Disiplinlerarası
Bu konu başlığı altında 72 tez
Grafik tasarım ile görsel sanat disiplinleri arasındaki ilişki ve yeni yaklaşımlar
Disiplinlerarasılık çeşitli disiplinlerden elde edilen bilgi, veri, teknikler, araçlar, bakış açıları, kavramlar ve kuramları bütünleştirmeye, anlamlandırmaya yönelik bir çalışma biçimi olarak tanımlanmaktadır. Sanat alanı içerisinde ise disiplinler arası kavram ele alındığında iki farklı eğilimin varlığından söz etmek mümkündür. Bu eğilimlerden ilki, sanat disiplinlerinin kendi aralarında var olan etkileşim ve ilişkisi, diğeri de sanat kavramının bilimsel ve teknolojik alanlardaki disiplinlerle arasındaki etkileşimidir. Grafik tasarımda en temel amaç olan mesaj iletmek görevini yerine getirmek için farklı mecralar kullanarak birçok sanat/tasarım dalıyla disiplinler arası ilişki içine girme gerekliliğindedir. Tarihsel süreç içerisinde grafik tasarım; resim, heykel, mimari ve fotoğraf gibi alanla bilgi ve teknik alışverişi yaparak birbirlerini etkilemişlerdir. Günümüzde hedefine ulaşmış başarılı bir grafik tasarım materyallerinin sadece tasarıma yakın olan disiplinlerle ilişki içine girmediğini, artık teknoloji ile multidisipliner etkileşim kurduğunu ifade etmek gereklidir. Kodlamadan yapay zekaya, arttırılmış gerçeklikten üç boyutlu yazıcılara kadar birçok teknolojik gelişmeyle işlevsel ve estetiksel olarak etkileşim içerisindedir. Bu çalışmada grafik tasarımın gelinen son noktada nasıl bir disiplinler arası ilişki içinde olduğu en güncel örneklerle anlatılmaya çalışılmıştır.
M. Foucault'un disipliner iktidar bağlamında gizli müfredat ve disiplin üzerine bir araştırma: Sait Sabri Ağaoğlu Anadolu Lisesi örneği
Genel tarama modeli ile yapılan bu araştırmanın amacı Foucaultcu yaklaşımdan ? disipliner iktidar ? teknikleri ile okullarda bireyselliğin (disiplini içselleştiren) nasıl üretildiğini göstermek. Foucault?a göre iktidar, ona sahip olanlarla ona tabi olanlar arasında paylaşılan bir şey değildir. İktidar hiçbir zaman birilerinin elinde olmaz, birey bu sürecin içindedir; iktidar bireyler üzerinde işler, bireylere uygulanmaz. Dolayısıyla, iktidar bir zincirini halkalarını oluşturan ağ yapısı dikkate alınarak analize tabi tutulmalıdır. Bu bağlamda okullarda uygulanan gizli (örtük) müfredatla uygulanan disipliner iktidar tekniklerinden olan gözetleme-kontrol-denetleme, normalleştirici yaptırımlar (ödül/ceza) ve sınav teknikleri ile öğrencilerin normalleştirerek nasıl disiplinci anlayışı benimsettiğine dikkat çekmek amaçlanmıştır. 2011-2012 eğitim öğretim yılında Uşak il merkezindeki Sait Sabri Ağaoğlu Anadolu Lisesine devam eden 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerden örneklem alınarak anket uygulanmıştır. Toplanan veriler yüzde, frekans analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular, öğrencilerin disipliner iktidar teknikleri ile disiplini içselleştirdikleri görülmektedir. Anahtar kelimeler: ?ktidar, Disipliner ?ktidar, Disiplin, Sınav, Normalle?tirici yaptırım
İç mekanda marka imajı ve ürün sergileme üzerine disiplinlerarası bir yaklaşım
İç mekanda marka imajı, ürün sergileme ve vitrin tasarımları, özellikle ülkemizde hala gereken önemi görmeyen, çoklu disiplin mantığıyla çalışılması gereken alanlardan birisidir. Bu çoklu disiplinlerden grafik tasarım ve iç mimarlık en önemli olanlarıdır çünkü bir markanın yaratılış sürecinden, tüketiciyi mağaza içine çekmek, mağaza içerisinde müşteriyi etkilemek ve sürecin satış ile bitmesini sağlamak için herşeyin birbirine bütünleşik planlanması gereklidir. Bu çalışmanın hazırlanma amacı, marka imajı ve müşteri iletişimi konulu birçok akademik çalışma olmasına rağmen, süreçte birlikte çalışması gereken disiplinlerle ilgili ortak bir çalışmanın yok denecek kadar az olmasıdır. Özellikle vitrin tasarımı ile ilgili az sayıda sadece teknik bilgi içerikli araştırmalar mevcut olduğu için bu araştırma, teknik bilgi yanında konsept incelemesi şeklinde yapılmıştır. Genelde iç mimarlık alanında yapılan bu çalışmalarda atlanan nokta olan grafik tasarımın önemine bu çalışmada değinilmiştir. Bu çalışmanın birinci bölümünde markanın tanımından, kişiliği ve imaj yaratımından bahsedilmiş, görsel kimliği tanımlayan farklı tasarım disiplinlerine değinilmiştir. İkinci bölümde ise görsel kimliği tanımlayan öğelerden biri olan iç mimarlık disiplininin özellikle grafik tasarım disipliniyle olan işbirliği sayesinde marka imajına nasıl yön verdiği anlatılmış, mağaza tasarım sürecine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise tüketicilerin marka ile ilk temas noktası olan ürün sergileme ve vitrin tasarımının önemine değinilmiş, dünyadaki farklı örnekler incelenmiş ve farklı disiplinlerin neden bir arada çalışması gerektiği anlatılmıştır. Son bölümde ise elde edilen bilgiler kapsamında bilinen bir marka için marka imajına uygun, belirlenen bir konseptle vitrin tasarlanmıştır.
Türk kültüründe alkışlar (Dualar/iyi dilekler) ve kargışlar (Beddualar/kötü dilekler): Metin ve bağlam merkezli bir inceleme
Sahip olduğu maddi ve manevi, bireysel ve toplumsal varlık ve değerlerini koruma, insanoğlunun başlıca içgüdüleri ve temel gereksinimleri arasında yer alagelmiştir. Kendini koruma ve güvende hissetme, bu yöndeki psikolojik ve fizyolojik gereksinimlerini karşılama içgüdüsü, insanı birtakım yollara başvurmaya, çeşitli yöntemleri üretmeye yöneltmiştir. İnsanlık tarihinin hemen her döneminde ve farklı toplumlarda, genel olarak korunma ve güvenlik işlevleriyle kullanıldığı görülen, en basit ifadeyle "dilek, istek, övgü, yakarış ve tapınma sözleri" olan dualar ve beddualar da bu amaçla başvurulan yöntemler arasında yer almaktadır. İnanç ve kültür temelli söylem biçimleri olan duaların ve bedduaların, kendinden üstün, doğaüstü bir güce sığınma anlayışıyla, bireysel, toplumsal ve kültürel nitelikteki çeşitli bağlamlarda, tarih boyunca, her ihtiyaç duyulduğunda kullanıldıkları görülmektedir. Sözün büyülü gücü ve etkisi aracılığıyla elde edilen yararlarla gündelik yaşamın, inançların, değerlerin ve genel olarak kültürün çeşitli alanlarına yayılarak geçmişten günümüze taşınan dualar ve beddualar, kullanım sıklıklarına bağlı olarak, zamanla edebî birer tür haline de dönüşmüşlerdir. Farklı toplumlarda farklı isimlerle anılan bu dilek, istek, övgü ve yakarma sözlerinin Türk kültüründeki karşılıkları ise "alkışlar" ve "kargışlar" olmuştur. Çalışma; Türkiye'de henüz lisansüstü araştırmalara konu edilmediği görülen alkış ve kargış türlerinin Türk kültür tarihindeki başlıca görünümleri ile bu görünümlerindeki temel niteliklerinin belirlenmesine odaklanmıştır. Çalışmada alkışlar ve kargışlar, Türk kültür tarihindeki, gündelik yaşamındaki, ritüellerindeki, edebî tür ve alanlardaki art ve eş zamanlı görünümlerinden hareketle, bütüncül bir yaklaşımla incelenmiştir. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerinden itibaren varlığına rastlanılan inanç, düşünce, eylem ve söylem biçimleri olarak konu, antropoloji, sosyoloji ve psikolojiyle, felsefe, mitoloji ve inançlarla, iletişim, dilbilim ve edebiyat incelemesiyle de yakından ilişkilidir. Bu bakımdan konu ele alınırken, insan ve toplumbilimlerinin disiplinlerarası bir kavşağı niteliğindeki halkbiliminin ve onunla yakından ilişkili olduğu bilinen, adı geçen disiplinlerin başlıca yöntem ve kuramlarından mümkün olabildiğince yararlanılmıştır. Bunlar arasından özellikle, konuyu bütün yönleriyle incelemeye olanak veren "Konuşmanın Etnografyası" kuramı, çalışmanın merkezine alınmıştır.
Mühendislik disiplini bağlamında interdisipliner koreografi üretimi
Bu çalışma, mühendislik disiplini bağlamında interdisipliner koreografi üretimine odaklanmaktadır. Çalışmada bahsi geçen disiplinlerarasılık ile kastedilen mühendislik ve dans disiplininin ilişkilenmesidir. Kovid-19 pandemisi şartlarında, tez eserinin dijital ortamda çalışılması, tasarlanması ve sunulması, çalışmayı bu iki disiplinin dışına çıkartmış, dijital sanat üretimi de eser çalışmasının önemli bir parçası haline gelmiştir. Disiplinlerarası olarak eseri üretme, bir başka disiplinin de dahil olması ile doğal olarak oluşmuştur. Bireysel olarak hareket ve tasarımın hem koreografi hem de mühendislik alanı ile ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Tez / Eser çalışmamın giriş bölümünde bu bağlamda hareket, mekanikten ve ayrıca mekanizmanın dramaturji ile benzerliklerinden bahsettim. Bölümün devamında konuyla bağlantısı ve kişisel birikimimdeki etkisinden dolayı, uzun yıllar çalıştığım ve eserler ürettiğim disiplinlerarası bir birim olan İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde kurulan Tiyatro Araştırma Laboratuvarı'nda (TAL) yapılan dans çalışmalarını, kararsız denge, tiyatro sanatında enerji ve enerji dramaturjisi yaklaşımını aktardım. Bu bölümün sonunda sanatsal pratiklerimden örnek olabilecek ve mühendislik bakış açısıyla ürettiğim koreografilerden birkaçını ele aldım. Sanat ve teknoloji içerisindeki deneyimlerden çalışmamın gelişme bölümünde bahsettim. Örnek olarak farklı disiplinlerin katılımıyla gösterilerin zenginleştiği çok özel bir etkinlik olan, 1960'lı yıllarda New York'da gerçekleşen "9 Evening" gösterilerinden bazılarını aktardım. Bu bölüm içerisinde yine benzer yaklaşımla iş üreten, disiplinlerarası çalışan farklı koreografların; Trisha Brown, Taldans, Mehmet Sander, Tuğçe Ulugün Tuna'ın işlerinden de örnekler sundum. Son bölümde Tez / Eser çalışmam olan, 'Mühendislik Disiplini Bağlamında Koreografi Üretimini'ni analiz ettim. Video montaj programlarını ve internet sitesi için kullanılan arayüz programlarını anlattım. Tasarımlarda kullanılan videoların içeriği için yine iki ana disiplinin; mühendislik ve koreografi ilişkisini, kurguyu nasıl ve niçin yaptığımı, nasıl yeni bir malzemeye dönüştürdüğümü göstermeyi amaçladım. Koreografik arşivimin dijital platformda ve interaktif olarak ziyaret edilebileceği yeni bir eser ürettim. Tez / Eser için yazılmış olan koreografi, izleyicinin seçimlerine bağlı olarak ilerlemesiyle izlenecektir. Dijital platformda sunulan Tez / Eser çalışmam, 150 kısa videonun birbirleriyle ilişkisi üzerinedir. Oyunun tamamında yaklaşık olarak 90 ayrı ekran tasarımı yapılmıştır. Her bir ekranda iki ya da üç video bulunmaktadır. İzleyici, videolar üzerinde seçim yaparak sürekli başka ekrana yönlendirilir. Videolardan biri seçildiğinde, bir sonraki ekranda ne izleneceği bilinmez. Toplam video sayısı 150 olmasına rağmen, bir dizilimde ancak 20 ekran ziyaret edilebilir ve yaklaşık 40 video izlenebilir. Bir akışın sonunda yaklaşık 100 video izlenmemiş olarak kalacaktır. Kalan diğer videoları da izlemek isteyenler, yeni bir izleme için eserin başına geri dönecektir. Anahtar Kelimeler: Mühendislik, Koreografi, Disiplinlerarasılık, Dijital Sanat
Resim sanatı bağlamında disiplin aşırılığın bir göstergesi olarak mekan
20. yüzyılda bilimsel ve kültürel gelişmelerle yaşanan değişimlerin etkisiyle, sanat disiplinleri arasında yeni durumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu yeni durumlar 'disiplinlerarası', 'multidisipliner' ve 'disiplinaşırı' gibi terimler ile tanımlanmaktadır. 20. yüzyılda sanat pratiklerinin birbirleriyle olan ilişkileri, disiplinlerarası yapılara zemin hazırlamış ve multidisipliner üretme biçimlerinin oluşmasını sağlamıştır. Bu ortamlararası yapılar birçok akımın ve hareketin etkileşimleri sonucunda ortaya çıktığı görülür. Disiplinlerarası yapıda sanatçı birçok disiplinden yararlanarak tek bir sanatçı odaklı çalışırken, multidisipliner yapıda farklı disiplinden kişilerin iş odaklı üretimi ve etkileşimi söz konusudur. Bugün üretilen her şey, kendi disiplininin sınırını aşan bir noktada olup, başka alanların olanağını içinde barındıran ve pratiğinde uygulayan yapıya sahiptir. Disiplinaşırılık, bir disiplin odağında diğer disiplinlerin o odak içerisinde ya da sürecinde doğrudan gösterimine dayanır. Sürekli yeni medyumların eklenmesiyle birlikte resim sanatının bir disiplin olarak varlığı, çeşitli disiplinlerin medyum olarak katılımı ile disiplinaşırı bağlamlara uğramakta ve günümüz sanatında disiplinlerin ortaya koyduğu işler, disiplinaşırı olarak bakmayı zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, yapısal bir araştırma olarak; resim sanatı ile mekân kavramı arasındaki yapısal ilişkiyi, disiplinaşırılık kavramı üzerinden bir bağlam kurulmaya çalışılacaktır. Araştırmada mekân kavramı resim sanatı bağlamında ele alınacak, disiplinaşırılığın bir göstergesi olarak varlık tabakaları ortaya konmaya çalışılacaktır. Bu araştırma bağlamında mekân kavramı, resim sanatı bağlamında incelenecek olan çalışmanın paradigması olacaktır. Günümüzde artık sanatçı (ressam), resim temelli yola çıkarak bir mimarinin, sesin ya da dijital teknolojilerin olanağında resimsel üretimler yapabilmektedir. Farklı algı aralığında yer alan medyumlar artık resmin içinde bir yer işgal etmeye başlamaktadır. Bu konuda çeşitli disiplinlerin çoklu algı ve çoklu zekâ gibi kavramlarla, bu duruma kendi perspektiflerinden baktıkları görülmektedir. Sanatçı artık nesnel dünyanın sunduklarına eşit bir uzaklıkta yer alır. Kendi pratiğinin öz nitelikleri dolayımında bir mekânı ya da bir metni kendi pratiğinden bakışla kurabilir. Resim pratiğinden mekâna bakıldığında hala resimden söz edilebilir noktada olunduğu görülmektedir. Bu araştırmada, mekân olgusunu resim sanatı bağlamında bir disiplinaşırılık olarak ele almak ve resim disiplini olanağında mekânı bir aşırılık olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu aşırılık, sanatçının kendi algı aralığının olanağı olan medyumun aşılması anlamına da gelmektedir. "Resim Sanatı Bağlamında Disiplinaşırılığın Bir Göstergesi Olarak Mekân" başlıklı çalışmada, resim sanatı çerçevesinden, mekân: disiplinaşırılık olarak yanılsama mekân, reel mekân ve sanal mekân olmak üzere üç aksta incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Disiplinaşırılık, Mekân, Yanılsama mekân, Reel mekân, Sanal mekân
Sanat ve grafik tasarımda disiplinlerarası etkileşim, fotoğraf ve resimleme etkileşimi ve uygulamaları
Tarihsel süreçte, tıpkı insanlığın geçirdiği evreler gibi, sanat, sürekli gelişim ve dönüşüm içerisindedir. Hızla gelişen makineleşme süreci ile, sosyal, ekonomik dönüşümler sanatçıya yeni açılımlar sağlanmıştır. Fotoğraf, fotomekanik baskı işlemleri gibi icatların bulunması, Kübistlerin deneysel arayışları sayesinde kolaj ve asamblaj tekniğinin bulunması, Dada, Pop, Kavramsal Sanat gibi akımların doğmasına, sanatçının kendi yeteneğini daha belirgin bir biçimde ifade etmesini sağlamıştır. Bu süreçle birlikte sanatta deneysel arayışlar ve disiplinlerarası etkileşimler söz konusu olmaya başlamıştır. Sanatta disiplinlerarası etkileşim fotoğraf ve resim sanatında da görülmüştür. Bu çerçevede fotomontaj, fotokolaj, kolaj ve asamblaj gibi tekniklerle fotoğraf ve resim sanatının disiplinlerarası etkileşimine dayanan yapıtlar ortaya çıkmıştır. Fotoğraf ve resimleme tekniği birlikte kullanıldığında anlatım açısından yeni bir etki ve boyut kazanmaktadır. Diğer sanat dallarında görülen disiplinlerarası etkileşim grafik tasarımda da ortaya çıkmış, fotoğraf ve resimleme (illüstrasyon) arasında da söz konusu olmuştur. Bu araştırmada, fotoğraf ve resimleme sanatının etkileşimi çerçevesinde yeni deneysel arayışlara gidilmiş; uygulanan resimlemelerde, kâğıt, çıta, kumaş, iplik gibi malzemeler kullanılarak anlatıma yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu malzemelerle yaratılan üç boyutlu etki ile çeşitli duyu ve duygulara hitap ederek beslenme, barınma ve sevgi gibi hayvan hakları konusunda farkındalık yaratılmak hedeflenmiştir.
Disiplinlerarasılık, coğrafi kavramlar ve sanatsal bir edim olarak yürümek
Disiplinlerarasılık, 1960'lardan bu yana, çağdaş sanatta kullanılan üretim yöntemlerinin başında yer almaktadır. Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri ve Sanat alanında bu bağlamda sıkı bir geçişlilik söz konusudur. Örneğin sosyal bilimlerdeki bir ilerleme, sanatın bir parçası haline gelebilmektedir. Bilimsel araştırmalarda izlenen yöntemlerden biri, önce ilgili alanda yaşanan problemin her yönüyle tespit edilmesi, daha sonra da bu problemin çözümüne giden yolların test edilerek sonuca ulaşılmasıdır. Diğer bir araştırma ve geliştirme yöntemiyse farklı bir disiplinde ortaya konulmuş olan bir yeniliğin, başka bir bilim alanındaki araştırmacı ve akademisyenler tarafından yorumlanarak, yeni kullanım alanlarının ortaya konulmasıyla gerçekleşmektedir. "Disiplinlerarasılık, Coğrafi Kavramlar ve Sanatsal Bir Edim Olarak Yürümek" başlığıyla yapılan bu tez çalışması da gündelik hayatın rutin bir olgusu olarak görülen yürümenin çağdaş sanat alanındaki kullanımına yönelik bir tarihçeyi ve bunun günümüze dair yorumunu içermektedir.
Oyun ve fiziki etkinliklere dayalı fen eğitimi: Disiplinlerarası öğretim uygulaması
Bu çalışmanın amacı, disiplinlerarası öğretim yaklaşımlarına uygun olarak Oyun ve Fiziki Etkinlikler dersi yoluyla verilen fen öğretiminin öğrencilerin fen kavramlarını öğrenmelerine etkisini incelemektir. Çalışma 2014-2015 eğitim-öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya Eskişehir ili Tepebaşı ilçesinde yer alan bir ilkokulun 3. sınıfında okuyan 82 öğrenci katılmıştır. Okulda bulunan üç sınıf deney grubunu bir sınıf ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Birinci deney grubunda önce fen kavramları anlatılmış sonra oyun temelli etkinlikler yapılmış; ikinci deney grubunda fen kavramları etkinlik sırasında anlatılmış, üçüncü deney grubunda ise önce etkinlik yapılmış ardından fen kavramları anlatılmıştır. Kontrol grubunda ise ders kitabına, çeşitli yardımcı kitaplara ve bir web-tabanlı eğitim platformuna dayalı olarak ders işlenmiştir. Yapılan öğretim beş hafta sürmüştür. Her hafta Fen Bilimlerine ait üç ders saati kullanılmıştır. Deney gruplarına ait Fen Bilimleri ders saatlerinde toplam on iki oyun temelli fiziksel etkinlik kullanılmıştır. Uygulamalar sınıf öğretmenleri tarafından yapılmıştır. Veriler biri araştırmacı tarafından geliştirilen Kuvveti Tanıyalım ünitesi başarı testi (KTBT), diğeri kontrol grubu ders materyalleri arasında yer alan Eğitim Portalı başarı testi (EPBT) olmak üzere toplam iki başarı testi ve bir algı anketi ile toplanmıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model olarak desenlenmiştir. KTBT'den elde edilen veriler tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak analiz edilmiş ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Yapılan post-hoc analizi ikinci ve üçüncü deney gruplarının başarı düzeyinin kontrol grubu başarı düzeyinden istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bu test kalıcılık testi olarak altı ay sonra uygulandığında ise tüm deney gruplarının başarı düzeylerinin kontrol grubu başarı düzeyinden istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur. EPBT son testinde ise gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamazken, test kalıcılık testi olarak uygulandığında ikinci deney grubu ile kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Algı anketi verileri deney gruplarının kontrol grubuna göre feni eğlenceli bulma, fene ilgi gösterme ve fene önem verme açısından daha yüksek puanlar elde ettiklerini göstermiştir. Algı anketi kalıcılık verileri ise deney gruplarının kontrol grubuna göre feni eğlenceli bulma, fene ilgi gösterme, fene önem verme ve fene yönelik başarı-motivasyon açısından daha yüksek puanlar elde ettiklerini göstermiştir. Bu bulgulara dayanarak Oyun ve Fiziki Etkinlikler dersinin disiplinlerarası öğretim yaklaşımına uygun bir biçimde ilkokul öğrencilerinin fen kavramlarını öğrenmesinde, öğrenilen bilgilerin hatırda tutulmasını sağlamada ve fene yönelik olumlu tutum geliştirmede kullanılabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Disiplinlerarası öğretim, fen eğitimi, oyun ve fiziksel etkinlik,ilkokul
Çağdaş sanat öğretiminde disiplinlerarasılık: Fenomenoloji çalışması
Postmodernizmle birlikte toplumlar ve kültürler arasında oluşan geçişli yapı ve disiplinler arasındaki melezleşme, benzer bir disiplinlerarası düşünme biçimini geliştirebilecek ve yaşamın her alanında kullanabilecek bireyler yetiştirmeyi gerekli kılmaktadır. Çağdaş sanat dersiyle, birer öğretmen adayı olan ve toplumda sanatçı kimliğiyle bir birey olarak değer kazanacak olan öğrencilerin, düşünerek ve sorgulayarak yaşama yaklaşacakları disiplinlerarası eğitim süreçlerini deneyimlemeleri önem kazanmaktadır. Bu önem doğrultusunda, bu araştırmada çağdaş sanat öğretiminde disiplinlerarasılık durumunu, deneyimleyenlerin nasıl anlamlandırdığını açıklamak amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleri benimsenerek ve fenomenoloji deseni ile yapılandırılmıştır. Çalışma grubunu; derse sürekliliği bilinen 13 öğrenci, dersin öğretim elemanı ve farklı bilgi alanlarından dört konuk öğretim elemanı oluşturmuştur. Olgunun daha açık ortaya konabilmesi amacıyla görüşmelere ek olarak, gözlem verileri ve dersle ilgili dokümanlar toplanmış böylece verilerde çeşitlilik sağlanmıştır. Elde edilen tüm veri seti, tematik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Uzmanlar tarafından periyodik incelemeleri yapılan analizler sonrasında "Ders Planı" ana kategorisi altında beş kategori ortaya çıkmıştır. Bunlar; "Amaçların Belirlenmesi", "İçeriğin Seçimi ve Düzenlenmesi", "Öğrenme-Öğretme Süreçleri", "Paydaşların Rollerinin Belirlenmesi" ve "Durum Değerlendirme"dir. Elde edilen sonuçlara göre, çağdaş sanat öğretiminde disiplinlerarasılığın; içerik temelli bir öğretim yaklaşımı şeklinde ortaya çıktığı söylenebilir. Buna göre bu öğretim yaklaşımı, en karakteristik özellikleriyle çağdaş sanat ders içeriğinin belirli parçalarının farklı uzmanlık alanlarından öğretim elemanlarıyla desteklendiği bir sürecin yönetimidir. Bu araştırmayla, çağdaş sanat dersinde disiplinlerarası bir öğretim programı yaklaşımı kullanmak isteyen uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Disiplinlerarasılık, ÇağdaĢ sanat, Ġçerik temelli öğretim,Fenomenoloji, DisiplinbirleĢtirici
Masaldan romana kahramanın serüveni: Yere Düşen Dualar ve Yerkuşağı'na eko feminist bir yaklaşım
Masallar insanlar var olduğundan beri çeşitli coğrafyalara köklerini salarak yayılan bir sarmaşık gibidir. Aynı tohumdan üreyen masalların kökleri farklı kültürlerden beslenerek büyümeye ve o kültürün yapı taşlarına göre şekil almaya devam etmektedir. Fakat bu masal toprağı o kadar bereketlidir ki sadece farklı kültürlerin bünyesinde nesilden nesile aktarılmakla kalmaz aynı zamanda da farklı disiplinlerin dallanıp budaklanmasınakatkı sağlamaktadır. Edebiyat da bu disiplinlerden biridir. Masalların sembol yüklü dili ve eğretilmeli anlatımı günümüz çağdaş edebiyatında da çeşitli amaçlarla kullanılmaya devam etmektedir. İnsanlığın gezegenimize etkisinin ciddi seviyelere ulaşmasıyla karşılaşılan ekolojik krizin ardından edebiyat da birçok bilim gibi çalışmalarında bu konuya dikkat çekmektedir. Ataerkil düşünce sisteminin bir sonucu olan kadının ve doğanın tahakküme maruz bırakılması günümüzde tartışılan en önemli konulardan biri haline gelmiştir. Ataerkil sistemin, kadını ve doğayı görme şekli ve insan ve insan olmayan arasındaki ilişkilenme biçimleri üzerine eleştiriler getirilmektedir. Bizde bu çalışma ile disiplinlerarasılık ilkesine dayanarak Sema Kaygusuz'un Yere Düşen Dualar ve Deniz Gezgin'in Yerkuşağı romalarını masal unsurları bağlamında ekofeminist yöntem ile karşılaştıracağız. Yapılacak olan tez çalışması ile amaçlanan, folklor ve metinlerarasılık ilişkisini masal ve roman bağlamında incelemek ve söz konusu ilişkiyi eko-feminist yöntem ile ele alarak güncel toplumsal bir mesele haline gelen kadın ve doğanın ataerkil yapı tarafından kontrol altına alınmasının edebiyata yansımalarını tartışmaktır. İnsanın hem karşı cins ile hem de doğa ile olan ilişkilenme biçimlerini çağdaş edebiyat metinleri üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: masal, postmodern edebiyat, ekofeminizm, disiplinlerarasılık, karşılaştırmalı edebiyat.
Çağdaş Türk resminde disiplinlerarası yaklaşım bağlamda özgünbaskı ve resim
Bu araştırma ``Çağdaş Türk Resminde Disiplinlerarası Bağlamda Özgünbaskı ve Resim?? konusunu içermektedir. Araştırmada resim ve özgün baskıresmin Çağdaş Türk sanatı içindeki yeri ve gözlemlenen disiplinlerarası etkileşimleri amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda resim ve özgün baskıresimde disiplinlerarası yaklaşımla örnekler veren sanatçıların resim ve özgün baskıresim arasındaki disiplinlerarası etkileşim ile ilgili görüşleri, Türk sanatı içerisinde özgün baskıresmin yeri ve önemi ile ilgili görüşleri ve disiplinlerarası yaklaşımda resim ve özgün baskıresim örnekleri ile ilgili görüşlerine yer verilmiştir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma verileri nitel araştırma yöntemlerinde yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmış, içerik analizi ile çözümlenmiştir.Araştırmanın çalışma gurubunu, Türkiye?de hem resim hem de özgün baskıresim çalışmaları uygulayan sanatçılardan Basri Erdem, Devrim Erbil, Ergin İnan, Fevzi Karakoç, Hayati Misman, Hasan Pekmezci, Süleyman Saim Tekcan oluşturmaktadır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, resim ve özgün baskıresmin teknik olarak farklı, değer ölçütleri açısından benzer olduğu ve sanatsal üretimlerde disiplinlerarası yaklaşımla, resim ve özgün baskıresim arasındaki etkileşimin, görsellik, teknik, estetik gibi birçok açıdan ortak çalışmaya imkan tanıdığı sonucuna varılmıştır. Bu etkileşimin zengin ifade olanakları ve sağladığı artı değerler halen günümüz sanatçıları tarafından kullanılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk Resmi, Özgün baskıresim, Disiplinlerarası
İfade aracı olarak enstalasyon sanatı ve mimarlık
Yirminci yüzyıla kadar olan süreçte toplumun sanata bakış açısı, sanatı yalnızca sanatçı ve sanat ürününden ibaret olarak görülürken, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan enstalasyon sanatıyla izleyicinin varlığı da artık sanat yapıtının anlamına dâhil olmuş, sanatçının ve izleyicinin sanat yapıtındaki rolü yeniden biçimlenmeye başlamıştır. Enstalasyon sanatının deneysel yanı, sanatçıların farklı disiplin kavramlarını irdelemesine neden olduğu kadar, farklı disiplinleri bir araya getiren ve bu disiplinlerden beslenen bir sanat anlayışı olarak kendini göstermiştir. Bu dönemlerde sanat ve mimarlık diyaloğu kadar ortaya konan eserin izleyicisine gönderdiği mesajlar da daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Çünkü enstalasyon çalışmalarının anlamlandırılmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri izleyicidir ve yapıtların izleyiciyle olan ilişkisi çerçevesinde sanat eseri gerçek anlamını bulur. Enstalasyon çalışmaları izleyicisinin üzerinde oluşturduğu duyusal algılamalar ile yere özel anlamlar içerir ve yerleştirildikleri yerin anlamını değiştirir. Bu bağlamda eserlerindeki anlamı izleyiciye aktarabilmek için her türlü malzeme ve teknolojiyi kullanıp enstalasyon sanatına önemli eserler vermiş olan Erwin Wurm, Ian Strange, Doug Aitken, Rachel Whiteread ve Do Ho Suh'un ev metaforu üzerine kurgulanan eserleri çalışma kapsamında ele alınmıştır. Konu ile çalışan pek çok sanatçı olmasına rağmen, konuyu sınırlandırmak amacıyla ev ve mekân kavramına farklı bir bakış açısı ve birbirlerine zıt malzeme uygulamaları ile yaklaşan bu beş sanatçının eserleri incelenmiştir. Enstalasyon çalışmalarının kavramsal altyapıya sahip olması, sanatçının aktarmak istediği mesajın izleyici tarafından algılanmasını zorlaştırmaktadır. Araştırma kapsamında belirlenen sanatçıların seçilen eserleri üzerinden şifre ve kodlar yardımıyla izleyiciye verilmek istenen mesajların ortaya çıkarılması, bir bakıma göstergebilim ile eserlere farklı bir bakış açısından bakılarak eserlerin görünen anlamı dışındaki derin anlamlarının ortaya çıkarılması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Başka bir deyişle çalışma, sanatçıların eserlerinde ortaya koydukları mimari kavramların, eserlerine yapılan yorumlar üzerinden, göstergebilim açısından analizi ve sanatçıların eserlerinde kullandıkları malzemelerdeki çeşitliliğin izleyici üzerindeki etkisinin incelenmesi ve yorumlanması olarak açıklanabilir.
Lokal ileri evre akciğer kanserinde multidisipliner yaklaşımın rolü: Retrospektif analiz
Giriş ve Amaç: Akciğer kanseri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kansere bağlı ölümlerin başında gelmektedir. Tedavi planı hastalığın tanı anındaki evresine göre belirlenmekte ve birçok tedavi yöntemini içermektedir. Multidisipliner konsey farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalıştığı ve hastalığın yönetiminde klinik görüşlerin paylaşıldığı toplantılardır. Hastanemizde akciğer kanseri tedavisi multidisipliner konsey tarafından yönetilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı; konseyde değerlendirilip tedavi kararı alınan küçük hücreli dışı akciğer kanserli hastaların sonuçlarını analiz ederek hastaların yönetiminde konseyin etkisini tespit etmektir. Yöntem: Mayıs 2015 - Kasım 2019 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi haftalık Multidisipliner Toraks Onkoloji Konseyinde değerlendirilen 1771 hastanın demografik-klinik verileri, toplantı tedavi planı ve sonuçları kaydedildi. Akciğer dışı tümör hastaları ve küçük hücreli akciğer karsinomlu hastalar çalışma dışı bırakıldı. Küçük hücre dışı akciğer kanserli 769 hasta çalışmaya dahil edilerek hastalara uygulanan tedaviler, sonuçları ve sağkalımları analiz edildi. Bulgular: Klinik olarak hastaların 291'i erken evre, 478'i ileri evreydi. Erken evre hastaların %86,5'ine cerahi uygulandı. Hastaların 25'ine (%9,3) segmentektomi, 180'ine (%67,1) lobektomi ve 6'sına (%2,2) pnömonektomi uygulandı. Bir hastada mortalite, 70 (%24) hastada morbidite saptandı. Beş yıllık sağkalım %64,1 idi. İleri evre hastaların %47'sine cerrahi uygulandı. Bu hastaların %78,8'i neoadjuvan tedavi sonrası idi. Neoadjuvan tedavi uygulanan hastalarda progresyon oranı %2,4, cerrahiye gitme oranı %88,1 idi. Hastaların 14'üne (%6,1) segmentektomi, 169'una (%74,1) lobektomi, 20'sine (%8,7) pnömonektomi uygulandı. Bir hastada mortalite, 84 (%17,5) hastada morbidite saptandı. Beş yıllık sağ kalım %38,6 idi. Sonuç: Multidisipliner konsey tarafından yönetilen ileri evre akciğer kanserinde neoadjuvan tedavi düşük progresyon, düşük mortalite ve morbidite oranlarıyla güvenle uygulanabilir yaklaşımdır.
Ahmet Hamdi Tanpınar'da kent ve mekân poetikası
Ahmet Hamdi Tanpınar'ı Kent Sosyolojisi zaviyesinden inceleyen bu tez, mekân ve kentin Tanpınar'ın eserlerinde nasıl yer ettiğini soruşturmaktadır. Bu soruşturmada birçok disiplinden faydalanılmıştır. Tez bu anlamda disiplinler arası bir çalışmadır. Kent ve mekân düşünceyi, dili, kültürü, yaşam biçimini belirleyen özgül içerikleri olan iki kavramdır. Mekân toplumsaldır, toplum tarafından belirlenir ve toplumu biçimlendirir. Medeniyetin vuku bulduğu yer olarak adlandırılan kent ise bireyin ve toplumun gündelik hayatını belirleyen ve biçimlendiren bir yapıya sahiptir. Mekânın ve kentin incelenmesi Tanpınar tarafından kent planlaması yahut kentolog zaviyesinde ele alınmamıştır. Muharrir ve şair olarak Tanpınar mekânı ve kenti poetik biçimde ele almıştır. Poetika muhayyile, temaşa, tasavvur etme, mekânı edebi dil üzerinden yeniden üretmekle ilgilidir. Bu incelemeye mekânın poetik biçimde ele alınışının fenomenolojisini gösteren Gaston Bachealard'ın Mekânın Poetikası kitabı kılavuz olmuştur. Bir mekânda yaşamanın ontolojik, toplumsal, poetik boyutu Tanpınar metinleri üzerinden gösterilmeye çalışılmıştır. Yöntem olarak içerik analizi ve eleştirel içli-dışlılık benimsenmiştir. Tezin amacı, insanın ontolojik olarak tecrübe ettiği mekânın elimine edilmesi, izinin silinmesi ve yeni tecrübelere girildiği modern zamanlarda kentte yaşamanın poetik biçimde ne demek olduğunu göstermektir. Özet olarak tezde, disiplinler arası kontekste Tanpınar'ın eserlerinde mekânın toplumsallığı ve ilişkiselliği; kentin gündelik hayat ve medeniyet üzerindeki etkisi gösterilmiştir.
Matematik derslerinde ilişkilendirmeye ne ölçüde yer verilmektedir?: Sınıf içi uygulamalardan örnekler
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin matematik derslerindeki sınıf içi uygulamalarında ilişkilendirmeye ne ölçüde ve nasıl yer verdiklerini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilindeki farklı ilköğretim okullarında görev yapmakta olan 3 matematik öğretmeni ve 3 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin matematik derslerindeki sınıf içi uygulamaları bir eğitim-öğretim yılı boyunca belirli aralıklarla videoya çekilmiştir. Video kayıtlarının analizleri ile araştırma verileri elde edilmiştir. Elde edilen veriler öğretmenlerin matematik derslerinde ilişkilendirmeye ne ölçüde yer verdikleri; gerçek hayatla ilişkilendirme, kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme, kavramlar arası ve disiplinler arası ilişkilendirme yönlerinden incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarında en fazla kavramlar arası ve gerçek hayatla ilişkilendirmeye yer verdiklerini, farklı gösterimler arasında ilişkilendirmeye ise daha az yer verdiklerini göstermektedir. Diğer disiplinlerle ilişkilendirme ise neredeyse hiç yapılmamıştır. Sonuç olarak, öğretmenlerin matematik derslerinde ilişkilendirmeye yeterli düzeyde yer vermedikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: matematiksel ilişkilendirme, gerçek hayatla ilişkilendirme, kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme, kavramlar arası ilişkilendirme, farklı disiplinlerle ilişkilendirme
Mimarlık-bilgisayar etkileşiminde işbirliği kavramı
sbirligi insanoglunun varolusundan bugüne, iletisim varoldukça süregelen bir olgudur. Yasamın her alanında isbirligi aktiviteleri ile karsılasmaktayız. Farklı meslek alanlarında da isbirligine rastlamaktayız ki bu alanlardan en yaygın olanı da mimarlık alanıdır. Mimarlar bir yapıyı tasarlarken kendi baslarına hareket edemezler; gerek kendi disiplinleri gerekse farklı disiplinlerden uzmanlar, insaat mühendisleri, elektrik mühendisleri, makine mühendisleri, jeoloji mühendileri, akustik uzmanlar, malzeme uzmanları gibi, fikir ve bilgi alısverisinde bulunurlar. Bu meslek grupları ile iletisim ve isbirligi neticesinde yeni ürünler en iyi sekilde ortaya çıkmaktadır. nsanlar arası iletisimde iletisim araçlarının gelisimi nasıl büyük bir çag atlanmasını sagladıysa, mimarlık alanında da iletisim araçlarının, teknolojinin gelisimi ile birlikte pek çok yeni imkan ortaya çıkmıstır. Ortak dokümanların paylasımı, tartısmalar, bilgi alısverisi için bu süreçte basrolü bilgisayarlar üstlenmeye baslamıstır. Farklı programların yazılımı, sanal ortamlar ile birlikte teknolojinin ucu açık imkanları dogrultusunda da insanlar arası iletisimde oldugu gibi meslekler arası koordinasyonda da sınırsız imkanlara ulasılmıstır. Bu çalısmada öncelikle isbirligi kavramı tüm yönleriyle ele alınmıstır. sbirligi nedir, kavram olarak diger terimlerden ayrımı, avantaj ve dezavantajları, anahtar elemanları, modelleri ile genis bir bakıs açısıyla degerlendirilmistir. sbirligini genel anlamda inceledikten sonra alt baslıkları olan; tezin esas vurgulamak istedigi mimarlık alanında, mimarlık egitiminde, mimari ofislerde ve diger disiplinlerle mimarlık arasında isbirligi aktiviteleri incelenmistir. Bu iliskilerde ana prensipler, olması gerekenler ve mevcut örnekler karsılastırmalı bir sekilde sunulmustur. Öncelikle genel anlamda mimarlık ve isbirligi degerlendirilmis, sonra mimarlıga ilk adım mimarlık egitiminde bu aktivitelere verilen önem; güncel yurtiçi ve yurtdısı örneklerle vurgulanmıstır. Mimarlık egitiminden bir sonraki asama mimari ofislerde isbirligi açısından durum degerlendirilmesi yapılmıs, günümüz kosullarındaki sistemler isbirligi aktiviteleri dogrultusunda degerlendirilmistir. Son olaraksa isbirligi aktivitelerine en yogun sahne olan disiplinler arası çalısmalarda isbirligi irdelenmis, güncel proje örnekleri karsılastırılmalı olarak ifade edilmistir. Mimarlık alanındaki bu isbirligi aktiviteleri tartısılır ve örneklendirilirken hep mimarlıkbilgisayar etkilesimi gözönünde bulundurulmus, mimarlıkta isbirligi aktivitelerinde bilgisayarın rolü güncel örnek ve saptamalarla somut hale getirilmistir. Tezin sonuç bölümünde ise tüm bu kavramlar dogrultusunda seçilen örnekler üzerinden, karsılastırmalı sonuç ve degerlendirmelere gidilmis, isbirligi-mimarlık ve bilgisayar teknolojisinin gelecekteki durusuna dair öngörüler yeralmıstır. Anahtar Kelimeler: Mimarlık, isbirligi, bilgisayar destekli mimarlık, bilgisayar destekli isbirligi, isbirliksel mimari, isbirliksel mimari tasarım ortamı, disiplinler arası tasarım, disiplinler arası bilgisayar destekli tasarım.
Sanatlararası bağlamda moda tasarımına müziğin yansıması
İlişkilendirilecek sınırsız disiplin içerisinde "moda ve müzik" etkileşimleri, konu bağlamında temeli teşkil eden bir sınırlılıkla çalışmanın temel niteliğini oluşturmaktadır. Bu bağlamda ortak yaratım pratiğiyle moda müzikten beslenirken yeni tasarımlara nasıl aktarıldığı; biçim, içerik, malzeme olarak nasıl dönüştürüldüğü, kavramsal bilgilerle desteklenerek ele alınmıştır. Aynı zamanda müziğin, kişinin üzerinde oluşturduğu ruhsal bağlantıyla şekillenen duygulara yönelik somut ve soyut kavramların, çeşitli materyaller aracılığıyla diğer sanat dallarına ve giysi tasarımlarına aktarımı örneklendirilerek açıklanmıştır. Müzik ve giysi tasarımının melezleşmesi sonucunda ortaya çıkarılan bu eserler, daha da özele indirgenerek L. V. Beethoven ve 9. Senfoni'nin giyilebilir sanata dönüştürülebilen uygulama çalışmalarıyla ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışma altı ana bölümden oluşmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde disiplinlerarasılık anlayışıyla özdeş ya da benzeşik bakış açılarına sahip kavramların, anlam karmaşası yaratmaması adına açıklaması yapılmış; sanatta sözü geçen disiplinlerarasılık terimlerinden kısaca söz edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde müziğin disiplinlerarasılık bağlamında diğer sanatlarla olan ilişkisi irdelenmiştir. Bu bilgilerin ardından çalışmanın ana konusu olan müzik ve moda tasarım ilişkisi, belirli kategoriler ve örnekler eşliğinde açıklanmaya çalışılmıştır. Burada, müzik ve moda tasarımının etkileşimine dair ilk akla gelen altkültür gruplarından ziyade (kısa bir örnekle açıklanmıştır), eserlerin sanatsal yaratım ile var edilmesi noktasındaki sorgulamalara rastlanılacaktır. Bir sonraki bölümde çalışmanın yöntemi açıklanmış ve sıradaki bölümde ise L. V. Beethoven ve 9. Senfonisi'nden esinlenilerek yeni malzeme ve formlarla farklı fikirlerin doğmasına olanak sağlayacağı ve sanatlararası anlayıştan var olan eserlerin diğer sanatçılarda temel bir esin kaynağı oluşturacağı temennisi ile oluşturulmuş beş adet tekstil yüzey ve giysi tasarımlarıyla çalışmanın sonuç bölümüne varılmıştır.
Dördüncü sınıf sosyal bilgiler dersinde kavramsal anlama becerilerinin geliştirilmesinde bağlamsal öğrenme yaklaşımına dayalı disiplinler arası öğretim uygulamaları: bir durum çalışması
Araştırmada veriler araştırmacı tarafından geliştirilen Kavramsal Anlama Başarı Testi (KABT), Kavramsal Anlama İki Aşamalı Teşhis Testi (KAİATT), öğrenci çalışma yaprakları, yapılandırılmamış gözlem (kamera kayıtları), yarı yapılandırılmış görüşme ve araştırmacı günlüğü aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel veriler betimsel ve içerik analiziyle, nicel veriler ise Yinelenmiş Ölçümler için ANOVA ve Eşli Gruplar T Testi aracılığıyla analiz edilmiştir. Nicel analizden elde edilen veriler için anlamlılık düzeyi p≤ .05 olarak alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, kavramın özelliğini bulma, tanıma ulaşma ve neden açıklama kavramsal anlama alt becerileri için yapılan beş farklı ölçümün aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılığın olduğunu; ilişki kurma ve örnek üzerinde özellik gösterme kavramsal anlama alt becerileri için yapılan beş farklı ölçümün aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılığın olmadığını ortaya çıkarmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular öğrenci performanslarında kavramsal anlama açısından bir değişikliğin olup olmadığını belirlemek amacıyla uygulama öncesi ve sonrası olmak üzere iki defa uygulanan Kavramsal Anlama Başarı Testi (KABT) ve Kavramsal Anlama İki Aşamalı Teşhis Testi (KAİATT) sonuçları arasında uygulama sonrası lehine bir farklılığın olduğunu göstermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgulardan öğrencilerin kavramın özelliklerini bulma ve tanım yapma etkinliklerini farklı buldukları ve sevdikleri tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar öğrencilerin uygulamada zor ve karmaşık görülmesi nedenleriyle bağımsızlık, egemenlik ve devlet kavramlarını beğenmediklerini; eğlenceli görülmesi nedeniyle de ekonomi ve demokrasi kavramlarını beğendiklerini göstermektedir. Ayrıca aynı bulgular uygulamalardaki kavramlardan yönetim biçimi nedeniyle demokrasiyi, ailenin geçim kaynağını içermesi ve tasarruflu olmayı kapsaması nedeniyle de ekonomi kavramlarını gerçek yaşamla ilgili gördüğünü ortaya çıkarmaktadır. Araştırmada kavramsal anlama alt becerilerinin gelişimini destekleyen olumlu ve olumsuz faktörlerin saptanması amacıyla yapılan analizlerden yeterli muhakeme seviyesinin, ön bilginin ve deneyimin, güdülenmenin, ilgili disiplinlere ilişkin ilgi ve yeterliliğin, ipucunun, derse katılımın, etkinliklerin sevilmesinin, bazı uygulamalardaki kavramların özellik sayısının az olmasının olumlu etki yarattığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yapılan analizler muhakeme seviyesinin yetersiz olmasının, ilgili disiplinlere ilişkin ilgi ve yeterliliğin düşük olmasının, bazı etkinliklerdeki veri yükünün (soru sayısının fazlalığı), ya da kavramlardaki özellik sayısının fazla olmasının, derse aktif olarak katılım göstermemenin, ilgili kavramların sevilmemesinin, sınıf atmosferindeki gürültünün, uygulamalar arasındaki zaman farkının olumsuz etki yarattığı bulgularını ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak, bağlamsal öğrenme yaklaşımına dayalı disiplinler arası öğretim uygulamalarının ön test ve son test kavramsal anlama başarı testi sonuçlarına göre son test lehine anlamlı bir farklılık yarattığını göstermektedir. Bu durumda, uygulamanın kavramsal anlamayı sağladığı anlaşılmaktadır. Aynı bulgulardan farklı disiplinlerin bilgileriyle kurulmuş analojilerin kavramın özelliklerini bulma sürecinin gelişimini olumlu etkilediğini ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca, tercih edilen yaklaşımın tanıma ulaşma ve neden açıklama kavramsal anlama alt becerilerinin gelişimini desteklediğini ancak ilişki kurma ve örnek üzerinde özellik gösterme davranışlarının gelişiminde anlamlı bir farklılık yaratmadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler öğretimi, bağlamsal öğrenme ve öğretim yaklaşımı, disiplinler arası öğretim yaklaşımı, analoji, kavramsal anlama, durum çalışması.
Kavram temelli disiplinler arası yaklaşıma göre tasarlanan ünitenin otantik değerlendirmesine yönelik bir eylem araştırması
Bu çalışmada, sosyal bilgiler dersinde kavram temelli disiplinler arası yaklaşım kullanılarak tasarlanan ünitenin uygulama ve otantik değerlendirme süreci incelenmiştir. Bu amaçla ilk olarak sınıfta kavram öğretimi, disiplinler arası yaklaşım ve otantik değerlendirmeye ilişkin mevcut durum ortaya konmuştur. Araştırmada genel amaç doğrultusunda, tasarlanan ünitenin uygulamasında karşılan sorunlar ve bu sorunların çözüm önerileri, uygulamanın öğrenme öğretme sürecine etkisi, öğrencilerin otantik değerlendirme sürecine yönelik algıları ve uygulamaların kavramların kazanılmasına etkisi de araştırılmıştır. Kavram temelli disiplinler arası yaklaşım kullanılarak tasarlanan ünitenin uygulama ve otantik değerlendirme sürecinin incelendiği bu araştırma eylem araştırması olarak yürütülmüştür. Araştırma 2013-2014 eğitim-öğretim yılı güz ve bahar döneminde bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma gurubunu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiş 12'si erkek, yedisi kız toplam 19 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme, yapılandırılmamış gözlem (kamera kayıtları), otantik değerlendirme araçları (rubrikler ve düzey belirleme kontrol listeleri), öğrenci çalışma örnekleri, araştırmacı ve öğrenci günlükleri ve kavram testi ile toplanmıştır. Uygulama öncesinde uygulama yapılan sınıftaki mevcut durumu ortaya koymak için, bir ünite süresince gözlem ve öğrencilerle ön görüşme yapılmıştır. Uygulama aşamasında Jacobs'ın (1989) ve (2004) önerdiği disiplinler arası program tasarım modeli temel alınarak tasarlanan Çevre ünitesi 32 ders saatinde uygulanmıştır. Uygulamada eylem araştırması süreci döngülere dayalı olarak yürütülmüştür. Her döngüde araştırma öncesi her kavram için hazırlanan ders planının uygulama aşaması izlenmiş, ortaya çıkan sorunları çözmek için eylem planları geliştirilmiş ve sorun çözüldükten sonra bir sonraki döngüye geçilmiştir. Öğrencilerin derslerin kazanımlarını elde edip etmediklerini belirlemek için uygulanan otantik değerlendirme etkinlikleri, rubrikler ve düzey belirleme kontrol listeleri yardımıyla incelenmiştir. Araştırma sürecini değerlendirmek için öğrencilerle süreç görüşmeleri yapılmıştır. Uygulamadaki sekiz döngü tamamlandıktan sonra öğrencilere kavram testi uygulanmış ve öğrencilerle görüşme yapılmıştır. Araştırmada toplanan nitel veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Güvenirliği sağlamak için veriler ikinci kodlayıcı tarafından kodlanmıştır. Uygulama sürecinde her döngüde ders planının uygulamasından sonra süreç kendi içinde incelenmiştir. Uygulama süreci tamamlandıktan sonra tüm veriler bütün olarak değerlendirilip çözümlenmiştir. Araştırmada Kavram testi ile nicel veriler toplanmıştır. Çoktan seçmeli 25 sorudan meydana gelen testte her sorudan sonra öğrenciler verdikleri cevabın nedenini yazılı olarak ifade etmiştir. Test puanlanırken, doğru cevabı bulma 1, nedeni doğru açıklama ise 3 puan ile değerlendirilmiştir. Kavram testi puanlanmasının güvenirliği için ikinci kodlayıcı olarak konu alanı uzmanından yardım alınmıştır. Sonuçta genel olarak, eylem araştırmasının bir öğretim yaklaşımını uygulamak ve değerlendirmek için uygun bir araştırma yöntemi olduğu, bu yöntem ile öğretimin niteliğinin arttırıldığı ve araştırmacının kendi deneyimlerini arttırdığı söylenebilir. Öğrencilerin kavram temelli disiplinler arası yaklaşıma göre hazırlanan etkinlikleri önceki etkinliklerden farklı bulmuşlardır. Bu etkinlikler farklı disiplin bilgilerini aynı anda öğrenmeyi, derinlemesine öğrenmeyi, yeni bilgiler öğrenmeyi, derse yönelik olumlu tutum geliştirmeyi, akademik başarıyı arttırmayı, zamandan tasarruf yapmayı ve konu tekrarı yapmayı sağlamakta, öğrencilere araştırma yapma, gözlem yapma ve bilgisayar kullanma becerisi ve gerçek hayatta kullanılabilecek bilgiler de kazandırmaktır. Bu etkinlikler öğrencilerin derse yönelik ilgilerini arttırmış ve olumlu tutum geliştirmeye, işbirliği içinde çalışmaya, karar verme ve eleştirel düşünme becerisine katkı sağlamıştır. Öğrenciler bu etkinlikleri beğenmiş, severek, isteyerek katılmış ve etkinlikleri zevkle yapmışlardır. Uygulanan etkinliklerde sosyal bilgiler dersinde matematik, fen bilimleri, Türkçe, görsel sanatlar, müzik ve İngilizce dersi ile disiplinler arası bağlantılar kurulmuştur. Öğrenci görüşlerine göre en çok fen bilimleri ve matematik, en az müzik ve İngilizce dersleriyle, gözlem bulgularına göre ise en çok Türkçe dersi, en az da İngilizce ve müzik dersleri ile disiplinler arası bağlantılar kurulmuştur. İlk döngülerde disiplinler arası bağlantıları araştırmacı vurgularken, döngüler ilerledikçe öğrencilerin disiplinler arası bağlantıları kendi kendilerine fark etmeye başladıkları ve yeni bağlantılar kurdukları araştırma sonuçları arasındadır. Öğrenciler değerlendirme sürecinde kullanılan otantik değerlendirme etkinliklerini, öğrenme sürecine yönelik olması, öğrenci merkezli olması, yürütücü biliş stratejilerini ve farklı disiplinlere ait bilgileri kullanmayı gerektirmesi açısından önceki etkinliklerden farklı bulmuş, bu etkinliklere istekli olarak katılmış ve bu etkinliklerde eğlenmişlerdir. Öğrenciler değerlendirme etkinliklerini sürece yönelik ve öğrenci merkezli olduğunu, farklı disiplinlere ait bilgilerin de kullanılmasını gerektirdiğini algılamışlar, uygulama ve değerlendirme sürecinde disiplinler arası bağlantıları fark etmişlerdir. Değerlendirme sürecinde bazı etkinliklerde zorlandıklarını dile getiren öğrenciler olmasına rağmen, sonuçta öğrenciler bu etkinliklerin daha eğlenceli, daha öğretici olduğu ve diğer derslerde de kullanılmasını istediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca kavram temelli disiplinler arası yaklaşıma göre hazırlanan, uygulanan ve otantik olarak değerlendirilen ünitenin kavramların kazandırılmasına olumlu yönde katkı sağladığı da sonuçlar arasındadır. Anahtar kelimeler: Disiplinler arası yaklaşım, kavram temelli öğretim, otantik değerlendirme, eylem araştırması.
Çokkültürlü eğitime dayalı olarak geliştirilen disiplinlerarası öğretim programı aracılığıyla öğrencilerde hoşgörü değerinin ve eleştirel düşünme becerisinin geliştirilme sürecinin incelenmesi: Bir durum çalışması
Bu araştırmanın genel amacı, çokkültürlü eğitime dayalı olarak geliştirilen disiplinlerarası öğretim programı aracılığıyla öğrencilerde hoşgörü değerinin ve eleştirel düşünme becerisinin geliştirilme sürecini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Elazığ ili Karakoçan ilçesinde bulunan bir ilkokulun dördüncü sınıfında öğrenim görmekte olan 30 öğrenci ile 10 veli oluşturmaktadır. Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Öğrenciler belirlenirken ölçüt örnekleme yöntemi, veliler belirlenirken maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada çokkültürlü eğitime dayalı olarak geliştirilen disiplinlerarası öğretim programı uygulanarak öğrencilerin hoşgörü değeri ve eleştirel düşünme becerileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama araçları olarak; kişisel bilgiler formu, görüşme formu, gözlem formu, öğrenci günlüğü, araştırmacı günlüğü, hoşgörü tutum ölçeği, hikâye testleri, eleştirel düşünme becerisi ve hoşgörü değeri dereceli puanlama anahtarları kullanılmıştır. Araştırma, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının güz döneminde 05/Ekim/2015-08/Ocak/2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, nicel ve nitel verilerin analizi olmak üzere iki şekilde veriler çözümlenmiştir. Nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizleri, nicel verilerin analizinde betimsel istatistik ile bağımlı örneklemler t testi kullanılmıştır. Araştırmada geçerlik ve güvenirliğin sağlanması için inandırıcılık, aktarılabilirlik, tutarlılık ve teyit edilebilirlik yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin cinsiyetlerine, etnik kimliklerine ve inançlarına göre hoşgörüyü daha çok yardımsever olma olarak algıladıkları görülmüştür. Kadın velilerin çoğu tarafından hoşgörü, karşısındaki kişiyi olduğu gibi kabullenme olarak; erkek velilerin çoğu tarafından ise hoşgörü insanlarla iyi geçinme olarak algılanmaktadır. İnançlarına göre veliler hoşgörüyü anlayışlı olma olarak algılamaktadırlar. İlkokul ve lise mezunu veliler tarafından hoşgörü anlayışlı olma olarak algılanmaktadır. Çalışma grubuna ait eleştirel düşünme becerisi ve hoşgörü dereceli puanlama anahtarı ile hoşgörü tutum ölçeği öntest-sontest puan ortalamaları arasında sontest lehine anlamlı bir fark saptanmıştır. Araştırmacı günlüğü incelendiğinde disiplin, sınıf ortamı, veli, öğretmen, okul yönetimi, etkinlik ve araç-gereç; öğrenci günlükleri incelendiğinde etkinlikler, disiplin sorunu, zaman, değerler, araç gereç ve sorun yok; video kayıtları incelendiğinde sınıf, öğrenci, etkinlik, disiplin sorunu, değerler, araç-gereç ve zaman yetersizliği temalarında sorunlarla karşılaşıldığı görülmüştür. Uygulama sonrasında kadın öğrenciler hoşgörüyü daha çok anlayışlı olma olarak; erkek öğrenciler ise hoşgörüyü daha çok iyilik yapma olarak algılamaktadırlar. Öğrencilerin çoğu uygulanan etkinlikler sayesinde yeni bilgiler öğrendiklerini, uygulanan etkinliklerde en çok hoşgörü değerini kazandıklarını, uygulanan etkinlikler sayesinde günlük hayatlarında engelli bireylere yardım etmeye başladıklarını, kadına şiddet ile ilgili dramayı severek yaptıklarını, grup çalışması yaparken zorlandıklarını, uygulanan etkinlikler sonrasında günlük hayatlarında farklı kültürel özellikteki bireylere saygı duyacaklarını ve çevrelerindeki engelli bireylere yardım edeceklerini, farklı kültürel özelliklere sahip bireylere karşı hoşgörülü olacaklarını ve uygulanan etkinlikler sonrasında öğrendiklerini sosyal bilgiler dersinde kullanabileceklerini belirtmişlerdir. Velilerin çoğu uygulanan etkinliklerin öğrencilerin farkındalıklarını arttırdığını, öğrencilerin hoşgörü değerini kazandıklarını, hoşgörü değerlerine katkı sağladığı, günlük hayatlarında daha çok kardeşleriyle iyi geçinmelerini sağladığını ve farklı kültürel özelliklere sahip bireylere karşı yardımcı olduklarını belirtmişlerdir.
Sosyal bilgiler dersi kazanımları ile ders ve çalışma kitapları etkinliklerinin matematik dersi kazanımları açısından incelenmesi
Günümüzde çağın gereksinimleri karşısında eğitim kurumlarından toplumsal beklentinin oluşturduğu birey profili yaratıcı, üretken, öğrenmekten zevk alan, eleştirel düşünebilen, olaylar arasında bağ kurabilen şeklinde açıklanabilir. Nitekim farklı disiplinlerin bilgi ve becerilerini dikkate alan ve öğrencinin motivasyonunun artmasına katkı sağlayan disiplinler arası yaklaşım çağdaş eğitim sistemi içerisinde oldukça önemsenmektedir. İlkokul 4. sınıf sosyal bilgiler dersi kazanımlarının, sosyal bilgiler ders ve çalışma kitabının matematiksel yetkinlikler açısından incelenmesi amaçlanan bu çalışmada, 2018 yılı 4. sınıf sosyal bilgiler dersi öğretim programında bulunan kazanımlarının, 4. sınıf sosyal bilgiler ders ve çalışma kitabının ilkokul 1-4. sınıflar matematik dersi kazanımları ile ilişkili olup olmama durumları incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada nitel araştırma paradigmalarından doküman incelemesi işe koşulmuştur. Araştırma verileri ise doküman analizi yoluyla elde edilmiş olup çalışma doküman analizi adımlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma verilerini Millî Eğitim Bakanlığı'nca yayınlanan 2018 yılı ilkokul sosyal bilgiler dersi öğretim programı, 2018 yılı ilkokul matematik dersi öğretim programı, 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitabı ve 4. sınıf sosyal bilgiler çalışma kitabı oluşturmuştur. Sosyal bilgiler dersi kazanımlarının öğretiminde öğrencilerin ihtiyaç duyduğu matematiksel yetkinlikler sosyal bilgiler dersi kazanımları ve öğrenme alanları boyutları ile ilişkilendirilerek incelenmiştir. Bu bağlamda 2018 sosyal bilgiler öğretim programındaki kazanımlar matematiksel yetkinlikler açısından incelendiğinde birey ve toplum öğrenme alanında 25, kültür ve miras öğrenme alanında 33, insanlar, yerler ve çevreler öğrenme alanında 84, bilim, teknoloji ve toplum öğrenme alanında 44, üretim, dağıtım ve tüketim öğrenme alanında 113, etkin vatandaşlık öğrenme alanında 39, küresel bağlantılar öğrenme alanında ise 34 matematik dersi kazanımlarının ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak 2018 yılı 4. sınıf sosyal bilgiler dersi öğretim programı öğrenme alanları incelendiğinde; en fazla matematik kazanımları ile ilişkili olan öğrenme alanının 113 kazanım ile üretim, dağıtım ve tüketim öğrenme alanı, en az ilişkili olan öğrenme alanı ise 25 kazanım ile birey ve toplum öğrenme alanının olduğu tespit edilmiştir. 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında bulunan etkinliklerin en çok ilkokul 1. sınıf, en az ise 2. sınıf seviyesi ilkokul matematik dersi kazanımlarıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 4. sınıf sosyal bilgiler çalışma kitabında bulunan etkinlikler en çok ilkokul 1. sınıf seviyesi, en az ise 4. sınıf seviyesi ilkokul matematik dersi kazanımlarıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Disiplinler arası yaklaşım, matematik dersi, öğretim programı, sosyal bilgiler dersi.
Fen bilimleri dersi öğretim programının matematik, bilişim, teknoloji ve sanat dersleri ile disiplinler arası entegrasyonuna yönelik çalışmaların incelenmesi
Bu araştırmada, Fen Bilimleri dersi öğretim programının; matematik, bilişim, teknoloji ve sanat derslerine yönelik öğretim programlarıyla disiplinler arası entegrasyonunun yapıldığı çalışmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda ülkemizde gerçekleştirilen disiplinler arası entegrasyon ile ilgili çalışmalarda, 3-8. sınıf fen bilimleri dersi öğretim programı kazanımları ile ilişkilendirilmiş diğer disiplinlere yönelik kazanımlar ya da konular tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme yoluyla toplanarak betimsel ve içerik analizi uygulanmıştır. Veri toplama sürecinde öncelikle Google Akademik, ULAKBIM, Dergipark, YÖK tez vb. veri tabanları; "disiplinler arası entegrasyon", "STEM", "FeTeMM", STEM eğitimi", "STEM öğretimi", "STEM uygulamaları" vb. anahtar kelimeler kullanılarak alan yazın taranmıştır. Alan yazın taraması sonucunda elde edilen ulusal yayınlar (kitap, makale, tez ve raporlar) incelenmiş ve içerisinde ilköğretim 3-8 düzeyinde fen kazanımları ile matematik, bilişim, teknoloji ve sanat alanlarına yönelik derslerden en az biriyle ilişkilendirmenin yapıldığı toplam 110 yayın araştırma kapsamına alınmıştır. Elde edilen yayınlar, ilgili ilişkilendirmelere ait sınıf seviyesi, yayın yılı, konu alanı/ünite adı, disiplinler ve yayın türüne göre detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Elde edilen veriler tablo ve grafiklerle ortaya konmuştur. Tüm yayın türlerinde fen konularıyla ilişkilendirmenin en çok yapıldığı sınıf düzeylerinin 6. ve 7. sınıf, derslerin ise Matematik ile Teknoloji ve Tasarım dersleri olduğu görülmektedir. Fende en fazla ilişkilendirme "fiziksel olaylar", en az ise "dünya ve evren" konu alanları ile yapılmıştır. Matematik dersinden en çok "geometri ve ölçme", "geometri" ve "sayılar", Teknoloji ve Tasarım dersinden "mühendislik ve tasarım", "ürün tasarlama" ve "inovatif düşüncenin geliştirilmesi ve fikirlerin korunması", Görsel Sanatlar dersinden "görsel iletişim ve biçimlendirme", Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersinden ise "bilişim teknolojileri", "ürün oluşturma", "programlama", "kodlama" ve "yazılım" konularında ilişkilendirmeler yapıldığı tespit edilmiştir. Bu araştırma bulgularının, ülkemizde disiplinler arası entegrasyona yönelik çalışmaları ve bugüne kadar fen bilimleri dersi ile yapılmış ilişkilendirmeleri özetlemesi, program ile ilgili düzenleme çalışmaları yapılması, bu konuda çalışma yapmak isteyecek araştırmacılara yol göstermesi, etkinlik hazırlamak isteyen öğretmenlere destek olması, alandaki eksikliklerin belirlenmesi ve tartışılması konusunda önemli katkı sağlayacağı düşünülmekte ve yeni araştırmalara ışık tutması beklenmektedir.
Sanat malzemesi olarak denimin iki ve çok boyutlu deneysel tasarımlarda kullanımı
"Sanat Malzemesi Olarak Denimin İki ve Çok Boyutlu Deneysel Tasarımlarda Kullanımı" başlıklı çalışmada tekstil malzemelerinin arasında yaygın olarak kullanılan malzeme türlerinden biri olan denim kumaşı ele alınmıştır. Fiziksel ve kimyasal yapısı gereği diğer kumaşlardan farkı incelenip, sanat objesi oluşturma aşamasında tek başına ya da destekleyici malzemeler ile birlikte sanatçıya sağlayacağı kazanımları araştırmak adına, deneyler yapılarak hangi işlemler ile nasıl sonuç alınacağı tespit edilip raporlanmıştır. Bu deneyler sonucunda elde edilen verilerden yararlanarak, denim kumaşı ana malzeme olacak şekilde, deneysel tasarımlar oluşturulması hedeflenmiştir. Tez, altı ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde tezin problemi, amacı ve sınırlılıklarından söz edilmiştir. Uygarlık tarihinde insanlığın temel gereksinimlerine bakıldığında ilk sırada yiyecek ikinci sırada örtünme gelmektedir. Her iki ihtiyacı karşılamak için doğadan yararlanılmıştır. İnsanoğlu avcı toplayıcı dönemde yiyecek olarak tükettiği hayvanların postlarını örtünme amacıyla kullanmış ve daha sonra doğadaki bitkilerden ipler ve yüzeyler oluşturulmasıyla tekstil yüzeyi, insanlık tarihinde yerini almaya başlamıştır. Tezin ikinci bölümünde, tekstil malzemelerinin insanlık tarihindeki yeri ve önemi konusunda yapılan araştırmalar sonucunda, yabancı kaynaklardan doğadaki elyaf oluşumu ve ipliğe dönüşümü, tunç çağının başlangıcı ile tekstil liflerini boyayan ilk boyarmaddelerin keşfi gibi bilgilere rastlanmıştır. Bu bilgiler ışığında çeviri yapılarak literatüre kazandırılmak üzere ikinci bölümde kısaca yer verilmiştir. Deneysel tasarımları oluştururken tekstil yüzey oluşturma ya da biçimlendirme tekniklerinden yararlanılacağı için, geleneksel tekstil biçimlendirme teknikleri ayrı başlıklar altında incelenmiş ve tekstile hammadde yönünden bakılarak elyaf türlerine değinilmiştir. Bu başlıklar altında indigo boyarmaddesinin tarihçesi ve boyama tekniği, tezin ana konusu olan denimle birinci derecede yakınlığı nedeniyle, incelenip aktarılmıştır. Sanat objeleri oluşturma aşamasında ana malzeme denim kumaşıdır. Denimin yapısal ve kimyasal özelliği, tarihsel ve gelişimsel süreci, bu süreçteki işçi giysisi, askeri giysi ve günlük giysi biçiminde modaya yansıması evrelerine geniş yer verilmiştir. Denim kumaşının bu aşamalarda moda piramidinde devrimsel nitelik taşıyan bir özelliği bulunmaktadır. Moda piramidinde yerleşik olan işleyişte; moda ikonu dediğimiz kavram; nesne, giysi, tasarımcı ya da kişi olabilmektedir. Bu kavram ilk ortaya çıktığında moda piramidinin sosyo-ekonomik açıdan en güçlü kesimin bulunduğu tepe noktasında tüketime hazır bir şekilde yerini alır ve zamanla toplumun alt kesimlerinin bulunduğu piramidin en alt katmanlarına doğru yayılarak moda olma özelliğini sürdürmektedir. Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel olarak toplumun alt tabakasından oluşan kitlenin bulunduğu piramidin tabanına indiğinde artık güncelliğini ve değerini yitirmiş olup yok olma evresine geçer. Ancak denim; kumaş olarak, piramidin en alt tabakasında 16.yüzyılda branda bezi olarak kullanılmaya başlanmış olup, daha sonra 1850'li yıllarda işçi giysisi olarak toplumda yerini almıştır. Daha ileri yıllarda piramidin en tepe noktasına kadar tırmanıp haute-couture defilelerde de yerini almış ve 2021 yılında dahi güncelliğini ve moda olma özelliğini koruyan ilk ve tek tekstil ürünü olmuştur. Bu özelliğinden dolayı denimin tekstil ve moda tarihinde devrimsel bir özelliği bulunmaktadır. Kumaş olarak diğer tekstil ürünlerinden farkını, sanatçılar arasında da gösteren denim, dünyanın farklı noktalarında birkaç sanatçının ana malzemesi durumuna gelmiş ve sergi salonlarında yerini almıştır. Bu bağlamda denimin plastik sanat alanındaki yerini incelemek üzere ikinci bölüm oluşturulmuştur. Üçüncü bölüme, plastik sanatlar, tekstil sanatı ve denim başlığı ile başlanmıştır. Tekstil malzemesi olarak denimin, plastik sanatlardaki yeri araştırılırken iki farklı disiplinler olan tekstil sanatları ve plastik sanatlar tarihten günümüze kronolojik olarak incelenmiştir. Modern sanat ile başlayan, post modern sanat anlayışı ile 2021 yılına kadar sanatçıların farklı malzeme ve anlatım arayışlarını kapsayan, tekstilin plastik sanatlarda kullanılmaya başlanması ile ilgili önemli dönemler, sanat hareketleri, akımları ve sanatçılarına değinilmiştir. Disiplinler arası etkileşime örnek olan sanatçıların eser görselleri ile desteklenerek, tekstilin plastik sanatlardaki yeri ve önemi incelenmiştir. Bu araştırmalar sırasında denimi malzeme olarak kullanan sanatçıların özgeçmiş ve eser görsellerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde denim kumaşı ele alınarak; yapıştırıcı ve diğer kimyasallar kullanılarak denime; hacim kazandırmak ve dikim- kalıp tekniklerni kullanarak iki ve üç boyut kazandırmak ayrıca iki boyutlu denim yüzeyinde renk denemeleri ile denim malzemesinin tek başına ve yardımcı malzemeler ile form ve yüzey şekillendirme deneyleri rapor biçiminde sunulmuştur. Beşinci bölümde elde edilen bulgular ve yapılan araştırmalardan ilham alınarak, denim kumaşının ana malzeme olarak kullanıldığı deneysel tasarımlara yer verilmiştir. Altıncı ve son bölümde tüm çalışmaları kapsayan sonuç ve öneriler bölümü yer almaktadır. Öneriler kısmında, oluşturulan tasarımların değişik boyutlarda değişik mekânlardaki varsayımsal sunumları dijital ortamda oluşturulmuş görseller şeklinde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tekstil, denim, indigo, lif sanatı, disiplinler arası sanat.