Kalkınma

250 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma amaçlarının belediyelere yansıması: Türkiye, Almanya ve İngiltere uygulamaları

Kalkınmanın dünya çapında gerçekleşmesini öngören, 17 amaçtan ve bunlarla bağlantılı 169 hedeften oluşan sürdürülebilir kalkınma amaçları (SKA), Birleşmiş Milletlere üye olan 193 ülke tarafından 2015 yılında kabul edilmiştir. Toplumsal, çevresel ve ekonomik sorunların çözümüne yoğunlaşan sürdürülebilir kalkınma amaçlarına 2030 yılına kadar ulaşılması beklenmektedir. Belirli mali kaynaklara, yetkilere ve görev alanlarına sahip belediyelerin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşılması bakımından dikkat çekici konumu bulunmaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının ve bu amaçlara ait hedeflerin tüm detaylarıyla ele alınarak kavranması, bu konuda belediyelerin rollerinin vurgulanması ve belediyelerin önemine dikkat çekilmesi, Türkiye, Almanya ve İngiltere'deki belediye uygulamaları incelenerek bu alandaki tecrübelerin anlaşılması ve karşılıklı politika transferlerine temel oluşturulması amaçlanmıştır. Ayrıca sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşılması için belediye yönetimlerinin karar alma süreçlerinde aktif rol oynamalarının teşvik edilmesi, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleştirilmesine katkı sağlayacak politikaları destekleyici ve güçlendirici önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmada, konuyla ilgili teorik altyapı oluşturulmuş, 17 sürdürülebilir kalkınma amacı ve bunlarla bağlantılı 169 hedef detaylıca incelenmiş, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının belediyelerle olan ilişkisi ortaya konmuştur. Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının belediyelere olan yansıması Türkiye, Almanya ve İngiltere'deki uygulama örnekleri kapsamında ele alınmıştır. Çalışmanın tamamlanmasıyla, Türkiye, Almanya ve İngiltere'nin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına tam anlamıyla ulaşamadıkları belirlenmiştir. Belediyelerin uyguladığı projelerin bazılarının sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşılması yönünde katkı sağladığı ancak yetersiz kaldığı sonucuna varılmıştır.

BelediyelerBirleşmiş MilletlerKalkınma+2
Eren Tozak
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sürdürülebilir kalkınma göstergesi olarak ekolojik ayak izi ve Türkiye

Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü toplulukların ihtiyacı olan ekonomik gelişmenin gelecekte dünya üzerinde yaşayacak olan toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada engel oluşturmayacak şekilde olmasını gerektirmektedir. Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte olumsuz etkilere neden olduğu bilinmektedir. Fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan gazların atmosferde hızla artması insanlığın karbon ayak izini arttırmakta ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede ekolojik açık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin ne derece gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Temiz enerji üretim ve tüketiminin yaratacağı pozitif etkilerin çevresel, sosyal ve ekonomik yönleri sürdürülebilirlik yolunda büyük değer kazanmaktadır. Bu doğrultuda enerji kaynaklarından gerçekleştirilen enerji üretiminin yüksek verim ve temiz teknolojilerle gerçekleştirilmesi, fosil yakıtların yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi günümüzün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, Türkiye

Ekolojik ayak iziKalkınmaKalkınma politikaları+5
Ahmet Dinç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektörü harcamalarının Türkiye'nin kalkınmasındaki rolü

Bu tezde ülkemizdeki sağlık harcamaları kalkınma bağlamında değerlendirilmiş ve sağlık harcamaları ile kalkınma ve büyüme arasındaki ilişki sorgulanmıştır. Birinci bölümde öncelikle sağlıkla ilgili genel kavramlar tanımlanmış ve ekonomi açısından sağlık harcamalarının ne şekilde ele alındığı beşeri sermaye tanımı çerçevesinde irdelenmiştir. İkinci bölümde, ülkemizdeki sağlık sistemi ve bileşenler tanımlanmıştır. Finansman ve hizmet sunumu açısından yaşanan son değişikliklere de vurgu yapılarak, ülkemizde gerçekleşen sağlık harcamaları hem fonksiyonel hem de idari ayrımları açısından analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde uluslararası, ulusal ve bölgesel çerçevede sağlık harcamaları ve kalkınma ilişkisine değinilmiş ve ekonomik göstergeler ile sağlık göstergeleri insani gelişim yönünden değerlendirilmiş ve OECD ülkeleri ile Türkiye'nin durumu karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümün sonunda bir genel değerlendirme yapılmış ve sağlık harcama bileşimi ile harcama düzeyleri konularında tespit ve önerilerde bulunulmuş ve sağlık harcamalarının hane halkları üzerinde yoksullaştırıcı etkisi incelenmiştir. Sonuç bölümünde çalışma sonucunda ulaşılan bulgular çerçevesinde sağlık harcamalarının kalkınma ile genel sağlık düzeyini ne şekilde etkilediği sorunsalı üzerinde durulmuş ve konuya ilişkin tespit ve önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Ekonomi, Kalkınma, Büyüme, Sağlık Harcamaları

Ekonomik kalkınmaKalkınmaKamu harcamaları+2
Engin Alacahan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetişim-kalkınma ilişkisi: Bölgeler arası gelişme farklılıklarının analizi

Yönetişim-kalkınma ilişkisi son dönemde siyaset bilimi, yönetim bilimi, iktisat ve ilişkili literatürde artan bir ilgiyle karşılaşmaktadır. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin politika tercihlerindeki yanlışlıkların kalkınmaya ket vurduğu görüşü yönetişim kurumlarının önemini ortaya çıkarmıştır. Küreselleşme olgusu ve Post-Washington Uzlaşısının genel kabul görmesiyle birlikte kalkınmayı teşvik edecek yönetişim kurumlarına standart bir çerçeve çizilmiştir. Oysa ki yönetişim yapısı, ilgili ülkenin/bölgenin tarihsel geçmişi, kültürü, inançları gibi içsel etkenler etrafında şekillenmektedir. Bu çalışmada, Post-Washington Uzlaşısının çerçevesini oluşturduğu ve uluslararası ekonomik örgütler eliyle de adeta bir kalkınma reçetesi olarak öne sürülen Küresel Standart Kurumların (KSK) var olup olmadığı araştırılmıştır. Bu bağlamda yönetişim-kalkınma ilişkisine ait kurumsal bileşenlerin bölgeler arasında nasıl farklılaştığı ve bu farklılaşmanın nedenleri de diğer araştırma konularıdır. Bütün bu soruların araştırıldığı ana materyal Heritage Vakfı'nın her yıl düzenli olarak yayımladığı Ekonomik Özgürlük Endeksi raporlarının Bölgesel Gelişmeler kısımlarıdır. Söz konusu doküman nitel analiz yöntemlerinden doküman analizi ile çözümlenmiş ve yönetişim kurumlarının kalkınma üzerindeki etkileri bölgeler özelinde analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, her bir bölge için kalkınmayı teşvik edecek standart kurumların olmadığını, her bir bölge için farklı kapsayıcı ve dışlayıcı kurumların öne çıktığını göstermektedir. Kapsayıcı yönetişim kurumlarının bireylerin ekonomik aktiviteye katılımını teşvik ederek, dışlayıcı kurumların ise bireyleri süreçlerin dışına iterek bölgesel kalkınma üzerinde farklılaşan etkiler gösterdiği anlaşılmıştır.

KalkınmaKalkınma finans kurumlarıYönetişim+1
Samet Ölmez
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel kalkınma politikaları ve kalkınma ajansları

Helsinki Zirvesi ile Avrupa Birliği'ne adaylığının teyidinden sonra Türkiye, yarım yüzyıla yakındır uygulamakta olduğu merkezi planlamaya ve teşvik sistemine dayalı bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir anlayışa yönelmiştir. Bu yeni anlayış yerel dinamiklerin harekete geçirilerek bölgelerarası farkların azalacağını, bölgedeki ekonominin canlanacağını öne sürmektedir. Politikanın uygulanmasının formülü ise, kamu- özel- sivil toplum kuruluşlarının ortaklığı olarak gösterilmektedir. Kalkınma ajansı benzeri yapılar Türkiye dâhil çoğu ülkede uzun yıllar önce kurulmuştur. Avrupa Birliği'nde merkez ülkeler Bölgesel Kalkınma Ajansı Sistemi'ni yerleştiren ilk ülkeler olmuştur. Gerek merkez ülkelerde gerekse birliğe sonradan üye olan çevre ülkelerde bu kurumlar olumlu sonuçlar aldığı kadar olumsuz eleştirilerle de karşılaşmıştır. AB'nin adaylık sürecinde bütün aday ülkelere benimsettiği bu politika bölgesel rekabet ve yönetişim anlayışıyla sermayeyi ön planda tutmaktadır. Bu çerçevede çoğu ülkede bu kurumlar kamu ve özel sektör eliyle yürütülen işletmeler olarak iki yapılı olarak oluşturulmuştur. Türkiye'de de bu politikaların yansıması olan Kalkınma Ajansları 2006 yılından itibaren kurulmaya başlandı ve 26 NUTS 2 düzeyinde, 26 Kalkınma Ajansı kuruldu. Gerek planlı dönem öncesinde gerek ise planlı dönemde üretilen politikalara rağmen bölgelerarası farkların ortadan kaldırılamaması sorununun çözümü yeni süreçte bu 26 ajansa devredilmiş oldu. Rekabet unsuruyla bölgenin kalkındırılmasını hedefleyen bu kuruluşların ise, yapısal olarak Türkiye'ye tam uygun olmaması ve bölgesel potansiyellerin göz ardı edilmesinden dolayı çözüm yolunda nasıl bir etki gösterecekleri belirsizdir. Bu noktada merkezi planlama anlayışının yarım yüzyıldan fazla hüküm sürdüğü post-komünist ülkelerde yaşanan deneyimler ve alınan sonuçlar, yaşanan hızlı değişimin rahatlıkla incelenebilmesi açısından önem teşkil etmektedir.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaEkonomik kalkınma ajansları+3
Yunus Emre Ayna
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaretin ekonomik kalkınma üzerindeki etkisi: 1981-2005 Türkiye üzerine bir uygulama

İkinci dünya savaşı sonunda ortaya çıkan yeni ekonomik düzen; sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda büyük bir yıkım yaşamış ülke ekonomilerinin yoğun bir sanayi hamlesi ile kalkınmasını hedefliyordu.Geçmişten günümüze bakıldığında ortaya konan tüm kalkınma hamlelerinin belirli dış ticaret stratejileri öncülüğünde uygulamaya konduğu görülmektedir. Bu bağlamda ülkeler açısından dış ticaret, dünya konjonktüründe her zaman anahtar bir rol üstlenmiştir. Bu rol özellikle kalkınmanın artık bir gereklilik haline geldiği gelişmekte olan ülkeler için, zaman zaman ihracat ağırlıklı olurken kimi zamanda ithal ikamesine yönelik bir hal almıştır. Ancak her iki durumda da amaç, gelişmiş ülke ekonomilerinin refah düzeyini yakalamak olmuştur.Bu çalışmada 1981-2005 yılları arasında Türk dış ticaretinin Türkiye'nin ekonomik kalkınmışlığı üzerindeki etkisi incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde; dış ticaret teorileri açıklanmış ve kalkınma kavramı tanımlanarak, teorik altyapısı ortaya konmuştur. Bunu yaparken azgelişmişlik ve büyüme olguları üzerinden bir değerlendirmeye gidilmiştir. Ayrıca dış ticaret ve kalkınma ilişkisi; dış ticaret stratejileri yönünden gerek teorik gerekse uygulamadaki tecrübelerden yola çıkarak değerlendirilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde; Türkiye'nin kalkınma süreci; tarihsel bir bakış açısından cumhuriyet dönemi, planlı ve 1980 sonrası dönem gibi üç ana başlık altında incelenmiştir.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; 1981-2005 yılları arasında Türk dış ticaretinin ekonomik kalkınma üzerindeki etkisi test edilmiştir. Çalışmada, bağımlı değişken olarak 4 farklı kalkınmışlık göstergesi olan sağlık, iletişim, eğitim ve ulaşım değişenleri ve bağımsız değişken olarak da dış ticaretin bir bütün olarak gsyih içindeki payı kullanılmıştır. Çalışmada dış ticaret ve kalkınma arasındaki ilişkiyi ölçmek amacıyla Granger nedensellik ve Johansen koentegrasyon testleri uygulanmıştır. Granger nedensellik ve Johansen koentegrasyon testleri, Türkiye dış ticaretinin kalkınma üzerinde etkili olmadığı sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Beşeri sermayeEkonomik büyümeEğitim+2
Ümit Dumlupınar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programı ve bu çerçevede proje uygulama örneği

Kırsal alanlar, doğa ile çok yakın ilişkide bulunulan yerler olup; buralarda yaşayan insanlar yaşamını doğrudan doğaya bağlı ve katma değeri düşük ekonomik faaliyetlerle sürdürmektedir. Gelir dağılımının düzenlenmesi ve toplumsal barışın sağlanması için dünyadaki tüm ülkeler kırsal alanlarını güçlendirmek ve buralarda yaşayan insanları çeşitli şekillerde ekonomik olarak desteklemek zorundadır.Türkiye'de kırsal alanlar ekonomik ve sosyal denge içerisinde önemli bir yere sahiptir. Kırsal alanlara yönelik geliştirilen kalkınma projeleri ve çeşitli tarımsal desteklemelerle kırsal kesimi geliştirerek buralardaki nüfusun ekonomik yönden kalkındırılmasına çalışılmaktadır.Bu yönde uygulamaya konulan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programıyla, özellikle kırsal kesimde gerçek veya tüzel kişi yatırımcıların, belirlenmiş kriterlere uygun olarak hazırladıkları projelerin belirli oranlarda finansmanı yoluyla desteklenerek; bu kesimde sosyal ve ekonomik refahı arttırmak hedeflenmiştir. Ayrıca bu projeler Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım politikasının bir parçası olarak, Avrupa Birliği fonlarının kullanım potansiyelini geliştirmek amacıyla uygulamaya konulmuştur.Bu tez çalışmasında Kırsal Kalkınma kavramı ve Türkiye'deki Kırsal Kalkınma Politikalarına değinilerek, ?Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı? kapsamında proje hazırlama ve değerlendirme kriterleri incelenmiş ve bu doğrultuda örnek bir proje uygulaması yapılmıştır. Böylelikle Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde kırsal alanların kalkındırılmasında uygulanacak projeler için bir proje hazırlama rehberi oluşturulmaya çalışılmıştır.

KalkınmaProjelerSiyaset+1
Hakan Beycan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların belirleyicilerine yönelik kümeleme analizi ve 1980-2005 dönemi homojen ülke gruplarının belirlenmesi

Bu çalısmada, teorik ve ampirik literatürde doğrudan yabancı yatırımlarınbelirleyicisi olarak bir çok çalısma tarafından desteklenmis değiskenler belirlenmistir.Bu değiskenler 1980?2005 genel periyodu ve 1980?1989 dönemi, 1990?1999dönemi, 2000?2005 dönemi olarak 3 alt periyot seklinde ele alınmıstır. Öncedenbelirlenen seçme kriterlerine göre birbirine çok benzeyen birey ya da nesneleri aynıküme içinde gruplandıran Kümeleme Analizi uygulanmıs ve seçilen değiskenlere görebenzer özellikler gösteren ülkeler aynı kümede yer almıstır. Aynı zamanda AyırmaAnalizi ile küme ayrımlarının istatistiki anlamlılıkları sınanmıstır.Analizin tüm asamalarında seçilmis değiskenler tarafından kesin bir sekildeayrılan ABD ve gelismis Avrupa ülkelerinin bulunduğu küme üst düzey yabancıyatırım yapısına sahip olan küme olarak isimlendirilmistir. Tüm periyotlarda kararlıolan bu kümeden herhangi periyotta düsük düzey kümelere bir geçis olmamıstır.Ancak 2000?2005 periyodunda bu küme elemanlarının arttığı gözlenmistir. Türkiye,Polonya, Portekiz, Slovakya, Meksika, Güney Kore, Çek Cumhuriyeti ve Macaristangibi ülkelerin 2000?2005 periyodunda ABD ve gelismis Batı Avrupa Ülkeleri arasınagirdiği görülmektedir. 1990?1999 döneminde bir alt kümede yer alan bu ülkeler2000?2005 döneminde gelismis ülkeler kümesinde yer almıslardır.1980?1989, 1990?1999 ve 2000?2005 dönemleri için üst düzey doğrudanyabancı yatırım yapısına sahip küme istikrarlı olup ABD ve gelismis Batı Avrupaülkelerinden olusmaktadır. Düsük ve alt-orta doğrudan yabancı yatırım yapısına sahipülkelere bakıldığında, değiskenlerin çoğunun bu iki kümeyi birbirinden ayırmaktazorlandığı görülmüstür. Bu gruptaki ülkeler genel olarak az gelismis Afrikaülkelerinden olusmaktadır. Alt-orta grubuna 2000?2005 döneminde Beyaz Rusya,Bosna, Tacikistan, Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelerin de katılmıs olması nedeniylebu grubun kararlı olmadığı gözlenmistir. Benzer sekilde düsük doğrudan yabancıyatırım yapısına sahip olan küme de kararlı değildir. Ancak alt-orta yabancı yatırımyapısına sahip guruba göre daha kararlı oluğu söylenebilir.Çalısmada tüm periyotlar için; kisi basına GSMH, gelismislik sınıflaması,ülkenin yükselen piyasa olup olmaması, OECD üyeliği, 1000 kisiye düsen sabit hatlıve mobil telefon sayısı, küme ayrısmasında en etkili olan değiskenler olarak ortayaçıkmıstır.Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Yatırım Kalkınma Asamaları,Kümeleme Analizi, Çok Değiskenli Varyans Analizi, Ayırma Analizi.

Diskriminant analiziDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıKalkınma+4
Ercan Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir dağılımının iyileştirilmesinde mikrokredilere kaynak oluşturabilecek finansal araçlar

Bilgi ve teknolojideki ilerlemeler ile birlikte enformasyon iletimindeki artış dünya gelir düzeyinde artış kaydedilmesini olanaklı kılmış ve geneli itibari ile refah seviyesine katkıda bulunmuştur. Ancak toplam gelirde elde edilen artış adaletli bir dağıtımın sağlanamaması nedeni ile zengin ? yoksul ayrımında gittikçe derinleşen bir uçurumun oluşmasına da engel olamamıştır.Bu çalışma, özünde dünya refah seviyesindeki artışın devamlılığını gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltarak sağlama olanağını konu edinmektedir. Bu sebeple yoksul kesimler için geliştirilen mikrokredilerin sermaye piyasalarının bir konusu haline getirilebilineceği düşünülmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde konu ile ilgili genel tanım ve kavramlara yer verilmektedir. İkinci bölümde mikrofinansman sektörünün gelişimine zemin hazırlayan etkenlere değinilmektedir. Son kısımda ise mikrofinans sektöründe finansman temininde finansal araçlardan yararlanılmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Gelir, Gelir Dağılımı, Gelir Eşitsizliği, Yoksulluk, Kalkınma, Büyüme, Mikrokredi, Mikrofinans, Yatırım, Refah

BüyümeBüyüme kaynaklarıBüyüme politikaları+10
Orhan Yaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemindeki hâkim sermayenin oluşumunda Türkiye İş Bankası'nın rolü: 1924–1938

Bu çalışmada Đş Bankası ve iştirakleri, kökeni Veblen'in iş dünyası ve endüstri ayrımına dayanan güç olarak sermaye teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Bankanın 1924-1938 dönemindeki söz konusu faaliyetleri sanayileşme, kalkınma ya da sermaye birikimi kavramlarıyla sıkça değerlendirilmiştir. Ancak Đş Bankası bugüne kadar sermayeyi güç olarak kabul eden bir teorik çerçevede analiz edilmemiştir. Bu açıdan Đş Bankası'nın faaliyetlerini açıklayabilmek için iş dünyasının kapitalizasyon, sabotaj ve farklılaşmış birikim kavramları kullanılmıştır. Buna göre bankanın amacının sanayileşme, kalkınma ya da sermeye birikimi değil, yalnızca finansal değer artışları olduğu saptanmıştır. Đster iştirakler olsun, ister her tür bankacılık faaliyetinde, bankanın kullandığı temel algoritma kapitalizasyondur. Kapitalizasyonu mümkün kılan ise sabotaja dayalı olarak işleyen farklılaşmış birikim mekanizmasıdır. Cumhuriyetin kurumları hatta Osmanlı'da yaşanan dönüşüm, bu algoritmanın işleyişine dayalı olarak şekillenmiştir. Bunun da ötesinde bu çalışmanın konusu olan Đş Bankası, sürecin gelişiminde kilit bir rol üstlenmiştir. Bu rol, kapitalizasyon sürecindeki merkezi konumundan kaynaklandığı için, hâkim sermayenin oluşumunda ve tüm toplumsal yapının inşasında bankayla özdeşleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanayileşme, Kalkınma, Đş Dünyası, Güç Olarak Sermaye Kapitalizasyon, Sabotaj, Farklılaşmış Birikim, Hâkim Sermaye.

BankalarEkonomik kalkınmaEndüstrileşme+5
Özgür Çetiner
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir bankacılık uygulamaları

ÖZET AVRUPA BİRLİĞİ'NDE VE TÜRKİYE'DE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BANKACILIK UYGULAMALARI KILIÇ, Zehra Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ayşen ALTUN ADA Temmuz, 2014, 130 sayfa Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini tehlikeye atmadan, bugünkü neslin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini ifade eder. Bu kavramın temelinde insan yatar. İnsan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları bilinçli kullanmayı ifade eder. Sürdürülebilir kalkınma sürecinde başta devletler olmak üzere, şirketlere, sivil toplum örgütlerine ve tüketicilere önemli görevler düşmektedir. Ancak, bankacılık sektöründe çevresel ve sosyal konulara ilişkin farkındalık, diğer sektörlere kıyasla daha geç gelişme göstermiştir. 1990'lı yıllardan sonra sürdürülebilir kalkınma kavramı finansal kuruluşların faaliyetlerinin arasına dahil olmuştur. Sürdürülebilir bankacılık, bankaların finansal ürün ve hizmetlerinin sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek şekilde dizayn edilmesine denir. Sürdürülebilir bankacılık anlayışının günümüzde özellikle de Avrupa Birliği ülkelerinde çok sayıda finansal kuruluşlar tarafından benimsendiği görülmektedir. Türkiye'de ise sürdürülebilir bankacılık anlayışının gelişmesine engel olan nedenler; yasal düzenlemelerin yetersizliği, sürdürülebilir kalkınma politikalarının istikrarsızlığı, siyasal yapının sürekli değişmesi, finansal kuruluşların sürdürülebilir finansa ilişkin bilgi yetersizliği ve toplumun sürdürülebilir kalkınma konusundaki bilinçsiz oluşu olarak dikkat çekmektedir. Çalışmada, Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde faaliyet gösteren bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları, sürdürülebilir kalkınmaya destek vermek için hangi yöntemleri kullandıkları ve hedeflerine ulaşabilme konusundaki başarıları incelenmiştir. Bu doğrultuda, sürdürülebilir kalkınma kavramı ve geçmişten günümüze geçirdiği evreleri araştırılıp, Türkiye ve Avrupa Birliği'ndeki bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonucunda Türkiye'deki bankaların Avrupa Birliği'ndeki bankalara kıyasla sürdürülebilir bankacılık konusunda rakamlarla geride olduğu görülmüştür. Ancak son yıllarda müşterilerin ve bankaların etik bilincinin artmasıyla bankacılık sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkılarının arttığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Bankacılıkta Sürdürülebilirlik, Avrupa Birliği, Türkiye

Avrupa BirliğiBankacılıkBankalar+6
Zehra Kılıç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Mesleki ortaöğretimde yaygınlık ve kalkınma ilişkisi: Türkiye uygulaması

Küreselleşme süreciyle birlikte dünyada, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok değişiklikler yaşanmış ve teknolojideki hızlı değişim sonucu nitelikli işgücüne olan talep artırmıştır. Ülkelerin kalkınmasında büyük rol oynayan nitelikli işgücünün yetiştirilmesi ise eğitim, özellikle de mesleki eğitime bağlıdır. Bundan dolayı Türkiye'de mesleki eğitimin yeni baştan değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, 1975-2011 dönemi için Türkiye'de mesleki ortaöğretim ile kalkınma düzeyi arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmada bağımlı değişken olarak GSYİH, bağımsız değişken olarak ise ilköğretim, genel ortaöğretim, mesleki ortaöğretim, yükseköğretim öğrenci sayıları ve eğitim harcamalarını temsilen bütçeden Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan pay alınmıştır. Çalışmada Türkiye'de mesleki eğitim ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü bir ilişki olup olmadığı Granger nedensellik testi ve regresyon analizi yardımıyla araştırılmıştır. Ekonometrik analizlere göre, mesleki ortaöğretim, GSYİH'nın nedeni çıkmıştır. Dolayısıyla mesleki ortaöğretimin Türkiye'nin gelişmişlik düzeyine katkı sağladığı belirlenmiştir. Yapılan çalışmanın ampirik sonuçları, öğrenci sayılarından hareketle eğitime yapılan yatırımların uzun dönemde ülkenin gelişmişlik düzeyi ile ilişkisinin olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca çalışmanın içeriğine yönelik olarak regresyon analizinden elde edilen verilere göre mesleki ortaöğretimde meydana gelen % 1'lik artış GSYİH'yı yaklaşık % 0.528729 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Yapılan ekonometrik analiz sonucu, Türkiye'de mesleki ortaöğretim ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Beşeri Sermaye, Mesleki Eğitim, İktisadi Kalkınma

Beşeri sermayeEkonomik etkiEkonomik kalkınma+5
Adnan Çalışkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya`nın bölgesel kalkınmasında madencilik sektörünün stratejik önemi

ÖZET Küreselleşme sürecinde, ülkelerin kendi varlıklarını devam ettirebilmeleri ve söz sahibi olabilmeleri için mutlaka güçlü olmaları gerekmektedir. Dünya üzerinde, siyasi, sosyo-ekonomik, hukuki ve teknolojik yönlerden güçlü olan ülkeler ve bölgeler daima söz sahibi olacak ve kendi benliklerini muhafaza edeceklerdir. Bu gücü yakalamak, ülke ve bölgelerin belirtilen alanlarda topyekün kalkınmış olmalarına bağlıdır. Bu çalışmada, Kütahya İlinin, bölgesinde, diğer illere nazaran güçlü bir il olması amacıyla madencilik sektörünün nasıl daha etkin kullanılması gerektiği araştırılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, kalkınma, bölgesel kalkınma ve doğal kaynaklar kavramları teorik olarak incelenmiştir. Kalkınma politikaları ve bölgesel kalkınma politikaları belirtilerek, doğal kaynaklar yoluyla kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi için gerekli stratejiler incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, madencilik sektörünün genel analizi yapılmış; madenciliğin tarihçesi incelenerek, madenlerin ekonomik ve teknik özellikleri belirtilmiştir. Ayrıca Kütahya ili bölgesel jeolojisi ve maden haritası kapsamında, ilin maden potansiyeliyle birlikte madencilik sektörünün Kütahya'daki gelişim potansiyeli analiz edilmiştir. Bu analize bağlı olarak ilin sosyo-ekonomik yapısı da incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, madencilik sektörünün hem Türkiye genelinde hem de Kütahya'da karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri belirtilmiştir. Ayrıca FÜTZ analizi yardımıyla madenlerin Kütahya'nın kalkınmasında alacağı stratejik rol belirlenmeye çalışılarak, Kütahya'da madencilik sektörünün geleceğine yönelik stratejiler oluşturulmuştur.

Bölgesel kalkınmaKalkınmaKütahya+2
Mehmet Yunus Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalkınma iktisadına oyun teorik yaklaşım: Fakirlik tuzakları üzerine üç makale

Fakirlik tuzakları, bir ekonominin ısrarlı bir şekilde az gelişmişlik kısır döngüsüne yakalandığı, kendi kendini sürdüren mekanizmalardır. Koordinasyon başarısızlığı modelinde ekonominin potansiyel üstün dengesine göre daha düşük bir dengeye yapışması olarak modellenir. Bu mekanizmalarla kalkınmanın farklı bir resmi ortaya çıkar. Buna göre büyüme otomatik değil, başlangıçtaki küçük farklılıklar zamanla büyür ve çoğalır. Yani ülkelerin birbirine yakınsaması imkânsız hale gelir, fakir daha fakirleşerek, zengin daha da zenginleşir. Dolayısıyla, refaha giden yolun ilk adımı, fakirlik tuzaklarının neler olduğunu teşhis etmek ve bunlardan kurtulma yöntemlerini bulmaktır. Bu tez çalışması fakirlik tuzakları üzerine üç makaleden oluşur. Birinci makale ile fakirlik tuzaklarını yapısal, davranışsal ve kurumsal olmak üzere üç grupta toplayarak ve çeşitli ülkelerden örnekler vererek, oyun teorik yapılar ve modeller içinde analiz etmeyi amaçlamaktayız. İkinci makalede, kurumsal bir fakirlik tuzağı olan politik klientelizmi koordinasyon oyunu olarak modelleyerek, bireylerin nasıl klientelizm dengesine tutunduğunu göstereceğiz. Daha sonra ise evrimsel oyun teorisiyle, toplumda tekrarlanarak oynanan bu koordinasyon oyununun sonucunda, toplumun klientelizme doğru nasıl evrildiğini göstereceğiz. Üçüncü makalede ise başka bir kurumsal fakirlik tuzağı olan taşeronluk ilişkilerini, işçi ile işveren arasında oynanan bir koordinasyon oyunu olarak modelleyerek, ajanların nasıl taşeronluk ilişkilerine tutunduğunu göstereceğiz. Sonrasında ise evrimsel oyun teorisiyle, emek piyasasının taşeron ilişkilerine doğru nasıl evrildiğini göstereceğiz. Her iki makalenin sonuçları kurumsal fakirlik tuzakları olan politik klientelizmin ve taşeronluk sisteminin çekim bölgesinde olan bir ekonominin bu tuzaklardan kurtulması için yapılabilecek olan stratejik hareketleri analiz etmek açısından önemlidir. Böylece kalkınma iktisadında, oyun teorisi yaklaşımını kullanarak temel politikalar ve öneriler geliştirilebilir.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik kalkınma+5
Ü. Oya Cesur Demir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ormancılık sektörünün kalkınmadaki yeri ve özel orman işletmeciliği

Ekonomik kalkınmaKalkınmaOrman işletmeleri+4
H. Mustafa Paksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye için yeni kalkınma ve gelişme stratejisi arayışları

Türkiye 1990'lardan itibaren "istikrarsızlık-kriz-büyüme-istikrarsızlık" sarmalında bir kısır döngü içine itilmiş görülmektedir. Son dönem yeni arayışların ve yeni bir yapılanma gerekliliğinin yoğun bir biçimde artış gösterdiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada özellikle planlı ekonomi dönemlerindeki iktisat politikaları ve son dönemde yaşanan darboğaz ve bu darboğazın sonuçlarında yaşanan son dönem ekonomik krizleri üzerinde durulmuştur. Yaşanan darboğazdan çıkmak için acilen özgün politikalar üretilmesi ve bunların bir an önce uygulamaya konması gerekmektedir. Bunun planlı bir yaklaşım ile gerçekleştirileceği açıktır. Burada önemli bir nokta olarak, kısa süreli dayatma planlar ve programlarla sonuca varılamayacağı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Kalkınma ve Gelişme Stratejisi, Sürekli ve Sürdürülebilir Planlama Gereği, Türkiye

GelişmeGelişme stratejileriKalkınma+6
Emre Kuyumcu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessEN

Kalkinma ile gelir dağilimi eşitsizliği arasindaki ilişki: Türkiye örneği

The aim of this study is to analyze the empirical relationship between development and inequality for suggesting policies that could accelerate the development by improving the distribution of income. Unlike previous studies, in this thesis the level of development is described by an alternative measure, Human Development Index, rather than growth rate of GDP. In addition, although many studies analyzed the development and income distribution phenomenon in Turkey, none of them proposed policy implications having motivated from the relation between these two.In the study the progress of income distribution and development performance of Turkey through out the years is evaluated as well as the examination of provincial Human Development Index values and the contribution of provinces to countrywide inequality. In the empirical analysis part the negative relation between income inequality and development indicators are exposed by using cross section analysis. Accordingly, a general equilibrium model is conducted to observe the outcomes of the policy scenarios that could reduce the income inequality. The income distribution improving impact of policy experiments such as imposing direct tax increases, imposing higher rates of tariff, decreasing the activity taxes on production and increasing the governments saving level is observed which indirectly results in acceleration of development.

Income distributionDevelopment
Görkemli Demirel Kazar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir (yeşil) demiryolu yolcu taşımacılığı: Yolcu perspektifinden bir değerlendirme

21.yy'ın başından itibaren çevresel problemler, artık insanoğlunun en büyük problemi olarak tanımlanagelmektedir. Bu problemler sadece şimdi değil, gelecek kuşakların yaşam kalitelerini de kesinlikle etkileyecektir. İnsan ve endüstri faaliyetlerinden kaynaklı çevresel problemleri çözmek için iktisat ve işletme bilimlerinin her dalından otoriteler, klasik kalkınma felsefesi içerisindeki sürdürülemez nitelikteki boşlukları yeşille doldurmak için optimum nitelikte yaklaşımlar geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu noktada yeşil pazarlama sürdürülebilir bir kalkınma kurgusunun yaratılması için kritik bir rol üstlenmektedir. Bir çok makale, pazarlama bilimini ekoloji ile endüstri arasında ve dünyadaki insanlar arasında sürdürülebilir bir ilişkinin kurulması için en önemli bileşen olarak işaret etmektedir.Çalışma öncelikle sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir parçası olarak sürdürülebilir (yeşil) pazarlama felsefesi ve yeşil taşımacılığa, ikincil olarak ise yeşil bir taşımacılık enstrümanı olarak demiryollarına odaklanmaktadır.Grant'in yeşil pazarlama manifestosu ise çalışmanın üçüncü bölümünde tartışılmakta ve sonuç olarak Adana-Mersin arasında seyahat eden yolcuların yorumlarını içeren pazarlama araştırma verilerinin analiz ve değerlendirilmesi yapılmaktadır. Grant'in yeşil pazarlama çerçevesi, yolcu görüşleri kullanılarak, iki şehir arasında yeşil bölgesel bir yolcu taşımacılığı modeli oluşturma amacı ile doldurulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir pazarlama, yeşil pazarlama, yeşil taşımacılık, sürdürülebilir taşımacılık, demiryolu taşımacılığı

Demir yolu taşımacılığıKalkınmaPazarlama+10
Ekrem Alper Canan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İnsani gelişme yaklaşımı ve neoliberal politikaların gelişmekte olan ülkeler açısından karşılaştırılması

Amartya Sen'e göre kalkınma, insanların yararlandıkları gerçek özgürlüklerin genişletilmesi sürecidir ve temel olarak insanlarla ilgilidir. Gerçek anlamda bir kalkınma ancak, insanların yaşamlarını özgür bir biçimde sürdürebildikleri bir toplum içerisinde gerçekleşebilir. Yalnızca gelir artışının veya çıktı düzeyinin artırılmasını içeren iktisadi bir anlayış, böylesi bir süreci açıklamada yetersiz kalır. Gelir artışı, tek başına insani yoksunluğu açıklayamaz. İnsanların tercihleri, iktisadi refahın çok ötesindedir. Dolayısıyla kalkınma sürecinin asıl içeriğine erişilmesi, ancak insanların yaşamlarında önemli bir yer tutan ve onların yaşamlarını değerli kılan sosyal, siyasal, kültürel olmak üzere diğer tüm unsurların da analize dahil edilmesiyle mümkün olabilir. Ancak bu şekilde, insan refahı tam anlamıyla anlaşılabilir.Amartya Sen'in "kapasite yaklaşımı", insan merkezli bir kalkınma anlayışının felsefi ve kavramsal altyapısını oluşturur. Merkezine insanı alarak, onun temel kapasitelerine ve özgürlüklerine odaklanan insani gelişme yaklaşımı, kalkınma sürecinde önemli bir yer tutar. Kişisel çıkar dürtüsüne dayalı, faydanın ve iktisadi refahın maksimizasyonunu içeren ve rasyonaliteyi evrensel bir koşul olarak kabul eden neoliberal yaklaşımda ise kalkınmanın içeriği, milli gelirde rakamsal bir artışı ifade eder. Ancak böylesi bir kalkınma anlayışı, gelişmekte olan ülkelerin deneyimlerine bakıldığında yetersiz ve işlevsiz kalır. İhtiyaç duyulan, bilinçli bir kamu politikasıyla iktisadi büyümenin insanların yaşantılarına aktarılmasıdır. Buna göre, kalkınma sürecinde insana ve insani gelişmeye dayalı bir yaklaşım, etkili bir kamu politikasıyla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde neoliberal reçetelere göre daha etkin görünmektedir.

Devlet politikalarıEkonomik kalkınmaGelişim+4
Mehmet Sedat Uğur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomik kalkınma üzerindeki rolü

Türkiye'nin iktisadi kalkınmasının sağlanmasının ve sürdürülebilir olmasının en temel şartı ülkenin sahip olduğu doğal, beşeri ve ekonomik kaynakların etkin biçimde kullanılmasıdır. Türkiye'de sürdürülebilir iktisadi kalkınmayı sağlayacak doğal ve ekonomik kaynaklardan olan hazine taşınmazlarının tamamının rasyonel, etkin ve verimli kullanımı vazgeçilmez bir unsurdur. Bu nedenle hazine taşınmazlarının kısa, orta ve uzun dönemli olarak ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomiye kazandırılmasına yönelik yapılan işlemler: tahsis, kira, irtifak hakkı tesisi, satış ve ecrimisildir. Ancak, bu taşınmazların ekonomiye kazandırılmasına yönelik yapılan işlemler istenilen düzeyde değildir. Hazine taşınmazlarının yönetimi ve ekonomiye kazandırılmasına ilişkin yasal ve kurumsal değişiklik yapılması gerekmektedir. Bu değişikler ile birlikte yapılacak bir planlama doğrultusunda hazine taşınmazları ekonomiye kanalize edilmelidir. Böylelikle, hazine taşınmazları rasyonel, etkin ve verimli ticari yatırımlara konu edilerek ekonomiye kazandırılacak ve iktisadi kalkınmaya katkı sunacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomik kalkınma üzerindeki rolü tartışılacaktır.

Beşeri sermayeEkonomik kalkınmaEkonomik sermaye+6
Deniz Kara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Eco entrepreneurship: Sutainable development in small and medium sized entrepreneurs

In this paper, we focus on the impact of the sustainable development in small and medium sized entrepreneurs. As of late ecological and social elements have turned out to be progressively imperative key contemplations for endeavors of any size. Rising 21st century economic situations are presently making really new focal points through which the world must be seen. Sustainability procedures make numerous synergistic impacts for SMEs working cooperatively, and in addition foundational benefits for the normal. Social and environmental entrepreneurship, otherwise called green and comprehensive entrepreneurship or Eco enterprise, could assume a basic part in accomplishing a worldwide Green Economy. Eco-enterprises require business improvement support to be productive supporters of the Green Economy and to end up noticeably monetarily economical. Business enterprise is viewed as a contrasting option to joblessness and destitution which could be the panacea for advancement. (Bogan and Darity, 2008). This study aims to serve in as an impulse for multidisciplinary inquire about and advance dialog on the maintainable improvement in sustainable development in small and medium sized entrepreneurs.

Eco-entrepreneurshi̇pEntrepreneursEntrepreneurship+3
Leila Zare
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınma ve Çukurova örneği

Geçmişten günümüze, bölgesel dengesizlikler bütün ülkeler için sorun teşkil etmiştir. Bölgesel Kalkınma Yaklaşımı, özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, çok sayıda ülkenin ekonomi politikalarında yer almıştır. Az gelişmiş, gelişmekte veya gelişmiş olan çok sayıda ülkenin bölgeleri arasındaki mevcut kalkınma farklılıkları, ülkeleri bu farklılıkları gidermeyi sağlayacak veya minimum düzeye indirecek çalışmalar yapmaya itmiştir. Bu sebeple ülkeler, mevcut potansiyellerini iyi analiz edip, bu potansiyellere uygun çözümler üretmeye başlamışlardır. Ülkeler, sosyoekonomik ve kültürel özelliklerine göre farklı bölgesel kalkınma stratejileri uygulamaktadır. Bu çalışmada, geri kalmış bölgelerin potansiyellerini ortaya çıkarmak adına, vergisel teşvikler, kalkınma ajansları, girişimcilik, kooperatifçilik, inovasyon, Ar-Ge ve turizm gibi bölgesel kalkınma araçlarının ve faaliyetlerinin kalkınma farklılıklarını gidermeye yardımcı faaliyetler olduğu saptanmıştır. Çalışmanın Bölgesel Kalkınma ve Çukurova Bölgesi kısmında, Çukurova Bölgesi'nde yer alan Mersin, Adana ve Osmaniye illeri üzerinden bölgenin kalkınma seviyesi, sosyal ve ekonomik yapıları ile ilgili veriler doğrultusunda tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen bilgiler, mukayeseli üstünlük yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Üç ildeki öne çıkan sektörler belirlenmiştir. Çukurova Bölgesi'nin kalkınma düzeyini arttıracak öneriler sunulmuştur. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar sonucunda bölgenin, Marmara Bölgesi'ne alternatif bölge olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaKalkınma+3
Gökçe Durmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan'da kamu harcamalarının kalkınma açısından genel bir değerlendirmesi

Kamu harcamalarının en önemli özelliği, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi amacıyla belirli ölçütler çerçevesinde yapılmasıdır. Kamu hizmetlerinin gerçekleştirilmesinin asıl amacı ise toplumda yer alan bireylerin refah seviyelerinin yükseltilmesi ile ilgilidir. Kamu harcamaları genel olarak kamunun ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla devletin mal ve hizmet satın alması ve bunun için bir harcama yapmasını ifade etmektedir. Böyle bir olgu Afganistan gibi gelişmekte olan ülkeler açısından daha büyük bir öneme sahiptir. Dolayısıyla kamu kesimi harcamalarının, toplumların ekonomik açıdan büyümelerine ve refahlarına katkıda bulunup bulunmadığının incelenmesi önemli bir konu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kamu harcamaları inceleyerek, cari yatırım ve transfer harcamalarının büyüme üzerindeki etkilerini son yılara ilişkin verileri ele alarak sorgulamaktır. Bilemsel olarak Afganistanın kamu harcamaları, ekonomik, eğitim, sağlık durumuları, alt yapısı, gelir dağılımı ve yoksulluk üzerindeki etkilerinin genel hatlarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu tez çalışmasında, Afganistan'ın yapısına dair genel görünüm hakkında bir takım özet bilgiler sunulmakla birlikte, ülkenin eğitim, sağlık sorunları ve aynı zamanda gelir dağılımı ve yoksulluk konularına değinilecektir. Çalışmamızla ilgili literatürdeki bilgilere dayanarak ülke raporlarını sunan konuyla alakalı çeşitli kaynaklardan, tablolardan grafikler ve verilerden faydalanılacaktır. Bu araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın problemi, amacı, önemi ve yöntemi açıklanıp ilgili araştırmaar incelenmiştir. İkinci bölümde Afganistan hakkında genel bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Afganistanın genel ekonomik durumu incelenmiştir. Dördüncü bölümde Afganistanın kamu harcamaları hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak sonuç bölümünde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Afanistan ekonomisi, kamu harcamaları.

AfganistanEkonomi politikalarıKalkınma+2
Rahmatullah Rasoly
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma farkındalıklarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma farkındalıklarının incelenmesidir. Bu çalışmada hem nicel hem de nitel araştırma desenlerinin birlikte ele alındığı karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın deseni ise karma yöntem desenlerinden biri olan açımlayıcı sıralı desendir. Çalışmanın nicel boyutu tarama yöntemi ile, nitel kısmı ise durum çalışması desenlerinden biri olan bütüncül çoklu durum deseni üzerine inşa edilmiştir. Mevcut çalışmaya Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Okul Öncesi Eğitimi Anabilim dalında, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde öğrenimini sürdüren 204 öğretmen adayı katılmıştır. Pandemi süreci nedeniyle kolayda örnekleme yöntemi tercih edilerek seçilen 204 okul öncesi öğretmen adayı arasından araştırmanın amacına uygun olarak sürdürülebilir kalkınma farkındalığı düşük düzeyde (f=4 öğretmen adayı) ve yüksek düzeyde (f=4 öğretmen adayı) katılımcılar amaçlı örneklem yöntemi ile seçilerek görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın nicel verileri Türkiye genelinde kapanma sürecinin yaşanması nedeniyle Google forms üzerinden elektronik olarak hazırlanan iki ölçek ile toplanmıştır. Veriler iletişim uygulaması olan Whatsapp kullanılarak katılımcılara eş zamanlı olarak gönderilen Kişisel Bilgi Formu ve Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalık Ölçeği ile toplanmıştır. Nitel veriler, Zoom programı üzerinden online görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analiz sürecinde; nicel veriler analiz edilirken SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Bu program kullanılarak bir değişkene ilişkin analizler yapılırken frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama (x̄), standart sapma (SD) değerleri hesaplanmış ve tek faktörlü gruplar arası desenler için ilişkisiz t-testi, iki faktörlü gruplar arası desenler için ANOVA modeli tercih edilmiştir. Nitel verilerin analizi ise, içerik analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bulgularına göre, araştırmaya katılan okul öncesi öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma farkındalıkları yüksek düzeydedir. Öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma farkındalıkları çevreye duyarlılık, baba eğitim düzeyi ve çevre ile ilgili bir sivil toplum kuruluşuna (STK) üye olma değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, buna karşın cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim düzeyi, ailenin gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Öğretmen adayları ile yapılan görüşmelerde elde edilen bulgulara göre, öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma farkındalıklarının yüksek olmasında çevreye karşı duyarlılık başta olmak üzere tasarruf, eğitim, yakın çevrenin etkisi, din, cinsiyet eşitliği, iletişim ve bu konuya yönelik kavramsal bilgi düzeyinin, sorumluluk, empati ve okul öncesi eğitimin öneminin farkında olma gibi faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma farkındalıklarının yüksek düzeyde olmasında başat boyut çevredir. Ancak bunun yanında toplum ve ekonomi boyutu, bilgi ve kişilik özelliklerinin de etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öneri olarak, sürdürülebilir kalkınma farkındalığını artırmak için tek bir boyut yeterli değildir. Her üç boyut (çevre, ekonomi, toplum) göz önünde bulundurularak lisans döneminde öğretmen yetiştirme eğitiminin uygulamaya dayalı ve deneyim sağlayıcı olması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitimi, Öğretmen adayları, Sürdürülebilir kalkınma farkındalığı

Aday öğretmenlerFarkındalıkKalkınma+5
Memduh Sefa Türk
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Related subjects