Black Sea region

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Etkili faktörleriyle Söğütlü Deresi Havzası'nda (Trabzon) taşkınlar ve taşkın risk analizi

Bu çalışmada, Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü'nde yer alan Trabzon İli sınırları içerisindeki Söğütlü Deresi Havzası'nda taşkın risk analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sahası havza olması nedeniyle su bölümü çizgileri ile sınırlandırılmıştır. Havzanın toplam alanı 275,7 km2 yüz ölçümüne sahiptir.Dünya nüfusunun hızlı artışı insanların doğal kaynakları kullanmasını arttırmakta ve bu artış nedeniyle doğal kaynaklarda gün geçtikçe değişimler meydana gelmektedir. Doğada yaşanan değişimlerle beraber doğal afetlerde hızlı bir artış görülmektedir. Meydana gelen doğal afetlerde can ve mal kayıpları yaşanmaktadır. Son yıllarda gelişen teknoloji ile doğal afetler önceden tahmin edilmekte ve zararları en aza düşürmek için tedbirler alınmaktadır.Çalışmada öncelikle Söğütlü Deresi Havzasının fiziki ve beşeri coğrafya faktörleri incelenmiş ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile Uzaktan Algılama (UA) yöntemlerinden yararlanılarak analizler yapılmış; daha sonra taşkınların oluşmasında etkili olan coğrafi faktörler belirlenmiş ve taşkınlar üzerindeki etki değerleri Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Coğrafi faktörlerden litoloji, jeomorfoloji, yükselti, eğim, bakı, toprak, normalize edilmiş bitki örtüsü indeksi (NDVI), akarsuya yakınlık ve arazi kullanımı faktörlerinin inceleme alanında taşkın üzerindeki etki değerleri belirlenmiş ve CBS ile taşkın risk analizi yapılmıştır. Çalışma sahasının coğrafi özelliklerinin incelenmesi ve risk haritasının oluşturulması sonucunda havzanın %62,1 (171,3 km2)'i çok düşük riskli, %23,5 (64,7 km2)'i düşük riskli, %12,2 (33,5 km2)'ü orta riskli, %1,7 (4,6 km2)'si yüksek riskli, % 0,6 (1,6 km2)'i çok yüksek taşkın riskine sahip olduğu belirlenmiştir. Taşkın riski çok yüksek olan alanlar genel olarak havzanın aşağı çığırında olup akarsuya yakın, eğim değeri düşük, yükseltisi az, bitki örtüsünün zayıf, geçirimsiz yapının fazla ve beşeri faaliyetlerin yoğun olduğu yerlerde görülmektedir.

CoğrafyaDoğu Karadeniz bölgesiKaradeniz bölgesi+4
Furkan Saltoğlu
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın figürünün türküler ve dizilerde temsili: Karadeniz Bölgesi üzerine bir çalışma

Bu araştırmada popüler kültür ürünü olan dizilerde ve folk kültür ürünü olan türkülerde kadınının temsil ediliş biçimi incelenmiştir. Çalışmada Karadeniz kadınına toplumsal cinsiyet bağlamında yüklenen roller belirlenmiş ve bu roller kapsamında kadının toplumsal statüsü üzerine çıkarımlar yapılmıştır. Araştırmada Karadeniz kadınının sosyal statüsünün dizilerde ve türkülerde nasıl temsil edildiği sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırmanın birinci ve ikinci bölümleri kuramsal bir çalışmayı kapsamaktadır. Çalışmanın giriş kısmında konu, amaç, önem, araştırma sorusu, varsayım, örneklem ve yöntem konusunda bilgi verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise toplumsal cinsiyet kavramı çerçevesinde, dünyada kitle iletişim alanında yapılmış ilk feminist hareketler ile Türkiye'de yapılmış ilk feminist hareketler ve bölge kadınının kültürel yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın uygulama bölümünde seçilen diziler ve türküler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu bağlamda toplamda 20 bölümlük dizi ile 62 adet türküye içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. İncelenen türkü ve dizilerde kadının temsil biçimleri birimleştirme yapılarak kodlanmıştır. Araştırma nitel olmasına rağmen, elde edilen veriler çalışmaya nicel bir özellik kazandırması bakımından değerlendirme kısmında tablolar şeklinde gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Karadeniz kadını, toplumsal rol, dizi, türkü.

DizilerKadın figürüKadınlar+4
Elif Kutluata
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımı: Karadeniz Bölgesi fındık sanayicileri ve ihracatçıları üzerine bir uygulama

Gelişmiş ve her geçen gün gelişmekte olan dünya ekonomisine paralel artan ağır rekabet ortamı işletmelerin etkin bir biçimde varlıklarını devam ettirebilmeleri için daha kaliteli, daha hızlı, daha az maliyetli, daha verimli, daha esnek olmaları ve ileri teknolojiyi daha yakından takip etmeleri gerekliliği olmazsa olmazları arasına girmiştir. Dolayısıyla müşterilerin talep ettikleri ürünlere çok daha kaliteli, ucuz ve erken zamanda ulaşabilmeleri arzusu işletmelerin kendi sahip oldukları yetenek ve becerileri dışında kalan faaliyetlerin daha verimli gerçekleştirilebilmesi için kurulacak stratejik işbirliklerinin gözden geçirilmesini mecburi kılmıştır. İşletmelerin dış kaynaklara devrettikleri faaliyetlerin önemli bir bölümünü lojistik faaliyetler oluşturmaktadır. Lojistikte dış kaynak kullanımı, işletmelerin temel yetenekleri üzerinde tümüyle konsantre olmasına yardımcı olması yanı sıra rekabet avantajı sağlayan faaliyetlere odaklanmalarını ve asıl faaliyet alanlarına girmeyen konularda ise o konuda uzmanlaşmış firmalardan yararlanmak yolu ile faaliyet göstermelerini öngören bir yönetim stratejisidir. Alanlarında en iyi olmak için rekabet eden işletmelerin başvurdukları bir strateji olan dış kaynak kullanımında, işletmeler faaliyetlerini sahip oldukları temel yetenekler ile sınırlamak ve diğer faaliyetleri o konuda kendisinden daha fazla temel yeteneğe sahip işletmelere bırakma yolunu tercih etmektedirler. "İşletmelerin Lojistik Faaliyetlerinde Dış Kaynak Kullanımı:Karadeniz Bölgesi Fındık Sanayicileri ve İhracatçıları Üzerine Bir Uygulama " başlıklı bu tez çalışması ile Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren fındık sanayicileri ve işletmecilerini dış kaynak kullanımına yönelten nedenler ile dış kaynak kullanımının olumlu ve olumsuz yanlarının tespit edilmesine çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Lojistik Faaliyetler, Dış Kaynak Kullanımı, Lojistik Faaliyetlerde Dış Kaynak Kullanımı, Üçüncü Parti Lojistik, Dördüncü Parti Lojistik

Dış kaynaklardan yararlanmaFındıkKaradeniz bölgesi+4
Hacer İnci
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karabük şehri ve çevresinde doğal ortam ile insan arasındaki ilişkiler

Çalışma sahası, Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde, Filyos çayı havzası içinde yer alır. Alan yapısal bakımdan oldukça karmaşık ve jeomorfolojik açıdan da farklı reliefleri bir arada bulundurmaktadır. Ortalama 1000 km²'lik bir alanı kapsayan çalışma sahanın ana jeomorfolojik birimlerini; Dağlık sahalar, Platoluk sahalar, Vadi tabanları, Dik yamaçlar meydana getirmektedir. Araştırma sahasında, 1300 – 1700 metreler arasında zirve düzlükleri, 950 – 1300 metreler arasında yüksek düzlükler, 650 – 950 metreler arasında yüksek platoluk alanlar, 300 – 650 metreler arasında alçak platoluk alanlardan oluşmaktadır. Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi Alt Kretase'den Kuaterner'e kadar süren yapısal oluşum faaliyetleri meydana gelmiştir. Çalışma sahası Alp Orojenik kuşağı içinde yer alan, Üst Eosen – Alt Miyosen arasındaki dönemde Türkiye orojenik kuşağının sıkışması ile Tetis denizi çekilmiş ve Pontid – Anatolid kuşağı yükselerek kara haline gelmiştir. Sahada buna bağlı farklı jeolojik yaşlarda litolojik birimler oluşmuştur. Araştırma alanında, farklı arazi kullanım kabiliyet sınıflarına ait araziler bulunmaktadır. Bu sahaların büyük çoğunluğunu orman ve fundalık araziler oluştururken, yer yer kuru tarım, bahçe tarımı, çayır ve mera arazileri de yer almaktadır. Karabük Merkez ilçesi zengin bitki örtüsüne sahip arazilerden oluşmaktadır. Hayvancılık faaliyetleri yönünden de uygun sahalar mevcuttur. Arazinin geneli dağlık ve engebeli olması sebebiyle tarımsal faaliyetler kısıtlı bir sahada yapılmaktadır. Doğal ortamın meydana getirdiği zenginlik, turizm faaliyetlerini de desteklemektedir. Mevcut akarsuların vadi tabanları ve alçak plato sahaları dar bir alanı kapsamaktadır. Araştırma sahasını oluşturan bölgede yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı sahanın verim potansiyelinin düşmesine, ortadan kalkmasına ya da daralmasına neden olmaktadır. Böylece arazide tahribatlar, kirlilik ve bozulmalar ortaya çıkmaktadır. Akarsu vadi tabalarının oluşturduğu kısıtlı sulu tarım alanlarının yerleşme ve ticari sahalar olarak kullanılması, büyük bir sorun teşkil etmektedir. İnceleme alanı içerisinde yapılan beşeri faaliyetler, genel olarak sahanın fiziki şartlarına bağlı kalınarak gelişme ve ilerleme göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Doğal Ortam – İnsan İlişkileri, Filyos Çayı, Havza, Karabük

Batı Karadeniz HavzasıCoğrafyaDoğa+4
İlyas Çağlayan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu ili Hristiyan dini mimarisi

Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Ordu ili, tarih öncesi çağlara uzanan köklü geçmişiyle dikkat çekmektedir. Bu tarihsel süreç içerisinde şehir merkezi ve bağlı ilçeleri, farklı dönemlerde çeşitli etnik ve kültürel topluluklara ev sahipliği yapmıştır. Bu topluluklardan biri de bölgede uzun yıllar varlık göstermiş olan Hıristiyan nüfustur. Bu çalışmada, Ordu il sınırları içerisinde yer alan Hıristiyan dini yapıları tarihsel ve mimari açıdan ele alınmıştır. Yapılan arazi çalışmaları sonucunda yedi farklı ilçede toplam 21 kilise tespit edilmiş, bu yapılar Sanat Tarihi disiplini çerçevesinde belgelenmiş ve incelenmiştir. İncelenen yapılar arasında erken dönem Hıristiyanlık, Bizans, Trabzon Rum ve Osmanlı'nın son dönemlerine tarihlenen örnekler yer almakta olup bölgenin çok katmanlı tarihsel geçmişinin yansımaları olarak dikkat çekmektedir. Ordu ilindeki şapel ve kiliselerde; üç nefli bazilikal plan, tek nefli plan, kubbeli bazilikal plan, serbest haç plan, oktagonal plan ve kapalı Yunan haçı planı gibi çeşitli şemaların kullanıldığı görülmüştür. İncelenen yapılar arasında yalnızca bir yapının, kaya kilisesi şeklinde tasarlandığı; bir yapının ise mevcut durumuna bağlı olarak planının tespit edilemediği belirlenmiştir. Bu yapılardan bazıları daha önce çeşitli araştırmalara konu olmuşken bazılarının ise herhangi bir akademik çalışmasının yapılmadığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda çalışmamız, hem daha önce çalışılmış hem de literatürde yer almayan yapıları bir bütünlük içerisinde ele alarak; Sanat Tarihi disiplini çerçevesinde tarihsel olarak incelenmesi ve mimari özelliklerinin ortaya koyulması açısından önemlidir.

Bizans DönemiBizans kiliseleriBizans mimarisi+7
Gülşen Otur
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Comprehensive analysis of integrated maritime spatial planning requirements in Black Sea

Human beings benefit from the oceans and seas in a wide variety of areas. Ocean and sea ecosystems provide many environmental, social and economic values and benefits with their biodiversity, resources and services. For this reason, it is very important to ensure the continuity of the life-supporting capacities of the marine realm. Today, however, the health of the oceans and seas is deteriorating rapidly. The oceans and seas are under the combined pressure of many impacts from human activities, ranging from overfishing to pollution, from climate change to acidification. We are doing tremendous damage to the oceans and seas that are the common property of all humanity and future generations, and if the current trend continues, the consequences for the planet will inevitably be disastrous. This trend can only be prevented by starting the responsible management and protection of marine areas and marine life. In this context, the concept of protection of the marine environment has undergone a significant transformation in recent years. Instead of the traditional approach focusing on a single sector such as pollution prevention or protection of a particular species, ecosystem-based approaches and integrated marine management tools have come to the fore, which include a broader conservation approach, take into account the unique characteristics of each marine area, and aim to protect the entire marine ecosystem. Maritime Spatial Planning (MSP) is one of these integrated planning tools and has been attracting more and more attention recently. Currently, around 100 countries are implementing MSP initiatives at different levels, from the initial phase to the evaluation and adaptation phase. In this study, the issues of who the stakeholders might be, in case of decision taken to implement MSP in the Turkish Black Sea marine areas, the conflict among the stakeholders, Türkiye's current legal and administrative infrastructure regarding the marine management were examined. Within the scope of the study, interviews with representatives of the maritime sector and a survey with 158 participants were conducted. As a result of the study, the maritime sector's approach and perception towards the holistic planning for management of Türkiye's Black Sea marine areas, the stakeholder engagement in a planning work, the conflict areas to be managed by planning, the authority to be assigned for planning and the spatial scale of the area to be covered by the plan were determined.

EcosystemBlack Sea regionBlack Sea Environmental Programme+1
Alaettin Sevim
Piri Reis University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuzeybatı Karadeniz'de Bizans Dönemi dini eserler

Kuzeybatı Karadeniz Bölgesi tarihte Pontos, Bithynia ve Paphlagonia arasında birçok defa sınır değiştirmiştir. Bu bölge güneydeki yerleşim alanlarını kuzeyde Karadeniz'e ulaştırmasının yanında Orta Karadeniz ve İstanbul arasında ulaşımı sağlamaktadır (Konukçu, 1988: 213). Erken Bizans döneminde bölgenin batısı Honorius, doğusu ise Paphlagonia olarak ayrılmıştır. Honorias, batıda Sakarya Nehri ile Bithynia'dan, Bartın Nehri ile doğuda Paphlagonia'dan ayrılmaktadır. İlk dönemde beş piskoposluk merkezinin görüldüğü Honorias'ta piskoposluk sayısı artarak (Bolu, Karadeniz Ereğlisi, Konuralp-Üskübü, Filyos, Gerede ve Eskipazar) altı olmuştur (Bingham, 1840: 100, Feissel, 2006: 139-142). Çalışmada 13. yüzyılın sonuna kadar önemini koruyan, dini gücünü kaybetmeyen Kuzeybatı Karadeniz'deki Karadeniz Ereğlisi, Alaplı, Filyos ve Amasra'daki dini eserler incelenmiştir. Kuzeybatı Karadeniz'de Zonguldak; Alaplı Göktepe'deki (Kilisecik) Kilise (AGKMK), Karadeniz Ereğlisi; Orhan Gazi Camii (OGC), Karadeniz Ereğlisi Akheron Vadisi'ndeki Kayaya Oyma Yapılar (KEKOY I-IV), Zonguldak Çaycuma'da Filyos Kilise A Yapısı (TAKAY), Amasra'da Fatih Camii (FC), Kilise Mescidi (KM), Doğu Burç Kilisesi (DBK), Boztepe Kalesi Ağlayan Ağaç Mevki Kilise (AAMK) (I. ve II. Evre), Amasra Büyükada (Tavşanadası) Kapalı Yunan haçı Planlı Kilise (ABAMKYHPK) ve güneyindeki Manastır ile Boztepe Kalesi Karanlıkyer Kapısı'ndaki Niş (AKYKN) doktora tez çalışmasının konusunu oluşturmaktadır . Anahtar Sözcükler Kuzeybatı Karadeniz, Herakleia Pontike, Karadeniz Ereğlisi, Tios, Amasra, Kilise, Dini Yapı.

Batı Karadeniz havzasıBizans DönemiBizans eserleri+4
Durmuş Gür
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Rethinking the political economy of contemporary water struggles in Turkey from a comparative perspective: Space, structures and agency

This dissertation examines role of political economy in contemporary agrarian mobilizations. By focusing on recent water struggles in Turkey against the run-of-the-river hydropower plants (SHPs); the research digs into the societal and economic factors that enable or inhibit the emergence of strong mobilizations through a comparison of reactions against SHP projects in four localities of Eastern Black Sea region. The main logic behind the cross comparison is to find out if there is a relationship between the forms of rural livelihoods; mostly defined in terms of production, marketing, place in the general economic system, migration and viability of space; and political mobilization against SHP construction combined with the other possible reasons leading to an unrest and contention. The research revealed that prior transformation of the rural spaces affects the ways, means and discourses of the local struggles. I argue that spatio-economic transformation of the localities that unevenly transform rural settings in terms of production and consumption activities have impact on the patterns, discourses and agency in the contemporary 'rural' mobilizations. Therefore, the dissertation advocates for a need for theorization of contemporary agrarian mobilization from this perspective by putting the emphasis on the livelihood transformations, transformation and viability of space, commercialization of production and differentiation within the peasantry and the agency.

Hydroelectric power plantsBlack Sea regionPolitical economics+4
Sinem Kavak
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistik işletmelerinin kriz yönetimi açısından değerlendirilmesi: Karadeniz bölge örneği

Herhangi bir işletmede meydana gelebilecek olası krizlerin birçok sebebi bulunmaktadır. Meydana gelme olasılığı bulunan, krizlerin sebeplerinin analiz edilmesi, işletmeyi yüksek derecede etkileyebilecek olanların tespiti ve önlemlerinin alınabilmesi şirketler açısından önem arz etmektedir. Kriz yaşanmadan önce kriz ekipleri oluşturmak krizin yaşandığı süreçte etkili bir şekilde cevap verebilmek işletmelerin yaşamlarını devam ettirebilmek adına önemli bir noktadır. Güçlü bir kriz yönetimi işletmeyi, işletmenin çevresini ciddi şekilde koruyacaktır. İşletmelerin kriz durumuyla karşı karşıya kalması halinde göstereceği farklı tepkiler ve ders çıkaracakları sonuçlar bulunmaktadır. Lojistik firmalarının birbirinden farklı şekillerde kriz hazırlık süreçlerinin olabileceği ve krizin yönetilmesi hususunda farklı değerlendirmelerin olabileceğinin varsayımıyla sorgulamalarının yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda kriz kavramı ve kriz yönetimi detaylı olarak anlatılmış, kriz yönetimi sürecine dair lojistik firmalarının ne seviyede oldukları üzerine araştırma yapılmıştır. Betimleyici nitelikte nicel bir araştırma yöntemi kullanılarak, işletmelerin kriz süreçlerinde referans aldıkları bir kriz planın mevcut olup olmadığını, ortaya koymak amaçlanmaktadır. Lojistik firmalarının %85,5 oranında temel aldıkları bir kriz rehberinin bulunmadığı, bulunanların ise rehber içerisindeki bilgilerinin çok kısıtlı olduğu saptanmıştır. Kriz yönetimi rehberi olma durumu ile kriz yönetimi ölçeği arasındaki fark değerlendirildiğinde rehberi olanların olmayanlara göre ölçek puanın yüksek ve aradaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır. (p<,000). Sonuç olarak çalışma bulguları doğrultusunda işletmelerin kriz süreçlerinde referans alabilecekleri bir yönetim rehberinin oluşturulması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Kriz, Kriz Yönetimi, Lojistik İşletmeler, Taşımacılık

Karadeniz bölgesiKrizKriz yönetimi+3
Zülal Karagöz
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz Bölgesinde(Trabzon, Giresun ve Bayburt illerinde) girişimci profili üzerine bir araştırma

Bu araştırmayla Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon, Giresun ve Bayburt illerinde hizmet ve imalat sektöründe faaliyette bulunan girişimcilerin şirket kurmasında etkili olan faktörleri analiz edilip, bölgenin girişimci yapısının ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümünde, işletme kurma kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek için 25 soru, ikinci bölümünde kişisel özellikleri ölçmek için 20 soru, üçüncü bölümünde ise demografik bilgilere ilişkin verileri tespit etmek için 25 soru sorulmuştur. Araştırmanın sonucunda girişimcilerin çok büyük çoğunluğunun erkek girişimcilerden olduğu ortaya çıkmıştır. Girişimcilerin kırsal bölge sayılabilecek köy, kasaba veya küçük ilçelerde doğdukları halde, köyden kente göç niteliği de diyebileceğimiz, il ve büyük kentlerde işlerini kurdukları ve yaşamlarını devam ettirdikleri görülmüştür. Girişimcilerin; genç yaşlarında ilk işletmelerini kurduğunu, çoğunluğunun işletme sahibi olduğu ve mevcut işlerini kurmadan önce başka işletmelerde çalışmadıklarını söyleyebiliriz. Ayrıca girişimcilerin kuruluşlarının şirket türlerinin çoğunluğunun limited şirket ve şahıs şirketi olduğu, bunun yanında profesyonel yönetim şeklinin işletmelerde yaygın olmadığı ve profesyonel yönetimden çok, aile içi yönetime yöneldiği ortaya çıkmıştır. Girişimcilerin girişimci kişilik özellikleri ile çocuk sayıları değişkeni arasında anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Tek çocuğu olan katılımcıların puanlarının beş ve üzeri çocuğu olanların puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğu Karadeniz, Girişimci, Girişimci Profili, Demografik Özellik.

BayburtDemografik özelliklerDoğu Karadeniz bölgesi+6
Abdulhamit Karapiçak
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz bölgesinde kadın girişimciliği üzerine bir inceleme: Giresun ili örneği

Dünya tarihinde kadınlar toplumsal ve ekonomik olarak önemli katkılarda bulunmuşlardır. Ancak kadın emeğinin dünya genelinde uzun bir dönem boyunca maddi bir karşılığının olmadığı; I.Sanayi Devrimi ve devam eden endüstriyel gelişmeler, küreselleşme ve işletmelerin sayısının hızla artmasıyla birlikte kadınların daha çok iş hayatına katıldıkları görülmektedir. Eğitim düzeyi artan ve farkındalık kazanan kadın çalışanlar farklı sektörlerde var olmakla birlikte, ne yazık ki erkek çalışanlarla aynı ücret ve haklara sahip olmada zorluklar yaşadıkları da bir gerçektir. Kadınlar sadece çalışan olarak değil, işveren olarak da iş dünyasında etkin rol oynamaktadır. Kadın girişimcilerin sayısı hem dünyada hem de Türkiye' de giderek artmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Karadeniz Bölgesi'nde kadın girişimciliğinin incelenerek, Giresun ili örneğinde kadın girişimcilerin durum analizinin gerçekleştirilmesidir. Çalışmanın evrenini Giresun il merkezinde faaliyet gösteren kadın eczacılar (39)ve Giresun Barosuna kayıtlı kadın avukatlar (144) oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise sınırlılıklar sebebiyle 87 kadın eczacı ve avukat olarak tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler, literatürde yer alan çalışmaların sonuçları ile örtüşecek biçimdedir ve katılımcıların benzer sorunlar yaşadığı görülmüştür. Kadın girişimciler; girişimlerine başlarken sermaye bulma, destek görme, girişimleri sırasında iş aile dengesini kurabilme konularında sorunlar yaşanmaktadır. Diğer taraftan katılımcılar Giresun ilinde faaliyet göstermeyi bir dezavantaj olarak değerlendirmemiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın Girişimciliği, Giresun, Karadeniz Bölgesi, İş dünyası

AvukatlarEczacılarGiresun+4
Çiğdem Kurtoğlu
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Karadeniz bölgesi küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal sorunları

Finansal sorunlarKOBİKaradeniz bölgesi+1
Hasan Hüseyin Coşkun
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Fevzi Paşa'nın 1853-1855 Türk-Rus Harbi ve Kırım Seferi adlı eserinin günümüz Türkçesine aktarılması ve değerlendirmesi

Kırım, Karadeniz'in kuzeyinde Rusya'nın güneyinde hem jeopolitik hem sosyal olarak önemli bir yere sahiptir. Rusya sürekli olarak sıcak denizlere inmek ve boğazlara hakim olmak istemiştir. Osmanlı Devleti güçlü olduğu sürece bu mümkün olmamıştır. Osmanlı Devletinin zayıflaması ile Rusya çeşitli hamlelerde bulunsa bile kendi çıkarlarına karşı olan Avrupalı devletler Osmanlı devletinin yanında yer alarak Rusya'nın sıcak denizlere inmesine engel olmaya çalışmışlardır. Kırım savaşının görünür sebebi Rusya'nın Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan Ortodoksların hakkını korumak gibi gerekçeler olsa da aslında amaç her zaman ki gibi Rusların Akdenize inme amacı, İngiltere ve Fransa'nın ise buna karşı gelerek Paris Antlaşmasına kadar Osmanlı Devletine destek vererek Rusya'nın yayılmacılığını engellemek istemesidir. Paris antlaşmasında her ne kadar Osmanlı Devleti kazanmış devlet olarak masada olsa da Osmanlı Devleti için çok olumlu sonuçları olmamıştır. Osmanlıca olarak yazılan ve çevirisi yapılan, Fevzi Paşa (Fevzi KURTOĞLU)'nın 1927 yılında yazmış olduğu Türk – Rus harbi ve Kırım Seferi adlı eserde 1853-1856 yılları arasında Kırım savaşı öncesi Osmanlı Devletinin siyasi, askeri, ekonomik durumu, bunun yanı sıra savaşa hazırlık aşamaları savaş öncesi ve sonrası yaşanan diplomasi trafiği ve savaş sonrasında yaşanan gelişmeler hakkında bilgi vermektedir. Eserin çevirisi orijinal metine sadık kalınarak sayfalar birebir aynı olacak şekilde çevrilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kırım Savaşı, Osmanlı, İngiltere, Rusya, Fransa

FransaKaradeniz bölgesiKurtoğlu, Fevzi+7
Ferdi Taşdemir
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

TRT repertuvarına kayıtlı Karadeniz bölgesi türkülerinde kuş motifleri

Türk insanı yerleşik hayata geçmeden önce Orta Asya'da göçebe bir hayat yaşamıştır. Yarı göçebe hayat tarzının meydana getirmiş olduğu bozkır kültüründe hayvanlar, doğa ayrı bir öneme sahiptir. Yaşadıkları doğal çevre ve onun zorlu yaşam şartlarına uyum sağlarken çevrelerindeki bitkiler, hayvanlar, dağlar, ırmaklar, göller vb. Türk insanının dünyayı algılayış biçimine ve hayat tarzına bağlı olarak çeşitli anlamlar kazanmıştır. Eski Türk dini inancı ve başka dinlerin de etkisiyle yüzyıllar boyunca şekillenen bu anlayış bugün hala çeşitli formlarda folklor ürünlerinde, halk inançlarında yaşamakta ve izleri takip edilebilmektedir. Yaşadıkları çevrenin ve yaşam tarzının da etkisiyle bozkır kültüründe hayvanlar önemli bir yer tutmuştur. Özellikle Şamanizm'in tesiriyle ruhların ve tanrının sembolü olarak algılanan kuşlara ayrıca önem verilmiş ayinlerde vb. günlük hayatın içindeki uygulamalarda sıkça yer almıştır. Çalışmada Karadeniz bölgesinden derlenen TRT repertuvarına kayıtlı türkü metinleri içerisindeki kuş motifleri incelenmiştir. Araştırma dört temel bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde araştırmada kullanılan yöntem ve teknikler açıklanmıştır. Bu çerçevede araştırmanın konusu, amacı, kapsam ve sınırları üzerinde durulmuştur. Kullanılan yöntem ve teknikler izah edildikten sonra araştırma alanının tarihi, adı, coğrafi özellikleri, nüfusu, ekonomik yapısı ve sosyo-kültürel yapısı hakkında bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde türkü türünün tanımı, meydana gelişi ve aktarımı ile ilgili hususiyetlere değinilmiştir. Öncelikle türkü ile ilgili geçmişten günümüze araştırmacıların yapmış olduğu çeşitli tanımlara yer verildikten sonra türkülerin doğuşu, yayılışı ve yaşama güçlerine etki eden faktörler açıklanmıştır. Ardından türküler tasnif edilmiştir. Türkler tasnif edilirken vezin, konu, yapı ve ezgi olmak üzere dört ayrı husus göz önünde bulundurulmuştur. Tasnif edilen türküler araştırma alanından örnekler gösterilerek desteklenmiştir. Üçüncü bölümde Türklerde kuş simgeciliğinin İslâmiyet öncesi ve sonrası dönemlerde ki durumu ele alınmıştır. İslâmiyet öncesi dönemde Şamanizm ve ongon/töz kültü çerçevesinde anlam kazanan ve şekillenen kuş simgeselliği üzerinde durulmuştur. İslâmî dönemde ise ilk mutasavvıfların donuna girdikleri hayvan olarak dikkat çeken kuşlar bu bağlamda değerlendirilmiştir. Arap ve İran edebiyatlarının da tesiriyle özellikle Divan Edebiyatı sanatçıları tarafından şiirlerde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanan Zümrüd-ü Anka, Simurg ve Hüma kuşları hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise kuş motiflerinin türkülerdeki kullanımı üzerinde durulmuştur. Karadeniz bölgesinden derlenen türkü metinlerinde yer alan kuş motifleri sembolize ettikleri anlam açısından değerlendirilmiş ve araştırma alanından derlenen metinlerden örnekler gösterilerek konu izah edilmeye çalışılmıştır. Böylelikle türkü metinlerinden hareketle kuş motiflerinin Türk kültürü ve Halk edebiyatı yaratmalarındaki öneminin ortaya konulması amaçlanmıştır.

Karadeniz bölgesiKış mevsimiMotifler+2
Büşra Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Chemical characterization of the bee pollen samples collected from samsun and Rize (Black Sea region/Turkey) and investigation of their antimicrobial and antioxidant activities

Bee products (honey, pollen, propolis etc.) have been used throughout history to protect health and treat diseases. Among them, bee pollen is one of the valuable products in Apitherapy produced by honeybees (Apis mellifera L.). Although bee pollen is considered as a bee product, it is mainly composed of pollen grains from plant anthers which honeybees enzymatically alter or stick together by using nectar. Accordingly, there are 2 types of bee pollen, i.e. monofloral (composed of pollen from one plant species) and multifloral pollen (composed of different plant species and thus shows variable properties). In this study, botanical origins of different bee pollen samples collected from Black Sea Region in Turkey were determined by microscopic examination. Accordingly, five of them were found as monofloral bee pollen. Later, phenolic profiles of these samples were evaluated by using a high-performance thin-layer chromatographic (HPTLC) method. Galangin, Caffeic acid Phenethyl Ester (CAPE), Caffeic acid, Chyrsin, Quercetin, Isoquercitrin and Rutin were commonly found in the investigated samples. Moreover, comparative antimicrobial activity against strains of Streptococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa, Escherichia coli and Candida albicans resulted that PO2 and PO9 botanically originated from Brassicaceae (37%) and Rosaceae (35%) respectively, had the highest antimicrobial activity, minimum inhibitory concentration was found as 64 μg/mL. Lastly, total phenol content (TPC), total flavonoid content (TFC) and DPPH (2,2-diphenyl-1-picrylhydrazyl) test to determine antioxidant activity were performed. As a consequence, sample encoded as PO7 showed the highest TPC value (26.92 GAE/g), PO3 showed the highest TFC value (11.89 QE/g) and PO2 showed the highest antioxidant activity (22.93 TEAC/g).

Anti infective agentsAntioxidantsBees+7
Günce Alimoğlu Çağlar
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşak-Yol İnisiyatifi açısından Karadeniz havzası

Kuşak-Yol İnisiyatifi Çin ve ona komşu ülkeleri kapsadığı için bölgesel, Çin ve Avrupa arasında bağlantı kurarak 66 ülkeyi kapsadığı için ise küresel bir strateji olarak ele alınabilir. İnisiyatifin inşasıyla ilgili Çin, Kuşak-Yol İnisiyatifinin iki temel parçası olarak "İpek Yolu Ekonomik Kuşağı" ve "21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu" projelerini ilan etmiştir. Kuşak-Yol İnisiyatifi ülkelerinin çoğu gelişmekte olan ülkelerden oluştuğu için Çin inisiyatif ülkelerindeki faaliyetlerinde altyapı, kalkınma, finans, azgelişmişlik gibi bir takım sorunlarla karşılaşmıştır. İnisiyatif ülkelerinin bu tarz sorunlarını çözmek ve Kuşak-Yol İnisiyatifine hizmet eden projeler inşa etmek amacı ile Çin Kalkınma Bankası, Çin İhracat İthalat Bankası, Çin Bankası, Çin Sanayi ve Ticaret Bankası, İpek Yolu Fonu, Asya Altyapısı Yatırım Bankası gibi çeşitli Çin merkezli finansal kuruluşlar ile inisiyatife destek sağlanmaktadır. Bölge olarak Karadeniz Havzasının seçilmesinin temel nedeni ise, bölgenin Kuşak-Yol İnisiyatifi açısından anahtar konumda yer almasıdır. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesi, Anaklia ve Pire limanları, 16+1 Platformu ve bu kapsamdaki Belgrad-Budapeşte hızlı tren hattı projesi ve diğer altyapı, kalkınma, enerji projeleri bu bölgenin Kuşak-Yol İnisiyatifi için önemini vurgulayan ehemiyetli noktalar olarak değerlendirilebilir.

21. yüzyılBir Kuşak Bir Yol ProjesiJeoekonomi+6
Agıl Mammadzada
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Karadeniz jeopolitiğinde enerji nakil hatları: Güney Gaz Koridoru

Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte Karadeniz Bölgesi'nin jeopolitiği değişmeye başlamıştır. Zira Soğuk Savaş Dönemi boyunca Karadeniz iki blok arasında iç deniz olmaktan öteye geçememiştir. Ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bölgenin hem siyasi hem de ticari açıdan önemi değişmiştir. Soğuk Savaş sonrasında meydana gelen birçok etken Karadeniz Bölgesi'nin jeopolitiğini değişime uğratmıştır. Bunlardan en önemlisi ise enerji nakil hatlarının bölgeden geçmesi olmuştur. Günümüzde de bilindiği üzere Karadeniz Bölgesi enerji nakil hatları için bir kavşak haline gelmiştir. Karadeniz Bölgesi, enerjide dışa bağımlı devletlerle, enerji zengini devletler arasında geçiş güzergahı olduğundan bölgenin önemi son yıllarda daha da artmıştır. Özellikle doğal gazın taşınmasında boru hatlarına duyulan ihtiyaç, bölgenin jeopolitik konumunu ciddi oranda değiştirmiştir. Doğal gaz ticaretinin zamanla dış politika aracı olarak kullanılması ise bölgede yeni işbirliği ve çatışma fırsatlarını doğurmuştur. Böylece hem küresel hem de bölgesel aktörler enerji kaynaklarının ve boru hatlarının kontrol edilmesi uğrunda mücadele etmeye başlamıştılar. Karadeniz Bölgesi'nden geçecek olan Güney Gaz Koridoru'nun ilanı ise bölgede yeni boru hatları mücadelesini başlatmıştır. Bu çalışmanın amacı Karadeniz jeopolitiğinin değişiminde enerji nakil hatlarının önemini ortaya koymak ve bu doğrultuda Güney Gaz Koridoru'nu analiz etmektir.

Doğal gazDoğal gaz iletim hatlarıEnerji iletim hatları+5
Samig Goyushov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk – Rus güvenlik ilişkilerinde bir rekabet ve işbirliği alanı olarak Karadeniz

Karadeniz, Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından küresel ve bölgesel aktörlerin önem verdiği bir alan olmuştur. Yaşanan siyasi gerginlikler ve çatışmaların gölgesinde, istikrarsızlığa yol açabilecek gelişmelere karşı devletlerin bir araya gelerek güvenlik ve işbirliği ortamı yaratılmasına önem verilmiştir. Rusya-Gürcistan Savaşı ve Rusya ile Ukrayna arasında krize neden olan gelişmeler sonucunda yaşanan kırılmalar devletler arasında olası çatışma ihtimalini gözler önüne sermiştir. Bu durum Karadeniz'in barış, güven ve istikrarına yönelik belirsizliği önlemede işbirliği fırsatlarına daha fazla önem verilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Karadeniz'in önemli aktörlerinden arasında yer alan Türkiye ve Rusya'nın ilişkileri havzada yaşanan gelişmelerden etkilenmesine rağmen 2000'lerden itibaren siyasi ve ekonomik alanlarda birlikte hareket ederek işbirliğinin geliştirilmesine önem verilmiştir. Bu çalışmada Karadeniz Havzası'nda yaşanan gelişmeler ışığında Türkiye ve Rusya'nın güvenlik ilişkilerine olan etkisi incelenmiştir. Havzadaki artan istikrarsızlığa karşı Türkiye ve Rusya ilişkilerinde mutlak kazançlarını ön planda tutarak geliştirilen işbirliğiyle birlikte havza güvenliğinin sağlanabileceği önerilmiştir. Bu durumun hem Türkiye hem de Rusya'nın ilişkilerinde işbirliği fırsatlarının değerlendirilmesine imkân sağlayabileceği düşünülmektedir.

GüvenlikGüvenlik politikalarıKaradeniz+7
Serhat Bayrak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Karadeniz bölgesi'ne ait Türkülerde Türk yaşam tarzı

Sözlü kültür ürünü olan türküler, insanla ve insanı oluşturan tüm değerlerle iç içedir. Toplumun kültür kodlarını barındıran türküler, içerisinde sembolik bir dile sahiptir. Çalışmada TRT Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisi 1. 2. ve 3. ciltler taranarak Karadeniz Bölgesi'nde ortak olduğu ifade edilen 9 ve Orta Karadeniz Bölgesi illeri olan Samsun, Amasya, Çorum, Tokat ve Ordu'ya ait 266 olmak üzere toplam 275 türkü kültürel bağlamda incelenmiş, kültürel ögelerin türkülere işlenişi ve kültürün aktarımının nasıl sağlandığı irdelenmiştir. Çalışma yapılan konuyla ilgili olarak gerekli literatür taraması yapılmış, kaynaklar analiz edilip yorumlanmış ve elde edilen bulgular neticesinde çalışma 13 bölüm halinde hazırlanarak tamamlanmıştır. Tezin amacı, TRT repertuarında bulunan, Orta Karadeniz Bölgesi'ne ait türküleri bir çatı altında toplayan ve türkülerde yer alan, Türk yaşam tarzlarını ortaya koyan herhangi bir çalışma bu zamana kadar gerçekleştirilmediğinden bu yöndeki eksikliği gidermek olmuştur. Yapılan çalışma ile bölgeden tespit edilmiş olan türkülerdeki kültürel ögeler incelenip ortaya koyulduğu gibi bölge halkının yaşayış tarzı ve biçiminin nasıl olduğuna da ışık tutulmuştur. Bu çalışma ile bölgenin kültürel zenginliğinin türkülere ne ölçüde yansımış olduğu ve kültürel aktarımın türküler yoluyla sözlü kültür çerçevesinde nasıl gerçekleşmiş olduğu tahlil edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sözlü kültür, Türkü, müzik, Türk Halk Müziği, Orta Karadeniz Bölgesi Türküleri.

Halk müziğiKaradeniz bölgesiKültürel ögeler+5
Ayşenur Evci
Yozgat Bozok University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz'in iki yakasında devrimsel durumlar: Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya

Osmanlı ve Rusya İmparatorlukları uzun yıllar Avrupa siyasetinde baskın güç olmuş ve Avrupa'nın doğusundaki süper güç olagelmişlerdir. Ancak Batı'da üretim ilişkilerinde meydana gelen dönüşüm sonrası yeni, devrimci bir burjuva sınıfı doğmuştur. Bu iki imparatorluk ise bu dönüşüme karşılık verememiş ve birincil üretim yöntemi olan tarım gün geçtikçe kötüleşmiştir. Osmanlı'da devlet gelirlerinin düşmesi, Rusya'da ise toplumsal yapının hızlı ve plansız dönüşümü nedeniyle iki mutlak monarşi on iki yılda üç farklı devrim görmüştür. 1905'te Rusya'da yaşanan devrimin kazanımları Stolypin devlet darbesi yüzünden kaybedilmesine rağmen, Osmanlı'da 1908 Devrimi İttihat ve Terakki'nin mücadeleleri sonucu yerleşmiştir. Sonuçta iki imparatorluk sosyal değişime ayak uyduramamış ve Birinci Dünya Savaşı sonunda iki imparatorluk da çökmüştür.

DevrimlerKaradenizKaradeniz bölgesi+4
Emre Garip
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans İmparatorluğu Döneminde Trabzon (Siyasi, iktisadi ve idari tarihi 395-1204)

Karadeniz'in güneydoğu ucunda kurulmuş olan Trabzon kentinin tarihi M.Ö. VIII. Yüzyıla kadar uzanmaktadır. Antik dönemin büyük ticaret şehirlerinden biri olan Trabzon'un en önemli özelliği stratejik konumudur. Bu konum kentin ticari hareketliliğinin yükselmesini sağlamış ve aynı zamanda kentin etrafını çevreleyen sarp dağlar karadan gelecek istilalardan korunmasına imkan vermiştir. Yakın çevresindeki kentlerle ticari bağları olan Trabzon aynı zamanda uluslararası ticaret yollarının üzerindeydi. Dolayısıyla Trabzon kenti hem bölgesel hem de uluslararası ticarette önem taşıyan bir konuma sahipti. M.Ö. I. yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu'nun hakimiyetine giren Trabzon kenti bu dönemde de stratejik bir liman kenti olma özelliğini devam ettirmiş ve ayrıca Roma orduları tarafından imparatorluğun doğu sınırlarında gerçekleştirilen seferlerde ikmal noktası olarak kullanılmıştır. Trabzon kenti ve çevresi Roma İmparatorluğu'nun 395'te ikiye bölünmesinden sonra Bizans (Doğu Roma) hakimiyetine girmiştir. Kaynaklar kent çevresinin Bizans hakimiyetindeki ilk yüzyılları hakkında çok fazla bilgi vermese de I. Justinianus döneminden itibaren kentin tekrar önem kazandığı görülmektedir. Bizans İmparatorluğu ile Sasaniler arasında yaşanan savaşlar ve Trabzon çevresinin çarpışma bölgelerine olan yakınlığı imparatorluğun bölge ile ilgili politikalarında değişiklik yapmasına neden olmuştur. Özellikle VI. ve VII. yüzyılda vuku bulan Sasani savaşları nedeniyle Trabzon'da bir takım siyasi ve idari değişiklikler yaşanmıştır. VII. yüzyıl ortalarında itibaren başlayan Bizans-Arap savaşlarında Trabzon ve çevresi saldırılardan nispeten uzak kalmış ve özellikle Trabzon limanı Bizans-Arap ticaretinin önemli kesişme noktalarından biri olmuştur. II. Basileios tarafından düzenlenen Gürcü seferlerinde ikmal noktası olarak kullanılan Trabzon şehri, Malazgirt Savaşı'ndan sonra Selçuklu ordularının hedefi olmuştur. XI. yüzyıl sonlarından itibaren Bizans İmparatorluğu'nda merkezi otoritenin zayıflaması ile Trabzon'da Gabras hakimiyeti başlamış ve bu dönem yaklaşık bir asır sürmüştür. Nihayet, IV. Haçlı seferinden sonra Trabzon'da Rum İmparatorluğu'nun kurulması ile Trabzon ve çevresi için yeni bir süreç başlamıştır. Bu tez Trabzon'un Bizans İmparatorluğu dönemindeki siyasi, ekonomik, idari ve fiziki yapısını ele almayı hedeflemektedir. Bizans İmparatorluğu'nun doğu sınırından meydana gelen siyasi olayların Trabzon ve çevresini nasıl etkilediği ayrıca Bizans idari ve ekonomik yapısındaki değişikliklerin Trabzon ve çevresindeki yansımaları bu çalışmanın temel konusudur.

Arap-Bizans ilişkileriBizans İmparatorluğuKaradeniz+4
Ali Genç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İngiliz ve Türk/Osmanlı belgelerinde Karadeniz Bölgesi'ndeki çetecilik faaliyetleri (1914-1922)

"İngiliz Ve Türk/Osmanlı Belgelerinde Karadeniz Bölgesi'ndeki Çetecilik Faaliyetleri (1914-1922)" isimli tez çalışmamızda bahsi geçen dönemde Karadeniz Bölgesi'nde yer alan tüm çete gruplarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Osmanlı Devleti'nin dönem kaynakları ile Mondros Ateşkesinden sonra Samsun ve Merzifon'u işgal eden İngiltere'nin, o dönemdeki mevcut gelişmeleri içeren kaynakları kullanılmıştır. İngiliz belgeleri içerisinde, Karadeniz Bölgesi'ndeki kontrol subaylarının İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliği'ne ve oradan da İngiltere Dışişlerine giden raporları İngilizlerin bu süreçteki faaliyetleri hakkında doyurucu bilgiler vermektedir. Ayrıca İngiltere Foreign Office kayıtlarına ilaveten Türk araştırmacılar tarafından neredeyse hiç kullanılmamış olan Admiralty (Donanma Bakanlığı) belgelerinden de istifade edilmiştir. İlaveten pek çok basılı kaynaktan yararlanılmıştır. Kullanılan bu belgelerden elde edilen bilgiler sonucunda Karadeniz Bölgesi'ndeki asayişi ihlal eden eşkıyaların ve çetelerin faaliyetleri, amaçları ve sonları tespit edilmiştir. İncelenen dönem Birinci Dünya Savaşı ile başlamaktadır. Savaş sırasında dâhilde düşmanla işbirliğinde olan çeteler türemiştir. Bunlardan Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Rumlar, Trabzon'un Rus birlikleri tarafından işgalinden sonra Rusya ile bir antlaşma yaparak Osmanlı Devleti'nin bu bölgeden çekilmesini sağlamak için söz vermişlerdir. Savaş sırasında kalabalık Rum çetelerinden başka Karadeniz Bölgesi'ndeki asayişi ihlal eden çetelere baktığımızda bunların Ermeniler, Çerkezler ve asker kaçakları gibi gruplardan oluştuğu görülmektedir. Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra özellikle Samsun ve Merzifon'u işgal eden İngilizlerin, desteğini alan Rum çeteleri, faaliyetlerini bir kat daha artırmış ve adeta bir orduya dönüşmüştür. Bölgeye gönderilen İngiliz Kontrol Subayları ise ilk etapta onların savunma eyleminde olduklarını raporlasalar da ilerleyen yıllarda siyasi fikirlerle müttefiklerin ilgisini çekebilmek için faaliyette bulunduklarına dair raporlar yazmışlardır. Bu dönemde de Rumlardan başka az sayıda olan özellikle Orta Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren Çerkez, Laz, Gürcü ve Türk çeteler de asayişi bozan diğer gruplardır. Bu grupların siyasi bir amacı bulunmamakla birlikte mevcut ortamın karışıklığından istifade ettikleri ve devletin dahili güvenliğini bozdukları anlaşılmıştır. Bununla beraber sayıları çok azdır.

Dünya Savaşı IKaradeniz bölgesiMilli Mücadele Dönemi+1
Merve Doğan Kader
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sinop-Bektaşağa orman fidanlığında yetiştirilen okaliptüs fidanlarına arız olan okaliptüs gal arıları üzerine biyolojik araştırmalar

Okaliptüs cinsine bağlı türler Avustralya ve civarının doğal bitki türüdür. Türkiye'de Eucalyptus cinsinden E. camaldulensis ve E. grandis türlerinin gelişimi hızlı olduğundan ülkenin ılıman iklim kuşağının hüküm sürdüğü Akdeniz ve Ege bölgelerinde endüstriyel ağaçlandırma çalışmalarında kullanılmaktadır. İlk defa 1885 yılında Türkiye yetiştirilen bu bitki türlerine 2000 yılından beri Avustralya kıtasının doğal türü olan L.invasa ve O.maskelli ülkemize ani bir giriş yaparak bitkilere zarar vermeye başladığı görülmüştür. Zararlılardan Leptocybe invasa, bitkinin yaprak orta damarı, yaprak sapı ve sürgünlerde bir çeşit yumru oluştururken diğer gal arısı, Ophelimus maskelli bitkinin yaprak yüzeyinde noktalar biçiminde yumru meydana getirdiği gözlemlenmiştir. Bu gal arılarının yoğun ve tekrar eden saldırıları sonrası okaliptüslerde aynı yaşlı türlerine göre önemli oranda gelişme düşüklüğü ve habitus bozulması meydana geldiği tespit edilmiştir. 2020 yılında egzotik tür olan L.invasa ve O.maskelli Karadeniz bölgesinde bulunan Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis'e ulaştığı bildirilmiştir. Zararlı gal arıları bölgeye yeni giriş yaptıklarından bölgedeki biyolojileri henüz belirlenmemiştir. Bu tez çalışmasıyla L.invasa ve O.maskelli 'nin bölgedeki biyolojileri renkli yapışkan tuzaklar yardımıyla belirlenmiştir. Çalışmamızdaki klorofil miktarlarına göre ise, L. invasa ve O. maskelli bulaşıklığı okaliptüs fidanlarının klorofil değerlerinde %50'den fazla kayba yol açmıştır. Ayrıca gal arılarının arız olduğu okaliptüs fidanlarının büyüme kayıpları da gözlemlenmiştir.

BiyolojiKaradeniz bölgesiKlorofil+3
Özlem Karakaya Akan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Orta Çağ'da Karadeniz tarihi ve coğrafyası (8-13. yy)

En eski dönem tarihçileri Karadeniz'i bileşik bir yaya benzetiyorlardı. Bu yayın batı ucu, Karadeniz'in diğer denizlerle bağlantı kurduğu Boğaziçi'nde, doğu ucu ise Kafkas dağlarından gelen suyla beslenen Riyon ırmağındadır. Bunların arasında kuzeye doğru kıvrılan iki kavis vardı. Bunlardan biri Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna kıyılarından, diğeri ise Gürcistan ve Rusya sahillerinden geçmekteydi. Birbirlerine doğru radikal bir eğim yapan bu kavisler, iki sığ körfezi oluşturmaktaydılar. Batıdaki kavis; Tuna ve Dinyeper ırmaklarının ağzından dolaşırken, doğudaki kavis ise; Karadeniz'i Azak denizine bağlayan ve Kimmerya Boğazı diye bilinen Kerç Boğazı'na doğru uzanmaktaydı. Ve bu iki kavis Kırım yarımadasında birleşmekteydi. Nitekim yay üzerinden bu tarife devam edersek, eski coğrafyacıların ifade ettiği kadar düz olmayan bu kiriş (yani yayın tutturulduğu ve çekildiği ip), modern Türkiye boyunca uzanmaktaydı. Bu bakımdan Karadeniz, kendisine kıyısı olan ülkelerce ve bu denize gelen ilk Yunan kolonileri sayesinde isimlendirilerek, farklı zaman dilimlerinde çeşitli adlandırmalara sahip olmuştu. Böylece Karadeniz; en eski Yunanca'da Pontos Axeinos yani Kasvetli ya da Kara olarak isimlendirilmişti. Özellikle Bulgarca ve Rusça'da Çerno More, Romence Marea Neagra, Ukraynaca Çorne More, Gürcüce Şavi Zğva gibi çeşitli dillerde de adlandırılmaları mevcuttur. Diğer taraftan kuzeyde ve batıda geniş Tuna, Dinyeper, Dinyester ve Don nehirleriyle beslenen sulak alanlar, güneyde hızlı akan Kızılırmak, Yeşilırmak ve Fasis (Riyon) nehrinin oluşturduğu küçük deltalara zıtlık oluşturmaktaydı. Nitekim iklimlerde de farklılıklar vardı. Kuzeybatının step bölgelerinde soğuk kışlardan sonra sıcak ve kuru yazlar yaşanmaktaydı. Güneydoğu yaylalarında ise astropikal iklim sonucu kışlar ılık, yazlar nemli ve bol yağışa sahip bir iklim mevcuttu. Karadeniz'in bu coğrafi ve ekolojik yapısının yanı sıra Asya'nın iç kesimlerinden Hazar denizi'nin kuzeyinden Karadeniz'in kuzey ve çevrelerine kadar gelen bozkır Türkleri, buralarda hâkimiyetler kurarak, Karadeniz'in siyasi ve ticari yapısına etki etmişlerdi. Dolayısıyla Karadeniz havzası kıyı ve iç kesimlerinin tamamı göçebe Türk kavimleri olan; Kimmerler, İskitler, Sarmatlar, Hunlar, Sabirler, Avarlar, Ogurlar, Uzlar, Peçenekler, Hazarlar, Kumanlar ve Moğollar tarafından ele geçirilmişti. Ayrıca sonraki yüzyıllarda Karadeniz hâkimiyetinde önemli siyasi ve ticari etkilere sahip olan Karadeniz'in güneyindeki Anadolu Pontus Devleti, Roma ve onun devamı olan Bizans, Selçuklu Devleti, Anadolu Türk Beylikleri ve Trabzon Rum imparatorluğu Karadeniz'in siyasi ve ticari hayatında önemli gelişmelere sebep olmuşlardı. Özellikle bu göçebe Türk kavimleri dışında kuzeyden gelen Gotlar ve Ruslar Karadeniz ticaretinde söz sahibi olmuşlardı. Bu bakımdan M.Ö. 6 ve 5. Yüzyıllardan başlamak suretiyle Karadeniz'in güney ve kuzey bölgelerinde Grek ve Yunanlılar tarafından birçok koloniler kurulmuştu. Öyle ki, Batı Ege kıyılarında ve Kıta Yunanistan'da yaşayanlar çeşitli tahıl ve hububat ürünlerine ihtiyaç duymaktaydı. Fakat yaşadıkları bölge dağlık ve herhangi bir tahıl ya da hububat ürünlerinin yetiştirilmesine uygun bir coğrafya olmadığından, bu ürünleri elde etmek için önce Marmara kıyıları ve İstanbul'a, sonrasında ise Karadeniz'e gelerek, hem Anadolu hem de Kuzey Karadeniz kıyılarında birçok ticari koloniler kurarak buralarda ticaret yapmaya başladılar. Özellikle bu ticaretin yapılmasına yönelik olarak, Karadeniz'in Batı ve Kuzey kıyılarında iyi miktarda tahıl, et, balık ve diğer başka hayvan ürünlerinin üretimi yapılmaktaydı. Dolayısıyla Karadeniz'in kuzey ve güneyinde yetiştirilen ve üretilen ürünlere, Anadolu ve Ege bölgesinin yoğun nüfuslarından dolayı ihtiyaç duyulmaktaydı. Bir müddet sonrada bu bölgeler arasında yoğun ticari ilişkiler silsilesi başlayacaktı. Milattan sonraki yıllarda da Karadeniz üzerindeki bu ticari ilişkiler devam etmişti. Böylece Karadeniz liman kentlerinden alınan ürünler, hem Kuzey Anadolu kıyılarındaki limanlar ve İstanbul üzerinden güneydeki ve Avrupa ülkelerine hem de Tuna nehri ağzındaki limanlar aracılığıyla karayolu ve Doğu yolu üzerinden Avrupa ülkelerine ulaştırılmaktaydı. 11 ve 12. Yüzyıllara gelindiğinde ise Akdeniz'deki İslam devletlerinin üstünlüğü önce Normanların sonrasında ise İtalyan şehir devletlerinin hâkimiyetine geçti. Fakat bu durumun, Karadeniz ile pek bir alakasının olmadığı gibi gözükse de, aslında dönemin Bizans imparatoru Alexios Komnenos, 1082 yılında Karadeniz'de ortaya çıkabilecek Norman tehlikesini uzaklaştırdığı gerekçesiyle Venediklilerle anlaşma yaparak, onlara imparatorluğun bütün limanlarında her türlü gümrük ve sınırlamalardan muaf tutulduğu ticari bir imtiyaz vermişti. Bu imtiyazlar daha sonra Bizans imparatorluğu tarafından İtalya'nın Pisa ve Cenova şehir devletlerine verilmiştir. Fakat bu sefer de bu imtiyazlar, Bizans imparatorluğunu siyasi ve ekonomik olarak güçsüz düşürmüştür. İlerleyen zamanda gemicilikte iyi bir seviyeye ulaşan İtalyan şehir devletleri, Akdeniz ticaretini ele geçirdiler. Fakat Karadeniz ürünlerine de ihtiyaç duymaktaydılar. Nitekim sonraki yıllarda Bizans imparatorluğunun İtalyan şehir devletlerini Karadeniz'e sokmama mücadelesine rağmen, İtalyanlar Karadeniz'e girerek, Karadeniz havzasının çeşitli kıyılarında ticaret kolonileri kurmuşlardı. Özellikle Kuzey Anadolu ve Kırım kıyılarında önemli İtalyan ticaret limanları mevcuttu. Dolayısıyla Karadeniz ticaretinde önemli bir faktör olan İtalyanlarla birlikte bölge ticareti önemli bir yükselişe geçmişti. Tabi ki bu İtalyanların Karadeniz ticareti içerisinde Bizans İmparatorluğu, Selçuklu Devleti ve öncesinde Karadeniz'in kuzeyindeki Hazarlar gibi bazı göçebe Türk kavimlerinin de önemli bir katkısı vardı. Anahtar Kelimeler:

KaradenizKaradeniz bölgesiOrta Çağ+3
Önder Güler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects