Temporary legal protection

83 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyeli göçmenlerin sosyal uyum ve iyilik halleri: Sivil toplum örgütleri üzerinden bir değerlendirme

Genel olarak ülkelerin benimsedikleri göçmen politikalarının, asimilasyon ile çok kültürlülük arasında değişen noktalarda yer aldığı bilinmektedir. Her iki göçmen politikasına dayalı farklı programlar ev sahibi ülkelerin yönetimleri tarafından biçimlendirilmektedir. Geliştirilen programların genellikle sosyal uyumun sağlanabilmesinde başarılı olmadığı yönünde eleştiriler getirilmektedir. Bu eleştirilere yanıt oluşturabilecek "tanınma teorisine" dayalı bir sosyal uyum modelinin ise adil ve etik bir sosyal uyumu geliştirebileceği ileri sürülmektedir. Göçmenlerin sosyal uyumunda başarı ölçütlerinin neler olduğu ve bu durumun nasıl ölçüleceği konusunda göçmenlerin öznel iyilik halinin değerlendirilmesi önemli bir yer tutmaktadır. Göçmenlerin iyilik halinin, onların sosyal uyum düzeyini artırdığı öngörüsü ile yapılan çalışmalarda çoğunlukla göçmenlerin ev sahibi toplumun öznel iyilik düzeyine ulaşamadıkları gösterilmekte ve alan literatüründe, bu durumun nedenlerinin irdelenmesinin gerekliliğine işaret edilmektedir. "Tanınma teorisine" dayalı çalışmalarda ise, olumlu tanınma tutumları ile göçmenlerin iyilik hali düzeyi arasında olan pozitif ilişki gösterilmektedir. Bu çalışma, geçici koruma altındaki Suriyelilere STÖ'ler tarafından verilen sosyal uyum hizmetlerinin tanınma tutumları bağlamında nasıl bir anlama sahip olduğunu ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (YFA) yaklaşımının kullanıldığı bu nitel çalışmada kartopu yöntemi ile ulaşılan 27 katılımcı ile yarı- yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerin analizi sonucunda çalışmanın ana teması olarak" Bireysel deneyimden toplumsal yapıya doğru iletişim gereksinimi" tanımlanmıştır. Bu ana temayı oluşturan ara temalar ise "Toplumsal yapıdan kaynaklanan tanınma engelleri ", "Olumlu tanınma deneyimleri ", "STÖ kapsamında olumlu tanınma engelleri" ile "Olumlu tanınma tutumları umudu" olarak gruplanmıştır. Bu çalışma sonucunda, STÖ'ler tarafından gerçekleştirilen sosyal uyum çalışmalarında, olumlu tanınma tutumlarının geliştirilebilmesini sağlayabilmek için tüm aktör ve paydaşlar arasında hem dikey hem de yatay etkileşim olanaklarının geliştirilmesi önerilmektedir. Olumlu tanınma tutumlarının yaygınlaşarak geliştirilmesi göçmenlerin sosyal uyum başarısını artırarak onların toplumsal iyilik halini yükseltebilecektir.

Geçici hukuki korumalarGöçmenlerSivil toplum örgütleri+6
Ali Artam Ayyıldız
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki Suriyeli kadınlar: Yoksulluk ekseninde bir değerlendirme

Kadın olma hali başlı başına pek çok dezavantaja neden olmakla birlikte kesişimde olduğu göçmenlik, yoksulluk, annelik, ücretli istihdamda yer almamak, eğitimsizlik gibi pek çok farklı alan üzerinden kadınların yaşamlarında farklı yoğunlukta etkiler yaratır. Bu çalışmanın konusu özelinde güncel olarak Türkiye'de yaşamakta olan Suriyeli kadınlar; hem ailelerini, hem işlerini hem eğitimlerini hem de hayatlarını Suriye'de bırakarak eski yaşamlarından çok farklı koşullarda yaşamaktadırlar. Göç, göç edenler açısından çok boyutlu sorunları ortaya çıkarırken, bu sorunların kadınlara düşen tarafında da büyük yoksunluk halleri ve dönüşüm süreçleri söz konusudur. Bu çalışma, Türkiye'ye göç etmiş göçü fırsata çevirme potansiyelindeki Suriyeli kadınların yoksulluk hallerini konu edinmektedir. Ankara'da yaşamakta olan göçü fırsata çevirme potansiyelindeki yirmi dokuz Suriyeli kadın ile derinlemesine mülakat tekniğinden yararlanılarak gerçekleştirilen saha çalışması, kadınların Suriye'deki ve Türkiye'deki yaşam deneyimlerini anlamaya çalışırken kadın olma, göçmen statüsü ve yapabilirliklerden yoksun olma halleri üzerinden hayatlarındaki kesişimsel dezavantajları ortayı koyma amacı edinmektedir. Ülkelerindeki mesleklerini ve eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalan kadınlar, Türkiye'de yoksulluğu hem ekonomik açıdan hem de yapabilirlikler bakımından deneyimlemektedirler. Çalışmanın muhtevası içerisinde yukarıda kısaca aktarılan Suriyeli göçmen kadınların yaşamlarında karşılaştıkları yoksulluk halleri konusu detaylandırılarak ele alınmaktadır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+5
Elif Aslı Yazıcı
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki Suriyeli çocukların eğitim alanında yaşadıkları sorunlar ve sosyal desteklerinin incelenmesi: Altındağ örneği

Bu çalışma devlet okullarında Suriyeli çocukların yaşadıkları problemleri ve sosyal destek durumlarını incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada Altındağ ilçesinde ortaokul ve lise kademelerinde eğitim hayatını sürdüren 299 çocuk ile nicel araştırma deseni kullanılarak çalışılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan Demografi ve Göç Süreci Bilgi Formu, Sorun Belirleme Anket Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MPSS) aracılığıyla ortaya konulmuştur. Katılımcıların 182' sinin (%60.87) kız öğrenci olduğu, 192' sinin (%64.43) lise kademesinde öğrenim gördüğü, yarıya yakınının (%48.04) daha önce Suriye' de 5-6 sene okula gittiği, yarısından çoğunun ise (%63.64) Türkiye'de en az 3 senedir okula gittiği bulunmuştur. Araştırmaya katılan Suriyeli öğrencilerin öğretmenleri ile ilgili olan olumlu önermelere daha çok destek verdiği, en çok öne çıkan önermenin öğretmenlerinin kültürlerine saygılı olduğu düşüncesi yer almaktadır. Katılımcı öğrenciler bir sorunu olduğunda en çok Suriyeli arkadaşlarının yardım ettiği durumunu belirtmişlerdir. Öğrencilerin yalnızca üçte birinin Türkiyeli öğrencilerle yemek yediği, ondan daha az bir kısmının ise okulda en yakın arkadaşını Türkiyeli olarak benimsediği (%29) tespit edilmiştir. Katılımcı öğrencilerin yarısından çoğunun Türkçe konuşurken kendilerini yetersiz hissettiği, ders dinlerken uyuyakaldığı, yarıya yakın çoğunluğun okulda birçok defa ağladığı ve kendilerini yalnız hissettiği sonucu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin belirgin çoğunluğunun okul içinde vurma, dövme gibi davranışların yaşandığını reddettiği; buna karşın alay edilme, takma isim kullanılma gibi davranışların üçte biri tarafından deneyimlendiği görülmektedir. Öğrencilerin algıladıkları sosyal desteğin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulundukları eğitim kademesi ve cinsiyet özellikleri gibi değişkenlerin algılanan sosyal destek toplam puanı açısından farklılık yaratmadığı gözlenmiştir (p> 0, 05). 'Özel insan' alt boyutu destek puanında erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha fazla destek aldığı; 'aile' alt boyutu destek puanında ortaokul öğrencilerinin lise öğrencilerine göre daha fazla destek aldığı; 'arkadaş' alt boyutu kapsamında kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla sosyal destek algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bir sorunu veya şikayeti olduğunda öğretmenleriyle paylaşan öğrencilerin 'özel insan' alt boyutu destek puanı daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Sözcükler Suriyeli çocuklar, eğitim sorunları, sosyal destek

Ankara-AltındağEğitimEğitim sorunları+6
Ebru Küçükdüveyki
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki geçici koruma kapsamındaki Suriyeli yabancıların gelecek algısı: Konya örneği

Günümüz siyasi olayları içerisinde en önemlilerinden birisi hiç kuşkusuz Arap Baharıdır. Domino taşı etkisiyle tüm Ortadoğu'yu, dolayısıyla tüm dünyayı etkileyen olaylar zinciri birçok ülkede yönetimlerin değişmesine, ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesine ve halkların yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Bahardan etkilenen, ancak yönetimin değişmediği ülkelerin başında Suriye gelmektedir. Halkın değişim taleplerine karşı şiddetle direnerek çok sayıda insanın ölmesine, yüzbinlerce kişinin de ülkeden göç etmesine neden olan yönetim, aynı zamanda ülkenin etnik ve mezhepsel yapısının da değişmesine neden olmuştur. Göç eden Suriyeliler, ilgili kanunlar ile mülteci olarak anılmayıp geçici koruma kapsamına alınmışlardır. Bu çalışmanın amacı, geçici koruma kapsamında Konya ilinde yaşayan Suriyelilerin karşılaştıkları sorunları ve gelecek algılarını tespit etmektir. Geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler çeşitli sorunlarla karşılaşmakta, geleceğe yönelik endişe taşımakta ve aynı zamanda Türkiye açısından da çeşitli sorunları beraberinde getirmektedir. Yerel yaşama adapte olmaları, özellikle psikolojik sorunların hızlı bir şekilde çözülmesi için sorunlara yönelik tedbirlerin alınması geleceğe yönelik algılarının olumlu olmasını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Arap baharı, Geçici koruma, Suriyeli mülteci, Gelecek algısı

Arap BaharıGelecek kaygısıGeçici hukuki korumalar+5
Kadir Turcan
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsünde olan Suriyelilerin hayata tutunma stratejileri üzerine sosyolojik bir araştırma: Şanlıurfa örneği

Bu çalışmada 2011 yılından itibaren iç savaştan kaynaklı Suriye‟den Türkiye‟ye göç ederek sığınanların ev sahibi toplum içindeki dönüşümleri, ev sahibi toplumda yarattığı ekonomik, sosyal, kültürel etkileri ve varış noktasında hayatlarına devam edebilmek için geliştirdikleri stratejiler incelenmiştir. Michel de Certeau‟nun gündelik yaşam pratiklerinde ortaya koyduğu taktik ve strateji kavramları üzerinden Suriye‟den Türkiye‟ye zorunlu göçle gelen grupların ve bireylerin geldikleri yerleşim yerlerinde geliştirdikleri direnme biçimleri, tutunma biçimleri, gündelik pratikleri ele alınmıştır. Bu çalışmada göç kuramları etrafında Suriyeli grupların göç etme biçimleri, göçün itici ve çekici nedenleri, göç eğilimleri, göçün yarattığı sonuçlar incelenmiştir. Çalışma temelde Suriye‟den zorunlu göçle gelen grupları ve bireyleri ele aldığı için göçün farklı disiplinlerde ne anlam ifade ettiği ve göç türleri içinde hangi kategorilerde ele alındığı açıklanmıştır. Çalışma aynı zamanda Türkiye‟deki göç politikalarına ve mevzuatına, göç literatürüne farklı boyutlarda bakmamıza imkan sunmaktadır. Bu çalışmada Suriye‟den göçle gelen bireylerin ve grupların var olan baskın ya da egemen iktidara ve yerli olana karşı kendi düzenini kurma ve kendini içeriye dahil etme pratikleri gündelik hayat deneyimleri üzerinden incelenmiştir. Çalışmada Pierre Bourdieu‟nun alan, habitus ve mücadele alanı kavramları üzerinden Suriye‟den göç eden grupların mekansal deneyimlerinin okuması yapılmıştır. Göçün hayatın mevcut olan her alanına etkisi göz önünde bulundurularak çalışmanın görüşme soruları hazırlanmıştır. Çalışmada saha olarak Şanlıurfa il merkezi ve merkez ilçeler tercih edilmiştir. Saha çalışması olarak belirlenen Şanlıurfa il merkezi ve merkez ilçelerinde veriler çalışmanın doyuma ulaşılması sağlanan kadar devam etmiştir. 5 Arap kadın, 5 Arap erkek, 5 Kürt kadın, 5 Kürt erkek, 5 Ezidi kadın ve 5 Ezidi erkek olmak üzere toplamda 30 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleşmiştir. Görüşmelerde nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Katılımcılara ulaşabilmek için kartopu örnekleme uygulanmıştır. Bu çalışmada Suriye‟den göç eden grupların göç hikayeleri, geldikleri yerleşim yerinde yaşadıkları sorunların neler olduğu, bu sorunlarla başa çıkarken geliştirdikleri stratejiler, göç mevzuatında göç aktörlerinden hangi gruba dahil oldukları, Türkiye‟de kalıcı ve geçici olma durumları, mekansal yoğunlaşmaları, göçün getirdiği dönüşümün etkileri gibi niteliksel veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler bulgular kısmında katılımcıların anlattıkları aktarılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Habitus, Göç, Geçici Koruma Statüsü, Sığınmacı, Strateji, Savunmasız.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+6
Funda Coşkun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyelilerin Türkiye'ye etkilerinin uluslararası politik ekonomi perspektifinden analizi

II. Dünya Savaşı sonrası dönemde uluslararası ilişkilerin en önemli gündem maddelerinden birini oluşturan uluslararası göçün en güncel örneği, 2010 yılında başlayan Arap Bahar'ının Suriye'ye sıçramasıyla yaşanmıştır. Ülkede yaşanan olaylar bölgesel ve küresel aktörlerin müdahalesiyle uluslararası bir kriz haline dönüşmüştür. Yaşanan bu krizin en büyük çıktılarından biri de kitlesel olarak göç eden Suriyelilerdir. Suriyelilerin ilk göç duraklarının başında Türkiye yer almıştır. Türkiye gelen Suriyelilere karşı "açık kapı" politikası uygulamıştır. 2011 yılında başlayan ve günümüzde de devam eden Suriye iç savaşı neticesinde bugün Türkiye'de bulunan Suriyelilerin sayısı milyonlarla ifade edilmektedir. Ocak 2020 itibariyle Türkiye'de bulunan Suriyeli sayısı 3.5 milyonun üzerindedir. Bugün gelinen noktada Suriye'den göç edenler sadece insani boyutu olan bir sorun olmaktan çıkmıştır. Ülkede bulunan Suriyeliler, Türkiye'de her alanda köklü değişikliklerin temel dinamiklerinden biri olmuşlardır. 2014 yılında çıkarılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ile birlikte Suriyelilere "geçici koruma" statüsü verilmiştir. Bu statü kapsamında Suriyelilerin; eğitim, sağlık, sosyal ve diğer alanlardaki temel ihtiyaçları, ulusal ve uluslararası kurumların işbirliğiyle Türkiye tarafından karşılanmaktadır. 2016 yılında AB ile imzalanan Ortak Eylem Planı (OEP) yine bu kapsamda atılmış önemli bir adımdır. Bu çalışmanın teorik çerçevesini 1970'ler sonrası bir akademik çalışma alanı haline gelen Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) oluşturmaktadır. Disiplinler arası çalışma alanı sunan UPE, bir olguyu üç disiplin (siyaset, ekonomi, sosyoloji) ve üç aktör (devlet, piyasa, toplum) açısından incelemektedir. Bu tezin amacı; Suriye iç savaşı ile birlikte Türkiye'ye yönelik başlayan kitlesel göçlerin Türkiye'ye etkilerinin UPE kapsamında üç alan üzerinden analiz etmektir. Siyasal, ekonomik ve toplumsal alanlarda birbirleriyle etkileşimlerini ve Türkiye'ye dönük yaşanan bu etkilerin neler olduğu bu çalışmada UPE kapsamında analiz edilmiştir. Konu ile ilgili kitaplar ve makalelerin yanı sıra ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından kullanılan tanımlar, istatistikî veriler analiz sürecine dâhil edilmiştir. 2011 yılından itibaren Türkiye'ye gelen Suriyelilerin, Türkiye'ye olan etkilerini tek bir disiplin ile açıklamak konunun kapsamı bakımından yeterli olmamaktadır. Çünkü Türkiye'nin Suriyeliler konusunda aldığı herhangi bir siyasi kararın ekonomik ve sosyal etkileri ve yansımaları olmuştur. Bunun tersi durumu da söz konusudur. Suriyelilerle ilgili ekonomik ve sosyal alanlarda yaşanan herhangi bir gelişmenin siyasi ve sosyal alanda da etkileri ve sonuçları ortaya çıkmaktadır.

Arap BaharıGeçici hukuki korumalarGöçler+5
Deniz Orak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsü'ne sahip Suriyeli kadınların toplumsal cinsiyete ilişkin deneyimleri ve sosyal hizmet uygulamaları

Bu araştırmanın amacı, toplumsal cinsiyete dayalı rollerin göç sürecinde yaşamış olduğu değişimleri Geçici Koruma Statüsü' ne sahip Suriyeli kadınlar özelinde incelemek, göç ederek Türkiye' ye gelmenin toplumsal cinsiyet deneyimlerine ve dönüşümlerine olan etkisinin belirlenmesidir. Göç, tarihin en eski dönemlerinden beri yapılmakta olan, çağ açıp kapatan, sebepleri ve sonuçları insan hayatını yakından etkileyen bir olgudur. Göç edilen ülke ile varılan ülke arasındaki farklılıklar hem göç edenler hem de varılan ülkelerdeki insanlar için birtakım yenilikler anlamına gelmektedir. Son yıllarda göç konusunda özellikle dikkat çeken ülke, iç savaş sonucu verilen göç sayısının çokluğu sebebiyle Suriye olmuştur. Göç literatüründe göçten olumsuz anlamda en çok etkilenen grubun kadınlar olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu da göç alanında çalışanlar tarafından kadının cinsiyeti sebebiyle daha kırılgan olmasıyla açıklanmaktadır. Suriyeli kadınlar, toplumsal cinsiyet rollerinin net bir şekilde ayrıldığı ve ataerkil toplum yapısına sahip bir III bölgeden Türkiye' ye göç etmiş bireylerdir. Kadınların Suriye' deki yaşam biçimleri, Türkiye' ye yaptıkları göç sonrasında da devam etmiştir. Bu bağlamda bu çalışmanın hedefleri; toplumsal cinsiyete dayalı rol değişimini, göç etmiş Suriyeli kadınlar özelinde incelemek ve toplumsal cinsiyete dayalı rollerin sebep olduğu olumsuzluklar neticesinde sosyal hizmetlere duyulan ihtiyacın ne şekilde olduğunu analiz etmektir. Araştırma, Geçici Koruma Statüsü' ne sahip 20 Suriyeli kadının katılımıyla gerçekleşmiştir. Çalışma evreni ise İzmir ilinde ikamet eden ve Konak Sosyal Hizmet Merkezi'nden hizmet almış ya da almakta olan kadınları kapsar. Araştırmanın modeli nitel yöntemdir. Veriler nitel araştırma içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda, Geçici Koruma Statüsü' ne sahip Suriyeli kadınların kültürel olarak benimsemiş oldukları toplumsal cinsiyet rollerinin göç sonrasında değişime uğradığı, bu değişimlerin neticesinde de aile içerisinde parçalanmalar yaşandığı, eşler arası çatışmaların ortaya çıktığı, bunların sonucunda da kadınların -kültürel olarak çocuk bakma sorumluluğu olduğu için- sosyal hizmetlere başvurduğu görülmüştür. Ayrıca Suriyeli kadınların sosyal hizmet gereksinimlerinin yüksek olduğu; kadınlara sosyoekonomik destek, danışmanlık ve eğitim gibi alanlarda hizmet sunulduğu görülmektedir. Bu bağlamda sosyal hizmet merkezlerindeki sosyal hizmet uzmanlarının, kadınların güçlendirilmesi, sosyal işlevselliklerinin geri kazandırılması noktasında etkin rol oynadıkları anlaşılmış ve eksik olduğu düşünülen kısımlar için öneriler getirilmiştir. Sonuç olarak, yapılan bu araştırmadan sosyal hizmet alanı için önemli bulgular elde edilmiştir.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+5
Fatma Nur Dural
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin gönüllü geri dönüşe ilişkin görüşlerinin incelenmesi: Ankara Altındağ örneği

Gönüllü geri dönüş kararını etkileyen birden çok faktör bulunmaktadır. Yalnızca ev sahibi ülkedeki koşullar değil menşe ülkedeki koşullar da gönüllü geri dönüş kararında itici yahut çekici faktörlerden olabilmektedir. Bu araştırmanın amacı geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin gönüllü geri dönüşe ilişkin düşüncelerini etkileyen deneyimlerini gözler önüne sermek ve bu deneyimi şekillendiren faktörleri sosyal hizmetin esas aldığı insan hakları ile ele almaktır. Bu amaç doğrultusunda Ankara'nın Altındağ ilçesinde yaşayan geçici koruma kimlik belgesine sahip 24 Suriyeli ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılmış, MAXQDA 2022 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre son zamanlarda artan ayrımcılık ve gönüllü geri dönüş tartışmaları mültecilerin baskı hissetmesine ve ortak kamu alanları başta olmak üzere birçok alanda ayrımcılık ve sosyal dışlanmaya maruz kaldığını göstermektedir. Ayrımcılık gönüllü geri dönüş eğilimini etkilemektedir. Bununla birlikte hak ve hizmetlere erişim, mültecilere yönelik uygulamalar ve politikalar da ev sahibi ülke için gönüllü geri dönüşte itici ve çekici faktörlerden olabilmektedir. Suriye'deki savaş ve siyasi iktidarsızlığın, hak ve hizmetlere erişimin neredeyse yok olmasının dönmek için itici faktör olduğu görülürken Suriye'ye olan aidiyet ve özlemin ise gönüllü geri dönüşte çekici faktör olduğu görülmüştür. Ancak savaş ve hak ve hizmetlere erişime zorluğun bu çekici faktörleri oldukça güçsüzleştirdiği de ortaya çıkmıştır. Gönüllü geri dönüş eğilimini şekillendiren deneyimlerin insan hakları bağlamında ele alınması gerektiği düşünülmektedir. Baskı altında ve tek seçenek olduğunda seçilen gönüllü geri dönüş onurlu ve güvenli olmaktan uzaktır. Gönüllü geri dönüş politikalarının gelişiminde insan hakları ve sosyal adaleti benimseyen sosyal hizmet disiplinin yer alması ve uygulamada da meslek profesyonellerinin rol alması gerektiği düşünülmektedir.

Ankara-AltındağGeri dönüşGeçici hukuki korumalar+2
Sema Korç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Social cohesion in forced migration: an attempt to operationalize social cohesion for syrians under temporary protection in Turkey

Forced migration of Syrians facilitated unique progresses and exceptional changes in Turkey when previous experience with inward forced migration movements to Turkey are taken into account. Syrians' en masse registration under Temporary Protection was in compliant with the protection assurances of 1951 Convention and 1960 Protocol, albeit being a situation where reservations could apply. As a country of asylum, it was the first time when Turkey decided to mobilize Local Integration as a solution for a forced migration situation rather than resettlement or voluntary repatriation. Turkey reformulated Local Integration as Harmonization which necessitates interaction of forced migrant and host communities as well as the host country. While doing so, Harmonization explicitly segregated from the commonly accepted notions of assimilation and integration, while at the same time the concept is affiliated as an end state to be achieved. In order to do so, social cohesion, which is the faculty of intergroup interactions, identified as a medium for achieving Hannonization. However, the identification was merely the beginning ofthe process. Despite literature saturated with works on social cohesion, there are very few works on its relationship with forced migration. Therefore, attested to the unique and exceptional disposition of Syıians in Turkey as well as being an on-going forced migration situation, this study aims to investigate how social cohesion can be defined, how the definition can be applied in this situation, and what are the plausible dimensions and parameters for operationalizing social cohesion in order to achieve Harmonization as the intended outcome. Keywords: Syrians under Temporary Protection in Turkey, intergroup interactions, social cohesion, forced ınigration, operationalization

Temporary legal protectionMigrationsEmigrants+7
Yasin Tamer
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyelilerin hukuksal statüsü

Göç olgusu; insanlık tarihinin başladığı günden bugüne kadar önemini korumakta, toplumları ve kişileri etkilemeye devam etmektedir. Özellikle 20. yüzyılda meydana gelen savaşların bir sonucu olarak, ortaya çıkan göçler ve yaşanan mülteci problemleri uluslararası seviyede ele alınmış ve üzerinde çalışılan uluslararası düzenlemeler kabul edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye, geçmişten bugüne göç olgusuyla mücadele etmiş ve göç politikasıyla ilgili çeşitli davranışlar sergilemiştir. Türkiye, tarih boyunca mültecilere ve sığınmacılara yönelik birçok yasal düzenlemeyi de ele almıştır. Ancak Türkiye, Mart 2011'de yaşanan Suriye krizinden sonraki süreçte gerek mevzuatında gerekse göç politikasında çok sayıda eksikliğin olduğunu fark etti. Bu doğrultuda değişiklik yapmaya devam etmesinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu anladı. Açıkça söyleyebiliriz ki, Türkiye, göç olgularıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışma, Suriyeli sığınmacıların ülkemizdeki hukukî durumlarını yürürlükte olan kanunlar ile ele almaktadır. Çalışma bu iddiaya dayanılarak üç bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümde göç, mülteciler, sığınmacılar ve vatansız kavramları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Göçün gelişimi ve göçün teorik anlamda nasıl görüldüğü tartışılmıştır. Ayrıca mültecilerin ve sığınmacıların; uluslararası kuruluşlarda, uluslararası ve bölgesel anlaşmalarda nasıl ele alınacağı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Mülteciler ve sığınmacılar, hak ve göçmenlik sorunlarına müdahale etmek gibi evrensel yasal normlar açısından araştırılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, göçün genel tarihi hakkında bilgi sunulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'ne etkisi olan önemli göç vakaları üzerine bir çalışma yapılmış daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana, mültecilere ve sığınmacılara karşı alınan kararlar ve tüm önemli kurallar kronolojik olarak gözden geçirilmiştir. Türkiye'de ilk kez, yabancılara ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişiler için düzenlenen Yabancılar ve Uluslararası Koruma Yasası'nın (YUKK) ayrıntılı bir incelemesi yapılmıştır. İkinci bölümün son kısmında, genel olarak göç yönetimi ve Türkiye'de gelişmekte olan göç yönetimi ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde, geçen yüzyılın en önemli olaylarından biri olan Suriye'deki iç savaş ve bu iç savaşın ülkemiz üzerindeki etkisi değerlendirildi. Suriye siyasi tarihi ve Türkiye-Suriye ilişkileri incelendikten sonra, "Arap Baharı" adı verilen süreç ve ülkemize yönelik kitlesel göç akışı ele alındı. Bunun dışında, aniden kitlesel bir şekilde Türkiye'ye göç eden milyonlarca Suriyelinin yasal durumu ayrıntılı bir şekilde yorumlandı.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+6
Elif Gök İlan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilerin ulusal vatandaşlık rejimine etkisi

Uluslararası kitlesel göç akınlarının ulusal vatandaşlık rejimlerine etkisi uluslararası göçmenlerin, sığınmacıların ve yerinden edilmiş insanların sayısının milyonlarla ifade edildiği günümüzde önemli bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır. 2011 yılında Suriye'de çıkan iç savaşın ardından kapılarını milyonlarca Suriyeliye açan ve sekiz yıldır sınırları içerisinde barındıran Türkiye Cumhuriyeti örneği, kitlesel akınların ulusal vatandaşlık rejimlerine etkisini anlamak bakımından araştırmaya değer bir alan sunmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilerin Türkiye'de ulusal vatandaşlık rejimine etkisini araştırmak amacıyla Türkiye'de parlamenter partilerin Suriyelilere yönelik 2011'den günümüze geçen sekiz yıllık süre içerisinde ürettikleri söylemlerinin ulusal vatandaşlık rejimi bağlamında karşılaştırmalı bir analizini yapmak üzere tasarlanmıştır. Çalışma bir durum/vaka analizini içeren nitel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında veriler belge analizi ve bireysel görüşme teknikleri aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmanın temel savı, parlamenter partilerin Türkiye'de geçici koruma statüsünde bulunan Suriyelilere yönelik söylemleri değerlendirildiğinde, bir tarafta ulusal vatandaşlık rejimi ile örtüşen diğer tarafta ise Türkiye'de ulusal vatandaşlık rejiminin ötesine geçen söylemlerin güçlendiğidir. Çalışmanın ilk bölümünde vatandaşlık, ulus devlet-vatandaşlık ve göç-vatandaşlık bağlamındaki literatüre yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkiye'de ulusal vatandaşlık rejiminin niteliğine, üçüncü bölümünde Türkiye'de geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeliler ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü ise parlamenter partilerin Suriyeliler ile ilgili söylemleri ve bu söylemlerin ulusal vatandaşlık rejimi bağlamında karşılaştırmalı bir analizini içermektedir. Anahtar Sözcükler Ulusal Vatandaşlık Rejimi, Parlamenter Partiler, Suriyeliler, Geçici Koruma, Kitlesel Akınlar, Uluslararası Göç

Geçici hukuki korumalarMültecilerSiyasi partiler+4
Derya Çakır Demirhan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki öğrencilerin uyum sürecinde okul ikliminin rolü: Holistik bir yaklaşım

Bu araştırmanın amacı geçici koruma altındaki öğrencilerin uyum sürecinde okul ikliminin etkisini ortaya koymaktır. Uyum sürecinde okul iklimi okul güvenliği, öğretme ve öğrenme ortamı, kişilerarası ilişkiler boyutları ile ele alınmış ve bu boyutlara ilişkin öğretmen, okul yöneticisi, geçici koruma altındaki öğrenci ve geçici koruma altındaki veli görüşleri incelenmiştir. Araştırmaya amaçlı örneklem yaklaşımlarından ölçüt örnekleme yöntemiyle Niğde İlindeki en fazla geçici koruma altındaki öğrenciye sahip resmi bir ilkokul dâhil edilmiştir. Nitel araştırma deseninde yürütülen çalışma, ele aldığı konu ve yöntem bakımından durum çalışmasıdır. Çalışmanın verileri gözlem, görüşme ve doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir. Veri toplama araçları olarak yarı-standartlaştırılmış gözlem kılavuzları ile yarı-yapılandırılmış görüşme formları oluşturulmuştur. Veri toplama süreci 2018-2019 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 16 öğretmen, 2 okul yöneticisi, 14 geçici koruma altındaki öğrenci ve 9 aile ile görüşmeler yürütülmüş, saha ve ders gözlemleri yapılmıştır. Araştırma verilerinin analiz sürecinde içerik analizine başvurulmuş ve alt problemler bağlamında temalar oluşturulmuştur. Okul güvenliği boyutunda okul kuralları ve fiziksel güvenlik; öğretme ve öğrenme ortamı boyutunda okul yönetiminin yaklaşımı, öğretmen ve akran davranışları ile öğrenci katılımı; kişilerarası ilişkiler boyutunda öğretmen-öğrenci ilişkisi, akranlar arası ilişki ve okul aile ilişkisi temalarına ulaşılmıştır. Her bir boyutun öğrencinin davranışsal, sosyal ve akademik uyumunu doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Bulgular ışığında uyum sürecini kolaylaştıracak, destekleyici ve kucaklayıcı bir okul ikliminin oluşturulmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: geçici koruma altındaki Suriyeli öğrenciler, uyum, okul iklimi, okul güvenliği, öğretme ve öğrenme ortamı, okulda kişilerarası ilişkiler

Eğitim yönetimiGeçici hukuki korumalarGöçmenler+6
Sevda Kubilay
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermayelerinin ve sosyal ağlarının incelenmesi

İnsan yaşamı boyunca ilişkiler kurar. Kurduğu bu ilişkiler sonucunda kararlar alır. Aldığı bu kararlar yaşamını şekillendirir. İnsanın kurduğu bu ilişki kelebek etkisi yaratır. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak çevresindeki ya da hiç tanımadığı bir insanın hayatında derin izler bırakabilir. Bir ülkenin geleceğinde, toplumun kaderinde önemli etkiler yapabilir. Bu nedenle kişinin kurduğu ilişkiye verilen önem günümüzde giderek artmıştır. Öyle ki OECD bu ilişkiler yumağını 'Tutkal' olarak tanımlamıştır Dünya Bankasının 'Kayıp Halka' olarak OECD'nin 'Tutkal' olarak tanımladığı Sosyal Sermaye giderek artan bir şekilde Mültecilerin ülkeye uyumun da önemli bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Ülkelerin bu göç şokunu atlatabilmesi, gelişmesi için gerekli olanın fiziki sermayenin tek ve yeterli olmadığı İnsan sermayesi ve sosyal sermayenin de ülkelerin gelişmesi ve mültecilerin uyumu için olmazsa olmaz faktörler olduğu söylenebilir. Türkiye'deki toplam Suriyeli sayısı yaklaşık 3 milyon 600 bindir. Bu nüfusun yaklaşık yarısından fazlasını 0-18 yaş grubu oluştur¬maktadır. Bu büyüklükte genç nüfusun 'Kayıp Nesil' olmaması için çalışma ve eğitim hayatında düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı yetişkin eğitimi alan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermaye ve sosyal ağlarını kullanabilme becerilerini irdelemektir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçları ile teorik bilgilerin tutarlılığı değerlendirilmiş ve elde edilen bulgulardan hareketle sosyal sermaye ve sosyal ağ kullanma becerilerinin getirilerine ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki 325 Suriyeli oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar bize genel olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler'in sosyal sermaye ve sosyal ağ düzeyleri gidecekleri ülkeyi, şehri, mahalleyi seçmede, iş bulmada ve sosyal uyum üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimler: sosyal sermaye,sosyal ağlar, geçici koruma altındaki suriyeli göçmenler,yetişkin eğitimi, göç

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+6
Mehmet Menteşe
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyelilerin mesleki ve Türkçe eğitiminde dil becerilerine yönelik bir ihtiyaç analizi (Mersin örneği)

2011 yılında Suriye'de iç savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye, Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. 12.03.2020 tarihi itibarıyla Göç İdaresi Müdürlüğünün verilerine göre Türkiye'ye göç eden ve Türkiye'de yaşayan kayıtlı Suriyeli göçmen sayısı 3.588.131'e ulaşmıştır. Suriyelilerin nüfusu Kilis, Hatay, Mersin, Ankara ve İstanbul bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Bu sebeple, özellikle bu bölgelerde Geçici Koruma Altındaki Suriyelilere yönelik olarak onların sosyal uyumlarını, istihdamlarını ve dil öğretimlerini sağlamayı amaçlayan projeler yapılmaktadır. Yurt dışı ve yurt içi destekli bu projeler aracılığı ile okul çağındaki öğrencilere eğitim, yetişkinlere günlük ihtiyaçlarını karşılamak üzere dil ve istihdamlarını sağlayabilmek için meslek eğitimleri verilmektedir. Bu projelerden biri Almanya'da Sequa gGmbH adlı kamu yararına çalışan firma tarafından desteklenen Sequa-TAMEB Projesidir. Proje kapsamında Türkiye'de yaşayan Suriyelilere meslek eğitim kursları (kalıpçılık, kaynakçılık, vb.) düzenlenmektedir. Türkçe eğitimleri Ankara Üniversitesi TÖMER tarafından sürdürülmektedir. Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesine göre A1 dil düzeyine ulaşan kişiler meslek eğitimlerine başlamaktadır. Bu çalışma ile Mersin ilinde Sequa-TAMEB Projesi kapsamında meslek eğitimi alan ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen Suriyelilerin Türkçe öğrenirken, yapacakları mesleklere ilişkin gereksinim duydukları dil becerilerini betimlemek amaçlanmıştır. Bu bağlamda "Dil Becerileri İhtiyaç Analizi Ölçeği" geliştirilmiş ve veriler anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Hazırlanan anket, Mersin ilinde düzenlenen Sequa-TAMEB Projesine katılan 70 erkek Suriyeli kursiyere uygulanmış ve katılımcıların ihtiyaç duydukları dil becerilerinin meslek türlerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak, meslek eğitimi sırasında okuma ve dinleme; meslek eğitimi sonrasında, iş yaşamında ise konuşma ve dinleme becerilerine ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yazma becerisine duyulan ihtiyaç, meslek eğitimi sırasında ve sonrasında en son sıradadır.

Dil becerileriGeçici hukuki korumalarMersin+7
Goncagül Günsel
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de farklı koruma statüsündeki göçmenlerin istihdam deneyimleri

Bu çalışmada, Suriye, Afganistan, İran, Irak ve Somali uyruklu, Türkiye'ye göç etmiş, geçici ve uluslararası koruma sahibi ve uluslararası başvuru sahibi bireylerin sosyal hizmet disiplini bağlamında istihdam süreçlerindeki deneyimleri ve karşılaştıkları sorunlar ele alınmıştır. Çalışmanın verileri, araştırmacı tarafından nitel araştırma yöntemlerine uygun olarak, on iki göçmen ve yedi göç ve istihdam alanında çalışan uzman ile yarı yapılandırılmış, derinlemesine görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Bulgular; göçmenlerin iş yaşamında karşılaştığı sorunlar, göçmenlerin iş piyasasına erişememesinin sonuçları ve göçmenler ile ilgili politika önerileri olmak üzere üç tema altında tartışılmıştır. Birinci tema olan göçmenlerin iş yaşamında karşılaştığı sorunlar; dil engeli, denklik alamama, eğitimsizlik, ayrımcılık, toplumsal cinsiyet rolleri, doğru bilgilendirilmeme, çalışma izni, işverenin kayıtsız istihdamı tercih etmesi, düşük maaş, hakları bilmeme/savunamama, çalışma izni olmaksızın çalıştırılma, uygunsuz/uzun çalışma saatleri, görev tanımı dışında iş yapma, taciz ve istismar, izin kullanamama, uyum sağlayamama ve benzeri olarak belirlenmiştir. İkinci tema olan göçmenlerin iş piyasasına erişememesinin sonuçları; olumsuz baş etme mekanizmaları, toplumsal ve siyasal kutuplaşma, suça yönelme, çocuk işçiliği, işsizlik oranlarının artması, psikolojik ve ekonomik sorunlar, hükümete tepki, siyasi partiler arasında anlaşmazlıklar ve hükümetin sorumluluklarının artması olarak belirtilmiştir. Son olarak, göçmenler ile ilgili politika önerileri teması altında tartışılan bulgular; göçmenler için staj/eğitim programları, göçmen istihdamına teşvik, Türkçe dil kursları, tercüman desteği, çok kültürlü işyerlerinde uyum programları yapılması ve benzeri olarak not edilmiştir. Sonuç olarak, göçmenlerin çalışma haklarını ifa edememesi hem insani hem anayasal hem de uluslararası yükümlülükler bakımından üzerinde durulması gereken bir husustur. Bu hususun mikro seviyeden makro seviyeye sosyal ve ekonomik anlamda önemli etkileri bulunmaktadır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+3
Büşra Uslu Ak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşayan sığınmacıların üçüncü ülke bekleme sürecinde yaşadıkları sorunların "insan hakları" açısından analizi - Van ili örneği

İnsanlar, tarihin başlangıcından bu yana hayatları tehlike altına girdiğinde, bu tehlikeden kaçmak ve hayatlarını korumak için göç ederek başka bir yerde sığınak arayışına girmişlerdir. Bu bakımdan göç, kişinin fiziksel alanının değiştiği, bununla birlikte pek çok değişim yaşadığı ya da yaşamak zorunda kaldığı, bazen de travmatik sonuçlar doğuran bir süreci de beraberinde getirmektedir. İnsanların doğuştan sahip olduğu hakların ihlal edilmesi, insanın yaşamını onurlu bir birey olarak sürdürebilmesi için gerekli olan hakların gasp edilmesi ya da çeşitli hak ihlallerinin yaşanması insanları bulundukları yerleri terk etmeye zorlamakta, dolayısıyla göçün özneleri haline getirmektedir. İç göçle başlayabilecek bu süreç kimi zaman dış göç olarak da kendini göstermekte, uluslararası literatürde geçen sığınmacı, mülteci gibi kavramların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Uluslararası hukuk, uluslararası sözleşmeler ve birtakım belgelerle sığınmacı ve mültecilerin hakları korunmaya çalışılsa da göç etmek zorunda kalan insanların sığınmacı, mülteci olarak göç ettikleri ülke vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olmadıkları ve sıkça hak ihlalleriyle karşılaştıkları söylenebilir. Bu bakımdan farklı yollardan sığınma ülkesine ve nihai olarak vatandaş olmak istedikleri ülkelere gidebilen sığınmacı ve mülteciler devlet korumasından yoksun kalabilmekte ya da farklı sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar. Sığındıkları devletin yasal mevzuatı ve söz konusu devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin niteliği ve uygulamaları bu bağlamda önem arz etmektedir. Bu bakımdan, Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 Cenevre Sözleşmesine coğrafi kısıtlama koymak suretiyle taraf olan Türkiye, kendi doğusundan mülteci kabul etmemektedir. Çeşitli yönetmelik ve genelgelerle birlikte 2013 yılında çıkarılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile mülteci hukukunu yasal mevzuatlarla düzenlemiştir. Türkiye bu haliyle Suriye dışından gelen sığınmacılara uluslararası koruma statüsü tanımakla birlikte vatandaşlık yolunu açmamaktadır. Bu da Türkiye'ye gelen sığınmacıların üçüncü bir ülkeye yönelmelerine neden olan faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan Suriyeli olmayan sığınmacıların önemli geçiş güzergâhlarından biri olan Van, İran, Afganistan ve Irak olmak üzere farklı ülkelerden sığınmacılara ev sahipliği yapmaktadır. Uluslararası Korumaya tabii olan sığınmacılar üçüncü bir ülkeye yeniden yerleştirilmeyi bekledikleri süre içerisinde farklı sorunlarla karşılaşmakta ve bekleme sürecinin farklı nedenlerle uzaması sığınmacılar açısından yeni ve zorlu bir süreci beraberinde getirmektedir. Bu tez çalışmasında Van'da ikamet eden uluslararası koruma kapsamındaki İran, Afganistan ve Irak uyruklu sığınmacıların üçüncü ülke yerleştirme sürecinde yaşadıkları sorunlar saptanarak insan hakları açısından ele alınmaktadır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+5
Elif Yıldız
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyelilerin gelecek beklentileri ve iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesi

Türkiye, Suriye iç savaşından kaynaklanan göçlerden etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. 2011 yılı Mart ayından itibaren uygulanan "açık kapı politikası" ile pek çok Suriyelinin Türkiye'yi tercih ettiği bilinmektedir. Savaş mağduriyetleri, hâlihazırdaki konaklama koşulları, yaşadıkları travmalar nedeniyle Suriyeliler, pek çok sorunla karşı karşıyadırlar. Yapılan bu çalışmada Türkiye'deki Suriyelilerin algılanan "İyilik Hali" ile "Gelecek Beklentileri" ve bir takım demografik değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu ilişkisel tarama modeli araştırmanın çalışma grubu, Antalya/Serik Kozağacı Köyü olarak belirlenip, kartopu yöntemiyle oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunun % 49,5'i (183) kadın ve % 50,5'i (187) erkek olmak üzere toplam 370 kişiden oluşmaktadır. Kişisel bilgi formunda cinsiyet, medeni durum, yaş, meslek, Türkiye'de bulunma yılı, Türkçe bilme yeterlik düzeyi ne yönelik sorular sorulmuştur. WHO İyilik Hali Ölçeği'nde ise 5 soru bulunmaktadır. Anket formunda da gelecek beklentisine yönelik 11 çoktan seçmeli, 3 açık uçlu olmak üzere toplam 14 madde bulunmaktadır. Bu maddelerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Araştırma formları Arapça olarak kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre katılımcıların iyilik hali, Gelecek Beklentisi Anketi'nin 6 maddesinde farklılaşmıştır. Ayrıca demografik değişkenlerden ekonomik yardım alma, savaşta kayıp yaşama, yaş, Türkiye'de bulunma süresi, algılanan gelir düzeyi, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma ve savaş sonrası plana göre iyilik halinin farklılaştığı görülmüştür. Araştırmanın bulguları, sınırlılıkları, ruh sağlığı uzmanlarına, araştırmacılara ve politika yapıcılara ilişkin öneriler tartışılmıştır.

Gelecek beklentisiGeçici hukuki korumalarGöçler+4
Elif Aksoy
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsünde bulunan suriyeli üniversite öğrencilerinin göç sürecindeki uyum yaşantıları

Bu araştırmanın amacı geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeli üniversite öğrencilerinin göç sürecindeki uyum yaşantılarını incelemktir. Bu amaçla nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara'daki devlet üniversitelerinde eğitim gören 7'si kadın, 7'si erkek 14 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeli üniversite öğrencilerinin göç sürecindeki uyum yaşantılarını incelerken dört kategori belirlenmiştir. Bu kategoriler; Suriye'deki yaşam, Türkiye'ye geçiş süreci, Türkiye'ye entegrasyon ve üniversite yaşamıdır. Bu dört kategori içerisinde on iki tema yer almaktadır. Bu temalar; (1) Çocukluk çağı, (2) savaş öncesi yaşantı, (3) savaşın etkileri, (4) geçiş faktörleri, (5) ilk yaşantılar, (6) Türkiye'den beklentiler, (7) risk faktörleri, (8) koruyucu faktörler, (9) gelecek beklentileri, (10) dayanıklılık, (11) dışlanma/aidiyet, (12) üniversitenin imkânlarıdır. Her bir temanın kendine ait alt temaları bulunmaktadır. Araştırma bulguları bu alt temalar kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları geçici koruma altındaki Suriyeli üniversite öğrencilerin diğer Suriyelilere göre daha kolay ve hızlı bir şekilde sosyal uyum sürecini yaşadıklarına işaret etmektedir. Savaşın etkileri katılımcıların Türkiye'de yaşadıkları zor durumlara karşı dayanıklılığını ve Türkiye'ye uyum sürecini etkilemektedir. Katılımcıların Türkiye'ye sosyal uyumunu etkileyen en önemli faktörlerden bazıları sosyal ve psikolojik destek kaynakları, bireysel özellikler, üniversite eğitimi almak, üniversitedeki sosyal faaliyetlerdir.

Enerji koruma sistemleriEğitim psikolojisiFenomenoloji+7
Özgür Salih Kaya
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanma davasında geçici hukuki koruma tedbirleri

Geçici hukuki korumalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Onuncu Kısmında üst başlık olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde ihtiyati tedbirlere, ikinci bölümde ise delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalara yer verilmiştir. Kanun koyucu, diğer kanunlarda yer alan geçici hukuki korumaları tek tek belirtmek yerine ihtiyati tedbir ve delil tespiti dışında diğer geçici hukuki korumalar olabileceğini ifade etmiştir. Bu bakımdan boşanma davası söz konusu olmaktadır. Boşanma davasında hâkim, kural olarak eşlerin talepleriyle bağlı olarak boşanmaya ya da ayrılığa karar verir. Usul hukukunda her ne kadar tasarruf ilkesi geçerli olsa da, boşanma davaları bakımından kendiliğinden araştırma ilkesi geçerli olacaktır. Nitekim hâkimin, boşanma davasından önce ya da dava sırasında bir takım önlemleri alması gerekebilir. Bu çalışma, boşanma davasını zaman bakımından üçe ayırmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nda, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'da ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulüne İlişkin Kanun'da önlem, tedbir ya da geçici önlem olarak adlandırılan bu düzenlemelerin hukuki niteliği ihtiyati tedbir, geçici hukuki koruma ve çekişmesiz yargı işi bakımından değerlendirilmektedir. Ayrıca, boşanma davasından sonra karar verilebilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasının da geçici hukuki koruma olup olamayacağı ele alınmaktadır. Evlilik birliğinin korunmasına ilişkin önlemlerin, Türk Medeni Kanunu m. 169'daki geçici önlemlerin ve 4787 sayılı Kanun'daki önlemlerin hukuki niteliğinin aile hukukuna özgü geçici hukuki koruma olduğu; 6284 sayılı Kanun'daki önlemlerin hukuki niteliğinin çekişmesiz yargı işi olduğu; maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasının hukuki niteliğinin dava olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: geçici hukuki koruma, ihtiyati tedbir, çekişmesiz yargı işi, boşanma davası, önlem, tedbir, geçici önlem.

BoşanmaGeçici hukuki korumalarİhtiyati tedbir
Şafak Orhan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki uluslararası koruma statüleri ile geçici koruma statüsünün hak ve yükümlülükler yönünden karşılaştırılması

Türkiye, 2022 yılı itibariyle sayıları üç buçuk milyondan fazla olan Suriye'den gelen Suriye vatandaşlarına, vatansızlara ve mültecilere geçici koruma statüsü vermiş, bu statü kapsamında haklar sağlamış ve yükümlülükler tanımlamıştır. Suriyelilerin beklenenden daha uzun süre kalması nedeniyle, Suriyelilere acil koruma sağlayabilmek adına verilen geçici koruma statüsünün değişip değişmeyeceği sıkça tartışılan bir konudur. Geçici koruma altındaki kişilerin statülerinde değişiklik olması halinde, olası yeni statülerinin sahip oldukları hak ve yükümlülüklerde nasıl değişikliklere yol açacağı da bir başka önemli konudur. Geçici koruma statüsüne sahip kişilerin olası statü değişikliğinde alması muhtemel olan statüler, uluslararası koruma statülerinden şartlı mülteci ve ikincil koruma statüleri ile Türkiye'nin 1951 Cenevre Sözleşmesi'ne koyduğu coğrafi sınırlamayı kaldırması halinde mülteci statüsüdür. Bu çalışma; uluslararası koruma statüsü ve geçici koruma statüsü sahiplerinin sahip olduğu hakları ve yükümlülükleri karşılaştırmalı olarak incelemekte, benzerlik ve farkları belirleyerek geçici koruma statüsü sahibi kişilerin haklarının ve yükümlülüklerinin olası statü değişikliğinde nasıl değişeceğini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede çalışma; ülkeye giriş hakkını, geri gönderme yasağını, ikamet, barınma ve seyahat haklarını, sağlık hizmetlerine erişim hakkını, eğitim hakkını, çalışma hakkı ile entegrasyon ve vatandaşlık hakkını ve belirli bir ilde ikamet etme, bildirim, davete uyma, hizmetlerden haksız yararlanma durumunda hizmet bedelini ödeme ve kanunlara uyma yükümlülüklerini ele almaktadır. Çalışma, geçici koruma altındaki kişilerin uluslararası koruma statülerinden birini almaları halinde; ülkeye girişleri konusunda uygulanacak usul ve esasların, ikamet ve barınma hakkı ile sağlık, eğitim, çalışma ve vatandaşlık haklarının değişeceğini; geri gönderme yasağı konusunda bir hak değişikliği olmayacağını ve mülteci statüsü istisna olmak üzere seyahat hakkı konusunda bir değişiklik olmayacağını tespit etmektedir. Yükümlülükler açısından ise çalışma; bildirim yükümlülüğü, davete uyma yükümlülüğü, hizmetlerden haksız yararlanma durumunda hizmet bedelini ödeme yükümlülüğü ve kanunlara uyma yükümlülüğü konusunda bir değişiklik olmayacağı ancak belirli bir ilde ikamet etme yükümlülüğü hususunda değişiklik olacağı sonucuna ulaşmaktadır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+4
Sümeyye Karakoç Yenigün
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Temporary protection in International Law

In history, asylum movements originated from religious and ethnic intolerances, nowadays mostly due to wars among countries, civil wars, revolutions, foreigner state occupations, discriminating and repressive regimes with regards to race, religion, language and ethnic origin. Agreements, protocols, regulations and circulars have been developed nationally and internationally for creating a legal basis and giving legal descriptions of asylum and international protection. The basic convention related to asylum is the 1951 Geneva Convention and the basic protocol is the 1967 Protocol. Turkey accepted this convention and protocol with geographical limitation and put the 1994 Regulation into force. Then, as the first immigration law "Law on Foreigners and International Protection" entered into force. By taking as a basis of the Article 91 of this law, the 1994 Regulation lost its effect and was replaced by The Temporary Protection Regulation. There are three types of international protection in Turkish Law: refugees, conditional refugees, and secondary protection. Temporary protection, is not accounted among the types of international protection under the LFIP. Temporary Protection status is only provided when the Council of Ministers decides and provided to foreigners who were forced to leave their countries in mass influxes, who entered another country collectively, sought urgent protection and who are expected to return to their home countries when the life-threatening situations have passed. In its history, Turkey has hosted large numbers of protection seekers. Bosnians, Iraqis, and now Syrians are examples of temporarily protected people. Key Words: International Protection, Temporary Protection, Temporary Protection Regulation, Syrians

Temporary legal protectionConservationProtection laws+5
İnayet Burcu Akyürek
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersindeki durumsal güdülenmeleri ve psikolojik ihtiyaçları

Araştırmada geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersindeki durumsal güdülenme ve psikolojik ihtiyaç düzeyleri arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçeklerden alınan veriler cinsiyet, yaş, sınıf, kaç yıldır Türkiye'de olduğu, spor yapıp yapmadığı, anna-baba eğitim düzeyi ve hane gelir değişkenlerine göre farklılaşmanın ne düzeyde olduğu da araştırılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama yöntemi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa ilinde öğrenim gören Suriyeli lise öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Durumsal Güdülenme Ölçeği ve Beden Eğitimi Dersinde Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler lisanslı SPSS 24.0 paket programı ile çözümlenmiştir. İlk olarak sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşmalara bakılmıştır. Normallik varsayımı analizi sonucunda "Independent sample t-testi", "Tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" yapılmıştır. Araştırmada bağımlı değişkenlerin aralarındaki ilişkiyi bulmak için ise Korelasyon Analizi yapılmıştır. Öğrencilerin durumsal güdülenmelerinde cinsiyet, yaş, sınıf ve aile gelir durumu değişkenlerinde farklılıklar saptanmıştır. Öğrencilerin cinsiyet ve sınıf değişkeni bakımından temel psikolojik ihtiyaç düzeylerinde anlamlı düzeyde farklılık elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin derse karşı tatmin duygusunun yüksek olduğu, erkek öğrencilerin derse katılım isteklerinin daha yüksek seviyede olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler beden eğitimi ve spor dersini diğer bireylerle iletişim kurma ve yakınlaşma aracı olarak görüp daha güçlü bağlar kurulmasına katkı sağladığını görülmüştür. Durumsal güdülenme ve beden eğitiminde temel psikolojik ihtiyaçlar arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir Dersin öğrencilerin diğer bireylerle iletişim kurup arkadaşlık bağı geliştirme, sosyal çevre edinmesini ve kendini yeterli hissetmesini sağlama da etkili olmasından bu konular üzerine araştırmalar yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenci, Geçici Koruma, Beden Eğitimi ve Spor, Durumsal Güdülenme, Psikolojik İhtiyaç

Beden eğitimiBeden eğitimi ve spor dersiGeçici hukuki korumalar+4
Ali Tüfekçi
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim sendikaları yöneticilerinin geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretimleri konusundaki görüşleri: Gaziantep örneği

Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerinin en önemli aktörü eğitim camiasıdır. Eğitim sendikaları eğitimcilerden oluşan ve eğitimcilerin temsilcileri konumundaki sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu çalışma ile eğitim sendikalarının geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerine dair bakışlarını ele almak ve sendikaların görüşlerinin varsa farklılıklarını ve benzerliklerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Birer sivil toplum kuruluşu olarak toplumun öncüleri ve şekillendiricileri sayılabilecek eğitim sendikaları temsil ettikleri üye potansiyeliyle eğitim camiasında hatta ülke genelinde önemli bir güç pozisyonundadırlar. Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden çoklu durum deseninde yürütülmüştür. Örneklem olarak seçilmiş olan ve mevcut eğitim çalışanlarının %66'sını bünyesinde kayıtlı üye olarak barındıran dört büyük sendika Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikaları yalnız eğitimle ilgili değil ülke genelindeki birçok konuda da politika üretebilmektedirler. Çalışma grubu örneklem seçimi, sendikaların Türkiye'deki tüm illerde etkin varlığı dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu bağlamda, Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikaları örneklem olarak belirlenmiştir. Veriler %17 oranıyla Suriyelilerin en yoğun olduğu ikinci il olan Gaziantep ilindeki sendika yöneticileri ile görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış sorular yordamıyla yapılan görüşmelerde elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sendikaların aynı sorulara aynı cevaplar verdikleri gibi farklı cevaplar da verdikleri ortaya çıkmıştır. Sendikacılık yaklaşımları birbirine yakın görünen sendikaların farklı fikirlerinin olduğu, sendikacılık yaklaşımları örtüşmeyen sendikaların ise benzer fikirlerde olabildikleri ortaya çıkmıştır.

Eğitim sendikalarıGaziantepGeçici hukuki korumalar+7
Bestami Tunç
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki yabancıların Türkiye'de kayıt dışı istihdam üzerindeki etkileri üzerine bir değerlendirme

Kayıt dışı ekonomi ve bunun emek piyasasındaki karşılığı olan kayıt dışı istihdamın, bir ülkenin ekonomik büyümesi ve kalkınması ile toplumsal refah düzeyinin artması üzerindeki etkisi büyük önem taşımaktadır. Ekonomi ve istihdamda kayıt dışılığın mali, idari, sosyal, demografik, psikolojik nedenleri ile hukuk ve vergi sisteminden, sosyal güvenlik mevzuatından, işletmelerden ve kamudan kaynaklanan birçok nedeni, bu nedenlere paralel olarak devlet gelirlerinde azalışa yol açan, kayıtsız çalışanların sosyal güvenceden mahrum kalmalarına dayalı olarak birçok olumsuzluğu doğuran, işletmeler arasında haksız rekabeti artıran, vatandaşların devlete karşı güvenlerinin sarsılmasına neden olan ve toplumsal ahlakı zayıflatan birtakım mali, ekonomik, sosyal ve psikolojik sonuçları bulunmaktadır. Suriye topraklarında yaşanan iç savaş ve krizler sonucunda yaklaşık son on yıllık süreç boyunca Türkiye'ye yoğun bir biçimde Suriye vatandaşı göç etmiştir. Bugün sayıları yaklaşık 3.6 milyonu bulan geçici koruma statüsündeki Suriye uyruklu yabancıların kitleler halinde Türkiye'ye göç etmesi, Türkiye'de zaten mevcut bulunan ekonomide ve istihdamda kayıt dışılık sorununun daha da derinleşmesine sebep olmuştur. Bu çalışmada kayıt dışı ekonominin ve kayıt dışı istihdamın nedenleri, sonuçları, güncel veriler çerçevesinde boyutları ile konuyla ilgili hukuki ve idari düzenlemeler göz önünde bulundurularak, Türkiye'de yaşayan yabancılardan 'Geçici Koruma Statüsü' adı verilen koruma tedbirine dahil edilen Suriye uyruklu kişilerin iş gücü piyasalarında kayıt dışı yer almalarına bağlı olarak ortaya çıkan etkiler incelenecektir. Bu bağlamda kayıt dışı ekonomi, kayıt dışı istihdam ve Türkiye'deki Suriyelilerin söz konusu kayıt dışılık üzerindeki yansımalarının incelenmesi bu çalışmanın temel araştırma problemini oluşturmaktadır. Piyasada farklı sektörlerde faaliyet gösteren işverenlerle ekonomide ve istihdamda kayıt dışılığın nedenleri ve sonuçları göz önünde bulundurarak mülakatlar yapılmış, bu işverenlerin yabancı uyruklu işçi istihdam etmek suretiyle kayıt dışılığı tercih etme nedenleri tespit edilmiş, kayıt dışılığın azaltılması hususunda uygulanabilecek politika önerileri çerçevesinde bu çalışmayla bilimsel bilgiye katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerKayıt dışı istihdam+4
Çağlar Kavas
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects