştırmada, keman ailesinin ikinci üyesi olan "Viyola" adlı yaylı çalgının; doğuşu, gelişimi, çeşitleri, kısımları, teknik ve müzikal özellikleri, repertuarı, çoksesli müzikte kullanımı, müzik tarihi içindeki yeri ve önemi araştırılmıştır. Tüm bu bilgileri elde etmek için; çalgının kökenine inilmiş, viyolanın atası olan çalgılar; Rebap- Rebek, ve Viyol ailesi (Viyola da Gamba: Treble Viyol, Tenor Viyol, Bas Viyol ve Viyola da Braccio: Lira da Braccio, Viyola d' Amore) kronolojik sırayla verilmiştir. Eski resimli kanıtlar, viyol ailesinin 1500 sıralarında ortaya çıktığını göstermiştir. Viyollerin ve daha sonra Keman Ailesi enstrümanlarının, günümüzdeki şekil ve boyutları, İtalya'da Andrea Amati ve diğer lütiyeler sayesinde 16. yy. başlarında oluşmaya başlamıştır. Günümüz viyolası, tek bir enstrümandan doğmamıştır ve; tenor viyol, viyola da braccio ve kemanın birleşimidir. Viyolanın, son halini kemandan almasından dolayı, kemanla ilgili bilgiler de verilmiş, keman ve viyola karşılaştırılmış; çalış tekniği olarak benzerlik ve farklılık gösteren yönler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Viyola, Keman, Viyol Ailesi, Viyola da Gamba, Viyola da Braccio, Rebek, Rebap.
Güzel Sanatlar Lisesi müzik bölümü keman öğrencilerinin Barok dönem keman tekniklerini uygulamalarına yönelik öğretmen görüşleri
Güzel Sanatlar Liseleri müzik bölümleri, keman eğitimi açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bu eğitim kurumlarındaki keman öğrencileri, müziğin farklı dönemleri ile ilgili etütler ve eserler seslendirmektedirler. Bu dönemlerden bir tanesi olan Barok dönem gerek dönem müzik yapısı gerek ise çalgı teknikleri bakımından kendine has özellikler içerir. Araştırmada, Güzel Sanatlar Liselerindeki keman öğrencilerinin Barok Dönem keman tekniklerini uygulamalarına yönelik öğretmen görüşlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Ankara, İzmir, Eskişehir, Antalya, Erzurum ve Mersin Güzel Sanatlar Liselerinde çalışmakta olan keman öğretmenleriyle çevrimiçi (online) görüşme yapılmıştır. Keman öğretmenlerinin hazırlanan görüşme sorularına verdiği cevaplar, araştırmanın veri kaynağını oluşturmuştur. Elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle açıklanarak, betimsel olarak verilmiştir. Araştırmanın sonucunda; Güzel Sanatlar Liselerindeki öğrencilerin Barok dönem müzik bilgilerinin az olduğu, Barok dönem keman tekniklerini uygularken zorlukların yaşandığı ve keman ders saatlerinin yetersiz olduğu tespit edilerek çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Barok Dönemi, Güzel Sanatlar Lisesi, Keman, Keman Eğitimi, Keman Teknikleri
Giuseppe Verdi'nin?la Traviata? operasının piyano eşlik problemleri
Bu eserdeki piyano eşlik problemlerinin saptanabilmesi için, eserin piyano eşlik kısmının bilinmesi gerekmektedir. ?La Traviata?nın orijinali orkestra ile olup, ilk çalışma aşaması partitür yerine piyano eşlik ile yapılmalıdır. Orijinali orkestra ile yorumlandığı için, piyanistin eşlik yaparken orkestranın yaratmış olduğu etkiyi şancıya hissetirmesi gerekmektedir. Orkestaradaki tüm enstrümanlar, kendi partilerini ayrı ayrı çalmaktadırlar, oysa piyano eşliğinde piyanist, partilerin tamamını birarada çalmaktadır. Bu nedenle de piyanist için teknik problemler çıktığı saptanmaktadır.Bu araştırmanın içinde bestecinin hayatı, tarihsel önemi, sanatı ve yapıtları, operanın konusu, teknik analizine de yer verilmiştir.Sonuç olarak; Giuseppe Verdi'nin ?La Traviata? operasının piyano eşliğinin çalınabilmasi için, piyanistin teknik olarak yeterli ve güçlü bir sonoriteye sahip olması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: La Traviata, Korrepetisyon, Giuseppe Verdi, Piyano
Siegfried Fink'in vurmalı çalgılara kazandırdıklarının incelenmesi
Bu tezde, Siegfried FINK'in hayat hikâyesi ile vurmalı çalgılara kazandırdığı eserlerin ve çalışma metotlarının analizi yapılmış; bu metotların teknik ve melodik gelişime katkıları ve kullanımları incelenmiş; ayrıca FINK'in geliştirdiği ve vurmalı çalgıların evrensel bir dil ile anlaşılmasını sağlayan piktogramlar incelenmiş ve analiz edilmiştir.Bestecinin hayat hikâyesi bölümünde Siegfried FINK'in vurmalı çalgılar çalışmalarını ve öğrenimini nerede yaptığı, öğretici olarak neler yaptığı, gerçekleştirdiği konserleri ve başarıları, vurmalı çalgılara getirdiği yenilikler ve öncülükler anlatılmıştır.FINK'in bestelemiş olduğu çalışma metotları ve eserlerinin incelenmesi bölümünde, bestecinin vurmalı çalgılar enstrümanları için yazmış olduğu metotların ve eserlerin vurmalı çalgılar sanatçılarını nasıl geliştireceği incelenmiştir. Trampet, timpani ve ksilofon enstrümanları için yazılmış olan metotlardaki etütlerle, hangi teknik, melodik veya birlikte çalmanın geliştirildiği, etütlerden şekiller örnek olarak verilerek detaylı bir biçimde incelenip, analiz edilmiştir.Çalışmada, Siegfried FINK'in teknik gelişime katkıları ile teknik kullanımının eser çalımındaki faydalarından da bahsedilmiştir.Ayrıca bu çalışmada, Siegfried FINK tarafından geliştirilen, vurmalı çalgılar sanatçılarının herhangi belirli bir dil kullanmadan, evrensel bir dil olarak etütlerde ve eserlerde kullanabileceği imge resimler yani piktogramlar tanıtılarak, bunların hangi enstrümanlarda nasıl kullanılacakları incelenmiş ve çıkarımlarda bulunulmuştur.
J. S. Bach'ın solo viyolonsel için 1. süitinin kontrbas için düzenlemelerinin incelenmesi
Yaylı çalgıların barok dönemde gelişmesi ve müzik türlerinin daha kesin formlara dönüşmeye başlaması ile birlikte, çalgıların solo oda müziği ve orkestra repertuvarı giderek zenginleşmiş ve bugünkü standart çalgı müziği repertuvarını oluşturan en temel eserler dönemin bestecileri tarafından yazılmıştır. Çalgıların karakteristik özellikleri, oda müziği ve orkestradaki temel görevleri, çalım tekniğinin ve müziksel gerekliliğinin ana hatlarını oluşturmuştur. Keman, flüt ve obua gibi solo çalgılar eserlerde melodik yapıyı daha sıklıkla sergilerken, viyola ve kontrbas gibi daha kalın sesli çalgılar daha çok armonik yapı ve ritimsel yapının bütünlüğünde kullanılmış ve bu çalgıların çalım tarzları ve kullanım şekilleri bu ihtiyaçlar çerçevesinde gelişmiştir. Bu yüzden barok dönemden günümüze kadar yazılmış olan çalgı müziği repertuvarına genel olarak bakıldığında, her çalgının birbirinden farklı oranda solo eser içeren repertuvarları bulunduğu görülmektedir. Kontrbas, yaylı çalgılar ailesinin en kalın sesli çalgısıdır. Daha önce de belirtildiği gibi kullanım alanı uzun bir dönem boyunca oda müziği ve orkestra eserlerinde bas partisi seslendirmekten öteye pek gitmemiştir. Barok dönemde yazılmış olan sınırlı sayıda konçerto ya da sonat türündeki eserler, dönemin bazı usta çalgıcılarının çalışmaları ya da hem icracı hem besteci olan müzisyenlerin yazmış olduğu solo eserlerdir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, barok dönemden günümüze kadarki süreçte, kontrbas için yazılmış olan eserlerin keman gibi daha solistik bir çalgının repertuvarı ile kıyaslandığında, kontrbas repertuvarındaki eserlerin oranı oldukça az bir artış göstermiştir. Bu çalgılar arasındaki repertuvar farklılığı, çalgıların eğitim süreci içerisindeki ve konser performanslarındaki ihtiyaç dengesini bozmaktadır. Bu yüzden özellikle geçen 20. yüzyıldan itibaren, kontrbas repertuvarına alınmış olan fakat orijinali kontrbas için olmayan ve bu yüzden daha sonradan kontrbasa uyarlanmış çok fazla eser olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında açıklığa kavuşturulmak istenen konulardan ilki yukarıda bahsedilmiş olan kontrbas repertuvarı çalışmaları üzerinedir. Diğer bir konu ise, yaşadığı dönemin müzik türlerinin en önemli örneklerini vermiş olan barok dönemi bestecisi J. S. Bach'ın 1. Viyolonsel süitinin kontrbas repertuvarındaki yeri, kontrbasa yeniden düzenlenmesi sürecinde karşılaşılan sorunlar ve çözümleri açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Repertuvar, Viyolonsel, Kontrbas
Kontrbas tarihinde Serge Koussevitzky
Bu araştırmada ilk olarak kontrbasın günümüze kadar geçirdiği yapısal değişiklikler ve gelişmeler incelenmiştir. Konuyu araştırırken, viyol ve keman ailelerinin tarihi ve çalgıların özellikleri gözlenmiş, iki ailenin çalgıları arasındaki farklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın bir bölümünde kontrbasın orkestraya girişi, ilk solo eserleri, ilk kontrbas solistleri ve ilk kontrbas metotları incelenmiştir. Araştırmanın amaçlarından bir diğeri, kontrbas tarihinde en büyük virtüözlerden ve bestecilerden biri olan Serge Koussevitzky'nin katkıları ve önemi incelemektir. Koussevitzky'nin yaşam öyküsü ele alınmış ve Rusya'da kontrbas icra sanatının gelişimine değinilmiştir. Rus kontrbasçı yaşadığı dönemin en iyi solo kontrbas sanatçılarından biri olmuştur. Sadece Rusya'da değil, Avrupa'da da konserler vermiş ve takdir görmüştür.
Barok Çağdan günümüze kadar kontrbasın gelişimi ve önemi
Bu tez çalışması, Barok Dönemden günümüze kontrbasın yapısal evrimini, teknik ve müzikal özelliklerini ayrıntılı biçimde incelemek amacı ile yazılmıştır. Tarihsel süreçte kontrbas icra biçimi, akort ve yay sistemi gibi önemli konularda çeşitli değişim ve gelişmelere uğramıştır. Zaman içerisinde orkestra ve solistlik icra alanlarındaki önemi artmış ses rengi açısından önemli bir çalgı haline gelmiştir. Yaylı çalgılar ailesinin en iri yapılı ve en kalın sese sahip olan çalgısıdır. Kullanım alanı klasik batı müziği ile sınırlı kalmamış, bunun dışında da birçok müzik türünde değer görmüş ve üzerine besteler yapılmıştır.
Edouard Nanny kontrbas etüt kitabının tekniksel analizi
Bu araştırma ile Edouard NANNY kontrbas etüt kitabındaki etütlerin tekniksel analizleri yapılmış, elde edilen bulgular doğrultusunda bu etütlerde ortaya konan hedef ve davranışlara ulaşılmaya çalışılmıştır.Araştırmada konu ile ilgili ön çalışma yapılmış, kontrbas eğitiminde kullanılan eğitim metotları ile ilgili herhangi bir benzer çalışma veya kaynak saptanmamıştır. Kontrbas eğitim ve öğretimi ile sınırlı olan bu araştırma, kontrbas eğitimi ile ilgili yapılan çalışmalarda eğitimcilere ve öğrencilere kaynak olması, çalışmalarına ışık tutması amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırmada sonuca ulaşmak için izlenen yol betimsel olup, etütlerin tekniksel analizleri için belgesel tarama yönteme kullanılmış ve elde edilen veriler frekans yüzde bağlamında istatiksel yöntem ile elde edilmiştir.Edouard NANNY kontrbas etüt kitabının, uygulamalı eğitim metodu olması sebebi ile kontrbas eğitimi alanında uzman kişilerin görüşlerinin alınması amacıyla açık uçlu görüşme tekniği uygulanmıştır.Elde edilen bulgular doğrultusunda Edouard NANNY kontrbas etüt kitabının kontrbas öğretimindeki kullanılabilirliği saptanmış ve kitabın içerisinde yer olan etütlerin tekniksel analizlerine ulaşılmıştır.
Rast makamındaki kâr-ı nâtık eserlerinden oluşturulan seyr-i nâtık örneğinin keman öğretiminde kullanılabilirliğinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, keman öğretimi sürecinde kullanılabilecek geleneksel üslubu ve uluslararası keman çalma tekniklerini bir arada içeren Seyr-i Nâtık örneğinin oluşturulması ve oluşturulan Seyr-i Nâtık örneğinin uzman görüşleri ile keman öğretiminde kullanılabilirliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma üç bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde keman öğretiminde Türk Müziği unsurlarının (perde, makam, usûl) işlenme durumlarının tespit edilmesi için genel tarama modeli kullanılmıştır. Geleneksel üslubun tespit edilebilmesi ve besteleme sürecinde kullanılacak içeriğin seçilebilmesi için makam seyirlerinin öğretimi ve aktarımı üzerine kurulu Kar-ı Nâtık biçimindeki eserlerden yararlanılmıştır. Rast makamında bestelenmiş yedi Kâr-ı Nâtık üzerinde kategorisel içerik analizleri yapılmış ve yapılan içerik analizleri ile Rast Kâr-ı Nâtıklarda görülen makamlarda kullanılan makamsal unsurular, ses alanı sınırları, kullanılan perdelerin süre değerleri ve kullanım sıklıkları ortaya konulmuştur. İkinci bölümde Seyr-i Nâtık örneğinin öğretim materyali olma özelliği dikkate alınarak literatür taraması yapılmış ve çeşitli program geliştirme modelleri araştırılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın amacına, yöntemine en uygun model olduğu düşünülen ve daha önce buna benzer çalışmalarda kulanıldığı tespit edilen ?Taba-Tyler Program Geliştirme Modeli? ?Seyr-i Nâtık Yazma Modeli? olarak belirlenmiştir. ?Seyr-i Nâtık Yazma Modeli? ihtiyaçların belirlenmesi ve değerlendirilmesi, hedeflerin belirlenmesi, içeriğin seçilmesi ve düzenlenmesi, öğrenme yaşantılarının seçilmesi ve düzenlemesi, Seyr-i Nâtık?ın bestelenmesi ve değerlendirilmesi basamaklarından oluşmaktadır. Bestelenen Seyr-i Nâtık örneği; Arel-Ezgi-Uzdilek ses sistemiyle, Rast Makamındaki Kâr-ı Nâtık Eserlerde en sık kullanılan ve genel müzik eğitimi kapsamında 1986 yılından itibaren öğretim programlarında yer alan benzer on dört makamla (Rast, Segâh, Hüzzam, Suzinak, Mahur, Hicazkâr, Kürdîlihicazkâr, Nihavend, Nikriz, Hicaz, Sabâ, Hüseyni, Karcığar, Uşşak, Rast), Türk müziği icrasında en sık kullanılan süsleme teknikleri (çarpma, tril, mordan, glissando) ve temel yay teknikleriyle (detaché, legato, staccato), I. ve III. pozisyon geçişleriyle sınırlandırılmıştır. Üçüncü bölümde bestelenen Rast Seyr-i Nâtık örneğinin keman öğretiminde kullanılabilirliğinin tespit edilmesi amacıyla anket formu yoluyla uzman görüşleri alınmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 17 (The Statistical Package for the Social Sciences) paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde ve frekans gibi betimsel istatistikler hesaplanmıştır. Bağımlı değişkenin bağımsız değişkenlerle etkileşimi analiz edilirken tek yönlü varyans analizi (Anova), PostHoc testlerinden LSD istatistik tekniği kullanılmıştır. Araştırmada, genel olarak oluşturulan Rast Seyr-i Nâtık örneğinin; uluslararası keman çalma teknikleri ve geleneksel üslubu bir arada yansıtır nitelikte olduğu, belirlenen hedef ve davranışları yansıtır nitelikte olduğu, keman öğretimi sürecinde kullanılabilir nitelikte olduğu, keman öğretim sürecine olumlu katkılar sağlayabilecek nitelikte olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır ve önerilere yer verilmiştir.
W. A. Mozart'ın çocukluk ve olgunluk dönemi keman sonatlarının teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırmada, "W.A. Mozart' ın çocukluk ve olgunluk dönemi piyano-keman sonatlarının teknik ve müzikal analizi"nin yapılması amaçlanmıştır. W.A.Mozart' ın çocukluk döneminde bestelemiş olduğu ilk piyano-keman sonatı olan K.6, çocukluk döneminde en son bestelemiş olduğu piyano-keman sonatı K.31 ve olgunluk döneminde, sondan bir önce bestelemiş olduğu K.526 numaralı piyano-keman sonatlarının incelenmesi sonucu elde edilen müzikal-teknik ve biçimsel-armonik özellikler, analiz yöntemi ile tespit edilmiş, literatür tarama ile elde edilen bilgiler doğrultusunda yorumlanmıştır. Sonuç olarak, araştırmada elde edilen bilgilerin, Klasik Dönem müzik özellikleri, W.A.Mozart' ın müzik stili, çocukluk ve olgunluk dönemi piyano-keman sonatları hakkında kimliksel bilgileri, bestecinin K.6, K.31 ve K.526 numaralı piyano-keman sonatlarında yer verdiği tekniklerin ve süslemelerin kullanılma özellikleri, eserlerin biçim, armonik özellikleri yolu ile W.A.Mozart' ın piyano-keman sonatlarının, tüm araştırmacılara, çalıcılara, keman eğitimcilerine ve keman öğrencilerine, eserlerin seslendirilmesi hakkında bakış açısı sağlayacak faydalı bir kaynak olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: W.A.Mozart, Çocukluk Sonatları, Olgunluk Sonatları, Klasik Dönem, Keman eğitimi, Müzik.
Piyano öğretiminde Carl Czerny Op. 599 ve Jean-Baptiste Duvernoy Op. 176 Metodlarında yer alan etüdlerin klasik dönem sonatın icralarına etki durumu
Bu araştırmanın amacı başlangıç piyano öğretimi sürecinde sıkça kullanılan Carl Czerny Op.599 ve Jean-Baptiste Duvernoy Op.176 Metodlarında Yer Alan Etüdlerin, Klasik Dönem Sonatin İcralarına etki düzeyinin ne ölçüde olduğunu incelemektir. Araştırmada ön test ve son test gerçek deneysel desene dayalı karışık desenler modeli kullanılmış olup; araştırmanın çalışma grubunu, H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı? nda yardımcı piyano dersi alan İlköğretim altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf 10 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu, random (basit seçkisiz yöntem) yöntemi yoluyla seçilmiş ve 6 haftalık süreçte öğrenci performansları video ile kayıt altına alınmıştır. Deney öncesinde hazırlanan ölçek aracılığla 1. hafta her iki gruba ön-test uygulanmış, bu süreçte Klasik Dönem Sonatin?i olan, M.Clementi?ye ait Op.36,No:2 I. bölüm çaldırılarak; grupların teknik ve müzikal becerilerinin düzeyleri tespit edilmiştir. Çalışma süreci içerisinde ise uzman görüşü çerçevesinde 2. haftadan itibaren 4 haftalık süreçte birinci gruba C.Czerny? den seçilmiş birbiriyle eş değer üç etüt (No: 30, 36 ve 68) yanı sıra ikinci gruba da J.B.Duvernoy? dan eş değer üç etüt (No: 17, 18 ve 23) tespit edilerek çalıştırılmış ve ardından hem belirlenen etütler, hem de Clementi Sonatin (Op. 36, No: 2, I. Bölüm) üzerinde tekrarlı ölçümler yapılmıştır. Son olarak 6. hafta içerisinde çalışma gruplarında gelinen noktayı tespit etme açısından son test uygulanmış ve 3 uzman tarafından yapılan değerlendirmelerden elde edilen veriler karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan istatistiki yöntemler; elde edilen ölçümlerin normal dağılıma sahip bir evrenden gelmediği için bağımsız iki grubun karşılaştırmasında Mann Whitney U testi ve bağımlı iki grubun karşılaştırılmasında Wilcoxon testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları tablolar halinde verilirken ortalama, standart sapma ve medyan değerleri de hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda 0.05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmış olup; her iki metodun (Carl Czerny Op.599 ve Jean-Baptiste Duvernoy Op.176) da klasik dönem sonatin icralarında genel, müzikal ve teknik anlamda olumlu yönde artış sağlandığı ve iki metodun da etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Piyano, etüd, metod, sonatin, Czerny, Duvernoy, Clementi
Lisans düzeyinde mesleki müzik eğitimi veren kurumlarda ritim öğretim yöntemlerinin kullanılma durumları
Bu araştırmanın temel amacı, müzik eğitiminde mevcut ritim öğretim yöntemlerinin incelenmesi ve bu yöntemlerin işitme dersi veren öğretim elemanları tarafından kullanım durumlarının saptanmasıdır. Araştırmada, tarama modeline dayalı betimsel yöntem kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme yönteminden yararlanılmış ve Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Müzik Öğretmenliği Bilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Orkestra Şefliği ve Kompozisyon Anasanat Dalı, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi?nde işitme derslerine giren öğretim elemanlarıyla görüşülmüştür. Araştırma sonucunda, 18 öğretim elemanının tamamının ritim öğretim yöntemlerinin gerekliliği hakkında hemfikir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Fakat, yöntemlerin öğretim elemanları tarafından tanınırlığının ve derslerinde kullanılma durumlarının oldukça düşük olduğu sonucuna varılabilmektedir. 14 yöntemden ikisi (geleneksel yöntem ve tafatefe) öğretim elemanlarının %50?si tarafından çok iyi düzeyde tanınmaktadır. Diğer yöntemler %60 oranında ?hiç? tanınmamaktadır. Sonuç olarak, adı geçen üniversitelerde ağırlıklı olarak ?klasik sayma? yöntemlerinin kullanıldığı belirlenmiştir. ?Tafatefe? ve ?Geleneksel? ritim öğretim yöntemlerinin en fazla tanınan yöntemler olduğu tespit edilmiştir. Ritim öğretim yöntemlerinin, %86,8 oranı ile işitme derslerinde kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.