Tarım
243 theses under this subject heading
Tarım ve gıda etiği bağlamında insan-doğa ilişkisinin yeniden kurgulanması
İnsanlar var olduğu günden bu yana doğa ile iç içe olmuşlar ve doğaya bağımlı yaşamışlardır. Başlangıçta tanrısal bir doğa anlayışı içerisinde, avcılık ve toplayıcılık paradigmasının hâkim olduğu beslenme modelinde, yaşamlarını kendilerini çevreleyen doğa içindeki koşulların değişimine bağlı olarak değiştirmek zorunda kalan insan, doğayı anlamaya ve tanımaya çalışmıştır. Bu dönemin paradigması bağlamında yamyamlık, kölelik, kabilelerin hareket kabiliyetini sınırlaması nedeniyle yaşlıların ve fazla çocukların istenmemesi gibi etik sorun alanları gözlenmiştir. İlk bilimsel ve teknolojik devrim olarak kabul edilen yerleşik yaşama geçiş ile başlayan bitkisel ve hayvansal üretim yeni bir tarımsal üretim paradigması yaratmıştır. Bu paradigma bağlamında, yeni tarımsal üretim modeli ilk mülkiyet formalarının ortaya çıkmasına, ilk hukuk kurallarının belirmesine, sosyal sınıfların doğmasına, tarımsal amaçlı astronomi gözlemlerine, geometrik ve aritmetik hesaplamalarda ilerlemelere, bina, alet, sanat eserlerinin yapıma kadar sayısız tekniğin gelişimine yol açmıştır. Ardından sanayi devrimi ile başlayan süreçte, bilim ve teknolojideki gelişmelere bağlı olarak yoğun tarımsal üretim paradigmasına geçilmiştir. Bu dönemde, organik doğa anlayışından mekanik doğa anlayışına geçilmiştir. Mekanik doğa anlayışı içerisinde, insanın merkezli yaklaşımla, doğayı anlama tanıma ve onunla yaşama düşüncesinin doğaya hâkim olma düşüncesine dönüşmüş olduğu görülmektedir. Yoğun tarımsal üretim paradigması başlangıçta, gıda kıtlığını engellemede başarılı olurken dünya nüfusu hızla artmış, kimyasal gübre kullanımı dört kat, pestisit kullanımı otuz iki kat, fosil yakıt kullanımı dört kat artarak tarım ve gıda etiği konusunda yeni sorun alanlarını ortaya çıkarmıştır. Bugün, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, çocuk işçiliği, gıda güvenliği ve güvencesi, hayvan hakları, yoğun kimyasalların kullanımına bağlı geri dönülemez çevre sorunları, tarım ve çevrenin sürdürülebilirliği, tarımsal üretime ait büyük verinin sahipliği gibi etik sorun alanları dikkate alındığında, insan merkezli bakış açısı ve mekanik doğa anlayışına dayalı insan doğa ilişkisinin, tarım ve gıda etiğinde gözlenen sorunları çözmekten uzak olduğu gözlenmektedir. Çalışma, değişen insan-doğa anlayışı çerçevesinde, tarımsal üretim paradigmalarına bağlı olarak gözlenen etik sorun alanlarını ortaya koyarken, tarım ve gıda etiği bağlamında insan doğa ilişkisinin yeniden kurgulanması gerektiği savını ortaya koymayı ve bu bağlamda temellendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde felsefe ve etiğin periferinde kalmış görünen tarım ve gıda etiğinin kavramsal çerçevesi ortaya konmaya, ikinci bölümünde zaman içinde değişen tarımsal üretim paradigmalarına bağlı olarak insan doğa ilişkisi tarım ve gıda etiği bağlamında ele alınmaya, üçüncü bölümünde ise tarım ve gıda etiğinde gözlenen sorun alanlarının mekanik insan doğa anlayışına bağlı salt bilimsel ve teknolojik çözümlerle mümkün olmayacağı, ekosistemi göz önüne alan bütüncül (holistik) insan doğa anlayışının kurgulanmasının gerekliliği savı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde ise insanın doğadaki diğer türler gibi ekosistemin sıradan bir üyesi olarak görüldüğü ve bağlantısal bir bütünsellik içinde ele alınan bütüncül insan doğa ilişkisinin etik bağı tarım ve gıda etiği bağlamında kurgulanmasının gerekliliği savı temellendirilmeye çalışılmıştır. Zaman içerisinde değişen insan-doğa ilişkisi, kuşkusuz olarak sadece insanlar tarafından tek yönlü olarak ifade bulur. İnsan bilinci tarafından deneyimlenen doğanın değişik zaman akışı içinde sosyal, kültürel, ekonomik ve etik değerlerin değişimine bağlı olarak farklı şekillerde anlamlandırılması, doğanın gerçekliğini göreli bir gerçeklik kılar. Bu yönüyle doğa "orada" duran, ortaya çıkarılması gereken evrensel yasaları olan sabit bir gerçeklik olmaktan ziyade insan ve diğer türler tarafından ortaya konan ilişkiler ağı içerisinde dönemsel olarak yeniden üretilen bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde hazırlanan tez çalışmasının fenomenolojik bir araştırma denemesi olduğu söylenebilir.
Küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkisi: Bir ARDL modeli uygulaması
Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artması ile yer küre ve denizlerde meydana gelen sıcaklık artışlarına küresel ısınma denilmektedir. Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği tarım sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, 1985-2016 zaman periyodunda küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, tarımsal GSYH, buğday üretimi, mısır üretimi, çeltik üretimi değişkenlerinin her biri ile ortalama sıcaklık, toplam yağış, toplam karbondioksit miktarı arasındaki ilişki ARDL modeli ile yıllık veri seti kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre, tarımsal GSYH ile karbondioksit ve yağış miktarı arasında negatif bir ilişki vardır. Sıcaklık ile tarımsal GSYH arasında negatif bir ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, iklim değişikliğinin genel etkisi negatif yöndedir. Yapılan analizlerde çeltik üretimi ile sıcaklık ve yağış değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, karbondioksit miktarının çeltik üretimi üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Mısır üretimi ile iklim değişikliği ilişkisi incelendiğinde ise kısa dönemde yağış ve karbondioksit miktarının üretimi negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın uzun dönemde mısır üretimi ile iklim değişikliği arasında anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. Buğday üretimi ile sıcaklık, yağış ve karbondioksit değişkenleri arasında ise bir eşbütünleşme ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Tarım Sektörü, ARDL.
Cittaslow Hareketi ve Seferihisar örneği; Tarım, emek, mülkiyet ilişkileri ve mekan bağlamında bir çözümleme
Küreselleşme ile birlikte değişen tarım, gıda, yemek, kent dünyanın birçok ülkesinde ve yerel birimlerde değişim ve dönüşümü beraberinde getirmiştir. Küresel kapitalizmin, sermayenin ve neoliberal politikaların önemli ölçüde etkili olduğu bu süreçte bireylerin ve toplumların yaşamları serbest piyasa koşullarına terk edilmiştir. Bu sürece karşı çıkan hareketler ise benzer dönemde farklı coğrafyalarda farklı tepkiler göstermişlerdir. Bu çalışmada küresel gıda ve tarım sermayesine karşı İtalya'da başlayan Slow Food hareketi ve kentsel düzlemde varlığını gösteren bağıl hareket olan Cittaslow hareketinin sosyo-ekonomik etkileri ele alınmıştır. Türkiye'de 2009 yılında başlayan hareketin Seferihisar ilçesi örneğinde sahip olduğu kriterler ve uygulamaları ile tarım, kadın emeği, mülkiyet ilişkileri ve mekân özelindeki etkileri ve dönüşümleri çözümlemek çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Hareketin Seferihisar'a gelişi ve bağıl projelerin uygulamaya konulması ile birlikte ilçede yaşanan tarımsal değişim, yerelde yaşayanların ekonomik hayatta yer alma süreçleri ve potansiyellerini ortaya çıkarmaları bağlamında önemlidir. Hareket, küçük kentler için küreselleşme ve sermayeye karşı yeni bir model ortaya koymaktadır. Bu süreçte mülkiye ilişkileri ve mekânda yaşanan dönüşümler ise özel önem gösterilmesi gereken kavramlardır.
Küresel iklim değişikliğinde tarım ve bir çözüm önerisi olarak modern tarım uygulamaları
Küresel iklim değişikliğinin tek sorunlusu insan değildir. Fakat en büyük sorumluluk insanındır. Çevre, yüzyıllar boyunca olumsuz etkiye maruz kalmıştır. Bu etki Sanayi Devrimi öncesi doğal nitelikteyken Sanayi Devrimi sonrası yapay nitelik kazanmıştır. Sanayi Devrimi ve çeşitli insan faaliyetleriyle hız kazanan olumsuz çevresel etkiler, küresel boyutta felaketlere neden olmuştur. Sebep olduğu küresel iklim değişikliğinin farkına varan insanlık, uluslararası düzeyde çözümler üretmeye ve önlemler almaya çalışmıştır. Küresel iklim değişikliği birçok alanı olumsuz etkilemektedir. Fakat bu alanlar arasında tarımın yeri ayrıca önemlidir. Çünkü tarım ile küresel iklim değişikliği arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Küresel iklim değişikliği sonucunda meydana gelen kuraklık, yağış farklılığı, iklim kayması gibi olumsuz sonuçlar doğrudan tarımsal üretimi etkilemektedir. Buna karşılık tarımsal üretimdeki çevreye zararlı girdiler, sera gazı salınımı, verimsiz doğal kaynak kullanımı gibi hususlar küresel iklim değişikliğine negatif etki etmektedir. Ayrıca tarım; gıda güvencesi kapsamında da ayrıca önemlidir. Küresel iklim değişikliğiyle tarım arasındaki karşılıklı ilişki göz önünde bulundurulduğunda iklim değişikliğine uyumlu tarımsal üretimin önemi anlaşılmaktadır. Bunu sağlamak için modern tarım uygulamalarının tarımsal üretimde kullanılması gerekmektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda çalışmanın amacı küresel iklim değişikliği ve uluslararası düzeyde alınan önlemlerin neler olduğunu tartışmaktır. Sonrasında küresel iklim değişikliğiyle tarım arasındaki ilişkinin ne olduğunu ortaya koymaktır. Son olarak küresel iklim değişikliğine uyum kapsamında modern tarım uygulamalarını ele almaktır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak iklim değişikliğiyle ilgili literatür taraması yapılmıştır. Ardından küresel iklim değişikliği ve tarım kapsamında literatür taraması ve uzman kişilerin birikimlerine başvurulmuştur. Son olarak iklim değişikliğine uyumlu modern tarım uygulamalarını konu alan çalışmalar ve literatür taranmış ve çalışma kapsamında uygun bulunan tarımsal uygulamalar saptanmıştır. Toplanan veriler sonucunda iklim değişikliğine uygun modern tarımsal uygulamalara çalışma içerisinde yer verilmiştir. Sonuç olarak küresel iklim değişikliği çevresel bir felakettir ve tüm canlı yaşamını etkilemektedir. Tarım, küresel iklim değişikliği kapsamında önemli bir konumdadır. Tarım iklime bağımlı olduğu için iklim değişikliğinden doğrudan etkilenir. Fakat tarım küresel iklim değişikliğine neden olan unsurlar arasında da yer almaktadır. Tarımda kullanılan çevreye zararlı girdiler ve tarım kaynaklı sera gazı salınımları iklim değişikliğini hızlandırmaktadır. Dolayısıyla küresel iklim değişikliğine uyum kapsamında tarımın rolü önemlidir. Fakat daha çevreci tarımsal üretim yapabilmek için modern ve yeşil tarımsal üretim uygulamalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Çorum Sancağı'nın İskilip Kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin idari statüsü ve 19. yüzyıl ortalarındaki sosyo-ekonomik yapısı
Osmanlı Devleti Tanzimatla birlikte yeni bir değişim ve Batılılaşma sürecine girmiştir. Yapılacak olan bu değişim ve yeniliklerin birisini de yeni vergi düzeni oluşturmaktadır. Uygulanacak olan bu vergide, herkesin kazancı esas alınmıştır. Ayrıca halkın emlak, arazi ve hayvan gelirlerinin sayılması da uygun görülmüştür. Bu sayım sonucu oluşturulan temettuat defterleri, günümüzde ait oldukları bölgenin sosyal ve ekonomik yapısı hakkında ayrıntılı ve önemli bilgiler vermektedir. Biz de bu doğrultuda 1844-1845 yıllarında Ankara Eyaleti Çorum Sancağı sınırları dâhilinde bulunan İskilip Kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin toplumsal ve iktisadi yapısını araştırdık. Çalışmamızda ana kaynak olarak, Bayat temettuat defterlerinden faydalandık. Fakat sadece vergi hakkında bilgi veren bu kayıtlarda, kurumlar ve idari yapı gibi bilgiler bulunmamaktadır. Bu konudaki eksik olan bilgileri diğer arşiv kaynakları ve bölgeyle alâkalı çalışmalarla tamamlamaya çalıştık. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümüne ilk olarak Bayat adının anlamını açıklayarak başladık. Bayat adı hakkında bilgi verdikten sonra İskilip-Bayat çevresinin ilkçağlardan günümüze kadar olan tarihi hakkında bilgi vererek, Tanzimat sonrası idari ve mali reformlardan da bahsettik. Daha sonra Osmanlı Devleti'nin vergi düzeni ve tahrirlerin yapılışı konularına değindik. Bu tahrirler kapsamında yer alan temettuat tahrirleri ile bu kayıtların tutulduğu temettuat defterleri hakkında da genel hatlarıyla bilgi verdik. Çalışmamızın ikinci bölümünde ilk olarak nahiyenin Osmanlı dönemindeki idari statüsü hakkında bilgi verdik. Ayrıca temettuat kayıtlarına göre nahiyenin 19. yüzyıl ortalarındaki sosyal yapısına ve meslek gruplarına değinerek, nüfus defterlerine göre nahiyenin nüfusu ve köyleri hakkında da bilgi vermeye çalıştık. Üçüncü bölümde Bayat'ın tarım ve hayvancılığa dayanan ekonomik faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi vererek, özellikle tarım yapılan toprak miktarlarını ve ziraatı yapılan ürünleri türlerine göre tablo ve grafikler yardımıyla daha anlaşılır hale getirmeye çalıştık. Hemen ardından hayvanları türlerine ve hasılat gelirlerine göre ayrıntılı bir şekilde incelemeye çalıştık. Dördüncü bölümde ise 19. yüzyıl ortalarında Bayat Nahiyesi'nin ekonomik yapısına değinerek, gelir getiren kaynaklar ile nahiyede ek gelir olarak kazanç elde edilen ticaret faaliyetlerine değindik. Ayrıca bu bölümde nahiyeden alınan vergiler ile vergilerin çeşitleri ve bu vergilerin dağılımı üzerinde durduk. Bu çalışma ile Çorum Sancağı'nın İskilip kazasına bağlı Bayat Nahiyesi'nin, Cumhuriyet öncesi tarihini aydınlatmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Bayat, Hane, Hayvancılık, Nüfus, Öşür, Tarım, Temettuat, Vergi
Avrupa Birliği Hibe Fonlarının vergi gelirleri üzerindeki etkisi, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu hibeleri örneğinde bir değerlendirme
Avrupa Birliği hibeleri ile günümüzde birçok yatırım yapılmaktadır. 2007-2013 yıllarında Avrupa Birliği Fonlarından ülkemiz faydalanmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği fonlarından ülkemize 2014-2020 yılları için 4.4 Milyar Avro hibe verilecektir. Avrupa Birliği ilk kez 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ismi altında kurulmasından sonra Türkiye 31 Temmuz 1959 yılında Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. Sonrasında uzun süreç devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu arasında imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Topluluk programlarına katılımı ile ilgili genel prensipleri düzenleyen 26 Şubat 2002 tarihli Çerçeve Antlaşması'nda öngörülen şartlara uygun olarak Mutabakat zaptını imzalamıştır. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ise Avrupa Birliğine Katılım öncesi Mali Yardım Aracı Kırsal Kalkınma Fonu(IPARD) Programını uygulamak üzere kurulmuştur. Bu çalışmada; Avrupa Birliği hibe fonları, Avrupa Birliği Hibe fonları hakkında bilgiler verilmiştir. Sonrasında özel olarak Avrupa Birliği Hibeleri Kırsal Kalkınma Hibe hakkında bilgiler verilerek örnek bir proje üzerinde durulmuştur. Hazine'nin verdiği hibelerin Hazine'ye geri döndüğü tezi savunulmuştur. Avrupa Birliği Hibeleri vergiden muaf olduğu için yatırım sonucunda oluşturulan katma değer ile vazgeçilen vergi açısından hibe fonlarını değerlendirilmiştir. IPARD Kapsamında Hibe verilen bir işletme seçilerek oluşturduğu katma değer incelenmiş ve vergi muafiyeti ülkemiz vergi sistemi açısından da değerlendirilmiştir. Sonuçta Hazine tarafından verilen hibe ile vergi arasındaki ilişki araştırılarak yapılan yatırım ile Hazine gelirleri açısından olumlu bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Hibe Fonları, Hibe Fonları, Hazine, IPARD, TKDK, Hibe,Fonlar, Vergi Muafiyeti,
XIX. yy. ortalarında Hüdavendigar Eyaleti Domaniç Kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Omerler ve Yörgüç köylerinin sosyo-ekonomik yapısı (Temettuat Defterlerine göre)
Osmanlı Devleti'nin ıslahat ve yenilik hareketleri tarihi içerisinde Tanzimat dönüm noktası olmuştur. Ekonomik alandaki düzenlemeler ile maliyeyi merkezileştirme, vergilerin halkın kazancına göre aracısız olarak toplanması, vergi çeşitliliğinin azaltılması hedeflenmiştir. Mükelleflerin yeni vergilerini tespit için halkın kazançlarının, mal ve hayvanlarının sayımı yapılarak temettuat defterleri hazırlanmıştır. H. 1260/61 yıllarında hazırlanan bu defterler yerleşim yerlerinin demografik, sosyal ve ekonomik durumlarının tespit edilmesinde en değerli kaynak olmuştur. Bu çalışma Hüdavendigar Eyaleti Domaniç kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Ömerler ve Yörgüç köylerinin 1844-1845 tarihli temettuat defterlerinin incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Defterlerin transkripsiyonu yapılarak elde edilen veriler tablo ve grafikler eşliğinde değerlendirilmiştir. XIX. yüzyıl ortalarında Domaniç kazasına bağlı 9 köyün ekonomik yapısı tamamen tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. Halkın yıllık gelirlerinin % 83'ünü tarım gelirleri oluşturmaktadır. Tarım faaliyetleri daha çok halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik geçimlik tarım şeklinde yapılmaktadır. Mevcut arazinin % 52.4'ü ekili olup % 95 oranında tahıl ekimi yapılmaktadır. Tarımın yanında kereste ve kürek ticareti ile hizmetkârlık, çobanlık ve orakçılık gibi tarım işçiliğinden de gelir elde edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domaniç, Tarım, Hayvancılık, Temettuat, Vergi, Meslek, Ekonomi,
Coğrafi yönleriyle Karacabey Tarım İşletmesi
İnsan ve mekân ilişkisinin çok yoğun olduğu tarımsal faaliyetler, coğrafya biliminin çalışma alanına girmektedir. Bu biliminin temel ilke ve prensiplerine bağlı kalınarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, Karacabey Tarım İşletmesinde (TİM) yürütülen tarımsal faaliyetlere doğal ve beşerî çevre faktörlerin etkisini ve işletmenin tarımsal potansiyelinin bulunduğu bölge ve ülke tarımına sağladığı katkıları ortaya koymaktır. Bu tez çalışması, hem nitel hem de nicel veriler kullanılarak hazırlandığı için karma desenli bir çalışmadır. Bu araştırmayla, Karacabey TİM 'in kuruluşu, potansiyeli, üretim faaliyetleri ve bu faaliyetler ile bölge ve ülkemiz tarımına olan katkısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda konuyla ilgili literatür incelenmiş, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında veriler üretilmiş, farklı zamanlarda saha çalışmaları yapılarak belirlenen katılımcılar ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin içerik analizleri yapılmış, tablo, grafik ve haritalarla görselleştirilmiştir. Devletin tarım faaliyetlerini düzenlemek ve geliştirmek amacıyla kurduğu tarım işletmelerinden birisi olan Karacabey TİM'in kuruluşu Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerine kadar uzanmaktadır. İşletme, ülkemiz tarım ve hayvancılığına önemli hizmetlerde bulunmuştur. Karacabey Ovası'nın güney kesiminde kurulmuş olan işletme; verimli tarım toprakları, su kaynakları ve elverişli iklim şartları gibi avantajlı doğal ortam şartlarına sahiptir. İşletme çevresi ülkemizin önemli tarımsal nüfusa sahip alanlarından birisidir. Entansif tarım yöntemlerinin uygulandığı Karacabey TİM geçmişte daha çok damızlık hayvan üretiminde söz sahibi iken, son yıllarda ülkemizin tohumluk buğday ve mısır üretimine de katkı sağlamaktadır.
Kütahya'nın Gireği nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin sosyo-ekonomik durumu (Temettuat Defterine göre)
İkinci Mahmud döneminde yapılan köklü reformlardan sonra Tanzimat'ın ilanı ile birlikte vergiler konusunda da düzenlemeler yapıldı. Tanzimat dönemine kadar gerek Gayrimüslimlerden gerek Müslümanlardan çeşitli isimler altında farklı vergiler tahsil ediliyordu. 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun ilan edilmesiyle beraber tebaanın hukuki, sosyal ve ekonomik açıdan eşitliği kabul edilmiş ve vergilerde düzenleme yapılarak tek bir vergi alınması ilkesi benimsenmiştir. Verginin tahsili için önce tebaanın gelirlerinin bilinmesi gerekliydi. Bu maksatla 1844-1845 yıllarında "temettü" sayımları (halkın mal ve hayvanlarının sayımı, gelir ve giderlerinin tespiti) yapıldı. Bu sayımlara dayanarak köy veya mahallelerde yaşayan insanların gelirleri ve verecekleri vergi miktarları da belirlendi. Bu çalışma Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin temettuat defterlerinin değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Defterlerin çevirisi yapılmış ve ortaya çıkan veriler tablo ve grafiklerle değerlendirilmiştir. 19. yüzyıl ortalarında Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı beş köyün genel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraştığı görülmektedir. Zirai faaliyetler ve hayvancılık ticari faaliyetten öte halkın gündelik ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir.
Türkiye tarım ürünleri dış ticaretinin analizi
Bu çalışma, 2000-2021 döneminde Türk tarım sektörünün dış ticaretini analiz etmeyi ve seçili tarım ürünlerinin ihracat performanslarını ortaya koymayı amaçlamıştır. Tarımsal dış ticaret verilerinin analizinde Harmonize Sistem (HS), Uluslararası Standart Ticaret Sınıflandırması (SITC) ve Uluslararası Standart Sanayi Sınıflamaları (ISIC) kullanılarak karşılaştırma yapılmıştır. Çalışmada ayrıca, seçilmiş tarım ürünlerinin İhracat Piyasa Payı (İPP), Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler (AKÜ) endeksi, İthalat Sızma Oranı, Uzmanlaşma Katsayısı, Dış Rekabete Açıklık, İthalat/İhracat endeksleri kullanılarak rekabet gücünün analizi amaçlanmıştır. Rekabet gücü analizi amacıyla seçilen tarım ürünleri limon, mandalina, greyfurt, portakal, kuru üzüm, kabuklu fındık ve zeytinyağıdır. Yapılan analizlere göre, Türkiye'nin kuru üzüm, kabuksuz fındık ihracatında güçlü pazar payına sahip olduğu, greyfurt ihracatının pazar payında artış görüldüğü ancak portakal, limon ve zeytinyağı ihracatında pazar payının ve karşılaştırmalı üstünlüğünün gerilediği saptanmıştır. Pazarlama, finansman, girdi maliyetlerinin yüksekliği gibi sorunlar rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Rekabet gücünün arttırılması ve geliştirilmesi için söz konusu olumsuz faktörlerin giderilmesi istikrarlı gelişime yardımcı olacaktır. Türkiye tarım ürünleri ihracatını artırmak için alternatif pazarları ve tanıtım çalışmaları da yapmalıdır.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının tarımda ve kırsal kalkınmada kullanımı: Kütahya Simav jeotermal seracılık örneği
Tarım, Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Enerji ise özellikle gelişen toplumlarda en büyük ihtiyaçtır. Bu çalışmada yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımından ve bunun tarım sektörünün daha verimli hale gelmesindeki öneminden çeşitli uygulamalar örnek gösterilerek bahsedilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak yenilebilir enerji kaynakları ele alınarak Türkiye ve dünyadaki kullanım durumlarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde yenilenebilir enerji kaynaklarından özellikle jeotermal, güneş ve biyogazın tarımda kullanımına değinilmiştir. Üçüncü bölümde yenilenebilir enerji kaynaklarının tarımda ve kırsal kalkınmada kullanımına yönelik çeşitli projeler ile Kütahya Simav'daki jeotermal seracılık uygulamaları incelenmiştir. Bu çalışmada; yenilenebilir enerji kaynakları ile Türkiye tarımının sorunlarına çözüm üretilmeye çalışılırken diğer yandan da bu tür kaynakların şimdiye kadar Türkiye'de yeterince uygulanmaması eleştiri konusu olmuştur. Üçüncü bölümde anlatılan uygulamalar ve özellikle Kütahya ilinin Simav ilçesindeki jeotermal seracılık faaliyetleriyle ülkemizin yenilenebilir enerji alanında aslında nasıl bir potansiyele sahip olduğu ortaya konulmaktadır.
Teori ve uygulamalar ışığında Tavşanlı tarımının verimlilik analizi
Günümüzde bilgi ve iletişim alanında tüm Dünyada ve Türkiye'de yaşanan gelişmeler, birçok alanda etkisini gösterdiği gibi tanm sektöründe de etkisini göstermiştir. Tanm sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler, tarımsal üretimde hem verimliliği hem de kaliteyi arttırmıştır. Söz konusu verimlilik artışına paralel olarak, tarım sektöründe artık bir uzmanlaşma yaşanmaktadır. İster gelişmiş ülkelerde, isterse gelişmekte olan ülkelerde olsun tanm sektörü, toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. Bir başka deyişle tarımsal ürünler temel ihtiyaç maddeleri olup, dünya ekonomisinde stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle ülkeler tanm ürünlerinde kalite ve verimliliği arttırarak, kendi kendine yeterli olma gayreti içindedirler. Bilim ve teknolojinin hızlı adımlarla ilerlediği günümüzde tanmsız bir ülke düşünülemez. Tanm sektörü ülkeler için en hassas sektörlerden biri olduğu için devlet desteğine muhtaç bir sektördür. ABD, AB Ülkeleri ve Japonya gibi gelişmiş ülkeler dahil tüm dünya ülkelerinde tanm sektörü, ülkelerin müdahaleci tutumlanna göre desteklenmektedir. Söz konusu açıklamalar ışığında bu çalışma üç bölüm halinde hazırlanmıştır. Birinci Bölümde öncelikle "Tarım Sektörü" teorik olarak incelenerek, "Tarımsal Verimlilik" kavramı üzerinde durulmuş, daha sonra "Tarımsal Gelişmenin Ekonomik Gelişmeye olan Katkıları" açıklanmıştır. İkinci Bölümde ise, "Teknolojik Gelişmeler Doğrultusunda Dünya'da ve Türkiye'de Uygulanan Tarım Politikaları" açıklanarak "Türkiye'de Tarım Sektörü'nün ve Devlet Tarafından Verilen Tarımsal Desteklerin önemi" üzerinde durulmuştur. Uygulama aşaması olan Üçüncü Bölümde ise, "Tavşanlı Tarımında Uygulanan Tarımsal Politikalar Işığında Tavşanlı Tarımının Verimlilik Analizi" istatistik! verilerle değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucu elde edilen veriler doğrultusunda,Tavşanlı Tarımında Verimliliği Arttırmaya Yönelik Çözüm Önerileri geliştirilmiştir.
Dinamik veri zarflama analizi ile tarımsal etkinlik ölçümü
Çok dönemli etkinlik problemlerinin çözülmesinde karar birimlerinin etkinliklerini her dönem için ayrı ayrı ölçen klasik veri zarflama analizi (VZA) ara ürünleri ve dönemler arası bağlantıları modele dâhil etmemektedir. Boşluk tabanlı dinamik VZA dönemler arası geçişi modele dâhil ederek karar birimlerinin tüm dönemler için genel etkinliğini analiz etmektedir. Dinamik VZA (DVZA) ekonomik karar birimlerinin tarım sektörü gibi zamana bağlı olarak etkinlik düzeylerinin hesaplanmasında dönemler arası girdi/çıktı bağlılığını dikkate almaktadır. Bu çalışmada kullanılan dinamik VZA modelinin amacı, yönelimsiz model ile girdi ve çıktı odaklı etkinliği tek bir amaç fonksiyonunda birleştirerek, ara ürün ile dönemler arası zaman bağlantısını sağlayarak karar verme birimlerinin dinamik etkinlik değerlerini ölçmektir. Bu çalışmada, DVZA ile 2016-2017 ve 2018 dönemlerini kapsayan tarımsal etkinlik değerlendirilmesi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri bazında yapılmıştır. Ülkelerin tarımsal etkinlik analizi için göstergeler literatür taramasına dayalı olarak seçilmiş; iki normal girdi (tarımsal iş gücü ve arazi), bir istenmeyen girdi (kimyasal gübre), bir normal çıktı (tarımsal çıktı), bir istenmeyen çıktı (CO2) ve bir bağlantı değişkeni ile (kamusal tarım harcamaları) model değişkenleri olarak belirlenmiştir. Boşluk tabanlı statik veri zarflama analizi (SBM) modelleri ve boşluk tabanlı DVZA modelleri Microsft Excel Solver ile çözülmüştür. Analiz sonucunda, 12 AB ülkesinin tarımsal etkinlik skorlarının her iki modele göre 1'e eşit olduğu ve bu ülkelerin tarımsal açıdan etkin olduğu tespit edilmiştir.
Türk siyasal hayatında tarım reformları: 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu
Tanzimat döneminden sonra Cumhuriyet tarihinde yapılan Tarım Reformları, bu reformların katma değeri, ne ölçüde başarılı olduğu araştırılacaktır. Üçüncü beĢ yıllık kalkınma planı (1973-1977) içerisinde özellikle toprak ve tarım reformlarına oldukça fazla değer gösterildiği anlaĢılmaktadır. Tarımdaki üretimin sürekliliğini sağlamaya ve tarımsal faaliyetlerde bulunanların ekonomik refahını artırmaya dayalı bu reformlar, tarım sektöründe koruyucu bir rol oynayacaktır. Toprak reformu, düĢük gelirli bir çiftçilik sınıfı yerine geliĢmiĢ bir orta sınıf yaratabilir. Reformun en önemli noktalarından biri, tarım sektöründeki potansiyel iĢsizliğin ekonomik koĢullardaki değiĢiklikler ve diğer değiĢikliklere yanıt olarak diğer sektörlere kaydırılarak ele alınmasıydı. Ek olarak, kooperatifler üzerine araĢtırmalar çiftçilere gerekli desteği sağlayacak ve mahsul üretimini artıracaktır. Üçüncü kalkınma planı, tarım sektöründe iklim koĢullarına bağımlılığı azaltmak için tarımsal faaliyetlere yatırım yapılmasını öngörmektedir. Sulanabilir olan tarım arazilerinin arttırılması ve bu doğrultuda yatırımların yapılması gerekmektedir. Tarımsal yatırım alanında öncelik temel gıda maddeleri, meyveler, sebzeler ve hayvancılığa verilmektedir. ĠĢletme yatırımlarına odaklanır. Tarıma yatırım yapmanın bir diğer nedeni de tarımsal ihracatın artırılmasıdır. Bu bağlamda araĢtırmada 1973 yılında gerçekleĢtirilen Toprak ve Tarım Reformu dönemin gazete haberleri ve TBMM tutanaklarında yer alan bilgiler ışığında incelenmiştir.
Cibuti tarımının coğrafi analizi
Cibuti nüfusunun %70'i kentsel alanlarda yaşarken, geri kalan %30'luk kısmı ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ülkede ekilebilir arazinin varlığının az olmasından kaynaklı olarak tarımsal faaliyetler daha çok hayvan otlatıcılığına dayanmaktadır. Kırsalda yaşayan toplulukların ekonomik ihtiyaçlarının ve hayvansal üretim miktarının iyileştirilmesi için suya erişim imkânlarının iyileştirilmesi temel önceliktir. Yeraltı su kaynakları yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu durumun avantaja dönüştürülmesi için yetkili birimlerin yüzey suyunu toplamaya daha fazla odaklanması gerekmektedir. Cibuti Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut ekilebilir arazisinin yüz ölçümü %1'lik bir orana denk gelmektedir. Tarımsal faaliyetler için kullanılan bu alan yaklaşık 600 hektara denk gelmektedir. Bu sınırlı alanda üretim, ülke nüfusunun ihtiyaçlarının yalnızca %10'unu karşılayabilmektedir. Dolayısıyla Cibuti'nin tarımsal kaynakları sınırlıdır, başta coğrafi koşullar olmak üzere birçok engelleyici faktör bulunmaktadır. Tarım hem gıda güvenliği hem de devletin egemenliği için stratejik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir istihdam ve zenginlik kaynağı durumundadır. Küresel ısınmadan dolayı meydana gelen iklim değişikliği ve kuraklıkların bu derece yoğunlaşması, küresel gıda ticaretini ve küresel gıda krizini etkilemektedir. Bu bağlamda Cibuti'nin de tarımını iyileştirmek ve gerçekleşebilecek olan küresel krizler için yiyecek depolamak amacıyla önlemler alması gerekmektedir. Halkının büyük çoğunluğu yoksul olan Cibuti'de muhtemel gıda krizleri için alınacak önlemlerin planlarının hızla yapılması gerekmektedir. Yeni bir salgının ne zaman patlak vereceği, bir sonraki savaşın ne zaman başlayacağı, yeni bir krizin ne zaman ortaya çıkacağı bilinmediğinden, gıda arzını artırmak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. İnsan yaşamının sona ermesine neden olan kıtlık ve diğer felaketlerin önlenmesi hayati önem taşımaktadır, tarımın tüm yönleriyle gelişmesi bütün bu sorunların önlenmesinde kilit rol oynamaktadır.
19. yüzyılda Erbaa kazasına bağlı Karayaka nahiyesinin sosyo-ekonomik yapısı
Bu çalışmada Karayaka Nahiyesi'nin 16146 numaralı temettüat defterine göre sosyo-ekonomik yapısı ortaya konulmuştur.Bunun için Osmanlı Arşivi'nde Maliye Nezareti Varidat Defterleri Fonu'nda yer alan H. 1256/M. 1840 tarihli ve 16146 numaralı temettüat defterleri esas alınmıştır.Amacım Tanzimat reformuyla başlatılan Kazanca (temettüat) ait vergilendirme sistemi ile tutulan temettüat defterlerine göre bir çalışma yapmak suretiyle 19. Yüzyıla ait Erbaa'nın sosyo-ekonomisine ışık tutulmaya çalışılmıştır.Buna göre incelenen temettüat defteri ile 26 köye ait bilgiler yer almıştır. Köylere ait hane sayısı, kişilerin adları, lakapları, fiziksel özellikleri, emlak dönümleri, ekili arazi dönümü, büyükbaş ve küçükbaş hayvan adeti, çift ve koşum hayvanları adetleri, arı kovanı adeti, yaptıkları işler ve en sonunda emlak ve hayvan kıymetleri ile temettü gelirleri ve toplamından oluşan kıymetleri gibi bilgiler işlenerek tablo ve grafik haline getirilmiştir.Bu çalışmada tablo ve grafikler oluşturulmak suretiyle konunun anlaşılmasında etkili olabilecek yöntemler izlenmiştir. Ayrıca hazırlanan dönemle günümüz arasında mukayese yapmak suretiyle o dönemin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Erbaa kazası, Karayaka nahiyesi, Tanzimat Dönemi, Temettüat defterleri.
Çankırı ilinde tarımsal desteklemelerin üretim artışına etkisi
Çankırı İlinde Tarımsal Desteklemelerin Üretim Artışına Etkisi isimli çalışmamız Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz Bölümü ile Orta Anadolu Bölgesi'nin Orta Kızılırmak Bölümü arasında paylaşılmış olan Çankırı ili idari bölgesini kapsamaktadır. Teknolojideki gelişmelere rağmen tarımsal üretimin büyük ölçüde üreticinin kontrolü altında olmayan doğa koşullarının etkisi altında olması sektörün desteklenmesi ve korunmasını gerektirmektedir. Tarımsal verim düşüklüğü uzun yıllardır bir sorun halindeki Türkiye de desteklemelerin üretimde ne derece etkili olduğunu görebilmek için tarımsal desteklemeleri ve modernizasyonu incelenmesi ve gerçekte verim artışındaki etki derecelerinin ortaya konulması amacımızı oluşturmaktadır. Bu nedenle Çankırı ilinin son 15 yıllık, toprak varlığı ve arazi kullanımı, sulama, tarımsal üretim verileri ve ilde uygulanan destekleme miktarlarının tarımsal üretimini nasıl etkilediğini, özellikle teknoloji ve yeni metot ve tekniklerin kullanımının tarımsal üretim üzerindeki etkileri, iklimsel ve toprak yapısına bağlı olarak, dekara verimdeki artış ve azalışlar ile üretim üzerindeki etkileri coğrafi bir bakış açısıyla ortaya konulmuştur. Sonuç olarak Çankırı'da tarım arazilerinin oldukça küçük parçalara bölünmüş olması ve eğimin fazla oluşu gelişen tarım teknolojisinden işletmelerin yeterince yararlanmasını kısıtlamaktadır. İlde yağışın yıllar içerisindeki dağılış düzenindeki değişimler ve sulama imkânlarının oluşturulamadığı alanların fazla oluşu kuru tarımı zorunlu kılmış bu durumda tarımsal üretim kararlılığını olumsuz etkilemiştir. 2004 yılından günümüze toplam ekiliş yapılan tarla alanı, nadas alanı yükselirken, tarıma elverişli olduğu halde kullanılmayan alan azalmıştır. Toplam tarım arazisinin %31,1'i de ekonomik olarak sulanabilir olmasına karşılık arazisinin % 16'sı sulanabilmektedir. Bu durum da dolayısıyla üretimi ve verimliliği olumsuz yönde etkilemektedir. Desteklemeler üreticinin verimi arttırmasından ziyada farklı alanlarda kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bazı desteklemelerin dekara alınan verimden ziyade tüketicinin maliyetlerine destek olmak ve fiyat dengesini sağlamak bazılarının ise dolaylı olarak tarımsal verimin arttırılmasına amacıyla yapılan desteklemeler olduğu kanısına varılmıştır. Fakat birim alandan alınan verim üzerinde coğrafi faktörlerin büyük bir etkisinin olduğu aşikârdır. Anahtar Kelimeler: Tarım Coğrafyası, Tarımsal Destekleme, Tarımsal Üretim, Çankırı
Cumhuriyet'in ilanın'dan günümüze tarım coğrafyası alan yazını
Bu çalışma, Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyası Alanyazınının betimsel ve tarihi yöntemlerle bibliyografik çözümlemesini içermektedir. Geniş bir tarama kapsamında coğrafya disiplini ile coğrafya dışındaki tarımla ilgilenen diğer disiplinlerin çalışmaları da incelenmiştir. Bu kapsamda 7 coğrafya,36 tarım ve ziraat dergileri bunun yanında lisansüstü tezler ve sistematik tarım coğrafyası kitapları da taranmıştır. Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyası Alanyazını Kaynakçası:1923-2018 üzerinden başlıklar çözümlenerek tarım coğrafyası ile ilişkili olan fiziki ve beşerî unsurların etkileşimi dikkate alınarak konulara, yayın türlerine göre ve genel bibliyometrik analizi yapılarak coğrafyanın Türkiye'deki tarihi gelişimiyle ve tarım coğrafyası yayınları arasında doğrusal bir ilişki olduğu düşünülerek ilişkilendirilmiştir. Coğrafyacıların ve diğer disiplinlerdeki bilim insanlarının yapmış olduğu çalışmalar nicel olarak karşılaştırılıp alan yazındaki yerleri tespit edilmiştir. Böylece Cumhuriyet'in İlânı'ndan Günümüze Tarım Coğrafyasıyla ilgili geniş bir çalışmayla bu alandaki kaynakça eksikliğini gidermek hedeflenmektedir. Bu çalışma tarım coğrafyası çalışması yapacak olan bilim insanlarına bundan sonraki çalışmalarında yol haritalarını belirlemeleri adına faydalı olacaktır.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde geçen tarım ürünleri ve dağılışlarının Türkiye sınırları dâhilinde değerlendirilmesi
Bu çalışmada Evliya Çelebi'nin seyahatnamesi ele alınmıştır. XVII. yüzyılda yaşamış olan Evliya Çelebi coğrafyacı olmamasına karşın seyahatnamesinde gezdiği yerleri anlatarak, yaşamış olduğu dönemin kültürel, siyasi, tarihi yapıları, gerçekleşen coğrafi olayları, halkın geçim kaynakları, o dönemde yetişen tarım ürünleri gibi pek çok konuda bilgiler vermektedir. Yaptığı seyahatler ile coğrafya bilimine de katkı sağlayan Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi o günün tarım faaliyetlerinin neler olduğu bilgilerinin öğrenilmesi bakımından çok önemli bir kaynak durumundadır. Seyahatnamede gezdiği yerleri anlatırken anlatılarında dönemin tarımsal faaliyetlerine özellikle yetiştirilen ürünler bağlamında yer vermiştir. En azından tarım ürünlerinin adları, tüketim durumları ve özellikleri hakkında bazı bilgiler bulunmaktadır. Böylelikle çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'nun bugünkü Türkiye sınırları içinde yer alan bölümünde yetişen tarım ürünlerine dair, dağılış, ürün çeşitliliği ve ticareti gibi konular ele alınmıştır. Bahsi geçen ürünlerin yetişme alanları ve çeşitlilik bakımından değişim durumları incelenmiştir. Seyahatnamenin yazıldığı XVII. yüzyıldan günümüze tarım ürünleri çeşitliliğinde artış olduğu görülmüştür. Bunun nedeni, Türkiye'ye daha sonraları getirilen ve yetiştiriciliği yapılan ürünlerdir. Elde edilen ürün miktarlarında da gelişen teknoloji ve diğer şartlar sayesinde artışlar kaydedilmiştir. Aynı zamanda o dönemde yaygın olan meyan kökü, eğir kökü gibi bazı ürünlere verilen önemin günümüzde azaldığı belirlenmiştir. Çalışmanın dönem çalışmaları için bir kaynak olması düşünülmektedir.
Türkiye'de tarım sigortaları uygulamaları, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Bu araştırmada Türkiye'de tarım sigortaları uygulamalarıyla ilgili karşılaşılan sorunların belirlenmesi ve bu sorunlar için çözümler üretilmesi amaçlanmış ve bu amaca uygun olarak, tarım sigortasının hali hazırdaki durumu, gelişim süreci, karşılaştığı zorluklar, yapılması gerekenler ve hedefler hakkında sigorta çalışanlarının görüşlerine müracaat edilmiştir. Bu araştırmada nitel bir araştırma deseni ve araştırma modeli olarak da nitel araştırmalarda kullanılan durum modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri tarım departmanında çalışan ve TARSİM tecrübesi olan 5 sigorta çalışanından toplanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılarak görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizi için ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular sigorta çalışanlarının Türkiye'de tarım sigortasını gelişmekte olan başarılı ve örnek teşkil eden bir sektör olarak değerlendirdiklerini ve gelecekte de başarılarının sürmesini beklediklerini göstermiştir. Sektörün bu başarısı devlet desteğine dayandırılmıştır. Tarım sigortası uygulaması olan TARSİM'in en belirgin avantajlarının Türkiye'de ürün çeşitliliğinin fazla olması ve Türkiye'nin coğrafi özelliklerinin elverişli olması olduğu tespit edilmiştir. TARSİM'in dezavantajları ise yeni olması, sigortalılık bilincinin henüz yeterince gelişmemiş olması ve yeterince veri üretilememiş olmasıyla sınırlı olduğu saptanmıştır. Bulgulara göre acentelerin yerine getirmekle sorumlu olduğu öncelikli görevlerin sigorta sistemin işleyişi hakkında üreticinin doğru bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi olduğu anlaşılmıştır. Acentelerin TARSİM sistemi içindeki öncelikli hedeflerinin ise sistemi tanıtarak, sistemi hiç tanımamış çiftçilere ulaşarak ve çiftçilerle sürekli iletişim halinde kalarak mevcut sigortalılık oranını artırmak olduğu sonucuna varılmıştır. Sigorta çalışanlarının COVID-19 salgınının tarım sigorta sektörüne hem olumlu hem de olumsuz etkisi olduğunu düşündükleri bulunmuştur. Bulgulara göre tarım sigortasının en belirgin faydasının tarım sektörüne koruma sağlayarak tarım üretimini artırmak, sektörde istihdam yaratmak ve böylece hem ekonomiye hem de dış ticarete katkı yapmak olduğu sonucuna varılmıştır. Sigorta çalışanları aynı zamanda Türkiye'de tarım sigortası sektörünün gelişeceğini, sigortaya talebin artacağını ve sigortalı alanların genişleyeceğini öngörmektedirler. Sigorta çalışanları bu öngörülen doğrulanması ve tarım sigortası tanıtımının daha iyi yapılabilmesi için öncelikli olarak radyo, TV vb. alanlarda daha yaygın ve daha fazla bir şekilde reklam ve tanıtım yapılması gerektiği görüşündedirler. Bununla birlikte tanıtıcı ve bilgilendirici sempozyum, toplantı ve kahve sohbetlerinin yapılması da önerilmiştir.
Adana ilinin tarımsal üretimi ve tarıma yönelik teşvik uygulamaları
Tarımsal faaliyetler insanlığın ilk iktisadi faaliyetleridir. Tarım sektörü ekonomik, sosyal, politik ve teknik yönleriyle diğer sektörlerden farklı olan ve vazgeçilmez öneme sahip bir sektördür. Tarım sektörü insanların en temel ihtiyacı olan beslenme ihtiyacını doğrudan karşılayan bir sektör olması ve çağımızda her toplum için zorunlu bir amaç haline gelmiş mevcut ekonomik kalkınmayı sürükleyecek kaynakları sağlaması bakımından yüzyıllardır önemini korumaktadır.İçinde bulunduğumuz yüzyılda gıda maddelerinin stratejik konumda olması ve artan dünya nüfusunun beslenme gereksiniminin karşılanması konusunda güçlükler yaşanması, tarımsal ürünlerin önemini bir kat daha artırmıştır. Bu bağlamda tarımsal üretim miktarı ve ürün çeşitliliği için, ilin sahip olduğu toprakların niteliklerinin belirlenerek arazi planlamasının yapılması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Tarım sektörünün sahip olduğu bu önem ve tarımsal üretimin doğa koşullarına bağlı olması nedeniyle üretimde risk ve belirsizliklerin fazla olması v.b. gibi nedenlerden ötürü tarım sektörü hemen hemen bütün ülkelerde desteklenmiş ve desteklenmesine devam edilmektedir.Bu amaçla Adana ili'nin tarımsal üretimi ve tarıma yönelik teşvik uygulamaları çalışmamızın konusu olarak seçilmiş ve il tarımsal yapısının üretim alanlarında karşılaştığı problemlerin temel nedenlerinin tespit edilmesine ve uygun yatırım alanlarının belirlenmesine çalışılmıştırAnahtar Kelimeler: Adana, Tarımsal Kalkınma, AB Ortak Tarım Politikası, Tarımsal Üretim, Tarımsal Teşvikler
1923-1960 yılları arası hükümet ve siyasal parti programlarında tarım
Osmanlı Devleti'nin tarıma dayalı ekonomisi; özellikle Osmanlı-Rus savaşından sonra yaşanan büyük göç dalgası ve Balkan, I. Dünya Savaşları ve Milli Mücadele süreciyle istikrarsız ve sürdürülemez bir üretimsiz döneme girmiştir. Savaşın getirdiği zorlu şartlar ve göç, Anadolu topraklarında hem işgücünü azalmasına hem de üretimin düşmesine sebep olmuştur. Bu sebeple Cumhuriyet'in kuruluş döneminde Atatürk, kırsal kalkınmaya öncelik vermiş, Anadolu'nun köylülerin üretici hale dönüşmesi ve modern tarım teknikleriyle tanışarak güçlendirilmesiyle kalkınmasını planlamıştır. Bu sebeple bu dönem tarımsal ve tarıma dayalı sanayi planlarını uygulama konulduğu bir dönem olarak görülmektedir. İsmet İnönü' dönemi ise II. Dünya Savaşı'nın getirdiği olumsuz ekonomik koşulların kendini hissettirdiği bir dönem olmuştur. Uzun yıllar boyunca savaşa girme ihtimaline karşı desteklenen ordu mühimmat ve asker giderleri ağır vergilerin uygulanmasına sebep olmuş, Varlık Vergisi ve Milli Korunma Kanunu gibi vergilerin getirilmesi toplumda özellikle üretici köylü kesimde sıkıntılara sebep olmuştur. İnönü dönemi bu sebeple her ne kadar kuruluş dönemi alınan kalkınma modelinin uygulanmasını siyasal parti programlarında belirtmiş ise de uygulamada ağır vergiler üreticilerin daha fakirleşmesine tarımda verimin düşmesine sebep olmuştur. Adnan Menderes dönemi ise dış politikanın getirdiği sükûnetin ülkenin tarım politikasına da yansıdığı bir dönem olmuştur. Menderes döneminde vergilerde hafifletme ve tarım politikasında modern tekniklere geçiş ve makineleşme sürecinin başlatıldığı görülmektedir. Çiftçinin desteklendiği ve sulama politikalarının güçlendirildiği bu dönemde köylü çiftçiye destek politikasının siyasal parti politikalarında da yer bulduğu görülmüştür. Bu çalışma da Türkiye Cumhuriyeti'nin bu üç önemli döneminin hükümet ve siyasal parti programlarında tarım politikası incelenmiştir. Birinci bölümde yeni devletin kırsal kalkınma politikasının temelleri incelenirken ikinci bölümde dış ve iç siyasal koşuların getirdiği zorlukların tarım politikasına etkisi incelenmiştir. Adnan Menderes döneminde ise tarımda makineleşme ve sulama ağırlıklı politikanın hükümet ve siyasal parti programlarında işlenişi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Balkan, I. Dünya Savaşları, Milli Mücadele, Atatürk, İsmet İnönü, II. Dünya Savaşı, Adnan Menderes.
Tarımsal korumacılık, korumacılığın ölçümü ve türkiye
Bu çalışmada tarımsal korumacılığın kavramsal çerçevesi, ölçüm sorunu ve başlıca ülkelerde destek bileşimlerine bağlı olarak tarımsal korumacılığın zaman içerisindeki değişimi incelenmiştir. Tarımsal korumacılığın ölçümü bölümünde, dünyada bu amaçla en fazla kullanılan yöntem olan OECD yaklaşımı esas alınmış ve yönteme ilişkin eleştiriler tartışılmıştır. Başlıca ülkelerin korumacılık düzeyinin belirlenmesi için dünya tarım ürünleri piyasalarında etkili olan ve/veya korumacılık açısından önem arz eden 11 ülke belirlenmiştir. Ülkeler Nominal Yardım Katsayılarına göre düşük, orta ve yüksek düzeyde koruma sağlayan ülkeler olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Ayrıca ülkelerin farklı uygulamaları ve özgün koşulları dikkate alınarak kendi içerisinde de incelenmişlerdir. Ülkelerin korumacılık düzeylerinin değişiminde başlıca göstergeler olarak Yüzde Üretici Destek Tahmini, Nominal Yardım Katsayısı ve Nominal Koruma Katsayısı değerleri kullanılmıştır.Nominal Yardım Katsayıları düşük düzey koruma sağlayan ülkeler grubunda 1,04 ile 1,11 (Avustralya, Brezilya, Çin), orta düzeyde 1,16 ile 1,43 (Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Kanada, Rusya, Türkiye) ve yüksek düzeyde 2,12 ile 2,76 (Güney Kore, İsviçre, Japonya) arasında değişmiştir. Üretimden bağımsız desteklerin destek bileşimleri içerisindeki oranı genel olarak artsa da, fiyat çarpıklıklarına yol açarak ticareti bozan pazar fiyatı desteğinin oranı hala yüksektir. Ayrıca neredeyse bütün ülkelerin politikalarında çevre konusunun öneminin arttığı görülmüştür. Nominal Koruma Katsayısına göre ülkelerin temel gıda hammaddesi durumunda olan ürünleri daha fazla koruduğu söylenebilir. Bu durumda, ülkelerin en azından bu ürünlerde kendine yeterli olma ve dünya piyasalarına olan bağımlılığı azaltma kaygıları etkili olmaktadır. Bu yüzden tarımın serbest ticaret görüşmelerinde en sorunlu alan olma özelliğini daha uzun yıllar koruyacağı söylenebilir.
Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründe yer alan geleneksel eşya
Halk kültüründe geleneksel eşyaların önemli bir yeri vardır. Geleneksel eşyalar, halk bilgisinin geleneksel öğretilerinin somut örnekleridir. Bir toplumun tarihsel süreçte, geçmişte ve yakın zamanda kullandığı geleneksel eşyalar, toplumsal bellekte yer ederek, kültürünün aynası olmaktadır. Halk bilimsel ve halk kültürüne yönelik çalışmalarla, kişinin yaşamı boyunca kullanmış olduğu gereçlere dayanılarak, yani kişinin özünden yola çıkılarak, bütün bir toplumu tanıyabilmek mümkündür. Hızla gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşullarının koşutunda, günümüzde bu alanda kaydedilen en önemli sorun, geleneksel eşyalara sahip çıkılmaması sonucu yok olmalarıdır. Geleneksel eşyaları, resmi veya özel, derlem bütünlüğünde saklayan ve koruyan bireysel derlemciler vardır. Bu derlemcilerin geleneksel eşyaları gelecek kuşaklara aktarma çabalarının yanı sıra, bağışçılar sayesinde de günümüzde müzelere kazandırılmış parçalara rastlamak mümkündür. Aynı zamanda, geleneksel eşyalar, fiziksel olarak yok olsalar bile, o eşyayı kullanmış veya kullanıldığına tanıklık etmiş kişilerin belleğinde ya da eski fotoğraflarda yaşayabilmektedirler. Mucur yöresi özelinde, böyle bir örnekleme, emekli öğretmen Muzaffer Yıldırım'ın, kişisel çabalarıyla topladığı derleminde rastlanılmıştır. Tarım, hayvancılık, ev eşyaları gibi alanlara özgü, yörede eskiden üretilmiş ve kullanılmış, böylece Mucur halk kültüründeki yerini almış birçok eşya derlemin kapsamındadır. Bu tezin amacı, Muzaffer Yıldırım derleminde bulunan, Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründeki geleneksel eşyaların tespitini yapmak ve kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel kültürde yer alan araçların korunmaya alınmasına katkıda bulunmaktır. Ana amaç doğrultusunda, bu eşyaların yapıldığı malzeme ve yapım tekniğini, yöreye özgü adlandırmalarını, kullanım alanlarını, varsa bilinen hikayelerini derlemek, eşyaları fotoğraflarla belgelemek hedeflenmiştir. Muzaffer Yıldırım derleminde yer alan geleneksel kullanım eşyaları on bir bölümde sınıflandırılıp, listelenerek incelemeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Halk Bilimi, Geleneksel Eşya, Mucur.