Kararlılık
58 theses under this subject heading
Metal malzeme yapıştırma bağlarında atmosferik basınçlı plazma uygulaması etkinliğinin araştırılması
Atmosferik basınçlı plazma (ABP) yöntemi, hızlı ve stabil şekilde malzeme yüzeylerine uygulanabildiğinden ve vakum altında yapılan plazma uygulamalarına göre çok sayıda avantaja sahip olduğundan dolayı günümüzde birçok alanda ön plana çıkmaya başlamıştır. ABP ile malzemelerin yüzey enerjilerinin, yapışma davranışlarının ve yüzey mekanik özelliklerinin iyileştirilmesi mümkündür. Bu bağlamda, metal malzemelerin yapıştırılması işleminde daha detaylı araştırmalar yapılarak süreç parametrelerinin ortaya konulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde ABP uygulamasının, galvaniz kaplamalı çelikler (H300LAD) ile kaplamasız çeliklerin (H300LA) yapıştırma bağlarının dayanımları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Deney parametreleri olarak iki farklı malzeme (H300LAD ve H300LA), iki farklı yapıştırıcı (Marocol 18576 ve Erde G-Force) ve üç farklı plazma uygulama hızı (5 mm/s, 10 mm/s ve 15 mm/s) belirlenmiştir. Sonuçlar, ABP uygulamasının belirtilen malzemelerin yapıştırma işleminde iyileşmeler sağladığını göstermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise ABP uygulanan metal yüzeylerin yaşlanma davranışı ve yüzeyin işlem görmemiş haline geri dönüşünü geciktirebilecek ortam koşulları araştırılmıştır. Deney parametreleri olarak iki farklı plazma uygulaması (soğuk ve sıcak) ve üç farklı plazma tekrar sayısı (1, 2 ve 3 kez) belirlenirken plazma işlemi uygulanan yüzeylerin ilk haline geri dönüşünü geciktirebilecek ortam koşulları olarak ise hava ve su (1, 10 ve 60 dakika) gibi iki farklı bekletme ortamı seçilmiştir. Ayrıca sıcaklığın yaşlanma süresine olan etkileri de iki farklı sıcaklık değeri (-20°C ve 30°C) için incelenmiştir. Sonuçlar, yüzey yaşlanmasının numunelerin bekletildiği ortam ve sıcaklıktan büyük ölçüde etkilendiğini göstermektedir.
Lityum doplamalı Galyum topaklarının incelenmesi
Bu çalışmada GanLi (n = 1?13) topaklarının geometrik yapıları, kararlılıkları ve elektronik özellikleri Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi (DFT) ile incelenmiştir. GanLi (n = 9?13) topakları Gan (n = 9?14) topaklarına göre daha kararlıdır. GanLi (n = 3?13) topaklarının elde edilen en düşük enerjili geometrik yapılarda Li atomu tepe ya da yan pozisyonu tercih etmektedir. İkinci-dereceden enerji farkı, ayrışma enerjisi ve HOMO-LUMO enerji aralık hesaplamalarına göre çalışılan topaklar içerisinde Ga7Li, Ga9Li ve Ga11Li topakları daha kararlıdır. Ga-Li' un ortalama bağ uzunluğu başlangıçta artarken n = 4 den sonra azalma göstermekte ve n = 8 den sonra ise yaklaşık olarak sabit kalmaktadır. Bu ortalama bağ uzunluğunun n = 4 den sonra ki değişimi topaklarda ki yüzey etkisinden kaynaklanmaktadır.
TNT'nin değişik oranlarda NTO ile karışımlarının hazırlanması ve değerlendirilmesi
Enerjitik materyaller (patlayıcılar, sevk yakıtları, işaret ve aydınlatma fişekleri ) askeri olduğu kadar sivil amaçlara yönelik olarak da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde yüksek enerjitik materyallerin çeşitli uygulamalarının kimyası, sentezi, özellikleri ve diğer dikkat çekici vasıfları sayısız olarak literatürde bulunur hale gelmiştir. Geçmişte bilindik patlayıcılar hekzahidro-1,3,5-trinitro-1,3,5-triazin (RDX), oktahidro-1,3,5,7-tetranitro-1,3,5,7-tetrazosin (HMX) ve 2,4,6-trinitrotoluen (TNT) silah uygulamalarının tamamında kullanılmışlardır. Darbe ya da şoka maruz kalmalarıyla gemi içinde, hava taşıtları veya cephane trenlerinde patlayıcıların istenmeden ateşlenmesi sonucu meydana gelen yıkıcı patlamalar sebebiyle bu patlayıcılar gözden düşmüşlerdir. Tabiî ki yüksek performans elde edilmesi patlayıcıların araştırma-geliştirmesi aşamasında her zaman birincil gereklilik olmuştur ve en güçlü yüksek patlayıcı arayışı hala devam etmektedir. Öyle görünüyor ki bu arayış hiç bitmeyecektir. Kullanıcıların düşük duyarlılık ve yüksek performans beklentisi var olan materyallerle giderilememiştir ve karışımların üretilme sürecinde maliyetleri kontrol etme ihtiyacı bu hızlı değişimin ayrıca bir temel konusu olmuştur. Bu nedenle modern ağır toplarda, patlayıcıların sahip olmaları gereken hem iyi bir termal kararlılık, darbe ve şoklara karşı duyarsızlık hem de daha iyi bir performans gibi güçlü gereklilikler vardır. Bununla birlikte bu gereklilikler az çok ortak şekilde seçilmelidir. İyi termal kararlılığa ve darbeye karşı duyarsızlığa sahip patlayıcılar aksine daha zayıf performans sergilerler. Bu nedenle yeni patlayıcıların sentezlenmesinde en önde gelen konu bulunacak molekülün hem iyi bir enerji kapasitesine sahip olması hem de optimal düzeyde güvenilirliği (düşük darbe ve şok duyarlılığı) sağlaması günümüz kullanımında aranan özelliklerdir [1]. Bu ihtiyaçlara cevap olarak dünya genelinde ?Duyarsız Mühimmatlar? (DM) üzerinde programlar geliştirilmekte ve bu yönde politikalar oluşturulmaktadır. Duyarsız patlayıcıların geliştirilmesinde birkaç yaklaşım bulunmaktadır ancak içlerinde en çok göze çarpanı düşük duyarlılıktaki patlayıcıların kullanımıdır ve performans kaybı da söz konusu değildir. DM'ye uygun patlayıcı karışımlarının elde edilmesinde iki yol mevcuttur. Bunlar duyarlı içeriğin esasen az duyarlı olan materyal ile yer değişimi; diğeri ise enerjitik bileşenin fiziksel ve kimyasal olarak izole edilmesini sağlayan ve çevresel etkileri absorbe eden dayanıklı, plastik benzeri polimerik matriks kullanımıdır [2].NTO (3-nitro-1,2,4-triazol-5-one) duyarlılığı az olmakla birlikte kısmen güçlü bir patlayıcıdır. Özellikle eriyip dökülen karışımlar DM gereksinimlerini karşılayan uygulanabilir seçenekler sunarlar. NTO'nun özellikleri, eriyip dökülebilen TNT ile olan karışımları ve duyarsızlığının test edilmesi bu çalışmanın temel odak noktasını oluşturmaktadır. Önerilen çalışmamızda Makine Kimya Enstitüsü Kurumu (MKEK) tarafından imal edilen TNT'nin duyarsızlaştırılması, NTO (3-nitro-1,2,4-triazol-5-on) ile karışımlar hazırlanmak suretiyle yapılacaktır. Ön denemeler laboratuar ölçeğinde olup, daha sonra sanayi uygulamasına uyarlanacaktır.
Kısmi parabolik diferansiyel denkleminin sonlu farklar yaklaşımı ile bazı nümerik çözüm yöntemleri
Bu tezde, mühendislik ve fen bilimlerinde ortaya çıkan parabolik kısmi diferansiyel denklemini çözmek için sonlu farklar yöntemi kullanan bazı nümerik metotlar sunulmuştur. Daha sonra bu nümerik yöntemlerin tutarlılığı ve nümerik kararlılığı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Parabolik kısmi diferansiyel denklem, tutarlılık, kararlılık.
Tek yönlü lifli elastik ve viskoelastik kompozitlerin stabilitesi ve gerilme durumuna ait bazı problemler
ÖZET Tek yönlü lifli kompozit malzemelerdeki eğilmenin, teknolojik işlemler sırasında çeşitli faktörlerden olabileceği gibi tasarımından da kaynaklanabileceği bilinir. Bu nedenle, kompozitlerin yapısındaki liflerin eğriliği, bu malzemelerin yapısal hasarı olarak alınabileceği gibi yapısal bir özellik olarak da ele alınabilir. Üstelik, liflerin eğriliği, basınç altındaki stabilite kaybı problemleri ve çeşitli kırılma araştırmaları için bir model olarak da seçilebilir. Bu çalışmada, parçalı-homojen cisim modeli çerçevesinde elastisite ve viskoelastisite teorisinin üç boyutlu geometrik nonlineer denklemleri kullanılarak stabilite kaybı öncesi gerilme analizi ve stabilite kaybı araştırmaları için bir yaklaşım geliştirilmiştir. Tez kapsamında ele alınan bütün araştırmalar periyodik eğrilikli bir veya iki lif içeren sonsuz elastik ve viskoelastik cisim için yapılmıştır. Sonsuz elastik ve viskoelastik cismin iki lif içermesi durumunda, bu liflerin iki paralel doğru boyunca yerleştiği kabul edilmiştir. Gerilme dağılımı ve stabilite kaybı problemleri cisme lifler boyunca sonsuzda düzgün dağılmış normal kuvvetler etkidiğinde incelenmişlerdir. Ele alınan stabilite problemleri için, önce kompozitin doldurucusunun hacim oranının küçük ve lifler arasındaki etkileşimin ihmal edildiği düşünülmüştür. Sonuçta, malzeme tek lif içeren sonsuz viskoelastik malzeme olarak modellenmiştir. Sonra, sonsuz cismin tek lif içermesi durumu için önerilen araştırma, lifler arasındaki etkileşimin dikkate alınması durumuna genişletilmiş ve ilgili analizler iki komşu lif içeren sonsuz viskoelastik cisim için yapılmıştır. Bu liflerin aynı düzlemde ve farklı düzlemlerde birbirine paralel iki doğru boyunca yerleştiği, herbirinin küçük başlangıç eğilmesine sahip olduğu kabul edilmiştir. Bu eğrilikler periyodik ve aynı-fazlıdır. Başlangıç eğilmesinin büyümeye başlaması ve nihayet sonsuz olması durumu stabilite kaybı kriteri olarak seçilmiştir. Viskoelastik malzemenin tanımı için Rabotnov operatörü kullanılmış ve lifler arasındaki etkileşimin ve reolojik parametrelerin kritik zaman değerlerine etkileri araştırılmıştır. Stabilite kaybı öncesi gerilme-şekil değiştirme problemleri için önce, eğrilikli lif içeren tek yönlü kompozitlerdeki geometrik nonlineeritenin gerilme dağılımına etkisi araştırmaları, lifin küçük hacim oranlı doldurucu olması durumu için uygulanmış ve bu durumda kompozit malzeme periyodik eğrilikli tek lif içeren sonsuz elastik cisim olarak modellenmiştir. Sonra, bu metod iki paralel doğru boyunca yerleşmiş periyodik eğrilikli iki komşu lif içeren sonsuz elastik cisim için geliştirilmiştir. Liflerin eğriliklerinin birbirleri ile ilgisi dikkate alınarak aynı-faz ve zıt-faz eğrilik durumu olarak adlandırılan iki yerleşim formu ele alınmıştır. Bu durumda liflerin orta çizgilerinin aynı düzlemde olduğu kabul edilmiştir. Liflerin eğriliklerinden kaynaklanan aralarındaki etkileşimin gerilme dağılımına etkisi araştırılmış ve ara yüzey üzerindeki normal ve kayma gerilmeleri ile ilgili sayısal sonuçlar verilmiştir. Ele alınan gerilme dağılımına geometrik nonlineeritenin etkisi de araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lifli kompozit, gerilme dağılımı, geometrik nonlineerite, iç stabilite kaybı, kritik zaman x
Azman ve grand naine muz çeşitlerinde somatik embriyogenesis yöntemi ile bitki rejenerasyonu ve genetik kararlılığının belirlenmesi
Muz, dünya'da tropik ve subtropik iklim kuşağında yer alan ihracat ve ithalat hacmi en yüksek meyve gruplarından biridir Muz bitkisinin, in vitro koşullarda somatik embriyogenesis yöntemi ile çoğaltılması klonal ve kitlesel üretim açısından önemlidir. Bu çalışmada; ülkemizde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan 'Azman' ve 'Grand Naine' muz çeşitlerine ait olgunlaşmamış dişi ve erkek çiçek tomurcukları kullanılarak somatik embriyogenesis yöntemi ile bitki rejenerasyonu ve SSR markır sistemleri ile genetik kararlılığının saptanması amaçlanmıştır. Kallus gelişimini indüklemek ve somatik embriyo elde etmek amacıyla kurulan in vitro rejenerasyon denemelerinde; 2,4-D (0,5,1,0, 2,0 mg/l), BAP (0,05 mg/l ) ve Pikloram (0,5, 1,0 mg/l) bitki büyüme düzenleyicilerinin farklı konsantrasyon ve kombinasyonlarını içeren MS besin ortamı kullanılmıştır. Çalışmada, 'Azman' çeşidi için 1,0 mg/l 2,4-D (%79,33), 'Grand Naine'' çeşidi için 2,0 mg/l 2,4-D (%77,15) ortamı başarılı bulunmuştur. Çalışma boyunca histolojik analizler ile somatik embriyoların varlığı ve gelişimi tespit edilmiştir. Tez çalışması sonunda elde edilen muz bitkileri seraya aktarılmıştır. SSR markırları ile yapılan DNA analizlerinde kullanılan primerlerde, ana bitkilerle somatik embriyolardan elde edilen bitkiler arasında herhangi bir genetik açılımın olmadığı belirlenmiştir.
Serbest zaman etkinlikleri kapsamında bireylerin sosyal ilişkilerinde kararlılık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi: Oryantiring örneği
Bu araştırma Türkiye Oryantiring Federasyonu bünyesinde yer alan lisanslı sporculardan, 2015-2016 sezonunda gerçekleştirilen Oryantiring müsabakalarına katılan lisanslı sporcuların, "serbest zaman etkinlikleri kapsamında sosyal ilişkilerinde kararlılık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi" amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada, olgu ve olayları nesnelleştirerek gözlemlenebilir, ölçülebilir ve sayısal olarak ifade edilebilir bir şekilde ortaya koyan bir araştırma türü olan Nicel araştırma yöntemlerinden, Genel Tarama Modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 121 kadın 208 erkek olmak üzere toplam 329 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma verileri Şahan (2007: 165) tarafından geliştirilen "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve Haraburda (1996: 16) tarafından geliştirilen, Sarı (2010:113-114) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan "Çok Alanlı Kararlık Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Demografik özelliklere ilişkin bulgular arasında, cinsiyete, serbest zaman etkinliklerine katılım şekillerine, serbest zaman etkinliğine başlamada en çok etkisi olan rol sahibine, serbest zaman etkinliğine yaptığı katılım sıklığına ve serbest zaman etkinliği ile ilgilenme amacına göre dağılımları incelenmiştir. Verilerin normallik sınamasında Skewness (Çarpıklık) ve Curtosis (Basıklık) değerlerine bakılmıştır. Sporcuların, "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" pualarının Öğrenim durumu ve yaşanılan yerleşim yerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirtmek için Tek Yönlü ANOVA testi kullanılırken; "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" puanlarının yaşanılan yerleşim yerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Tek Yönlü MANOVA testi yapılmıştır. Ortaya çıkan farkın kaynağını belirlemek amacıyla Post Hoc test olarak Tukey testi kullanılmıştır. Spor ve Sosyalleşme Ölçeği ile Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği düzeyi alt boyutları arasındaki ilişkilerin tespitinde Pearson Kolerasyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" ve "Çok Alanlı Kararlılık Ölçeği" puanlarının kadın ve erkek grupları arasındaki farkı bulmak için ise ındependent T testten faydalanılmıştır. Araştırmada hata payı 0.05 kabul edilmiştir. Sonuç olarak, doğa sporları kamplarında gerçekleştirilen serbest zaman etkinlikleri, bireylerin sosyalleşmesine ve serbest zaman etkinliklerinin sosyal alanda bütünleşmesine olan katkısında, bireylerin kendi tercihleri ile katılımlarının önemli rolü olduğu görülmektedir. Üniversitelerin Spor Bilimleri Fakülteleri bölümlerinin dışındaki bölümlerde de toplumda serbest zaman etkinliği olarak değerlendirilebilen oryantiring sporu ile ilgili çalışmalara yönelmelerinin toplumsallaşma açısından faydalı olacağını ortaya koymuştur. Serbest zaman etkinliklerinin sosyalleşme süreci üzerindeki etkisi dikkate alınarak üniversitelerin gerçekleştirdikleri spor şenliklerinin, eğitim ve öğretim dönemlerinin geneline yayılması sağlanmalıdır.
Gecikmeli diferansiyel denklemlerin farklı tipte nümerik çözümleri
Üç bölümden oluşan bu çalışmada genel olarak gecikmeli diferansiyel denklemlerin nümerik çözümleri üzerinde durulmuştur.Birinci bölümde gecikmeli diferansiyel denklemler tanıtılmaya çalışılmış ve gecikmeli diferansiyel denklemlerin modellenmesine, kullanım alanlarına yer verilmiştir.İkinci bölümde ise gecikmeli diferansiyel denklem sistemlerinin çözümü için bazı tanım ve teoremler verilerek Lambert Fonksiyonu yardımıyla çözüm yapılmıştır.Üçüncü bölümde Adomian ve Diferansiyel Transform Metodu kullanılarak, bu metotlar yardımıyla gecikmeli diferansiyel denklemlerin yaklaşık çözümleri bulunmuştur. Ayrıca Euler Metodu kullanılarak, Açık Euler Metodu ile de gecikmeli diferansiyel denklemlerin kararlılık analizi yapılmıştır.
Hiperbolik-schrödinger denklemleri için lokal olmayan sınır-değer problemleri
Bu tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmıdır. İkinci bölüm, üç kısımdan oluşmaktadır. Bu alanda yapılan araştırmalar hakkında kısa bir inceleme, bu bölümün ilk kısmında bulunmaktadır. İkinci kısımda ise, hiperbolik-Schrödinger denklemleri için lokal olmayan sınır-değer problemlerinin kararlılıkları hakkındaki temel teorem ispatlanmıştır. Uygulamalarda bu soyut sonuçlar, hiperbolik-Schrödinger denklemleri için fark şemalarının kararlılık kestirimlerini elde edilmesini sağlamıştır. Bu ise, üçüncü kısımda verilmiştir. Üçüncü bölüm, iki kısımdan oluşmaktadır. Bir H Hilbert uzayında öz-eşlenik pozitif tanımlı A operatörlü hiperbolik-Schrödinger denklemi için lokal olmayan sınır-değer problemini yaklaşık olarak çözen, birinci ve ikinci basamaktan doğruluklu kararlı fark şemaları sunulmaktadır. Ayrıca, hiperbolik-Schrödinger denklemi için karma tipli sınır-değer problemlerinin çözümlerinin kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Dördüncü bölüm, uygulamalardan oluşmaktadır. Birinci ve ikinci basamaktan doğruluklu fark şemaları ile çalışılmıştır. İkinci basamaktan doğruluklu fark şemalarının daha kesin sonuçlar verdiğini göstermek adına bir matlab programı verilmiştir. Bu bölüm ayrıca, şekilleri ve tabloları da içermektedir. Beşinci bölüm sonuç kısmıdır.
Yapay zekâ kontrol yöntemleri ile iki-yönlü haptik-teleoperasyon robotik sistemlerinde kararlılık ve şeffaflığın artırılması
Günümüz teknolojisinde robotların çevresel şartları algılayabilmeleri, karar verebilmeleri ve bu kararlar doğrultusunda hareket edebilmeleri insanlık hayatının her alanında önemli bir yer tutmaktadır. Haptik-Teleoperasyon sistemleri bilinmeyen ortamlar hakkında bilgi edinilmesi ve gerekli verilerin toplanması için kullanılmakta olan insan- robot etkileşimine olanak sağlayan bir teknolojidir. Bu tez çalışmasında Yapay Zekâ, Adaptif ve Kayan Kipli kontrol algoritmaları ile sistemlerin kararlılık ve şeffaflık performansını etkileyen zaman gecikmesi, ölü bölge, dinamik belirsizlik ve veri kaybı gibi önemli problemlerin telafi edilmesi hedeflenmiş ve aynı zamanda sistemlerin bu problemlerden etkilenmelerinin minimize edilmesi amaçlanmıştır. Ölü bölge probleminin telafisi için az veya çok az ölü bölge içerecek şekilde bir Gürbüz Adaptif kontrol algoritması tasarlanmış ve sisteme uygulanmıştır. Zaman gecikmesi ve dinamik belirsizlik problemleri Modifiye edilmiş Dalga Değişkenleri ve Doğrusal Olmayan Bozucu Gözlemci yöntemlerinin yukarıda belirtilen kontrol algoritmalarıyla hibrit kullanımı sonucunda telafi edilmiştir. Son olarak iletişim kanalı yapay sinir ağıyla modellenmiş ve veri kaybı en aza indirilmiştir. Bu çalışmada, tasarlanan ve uygulanan kontrol yöntemlerinin sistem üzerindeki performansını etkileyen kontrol parametrelerinin en uygun değerleri Parçacık Sürü ve Grey Wolf optimizasyon algoritmaları ile bulunmuştur. Ayrıca tasarlanan görsel arayüzler ile kullanıcıya görsel geri besleme sağlanarak kullanıcının performansı artırılmıştır. Bu tez çalışmasında, üç farklı robotik sistemi kullanılmıştır. Simülasyon ve laboratuvar ortamında gerçek zamanlı deneysel çalışmalar sonucunda elde edilen grafiksel ve sayısal veriler doğrultusunda önerilen kontrol algoritmaların birbirleriyle ve literatürdeki ilgili çalışmalarla performans kriterleri kıyaslanmış ve irdelenmiştir.
Keyfi mertebeden fark denklemlerinin bir sınıfının çözümlerinin davranışı üzerine
Bu tezde keyfi (fractional) mertebeden fark denklemlerinin bir sınıfının çözümlerinin davranışı incelenmiştir. Tez beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm giriş için ayrılmıştır. Bu bölümde kısa bir literatür taraması yapılmış, çalışmanın amacı, önemi ve kaynakların özeti sunulmuştur. İkinci bölümde tez boyunca gerekli temel tanım, teoremler ve lemmalar verilmiştir. Üçüncü bölümde birden fazla değişken gecikmeli terim içeren keyfi mertebeden fark denklemlerinin bir sınıfının çözümlerinin kararlılığı ele alınmış ve elde edilen bazı yeni sonuçlar verilmiştir. Dördüncü bölümde Nicholson kurt sineği modeli (Nicholson's blowflies model) tipindeki keyfi mertebeden geri fark denkleminin çözümlerinin kararlılığı ele alınmış ve elde edilen bazı yeni sonuçlar verilmiştir. Son bölümde ise Volterra tipindeki keyfi mertebeden lineer fark denkleminin bir sınıfının kararlılık kriteri ile asimptotik özellikleri incelenmiş ve Volterra tipindeki keyfi mertebeden lineer fark sisteminin asimptotik davranışı ele alınarak elde edilen bazı yeni sonuçlar verilmiştir.
Toprak altı zararlılarına karşı fungal suşların seçimi ve granül formülasyonun üretilmesi
Bu çalışmada tarım alanlarında önemli ekonomik kayıplara neden olan toprak altı zararlılarına karşı granüler formda etkili bir fungal biyopestisit üretmek amacıyla laboratuvar koleksiyonundan seçilen 9 adet Metarhizium anisopliae suşu, biyopestisit üretim çalışmalarına başlamadan önce kararlılık testlerine tabi tutuldu. Fungusların, önemli bir toprak altı zararlısı olan Melolontha melolontha larvaları üzerine patojenite testleri yapılarak, yüksek öldürücü etkiye sahip olan suşları belirlendi. Daha sonra aynı suşların Pr1 gen içerikleri tespit edilerek, tümünün bu geni içerdikleri belirlendi. Tüm izolatlar için var olan genin uygun substrat varlığında enzim aktivitesi ölçümleri yapıldı. Yapılan bu deneyler sonucunda KTU-2, Gg-12, KTU-51 ve KTU-60 daha sonraki çalışmalarda kullanıldı. Belirlenen suşların ardışık 12 kez pasajları yapılarak, pasajlamanın morfolojik (koloni morfolojileri, renk değişimi, fertil olmayan alan oluşumu, spor üretimi ve sporların UV'ye karşı dirençliliği), virulans (Galleria mellonella larvaları üzerine biyotestler), genotipik (RAPD-PCR ve Restriksiyon Endonükleazlar ile Kesim) ve biyokimyasal (Proteolitik aktivitenin ve Esteraz Profillerinin belirlenmesi) etkileri belirlendi. Deney sonuçları analiz edildiğinde en kararlı suşların KTU-2 ve KTU-60 olduğuna karar verildi. Seçilen suşlar katı fazlı fermantasyon yöntemi kullanılarak pirinç üzerinde konidiaların büyütülmesi ile Türkiye'de ilk defa başarılı bir şekilde fungal bir biyopestisit prototip haline getirilmiş oldu.
Ergenlerde iyi oluşun duygusal özerklik açısından incelenmesi
Bu çalışmada ergenlerde iyi oluşun duygusal özerklik tarafından ne derece yordandığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma Mersin'in Anamur ilçesinde yer alan altı ortaöğretim kurumunun 9.,10.,11. ve 12. sınıflarında öğrenimine devam eden 381'i(%50,9) kadın , 367'si(49,1) erkek olmak üzere toplam 748 lise öğrencisi üzerinde gerçekleşmiştir. Ergen bireylerin iyi oluş seviyelerine dair veriler "EPOCH(Ergenlerde Beş Boyutlu İyi Oluş Modeli) Ölçeği", duygusal özerklik seviyelerine ilişkin veriler ise "Duygusal Özerklik Ölçeği" ve kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Momentler Korelâsyon Katsayısı ve Çok Değişkenli Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma analizi sonucunda katılımcıların iyi oluşları ile duygusal özerklik seviyeleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İyi oluşun boyutlarından "bağlılık, kararlılık, iyimserlik, ilişkililik, iyimserlik ve mutluluk" boyutları ile duygusal özerkliğin "ebeveyni idealleştirmeme " ve "bağımsızlık" boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Duygusal özerkliğin " bireyleşme" boyutunun iyi oluşun "kararlılık, iyimserlik, ilişkililik ve iyimserlik" boyutlarıyla pozitif yönlü bir ilişkisinin olduğu fakat "bağlılık" boyutu ile bir ilişkisinin olmadığı görülmüştür. Duygusal özerkliğin "ebeveyni idealleştirmeme" ve "bağımsızlık" boyutlarının katılımcıların iyi oluşlarını yordadığı fakat "bireyleşme" boyutunun katılımcıların iyi oluşlarını yordamadığı görülmüştür. Duygusal özerkliğin "ebeveyni idealleştirmeme", "bağımsızlık" ve "bireyleşme" boyutlarının iyi oluşun "bağlılık" boyutunu anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Duygusal özerkliğin "ebeveyni idealleştirmeme" ve "bağımsızlık" boyutlarının iyi oluşun "kararlılık, iyimserlik, ilişkililik" ve "mutluluk" boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığı fakat "bireyleşme" boyutunun iyi oluşun hiç bir boyutunu yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre ergen bireylerdeki iyi oluşun duygusal özerkliğin yordayıcısı olduğu görülmüştür. Ergen bireylerin duygusal özerklik seviyesindeki değişimlerin iyi oluşlarını anlamlı düzeyde etkileyeceği söylenebilir.
Regüler ve singüler diferensiyel operatörler için iki spektruma göre ters problem
Diferensiyel operatörlerin spektral teorisinde, spektral veriler kullanılarak potansiyel fonksiyonun bulunması problemi ters problem olarak adlandırılır. Eğer bu ters problemin spektral karekteristikleri, aralarındaki fark yeterince küçük olacak şekilde, değiştirildiğinde potansiyellerinin farkı da yeterince küçük kalıyorsa bu problem kararlıdır denir.Bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde; Sturm-Liouville, Dirac ve difüzyon operatörlerinin spektral teorisinin tarih-çesi verilmiştir.İkinci bölümde; diferensiyel operatörlerin spektral teorisinde ve sunulan tezde sık sık kullanılan bazı temel tanım ve teoremler verilmiştir.Üçüncü bölümde; Sturm-Liouville operatörü için özdeğer ve özfonksiyonların asimptotik formülleri, özfonksiyonların ortogonalliği, özdeğerlerin reel olduğu ve dönüşüm operatörü gösterilmiştir. Ayrıca potansiyeller farkı için formül verilmiştir.Dördüncü ve beşinci bölümde; sırasıyla Dirac ve difüzyon operatörü için ters problemin kararlılığını araştırılmış, potansiyel farkları için bazı formüller bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Spektrum, Ters Sturm-Liouville problemi, Dirac operatörü, Difüzyon operatörü, Kararlılık.
Zaman skalası üzerinde dinamik sistemlerin düzgün üstel kararlılığı ve dinamik eşitsizlikler
Bu tezde, diferensiyel denklemlerle ilgili birçok sonucun fark denklemleri ile eş değer sonuçlara taşınabildiği, bir zaman skalası üzerinde bazı temel özellikler, değişen zamanlı lineer dinamik sistemlerin düzgün üstel kararlılığı ve bazı dinamik eşitsizlikler verilmiştir. Anahtar Kelimeler : Zaman Skalası, Dinamik Sistem, Dinamik Eşitsizlikler, Kararlılık
Fraksiyonel diferensiyel denklemlerin kararlılığı
Bu tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmada kullanacağımız temel tanım ve teoremlere yer verilmiştir. İkinci bölümde literatürde yapılan bazı çalışmaların tarihçesi verilmiştir. Üçüncü bölümde kullanılacak materyal ve yöntem belirtilmiştir. Dördüncü bölümde belli fraksiyonel diferansiyel denklem sistemlerinin çözümlerinin kararlılığı için yeter şartlar elde edilmiştir. Beşinci bölümde ise bazı fraksiyonel diferansiyel denklem modellerinin kararlılığının araştırılması önerilmiştir.
Fotovoltaik sistem - rüzgar türbini hibrit enerji üretim sistemlerinde çıkış geriliminin optimizasyonu
Yenilenebilir enerji kaynakları, yeryüzünde fosil kaynaklı (kömür vb.) olmayan, çevreye zararı ve etkisi geleneksel enerji kaynaklarına göre çok daha düşük olan, sürekli yenilenen ve kullanıma hazır olarak doğada var olan kaynakları ifade eder. Günümüzde yenilenebilir enerji; dünya çapında gelişimi sürekli olan, ilgi odağı haline gelen bir enerji kaynağıdır. Bu kaynakların hibrit olarak kullanımı yaygın olmakla beraber sistemin sürdürülebilirliği için önemlidir. Bu tez çalışmasında, fotovoltaik sistem- rüzgar türbini hibrit enerji üretim sistemi Matlab/ Simulink ortamında modellenmiştir. Fotovoltaik sistem için farklı ışınım değerleri ve rüzgar türbini için değişken değerlerde rüzgar hızı sisteme uygulanarak çıkış gerilimi üzerinde analiz yapılmıştır. Analiz edilen hibrit sistemde enerji üretim kaynaklarının DA çıkışlarına PID kontrolörü bulunan düşürücü-yükseltici dönüştürücü ilave edilmiştir. Dönüştürücü bulunan ve dönüştürücü bulunmayan iki sistemin grafikleri incelenerek karşılaştırma yapılmıştır. Sistem tasarımı sonucu elde edilen bulgular ışığında; dönüştürücü kullanılan sistemdeki bara çıkış gerilimlerinde, dönüştürücü kullanılmayan sisteme kıyasla, senaryo 1'e göre ortalama DA bara çıkış geriliminde % 11,38, AA bara çıkış geriliminde % 11,34 düzeyinde ve senaryo 2'e göre, ortalama DA bara çıkış geriliminde % 21,48, AA bara çıkış geriliminde % 19,66 düzeyinde optimizasyon sağlanmıştır. Simülasyon sonucunda elde edilen grafikler yorumlanmış ve konu hakkında ileride yapılacak olan çalışmalar için öneriler sunulmuştur.
Flor katkılı lityum topaklarının en düşük enerjili yapılarının araştırılması
Süperalkali topakların fiziksel, kimyasal ve elektronik özellikleri, alkali atom sayısı arttırıldığında değişmektedir. Bu değişimler göstermiştir ki, süperalkali tuzlardan lineer olmayan optik malzemeler veya yarı iletken materyaller üretilebildiğini göstermektedir. Nükleer reaktörlerde sıcak füzyonda metalik olmayan bir katalizör veya enerji depolamada yeni bir malzeme olarak da kullanılabilir. Bu çalışmada, 〖Li〗_nF (n=1-8) topaklarının en düşük enerjili geometrik yapıları, kararlıkları ve elektronik özellikleri Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi (DFT) ile araştırılmıştır. Bu topakların, ortalama Li-F bağ uzunlukları, simetri özellikleri, çok katlılıkları, göreli enerjileri, bağlanma enerjileri, ayrışma enerjileri, ikinci dereceden enerji farkları ve HOMO-LUMO gapları rapor edilmiştir.
Covıd-19 bulaşıcı hastalığının Türkiye'deki yayılmasının matematiksel modellemesi
2019 yılında dünya çapında hızla evrimleşen yeni koronavirüsün (nCovid-19) bulaşıcı hastalığının yıkıcı salgını, güvenilir tahmine dayalı matematiksel modellerin önemini gün ışığına çıkartmıştır. Bu tür matematiksel modellerden elde edilen sonuçlar, hastalığın mevcut durumunun anlaşılmasını ve gelecek senaryoların tahmin edilmesini sağlayarak, müdahale önlemlerinin kullanımını ve tıbbi kaynakların yönetimini önemli ölçüde etkiler. Dolayısıyla matematiksel modeller kritik öneme sahiptir. Bu tezde, nCovid-19 için önerilen bazı matematiksel modeller verilmiştir. Ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü tarafından açıklanan ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'nın resmi verileri kullanılarak, Türkiye'deki nCovid-19 yayılımının analizi ve tahmini için yeni bir SEIRD diferansiyel modeli önerilmiştir. Bu çalışmada ayrıca, sistemin denge analizi ve kararlılığı ile temel üreme sayısı (R0) gibi konular da ele alınmıştır. Kararlılık analizi için Routh-Hurwitz ve Lyapunov kararlılık teorileri kullanılmıştır. Önerilen model esnektir ve çeşitli salgın senaryolarını izlemek için hızla uyarlanabilir. Önerilen modelin verilere doğru bir şekilde uyduğunu ve güvenilir tahminler yaptığını doğrulamak için sayısal sonuçlar da MATLAB yazılımı kullanılarak verilmiştir.
Kesirli mertebeden sistemlerin kararlılık analizi
Bu tez çalışmasında kesirli operatör tanımları ve özellikleri de dahil olmak üzere kesirli hesaplamalar için gerekli olan tanım ve teoremler verilmiştir. Klasik dinamik sistemlerin kararlılık analizinde kullanılan bazı yöntemler tanıtılarak bunlara benzer şekilde kesirli mertebeden dinamik sistemlerin kararlılık analizi incelenmiştir. Ardından kesirli mertebeden sistemlerin kararlılık analizine bir uygulama olarak Türkiye'de Covid-19 yayılımının davranışının anlaşılması için duyarlı, maruz kalan, enfekte, iyileşmiş ve ölen bireylerin oluşturdugu bir kesirli SEIRD dinamik modeli önerilmiştir. Önerilen modelin kararlılıgı incelenmiş ve sayısal simülasyonları elde edilmiştir.
Kesirli sınır şartlarına sahip diferansiyel denklemler ve uygulamaları
Bu tez çalışmasında kesirli türev ihtiva eden sınır şartlarına sahip diferansiyel denklemler kiriş problemleri özelinde ele alınmıştır. Çözüm metodolojisi olarak Çok Zaman Ölçekli metot (Pertürbasyon metodu) kullanılmıştır. Matematik model çözümleri elde edilerek kararlılık analizi yapılmıştır. Tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmına ayrılmıştır. İkinci bölümde tezde kullanılan temel tanımlar tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde Pertürbasyon metodunun (Çok Zaman Ölçekli metot) ayrıntıları ve uygulamaları verilmiştir. Dördüncü bölümde kesirli sınır şartlarına sahip diferansiyel denklemlere bir uygulama olarak Euler-Bernoulli kirişinin zorlamalı titreşim analizi ele alınmıştır. Kirişin, harmonik dış kuvvetin etkisi altında olduğu kabulü ile Cauchy gerilme teorisi kullanılarak kirişin matematik modelinin elde edilişinden bahsedilmiş ve yaklaşık çözümleri elde edilmiştir. Daha sonra kararlı durum çözümleri ve bunların kararlılıkları incelenmiştir. Son bölümde ise sonuç kısmına yer verilmiştir.
Doğrusal olmayan evolüsyon denklemlerin çözümlerinin kararlılığı ve kararsızlığı
Bu tezin ilk bölümünde doğrusal olmayan evolüsyon denklemleri, onların matematiksel davranışları ve tez çalışmasının temelini oluşturan kararlılık konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde sığ su dalgaları ve tek dalgalar ele alınmış ve bu dalga modellerinin tarihi gelişimine ve literatür çalışmasına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde tez boyunca kullanılacak olan temel tanım, teorem ve eşitsizlikler verilmiştir. Ayrıca Kato teoremi, tek dalgalar için yörüngesel kararlılık ve sığ su dalga modelleri için bir blow-up oluşumu olan dalga kırılması ele alınmıştır. Dördüncü bölüm bu tezin orijinal kısmıdır ve üç alt bölümden oluşmaktadır. İlk kısımda, güçlü dispersif terim içeren integrallenebilir genelleştirilmiş bir sığ su dalga denkleminin çözümlerinin lokal iyi konumluluğu çalışılmıştır. Bunun yanı sıra aynı denklemin tek dalga çözümlerinin varlığı ve kararlılığı çalışılmıştır. İkinci kısımda, genelleştirilmiş Dullin-Gottwald-Holm denklemi için dalga kırılması ve tek dalga çözümlerinin kararlılığı çalışılmıştır. Üçüncü kısımda ise bir genelleştirilmiş KdV-BBM tipli denklemin çözümlerinin lokal varlığı, tek dalga çözümlerinin varlığı ve kararlılığı çalışılmıştır. Beşinci bölümde ise elde edilen sonuçlar özetlenmiş ve bazı öneriler sunulmuştur.
Nükleer seviye yoğunluğu hesaplamaları
Çalışmamızda bazı deforme çekirdeklerin (Fe, Ti, Cr, Ni, Mg, Si, K, Ca) nükleer seviye yoğunluklarını TotStade programını kullanarak hesapladık. Bu görüş çerçevesinde yaptığımız nükleer seviye yoğunluğu hesaplamalarını incelediğimizde kararlılık ile nükleer seviye yoğunluğu arasında bir ilişki olduğu sonucuna vardık. Hesaplama yaparken çekirdeğin kararlılığı ile doğada bulunma oranlarının doğru orantılı olduğunu göz önünde bulundurduk. Bu orantının bazı çekirdekler için uyuşmadığını nükleer seviye yoğunluğu hesaplarımızda tespit ettik ve sihirli sayıların bu çekirdekleri açıkladığını gözlemledik. Bu tez; nükleer seviye yoğunluğunun deforme çekirdeklerin kararlılığının belirlenmesinde önemli bir etken olduğunu açıklamaktadır.
Av-avcı modelleri ve av-avcı problemlerinin caputo kesirli türev ile incelenmesi
Ekolojideki temel süreçlerden biri av ve avcı arasındaki etkileşimlerdir. Av ve avcı arasındaki etkileşimi; av ile avcının aynı ortamı paylaşması ve bir türün diğerini avlaması nedeniyle iki türün popülasyon yoğunluğunun birbirileriyle bağlantılı olarak değişimleri ifade eder. Bu tez çalışmasında geri besleme kontrolüyle iki avcı-tek av içeren genelleştirilmiş etkileşim fonksiyonuna sahip av-avcı etkileşim modelinin dinamik davranışı incelenmiştir. Model oluşturulmasındaki en önemli varsayım, gerçek dünya durumunun güçlü bir yansımasını veren tek av üzerindeki geri besleme kontrolünün ve iki avcı popülasyonunun rekabetinin etkileridir. Model oluşturulduktan sonra elde edilen modelin denge noktalarının varlığı araştırılmış, bulunan denge noktalarında Jacobian matrisi yardımıyla sistemin karakteristik denklemleri analiz edilerek sistemin kararlılığı incelenmiştir. Ayrıca, kesirli zaman türevi ile ölçülen belleğin zamansal davranış üzerindeki etkisi incelenmiş, üç türün bir arada yaşadığı denge noktasında sistemin kararlılığı gösterilmiştir.