Human capital
103 theses under this subject heading
Impact of education quality on economic performance of countries
Since economists Jacob Mincer, Theodore Schultz and Gary Becker coined and popularized the term human capital in the literature in 1960s, a lot of interest has been paid to the relationship between economic growth and human capital development. Educated individuals are more capable of having high income and more likely to contribute more to enterprises for which they work by means of increased productivity and hence to the country in which they live. At this point, it becomes obvious that effective role of human capital in an economy of a country is closely related to education because human capital could be invested and developed through education like any other type of physical capital investment. In this manner, this study aims to investigate the relationship between the education in both quality and quantity terms rather than a broad measure of educational quantity and economic performances of countries measured by real income per capita growth. More specifically, country mean scores achieved by students at Programme for International Student Assessment (PISA) and at Trends in International Mathematics and Science Study (TIMSS) are harnessed to proxy education quality. Cross sectional and panel analyses are conducted in order to investigate such a relationship and the empirical results from each analysis indicate evidence in favour of significant influence. According to cross-country empirical analysis, there is strong evidence for country mean scores at each subject of each test do have significantly positive impact on average annual growth rate of real income per capita. Based on the empirical analysis in panel framework indicate that although neither of country mean scores at any subject of PISA test is significant in the process of economic growth, TIMSS subject scores are significant in determining economic growth.
Patent başvurularının yüksek teknolojili ürün ihracatına etkisi: Türkiye örneği
Küreselleşen dünyada, yüksek teknolojili ürün ihracatı büyük önem arz eden konulardan biridir. AR-GE ve inovasyon faaliyetleri de ülkelerin özellikle yüksek teknolojili ürün ihracatında üzerinde durulması gereken faktörlerdir. Beşeri sermaye olgusunun ekonomik büyüme ve kalkınma sürecindeki rolü hiç kuşkusuz ki oldukça fazladır. Bu çalışmada amaç, Türkiye'de beşeri sermayenin 1980-2015 yılları arasında yüksek teknolojili ürün ihracatına olan etkisini ortaya koymaktır. Beşeri sermayeyi temsilen inovasyon kavramı kullanılmıştır. Patent başvurularının sayısı da çalışmada inovasyon değişkeni olarak alınmıştır. Patent başvurularının yüksek teknolojili ürün ihracatına olan etkisini ortaya koymak için ekonometrik analiz yöntemi kullanılmıştır. Verilerin durağanlık durumları genişletilmiş Dickey Fuller Testi (ADF) ve Phillips Perron (PP) Testiyle incelenmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için maksimum öz değer ve iz testlerinden yararlanılarak Johansen Eşbütünleşme Testi yapılmıştır. Mevcut değişkenler arasındaki nedensellik yönünün belirlenmesi amacıyla da vektör hata düzeltme modeline dayalı (VECM) Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki kısa dönemli ilişkiyi analiz etmek için de etki- tepki fonksiyonları ve varyans ayrıştırması yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan incelemede, patent başvurularının yüksek teknolojili ürün ihracatı üzerinde uzun dönemde olumlu yönde etkili olduğu ve değişkenler arasında nedensellik ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beşeri Sermaye, Yüksek Teknolojili Ürün İhracatı, İnovasyon,Patent
Sosyal, beşeri ve psikolojik sermayenin kariyer başarısına olan etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma
Bu çalışmada, bireyin sahip olduğu sosyal, beşeri ve psikolojik sermayenin, onun kariyer başarısında bir etkisi var mıdır ve eğer var ise söz konusu sermaye türlerinden hangisi bireyin kariyer başarısı üzerinde daha etkilidir, sorularının yanıtları araştırılmıştır. İlaveten, sosyal sermayenin, bireylerin beşeri sermayeleri ile kariyer başarıları arasındaki ilişkiye aracılık etkisinin olup olmadığı da araştırılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de faaliyet gösteren bankalarda görev yapan orta ve üst düzey yöneticilerden elde edilen toplam 400 anket üzerinden analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler araştırma modeli kapsamında SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilmiş, araştırmanın belirlenen hipotezlerinin testi için "Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM)" kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, çalışanların sosyal ve psikolojik sermayelerinin onların kariyer başarıları üzerinde anlamlı ve pozitif yönde etkisinin olduğunu, öte yandan çalışanların beşeri sermayelerinin onların kariyer başarıları üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisinin olmadığını göstermektedir. İlaveten bulgular, sosyal sermayenin, bireylerin beşeri sermayeleri ile kariyer başarıları arasındaki ilişkide tam aracılık etkisinin olduğunu da göstermektedir. Çalışmanın, bireylerin sübjektif kariyer başarılarını üç sermaye türünü baz alarak değerlendirmesi, çalışma analizi için seçilen sektörün farklı olması ve araştırma hipotezlerinin YEM ile test edilmiş olması sebebiyle konuyla ilgili yapılan diğer çalışmalardan farklılaştığı ve bu noktada ilgili yazına hem kuramsal hem de metodolojik katkılar sunacağı düşünülmektedir.
Seçilmiş OECD ülkelerinde beşeri sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisi: Amprik bir yaklaşım
Panel veri modelleri yatay kesit ve zaman serisi boyutlarını birlikte içermektedir. Gözlenemeyen bireysel etkileri de modele dahil ederek ihmal edilmiş değişkenlerin oluşturabileceği sapmaları kontrol altına alabilmekte ve araştırmacıya geniş bir bakış açısı sağlamaktadır. Kantil regresyon modellerinde aritmetik ortalama hesaplama yöntemi yerine medyan hesaplama yöntemi kullanılmaktadır. Aritmetik ortalama hesaplama yöntemi aşırı değerlerden etkilenirken medyan hesaplama yöntemi tüm değerleri içine almaktadır. Bu sayede araştırmacı belirlenen kantiller ile modeli ayrı ayrı tahmin edebilmekte ve tüm model hakkında ilgi sahibi olabilmektedir. Panel veri ve kantil regresyon yönteminin birleşmesi ile de panel kantil regresyon yöntemi oluşmuştur. Çalışmada bu yöntem kullanılarak ülkelerin beşeri sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Birinci bölümde beşeri ve ekonomik büyüme kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise kantil regresyon, panel veri modelleri ve panel kantil modelleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde panel veri modelleri ve panel kantil regresyon modelleri Stata programında analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise çalışma boyunca elde edilen bulgular özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beşeri Sermaye, Kantil, Regresyon, Panel Veri, Panel Kantil.
Beşeri sermayenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: 1970-2006 Türkiye örneği
Bu çalışmada, ekonomik büyüme ve beşeri sermaye kavramlarının, kapsamı, önemi, tarihsel gelişimleri ile Neo-klasik büyüme teorisi ve içsel büyüme modelleri çerçevesinde, beşeri sermayenin, ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, ekonomik büyümenin ve beşeri sermayenin tanımları yapılarak, ekonomik büyümeyle beşeri sermaye arasındaki ilişki Türkiye ve OECD ülkeleri arasında karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. İkinci bölümde, Neoklasik büyüme ve içsel büyüme modelleri, literatürde yer alan çalışmalar kapsamında teorik olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, 1970-2006 döneminde, Türkiye'de beşeri sermayenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi, okullaşma oranları ve eğitim harcamalarıyla, ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin yönü ve büyüklüğü temelinde, zaman serisi analizleri kullanılarak incelenmiştir. Uygulanan ekonometrik modelde, incelenen seriler arasındaki uzun dönemli ilişkiyi tespit etmek için, eşbütünleşme analizinden yararlanılmıştır. Eşbütünleşme analizi temelinde, incelenen değişkenlere sırasıyla birim kök testi, uygun gecikme uzunluğunun tespit edilmesi, eşbütünleşmenin varlığının tespiti, Johansen eş bütünleşme testi, vektör hata düzeltme (VEC) ve varyans ayrıştırma analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, eğitim göstergelerinde meydana gelen değişimin, kişibaşına reel gayrisafi milli hasılayı önemli ölçüde etkilediği; eğitim göstergelerinde meydana gelen değişimin ise kişi başına reel gayrisafi milli hasılada meydana gelen değişimden etkilenmediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Beşeri Sermaye, Ekonomik Büyüme, Neo-Klasik Büyüme, İçsel Büyüme, Eşbütünleşme Analizi, Varyans Ayrıştırması.
Dış ticaretin ekonomik kalkınma üzerindeki etkisi: 1981-2005 Türkiye üzerine bir uygulama
İkinci dünya savaşı sonunda ortaya çıkan yeni ekonomik düzen; sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda büyük bir yıkım yaşamış ülke ekonomilerinin yoğun bir sanayi hamlesi ile kalkınmasını hedefliyordu.Geçmişten günümüze bakıldığında ortaya konan tüm kalkınma hamlelerinin belirli dış ticaret stratejileri öncülüğünde uygulamaya konduğu görülmektedir. Bu bağlamda ülkeler açısından dış ticaret, dünya konjonktüründe her zaman anahtar bir rol üstlenmiştir. Bu rol özellikle kalkınmanın artık bir gereklilik haline geldiği gelişmekte olan ülkeler için, zaman zaman ihracat ağırlıklı olurken kimi zamanda ithal ikamesine yönelik bir hal almıştır. Ancak her iki durumda da amaç, gelişmiş ülke ekonomilerinin refah düzeyini yakalamak olmuştur.Bu çalışmada 1981-2005 yılları arasında Türk dış ticaretinin Türkiye'nin ekonomik kalkınmışlığı üzerindeki etkisi incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde; dış ticaret teorileri açıklanmış ve kalkınma kavramı tanımlanarak, teorik altyapısı ortaya konmuştur. Bunu yaparken azgelişmişlik ve büyüme olguları üzerinden bir değerlendirmeye gidilmiştir. Ayrıca dış ticaret ve kalkınma ilişkisi; dış ticaret stratejileri yönünden gerek teorik gerekse uygulamadaki tecrübelerden yola çıkarak değerlendirilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde; Türkiye'nin kalkınma süreci; tarihsel bir bakış açısından cumhuriyet dönemi, planlı ve 1980 sonrası dönem gibi üç ana başlık altında incelenmiştir.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; 1981-2005 yılları arasında Türk dış ticaretinin ekonomik kalkınma üzerindeki etkisi test edilmiştir. Çalışmada, bağımlı değişken olarak 4 farklı kalkınmışlık göstergesi olan sağlık, iletişim, eğitim ve ulaşım değişenleri ve bağımsız değişken olarak da dış ticaretin bir bütün olarak gsyih içindeki payı kullanılmıştır. Çalışmada dış ticaret ve kalkınma arasındaki ilişkiyi ölçmek amacıyla Granger nedensellik ve Johansen koentegrasyon testleri uygulanmıştır. Granger nedensellik ve Johansen koentegrasyon testleri, Türkiye dış ticaretinin kalkınma üzerinde etkili olmadığı sonucunu ortaya çıkarmıştır.
Gelir tuzakları ve Türkiye'nin orta gelir tuzağına yakalanma riski
ÖZET GELİR TUZAKLARI VE TÜRKİYE'NİN ORTA GELİR TUZAĞINA YAKALANMA RİSKİ GEZER, Mesut Alper Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ercan YAŞAR Haziran, 2014, 155 sayfa Ekonomik büyüme bir ülkenin kişi başı gelirini arttırması şeklinde ifade edilmektedir. Ekonomik kalkınma ise ekonomik, siyasi ve toplumsal hadiseleri de içine alarak bir ülkenin gelişmişlik düzeyini ifade etmektedir. Gelir tuzağı ülkelerin gelir gruplarında uzun yıllar takılı kalması şeklinde ifade edilmektedir. Orta gelir tuzağı ise orta gelir düzeyine erişen ülkelerin yüksek gelir düzeyine erişememeleri şeklinde tanımlanmaktadır. Orta gelir tuzağı kavramı Solow-Swan büyüme modelinin kişi başı değer göstergelerinden türetilmiştir. Bu tezde gelir tuzakları ve orta gelir tuzağı kavramlarına yönelik bir teorik altyapı oluşturularak ülkelerin bu tuzaklara neden ve nasıl yakalandıkları sorularına cevap aranmıştır. Bu tuzaklara yakalanan ya da yakalanma riski olan ülkelerin nasıl kurtulabilecekleri gibi temel sorular bu tezin çalışma alanı içerisine girmektedir. Bu bağlamda belirli ülke örnekleri ele alınarak bu ülkelerin ekonomik göstergeleri ve gelişmişlik düzeyleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gelir Tuzakları, Orta Gelir Tuzağı, Ar-Ge, Beşeri Sermaye, Teknoloji Düzeyi, Bilgi-Yoğun, Katma Değer, Neo-Klasik.
Mesleki ortaöğretimde yaygınlık ve kalkınma ilişkisi: Türkiye uygulaması
Küreselleşme süreciyle birlikte dünyada, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok değişiklikler yaşanmış ve teknolojideki hızlı değişim sonucu nitelikli işgücüne olan talep artırmıştır. Ülkelerin kalkınmasında büyük rol oynayan nitelikli işgücünün yetiştirilmesi ise eğitim, özellikle de mesleki eğitime bağlıdır. Bundan dolayı Türkiye'de mesleki eğitimin yeni baştan değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, 1975-2011 dönemi için Türkiye'de mesleki ortaöğretim ile kalkınma düzeyi arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmada bağımlı değişken olarak GSYİH, bağımsız değişken olarak ise ilköğretim, genel ortaöğretim, mesleki ortaöğretim, yükseköğretim öğrenci sayıları ve eğitim harcamalarını temsilen bütçeden Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan pay alınmıştır. Çalışmada Türkiye'de mesleki eğitim ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü bir ilişki olup olmadığı Granger nedensellik testi ve regresyon analizi yardımıyla araştırılmıştır. Ekonometrik analizlere göre, mesleki ortaöğretim, GSYİH'nın nedeni çıkmıştır. Dolayısıyla mesleki ortaöğretimin Türkiye'nin gelişmişlik düzeyine katkı sağladığı belirlenmiştir. Yapılan çalışmanın ampirik sonuçları, öğrenci sayılarından hareketle eğitime yapılan yatırımların uzun dönemde ülkenin gelişmişlik düzeyi ile ilişkisinin olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca çalışmanın içeriğine yönelik olarak regresyon analizinden elde edilen verilere göre mesleki ortaöğretimde meydana gelen % 1'lik artış GSYİH'yı yaklaşık % 0.528729 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Yapılan ekonometrik analiz sonucu, Türkiye'de mesleki ortaöğretim ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Beşeri Sermaye, Mesleki Eğitim, İktisadi Kalkınma
Sosyal ve beşeri sermayenin karar verme davranışı ile ilişkisi: Bilişim sektöründe görgül bir araştırma
Bireyler karşılaştıkları problemlere çözüm bulmak için hem deneyimlerinden hem de sosyal ilişkilerinden faydalanarak kendileri açısından en etkin kararı vermeye çalışırlar. Benzer şekilde, yöneticiler de kendi sosyal ve beşeri birikimlerinden faydalanarak organizasyonları için doğru tercihler yapma ve etkin kararlara ulaşma amacı güderler. Literatürde karar verme davranışında sosyal ve beşeri etkiye ait daha önceki çalışmalara bakıldığında, karar veren kişinin sahip olduğu bilgi ve birikim (tecrübe); kararın rasyonalitesi ve rasyonel karar tercihleri; sınırlı seçenekler arasından en etkin karar tercihleri gibi karar davranışlarının kendisine odaklanıldığı görülmektedir. Sosyal ve beşeri sermaye konuları hakkındaki literatür de bu kavramların farklı acılardan ele alındığını göstermektedir. Sosyal sermayenin ekonomik hayata etkisi, sahip olunan beşeri ve sosyal ilişkilerin bilgiye erişim ve yeni bilgi yaratmadaki rolü, ve bu tur ilişkilerin boyut, yön, nitelik gibi çeşitli yönleriyle çalışılması incelenen konular arasındadır. Bu çalışmanın amacı, hızlı ve değişken bir sektör olarak bilinen bilişim sektöründeki üst düzey yöneticilerin, karar verme davranışlarındaki sosyal ve beşeri sermaye etkisini anlamaya çalışmak ve karşılaşılan çeşitli durumlarda yöneticilerin karar tercihlerini ortaya çıkarmaktır. Yöneticilerin karar vermesi gereken durumlar, rutin ve rutin olmayan, sorun türleri için programlanmış veya programlanmamış, karar türü açısından da kurumsal – stratejik, yönetsel – operasyonel kararlar olarak ve sosyal sermayenin boyutları açısından içsel – dışsal, yatay – dikey, mikro – makro, güçlü – zayıf ilişki şeklinde tanımlanmaktadır. Beşeri sermaye ise, bireyin (yöneticilerin) tecrübe ve deneyimleri ile sahip oldukları yetenekler olarak betimlenmektedir. Bu araştırmada, karar verme davranışında sosyal ve beşeri sermaye etkilerinin incelenmesi amacıyla nicel bir çalışma yapılmış ve ilgili ağ düzeneğinde aktörlerin merkezilik konumları (merkezde veya merkezden uzakta olmaları) belirlenmiştir. Daha sonra ise karar davranışlarındaki tercihleri derinlemesine analiz yapabilmek amacıyla yarı – yapılandırılmış görüşme tekniği aracılığıyla nitel bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu çalışma ile gündelik hayatta sık sık karşılaşılan ekonomik hayattaki sosyal ilişkilerin karar davranışına etkisini daha iyi anlamlandırmak ve literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır. Ayrıca yeni araştırmacılar için karar verme davranışında yerleşik ilişkilerin sınırları belirlenmiş, değişkenlerini daha iyi izole etmeleri ve karar verme davranışına ilişkin modeller geliştirebilmelerine yardımcı olmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal sermaye, beşeri sermaye, karar verme, sosyal ağlar, bilişim sektörü
Nitelikli işgücünün gayri safi yurtiçi hasılaya etkisi
Ekonomik güç sosyal gücü beslemektedir. İnsanlar ne kadar ekonomik güce sahip iseler sosyal yönlerine o kadar zaman ayırabileceklerdir. Ekonomik gücünü elde edememiş bir insan bunu elde etmek için yeni yöntemleri araştırır, ama bir türlü sosyal yönüne odaklanamaz. Çünkü önce temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir bunları karşıladıktan sonra sosyal aktivitelere zaman ayırabilmektedir ve özel yaşam iş yaşamı dengesini, ancak bu şartlar altında kurabilmektedir. Ülkelerin kalkınabilmeleri için yeni teknolojiler geliştirmeleri şarttır. Bu şart olduğu gibi, bu teknolojileri geliştirmenin en önemli yolu da bu teknolojileri kültürel olarak yaşamaları, hayatlarını buna göre adapte etmeleridir. Teknoloji ise getirdiği her yeni atılım ile ekonomiye yön vermektedir. İşgücü arz edenler istihdam edilirken asgari seviyede ücret verilmesi, personele gelecek güvencesi için sigorta yapılması gerekmektedir. Personelin işyerine gelmek için katlanmak zorunda olduğu yol masrafları ve personelin yemek giderleri karşılanmalıdır. Nitelikli üretim sürecini insanlara faydalı ürünler üretmek üzere harekete geçirmek, kullandıkları ve kullanmak zorunda oldukları fiziksel ve zihinsel yeteneklerinin tamamı olarak tanımlayabiliriz.
Küreselleşme ve istihdam
Küreselleşme süreci, akademik ve siyasi çevrelerde son dönemde tartışılan en popüler kavramlardan biridir. Bilgi teknolojilerindeki gelişmelerle hız kazanan küreselleşme; ekonomik, sosyal, teknolojik, kültürel ve politik açılardan global bütünleşme, entegrasyon ve dayanışmanın artması ve ekonominin uyumlu bir biçimde uluslararası ölçekte planlanması şeklinde ifade edilmektedir.Bu yüksek lisans tezinde, etkisi yerel veya bölgesel olarak sınırlandırılamayacak olan ve tüm toplumları etkileyecek güç ve boyutta olan küreselleşme kavramının istihdam ve emek piyasası üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bu bağlamda öncelikle birinci bölümde küreselleşme olgusu tarihsel süreçteki işleyişi dikkate alınarak, olumlu ve olumsuz tüm yönleri ile incelenmiştir. İkinci bölümde küreselleşme sürecinin istihdam üzerinde yarattığı etkiler üzerinde durulmuştur. Küreselleşme süreci ile ortaya çıkan yeni iş ve işgücü yapısı, değişen istihdam koşulları ve global işsizliğin nedenleri incelenmiştir. 21. yüzyılın gelişen teknolojileri, bilgisayar ve internet ağı bilgi toplumunu öne çıkarmış ve beşeri sermayenin önemi artmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü beşeri sermaye ve bilgi toplumunun küreselleşen dünyada yeri incelenirken, uluslararası ölçekte planlanan ekonomide yabancı yatırımlar, özelleştirmeler ve firma birleşmelerinin istihdam üzerindeki etkilerine değinilmiştir. Yine üçüncü bölümde küreselleşmenin bazı ülke grupları, AB ve Türkiye'de istihdam ve işsizlik üzerindeki etkilerinin boyutları ve bu etkilerin ne yönde olduğu verilerle ortaya konmaktadır. Küreselleşme süreci, istihdam yaratmada ve işgücü niteliğinin geçirdiği evrimde katkısı olan bir süreç midir? Yoksa tam aksine küreselleşme süreci bugün dünya ülkelerinin işsizlik konusunda yaşadığı ortak sıkıntının bir nedeni midir? Sorularına yanıt aranmaktadır.
Beşeri ve ekonomik sermayenin geliştirilmesinde bölgesel kalkınma ajanslarının rolü (TR61 düzey 2 bölgesi örneği)
TR61 Düzey 2 Bölgesi toplam 2 684 328 nüfusa sahiptir. Türkiye nüfusunun %3,7'ini ve 36 996 km2'lik alanla yüzölçümünün %4,7'sini oluşturmaktadır. Türkiye'deki bölgeler arası kalkınmışlık farkının ortadan kaldırılması ve ortak yerel sosyo-ekonomik büyüme potansiyeline sahip illerin birlikte kalkınması için benimsenen bölgesel kalkınma politikası neticesinde Bölgesel Kalkınma Ajansları kurulmuştur. Bu tezin amacı, bu ajansların faaliyetlerinin ekonomik kalkınmanın en önemli göstergelerinden olan beşeri ve ekonomik sermaye üzerindeki etkisini, bu politikanın başarılı olup olmadığını TR61 Düzey 2 Bölgesi Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) örneğinde açıklamaya çalışmaktır. Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi verimli toprakları, zengin su kaynakları ve ılıman iklimi ile birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her çağda cazibe merkezi olmuş bir yerleşim alanıdır. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) aracılığıyla desteklen firmalar ile kurum\kuruluşlar tarafından yürütülmüş proje\faaliyetlerin "Gayeli Örnekleme Yöntemiyle" ile seçilenlerden anket yoluyla birincil veriler toplanarak ikincil verilerle karşılaştırılmıştır. Sonuçta, BAKA aracılığıyla desteklen firmalar/ kurum\kuruluşlar tarafından yürütülmüş proje\faaliyetler sonucunda beşeri ve ekonomik sermayenin geliştiği ve buna bağlı olarak sürdürülebilir bölgesel kalkınmanın sağlanmasında önemli bir paya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, anket uygulanan firmalar ile kurum\kuruluşların yasal statüleri, bulundukları iller ve faaliyet alanları gibi beşeri ve ekonomik sermaye ile bölgesel kalkınma kriterleri arasında ''ki-kare ( 𝜒2)'' analizi yapılarak arasındaki ilişki belirlenmiştir.
Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomik kalkınma üzerindeki rolü
Türkiye'nin iktisadi kalkınmasının sağlanmasının ve sürdürülebilir olmasının en temel şartı ülkenin sahip olduğu doğal, beşeri ve ekonomik kaynakların etkin biçimde kullanılmasıdır. Türkiye'de sürdürülebilir iktisadi kalkınmayı sağlayacak doğal ve ekonomik kaynaklardan olan hazine taşınmazlarının tamamının rasyonel, etkin ve verimli kullanımı vazgeçilmez bir unsurdur. Bu nedenle hazine taşınmazlarının kısa, orta ve uzun dönemli olarak ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomiye kazandırılmasına yönelik yapılan işlemler: tahsis, kira, irtifak hakkı tesisi, satış ve ecrimisildir. Ancak, bu taşınmazların ekonomiye kazandırılmasına yönelik yapılan işlemler istenilen düzeyde değildir. Hazine taşınmazlarının yönetimi ve ekonomiye kazandırılmasına ilişkin yasal ve kurumsal değişiklik yapılması gerekmektedir. Bu değişikler ile birlikte yapılacak bir planlama doğrultusunda hazine taşınmazları ekonomiye kanalize edilmelidir. Böylelikle, hazine taşınmazları rasyonel, etkin ve verimli ticari yatırımlara konu edilerek ekonomiye kazandırılacak ve iktisadi kalkınmaya katkı sunacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomik kalkınma üzerindeki rolü tartışılacaktır.
Gelişmekte olan ülkelerde finansal gelişimin, demokrasinin ve beşeri sermayenin gelir dağılımına etkisi: Finansal kuznets eğrisi geçerli mi?
Finansal gelişimin ülkelerin ekonomik büyüme performansları üzerindeki etkilerini inceleyen çok sayıda ampirik çalışma olmasına rağmen, finansal gelişim sonucundaki milli gelir artışının toplumun düşük gelirli kesimlerine yansıması veya gelir dağılımı üzerindeki etkileri genellikle göz ardı edilmektedir. Finansal gelişimin gelir dağılımı üzerindeki etkilerine yönelik olarak ortaya atılan hipotezlerin ise çelişkili argümanlar içerdiği bilinmektedir. Buna karşın son yıllarda ortaya atılan ve "finansal Kuznets hipotezi" (Greenwood-Jovanovic hipotezi) olarak adlandırılan hipoteze göre, finansal gelişimin başlangıç aşamalarında finansal sistemdeki bilgi asimetrisinin yüksek olması ve finansal kaynaklara erişimin yüksek maliyetler içermesi nedeniyle gelir dağılımı adaleti bozulmaktadır. Finansal sistemin olgunlaşması ile birlikte düşük gelirli kesimin finansal kaynaklara erişimi kolaylaşmakta dolayısıyla gelir dağılımı adaleti olumlu yönde etkilenmektedir. Kısacası, bu hipoteze göre finansal gelişim ile gelir eşitsizliği arasında ters U-şeklinde bir ilişki geçerlidir. Bu çalışma, finansal Kuznets hipotezinin geçerliliğini 1990-2013 gözlem aralığı ve 23 gelişen ülke ekonomisi için incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, finansal gelişimin yanı sıra ekonomik büyümenin, demokrasi düzeyinin ve beşeri sermayenin, gelir eşitsizliği üzerindeki etkilerinin de incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, söz konusu değişkenler arasındaki ilişki incelenirken panel birim kök, panel eşbütünleşme, panel FMOLS uzun dönemli katsayı tahmincisi ve panel nedensellik testlerinden faydalanılmıştır. Çalışmada uygulanan ampirik analizler sonucunda elde edilen bulgular panel bazında değerlendirildiğinde, milli gelirdeki, demokrasi düzeyindeki ve beşeri sermaye birikimindeki artışın gelir eşitsizliğini azalttığı görülmektedir. Ayrıca, finansal gelişim ile gelir eşitsizliği arasında ise U-şeklinde bir ilişkinin geçerli olduğu dolayısıyla finansal Kuznets hipotezinin geçersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin profesyonel sermayeleri ile mesleki dayanıklılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Günümüzde bilim, teknoloji, siyaset, eğitim, askeri ve ekonomik alanlarda yaşanan hızlı değişim ve dönüşümler, öğretmenlerin mesleki dayanıklılıklarını sürdürebilmelerini önemli hâle getirmektedir. Profesyonel sermaye; öğretmenlerin mesleki bilgi ve becerilerini (insan sermayesi), sosyal ilişkilerini (sosyal sermaye) ve karar alma yeterliklerini içeren bütüncül bir yapıyı ifade etmektedir. Bu yapının mesleki dayanıklılık üzerindeki olası etkileri, araştırılması gereken bir alan olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmanın temel amacı, öğretmenlerin profesyonel sermaye düzeyleri ile mesleki dayanıklılıkları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada, "Öğretmenlerin profesyonel sermaye düzeyleri ile mesleki dayanıklılık düzeyleri arasında nasıl bir ilişki vardır?" sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 1.174 resmi eğitim kurumunda görev yapan okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim düzeyindeki toplam 19.734 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise küme ve tabakalı örnekleme yöntemleri kullanılarak belirlenen 375 öğretmenden oluşmaktadır. Katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla Kişisel Bilgiler Formu kullanılmıştır. Öğretmenlerin profesyonel sermaye düzeylerini ölçmek için "Öğretmenlerin Profesyonel Sermayesi Ölçeği", mesleki dayanıklılık düzeylerini belirlemek için ise "Öğretmen Mesleki Dayanıklılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, PSPP 1.6.2 istatistik yazılımı ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon (r) analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, katılımcı öğretmenlerin profesyonel sermaye kapasiteleri ile mesleki dayanıklılıkları arasında orta düzeyde ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Bunun yanı sıra analiz sonuçları, öğretmenlerin profesyonel sermaye düzeylerinin mesleki dayanıklılığı %45 oranında anlamlı bir şekilde yordadığını göstermektedir. Demografik verilerin analizine ilişkin sonuçlarda ise, mesleki dayanıklılık açısından yalnızca okulun bulunduğu ilçe değişkeni anlamlı bir farklılık göstermektedir. Merkez ilçede görev yapan öğretmenlerin mesleki dayanıklılık düzeylerine ilişkin görüşlerinin, diğer ilçelerde görev yapan öğretmenlere kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Profesyonel sermaye açısından ise okul kademesi değişkeninin anlamlı bir farklılık yarattığı belirlenmiştir. Özellikle ortaöğretim kademesinde görev yapan öğretmenlerin profesyonel sermaye algılarının, diğer kademelerde görev yapan öğretmenlere göre daha düşük olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu araştırma, öğretmenlerin profesyonel sermaye düzeyleri ile mesleki dayanıklılıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak eğitim politikaları ve uygulamaları açısından anlamlı bir bakış açısı sunmaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, özellikle karar sermayesinin mesleki dayanıklılığın artırılmasında daha belirleyici bir unsur olarak öne çıktığı söylenebilir. Bu çerçevede, öğretmenlerin profesyonel sermayelerini geliştirmeye yönelik bütüncül yaklaşımların ve uygulamaların, mesleki dayanıklılıklarını güçlendirme potansiyeli taşıdığı değerlendirilmektedir. Gelecekte gerçekleştirilecek çalışmaların daha geniş örneklemlerle, farklı demografik değişkenler gözetilerek ve nitel ya da karma yöntemler kullanılarak yürütülmesi, konunun daha kapsamlı ve derinlemesine anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.
Küreselleşme ve kalkınma ilişkisi'nin dinamik panel veri analizi: Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler örneği
Küresel sistem içinde gelişen "Kalkınma Ekonomisi" toplumun yaşam standartlarını en iyi seviyeye çıkararak sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum oluşturmayı amaç edinmektedir. Küreselleşme sürecinin beraberinde doğru kalkınma stratejileri uygulanmadıkça, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ilerleme gösterememektedir. Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde küreselleşme ve kalkınma ilişkisinin küreselleşmenin boyutları ve makroekonomik değişkenler yardımı ile araştırılmasıdır. Bu amaçla 1990-2017 yıllık verileri kullanılarak Türkiye özelinde "Vektör Otoregresif Model" (VAR) tekniği ve gelişmekte olan ekonomilerde, "Dinamik Panel Veri Analizi, Genelleştirilmiş Momentler Metodu" (GMM) ile analizler gerçekleştirilmiştir. Tüm ampirik bulgular doğrultusunda, tezin kavramsal ve teorik bölümlerinde savunulan görüş desteklenmektedir. Ekonomik büyüme kalkınmanın bir koşulu olmakla birlikte ülkelerin kalkınma kriterlerinde tek başına yeterli olamamaktadır. Küreselleşmenin ekonomik, sosyal ve politik boyutlarının küresel arenada rekabet üstünlüğü sağlayabilmesi kalkınmışlık düzeyi ile gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle politika yapıcıların vereceği kararlar da öncelikle beşerî sermayeye yapılacak yatırımların geliştirilmesi ve anlamlı bulunan ekonomik, sosyal ve politik küreselleşme de geliştirilebilecek yönetmelikler bu ülkelere politika önerisi olarak sunulabilmektedir.
Emek verimliliğinin demografik yapı ve beşerî sermaye ile ilişkisi: Panel veri uygulamaları
Emek verimliliği ülkelerin kalkınmasında ve büyümesinde önemli bir değişkendir. Gelişmiş ülkeler hem fiyat istikrarını sağlamak hem de büyümelerini sürdürmek için verimlilik artışlarına önem verirken gelişmekte olan ülkeler de büyümelerini ve kalkınmalarını emek verimliliği artışları ile sağlamaktadırlar. Bu tezde, emek verimliliğine etkisinin olduğu düşünülen değişkenlerden, demografik yapı ve beşerî sermayenin emek verimliliğine etkisinden bahsedilmiştir. Demografik yapının ve beşerî sermayenin emek verimliliğine etkisi, 115 ülke, BRICS-T ülkeleri ve Türkiye için, 1991-2018 dönemi ve panel sabit etkiler, tesadüfi etkiler modeli, Arellano-Bond ve interaktif model kullanılarak incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; yaş bağımlılık oranının artmasının emek verimliliği artışlarını azaltacağı tespit edilmiştir. Ayrıca emek verimliliğini etkileyen diğer değişkenlerin marjinal etkisinin ise ciddi olumsuz etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Yaş bağımlılığının negatif etkisi varken beşerî sermayenin pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca beşerî sermaye ile ilişkilendirilen emek verimliliğinin diğer belirleyicilerinin marjinal etkisinin pozitif olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Emek Verimliliği, Demografik Yapı, Beşerî Sermaye
Kuruluş aşamasında girişimcilik türlerinde sermaye önceliklerinin belirlenmesine yönelik bir çalışma: Gaziantep ili örneği
Bireyler girişimcilik faaliyeti gösterecekleri sektörlerde işyeri kuruluş aşamasında sahip oldukları ya da kullanabilecekleri sermaye çeşitliliğini belirlemek durumundadırlar. Bu nedenle, araştırmada Gaziantep'te 2015 yılından 10.09.2018 tarihine kadar kurularak faaliyet gösteren girişimcilerin beşeri sermaye, sosyal sermaye, yapısal sermaye ve finansal sermayedeki kullanım düzeylerindeki farklılıklar incelenmiştir. Nicel araştırma kapsamında, Gaziantep Sanayi Odası ve Gaziantep Ticaret Odası'na kayıtlı olan 459 işletmenin girişimcisine anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, kuruluş aşamasında sosyal sermaye ile finansal sermaye kullanım düzeylerinin girişimcilerin türlerine göre istatistiksel olarak farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Ticaret girişimcileri sanayi girişimcilerinden; hizmet girişimcileri de tarım ve sanayi girişimcilerinden sosyal sermayeyi fazla kullandıkları görülmüştür. Ticaret ve hizmet girişimcileri de sanayi girişimcilerine göre finansal sermayeyi fazla kullandıkları tespit edilmiştir. Çalışmada, girişimcilerin sermaye kullanım düzeylerinin sosyo/demografik ve işletme özelliklerindeki farklılıkları da tespit edilerek, girişimcilere ve araştırmacılara birtakım önerilerde bulunulmuştur.
Sürdürülebilir kalkınma amaçları kapsamında nitelikli eğitim: Seçilmiş OECD ülkeleri ile Türkiye karşılaştırması
Kalkınma kavramının 1960'lı yıllarda önem kazanması ve merkezinde insanın yer alıyor olmasından dolayı beşeri sermaye kavramı çok mühim bir hal almıştır. Beşeri sermaye kavramıyla nitelikli eğitime yapılan yatırımlar ve harcamalar temel husus olarak ele alınmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler için sürdürülebilir kalkınma olgusu çok önemli bir yer tutmaktadır. Sürdürülebilir ekonomik kalkınma teknoloji ve gelişmelerle sağlanmaktadır. Nitelikli eğitimin varlığı teknolojik gelişme içinde çok değerli sayılmaktadır. Çünkü teknolojik gelişmeye destek olacak en temel unsurlardan biri nitelikli eğitimdir. Hükümetin yaptığı harcamalar arasında ayrıcalıklı bir yer tutan nitelikli eğitim her ülke için vazgeçilmez temel unsurlardan birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye ve seçilmiş OECD ülkeleri için sürdürülebilir kalkınma ve nitelikli eğitim açısından 1970-2018 yılları arasında karşılaştırma yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Nitelikli Eğitim Harcamaları, Beşeri Sermaye, OECD, Türkiye
Bağımsız serbest çalışan bilişimcilerin çalışma şartlarının analizi
Günümüz bilgi çağının toplum üzerinde etkileri inanılmaz noktalara ulaşmış, telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri de çok hızlı yaygınlaşmıştır. Yaygınlaşan telekomünikasyon temel iletişim aracı olmuş ve toplum üzerinde direk ve dolaylı olarak günlük yaşantıyı etkiler hale gelmiştir. İletişim maliyetlerinin düşürülmesi, zaman kazancı ve çalışma hayatındaki değişimler ile ilgili yüksek beklentileri barındıran telekomünikasyon ve bilgi teknolojilerinin ortaya çıkardığı yeni bir çalışma şekli olarak tele-çalışma, işverenler ve çalışanlar açısından bu beklentileri karşılayarak iş dünyasına yavaş yavaş adapte edilmeye başlanmıştır. Türkçe'de tam karşılığını bulamadığımız evden serbest çalışma yöntemi olan tele-çalışmanın, kişiler açısından avantajlı ve dezavantajlı yönleri bulunmaktadır. Tele-çalışmanın yavaş yaygınlaşmasının nedenlerini bulabilmek için bu avantaj ve dezavantajların neler olduğunun ortaya çıkarılması ve tele-çalışmanın özelliklerinin analiz edilmesi gerekmektedir.Amerika ve Avrupa'da belli noktalara ulaşan tele-çalışma şekli Türkiye'de oldukça yenidir. Tele-çalışma uygulamaları henüz yaygınlaşmamasına rağmen, bu tez çalışmasında tele-çalışmaya bakış ve yaklaşımlar incelenmiştir. İleri teknoloji sektöründe çalışan kişilerin tele-çalışan olarak çalışma açısından potansiyel oldukları düşünülerek, bu kişilerin yaklaşımları yönetim ve organizasyon açısından analiz edilip, yurt dışındaki çalışmalarla karşılaştırma yapılmıştır.
Beşeri sermaye ekonomik büyüme ilişkisinin kurumsal faktörler açısından değerlendirilmesi: Bir panel veri analizi
Bu çalışmada beşeri sermaye ekonomik büyüme ilişkisi kurumsal açıdan incelenmektedir. Çalışmada beşeri sermayeyi oluşturan bireyin, gelişiminde rol oynayan eğitim ve sağlık faktörleri incelenirken, bireyin içirişinde bulunduğu toplumun yapısı kurumsal açıdan değerlendirilmektedir. Kurumsal yapılar toplumun demokratik yapısı, hukuksal yapısı ve yolsuzlukla mücadele açısından incelenmektedir. Çalışma 2002-2016 dönemini kapsamakta olup, kurumsal yapılardaki farklılıklar göz önüne alınarak, gelişmiş ve gelişmekte olarak iki ayrı modelde incelenmektedir. Ülkeler için kurulan panel regresyon modellerinde bağımlı değişken olarak kişi başına düşen reel GSYH, bağımsız değişken olarak eğitim endeksi, kişi başına düşen sağlık harcaması, hukukun üstünlüğü endeksi, demokrasi endeksi ve yolsuzlukla mücadele endeksi kullanılmaktadır. Çalışmada gelişmiş ülke grubu için sabit etkiler modelinin, gelişmekte olan ülke gurubu için klasik model ile tahmin yapılmasının uygun olduğuna karar verilmektedir. Çalışmada etkin ve tutarlı sonuçlar elde etmek amacıyla Driscoll ve Kraay dirençli tahminci ile tahmin yapılmaktadır. Analiz sonucu elde edilen bulgulara göre gelişmiş ülkelerde eğitim, sağlık, hukuk, demokrasi, yolsuzlukla mücadele değişkenleri ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır. Gelişmekte olan ülke için kurulan modelde ise eğitim, sağlık, yolsuzluklarla mücadele ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki pozitif yöndeyken, demokrasi ve hukuk ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin anlamsız olduğu saptanmaktadır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ekonomik kalkınmasında beşeri sermayenin önemi ve mülki idare amirlerinin algısı
Günümüzde ülkelerin en önemli hedefleri kalkınmışlık düzeylerini artırmak ve bölgelerarası gelişmişlik farklarını en aza indirmektir.Geri kalmış bölgelerde hızlı ve devamlı bir kalkınma için pek çok araç kullanılabilir. Beşeri sermaye teorisine göre, bu araçlar arasında en etkili olanı nitelikli insan gücü yatırımlarının bu bölgelere yapılmasıdır. Bu çalışmada Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin gelişmesinde en önemli unsurlardan birinin nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi olduğu üzerinde durulmuştur.İçsel büyüme modellerinde büyümenin itici gücünün beşeri sermaye olduğu belirtilmektedir. Beşeri sermayenin temel bileşenleri arasında eğitim ve sağlık yer almaktadır. Gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki temel farklardan biri de beşeri sermayeye olan yatırımların miktarı ve bunun sonucunda nitelikli insan gücü stokundaki farklılıklardır. Gelişmiş ülkeler eğitim süreçlerini insanın niteliğine katkıyapacak biçimde planlamaktadırlarEğitim ve sağlık alanındaki yatırımların, Güneydoğu Anadolu Bölgesi açısından son derece önemli olduğu görülmektedir. Yapılan anket çalışmasının sonucunda bölgenin eğitim yapısındaki temel sorunlar arasında, alt yapı ve eğitici personel eksikliğiyle beraber, gelenek görenek, inanışlar, niteliksizlik ve güvenlik sorunlarının yer aldığı görülmüştür. Türkiye'de özellikle devletin planlama aracıyla kalkınmayı sağlamaya çalıştığı durumlarda, planlama yapılırken bölgenin nitelikli insan gücü miktarının dikkate alınması çok önemlidir.Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kalkınma, Az Gelişmişlik, Beşeri Sermaye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitimi ile büyüme ve kalkınma arasındaki ilişki
Eğitim, toplumların ekonomik ve sosyal olarak ilerlemesi için mutlak olarak ihtiyaç duyulan bir öğrenim sürecidir. Eğitim ve kalkınma arasında çok önemli bir ilişki mevcuttur.Eğitimin iktisadi gelişme ve refahı artırdığının genel kabul görmesiyle birlikte, bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar artırmış ve daha özellikli alanlara yönelinmiştir. Bu alanlardan biri olan kadın eğitimi ve kadın-erkek arasındaki eğitim açığı, ekonomik boyutları incelendiğinde araştırmaya değer bulguların olduğunu göstermektedir. Eğitim göstergeleri kadın ve erkek arasında eşit dağılmamakta ve ülkelerin gelişmişlik düzeyine, yaş ve gelir gruplarına göre farklılık göstermektedir.Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitimi, kalkınma planlarında görmezlikten gelinmiştir. Ancak, eğitimin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi birçok ampirik çalışmaya konu olmuş ve hemen hepsinde eğitimin büyümeye önemli ölçüde katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca eğitimin kadınlara sağladığı getirinin, erkeklere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular, kadınların eğitim düzeylerinin yükseltilmesi gereğinin ekonomik gerekçesini oluşturmaktadır.Çalışmada, gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitiminin ekonomik büyümeye katkısı ve Türkiye'deki kadın eğitim oranlarının büyüme ve üretim üzerindeki etkileri ekonometrik bir çalışma ile incelenmiştir. Uygulama sonucunda Türkiye'de kadın eğitimi ve kadınların istihdamı ile büyüme arasında anlamsız bir ilişki, buna karşın gelişmekte olan ülkelerde kadın eğitimi ile büyüme arasında anlamlı ancak kadının ekonomik aktivitelere katılım oranı ile büyüme arasında anlamsız bir ilişki bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Büyüme, Kadın Eğitimi, Eğitim ve Kalkınma
Beşeri sermaye ve kalkınma arasındaki ilişkiler üzerine bir araştırma
1960'lı yıllardan itibaren teorik yaklaşımlar ve ampirik çalışmalar, beşeri sermaye kavramını iktisadi büyüme ve kalkınma konularıyla ilişkilendirerek, pozitif etkiyi ortaya koymuştur. 1970'lerin ikinci yarısından itibaren de ekonomik analizlerde insan faktörü yer almıştır. Azgelişmiş ülkeler, iktisadi kalkınmalarını fiziki sermaye yatırımlarıyla sağlayabileceklerinden hareketle, kaynaklarının önemli bir kısmını bu alana aktarmaktadırlar. Beşeri sermayeyi dışlayan bu yaklaşım, eğitime gerekli kaynak transferini de mümkün kılmamaktadır. Oysaki insanların kazandıkları bilgi ve yetenekler, gelişmiş ülkelerin üretim gücündeki üstünlüğünü açıklayan önemli bir unsur olmuştur.1980'lerin ikinci yarısıyla birlikte hızlanan globalleşme ve bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde beşeri sermaye kaçınılmaz olarak en çok etkilenen unsur olurken "nitelikli insan" da bilgi toplumunun simgesi haline gelmiştir. Bu çalışmada, çağımızda kalkınmanın en önemli faktörü olan beşeri sermayede hangi ilişkilerin bulunduğu ortaya konulacaktır. Kalkınma içerisinde beşeri sermayenin önemi tespit edilerek, kalkınmanın sadece bir maddi sorun olmadığı gösterilmiş olacaktır Anahtar kelimeler: 1. BeĢeri Sermaye 2. Kalkınma 3. Sosyal Sermaye 4. Azgelişmişlik 5. Kalkınma Teorileri