İstihdam politikaları

168 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Measuring pro-poor growth in Turkey

This study aims to answer to the question of whether the growth process in Turkey has been pro-poor for the 2003-2014 period. Towards this end, we first introduce the concept of pro-poor growth and then, we present four ways of measuring pro-poor growth, namely pro-poor growth index (Kakwani and Pernia, 2000), rate of pro-poor growth (Ravallion and Chen, 2003), poverty growth curve (Son, 2004), and poverty equivalent growth rate (Kakwani and Son, 2008). We apply these measures to Turkey by utilizing household budget surveys conducted by Turkish Statistical Institution. We found that growth has been pro-poor in absolute sense for most of the yearly periods. In terms of relative approach, we made varied conclusions even for the same year based on the usage of different poverty measures. However, there is one striking finding that ultra-poor people has gained less from growth when compared to less poor people. Lastly, we decomposed the change in poverty into growth and redistribution components and we found that the main factor of the change in poverty has been derived by the growth component and the effect of growth gets higher if we use PGI and SPGI to measure poverty. Besides, in terms of redistribution, the results suggest that redistribution has hurt the ultra-poor people most compared to less poor people.

GrowthEconomic policiesEconomic growth+2
Hikmet Kaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Opinions and suggestions of the stakeholders involved in the employment process of individuals with intellectual disabilities for the employment process

The objective of this study is to evaluate the current employment policies, vocational training provided in vocational training centers, job placement process and the occupational life for individuals with intellectual disabilities by teachers, school administrators, parents, employers and individuals with intellectual disabilities who are the stakeholders involved in this process, and to determine their suggestions for the development of the process. The study was carried out in Eskişehir province with 40 participants including 10 teachers, five school administrators, nine parents, eight employers and eight individuals with intellectual disabilities. The study was designed as a descriptive study based on the qualitative research approach. The research data were obtained through semi-structured interviews. Upon analyzing the research findings, it was seen that school administrators, employers, and individuals with intellectual disabilities expressed large numbers of positive opinions and teachers expressed negative opinions on vocational training. Almost all stakeholders proposed to increase the number and diversity of workshops within the context of the development of vocational training. Although teachers and school administrators stated that they were involved in the job placement process by guiding the process, parents and employers expressed that they were not involved in the process. Stakeholders stated that İŞKUR (Turkish Employment Agency) should play a more active role in the process for the improvement of the job placement process. It is indicated that the positive and negative situations faced by individuals with intellectual disabilities in their occupational life are customer-related, and it is considered that negative situations can be prevented by the studies of raising the awareness of the public. Within the context of increasing employment, almost all subgroups state that private sector should be involved in the process by providing employment. The state is proposed to increase penalties and incentives.

Vocational educationMentally retarded childrenMentally retardation+5
Ahmet Serhat Uçar
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin OECD ülkeleri üzerinde istihdama etkisi

Günümüzde bütün ülkelerin amacı ekonomik olarak gelişmek, dünyaya ayak uydurmak ve bunu sürdürmektir. Küreselleşme ülkeler arasındaki teknolojik, ekonomik ve sosyal sınırları kaldırarak dünyanın neredeyse tek bir ülkeden oluşmasını sağlamıştır. Zaman ilerledikçe gelişen teknoloji ve rekabet ülkeleri ister istemez bir etkileşim içine sürmüştür. Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmeler küreselleşme olgusunun önem kazanmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada küreselleşmenin başladığı yıllardan günümüze özellikle son dönemlerde OECD üye ülkelerindeki küreselleşmenin istihdam üzerindeki etkileri incelenmektedir. Bu amaçla TUİK, OECD ve ILO verileri incelenmiş küreselleşmenin işgücü üzerindeki etkisi betimsel analiz yöntemiyle ortaya konulmuştur. Yapılan analiz sonucunda ortaya çıkan sonuçlar, bu alanda daha önce gerçekleştirilmiş ampirik çalışmalarla karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda küreselleşmenin belirtilen ülkelerdeki işgücüne hem olumlu hem de olumsuz etkileri gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, İstihdam, OECD

KüreselleşmeOECD ülkeleriİstihdam+3
Eray Karakaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mikro finansman ve mikro kredinin kadın yoksulluğunu azaltmadaki rolü ve Afganistan uygulaması

Çoğu kişiye göre, mikrofinans, çok yoksul ailelerin üretici faaliyetlere girişmelerine veya çok küçük işletmelerini büyütmelerine yardımcı olmak amacıyla onlara çok küçük meblağlarda kredi (mikrokredi) açılması ve verilmesi anlamına gelir. Bu çalışmada Afganistan'da mikro finansman sistemi ve mikro kredi alan kadınlar üzerinde nitel uygulamaya yer verilmektedir. Kadınların mikro kredi aldıktan sonra yaşadıkları ekonomik, sosyal, psikolojik değişimleri anlamaya yönelik olan uygulamada görüşme tekniği kullanılmaktadır. Nitel araştırma, Afganistan'da faaliyet gören MISFA'dan kredi kullanan kadınlar ile yapılmıştır. Araştırmada görülmüştür ki mikro kredi kullanan kadınlar kredi kullanmaya başladıktan sonra sosyal ve ekonomik olarak hayatlarında olumlu bir yönde değişiklik algılamaktadır. 10 kadın da mikro kredi kullanımının özgüven, değer artışı, psikolojik yoksulluktan kurtulmak, eşlerinden bağımsız hareket edebilmesi, temel ihtiyaçlar dışındaki istek ve ihtiyaçların karşılanması, psikolojik olarak kendisini iyi hissetmek, aile bütçesine katkıda bulunabilmeleri, ekonomik olarak eşlerinden bağımsız hareket edebilmeleri ve kimseye muhtaç olmadan yaşam sürebilmeleri gibi sebeplerden dolayı aldığını belirtmiştir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluğun Azaltılması, Mikro Finansman, Mikrofinans Prensipleri, Mikro Kredi

AfganistanFinansmanFinansman yöntemleri+7
Abdulhamed Mudarej
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde yeni istihdam politikaları ve esnek çalışma ilişkileri: Eskişehir'de ücretli öğretmenler üzerine bir saha araştırması

Bu araştırmanın temel amacı, ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarını, yaşam standartlarını, çalışma ilişkilerini ve emek süreçlerini nasıl deneyimlediklerini anlamaya ve açıklamaya çalışan sosyolojik bir analiz yapmaktır. Araştırma genel çerçevede neoliberal süreçle değişen çalışma hayatını, yeni istihdam biçimleri ve eğitimdeki esnekleştirme sürecini, eğitimin ticarileştirilmesini, bilginin ve eğitim kurumlarının piyasalaşmasını ve öğretmenlik mesleğinde yaşanan yapısal dönüşümler hakkında ücretli öğretmenlerin tutum ve görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra araştırma kapsamında okul idarecilerinin ve eğitim sendikalarının yönetici görüşleri de ele alınarak konuya dair farklı bakış açıları sunulmaktadır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yapılmaktadır. Çalışmanın grubunu, Eskişehir'de, MEB'e bağlı okullarda esnek ve güvencesiz istihdam edilen 33 ücretli öğretmen ve 19 okul idarecisinin yanı sıra 4 eğitim sendika yöneticisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak tüm bu eğitim bileşenlerinin esnek ve güvencesiz istihdam biçimlerine yönelik görüşleri nitel veri toplama tekniklerinden görüşme tekniği ile alınmıştır. Saha çalışmasından elde veriler çerçevesinde değerlendirildiğinde, öğretmenlik mesleğindeki istihdam çeşitliliği ve yapısal dönüşümler ücretli öğretmenlerin hayatında ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki yönlerden birçok farklılıklar ortaya çıkarmıştır. Ücretli öğretmenler düşük ücretle, iş güvencesizliğiyle, gelecek belirsizliğiyle, iş yoğunluğu ve düzensiz çalışma saatleri ile baş etmektedirler. Okul idarecilerine ücretli öğretmenlik istihdamı ek iş yükü getirmektedir. Ayrıca, ücretli öğretmenlik istihdamı, farklı çalışma koşulları ve sunulan kurumsal fırsatların zayıflığı nedeniyle hem öğretmenlik mesleğinin prestijinin ve çekiciliğinin azalmasına hem de aynı kurumda aynı işi yapan insanların daha kötü olanaklara sahip olmasının çalışma barışının ve kurum kültürünün oluşmasında çok büyük bir engel oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Esnek çalışma, Ücretli öğretmenlik, Güvencesizlik, Metalaşma, Proleterleşme, Eskişehir

Esnek çalışmaEğitimEğitim politikaları+7
Nilgün Dali
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstihdam yaratmayan büyüme: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı; 2000'li yıllarda Türkiye ekonomisinin sergilemiş olduğu ekonomik büyüme ile birlikte gerçekleşen işsizlik oranındaki artışın incelenmesidir. Dünya ve Türkiye ekonomisinde gerçekleşen ekonomik büyüme, işsizlik ve istihdam oranları grafik ve tablolar yardımıyla analitik olarak değerlendirildi. Çalışmada Türkiye ekonomisinde istihdam yaratmayan büyümenin varlığı 2006:Q1-2018:Q4 dönemleri için RGSYİH ve işsizlik oranları kullanılarak analiz edildi. Çalışmanın birinci bölümünde ekonomik büyüme, istihdam, istihdam türleri, işsizlik ve işsizlik çeşitleri incelendi. İkinci bölümünde büyüme modelleri, istidam teorileri ve Okun Yasası anlatıldı. Daha sonra Türkiye'de ve dünya ekonomisinde gerçekleşen ekonomik büyüme ve işsizlik oranları grafik ve tablolar yardımıyla açıklandı. Ayrıca konuyla ilgili geçmişte yapılan ampirik çalışmalara da yer verildi. Üçüncü bölüme uygulamada kullanılan serilerin birim kökleri incelenerek başlandı. Durağanlığın incelenmesi amacıyla ADF ve PP testleri yapıldı. Testlerin sonucunda serilerin birinci dereceden durağan I(1) olduğu görüldü. Daha sonra Johansen Yöntemi kullanılarak eşbütünleşme analizi yapıldı ve serilerin eşbütünleşik olduğu tespit edildi. Bu seriler arasında uzun dönemli denge ilişkisi olduğunu gösterdi. Son olarak Etki Tepki ve Varyans Ayrıştırması Analizleri yapıldı. Etki tepki analizi sonucunda; işsizliğin işsizliğe tepkisi azalan oranlarda pozitiftir. LRGDP'nin işsizliğe etkisi ise, 9.döneme kadar negatif sonra ise sıfır düzeyine gelerek pozitif olmaktadır. İşsizliğin LRGDP'ye etkisinde, ilk 2 dönem negatif etki artarken daha sonra git gide azalmaktadır ve 10 dönem boyunca etkisi negatiftir. LRGDP'nin LRGDP'ye etkisi 10 dönem boyunca pozitiftir. Varyans Ayrıştıması sonucunda; işsizlikteki bir değişim büyük oranlar en fazla kendisine gelen şoklardan kaynaklanmaktadır. LRGSYİH ise, değişimde ilk dönem işsizliğin etkisi yüzde 18 iken gecikmeli olarak bu etki 3. döneme kadar artmakta ve yüzde 30'a kadar yükselmektedir.

BüyümeEkonomi politikalarıEkonomik büyüme+7
Fatma Şahin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Genç işsizliği sorunu:Türkiye-AB karşılaştırması

Eğitimli işsizlik günümüzde gençler arasında yaygınlaşan ve çözüm üretilmesi gereken önemli bir sorundur. Genel olarak işsizlik Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş AB üyesi ülkelerin veya pek çok gelişmiş dünya ülkelerinin de en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Türkiye OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında diplomalı işsizlerin yüksek düzeyde olduğu bir ülke olarak dikkat çekmektedir. Türkiye'de işsizliğin azaltılmasında eğitimin rolü büyüktür. İşsizlik sorunu için yapılan çalışmalar, işsizliği bir miktar azaltmaya yönelik adımlar atılmasını sağlasa da işsizliğin tam olarak bir çözüme kavuşturulması sağlanamamıştır. İşsizlik konusunun gündeme gelmesinin sebebi işsizliğin toplumsal ve ekonomik etkileridir. İşsizliğin özellikle topluma olan ekonomik etkisi büyük önem taşımaktadır. Bir ülkenin gelişmişlik seviyesine bakılırken değerlendirilen en önemli ölçütlerden biri de eğitimdir. Eğitim tüm ülkeler açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan çalışmalar eğitim ile işsizlik arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Öyle ki eğitim, işsizlik riskini düşürerek ekonominin geneline olumlu bir katkıda bulunmaktadır. Eğitimle ilgili yanlış kararlar pek çok ciddi sonuçlara neden olabileceği gibi eğitime yapılan doğru yatırımlarda büyümeyi destekleyerek daha fazla iş potansiyeli yaratabilir. Çalışmada eğitim ile işsizlik arasındaki ilişki değerlendirilmiş olup, eğitimli genç işsizliğe neden olan faktörler ve ortaya çıkan ekonomik sosyal ve toplumsal sorunları ve bu sorunları önlemek için uygulanan ekonomi politikaları incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye ile Avrupa Birliği eğitimli işsizliğin karşılaştırmasına yer verilmiştir. ANAHTAR KELĠMELER: ĠĢsizlik, Genç ĠĢsizliği, Aktif ve Pasif Ġstihdam Politikaları.

Avrupa BirliğiGelişmekte olan ülkelerGelişmiş ülkeler+7
Hicran Çoban
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitim istihdam ilişkisi ve genç işsizliği sorunu

Genç işsizliği özelde ise eğitimli genç işsizliği sorunu günümüzün önemli makro ekonomik problemlerinin başında gelmektedir. Küreselleşmeyle birlikte nitelikli işgücü ekonomik gelişmenin en önemli unsuru haline gelirken, eğitim sistemine ise talep edilen nitelikte işgücü yetiştirme sorumluluğu yüklenmiştir. Eğitim ve istihdam arasındaki ilişki 1960'lı yıllarda Beşerî Sermaye Teorisi çerçevesinde şekillenmiştir. Teoriye göre eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltması, istihdamı kolaylaştırması beklenmektedir. Fakat günümüzde bazı ülkelerde eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltamadığı görülmektedir. Bu durum eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi tartışmalı hale getirerek, durumun geçerliliğini ve varsa sorunun tespit edilmesini gerektirmiştir. Çalışmada Türkiye'de 1988-2020 döneminde genç işsizliğini etkilediği düşünülen temel makroekonomik göstergeler ve yükseköğretim ile genç işsizliği arasındaki ilişki ARDL sınır testi aracılığıyla incelenmiştir. Yapılan ekonometrik analizler sonucunda yükseköğretim brüt okullaşma oranı, yükseköğretim harcamalarının GSYH içerisindeki payı ve reel ekonomik büyüme ile genç işsizliğini arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Genç işsizliği ile genç işgücüne katılım oranı ve dışa açıklık arasında negatif ilişki tespit edilirken, enflasyon ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizliği, Yükseköğretim, ARDL sınır testi

ARDL Sınır TestiEğitimEğitim politikaları+7
Elif Nur Yavaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan yoksulluğu ve güvencesiz çalışma ilişkisi: Dünyada ve Türkiye'de uygulanan çalışan yoksulluğu politikaları

Yoksulluk olgusu insanlık tarihi kadar eskiye dayanmakla birlikte yakın dönemde işsizlik ile ilişkilendirilmektedir. Ancak günümüzde bireylerin iş sahibi olmaları, yoksulluk riskine maruz kalmalarını engellememektedir. Dünyada ve ülkemizde bir iş sahibi olmasına karşın yoksulluktan kurtulamayan çalışanların sayısı artmakta, bu durum "çalışan yoksul" kavramını ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada; çalışan yoksulluğuna sebep olan faktörler ile işin, mesleğin, güvencesiz çalışmanın çalışan yoksullukla ilişkisi incelenerek dünyada ve Türkiye'de çalışan yoksulluğunun boyutu ele alınacaktır. Aynı zamanda çalışan yoksulluğuna yönelik uygulanan politikalar incelenecektir.

Ekonomi politikalarıFinansal politikalarGüvencesizlik+5
Mine Kılıçarslan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de öğretmen açığının giderilmesinde başvurulan alternatif uygulamaların incelenmesi

Türkiye'de Öğretmen Açığını Gidermede Başvurulan Alternatif Uygulamaların İncelenmesi (1961-1996) Türkiye'de 1961 yılından itibaren öğretmen istihdamı konusunda yaşanan alternatif kaynakların kullanımı sorunu detaylı bir şekilde ele alınmış değildir. Türkiye'de normal atama yolları dışında gerçekleştirilen "10" ayrı öğretmen atama uygulamasına doküman incelemesi yoluyla ulaşılmıştır. Bu atama yollarına ait gerekçe, süreç ve sonuçlar, ulaşılan birinci, ikinci el kaynaklardan elde edilen veriler ışığında ele alınmıştır. Alternatif öğretmen atama yolları, ulaşılan bulgular aracılığıyla açıklanmaya çalışılmış, önceki ve sonraki öğretmen atama uygulamaları ile ilişkilendirilmiş ve son olarak tüm bu alternatif yolların gerekçe ve sonuçları anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Elde edilen veriler, Araştırmada, bu alternatif formüllerin esas gerekçesinin, çeşitli nedenler ile sürekli artış gösteren öğretmen açığından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Uygulamaya konulan plan ve programların kısa vadede yarar sağlaması umulmuş ancak hem dönemin ekonomik yapısı hem de siyasi ve sosyal ortamı buna imkân vermemiştir. Bazı uygulamalar ilgili öğretim yılında sona ermiş ya da birkaç yıl içinde başka öğretim mevzuatı içerisinde yer almıştır. Diğer taraftan ücretli öğretmenlik ve yedek subay öğretmenlik uygulamalarının ise halen devam ettiği görülmektedir. Bu tür uygulamalar, sonuçları itibariyle nitelik açısından önemli kayıplara neden olmuştur. Bu araştırmada, öğretmenliğin niteliğinin, söz konusu süreçte nicelik karşısındaki durumu kronolojik ve metodolojik olarak aydınlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Alternatif uygulamalar, eğitim, öğretmenlik, öğretmen açığı, öğretmen atamaları

Öğretmen yetiştirme programlarıİstihdam politikaları
Abdullah Albayrak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Government incentives and employment in SMEs, an econometric analysis on Turkey's manufacturing industry

From internal regional development to gaining strength in international competition, government incentives are fiscal policy tools that countries implement for many purposes. Turkey changed the focus of incentive programs in 2012 from a sectoral perspective to vanquishing regional disparities. This change brings about opportunities for new studies that could be made on the country's regions and sub-sectors. Most of the studies in the literature on the relationship between incentives and regional development deal with the data of developed countries. Studies on developing countries generally analyze the effects of public support on overall employment in the economy. Therefore, there is a gap in the literature for micro studies based on regional and sectoral differences. This study aims to add to the literature a micro data analysis on Turkish manufacturing SMEs to narrow the mentioned gap. When the performance of Turkey's new incentive program is inspected, the first thing to notice is that the Turkish manufacturing SMEs are struggling to create jobs with the help of state support. Furthermore, the objective of balancing inequalities among firms seems to be far away from being accomplished when a basic inspection is made on enterprises' yearly employment changes based on their regions and sizes. We conducted empirical analyses to obtain a more detailed picture of the relationship between firms' employment and government incentives. The dataset used in our analyses comes from the study of an independent research firm in which Turkish manufacturing SMEs were surveyed. The study's sampling is made on 10 063 respondent firms based on their sectors and regions. In addition to the variables derived from the survey study, we obtained variables from the database published by TurkStat to control for the effects of regional differences. We applied the OLS and for possible endogeneity problems IV approach to analyze the relationship between variables. Our OLS results showed a significantly positive relationship between general incentives and firms' employment. In the IV approach, we found higher coefficients between the variables. We could not find consistently significant results in OLS and IV approaches for employment incentives' effects on SMEs' employment. Lastly, our findings based on firms' sizes revealed that SMEs with 1 to 19 employees employ more people than SMEs with 20 and more employees. Additional factors that we found to be significantly effective on SME employment are firm-level characteristics: age of the firm, the capacity utilization rate of the firm, innovation, machinery level, and information technologies level of the firm.

Government supportEconometricsEconometric analysis+4
Ali Recai Direkçi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik büyümenin yapısı ve istihdam etkileri

Yüksek oranlarda işsizlik yaşanan bir ekonomide sağlanacak yüksek bir büyüme performansının işsizlik oranlarını kendiliğinden düşüreceği yönündeki genel kanı son zamanlarda sorgulanmıştır. Çünkü Türkiye ekonomisi ve dünyanın birçok ekonomisinde yaşanan yüksek oranlı büyüme, gerekli/yeterli oranda istihdam artışı yaratmamış ve bu süreç istihdamsız büyüme olarak adlandırılmıştır. Ekonomik büyüme yaşam standartlarının yükseltilmesinde anahtar rol oynayan bir makroekonomik değişken olmasının yanı sıra bu değişkenin kendisinden beklenen bir sonuç olan istihdam artışını yaratmaması büyümenin niteliğinin ve kaynaklarının tartışılmasına yol açmıştır. bu çalışmada Türkiye'de ekonomik büyümenin yapısı ve istihdam etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Türkiye'de büyümenin istihdam etkilerinin incelenmesi için kullanılan yöntem Granger nedensellik analizi ve Johansen eş bütünleşme analizidir. 2000-2021 dönemi için uygulanan ekonometrik model sayesinde Türkiye ekonomisinde büyüme ve istihdam arasındaki ilişki ampirik olarak incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre iktisadi büyümeden istihdama ve istihdamdan ekonomik büyümeye doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Türkiye ekonomisinde 2000-2021 dönemi için ekonomik büyüme ve istihdam arasında ilişki gözlenmese de birinci bölümde hesaplanan istihdam esnekliği oranları Türkiye'de 2000,2002,2003,2004,2019 ve 2020 dönemleri için büyümenin istihdam yaratmadığını ortaya koymuştur.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik büyüme+3
Esra Ulga
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstihdam politikaları ve işsizliğin yapısal analizi: Türkiye örneği

İstihdam ve işsizlik konusu iktisat kuramında üzerinde en fazla durulan konulardan biridir. Özellikle de 1929 büyük bunalımından sonra hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya kaldığı öncelikli bir sorun haline gelmiştir. Bu süreçte işsizliğin ulaştığı boyut, iktisat kuramında çözüme ilişkin farklı istihdam ve işsizlik teorilerini artırmakla birlikte, bu konu üzerinde yürütülen tartışmalar hala yoğun bir biçimde sürmektedir.İşsizlik Türkiye'nin gündemindeki en önemli sorunlar arasında bulunmaktadır. Son yıllarda yaşanan ekonomik ve sosyal olaylar yaşadığımız işsizlik sorununu biraz daha artırarak, mutlaka çözülmesi gereken öncelikli bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.Çalışmamızda, Türkiye'de işsizlik ve eksik istihdam sorunu ampirik analizlerle ilişkilendirilerek, işsizlik olgusunun ekonomideki yapısal sorunlar ile ilişkisine ışık tutulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkiyi ampirik olarak analiz etmek için 1990 yılı sonrası veriler kullanılmış ve ortaya konulan modeller panel veri tekniği ile açıklanmaya çalışılmıştır.Yapılan analiz sonuçlarına göre, ücretler ve verimliliğin istihdam üzerinde negatif bir etki yarattığı, yatırım teşviklerinin ise istihdam üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu bulgularına ulaşılmıştır.Ekonomik büyüme ile istihdam arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için yapılan analizde ise, ekonomik büyümenin istihdam üzerinde pozitif bir etkinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

İstihdamİstihdam politikalarıİş gücü+2
Serkan Konya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal krizlerin istihdama etkisi

Finansal kriz, ekonomik sistemdeki ani dalgalanmalar sonucu meydana gelen ekonomik darboğazdır. Krizler, tüm toplumlar için büyük sorunlara neden olan olgulardır. Öyle ki, kriz yaşayan ülkelerde hem maddi, hem de sosyal birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Özellikle, 1990'lı yılların başından itibaren küreselleşmenin etkisiyle, ülkelerin ekonomik ilişkileri artmıştır. Ülkeler ekonomik olarak birbirlerine bağlı hale gelmişlerdir. Küreselleşmenin etkisiyle, krizlerin boyutları da değişmiştir. Ülkelerin etkileşimleri yüzünden kriz, ekonomik bağlantısı olan ülkeleri de etkilemiştir. Bununla birlikte kriz hızla diğer ülkelere yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. Ekonomistler, krizleri incelediğinde zaman her krizin nedenin farklı olduğunu görmüşler. Birinci, ikinci ve üçüncü kuşak (nesil) kriz modelleriyle de krizleri açıklamaya çalışmışlardır. Finansal krizlerin ülke ekonomilerine birçok olumsuz etkisi vardır. Örneğin, GSMH düşer, ekonomi küçülür, ülke para birimi değer kaybeder, ülkenin kırılganlığı artar, işsizlik artar. Bu etkilere daha birçok olumsuz faktör eklenebilir. Türkiye gerek ülke sorunlarından kaynaklanan, gerekse dünyada çıkan krizler nedeniyle, ekonomik ve sosyal olarak ağır yaralar almıştır. 1960 yılına kadar işsizlik sorunu yaşamayan Türkiye, bu yıldan itibaren 2000 yılına kadar işsizlik oranı hep iki haneli olan ülke konumuna gelmiştir. 2000'li yılların başında %6,5 olan işsizlik oranı 2000 ve 2001 krizleriyle birlikte yeniden artmıştır. Daha sonraki yıllarda toparlanan ekonomi sayesinde işsizlik azalma eğilimine girmiş, fakat 2008 Mali kriziyle yeniden artmıştır. 2015 yılında ise işsizlik oranı % 11,3 seviyelerinde seyretmektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal Kriz, Küresel Kriz, Türkiye'de Yaşanan Krizler, Ekonomik Kriz Modelleri, İstihdam, İşsizlik

Ekonomik krizFinansal krizKriz+4
Veli Müftüoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İstihdam teşviklerinin istihdam üzerindeki etkisinin ölçülmesi: Ankara örneği

Dünyanın farklı ülkelerindeki siyasi otoriteler ekonomik ve toplumsal anlamda önemli bir risk unsuru olan işsizliği azaltmak veya istihdamı artırmak için çaba sarf etmekte ve farklı politikaları uygulamaya koymaktadırlar. İstihdam teşvikleri de birçok ülke tarafından yoğun bir şekilde kullanılan aktif işgücü politikaları arasındadır. Bu politikalar genellikle işverenlere sağlanan sosyal sigorta prim destekleri, vergi indirimleri ve doğrudan ücret sübvansiyonu gibi destekleri içermektedir. Prim sübvansiyonları, işverenlerin maliyetlerini düşürdüğü için istihdamı artırmakta, hem de firma verimliliğini yükselttiği için ülke ekonomisini güçlendirmektedir. Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren uygulanmaya başlanan istihdam teşvikleri, bugün yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde aktif olarak uygulanmakta olan 22 adet teşvik türü bulunmaktadır. Bu teşviklerin her birinin uygulanma şartları birbirinden faklı olmakla beraber bazı teşvik türleri ilave istihdam sağlanması yönüyle daha işlevsel konumda yer almaktadır. Tez çalışmasında; ilave istihdam sağlayan teşviklerin istihdamı ne ölçüde etkilediği ve ne kadar fayda sağladığı ölçülmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede, ilave istihdam sağlanması ve istihdamın artırılması için uygulanan 6111, 687 ve 7103 sayılı prim teşviklerinin istihdama olan etkileri nicel araştırma yoluyla incelenmiştir. Çalışmada, araştırma evreni olarak Ankara İlinde bulunan firmalar belirlenmiştir. Örneklem seçimindeyse, araştırma evreninde Nace kodu imalat sektörü olan ve 6111, 687 ve 7103 sayılı prim teşviklerinden yararlanan 1586 firma ele alınmıştır. Bu kapsamda, 2016–2019 yılları için SGK'dan temin edilerek süzülen ve düzenlenen veriler üzerinde SPSS yardımıyla kovaryans analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve varyans analizi uygulanmıştır. Bu doğrultuda Kovaryans analizi bulguları göstermektedir ki, Nace kodu dağılımlarına göre iş kollarının veya sektörlerin istihdam teşviklerinden yararlanmada birbirinden farklı şekilde etki gösterdiği, bununla beraber teşviklerden yararlanmanın ana faaliyet kolları bazında yıllar itibarıyla artış eğilimi içerisinde olduğu ortaya çıkmıştır. Korelasyon analizi bulgularına göre, 6111 sayılı prim teşvikinin teşvikli istihdam üzerindeki etkisinin istatistiki bakımdan anlamlı, pozitif yönde ve yüksek düzeyde olduğu, ancak 687 sayılı ve 7103 sayılı prim teşviklerinin ise istatistiki bakımdan anlamlı, pozitif yönde ve orta düzeyde etkisinin olduğu bulunmuştur. Prim teşviklerinin, teşvikli istihdam ve istihdam üzerindeki etkisini ortaya koymaya çalışan çoklu doğrusal regresyon analizinde ise, ilave istihdam sağlayan prim sübvansiyonlarının, teşvikli istihdamı pozitif yönde ve istatistiki bakımdan anlamlı etkilediği, aynı zamanda istihdamı da artırdığı bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca, 6111 sayılı prim teşviki kapsamında alınan prim sübvansiyonunun, teşvikli istihdamı diğer iki düzenleme kapsamında alınan sübvansiyonlardan daha fazla etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Tek yönlü varyans analizi kapsamında, firmaların faaliyet yıllarına göre aldıkları teşvik tutarlarının istatistiki bakımdan anlamlı farklılaştığı, bu yönüyle firmaların mali yüklerinin azaldığı ve dolayısıyla istihdam artışının sağlandığı ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda, istihdam artışı sağlamak için uygulanan istihdam teşviklerinin, teşvikli istihdamı ve istihdamı pozitif yönde etkilediği anlaşılmıştır. İşsizliğin azaltılması ve istihdamın artırılması için uygulanan istihdam politikalarında iyileştirmelerin yapılması, işgücü piyasasının yapısal dönüşümüne katkı sunacaktır.

PrimTeşviklerİstihdam+3
Eyüp Gültekin Çevik
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Teknolojik gelişmelerin kadın istihdamı üzerindeki etkisi: AB ülkeleri ve Türkiye örneği

Kadınların çalışmasına karşı olumsuz yaklaşım sebebiyle kadınlar tarihin eski dönemlerinden bu yana annelik ve ev işleriyle sınırlandırılmıştır. Sanayi devrimi sonrasında kadın işgücüne de ihtiyaç duyulmasıyla birlikte başlayan değişim, küreselleşmenin değiştirdiği dünyada kadınların çalışma hayatına katılımının artması şeklinde devam etmiştir. Teknolojide yaşanan gelişim ile birlikte kadınların teknofobik, erkeklerin ise teknolojik araçların kullanımında daha iyi olduğu algısı ile teknolojinin kadın istihdamı üzerindeki etkisi literatürde merak uyandırmaya başlamıştır. Bu bağlamda çalışmada teknolojiyi temsilen kullanılan Ar-Ge harcamaları, yüksek teknolojili patent başvuruları ve internet kullanıcılarının kadın istihdamı üzerindeki etkisi AB ülkeleri ve Türkiye için 2000-2015 yılları arasında incelenmiştir. Teknolojik gelişmelerin kadın istihdamı üzerindeki etkisinin dinamik bir olgu olmasından hareketle yöntem olarak dinamik panel veri analizi tahminlerinden biri olan iki aşamalı sistem GMM kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre teknolojiyi temsilen kullanılan her üç değişkende AB ülkeleri ve Türkiye'de kadın istihdamını olumlu yönde etkilemektedir. Teknolojik gelişmelerin ülkelerdeki cinsiyet eşitliği zorluklarının üstesinden gelmek için somut bir fırsat olduğu düşünülmektedir.

Avrupa BirliğiKadınlarTeknoloji+6
Filiz Selci
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de cinsiyete dayalı istihdamın emek verimliliğine etkisi

Ekonomide emek faktörü üretimde yer alan en önemli faktörlerden biridir. Fakat emek faktörünün kendi içinde cinsiyet temelinde kadın emeği ve erkek emeği olarak ikiye ayrıldığı ve üretimde daha çok erkek emeğinin tercih edildiği görülmektedir. Üretimde ağırlıklı olarak erkek emeğinin tercih edilmesinde genellikle cinsiyet ayrımcılığına dayalı istihdam politikaları etkili olmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde işgücüne katılım açısından kadının payı, her zaman erkekten daha az olmuştur. Genel olarak kadın emeğinin üretime çok az veya yetersiz dâhil edilmesi ekonomik açıdan ülkelerin büyümesini ve kalkınmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle kadınların istihdamlarının artırılması gerekmektedir. Bu doğrultuda kadınların ekonomik hayata katılmalarında cinsiyet ayrımcılığının önüne geçilerek istihdamdaki paylarının artırılması, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çalışmada Türkiye'de cinsiyete dayalı istihdamın emek verimliliğine olan etkisi incelenecektir. Çalışmada Türkiye için 1988-2020 yıllık veriler ile emek verimliliğinin, istihdam edilen kadın ve erkeğin, eğitimi ve medeni durumu ile olan ilişkisi Toda-Yamamoto Nedensellik analizi çerçevesinde ele alınarak, bu unsurların emek verimliliği üzerindeki etkileri ve yönü hakkında tespitlerde bulunulacaktır. Çalışmadaki değişkenlere ait veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) elektronik veri tabanından elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet Ayrımcılığı, Kadın, Emek Verimliliği

CinsiyetCinsiyet rolleriKadın iş gücü+5
Esma Nur Çınar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı ve kayıt dışı istihdamın incelenmesi

Türkiye'de sosyal güvenliğin nasıl başladığı, sosyal güvenlik kurumlarının 2006 yılında tek çatı dahilinde birleşmeden önce nasıl örgütlendiklerine değinilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Türkiye'de bulunan en önemli sosyal güvenlik örgütüdür. Sosyal güvenlik alanındaki en önemli örgüt olması aktif ve pasif sigortalıların sayısının 34 milyon kişiyi aşmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca genel sağlık sigortası yönünden neredeyse Türkiye'de ikamet eden herkes genel sağlık sigortası kapsamındadır. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 4. maddesi sigortalı sayılanlar başlığı altında yer alan 4/a, 4/b ve 4/c çalışanlarından oluşan kişiler aktif sigortalı olarak kabul edilmekte bu kişiler adına prim tahakkuk ve tahsili yapılmaktadır. Diğer yandan Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan gelir ve aylık alan kişiler ile bu kişilerin hak sahiplerini oluşturan kimseler ise pasif sigortalı olarak tanımlanmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun aktif ve pasif sigortalılara sağladığı kısa vadeli sigorta kolları, uzun vadeli sigorta kolları ve genel sağlık sigortasından kaynaklanan haklardan oluşmaktadır. Kayıt dışı ekonominin bir dalını oluşturan kayıt dışı istihdam; sosyal güvenlik ve vergi politikalarının etkin ve verimli yürütülmemesine neden olmaktadır. Çünkü verimli, etkin bir sosyal güvenlik ve vergi politikası üretilmesi için doğru istatistiki verilere ulaşılması gerekirken kayıt dışı istihdam olgusu bunu engellemektedir. İncelememizde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı üzerinde durmamızda en önemli etken 5018 sayılı kanunun ekli 4 sayılı cetvelinde yer alan sosyal güvenlik kurumlar arasında en büyük ve etkili kurum olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı uygun bir şekilde ortaya konursa ülkemizin en büyük bütçe kalemlerinden birini oluşturan bu kurumda yaşanan eksiklikler daha iyi anlaşılacaktır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, kayıt dışı istihdamla mücadelede en etkin kurum olması ve daha etkin mücadele etmesi adına çalışmamız ortaya konmuştur.

Kayıt dışı istihdamSigortaSosyal Güvenlik Kurumu+2
Mehmet Ağamoğlu
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede mikro kredi uygulamalarının etkinliği: Gaziantep ili örneği

Son yıllarda gelişmiş ülkeleri de yakından ilgilendiren yoksulluk kavramı Dünya'da olduğu gibi ülkemizde de sistematik araştırmalara konu olmaktadır. Yoksulluğun tanımlanması ve ölçülmesine yönelik uluslararası alanda yapılan araştırma kapsamı genişletilerek yoksullukla mücadele temeline dayalı uygulamalı çalışmalara dönüştürülmektedir. Yoksullukla mücadelede çözüm amaçlı geliştirilen uygulamalı sosyal projelerden biri de mikro kredi yöntemidir. Bu çalışmada mikro kredi uygulamalarının yoksullukla mücadelede etkili olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Mikro kredinin yapısal ve işlevsel bakımdan geçirdiği evreler incelenerek Dünya'daki ve Türkiye'deki genel durum değerlendirmeleri yapılmıştır. Veri toplamada anket istatistiği yönteminden yararlanılmıştır. Anket formlarıyla toplanmış verilerin frekans/yüzde dağılım, çapraz tablo ve grafiksel analizleri yapılmıştır. Analiz sonucunda mikro kredi kullanan kadınların gelirlerinde ve refah seviyelerinde sağladıkları artışla birlikte başta aile ortamında olmak üzere sosyal çevrelerinde kendilerini daha rahat ifade edebildikleri ve geleceğe dair planlar yapma konusunda daha kararlı bir tutum içinde oldukları görülmüştür. Ancak kadınların çoğunun el emeğine dayalı faaliyetlerle uğraşmayı tercih etmeleri ve kazançlarının önemli kısmını aile geçimine harcamaları nedeniyle mesleki bakımdan kısıtlı alanlarda (dükkan, elişi üretim tezgâhları vs. gibi küçük çaplı işlerde) çalıştıkları anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Mikro kredi, Gaziantep.

Ekonomik etkiFinansmanGaziantep+7
Birsen Ay
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Türkiye'de genç işsizlik sorunu ve kaynakları

Günümüz küresel ekonomisinde genç işsizlik gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan tüm ülkelerin en önemli sorunu haline gelmiştir. Bu anlamda, işsizlik nasıl ki küresel bir sorun olarak görülüyorsa genç işsizlik de aynı doğrultuda hükümetlerin ortak bir sorunu olarak görülmektedir. İlk olarak 1980'lerde sanayileşmiş ülkeler için ciddi bir sorun olarak ortaya çıkan genç işsizliği 21.yüzyıl başında işgücü piyasalarında yaşanan kırılmalar ile tüm ülkelerin karşı karşıya geldiği ve çözümü en acil ekonomik ve sosyal bir sorun haline gelmiştir. Öyle ki dünya genelinde olduğu gibi, Avrupa Birliği ve Türkiye'de de genç işsizlik oranları, genel işsizlik oranının iki katı seviyesinde seyretmektedir. Makro ve mikro boyutta birçok faktör gençlerin işgücü piyasasında daha kırılgan olmalarına ve genç işsizlik oranlarının yüksek olmasına neden olmaktadır. Bu durum 15-24 yaş grubundaki bireylerin yaşadığı işsizlik sorununun çözümüne yönelik önlemler alınmasını gerektirmektedir. Genç işsizlik sorununu dikkate alan Avrupa'da, gençlerin istihdamının arttırılması ve işgücü piyasasına gençlerin aktif katılımının sağlanması politika hedeflerinin en üst sıralarında yer almaktadır. Diğer yanda, Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla genç bir nüfusa sahip Türkiye ise dinamik bir ekonomi oluşturmak için daha avantajlı durumdadır. Dolayısıyla genç işsizlik sorununa yönelik olarak uygulanacak politikaların belirlenmesi hem Türkiye hem de Avrupa Birliği ülkeleri için önem arz etmektedir. Bu çalışmada Avrupa Birliği ülkelerinden; Almanya, Avusturya, Birleşik Krallık, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs, Malta, Polonya, Portekiz, Yunanistan ile Türkiye için 1991-2016 yıllarına ait Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, Enflasyon, Yabancı Doğrudan Yatırım ve Finansal Kriz verileri kullanılarak Avrupa Birliği ve Türkiye'de genç ve genel işsizliğin belirleyicileri panel veri analizi ile araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda ekonomik büyüme, enflasyon ve yabancı doğrudan yatırımlar genç işsizlik ve genel işsizlik oranını negatif etkilerken, finansal krizler pozitif etkilemektir. Ayrıca genç işsizlik, genel işsizliğe kıyasla makroekonomik faktörlerin etkilerine daha fazla duyarlıdır.

Avrupa BirliğiGençlerMakroekonomi+5
Kıvanç Güney
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadele politikaları ve mikrofinans yöntemi

İnsanlığın en önemli sorunlarından birisi olan yoksulluk günümüzde birçok ülkenin gündemini meşgul etmektedir. Yoksulluk bireylerin sosyal hayata katılmasını ve ekonomik özgürlük kazanmasını engellemesinin yanında, ülkeleri ekonomik olarak da dezaavantajlı bir konumda bırakmaktadır. Yoksul insanların kaynaklara erişim problemi, birçok ulusal ve uluslararası kuruluşun çalışmasıyla azaltılmaya çalışılmaktadır. Ancak yine de günümüzde yoksulluğun etkileri özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha ciddi boyuttadır. Bu yüzden ülkeler yoksullukla mücadele ederek, etkilerini azaltmayı ve ortadan kaldırmayı istemektedirler. Bu kapsamda da birçok farklı yol kullanmakta ve denemektedirler. Özellikle 21. yüzyıldan sonra kullanılan bir araç olan mikrofinans yöntemi de bu amaçla ortaya çıkmış bir araçtır. Mikrofinansın temelinde, yoksul bireylere düşük faizli ve düşük tutarlı kredi sağlama mantığı yatmaktadır. Araştırma kapsamında mikrofinansın yoksullukla mücadelede etkileri araştırılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, mikrofinansın yoksullukla mücadelede etkili bir yöntem olduğu ancak yoksulluğu ortadan kaldırmada tek başına yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de durum benzer şekilde olup, mikrofinans sadece kısa vadede yoksulları ekonomik olarak rahatlatmaktadır.

KredilerMikro finansYoksulluk+2
Fatma Adıyaman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dikey uzmanlaşma ve istihdam ilişkisi

Bu tez çalışması birbiri ile ilişki iki makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede Türkiye ve Türkiye'nin önemli ticari partnerleri arasından seçilmiş ülkeler için dikey uzmanlaşma oranlarının hesaplanması ve Türkiye için detaylı bir analizin yapılması hedeflenmektedir. İkinci çalışmada ise bu ülkeler için birinci çalışmada hesaplanan dikey uzmanlaşma oranlarının istihdama etkisinin saptanması amaçlanmaktadır. Birinci çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, Türkiye'nin dikey uzmanlaşma oranı 2000 yılından 2014 yılına kadar geçen dönemde artış trendine sahiptir. Bunun ötesinde ticari partnerleri içerisinde en keskin artışa sahip olan ülkedir. Sektörler içerisinden sanayi sektörü, VS oranı içerisinde, diğer sektörlere oranla en büyük paya sahip olan sektördür. Sanayi sektörü alt sektörler açısından incelendiğinde ise orta-düşük teknoloji yoğun sektörlerin dikey uzmanlaşmayı arttıran temel alt sektörler olduğu görülmüştür. İkinci çalışmadan elde edilen sonuçlara göre dikey uzmanlaşmanın 2000-2004 döneminde istihdama etkisi söz konusu değilken, 2005-2009 ve 2010-2014 dönemlerinde etkisi istatistiki olarak anlamlı ve negatiftir. Bu sonuç, ele alınan ülkelerde üretimin parçalanarak iç içe geçtiği bu yeni sürecin yurt içinde istihdam azaltıcı bir yapı ortaya çıkardığını göstermektedir.

Dikey uzmanlaşmaUzmanlaşmaİstihdam+1
Burcu Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çalışma yaşamındaki hukuksal düzenlemelerin kadın istihdamına etkileri

Günümüzde toplumların çözmesi gereken sorunların başında işsizlik ve yetersiz istihdam gelmektedir. Bu sorunları çözüme ulaştırmak toplumların kalkınmışlık ve refah düzeyleri açısından büyük önem taşımaktadır. İstihdam sorunundan fazlasıyla etkilenen kesimlerin başında da kadınlar gelmektedir. Kadınların değişen ve esnekleşen çalışma şartları karşısında savunmasızlıkları daha da artmaktadır. Kadınların çalışma yaşamında yaşadıkları olumsuzlukları en aza indirebilmek için özellikle iş ve sosyal güvenlik hukukunda koruyucu düzenlemeler yapılmaktadır. Bu çalışmanın esas amacı, kadın ve sonrasında kadın işgücü olmanın getirdiği artılar ve eksileri uluslararası belgeler ışığında ve Türkiye uygulamalarında ele alarak yürürlükteki yasaların eksik yönlerini tespit etmek ve iyileştirmeye yönelik öneriler sunmaktır. Bu bağlamda, Türkiye'deki mevcut hukuksal düzenlemelerin, yıllar itibariyle kadın istihdamına etkileri karşılaştırmalı tablolar ile analiz edilmiştir. Türkiye'deki kadın istihdamına yönelik bu analiz yapılırken OECD ve TÜİK verilerinden yararlanılmıştır. Yıllar içinde kadın istihdamındaki değişikliği ortaya koymak için yapılan karşılaştırmalı analizler sonucu, Türkiye'deki mevcut hukuksal düzenlemelerin yasal anlamda var olmasının kadın istihdam oranlarında istenilen etkiyi yaratamadığı görülmektedir. Kadın istihdam oranlarının artırılabilmesi için hukuksal anlamda tanınan hakların çalışma yaşamında devletin etkin denetim mekanizması sayesinde uygulanabilir duruma getirilmesi ve bu denetimin sosyal politika ve diğer uygulamalarla da desteklenmesi gerektiği düşünülmektedir.

KadınlarSosyal güvenlik hukukuYasal düzenlemeler+5
İsminaz Özcan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okun Yasası, ekonomik büyüme ve istihdam ilişkileri: Türkiye örneği

Bu çalışmada, amaç ve önemin ele alındığı giriş bölümünün ardından, ikinci bölümde ekonomik teoriler büyüme, işsizlik ve istihdam açısından ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de büyüme, işsizlik ve istihdam ilişkisi incelenmektedir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise Okun Yasası'ndan bahsedilmiş ve literatüre yeni kazandırılmış olan doğrusal olmayan ARDL (NARDL) yaklaşımı ile Türkiye'de Okun Yasası'nın geçerli olup olmadığı araştırılmıştır. Tezde, karşılaştırma yapmak amacıyla, doğrusal ve doğrusal olmayan ARDL modelleri ile analiz yapılmıştır ve her iki yaklaşıma göre, çıktı ile işsizlik arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. Doğrusal olmayan ARDL yaklaşımı sonucunda, çıktı oranındaki pozitif ve negatif değişmelere işsizlik oranının uzun dönemde aynı tepkiyi verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla, çıktı ve işsizlik arasında asimetriden ziyade simetrik bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Okun yasası, asimetri, NARDL, ARDL

ARDL Sınır TestiBüyümeEkonomi politikaları+7
Selin Karlılar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects