Women labour force

125 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kadınların gözünden kadın istihdamı meselesi

Bu çalışma; kentlerde yaşayan eğitimsiz kadınların istihdamının önündeki engellerin kadınların gözünden keşfedilmesini ve bu yolla, aktif işgücü politikalarının ve sosyal yardımların hedef kitlenin emek arzı davranışı üzerindeki etkisinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Gerek mevcut literatür gerekse anekdota dayalı kanıtlar, kadın istihdamının arttırılmasına yönelik olarak uygulanan sosyal politikaların amacına ulaşabilmesi için kadınların homojen bir grup olarak ele alınmaması gerektiğini göstermektedir. Buradan hareketle, uygun ve etkili sosyal politikaların hayata geçirilmesine katkıda bulunmayı amaçlayan bu araştırma için hedef kitle olarak, istihdam konusunda en dezavantajlı grup olan kentlerde yaşayan eğitimsiz kadınlar belirlenmiştir. İlgili grubun sorun ve ihtiyaçlarının derinlemesine keşfedilebilmesi için, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Tümevarım yaklaşımının benimsendiği araştırma, gömülü teori metoduyla gerçekleştirilmiş ve veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar kullanılmıştır. Araştırmanın temsil gücünün arttırılması amacıyla Tekirdağ, Diyarbakır, Gaziantep ve Kocaeli illerinde yaşayan 12 kadınla mülakat yapılmış ve bu mülakatlar sonucunda, hedef kitlenin emek arzı davranışının belirleyicisi olan dört temel etken tespit edilmiştir. Bunlar kişinin özgüven düzeyi, meslek sahibi olup olmaması, hanehalkı geliri ve medeni durumudur. Araştırma bulguları ayrıca, istihdam garantili meslek kurslarının araştırmanın hedef kitlesi tarafından tanınmadığını ve bu kursların etkinliğinin arttırılması için İŞKUR ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının işbirliğinin önemli olduğunu göstermiştir. Öte yandan, ilgili grubun emek arzı davranışıyla sosyal yardımlar arasında güçlü bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar kelimeler: Kadın işgücü, Kadın istihdamı, Sosyal politika, Sosyal yardımlar, Toplumsal cinsiyet

Cinsel kimlikKadın iş gücüKadınlar+3
Esra Doğan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Gender wage determinants: Theory and evidence

Over the past century, women's roles in society and their labor market participation have changed significantly. Even though there have been big steps toward equal pay for men and women in the workplace, the gender pay gap still exists in many places. Policymakers in certain states of the U.S. have enacted "gender pay discrimination" bans to combat the pervasive discrimination against women. These bans make it illegal to pay individuals differently based on their gender. The main goal of this thesis is to find out what causes the pay gap between men and women in the U.S. by focusing on how state bans affect the wages of women workers by using administrative data between the years 1997 and 2020. In this regard, based on the Solovian growth model, we first develop a theoretical framework with a steady state solution to investigate the long run determinants of the gender pay gap using an empirical pay gap model. Our theoretical model signifies the importance of the "share difference", defined as the difference between the shares of women and men in the total labor force. At state level, we test the importance of "share difference" in reducing the gender pay gap using state fixed effects and quantile regression techniques. While our findings highlight the significance of labor force participation, the effect is larger at higher quantiles. Regarding the gender pay discrimination bans, we conclude that the passage of a law against gender discrimination decreases the gender gap if the wage gap is narrow. At the household level, using the difference-in-differences (DID) technique and the human capital wage equation, we find that gender pay discrimination bans significantly increase women's wages, especially among the high-paid workers at the top of the wage distribution.

GenderWomen labour forceWomen workers+5
Eda Kahraman Aşırım
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Essays on climate change and labour in Türkiye

This thesis investigates the impacts of climate change on the Turkish economy, focusing on sectoral labour reallocation, agricultural productivity, and internal migration. In this context, the theoretical framework, data sources, and empirical analyses presented in three chapters are summarized below. The first empirical chapter analyzes the effects of climate change on the labour market in Türkiye, focusing on inter-sectoral reallocation and occupational skill groups. Based on a comprehensive micro-dataset constructed by merging TurkStat Labour Force Statistics Micro Data covering the period 2008–2021 with temperature and precipitation data from the Turkish State Meteorological Service, the analysis observes that rising temperatures significantly reduce agricultural employment while increasing employment in the services sector. The findings indicate that rising temperatures induce a labour reallocation from agriculture to services, whereas no statistically significant transition to the industrial sector is observed. Furthermore, the effect is found to be asymmetric; specifically, low-skilled and low-educated labour constitute the group most vulnerable to climatic shocks. The second chapter presents a simplified general equilibrium model to reveal the economic mechanisms behind the sectoral shifts observed in the first chapter. This theoretical framework, which centers on agricultural productivity dynamics, is calibrated using sectoral labour and output data for Türkiye covering the period 1998–2022. The model results confirm that climate-induced productivity shocks are a fundamental mechanism determining labour allocation by altering relative sectoral returns. Empirical analyses further support the model's theoretical predictions by confirming the strong negative relationship between heat stress and agricultural productivity. The third empirical chapter examines the impact of drought, the most prominent manifestation of the climate change in Türkiye, on internal migration dynamics. A gravity model is estimated using the Poisson Pseudo Maximum Likelihood (PPML) estimator, utilizing inter-provincial bilateral migration flows covering the 2008–2023 period and the high-resolution Standardized Precipitation-Evapotranspiration Index (SPEI). The analyses reveal that drought acts as a statistically significant driver of migration; this effect accelerates the structural transformation and urbanization process by displacing the population from agricultural peripheries to urban centers. Additionally, it is demonstrated that drought exacerbates migration indirectly with conflict acting as a mediator, alongside its direct impact. In summary, this thesis demonstrates through empirical and theoretical findings that climate change plays a critical role in structural transformation processes in Türkiye, extending from labour markets to internal migration. Finally, by documenting the heterogeneous effects and macroeconomic impacts of climate shocks, the thesis concludes with implications for policy-making and theoretical modeling as indicated by the findings.

Household labour surveyWomen labour forceMicroeconometric analysis+6
Emre Karabulutoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların işgücüne katılımını etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Türkiye uygulaması

Günümüzde refah seviyesinin yükseltilmesi ve kalkınmanın sürdürülebilmesi bakımından kadın istihdamı önemlidir. Ancak kadının işgücüne katılmasını etkileyen birçok faktör vardır. Başlıca faktörler olarak kadınların medeni durumu, eğitim seviyesi, yaşı, çocuk sayısı ve ekonomik koşullar sıralanabilir. Bu çalışmada Türkiye'de kadının işgücüne katılımını etkileyen faktörler incelenmiştir. Bağımsız değişkenler olarak büyüme, enflasyon oranı, işsizlik oranı, doğurganlık oranı ve verimlilik belirlenmiştir. 2005-2017 dönemi için aylık veriler kullanılarak değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkiler Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model (ARDL) yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) veri tabanlarından elde edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre büyüme ve işsizlik oranı kısa dönemde kadınların işgücüne katılım oranını negatif yönde etkilerken, uzun dönemde pozitif yönde etkilemektedir. Doğurganlık oranı, verimlik endeksi ve enflasyon oranında ise tam tersi bir sonuç görülmektedir.

Kadın iş gücüKadınlarİstihdam+1
Aylin Gündoğdu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadele stratejisi; Mikrofinans uygulamaları ve kadın

Dünya genelinde mikro kredi kullandıran kuruluşların amaçlarına bakıldığında ''Kadınları Güçlendirme'' düşüncesi başat rol oynamaktadır. Yoksullukla mücadelede etkili olan mikro kredi uygulaması dar gelirli (yoksul ya da yoksulluk sınırının daha altında) bireylere belli miktarda kredi kullandırılarak çalışma hayatında yer almalarını sağlamak ve ekonomik gücünü elinde bulunduran kadınların gerek aile içinde gerekse toplumda statü olarak yükselmeleri amaç edinilmiştir. Bu çerçevede kadın istihdamının arttırılması için yoksulluk önleme politikası olarak tanımlanan mikro kredi bir çözüm potansiyeline sahiptir. Bu çalışma, mikro kredi uygulamaları örneklerinin incelenmesini ve mikro kredilerin kadınların ekonomiye kazandırılmasında ne kadar etkili olduğunu saptamayı amaçlamaktadır.

Kadın iş gücüKadınlarMikro finans+3
Perihan Kübra Eral
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın istihdamı ve ekonomik büyüme ilişkisi: Bir zaman serisi analizi

Bu tez çalışmasında, kadın istihdamı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki üzerinde durulmaktadır. Literatür taraması, Türkiye ekonomisi ile ilgili bu tür çalışmaların oldukça sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Burada, 1988-2016 dönemi yıllık zaman serileri dikkate alınmaktadır. Kadın istihdamının yanı sıra, kentleşme ve sabit sermaye bağımsız değişkenleri, ekonomik büyüme ise bağımlı değişkeni ifade etmektedir. Değişkenlerin durağanlık analizleri için PP, KPSS ve ERSP birim kök testleri kullanılmaktadır. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisi, ARDL sınır testi yardımıyla araştırılmaktadır. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığı, Granger nedensellik analizi ile incelenmektedir. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar, değişkenler arasında bir eşbütünleşme (uzun dönem) ilişkisinin varlığını göstermektedir. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar, aynı zamanda kadın istihdamı ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişkiyi göstermektedir. Son olarak, nedensellik testi sonuçlarına göre, kadın istihdamından ekonomik büyümeye doğru işleyen bir nedensellik söz konusudur. Bu sonuçlara göre; Türkiye ekonominde ekonomik büyümeyi hızlandırabilmek için politika yapıcıların kadın istihdamına özel bir önem vermesi gereği ortaya çıkmaktadır.

ARDL Sınır TestiBüyümeEkonomik büyüme+5
Rabia Aydoğmuş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve türkiye'de kadınlara yönelik uygulanan güncel pozitif ayrımcılık politikalarının pandemi döneminde kadın istihdamına etkisi

Sanayi devriminden bu yana kadınlar çalışma hayatında karşılaştığı sorunlar giderek artmakta ve günümüzde de koronavirüs salgının baş göstermesi ile birlikte ele alınması elzem haline gelmiş konular arasında bulunmaktadır. Eski çağlardan beri çoğu ataerkil toplum gereği kadınların çalışma hayatlarındaki yerleri ya sadece ücretsiz tarım işçiliği ya da ev işleri ve aile bireylerinin bakımının üstlenilmesi ile sınırlı kalmıştır. Kadınların iş yaşamında yer almaları sosyal dengenin sağlanması açısından önemli olduğu kadar, ülke ekonomisine destek olması bakımından da fayda sağlamaktadır. Bu itibarla, bulundukları çalışma hayatında zor şartlarda tutunmaya çalışan kadın çalışanların, pandemi döneminde çıkarılan ve kendilerine yönelik olarak uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının neler olduğu merak edilmiştir. Kadınlara yönelik uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının neler olduğu, gelişim süreci ve pozitif ayrımcılık olgusuna dair kavram ve teoriler kadınlar özelinde ele alınmıştır. Kadınların toplumsal ve ekonomik koşullarında yapılacak her türlü iyileştirmeyi kapsayan bu politikalar, pandemi döneminde getirilen yeni eklemeleri ile birlikte Türkiye başta olmak üzere belirlenen diğer dünya ülkeleri üzerinden incelenmiştir. Literatürde, ülkelerin birçoğunun pandemi döneminde aldığı önlemlerin tek bir eserde var olmaması sebebiyle, bu eksikliğin kapatılması öngörülmektedir. Kadınlara yönelik uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının, tarihte sadece kadınların fıtratlarına göre dezavavantajlı durumda olmaları ile sınırlı kalmış olması gibi, bu durumun pandemi döneminde de pek değişmediği ve yeni politikaların da yine kadınların ev içeri işler ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları üzerinden düzenlemelere tabi tutulduğu görülmektedir. Bu bağlam her bir yenilik içeren politika, aldığı yorum ve eleştirilerle birlikte değerlendirilmiştir. Kadınların, sadece çalışma hayatında mesleki yeterlilikleri ile var olmaya çalışan kişiler olmasıyla değil, pandemi döneminde de anne ve eş olma rollerine göre pozitif ayrımcılık politikalarının şekillenmeye devam ettiği gözlemlenmiştir.

EşitlikKadın haklarıKadın iş gücü+4
Sara Gülşah Çevik
Süleyman Demirel University
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Female inclusion and economic development: A case of Cameroon

The current thesis aims to investigate the status of the economic development in Cameroon and female inclusion problems. We use National Institute of Statistic of Cameroon to describe the situation and determine problematic areas. Our investigation particularly aims to uncover the level of women inclusion in Cameroon while putting a special focus on education. The study makes use of annual data on Gross Domestic Product (GDP) and assets of household survey between two time periods of 2007-2011 and 2012-2016 and the different education statistical data available on UNESCO and World Development Indicator of 2016. The paper finds that due to a global amelioration in female inclusion effort Cameroon also benefitted from such change. This positive change can be detected from the concentration curve on employment. Unfortunately, the concentration curve has been sharper over the years, which can be interpreted as increased efficiency without equity. So, it can be concluded that growth in Cameroon has not been as inclusive because as growth advanced equity did not. Hence, despite positive developments, women inclusion still faces many problems in Cameroon which can be confirmed by their very low representation in important function of the country. In addition, the number of girls having a chance for proper education is low in Cameroon. Further we move forward in education, we observe that lesser percentages of females presented in each category of education: pre-primary, primary and secondary. In order to deal with this state of affairs Cameroon must focus on encouraging females and create policies to facilitate their insertion. Since female inclusion plays an important role in the workforce and make the economic growth sustainable and durable, such policies are required. For the inclusiveness, the government should be more concerned on formulating policies that will award the betterment of growth equally and reduce inequality. The government should put a system that will guaranty universal primary and secondary education, affordable vocational training, and easy access to higher education for both sexes; and also, promote education base on gender equality and women's rights. The state has to consider female needs in their planning and budgeting. Cameroon has to adopt policies encouraging opportunity for everyone without considering background of the attendees. Government should promote policies that encourage entrepreneurship and job creation to offer decent work for all women, as well as men. Government should promote social protection and gender-sensitive economic policies.

Economic growthEconomic developmentsEducation+5
Mıchele Patrıcıa Pougnı Sıatou
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın iş gücünün istatistiksel olarak görünümü ve kadın istihdamının sorunlarının tespitine yönelik bir alan araştırması: İstanbul ili örneği

Günümüzde kadın iş gücünün, iş gücü piyasası içerisindeki mevcut durumu ve çalışma hayatında karşılaşmış olduğu sorunlar; toplumların en büyük problem alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu durum; gelecekte Türkiye'nin büyüme ve gelişme hedeflerini olumsuz yönde etkileyeceği için toplumsal refah ve kalkınma açısından sorunun çözümü büyük bir önem arz etmektedir. Kadın iş gücünün, çalışma hayatına dahil olması önemli bir etken olarak kabul edilmiştir. Kadın iş gücü yapısının ve kadın istihdamının öneminin artmasına neden olmuş, beraberinde istihdam içerisinde bulunan kadınları çeşitli sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır. Bu çalışmada; Türkiye'de Kadın İş Gücünün İstatistiksel Olarak Görünümü ve Kadın İstihdamının Sorunlarının Tespitine Yönelik Bir Alan Araştırması: İstanbul İli Örneği ile ilgili literatür taraması yapılmış ve istatistiksel olarak iş gücü piyasasındaki durumları hakkında bilgi sahibi olabilmemiz için, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri kullanılmıştır. TÜİK verileri çerçevesinde, Türkiye'de Kadın İş Gücünün İstatistiksel Olarak Görünümü başlığı altında; "eğitim", "cinsiyet", "yaş", "sektör", "medeni durum", "kayıtlılık durumu", Türkiye'de Kadın İstihdamının İstatistiksel Olarak Görünümü başlığı altında; "yaş", "eğitim", "meslek grupları", "medeni durum", "işteki durumu", Türkiye'de Kadın İşsizliğin İstatistiksel Olarak Görünümü başlığı altında; "yaş", "eğitim", "iş arama süresi" "işsizlik nedenlerine göre" görünümleri bütün yönleriyle irdelenerek çalışma hayatındaki profili genel olarak ortaya konulmuş, ekonominin genel yapısı ekseninde değerlendirmeler yapılmıştır.İş gücü piyasası içerisinde aktif olarak rol almaya başlayan kadınlar; çalışma hayatında ve aile yaşamlarında çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu sorunlar doğrultusunda; kadın çalışanlara yönelik bir anket çalışması uygulanmış ve anket sonucunda ortaya çıkan analizler yorumlanmıştır. "Kadının yeri evidir", "erkekler kadınlara göre çalışma hayatında daha başarılıdır" düşüncesi; iş bulma ve kariyer yapma konularında zorluklar yaşamalarına ve cinsiyet ayrımcılığına uğramalarına neden olmaktadır. Bu sorunların çözümü için ulusal ve uluslararası alanda yürütülen hukuki ve yapısal politikalar; bizlere her ne kadar ışık tutmuş olsa da, uygulamada sıkıntı yaşandığı ve kadın istihdamını çalışma hayatında güçlü konuma getirebilmek için arzu edilen seviyeye ulaşılamadığı görülmüştür.

Cinsiyet rolleriKadın iş gücüKadınlar+6
Büşra Sadi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

AKP'nin neoliberal bağlamında kadın istihdam politikasının medyaya yansıması

Dünyada hızla yükselen neoliberal süreç ülkemizde 1980 'li yıllarla birlikte başlamış ve bununla beraber, bu dönemde ılımcı-islamcı kesimin postmodern dünya algısı ve küreselleşmeye duyduğu sempati de daha fazla anlam kazanmaya başlamıştır. Bu bağlamda Adalet ve Kalkınma Partisi zinde bir aktör olarak ortaya çıkmıştır. AKP liberallerin desteğini almış ve diğer yandan neoliberalizmi tüm gücüyle hayata geçirmeye çalışmıştır. Sağlıktan özelleştirmeye, yeni şirketlerin hızla el değiştirmesi ve sosyal güvenlik kazanımlarının tasfiye edilmesine dek uzanan bir sürecin ana aktörü olarak siyasette yer almıştır. Pek çok sosyal düzenlemenin yapıldığı bu dönemde AKP 'nin çıkarmış olduğu Kadın İsdihdam Paketi bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Seçim sonuçları değerlendirildiğinde Türkiye'de yaklaşık %50'lik bir başarı grafiği yakalayan bir partinin oy verenlerinin neredeyse yarısının kadın olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda araştırmada, "AKP'nin Neoliberal Politikaları Bağlamında Kadın İstihdam Politikası ve Medyaya Yansımaları" başlığı doğrultusunda; AKP'nin neoliberal politikalarının analiz edilmesi çerçevesinde, kadın istihdam politikasına yönelik yasal düzenlemelerin ortaya konulması ve bu düzenlemelerin çalışan kadınlar tarafından nasıl değerlendirildiğinin bulunmasına yönelik bir çalışmadır.

Adalet ve Kalkınma PartisiKadın iş gücüKadın politikaları+7
Serpil Tuncer
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın işgörenlerde cam tavan sendromunun bilgi paylaşımına etkisi, kamu sektöründe bir araştırma

Kadınlar çalışma yaşamında sırf cinsiyetlerinden ve toplumun cinsiyetlerine yüklediği ev işleri, çocuk bakımı gibi çeşitli sorumluluklardan dolayı çeşitli tutum, davranış ve önyargılarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kadınların çalışma yaşamında yetenek ve başarılarının göz ardı edilerek kadınları işletme içerisinde daha üst basamaklara çıkmaktan alıkoyan, görünmez ve kırılmaz bir engel "cam tavan" olarak adlandırılmaktadır. Kadın yöneticiler karşılarına çıkan cam tavan engeli karşısında bazen bunu aşmak için çeşitli stratejilere başvururken bazen de bunu kabullenmek zorunda kalmaktadır. Bu tez çalışmasında; birinci bölümde örgüt, tanımı, amaçları ve kadın iş gücünün tarihsel süreçteki yeri ele alınmıştır. İkinci bölümde cam tavan kavramı, cam tavan kavramıyla birlikte ortaya çıkan kavramlar ve cam tavan engelleri ele alınmıştır. Uygulama bölümünde kamu sektöründe çalışan kadınların karşılaştıkları cam tavan engellerinin bilgi paylaşımına etkileri analiz edilmiştir.

Bilgi paylaşımıCam tavan sendromuKadın iş gücü+3
Elgin Selin Tuna
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tandır'a, ekmek'e, un'a, nefes'e: Mekânın yeniden üretimi ve yoksullukla mücadele bağlamında bir geçim biçimi olarak Muş tandır evleri üzerine saha çalışması

Çalışmamızda mekân, yoksullukla mücadele ve kadın emeğinin bir sentezi olarak ele alacağımız Tandır evleri, günümüzde birçok il merkezinde ve özellikle en işlek mekânlarda varlığını sürdürmektedir. Tandır evi bir mekân olarak çevresindeki birçok iş yerini olumlu anlamda etkilemekte ve birçok işyeri arasındaki toplumsal ilişkilerin gelişmesine de katkı sunmaktadır. Tandır evinin bu işlevi, özellikle kırdan kente göç eden kadınlar için önemli bir nitelik taşımaktadır, çünkü kadınların geldikleri yerlerde en iyi yaptıkları iş, tandırda ekmek pişirmektedir. Emeklerini tandır evlerinde ekmek pişirerek kullanan kadınlar bu sayede emekleri karşılığında ücretlerini alabilmekte ve yoksullukla mücadele etmenin yerel dinamiğini oluşturmaktadır. Çünkü tandır evleri bir yandan mekânın dönüşümü ve mekânın yeniden üretimini sağlarken öte taraftan da tandır evlerinde çalışan kadınların yoksullukla mücadele etmelerinde önemli bir tampon mekanizma olarak işlev görmektedirler. Mekânın dönüşümü ve yoksullukla mücadelede önemli bir yere sahip olan tandır evlerinin ele alarak analiz ettiğimiz bu çalışmada Muş il merkezinde yer alan tandır evlerinde çalışan kadınlar ana örneklemimizi oluşturacaktır. Soracağımız sorularla birlikte tandır evlerinin kadınların hayatlarına nasıl bir katkı yaptığı, yoksullukla mücadelelerinde nasıl bir yere sahip olduğu ve tandır evlerinin mekânın yeniden üretimine veya dönüşümüne nasıl katkı sağladığı ele alınacaktır. Nitel yöntem ile birlikte yüz yüze görüşme ve mülakat tekniği kullanılacak çalışmamızda elde edilen bulgular sosyolojik bir bakış açısıyla analiz edilecektir.

EmekKadın iş gücüKadınlar+5
Nupel Azizoğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin/Dargeçit'de kadın işgücü profili üzerine bir araştırma

Kadının işgücüne ücretli olarak katılması sanayi devrimiyle gerçekleşmiştir. Gelişen sanayi, kadının ücret karşılığı emeğini satmasının yolunu açmıştır. Kadın işgücünün en sık karşılaştığı sorunlar emek yoğun işlerde düşük ücretle istihdam edilmeleri, enformel sektörde istihdam edilmeleri ve sosyal güvenceden yoksun bir şekilde çalıştırılmalarıdır. Ayrıca işverenin cinsiyet ayrımcılığı yapması önemli bir sorundur. Kadının işgücüne katılımı, ülkenin ekonomik olarak kalkınması açısından önemlidir. Fakat genel itibarı ile Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranları düşüktür. Kadının işgücü piyasalarında daha da aktif rol alması için gerekli olan yasal düzenleme ve eğitimin kadınlara sağlanması gerekir. Ülkenin kalkınmışlığının önemli göstergelerinden biri kadınların işgücüne katılım oranlarıdır. Bu çalışma Türkiye'de kadının işgücüne katılımı ve kadın istihdamı üzerinedir. Dört bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümde genel kavramsal ve kuramsal çerçeveye açıklık getirilmiştir. Çalışmanın İkinci bölümünde kadın işgücünün tarihsel gelişimi ve kadın işgücüne yönelik yasal düzenlemeler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise kadının işgücüne katılımını belirleyen faktörler ve Türkiye'de kadın işgücünün bölgesel dağılımı ele alınmıştır. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde araştırma sahasının genel özelliklerine ve araştırma sahasında yapılan anket çalışması verilerinin değerlendirilerek tez çalışması sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kadın İşgücü, İstihdam, İşgücüne Katılım Oranı, Mardin/Dargeçit

Beşeri coğrafyaKadın iş gücüKadın işçiler+3
Emine Akman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede kadınların geliştirdiği stratejiler: Bir örnek olay olarak tandırda ekmek pişiren kadınlar üzerine bir alan araştırması(Van kent merkezi örneği)

Son yıllarda az gelişmiş, gelişmekte olan ve hatta gelişmiş ülkelerin manşetlerinde yer alan yoksulluk olgusu neredeyse tüm ülkelerin kaderi haline gelmiştir. İnsanlık tarihinde sürekli var olan ve çözüm aranan bir sorun olarak karşımıza çıkan yoksulluk olgusu ülkede yaşayan tüm bireyleri etkilemektedir. Ancak yoksulluk olgusu ülkeden ülkeye, toplumdan topluma farklı şekillerde algılanmakta ve bireylerde farklı etkilere neden olmaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye'de ise yoksulluk olgusu yüksek düzeylerde yaşanmakta ve ülkede bulunan bireyleri farklı etkilemektedir. Ancak Türkiye'de daha çok ataerkil bir toplum yapısının benimsenmesi ve toplumun hakim olduğu dini normlar, toplum tarafından belirlenmiş toplumsal cinsiyet rolleri kadınların erkeklere oranla yoksulluk karşısında daha savunmasız bırakmıştır. Değişen toplum yapısıyla birlikte aile yapısının değişmesi, boşanmaların artması, evlilik dışı çocuk sahibi olma oranının artması ve çocukların kadınlar tarafından bakılması, kadınların istihdam oranının azalması, toplumsal cinsiyet rolleri gereği kadınların ev gibi özel alanlara mahkum edilmesi, kadın emeğinin enformel sektörde ve vasıfsız işlerde sömürülmesi gibi faktörler kadın yoksulluğunun gündeme gelmesini tetiklemiştir. Bu bağlamda kadınlar yoksulluk olgusuna karşı farklı mücadeleler geliştirmiş ve bu yoksullukla mücadele, kadın yoksulluğuna farklı bir çalışma alanı katmıştır. Bu çalışma da ise daha çok kadınların yoksullukla mücadelede geliştirmiş oldukları stratejiler üzerinde durulmuştur. Çalışmanın saha araştırması Van merkez ilçelerine bağlı kentin dış çeperinde yer alan mahallelerde yürütülmüş, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bu mahallelerde ikamet eden görüşmecilere ilçe kaymakamlıklara bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracığıyla ulaşılmıştır. Çalışmanın asıl sorunsalı ise bu mahallelerde ikamet eden yoksul kadınların hane içinde gerçekleştirdikleri bir faaliyet olan tandırda ekmek pişirmenin haneye katkısının olup olmadığını, bu faaliyetin kadın sağlığını etkileyip etkilemediğini ve en önemlisi de geleneksel bağlamda da ele alınan bu faaliyetin yoksullukla mücadele mi yoksa gelenek mi olduğunu saptamak olmuştur.

EkmekKadın girişimciliğiKadın iş gücü+6
Ayşegül Çelik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de genç ve kadın işsizliği

İşsizlik, 1929 yılında yaşanan Büyük İktisadi Buhran sonrası önemli bir iktisadi sorun olarak ortaya çıkmış ve sonrasında hemen her dönemde tüm dünyada gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan ülkelerde çözülmesi gereken önemli bir sorun olma özelliğini korumuştur. 1990'lı yıllarda küreselleşmenin yarattığı konjonktür ve yakın tarihte yaşanan 2008 küresel krizi ile işsizlik sorunun boyutları daha da artmıştır. İşsizlik sadece bireyi etkileyen bir durum değildir. İşsizlik suya atılan bir taşın meydana getirdiği halkalar gibi birey, aile, akraba, arkadaş grubu, sokak, toplum, piyasa, ülke ve dünya olmak üzere en iç halkadan dışa doğru tüm kesimleri etkileyen önemli bir problemdir. İşsizliğin sosyal ve ekonomik maliyetleri bu etkileri ortaya koymaktadır. İşsizlikten en çok toplumun en zayıf kesimini oluşturan gençler ve kadınlar etkilenmektedir. Genç, fizyolojik gelişimini ve eğitimini yeni tamamlayan ülkenin geleceğini belirleyecek olan potansiyel işgücünü oluşturmaktadır. Ülkemizde genç nüfusun yoğunluğu ve gençlerde işsizlik oranının oldukça yüksek olması, genel işsizlik oranı üzerindeki olumsuz etkisi, konunun ülkemiz açısından önemini arttırmaktadır. Bu nedenle, gençler işsizlikle mücadelede öncelikle ilgilenilmesi gereken temel grubu oluşturmaktadır. İşsizlikten en çok mağdur olan diğer bir zayıf kesim kadınlardır. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2010 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre, Türkiye'nin nüfusu 73.722.988 kişidir. Nüfusun % 50,2'ünü erkekler, % 49,8'sini ise kadınlar oluşturmaktadır. Nüfusun % 25,6'sı ise, 0?14 yaş aralığında yer almaktadır. Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınların istihdam oranında sağlanacak iyileşmeler, Türkiye'nin genel ekonomik refah düzeyinin artırılması açısından büyük katkı sağlayacaktır. Kadınlar, toplumun kadına biçtiği rol, gelenekler, cinsiyete dayalı ayrımcılık ve düşük eğitim seviyesi vb. sebeplerle hem işgücü piyasasına girerken hem de istihdamları sırasında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli problemlerle karşılaşmaktadırlar.Çalışmanın ilk bölümünde yer alan kavramlara ilişkin olarak birinci kısımda; istihdam, işsizlik ve iş gücüne katılım haddi vb. kavramların açıklanmasının ardından işsizlik türleri ve işsizlik nedenlerinin incelendiği alt başlıklara yer verilmiştir. İkinci kısımda ise, istihdam okullarının işsizlik ve istihdam hakkındaki görüşleri ortaya konulmuştur.Çalışmanın ikinci bölümünde Türk işgücü piyasasındaki genç ve kadınların durumları; yaş gruplarına, genel ve eğitim seviyelerine göre işsizlik oranları ve işgücüne katılma oranları İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkelerindeki emsallerinin durumları ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise, gençlerin ve kadınların işsizlik nedenleri ve çözüm önerileri teorik olarak ortaya konulmuştur. Ardından Türkiye İstatistik Kurumu'nun verileri ışığında Türkiye'de işgücünün genel durumuna ilişkin değerlendirmeler yapılmış ve çalışmanın konusunu oluşturan kadın ve genç işsizliği ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Türk işgücü piyasasında kadın ve gençlerin durumlarının işgücü (işsizlik ve istihdam oranları, işgücüne katılma oranları, tarım dışı işsizlik oranları vb.), eğitim, işteki durum ve iktisadi faaliyet kollarına göre analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında Türkiye'de genç ve kadınların istihdam ve işsizlik sorunları, işgücüne katılımı etkileyen unsurlar analiz edilerek tablolar yorumlanmıştır.Çalışmanın son kısmında ise, işsizlikle mücadelede etkili olabilecek çözüm önerileri tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İşgücü, İstihdam, İşsizlik, Kadın, Genç, İşgücüne katılma oranı

GençlikKadın iş gücüKadınlar+5
Seher Gökpınar
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1961-2020 yılları arasında Almanya'da yaşayan Türkiyeli göçmen kadınların kimlik dönüşümleri

Genel anlamıyla bir yerden başka bir yere hareket süreci şeklinde tanımlanan ve bu yönüyle insan hikâyesinin bir yansıması olan göç; zaman ve mekân boyutu irdelendiğinde durmaksızın devam eden bir nitelik arz etmektedir. Göç çağı olarak nitelenen 20.yüzyıldan beri göç olgusu, sosyal bilimler alanında popülerliğini düzenli olarak geliştiren bir kapsama sahiptir. 2021 yılı itibariyle dünya genelinde var olan mültecilerin sayısı dahi göç hareketliliğinin boyutunu gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın konusunu oluşturan göç hareketliliği ise İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan gelişmelerle ilgilidir. Savaş sonrası toparlanma döneminde sanayileşme sürecine giren ülkelerin ihtiyaç duyduğu işgücünü temin etmek için çevre ülkelerden işçi talebinde bulunması, yeni bir göç hikâyesinin oluşmasına kaynaklık etmiştir. 1961 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan Ankara Antlaşması bu niteliği haizdir. İlk dönemde kısa süreli olarak planlanan bu işgücü göçü, ilerleyen yıllarda yerini kalıcılığa bırakmıştır. Bu araştırma, yarım asırlık bir geçmişe sahip Türk işçi göçünün ardından Almanya'da yaşamaya başlayan Türkiyeli göçmen kadınların kimlik dönüşüm süreçlerini ele almayı amaçlamaktadır. Almanya'da Türklerin yaşadığı 3 önemli şehirde gerçekleştirilen alan araştırmasında kadınların genel kimlik algıları, kolektif kimlik algıları ve kültürel kimlik algıları kuşak farklılıklarını da göz önüne alınarak ölçülmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda elde edilen bulgular; Türkiye'den Almanya'ya giden dört kuşak arasında önemli farklılıkların gözlemlenmediğini, Türkiyeli kadınların Alman kültür ve kimliğine karşı kültürel ve kolektif kimliklerini korumaya çalıştığını ortaya koymaktadır.

AlmanyaGöçmenlerKadın iş gücü+7
Ayşe Gayırnal
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Determinants of informal employment of women in Turkey

The socio-economic transformations and structural changes in the world economy in recent years have caused the restructuring of the labor markets. Classic blue collar and formal jobs have gradually left their places to precarious and informal jobs; this deeply affected women's economic activities and their place in employment. Since the inclusion of women's power in working life for a fee and the pursuit of policies in this direction have an important place in the development of the country, revealing the current status of women's power will also shed light on the policies to be followed. The importance of informal employment of women in Turkey is emphasized and the strategies and policies that can be used to solve this socio-economic problem will be developed and proposed. There are not many studies that examine the position women in the informal sector in Turkey, in detail. The purpose of this study is to determine the position of women in the informal sector in Turkey, and the factors pushing them to work. In this research, the concept of female labor force participation rate (FLFPR) and informal economy will be defined as a first step. Furthermore, a general literature review –both national and international- will be provided. In addition, TurkStat statistics between 2015 and 2018 and Household Labour Force Surveys (HLFS) will be used to investigate the defined research question, statistically. While obtaining statistical results, the Multinomial Logistic Regression Analysis will be used. Keywords: Female Labor Force Participation, Informal Employment, Women, Turkey

Women labour forceWomen workersWomen+5
Zeynep Nazmiye Akıncı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ömür boyu kadın emeği: Toplumsal yeniden üretimde büyükannelerin bakım rolü

"Ömür Boyu Kadın Emeği: Büyükannelerin Toplumsal Yeniden Üretimdeki Bakım Rolü" isimli yüksek lisans çalışmasının konusu, büyükannelerin bakım emeğinin, toplumsal yeniden üretim faaliyetlerinden olan çocuk bakımındaki yeri ve önemidir. Türkiye'de çocuk bakımı ve eğitimi ile ilgili kamusal uygulamaların ve özel kurum faaliyetlerinin kısıtlı oluşundan dolayı, duygusal emeğin yoğun olduğu çocuk bakımı faaliyetlerinin, büyükanneler tarafından yerine getirilmesi sürecinin belirleyicilerini ve bu sürecin büyükannelerin hayatlarına etkisini tespit etmek olduğu gibi büyükanneler üzerinden kadın emeğini, torun bakmakta olan büyükannelerin kendi anlatımlarıyla görünürlüğünü arttırmaktır. Çalışmanın bulgularının kadın deneyimlerini araştırması, kadın edimlerinin konuşulması sonucunda elde edilmesi ve kadın emeğinin görünür kılınması amacını taşıması sebebi ile yol haritasını feminist yöntem belirlemiştir. Bu doğrultuda İzmir'de farklı eğitim düzeyleri ve sosyo-ekonomik gruplarda yer alan ve torununa bakan 21 kadın ile Nisan 2018 ve Ağustos 2018 tarihleri arasında derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde büyükannelerden bakım zamanları ve günleri, bakım sırasında gerçekleştirdikleri işlerin neler olduğu, yaşadıkları olumlu ve olumsuz deneyimler konularında bilgi alınmıştır. Büyükanneleri bakım sürecine dâhil eden nedenler incelenmiştir. Saha araştırmasının sonuçları, torun bakımı deneyiminin ve bu deneyime atfedilen anlamların kadınların sosyo-ekonomik durumlarına göre büyük farklılık gösterdiğini öne çıkartmaktadır. Görece daha yüksek sosyo-ekonomik duruma sahip büyük anneler, çoğunlukla profesyonel bakıcıların da desteğiyle bakım işini organize etme ve anneye yardımcı olmak gibi bir işlev üzerinden ve iktisadi kökenlerinden ayrı kurgulamaktadırlar. Öte yandan sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı olan büyükanneler torun bakım deneyimlerini, var olan iktisadi zorluklarla bir mücadele yöntemi olarak anlamlandırmakta ve bu durumu çoğunlukla "hayatın zorluğu" ve "mecburiyet" olarak ifade etmektedirler. Ayrıca sosyo-ekonomik durum büyükannelerin boş zamanları ve sosyal aktiviteleri üzerinde de etkili olmakta ve bu durum da torun bakımını deneyimleme biçimleri arasında değişiklik yaratmaktadır. Ekonomik sınıf meselesi her konuda olduğu gibi bakım emeği konusunda da torununa bakan kadınlar arasında deneyim farklılığı yaratmaktadır.

AnneanneBakım verenlerEmek+5
Serap Çiğdem Şahin
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Breastfeeding the educational system: Analyzing women's unpaid labor and voluntary mother participation in schools within the context of neoliberal economic policies

This study intends to examine the role of mothers in the school system in the context of the neoliberal transformation process with regard to the special labor of women in the forms of domestic labor, care labor and voluntary work. In this respect, the presence of mothers in the school system is analyzed in terms of the labor processes and the special characteristics of this unpaid labor in interaction with the ways in which their patriarchally defined motherhood role is utilized to penetrate in the power positions in the school system. The issue is conceptualized around the notions of power and empowerment and around the related strategies implemented by mothers in the school. The research aims to unveil the ways in which the mothers' practices and attitudes in the school field reproduce the class and gender inequalities. In this respect, the differentiations in the mothers' attitudes in their participation process and the tensions created by their praxis are analyzed. The research identifies and illustrates certain characteristics of the activities and relationships in the school environment to signal the reproduction of gender inequality and the exclusion generating from the class differences. Finally, with reference to the findings, an alternative way of maternal participation in order to elicit empowerment for and solidarity of women regarding the intermitting class differences is discussed and expanded. The field data and the analysis point out that with the neoliberal policies which retract public funding from education and leave the schools on their own fate with the discourse of 'parental participation', mothers started to take part in the 'running' of the schools. With this penetration, they started to locate themselves in the power positions such as Parent Teacher Associations (PTA) in the school system. The way to PTA passes from the functioning and social capital gaining in the position of Classroom Motherhood (CM) which represents the mothers who allocate their unpaid labor to substitute the duties of the state in the schools. However, these power positions and the power struggles unveil the class difference of the mothers as actresses in the school system. Because middle-class mothers have relatively more economic and cultural capital, they can easily occupy the power positions in the school, whereas working class mothers deprived of economic and cultural capital, they have no voice in the school system. The maternal participation is patriarchally designed in the neoliberal system in essence and the power is gained in a sphere where patriarchal rules are valid, thus this kind of environment results in 'power-gaining' of the middle class mothers and this represents a contrast with the feminist empowerment discourse as the power gained by the middle class mothers keep the working class women in deprivation. The analysis of the data led to the development of certain conceptions such as 'network blockage strategy', 'dispossession of social capital', 'catalyzing capital' and 'breastocracy' to unveil the power relations and to shed light to possibilities of genuine women's empowerment.

Educational policiesEducation systemWomen labour force+3
Meral Apak Kaya
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve TR90 Bölgesi'nde kadın istihdamı: Mevcut durum, sorunlar ve çözüm önerileri

Bu tez çalışmasında, kadın işgücü, istihdamı ve işsizliğinin Türkiye ve TR90 Bölgesi'ndeki durumu analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, TR90 Bölgesi İşgücü piyasasında kadın istihdamına dikkat çekmektir. Çalışmada, karşılaştırmalı statik analiz, statik analiz ve dinamik analiz yöntemleri kullanılarak değişimler hakkında yorumlar yapılmıştır. TR90 Bölgesi'nin işgücü, işsizlik ve istihdam verileri aynı zamanda İBBS Düzey 1 Bölgeleri ile karşılaştırılmıştır. Analizlerde 2014-2021 yılları arasındaki veriler TÜİK'ten alınarak kullanılmıştır. Çalışmada aynı zamanda, kadın istihdamını etkileyen faktörlere, Türkiye'de kadın istihdamının tarihsel olarak süreçlerine ve kadın istihdamı konusunda geliştirilen kuramlara, yasal düzenlemelere ve gerçekleştirilen projelere yer verilmiştir. Bu tez çalışması ile Doğu Karadeniz Bölgesi'nde kadın istihdamını artırmaya yönelik öneriler sunulmuştur. Çalışma sonucunda TR90 Bölgesi'nde en çok yüksek öğretim mezunu kadınların istihdama katıldığı ancak bu oranın bir önceki yıla göre düşük olduğu, kadın istihdamında tarım sektöründen hizmet sektörüne bir kayma yaşandığı ve 2021 yılında en çok sanayi sektöründe artışlar olduğu, 2021 yılında en çok kendi hesabına veya işveren olarak çalışan kadın istihdamında artış olduğu, kayıtlı olmadan istihdam edilen kadın istihdamının önceki yıla göre arttığı, bölgede en çok 20-24 yaş arasında işsizlik oranının arttığı sonucuna varılmıştır. Verilere göre 2021 yılında TR90 Bölgesi'nin kadın iş gücü ve istihdam oranlarının Türkiye ortalamasının üstünde ve kadın işsizlik oranının Türkiye ortalamasının altında olduğu görülmektedir.

Cinsiyet eşitsizliğiKadın iş gücüKadınlar+2
Cemrenaz Abanoz
Avrasya University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Cinsiyete dayalı tokenizm: Kadın şeflerin mesleki problemleri ve mesleklerini bırakma eğilimleri

Tokenizm teorisine göre, örgütler içinde ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ve etnik köken gibi kimlik özellikleri nedeniyle sayıca azınlıkta kalan bireyler, bulundukları ortamlarda olumsuz deneyimlerle karşı karşıya kalabilmektedirler. Özellikle erkek egemen yapısıyla öne çıkan profesyonel mutfaklar, kadın şeflerin cinsiyet temelli yaşadıkları eşitsizliklerin görünür olduğu alanlardan biridir. Profesyonel mutfaklarda kadın şeflerin temsili sınırlı olup, bu durum mesleki deneyimlerini doğrudan etkileyen bir unsur haline gelmektedir. Bu bağlamda profesyonel mutfaklarda kadın şeflerin deneyimlerini ele alan bu araştırma, kadın şeflerin cinsiyete bağlı tokenizm algılarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yönteminden faydalanılmış olup, kadın şeflerin deneyimlerini tokenizm kuramsal çerçevesi doğrultusunda anlamak üzere fenomenolojik yaklaşım benimsenmiştir. Veri elde etme sürecinde, kadın şeflerin kişisel ve mesleki deneyimlerini ayrıntılı biçimde ortaya koyabilmek amacıyla derinlemesine görüşme tekniği tercih edilmiş, yarı yapılandırılmış bir soru formu oluşturulmuştur. Amaçlı örnekleme tekniği ile profesyonel mutfaklarda hali hazırda görev yapan ve çalışılan işletmede toplam mutfak kadrosu içindeki temsil oranı %15'in altında olan toplam 35 kadın şefle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcı verileri, MaxQDA 24 Pro programı aracılığıyla tokenizm teorik çerçevesi rehber alınarak kodlanmış, içerik analiziyle yorumlanmıştır. Araştırma bulguları, kadın şeflerin profesyonel mutfaklarda çalışma koşullarının mesleki dinamikler nedeniyle oldukça zorlayıcı olduğunu ve egemen grup tarafından kadınların cinsiyet temelli genelleme, dışlanma, yetkinlik sorgulaması, duygusal ve fiziksel zayıflık ima etme gibi söylem ve davranışlara maruz bırakıldığını vurgulamaktadır. Bu bağlamda araştırmada profesyonel mutfaklarda çalışan kadın şeflerin tokenizm kuramının öngördüğü deneyimlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık katılımcıların genel olarak mesleği bırakma yönünde bir eğilim taşımadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar kadın şeflerin gelecek planlarında akademik kariyere yönelme veya kendi işletmesini açma gibi planları olsa da, bu kararların temel belirleyicisinde cinsiyete bağlı tokenizm sınırlı bir varlık göstermektedir. Bu durumun yaşanmasındaki temel nedeninin ise profesyonel mutfaklardaki yoğun çalışma temposu, uzun mesai saatleri, fiziksel ve ruhsal yorgunluk gibi yapısal zorluklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte araştırma, kadın şeflerin de hemcinsleri hakkında söylemleriyle toplumsal cinsiyet kalıplarının yalnızca erkekler tarafından değil, kadınlar tarafından da içselleştirilebildiğini ortaya koymaktadır. Son olarak elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar ışığında sektörel ve akademik öneriler sunularak alanyazına katkı sağlamaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Şef, Tokenizm, Cinsiyete Dayalı Tokenizm, Cinsiyet Ayrımcılığı, Toplumsal Cinsiyet

AşçılarAşçılıkGastronomi+7
Bükre Aslan Savaşan
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Women's labour force participation: Rethinking the role of civil society

This thesis aims to explore the roles and responsibilities given to civil society organizations (CSOs) under welfare mix system and the implications of these roles over depoliticization of CSOs. To this end, this thesis focused on three women's CSOs working on the economic participation of women and analyzed how these organizations framed the problem of women's employment, the kinds of solutions they offered, and how they interacted with the state. Through in-depth interviews with representatives of CSOs and the analysis of the activities of CSOs this thesis found that when CSOs engage in activities in educational, economic and social welfare settings, they become depoliticized. This is because engaging in service-based activities decreases the capacity and interest of CSOs in developing rights-based discourses that could go against the state. This thesis contributes to the literature of civil society by way of pointing out the changing agendas and discourses of CSOs while developing service-based activities under welfare mix system in the context of Turkey.

Women labour forceCivil societyNongovernmental organizations+3
Sena Bilen Gürçay
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Dropping out of the labor force: Women in Turkey

According to the microdata of Household Labor Force Survey (HLFS) in 2017, the half amount of women are not in the labor force even though they are not disabled, retired or students. The share of the women who have worked before and who are no longer in the labor force substantially increased from 24.4 percent to 31.7 percent in the period of 2010-2017. As the share of women who dropped out women increased, the share of women who are not in the labor force and have never worked before substantially decreased by 18.0 percentage points and recorded at 19.2 percent in 2017. The data implies that women have more problems staying in labor force than entering it. I find that being married, having a child aged between 0 and 5 and having low education levels women increase the likelihood of labor market exit. Also, working in agriculture, the sector of other services, and elementary occupations or as craft workers, plant and machine operators, and assemblers increases the probability of labor market exit. Lastly, I examined the dropping out of the labor market exit by education levels. I find that marginal effect of the last sector is similar across education levels while the effect of occupational groups are different for women in every education levels.

Women labour forceWomenWorking women+3
Yazğı Genç
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın'da kadın pazarcılar ve toplumsal pratikleri

"Aydın'da Kadın Pazarcılar ve Toplumsal Pratikleri" başlıklı bu yüksek lisans tezi, Aydın kent merkezindeki semt pazarlarında çalışan kadın pazarcıların gündelik pratiklerini ve başa çıkma stratejilerini Bourdieu'nun alan, habitus, sermaye çerçevesi ile toplumsal cinsiyet kuramları ışığında incelemektedir. Araştırma, Aydın şehir merkezinde hafta içi her gün kurulan semt pazarlarında çalışan 48 kadın pazarcıyla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış ve yüz yüze derinlemesine görüşmelere dayanmaktadır. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerin analizinde MAXQDA programı kullanılmıştır. Nitel araştırma yaklaşımı izlenerek veriler Bourdieu'nun alan, habitus ve sermaye kavramları çerçevesinde ve toplumsal cinsiyet kuramları ışığında kodlanarak analiz edilmiştir. Bu araştırmanın amacı, kadın pazarcıların semt pazarlarında çalışırken başa çıkma stratejilerini ve toplumsal pratiklerini analiz ederek açığa çıkarmaktır. Bu araştırma kapsamında, cinsiyetlenmiş bir mekân ve erkek egemen bir alan olan semt pazarlarında emek veren kadın pazarcıların geliştirdikleri toplumsal pratikler mercek altına alınmıştır. Yapılan analiz sürecinde Bourdieu'nun sosyolojiye kazandırdığı teorik çerçeveden yararlanılmış; özellikle kültürel, sosyal ve ekonomik sermaye kavramları temel alınarak kadınların bu alandaki konumları ve varoluş stratejileri incelenmiştir. Bununla birlikte, tüm kadın pazarcılar için ortak bir sorun alanı olarak eğitime erişimde yaşanan güçlükler, örgütlü kadın dayanışmasının ve sendikal ağların yokluğu ile yüksek düzeyde seyreden ekonomik kırılganlık tespit edilmiştir. Alan araştırması bulguları; "aileye yardımcı" statüsüne indirgenme, pazaryeri içinde kendini görünür kılmada karşılaşılan engeller gibi sembolik şiddet biçimlerinin yaygınlığını ortaya koymaktadır. Kadın pazarcıların, semt pazarlarında yer edinebilmeyi ve sermaye dönüşümlerinin kırılgan koşullarına rağmen çalışmayı sürdürebilmeyi sağlayan görünmez mikro stratejileri de görünür kılınmıştır. Bu stratejiler, pazaryerinin doxası ve illusiosu içinde "doğal" ve "makul" addedilen normlara yaslanarak normalleşmektedir. Bu yüksek lisans tezi, kadın pazarcıların sermaye bileşimlerinin mekânsal, kurumsal ve toplumsal cinsiyetli sınırlar tarafından nasıl şekillendiğini analiz etmektedir. Çalışma; alan içinde kalıcı yer edinebilmeyi destekleyecek tezgâh tahsis süreçlerinin iyileştirilmesi, güvenlik ve çalışma koşullarının güçlendirilmesine yönelik altyapısal düzenlemeler, bakım/kreş desteği ve kooperatifleşme pratiklerinin teşviki gibi politika önerileri geliştirmektedir. Böylece pazaryerinin bir "alan" olarak yeniden düzenlenmesinin, kadın pazarcıların ekonomik ve sembolik konumlarını güçlendireceği ileri sürülmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Bourdieu; Toplumsal cinsiyet; Kadın emeği; Pazarcılar; Sembolik şiddet; Eril tahakküm; Semt pazarı; Aydın; Kadın pazarcılar

Bourdieu, PierreEkonomik sermayeKadın iş gücü+5
Özgecan Göksu
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00

Related subjects