Mass media

103 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye radyoculuğunda yayıncılık seçeneği olarak tematik radyolar

Radyo, günümüz kitle iletişim araçları arasında halen önemini korumakta ve gelişen teknoloji ile birlikte farklı bir boyut kazanmaktadır. Dijitalleşme ve kanalların çoğalmasıyla birlikte tematik yayıncılık, geleneksel radyo yayıncılığının yanında yeni bir tür olarak ortaya çıkmıştır. Tematik yayıncılık belli bir ya da birkaç konuda uzmanlaşmış, ortak bir beğeniye sahip homojen bir kitleyi hedefleyen yayıncılık türü olarak tanımlanmaktadır. Çalışmada, 2017 yılının Şubat ayında yayın hayatına devam eden 7 tematik radyo örneklem olarak seçilmiş ve derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak Türkiye radyoculuğunda yayıncılık seçeneği olarak tematik radyolar incelenmiştir. Çalışmanın amacı; tematik radyoların profili, işleyişi hakkında bilgi vermek ve program içerikleri oluşturulurken nelere dikkat edildiğini saptamaktır. Bunun yanı sıra günümüz radyo yayıncılığının durumunu saptamak ve gelecekteki radyo yayıncılığı hakkında öngörüde bulunmak bu araştırmanın diğer amaçları arasında yer almaktadır. Araştırmanın sonucunda elde edilen verilere göre, dijitalleşme ve teknolojinin gelişimine bağlı olarak tematik yayıncılık anlayışının giderek yaygınlaştığı görülmekte ve gelecekteki yayıncılık anlayışının tematikleşeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Radyo, dijital teknoloji, tematik, yayıncılık, internet.

Elektronik yayıncılıkKitle iletişim araçlarıRadyo+5
Elif Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçlarının seçmen davranışları üzerine etkisi: kütahya il merkezi örneği

Özellikle 20. Yüzyılda insanların hayatlarına etkili bir şekilde giriş yapan kitle iletişim araçları, toplumsal değişimi hızlandıran bir güç haline gelmiştir. İletişim teknolojilerindeki hızlı değişim ve gelişim, kitle iletişim araçlarını hayatın her alanına dahil etmiş, bireylerin siyasal davranışları ve tercihleri üzerinde çok etkili olmasına neden olmuştur. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde; literatür taraması yapılarak kitle iletişim araçları detaylı olarak ele alınmıştır. İlk başta kitle ve kitle iletişim kavramları açıklanmıştır. Daha sonra kitle iletişim araçları yazılı, işitsel ve görsel-işitsel olmak üzere üç gruba ayrılarak detaylı olarak incelenmiş ve kitle iletişim araçlarının işlevleri açıklanmıştır. İkinci bölümde; seçmen davranışlarını etkileyen faktörler tek tek irdelenmiş, bu faktörler arasında yer alan kitle iletişim araçlarının etkisi teorik açıdan ele alınarak bu konuyla ilgili model ve kuramlar incelenmiştir. Son bölümde ise; kitle iletişim araçlarının seçmen davranışları ve tercihleri üzerine etkisi, Kütahya İl Merkezinde ikamet eden 383 adet seçmene anket yöntemi uygulanarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kitle, Kitle İletişimi, Kitle İletişim Araçları, Seçmen, Seçmen Davranışları.

Kitle iletişim araçlarıSeçmen davranışıSeçmenler+1
İlker Manav
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçları ve yanlış bilinçlilik

Son dönemlerde, kitlesel iletişim üstüne yapılan çalışmaların arttığı görülmektedir.Sosyal bilimlerin ve özellikle sosyolojinin bu alana yüklediği önemin nedeni kitle iletişimaraçlarının yol açtığı toplumsal dönüşümlerdir.Bu çalışmada, kitle iletişim araçlarının neden olduğu toplumsal dönüşümleri anlamakiçin bu araçların kitlelerde yarattığı ?yanlış bilinçlilik? olgusuna merkezi bir önem verilmesigerektiği tartışılmaktadır. Yaşantımızın her alanına son yıllarda giriş yapan kitle iletişimaraçlarının ve bu araçlardan en etkilisi olduğunu düşündüğümüz televizyonun başta habervermek olmak üzere birçok işlevi vardır. Ancak, kitlesel iletişimin hem siyasi hem deekonomik anlamda bireyleri denetim altına almak amacıyla yanlış bilinç ürettiği de göz ardıedilmemelidir.Kitlelerde içinde yaşadıkları döneme ilişkin yanlış bilinç oluşturma olgusu sermayesınıfı için son derece önemlidir. Buradaki önem sadece sermaye sınıfının kitle iletişimaraçlarını kullanarak oluşturmayı hedeflediği yanlış bilinçlilik değildir. Aynı zamanda, siyasalalan da kitle iletişim araçlarını kullanarak seçmen kitlelerinde yanlış bilinçlilik yaratmayıhedeflemektedir.Bu çerçevede, siyaset ve ekonomi arasındaki bağlar irdelenerek Türkiye'deki kitleiletişim araçlarının gelişimi araştırılmaktadır. Bu araştırmanın da gösterdiği temel sonuçyanlış bilinçliliğin kitlesel iletişimle ilişkisinin kesinliği olmaktadır. Tüm budeğerlendirmelerin temeline ?kitle kültürü? ve ?kültür endüstrisi? kavramlarıyerleştirildiğinde, süreç daha anlaşılabilir bir görünüm kazanmaktadır. Türkiye'de kitleiletişim araçlarının gelişimi ve Türk medyasının holdingleşme süreci göz önüne alınarak kitlekültürü ve kültür endüstrisi eleştirilerinin bu süreci açıklayabildiği gerçeği ortayakonulmaktadır.

KitleKitle iletişim araçlarıKitle iletişim kuramları+6
Özkan Yüksel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçlarının gençler üzerindeki etkileri: Kütahya örneği

İnsanları diğer canlılardan ayıran özelliklerden birisi de kendilerine ait bir kültür içerisinde yaşayabilme yeteneğidir. Kültürlerin büyüyüp gelişmesinde en önemli araç ise dildir. Dil, kültürün temel taşıyıcısı olup canlı, değişken ve en önemlisi sosyal bir olgudur. Bireyler dil yardımı ile anlaşır ve onun sayesinde birbirleriyle iletişim kurarlar. İletişim en genel tanımıyla; birimler arası bilgi alış verişidir.Günümüzde kişiler arası iletişimin gerçekleşmesini sağlayan en önemli kurumun medya olduğunu söyleyebiliriz. Medyanın temel işlevi bilgi aktarımı olmasına rağmen, günümüzde üstlendiği bu rolün haricinde de; eğitim, eğlence, alışveriş gibi birçok işlevi bulunmaktadır. Kitle iletişim araçları bu noktada toplumların kültürel yapısını da olumlu ve olumsuz yönlerde etkilemektedir.Bu çalışmada; kitle iletişim araçlarının bireyler üzerine olan etkisi anket tekniği yardımıyla incelenmiştir. Bu çerçevede çalışmanın ilk iki bölümünde kitle iletişim araçları, kültür, kültürel kalıplar ve temel iletişim kuramları ile ilgili kavramlar ayrıntılı bir biçimde açıklanarak literatüre uygun bir alt yapı hazırlanmıştır. Anket araştırması için ?Kütahya? ili merkez olarak seçilmiş ve farklı kuşaklardaki bireylerin medyadan ne yönde etkilendikleri elde edilen istatistiki sonuçlar analiz edilerek yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Kitle İletişim Araçları, İletişim, Medya, Kültür, Popüler Kültür, Yabancılaşma, Yozlaşma

Kitle iletişim araçlarıKültürMedya+3
Özgür Aydemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçlarında ailenin ve ataerkinin yeniden üretimi (Örnek olaylar: Zuhal Topal'la İzdivaç programı ve Geniş Aile dizisi)

ÖZETKİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINDA AİLENİN VE ATAERKİNİN YENİDEN ÜRETİMİ (ÖRNEK OLAYLAR: ZUHAL TOPAL'LA İZDİVAÇ PROGRAMI VE GENİŞ AİLE DİZİSİ)ŞAHİN, HaticeYüksek Lisans Tezi, Sosyoloji Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Şehriban ŞAHİN KAYATemmuz, 2011, 123 sayfaBu tez insanlar için son derece önemli bir duygusal destek alanı olan aile kurumunun ataerkillik, popüler kültür ve kapitalizm üçgeninde nasıl tekrar üretildiği, ?aile son buluyor? tartışmaları arasında kadını ikincilleştiren ataerkilliğin kitle iletişim araçlarında nasıl temsil edildiğini ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? örnek olayları üzerinden ortaya koyma hedefindedir. Bu çalışmada ailenin ve kitle iletişim araçlarının tarihsel gelişimi ve teorik yaklaşımları üzerine basılı yayın araştırması yapılmıştır. ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? programları üzerine uygulanan gözlem, içerik analizi ve görüşme teknikleri kullanılmıştır.20. ve 21. yüzyılın insanları günlük hayatın her anında ve her alanında kitle iletişiminin ürettiği kimliklere ve imajlara maruz kalırlar. Kitle iletişim araçlarında üretilen anlamlar, üretim ve tüketim ilişkilerini içerir. Üretim ve tüketimin söz konusu olduğu her noktada güç ilişkileri devreye girer. Kitle iletişim araçlarından söz edildiği noktada popüler kültür ve tüketim toplumu ilişkisine bakılması bir zorunluluktur.Çağdaş toplumlarda herkes bir tüketicidir. Tüketim, ister insanın yiyecek, giyecek, barınma ihtiyacı olsun isterse de kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olsun kitleleri yönlendiren popüler kültürün egemenliği altındadır. Popüler kültür bir eğlence kültürü olarak kitle iletişim araçları tarafından tekrar tekrar üretilmektedir. Popüler kültürün yeniden üretimi esnasında toplumun içinde yaşayan kültür sorgulanmadan gösterime sokulur. Gösterime sokulan görüntü toplumu çağdaşlaştırmanın ötesinde sadece gelirlerini en üst seviyeye çıkarmanın peşindedir.Üreme, seks güdüsü ve duygusal bağlılıklar sonucu ortaya çıkan aile kurumu özel mülkiyet anlayışı ile birlikte ataerkil sistemin tahakkümü altına girmiştir. Kapitalizm kendinden önceki tüm kavramları, yaşam biçimlerini geleneksel olarak niteleyerek kendini farklılaştırmıştır, ancak ataerkillik konusunda bir süreklilik göstermiştir. Kitle iletişim araçları gelirlerini korumak ve artırmak için ataerkil kapitalist sisteme sıkı sıkıya bağlıdır. Kitle iletişim araçları, özellikle televizyon ataerkil aile yapısını korumak için toplumun ataerkil kültürel varlıklarını sorgulamadan ekrana taşır. Geniş Aile dizisi toplumdaki ataerkil aile imajını en iyi yansıtan örneklerden biridir.Zuhal Topal'la İzdivaç programına katılan kişiler çoğunlukla modern yaşam şartlarıyla yalnız kalan insanlar, ekonomik sıkıntı içinde olan ve bir erkeğin bakımına ihtiyaç duyan kadınlar ve kendilerine ev içindeki ihtiyaçlarını karşılayacak beceriler kazandırılmamış erkeklerdir. Geçmiş dönemlerde insanlar yaşlı anne ve babalarının bakımını üstlenmekteydi. Son dönemlerde yaşanan toplumsal ve ekonomik koşullar bunu engellemektedir. Geniş ailelerin parçalanmasıyla birlikte insanlar yaşlılıklarında yalnız kalmaktadır. Bu durumdan kurtulmak için çözümü evlilikte bulmuşlar ve en kolay yol olarak da toplum tarafından sevilen insanlarca sunulan televizyon programlarını tercih etmektedirler.Anahtar Kelimeler: Aile, Ataerkillik, Kapitalizm, Popüler Kültür, Tüketim Toplumu, Kitle İletişim Araçları.

AileAtaerkilKapitalizm+6
Hatice Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin, eğitimle ilgili kamu spotlarına ilişkin tutum ve beklentilerinin belirlenmesi

Tutum ve beklentiler bireyin yaşadığı dönemi ve sonraki yaşam dönemini etkileyen faktörlerdendir. Günümüzde yaygınlaşan kitle iletişim araçları da insanların yaşantısında yer ederek, tutum ve beklenti düzeylerini etkilemede rol oynamaktadır. Bu araştırmada, kitle iletişim araçlarında yer alan eğitimle ilgili kamu spotlarının, öğretmenlerin, farkındalık, tutum ve beklenti düzeylerine etkisi ve aralarındaki ilişkiler, demografik özelliklerine göre farklılıkları incelenmiştir. Ölçeklerle elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistik metotları, ANOVA, t testi, korelasyon ve regresyon hipotez testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın yöntemi, nicel (ilişkisel karma) olup, araştırma alanı; Ankara ili Çankaya, Keçiören ve Yenimahalle ilçelerindeki, ilkokul, ortaokul ve lise okullarında çalışan rastgele küme örnekleme yoluyla seçilen 515 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada önce anketle pilot uygulama yapılmış ve sonra ölçek çalışma grubu üzerinde uygulanmıştır. Ölçeğin faktör yapısı incelenmiş, açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılarak yapı geçerliği test edilmiştir. Madde-test puanı korelasyonları, iç tutarlık katsayısı Cronbach Alfa hesaplanmıştır. Faktör analizi sonucunda Farkındalık Ölçeği KMO=.830 olarak tek faktörlü ve alpha değerinin .867 olduğu, Tutum Ölçeği KMO=.823 olarak dört faktörlü ve alpha değerinin .879 olduğu, Beklenti ölçeği KMO=.854 olarak dört faktörlü ve alpha değerinin .903 olduğu saptanmıştır. Ölçek puanlaması 5 puanlaması üzerinden hesaplanmıştır. Farkındalık Ölçeği ortalaması 4,2, Tutum Ölçeği ortalaması 3,7 ve Beklenti Ölçeği ortalaması 4,1 olarak yüksek çıkmıştır. Araştırma sonucunda, farkındalık düzeyi, tutum ve beklenti düzeyleri arasında pozitif ilişki olduğu, farkındalığın, beklenti düzeyini açıkladığı ve farkındalığın, beklentiyi pozitif yönde etkilediği, aynı zamanda farkındalığın tutumu açıkladığı tutum üzerinde pozitif etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Demografik özelliklere göre; farkındalık puanları, branş değişkenine göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Farkındalık durumu, yaş değişkenine göre, yaş grupları arasında farklılık bulunmuştur. Tutum puanında yaş değişkenine göre farklı bulunmamıştır (F=1,491; p=0,203). Tutum puanları kıdem değişkenine göre farklı bulunmuştur. Beklenti puanları cinsiyet değişkenine göre farklı bulunmuştur (t=-3,362; p=0,002). Beklenti puanları yaş değişkenine ve kıdem değişkenine göre farklı bulunmuştur. Ayrıca eğitimle ilgili kamu spotlarını eğitimcilerin farkında olduğu, eğitim ortamlarında gereği kadar yaralanılmadığı, teknik ve materyal desteğiyle yaygınlaştırılması gerektiği dikkat çekici olarak görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eğitimle ilgili kamu spotu, kamu spotu, öğretmen farkındalık, tutum ve beklenti ölçeği.

EğitimKamu spotlarıKitle iletişim araçları+3
Hacı İsmail Akbudak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

3984 sayılı kanun ve Radyo-Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)

ÖZET iletişimdeki gelişmeler içinde bulunduğumuz yüzyılın en belirgin özelliklerindendir. özellikle kitle iletişimi bu yüzyılda oldukça gelişmiş, hatta klasik kuvvetler ayrımına dördüncü kuvvet olarak dahil edenler dahi olmuştur. Kitle iletişim araçlarının araçları arasındada en etkili olanı şüphesiz radyo ve televizyondur. Radyo ve televizyon yayıncılığının başlaması 1900'lü yıllarda olmasına ramen gelişmeleri I!. Dünya Savaşı sonrasında olmuştur. Ülkemizde ise radyo 1927 yılında, televizyon 1964 yılında yayma başlamıştır, önceleri bu yayınlar devlet tarafından yapılmış, 02e) kuruluşlara yayın yapma izni verilmemiştir. 1990 yılında ise hukuken yasak olmasına ramen, uydu aracılığı ile Almanya'dan bir özel televizyon yayına başlamıştır. Ardından bunu diğerleri takip etmiştir. Bu fiili durumu hukukileştirene çalışmaları yaklaşık dört yıl sürmüştür. Bu aşamada Anayasanın 133. maddesi değiştirilmiş ve 3984 sayılı " Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve işleyişleri Hakkında Kanun" çıkarılmıştır. Biz araştırmamızda Bu sürecin yanında 3984 sayılı kanunun değerlendirilmesini yaptık. Bu değerlendirmemizde genel yayam ilkelerini, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının kuruluş ve işleyişlerini ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun görevlerini anlattık. Ayrıca Türkiye ve Dünyadaki benzeri murumlar hakkında da bilgi verdik. Yaptığımız değerlendirmelerde Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi Hükümlerini baz' aldık. Son olarak Üst Kurulun teşkilatı ve personeli hakkında da kısa bilgi verdik.

Kanunlar 3984 sayılıKitle iletişim araçlarıRTÜK+2
Necdet Aksoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

TRT yerli çocuk programlarında çocukluğun inşası

Her dönemde var olan çocuğun, toplumsal bir nitelik kazanması ile çocukluk düşüncesi meydana gelmiştir. Bu düşünce Modernizm'in bir ürünü olup, çocukluk bu toplum kuramı üzerinden Batı'da şekillenmeye başlamıştır. Teknolojinin gelişmesiyle elektronik çağın yükselmesi Postmodern bir çağa işaret ederken; çocukluk da yeni bir döneme girmiştir. Toplumu yapılandıran ve yeniden üreten medya, yalnızca yetişkinleri değil; geleceğin toplumunu da oluşturmaktadır. Bu amaçla özellikle televizyon programlarında toplumsal dönüşüm ivme kazanmaktadır. Bu çalışmamızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi yayın kurumu olan TRT'nin (Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu) çocukluğu inşa etme sürecini inceledik. Bu çalışmanın verileri programlardaki söylemlerden oluşmaktadır. Bu söylemler izleme ve dinleme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmamızda 1970 ve 2000 yılları arasında çocuk izleyiciye sunulan yerli TRT çocuk programları esas alınmıştır. Bu programlar tolumsallaşma, eğitim, politika, şiddet-korku, tüketim, diğer canlılar ve çocuk hakları-ötekileştirme temalarında değerlendirilerek seçilmiştir. Evren 581, örneklem ise 74 programdan oluşmaktadır. TRT yerli çocuk programlarından hareketle çocukluğun toplum, politik, tüketim, ötekileştirme, şiddet ve diğer canlılar temalarında dönüşümü analiz edilmiş ve çocukluğun geleneksel, modern ve postmodern toplum kuramları çerçevesinde inşası kurulmuştur. Sonuç olarak TRT çocuk programlarında çocuğun inşası konulu tez çalışmasının temalarında oluşan kırılma ve kopmalar Türkiye'nin de yaşadığı toplumsal dönüşümü desteklemektedir. Anahtar kelimeler: Modern ve Postmodern Çocukluk, TRT Çocuk Programları

GeçmodernizmKitle iletişim araçlarıKültürel inşa+6
Esra Karaduman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu yerel basınında yer alan âşıklık geleneği

Türk halk müziği içerisinde yer alan ve temeli ozan/kam/baksıya dayanan âşıklık geleneği, bazı illerde hala sürdürülmektedir. Kültür merkezi olarak önemli bir yere sahip olan Kastamonu yöresinde de var olan bu geleneğin zaman içerisinde kaybolmaya yüz tuttuğu görülmektedir. Yöre geçmişinde görülen bu geleneğin ortaya çıkarılması, yöre kültürü ve gelenek açısından önemlidir. Bu çalışmada, Kastamonu yerel basınında yer alan âşıklık geleneği ile ilgili haber ve faaliyetlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılarak doküman incelemesi ile bulgular elde edilmiştir. Araştırma kapsamında, 1930 ve 2000 yılları arasına ait Açıksöz, Kastamonu, Yeni Kastamonu ve Doğrusöz gazetelerinde yer alan haberlere, köşe yazılarına, şiirlere, destanlara, tekerleme ve taşlama örneklerine ulaşılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, gazete yazılarından elde edinilen bilgiler kapsamında âşıkların hayatta olduğu 1930'lu yıllarda Ozanoğlu ve Yorgansız Hakkı'nın, halkevleri tarafından düzenlenen etkinliklerde yer aldıkları anlaşılmıştır. 1983- 1985 ve 1989 yıllarında farklı yörelerdeki âşıkların katılımı ile şenliklerin yapıldığına dair köşe yazıları ve haberlere ulaşılmıştır. Kastamonu âşıklarının vefatlarının yıldönümü nedeniyle ise gazete yazarlarının, âşıkların hayatlarını ve eserlerini konu alan yazılar yazdıkları görülmüştür. Âşıkların şiir, destan, tekerleme ve manzume tarzında yazmış oldukları eserleri, gazetelerde okuyuculara aktarılmıştır. ANAHTAR KELİMELER:Âşık, Âşıklık geleneği, Basın, Kitle iletişim

Aşıklar(Aşıklık geleneği)BasınGelenekler+5
Merve Öykü İnanlı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yayınlanan savaş temalı dizilerin ortaöğretim öğrencilerine etkisi üzerine bir çalışma: Trabzon ili örneği

Bu tez çalışmasında, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden sonra Türkiye'de yayınlanan savaş içerikli televizyon dizilerinin ortaöğretim öğrencileri üzerinde nasıl bir etki yarattığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Savaş içerikli Türk dizilerinin ortaya çıkışı aslında daha eskiye dayanmaktadır fakat 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden bu yana artış göstermiştir. Bu dizilerin daha çok ergenlik çağındaki ortaöğretim öğrencilerini etkilediği varsayılmış ve çalışma buna göre şekillendirilmiştir. Çalışmanın ilk üç bölümünde savaş ve medya kavramları arasındaki ilişki kuramsal olarak açıklanmıştır. Sonraki bölümde araştırmanın evrenini oluşturan dizilerin tanıtımı yapılmıştır. Son bölümde ise araştırma verileri analiz edilmiş ve tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Trabzon ilindeki ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan 310 öğrenci ile yürütülmüştür. Hazırlanan ölçek ile savaş temalı televizyon dizilerinin ortaöğretim öğrencileri tarafından nasıl algılandığına, öğrenciler üzerinde bir etkisi olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan araştırmanın ardından savaş temalı dizilerin özellikle kişilikleri tam oturmamış olan ergenlik çağındaki bireyleri etkilediği sonucuna varılmıştır.

DizilerKitle iletişim araçlarıOrtaöğretim öğrencileri+4
Tuğçe Çiğdem Boz
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında propaganda: Hükümet Kadın 1 ve Hükümet Kadın 2 örneği

Propaganda, insanlığın gelişimine paralel olarak ilerlemiş ve teknolojinin de gelişimi ile pek çok alanda farklı biçimlerde var olmuştur. Özellikle kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması propagandanın geniş kitlelere iletilmesini kolaylaştırmıştır. Bu kitle iletişim araçları içinde sinema, önemli bir propaganda aracı olarak günümüze değin kullanılagelmiştir. Kitlelerin yönlendirilmesi ve ikna edilmesi sürecinde sinema filmleri, etkin bir rol oynamaktadır. Çalışmada propagandanın sinema filmleri yoluyla nasıl sunulduğu ve propaganda kavramının bir kitle iletişim aracı olan sinemada kullanım biçimlerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, propaganda ve propaganda bağlamında Türk sineması incelendikten sonra "Hükümet Kadın 1" ve "Hükümet Kadın 2" filmleri Jean-Marie Domenach'ın propaganda kurallarına göre çözümlenmiştir. Çalışmanın kuramsal kısmında propaganda kavramı ve propagandanın tarihsel süreci ve özellikleri, teknikleri, türleri, kuralları, araçları ve propaganda bağlamında Türk sinemasının tarihi dönemleri ele alınmıştır. Çalışmanın konusu olan filmlerde karakterlerin ve diyalogların incelenmesi ile Domenach'ın propaganda kuralları arasında bir ilişki kurulmuş ve bunun neticesinde filmlerde bu kurallara uygun olarak; verilen mesajların hedef kitlenin anlayacağı tarzda açık ve yalın bir şekilde işlendiği saptanmıştır.

FilmKitle iletişim araçlarıPropaganda+2
Medine Turan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksellik ve modernlik arasında gençlik: Bingöl Üniversitesi öğrencileri üzerine bir çalışma

Tüketim odaklı yaşam tarzlarının hâkim olduğu, özgürlükçü tutumların ve bireyselleşme söylemlerinin ağırlık kazandığı 21. Yüzyıl'da sosyal medyanın etkisi ile dünya üzerindeki sınırlar anlamsızlaşmaktadır. Mcluhan'ın "dünya global bir köydür" söyleminde olduğu gibi TV ve sosyal medyanın etkisiyle ortadan kaldırılmış olan sınırları batı kültürü ve yaşam tarzları doldurmaya başlamıştır. Daha çok genç kitleler tarafından arzulanan yeni yaşam biçimleri kapitalist sistemin bir aracı olarak "kullan at" mottosuyla tükettikçe var olma imajı yaratmaktadır. Dünya üzerinde hızlı bir şekilde varlık gösteren bu süreç muhafazakâr ve geleneksel karakteri ağır basan Türkiye toplumunda da etkisini göstermektedir. Özellikle Türkiye'nin doğusuna doğru gittikçe muhafazakârlık ve geleneğin etkisinin daha sert hissedildiği bölgelerde ortaya çıkan kırılma daha net bir şekilde görülmektedir. Bu değişimde başta üniversiteler ve diğer modern eğitim kurumlarının, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarının, yeni tüketim mekanlarının, internet ve sosyal medyanın özel etkisi bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir., Buna karşılık, bu noktada geleneksel yapının doğasından kaynaklanan "geçmişten geleni geleceğe aktarma", "kutsala bağlılık" gibi kültürel dayanak noktaları, ciddi bir gerilim alanı oluşturmaktadır. Bunun da genç kitle ve aileler arasında kuşak çatışmasına, ciddi kültürel, sosyal ve psikolojik problemlere yol açtığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada bu sorunsal etrafında ailelerin genç çocukları ile yaşanan sorunlara ışık tutulmaya çalışılmıştır. Yapılan gözlemler sonucu görülmüştür ki, ailelerin istekleri ve gençlerin beklentilerinin uyuşmazlığı sonucunda meydana gelen çatışmalar sosyal ve kültürel kopmalar ve gençler üzerinde psikolojik sorunlar yaratmaktadır. Gençler, aileleri tarafından asi ve geleneklerine önem vermeyen, dini vecibelerini yerine getirmeyen bireyler olarak görülmektedirler… Geleneksel hayat tarzına sahip olan aileler, modern kültüre sıcak bakmamakla beraber gençleri de bu konuda eleştirmektedirler. Gençler ise ailelerinin daha anlayışlı ve modern kültürün inşa etmiş olduğu aile yapısına sahip olmadıklarından yakınmaktadırlar. Yapılan araştırmada; gençlerin önemli bir kısmının modernlik ve geleneksellik arasında sıkışıp kaldıkları, aileleri ve kendileri arasında anlayış farkı yaşadıkları, buna karşılık modernleşme dinamiklerinin gençlerin dünyasında bariz bir tercih olarak belirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum üzerinde arkadaş ortamı, üniversite eğitim ortamı ve özellikle kitle iletişim araçları, TV, dijital medya, sosyal medya ortamlarının etkisinin büyük olduğu görülmüştür.

BingölGençlerGençlik+7
Osman Bor
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluşundan günümüze Türkiye'de siyasal algı yönetimi

Geçmişten günümüze kadar önemini koruyan ve özellikle de küreselleşen dünyayla birlikte teknolojik aygıtların yaygınlaşmasıyla algı kavramı birçok yaşanan olayın merkezinde yer almış ve almaya devam etmektedir. Cumhuriyet Tarihi boyunca siyasi partilerin ve liderlerin iktidarlık savaşında en çok başvurduğu stratejiler arasında kendi lehine göre siyasal algıyı oluşturmak ve yönetmek her daim önemli bir husus olmuştur. Bir siyasi parti veya bir siyasi lider ülkede yaşanan olumsuz bir olayı akıllıca yönettiği siyasal algıyla birlikte bu olumsuz olayı kendi lehine çevirebilmiştir. Elbette bunun için yanına bir takım yardımcı araçlar da almıştır. Örneğin; medya gibi özellikle de son zamanlar da sosyal medyanın rolü bu konuda iyice artmıştır. Cumhuriyet Tarihi boyunca gazeteler de bu konuda yardımcı olan önemli araçlar arasındadır. Türk siyasal hayatı; birçok darbe, ideolojik çatışma, ekonomik çöküş ve bunlara paralel olarak oluşan koalisyon hükümetlere şahit olmuştur. Bu yüzden her siyasi dönemde yönetilen siyasal algı farklılaşmış ve her parti ve lidere farklı dönütleri olmuştur. Ancak, her ne kadar dönem dönem siyasal algı yönetimini etkileyen veya merkezinde yer alan araçlar farklılık gösterse de bazı araçlar daha fazla kullanılmıştır. O halde Türk siyasal algı yönetimi genellikle İslam-laiklik, Türk-Kürt çatışmasının yanında, demokrasi ve ekonomik hayat ile birlikte basın araçları ve sosyal medya üzerinden ilerlemiştir. Anahtar Kelimeler: Algı Kavramı, Siyasal Algı Kavramı, Siyasi Parti, Siyasi Lider, Din, Laiklik, İdeoloji, Kitle İletişim Araçları

Algı yönetimiKitle iletişim araçlarıKitle iletişimi+6
Asiye Duran
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal partilerin halkla ilişkiler çalışmaları ve seçmen memnuniyeti (Elazığ ili örneği)

Siyasal halkla ilişkiler, siyasal iletişim sürecinin en demokratik yöntemlerinden biridir. Bu demokratik sistem içerisinde ise ikna kavramı oldukça önemlidir. Demokratik sistemin ikna unsuruna dayanmasından dolayı halka verilen önem de zamanla anlaşılmıştır. Halka verilen önemin anlaşılması sonucu siyasal iletişim süreci de değişmiş ve siyasal halkla ilişkiler faaliyetleri oldukça sık yapılmaya başlanmıştır. Siyasal halkla ilişkiler faaliyetlerinin sık yapılmasıyla birlikte seçmenler ile siyasal partiler arasında karşılıklı iletişime dayalı bir süreç ortaya çıkmıştır. Özellikle yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle beraber seçmenlerin de artık siyasal sürece aktif olarak katılmasının önü açılmıştır. Böylece siyasal aktörler, seçmenlere gerekli bilgileri aktarırken; seçmenler de duygu, düşünce, istek ve beklentilerini siyasal aktörlere iletebilme olanağına sahip olmuştur. Yapılan bu çalışmayla yeni iletişim teknolojileri başta olmak üzere kitle iletişim araçlarıyla yapılan siyasal halkla ilişkiler çalışmalarının seçmenlerin duygu, düşünce, tutum ve davranışları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmaya Elazığ'da yaşayan 1.127 örneklem kitlesi dahil edilmiştir. Elde edilen sonuçlar istatiksel olarak SPSS 25.0 programı ile ölçülmüş ve veriler analiz edilmiştir. Bu çalışmanın yapılması sonucunda elde edilen en önemli bulgu, siyasal partiler ile seçmenler arasında iletişim yetersizliğinin mevcut olduğudur. Bu çalışmayla siyasal aktörlerin, seçmenlere kendilerini yeterince tanıtmadığı; seçmenlerin de siyasal aktörlerle iletişim kurmada yeterince çaba sarf etmediği tespit edilmiştir.

ElazığHalkla ilişkilerKitle iletişim araçları+5
Yeşim Şener
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kapitalizmin toplumsal denetim aracı-korku kültürü ile kitle iletişim araçları ilişkisi: Türkiye'deki internet haber siteleri örneği

Son yıllarda korku kültürünün toplumda yaygınlık kazanması ve topluma yerleşmesi, bireylerin davranış ve yaşam biçimlerini etkilemiştir. Dolayısıyla korku kültürü ve korkuların toplumsal işlevi toplum açısından, çağımızın en önemli ve en güncel konularından birisidir. 1970'lerden sonra ekonomik sistemde yaşanan değişimler, toplumsal çözülme ve güçlenen bireyleşmeyi beraberinde getirmiş, yeni kapitalizm ile birlikte değişen toplumda, korku, egemen kültür olmuştur. Korkunun, toplumda egemen kültür olması risk toplumu kuramcıları tarafından teknolojinin/bilimin ilerlemesi ve risk bilincinin gelişmesiyle açıklanır. Buna karşılık korku kültürünün yayılmasını, bireyciliğin artması ile paralel, güven sorununun ortaya çıkmasına bağlayan görüşler de vardır. Sanayi sonrası toplum kuramlarında ileri sürülen günümüz toplum yapısının özellikleri, korku kültürünün oluşması ve yeniden üretilmesine uygun bir ortam sağlamaktadır. Çalışmada korkunun toplumda egemen olmasına neden olan sürece ilişkin bu görüşler birlikte ele alınarak değerlendirilmiş, yeni kapitalist sistemin ürünü, toplumsal denetim aracı olan korku kültürünün topluma etkisi ve yayılmasında kitle iletişim araçlarının rolü üzerinde durulmuştur. Batı toplumlarında, kitle iletişim araçlarının, özellikle toplumları etkileme/yönlendirme gücü nedeniyle korku kültürünün yayılmasında büyük rol oynadığı kabul edildiği için çalışmanın kapsamı korku kültürü ile kitle iletişim araçları arasındaki ilişkiler açısından Türkiye'deki son on yıllık süreç olarak belirlenmiştir. Araştırmada korku kültürü ile ilgili Batı toplumlarında yaşanan gelişmelerle Türkiye'deki durumun benzer olup olmadığının tespiti amaçlanmıştır. Toplumda internet kullanımının artmasından hareketle internet haber sitelerindeki manşet haberler ve bazı sözcüklerin kullanım sıklığının yıllar itibariyle durumu ile ilgili içerik analizi yapılmış, kitle iletişim araçları ile korku kültürü arasındaki ilişkinin Türkiye'deki durumunun Batı'daki ile benzer olduğu sonucuna varılmıştır.

Elektronik haberleşmeGözetimKapitalizm+4
Filiz Harputlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Küfür ve argonun gündelik iletişimdeki yeri (Üniversite öğrencileri üzerinde bir alan araştırması)

Argo ve küfür her ne kadar kavram olarak soğuk, uzak durulması gereken, istenilmeyen bir durumu andırsa da günlük yaşamda hemen her kültürde kendine yer edinmiş ve iletişimin bir parçası haline gelmiştir. Böylelikle gerek bireyler arası iletişimde gerekse de kitle iletişim araçlarındaki kullanımına sıkça rastlanılmaya başlanmıştır. Bu yoğun kullanımına karşılık akademik anlamda yeterince incelendiğini söylemek pek mümkün değildir. Bu çalışmada günlük iletişimde argo ve küfür kullanımına dair tutumların ve bireyleri argo ve küfür kullanımına iten faktörler, üniversite öğrencileri özelinde incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Türkiye'nin yedi bölgesinden seçilen üniversitelere mensup öğrenciler üzerinde nicel bir araştırma yapılmıştır. Anket yöntemiyle toplanan verilerin sonuçlarına göre küfür ve argo kullanımının günlük iletişimin vazgeçilmez bir parçası olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ArgoDilbilimGünlük yaşam+6
Ahmet Çiçek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

ABD'de medya teknolojisindeki gelişmeler, savaş haberleri bağlamında haber politikaları

?Bilgi? ve ?iletişim? tarihin her döneminde gerek toplumlar gerekse devletler için önemli olmuştur. Bu çerçevede, bilgi ve bilginin yayılmasına olanak sağlayan iletişim teknolojileri her çağda takip edilmek, düzenlenmek ve kontrol altında tutulmak istenmiştir. Bu yaklaşımın devletler nezdindeki yöntemi hiç kuşkusuz iletişim politikalarıdır.Bu çalışmada, iletişim teknolojileri alanında dünyanın öncü ülkelerinden olan ABD'nin yeni iletişim teknolojilerinin gelişme ve yaygınlaşma sürecinde izlediği politikalar tarihsel gelişim çizgisi içerisinde yasal, ekonomik ve siyasi düzlemde ele alınmış olup bu politikaların kitle iletişimi ve gazetecilik alanındaki yansımaları incelenmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriGazetecilikGazeteler+9
Nalan Dirik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenilirlik ve etik açıdan sanal gazeteler

E-gazetecilik, geleneksel gazetelerin ilk sayfalarının görüntü formatında internet üzerinden online olarak yayınlanması ile başlamıştır. Gelişen internet teknolojileri ve düşen internet maliyetleri sayesinde de, online gazetelere sadece ilk sayfa olmaktan çıkıp gazetenin tümünün internet üzerinden yayınlanmasına olanak vermiştir. Hatta gün içerisinde gelişen olayların günlük gazetelerde, bir sonraki gün yayınlanması mümkün iken, anlık haber yayınlanması online gazetecilikte mümkün olması devrim niteliği taşımaktadır. Bu durum izler ? okur kitle üzerinde cezp edici bir etki yaratmakta ve e-gazetelere olan ilgi artmaktadır. Bu artan talep doğrultusunda ise sanal ortamda yapılan gazetecilik, sadece geleneksel gazetelerin hakimiyetinden çıkmış ve hemen her isteyenin e-gazete oluşturabildiği bir ortamda bulunuyoruz.Geleneksel gazetelerin yayınlanabilmesi için gerekli olan ilk zorunluluk künyedir. Ancak sanal gazetelerin çoğunda künye bulunmuyor ve bununla ilgili herhangi bir yayın kuralıda bulunmamaktadır. Künyesi olmayan bir sanal gazeteye ne derece güvenilebiliriz ya da gazetecilik etiğine ne oranda bağlılık gösteriyorlar? Bu iki basit soruyu genişletmek mümkün olacaktır. Bir bilgiyi alırken kaynağın güvenilir ve bilinir olması haberin de gerçek ve güvenilir olduğuna işaret eder. Bu araştırmada inceleyecek konu da sanal gazeteler ve onların etik anlayışları olacaktır.

EtikGazetelerGüvenilirlik+4
Sami Çöteli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

2007 Genel Seçimlerinde siyasi partilerin Avrupa Birliği'ne yönelik tutumları ve bu tutumların medyaya yansıması

Avrupa Birliği (AB) üzerine yazılan haberlerin, 2007 Genel Seçimleri döneminde incelendiği bu çalışmada, Ulusal yazılı basında haberin değişen bağlamlara göre, yüklenen anlam ya da değerlerin ve hatta temsillerin değiştiği açıklanmaya çalışılarak ve bunların konumlanmalarının birbirinden çok farklı formları olduğu temel varsayımından yola çıkılarak, AB konusunun basındaki temsil biçiminde ne tür değişimlere uğradığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde, liberal ve eleştirel yaklaşımların haber anlayışlarına yer verilmiş ve haberde ?rıza?ya ilişkin saptamalarda bulunulmuştur. Daha sonra dil, temsil, anlamlandırma ve gerçek sorunsalı gibi konulara değinilmiş ve temsilin neden değişime açık olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır.Sonraki bölümde, Avrupa Birliği'nin oluşum ve gelişim sürecinin yanında, Türkiye-AB ilişkileri incelenmiştir. Çalışmada, örneklem olarak seçilen siyasi partilerin AB'ye yönelik tutumları üzerine tespitler yapılmaya çalışılmıştır.Son bölümde ise, 2007 Genel Seçimleri döneminde yaşanılan gelişmeler ayrıntılandırılarak, temsildeki farklılıklar tespit edilmeye çalışılmış ve bu bağlamda Türkiye-AB ilişkilerinde yazılı basındaki konjoktüre göre farklılaşma noktaları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

AnlamlandırmaAvrupa BirliğiKitle iletişim araçları+5
Arzu Öztürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim kuramlarında hedef kitle konumlandırmalarının karşılaştırılması

Bu çalışmada kitle iletişim araçlarının hedef kitlesi olarak önemli bir yere sahip olan izleyicinin farklı iletişim kuramlarında nasıl konumlandırıldığını eleştirel bir biçimde incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, ana akım yaklaşımlardan Güçlü Etki kuramları, Lasswell'in İletişim Formülü ve Matematiksel İletişim Modeli, eleştirel yaklaşımlardan ise Frankfurt Okulu ve İngiliz Kültür Araştırmaları çerçevesinde ana akım ve eleştirel yaklaşımlarda izleyicinin ne şekilde konumlandırıldığı toplumsal ve tarihsel bir bağlamda incelenmiştir. Bu çalışma izleyiciyi niteliksel tarihsel tasarım yöntemine göre inceleyen betimleyici ve kuramsal bir çalışmadır. Çalışmanın ana argümanına göre izleyici gerek ana akım yaklaşımlarda gerekse eleştirel yaklaşımlarda ?pasif? ya da ?aktif? olarak değerlendirilir, ancak her iki yaklaşımda yer alan kuramlarda da izleyiciyi konumlandırma açısından bir tutarlılık olmadığı görülür.

Hedef kitleKitle iletişim araçlarıKitle iletişimi+4
Mürvet Çalık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Halkla ilişkiler uygulaması olarak polis televizyonu: Bir model önerisi

Halkla İlişkiler Uygulaması Olarak Polis Televizyonu: Bir Model Önerisi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2008.Yapmış olduğumuz bu tez çalışmasında, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde kurumun halkla ilişkilerine yönelik bir faaliyet olarak Polis Televizyonu'nun kurulabileceğini ortaya koymak ve Polis Televizyonu'nu hayat geçirmeye yönelik bir model önerisi oluşturmaya çalışılmıştır. Çalışmada amaç doğrultusunda değerlendirme araştırması yöntemiyle kuramsal çerçeve oluşturulmuş, ve kitle iletişim aracı olarak televizyonun bir kamu kurumunun halkla ilişkilerine yönelik olarak nasıl kullanılabileceği araştırılmıştır.Çalışmanın kapsamı, bir halkla ilişkiler uygulaması olarak Polis Televizyonu modelinin hukuki, teknik ve ekonomik, yönetim ve personel boyutunu acısından nasıl olusturulabileceğini ortaya koyacak şekilde belirlenmiştir. Ayrıca çalışmanın kapsamı çerçevesinde önerdiğimiz Polis Televizyonu modelini oluşturmak için sözlü görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Tezimizde yaptığımız araştırmalar neticesinde EGM'nin yönetim ve idaresinde bir televizyonun kurulması gerektiği, bunun özellikle kurumun halkla ilişkilerinde başarıya ulaşması açısından gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda gerekli yasal zemin oluşturulup, uzman kişilerin sorumluluğunda, son teknoloji ürünü araç ve gereçlerin kullanımıyla ve kurumsal anlamda profesyonel bir yönetim yaklaşımıyla tüm ülkeye yayın yapan bir Polis Televizyonu'nun EGM'nin kendi imkanlarıyla kurulabileceği, yapılan bu tez çalışması aracılığıyla ortaya konulmuştur.

Halkla ilişkilerKitle iletişim araçlarıPolis+2
Ekrem Ersen Emeksiz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

1980-2005 yılları arasında çağdaş Azerbaycan kitle iletişim araçlarında kullanılan Arapça alıntı kelimeler

Arapça alıntı kelimeler, uzun bir süreç içinde Azerbaycan edebî diline girmiş, geniş bir kullanım alanı bulmuş, anlamları değişerek anlamsal yönden tam asimilasyona uğramış ve gerçek Azerbaycan sözlerine dönüşmüştür. Genellikle Arapça alıntı kelimeler yalnız dînî değil, hayatın çeşitli alanlarını, ilim, kültür, ticaret, ziraat, güzel sanatlar vb. kapsamıştır ki, bu da Azerîcenin kelime zenginliğine hizmet etmiştir.Öncelikle çalışmamızda Arapça alıntı kelimelerin Çağdaş Azerbaycan edebî dilinde kullanımı ile ilgili yazılmış ilmi araştırmaların değerlendirilmesini yaptık. Tezimizde Arapça alıntı kelimelerin Azerbaycan edebî diline geçiş tarihini, kaynak v? yollarını inceledik ve KİA'daki Arapça alıntı kelimeleri seçip anlamsal yönden bölümlere ayırdık. Araştırmamızda gazete ve dergileri kullandık.Bugüne kadar konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Çalışmamızın Çağdaş Azerbaycan KİA'ı ve Arapçayla ilgili çalışma yapanlara ve konuyla ilgilenenlere bir kaynak olacağı düşüncesindeyiz.

Alıntı kelimeArapçaArapça kelimeler+2
Mesud Babayev
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

3 ekim Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde ulusal televizyon kanallarında yer alan haber ve yorumların izleyici üzerindeki etkisi

Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusu Türkiye için 31 Temmuz 1959 yılından başlayıp 3 Ekim 2005 yılına ve günümüze kadar süre gelmiştir. Avrupa Birliği başlangıçta 6 üyeli bir birlik olarak başlayıp geçen yıllarda genişleme süreçleriyle 27 üyeli bir oluşum haline gelmiştir. Türkiye, bu süreçte çeşitli zamanlarda üyelik başvurularında bulunmuş ve içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal aksaklıklar nedenleriyle geri çevrilmiş ya da yarım kalmıştır. 3 Ekim 2005 tarihi Türkiye açısından tam üyelik müzakerelerine başlama tarihi olması sebebiyle oldukça önemlidir. Kitle iletişim araçları üstlendiği işlevleri açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu anlamda kitle iletişim araçlarının haber verme, bilgilendirme, eğitme, eğlendirme, denetim, eleştiri, ekonomik yaşama katkı sağlama, köprü olma, kamuoyu oluşturma, yönlendirme ve kamuoyunu yansıtma gibi önemli görevleri bulunmaktadır. Tez çalışmasında araştırma için 3 Ekim 2005 tarihinde Türkiye ile Avrupa Birliği arasında gerçekleştirilen tam üyelik müzakereleri ile ilgili haberler örnek olay olarak seçilmiştir. Kitle iletişim araçlarından televizyonda yer alan haberlerin bu süreçte kamuoyu oluşturma biçimleri, kullandıkları ifadeler ve bu ifadelerin halkın üzerindeki etkisini tespit etmek amacına yönelik olarak haberlerin analizi ile birlikte anket çalışması yapılarak 3 Ekim sürecinde izlenilen haberlerin toplumun üzerindeki kanaat oluşturma ve değiştirme anlamındaki gücü ölçülmeye çalışılmıştır. Ulusal televizyon kanallarından en çok izlendiği tespit edilen Kanal D, ATV ve Show TV'nin haber içerikleri incelenerek; 3 Ekim Avrupa Birliği müzakere sürecinde kamuoyunda bu süreci destekler nitelikte ve olumlu bir kanaat oluşturma amacına yönelik ifadelere yer verildiği, ayrıca Türkiye'nin karşısına sunulan şartlar ve engeller açısından ise diğer ülkelerle eşit olduğu yönünde fikir oluşturulmaya yönelik haberlere yer verildiği ve buradaki amacın ise kamuoyunda hâkim olan ?eşit davranılmadığı? yönündeki düşüncelerin değişmesi olduğu söylenebilir. Bunun birlikte Türkiye açısından 3 Ekim'de büyük bir zafer kazanıldığı ve bu sürecin ülke için tarihi bir dönemeç olduğu, Avrupa Birliği 'ne üyelik ile birlikte Türkiye'de gerek ekonomik ve gerekse sosyal açıdan birçok alanda ilerleme ve genişleme kaydedileceği yönünde mesajlar verildiği görülmektedir. Araştırmanın devamında anket çalışmasına yer verilerek haberlerde yer alan ifadelerle ve oluşturulmaya çalışılan kamuoyu ile izleyicinin düşünceleri karşılaştırılarak; kitle iletişim araçlarının haber ve bilgi verirken bilgilendirme işlevi açısından toplumun beklentilerini karşılayamadığı, toplumu yönlendirici ifadelere yer verdiği ancak bu ifadelerle belirli bir eğitim ve bilgi birikimine sahip olan kitle üzerinde daha önceden oluşmuş fikirleri değiştirme ve yönlendirme açısından etkili olamadığı ancak gündemdeki olay ve olgular ile ilgili gelişmeler hakkındaki düşüncelerin şekillenmesinde etkili olabildiği sonucuna varılmıştır.

Avrupa BirliğiKamuoyuKitle iletişim araçları
Nida Aşkın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bilgiler eğitiminde güncel olaylar

Öğrencileri toplum hayatına hazırlayan eğitim ve öğretim, güncel olaylarla ilişkilendirilmelidir. Konuları güncel olaylarla ilişkilendirmek, faaliyetleri güncel olaylara dayandırmak gerekir. Yeni öğrenilen bilgilerin günlük hayata uygulanması bu şekilde gerçekleşir.Araştırmada ilköğretim 4-7. sınıf öğrencilerinin kitle iletişim araçlarını kullanma durumları, güncel olaylara ilişkin görüşleri ve farkındalık düzeyleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu yönüyle araştırmada betimsel tarama kapsamında nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılarak bir durum tespiti yapılmıştır.Araştırma, Ankara il merkezindeki üç farklı ilçede bulunan, sosyo-ekonomik açıdan üst-orta-alt çevreleri örnekleyen birer ilköğretim okulunda yapılmıştır. Araştırmanın nicel yöntem kısmında, bu üç okulun 4-7. sınıflarından yansız olarak belirlenen birer şube öğrenciye konuya ilişkin anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS 10.0 programında t-Testi, Anova ve Korelasyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel yöntem kullanılan kısmında ise, anket uygulanan bu şubelerden yansız olarak atanan dörder öğrenci ile standartlaştırılmış açık uçlu görüşme tekniğine dayalı veri toplanmıştır.Araştırmadan elde edilen veriler; kitle iletişim araçlarını kullanma düzeyinin öğrencilerin cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Cinsiyet bakımından erkek öğrencilerin kitle iletişim araçlarını kullanma düzeyi kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Sosyo-ekonomik düzey bakımından üst sosyo-ekonomik düzeye sahip öğrencilerin kitle iletişim araçlarını kullanma düzeyi alt sosyo-ekonomik düzeye sahip öğrencilerden daha yüksek bulunmuştur. Bu fark özellikle internet kullanımında daha belirgindir. Sınıf düzeyi bakımından 5. sınıf öğrencilerinin kitle iletişim araçlarını kullanma düzeyi diğer sınıflara göre daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin kitle iletişim araçlarından en fazla televizyonu kullandıkları anlaşılmaktadır. İnternet ve radyo kullanım düzeyinin oldukça düşük olduğu görülmektedir.Öğrencilerin güncel olaylarla ilgili farkındalıklarının cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Sosyo-ekonomik düzey bakımından üst sosyo-ekonomik düzeye sahip öğrencilerin lehine, sınıf düzeyi bakımından 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin lehine anlamlı fark bulunmuştur. Cinsiyet farkı bakımından da bazı farklılıklar görülmektedir. Örneğin sporla ilgili farkındalık düzeyi bakımından erkek öğrencilerin lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur.İlköğretim Sosyal Bilgiler öğrencilerinin en önemli gördükleri güncel konuların başında siyasi konular, gündemdeki kişilerden en önemli gördükleri kişilerin başında da siyasetçiler gelmektedir. Öğrencilere göre gelecek yıllarda yaşanabilecek en önemli sorun kuraklıktır.Sonuç olarak İlköğretim Sosyal Bilgiler öğrencilerinin kitle iletişim araçlarını yeterince etkin bir şekilde kullanamadıkları, Sosyal Bilgiler derslerinde güncel olaylardan etkili bir şekilde faydalanmadıkları, Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin güncel olay materyallerinden yararlanma düzeyinin oldukça düşük olduğu söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Güncel Olaylar, Güncel Meseleler, Kitle İletişim Araçları.

Güncel olaylarKitle iletişim araçlarıSosyal bilgiler eğitimi
Hatice Demirkaya Gedik
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2008
00

Related subjects