Churchs
95 theses under this subject heading
Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı
Bu çalışmada Nevşehir ilinin Avanos ilçesine bağlı Zelve Açık Hava Müzesi'nde bulunan Balıklı ve Üzümlü Kilise'nin mimarisi ve resim programı konu edilmiştir. Kilise birbirine paralel dikdörtgen iki neften ve güneyde bir kişinin ibadet edebileceği ek bir şapelden oluşmaktadır. Vadide yer alan dini yapıların resim programında konulu sahne olmaması, vadiyi ve bu çalışmanın konusunu oluşturan Balıklı ve Üzümlü Kilise'yi tanımlamada dikkate alınması gereken önemli bir husustur. Erken dönemlerden itibaren ikonalara gösterilen ilginin bir ibadet sorunsalı olduğunu düşünen ikon karşıtlarının (ikonoklastlar) ibadet mekânlarını süslemede haç, balık, kuzu gibi sembolik tasvirler ile bitkisel-geometrik motifleri tercih ettikleri bilinmektedir. Çalkantılı dönemlerden geçen imparatorluk sınırlarında III. Leon'un tahta geçmesinin ardından 726/730 yıllarında ikonoklast ferman kabul edilmiş, 843 yılına kadar ikon karşıtlığı bir devlet politikası haline gelmiştir. Bu dönem aralığına tarihlenen kiliselerin en belirgin özelliği kiliselerin resim programlarında yoğun olarak haç, bitkisel-geometrik bezemeler ile sembolik hayvan tasvirlerinin yer alması; İsa, Meryem ve kaynağını İncil'den alan konulu sahnelere rastlanmamasıdır. Bu verilerin ışığında Balıklı ve Üzümlü Kilise'de yer alan haç, balık tasvirleri ile geometrik bezemeler ikonoklazma dönemi sanat anlayışı ile bağdaşsa da araştırmacılar vadide pre-ikonoklazma döneminde ikon karşıtı inananların varlığını savunmaktadırlar. Kilise ayrıca vadide ikonoklazma döneminden sonra resim programı değiştirilen tek kilisedir. Anahtar kelimeler: Zelve, balık, haç, üzüm, Bizans, pre-ikonoklazma, ikonoklazma.
Olympos Antik Kenti Erken Bizans Dönemi dini yapılarında malzeme ve teknik
Bu çalışmada Olympos Antik Kenti'nde yer alan Erken Bizans dönemi dini yapılarında kullanılan malzeme ve inşa teknikleri konu edilmiştir. Tez çalışması kent içerisindeki Erken Bizans Dönemi dini yapılarından altısını kapsamaktadır. Bu yapılardan üçü kentin kuzey bölümünde yer alan Nekropol Kilisesi ve aynı kompleks (Episkopeion) içerisinde bulunan Piskoposluk Kilisesi ve Vaftizhanesidir. Diğer üçü ise kentin güney bölümünde yer alan Liman Bazilikası, Yamaç Yerleşimi Aşağı Kilise ve Yamaç Yerleşimi Yukarı Kilisedir. Çalışma kapsamında bu dini yapıların mimari tasvirleriyle birlikte kendi araştırma ve gözlemlerimize dayanarak, yapıların duvar örgüsü ve diğer mimari elemanlarda kullanılan malzeme türleri ve yapım teknikleri ayrıntılarıyla tanıtılmıştır. Aynı zamanda kentsel dönüşüm süreci içerisinde kentteki dini yapılarda görülen malzeme-teknik farklılıklar ortaya koyulmuştur. Ayrıca söz konusu dini yapıların malzeme-teknik özellikleri kent içerisindeki ve Likya bölgesindeki benzer örnekleriyle karşılaştırılarak tarihlendirme sorunlarına çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Olympos, Likya, Bizans, Kilise, Malzeme, Teknik.
Dağlık Frigya Bölgesi Bizans Dönemi kaya mimarisi
Tez çalışmasının konusunu, Dağlık Frigya Bölgesi'nde, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar şehirleri çevresinde bulunan, tüf tipi kayalıkların oyulması ile oluşturulmuş Bizans Dönemi kiliselerinin plan tipleri, işlevleri ve dekoratif özellikleri ile tanımlanıp tanıtılmaları, Sanat Tarihi açısından değerlendirilmeleri oluşturmaktadır. Bölgeye ismini veren Frigler özellikle "Dağlık Frigya" olarak adlandırılan bölgede kayaya tapınaklar, sunaklar, mezar odaları oymuşlardır. Kaya oyma geleneği bölgede Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir. Özellikle Bizans Dönemi'nde gündelik hayatın her türlü ihtiyacını karşılayan kaya mimarisi örnekleri ile karşılaşılır; bunların başında ise kaya kiliseleri gelir. Dağlık Frigya Bölgesi'nin kaya kiliseleri, Bizans kilise mimarisinin başlıca bütün tiplerini içermektedir: Başta tek nefli olmak üzere, iki nefli, üç nefli (bazilikal), haç planlı, kapalı Yunan haçı planlı kiliseler inşa edilmiştir. Kiliselerin duvarlarında kazıma ve boyama ile yapılmış çeşitli motifler, figürler ve yazıtlar da görülmektedir. Bu araştırmada, bölgedeki kaya kiliselerinin saptanması ve üzerlerinde belgeleme çalışmalarının yapılarak plan tiplerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Saptanan ve sınıflandırılan kiliselerin özellikle Anadolu'daki benzerleriyle karşılaştırılmasıyla, Bizans mimarisi içindeki konumunun ve benzerleriyle olan etkileşimlerinin de ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Kilise, Frigya, Bizans.
Erken Hristiyanlık Dönemi martyriumları ve İznik Gölü Bazilikal Kilisesi martyriumu
Nikaia kenti tarih boyunca birçok önemli olaya sahne olmuş, özellikle de Erken Hristiyanlık döneminde bünyesinde toplanan iki konsile ev sahipliği yapması ününü daha da arttırmıştır. Konsil döneminden ve Hristiyanlığın Büyük Konstantin tarafından serbest hale gelmesinden önce kentte ciddi bir Hristiyan nüfusun bulunduğu şehit edilen azizlerden anlaşılmaktadır. Buna bağlı olarak, İznik Gölü Su Altı Bazilikal Kilisesi'nde yer alan ve ilk başta diakonikon olarak adlandırılan pastophoria odasının Erken Hristiyanlık döneminde martyrium olarak inşa edilip kullanıldığı saptanmaya çalışılmıştır. Mekân, yerinde incelenen, mimarisi, taş sırası, duvar örgüsü, iç dekorasyonu, mezarları ve buluntularıyla batıda ve doğuda inşa edilmiş ilk bağımsız martyriumlarla karşılaştırılmıştır. Tarihsel süreçte bu martyriumlara eklenen kilise örnekleriyle, bazilikal ana yapı mimarisi kıyaslandığında özellikle Kilikia ve Suriye bölgelerinde yer alan doğu martyrium-kilise mimarisiyle benzerlik gösterdiği anlaşılmıştır. Ancak bu kadar kuzeyde bulunmasıyla da şaşırtıcı bulunan bazilikal kilisenin, ilk evresinin martyrium olduğu, mekânın mimarisinin yanında tarihlendirilmesi yapılmış buluntuları ve kentin antik çağ tarihçesiyle desteklenmiş; yapının Aziz Neophytos için inşa edildiği, martyr azizin kent dışında, göl kenarında şehit edilmesi ve gömüldüğü yere de bir kilise yapılmasıyla ilişkilendirilmiştir.
Ortodokslukta sakramentler: Makedon Ortodoks Kilisesi örneği
Bu çalışmada Makedon Ortodoks Kilisesi'nde sakramentler konusu incelenmesi hedeflenmektedir. Makedon Ortodoks Kilisesi, VI. yüzyılda bölgedeki Justiniana Prima adlı şehirde kurulan piskoposluktan sonra XII. yüzyılda kurulan Ohri Başpiskoposluğu'nun bir devamı şeklinde günümüze kadar gelmiştir. Ancak günümüzde bağımsız Kuzey Makedonya Devleti kurulmuş olmasına rağmen, Makedon Ortodoks Kilisesi'nin otosefalliği 2022 yılına kadar tartışmalı bir mesele iken Sırp Ortodoks Kilisesi'nin Makedon Ortodoks Kilisesini tanıması ve İstanbul Patrikhanesinden alınan karar ile 9 Mayıs 2022 tarihinde tanınması sonucunda otosefalliği resmileşmiş oldu. Günümüzde Makedon Ortodoks Kilisesi otosefalliğini ilan etmiş bir kilise konumundadır ve kendi içerisinde hiçbir yere bağlı olmadan faaliyetlerini yerine getirmektedir. Makedon Ortodoks Kilisesi yedi sakrament kabul etmektedir. Bunlar: Vaftiz, Evharistiya, Konfirmasyon, Günah İtirafı, Evlilik, Rahip Takdisi, Hastaları Yağlama. Bu çalışmada zikredilen sakramentlerin her biri; anlamı, tarihi süreçleri, sakramentleri kabul etmeden önce aranan şartlar ve ayin uygulamaları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.
Katoliklikten Protestanlığa Luteran reform ve heretikler
Bu çalışmada Hıristiyanlığın kurumsallaşmasıyla güçlenen Katolikliğin Ortaçağ Avrupası'nda yüzyıllar içindeki gelişimi ve yaşadığı bölünmeler ele alınmıştır. Kilisenin yönetime etkisi, yönetimin de topluma etkisi göz önünde bulundurularak heretik hareketlerin ortaya çıkış sebepleri ve meydana gelen olaylarla bağlantılı olarak bu hareketin sonuçları değerlendirilmiştir. Önce Katolikler nezdinde heretik kabul edilen gruplar ve şahsiyetler ele alınmış ardından XVI. yüzyılın en büyük heretiği Luther ile Kilise'nin mücadelesi aktarılmıştır. Luther, Katolikler için bir heretik iken başlattığı reformun başarıya ulaşması sonucu kendisi de, başka inanç gruplarını heretik olmakla suçlamış ve Protestanlık dışında kalanlar hakkında metinler kaleme almıştır. Bu tezin ilk bölümü Luther reformunun bir ilk olmadığı ve Kilise'ye karşı mücadelenin çok daha önceki yıllara dayandığını göstermektedir. Kilise'ye karşı çıkışların sebepleri ayrıca incelenmiş teolojik, siyasi, toplumsal etkiler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde reformcu bir şahsiyet olarak Luther üzerinde durulmuş, Kiliseyle yaşadığı problemler değerlendirilmiştir. Son bölümde ise Avrupa toplumunun tarihsel geçmişini anlamanın, günümüz problemlerine ışık tutacağı düşünüldüğünden bazı konularda bugün ile bağlantı kurulmaya çalışılmıştır.
Ermeni Kilise ve okul yapıları; Bursa örneği
Bursa 1326 yılında Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girdikten sonra farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bir şehir olmuştur. Kentte yaşayan yoğun gayrimüslim cemaatin bir kısmını Ermeniler oluşturmaktaydı. Ermeniler için devletin belirlediği şartlarda ibadethaneler ve okullar inşa edildi. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra yeni bir kilise inşası olmamıştır. Bundan sonra 1915 yılında Ermenilere yönelik gerçekleşen Sevk ve İskân Uygulaması ile kilse ve okullar terk edilmiştir. Terk edilen bazı yapılar yıkılmış. Bazı yapılar kısmen de olsa günümüze ulaşmayı başarmıştır. Bu çalışmada bursa sınırları içerisinde tespit edilen yapıların plan tipi, mimari özellikleri, kullanılan malzeme ve süsleme programları incelenmiş olup bu yapıların varlığı belgelenmeye çalışılmıştır.
İstanbul'da camiye dönüştürülmüş Orta Bizans Dönemi kilise onarımlarının 19. yüzyıl keşif defterleri üzerinden incelenmesi
İstanbul'daki Bizans Dönemi yapıları üzerinde Osmanlı Dönemi kullanımları, koruma yaklaşımları ve müdahale biçimlerine ilişkin bir çalışmanın yapılmamış olması, çalışmamızın çıkış noktasını teşkil etmiştir. İstanbul'daki bütün Bizans yapılarını kapsayacak bir çalışmanın sadece bir bölümünü oluşturan araştırmamız, camiye dönüştürülmüş Orta Bizans Dönemi kilise yapılarından Başbakanlık Osmanlı Arşivinde keşif defterlerine ulaşılabilenleri kapsamaktadır. Bu kapsamda örnek alınan yapılarda gerçekleştirilen Osmanlı dönemi onarımlarına ilişkin keşif defterleri incelenmiş, yapılar üzerinde elde edilen verilere ilişkin gözlemsel incelemeler yapılmıştır. Tarihi harita ve çizimlerden de yararlanarak mevcut arşiv belgeleri ışığında söz konusu yapılardaki onarımlara ilişkin teknik bilgi, malzeme bilgisi ve koruma yaklaşımları araştırılmıştır. 19. Yüzyılda Osmanlı imparatorluğunda onarım faaliyetlerinde hangi aletlerin kullanıldığı, hangi meslek alanlarından işçilerin çalıştırıldığı ve hangi müdahale şekillerine başvurulduğu gibi bazı bilgiler tespit edilmiştir. Bu kapsamda onarım detaylarına ilişkin ortaya çıkacak her türlü özgün bilgi, mimari ve restorasyon tarihi açısından şüphesiz ki önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı dönemi onarımları, keşif defterleri, camiye dönüştürülmüş kiliseler, Bizans mimarisi, koruma
Avignon Papalığı: 1305-1378
V. Clemens'in bir alternatif olarak küçük Avignon'u seçmesi, XI. Gregorius'a kadar, toplam yedi papanın Roma Kilisesi'ni buradan idare etmesinin yolunu açmıştır. Bu süreçte hüküm süren papalar Roma'ya uğramadan, Roma Kilisesi ve Batı Hıristiyanlık dünyasını Avignon'dan yönetmişlerdir. Hepsi hukuk eğitimi almış olan papalar, Roma Kilisesi'nin politikasını 14. yüzyılın gerçeklerine göre şekillendirmek için uğraş vermişlerdir. Ancak dönem kendi içerisinde pek çok sorunu bünyesinde barındırmaktadır. Bavyeralı Ludwig ile olan mücadeleler, İtalya meseleleri, Yüzyıl Savaşları, veba salgınları, Kilise'nin doktrinel meseleler haricinde ilgilenmek zorunda olduğu ciddi sorunlardan sadece bir kaçıdır. Papalığın İtalyan arenasından uzaklaşması, onun Avignon merkezli yeni dinamikler üzerine Kilise politikası inşa etmesini beraberinde getirmiştir. Birkaç örnek hariç Avignon papaları, Papalığın kalıcı olarak Roma'ya dönmesinin askeri operasyonlar ile mümkün olduğu sonucuna ulaştıklarından bölgeyi şekillendirmede bu politikayı takip etmişlerdir. Diğer Avrupa ulusları ile ilişkiler de birkaç gerilim anı haricinde dostane bir şekilde seyretmiştir. Roma'dan uzakta olmak beraberinde merkezileşme kaygılarını da getirmiştir. Merkezileşme ile özellikle XXII. Ioannes'in titiz gayretleri sonucunda var olan ofislere işlevsellik getirilmiştir. Papalık, Kilise ofisleri ve idari kadronun şekillenmesi adına Avignon papalarına çok şey borçludur. Ancak merkezileşme çabalarının en önemli ayağının etkin vergi ve fon toplama gerçeği olduğu önemli bir husustur. Bu durumda bir kurum olarak Papalık sarayının laiklerin saraylarıyla aynı görünüme kavuşması, halkın Kilise politikalarından soğumasına sebep olmuştur. Anahtar Kelimeler: Papalık, Avignon Papalığı, V. Clemens, Roma, Fransa.
VI-XI. yüzyıllar arasında Kapadokya'da hıristiyan dini mimarisi ve koruma metodolojisi
Kapadokya mimari mirasında önemli bir yer tutan dini yapılar hakkında yapılmış olan çalışmalar, dini mimariyi bütünüyle değerlendirmekten çok kaya oyma kiliseler ile duvar resimleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu araştırmada, Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olan Kapadokya'da yer alan, VI-XI. yüzyıllar arasına tarihlenen, günümüze ulaşabilmiş kagir kiliseler tespit edilerek, tarihsel ve mimari özellikleri açısından değerlendirilmesine ve koruma sorunlarının belirlenmesine çalışılmıştır.Tez, 1. Giriş bölümü dışında dört ana bölümden oluşur.2. Bölüm'de bölgenin Antik dönem, Kappadokia Krallığı ve Roma İmparatorluğu dönemi ile Ortaçağ'daki tarihsel gelişimi; bölgede Hıristiyanlığın yayılması ve coğrafi özellikleri incelenmiştir.3. Bölüm'de kiliseler mevcut plan şemaları dikkate alınarak sınıflandırılmış; konum, tasarım ve yapım özellikleri, bozulma ve koruma durumu ana başlıkları altında irdelenmeye çalışılmıştır. Bölüm sonunda kiliselerin yapı malzemeleri ve yapım sistemleri değerlendirilmiştir.4. Bölüm'de, kiliselerde tespit edilen bozulma nedenleri; yapım sistemi ve malzeme ile insana ve doğal olaylara bağlı bozulmalar olarak ortaya konulmuştur.5. Bölüm'de, yapıların konumları ve içinde bulundukları koşullar göz önüne alınarak, 4. Bölüm'de saptanan bozulmalara karşı ne tür müdahaleler uygulanabileceği saptanmıştır.6. Bölüm'de Sonuç metni olarak, kiliselerin plan, cephe, yapım sistemi ve koruma sorunlarına yönelik genel değerlendirmeler yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kapadokya, kilise, mimari, Bizans, koruma.
Orta Çağ temalı filmlerde Kilise imajı
Sinema, ortaya çıktığı andan itibaren çeşitli alanlarda kaynak olarak kullanılmaktadır. Bu alanlardan biri olarak da tarih karşımıza çıkmaktadır. Sinemanın dönemin olaylarına tanıklık etmesi, dönemle ilgili kesitler sunması, tarih için önemli bir kaynak olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu çalışma, tarihsel dönem itibariyle Orta Çağ'ı işleyen filmlerde Kilise'nin hangi kavramlar ve temalar üzerinden işlendiğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Film, kitap, makale gibi kaynaklardan elde edilen bulgular çerçevesinde bir tarihçi gözüyle dönemin şartları da göz önünde bulundurularak Kilise imajının tarihsel bir dönemde sinema aracılığıyla nasıl ele alındığını ve inşa edildiğini anlamayı hedeflemiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde araştırmanın önemi, araştırmanın yöntemi ve kaynaklarına yer verilmiştir. İkinci bölümünde, sinema ve tarih ilişkisi anlatılmış ve bu konuyla alakalı yazarların görüşleri de göz önünde bulundurularak gerekli açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümünde kilise kavramına yer verilmiş, kilisenin boyutu, mahiyeti, misyonu ve kilise için kullanılan metaforlardan bahsedilmiştir. Dördüncü bölümünde ise Orta Çağ döneminde geçen kilisenin ön planda olduğu on filme yer verilerek, filmler tarihi kaynaklarda göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir.
İstanbul'da Orta Dönem Bizans kiliselerinin doğu cepheleri
İstanbul lıristiyanlık tarihi için Kudüs ya da Iloma kadar önemli bir şehir olmuştur. Bu önem Bizans devletinin başkenti olması nedeni iledir. Başkent farklı dönemlerde farklı mimari formların yaratıldığı yer olmuştur. Bu dönemler içerisinde en önemi i lir inden biri de "İkinci" Altın Çağ"olarak adlandırılan Ûrtu dönem olmuştur. Bu dönemde halcim güç olan kilisedir. Kilise formları da kilisenin istediği biçimde olmuştur. Ancak kiliselerin farklı cephelirde farklı değişiklik ve gelişimler olmuştur. Doğu cephesi de gerek litürjik gerekse sembolik olarak en önemli bölümlerden biridir. Bu cephe süslemenin en az kullanıldı jı ancak mimari elemanların süsleme elemanları gibi kullanıldığı bir bölümdür. Bu cephede Orta döneme özgü karakteristik bir eleman olarak üçüz pencere ve nişlerin kullanımını görmekteyiz. Başlangıçta Erken döneme bağlı olan mimarlar zamanla kendi formlarını yartmışlardır. Ancak bu mimar ve sanatçı grupları arasında bazıları yenilikçi iken bazıları ise daha muhafazakar olmuşlardır. Bunun sonu cunda da cephelerde farklı görüntüler ortaya çıkmıştır. Fakat genel olarak Orta dönemde başkent kendiae özgü desen ve formlar yarutmağa devam etmiş ama azalan etkisi nedeniyle bu formlar eyaletler tarafından daha az kullanılır olmuştur.
Katolik kilisesinde kutsal müzik anlayışı ve Türkiye'deki uygulanışı
Tanrı'yı övmek için müzik icra etme geleneği pek çok dinî kültürde yer alır ve her kültürün kendisine özgü bir olgudur. Hıristiyanlığın doğduğu ortamda kadim Yahudi geleneğinden beri gelen bir ilahi söyleme pratiği vardı. Hıristiyanlık buna ilaveten çevre kültürlerden esinlenerek bu uygulamayı zenginleştirip devam ettirmiştir. Hıristiyanlık tarihinde, ibadetler esnasında okunan metinlerin bestelenme süreci ilk başta insan sesi temelli olarak tek sesli biçimde başlamıştır. Kiliselerde ortak bir söyleyiş tarzı yerleştirme gayretinin bir ürünü olan bu teganni biçimine Gregoryen Terennümü denilmektedir. Tarihi süreçte dinî müzik icra etme şekilleri gelişerek Kutsal Polifoni, Modern Kutsal Müzik, Kutsal Org Müziği, Popüler Dini Şarkılar, Hıristiyan Dinî Müziği gibi farklı kategorilere ayrılmıştır. Tezimizde Günlük İbadetlerde teganni edilen 100 adet Latince ve İngilizce ilahi resmî ibadet kitaplarından iktibas yapılarak tercüme edilmiş ve bu ilahilerin fenomenolojik tahlilleri yapılmıştır. Bununla birlikte, beş büyük ildeki (İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Mersin) Katolik kiliselerinde icra edilen Evharistiya ayinlerine çeşitli litürjik mevsimlerde iştirak edilerek bu ayinler esnasında teganni edilen ve Türkçe Katolik ilahi kitaplarında yer alan toplam 207 adet ilahi incelenmiş ve bulgular mukayese edilmiştir. Böylece Katolik Kilisesinin ilahi teganni geleneğinin Batı'daki ve Türkiye'deki uygulama biçimi ortaya konulmuştur.
Piskopos Mukataa Kalemi ve İstanbul Rum Patrikhanesi: Bürokratik ilişki ve kurumsallaşma (XVIII. yüzyıl ortalarından XIX. yüzyılın ilk çeyreğine)
Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan gayrimüslimler İslam hukuku çerçevesinde kendilerine tanınan belirli haklar ve sınırlılıklar içerisinde dinî ve sosyal yaşantılarına devam etmişlerdir. Ayrıca Patrikhanelere bağlı kilise teşkilatlarının işleyişini ve buna bağlı olarak dinî-hiyerarşik yapılarını da Osmanlı idaresi tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde devam ettirmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda gayrimüslimlerin bir yönüyle temsilcisi de olan bu yapı, genel olarak Rum ve Ermeni Patrikhaneleri altında teşkilatlanmıştır. Patrikhaneler, kilise teşkilatları sayesinde şehir, kasaba ve köylere kadar kendilerine bağlı cemaatler üzerindeki dinî otoritelerini sağlamaktadır. Bu durum Osmanlı idaresi tarafından kendilerine tanınan hak ve sorumlulukların dışına çıkmadan, devlet ile beraber bu süreci yürütebilmeleri sayesinde mümkün olmuştur. Kilise teşkilatını ilgilendiren malî ve idarî meseleler ile kilise teşkilatı içerisindeki görevlilere verilen berat ve ahkâm gibi resmi evrakın takip ve kontrolü için Osmanlı bürokrasisinde, maliye kalemleri içerisinde, Piskopos Mukataa Kalemi oluşturulmuştur. Tarihi süreç içerisinde dönüşümler geçiren büro, on sekizinci yüzyılın ortalarına doğru klasik şeklini almıştır. Bu zaman dilimi, kendi iç dinamikleri ve Osmanlı bürokrasi ile ilişkileri çerçevesinde değerlendirildiğinde, İstanbul Rum Patrikhanesinin daha kurumsal bir yapıya kavuşmaya başladığı dönem olarak dikkat çekmektedir. Bu tez çalışmasında Osmanlı bürokrasisi içerisinde, Piskopos Mukataa Kaleminin ihdası, gelişimi ve lağvedilme süreci, İstanbul Rum Patrikhanesi ve buna bağlı kilise teşkilatı çerçevesinde incelenmektedir. Böylece İstanbul Rum Patrikhanesinin, Osmanlı bürokrasisi içerisindeki konumunun açıklanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın kaynaklarından en önemlisi, Piskopos Mukataa Kalemi tarafından tutulan ve içerisinde patrik, metropolit ve piskoposların berat kayıtları ile kilise teşkilatının işleyişi ile ilgili hükümlerin yer aldığı defter serisi olan Piskopos Mukataası Ahkâm ve Berevât Defterleridir. Bununla birlikte bürokratik işleyişi açıklamak adına Osmanlı Arşivi'ndeki diğer belge ve defterlerden de yararlanılmıştır. Çalışmada İstanbul Rum Patrikhanesinin, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bürokratik konumu incelenmekte, özellikle maliye bürokrasisi ile ilişkisi ortaya konulmaktadır. Buna göre Patrikhanenin, kilise teşkilatı üzerinde idarî konulardaki yetkilerini kullanabilmesi, Osmanlı idaresinin izin ve bilgisi dâhilinde gerçekleşmektedir. Böylece İstanbul Rum Patrikhanesinin devlet teşkilatı içerisinde belirli görevleri yerine getirmekle yükümlü bir Osmanlı müessesesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Stratonikeia antik kenti Batı Cadde kilise iskeletlerinin antropolojik analizi
Bu tez çalışmasının materyalini, Prof. Dr. Bilal Söğüt Başkanlığı'nda 2014-2016 yılları arasında Batı Cadde Kazıları sırasında Kilise Nekropolü'nde ortaya çıkarılan iskelet kalıntıları oluşturmaktadır. Çalışmalar, 59 mezardan 103 bireye odaklanmıştır. Kilisenin 4. yüzyılda yapıldığı ve M. S. 7. yüzyılda terk edildiği söylenmektedir ve mezarların Roma İmparatorluk Dönemi'ne, yani M. S. 11-12 yüzyıllara tarihlendiği söylenir ancak bu varsayımlar kesin değildir. İskelet kalıntıları cinsiyet, yaş ve patoloji olmak üzere üç ana bölümde incelenmiştir. 103 bireyde patolojik olgularda yüksek oranlı travmalar ayrı kategoriler kullanılarak incelenmiştir. Kalıtımın temelini oluşturan konjenital anomaliler (malformasyonlar) ayrı başlıklarda verilmektedir. Bu gözlemleri istatistiksel bağlamda açıklamak yeterli olsada, bize akrabalık bilgisini ve iskeletlerin tüm genom özelliklerini verebilecek örnekler alarak kanıtlarımızı açıklığa kavuşturmak için uluslararası ortaklarla çalışmalar yapılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Stratonikeia, Batı Cadde, Kilise, Paleoantropoloji, Patoloji.
Gaziantep kent merkezinde bulunan gayrimüslim yapıları ve katalog çalışması
Tezde, bahsi geçen yapıların tanınması, korunması, kentin günlük yaşamına kazandırılması, mimari zenginliğin vurgulanması ve kataloglama çalışmasıyla kentin tarihi ve mimari çeşitliliğinin belgelenmesi amaçlanmaktadır. Kent merkeziyle sınırlanmış olan çalışma gayrimüslim yapılar üzerine yapılmıştır. Mimari çeşitliliğin ve kent merkezinin tarihi zenginliğinin ortaya çıkarılması tez konusunun amacını oluşturmaktadır. Tez kapsamında, gayrimüslim yapıların kent merkezindeki ibadethane, eğitim kurumu ve birkaç özel yapının incelenmesi, fotoğraflanması, kataloglanması ve yapılarla ilgili öneriler bulunmaktadır. Tez çalışması 10 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, problemin belirlenmesi, literatür özeti, araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgiler bulunmaktadır. İkinci bölümde, gayrimüslim ve azınlık kimlikleriyle ilgili bilgiler bulunmaktadır. Osmanlı Devleti'nin gayrimüslimlere tanıdığı haklar ve demografik yapı incelenmektedir. Üçüncü bölümde, Gaziantep kent merkezinde bulunan mahalleler detaylandırılmış ve harita üzerinde gösterilmiştir. Araştırılan yapılar tablolar ile detaylıca tanıtılmaktadır. Bu bölümdeki tabloların içeriğinde yapıların yapım tarihi, vaziyet planı, planları, iç ve dış fotoğrafları bulunmaktadır. Bölümün devamında gayrimüslim yapıların harita üzerindeki konumları yer almaktadır. Bu bölümde üç harita halinde yapıların günümüz kullanımı, ilk kullanımı ve konumu kesinleşmeyen yapılar gösterilmektedir. Dördüncü bölümde, Antep Ermenilerinin inançları ve dini yapıları detaylıca incelenmektedir. Beşinci bölümde, Antep gayrimüslim eğitim kurumları hakkındaki bilgiler detaylandırılmıştır. Altıncı bölümde, kent merkezindeki seçilmiş yapıların varoluş çizelgesi bulunmaktadır. Çizelge yapıların yapılış tarihleri ve son kullanım tarihlerini içermektedir. Yedinci bölümde, yapı analizi ve katalog örnekleri yer almaktadır. Yapı analizinin içeriğinde konumu ve yapıdaki yeri ve malzeme ve teknik başlıkları bulunmaktadır. Kent mimarisinin genel itibariyle değerlendirmesi bu bölümde yapılmıştır. Katalog örneklerinde kataloglama yapılırken yöntemi ve tekniği kullanılmış olan kataloglar yapısal olarak incelenmiştir. Sekizinci bölümde, katalog dizini ve katalog bulunmaktadır. Katalog çalışması içerisinde 7 kilise, 1 havra, 19 eğitim kurumu, 1 hastane ve 1 yetimhane mevcuttur. Yapıların mimari ve tarihi araştırmaları ile birlikte planları, konumu ve yapıdaki yerleri, kitabeleri, malzeme ve teknik bilgileri, restorasyon bilgileri, günümüz işlevi ve görselleri kataloglanmıştır. Dokuzuncu bölümdeki tartışma kısmında yapılan çalışmalara ilişkin karşılaştırmalar yapılmıştır. Onuncu bölümde sonuç başlığıyla genel bir değerlendirme yapılmış yapıların tipolojisi, orijinal kullanımı ve günümüz kullanımı incelenmiştir. Ayrıca sonuç bölümde değerlendirme başlığında bulunmaktadır. Bereketli Hilal topraklarında bulunan Gaziantep kent tarihinde bilinen yapıların envantere eklenmesiyle hem bilgi eksikliğinin giderilmesi hem de kent tarihinin zenginliğinin belgelenmesi amaçlanmıştır.
Utrecht Birliği eski Katolik kiliseleri
Utrecht Birliği Eski Katolik Kiliseleri, 18 ve 19. yüzyıllarda Roma Katolik Kilisesi'nden ayrılarak kurulan ulusal ve bağımsız kiliselerdir. 18. Yüzyılda Roma Katolik Kilisesi'nden ayrılan Hollanda Katolik Kilisesi ile 19. yüzyıldaki I. Vatikan Konsili kararlarına itiraz edenler tarafından kurulan Almanya, Avusturya ve İsviçre Eski Katolik Kiliseleri, 1889 yılında Utrecht Birliği çatısı altında birleşmiştir. Utrecht Birliği Eski Katolik Kiliseleri, bu kurucu kiliselerin yanı sıra, daha sonra kurulan veya Roma Katolik Kilisesi'nden ayrılan diğer birkaç kiliseyi de bünyesine kabul etmiştir. Eski Katolik Kiliseleri, Roma Katolik Kilisesi ile birlik halinde olmadığı halde Katolik ismine sahip çıkan kiliselerdir. Eski Katolik Kiliseleri farklı ülkelerde, farklı tarihlerde ve farklı süreçler sonunda kurulmuştur. Bu kiliselerin kuruluş süreçleri ve Roma Katolik Kilisesi'nden ayrılış sebepleri bakımından birtakım ortak noktalar söz konusudur. Roma Kilisesi ve Petrus'un üstünlüğü, Konsilyarizm, Reform, Gallikanizm, Jansenizm ve Cizvitler, Eski Katolik Kilisesileri'nin ayrılıkları ile yakından ilişkili konulardır. Farklı süreçler sonunda ortaya çıkan Eski Katolik Kiliseleri, ulusal bağımsızlıklarını ve birtakım farklılıklarını koruyarak Utrecht Birliği çatısı altında birleşmiştir. Bu birleşme ile ökümenik bir vizyonu hayata geçiren Eski Katolik Kiliseleri, diğer kiliseler ile ökümenik diyalog faaliyetlerine başlamışlardır. Bu çerçevede Anglikan Kilisesi ve diğer birtakım kiliseler ile ortak komünyon anlaşmaları imzalanmıştır. Bu çalışma, Eski Katolik Kilisesileri'nin kuruluş süreçlerini, diğer kiliseler ile girdikleri ökümenik diyalog faaliyetlerini ve genel itibariyle günümüzdeki durumlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Eski Katolik Kilisesi, Utrecht Birliği, Papanın Yanılmazlığı, Bonn Anlaşması, Ortak Komünyon.
Palu'da Türk İslam dönemi mimari eserler
Palu'da Türk İslam Dönemi Mimari Eserleri adlı Tez çalışmasında nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Eserlerin arşiv araştırmaları yapılmış, yerinde fotoğrafları çekilmiş, ölçüleri ve bilgi notları alınmıştır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Konunun Tanımı ve Sınırları, Konunun Amacı, Konunun Araştırma Yöntemleri ve Çalışma Düzeni, Konu ile İlgili Kaynak ve Araştırmalar, Palu'nun Tarihçesi konuları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; Palu'daki 21 eser, plan ve mimari özellikleri, tarih ve değerlendirme alt başlıklarıyla incelenmiştir. Değerlendirme başlığı altındaki üçüncü bölümde, elde edilen veriler benzer örnekler ile karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Dördüncü bölümde ise sonuç başlığı altında, ortaya çıkarılan yeni veriler üzerinde durulmuştur. Bu sonuçlardan, Palu Ulu Camisinin 15.yy'da inşa edildiği ve üç kapsamlı onarım ile planının değişikliğe uğradığı, Dükkanönü Camisinin İbrahim Bey tarafından 1658 yılında Ulu Caminin planının o günün şartlarıyla ele alınarak yapıldığı sonucuna varılmıştır. Kındik Tekkesi ve Alacalı Tekkenin 15. yy'da, Cemşid Bey Zaviyesinin 16.yy'ın ortasında, Seydili Tekkesinin de 1567-68 yıllarında inşa edildiği ve ilk defa bu yapıların aslının tekke/zaviye gibi kuruluşlar olduğu tespit edilmiştir. Surp Lusavoriç Kilisesinin 19.yy ortalarında inşa edildiği, bölgede naosu kubbe ile örtülü tek örnek olduğu, ayrıca yıkılan bir kilisenin üzerine yeniden inşa edildiği ortaya konmuştur. Küçük Kilise (15-16.yy) ise ilk defa bilimsel bir çalışmada değerlendirilmiştir. Cemşid Bey Türbesinin (16.yy sonu) ilk önce kare ya da dikdörtgen olarak tasarlandığı, eskiden kalan iki duvar ile birlikte sekizgen türbe yapma çabası, yedi köşeli bir planı ortaya çıkardığı tespit edilmiştir. Çarşıbaşı Hamamının İbrahim Bey tarafından 1659 yılında yapıldığı, bu hamamda özel deri havuzu ve keçe yapma yerinin olduğu ve bu özelliği ile diğer hamamlardan farklı bir fonksiyona sahip olduğu ortaya konmuştur. Tarihi Palu Köprüsünün 13.yy yapısı olduğu tespit edilmiştir. Teke Deresi Köprüsü, Gağuntlu (Çekem Bağları) Hanı ve Çarşıbaşı'ndaki Anonim Yapının ilk defa tarafımızca tespitleri yapılmıştır. Eski Palu ile ilgili yapılması gereken öneriler sonuç kısmında sıralanmıştır. Tezimiz; Kaynaklar, Plan-Çizimler, Fotoğraflar ve Özgeçmiş başlıkları ile sona ermiştir
Diyarbakır Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi
Antakya Süryani Kadim Kilisesi içerisinde önemli bir yer tutan ve özellikle Güneydoğu Anadolu'nun en eski kiliselerinden biri olan Diyarbakır Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi geçmişten günümüze varlığını en canlı bir biçimde sürdürerek devam ettirmektedir. Tarihsel süreçte bu kilise bazen Süryani cemaatinin nüfusuna bağlı olarak ve bazen de, din adamlarının tercihleri doğrultusunda kimi zaman patriklik, kimi zamanda Metropolitlik görevini deruhte etmiştir. Diyarbakır Süryani Meryem Ana Kilisesi günümüzde her ne kadar geçmişteki gibi Süryani cemaati içinde aktif bir rol almasa da geçmişten günümüze Diyarbakır ve dünyadaki tüm Süryani cemaati için hala önemli bir çekim merkezi olmaya devam etmektedir. Anahtar kelimeler: Süryani, Kadim, Kilise, Meryem Ana
Mennonit Kilisesi üzerine bir araştırma
Bu Araştırmanın konusu, Mennonit Kilisesi'nin ortaya çıkışı, dini öğretileri, uygulamaları, ibadetleri, gelenekleri, bayramları, okulları ve misyonerlik faaliyetleri ile kilise kurucusunun hayatı, çalışmaları ve fikirlerinin yayılmasıdır. Araştırmanın amacı, 16. yüzyılda ortaya çıkan ve Anabaptist bir hareket olan Mennonit Kilisesi'nin oluşumundan 21. yüzyıla kadar geçirdiği evreler hakkında bilgi vermektir. İnançlarını rahat bir şekilde yaşama fırsatını, sadece Amerika'da yakalayan Mennonit Kilisesi mensuplarının, buradaki yaşamlarını yerinde gözlemleyebilmek, kendilerine bağlı kilise ve üniversitelerinden kaynak temin edebilmek için imkanlarımız ölçüsünde kısa süreliğine de olsa ABD'ye gidilmiştir. Araştırmada kullanmış olduğumuz başlıca kaynaklar, Mennonit Kilisesi'nin kurucusu olan Menno Simons'un eserleriyle birlikte, Mennonit tarihini ve inancını anlatan 1871'li yıllardan 2015 yılına kadar basılmış olan İngilizce eserlerdir. Bu kaynaklardaki bilgiler deskriptif yöntemle incelenmiştir. Bunun dışında tarihi ve fenomenolojik metotlar da kullanılmıştır. Ayrıca Anabaptist bir mezhep olan Mennonit Kilisesi'nin, Katolik Kilisesi ve Protestan hareketin fikirlerine karşı çıkması sebebiyle, bu mezhepler ile olan benzer ve farklı yanlarını ortaya koymak açısından, karşılaştırma metodundan da yararlanılmıştır. Mennonit Kilisesi, 16. yüzyılda Avrupa'nın The Low Countries adı altındaki Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve çevresini kapsayan ülkelerde ortaya çıkan bir Hristiyan mezhebidir. Ortaya çıkış tarihi ve sebebi, Reform hareketi zamanı olan bu mezhep, ileri sürdüğü fikirleriyle Katolik ve Protestan mezheplerinden ayrılmaktadır. Mennonit Kilisesi, bu farklılığından dolayı, Katolik Kilisesi ve Protestan hareket tarafından, Anabaptistler olarak adlandırılmıştır. Mennonit Kilisesi'nin, Anabaptist bir hareket olması sebebiyle, öncelikle Anabaptist hareketin ortaya çıkmasında etkili olan fikirlerin ve hareketlerin The Low Countries'deki dini, sosyal ve siyasi durumları incelenmiştir. Daha sonra Mennonit Kilisesi'nin meydana gelişi, yayılışı ve yayılışında Mennonitlerin maruz kaldıkları baskı ve işkencelere değinilmiştir. Ayrıca Mennonit Kilisesi'nin kurucusu olan Menno Simons'un hayatı ve neden bir Katolik papazı iken Katolik Kilisesi'nden dönüş yaptığı ve bu dönüşünde etkilendiği Protestan harekete neden katılmadığı açıklanmaya çalışılmıştır. Böylece Menno Simons'un inanç esaslarını oluştururken ortaya koyduğu kaynak ve düşünceler incelenmiştir. Bundan sonra Mennonitliğin yayılması ve Mennonitlerin diğer ülkelere olan göçlerine yer verilmiştir. Son olarak da Mennonitlerin inanç esasları, öğretileri, uygulamaları, gelenekleri, bayramları, ibadetleri, okulları, misyonerlik faaliyetleri, Avrupa ve Amerika'da yaşayan günümüz Mennonitleri hakkında detaylı olarak bilgi verilmiştir. Anahtar Kelime: Din, Tarih, Dinler Tarihi, Kilise, 16. Yüzyıl Reformu,Anabaptist, Mennonit Kilisesi, Menno Simons, Vaftiz, Ekmek Şarap Ayini, Ayak Yıkama, Misyonerlik.
Mabet ve hükümleri
Mabetler, toplumların kendine özgü dini ritüellerini icra ettikleri yerlerdir. Dolayısıyla her toplum kendi mabedine kutsallık atfetmiştir. Dinlerin kutsal olarak addettiği mabet, bir dinden başka bir dine farklılık göstermektedir. Bundan dolayıdır ki mabetler her inanç sistemini dinamik kılan fonksiyonel mekânlar olmuşlardır.İslâm toplumunun mabedi olan camiler Kur'ânda 14 yerde geçmektedir. Camiler sıradan mimari yapılar olmayıp, İslâm'ın dinamizmini içinde barından ve etrafa hissettiren eserlerdir. Çünkü İslâm kültür ve medeniyetinin kendi olarak kalmasında fevkalede roller üstlenmiştir. Dolayısıyla camilerin, birtakım hukukî temellendirmelerden yoksun olmadığını İslâm Hukukunun iki ana unsuru olan gerek Kur'ân'da gerekse de Sünnette birçok nassı görmek mümkündür.Camiler, aynı zamanda toplumların geleneklerinden hızla koptuğu bir dönemde, İslâm toplumunda önemli işlevler üstlenmiştir. Bunun bir sonucu olarak da camiyle ilgili hükümler, İslâm Hukukunda çesitli mezhepler tarafından ele alınmıştır.Bu bağlamda İslâm hukukunda sadece camilerle ilgili hükümler ele alınmamıştır. İslâm ülkesindeki diğer mabetlerin fıkhi statüsü de ele alınan konular arasında yer almıştır. Hatta Gayrimüslim mabetleri ile ilgili ahkâmın fıkıh fitaplarında kayda değer bir hacmi vardır.Anahtar Kelimeler: Mabet, Cami, Gayrimüslim Mabetleri
Mardin yöresi Süryani müziği
Yaklaşık 5000-6000 yıllık bir geçmişi olan Mezopotamya?nın en eski topluluğu olarak bilinen Süryanîler, bu toprakların vazgeçilmez bir parçasıdır. Akad, Babil, Kenan, Arami gibi Sami kökenli ırkların bir potada erimesiyle ortaya çıkan Süryanîler, Hıristiyanlığı kabul eden ilk topluluktur. Hıristiyanlığı kabul etmeden önce Mezopotamya da putperest bir dini kimliğe sahip iken, Hz. İsa?nın müjdecilerinden ?Aziz Aday? adında bir din adamı Mezopotamya?ya gelerek Hıristiyanlığı kademeli olarak yaymaya başladı ve Hıristiyanlığı kabul ederken kendilerini putperest soydaşlarından ayırmak için kendilerine Suriye?den gelen anlamındaki ?Süryanî? adını verdiler. İnsanlık tarihi kadar eski olan müzik, Süryanîlerin de ilk zamanlarında vardı. Büyücülük ve sihirde kullanılan müzik daha sonra dini bir boyut kazandı ve mabed müziği olarak gün yüzüne çıktı. Süryanîler yıllar önce kiliselerinde org adı verilen klavyeli bir çalgıyla ayinlerine eşlik ederdi. Bunun amacı seslerin daha uyumlu çıkması ve Allah?a dua ederken kendilerini o ruhani havaya vermekti. Süryanîlerin müzikle çok yönlü uğraştıklarını ve bu geleneğin çok eskiye dayandığını yapılan arkeolojik kazılarda, mağaralara çizilen müzikle ilgili resimlerde bunu doğrular niteliktedir. Kilise müziğinin halk müziğinden daha çok gelişmesinin nedeni halk müziğinin kilise müziğine ters düşmesi ve o ruhaniyeti, maneviyatı bozmasıdır. Bu bakımdan kilise müziği halk müziğinden daha çok gelişme göstermiştir. Müzik, bilimsel ve tarihsel süreç içinde varlığını sürdüren, toplumlara yol gösteren ve günümüzde halen etkisini sürdüren kültürel bir araçtır. Bu coğrafyada yaşayan halkları birbirlerinden ayıran ufak nüans farkları olmakla birlikte asıl amacımız bu nüans farklarını ortaya çıkarmak, unutulmaya yüz tutmuş bu kültürün önemli bir kolu olan müziği Türk müziğiyle karşılaştırmak ve seçtiğimiz eserlerin müzikal analizini yapmaktır. Bu denli eskiye dayanan Süryanîleri araştırırken tezimizde alan araştırması ve kaynak araştırması yaptık ve aşağıda ki bölümleri içine alan bir tez hazırladık. Çalışmamızın birinci bölümünde, Süryanîlerin tarihini, yaşadıkları coğrafya, kültür ve sanat, bestekâr ve müzisyenlerini, edebiyat, şiir ve felsefe gibi konularını ele aldık. İkinci bölümde, Süryanî tarihinde müziğin kiliseye girmesini, makamların tabiatını, etkilerini, müzikli ilahi türlerini inceleyerek bu konulara yer verdik. Üçüncü bölümde ise, Süryanî toplumunun dini törenlerinde ayinlerinde okudukları ilahilerin genel saptamalar, makama ilişkin saptamalar ve usûl anlayışına ilişkin saptamalar olarak müzikal analizini yaptık. Çalışmamızı sonuç, kaynakça ve ekler ile tamamladık. Bu çalışmada Süryanilerîn tarihini, nereden geldiklerini, Süryanî müziğini, Süryani müziğinin kiliseye (ibadete) girmesini araştırdık ve Süryanî ilahi örneklerinin analizini yaptık. Çalışmamızın benzer çalışmalara bir katkı sağlaması ve kaynak teşkil etmesi dileğimizdir. Anahtar Kelimeler: Mardin, Süryanî, Müzik, Tarih, Kilise
Pisidia Antiokheia'sı Aedilicus Tepesi Kilisesi
Pisidia Antiokheia'sı Hellenistik Dönemde kurulmuş; Roma ve Bizans Dönemlerinde varlığını sürdüren, Galatya, Frigya ve Pisidia Bölgeleri'nin ortasında kalmış bir kenttir. Hellenistik ve Roma Dönemlerinde askeri bir koloni statüsünde olan kent, MS 3. yy'da Hıristiyanlığın Anadolu'da ivme kazanması ile birlikte Pisidia Bölgesinin metropolü ve dini merkezi haline gelmiştir. St. Paul'un kente gelmesiyle filizlenen Hıristiyanlık, 6. yy 'da doruk noktasına ulaşmış, Aedilicus Tepesi Kilisesinin yıkılmasına denk kentte varlığını sürdürmüştür. Tez çalışmasının birinci bölümünde Pisidia Antiokheia'sının tarihsel süreç içerisindeki gelişimi, ikinci bölümde kentte bilinen diğer kiliselerin mimari özellikleri, üçüncü bölümde Aedilicus Tepesi Kilisesi'nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ve kilisenin evreleri ve bölümleri ile birlikte kapalı Yunan haç planın ortaya çıkışı, gelişimi ve Aedilicus Tepesi Kilisesi'nin planı dikkate alınarak kilisenin Orta Bizans Dönemindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde kilise içinde ve çevresinde gerçekleşen kazı çalışmalarında ele geçen seramik, mermer, metal, cam ve kemik gibi arkeolojik buluntular tanımlanarak analoji yöntemiyle tarihlendirilmeleri yapılmıştır. Aedilicus Tepesi Kilisesi, Arap akınları ile başlayan yıkım süreci sonrasında, kent içerisinde tahrip edilen yapılardan devşirilen mimari parçalarla inşa edilmiştir. Kilise, dıştan dışa apsisi ile birlikte, 40,5 m uzunluğu, 24,5 m genişliği ile kapalı Yunan haç planlı kiliselerin en büyüklerinden birisidir. Batısında dikdörtgen narteks ve nef ayrımlarındaki serbest ayaklar; doğusunda içten yuvarlak, dıştan üç köşeli apsisleri ile karakteristik Orta Bizans Dönemi kapalı Yunan haç plan özelliklerini tam olarak yansıtırken, tipolojik olarak ise dört destekli kiliseler arasında sayılır. Kentin, Arap akınlarından sonra ekonomik olarak çöktüğü, askeri yönden zayıfladığı, halkın büyük çoğunluğunun tarımla uğraşan çiftçilerden oluştuğu arkeolojik kalıntılarla belgelenmiştir. Kent halkının zayıflayan ekonomiye rağmen, anıtsal boyutta bir kilise inşa etmeleri dışarıdan destek aldıklarını ve inançlarını kaybetmediklerini göstermektedir. Kilisenin etrafında yapılan kazılarda, özellikle yapının kuzey ve güneyinde ortaya çıkarılan mekanlar, kilisenin sadece ibadethane olarak değil, burada görev yapan din adamları ve görevlilerin günlük ihtiyaçlarına yönelik bir kompleks olduğunu göstermektedir. Kilise duvarlarında ve çevresinde, tapınak malzemesi olduğu düşünülen lento, söve, postament ve arşitrav parçaları tespit edilmiştir. Kentin kuzeyine hâkim olan tepenin konumu ve arkeolojik materyallerin varlığı MS 2-4. yy'a ait, hangi tanrıya adandığı henüz tespit edilemeyen bir tapınağa işaret etmektedir. Serbest ayakların arasında zeminden başlayarak 3 m derinliğe ulaşan duvar hatları ve bu duvarlara paralel uzanan kilise dış duvarlarının diğer duvarlara göre geniş olması, 6. yy özelliklerini gösteren bazilikal planda bir kiliseyi işaret etmektedir. Günümüze ulaşan mevcut planı ile kapalı Yunan haçı olarak nitelendirilen plana sahip olan kilise, 10-12. yy aralığında aktif olarak kullanılmış, geçirdiği yangınla yoğun tahribata uğrayarak yıkılmıştır. Fakat tahribat yangından önce başlamış, zemin kaplamaları ve duvarların bir kısmı önceden sökülmüştür. Roma İmparatorluk Dönemi'ne ait bir tapınağın üzerine kurulmuş olduğu öngörülen kilisenin bu dönemdeki işlevi yapılacak olan yeni kazılar sonucunda anlaşılacaktır. Anahtar Kelimeler: Pisidia Antiokheia, Aedilicus Tepesi Kilisesi, Kapalı Yunan Haç Plan
Amerika Birleşik Devletleri'nde kilise ve devlet ayrılığının tarihî kökleri ve felsefî temelleri
Bu çalışmada, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ?kilise ve devlet ayrılığı?nın tarihî ve fikrî temelleri incelenmeye çalışılmıştır. Ülkede kalıcı ilk kolonilerin kurulduğu XVII. yüzyıldan, din ve devlet faaliyetleri arasındaki ilişkileri düzenleyen anayasa değişikliğinin (İlk Tadil) kabul edildiği 1791 yılına kadarki dönem, kilise ve devlet arasındaki ilişkiler bakımından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Din olgusunun, kuruluşundan itibaren sosyal ve siyasal hayatta çok önemli bir role sahip olduğu Amerika'da, kilise ve devlet ayrılığı, ülkedeki dinî kompozisyondan etkilenerek formüle edilmiştir. Çoğulcu dinî yapı içerisindeki her mezhep, bu ayrılığı kendi din hürriyetinin garantisi olarak algılamıştır. Bunun sonucunda, muhtelif dinî grupların, üzerinde büyük ölçüde mutabık kaldıkları ?ayrılık?, ülkedeki dinî yapıları güçlendiren bir uygulama olmuştur.Bu düşüncelerden hareketle tez üç bölüm olarak hazırlanmıştır. İlk bölümde, konunun kavramsal temelleri ve kilise-devlet ilişkilerinin Hıristiyan gelenekteki yeri açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, dinin kuruluşa olan etkileri ele alınmıştır. Ülkedeki kolonilerin din hürriyeti ve kilise-devlet ilişkileri konusundaki uygulamaları bu kapsamda incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Bağımsızlık sonrası dönemde, İlk Tadil'e etki ettiği düşünülen temel yaklaşımlar üzerinde durulmuştur. Isaac Backus, John Witherspoon, George Washington, John Adams, John Locke, Thomas Jefferson ve James Madison gibi önemli isimlerin, kilise ve devlet ayrılığı konusundaki görüşlerine bu bölümde yer verilmiştir.