Instrumentation techniques
305 theses under this subject heading
Yaylı çalgıların evrimsel gelişimi ve günümüz çalgılarıyla Barok dönem müziklerinin yorumlanması
Yaylı Çalgılar üyesi viyolanın ataları orta çağa dayanır. Zaman içinde enstrümanın geçirdiği fiziksel değişimler, çalım tekniği ve müzikal anlayışı da geliştirmiştir. Barok dönem müziklerini modern enstrüman ile yorumlarken dikkat edilmesi gereken teknik ve müzikal temeller her ne kadar kesin bir gerçeklik kazanmamışsa da birçok müzisyen, besteci ve teori uzmanı tarafından onay ve kabul görmüş bir çerçeve oturtulmuştur. Yapılan araştırmada dilimizde bu teknikleri bütün halinde birleştiren yeterli kaynağın bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışma, ülkemizdeki dönemine uygun Barok müziği icrası yapmak isteyen müzisyenler için temel tekniklere değinen bir kılavuz olma amacı taşımaktadır.
Ludwig van Beethoven'ın Op. 60 Si Bemol Majör Dördüncü Senfonisi'nin birinci ve ikinci bölümlerinin yapısal analizi ve orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada; Ludwig van Beethoven'ın Op. 60 Si bemol Majör 4. Senfoni'sinin birinci ve ikinci bölümleri armonik, formal ve müzikal analiz ışığında orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmekte ve içerdiği analiz ile eserin teknik ve estetik olarak kavranmasını amaçlamaktadır. Betimsel araştırma ve tarama yöntemleri kullanılarak yapılan bu çalışmanın birinci bölümünde; Beethoven'ın Op. 60 Si bemol Majör Dördüncü Senfoni'si ile ilgili bilgiler sunulmuş, ikinci bölümünde; eserin ilgili bölümlerinin yapısal analizlerine değinilmiş, üçüncü bölümünde; ilgili bölümler, orkestra şefliği teknikleri açısından analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; eserin yönetilmesine yardımcı teknik ve estetik veriler elde edilmiştir. Anahtar sözcükler: Ludwig van Beethoven, Op. 60 si bemol majör dördüncü senfoni, Formal ve armonik analiz, Müzikal analiz, Orkestra şefliği teknikleri.
Sergey Prokofyev'in op.67 Peter ve Kurt adlı eserinin besteleme teknikleri yönünden incelenmesi
Yirminci yüzyılın önemli bestecilerinden biri olan Sergey Prokofyev'in Peter ve Kurt adlı eserinin, orkestrasyon, form ve fonksiyonel armoni merkeze alınarak irdelendiği bu sanat çalışması raporunda bestecinin eserdeki leitmotif ile orkestrasyon ilişkisi, armoni ve form kullanımını ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Çalışmanın ilk bölümünde bestecinin hayatı ve erken dönemlerinden itibaren müziğini etkileyen unsurlardan bahsedilmiş, bestecinin müzik dili çerçevesinde kullandığı özgün bir takım besteleme tekniklerine değinilmiştir. İkinci bölümde ise Peter ve Kurt'taki leitmotif anlayışı incelenmiş ve orkestrasyon kullanımı bağlamında değerlendirilmiş, William E. Caplin'in müzik formları kapsamında cümle ögeleri ve yapısal fonksiyonlar bakımından form analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bestecinin; leitmotif kavramını tematik olduğu kadar tınısal bir bakış açısı ile ele aldığı, armoni ve form kullanımında geleneksel teknikleri kendine göre yorumlayarak özgün bir müzik dili oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Edward Macdowell 2. piyano konçertosu üzerine bir inceleme
Bu çalışmada Edward MacDowell'ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun incelenmesinin yanı sıra, kısaca Amerikan müzik tarihi de araştırılmıştır. 1. bölümde araştırma yöntemi açıklanmış, 2. bölümde Edward MacDowell' ın yaşamı ve eserleri incelenmiş, 3. bölümde Edward MacDowell' ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun yapısal analizine yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Edward MacDOWELL' ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun yapısal açıdan incelenmesi yoluyla, piyano edebiyatının önemli eserlerinden olan bu konçertoyu çalışmak ya da tanımak isteyenlere bir kaynak sunmaktadır. Araştırmanın, Amerikan müziğine ve bu bağlamda yazılmış piyano konçertolarına yönelik araştırmalarda, konu ile ilgili bilgi vermesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
TRT repertuvarı sözsüz eserler özelinde Aydın yöresi zeybeklerinin dilsiz kaval çalgısına uyarlanması
Dilsiz kaval çalgısı, Anadolu'nun birçok bölgesinde ve farklı coğrafyalarında yaygın olarak kullanılan "kaval ailesi" çalgılarının en önemli üyesidir. Bu çalgı; kendine has ses rengi, tavrı, icra tekniği ve ses sahası olarak önemli bir yapıya sahiptir. Dilsiz kaval, Türk müziği konservatuvarlarında çalgı eğitimi müfredatına alındıktan sonra birçok zorlukla karşılaşılmıştır. Özellikle belli bir metodik temele sahip olmamasından dolayı, "ustadan çırağa" yöntemi ile öğrenilmeye başlanmış ve bu yöntemle ilerletilmeye çalışılmıştır. Ancak bu yöntem geliştirilmeye çalışılsa da akademik ve sistematik bir temele oturtulamamıştır. İlerleyen zamanlarda bu çalgıyla alakalı akademik çalışmalar yapılmış ve metotlar yazılmıştır. Bu çalışmalar sayesinde icra notasyonunun yanı sıra müzik terimlerinin ve nüans işaretlerinin de önemi ortaya çıkmıştır. Şimdiye kadar akademik çalışmalarda müzik literatüründeki bazı terim ve nüans işaretleri kullanılmış olsa da yöresel icra farklılıklarından dolayı bu terim ve işaretler, dilsiz kaval icrasını tam anlamıyla yansıtamamıştır. Netice itibariyle dilsiz kaval icrasında yöresel özellikleri, icra tekniğini ve nüans farklılıklarını yansıtabilecek bir icra notasyonuna ihtiyaç vardır. Bu bağlamda yeni müzik terimlerinin ve nüans işaretlerinin halk müziğimize kazandırılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Dilsiz kaval icra notasyonunda kullanılacak terim ve işaretler için sistematik bir yapı oluşturulması ve bunun akademik anlamda kabul görmesi gerekmektedir. Bu çalışmada dilsiz kavalın tavrını, karakterini ve icra tekniğini tam anlamıyla ifade edecek bir notasyon sistemi oluşturulmak istenmiştir. Bu notasyon sistemini oluştururken TRT Türk halk müziği repertuvar arşivinde bulunan Aydın yöresine ait yirmi adet sözsüz zeybek eseri üzerinde çalışılmıştır. Ancak çalışma sırasında yirmi eserden dilsiz kavalın tavrını, karakteristik özelliği ve icra tekniğini yansıtacak yedi eser tespit edilmiştir. Bu çalışmanın hedefi, Aydın yöresine ait yedi sözsüz zeybek eseri üzerinden zeybek tavrının karakteristik özelliğini dilsiz kavala uyarlamak ve dilsiz kavala uygun bir icra notasyonu geliştirerek zeybek tavrının özelliklerini yansıtmaktır.
Kapasite alanları: Bağlamada el ile çalma
KAPASİTE ALANLARI: BAĞLAMADA EL İLE ÇALMA Bu çalışma, Türkiye'de halk müziği içerisinde önemli bir temsiliyet kazanmış bağlama çalgısının, icra eden kişi doğrultusunda nasıl şekillendiğine yönelik bir anlama niyeti taşımaktadır. Durumu irdeleyebilmek için de bağlama çalgısının icra modellerinden biri olan el ile çalma tekniği seçilip, tekniği kullanan icracıların, performans kapasitelerini oluşturan katmanların ilişkisel bir bütünlüğü var mıdır sorusu üzerinden şekillendirilmek istenmiştir. Genelde makro bir bakış açısına sahip olan kapasite tanımı, el ile çalma tekniğini sunan kişiler incelenerek bir kavramlar bütününe dönüşmüştür. Bu çalışma sayesinde, performansı meydana getiren katmanlara daha mikro ölçekte yaklaşılmış ve performansın ne olduğundan çok, nasıl oluştuğuna dair mikro bir perspektif sunma imkânı tanınmıştır.
Tarihsel süreçte lavta sazı ve lavta öğrenım kılavuzu
Çalışmamız iki temel bölüm halinde ele alınmıştır. İlk bölümde lavta sazının, değişik coğrafyalarda yaşadığı tarihsel sürecin izi sürülmüş, elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Ayrıca bu bölümde lavta sazının değişik türleri ve çalış stilleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümü lavta öğrenim kılavuzunu içermektedir. Bu çalışmayla lavta sazını öğrenmek için bu kılavuza baş vuracak ilgililerin, İstanbul lavtasının tarihçesi, yapısı, bilinen önemli icracıları ve yapımcıları hakkında edindikleri malumatla, iştigal ettikleri enstrüman hakkında fikir sahibi olmaları hedeflenmiştir. Sıralı teller üzerinde atlayarak yapılan mızrap vuruşları göz önünde tutulduğunda çalım tekniği olarak uda benzeyen İstanbul lavtasının sap üzerindeki perde düzeni tanbura benzer. Tanburi Cemil Bey'in üslubu, kullandığı mızrap vuruşları İstanbul lavtasından tanbura yakın bir seda çıkmasını sağlamış bu ilhamla Tanburi Cemil Bey'den sona Türk müziğinde varlığı gittikçe azalan İstanbul lavtasına ilgi ekseriyetle tanburilerden gelmiştir. Bütün bu unsurlardan yola çıkarak yazılan etütlerin bir kısmında sıralı teller arasında atlama yaparak tanburdan farklı olan mızrap vuruşunu pekiştirmek hedeflenirken bir kısmında da sap üzerindeki perdeler üzerinde hareket ederken seçilecek parmak pozisyonlarının tanburda kullanıldığı mantıkta olması hedeflenmiştir. Çarpmalarsa tam olarak tanburdaki gibi ele alınmış ve etütlerle örneklenmiştir. Bu kılavuzla tanburiler ve udiler tarafından genellikle ikinci saz olarak tercih edilen İstanbul lavtasına başlamak, ilerlemek ve yetkin olduğu müzik tarzında sazı kullanabilmek mümkün olabilir. Bu kılavuz vasıtası ile İstanbul lavtasının temel eğitimini aldıktan sonra günümüzde değişik tarzlarda yapılan modern müzik çalışmalarında sazın esnek ve kabiliyetli icra olanağı rahatlıkla kullanılabilir.
The importance of physiological and psychological health for violinists: A study on Alexander Technique
This study investigates the effect of the physiological and psychological health of violinists on their performance using Alexander Technique as a medium. Two different measurement techniques have been used to evaluate violinists' physiological and psychological wellness, and some qualitative work like interviews are included to create insight about the subject. The study expects to find violinists who attended to Alexander Technique classes would declare less pain and injury than the ones who didn't, and the number of experienced performance anxiety would be less than the ones who haven't taken the lessons which is also the two central hypothesis this study addresses. The main difference between performance-based professions and the others is profession's demands on physicality. Like any other musicians, being a violinist means lifelong dedication and discipline to profession's demands. A professional violinist learns to practice for hours from beginning of his/her childhood and adapts his/her lifestyle according to this profession. In this sense, to externalize the subject, it could be said that sportsmen and violinists have similar kind of attitude towards their profession. Throughout their practices and performance times, both of their bodies perform the exact complex musculoskeletal movements and positions. However, it is a known fact that violinists do not give the same care to their bodies like sportsman do. Broadly speaking technical and musical preparations seem as adequate for optimal performance. However, regarding psychological and physiological demands of this profession one should question if these preparations are enough. In the literature, most studies about violinist's health state that physical injuries are likely to occur because of the practicing styles and bodily postures that violinists should obtain to play. These injuries become chronic when their outset is not spotted and prevented early enough. The same attitude applies for the mental shortcomings too. If a violinist can't locate the source of stress or anxiety and don't know how to overcome these mindsets, he/she might eventually need to stop performing. Therefore, this study explores what are the physiological and psychological shortcomings that violinist's experience caused by their profession such as: Musculoskeletal Overuse Syndrome, Tendinits, Lateral Epicondylitis, Carpel Tunnel Syndrome, Focal Dystonia, Playing Related Pains, Playing Related Dermatological Problems, Musical Performance Anxiety. Researchers who are the authority in this field suggest that physical and mental endurance is vital to individual training to reach the ideal performance. Since violinists need a high standard of mental concentration to have a peak performance, they need physical and mental power. Therefore, it would be useful to be aware of facts as the state of mind and bodily health. There are many techniques, to compensate different needs to improve and/or prevent possible disablements such as Feldenkreis Method, Rubenfeld Synergy Method, Dalcroze Eurhytmics, Musicians Yoga, Meditation and The Pilates Method. However, this study is going to focus on Alexander Technique since its improving effect is suitable for both mental stability and physical health. Alexander Technique is an education method that prevents physical and mental drawbacks violinists' experience. It is developed by Frederick Matthias Alexander in the 19th century after he started to experience vocal problems. Although Alexander created the technique by self-observation and experimentation, technique's principles were confirmed to work on other performers who experienced the same problems. This made the technique gain recognition in the international arena. Fundamental application principles of the technique are known as Primary Control, Inhibition and Direction. The main difference of this technique from other techniques is how the instructor uses his/her hands on the student's body to teach body-mind interaction. Application methods could be observed in three significant topics: Table Work, Chair Work, and Activities. Along with one-on-one practice, theoretical and applied group lessons could be prepared. To support the proposed hypothesis, two groups of violinists, each consist of 34 individuals, have filled out two questionnaires about physiological and psychological well-being. While one of the group members are chosen for their inexperience on Alexander Technique lessons, the other group were mainly selected for their experience on this technique. Patrice Berque's "Musculoskeletal Pain Intensity and Interference Questionnaire for Musicians" is used to assess the technique's effect on physical health, while Dianna T. Kenny's "K-MPAI Inventory and scoring form" is used to understand how the technique influences anxiety levels on stage. Like any other one-on-one approach to artistic development and therapeutic intervention, technique's way of work and outcome is shaped according to the uniqueness of the student and the instructor. Therefore, adding a qualitative part to this study was essential due to the technique's nature and way of work. The study also includes interviews with 27 different certified Alexander Technique instructors from all over the world. This part is involved in this study to bring insight about how the technique works and how students benefit from it. Questions investigate technique's benefits, common psychological and physiological problems performers encounter, techniques place in the curriculum, importance of the preparatory classes and counselling for the performers.
Saz (bağlama) icrasında parmak vurma tekniği kullanarak ezgi kalıplarını üretme yöntemleri
The purpose of this study is to develop methods of performing melodic patterns in saz performance, using the parmak vurma (two hand tapping) technique. The performance is positionally represented using "position difference class" symbols that is obtained from "position & fingering symbolization system" and temporally represented with "pitch generation technique order pattern", and "string order pattern" in the study. The study examines how scales and maqam tunings is performed and recommends some playing methods using the melody creation capabilities of hands. Consequently methods are developed for playing a specific melodic pattern that is on any key and any scale.
Anadolu Alevi-Bektaşi Âşıklık geleneğinde Âşık Nesimi Çimen ve ikitelli cura icrası
ÖZET Anadolu'da tarih öncesi ve sonrası zamanlarda insanlar müzik ve edebiyata ayrı bir ilgi duymuştur. Öyle ki kendi inançsal ve kültürel değerlerini bu iki sanat aracılığı ile anlatan, aktaran ve bu yolla yaygınlaştıran topluluklar var olmuştur. Anadolu Alevi-Bektaşileri bu ender topluluklardandır. Bu kültürde, çalgı eşlikli söz söyleme oldukça eski ve köklü bir gelenek olup folklorik bir yapılanmadan ziyade inancın parçası olmuştur. Söz ve müziğin üreticileri ve taşıyıcıları âşıklar, bu inanç ve kültürün yaşamasında ve geleceğe aktarılmasında önemli rol oynamışlardır. Genel Anadolu âşıklık geleneği içinde Alevi-Bektaşi âşıklık geleneği kendine özgü bir anlayışla yapılanmıştır. İnancını anlatan söz, çalgı, âşık üçlüsü kutsal olarak kabul edilmiştir. Alevi-Bektaşi cem törenlerinin ayrılmaz kutsal çalgısı bağlama, Anadolu'da ikitelli ve üç telli yapılarıyla çeşitlilik göstermektedir. İkitelli; Alevi-Bektaşi inancını, felsefesini ırızva, ruzba gibi yöresel isimleriyle geçmişten günümüze taşıyan en eski bağlama çeşididir. Ruzba düzeni olarak bilinen akortla (La-Mi) çalınan ikitelli bağlama (cura) özellikle Kahramanmaraş-Elbistan, Malatya-Arguvan gibi Alevi-Bektaşi kültürünün yoğun olduğu belli yörelerde semah ve deyiş icralarında kullanılmaktadır. Yerel âşıkların ve zakirlerin icrasıyla daha çok yöresel düzeyde kalan ikitelli bağlamanın, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmasında Âşık Nesimi Çimen'in rolü büyüktür. Nesimi, ikitelli cura icrası ile genelde Anadolu özelde Alevi kültürüne büyük hizmette bulunurken aynı zamanda bu çalgının yok olmasının da önüne geçmiştir. Tümdengelim yöntemiyle Anadolu âşıklık geleneği, Alevi-Bektaşi âşıklık geleneği, bağlama genelinde ikitelli saz ve Nesimi Çimen ikitelli cura icrasının örnek eserler üzerinden incelendiği çalışmamızda kaynak taraması, nota yazımı ve görüşme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Âşıklık Geleneği, Alevi-Bektaşi Müziği, Nesimi Çimen, Nesimi Sazı, İkitelli cura (Ruzba, Irızva), Şelpe tekniği.
Barok çalgı sine keman -viola d'amore- ile osmanlı barok dönemi ve avrupa barok müziğinin etkileşiminin araştırılması
Barok Çağ olarak bilinen dönem, 17. ve 18. yy'ları kapsamaktadır. Avrupa barok müzik ortamında viola d'amore (aşk violası) adıyla bilinen ve popüler olan çalgının, 18. yy. ortaları itibariyle Osmanlı saray musikisi ortamında görülmeye başladığı biliniyor. Bu çalışmanın amacı; Avrupa menşeili violler ailesine mensup bir enstrüman olan sine kemanın kökenleri, icracıları, bestecileri ve organolojik açılardan araştırılmasıdır. Köklerinin Hindistan, Orta Doğu, Orta Asya ve Türkiye'de olduğu bilinen yaylı sazların, asırlar içerisinde birçok gelişim gösterdikleri bilinmektedir. Bu sazlar Ravanastron, ıklığ, rebap, rebec, ayaklı keman, lira de braccio ve fidel olarak incelenmiştir. Sine keman, violler ailesine mensup bir enstrüman olarak bilinmektedir. Viollerin özellikleri ve çalınış biçimleri dolayısıyla farklılık gösterirler. Bu tez içerisinde farklılıklar incelenmiş ve violler grubu enstrümanları sırasıyla; treble viola da gamba, tenor viola da gamba, viola da gamba, bas viola da gamba, viola da bastarde, baryton (viola di bordone) ve viola da braccio olarak verilmiştir. Gerek saraydaki görevleri ve gerekse seyahatleri sebebiyle Osmanlı İmparatorluğu'na gelerek, araştırma imkanı bulan yabancı müzikologların gözlemleri, tespitleri, hatıraları ve kaleme aldıkları belge ve seyahatname gibi kitapların ışığı altında Osmanlı ve şark müziği, kullanılan enstrümanlar ve sine keman hakkında önemli bilgiler elde ediyor; aynı şekilde bu sazlardan pek çoğunun ve tezimizin konusu olan sine kemanın yapımı, ölçüleri, telleri ve akordu hakkında fikir sahibi oluyoruz. Avrupa'da viola d'amore olarak bilinen sine kemanın hiçbir kopukluk olmaksızın orada kullanılmaya devam edildiğini ve Barok orkestralarının vazgeçilmez enstrümanı olduğunu görüyoruz. Ancak ilk defa kemani Corci (1680?-1765?) tarafından sarayda çalındığı bilinen bu saz üç asır boyunca çok popüler olmasına ve bu popülerliğini devam ettirmesine rağmen bu yıllardan sonra cazibesini kaybetmeye ve unutulmaya başlamıştır. Bu tez konusunun seçilmesindeki en önemli etkenlerden birisi, unutulmaya yüz tutan sine kemanın ihyası, genç kuşaklara tanıtılması ve sevdirilmesi amacını taşımaktadır.
Türk din mûsikîsinde perde kaldırma: Hafız Kemal Tezergil ve neyzen Sadrettin Özçimi
Neyzen Niyazi Sayın'ın iki ses arasındaki manevi münasebet olarak tanımladığı mûsikî geniş bir form yelpazesine sahiptir. Dini ve La Dini mûsikî olarak ikiye ayrılan bu formların içerinde perde kaldırmanın ayrı bir yeri vardır. Fakat literatür incelendiğinde bu konu üzerinde fazla bir çalışma olmadığı gözlenmektedir. Türk Müziği'nin tekke mûsikîsi şubesinin az çalışılmış formlarından olan perde kaldırma formu kaynak eksikliklerinden ve bu alanda yapılmış akademik çalışmaların azlığından dolayı dikkat çekici bir konu olmuştur. Bu çalışmada genel hatlarıyla perde kaldırmanın tanımı, türleri, bilinen örnekleri, uygulama şekli ve kullanım sahası ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. Çalışma süresince piyasada yayınlanmak için ya da özel meclislerde icra edilerek kayda alınmış icralar temele konularak mukayeseli bir inceleme yapılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tezin giriş kısmıdır. Burada perde kavramının etimolojik analizi işlenmiştir. Bununla birlikte perde kavranın mûsikîdeki anlamı ve kavramsal karşılığına değinilmiştir. İkinci bölümde mûsikî kavramı irdelenmiş ve kısaca mûsikî formlarına değinilmiştir. Buradaki tanımlar tezin ana konusundan sapmamak için kavramsal yapıyı tamamlayacak nitelikte tutulmuştur. Tezin üçüncü bölümünde bir form olarak perde kaldırmanın içeriği, tarihçesi incelendikten sonra kayda alınmış örnekler hakkında bilgi verilmiştir. Bu örnekler 1959 ile 2008 yılları arasında kayda alınan örneklerdir. Dördüncü bölümden Hafız Kemal Tezergil'in ve Neyzen Sadrettin Özçimi'nin perde kaldırma icraları detaylı olarak analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde ise genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmede formun adı geçen kayıtlarda kullanılış biçimlerine vurgu yapıldıktan sonra formun toplu ve solo icraları geliştirici özelliklerine değinilmiştir. Perde kaldırma formu üzerin herhangi bir çalışma yapılmamış olması çalışmanın bir kısıtı olarak görülse de bu çalışma ile litaretürün oluşması yolunda adım atılması hedeflenmiştir.
Andres Segovia'dan günümüze usta gitaristlerin sağ el tekniklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, temelleri Rönesans dönemde atılmış olan klasik gitar sağ el tekniği incelenmiş, tarihsel süreç içerisinde gelişmeler göstererek, 19. yüzyılın sonlarında günümüzdeki kullanım şeklini aldığı, ancak günümüzde halen birçok gitarist için tam olarak çözümlenememiş bir teknik problem olduğu göz önüne alınmış ve sağ el tekniği konusunda problem yaşayan gitaristlere katkıda bulunması hedeflenmiştir. Bu tarihsel süreç içerisinde, D. Aguado, F. Sor, E. Pujol, H. Quine, S. Tennant, J. Taylor, G. Wade, B. Werner gibi gitarist, besteci ve eğitimcilerin, sağ el tekniği üzerine yazdığı metodlar, yaptığı çalışmalar ve vardıkları sonuçlara araştırmada yer verilmiştir. Yapılan bu araştırmalar doğrultusunda, Andres Segovia'dan günümüze kadar birçok usta gitaristin sağ el teknikleri detaylı olarak analiz edilmiş, sağ el tekniğine etki eden faktörler göz önüne alınarak, seçilmiş olan gitaristlerin sağ el pozisyonları, bilek açıları, parmak hareketleri, tırnak şekilleri detaylı olarak incelenmiş ve bu gitaristlerin kendi anatomik yapısına uygun bir teknik geliştirdikleri saptanmıştır.Bunun yanı sıra, seçilmiş olan gitaristlerin biyografileri incelenmiş, yaşadıkları dönem ve olanaklar göz önünde bulundurularak, tekniklerine etki eden dönemsel faktörler ve gelişmeler saptanmıştır. Ayrıca gitar çalımında ton ve renk kavramı detaylı olarak irdelenmiş,bu kavramların, gitaristin çalışının karakteristik özelliğini oluşturan en önemli yapı taşlarından ikisi olduğuna vurgu yapılarak, tona ve renge etki eden faktörler detaylandırılarak ortaya koyulmuştur. Gitar çalımında bir başka önemli husus olan tırnak konusu da detaylı olarak ele alınmış, farklı tırnak törpüleme yöntemleri örneklendirilerek açıklanmış, alternatif tırnak şekilleri, tırnak bakımı, korunması ve onarımı ile ilgili ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Bu saptamalar sonucunda, sağ el tekniğinde mutlak bir doğrunun olmadığı, gitaristin anatomik yapısına göre değişkenlik gösterdiği sonucuna varılmıştır.
Âşık Kul Duran'ın hayatı ve sanatı üzerine bir inceleme
Bu çalışmada Âşık Kul Duran'ın (Duran Cabul) hayatı, sanatı, sanatçı kişiliği ve âşıklık geleneğindeki yeri ve önemi incelenmiştir. Âşık Kul Duran'ın bağlamayı kendine has bir tavırla icra ettiği ve söylediği türküleri, kendine has bir üslupla yorumladığı tespit edilmiştir. Bu amaçla Âşık Kul Duran'ın bilinmeyen on eseri notaya alınarak müzikal özellikleri bakımından analiz edilmiştir. Ayrıca Âşık Kul Duran'ın şiirlerinde kullandığı biçim, üslup, dil, vezin ve kafiye düzeni incelenerek halk müziği ve âşıklık geleneğine katkıları araştırılmıştır. Âşık'ın hayata bakış açısını anlatan kendi özdeyişlerine bu şekilde çalışmada yer verilmiştir. Böylece daha sonraki akademik ve kültür araştırmalarına kaynak sağlaması amaçlanmıştır. Çalışma temel olarak kaynak tarama yöntemi, röportaj ve kişisel görüşme yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmanın neticesinde Âşık Kul Duran'ın âşıklık geleneğinde ve kültürümüzde önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Âşık, Bağlama, Türkü, Şiir, Arguvan.
Niyazi Sayın, Sadrettin Özçimi, Ahmed Şahin ve Yavuz Akalın özelinde ney sazında tavır ve ekol ilişkisi
Ney sazının icrâsında Klasik Türk Mûsikî ekolünün temsilcisi olan Niyazi Sayın, geliştirdiği teknikler ile neyde elde edilmesi zor olan perdelerin icrâsını mümkün kılmıştır. Bu teknikler kendine özel dudak vibratosuyla, çarpmalarıyla, glissandolarıyla ve vurgularıyla şekil almış, melodik değişkenler ile kendini tamamlar nitelikte olmuştur. Bu çalışmada öncelikli olarak ney sazının tarihçesinden bahsedilmiş sonrasında tavır meselesi Türk Mûsikîsi ve ney sazı özelinde ele alınmıştır. Analizi yapılacak olan icrâların tavır unsurlarını belirlemek açısından meşk sisteminde öğretilen yöntemler esas alınmış ve nüanslar belirlenmiştir. Başka bir başlıkta tavrı belirleyen unsurların tanımları verilmiş, analizleri yapılan icrâlardan örnek şekiller verilmiştir. Ekol ve meşk meselesi Türk Mûsikîsi ve ney özelinde ele alınmış, Niyazi Sayın ve öğrencilerinin meşk silsilesinin yer aldığı biyografilere yer verilmiştir. Çalışmada incelemeleri yapılan peşrev ve saz semâisinin tanımlaması yapılmıştır. Çalışmanın bulgular bölümünde Neyzen Niyazi Sayın'ın ve onun talebelerinden Sadrettin Özçimi, Ahmed Şahin ve Yavuz Akalın'ın ney sazındaki tavır unsurları bireysel ve karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada icrâ incelemeleri yapılan eserler Nedim Ağa'nın Sultânîyegâh peşrevi ve Saz semâisi olmuştur. Ait olunan meşk silsilesinin ve ekolün tavır açısından önemli oluşu hipotezine dayanarak somut biçimde eser icrâlarının tavır unsurları incelenmiş ve aralarındaki benzerlikler gösterilmiştir.
Neyzen Ulvi Erguner'in musiki çalışmaları ve ney taksimlerinin değerlendirilmesi
Neyzen Ulvi Erguner (1924-1974), İstanbul Fatih, Sultanselim semtinde doğmuştur. 20. yüzyılın üstad neyzenlerinden aynı zamanda hafız ve bestekâr Süleyman Erguner (1902-1953)'in en büyük çocuğudur. Küçük yaşlardan itibaren ney üflemeyi ve ilk musiki bilgilerini babasından almıştır. Ortaokul ve liseyi askeri okulda okumuştur. Kara Harp Okulu'ndan mezun olduktan sonra levazım subayı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çalışmaya başlamıştır. Askerlik mesleğini yurt içinde ve 1958 yılından itibaren bir yıl süreyle Kore'de yerine getirirken ney ve musiki ile de meşgul olmuştur. 1964 yılında yarbay rütbesinde iken kendi isteğiyle emekliye ayrılmış; 1964 yılından 1967 yılına kadar TRT İstanbul Radyosu'nda akitli ney sanatçısı olarak çalışmıştır. TRT'nin teklifi üzerine emekliliğini sonlandırarak 1967 yılından itibaren İstanbul Radyosu'na 'Modal Tek Sesli Müzikler Müdürü' olarak atanmıştır. Bu görevi sırasında yaptığı sanatsal ve idari çalışmalar 'TRT ve Türk Müziği Tarihi' açısından büyük önem arzetmektedir. Ulvi Erguner'in TRT İstanbul ve Ankara Radyosu arşivlerinde ve diğer arşivlerde, dijital sosyal paylaşım platformlarında yaptığı birçok taksim ve ney ile eşlik ettiği icraları bulunmaktadır. Bununla beraber İstanbul Radyosu'nda hazırlayıp yönettiği 'Tarihi Türk Musikisi' koro programlarının kayıtları musiki tarihimize geçen önemli ve örnek koro kayıtları olması bakımından bu çalışmamızda yer verilmiştir. Ulvi Erguner'in ney taksimleri ve musiki çalışmaları üzerinde akademik ve sanatsal olarak günümüze kadar bir çalışma yapılmamış olması bu çalışmanın gerçekleşmesine sebep olmuştur. Bu nedenle önce Ulvi Erguner'in ilk ney ve musiki meşklerini aldığı dönemlerden itibaren babası ve dönemin üstadlarıyla gerçekleştirdiği musiki faaliyetleri ele alınmıştır. Ardından özellikle ney taksimlerinin tespiti, notaya alınması, incelenmesi yapılmıştır. Elde edilen verilerden hareketle 'Erguner Tavrı'ndaki neyzenliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bunlardan başka Ulvi Erguner'in Türk musikisi tarihi, kültürü ve sanatı açısından yaptığı çalışmalarına da ayrıca yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ulvi Erguner, Ney, Neyzen, Taksim
Dilsiz kaval eğitimine yönelik metodolojik bir çalışma
Bu çalışmada, dilsiz kaval çalgısı eğitimine yeni başlayacak olan bireyler temel alınmıştır. Ülkemizde çalgı eğitimi genelde usta çırak ekseninde ilerlese de metotlu bir çalışma bilimsel eğitimin bir gereğidir ve kurallı öğrenmeyi içerir. Çalgı eğitiminde amaca ulaşmak sistemli bir çalışma ve doğru metotların uygulanması ile gerçekleşir. Bu çalışma Türk halk müziği nefesli çalgıları içinde önemli bir yere sahip olan dilsiz kaval çalgısının tanıtılması, başlangıç ve orta seviyede öğretim tekniklerinin sistematik bir şekilde ortaya konmasını içeren bir metot önerisidir. Alana ait literatür taraması yapılmış, elde edilen kaynaklardan araştırmanın amacına uygun bilgiler göz önünde bulundurulmuş ve rapora eklenmiştir. Çalışma sırasında çeşitli değişkenler üzerinde durulmuş ve bunların öğrenci başarısına etkileri dikkate alınmıştır. Araştırma raporunun giriş bölümünde Türk halk müziği nefesli çalgıları ve özellikle kaval ailesi hakkında açıklamalı bilgilere yer verilmiştir. Dilsiz kavalın eğitiminde karşılaşılan problemler ve çözüm yolları konusuna önerilerde bulunulmuştur. Eğitime başlamadan önce, temel çalışmalar başlığı altında kazanılması gereken genel bilgiler, teknikler ve çalışma yöntemleri konusunda bilgiler verilmiştir. Metot içerisinde kullanılan sözlü-sözsüz tüm eserler dilsiz kaval çalgısının çalımına adapte edilerek bir sistem içerisinde verilmeye çalışılmıştır. Metot çalışması 14'er haftalık toplam 3 periyot olarak hazırlanmıştır. 1. Periyotta, düz, temiz ses çıkarma ve parmak yerlerinin öğrenilmesi, uygun etüt ve eserler üzerinde, vibrato tekniği, bağlı üfleme, tekrar işaretleri, parmak ve nefes vurgusu kazanımları verilmiştir. 2. Periyotta, seçimli perde kullanımı, (seslerde kademe tercihi) farklı usuller içeren etüt ve eserler üzerinde usul ve metronom değişikliklerinin kazanımı, tercihli seslerin (üfleme şiddeti ile farklı kademelerden aynı sesin kullanımı) kullanım şekilleri, tiril, senkop, mordan, glissando, triole, nüans ve gürlük ifadelerinin kullanımlarının kazanımını sağlamak hedeflenmiştir. 3. Periyotta, Türk halk müziğindeki farklı dizilerdeki eser ve etütler üzerinde, dilsiz kaval çalgısı çalımına adapte edilerek repertuar kazanımı hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dilsiz Kaval, Dilsiz Kaval Eğitimi, Metot, Çalgı Eğitimi, Türk Halk Müziği Çalgıları
Kırşehir halay havalarının dilsiz kaval ile icrasındaki özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Kırşehir iline ait bazı halay havalarının dilsiz kaval çalım teknikleri ile yöre tavrında icrası yapılmıştır. Çalışmada ilk olarak Kırşehir ilinin tarihi geçmişi, coğrafi konumu ve kültürel yapısı anlatılmıştır. Yöreye ait icra edilen halaylara dair bilgiler, halayların bulundukları coğrafi konuma göre genel özellikleri ve Türk Halk Müziği içerisindeki yeri ve öneminden bahsedilmiştir. Daha sonra Abdal Müziği Geleneğinin tanımına, Abdal Müziği içerisinde yer alan yöre tavrının önemine, yöre abdallarının yaşam şekillerine ve önde gelen Kırşehir Abdallarına yer verilmiştir. Dilsiz kavalın tarihi geçmişi, gelişim süreci, kaval çeşitleri, Türk Halk Müziği topluluklarına girmesi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Kırşehir yöresi halaylarına örnek olarak seçilmiş dört türkünün dizisi, aralık ve makamsal özellikleri incelenmiştir. Eserlere ait genel bilgiler ile halayların yorumlanmasında kullanılan üfleme teknikleri ele alınmıştır. Tespit edilen eserlerin icrası sırasında uygulanan mordan, tril, çarpma, vurgulu üfleme, bağlı üfleme, glissando, vibrato, ve dilsiz kavalda seçimli perdeler gibi teknik çalım özellikleri irdelenmiştir. Bu çalışma, kaynak araştırması, literatür taraması, gözlem, deney ve usta müzisyenler ile söyleşi şeklinde gerçekleştirilmiştir.
Hasan Uçarsu'nun geleneksel enstrümanları kullanma teknikleri ve bu tekniklerden yol çıkılarak yazılan eser; Geride Kalan
Bu tezin çalışma konusu, Hasan Uçarsu'nun "Eski İstanbul'un Arka Sokaklarında" isimli eserinin analizi üzerinden, geleneksel bir enstrümanın, çağdaş bir müzik içinde hangi yöntemlerle kullanabileceğini araştırmak ve geleneksel enstrümanların yer aldığı yeni bir eser bestelemektir. Bu tez, giriş, literatür araştırması, gereç ve yöntem, Hasan Uçarsu'nun hayatı ve bestecilik anlayışı, Eski İstanbul'un Arka Sokaklarında isimli eserin analizi, Geride Kalan ve sonuç başlıklarından oluşmaktadır. Hasan Uçarsu'nun eseri, form ve melodi, ritmik yapı, çokseslilik ve tını başlıkları altında incelenmiştir. Bu incelemeden yola çıkılarak bestelenen "Geride Kalan" isimli müzik, kanun, kemençe, viyolonsel ve piyano için yazılmıştır. Kanunun çok sesli bir müzik içinde kullanılabilmesi açısından, incelenen eser örnek alınmıştır. Fakat ilk eserden farklı olarak, ikinci eserin içinde geleneksel müzikten yapılan bir alıntı yoktur. İki eserin müzik dili birbirinden farklı yapıdadır. Sonuç bölümünde, bir klasik Türk müziği enstrümanının, tamamıyla makamsal yapıda olmayan ve çoksesli bir müzik içinde, son derece aktif bir şekilde yer alabileceği ve müziğe nasıl bir yenilik kazandırdığı açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kanun, Çokseslilik, Hasan Uçarsu
Gümüşhane ilinde tespit edilen ortak oyun havalarının asma davul çalım tekniğine göre notasyon yazılımı
"Gümüşhane İlinde Tespit Edilen Ortak Oyun Havalarının Asma Davul Çalım Tekniğine Göre Notasyon Yazılımı" adlı yüksek lisans tezinde, Anadolu'nun hemen her ilinde, ilçesinde, köyünde icra edilen iki önemli sazın, davul ve zurnanın birlikte çalım geleneği dikkate alınarak ve bu konuda sınırlanan alan olarak Gümüşhane ilinin de tespit edilen ortak oyun havalarının kendine has ritmik yapılarını içeren ortak oyun havalarının ezgileri seçilmiştir. Birinci bölümde, ülke kültürümüzün temel yapısında önemli bir yere sahip olan halk oyunları anlatılırken, araştırma yapılan Gümüşhane ilinin örf, adet ve geleneklerini, mahalli sanatçı ve yöre halkından bireyler ile ne şekilde görüşmeler yapılarak tespit edildiği aktarılmıştır. Bölümde incelenecek olan ezgilerin hangi kaynaklardan tespit edildiği ve çalışma alanın nasıl sınırlandırıldığına değinilmiştir. İkinci bölümde, araştırmanın yapıldığı Gümüşhane ilinin birçok uygarlığa da ev sahipliği yapmış tarihi, coğrafi konumu ve ilin içinde bulunduğu Kelkit vadisinin Gümüşhane ili ile bağlantısı anlatılmıştır. Gümüşhane ilinin sosyoekonomik yapısı ve kültürüne yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Gümüşhane ilinde, ilçe merkezlerinde, köylerinde tespit edilen ortak oyun havaları aktarılmıştır. Bu oyun havalarının icra ortamları ve biçimleri, içerisin de yer aldıkları Türk halk oyunlarının halay, horon ve bar türleri başlıkları altında yöresel özellikleri ile sunulmuştur. Dördüncü bölümde, çalışmada tespit edilen ortak oyun havalarının icrasında kullanılan davul ve zurna enstrümanları yöredeki yapı ve özellikleri ile ayrı başlıklar altında ele alınarak incelenmiştir. Beşinci bölümde, temel amaçlarından biri olan asma davul enstrümanının daha önce yapılan tezler ve çalışmalarda çıkan seslerin nasıl notaya alındığı ve bunların arasında hangi yöntemin benimsenerek tezimize uygun hale getirildiği sunulmuş olup. Asma davul çalgısının notasyonun da gösterilecek olan sesler tek tek ele alınmıştır. Altıncı bölümde, tespit edilen ortak oyun havalarının asma davul çalım yöntemine göre notasyon yazılımı yer almıştır. Bu ezgiler belli başlıkları altında toparlanmış ve tablolar oluşturularak gösterilmiştir. Yörede yapılan çalışmalar doğrultusunda sınırlandırılıp incelenen kayıtlar üzerinden belirlenen ve temel amaç olan Gümüşhane ilinde ortak oynana halk oyunlarının ezgileri, asma davul sazı ile icra özellikleri eserlerin tempoları belirtilerek aktarılmıştır. Sonuç bölümünde, bütün başlıkların içeriğinde incelenen ve açıklanan tüm veriler, genel çıkarımlara varılarak bütün olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gümüşhane ili, Halk Oyunları, Asma Davul, Ritim Notasyonu
Türk halk müziği ritmik yapılarının bendir ile icrasında dizüstü çalım tekniği
"Türk Halk Müziği Ritmik Yapılarının Bendir ile İcrasında Dizüstü Çalım Tekniği" adlı yüksek lisans tezinde, Türk Halk Müziği (THM) ritimlerinin bendir ile icrası ve eğitimi konusundaki eksiklikler ve yanlışlıkların olduğu, yöresel usul özelliklerinin yeterli olarak öğretilmediği ve buna bağlı olarak unutulmaya ve kaybolmaya başladığı saptanmıştır. Bu yöresel usul özelliklerinin ve ritim kalıplarının yaşatılması ve sonraki kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Bu çalışmada, Türk Halk Müziği ritimlerinin notaya alınması ve eğitimde kullanılabilir bir kaynak haline getirilmesi amaçlanmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın yapılış nedenleri ve amacı açıklanmaktadır. THM ritmik yapılarındaki yöresel özellik ve farklılıkların önemine değinilmiştir. Konu ile ilgili yapılan alan araştırmalarında ve icracılar ile yapılan görüşmelerde, gelenekte icra edilen ritim kalıpları verilerinin, hangi yöntem ve teknikler ile toplandığı anlatılmıştır. İkinci bölümde, ritim konusu ile ilgili tanım ve terimlere yer verilmiştir. Bendir çalgısının nota yazımında kullanılacak olan, vurmalı çalgılarda kullanılan terim ve işaretler, örnek şekiller verilerek anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Türk Halk Müziği ' inde kullanılan vurmalı çalgılar tanıtılmıştır. Bu çalışmanın konusu olan, THM vurmalı çalgılarından bendir çalgısının yapısal özellikleri, çalgıyı oluşturan parçalar ve çalgının yapımı ile ilgili detaylı bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde, çalgının tutuş ve vuruş biçimleri, bendir çalgısı için kullanılan usul notası yazılışı, örneklerle detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Çalgı üzerindeki kontrolü ve hakimiyeti arttırmak için gerekli olan, teknik alıştırmalar verilmiştir. Beşinci bölümde, iki zamanlı ana usulden, otuzlu karma usule kadar THM ritmik yapıları anlatılmıştır. Bu ritmik kalıplardaki yöresel farklılık ve özellikler, türkü örnekleri ve ritim notaları verilerek gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Halk Müziği, Ritim, Bendir, Teknik
Başkemancılığın tarihsel gelişimi ve orkestradaki işlevi
Bu çalışmanın başlıca araştırma alanı başkemancılığın önemi ve orkestra geleneğindeki vazgeçilmez rolüdür. Başkemancılığın tarihçesinin yanında, başkemancıların günümüz orkestralarındaki durumu ve orkestra geleneğine katkıları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca başkemancının,şef ve orkestrayla iletişimi ve liderlik yönü ele de alınmıştır. Çalışmanın ana eksenini oluşturan bu bölüme katkı sunacağı düşünülerek tarihsel süreçte varlık göstermiş çalgı topluluklarına ve ilk orkestralara da yer verilmiştir. Başkemancılık pozisyonunun ortaya çıkış sürecine bakıldığında daha çok müziğin yapısı, bestelenme biçimindeki değişikliğin etkili olduğu gözlemlenmiştir. Klavsenistlerin önderliğinde başlayan orkestra liderliğinin süreç içinde el değiştirdiği ve bu liderliği yaylı çalgıcılara devrettiği görülmüştür. İlerleyen dönemlerde bu yöntemin de yeterli bulunmayıp orkestra şefliği gibi bir konumun ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Araştırmada başkemancının bir takım görevleri orkestra şefine devretmesiyle, görev alanının daraldığı da görülmüştür. Ancak bulunduğu pozisyonun ise daha ayrıntı barındıran rollere doğru evrildiği sonucuyla karşılaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkemancı, Senfoni Orkestrası, Çalgı Toplulukları
Dilsiz kaval icrasında alterasyon ve süsleme işaretlerinin incelenmesi
Bu çalışmada Anadolu'da, dilsiz kavalın tanımı, tarihçesi yapısal özellikleri, yörelere göre farklılık gösteren çalım teknikleri üzerinde alterasyon ve süsleme işaretleri incelemesi yapılmıştır. Kaval Anadolu'da önemli bir yer edinmiş ve çok eski dönemlerden beri var olmuş bir enstrümandır. Dilli ve dilsiz olmak üzere sınıflandırılmaktadır ve her birinin iki farklı perde yapısı bulunmaktadır. Çalışmada çalış teknikleri hakkında dilli kaval için horlatmalı ve düz olmak üzere iki çalım tekniği olduğu ve dilsiz kaval için de 1. Ve 2. Pozisyon çalım tekniği olduğu belirtilmiştir ve bu teknikler açıklanmıştır. Dilsiz kaval için de yine ayrıca horlatmalı çalım tekniğinin olduğu belirtilmiştir. Dilsiz kaval üzerinde belirtilen tekniklerin alterasyon işaretleri ile ifadesi örneklerle açıklanmış yöresel tavırlara göre farklılık gösteren çalımların nota üzerinde gösterimi alterasyon ve süsleme işaretleri ile kaval icrasına göre ele alınmıştır. Yapılan çalışmada Anadolu'da yörelere göre kaval çeşitleri hakkında bilgi verilip konu üzerine dilsiz kaval için yapılmış metodolojik çalışmalarda alterasyon ve süsleme işaretlerinin icracının yöresel tavırları bozmadan aktarımı ve çalınacak eserlerin kaval çalım şekline göre nota üzerinde ifade edilmesinin, incelenmesinin kaval icrasında ve eğitiminde katkı sağlayacağı düşünülmüştür.
İhsan Özgen'in kemençe taksimlerinin incelenmesi ve yeni icralarda kullanılması
Bu çalışmada, kemençe sazına önemli katkılar sağlamış olan İhsan Özgen'in taksimleri, kompozisyon (form, melodi, ritim bakımından) ve icra (icra teknikleri, yorum) açısından incelenerek kullanmış olduğu kişisel motifleri, ritmik yapıları, yay teknikleri, süsleme teknikleri, makam seyir, perde, çeşni kullanımı ve kendine özgü ifade unsurları belirlenerek tavrını bilimsel analizler ile çözümlemek amaçlanmıştır. Araştırmada, literatür taraması yapılarak konuya katkıda bulunabilecek yazılı ve görsel kaynaklara ulaşılmıştır. Daha sonra ise Özgen'in taksim kayıtlarına ulaşılmış olup araştırma kapsamında incelenecek taksimler belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini Acemkürdî ve Isfahan kemençe taksimleri oluşturmaktadır. Bu taksimler ağırlaştırılarak tekrar tekrar dinlenerek en küçük detayına kadar irdelenip Finale nota yazım programı aracılığı ile notaya aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmaya konu olan taksimler cümlelere bölünerek her bir cümle ayrı ayrı analiz edilmiştir. Yapılan analizde öncelikle melodi – makam başlığı altında eserin geneline bakılmış daha sonra ise yakından bakış alt başlığı altında yapı – melodi, ritim ve icra açısından isimli başlıklar ile cümleler tek tek detaylı olarak analiz edilmiştir. Detaylı analizden sonra taksimlerin değerlendirmeleri birbirinden ayrı olarak yapılmış ve bazı elde edilen veriler tablo ve grafiklerle anlatılmıştır. En son olarak taksim icralarındaki ortak özellikler tespit edilip açıklanmıştır. Araştırmada; kaynak tarama, inceleme, yorum, karşılaştırma, istatistiksel analiz ve sözlü görüşme yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Özgen'in tavrını belirleyen özellikler somut bir şekilde ortaya konulmuş ve bu tavrın yeni icralara katkısı değerlendirilerek bazı önerilerde bulunulmuştur.