Recreation
311 theses under this subject heading
Yerel yönetimlerde belediyelerin gerçekleştirdikleri rekreatif spor etkinliklerinin fayda ve yeterliliğinin incelenmesi: Çorlu örneği
Bu çalışmanın amacı, belediyeler tarafından gerçekleştirilen rekreatif spor etkinliklerine katılan bireylerin rekreasyonel fayda ve yeterlilik düzeyleri üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Çorlu Belediyesi tarafından düzenlenmiş sportif etkinliklere katılan 18 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ölçek yöntemi kullanılmıştır. Demografik sorular Ağılönü (2007) tarafından geliştirilen Rekreasyonel Beklentiler Ölçeğinden oluşturulmuş, ölçme araçları olarak Türkçe uyarlaması Akgül ve arkadaşları (2018) tarafından yapılan Rekreasyon Fayda Ölçeğinin iki alt boyutu (fiziksel ve psikolojik), Gökçe ve Orhan (2011) tarafından geliştirilen Serbest Zaman Doyum Ölçeğinin iki alt boyutu (psikolojik ve eğitimsel) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Öncelikle verilerin dağılım özelliklerini belirlemek amacıyla çarpıklık ve basıklık değerleri incelenmiştir. Ardından, tanımlayıcı istatistikler hesaplanmış ve gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Anlamlı farklılıkların olduğu durumlarda Tukey HSD testi ile post-hoc karşılaştırmalar yapılmıştır. Ölçekler arası ilişkileri belirlemek için Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların rekreasyon fayda düzeyleri ile serbest zaman doyumu, çalışma durumu ve rekreasyon faydanın psikolojik alt boyutu dışında hiçbir değişken arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bununla birlikte, rekreasyon fayda ile serbest zaman doyumu alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon olduğu belirlenmiştir.
Rekreatif dans faaliyetlerine katılan bireylerin esenlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, serbest zamanlarında dans etkinliklerine katılan kişilerin elde ettikleri esenlik seviyelerini incelemek ve bu seviyeleri belirli demografik özellikler çerçevesinde karşılaştırmaktır. Araştırmanın evrenini daha önce hiç rekreatif olarak dans aktivitelerine katılmamış üniversite öğrencileri oluştururken, örneklem grubunu ise tesadüfi örnekleme yöntemine dayalı olarak Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerden seçilmiş, toplamda 68 gönüllü öğrenci, 34 erkek ve 34 kadın olacak şekilde bir araya getirilmiştir. Araştırma kapsamında veri toplamak için kişisel bilgilerin yer aldığı bir form ve VanderWeele (2017)'nin geliştirdiği, "Yeni Esenlik Endeksi (New Florishing Index)" olarak adlandırılan ve Alkan (2022) tarafından Türkçe Formu Geçerlilik ve Güvenirliliği yapılan "Yeni Esenlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek güvenilirliğini tespit etmek amacıyla Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, bağımsız ikili grupları karşılaştırırıken, bağımsız örneklem (independent Sample) T testi, bağımlı ikili grupları karşılaştırırken bağımlı(paried) örneklem T-testi ve grup ve zaman ortak etkileşiminin analizinde tekrarlı ölçümlerde iki faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Esenlik Ölçeği ve alt boyut puanlarının çalışma ve kontrol grubu arasındaki karşılaştırılmasında ise ANCOVA analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre katılımcıların rekreatif amaçlı dans aktivitelerine katılımlarıyla esenlik düzeyinin artması ilişkisinin yüksek olduğu (p<0,01) ve demografik değişkenlere göre farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0,0160). Haftalık dans aktivitelerine katılan bireylerin Esenlik Ölçeği toplam ortalama puanları (ort: 80,32) katılmayanlara oranla (ort:74,18) anlamlı bir şekilde daha yüksektir. Sonuç olarak, reakreatif amaçlı dans etkinliklerine katılan bireyler ile herhangi bir katılım göstermeyen bireyler arasında esenlik düzeylerine göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Faaliyetlere katılan bireyler, "mutluluk ve yaşam doyumu, zihinsel ve fiziksel sağlık, yaşam amacı ve anlamı, yakın sosyal ilişkiler ve finansal ve maddi durum" boyutlarında önemli bir artış ve iyileşme gösterirken, kontrol grubunda bu durum sabitliğini koruyamamış ve azalma yönünde eğilimler göstermiştir. Bu bulgulara dayanarak, rekraetif amaçlı dans aktivitelerinin bireylerin esenliğinde iyileştirme ve koruma sağladığı söylenebilir.
Zaman-sınırlı beslenme programının rekreaktif aktif erkeklerde vücut kompozisyonu, insülin duyarlılığı ve yağ oksidasyonu üzerine etkisi
Zaman-sınırlı beslenme (ZSB), bireylerin beslenme penceresinin günün belirli saatleriyle sınırlandırıldığı ve açlık penceresinin en az 12 saat olduğu en sık tercih edilen aralıklı açlık modelidir. Bu araştırmanın amacı; 6 haftalık ZSB programının aktif erkeklerde vücut kompozisyonu, insülin duyarlılığı, dinlenim durumunda ve egzersiz sırasında yağ oksidasyonu üzerine etkisini belirlemektir. Çalışmaya 18-39 yaş aralığında, sağlıklı, en az 1 yıldır haftada en az 3 gün egzersiz yapan 31 rekreasyonel olarak aktif erkek gönüllü katılmıştır. Katılımcılar rastgele yöntemle ZSB (n=14) veya kontrol (n=17) grubuna dâhil edilmişlerdir. ZSB grubu, 6 hafta boyunca 16:8 programını uygulamış, kontrol grubundan ise mevcut beslenme alışkanlıklarını değiştirmemeleri istenmiştir. Tüm katılımcıların vücut kompozisyonu, dinlenik metabolik hız ve submaksimal egzersiz sırasındaki yağ oksidasyonu 6 haftalık program öncesi ve sonrası ölçülmüştür. Ayrıca katılımcılardan çalışma başında ve sonunda 12 saatlik açlık sonrası kan örnekleri alınmıştır. Verinin normal dağılım gösterdiği belirlendikten sonra, ZSB uygulaması öncesinde ve sonrasında gruplar arasındaki ve grup içi farkları incelemek için iki yönlü tekrarlı ölçümlerde (grup×zaman) varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Vücut ağırlığı (p=0,002; kısmi eta kare (p2) = 0,280), kas kütlesi (p=0,015; p2=0,20), yağsız vücut kütlesi (p=0,015; p2=0,19) ve yağ kütlesi (p=0,017; p2=0,18) 6 haftalık ZSB programı sonrası anlamlı düzeyde azalmıştır. Tüm bu değişkenlerin grup×zaman etkileşimleri de istatistiksel olarak anlam bulunmuştur (p<0,05). Bu bulgular, bu değişkenlerde 6 hafta içerisindeki gruplardaki değişimin istatistiksel olarak farklı olduğunu göstermektedir. Tekrarlı ölçümlerde ANOVA sonuçları gruplar arasında ve zaman içerisinde dinlenik metabolik hız ve karbonhidrat oksidasyonunda anlamlı bir değişiklik olmadığını göstermiştir (p>0,05). Dinlenik solunum değişim oranında (RER) (p=0,014; p2=0,19) azalma ve dinlenik yağ oksidasyonunda (p=0,006; p2=0,23) artış, grup×zaman etkileşimi açısından istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Uygulanan 6 haftalık ZSB programı, egzersiz sırasındaki yağ ve karbonhidrat oksidasyonunu, egzersiz sırasındaki RER'i ve metabolizmayla ilişki kan parametrelerini ise istatistiksel olarak anlamlı düzeyde değiştirmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, 6 haftalık ZSB programı, genç sağlıklı erkeklerde yağ kütlesini ve vücut ağırlığını azaltarak vücut kompozisyonunu iyileştirirken, dinlenme halindeki substrat oksidasyonunu geliştirmektedir. Egzersiz sırasındaki substrat oksidasyonu üzerinde etkisi ise sınırlıdır.
Çocuklar için serbest zaman aktivite anketinin uyarlaması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu çalışmanın amacı Telford, Salmon, Jolley ve Crawford tarafından 2004 yılında geliştirilen "Çocuklar İçin Serbest Zaman Aktivite Anketi"nin (Children's Leisure Activities Study Survey) Türk kültürüne uyarlanması, geçerlik ve güvenirliğinin saptanmasıdır. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde ortaokullara devam eden ve yaşları 11 ile 14 arasında değişen toplam 405 öğrenci çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul etmiştir. Anketin uyarlanması sürecinde, sırasıyla İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmesi, Türkçe'den İngilizce'ye geri çevrilmesi, türkçe ifadelerin anlaşılırlığının test edilmesi için pilot uygulama, bazı aktivitelerin çıkarılması, bazı aktivitelerin eklenmesi, anketin anlaşılırlığının test edilmesi için 2. pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Sonrasında geçerlik çalışması için 104 öğrenciye bir haftalık "Fiziksel Aktivite Günlüğü" dağıtılmış ve 7. günün sonunda günlük formu öğrencilerden geri toplanırken Çocuklar İçin Serbest Zaman Aktivite Anketi uygulanmıştır. Güvenirlik çalışması için 301 öğrenciye bir hafta arayla iki kez anket uygulanmıştır. Geçerlik düzeyinin saptanması için sınıf içi korelasyon katsayıları hesaplanmış ve anketin düşük şiddetli aktiviteleri içeren (inaktif) bölümünün geçerli olmadığı (p>0,05), orta şiddetli, yüksek şiddetli ve orta-yüksek şiddetli fiziksel aktiviteleri içeren (aktif) bölümünün ise geçerli olduğu ve sınıf içi korelasyon katsayısının 0,50 ile 0,95 arasında değişmekte olduğu görülmüştür. Güvenirlik analizleri sonucunda ise sınıf içi korelasyon katsayılarının farklı şiddetteki aktivite türlerinde tüm yaş düzeyleri için (11-14) 0,52 ve 0,91 arasında değiştiği görülmüştür. Sonuç olarak; Çocuklar İçin Serbest Zaman Aktivite Anketi (ÇSZAA)'nin 11-14 yaşları arasındaki çocuklarda düşük şiddetli aktivitelerin değerlendirilmesinde kullanılamayacağı ancak orta şiddetli, yüksek şiddetli ve orta-yüksek şiddetli fiziksel aktivitelerin değerlendirilmesinde hem geçerli hem de güvenilir bir anket olduğu belirlenmiştir.
Otel işletmelerinde rekreasyon ve boş zaman değerlendirmeleri: Yönetimsel bir yaklaşım
Sanayi devriminden sonra boş zaman kavramı değer kazanmış, boş zaman değersizdir algısı anlamını yitirmiştir. Boş zamanların değerli hale gelmesi ile insanlar yeni arayışlar içerisine girmiştir. Bu arayışların başında yer alan rekreasyon, turizm ve eğlence hizmetleri olgusu otel işletmeleri için birer çekicilik unsuru haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de rekreasyon, animasyon ve boş zamanı değerlendirme faaliyetlerinin otel işletmelerinde yönetimsel anlamda nasıl değerlendirildiği ve yönetim fonksiyonları içinde ne şekilde yer aldığını açıklamak, animasyon ve eğlence hizmetlerinin planlanması, bu faaliyetlerde çalışan personelin örgütlenmesi, işlerin yöneltilmesi, koordinasyonu ve kontrolü aşamalarında otel yöneticilerinin rolünü ve karar verme süreçlerinde yer alıp almadıklarını ortaya koymaktır. İnceleme (survey) yönteminin kullanıldığı bu araştırmada veri toplama tekniği olarak anket seçilmiştir. Anket sonuçlarından, otel işletmelerinin rekreasyon, animasyon ve eğlence hizmetlerinin faaliyetlerini belirleme ile ekibin görev paylaşımını belirleyen rekreasyon aktivite yöneticisi iken, personelin arasındaki koordinasyonu sağlayanlar aktivite birim şefleridir. Otel işletmelerinin rekreasyon, animasyon ve eğlence hizmetleri faaliyetlerini işletmenin kendi tarafından düzenlenmesi, faaliyetlerin programlarını gerçekleştirenin, işletmenin kendi animasyon ekibinin olması, personel ve bütçe denetimini yine işletme yönetiminin yapması, rekreasyon, animasyon ve eğlence hizmetleri yönetiminin, otelin işletme yönetimine bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Turizm, Animasyon ve Yönetim-Organizasyon
Hizmet kalitesi ile yenilenme arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay Arkeoloji Müzesi örneği
Hizmet kalitesi, bir kurum veya işletmenin başarıya ulaşmasında belirleyici bir kriter olarak görülmektedir. Müzelerde sunulan hizmetlerin ziyaretçiler tarafından nasıl algılandığının bilinmesi, müzelere güçlü veya zayıf yönlerini görme ve kalitenin iyileştirmesi konusunda önemli bir katkı sağlamaktadır. Bireyler çeşitli zamanlarda yenilenmek, eğlenmek, farklı şeyler deneyimlemek ve kendilerini geliştirmek amacıyla farklı rekreasyon aktivitelerine katılmaktadır. Bu aktivitelerden bir tanesi de müze ziyaretidir. Araştırmanın ana amacı, Hatay Arkeoloji Müzesi ziyaretçilerinin hizmet kalitesi algıları ile yenilenme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Anket verileri 17.09.2020-16.11.2020 tarihleri arasında tesadüfi olmayan kolayda örneklem yöntemine göre toplanmıştır. Anket uygulanırken Covid-19 salgının getirdiği riskler nedeniyle araştırma verilerinin bir kısmı yüz yüze, bir kısmı ise çevrimiçi ortamda elde edilmiştir. Araştırma kapsamında 404 anket formundan elde edilen veriler doğrultusunda analizler gerçekleştirilmiştir. Verilere frekans analizi, geçerlilik ve güvenirlik testleri, normallik testi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Katılımcıların Hatay Arkeoloji Müzesi'ne yönelik hizmet kalitesi algıları ile yenilenme düzeyleri arasında pozitif yönlü ve istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki olduğu, ayrıca hizmet kalitesi algılarının yenilenme düzeyleri üzerinde pozitif yönde ve istatistiki açıdan anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Orman içi rekreasyon alanlarında hizmet kalitesinin ziyaretçi bakış açısıyla incelenmesi
Toplumun orman kaynaklarından önemli beklentilerinden birisi de açık hava rekreasyonudur. Açık hava rekreasyon etkinlikleri bu amaçla oluşturulmuş alanlarda gerçekleştirilmektedir. Bu alanlardan birisi de orman parklarıdır. Bu çalışmada, İstanbul ilinde bulunan Boğazköy Orman Parkı'nda verilen hizmetin kalitesi ziyaretçi bakış açısıyla ölçülmüştür. Hizmet kalite beklentileri ile algılanan hizmet kalitesi ECOSERV ölçeği ile belirlenmiştir. Toplam 385 ziyaretçi ile anket çalışmaları yürütülmüştür. Çalışma sonuçlarına göre hizmet kalitesi kapsamında yer alan ekofiziksel boyut yüksek düzeyde beklentileri karşılayamamıştır. Bunun yanında heveslilik, güvenilirlik, empati ve güvence boyutları da beklentileri tam olarak karşılayamamış olsa da beklenti-algı değerleri birbirine yakın olup aralarındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Sadece fiziksel boyut beklentilerin üzerinde algıya sahiptir.
Spor tesisleri ve rekreasyon alanlarının yönetiminde inovatif stratejilerin değerlendirilmesi
Bu çalışma, spor tesisleri ve rekreasyon alanlarının yönetiminde inovatif stratejilerin rolünü değerlendirmektedir. Günümüz rekabetçi ortamında, bu tür tesislerin etkin yönetimi için kullanıcı deneyimi, kişiselleştirme, sürdürülebilirlik ve finansal performans gibi unsurların dikkate alınması gerekmektedir. Öncelikle, kullanıcı deneyimi, tesislerin hizmet kalitesini artırmada kritik bir faktör olup, teknolojik yenilikler ve veri analitiği aracılığıyla kullanıcı ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verilmesini sağlamaktadır. Kişiselleştirme, bireysel tercihleri ve kullanıcı beklentilerini merkeze alan yönetim anlayışı ile tesislerin daha cazip hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. Özellikle yapay zekâ ve büyük veri analitiği gibi teknolojik uygulamalar, kullanıcı alışkanlıklarını analiz ederek kişiselleştirilmiş hizmetlerin sunulmasını mümkün hale getirmektedir. Sürdürülebilirlik ise çevresel ve ekonomik boyutlarıyla ele alınmakta olup, enerji verimliliği, atık yönetimi ve yenilenebilir kaynakların kullanımı gibi stratejilerle tesislerin uzun vadeli etkinliğini artırmaktadır. Bu bağlamda, yeşil bina sertifikaları ve çevre dostu uygulamalar, spor tesislerinin ekolojik ayak izini azaltmada önemli rol oynamaktadır. Finansal performans açısından, inovatif yönetim stratejileri, gelir artırıcı modeller ve maliyet azaltıcı yöntemlerle tesislerin ekonomik sürdürülebilirliğini desteklemektedir. Dijitalleşme, akıllı fiyatlandırma sistemleri ve sponsorluk anlaşmaları, bu kapsamda değerlendirilen temel yaklaşımlar arasında olduğu bilinmektedir. Sonuç olarak, spor tesisleri ve rekreasyon alanlarının yönetiminde inovatif stratejiler, kullanıcı odaklı yaklaşımlarla entegre edildiği zaman hem hizmet kalitesini artırmakta olup hem de ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'de 2015-2020 yılları arasında beden eğitimi ve spor rekreasyon ve spor yönetimi alanlarında yapılmış tezler üzerine bir değerlendirme
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor, spor yönetimi ve rekreasyon alanında yapılmış olan tezlerin araştırma eğilimlerinin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesidir. Araştırma lisansüstü tez çalışmaları literatür taraması yapılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın evrenini, 2015 yılından 2020 yılına kadar YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanına kayıtlı "Beden Eğitimi ve Spor", "Spor Yönetimi" ve "Rekreasyon" Ana Bilim Dallarında yürütülen ulusal tezler oluşturmuştur. Örneklemini ise bu tezlerden elektronik erişime açık olan 333 Rekreasyon, 219 beden eğitimi ve 64 yönetim anahtar kelimesiyle incelenen toplamda 616 yüksek lisans tezi oluşturmuştur. Verileri toplamak amacıyla Spor Yönetimi, Beden Eğitimi ve Spor ve Rekreasyon anahtar kelimeleriyle yapılan araştırmada hazırlanan tezleri inceleme formunda yer alan; tez türü, yıl, üniversite, bölüm, başlık, yazar, anahtar kelime, araştırma yöntemi, örneklem grubu, veri analiz yöntemi ve veri toplama yöntemi gibi 11 farklı tema içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre: beden eğitimi ve spor disiplininde yapılmış olan yüksek lisans tezlerinin en fazla 2019 ve 2020 yıllarında ve en fazla rekreasyon alanında, araştırma yöntemi olarak en çok betimsel tarama modeli, örneklem grubu olarak en çok alan, üniversite öğrencileri ve genel popülasyon ile çalışıldığı, veri analiz tekniği olarak en çok içerik analizi ve parametrik tekniği kullanıldığı ve veri toplama aracı olarak en çok anket kullanıldığı belirlenmiştir.
Türkiye'de uçurtma sörfü (Kiteboard) branşı ve rekreasyonel turizm potansiyeli
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de uçurtma sörfü (kiteboard) tüketicilerinin profil ve beklentilerinin tespit edilerek uçurtma sörfünün rekreasyonel turizm potansiyeline etkisini incelemektir. Araştırmada, gözlem, yüz yüze görüşme ve diğer tüm olayların doğal ortamda gerçekçi bir biçimde ele alınarak analiz edildiği nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya, Türkiye'de uçurtma sörfü yapan 88 kişi katılmıştır. Araştırma konusu olan uçurtma sörfü özel bir alan olduğundan, katılımcıların belirlenmesinde gerekli tüm özen gösterilmiştir. Araştırmada, yaş önemli bir faktör olmadığı için göz önüne alınmazken katılımcıların cinsiyet, uzmanlık seviyeleri ve deneyim ve tecrübe düzeyleri dikkate alınmıştır. Bu araştırma sürecinde geçerlilik ve güvenirliğin sağlanması için katılımcılara araştırmanın yöntemi, süreci ve sonuçlarına yönelik çalışmalar açık ve ayrıntılı bir biçimde açıklanmış, görüşme dışı zamanlarda da katılımcılarla bir araya gelinmiş, uzun süreli bir etkileşim ortamında bulunulmuş, derinlemesine araştırma ve inceleme anlayışı (verilerin toplanması, analiz edilmesi ve değerlendirilmesi) benimsenmiş, verilerin toplanmasından analiz edilip sonuçlara ulaşılmasına kadar birbiriyle bağlantılı ve tutarlı bir süreç takip edilmiş, çalışma grubu belirlenirken amaçlı örnekleme tekniği tercih edilmiş, araştırma verileri ve sonuçları doğrulama amacıyla katılımcılarla paylaşılmış, ilgili diğer araştırmacılara sunularak görüşleri alınmıştır. Veri toplamak için yöntem olarak "görüşme formu yaklaşımı" kullanılmıştır. Görüşmeler, Eylül 2020 - Şubat 2021 tarihleri arasında, önceden haberleşerek görüşme tarihinde yapılmıştır. Katılımcılar soruları hiçbir şekilde baskılanmadan rahat bir biçimde cevaplandırmıştır. Her ihtimale karşın görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Görüşme formunda yer alan sorular cevaplara göre sınıflanarak yüzdelikleri değerlendirilmiştir. İki soru ise daha önceden belirlenen temalara göre özetlenip yorumlanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu genel olarak, uçurtma sörfünün oldukça popüler bir spor dalı olduğunu, ekipman ve malzemelerinin oldukça pahalı olduğunu, uçurtma sörfü için oldukça uygun, düzenli rüzgar alan bölgeler olduğunu, bunun Türkiye için oldukça büyük turizm potansiyelinin taşıdığını, mevcut kullanılan alanların kontrol altına alınarak korunmasını, devlet ve federasyonun uçurtma sörfünün tanıtımı ve gelişimi konusunda gerekli desteği sağlaması gerektiğini bildirmişlerdir. Ekonomileri bu denli etkileyen bir hareketliliğe sahip olan turizm gelirlerinden Türkiye'nin de hak ettiği payı alması için uçurtma sörfü başta olmak üzere diğer rekreasyonel etkinlikler ve turizm türlerinin gelişimi konularında gerekli çabanın gösterilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, Türkiye Turizm Stratejisi–2023 Belgesi'nde belirlenen stratejik yaklaşımlar çerçevesinde yapılacak çalışmaların tamamlanması, geliştirilmesi öngörülen bölgelerdeki altyapı ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması durumunda, 2023 yılında 63 milyon turist ve 86 milyar $ dış turizm geliri elde edileceği tahmin edilmektedir. Bu anlamda, üç tarafı denizlerle çevrili uzun kıyı şeridine sahip Türkiye'nin uçurtma sörfü spor dalı için kullanılabilecek geniş imkanlara sahip olduğu, uçurtma sörfünün alternatif turizm potansiyeli bulunduğunu ve bu durumun değerlendirilmesi gerektiği söylenebilir. Uçurtma sörfünün turizm potansiyeli, bu spor dalının yaygın hale gelmesi, yapılacak yeni yatırımlar ve pazarlaması açsından önemli olduğu kadar, Türk turizminin sürekliliği bakımından da oldukça önemlidir. Elde edilen bulgular çerçevesinde rekreatif etkinlikler ve turizm açısından katkı sağlayacak önerilerde bulunulmuştur.
Rekreasyonel faaliyet olarak rüzgar sörfü yapan bireylerin zihinsel dayanıklılık düzeyleriyle problem çözme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı rekreasyonel faaliyet olarak rüzgar sörfü yapan bireylerin zihinsel dayanıklılık düzeyleriyle problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma grubunu Çanakkale iline bağlı Güzelyalı köyünde bulunan ida windsurf & kitesurf spotuna rekreasyonel faaliyet amaçlı rüzgar sörfü yapmaya gelen 185 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara ait kişisel bilgiler kişisel bilgi formu, zihinsel dayanıklılık ölçeği, problem çözme envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular ortalama ve standart sapma olarak hesaplanmıştır. Verilerin normallik dağılımları kolmogrov-smirnov testi ile yapılmış olup, verilerin normal dağılmaması sebebiyle nonparametrik testler uygulanmıştır. 2 değişkenin karşılaştırılması için mann whitney u testi, 3 ve daha fazla değişkenin karşılatırılması için kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz SPSS 25.0 paket programından yararlanılmıştır. Katılımcıların yaşları ile problem çözme becerileri ölçeğinden aldıkları toplam skor arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenememiştir. Ancak katılımcıların yaşları ile zihinsel dayanıklılık ölçeğinden aldıkları toplam skor arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Oluşan bu anlamlı farklılık 18 yıl ve altı-19-22 yaş arası ile 18 yıl altı ve 23-26 yaş arasındadır. Katılımcıların cinsiyetleri ile zihinsel dayanıklılık ve problem çözme ölçeği toplam skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların mesleği ile zihinsel dayanıklılık ölçeği istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiş ve bu fark eğitmen ve diğer meslek grubu arasında ortaya çıkmıştır. Ancak katılımcıların mesleği ile problem çözme ölçeği istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların rüzgar sörfü yapma düzeyi ile zihinsel dayanıklılık ölçeği ve problem çözme ölçeği toplam skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların rüzgar sörfünü tercih etme nedeniyle zihinsel dayanıklılık ölçeği toplam skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenirken, problem çözme ölçeği toplam skoru ile katılımcıların rüzgar sörfünü tercih etme nedeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların heyecan düzeyleri ile zihinsel dayanıklılık ölçeği ve problem çözme parametreleri ölçeği toplam skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir 185 kişi üzerinde yapılan bu araştırmaya 131 erkek 54 kadın katılımıştır. Rüzgar sörfü gerek spor branşı gerek rekreasyonel faaliyet amaçlı elverişli rüzgar alan her bölgede belirli bir yaşa ve cinsiyete bağlı kalmadan sağlıklı her bireyin boş zaman faaliyetini değerlendirebileceği ekstrem bir branştır.
Rüzgar sörfçülerinde denge, kuvvet parametreleri ve bilişsel düzeyleri: Profesyonel ve rekreasyonel katılımcılar üzerine bir inceleme
Bu araştırmada, rüzgar sörfü sporunu yapan profesyonel ve rekreasyonel sörfçülerin denge, kuvvet parametreleri ile bilişsel düzeyleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu ana amaçla birlikte çalışmamızda rüzgar sörfü yapan katılımcıların denge ve kuvvet parametrelerindeki değişimler, kaygı durumu, stres altında karar verme yetisi gibi bilişsel düzeylerini etkileyen faktörler incelenmiştir. Aynı zamanda, profesyonel sörfçüler ile rekreasyonel sörfçülerin denge ve kuvvet parametreleri arasında ortaya çıkan farklılıklar araştırılmıştır. Çalışma, rüzgar sörfü sporunu yapan iki ayrı grubun incelendiği deneysel bir çalışma olmuştur. Katılımcılara vücut yağ oranı, statik kuvvet ölçümü ve statik-dinamik postürografi ile determinasyon testi ve zihinsel dayanıklılık ölçeği uygulanmıştır. Profesyonel grubun (n: 19) yaş ortalaması 22,63 ± 9,94 yıl iken, rekreasyonel grubun (n:18) yaş ortalaması 27,27 ± 6,93 yıl olarak saptanmıştır. Sörf deneyimi açısından bakıldığında, profesyonel grup ortalaması 4,94 ± 4,67 yıl rekreasyonel grup ortalaması 4,88 ± 6,15 yıl olarak bulunmuştur. Her iki sporcu grubu arasında dinamik denge ölçüm parametrelerinde anlamlı farklılık bulunurken (p≤0,05), statik denge parametrelerinde anlamlı farka rastlanmamıştır (p>0,05). Katılımcıların dinamik proprioseptif denge değerlerinin karşılaştırılması sonucunda profesyonel sporcuların ortalama değerleri düşük (38,63 ± 8,69), rekreasyonel sporcuların ortalama değerleri yüksek (53,33 ± 13,80) olarak bulunmuştur. Bu verilerden dolayı profesyonel sporcular lehine anlamlı farklılık saptanmıştır (p≤0,05). Zihinsel dayanıklılık testi sonuçlarına göre, devamlılık boyutunda rekreasyonel sörfçüler lehine anlamlı farklılıklar saptanırken, güven ve kontrol boyutlarında herhangi bir farklılığa rastlanmamıştır. Determinasyon testleri sonuçlarına göre de herhangi bir anlamlı fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Rüzgar sörfü, dinamik ve statik denge, zihinsel dayanıklılık.
Rekreatif amaçlı fitness egzersizi yapan bireylerin sosyal medya kullanımları ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışma, rekreatif amaçlı fitness egzersizi yapan bireylerin sosyal medya kullanımları ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2023 yılında Mersin il ve ilçelerinde fitness merkezlerine üye yetişkin bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise Mersin il ve ilçelerinde bulunan anakütle oranlarına dayalı basit tesadüfi olasılık örneklemesi yöntemiyle seçilen bazı fitness merkezlerine üye 190'u kadın, 457'si erkek toplam 566 katılımcı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen "kişisel bilgiler formu", "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu" ve ''Sosyal Medya Kullanım Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen skorların kategorik değişkenlere göre karşılaştırılmasında iki grup içeren kategorik değişkenler için bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla grup içeren kategorik değişkenler için varyans analizi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda gruplar arasındaki farklılığı belirlemek için çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutları arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler SPSS programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda katılımcıların sosyal medya kullanımı ölçek alt boyutlarından süreklilik ve yetkinlik arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak katılımcıların sosyal medya kullanımlarından süreklilik alt boyutu ile yetkinlik alt boyutu puanlarının orta düzeyde mutluluk ölçeği puanlarının ise yüksek olduğu belirlenmiş ve katılımcıların sosyal medya kullanım sürekliliği arttıkça mutluluk puanlarının düştüğü sosyal medya kullanımı yetkinlik puanı arttıkça ise mutluluk puanlarının arttığı belirlenmiştir.
Rekreatif bir etkinlik olarak fitness ve pilates egzersizi yapan bireylerde ototelik kişilik ve egzersiz bağımlılığının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fitness ve pilates salonlarında egzersiz yapan bireylerin ototelik kişilik ve egzersiz bağımlılıkları durumlarının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Afyonkarahisar'da yaşayan fitness ve pilates salonlarında egzersiz yapan 146 (%47,6)'sı erkek, 161 (%52,4)'i kadın toplam 307 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Egzersiz Bağımlılık Ölçeği ve Ototelik Kişilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde ölçeklerin normallik değerleri incelendiğinde Çalışmadan elde edilen verilerin tanımlayıcı istatistikleri sayısal değişkenler için ortalama, standart sapma ile kategorik değişkenler için frekans ve yüzde analizi ile verilmiştir. Ölçeklerden elde edilen skorların kategorik değişkenlere göre karşılaştırılmasında iki grup içeren kategorik değişkenler için bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla grup içeren kategorik değişkenler için Varyans Analizi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda gruplar arasındaki farklılığı belirlemek için çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutları arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler SPSS programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. p<0,05 anlamlılık seviyesi seçilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların %97,7'sinin riskli, bağımlı ve yüksek riskli grup içerisinde oldukları ve egzersiz bağımlılıklarının yüksek oldukları belirlenmiştir. Ototelik kişiliğe sahip olan bireylerin daha fazla egzersiz bağımlısı olabileceği, erkeklerin kadınlardan daha fazla egzersiz bağımlısı olduğu, bireylerin yaşları ve egzersiz sıklığı arttıkça egzersiz bağımlısı olma olasılıklarının yüksek olduğu belirlenmiştir.
Rekreasyonel yüzme etkinliği katılımcılarının demografik özelliklerine göre sosyalleşme ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı; rekreasyonel yüzme etkinliği katılımcılarının demografik özelliklerine göre sosyalleşme ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evreni, rekreatif amaçla yüzme egzersizi yapan bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bu evrende kolay örneklem yöntemi ile seçilen 18 ve 27 yaş üzerindeki toplam 491 bireyden oluşmuştur. Araştırmada veri toplamak için; Kişisel Bilgi Formu, Sosyalleşme Ölçeği, Mutluluk Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde istatistik paket programları kullanılmıştır. Araştırma ölçeklerinin güvenirliği Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanarak incelenmiştir. Skewness ve Kurtosis sonuçlarına bakılarak parametrik testlerin uygulanmasına karar verilmiştir. Araştırma ölçeklerine ilişkin betimleyici istatistik yapılmıştır. Grupların homojenliği kontrol edilmiştir. İkili karşılaştırmalarda t testi, çoklu karşılaştırmalarda One-Way Anova, farklılığın kaynağının belirlenmesinde LSD ile Tukey testleri kullanılmıştır. İlişkisel model kapsamında ise korelasyon ve regresyon yöntemlerine başvurulmuştur. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri cinsiyete göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri yaş gruplarına göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri eğitim seviyelerine göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeylerinde medeni duruma göre anlamlı düzeyde fark bulunmamıştır ancak mutluluk düzeyleri medeni durumu göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri çocuk sahibi olup olmama durumuna göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeylerinde aylık gelir seviyesine göre anlamlı düzeyde fark bulunmamıştır ancak mutluluk düzeyleri aylık gelir seviyesine göre farklılaşmaktadır. Sosyalleşme ve mutluluk ölçekleri korelasyon analizi sonucunda anlamlı pozitif ve zayıf düzeyli ilişkiye ulaşılmıştır. Sosyalleşme ve mutluluk regreasyon analizi sonucunda olumlu pozitif anlamlı olarak yordalanmaktadır. Başka bir ifadeyle sosyalleşme arttıkça mutluluk da artmaktadır.
Zumba egzersizi kadın katılımcılarını rekreasyonel egzersize güdüleyen faktörlerin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı yetişkin kadın zumba egzersizi katılımcılarını egzersize güdüleyen faktörleri katılımcıların yaş, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, medeni durum ve haftalık egzersize katılım süresine göre karşılaştırmaktır. Araştırmaya spor merkezlerinde zumba etkinliklerine katılan 18 yaş ve üzeri toplam 137 kişi katılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu ve "Sağlık", "Rekabet", "Vücut ve Dış Görünüm", "Sosyal ve Eğlence" ve "Beceri Gelişimi" alt boyutlarından meydana gelen Egzersize Güdülenme Anketi kullanılmıştır. Veriler, gerekli izinlerin alınmasını takiben spor merkezlerine gidilerek, katılımcılara araştırma hakkında bilgi verilerek ve gönüllülüğe dayalı olarak veri toplama araçlarının uygulanması adımları ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları zumba egzersizine katılan kadınların egzersize güdülenme düzeylerinin yaş gruplarına göre Sağlık alt boyutunda, eğitim düzeyine göre Sağlık, Rekabet, Vücut ve Dış Görünüm ve Sosyal ve Eğlence alt boyutlarında, medeni durumlarına göre Rekabet alt boyutunda ve haftalık zumba etkinliğine katılım süresine göre Sosyal ve Eğlence alt boyutunda farklılaştığını ortaya koymuştur. Araştırma bulgularından yola çıkılarak, kadın katılımcıların egzersize güdülenmelerindeki olumlu ve olumsuz etkenlerin, sağlık ve spor alanındaki politika yapıcılar tarafından dikkate alınması ve kadın katılımcıların egzersize güdülenmelerini engelleyen faktörlere yönelik önlemler alınması önerilmektedir.
COVID-19 sürecinde bireylerin kaygı durumları ile mutluluk düzeylerinin incelenmesi
Koronavirüs (Covid-19) pandemisi dünya genelinde büyük bir etki yaratmış ve insanların yaşamını derinden etkilemiştir. Bu süreçte, bireylerin psikolojik sağlığı ve buna bağlı olarak mutluluk düzeyleri üzerinde önemli etkilerin olduğu bilinmektedir. Bu tezin amacı; Koronavirüs (Covid-19) pandemi sürecinde Antalya ilinin Muratpaşa ilçesinde sürekli ve devamlı olarak ikamet eden 18-65 yaş bireylerin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, gelir durumu, haftalık serbest zaman süresi, haftalık fiziksel aktivite süresi ve kronik rahatsızlık durumu gibi demografik değişkenlerin anksiyete (kaygı) durumları ve mutluluk düzeyleri üzerinde etkili olup olmadığı tespit etmektir. Nicel araştırma yöntemi olarak tasarlanan bu tezde, betimsel tarama deseni kullanılmış ve örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Antalya ilinin Muratpaşa ilçesinde ikamet eden 18-65 yaş%53.1 (368) kadın ve %46.9 (325) erkek olmak üzere toplam 693 birey katılmıştır. Tezde veri toplama araçları olarak; araştırmacı tarafından konu ile ilgili olarak oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu" ve "Koronavirüs Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik testler için t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), non-parametrik testler için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri yapılmıştır. Ayrıca bireylerin koronavirüs kaygı durumları ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek için ise korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre,cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve kronik rahatsızlık gibi demografik faktörlerin bireylerin mutluluk düzeyini etkileyebileceğini göstermektedir Pearson korelasyon analizine göre bireylerin mutluluk düzeyleri ile koronavirüs kaygı düzeyleri arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=-.188, p<0.01). Bu bulgu, koronavirüs kaygısının bireylerin genel mutluluk düzeyini olumsuz yönde etkileyebileceğini göstermektedir. Daha yüksek kaygı düzeyine sahip bireylerin mutluluk düzeyinin daha düşük olduğu ve koronavirüs salgınının psikolojik etkilerinin önemli olduğu sonucuna varılabilir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Koronavirüs, Mutluluk, Kaygı
Kadın çalışanların serbest zaman engelleri ve serbest zaman yönetim düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmada, kadın çalışanların serbest zaman engelleri ile boş zaman yönetim düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu uygun örnekleme yöntemi ile belirlenerek Konya ili Selçuklu ilçesinde sürekli ve devamlı ikamet eden 18-51 yaş üzeri arasında çalışan 1915 kadın katılımcıdan oluşmuştur. Veriler yüz yüze ve online anket tekniği ile toplanmıştır. Katılımcılara araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyo-demografik veri formu, Serbest Zaman Engelleri Ölçeği Kısa Formu (SZEÖ) ve Boş Zaman Yönetimi Ölçeği (BZEÖ) uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 21.0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine yönelik gerçekleştirilen Çarpıklık ve Basıklık test sonuçlarına göre verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği saptandıktan sonra verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra çeşitli değişkenlerin karşılaştırılması için Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi ve Korelasyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında katılımcıların yaş değişkeni ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, zaman, BZYÖ alt boyutlarından boş zaman tutumu ve programlama alt boyutları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (P<0,05). Medeni durum değişkeni ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, tesis, zaman, BZYÖ alt boyutlarından programlama alt boyutları arasında anlamlı ilişki tespit edilirken (P<0,05), diğer alt boyutlar arasında anlamlı farkın olmadığı belirlenmiştir (p˃0.05). Gelir durumu değişkeni ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, arkadaş eksikliği, BZYÖ alt boyutlarından programlama alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (P<0,05). Çocuk sayısı değişkeni ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, tesis, zaman, BZYÖ alt boyutlarından boş zaman tutumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P<0,05). Çocuk sayısı ile diğer alt boyutlar arasında ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (P˃0.05). Çalıştığı kurum ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, tesis, arkadaş eksikliği, zaman, BZYÖ alt boyutlarından programlama alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (P<0,05). Sonuç olarak; çalışan kadınların serbest zaman engelleri önündeki kısıtlayıcının daha çok bilgi eksikliği yönünde olduğu tespit edilirken boş zaman yönetimi açısından ise programlama yönünde olduğu saptanmıştır. Serbest Zaman Engelleri ile Boş Zaman Yönetimi arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda en kuvvetli ilişkinin BZYÖ alt boyutlarından Amaç Belirleme ve Yöntem ile Değerlendirme arasında olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Boş Zaman, Rekreasyon, Rekreatif Faaliyet, Çalışan Kadın, Serbest Zaman Engelleri, Boş Zaman Yönetimi
Üniversite öğrencilerinde rekreatif faaliyetlerin yaşam doyumu ve boş zamanın anlamına etkisinin farklı değişkenler ışığında incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile boş zamanın anlamı ilişkisi incelenerek; rekreasyonel faaliyetlere yönelik üniversite öğrencilerinin görüşleri araştırılarak hangi sebeplerden dolayı bu faaliyetlere yöneldikleri ve yaşam doyumu ile ilişkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Necmettin Erbakan Üniversitesinde okuyan toplam 406 bireye boş zaman katılım ve tatminine yönelik sorulardan oluşan anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların yaşam doyumu ve boş zamanın anlamı ile ilgili görüşleri, cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, bölüm, boş zaman faaliyet seçimi ve sıklığı gibi demografik parametrelere göre karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. 406 veri SPSS 23.0 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine yönelik gerçekleştirilen Çarpıklık ve Basıklık test sonuçlarına göre verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği saptandıktan sonra, 2 seçenekli bağımsız değişkenler için bağımsız örneklemler t-testi, ikiden fazla seçeneğe sahip değişkenler için ise tek yönlü varyans analizi (Anova) gerçekleştirilmiştir. İlgili ölçekler arasındaki ilişkiyi tespit etmeye yönelik olarak ise "Pearson Korelasyon" analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak Yaşam doyumu ile Boş zamanın anlamı ilişkisinin incelendiği bu araştırmada örneklem grubunu oluşturan Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrencilerinin rekreasyonel faaliyetlerin anlamı ile yaşam doyumu ilişkisine yönelik; cinsiyet, yaş ve gelir düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılıklar, fakülte ve öğretim türü değişkenine göre anlamlı bir farklılık olmadığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Boş zaman, Yaşam doyumu, Boş zaman Anlamı
Üniversite öğrencilerinin rekreasyon etkinliklerini belirlemede kullanılan kaynaklar ve sosyal medya kullanımının rolü
Bu çalışmada öğrencilerin sosyal medya kullanım amaçlarının belirlenmesi, bireylerin rekreatif etkinliklere katılımlarında sosyal medyayı güvenilir bir kaynak olarak görüp görmediğinin tespiti ve sosyal medyanın rekreatif etkinlik seçimi üzerine etkisi olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya totalde 497 üniversite öğrencisi gönüllü olarak katılmıştır. Yapılan analizler sonucunda 22 ankette uç değer saptanmış olup bunlar çalışmadan çıkarılmıştır. Araştırma 286 (%60,2) kadın, 189 (39,8) erkek bireyle yürütülmüştür. Araştırmada tarama kullanılmış olup veri toplama aracı olarak "Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği" ve "Rekreasyon Etkinliklerine Katılırken Güvenilen Kaynaklar" ölçeği kullanılmıştır. Analizlerin kontrolleri sonucunda SAKAÖ ve alt boyutlarının çarpıklık basıklık değerleri kontrol edildiğinde normal dağılıma uygun olmadığı ortaya çıkmış olup parametrik olmayan (non-parametric) testler kullanılırken, REKKKÖ'nin ise normal dağılıma uygun olduğu ortaya çıkmış olup parametrik (parametric) testler uygulanmıştır. Verilerin istatiksel analizi için betimsel istatistiklerin yanı sıra T-testi, Mann Whitney-u testi, Kruskal Wallis testi, korelasyon ve regresyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında katılımcıların cinsiyet değişkeni ile sosyal medya kullanım amaçları ve rekreatif etkinliklere katılırken güvendikleri kaynaklar arasında herhangi bir anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Katılımcıların yaş gruplarına göre SAKAÖ'nin alt boyutlarından iletişimi başlatma, iletişimi kurma ve eğlence alt boyutlarında (p<.05) düzeyinde anlamlılık tespit edilirken, diğer alt boyutlarda anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Katılımcıların yaş grupları değişkeni ile REKKKÖ arasında herhangi bir anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Bireylerin sosyal medyada paylaşılan (fotoğraf, video, yorum) içeriklerinden etkilenerek katılacağım rekreatif etkinliklerde değişiklik yaptım/yapabilirim değişkenleri ile her iki ölçek arasında (p<.05) düzeyinde anlamlılık tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma doğrultusunda sosyal medya kullanımları ile bireylerin rekreatif aktivite seçmeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.05). Bireylerin sosyal medya kullanımları ile rekreatif etkinliklere katılımları arasında pozitif yönlü kuvvetli bir ilişki vardır (r=0,582). Yaptığımız analizin sonucuna göre bireylerin sosyal medya kullanımlarının, rekreatif etkinliklere katılımını da etkiledikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Yerel yönetimlerde rekreasyon hizmetleri ve kent halkının rekreasyonel faaliyetlere olan yaklaşımlarının incelenmesi: Mersin Büyükşehir Belediyesi örneği
Son yıllarda, hizmetlerin yerinden ve halka en yakın yönetim birimlerince yerine getirilmesi fikri popülerlik kazanmaktadır. Bu durum, yerel yönetimlerin önemini giderek artırmaktadır. Yerel yönetimler, kamusal mal ve hizmet sunumuyla kaynak kullanımında etkinlik sağlama, işlem maliyetlerini azaltma ve kamu sektöründe üretilen mal ve hizmetlerin yerel halkın tercihlerine uygun olması gibi nedenlerle oldukça önemli hale gelmiştir. Bu çalışma; Mersin yerel yönetimlerinin gerçekleştirmiş oluğu rekreatif hizmet/ faaliyetler ve kent halkının rekreasyonel faaliyetlere olan yaklaşımlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma toplamda 317 gönüllü katılımcıya uygulanmış olup kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Rekreasyon Alanı Tercih Etkenleri Ölçeği (RATE) kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre; katılımcıların medeni durumları ile Rekreasyon Alanı Tercih Etkenleri "RATE" ölçek alt boyutlarından , "Fiziki İmkânlar" alt boyutu puan ortalamalarının bekarların (S.O.=180,64), evlilerden(S.O.=144,35) daha fazla yüksek puana sahip oldukları ve anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer bulguya göre "Sportif Çeşitlilik", "Konum" ve "Aktivite" alt boyutları ile eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, "Personel" ve "Fiziki İmkanlar" alt boyutları ile eğitim durumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu söylenebilir.
Akademik personelin rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ve serbest zaman doyumu düzeylerinin incelenmesi (Necmettin Erbakan Üniversitesi örneği)
Bu çalışma; üniversitede görev yapan akademisyenlerin rekreasyonda algıladıkları sağlık çıktıları ile serbest zaman doyum düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya uygun örnekleme yöntemiyle toplamda Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 343 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veriler yüz yüze ve online anket tekniği ile toplanmıştır. Bireylere araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyodemografik veri formu, Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları Ölçeği(RASÇÖ) ve Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ) uygulanmıştır. Analizlerin kontrolleri sonucunda RASÇÖ ve SZDÖ alt boyutlarının çarpıklık basıklık değerleri kontrol edildiğinde normal dağılıma uygun olduğu ortaya çıkmış olup parametrik olan (parametric) testler kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizi için T-testi ve One Way Anova testi ve korelasyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları ölçeği alt boyutları ile yaş, görev yaptığı fakülte, refah seviyeleri, haftalık boş zaman süresi, boş zamanları değerlendirme güçlüğü, fiziksel aktivitelere katılım durumları, haftada ne sıklıkla fiziksel aktivite yaptıkları, üniversite kampüsündeki rekreatif alan yeterliliği, üniversite rekreatif alanlarından faydalanma durumu, ilin sahip olduğu rekreasyonel alan yeterliliği ve ilin sahip olduğu rekreasyonel alan kullanım sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken, bireylerin cinsiyet, medeni durum ve ünvan değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Serbest zaman doyum ölçeği alt boyutları ile cinsiyet, medeni durum, görev yaptığı fakülte, refah seviyesi, haftalık boş zaman süresi, boş zamanları değerlendirme güçlüğü, fiziksel aktivitelere katılım durumları, haftada ne sıklıkla fiziksel aktivite yaptıkları, üniversite kampüsündeki rekreatif alan yeterliliği, üniversite rekreatif alanlarından faydalanma durumu, ilin sahip olduğu rekreasyonel alan yeterliliği ve ilin sahip olduğu rekreasyonel alan kullanım sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken, bireylerin yaş ve ünvan değişkenlerin göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Sonuç olarak akademisyenlerin yaşı arttıkça, refah düzeyi yükseldikçe, boş zaman süresi arttıkça, haftalık fiziksel aktiviteye katılım durumları düzenli hale geldikçe rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları anlamlı hale geldiği tespit edilmiştir. Ayrıca kadın ve bekar akademisyenlerin serbest zaman faaliyetlerine katılırken estetik kaygı güttüğü bulunmuştur. Boş zaman süresi arttıkça, fiziksel aktivitelere katılma düzeyleri düzenli hale geldikçe serbest zaman doyum düzeylerinde artış tespit edilmiştir. Rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ölçeği ile serbest zaman doyum ölçeği alt boyutlarının birbirleri ile düşük düzeyde fakat olumlu bir ilişkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest Zaman, Rekreasyon, Rekreasyonel Aktivite, Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları, Serbest Zaman Doyumu
Üniversitede çalışan akademik personelin rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inancı
Bu çalışma; üniversitede çalışan akademisyenlerin tercih ettikleri rekreasyonel aktivite türleri, katılım düzeyleri ve rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inançlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya kolayda örnekleme yöntemiyle totalde Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 349 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Sportif Rekreasyonel Aktivitelere İlişkin Sağlık İnancı (SRAİSİ) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; sağlık inancı alt boyutlarının (algılanan ciddiyet, algılanan engeller, psikososyal yarar, fiziksel yarar ve öz etkililik) aktivite türü, aktiviteye katılım şekli, haftalık spor yapılan gün sayısı, aktivite esnasında algılanan zorluk ve aktivitelere katılım nedeni değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, rekreasyonel aktivitelerin akademisyenlerin koruyucu sağlık davranışlarını, algıları, öz etkililik düzeyleri, fiziksel ve sosyolojik ve sağlık motivasyonlarını arttırdığı, gerek fiziksel, sosyal ve gerekse psikolojik yönden olumlu fayda sağladığı düşüncesine sahip oldukları, sosyalleşmek ve farklı deneyimler kazanmak için grup olarak aktivitelere katılmayı daha çok benimsedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Rekreasyonel Fiziksel Aktivite, Egzersiz, Sağlık İnancı
Açık alan rekreatif etkinliklerinden kampçılığın kaygı üzerine etkisi
Bu çalışmada açık alan rekreatif etkinliklerinden kampçılığın kaygı üzerine etkisi incelenmektir. Çalışma grubu olarak katılımcılar uygun örnekleme yöntemi ile belirlenerek Ankara ilinde kamp etkinliğine katılmış ve katılmamış 319 katılıcıdan oluşmuştur. Veriler sosyal medya aracılığıyla online anket uygulanarak toplanmıştır. Katılımcılara araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyodemografik veri formu ve Dr. Aron T. Beck tarafından geliştirilen 21 maddelik Beck Kaygı ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 25.0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizi için çeşitli değişkenlerin karşılaştırılması amacıyla ikili gruplarda T-Testi ve ikiden fazla olan gruplarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak esas alınmıştır. Çalışmanın bulgularında katılımcıların cinsiyet, yaş gurubu ve eğitim durumları değişkenlerine uygulanan testlerin sonucunda kaygı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır (p>0,05). Katılımcıların medeni durum, gelir durumu ve kamp etkinliğine katılım durumlarına uygulanan testlerin kaygı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bireylerin kampçılık etkinliğine katılmalarının ve doğayla etkileşimli olarak açık alan rekreatif etkinliklerine dahil olmalarının kaygı düzeyleri üzerinde pozitif etkisinin olduğu görülmüştür.