İş gücü
109 theses under this subject heading
Esnek işgücü piyasası politikalarının ücret ve kar üzerine etkisi: 1998-2008 dönemi karşılaştırmalı ülke analizi
1970'li yıllarda kapitalizmin krizine yanıt olarak ortaya konulan neo-liberal politikalar, üretimin ve rekabetin küresel bir boyut kazanmasıyla birlikte serbest bir piyasa mekanizmasının genelleşmesine neden olmuştur. İşgücünün dünya ölçeğinde kullanılmasına olanak sağlayan bu dönemde, sınıflar arası güç dengesi değişmiş ve yaşanan yüksek oranlı işsizliğe çözüm olarak işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi sunulmuştur. Esneklik politikaları, sermayenin karlılığı önündeki tüm engellerin tasfiye edilmesi hedefiyle işçiler açısından güvencesiz, denetimsiz bir işgücü piyasasına neden olmuştur. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 1998-2008 döneminde 34 OECD ülkesini inceleyerek, esneklik, ücret, kar ve işgücü üretkenliği arasındaki ilişkiler üzerine bulgular sunmaktır. Ülkeler arası karşılaştırmaya dayanan çalışmada, işgücü piyasalarının istihdamı korumada ne derece katı ya da esnek olduğunu gösteren OECD "İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi"nden yararlanılmış ve 1998-2008 yıllarını kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. GMM ve Sabit Etki modelleri kullanılarak yapılan tahminlerde, istihdamı korumada katılık derecesindeki artışın ücretleri artırıcı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuramsal beklentilerle örtüşen bu sonuca ek olarak, üretkenliğin istihdam koruma ile etkileşimi, istihdamı korumada katılık derecesinin ücretler üzerindeki etkisini azaltmış, azalan etkinin ise katma değer içinde kâra yansıyıp ücretleri negatif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü Piyasaları Esnekliği, Ücret, Kar, İşgücü Üretkenliği
Küreselleşmenin OECD ülkeleri üzerinde istihdama etkisi
Günümüzde bütün ülkelerin amacı ekonomik olarak gelişmek, dünyaya ayak uydurmak ve bunu sürdürmektir. Küreselleşme ülkeler arasındaki teknolojik, ekonomik ve sosyal sınırları kaldırarak dünyanın neredeyse tek bir ülkeden oluşmasını sağlamıştır. Zaman ilerledikçe gelişen teknoloji ve rekabet ülkeleri ister istemez bir etkileşim içine sürmüştür. Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmeler küreselleşme olgusunun önem kazanmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada küreselleşmenin başladığı yıllardan günümüze özellikle son dönemlerde OECD üye ülkelerindeki küreselleşmenin istihdam üzerindeki etkileri incelenmektedir. Bu amaçla TUİK, OECD ve ILO verileri incelenmiş küreselleşmenin işgücü üzerindeki etkisi betimsel analiz yöntemiyle ortaya konulmuştur. Yapılan analiz sonucunda ortaya çıkan sonuçlar, bu alanda daha önce gerçekleştirilmiş ampirik çalışmalarla karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda küreselleşmenin belirtilen ülkelerdeki işgücüne hem olumlu hem de olumsuz etkileri gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, İstihdam, OECD
Türkiye'de bölgeler arası işgücü verimliliğinin yakınsaması: 2005-2011 arası mekânsal panel veri analizi
Bu çalışmanın amacı, 2005-2011 yılları arasını kapsayan yedi yıllık dönem için Türkiye'de 26 Düzey 2 bölgesi arasında işgücü verimliliğinin yakınsamasının sektörel ayırımlar dahilinde araştırılmasıdır. Söz konusu araştırma mekânsal panel veri yardımıyla yapılacaktır. Mekânsal panel veri analizi, panel veri analizi ile mekânsal analizin avantajlarını biraraya getirmektedir. Böylece verilerde daha yüksek serbestlik derecesi ve daha çok değişkenlik sağlanmakta, bunun yanında daha az çoklu doğrusal bağlantı problemi ile karşılaşılarak tahmincilerin etkinliği arttırılmaktadır. Ayrıca mekânsal etkileşim ve komşuluk ilişkileri de modele dahil edilelerek çok daha sağlıklı sonuçlar alınabilmektedir. Buna rağmen Türkiye'de şimdiye kadar yapılan yakınsama analizlerinde mekânsal panel veri ile yapılmış bir yakınsama çalışmasına rastlanmamıştır. Bu durum Türkiye için yapılan çalışmalar açısından önemli bir eksikliktir.Bu çalışma, söz konusu eksikliği doldurması açısından literatüre katkı sağlamaktadır. Yapılan mekânsal panel veri analizi sonuçlarına göre Türkiye'de 26 Düzey 2 bölgesi için tarım, sanayi, hizmetler ve tüm sektörler toplamında hem mutlak, hem de koşullu yakınsama yüksek düzeyde anlamlı sonuçlar vermektedir. Elde edilen bu sonuç çok şaşırtıcı görünmese bile, çalışma kapsamında şimdiye kadar ilgili literatürde hiç rastlanmayan sonuçlara da erişildiği ifade edilebilir. Şimdiye kadar yapılan tüm çalışmalarda yakınsama üzerinde mekânsal etkilerin varlığı anlamlı bulunmuştur. Fakat bu çalışmada Türkiye'de sanayi, hizmetler ve tüm sektörler toplamı için mekânsal etkilerin varlığından bahsedilebilirken, tarım sektöründe mekânsal etkilerin varlığına ilişkin yeterince güçlü kanıtlar elde edilememiştir. Tarım sektörü için elde edilen söz konusu zayıf mekânsal etkilerin Türkiye'de tarım sektörünün yapısal sorunları nedeniyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.
Y kuşağı mensuplarının iş değerlerinin ve kişilik özelliklerinin iş motivasyonları üzerindeki etkisi
Çalışanların işlerine olan bağlılıklarını ve performanslarını artırmak için iş motivasyonlarının yükseltilmesi çok önemlidir. Bunun yapılabilmesi iş motivasyonunu sağlayacak değişkenlerin ve faktörlerin belirlenmesi gerekir. Özellikle günümüz işgücünün yaklaşık yarısını oluşturan Y Kuşağı mensubu çalışanlar hakkında bu tür bilgilerin elde edilmesi daha da önemlidir. Çünkü Y Kuşağına mensup çalışanların beklentileri, inançları, değerleri, sadakat duyguları, işe ve insan ilişkilerine bakışları belki de bir önceki kuşağın (X Kuşağının) anlayamayacağı kadar farklıdır. Dolayısıyla önceki kuşaklardan farklı kişilik yapısına ve değerlere sahip olan Y Kuşağı mensuplarının iş motivasyonları da farklı yöntemler kullanılmasını gerektirmektedir. Bu araştırmanın amacı Y Kuşağı mensuplarının iş değerleri ile kişilik özelliklerinin iş motivasyonu üzerinde etkisi olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Ankara'da sanayi ve hizmet sektöründe çalışan, 606 Y Kuşağı mensubu oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında kullanılan anket formunda demografik soruların yanı sıra üç farklı ölçek (İş Değerleri Ölçeği, Kişilik Ölçeği ve Motivasyon Ölçeği) yer almıştır. Veriler SPSS 20 ve Lisrel programları ile korelasyon ve regresyon yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda kişilik özelliklerinin ve iş değerlerinin iş motivasyonu üzerinde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Deneyime açık, uyumlu ve dışadönük kişilik yapısına; güvenlik, başarı, çevre ve çeşitlilik değerlerine sahip Y kuşağı mensuplarının iş motivasyonlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuşak Farklılıkları; Y Kuşağı; İş Değerleri; Kişilik; İş Motivasyonu
İstihdam politikaları ve işsizliğin yapısal analizi: Türkiye örneği
İstihdam ve işsizlik konusu iktisat kuramında üzerinde en fazla durulan konulardan biridir. Özellikle de 1929 büyük bunalımından sonra hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya kaldığı öncelikli bir sorun haline gelmiştir. Bu süreçte işsizliğin ulaştığı boyut, iktisat kuramında çözüme ilişkin farklı istihdam ve işsizlik teorilerini artırmakla birlikte, bu konu üzerinde yürütülen tartışmalar hala yoğun bir biçimde sürmektedir.İşsizlik Türkiye'nin gündemindeki en önemli sorunlar arasında bulunmaktadır. Son yıllarda yaşanan ekonomik ve sosyal olaylar yaşadığımız işsizlik sorununu biraz daha artırarak, mutlaka çözülmesi gereken öncelikli bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.Çalışmamızda, Türkiye'de işsizlik ve eksik istihdam sorunu ampirik analizlerle ilişkilendirilerek, işsizlik olgusunun ekonomideki yapısal sorunlar ile ilişkisine ışık tutulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkiyi ampirik olarak analiz etmek için 1990 yılı sonrası veriler kullanılmış ve ortaya konulan modeller panel veri tekniği ile açıklanmaya çalışılmıştır.Yapılan analiz sonuçlarına göre, ücretler ve verimliliğin istihdam üzerinde negatif bir etki yarattığı, yatırım teşviklerinin ise istihdam üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu bulgularına ulaşılmıştır.Ekonomik büyüme ile istihdam arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için yapılan analizde ise, ekonomik büyümenin istihdam üzerinde pozitif bir etkinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Atipik istihdamda örgüt iklimi ve örgütsel bağlılık ilişkisi
Son yıllarda küreselleşme, teknolojik gelişmeler, artan rekabet ve hızla değişen dünya düzeni örgütlerin yapısında ve yönetim anlayışlarında önemli değişimleri beraberinde getirmektedir. Ekonomik sınırların tümüyle ortadan kalktığı dünya pazarlarında yoğun rekabet baskıları, örgütlerin faaliyetlerinde sürekli yenilik yapmalarını, gelişmeleri takip etmelerini ve bu gelişmelere uyum sağlamalarını zorunlu kılmaktadır. Son otuz yılın ekonomik yeniden yapılanma süreci, işgücü piyasalarında önemli değişimleri beraberinde getirmekte, esnek istihdam biçimlerine diğer bir ifadeyle ?atipik istihdama? neden olmaktadır. Yoğun rekabet baskısı altındaki örgütleri geleceğe taşımada etkin rol oynayan, örgütün hedef ve değerlerini benimseyen, örgüt için beklentilerin üstünde çaba sarf eden nitelikli işgörenlere olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Atipik istihdam biçimiyle çalışan işgörenlerin, örgütsel başarıdaki katkılarının belirlenmesi bu işgörenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin bilinmesiyle mümkündür.Örgütsel bağlılık, çalışanın örgüt ile ilişkisini niteleyen psikolojik bir durumdur ve örgüte üyeliğinin devamı konusunda büyük bir etkiye sahiptir. Örgüt üyelerinin çoğunluğunca algılanabilen ve örgüte belirli bir kimlik kazandıran örgütsel iklim kavramı örgütte insan davranışını açıklamada oldukça önemli bir değişken olup, iş tatmini, performans, örgütsel bağlılık ve iş bırakma gibi örgüt için çeşitli sonuçlar doğuran davranışların nedenlerindendir. Bu nedenle, araştırmada, atipik istihdam biçimiyle çalışan işgörenlerin örgüt iklimi algısı ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verileri, İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'ne bağlı kuruluşlarda, atipik istihdam türlerinden olan taşeron uygulaması ile istihdam edilen bakım elemanlarına, uygulanan anket yöntemi ile sağlanmıştır. Uygulanan istatistiksel analiz ve testler sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle, örgüt iklimi ile örgütsel bağlılık arasında pozitif ilişki belirlenmiştir.
Türkiye'de ve dünyada çocuk işgücü
Çocuk işgücü, farklı türleri ile eski tarihlerden beri ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları içinde yer almaktadır. Günümüzde, çocuk işgücü istatistikleri doğrultusunda, Dünya çapında çalışan çocuk sayısının yaklaşık 306 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu bağlamda, her nekadar başta ILO olmak üzere pek çok kurum ve kuruluş, çocukların çalışma hayatından uzaklaştırılmasına yönelik düzenlemeleri hayata geçirse ve bu konu üzerindeki çalışmalarını sürdürmeye devam etse de, gerek Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde gerekse de gelişmiş ülkelerde çocuk işgücü kullanımı hala devam etmektedir.Bu çalışmada, çocuk işgücü, hem Türkiye bazında hem de Dünya genelinde ele alınmıştır. Çalışmanın ekonometrik analiz bölümünde, çocuk işgücü, 20 ülkenin 1990-2005 dönemine ait verileri esas alınarak panel veri yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmada, birleştirilmiş en küçük kareler tahmini (POLS), sabit etkiler tahmini (FE), değişen varyans durumunda sabit etkiler tahmini (FE, robust), rassal etkiler tahmini (RE) ve Hausman model belirleme testi yapılmıştır. Panel veri analiziyle gerçekleştirilen bu dört farklı tahmin sonucunda, çocuk işgücü üzerine yapılan teorik ve ampirik çalışmaları büyük ölçüde destekler nitelikte bulgular elde edilmiş ve elde edilen bu bulgular yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Çocuk İşgücü, Çocuk İşgücünün Boyutları, Panel Veri Analizi
Nitelikli işgücünün gayri safi yurtiçi hasılaya etkisi
Ekonomik güç sosyal gücü beslemektedir. İnsanlar ne kadar ekonomik güce sahip iseler sosyal yönlerine o kadar zaman ayırabileceklerdir. Ekonomik gücünü elde edememiş bir insan bunu elde etmek için yeni yöntemleri araştırır, ama bir türlü sosyal yönüne odaklanamaz. Çünkü önce temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir bunları karşıladıktan sonra sosyal aktivitelere zaman ayırabilmektedir ve özel yaşam iş yaşamı dengesini, ancak bu şartlar altında kurabilmektedir. Ülkelerin kalkınabilmeleri için yeni teknolojiler geliştirmeleri şarttır. Bu şart olduğu gibi, bu teknolojileri geliştirmenin en önemli yolu da bu teknolojileri kültürel olarak yaşamaları, hayatlarını buna göre adapte etmeleridir. Teknoloji ise getirdiği her yeni atılım ile ekonomiye yön vermektedir. İşgücü arz edenler istihdam edilirken asgari seviyede ücret verilmesi, personele gelecek güvencesi için sigorta yapılması gerekmektedir. Personelin işyerine gelmek için katlanmak zorunda olduğu yol masrafları ve personelin yemek giderleri karşılanmalıdır. Nitelikli üretim sürecini insanlara faydalı ürünler üretmek üzere harekete geçirmek, kullandıkları ve kullanmak zorunda oldukları fiziksel ve zihinsel yeteneklerinin tamamı olarak tanımlayabiliriz.
Çukurova Bölgesi'nde bazı sebzelerin hasadında teknik başarıların belirlenmesi ve prototip pırasa hasat makinası geliştirilmesi
Bu çalışmada, seçilmiş bazı sebze türlerinin (domates, hıyar, kabak, patlıcan, kıvırcık marul (salata) ve pırasa), Çukurova Bölgesinde hasatlarının mevcut durumu özlü bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada, her sebze için, farklı ekip oluşumları ile karşılaşılmıştır. Bu hasat ekiplerinin değişen ihtiyaçlara ve durumlara göre tekrar tekrar oluşturulabilmesi için matematiksel olarak modellenmeleri amaçlanmıştır. Hasatta mekanizasyon kullanılma olanakları da araştırılmıştır.Araştırmada sonuç olarak, hasat ekiplerini oluşturabilen uygun bir matematiksel model geliştirilmiştir. Tüm ekip yapılarını, değişen koşullara göre, bilgisayar ortamında hızlı bir şekilde oluşturabilecek paket programlar hazırlanmıştır. İncelenen sebzelerden mekanizasyona en uygun olanları, tek geçişte hasat edilebilmeleri nedeniyle, pırasa ve marul bitkileridir. Pırasa bitkisinin sökümünü yapabilen bir makine tasarlanmış ve San-Tez projesi kapasamında imal edilmiştir.
Teknolojinin işgücü ve üretim üzerindeki etkileri (Türkiye' de imalat sanayinin incelenmesi)
Uluslar arası alanda rekabet edebilmenin temel koşulu ucuz ve kaliteli ürün üretebilmektir. Yani düşük maliyetle kaliteli ürün üretmek üretim teknolojisinin yenilenmesine ve geliştirilmesine bağlıdır. Uluslar arası pazarlarda yoğun rekabetin yaşandığı bir ortamda başarılı olabilmek için ülkenin yapısına ve özelliklerine uygun ve en yeni teknolojilerin kullanılması gerekmektedir. Bu yüzden üretim teknolojisinin sürekli geliştirilmesi, kalkınma açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Türkiye imalat sanayi verimlilik, teknolojik gelişme, sermaye, emek ve üretim yönünden incelenmektedir.Birinci bölümde Teknolojinin genel tanımı verilip, iktisadi ekollerin teknolojik gelişmelerin ekonomi ile ilgisini anlatan görüşlerden bahsedilmiştir.İkinci bölümde Teknolojinin emek ve üretim üzerine etkilerinden Teknolojinin istihdam, işin niteliğine ve sendikalaşma üzerine etkilerinden bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde İmalat Sanayi yapısı ve verimliliği incelenmiştir. Bu kapsamda işgücü verimliliği, sermaye verimliliği ve bunların artış hızları incelenerek imalat sanayinin ana sektörleri itibariyle karşılaştırılmaları yapılmıştır. Ayrıca İmalat sanayinin verimlilik ve gelişmesinin üretim fonksiyonları ile incelenmesine yer verilmiştir. Bu bölümde imalat sanayinin ana sektörlerinde üretim fonksiyonu yardımıyla verimlilik, teknolojik gelişme ve Teknolojinin emek, üretim ve sermaye ile ilişkileri incelenmiştir.Dördüncü bölümde, genel değerlendirme, sonuç ve önerilerle tamamlanmıştır.
Esnek işgücü piyasası bağlamında örgütsel bağlılığın konumu
Örgütsel bağlılık kavramı, çalışan sadakatinin örgüte ve kişiye olan faydalarından ötürü literatürde oldukça büyük bir ilgi konusu olmuştur. Her geçen gün daha da esnekleşen çalışma ilişkileri dünyasında çalışanların örgütlere karşı bağlılıklarının nasıl gelişeceğini incelemek büyük önem taşımaktadır. Bu tezin amacı, esnek işgücü piyasasının mevcut örgütsel bağlılık anlayışını nasıl etkilediğini incelemektir. Bu doğrultuda, nitel araştırma yöntemi benimsenerek, uzaktan çalışan 13 katılımcı ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla katılımcılarla yüz yüze ve çevrimiçi toplantılar gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler MAXQDA 2022 ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, örgütsel bağlılık kavramının öneminin azaldığını göstermektedir. Bulgulara göre, uzaktan çalışanların bağlılıklarının odağında örgüt bulunmamaktadır ve çağdaş istihdam ilişkilerinde örgütsel bağlılık, değişime ve yenilikçi bakış açısına engel teşkil eden potansiyel bir tehlike olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, esnek işgücü piyasasında örgütsel bağlılık olgusuna karşı olumsuz bir tutum gelişmektedir. Anahtar Kelimeler: örgütsel bağlılık, esnek işgücü piyasası, uzaktan çalışma
Kadın işgücüne katılımı ve ekonomik büyüme ilişkisinin u şekilli kadınlaştırma hipotezi ile incelenmesi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bir analiz
Kadınlar, bir toplumun ekonomik büyümesinde rol oynayan insan gücünün önemli bir parçasıdır. Aynı zamanda, yetenek ve işgücü açısından dünya potansiyelinin yarısını oluşturmaktadır. Kadınların işgücü piyasasına katılımını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda, kadınlar, işgücünde yetersiz bir şekilde temsil edilmektedir. Bu bağlamda, özellikle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilgili eşitlik ve verimlilik, kapsayıcı ve eşit kalitede eğitim sağlamak, yaşam boyu öğrenme fırsatlarını teşvik etmek, cinsiyet eşitliğini sağlamak, tüm kadınları güçlendirmek, sürekli ekonomik büyümenin teşvik edilmesi politika oluşturma için istenen hedefler haline gelmiştir. Bu çalışmada kadın işgücüne katılım oranı ile ekonomik büyüme arasındaki U şekilli ilişkinin varlığı Dünya Bankası'nın 1996 ile 2017 yılları arasındaki döneme ait verileri kullanılarak 48 gelişmiş ülke grubu ve 46 gelişmekte olan ülke grubu için panel veri tahminleri ile kanıtlanmıştır. Söz konusu ilişkinin bağlantısını kurabilmek amacıyla yapılan tahminler sonucunda, her iki ülke grubu için U şekilli ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın işgücüne katılımı, ekonomik büyüme, u şekilli kadınlaştırma hipotezi, panel veri analizi
Feminist iktisat ve kadının ekonomik konumuna eleştirisel bakış
Bu çalışmada kadının ekonomik konumuna feminist iktisat aracılığıyla değinilmiştir. Çünkü Feminist iktisat, iktisadı yalnızca erkeklerin bakış açısını kapsayacak bir bilim olarak gösteren ve kadınları ikincilleştiren yaklaşımlara ek olarak kadınların iktisadın dışına iten farklı bütün yaklaşımları kapsayacak şekilde iktisat yazınının zenginleştirilmesini savunmaktadır. Başta ana-akım iktisadın ve diğer yaklaşımların dâhilinde kadın emeği çalışmalarda gözükmemiş ve kadınların yer almadığı modeller üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda bu tezin amacı, literatüre giren bu kavramı açıklamak ve feminist iktisat açısından kadının ekonomik konumunu eleştirmek ve çözüm önerileri sunmaktır. Dünyada kadın iş gücünün istihdamı gün geçtikçe artmaktadır. Fakat, kadınlar iş hayatında cinsiyet ayrımcılığı, ücretlerde eşitsizlik, uzun saatlerde çalıştırılma, cinsel taciz gibi birçok sorunla karşı karşıya gelmektedir. Bu sorunları çözmek ve toplumsal refahı sağlamak için "hükümetler", "sendikalar" ve "uluslar arası örgütler" politikalar geliştirmiş olup, günümüzde de çalışmalara devam etmişlerdir. Bu çalışmanın ilk bölümünde kadın ve ekonomi ilişkisine, ikinci bölümde feminist iktisat kavramının tanımı, ortaya çıkışı, sağlayabileceği yararlar ve eleştirilerine ve son bölümde ise Türkiye'de kadının çalışma hayatı feminist bakış açısıyla incelenip, feminist iktisada yönelik ileride yapılması gerekenlere değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Feminist iktisat, ana-akım iktisat, kadın iş gücü
Emek verimliliğinin demografik yapı ve beşerî sermaye ile ilişkisi: Panel veri uygulamaları
Emek verimliliği ülkelerin kalkınmasında ve büyümesinde önemli bir değişkendir. Gelişmiş ülkeler hem fiyat istikrarını sağlamak hem de büyümelerini sürdürmek için verimlilik artışlarına önem verirken gelişmekte olan ülkeler de büyümelerini ve kalkınmalarını emek verimliliği artışları ile sağlamaktadırlar. Bu tezde, emek verimliliğine etkisinin olduğu düşünülen değişkenlerden, demografik yapı ve beşerî sermayenin emek verimliliğine etkisinden bahsedilmiştir. Demografik yapının ve beşerî sermayenin emek verimliliğine etkisi, 115 ülke, BRICS-T ülkeleri ve Türkiye için, 1991-2018 dönemi ve panel sabit etkiler, tesadüfi etkiler modeli, Arellano-Bond ve interaktif model kullanılarak incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; yaş bağımlılık oranının artmasının emek verimliliği artışlarını azaltacağı tespit edilmiştir. Ayrıca emek verimliliğini etkileyen diğer değişkenlerin marjinal etkisinin ise ciddi olumsuz etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Yaş bağımlılığının negatif etkisi varken beşerî sermayenin pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca beşerî sermaye ile ilişkilendirilen emek verimliliğinin diğer belirleyicilerinin marjinal etkisinin pozitif olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Emek Verimliliği, Demografik Yapı, Beşerî Sermaye
Kadın istihdamı ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki-Türkiye örneği
Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranı OECD ülkelerine göre oldukça geride kalmaktadır. Bu durumun başlıca sebepleri Türkiye'de cinsiyet temelli bakış açısının hakim olması ve kadının asıl görevinin çocuk bakımı ve ev içi düzenin sağlanması gerektiği anlayışıdır. Ev içi üretimin istihdama dahil olmaması, kadınların uyguladığı bu emeğin ücretsiz emek olarak nitelendirilmesine yol açmaktadır. Türkiye'de kadınların işgücüne katılımı arttırmak amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler ve projeler yürütülse de bir türlü istenilen duruma ulaşılamamıştır. Kadınların işgücüne piyasasına dâhil olması hem ekonomik kalkınmayı hem de ekonomik büyümeyi etkilemektedir. Kazanç elde etmeye başlayan kadınların hem sosyal hem de ekonomik özgürlükleri artmaktadır. Bu çalışmada 2000-2018 yılları arasında kadın istihdamın ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Kadın istihdamı arttırıcı politikalar üzerinde durularak, kadınların istihdam piyasasında karşılaştıkları engellere değinilmiştir. Ekonometrik analiz olarak Var modeli kullanılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu'ndan elde ettiğimiz veriler ile kadın istihdama bütün yönleriyle değinilmiştir.
Türkiye'de tarım sektöründe istihdam: Hatay alt bölgesi (TR63) örneğinde tarımda Suriyeli sığınmacı istihdamı
Bu çalışma, Türkiye'de tarım sektöründe istihdam yapısını ortaya koymak, istihdamın değişim ve gelişme eğilimini saptamak, uluslararası göçün tarımsal istihdama etkileri ve sığınmacıların toplumda benimsenme ve benimseme durumlarını yansıtmak amacıyla yapılmıştır. Türkiye'de yaşanan tarımsal işgücündeki değişim, 1988-2018 yılları arasında net göçlerin tarım sektörüne etkisi eşbütünleşme ve nedensellik analizleri ile açıklanmıştır. Elde edilen sonuçlarda kısa dönemde göç miktarındaki artış, tarım alanı ve tarımsal istihdamı olumsuz etkilerken, tarımsal GSYİH'yı olumlu etkilemektedir. Uzun dönemde göçün etkileri olumsuzdur. Nedensellik analizinde ise göç ile tarımsal büyüme arasında tek yönlü ilişki bulunmuştur. Türkiye'de tarım sektörü ve işgücü yapısındaki değişimler ele alınmış, incelenen yıllar içerisinde işgücü yapısı önemli ölçüde farklılaşmıştır. Türkiye'de göç sonrası tarım sektöründeki istihdam yapsısındaki değişim, ücretsiz aile işçisinde %7, kendi hesabında çalışanlarda %15 ve mevsimlik geçici işçide %5 artış görülmektedir. Ayrıca tarımda çalışanların %85'i ek iş yapmaya ihtiyaç duymaktadır. Hanehalkı işgücü anket veri seti kullanılarak yapılan Panel Logistik Regresyon Analizi sonucuna göre ise, eğitim düzeyi ve geliri artan birey tarımdan uzaklaşırken, bireyin ek iş yapma isteği kişiyi tarım sektörüne yönlendirmektedir. Sığınmacıların tarım sektöründeki iş yapısına etkileri ve toplumun bakış açısı TR63 Bölgesi özelinde araştırılmıştır. Bu kapsamda sığınmacılarla yüzyüze anket yapılmıştır. Ayrıca yerli işçi, işveren, elçi/çavuş ve muhtarlarla odak grup görüşmeleri yapılarak, toplumun birlikte çalışma ve yaşama konusunda tutumları incelenmiştir. Sığınmacıların iletişim kuramadıkları, çalışma koşullarından ve aldıkları ücretlerden memnun olmadıkları ve %65'i ülkelerine dönmek istediği sonucuna varılmıştır.
Tarımsal işgücü yapısındaki dönüşümün Türkiye işgücü piyasalarına etkisi
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomi yazınında yer tutan en önemli konulardan biri istihdamdır. Dar anlamda ele alındığında istihdam; bir ülkedeki üretim öğelerinden yalnızca emek öğesi ile ilgilidir. Uzun dönemde, Türkiye'deki işgücü piyasalarında, istihdamın sektörel dağılımının oldukça değiştiği gözlenmektedir. Emek öğesinin, düşük verimlilikteki tarım sektöründen daha yüksek verimlilikteki tarım-dışı sektörlere geçişi yapısal dönüşümün bir unsurudur. Ekonomik gelişme sürecinde tarım sektörünün istihdam payında bir azalmanın olacağı da yadsınmaz bir gerçektir. Ekonomi literatüründeki yaklaşımlar incelendiğinde sanayi ve hizmetler sektörlerinin, işgücü kaynağının tarım sektörü olarak kabul edildiği görülür. Bu yapısal değişim ve dönüşüm sürecinin Türkiye ekonomisi açısından gerçekleşme koşullarının nasıl belirlenebileceğinin araştırılması da tezin temel amacını oluşturmaktadır.Ülke genelinde nüfus artış hızı düşmesine karşın, toplam istihdamın yaklaşık üçte birini bünyesinde bulunduran tarım sektörü istihdamındaki hızlı azalış, yüksek işsizlik seviyesi, düşük işgücüne katılma ve istihdam oranları, işgücünün eğitim seviyesinin ve niteliğinin düşüklüğü ve eğitim ile istihdam arasındaki ilişkinin zayıflığı, rekabet gücü ve istihdam yaratma kapasitesi yüksek bir bilgi toplumuna dönüşüm yolunda önemli sorun alanları olarak ortaya çıkmaktadır.Ülkemizde tarımdaki yapısal değişim sonucu kente göç eden kesimler eğitim düzeylerinin düşük olması ve vasıfsız işgücü olmaları nedeniyle, genellikle hizmetler sektöründe yevmiyeli olarak istihdam edilmektedir. Bu süreçte sanayi sektörünün gerekli istihdam artışlarını sağlayamaması da önemli rol oynar. Gerçekleşen ihracat ve üretim artışlarının yurt içinde katma değeri düşük sektörlerde yoğunlaşması sonucunda istihdam artışları çok sınırlı kalmakta ve işsizlik sorunu derinleşmektedir.
Türkiye ve TRC1 Bölgesi'nde kadın istihdamının mukayeseli analizi
Türkiye'de ve TRC1 Bölgesi'nde ataerkil yapının hâkim olması sebebiyle kadın istihdamı önemli bir sorun olmaktadır. Kadın istihdamını arttırmaya yönelik birçok düzenleme yapılmış, politikalar uygulanmaya çalışılmışsa da hiçbir zaman kadın istihdamı istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Kadın işgücü, ülke refahı, kalkınması ve kalkınmanın sürdürebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Kadın işgücünün mevcut durumunun analizi uygulanacak politikalara ışık tutması açısından önem arz etmektedir. Bu amaçla Türkiye'de ve TRC1 Bölgesi'nde kadının işgücüne katılımını etkileyen başlıca faktörler (eğitim durumu, yaş) çerçevesinde kadın işgücü, 2007-2017 yılları arasında incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu veri tabanından elde edilmiştir. İstatistiki veriler portföyünde uygulanan regresyon, korelasyon ve frekans analizlerinin sonuçlarına göre değerlendirilmeler yapılmış; Eğitim seviyesi ile işsizlik arasında negatif yönlü bir ilişki mevcut iken eğitim seviyesi ile istihdam arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonuca varılmıştır. Ayrıca ataerkil yapının kadın işgücü üzerinde baskıcı ve belirleyici yapıya sahip olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşgücü, İşsizlik, Kadın İstihdamı, Kadın İşgücü, Çalışma Hayatında Kadın.
Endüstri 4.0 ve işgücü piyasasına etkileri üzerine teorik bir inceleme
Tarih boyunca insanlık için büyük etkiler yaratan süreçler olmuştur. Bunlar, tarım toplumu ile başlayan, sonrasında üretim faaliyetlerinin genişlemesiyle birlikte sanayi devrimlerine yol açan önemli dönüşüm süreçleridir. Bu süreçler günümüze değin dört büyük sanayi devriminin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu bağlamda son sanayi devrimini temsil eden Endüstri 4.0 süreci dikkat çekmektedir. Endüstri 4.0 ilk olarak 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda adından söz ettirmeye başlamıştır. İş gücü piyasası, yatırım, üretim, tüketim, çalışma koşulları, eğitim gibi birçok sosyo-ekonomik alanda köklü değişimlere yol açmış ve açmaya da devam edecektir. Söz konusu bu değişiklikler, insanlığın daha önce alışkın olmadığı teknolojik ilerlemelerin sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle sanayi devrimlerinin gelişimine ve yaratmış olduğu toplumsal etkilere değinilmektedir. Sonrasında, dijital bir dönüşüm süreci olan Endüstri 4.0'ın gelişim süreci ve işgücü piyasası üzerindeki etkileri ele alınmaktadır.
Türk İş Hukukunda kısa çalışma
Küreselleşme olgusu geliştikçe, dünyanın her tarafını saran büyük çaptaki krizler ile uluslar çapında yaşanan krizler, işyerlerini büyük ölçüde sarmaktadır. Söz konusu ekonomik ortamda işyerleri ve dolayısı ile işverenler işletmelerini ayakta tutmak için türlü çabalar içine girmektedir.Sürekli değişen ekonomik şartlar karşısında ayakta kalma mücadelesi veren işletmelerin değişime ayak uydurabilmelerini sağlamak amacı ile devlet desteğini de içeren kısa çalışma müessesesi Türk İş Hukukuna 2003 yılında girmiş ve zaman içerisinde ihtiyaçlar doğrultusunda kapsamı genişletilmiştir. Çalışmamızda Türk İş Hukuku'nda Kısa Çalışma'yı Kapsamlı bir şekilde inceledik.Anahtar Sözcükler:1. Kısa2. Çalışma3. Ödenek4. Esneklik5. Kriz
Büro yönetiminde kullanılan teknolojilerin işgücü psikolojisi ve sosyal ilişkileri etkileme düzeyleri üzerine bir araştırma
Günümüzde yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler ve değişimler, kurumları önemli ölçüde etkilemektedir. Hızla üretilen bilgi ve teknoloji, insan istek ve tercihlerinde farklılaşmalara ve karmaşıklıklara sebep olmuştur. Globalleşen dünyada varlıklarını sürdürebilmek ve gelişmek isteyen işletmeler, bilim ve teknoloji alanındaki yenilikleri yakından izlemek ve bu teknolojileri kullanabilen personeller çalıştırmak zorundadırlar.Çağdaş yönetim anlayışında örgütlerin beyni rolünü bürolar üstlenmektedir. Yöneticilerin ihtiyaç duyduğu her türlü veri ve bilginin elde edildiği, işlendiği, kullanıcılarına sunumunun yapıldığı, depolandığı ve her an kullanıma hazır halde tutulduğu büroların, bu faaliyetlerini yerine getirebilmeleri için teknolojik gelişmelere bağlı olarak iş üretmeleri ve bu işleri üretirken de makinelere bağlı kalmayıp duygu ve düşünce sahibi ve sosyal bir varlık olan insan faktörünü de göz önünde bulundurmalıdırlar.Bu çalışmanın amacı; yaşadığımız bilgi çağında sürekli gelişmekte olan teknolojinin büro yönetiminde kullanılırken insan psikolojisi ve sosyal ilişkiler üzerine olumlu ve olumsuz etkilerini açıklamaktır. Bunu yaparken ilk olarak; tarihsel çağlara göre teknolojinin gelişim süreci açıklanmaya çalışılmıştır. Tarihsel çağlarda yaşanan toplumsal, siyasal ve iktisadi olaylar ve bu olayların teknolojinin gelişmesi üzerine etkileri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Teknoloji ve işlevleri ile ilgili temel kavramlar tanıtılarak, teknoloji ile birlikte değişen iş yaşamı, bilgi kavramı, bilgi işleme ve bilgi toplumunun gelişim süreci açıklanmaya çalışılmıştır.İkinci olarak; yönetim, büro, büro yönetimi ile ilgili temel kavramlar ve yöntemler incelenmiştir. Bilgi sistemleri ve büro otomasyonunun tanıtılması, bürolarda etkin iletişim yöntemleri, büroların örgütlenmesinde yeni yaklaşımlar, sanal büro kavramı ve sanal büroların çalışma yöntemleri açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışanların; düşünce yapıları, çalışmalara uyum süreçleri, eğitim durumları, psikolojik ve sosyal yapıları incelenerek bunlardan hangilerinin teknolojiden olumlu hangilerinin olumsuz etkilendiği açıklanmaya çalışılmıştır.Bu amaçla çalışmanın son bölümünde kamuda büro yönetiminde kullanılan teknolojinin etkilerini ölçmek amacıyla bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışmasıyla; büroda çalışan kişilerin fiziksel koşullarını, iş yüklerinin, eğitim durumlarını, kullandıkları araç ve gereçler açıklanmaya çalışılmış ve bunların çalışanlar açısından psikolojik ve sosyolojik etkileri açıklanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Teknoloji, Büro, Yönetim, Büro Yönetimi, Sosyal Hayat, Psikoloji
Klasik dönem Osmanlı Ülkesi'nde endüstriyel üretim organizasyonu (Osmanlı kanunnameleri ve mühimme kayıtlarına göre)
Bu yüksek lisans tez çalışması klasik dönem Osmanlı ülkesinde endüstriyel üretim organizasyonu üzerine bazı önemli bilgi ve tespitleri ihtiva etmektedir. Bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri hariç üç ana bölümden oluşmaktadır.Birinci Bölüm, Osmanlı endüstriyel üretim organizasyonunda hammadde temini hakkında önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Özellikle gemi inşası için ihtiyaç duyulan kereste, top ve gülle dökümü için gerekli demir ve barut üretimi için gerekli güherçile ne suretle temin edilir bu bölümde değerlendirilmiştir.İkinci Bölüm, endüstriyel üretimde işgücü organizasyonu hakkında bilgi sunmaktadır. Bu bölümde özellikle teknik işgücü, askeri işgücü ve mesleki işgücü üzerinde durulmaktadır.Üçüncü Bölüm, hammadde veya mamul maddenin ilgili alanlara nakledilmesiyle ilgilidir. Bu bölümde özellikle kara taşımacılığı, deniz taşımacılığı, göl ve ırmak taşımacılığı üzerinde durulmuştur.Bu çalışma birebir Osmanlı Arşiv vesikalarından (Mühimme kayıtları ve Kanunnamelerden) istifade ile hazırlanmış kaynak bir çalışma niteliğindedir.Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, endüstri, işgücü, hammadde, nakliye.
Türkiye'de bilişim sektöründe işgücü piyasasının Hindistan ve İrlanda ile mukayeseli analizi
Bu çalışmanın amacı Türkiye bilişim sektöründe oluşan işgücü piyasasının bu sektörde gelişmiş ülke örneklerinden faydalanarak analiz edilmesidir. Bu amaç çerçevesinde işgücü piyasasını analiz edebilmek için öncelikle bu alanı etkileyen dışsal konular incelenmiştir. Dışsal konular; ülkelerin teknolojik altyapıları, bilişim sektörü büyüklükleri, rekabet güçleri, kurumsal kapasite gibi makro değişkenlerden oluşmaktadır. İşgücü piyasalarının derinlemesine incelendiği bölüm ise ücret, istihdam, işsizlik, cinsiyet ayrımları ile yasal yapı ve işgücü piyasasının işleyişine ilişkin konulardan oluşmaktadır. Tüm bu inceleme alanı dünya, Hindistan, İrlanda ve Türkiye için simetrik olarak yapılandırılmıştır.Bu çalışmada hem nitel hem de nicel araştırma tekniklerinden faydalanılmıştır. Sektöre ilişkin dünya genelinde ve ülkeler özelinde yayımlanmış raporlar, bildiri ve haberler yanında teorik kısmına ilişkin önemli ölçüde okuma yapılarak bir bütünlük oluşturulmaya çalışılmıştır. Her ülke için GSYİH, Sektör Büyüklüğü ve İstihdam etkileşimini içeren çapraz etki tepki analizleri VAR modeli çerçevesinde kurulmuş ve son bölümde sonuçlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu model için 2000-2007 dönemi kullanılmıştır. 2000 yılına ilişkin alt sınırlamanın sebebi sektörde veri bulmanın güçlüğünden kaynaklanmaktadır.Bu çalışma ile Türkiye'de bilişim sektöründe işgücü piyasasının durumu ayrıntılı ortaya konulmuştur. Sonuçta sektörün oldukça fazla istihdam kapasitesi olmasına rağmen yatırım ve eğitimin bu alanda en önemli iki değişken olduğu ortaya çıkmıştır. Bilişim sektöründe işgücü piyasasının daha kuvvetli bir hale gelmesi için önemli ölçüde doğrudan yabancı yatırımın çekilmesi ve bu yatırımcılardan edinilen tecrübelerin yerel piyasaya yansıtılması (İrlanda örneğinde olduğu gibi) gereklidir. Bu süreç yerel yatırımcının nitelikli üretime geçip bilişim ticareti hacmini artırması, ihracat hacmi ile birlikte gelişen piyasanın ise istihdamı nitelik ve nicelik açısından olumlu yönde etkilemesi sonuçlarını doğuracaktır.Çalışma ile edinilen en önemli sonuçlardan diğeri ise eğitim istihdam ilişkisinin bilişim alanındaki önemidir. Eğitimle istihdam arasındaki ilişki her sektörde önemli olmasına rağmen bu sektörde yarattığı katma değer ve toplumu dönüştürme hızı bakımından çok daha önem kazanmıştır. Bilişim sektöründe işgücü piyasanın iyi işleyebilmesi için sektör ihtiyaçlarına gere belirlenebilecek esnek bir eğitim yapılandırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.Anahtar Sözcükler1.Bilişim2.İşgücü Piyasası3.Bilgi ve İletişim Teknolojileri4.Hindistan5.İrlanda
Alaçatı (Çeşme-İzmir) bucağı köylerinde kırsal potansiyelin belirlenmesi ve planlanması
ÖZET Yüksek Lisans Tezi ALAÇATI (ÇEŞME- İZMİR) BUCAĞI KÖYLERİNDE KIRSAL POTANSİYELİN BELİRLENMESİ VE PLANLANMASI Fulya KERMAN Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı ELAZIĞ - 2004, Sayfa: XIV + 307 Bu çalışma arazi kullanımı ile tarımın gelir ve işgücü açısından yerel ekonomiye olan katkısını ortaya koymaktadır. Böylece politika üretmeye yönelik bilgi sağlayarak, tarım sektörüne katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, arazi kullanımı ve tarıma farklı fakat oldukça önemli bir perspektiften bakmaktadır. Analizler, Türkiye'nin Ege kıyısındaki popüler yerleşmelerinden biri olan Alaçatı'da (Çeşme- İzmir), 2002-2003 yaz aylarında gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerin amacı, çalışılan alanda tarımın yerinin belirlenmesidir. İkinci olarak ise, tarım sektörünün günümüzde ve gelecekteki gelişimini sağlamak için alman yatırım kararlan ve planlama çalışmaları ve bunları tehdit eden unsurların belirlenmesidir. Elde edilen sonuçların Çeşme ve benzeri kıyı alanlarında politiklar belirlenmesinde, planlama ve tarımsal gelişmenin yönetiminde önemli bir kaynak teşkil edeceği umulmaktadır. Çalışma alanı, coğrafî olarak Karaburun Yarımadası, Urla ve Seferihisar'ın da içinde yer aldığı Çeşme Yanmadası'nda yer almaktadır. Çalışma alam batı Ege'nin turistik alanlarındandır. Çalışma alanında Çeşme ve Alaçatı olmak üzere iki belediye mevcuttur. Çalışma alanında başlıca yerleşmeler, Karaköy, ildin ve Germiyan köyleridir. Bu alanda toplam nüfus 2160 kişidir. Çalışma alanında özellikle ikincil konut ve turizm yapılaşması ile otoban inşaatı gibi uygulamalar sonucunda, tarım alanları önemli ölçüde azalmıştır. Bunun yanısıra son yıllarda kıyı kesimlerde ağ ve kafes balıkçılığı hızla gelişmiştir.