Safety measures

86 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sinkrotron merkezi çalışanların radyasyon kaynaklı güvenlik tedbirlerine olan farkındalıklarının değerlendirilmesi

Bu çalışma kapsamında, parçacık hızlandırıcılarına dayalı ışınım kaynakları olan sinkrotron ışınımı (SI) merkezindeki radyasyon işçilerinin farkındalığı değerlendirilmiştir. Serbest elektronlardan elektromagnetik ışıma meydana gelmesi bilinen bir gerçektir. Bu bölümde ışınım yayımlanma mekanizması ve şartlarının anlaşılması ve kavranmasına yönelik bir takım yaklaşımlar ifade edilmiştir. Elektronların bir foton soğurması ya da yayımlaması için gerekli şartlar değerlendirilmiştir. Aynı zamanda sinkrotron kullanım alanları ve iş güvenliği açısından bu merkezlerde meydana gelen problemler üzerinde durulmuştur. Bu etkenler göz önüne alınarak sinkrotron terimi ve merkezleri hakkındaki kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışma Türkiye ile birlikte on farklı ülkede bulunan sinkrotron merkezlerinde çalışmakta olan 125 radyasyon işçisinin katılımı ile radyasyon güvenliği farkındalığını ölçmek için anket çalışması yapılmıştır. Çalışma içerisinde sinkrotron ışını hakkında temel bilgiler verilmiştir. Sinkrotronun ışınım özellikleri, sinkrotron tesislerinin genel yapısı ve özelliklerinden bahsedilmiştir. Aynı zamanda, tesis özellikleri kapsamında yükseklik, parlaklık özelliği, ayarlanabilirlik, kutuplanabilirlik, kısa atma sürelerine yer verilmiştir. Sinkrotron kullanım alanları, Dünya'da ve Türkiye'de Sinkrotron merkezleri hakkında genel bilgi verilmiştir. Sinkrotron merkezlerinin iş güvenliği açısından değerlendirilmesinden söz edilmiştir. Sinkrotron merkezlerinin çok fazla kullanım alanı olmasına karşın radyasyona yayma tehlikesi de bulunduğundan dolayı radyasyon terimi açıklanmış ve sinkrotron merkezleri, radyasyon terimi arasındaki bağlantı tez içerisinde ifade edilmiştir. Çalışmamız, sinkrotron merkezlerinden meydana gelen problemleri ele alması ve çözüm odaklı ilerlemesi açısından literatüre ışık tutacaktır.

FarkındalıkGüvenlik önlemleriParçacık hızlandırıcılar+6
Tuğba Çolak
Tarsus University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kömür maden ocağında iş güvenliği için alınan önlemlerin değerlendirilmesi

Madencilik sektörü iş kazaları yönünden en tehlikeli işlerin başında gelmektedir. Maden kazalarını önleyebilmek için maden sahalarında tehlikelerin ve risklerin analizini yaparak bu doğrultuda tedbirler almak gerekmektedir. Bu çalışmada ülkemizdeki maden kazaları ele alınarak alınması gereken önlemler değerlendirilmiş ve maden işçilerine anket uygulanmıştır. Maden işçilerinin yaş, gelir durumu, eğitim durumu, madende kaç yıl çalıştığı, madenciliğe başlama yaşı sınıflandırılmış ve değerlendirilmiştir. Yapılan anketler sonucunda yeraltı kömür madenciliğine ilişkin iş kazası riskleri değerlendirilmiştir. Anket sonuçları değerlendirildiğinde maden işyerlerinde yeterli düzeyde iş güvenliği ikliminin oluşturulmadığı, çalışanların yaptıkları iş konusunda yeterli bilgi ve eğitime sahip olmadıkları, maden sahalarında grizu ölçüm ve sonuçlarının iş güvenliği mevzuatlarına uygun olmayan durumlar taşıdığı, iş ekipmanlarının yeterli düzeyde tedarik edilmediği sonuçları saptanmıştır.

Güvenlik önlemleriKömür endüstrisiKömür işletmeleri+7
Oğuzhan Alp Dizlek
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin kaza geçirme durumları ve kazalardan korunmaya yönelik davranışları

Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin kaza geçirme durumları ve kazalardan korunmaya yönelik davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma Eylül 2019 – Şubat 2020 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Gaziantep ili Şehitkamil İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Ali Küncülü Ortaokulu'nda 2019-2020 eğitim-öğretim yılında 5., 6. ve 7. sınıfta öğrenim gören 1122 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmemiştir. Evren örneklemi oluşturmuştur. Çalışma araştırmaya katılmayı kabul eden 480 (katılım oranı %42.7) öğrenci ile tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında sosyodemografik ve okul kazaları ile ilgili özellikleri içeren "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Öğrencilerin Okul Kazalarında Güvenlik Önlemlerine Yönelik Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 23.0 istatistik paket programında yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken yüzdelik, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Normalite testi sonucuna göre t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmanın yapılması için ölçeğin Türkiye için geçerlilik güvenirlik çalışmasını yapan yazardan yazılı izin, etik kurul izni, Millî Eğitim Bakanlığı'ndan ve okul yönetiminden kurum izni, öğrenci velilerinden yazılı izin ve öğrencilerden sözel onam alınmıştır. Çalışma bulgularına göre öğrenciler 9-13 yaş aralığında olup %35.2'si 11 yaşında ve %54.8'i kız öğrencidir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %37.1'i 7. sınıf öğrencisidir. Öğrencilerin, Okul Kazalarında Güvenlik Önlemlerine Yönelik Davranış Ölçeği Güvenli Olmayan Davranışlar alt boyut puan ortalaması 67.57±7.01, Güvenli Davranışlar alt boyut puan ortalaması 23.81±7.75, Bina Dışına Yönelik Güvenli Davranışlar alt boyut puan ortalaması 18.98±5.70 ve Servis Aracındaki Davranışlar alt boyut puan ortalaması 10.51±1.63'dür. Öğrencilerin Okul Kazalarında Güvenlik Önlemlerine Yönelik Davranış Ölçeği genel puan ortalaması 163.31±19.23 olarak hesaplanmıştır. Ölçekten alınabilecek maksimum puan 200'dür. Puan arttıkça okul kazalarına yönelik güvenlik önlemleri artmaktadır. Bu durumda öğrencilerin okul kazalarına yönelik güvenlik önlemlerinin yüksek olduğu söylenebilir. Öğrencilerin Okul Kazalarında Güvenlik Önlemlerine Yönelik Davranış Ölçeği puan ortalamalarının sosyodemografik özelliklerine göre karşılaştırılması sonucunda yaş, cinsiyet, sınıf ve annenin eğitim durumu arasında istatiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılık saptanmıştır (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Okul, Kaza, Okul Kazası, Ortaokul, Okul Sağlığı Hemşiresi

Güvenlik önlemleriKazalarOkul hemşireliği+3
Zeynep Durak
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Perfüzyonistlerin hasta güvenliği kültürü algılarının belirlenmesi

Sağlık hizmetlerinde kalite son derece önemlidir. Kalitenin sağlanabilmesi için en önemli unsurlardan biri de hasta güvenliğidir. Sağlık hizmetlerinde kalite, hasta güvenliğinin önemini git gide artırmıştır. Hasta güvenliği, sağlık hizmetine bağlı hataların önlenmesi ve bu hataların neden olduğu zararların azaltılmasını amaçlamaktadır. Hastaya verilen tedavi veya hizmet sırasında hastanın güvenliğine zarar verecek herhangi bir durum insan sağlığı açısından geri dönüşü olmayacak sağlık problemlerine ve hatta hastanın hayatını kaybetmesine yol açabilmektedir. İşte bu yüzden sağlık çalışanlarının hasta güvenliği kültür algıları ve sağlık kurumlarının hasta güvenliği kültürü, hizmet kalitesini birebir etkilemekte olup, insan sağlığı açısından da değer kazanmaktadır. Ülkemizde hasta güvenliği ile ilgili birçok sağlık mensubuyla ilgili çalışma yapılmıştır ancak perfüzyonistlerle ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmadı. Çalışma, perfüzyonistlerin hasta güvenliği kültürü algısını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanları değerlendirildiğinde son derece ciddi bir iş yapan perfüzyonistlerin, önemli hatalarının hayati tehlike oluşturduğu öne sürülmektedir. Hasta güvenliğini tehdit eden olayları kategorize etmemiz gerekirse; hata, kaza, komplikasyon olarak 3 ana başlıkta toplayabiliriz. Araştırmanın evreni Türkiye'deki kamu ve özel hastanelerde çalışan perfüzyonistler olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini 15.01.2022- 31.01.2022 tarihleri arasında çalışmaya gönüllü katılmayı kabul eden 262 perfüzyonist oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, Perfüzyonist, Kalite, Hasta güvenliği kültürü

GüvenlikGüvenlik önlemleriHasta güvenliği+3
Şeyma Yeşilyurt
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizde yüksek hızlı demiryolları için doğal afet riskleri ve önlemleri

Yüksek hızlı demiryolları giderek hızla gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır, güvenlik ve konfor gibi parametreleri üst seviyede sağlaması ile talep gören güzergahlarda yolcuların tercihleri bu hatlara yönelmektedir. Bunun sonucunda yapılan yatırımların geri dönüşlerinin kısa sürede olması, yüksek hızlı demiryolu hatlarının artmasını sağlayan bir etkendir. Tüm dünyada rağbet gören bu sistemde gelişimden kaynaklanan hız artışına bağlı olarak güvenlik önlemleri alınması daha da önem kazanmıştır. Yüksek hızlı demiryollarında güvenlik önlemleri ve risk analizi konvansiyonel hatlara göre daha önemlidir, çünkü hızın artması kaza risklerini ve kaza şiddetini de artırmaktadır. Hız artışı ile birlikte kazalara karşı alınacak önlemler ön plana çıkmıştır ve tren işletimi ile ilgili çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. Yüksek hızlı demiryollarında kazaların temel sebebi tren işletiminden kaynaklı sebepler olarak düşünülüp, bunun için önlem alınsa da, Japonya gibi afet riski yüksek ülkelerde doğal afetler tren işletiminde en önemli kaza riskleri arasında gösterilmektedir. Bu çalışmada ülkemizde yapılan ve yapılması planlanan yüksek hızlı demiryolu hatları için bölgelere göre doğal afet risk analizleri yapılmış ve bunlara karşı alınacak tedbirler incelenmiştir. Türkiye'de Ankara-İstanbul ve Ankara-Konya YHD projeleri hayata geçirilmiştir. Ayrıca ülkemizde ulaşımda demiryolu payını ve yüksek hızlı demiryolunun mevcut kullanılabilirliğini artırmak amacıyla Ankara-Sivas, Ankara-İzmir ve Kayseri-Yerköy yüksek hızlı demiryolu hatları yapılmakta veya planlanmaktadır. Yapılan ve yapılması planlanan bu hatların doğal afet riskleri için, ülkemizin maruz kaldığı depremler, heyelanlar, kaya düşmeleri, sel baskınları ve çığ gibi doğal afetler açısından tespiti için riskli bölgelere ait çeşitli olay ve afetzede sayılarına ait veriler ve ülkemize ait afet risk haritalarından yararlanılmıştır. Yapılan, yapım aşamasında olan ve yapılması planlanan yüksek hızlı demiryolu hat haritaları ile elde edilen bu verilere ait haritalar ve afet haritaları örtüştürülmüş, her iki ayrı karşılaştırmaya göre güzergahların hangi bölgelerde hangi doğal afetlere maruz kaldığı açıkça belirlenmiştir; ancak YHD hatlarının yer aldığı bölgelerdeki afet olay sayısı ve bu olayların sonucunda etkilenen afetzedelerin verilerini içeren sonuçlar ile ülkemize ait afet risk/yoğunluk haritalarının yapılan, yapılmakta olan ve yapılması planlanan YHD hatları üzerindeki sonuçları karşılaştırıldığında her iki durumun birbirinden farklı afet risk dereceleri içerdiği görülmüştür. Buna göre afet risk/yoğunluk haritalarının bir takım eksiklikleri barındırdığı tespit edilerek, YHD hatları üzerinde risk içeren afetlere karşı önlemler elde edilen verilere göre önerilmiştir. Bu çalışmada yapılan, yapım aşamasında bulunan ve yapılması planlanan tüm hatların tüm doğal afetler üzerindeki riskleri hat kesimlerine göre belirlenirken; bir yandan doğal afetlerin YHD hatları üzerindeki etkisini tespit etmek amacıyla bölgelere göre inceleme yapılmıştır. Buna göre çeşitli bölgelerde yer alan YHD hatlarının hangi doğal afetlere maruz kaldığı tespit edilerek her hattın kesimlerine göre risk dereceleri belirlenmiştir. YHD hatları açısından bölgeler göz önüne alındığında buna göre ülkemizin depremler açısından en tehlike arz eden bölgeleri Kuzey Anadolu Fay Hattı, Batı Anadolu deprem kuşağı ve Güneydoğu Anadolu deprem kuşağı üzerindeki bölgeleridir. Bir başka deyişle Marmara, Ege ve Doğu Anadolu Bölgeleri'ni kapsayan bu kesimler için öncelikli olarak yüksek hızlı demiryollarının deprem felaketine karşı korunması amacıyla ülkemizde henüz uygulanmayan. Acil Deprem Felaket Uyarı Alarm Sistemi (UrEDAS) kullanılması önerilmektedir. Bu sistemle birlikte otomatik olarak durdurulan trenlerin sayesinde depremin YHD hatları üzerindeki etkisi bir derece de olsa azaltılacak, böylece ortaya çıkan kazaların etkisi önlenecektir. YHD hatları açısından depremler için uygulanması önerilen diğer yöntem köprü ve viyadük gibi sanat yapılarında güçlendirme çalışmalarının yapılmasıdır. Heyelan açısından en fazla risk barındıran bölgeler dağlık ve engebeli alanların fazla olduğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri olarak belirlenmiştir. Heyelanlar için ülkemize öncelikle Şev Kayması Risk Tahmin Yöntemi önerilir. Böylece hem şiddetli yağışlara hem de engebeli alanların yer aldığı heyelana karşı duyarlı olan bu bölgelerde toprağın kayma riski doğru tahmin edilecektir. Heyelana karşı ayrıca hatların yer aldığı bölgelerde çeşitli koruyucu yapıların kurulması önerilmektedir. Ayrıca gözlem araçlarından sensörler aracılığıyla iletilen verilerin ağ devrelerinin vasıtasıyla bir merkezde görüntülenebilmesi için ülkemize Afet Önleme Alarm Sistemi'nin (PreDAS) getirilmesi önerilir. Kaya düşmeleri ülkemizde en çok Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde görülür. Kaya düşmelerine karşı yuvarlanma ve kaymayı önlemek için öncelikle yamaç yüzeyinde hareket etme riski bulunan gevşek kayaları beton ve kaya saplamaları kullanarak anakayaya sabitlenmesi uygulanması önerilir. Ayrıca demiryolu araçlarını kaya düşmesinden korumak için tel çit, istinat duvarı gibi koruyucu bariyer yapılarının inşa edilmesi gerekir. Ayrıca düşen kayaları tespit edebilmesi için dedektör kullanımı önerilir. Bölylece alarm devreye girer, trenler otomatik olarak durdurulur ve kaya düşmesinin trenlere olan etkisi azaltılmış olur. Kuvvetli ve uzun süreli yağışlara maruz kalan Karadeniz bölgesi sel açısından en riskli bölgedir. Bu nedenle bölgede öncelikle drenaj sistemlerin yeterli kapasitede olması gerekmektedir. Ayrıca hat yakınlarının çevresinde yer alan tüm drenaj sistemlerinin temizliği yapılmalı, tıkanmalara karşı önlem alınmalıdır. Büyük kar kütlelerinin bulunduğu Doğu Anadolu bölgesi çığ riski açısından en tehlikeli bölge olarak tespit edilmiştir. Bölgede herhangi bir YHD hattı bulunmamaktadır; ancak yapım aşamasında bulunan Ankara-Sivas hattının ileriki dönemlerde Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan diğer hatlarla bağlantısı varsayılarak bölgede çığa karşı çeşitli yapıların uygulanması gibi önlemler önerilmiştir. Ayrıca seyir halinde olan araçların güvenli geçişini sağlamak için hatlar üzerinde çığ tünellerinin inşa edilmesi önerilir. Rüzgar ile sürüklenen ince yapılı karların tren işletimini olumsuz etkilememesi için hat çevresinde perde kullanılmalıdır. Bununla beraber yoğun kar yağışı esnasında üstyapıya sulama sistemi ile su püskürtülmesi önerilir. Böylece karın ıslanması sağlanır ve trene yapışması engellenmiş olur. Özetle bu çalışmada; ülkemizde yapılan yapılmakta olan ve yapılması planlanan YHD hatlarının maruz kaldığı doğal afetler açısından işletimde söz konusu olabilecek en fazla risk barındıran bölgeler tespit edilmiştir. Buna göre hatlarda yer alan kesimlerdeki afet risklerinin dereceleri tespit edilerek ülkemizde giderek yaygınlaşmakta olan yüksek hızlı demiryollarında meydana gelebilecek doğal afetlere bağlı kazaları önlemek için çeşitli önlemler ve çalışmalar önerilmektedir. Bu kapsamda ülkemizde bu tür kazaları önlemek için afet riskli ülkelerde yüksek hızlı demiryollarında uygulanan teknik yöntemler incelenerek, bölgesel risklere bağlı olarak hatlarımız için öneriler yapılmıştır.

Güvenlik önlemleri
Hande Emanet
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin okul güvenliğine ilişkin algı düzeyleri (Bilecik ili örneği)

Bu araştırma,ortaöğretim öğrencilerinin okul güvenliğine ilişkin görüşlerinin öğrenilmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın alt amaçları olarak ortaöğretim öğrencilerinin okul güvenliğine ilişkin algı düzeylerinin öğrencinin cinsiyetine,okul türüne,gelir durumuna,barınma türüne ve sınıf seviyesine göre anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Yapılan bu araştırma ortaöğretim öğrencilerinin okul güvenliğine ilişkin algılarına dayalı olarak ortaöğretim okullarının ne düzeyde güvenli olduklarını belirleyebilmek için; düzeyine göre uygulama, çevresine göre saha, yöntemine göre ise betimsel bir araştırma olarak nitelendirilebilir. Tarama modelindeki araştırmanın çalışma evrenini, Bilecik İl merkezindeki özel ve resmi örgün ortaöğretim öğrencileri oluşturmuş, örneklem ise sekiz resmi ortaöğretim okullarındaki gruplardan seçilmiştir.Öğrencilerin devam ettikleri okulları ile ilgili güvenlik algılarını öğrenmek için 30 maddelik 5'li likert ölçeği uygulanmış, elde edilen bulguların veri analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Öğrenci görüşlerinin cinsiyete, okulitürüne, gelir durumuna, barınma durumuna ve öğrencinin sınıf seviyesine göre muhtemel anlamlı farklılaşmaları için ise bağımsız gruplarda T-testi uygulamasına gidilmiştir. Araştırma sonuçlarına genel olarak baktığımızda öğrencilerin en fazla sekizinci anket maddesine katılım gösterdikleri "Derslerden önce ve teneffüslerde okul bahçesindeyken kendimi güvende hissederim" en az katılım gösterdikleri ise on ikinci anket maddesi "Okula gelirken ya da okuldan dönerken birilerinin paramı ya da eşyalarımı zorla alacağından korkuyorum."olduğu görülmektedir.Ortaöğretim öğrencilerimizin birçoğunun kendilerini okul bahçesinde ve okula gelirken ve okuldan dönerken güvende hissettiklerini söyleyebiliriz.Araştırma sonuçları cinsiyet değişkenine göre değerlendirildiğinde anket maddelerine erkek öğrencilerin daha fazla katılım gösterdikleri,sınıf düzeyine göre değerlendirildiğinde 9.sınıf öğrencilerinin daha fazla katılım gösterdiklerini,barınma durumuna göre ailesi ile birlikte kalan öğrencilerin algı düzeylerinin daha fazla olduğu,aile gelir durumuna göre ise alt gelir seviyesindeki ailelerin çocuklarının anket maddelerine daha fazla katılım gösterdikleri görülmüştür.

BilecikGüvenlikGüvenlik önlemleri+4
Ali Güder
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni nesil teknolojilerden insansız hava aracı ve özel hayatın gizliliğinin korunması

Askeri amaçlar için üretilen insansız hava aracının (İHA), birey kullanımına kadar olan evrimi ve gelişimi hayatın her alanına nüfuz etmeye devam etmektedir. İHA'lara entegre edilebilen faydalı yükler, uçuş süresinin uzunluğu, insan faktörünün nerdeyse sıfıra inmesi gibi avantajları sayesinde kamu güvenliğinin ve huzurunun sağlanması için polis teşkilatı tarafından da İHA kullanımı son yıllarda çarpıcı biçimde artmaktadır. Türkiye'de Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Havacılık Dairesi Başkanlığı 2018 yılı itibari ile 81 ilde İHA büro amirliklerinin kurulumu tamamlanmış olup gelecek vizyonu olarak her geçen gün İHA kapasitesini arttırmaktadır. ABD'de yaşanan 11 Eylül saldırısından sonra "tehlikenin tehlikesini önlemek" proaktif polislik anlayışı olarak benimsenmektedir. Tehlikenin önlenmesi ancak gelişmiş gözetim teknolojileriyle mümkün olmaktadır. Bu bağlamda polis tarafından aslında her an var olduğunu bildiğimiz ama aslında çoğu zaman göremediğimiz yeni nesil araçlarla yoğun bir gözetim teknolojisi kullanılmaktadır. Bilimdeki yenilikler, teknolojinin ilerlemesi bunun sonucu olarak, daha sofistike teknolojik kapasite, yalnızca artan verimlilikle değil, aynı zamanda ahlaki değerlerle, politik ve hukuki ilerlemeyle de ilişkilidir. Günümüzde gözetim teknolojilerinin yaygın ve yoğun kullanılması bireylerin, tüm hareket ve davranışlarının her zaman izleniyormuş gibi kendilerini ayarladıkları bir öz disiplin etkisini, Jeremy Bentham'ın kurguladığı ve Michel Foucault tarafından anlatılan "Panopticon" metaforunu beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, özel hayatın gizliliği ve kamu güvenliği arasındaki değer çatışması, kolluğun yeni nesil gözetim araçlarından olan İHA kullanarak kapsamlı gözetiminden kaynaklanan en önemli etik sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Kolluğun İHA kullanımının her geçen gün yaygınlaşması ve kullanılan teknolojinin daha sofistike hale geleceği dikkate alındığında özel hayatın gizliliğine müdahale olabilecek durumların ihtimali artmaktadır. Kolluğun yetkilerini, bireyin haklarını belirlemek bu bağlamda özel hayatın gizliliği ile kamu güvenliğini arasındaki hassas dengenin sağlanmasında büyük önem arz etmektedir. Anayasa tarafından korunan temel ve hak hürriyetlere, olabilecek sınırlamaların ancak kanunla düzenlenebileceği noktasından hareketle, kolluğun İHA kullanımı ile ilgili kanuni düzenleme yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada insansız hava araçlarının kamu güvenliğinin sağlanmasına yönelik artan önemine değinilmiş, bu bağlamda insansız hava araçlarıyla ilgili mevzuatta ve güvenlik yönetimi alanlarında kapsamlı düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Güvenlik önlemleriKamu hukukuPolis+5
Mehmet Enes Yılmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de COVİD-19 pandemi sürecinde alınan tedbirler ve gerçekleştirilen spor organizasyonlarının incelenmesi

2019 yılının sonların da Çin Halk Cumhuriyeti'nde ortaya çıkan Covid-19 virüsü dünyayı kısa zamanda etkisi altına almış yüzbinlerce insanın ölümüne ve ülkelerin ciddi tedbirler almasına neden olmuştur. WHO ülkelere salgın ile alakalı yapması gerekenleri gün gün açıklayıp süreci yakından takip etmiştir. T.C. hükümeti ve sağlık bakanlığı önlemlerini en üst seviyede almış yurt dışından giriş çıkışlarda vakaların yüksek olduğu ülkelerden giriş çıkışları yasaklamıştır. Ülkemizde vakaların görülmesi ile birlikte T.C. hükümeti erken hareket ederek okulları tatil etmiş bütün spor organizasyonlarını iptal etmiş ya da ileri tarihe almıştır. Vakaların artması ile birlikte T.C hükümeti gerekli karantina tedbirlerini alarak sokağa çıkma yasaklarını getirmiştir. Yasaklarla birlikte insanlar evlerinde kalmış sosyal, alışılmış hayatlarında değişiklikler olmuş bu değişiklikler insanların yaşam kalitesini düşürmüş bedenen ve ruhen birtakım hastalıkların oluşmasına zemin hazırlamıştır. İnsanların Sosyal hayatlarındaki bütün alışkanlıklarda değişiklikler meydana gelmiş akraba ve aile bağları kuvvetli olan toplumumuzda ziyaretler yapılamamış düğün nişan kına gibi örf adetlerimizin iptali ya da sosyal mesafe kuralları çerçevesinde yapılması karara bağlanmıştır. Evde kalınan süreç içerisinde çevrimiçi eğitimler başlamış insanlar evde spor egzersizlerine yönelmiştir. Karantina süreci tüm dünyada ekonomiyi çok ciddi etkilemiştir. Dünya genelinde işsizlik oranlarında artışlar görülmüş bu durum en çok genç işsiz gurubunu etkilemiştir. Özellikle turizm taşımacılık ve spor sektörü pandemiden en çok etkilenen sektörler olmuştur. 2020 yılında yapılması planlanan birçok büyük organizasyonu iptal edilmiştir. Bunlardan en önemlileri 2020 Tokyo Olimpiyatları ve Avrupa futbol şampiyonası olmuştur. Bu organizasyonlar 2021 yılına ertelenmiştir. Bu ertelemelerin spor sektörüne ve ülkelere aynı zamanda geçimini bu işlerden sağlayan insanlara ekonomik olarak zararlara neden olmuştur. Alınan önlemlerin içerisinde en çok dikkat çekeni ise NBA'de olmuştur. NBA yönetimi aldığı kararla sezonun kalan maçlarını Orlando eyaletinde Walt Disney Bubble adını verdikleri komplekste dışarıdan izole edilmiş bütün sporcuların, görevlilerin dışarı çıkmadan müsabakalar bitene kadar bulaşma riskini engellemek için uyguladıkları ve sıfır vaka ile tamamlayarak aynı zamanda kar elde ederek tamamladıkları organizasyon olarak göze çarpmıştır. 2020 yılı içerisinde yavru vatan Kıbrıs'ımızın 46. Yılında şehit ve gazilerimizi anmak aynı zamanda genç nesillere farkındalık oluşturmak için "Bayrağımız Kulaçlarla Yavru Vatan Kıbrıs'a" maratonu pandemi kuralları çerçevesinde gerekli bütün sağlık ve güvenlik tedbirleri alınarak düzenlenmiş bizlere gurur kaynağı olmuştur. Pandemi sürecinin olumlu etkileri ise çevrimiçi alışveriş yani e-ticaret sektöründe artış gözlemlenmiştir. Dışarı çıkamayan insanlar sosyal medya kullanımında ve internet alışverişi yapmaya yönelmiş, bu yönelim kargo firmalarının mobil alışveriş uygulamalarının kullanımının artmasına neden olmuştur. Spor sektöründe yasaklamaların kalkması ile birlikte futbol maçları seyircisiz oynanmaya başlamış, bu durum kulüplerin bilet, kombine satışlarında ve maç günü gelirlerinde ciddi düşüş yaşanmasına ve ekonomik sıkıntılar yaşamasına sebep olmuştur. Hayatını spor yaparak idame ettiren profesyonel sporcuların evde kaldıkları süreç içerisinde her ne kadar evde antrenman yapsalar da evde yaptıkları antrenmanların yetersiz kalması sonucu performanslarında düşüşler yaşanmıştır. Dünya böyle bir virüse hazırlıksız yakalanmış ve her sektörde ciddi zararlara uğramıştır. Bu çalışma ile birlikte Covid-19 sürecinde dünyada, ekonomide, sporda, sosyal hayatta hangi kısıtlamalar getirilmiş ve bu kısıtlamaların sonucunda Ülkeler, organizasyonlar, kulüpler ve en önemlisi insanlar ekonomik olarak ve de fiziksel ruhen nasıl etkilendiğinin neden ve sonuçlarını araştırıp ileriki yıllarda yaşanacak bir pandemide ne tür önlemler alınması gerektiğine dair ülkelerin, kulüplerin ve insanların önlemlerini önceden almasını sağlayacak önerilerde bulunulmuştur.

COVID 19Güvenlik önlemleriPandemiler+3
Mehmet Cihan Sadıkoğlu
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hava taşımacılığında insan ticaretinin önlenmesine dair farkındalık oluşturmaya yönelik bir eğitim önerisi

İnsan ticareti suçu uzun yıllardır mücadele edilen sınıraşan bir suç türüdür. Bu suç çoğu zaman göçmen kaçakçılığı ile karıştırılmakta olup arasındaki ayrımın farkına çoğu zaman varılamamaktadır. Oysa ikisi birbirinden farklı kavramlardır. Kaçakçılık suçunda göçmenin rızası mevcutken insan ticaretinde mağdurun rızası bulunmamaktadır. Kaçak yöntemlerle ülke değiştiren kişilerin kaçakçılarıyla olan ilişkileri ilgili ülkeye vardıklarında ve ödemeyi yaptıklarında sonlanır. İnsan ticaretine konu olan mağdurlar ise götürüldükleri ülkede tacirleri tarafından çeşitli sebeplerle sömürülürler. Bu sömürü türlerinin başında cinsel sömürü ve emek sömürüsü gelmektedir. İnsan ticareti ile mücadele için devletler arasında imzalanan sözleşmeler bulunmaktadır. Devletler bu suça karşı kendi iç işleyişlerinde de çeşitli önlemler almakta, mağdurları korumaya yönelik programlar geliştirmektedir. Ayrıca mağdurların sevki sırasında kullanılan ulaşım yolu personellerini eğitmektedir. Havayolu taşımacılık sektörü çeşitli özellikleri nedeniyle insan tacirleri tarafından giderek daha fazla kullanılmaktadır. Bununla birlikte hava taşımacılığı, yolcuların check-in işleminden varışta pasaport kontrolüne kadar tüm süreç boyunca gözlem altında tutulması nedeniyle insan ticaretini tespit etmek ve müdahale etmek için birçok fırsat da sunmaktadır. Özellikle havayolu personelinin konu hakkında bilgi sahibi olması mücadele açısından çok önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı dünyada bir süredir havacılık personeline uygulanmakta olan ama henüz Türkiye'de mevcut olmayan insan ticareti farkındalık eğitimi için bir öneri sunmaktır. Çalışmada doküman analizi yöntemi ile veriler (havacılık otoritelerinin eğitimleri, bilimsel yayınlar, konuyu aydınlatabilecek olan çeşitli dokümanlar vs.) toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle bu veriler işlenmiştir. Sonuç olarak ise farkındalık oluşturmaya yönelik bir eğitimin insan ticaretini önleme yolunda önemli katkılar sağlayacağı kanısına varılmıştır.

Emniyet tedbirleriEğitimFarkındalık+6
Melike Dündar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hastaneye başvuran 0-6 yaş grubu çocuğu olan annelerin ev kazalarına yönelik güvenlik önlemleri ve ilk yardım uygulamaları konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma 0-6 yaş grubu çocuğu olan annelerin ev kazalarına yönelik alınan güvenlik önlemleri ve ilk yardım uygulamaları hakkındaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya özel bir hastanenin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine başvuran 100 anne dahil edildi. Araştırmada elde edilen veriler, Anne Bilgi Formu, "0-6 Yaş Çocuklarda Annenin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlemlerini Tanılama Ölçeği" ve "Çocukluk Çağı Ev Kazalarına Yönelik İlk Yardım Uygulamaları ve Tutumu Değerlendirme Formu" kullanılarak toplandı. Bulgular: Annelerin yaş ortalamasının 32,12 ± 6,412 olduğu, %73'ünün ön lisans/lisans eğitim düzeyinin altında olduğu belirlendi. Annelerin %69'u çocuğunun en az bir kez ev kazası geçirdiği ve %91'i ev kazalarıyla ilgili eğitim almadığı bildirdi. Çocukların ortalama 2,51 ± 1,387 yaşında ve en sık düşme, çarpma, yanma tipi kazalar geçirdiği belirlendi. Çalışmada birçok değişkene göre annelerin aldığı puan ortalamaları arasında fark olduğu saptandı. Sonuç: Bulgular doğrultusunda eğitim, çalışma durumu ve yaş faktörünün annelerin aldığı güvenlik önlemleri ve ilk yardım uygulamaları üzerinde etkisi olduğu anlaşılmıştır. Ebeveynlere ev kazalarına yönelik güvenlik önlemleri ve doğru ilk yardım uygulamaları hakkında eğitimler düzenlenmeli ve farkındalıkları arttırılmalıdır.

Ana-çocuk hemşireliğiAna-çocuk sağlığıAnneler+7
Emir Güler Elmas
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iç göç akımları, bu göçlerin emniyet ve asayişe etkileri ve göçlere karşı kolluk kuvvetlerinin alabileceği tedbirler

Bireylerin çeşitli sebepler ile bulunduğu yerden ayrılarak başka bir yere gidip yerleşmesine göç denir. Göçler genel olarak ülke içi yapılan iç göç ve ülke dışı yapılan dış göç şeklinde meydana gelir. Göç ekonomik, doğal, sosyal ve siyasal nedenlerle ortaya çıkar. Bu nedenlerin en başında ekonomik nedenler gelir. Bu sebepten dolayıdır ki göç genelde az gelişmiş bölgelerden gelişmiş bölgelere doğru ortaya çıkar. Ülkemizde 1950'li yıllardan itibaren göç hareketi yoğun bir şekilde başlamış olup, buna bağlı olarak kentleşme süreci de hızlanmıştır. Göçe bağlı olarak nüfus şehirlerde artarken kırsalda azalmıştır. Ülkemizde gerçekleşen iç göçler ekonomik yönden geri kalmış doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinden ağırlıklı olarak gelişmiş Marmara ve Akdeniz bölgeleri doğrultusunda meydana geldiği değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de iç göç akımları, bu göçlerin emniyet ve asayişe etkileri ve göçlere karşı kolluk kuvvetlerinin alabileceği tedbirler konularında önerilerde bulunmaktır. Çalışmada genel olarak iç göçün sebepleri, emniyet ve asayişe etkileri ele alınmış, bu güne kadar yapılan inceleme ve araştırmalar ile göçe ilişkin veriler incelenerek göçlerin emniyet ve asayişe olan etkileri ortaya konulmuştur. Göçün emniyet ve asayişe olan olumsuz etkileri, işsizlik, gecekondulaşma, kültürel boşluk ve gettolaşmaya bağlı olarak suç ve mafya yapılanması üzerinde durularak, güvenlik güçleri açısından önemine dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışmanın göç ve suç arasındaki bağlantıyı ortaya koyarak kolluk kuvvetlerine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Emniyet tedbirleriGöçlerGüvenlik+4
Metin Atak
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenmesi yöntemleri kullanarak akıllı telefon verileri ile güvenlik personelinin aktivite tespiti

Ülkemizde güvenlik personelleri arazi, açık veya kapalı ortamlar gibi zorlu şartlarda görev yapmaktadırlar. Görev sırasında personelin güvenliğinin sağlanması en önemli esaslardan biridir. Bu kapsamda personelin görev sırasında farkı teknolojilerle izlenmesi söz konusudur. Bu çalışmada güvenlik personelinin görev sırasında aktivitelerinin izlenmesine olanak sağlayacak yardımcı teknolojiler incelenmiştir. Bunun için akıllı telefonlarda bulunan sensör verileri ile makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak aktivite tespiti olanakları araştırılmıştır. Araştırmada 19-48 yaş arası, akıllı telefon taşıyan 30 katılımcıdan elde edilen sensör verileri kullanılmıştır. Her katılımcıdan yürüme, tırmanma, inme, oturma, bekleme, uzanma olmak üzere 6 farklı aktivite elde edilmiştir. Veriler makine öğrenmesinde kullanılan, Destek Vektör Makinesi (SVM), Rastgele Orman (RF), En Yakın Komşuluk (KNN), Çok Katmanlı Algılayıcı (MLP) algoritmaları ile oluşturulan modellerde kullanılmıştır. Elde edilen sınıflandırma sonuçları hassaslık, özgüllük, doğruluk gibi metriklerle birlikte tablolar halinde verilmiştir. Veri tutarlılığını izleme açısından Alıcı Çalışma Karakteristiği Eğrisi (ROC Curve) her model için çizilmiştir. Sınıflandırma sonuçlarındaki farklılıkları incelemek amacıyla veri seti sırasıyla %90, %80, %70 eğitim ve %10, %20, %30 test verisi olmak üzere bölünerek modellerde değerlendirilmiştir. Eğitim ve test verileri için sonuçlar hata matrisleriyle ve tablolar halinde gösterilmiştir.

Aktivite analiziAkıllı telefonlarGüvenlik+6
Serdar Asarkaya
Sivas University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Can blockchain improve election security? A comparative analysis of emerging blockchain e-voting systems

This research investigates whether blockchain can improve election security by increasing transparency in the electoral cycle's voting and vote tabulation phases. Statistically declining perceptions of trust in electoral institutions, rising populist rhetoric, and deepening polarization are stress-testing democratic infrastructure to the extent that a worldwide exploration for more viable alternative voting methods is underway. Although emerging blockchain evoting systems may be the indirect product of contemporary electoral insecurity, it is another question whether they are ready for full-scale implementation. Thus, this manuscript qualitatively investigates and compares five ongoing projects worldwide based in Estonia, Russia, Switzerland, Japan, and the United States. What unique opportunity costs and policy voids surround these emerging technological infrastructures and their data management systems? Each pilot project is reviewed with a nod to the Cybersecurity Framework (CSF) Election Security Profile developed by the National Institute of Standards and Technology (NIST) and the Election Security Framework (ESF) standards.

Blockchain systemElectronicsElectronic systems+6
Julia Madıson Jakus
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Havacılıkta emniyet açısından risk yönetimi ve havacılık örgütlerinden uygulama örnekleri

11 YÜKSEK LİSANS TEZ OZU HAVACILIKTA EMNİYET AÇISINDAN RİSK YÖNETİMİ VE HAVACILIK ÖRGÜTLERİNDEN UYGULAMA ÖRNEKLERİ Ayşe KÜÇÜK YILMAZ Sivil Havacılık Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2003 Danışman: Yard.Doç.Dr. Ergün KAYA Havacılıkta risk yönetim sistemi, uçuş operasyonlarında, bunlarla ilgili yer operasyonları, havaaracı mühendisliği veya bakım faaliyetlerinde yüksek emniyet performansı seviyesine ulaşmak için ilgili tüm risklerin usul ve kurallara uygun yönetimi olarak tanımlanmaktadır. Havayolu işletmelerinde faaliyetler farklı alt sistemler tarafından yürütülmektedir. Bu faaliyetler birbirlerine karşılıklı olarak bağlıdır. Yoğun teknoloji kullanan havayolu işletmeleri, teknoloji ve pazardaki değişim hızının yüksek olduğu dinamik, karmaşık ve yoğun rekabet unsurunun olduğu bir çevrede faaliyet göstermektedir. Bu çevresel özelliklerden dolayı havayolu işletmelerinin organik bir örgüt yapısı kullanarak, çok çabuk karar alabilen ve değişen çevre koşullarına çok çabuk ayak uydurabilen esnek bir sisteme sahip olmaları gerekmektedir. Risk yönetimi uygun tanımlanmış adımlardan oluşan bir süreçtir. İşletme ve işletme faaliyetleri ile ilgili riskler ve bu risklerin etkileri dikkate alınarak en iyi kararların verilmesine katkıda bulunmaktadır. Risk yönetimi fırsatlar kadar kaçınılması gereken kayıpları da belirlemektedir. Etkin risk yönetimi tekniklerinin benimsenmesiyle işleticiler emniyet, kalite ve iş performansının geliştirilmesini sağlayabilirler. Temel olarak herhangi bir organizasyon, -büyük, orta ya da küçük ölçekli, özel ya da kamu-, risk yönetimi uygulamasından faydalanabilirler. Risk yönetimi uygulamak için, uluslararası ve ulusal havacılık otorite ve organizasyonları kılavuzlar ve standartlar geliştirmiştir. Bunlar, etkin risk yönetimi uygulamak için organizasyonlar tarafından gerek duyulan genel prosedürleri ve süreçleri vermektedir. Organizasyonlar bu kaynakları kullanarak kendi risk yönetimi sistemlerini, kendi amaç ve gereklerine uygun olarak geliştirirler. Bu çalışma kapsamında Türkiye'de MNG ve Freebird Havayolu işletmelerinde risk yönetimi uygulamaları incelenmiş ve elde edilen bulgulardan da yararlanılarak, genelde sivil havacılık özelde ise havayolu işletmeleri için uygulanabilir önerilere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Emniyet, Risk Yönetimi, Havacılıkta Risk Yönetimi.

Emniyet tedbirleriEmniyetli yönetimHava yolları+5
Ayşe Küçük Yılmaz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Modern dönem gözetim olgusunda sınıflandırma pratiğinin değerlendirilmesi ve toplumsal hayata yansımaları: Eskişehir örneği

Modern dönemin akışkan ve karmaşık yapısını takip edebilmek, düzenlemek ve yönetebilmek için gözetim araçlarının gün geçtikçe arttığı gözlemlenmektedir. Teknolojik yeniliklerle gelişen gözetim araçlarının birçok çeşidine rastlamak mümkündür. Bu araçlar bir taraftan bireylerden farklı şekillerde veri/bilgi/malumat toplarken, diğer taraftan bunları sistematik bir şekilde kategorilere ayırıp kullanıma hazır hale getirmektedir. Gözetim araçlarının ucuzlaması, küçülmesi, uzaktan yönetilebilmesi toplumun bilgisine ulaşabilmek için gözetimi cazip hale getirmektedir. Ancak aynı zamanda gözetimin şeffaflığını yitirmesi ve sınırlarının muğlaklaşması çeşitli problemlere yol açmaktadır. Genel olarak güvenlik kaygıları, disiplin ve düzen arayışları gözetimin yaygınlaşmasını meşrulaştırdığı gibi gözetime yönelik eleştirel bir bakışın oluşmasını da engellemektedir. Gözetim olgusu, genellikle 'güvenlik, denetim, düzen ve disiplin' çerçevesinde değerlendirilmekte, farklı sosyo-ekonomik grupların sosyal hayata katılmaları noktasında belirleyici olduğu göz ardı edilmektedir. Bu durumun toplumsal algıda edindiği yeri ortaya koymak için farklı sosyo-ekonomik kesimlerden toplanan veriler gözetimin sınıflandırma pratiği çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Eskişehir'de gerçekleştirilen saha çalışmasının amacı, katılımcıların gözetimi nasıl değerlendirdiğini anlamak, farkındalığını ölçmek ve gözetimin ayrıştırma edimine yönelik düşüncelerini ortaya koymaktır. Araştırmanın sonunda ise sosyo-ekonomik durum, güvenlik algısı ve gözetim talepleri arasında güçlü bir bağ olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Gözetim, güvenlik, risk, panoptikon, ban-optikon, sınıflandırma

EskişehirGözetimGözetim toplumu+7
Nur Manolya Şen Çatalkaya
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum'daki asansörlerin periyodik kontrollerinin sonuçları ve asansörlerde yeni nesil güvenlik önlemleri

Bu tez çalışmasında Çorum'daki elektrikli asansörlerin 2017, 2018 ve 2019 yıllarındaki muayene raporlarının sonuçları incelenerek önemli eksiklikler grafikler halinde listelenmiştir. Periyodik kontrolün ne olduğu, neden ve nasıl yapıldığı üzerinde durulmuş, kontrollerde karşılaşılan sorunlardan bahsedilmiştir. Asansörler muayene raporlarına göre en önemli kusur ve ağır kusurlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Kusurların neler olduğu açıklanmıştır. Asansörlerde neden bu eksikliklerin olduğu, periyodik kontrollerin neden gerekli olduğu üzerinde durulmuştur. Asansörlerdeki tehlikelerden bahsedilerek asansörlerde gerçekleşen kazalardan örnekler sunulmuştur. Yayınlanan TS EN 81-20 standardında değişen güvenlik tedbirlerinin neler olduğu, eski standarttan farklı olarak ne gibi tedbirler getirildiği hususu üzerinde durulmuştur.

AsansörAsansör sektörüBakım+4
Murat Burak Demir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

OECD ülkelerinde vergi cennetleri ile mücadele yaklaşımları

Vergi cennetleri olarak adlandırılan, çok düşük vergi oranları ve vergisel kolaylıklar ile yabancı yatırımcıları cezbeden, vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınma fırsatları sunan denizaşırı finans merkezleri son yıllarda dikkatleri üzerine çekmiştir. Vergi cennetleri, ülkelerin vergi gelirlerini azaltmakta, matrahta aşınmaya sebep olmakta ve ülkelerin makroekonomik dengelerine zarar vermektedir. Vergi cenneti ülkeler tarafından yapılan uygulamalara karşı "vergi rekabeti" teması üzerinden uluslararası ölçekte dikkate değer çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu çalışmalar ağırlıklı olarak Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) bünyesinde ve öncülüğünde yürütülmektedir. OECD'nin bünyesinde hem gelişmiş ülkeleri hem de gelişmekte olan ülkeleri barındırması ve OECD verilerine daha kolay ulaşılabileceği varsayımına dayanarak, vergi cennetleri ile mücadele konusunda yürütülen çalışmaların ele alınması uygun görülmüştür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler bağlamında vergi cennetleri ile mücadele kapsamında gelişmiş ülkelerin çalışmalarda öne çıktığı görülmektedir. İşbirliği kapsamında OECD, küresel vergi anlaşması olarak da bilinen küresel kurumlar vergisi anlaşmasının 140'a yakın ülke tarafından kabul edildiğini ve şirketlerin faaliyette bulundukları ülkelerde en az %15'lik oranda vergilendirmeye tabi tutulacağını bildirmiştir.

Emniyet tedbirleriKaçakçılık suçlarıOECD ülkeleri+5
Büşra Matpan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

International security politics: The contribution of intelligence organizations in Turkey's security policies

Intelligence is a method that states have been using for a long time as a direct or indirect instrument to ensure their security. Although intelligence data have been collected in the historical process by different people in many different ways, the area of intelligence has been professionalized over time and has turned into an element that experts determine the state's security strategies. There are many parameters for state survival. One of these parameters, probably the most important, is security. Security can be ensured in numerous different ways. There are many methods for states to ensure their security such as military investments and armament, economic empowerment, alliances, and taking place in the current balance of power in the international area. Among these methods, as well, is intelligence services. Intelligence has an important place in state policies, future plans as well as instant security measures. This dissertation is designed to investigate the effects of intelligence activities on state security and whether they have a role in shaping state policies. In addition, the question of which intelligence types are effective in state security policies will be tackled.

SecuritySecurity policiesSafety measures+4
Oğuz Giray
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Denizlerde emniyet ve güvenlik: Uluslararası ve ulusal mevzuat ve kurumlar üzerine bir inceleme

Son 150 yıl içerisinde hızla gelişen sanayileşme ve buna bağlı olarak sürekli artış gösteren üretim, liberalleşen ekonomiler, artan talep ve tüketim, gelişen üretim, iletişim ve ulaşım teknolojileri, ülkeler ve kıtalar arası ticareti de geliştirmiş, arttırmış ve bugün dünya ticaretinin yüzde 90'ı deniz taşımacılığıyla gerçekleşir olmuştur.Ticari taşımacılığın yanı sıra, dünyada genel olarak artan refah seviyesi ve denizcilik de dâhil olmak üzere her alandaki teknolojik gelişmeler, deniz ulaşımını ve deniz turizmini de artırmıştır. Yeryüzünün dörtte üçünü kaplayan denizlerde bulunan canlı ve cansız doğal kaynaklar gelişen teknoloji ile daha etkin ve kapsamlı çıkarılabilir olmuş ve bu da doğal kaynaklar bakımından da denizlerin önemini insanoğluna mütemadiyen hissettirir olmuştur. Artan kültürel ve refah seviyesine istinaden sportif ve kültürel turistik aktivitelerde de denizcilik yoğun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bahsi geçen tüm bu nedenler muvacehesinde deniz güvenliği ve emniyeti de giderek artan bir öneme haiz olmuştur.Bu çalışmada; uluslararası ticari taşımacılığın büyük bir bölümünün sağlandığı ve ticari olmayan ulaşım, iletişim, doğal kaynaklar, sportif, kültürel turistik aktiviteler açısından günümüzde büyük öneme sahip deniz alanlarında güvenlik ve emniyetin sağlanmasının artan önemine istinaden uluslararası ve ulusal deniz emniyet ve güvenlik mevzuat ve uygulamaları karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir.Çalışmada, denizlerde emniyet ve güvenlik üzerinde yapılan hukuki düzenlemeler ve uygulamaların genel bir incelemesi yapılmış ve önemli bulunan noktalar mercek altına alınarak detaylandırılıp öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Türkiye'nin kendi öznel şartlarının ve ihtiyaçlarının incelenerek Türkiye'nin deniz emniyet ve güvenlik düzenleme ve uygulamalarının ele alınarak eksikliklere ilişkin öneriler getirilmesinin büyük önemi göz önünde bulundurularak, Türkiye'nin mevcut düzenleme ve uygulamaları eleştirel bir biçimde ele alınmıştır.

Deniz güvenliğiDeniz hukukuEmniyet+2
Gürhan Alan
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik ve kritik madenlere ilişkin küresel politikalar çerçevesinde Türkiye'deki stratejik ve kritik madenlerin ulusal güvenliğe etkileri

Enerji kaynakları kadar dikkat çekici olmasa da, yakıt dışı mineral hammaddelere yönelik olarak dünya genelinde güçlü bir mücadele söz konusudur. Küresel ölçekte sürdürülebilir kalkınma için hammadde arz sürekliliğinin ve güvenliğinin sağlanması hususu giderek önem kazanmaktadır. Hammaddeler konusunda büyük oranda dışa bağımlı gelişmiş ülkelerin konuya ilişkin yaklaşımları oldukça detaylı ve uzun vadelidir. Bu bağlamda Türkiye'nin de konuyu benzer bir yaklaşımla ele alması ulusal güvenliği ve sürdürülebilir kalkınması açısından büyük önem taşımaktadır.Türkiye'deki stratejik maden tanımlaması mevcut haliyle uluslararası alanda kabul gören kavramsal çerçeveye göre yetersiz kalmaktadır. Bundan dolayı bazı gelişmiş ülkelerin hayati önem taşıyan madenlere yönelik kullandıkları kavramsal çerçeve ve bu madenlerin tespitine yönelik uyguladıkları metodolojilerin incelenmesi bir zorunluluk olmuştur. Tez kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucu uluslararası literatür ile uyumlu bir kavramsallaştırmaya gidilerek stratejik ve kritik maden ayrımı ve tanımlaması yapılmıştır. Kavramsallaştırma çerçevesinde birçok veri ve değerlendirme göz önüne alınarak ?Türkiye'deki Stratejik ve Kritik Madenler Birleşik Listesi? oluşturulmuştur. Buna ek olarak, ?Özel Strateji İzlenmesi Gereken Madenler? ve ?Öncelikli Olarak Araştırılması Gereken Madenler? adı altında iki ek liste belirlenerek konu kapsamlı bir biçimde ele alınmıştır.Tez kapsamında ayrıca, Türkiye'nin stratejik ve kritik madenlerdeki potansiyelinin Türkiye'nin ulusal güvenliğine katkıları ve doğurabileceği riskler üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Çalışmada, bazı gelişmiş ülkelerin stratejik ve kritik madenlerin olası arz risklerine karşı uyguladıkları ulusal stok programları incelenmiş ve Türkiye için bir Ulusal Güvenlik Stok Programı taslağı sunulmuştur.Sonuç itibariyle bu çalışma, Türkiye'nin mineral hammadde bağımlılığının neden olabileceği risklerin tespit edilerek gerekli önlemlerin alınması konusunda yol göstermekte ve stratejik ve kritik madenler konusunda Türkiye için kapsamlı bir politika önerisi getirmektedir.

Güvenlik politikalarıGüvenlik önlemleriMaden yatakları+5
İbrahim Kürşat Tuna
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş sonrası dönemde yasadışı göçün Türkiye'nin sınır güvenliğine etkisi

Ülkelerin büyümesi ve sınırların birbirine yaklaşması ve yaşanan sanayi devrimi ile birlikte insanlar kendi ülkeleri dışında yaşam sürmek ve çalışmak istemişlerdir. Bunun da beraberinde getirdiği bazı sorunlar meydana gelmektedir. Bu sorunların açıklandığı ve hukuk yönünden meseleye bakıldığı çalışmamızda, sınır güvenliği ve yasa dışı göç hareketlerinin önlenmesinin hukuki boyutu ele alınmıştır. Çalışmamızın amacı soğuk savaş sonrası sınır güvenliğinin ne kadar önemli hale geldiğini göstermek ve sınır güvenliğine yönelik önlem alınmasına dikkat çekmektir. Yasadışı göçmen hareketliliğinin yaşandığı ülkemizde hukuki olarak yapılan düzenlemeleri ve sınır güvenliğini sağlayan kurum ve kuruluşlarının hangileri olduğu ve görevlerinin ne olduğu etraflıca araştırılmış ve yasadışı göçlerin ülkemizin sınır güvenliğini nasıl etkilediği konusu üzerinde durulmuştur.

GöçlerGüvenlikGüvenlik önlemleri+5
Hakan Karaduman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan ticaretiyle uluslararası mücadelede Türkiye'nin rolü

İnsan ticareti, köleliğin modernize edilmiş bir biçimidir. Küreselleşmenin de etkisiyle 20. yüzyılın sonlarında uluslararası ilişkiler sisteminde ulusal ve uluslararası güvenliği tehdit eden birçok faktör devreye girmiştir. Bu tehdit faktörlerinden biri de insan ticaretidir. İnsan ticareti uluslararası toplum tarafından uluslararası nitelikte bir suç olarak kabul edilmektedir. Bu suça karşı uluslararası işbirliği başlatılmış olup henüz yeterli ve etkili bir noktaya ulaşmamıştır. Devletler, insan ticaretiyle mücadeleyi amaçlayan ulusal alanda da çeşitli düzenlemeler ve kurumlar oluşturmaya çalışmaktadır. Özellikle transit ülke konumunda olan Türkiye'nin de insan ticaretiyle mücadele amacıyla iç mevzuatında düzenlemeler yaptığı, uluslararası alanda kabul edilen insan ticaretine dair sözleşmelere taraf olduğu, ulusal bazda çeşitli kurumlar geliştirdiği ve uluslararası kuruluşlarla da ortaklıklar oluşturduğu görülmektedir. Bu çalışmada, insan ticaretine karşı mücadelede Türkiye'nin ulusal alanda attığı adımların yanı sıra uluslararası toplumla işbirliği çabaları incelenmekte ve özellikle insan ticaretinin Türkiye'nin ulusal ve bölgesel güvenliğine verdiği ve vermeye devam edeceği iddia edilen zarar analiz edilmektedir.

Birleşmiş MilletlerGüvenlikGüvenlik önlemleri+5
Iryna Redzko
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu güvenliğinin sağlanmasında özgürlük-otorite dengesi ve devletin rolü

Bu çalışmada, kamu güvenliği sağlanırken özgürlük ile otorite arasındaki dengeyi bozan faktörler ve bu dengeyi sağlayabileceği düşünülen ilkeler incelenmiştir. Özellikle tüm dünyada önemli bir güvenlik tehdidi haline gelen ulusal ve uluslararası teröre karşı, devletlerin ürettiği kanunlar ve hayata geçirdiği uygulamaların, bireysel hak ve özgürlükleri hangi yönlerden tehlikeye düşürebileceği irdelenmiştir. Ulusal ve uluslararası yargının özgürlük-otorite dengesinin bozulması karşısında sergilediği tutum ortaya konmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında konunun hangi çerçevede tartışıldığı incelenmiş, devletin özgürlük-otorite dengesini sağlamadaki rolünün, hangi koşullar etrafında ve nasıl değiştiği saptanmaya çalışılmıştır.

DevletDevlet görevleriGüvenlik+5
Eda Yıldız
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Önleyici kolluk faaliyeti esnasında elde edilen bilgiler ve bunların Ceza Muhakemesindeki delil değeri

Devletin temel görevlerinden biri de kamu düzeninin korunmasıdır. Suç ve suçlulukla mücadele de, bu görev kapsamında yer almaktadır. Devletin suç ve suçlulukla mücadele görevini yerine getirmesinde, kolluk faaliyetleri önemli bir yere sahiptir. Kolluğun önleyici faaliyetlerinin esas amacı, suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesini engellemektir. Ancak her durumda bu amacın gerçekleşmesi mümkün olamamaktadır. Esas amacı suç işlenmesinin önlenmesi olan önleyici kolluk faaliyetleri neticesinde, ceza muhakemesinde delil olarak kullanılabilecek birtakım bilgilere ulaşılması da mümkündür. Bu bağlamda, çalışmamızda, önleyici kolluk faaliyetleri kavramı ele alınmış ve bu faaliyetler kapsamında başvurulan her bir tedbir neticesinde ne tür bilgilere ulaşılabileceği ve bu bilgilerin ceza muhakemesinde delil olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenmiştir.

Ceza Muhakemeleri Usul KanunuCeza muhakemesi hukukuDelil+5
Ali Can Buğdaycı
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2019
00

Related subjects