Ekspresyonizm

62 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Dışavurumcu üretim biçimi olarak Ünal Kuş'un resimleri

Dışavurumculuk akımı birçok disiplini kapsarken, en güçlü ifade biçimlerine görsel sanatlarda ulaşmıştır. Dışavurumculuk yalnızca bir akım değil, aynı zamanda insanın iç dünyasıyla ilgili olan bir dünya görüşüdür. Bu görüşle doğanın ve toplumun subjektif bir gerçekle yansıtılması savunulmuştur. Dışavurumcu biçimsel ve içeriksel özellikler daha çok sanatçının duygularıyla gelişen, yoğun renk, karşıt değerler ve deformasyonlarla yapılanmıştır. Dışavurumculuk kavram ve tarihsel gelişiminin de incelendiği bu tezin amacı Ünal Kuş'un dışavurumcu üretim biçimi olarak resimlerini incelemektir. Dışavurumculuk akımı ve Ünal Kuş'un resimlerine ilişkin veriler, literatür taraması, sanatçıyla görüşmeler ve gözlem yöntemleriyle elde edilmiştir. Dışavurumculuk ve tarihsel gelişimi bağlamında yapılan incelemelerde ele alınan birçok resim, Ünal Kuş'un resimlerinin plastik çözümlemesine destek olacak biçimde seçilmiştir. Bu çalışmada, Ünal Kuş'un sanat serüveni, resimsel tavrı ve Dışavurumcu üretim biçimi bağlamında ele alınan Bisikletli Kız, Cesur İlişkiler, Diyalog resimlerinde plastik çözümlemeler yapılmıştır. Resimlerinde birçok sembol kullanan sanatçının çizgileri, duygularını aktarabilmesi adına, anlatım aracı olmuştur. Sanatçının kullandığı renkler, kompozisyon tercihleri ve biçimsel deformasyonlar ise duyguları ifade eden simgelere bağlı olarak ruhani tepkilerle gelişmiştir. Bu gelişim resmin teması ve sanatçının öznel yaklaşımıyla, içgüdüye dayandırılmıştır. Bu çalışma sanatçının, bulunduğumuz dönemde figür ve nesneleri sanatın diliyle, dışavurumcu yaklaşımının ortaya koyulması ve sanatçı hakkında bugüne kadar kapsamlı bilgilere rastlanmaması açısından literatürdeki eksikliğin giderilmesini sağlayacaktır.

EkspresyonizmKuş, ÜnalPlastik çözümleme+2
Endam Yener
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl Alman dışavurumcu resim sanatında Birinci Dünya Savaşı`nın etkileri

Dışavurumculuk, toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel varoluşların birbirlerini etkilemesi sonucu, politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında mevcut düzene bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde 20. yüzyıl Alman Dışavurumcu Sanatının ortaya çıkmasına etken olan toplumsal koşullar ile dönemin sanatsal yaklaşımları değerlendirilerek Dışavurumcu sanatının tarihçesine kısaca yer verilmiştir.İkinci bölümde Dışavurumcu akımını oluşturan gruplar ve bu gruplar arasındaki farklılıklar ile grupların çalışmaları incelenmiştir.Üçüncü bölümde savaşın Dışavurumcu hareketine yansımaları araştırılmıştır. Dışavurum sanatçılarının çalışmalarındaki biçim bozmalar, renk kullanımları ele alınmıştır.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma, 20. yüzyıl Alman Dışavurumcu resim sanatında Birinci Dünya Savaşı'nın etkileri ile sınırlandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dışavurum, Savaş, Tepki, Şiddet, Akımlar.

20. yüzyılAlman resim sanatıAlmanya+4
Gülru Düzce
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Güzel sanatlar eğitimi resim-iş anabilim dalındaki öğrencilerin resim uygulamalarında çevre sorunlarının dışavurumu

Bu araştırma ile Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Bölümü, Resim-İş Anabilim Dalında okuyan Ana Sanat Atölye 4. Sınıf öğrencilerinin küresel ısınma, iklim değişikliği ve çevre kirliliği hakkında, Ekspresyonizm sanat akımını kullanarak, duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır.Araştırmada video kayıt ile gözlem, görüşme ve resim uygulaması yapılmıştır. Araştırmaya katılan dördüncü sınıf (60 resim ana sanat atölye) öğrencilerinin yaptığı resimler üç görsel sanat uzmanı tarafından incelenmiştir.Anabilim Dalı Resim Ana sanat atölye öğrencilerinin tamamı yani 60 kişilik öğrenci grubu, yirmişer (20) kişiden oluşan 3 grup halinde araştırmaya dâhil edilmiştir. Her guruba bir sanat akımı ve çevre kirliliği hakkında konu anlatımı yapıldıktan sonra konuyla ilgili görsel materyaller gösterilmiştir. Daha sonra öğrencilere konuyla ilgili araştırma yaptırılarak, ilgili sanat akımına uygun resim yapmaları istenmiştir. Öğrencilerin yaptığı resimler, sanat uzmanları tarafından değerlendirilmiştir. Değerlendirmelerin sonucunda katılımcıların konuya uygun çalışmalar yaptıkları renk, biçim ve anlatım özellikleri bakımından kendilerine anlatılan sanat akımının özelliklerini taşıyan eserler ürettikleri görülmüştür. Yapılan bu resimlerin içerik bakımından çevre kirliliğini vurgular nitelikte olduğu ve insanların dikkatini konuya çekme bakımından da başarılı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan bu araştırmada katılımcıların yaptıkları çalışmaları ders saatlerinin azlığı nedeniyle yetiştirmekte zorlandıkları gözlemlenmiştir.

EkspresyonizmEğitimGüzel sanatlar+7
Tolga Akalın
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kil Alanı Terapisi'nde dokunsal ve sözel deneyimin açıklayıcı fenomenolojik analizi: Tıbbi olarak açıklanamayan belirtiler çalışma grubuyla boylamsal bir nitel araştırma

Kil Alanı Terapisi, ellerin malzemelerle ne yaptığından ziyade nasıl bir ilişki kurduğuna ve haptik algıya odaklanan bir sensorimotor sanat psikoterapisidir. Özellikle Avrupa ve Avustralya'da uzun süredir etkin bir şekilde uygulanmasına rağmen, Kil Alanı Terapisi ile ilgili çok az sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmanın gayesi, Boylamsal Açıklayıcı Fenomenolojik Analiz yöntemini kullanarak, Kil Alanı Terapisi'nde katılımcıların dokunsal ve sözel deneyimlerinin değişim sürecini derinlemesine bir şekilde incelemektir. Bu tez, Kil Alanı Terapisi ile ilgili ilk fenomenolojik çalışma, aynı zamanda dokunma ve sözü iki fenomen olarak ele alarak bir psikoterapi sürecinde nasıl yaşandığını ve anlam dünyasının nasıl kurgulandığını inceleyen ilk niteliksel araştırma olabilir. Araştırma grubu, Tıbbi Olarak Açıklanamayan Belirtileri (TOAB) olan 25- 45 yaş arasındaki, beş Kil Alanı Terapisi danışanından oluşmaktadır. Veriler, her katılımcılının ilk ve on ikinci Kil Alanı Terapisi seansı sonrasında gerçekleştirilen, toplam on yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatın ses kayıtlarından elde edilmiştir. Ses kayıtlarının yazı dökümlerinin sekiz aşamalı boylamsal fenomenomenolojik analizinde bütün sürecin farklı yönlerini gösteren beş üst tema ortaya çıkmıştır. Bulgular, her üst temanın sürece özgü aşamalarına işaret eden alt temalarla detaylandırılmış ve katılımcılardan alıntılarla desteklenmiş; tartışmalarda, klinik psikoloji ve fenomenolojik felsefe ile bir diyalog içine girerek yeniden yorumlanmıştır. Bu araştırma, kalımcıların Kil Alanı Terapisi'ndeki dokunsal ilişki ile söze gelmeyen psikolojik dünyalarıyla bağlantı kurabildikleri; ellerinin keşfettiği olasılıklarla, sözün yeni olasılıklarının ortaya çıktığı; dokunma ve sözün farklılıklarının zamanla birbirini tamamlayarak anlam dünyalarının yeniden kurgulandığı; belirtilerine kendilerine özgü ve detaylı açımlamalar yapabildikleri ve TOAB şikayetlerinin günlük hayatlarında da belirgin bir şekilde azaldığı süreci detaylı bir şekilde göstermektedir.

EkspresyonizmFenomenolojiKil Alanı Terapisi+3
Saba Başoğlu Yavuz
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Robert Rauschenberg'in imge üretimi ve sanatçı tutumu

Robert Rauschenberg'in söylemiyle, ?sanat ve yaşam arasındaki boşluk içinde? yaşamaktayız. Etrafımızdaki nesneleri olduğu gibi görmeyip onların üzerlerine anlamlar yükleyerek işlevler vermekteyiz. Ve bu boşluk içinde nerede durduğumuzu kavramaya çalışıyoruz.Bu arayışlar içinde, Rauschenberg kendi yaşadığı dönem içindeki böylesi karmaşık sanat çevresinde kendi dünya görüşü ve sıradışı kişiliği bağlamında gündelik hayatın içinden atık nesneler, serigrafi baskılar ve tiyatro performansları şeklinde izleyicilere sanat eserleri bırakmıştır. Yaşamı boyunca herhangi bir sanat disiplinine bağlı kalmadan sadece yaşadığı tarihin kısıtlamaları içinde sonsuz hayal gücü ile birçok denemeler yapmıştır. Özellikle duygularını hiçbir zaman gizlemeyip tam tersi sanat çalışmalarında imgesel bir biçimde korkusuzca sunmuştur. Kendisine ait yöntem ve teknikler ile günün ikonolarını çalışmalarında yansıtmıştır. Günümüz tüketim dünyasının kaybetmiş olduğu nesnel bakış anlayışını, sanat eserlerinde; bir kolleksiyonerin tozlu raftan çıkardığı eserler gibi bizlere göstermiştir. Ve Rauschenberg olanaklarını zorlayarak yaşamına ve hayatta dair anekdotları; pratik, teorik ve düşünsel boyut düzlemlerinde kendi sanat anlayışı ile birleştirerek sanat dünyasına birçok eser katmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- kolaj tekniği 2- birle?tirme 3- soyut dı?avurumculuk 4- imge 5- tutum

EkspresyonizmKolajRauschenberg, Robert+3
Sercan Başdoğan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Jackson Pollock'un resimlerinde sembolik etkiler

Jackson Pollock, yarattığı damlatma tekniğiyle Soyut Dışavurumcu akımının önemli sanatçılarından biridir. Hayatına Kızılderili kültürünün etkilerinin dahil olmasıyla Sembolik temsiller de sanatına dahil olmuştur. Kızılderliler; Cherokee, Cheyenne, Comanche, Chickasaw, Creek Choctaw, Pawnee, Osage gibi bölgelerde yaşadılar. Kızılderililere ait olan kültür öğeleri ise 19. Yüzyıldan sonra müzelerde yer almaya da başlar. Pollock hem müze ziyaretlerinde hem de ailesinin katıldığı coğrafi keşif projesi nedeniyle Wyoming, Phoenix Arizona, Chico California Wyoming, Phoenix Arizona gibi eyaletlerde yaşayarak yerli kültürü etkilerini birebir gözlemler. Bu etkileşim de sanatına yansır. Sanatına aktardığı yaşanmışlıkların yanı sıra sembollerde mevcuttur. Semboller yorumlamaya açık simgesel bir dildir. Kızılderili kültüründe ve sembolik etkilerde göz, üçgen gibi semboller ön plana çıkar. Sanat eserleri, bir ülkenin varlığını kanıtlayan ve diğer kültürlere aktarımı sağlayan önemli belgelerdir. Sanat eserlerinin ortaya koyulması sürecinde sanatçı siyaset, inanç, ekonomi, kültür, teknoloji alanlarındaki gelişmelerden etkilenir. Bu çalışmada bu etkilendiği alanlara da değinilerek, Bird – Kuş, Birth - Doğum, Male and Famale – Erkek ve Dişi, Totem Lesson I – Totem Dersi I, Totem Lesson II – Totem Dersi II, She-Wolf – Dişi Kurt, The Moon-Woman Cuts the Circle – Daireyi Kesen Ay Kadın ve Guardians of The Secret – Sırrın Gardiyanları adlı resimlerine, Kızılderili kültürü etkileri ve resimlerindeki sembollerin ne ifade ettiği değerlendirilecektir.

EkspresyonizmKültürKızılderililer+6
Ayşe Görkem Erdursun
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta estetize edilen şiddet ve kaotik tasvir

Çalışmanın amacı, dünyayı sarsan şiddet ve terör olaylarının, gelişen teknolojiyle birlikte daha da artarak önü alınamaz bir hale gelişi ve bunun çağdaş sanatta nasıl bir karşılık bulduğunun araştırılması ile ilgilidir. Araştırma kapsamında şiddet konusunda, özellikle Hannah Arendt, Yves Michaud ve Walter Benjamin başta olmak üzere birçok yazar ve filozofun görüşlerinden faydalanıldı. Şiddet ve kaotik tasviri konu edinen ve bunu yapıtlarında işleyen sanatçılar yerli ve yabancı literatürlerden araştırılarak tezde örnekleriyle sunuldu. Şiddet olgusunun sanatla ilişkisi bu çalışmada öncelenerek, kavramın antropolojik, sosyolojik ve psikolojik değerlendirilmeleri bu ilişkiyi açıklamaya katkı sağlayacak şekilde sınırlandırılarak ele alındı. Hitler faşizminin propaganda filmlerindeki faşizmin şiddet estetiği, Benjamin'in deyişiyle siyasetin estetize edilmesi irdelendi. Ayrıca, tam karşıtı gibi görülebilecek, sanatta şiddetin kullanılma nedenleri araştırıldı. Bu nedenler arasındaki yüce kavramı özellikle Kant ve Burke'nin görüşleri doğrultusunda incelendi. İkinci Bölümde, kitle iletişim araçlarının çok fazla görüntü ile şiddeti sıradanlaştırarak etkisiz görüntü sunduğu, sanatın ise buna çarpıcı örneklerle karşılık verdiği, görünen fotoğrafın arkasındaki şiddeti ön plana çıkarmaktaki önemi gösterilmeye çalışıldı. Üçüncü Bölümde, şiddetin en üst biçimi olan savaş ve terörün sanatla etkileşimine örnekler verildi. Çağdaş Sanatta şiddetin temsili üzerine sanat kuramcılarının görüşleri ışığında resim, heykel, performans ve sinema gibi şiddetin yoğun ve sık kullanıldığı sanat kollarına değinildi. Bu bölümde, sanatçıların kendi bedenlerini sanat yapıtı olarak kullandıkları, performatif beden sanatı üzerine örneklendirmelerde bulunuldu. Şiddeti gerçek değil de temsili olarak ele alan çağdaş sanatçıların yapıtları son bölümde ayrıntılı bir şekilde yer aldı. Anahtar sözcükler: Şiddet, Çağdaş Sanat, Kaotik Tasvir, Travma Sanatı, Etkisiz Görüntü,

EkspresyonizmEstetikEstetik duyarlılık+5
Gülderen Depas
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dışavurumcu tavrı oluşturan sanatçı kimliği ve yapıtlardaki psiko-sembolik öğeler

?Yeni Dışavurumcu Tavrı Oluşturan Sanatçı Kimliği ve Yapıtlardaki Psiko-Sembolik Öğeler? adı altında yapılmış olan bu çalışmada, öncelikle başlığı oluşturan bazı kilit kavramlar doğrultusunda bir içerik çıkarılmıştır. Birinci bölümde sanatçının kişiliğini ve psikolojisini anlamaya yönelik genel bir incelemeyle başlanmış, daha sonra bu anlama çabası Yeni Dışavurumcu sanatçı üzerinde özelleştirilmiştir. Genelden özele gitmeye çalıştığımız bu bölümde, sanatçının ruh durumu (yaratıcılık ve delilik ilişkisi, bilinçaltı ve etkileri gibi) tartışmaya açık olan konular üzerinden Sigmund Freud, Rollo May, Anthony Storr, Otto Rank, Abraham Maslow gibi isimlerin eşliğinde ele alınmıştır. Ayrıca Sürrealizmde ya da Ham sanatta (Art Brut) örnekleri görüldüğü üzere bilinçaltının sanatın konusu olarak işlenmesi üzerinde durulmuş; buradan Dışavurumcu sanatçılarında direkt böyle bir amaçla olmasa da, iç dünyalarının subjektif verilerini ortaya koymaları açısından bu anlayıştan pekte uzak olmadıkları sonucuna varılmıştır.Tabi oldukça geniş kapsamlı olan bu konu, burada özellikle Dışavurumculuğun, Alman Dışavurumculuğu ve Soyut Dışavurumculuktan sonra üçüncü ve son ayağı olan Yeni dışavurumculuğu benimsemiş sanatçılar ve yapıtlarındaki ayırıcı özellikleri üzerinde durularak sınırlandırılmıştır. Ayrıca Yeni Dışavurumculuğun oluşum süreci, etkileri ve dönemin sanatçıları görsel örneklerle birlikte ayrıntılı bir biçimde ikinci bölümde işlenerek akıma daha yakından bakılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Yeni Dışavurumcu resmi oluşturan biçim ve içerikteki ayırıcı özellikler; psiko-sosyolojik unsurların etkileri dahilinde incelenmiştir.

BilinçaltıEkspresyonizmKimlik+6
Özlem Tarzan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Dışavurumculuk ve 1980 sonrası Türk resim sanatındaki yayılımı

XX. yüzyıla damgasını vuran Dışavurumculuğun günümüze kadar gelmesindeki en önemli etken kuşkusuz bir akım olmasının ötesinde bir ifade biçimi olarak ortaya çıkmasıdır. Modern sanatın akımlarından olan Dışavurumculuk, 20.yüzyıl içerisindeki seyri göz önüne alındığında üç dönem olarak bölümlendirilse de, bireyin dolayısıyla, sanatçının kendisini ifade etme pratiği olarak tüm çağlara yayılabilmektedir. Dışavurumculuğun 20. yüzyıla özgü bir nitelik olduğu gerçekliğinden yola çıkıldığında, modern dünyadaki değişim ve gelişimlere paralel olarak değişim/dönüşüm yaşaması ve tepkisel bir akım olarak ele alınması doğal karşılanır. Çünkü tepki değişmeyen bir gerçekken tepkiyi ortaya çıkaran şartlar ve nedenler sürekli değişir. Dışavurumculuk aynı zamanda burjuva döneminin bir eseri olan İzlenimcilikteki, gözler konuşmaz sadece seyreder: soruyu duyar ama cevap vermez, kulağı vardır ama ağzı yoktur savunusunun aksine dışavurumcular; insanlığın ağzına vurulmuş kilidi söküp atar. İnsanı basit bir alete dönüştüren, kendi işinin aracı haline getiren makinelerin hizmetine sokup onu duygusuzlaştıran, ruhsuzlaştıran uygarlığa karşı bir tepkidir. Makineleşmenin ve düzenin eline geçmiş olan insanlığın geri kazanılma çabasıdır. Dışavurumcuğu takiben aynı yıllarda birçok yeni akımın çıktığını görürüz, fakat, Dışavurumculuk, teknik, anlatım, konu ve içerik açısından kendisini yenileyerek sürekli gündeme gelmiştir. 1910'larda ki ilk anlatımcı, figürcü Dışavurumculuğun yerini 1930'lara gelindiğinde Soyut Dışavurumcular alır ve 1960'lara değin sanat piyasasındaki etkinliklerini korurular. Bu yıllardan sonra sanatın gündemine yeni oluşumlar oturuverir; Hazır yapıt (ready made) nesnelerin sergilenmesi, düzenlemeler (enstalasyon), performanslar, güncel sanat (Pop-art) vb Modern dönemin bu öncü sanatlarının yerine, Postmodern dönemin, İtalya'da Benito'nun desteklemiş olduğu, yeni öncü(transavangarad), Beuys'un mirasını devralan ve öncülüğünü Alman Kiefer ve Baselitz'in yapmış olduğu Yeni Dışavurumculuk(Neo-Expresyonizm) gelir. Dolayısıyla dışavurumculuğu bir akım olarak değerlenmek yerine, bir ifade biçimi olarak ele almak daha doğru olacaktır.

1980 sonrasıEkspresyonizmResim sanatı+2
Yudum Akkuş
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş seramik sanatında ifadeci yaklaşımlar ve figüratif dışavurumculuk

İnsanlık tarihinin en eski ürünü olan seramik, yüzyıllar içinde gelişim göstererek evrensel bir dile sahip güçlü bir ifade aracı olmuştur. Tarihsel süreç içinde toplumların yaşama biçimlerini, kültürlerini etkilemiş ve kültürel olgulardan etkilenerek şekillenmiştir. Dolayısıyla seramik malzeme, her çağın sanat üretiminde özel bir alanda yer bulmuştur. Sanatın ne olduğu ya da olmadığı Antik Çağ'dan itibaren tartışılagelmektedir. Platon ile başlayan ve günümüzde yoğunlaşan bu tartışmalar aynı zamanda sanatın kuramsal söylemlerini doğurmuştur. Bu çalışmada, "Dışavurumcu (Anlatımcı) Sanat Kuramı" çerçevesinde çağdaş seramik sanatında figüratif dışavurumculuk incelenmektedir. Sanat eserinin subjektif görünüşleriyle ilgilenen "Dışavurumcu Sanat Kuramı"nda sanat eserinin anlatımcı niteliği önem kazanmaktadır. Bu kurama göre sanat eseri, sanatçının duygularının bir yansımasıdır. Sanatı bilişsel, yaratıcı, tinsel bir edinim olarak gören Croce'ye göre sanatçı: İçindekileri dışavuran, ifade eden kişidir. İfadeci yaklaşımlar çerçevesinde figüratif temalı eserlere yönelen bu çalışmada, Çağdaş Seramik Sanatı'nda figüratif ifadeci tavrın yeri amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen sanat yapıtları üzerinden incelenmiştir. Araştırmanın son bölümünde kişisel yaratım sürecine değinilmiş, konu ile ilgi içerisinde üretmiş olduğum eserlerimin kuramsal temelleri metinleştirilmek istenmiştir.

EkspresyonizmFigüratif sanatModern sanat+1
Fatma Ay
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dışavurumculuğun 1970 sonrası Türk resim sanatına etkisi

20. yüzyıl da ortaya çıkan Dışavurumculuk, bir akım olmaktan çok bir ifade biçimidir. Döneme damgasını vuran bu hareket renk, üslup, farklı anlatım biçimleri ve soyutlamalarıyla tüm ülkede ses getirmiştir. Dışavurumculuğu üç dönem olarak ele alırsak, son dönemi Yeni Dışavurumculuktur. Yeni Dışavurumculuğun farklı resimsel kaygıları vardır. Gerçeği arayışın sanatıdır. 1970'lerden itibaren sanat tüm ülkelerde yeni arayışlar içerisine girer. Sanat gelişiminin biçimlenmesinde de Türkiye'nin toplumsal ve ekonomik gelişmeleri belirleyici bir etkiye sahiptir. Sonuç olarak, bu araştırmanın sanatsal çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülerek önerilerde bulunulmuştur.

EkspresyonizmNeo-ekspresyonizmResim sanatı+1
Sevim Sunar
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Soyut dışavurumcu sanatta ruhsal arayışlar ve uzak doğu öğretilerinin etkileri

1940 sonrası Amerika ve Avrupa'da ortaya çıkan soyut dışavurumcu sanat anlayışı kısa bir süre içinde modern Batı sanatında güçlü bir etki yaratır. Günümüze kadar devam eden ve tüm dünyaya yayılan bu sanatsal etkinin en önemli özelliği, soyut dışavurumcu sanat anlayışının sahip olduğu ruhsal içeriklerdir. Soyut dışavurumcu sanatçılar salt, renk, leke, çizgi, yüzey, boşluk gibi biçim değerlerine indirdikleri sanat anlayışlarına, içgüdüsel eylemlerini, anlık duygu birimlerini, dinamik fırça vuruşlarını, rastlantı ve doğaçlamaları da katarak yeni bir ifade dilini ortaya koyarlar. Soyut dışavurumcu sanatla birlikte yapıtın inşası sanatçının resim yapma eylemine dönüşür. Böylece yapıt sanatçının bir deneyim meselesi haline gelir. Soyut dışavurumcu yapıtta açığa çıkan soyut ifade biçimi, sanatçının derin düşünme sonucu içgüdüsel etkinliğe dönüşen eylemlerinin en dolaysız aktarımını yansıtır. Soyut dışavurumcu sanatçı için sezgilere dayalı iç gözlem önemlidir. Dolayısıyla soyut dışavurumcu sanatın odak noktasında sanatçının kendi varoluşu ve benlik gerçekliği bulunur. 20. yüzyılın ilk yarısı Batı dünyasında yaşanan trajik olaylar ve sosyolojik olumsuzluklara karşı "Benlik" gerçekliğinin yeniden inşası ve içsel dünyanın keşfi soyut sanatçıların gündemindedir. Dönemin şartları bağlamında sanatçılar arasında huzursuzluk yaratan karamsar duygular ön plandadır ve manevi dünyaya ilişkin ruhsal bir arayış söz konusudur. Soyut dışavurumcu sanatçıların Sigmund Freud ve Gustave Jung'un Psikanaliz çalışmalarını takip etmesi, Batı sanatının ruhsal (psikoloik) bir çözümleme aşamasına geçtiğini göstermiştir. Gustave Jung'u izleyen sanatçılar, bilincin mitler ve primitif sanatlarla olan ilişkisinden çıkış yaparak yapıtlarında ruhsal ifadenin saf (arı) deneyimlerini yakalamaya çalışırlar. Bu aşamada saf duygu deneyimlerine odaklanan sanatçılar için Zen Budizmi ve sanat anlayışı alternatif bir düşünme biçimi sunar. 1950'den sonra Soyut dışavurumcu sanatçılar ve Japon sanatçılar arasında yakın ilişkiler kurulur. Batı sanatında Uzak Doğu kültürüne yönelik ilgi hızla artar. Zen öğretilerinin ve kaligrafi sanatının etkileri Soyut dışavurumcu yapıtlarda açıkça hissedilmeye başlanır.

BudizmEkspresyonizmSoyut resim+3
Halil Sepetci
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan soyut dışavurumcu resimde rastlantısallığın etkisi

Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma ya da tesadüf üzerinden elde edileni tanımlayan "rastlantı" kavramı gündelik yaşantının her anında olası bir durumu içermektedir. Rastlantının çoğu kez insan hayatında heyecanla karşılanmasının nedeni, beklenmedik bir anda gerçekleşmesi ve yeni bir oluşuma sebep olabilecek farkındalıklar yaratabilmesidir. Bilim, felsefe ve sanat alanları da rastlantı sonucu birçok gelişmeler, buluş ve icatlara tanık olmuştur. Sanatçının yaratım sürecinde kurgunun dışında ya da kurgu esnasında rastlantının etkisiyle keşifler yaptığı ve birçok yeni eğilimlere kapı açtığı bilinmektedir. Ancak doğaçlamaya ve rastlantıya, geleneğe olan karşı duruşları sayesinde, ilk defa bilinçli bir şekilde yer veren Dada Hareketi olmuştur. Dadanın etkisiyle bilinçaltına yönelen sürrealistlerin doğaçlama eğilimleri ise sanatın öznel yaklaşımını soyut bir yöne kaydırmıştır. Somuttan soyuta geçiş evresinde rastlantının etkisi açıkça kendini göstermektedir. Avrupa genelinde birbirinden bağımsız şekillenen bu algı soyut sanatı yaratmıştır. Savaşın etkisiyle yaşanan göçler, dönemin politik gelişmelerine ilişkin birçok faktör ve sanat eleştirmeni Greenberg' in yeni bir estetik bağlam ve yönelim olarak önerdiği formalizmiyle şekillenen sanat anlayışı ile de Amerikan soyut sanatının temelleri atılmıştır. Dönemin liberal atmosferi ve zamanın ruhu ve öznelliğin ön planda olması da doğaçlama ve rastlantısallığı soyut düşüncenin kendini var etmede en önemli aracı olarak benimsetmiştir. Somutun soyuta evirildiği aşamalarda yaratım süreci, sanatsal bir performans olarak "an" ı görünür kılmada öncelik olurken, anın içindeki öngörülemezlik rastlantıyı her daim sanatın bir parçası olarak gündeme getirme potansiyelini ortaya koyar.

Amerikan resmiDoğaçlamaEkspresyonizm+6
Emine Şensoy
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Joseph Beuys ve Anselm Kiefer'in sanatında hafıza ve plastik dil oluşumu

Sanatçı kavramı, sanayileşme sonrası kent hayatına geçişle ve modern sanatla birlikte ortaya çıkmış; sanat üretimi bireyselleşmiş, sanatçı sosyal bir kimlik olarak toplumsal sorunlarla ilgilenmeye başlamıştır. Bu sorunlar sanatçıları yeni yönelimlere itmiştir. Sanatçıların yönelimleri sanat nesnesinin yeniden tanımlanmasını da doğurmuştur. Yapıt artık estetik bir nesne olmak zorunda değildir. Meta haline gelmiş galeri duvarlarındaki estetik kaygılar yerini fikir ve kavramlara bırakmıştır. Sanatçılar üretimlerinde bundan sonra geleneksel yöntemlerin dışına çıkarak fikir ve kavramların önemli olduğu üretimler gerçekleştirirler. Galerileri, müzeleri eleştirir ve sanatın alınıp satılması gibi olguları kabul etmezler. Bu yönelimler neticesinde ortaya çıkan yapıtlar, sanatçıların yaşadığı atmosferi ve toplumun yansımalarını seçtikleri imge ve nesnelerle sorgulamaktadır. 1960 sonrası değişen estetik paradigmalarla birlikte sanat üretimi, Performans ve Fluxus hareketi ile birlikte hayata dahil olmaya çalışan çağdaş bir ritüel olarak yeniden biçimlenir. Fluxus ve Performans Sanatı, sanat üretimini insana dair tüm sorgulamaların yapıldığı deneysel bir arenaya dönüştürür. Alman sanatçı Joseph Beuys, Kavramsal, Fluxus ve Performans Sanatı içinde öne çıkan bir isimdir. Yapıtlarında kişisel öyküsü ile Alman kimliğini sorguladığı enstalasyonlar üreten Anselm Kiefer'se Beuys'un öğrencisi olan bir sanatçıdır. Bu çalışmada, 1960'larda ortaya çıkan Kavramsal Sanat, Fluxus Performans Sanatı içinde değerlendirilen Joseph Beuys ve 1970'lerde Neo Ekspresyonizm akımına dahil olan Anselm Kiefer'in sanatlarında oluşturdukları plastik dil, imge ve nesne seçimleri araştırılmıştır. Beuys ve Kiefer'in sanatlarındaki hafıza unsuru, kişisel geçmişleri ile toplumsal bellek arasındaki ilişki ve birbirlerine olan etkileri incelenmiştir.

Beuys, JosephEkspresyonizmFluxus+5
Recep Cuma Yıldırım
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında dışavurum anlayışına tarihsel bir bakış ve tek renk hakimiyetinin bir tavır olarak kullanımı

Dünya resim sanatında dışavurum tavrını benimseyen bir çok ressam yalnızlıklarını ve yabancılıklarını resimlerinde, renk özelliğini farklı şekillerde kullanarak yansıtmışlardır.Resim sanatında çok canlı ve saf renkleri tuvale sürerken çoğu sanatçı tek renk,özellikle kahverengi armonilerde yada siyah ve beyazın varyasyonlarından meydana gelen bir boya tavrı oluşturmuştur.Bu sebeple dışavurum akımının ortaya çıkış sürecini, devamındaysa resim sanatının günümüze ne şekilde ve ne gibi değişimler ya da ortak özellikler barındırarak geldiği araştırılmıştır. Doğa karşısında çalışan ressam profili, tarihsel süreç içerisinde atölyesine kapanmış, hüzünlü ve depresif monokrom resimler ile dışavurumunu yansıtan ressama dönüşmüştür.

EkspresyonizmModern resimModern resim sanatı+6
Koray Halis Keküllüoğlu
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Alman Dışavurumculuğunda tarihselcilik ve diyalektik imge

"Yeni Alman Dışavurumculuğunda Tarihselcilik ve Diyalektik İmge" adlı bu çalışmada, Walter Benjamin'in Tarih Kavramı Üzerine tezlerinde yoğun bir şekilde dile getirdiği "tarih sorunu"ndan hareketle bir "tarihsel imge" okuması yapılmıştır. On dokuzuncu yüzyılın "kültürel tarihi"ni inceleyen Benjamin, diyalektik düşünce aracılığı ile yeni bir "tarih kavramı"nı açıklar. Tezlerinde açıkladığı tarih kavramı, imgelerle ve alegorilerle kuşanmış, diyalektik imge şeklinde kendini gösterir. Yakın geçmişin tarihini/yıkıntılarını bizlere bir düş dünyasının kalıntıları olarak sunan Benjamin'in amacı, tarihi imgeler şeklinde okumaktır. Dolayısıyla tez çalışmasında Benjamin'in işaret ettiği diyalektik imge kavramı, Yeni Alman Dışavurumcu sanatçıların yarattığı imgeler üzerinden tarihselcilik bağlamında ele alınmıştır. Bu sanatçılar Benjamin ile birlikte aynı tarihsel atmosferi solumuş, yakın tarihleri ile yüzleşen aynı zamanda da hesaplaşan insanlardır. Anahtar Kelimeler: Benjamin, Diyalektik İmge, Tarih, Tarihselcilik, Dışavurumculuk

Alman sanatıAlmanyaDiyalektik imge+4
Yakup Uysal
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
DoctorateOpen AccessDE

Ernst Bloch'un estetik anlayışı ışığında Thomas ve Heinrich Mann'ın eserleri: Büyülü Dağ ve Tebaa'ya ekspresyonizm tartışması üzerinden bir bakış

Since the concept of aesthetics emerged in the 18th century it was always discussed with its political background. Especially after the appearance of modern art the intersection between art and politics became inevitable. The economic and social crises in the last quarter of the 19th century followed by the two World Wars resulted in radical social upheavals in Europe. In this phase, which was marked by essential social changes, a similar process could be observed related to the function of art and the position of the artist. As a consequence, a widespread idea was that art was no longer in charge of depicting social processes according to classical art forms. As a result, modern artists tended to use new forms and techniques in almost every field of arts. Meanwhile, in Germany a serious and intense debate started in the face of this radical developments in arts. On the one hand there were criticisms made about the newly emerging avant-garde art, but on the other hand many thinkers who had political influence supported the new practices. The most influential essays on this topic formed the so-called Expressionism Debate which Ernst Bloch also contributed to and as a Marxist thinker he positioned himself in this debate pro avant-garde art, which is striking and needs to be considered, as avantgarde-art in many aspects does not coincide with Marxist aesthetics. The aim of this study is to analyze the works of Thomas Mann and Heinrich Mann published during the period 1910-1925, when artistic production was dominated by the expressionist style and to show the opponent elements in them. Der Untertan by Heinrich Mann and Magic Mountain by Thomas Mann contain elements which clarify the different points of view in the Expressionism Debate. This study presents the contradiction between Ernst Bloch and Georg Lukàcs, whose ideas form the core v contribution to the Expressionism Debate, shows the differences between the concepts of modernism and neoclassicism and exemplifies them with the analysis of the works of Heinrich Mann and Thomas Mann. The study presents an intense analysis of the aesthetic concepts which emerged in the last quarter of the 19th century and marked the first half of the 20th century. As a result, it has been found out that Der Untertan and Magic Mountain both represent a solution to the unsolved problems in the Expressionism Debate. The results have further shown that Bloch categorizes avant-garde art as progressive whereas he considers neoclassicist art rather to have a reactionary character. However, it has been found out that the works of Thomas Mann and Heinrich Mann, who adopt neoclassicist elements in their literary works, generally reflect a humanistic and progressive attitude. Ernst Bloch's idea of the Totum is unique and outstanding. In his The Principle of Hope he refers to classical literary works as the strongest representatives of the Totum. However, in the Expressionism Debate Bloch positioned himself against the works of Thomas and Heinrich Mann, which represent the totality and supported avant-garde art although it neglects the concept of totality. According to the results of this study the works of Thomas and Heinrich Mann reflect Bloch's ideas and his concept of the Totum. Keywords: Thomas Mann, Heinrich Mann, Ernst Bloch, Expressionismusdebatte, Untertan, Zauberberg, Totum

Pınar Akkoç Bayır
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Dünya Savaşı'nın ekspresyonizm resim sanatına metaforik yansımaları

Gerçekleştirilen çalışma kapsamında Birinci Dünya Savaşı'nın sanata etkileri incelenmiş olup, özellikle Ekspresyonizm resim sanatına nasıl yansıdığı üzerinde durulmuştur. Birinci Dünya Şavaşı'nın yaşandığı yılların öncesi ve sonrası ele alınarak seçilen sanatçılar üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır. Sanatçıların Birinci Dünya Savaşı'na bakış açılarıyla beraber çalışmalarına yansımaları metaforik olarak irdelenmiştir. Seçilen sanatçılar o dönem yaşanan gelişmelerden çok fazla etkilenmiş olup savaşa katılan ve yaşadıklarını işlerinde ciddi olarak ele alan sanatçılardan oluşturulmuştur. Gerçekleştirilen çalışmanın kapsam olarak geniş olmasından kaynaklı olarak çerçeve daraltılmıştır. Bu çalışma konusu ile ilişkili olarak George Grosz, Otto Dix, Kathe Kollwitz, Max Beckmann ve Ernst Ludwig Kirchner'ın eserleri üzerinden çözümlemelere gidilmiştir. Araştırmaya konu olmuş sanatçılar Birinci Dünya Savaşı'nın yaşandığı yıllarda savaşın dehşetini birebir yaşamış olan kişiler olarak çıkarlar karşımıza. Bunlardan biri olan Alman sanatçı Otto Dix savaşa katılmış olup uzun süre cephede yer almıştır. Savaş sırasında ciddi yaralanmaları olmuştur. Yaralanmanın ötesinde psikolojik olarak da zor zamanlardan geçmiştir. Sonuç olarak yaşadığı bu zorlu yıllar sanatına önemli ölçüde yön vermiştir. Bir diğer sanatçı olan Kathe Kollwitz ise savaştan önceki çalışmaları ile savaşın yaşattıklarından kaynaklı eserlerindeki yorum değişmiştir. Özellikle savaşta kayıplar vermesinden kaynaklı savaş karşıtı birçok eser üretmiştir. Savaşa gönüllü olarak katılan sanatçılardan olan George Grosz, savaşa katıldıktan kısa bir süre sonra yaşadığı ruhsal sıkıntılardan dolayı görevine son verilmiştir. Ancak George Grosz' un savaş hikâyesi burada sonlanmamıştır. Sanatçı bir asker olarak kendi deneyimlerini belgelemiş ve savaşla ilgili idealist inançlarının çöküşünü açıkça göstermiştir. Seçilen sanatçılar işlerinde Birinci Dünya Savaşı'nın yaşatmış olduğu maddi ve manevi sıkıntılar imgeleştirilmiştir. Her ne kadar işler savaşın acımasızlığını gözler önüne sermiş olsa da aslında yaşananlara karşı ciddi eleştiriler, sembolik anlatımlar ve metaforik yorumlar yer almaktadır. Anahtar kelimeler: Ekspresyonizm Şavaş, Metafor

Dünya Savaşı IEkspresyonizmMetaforik algı+2
Mahmut Özdemir
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'deki Suriyeli mülteci öğrencilerin sosyal-duygusal öğrenme becerilerini destekleyemeye yönelik dışavurumcu sanat terapisi temelli bir müfredat geliştirilmesi: Geçerlilik çalışması

The researcher used aspects of instructional design in this study to develop and evaluate an eight-week curriculum designed to help improve social-emotional learning (SEL) skills of Syrian refugee students in Turkey. In this aspect, the researcher incorporated a technique called Expressive Arts therapy (EXA) into the curriculum and provided a clear guideline to those wanting to implement EXA in a more purposeful and rigorous way in the school setting. To ensure the validity of the curriculum, a mixture of open-ended and a five-point Likert scale questionnaire was administered to investigate the perceptions of a group of experts from different fields about various aspects of the curriculum. Data analysis involved descriptive statistics of the quantitative data along with content analysis of the participants' written comments. the results of this study indicated that the EXA activities in the curriculum were feasible, effective and implementing this curriculum in the school setting would be beneficial to promote SEL skills of Syrian refugee students.

ExpressionismEducation problemsRefugees+7
Ali Emre Yılmaz
İhsan Doğramacı Bilkent University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Resimde neo ekspresyonist anlayış çerçevesinde içerik ve biçim bağlamında çözümlemeler

ABSTRACT CONTENT AND FORM ANALYSES WITHIN THE FRAME OF NEO EXPRESSIONIST TREND Elif F. Okur(Tolun) M.F.A. in Fine Arts Supervisor: Assoc. Prof. Hayati Misman February, 1994 This thesis is aimed at discussing neo- expressionism which has become one of the most prevailing forms of expression that is still popular since the 1980s. First the structure and progression of neo-expressionism is examined by looking at its past starting from expressionism that simultaneously showed up in various geographies including Turkey. Secondly within the neo-expressionism topics like form and discourse importation, the concept of patch while displaying the existing structure in Turkey on one hand, increased the readability of my paintings and stated the problematic of my studies. Keywords: Abstract Expressionism, Expressionism, Neo Expressionism. Ill

ExpressionismNeo-expressionismPainting art+3
Elif F. Okur Tolun
İhsan Doğramacı Bilkent University · Institute of Fine Arts
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz figüratif resim sanatında dışavurumcu portreler

Resim sanatının özü biçim, renk ve çizgiden oluşmaktadır. Her dönemin sanat anlayışına bakıldığında bu üç faktör değişim göstermektedir. Modern sanat döneminin başlamasıyla birlikte bir Rönesans etkisi yaşandığı gözlemlenmektedir. Bu bağlamda sanatçıların yaşadığı dönemi sorgulayarak kendilerini ifade edebilecek yeni arayışlar içine girdikleri görülmektedir. Akademik kuralların güzellik algısına hitap eden orantılı form, doğru perspektif ve gerçekçi renk anlayışının Ekspresyonistler tarafından reddedilmesiyle iç dünyanın yansıtılması esas alınmaktadır. Dolayısıyla yeni ''ifadecilik'' ve ''dışavurum'' sözcükleri sanatçının aynası olduğu düşünülmektedir. 20. yüzyılın başlarında savaş nedeniyle ortaya çıkan siyasal ve toplumsal sorunlar sanatın yeniden şekillenmesine neden olduğu söylenebilmektedir. Ortaya çıkan Ekspresyonizm akımı görünen gerçekliği değil, görünen gerçeklikten edinilen izlenimi, sanatçının iç dünyasında şekillenerek yeni bir anlatım biçimi oluşturduğu gözlemlenmektedir. Bu bağlamda özgür ifade aracı olarak kullanılan biçim bozulmaları sanatçının bilinçli olarak yaptığı bir eylem haline gelmektedir. Batı'da gelişmeye devam eden dışavurumcu hareketler Türk resmine de yansıdığı görülmektedir. Avrupa'ya sanat eğitimi için gönderilen Türk ressamlar ülkeye geri döndükleri dönemde ilk temelleri atıldığı gözlemlenmektedir. Türk resim sanatında dönemin siyasi ve toplumsal olaylarının yanında kültürel mirasın getirdiği bir estetik anlayışı da oluşmaktadır. Bununla birlikte figüratif resmin biçimsel bozulmalara uğradığı ve renkçi bir anlayışın ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Bu tez konusunda, Avrupa'da ortaya çıkan Ekspresyonizm akımının sanata ve sanatçıya yansımaları, Ekspresyonizmin Türk resim sanatına nasıl etkiler bıraktığını ve figüratif resimde deformasyon sürecinin nasıl işlendiğini gözlemlemek amacıyla çeşitli eser örnekleri üzerinden sanatçı karşılaştırmaları yapılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler; Deformasyon, dışavurum, figür, portre, resim.

DeformasyonEkspresyonizmFigür+5
Şevval Karaboğa
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekspresyonizm ve soyut ekspresyonizmin çağdaş seramik sanatına etkileri

20. yüzyılın erken dönemlerinde, endüstrinin yaygınlaşması, modern toplum kavramını meydana getirmiştir. Endüstri dönemi süresince, seri üretimin artması, bazı sanat toplulukları tarafından tepkiyle karşılanmış ve Modern Sanat akımlarının ortaya çıkmasına etken olmuştur. Endüstri'nin yarattığı toplumsal bunalım Ekspresyonizmin oluşmasını sağlamıştır. Empresyonizm akımının durağanlığına ve olanı yansıtma çabasına bir tepki olarak doğan Ekspresyonizm, resim alanındaki gelişmelerin sonucunda ifade yetersizliğinden dolayı yerini Soyut Ekspresyonizm akımına bırakarak sanatta soyut kavramının yaygınlaşmasını sağlamıştır. Soyut Ekspresyonizm akımı resim sanatında sıkça karşımıza çıkarken, 1950'li yıllardan itibaren Peter Voulkos'un öncülüğünde Soyut Ekspresyonist Seramik Hareketi olarak adlandırılan Modern Sanat kapsamında seramik eserler üretilmeye başlanmıştır. Peter Voulkos ile başlayan bu hareket sonrasında, birçok seramik sanatçısını etkisi altına alarak Soyut Ekspresyonizmi seramik alanında yaygınlaştırmıştır. Soyut Ekspresyonizm günümüzde birçok sanatçının içgüdüsel olarak kullandığı ifade biçimidir. Soyut çalışmaların sıkça üretildiği çağdaş sanat eserlerinde birçok sanatçı aslında bilinçaltını ya da o an büründüğü ruh halini esere aktardığı için, Soyut Ekspresyonizm adı altında olmadan, ekspresif ifadenin yer aldığı eserler üretmektedir. Bu araştırmada, Modernizm ile başlayan sanat düşünceleri ve akımları, devamında Ekspresyonizm ve sonrasında Soyut Ekspresyonizmin ortaya çıkışının, seramik sanatı üzerindeki etkileri incelenerek, tez araştırmacısı tarafından Soyut Ekspresyonizm anlayışında seramik çalışmalar üretilmiştir.

Artistik seramikEkspresyonizmModern sanat+3
Enes Kılıç
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Otto Dix örneğinde dışavurumcu tavır ve portre resimlerindeki üslup özellikleri

Farklı sanat disiplinlerinden çıkan eserlerle 20. yüzyıla damgasını vurmuş Dışavurumcu sanat akımının oluşumunda; savaş, politik değerler, kendini ifadenin önem kazanması gibi birçok etmen mevcuttur. Dışavurumculuk akımı Almanya'da altın çağını yaşamıştır. Savaşın yıkıcı etkilerinin en iyi şekilde hissedildiği Almanya'da, Büyük Almanya hayali ile yetiştirilmiş Almanların hayal kırıklığı, ülkenin savaşa katılmış sanatçılarından biri olan Otto Dix'i de derinden sarsmıştır. Cephede birçok travmatik sahneye tanık olan ressam Otto Dix'in savaş dönemi öncesi ve savaş dönemi ile sonrası eserlerinde sanatsal üslup açısından farklılıklar göze çarpmaktadır. Bu üslup farklılıkları Dix'in sanatsal yaşamının büyük bir kısmını kapsayan portre resimlerinde de görülmektedir. Özellikle Dix'in savaş deneyimini yaşamadan önceki otoportre çalışmaları ile savaş deneyimleri esnasında ve sonraki ilk üç yıl içerisinde çalıştığı otoportrelerinde, yüzde ve bedende biçim bozmalar göze çarpar. Bununla birlikte portrelerin genelinde renk kullanımı, fırça kullanımı, parçalanma ve bütünden ayrılma veya görüneni bütün gerçekçiliğiyle iğneleyici bir kompozisyon içerisinde betimleme gibi tavırlar görülmektedir. Otto Dix, dışavurumcu bir düşüncenin ürünü olan 'Yeni Nesnellik' akımının da kurucularındandır. Yeni nesnellik akımının iğneleyici ve eleştirel dilini asker portrelerinde kullanan Dix'in, çocuk ve kadın portreleri gibi kimi portre çalışmalarında daha romantik üslupla çalıştığı gözlemlenmektedir. Bu gibi farklı sanatsal üslup çeşitliliği, sanatçının dışavurumcu tavrını da vurgulamaktadır. Bu çalışmada Otto Dix'in çocukluğundan ölümüne kadar yapmış olduğu portreler tespit edilerek, sınıflandırılmış ve her sınıflandırma için 5'er portre analiz edilmiştir. Bu analizler sonucu Otto Dix'in savaş deneyimleri, farklı akımlara olan merakı, alışılmışın dışına çıkma isteği ve gerçeği tüm çıplaklığıyla ifade etmesi, resimlerindeki farklı sanatsal üslup özellikleri göstermektedir.

Dix, OttoEkspresyonizmPortre+4
Gökçen Bilge Kırman
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dışavurumcu sanat terapisi uygulamalarının öğretmen adaylarının yaratıcılık ve yaratıcılığa teşvik edici davranış düzeylerine olan etkisinin incelenmesi

Dışavurumcu sanat terapisi, yaratıcı sürecin psikolojik yönünü özellikle farklı sanat materyallerinin duygusal özelliklerini anlama ile geleneksel psikoterapötik teori ve teknikleri birleştirmektedir. Dışavurumcu sanat terapisi doğası gereği, bireylerin kendilerini daha rahat ifade etmelerini sağlamaktadır. Böyle bir özerkliğin bireylerin yaratıcılıkları üzerine etkili olabileceği, aynı zamanda öğretmen adaylarının bu yönleriyle öğrencilerine rol model olmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Ülkemizde sanat terapisi uygulamalarının etkisine yönelik çalışmalar henüz başlangıç aşamasındadır. Bu çalışma, sanat terapisi uygulamalarının etkisiyle ilgili olarak literatüre katkı sağlayacağı düşünülerek uygulanmıştır. Bu araştırma nicel bir araştırmadır. Araştırmanın modeli yarı deneysel desendir. Araştırmanın katılımcılarını Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören öğretmen adaylarından 9 kişilik deney, 9 kişilik kontrol grubu olmak üzere farklı niteliklerdeki alanları temsil etmesi açısından farklı bölümlerde öğrenim gören öğretmen adaylarından 18 kişi oluşturmaktadır. Öğretmenlik mesleğine başlamadan önce öğretmen adaylarının, yaratıcılık ve yaratıcılığa teşvik edici davranış düzeylerinin gelişmesinin, eğitim örgütlerinin ve ortamlarının işleyiş ve kalitesini arttıracağı düşünülmektedir. Bu yolla öğretmen adaylarının sanata, yaratıcılığa ve yaratıcı eğitime ilişkin görüşlerinin pozitif yönde etkileneceği, öğretmenlik mesleğine başladıklarında ise daha rahat, mutlu ve verimli çalışarak öğrencilere rol model olması beklenmektedir. Araştırma kapsamında, öğretmen adaylarıyla 6 hafta boyunca, haftada bir kez, 1 – 1.5 saat olmak üzere 6 oturumluk uygulama yapılmıştır. 6 Oturumluk uygulama programında, duygusal farkındalık, duygularını ifade etme, zorlayıcı duyguların kabul edilmesi, yaratıcı düşünme, yaratıcılığa teşvik edici davranış kazanımlarını geliştirilmesi ve bu davranış biçiminin sınıf ortamında kullanımı konularına yer verilmektedir. Çalışmada ölçme aracı olarak Raudsepp Yaratıcılık Ölçeği, Yaratıcılığa Teşvik Edici Öğretmen Davranışları İndeksi ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi çarpıklık basıklık testi, Tek Yönlü ANOVA, Bağımsız İki Örnek t Test, Bağımlı Örneklemler için t Test ve Hochberg's GT2 testi ile IBM SPSS 22.0 aracılığıyla yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, sanat terapisi uygulamalarının kullanıldığı program sonrasında deney grubunun, deneysel işleme maruz kalmayan kontrol grubuna göre yaratıcılığa teşvik edici öğretmen davranış düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Kadınların yaratıcılığa teşvik edici öğretmen davranışı düzeyleri erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Bölüme göre incelendiğinde; Resim Öğretmenliği bölümü öğrencilerinin yaratıcılık düzeylerinin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, İngilizce Öğretmenliği, Fen Bilimleri Öğretmenliği ve Özel Eğitim Öğretmenliği bölümündekilere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Aday öğretmenlerEkspresyonizmSanat terapisi+3
Gözde Çayhan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2020
00

Related subjects