Laws 5237 numbered

87 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İhaleye fesat karıştırma suçu

İhaleye fesat karıştırma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, Kanun'un "Özel Hükümler" adlı ikinci kitabının "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı Üçüncü Kısmının "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yer almaktadır. Maddeye göre; Kamu kurumu veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 235. maddesinde de bir takım değişiklikler yapılmıştır. Çalışmada bu değişiklikler çerçevesinde ihaleye fesat karıştırma suçu ele alınmıştır.

Ceza hukukuKanunlar 5237 sayılıKanunlar+6
Süleyman Numan Özcan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda doğrudan bilişim suçları

Bilişim alanı, her geçen gün gelişimini sürdürmektedir. Bir süre önce hayal bile edilemeyecek teknolojik ürünler, bugün neredeyse toplumsal yaşamın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, yeni bilişim araçları insanlığın kullanımına sunulmuştur. Hayatın hemen her anında kullanılan bilgisayarlar başta olmak üzere bilişim araçları, insan hayatını kolaylaştırmaktadır. Bilişim teknolojisinde yaşanan gelişmeler ve bilişim araçlarının çok farklı alanlarda kullanılabiliyor olması, bu alanda birtakım hukuka aykırı fiilleri de beraberinde getirmiştir. Bilişim araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanan suç failleri, sürekli yeni yöntemler geliştirmek suretiyle kişilerin haklarını ihlal etmektedir. Bundan dolayı, bilişim alanında gerçekleşen ihlal hareketleriyle mücadele edebilmek ve kişi haklarını korumak için ulusal ve uluslararası düzeyde mevcut normların gözden geçirilmesi ve bazı yeni ceza normlarının düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın ilk bölümünde, bilişim alanıyla ilgili bazı temel kavramlar açıklandıktan sonra bilişim suçlarının işlenme sebepleri ve en sık görülen suç işleme yöntemleri anlatılmıştır. İkinci bölümde ise, Türk Hukukunda doğrudan bilişim suçlarına yönelik düzenlemeler ele alınmıştır. Başta Türk Ceza Kanunu olmak üzere Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, Elektronik İmza Kanunu'nda yer verilen doğrudan bilişim suçlarına yönelik düzenlemeler unsurları yönünden ayrıntılı olarak incelenmiştir. Konuyla ilgili uluslararası sözleşmelerdeki hükümlere de ilgili bölümlerde yer verilmeye çalışılmıştır. Kanunlardaki düzenlemelerin eksik ya da hatalı bulunan tarafları belirtilerek yapılması gerekenlerle ilgili birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Bilgisayar, İnternet, Bilişim, Bilişim suçu.

Bilgisayar suçlarıBilişim suçlarıKamu Hukuku+4
Hasan Burak Öndin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalara seçenek yaptırımlar

Toplumun mutlaka bir düzen içinde bulunması gerekir. Toplumun düzeninin devamı için de düzenin bozulmasına sebebiyet verecek eylemler çeşitli şekillerde müeyyideye tabi tutulmak zorundadır. Toplumun en üst örgütlenmesi olan devletin sosyal barış ve sükûneti sağlamak üzere gerekli önlemleri alması gerekir. Bu önlemlerin başında suç ve ceza ihdası ile verilen cezaların yerine getirilmesini sağlamak gelir. Ancak cezalandırmanın klasik amacı olan öç alma veya kefaret, insanlık tarihiyle birlikte değişikliğe uğramış, cezanın amacına ilişkin bu düşünceler suçlunun, suçtan arındırılması ve toplumun korunması amacıyla duygusallığın arka plana atıldığı, bilimsel temele dayalı çözüm arayışlarına yönelen bir amaç halini almıştır.Çağdaş ceza anlayışı; hem hukuka aykırı olan eylemleri gerçekleştiren kişi, hem de bunun en genel anlamıyla mağduru olan başta toplum olmak üzere diğer gerçek ve tüzel kişiler için bu eylemden en az zararla kurtulmanın yollarını bilimsel olarak aramaya başlamıştır. Bu anlamda da hukuka aykırı eylemden zarar gören tüm sujelerin en az etkilenmesi maksadıyla hürriyeti bağlayıcı cezaların bu sujelere verdiği olumsuz etkilerin giderilmesi amacıyla çeşitli alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ve özellikle kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalara seçenek yaptırımların araştırılması yoluna gidilmiştir. Bu seçenek yaptırımlarla, özellikle kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların gerek sanık gerekse mağdur ve toplum açısından zararlı etkilerinin en aza indirildiği ve amaçlanan faydanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır.Bu bağlamda hürriyeti bağlayıcı cezaların yerine uygulanan seçenek yaptırımlar konusu tüm hukuk sistemlerinin ilgilenmeye başladığı ve sonuç olarak da bundan fayda sağlanılan bir kurum olarak toplumun suça karşı korunmasını sağlayan önemli bir fonksiyonu yerine getirmiştir.Anahtar Kelimeler: Kısa Süreli Hürriyeti Bağlayıcı Ceza, Seçenek Yaptırım, Güvenlik Tedbirleri

Ceza yaptırımıGüvenlik denetimiGüvenlik yönetimi+6
Mehmet Burak Uzun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İmar kirliliğine neden olma suçu (TCK m. 184)

İmar kirliliğine neden olma suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilk defa ceza hukuku anlamında cezalandırılabilir bir fiil olarak düzenlenmiştir. Elbette ki imar kirliliğine neden olma fiiline vücut veren hareketler TCK'da suç olarak kabul edilmeden önce de işlenmekte idi. Fakat bu fiiller sadece kabahat şeklinde nitelendirilip çeşitli idari yaptırımlara tabi tutulmakta idi. Avrupa Birliği Hukukuna uyum çerçevesinde çevreye karşı suçların ceza hukuku yoluyla korunma altına alınması esasında yeni bir olgudur. İmar kirliliğine neden olma fiili de çevreye karşı suçlardan biri olup ceza hukuku yoluyla koruma altına alınması uygun görülmüştür. Tezimizde üzerinde durulan noktalardan bir tanesi de çevreye karşı suçlardan olan imar kirliliğine neden olma suçunun ceza hukuku yoluyla korunmasının ne derecede sağlandığı olacaktır. Tezimizin inceleme konusu olan imar kirliliğine neden olma suçu esasında içerisinde üç ayrı suçu taşımaktadır. Bunlar sırasıyla; yapı ruhsatiyesi alınmadan ya da ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak, yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek ve son olarak da yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmektir. Çalışmada bu fiiller ayrı ayrı incelenmiş ve yasalaşmadan önce TBMM Genel Kuruluna sunulan ilk metni ile de karşılaştırmalar yapılmıştır.

Ceza HukukuKanunlar 5237 sayılıKent imar planı+5
Suzan Aslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu

Hürriyetlerin korunması için hukuki olarak tanınmaları yeterli olmamış, aynı zamanda hürriyetlerin ihlal edildiği durumları cezalandıran bir sistem kurulması gerekmiştir. Hürriyete karşı suçların yasal olarak mevzuatta yer alması bu konuda atılan önemli adımlardan biridir. 5237 sayılı TCK'nın ikinci kısım, yedinci bölümde yer alan Hürriyete Karşı Suçlar düzenlemesi ile bu bölümde yer alan hürriyetlerin gerçek anlamda tanınması sağlanmıştır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu Hürriyete Karşı Suçlar bölümünde m. 109'da düzenlenmiştir. Kişinin bir yere gitmek ya da bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılması suç olarak kabul edilmiştir. Aktüel ve potansiyel hareket hürriyetinin korunan hukuki değer olduğu bu suç tipinde, suçun işlenmesindeki kolaylık ve fiilin haksızlık içeriği esas alınarak nitelikli hâller düzenlenmiştir. 5271 s. CMK ve ilgili yasal düzenlemelerde yer alan koruma tedbirlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda hukuka uygunluk sebebi olması, başka birçok suçun işlenmesinde mağdurun hareket hürriyetinin sınırlandırılmasının zorunlu olması ve suçla korunan hukuki değere ilişkin belirsizlik dikkate alınarak, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu tez konusu olarak seçilmiştir.

Hürriyeti tahdit suçuKanunlar 5237 sayılıKişi özgürlüğü+1
Zeynep Büşra Şenyiğit
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İslam ve Türk ceza hukukunda akrabalığın suç ve cezalara etkisi

Hazırlamış olduğumuz tezimizin konusu İslam hukukunda ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda suçlu ile mağdurun birbirlerinin akrabaları olmaları durumunda aralarında var olan bu akrabalık ilişkisinin suç veya cezaya nasıl ve ne derecede etki ettiğinin araştırılmasıdır. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezimizin amacı ve kaynakları konulara değinilmiştir. Birinci bölümde İslam ve Türk Ceza Hukuku'ndaki suç ve ceza kavramlarına ve bu kavramların unsurlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde İslam hukukundaki had suçları ile kısas suçları ve cezaları hem basit şekilleri açısından hem de suçlu ile mağdurun birbirlerinin akrabaları olmaları açısından ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise ulaşılan bulgular değerlendirilerek çalışma sonlandırılmıştır.

AkrabalıkAkrabalık ilişkileriCeza+6
Mustafa Kale
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu (TCK m. 104)

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, medeniyetin başlangıcından bu yana toplumlarda cezalandırılmıştır. Cinsel davranışların hukuka aykırı olarak uygulanması bazı toplumlarda daha olağan karşılanırken bazı toplumlarda olağanüstü tepkiler almıştır. Cezalandırmanın nedenleri zamanla ve toplum yapısına göre değişse de cinsel davranışlara ilişkin hassasiyet hep var olmuştur. Reşit olmayanla cinsel ilişki, Türk ceza hukuku sisteminde öteden beri suç sayılmıştır. Türk toplumunun cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara bakışı, ilk Türk devletlerinden bu yana pek farklılaşmamıştır. Bu tarz davranışlar, ağır müeyyidelerle cezalandırılmıştır. Özellikle mağdurun kadın olduğu suçlarda, kadının toplumdaki üstün yeri gözetilerek daha hassas davranılmıştır. Günümüz Türk hukuk sisteminde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu düzenleme ele alınırken öncelikle çocuk kavramı, ardından cinsellik kavramı ve en nihayetinde kanuni düzenlemenin teorik ve pratik yanları incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Reşit olmayan, istismar, rıza, cinsel davranış, çocuk.

Ceza hukukuCinsel davranışCinsel ilişki+6
Meliha Toprakçı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fail kavramının belgede sahtecilik suçları ve vergi kaçakçılığı suçu bakımından karşılaştırılması

Vergi kaçakçılığı suçu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359'uncu maddesinde düzenlenmektedir. Sahte belge düzenlenerek veya kullanılarak vergi kaçakçılığı suçunun işlenmesi mümkündür. Belgede sahtecilik suçları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204'üncü maddesinde "Resmi belgede sahtecilik suçu" ve 207'inci maddesinde "Özel belgede sahtecilik suçu" olarak düzenlenmiştir. Sahte belge düzenlenerek veya kullanarak işlenen vergi kaçakçılığı suçu ile resmi belgede sahtecilik suçu ve özel belgede sahtecilik suçları, sahtecilik fiilleriyle gerçekleştirilmesinden dolayı ortak bir paydada buluşmaktadırlar. Bu doğrultuda, anılan suçların birbirleriyle mukayese edilmesi mümkün hale gelmektedir. Çalışmamızda sırasıyla resmi belgede sahtecilik suçu, özel belgede sahtecilik suçu ve sahte belge düzenleme veya kullanma suretiyle işlenen vergi kaçakçılığı suçu unsurlarına ayrılarak incelenmiştir. Fail, suçun unsurlarından birisi olup çalışmamızın odak noktasını bu suçların faillerinin analizi oluşturmaktadır.

BelgelerFailKamu hukuku+7
Oguzhan Elmalı
Ankara Hacı Bayram Veli University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortalarında tazminat hakkından vazgeçilmesi

İcat edildiği tarihten bu yana hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline gelen motorlu taşıtlar, karayolunda işletilirken bir kişinin ya da bir şeyin zarara uğramasına neden olabilmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenlerin Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırması zorunlu tutulmuştur. Gerçekleşen trafik kazası nedeniyle zarar görenin, sigorta ettiren ile sigortacı arasında akdedilen zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinde belirlenen sigorta tutarıyla sınırlı olmak üzere sigortacıya doğrudan doğruya talep ve dava hakkı bulunmakta olup zararının giderilmesi amacıyla tazminat talep edebilmesi mümkündür. Ancak zarar gören çeşitli sebeplerle tazminat talep etme hakkından vazgeçebilmekte, zararına karşılık gelen tutardan daha azına razı olmak suretiyle sorumluları ibra edebilmekte yahut bazı hukuki kurumların doğurduğu sonuçlarla tazminat hakkından vazgeçmiş sayılabilmektedir. Hukuki açıdan çeşitli yansımaları bulunan bu gibi durumlar kimi zaman haksız sonuçlar doğurabilmekte ve bazı tartışmaları gündeme getirmektedir. Bu çalışmada öncelikle sigorta türleri içerisinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının yeri ve hukuki niteliği ele alınacak, ardından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasında sorumluluğa ve tazminat hakkına ilişkin esaslar incelenecektir. Son olarak karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamıyla sınırlı olmak üzere tazminat hakkından vazgeçilmesi yahut vazgeçilmiş sayılması sonucu doğuran haller ele alınacaktır. Bu hallerden özellikle uzlaştırma kurumu üzerinde durulacak; trafik kazası sonucunda üçüncü kişinin yaralanmasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca taksirle yaralama suçuna vücut vermesi sebebiyle, tarafların uzlaşmaları halinde bir daha tazminat davası açılmasının mümkün olup olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/19 ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 111 hükümleri de göz önüne alınmak ve çeşitli yargı kararlarına da yer verilmek suretiyle tartışılmaya çalışılacaktır.

Kanunlar 5237 sayılıKara yollarıMotorlu taşıtlar+5
Sevda Nur Gürses
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda karşılıksız yararlanma suçu

Karşılıksız yararlanma oluşturan bazı fiiller, ilk olarak 1991 yılında çıkarılan 3756 sayılı kanun ile 765 sayılı TCK içine eklenmiştir. Karşılıksız yararlanma oluşturan fiiller zaman zaman hem Türk hukuk sisteminde hem de diğer ülke hukuk sistemlerinde ceza hukukunun dışında değerlendirilmiş zaman zamansa bu fiillerden bir kısmı ceza kanunlarında ayrı bir suç olarak yer almıştır. Öğretide; karşılıksız yararlanma olarak nitelendirilen çeşitli fiillerin hukuki uyuşmazlık olarak kabul edilmesi gerektiği görüşü ile cezai yaptırım altına alınması gerektiği görüşü uzun yıllar tartışılmıştır. Bununla birlikte bu tip fiillerin cezai yaptırım altına alınması gerektiği görüşünde kanunda ayrı bir suç tipi olarak mı cezalandırılacağı yoksa kanunda yer alan mevcut dolandırıcılık, hırsızlık, bilişim alanında suçlar gibi benzer suç tipleri kapsamında mı değerlendirileceğine yönelik farklı görüşler sunulmuş, bu konu farklı yargı kararlarına da yansımıştır. Karşılıksız yararlanma fiillerine yönelik çeşitli tartışmalar 5237 sayılı TCK'nın 163. maddesindeki düzenleme ile yeniden gündeme geldiğinden tez çalışmasında; ilk olarak, bu fiillerin ceza hukukundaki konumunu incelemek ve ikinci olarak da düzenlemenin olumlu ve olumsuz yönlerini belirtmek ve bu kapsamda karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin maddenin uygulamasına öğretide ve uygulamada yer alan değerlendirmeleri sunarak açıklık getirmek amaçlanmıştır.Tez çalışmasında, karşılıksız yararlanma suçu iki bölüm hâlinde incelenmiştir. İlk olarak tarihsel gelişim süreci ile bazı ülkelerdeki karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin düzenlemelere değinilmiş ve 5237 sayılı TCK'da yer alan karşılıksız yararlanma suçu tüm unsurlarıyla değerlendirilmiştir. Daha sonra da karşılıksız yararlanma suçunun, hırsızlık, dolandırıcılık, mala zarar verme suçları ile belgede sahtecilik suçları ve bilişim alanında suçlar ile benzerliklerine 765 sayılı TCK'da yer alan karşılıksız yararlanma suçuna da atıf yapılarak karşılaştırmalı olarak değinilmiştir. Tez çalışmasında, öğretide ve uygulamada sorun olan konular hakkında, ilgili bölümlerde ayrı ayrı çeşitli konulardaki farklı görüşlere ve uygulamalara yer verilerek bu konulardaki değerlendirmeler yapılmıştır. Bir bütün olarak da karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin düzenlemenin uygulamasında oluşabilecek bir takım eksikliklere değinilmiş ve çözüm önerileri ile karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin 163. maddenin uygulanabilirliğinin sağlamasına yönelik görüşler sunulmuştur.Anahtar Sözcükler:1. Karşılıksız Yararlanma2. Otomatlar aracılığı ile sunulan hizmet3. Telefon hattı ve frekansları4. Şifreli veya şifresiz yayın5. Dolandırıcılık

DolandırıcılıkKanunlar 5237 sayılıKarşılıksız yararlanma suçları+2
Özen Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi kabahat ve suçlarında iştirak ve içtima

Ceza hukukunda kural olarak ne kadar fiil gerçekleşmiş ise o kadar suç vardır ve faile o kadar ceza verilmesi gerekir. Ancak cezada orantılılık ve adalet ilkesi doğrultusunda iştirak ve içtima gibi suçun özel görünüş biçimleri de düzenlenmiştir. Faillerin bir kabahat veya suçta ortak hareket etmeleri suça iştiraki meydana getirir. Kabahat veya suçların bir failde toplanması ise suçların içtimaın konusuna girer. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi kabahati ve vergi suçlarına ilişkin olarak özel hükümler içerdiği için iştirak ve içtimaa ilişkin olarak öncelikle bu hükümler uygulanacaktır. Bununla birlikte genel kanun niteliğinde olduğu için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri de uygulamada yer bulmaktadır. Kabahat ve suçun özel görünüş biçimlerinden olan iştirak ve içtima kavramlarının, vergi ceza hukuku açısından uygulama şekillerinin açıklanmasının amaçlandığı bu çalışmada öncelikle kabahat ve suça ilişkin genel bilgiler verilmiş, daha sonra iştirak ve içtima kavramları; KK, TCK ve VUK hükümleri karşılaştırılarak incelenmiştir.

Kanunlar 5237 sayılıSuçVergi ceza hukuku+5
Muammer Koç
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu

Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu 5237 Sayılı TCK'nın 281. maddesinde düzenlenmiş, kanun maddesinde failin gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla suç delillerini yok etmesi, gizlemesi, değiştirmesi, bozması ve silmesi suç olarak tanımlanmıştır.Tez çalışmamızda, adliyeye karşı suçlar içerisinde suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu incelenmiş, suçla korunan hukuki değer, suçun unsurları irdelenmiş, 765 Sayılı TCK'nın 296. maddesi ile 5237 Sayılı TCK'nın 281. maddesi arasındaki farklılıklar uygulamadan örneklerle ortaya konulmuştur.

DelilKanunlar 5237 sayılıSuç+1
Seçkin Koçer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı TCK kapsamında dolandırıcılık suçu

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK, ceza hukuku genel hükümler ve özel hükümlerde önemli değişiklikler getirmiştir. Bu tezin konusunu, 5237 sayılı TCK çerçevesinde dolandırıcılık suçu oluşturmaktadır. Anılan kanuna göre dolandırıcılık, kişinin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması ile oluşmaktadır. Bu bakımdan dolandırıcılık suçu, kanunda düzenlendiği yer itibariyle malvarlığına karşı işlenen bir suç olmasının yanında, kişinin iradesinin yanıltılması nedeniyle irade özgürlüğüne ve irade serbestisine karşı işlenen bir suç niteliğini taşımaktadır. Nitekim dolandırıcılık suçu, gerçeklerin gizlenmesi veya olduğundan farklı gösterilerek mağdurun iradesinin yanıltılması amacıyla, failin belli bir konuda ikna kabiliyetini, kurnazlığını, zekası ile kurgulama yeteneğini gerektiren bir suç tipidir.Bu çerçevede, çalışmanın birinci bölümünde dolandırıcılık suçuna ilişkin genel bilgiler verilmiş, suçun tarihçesi ile mukayeseli hukuktaki durum, dolandırıcılık suçunun diğer suçlardan farkı tespit edilmiştir. İkinci bölümde suçun unsurları incelenmiş, üçüncü bölümde suçun özel görünüş şekillerine ilişkin açıklama yapılmıştır. Son bölümde ise yaptırım ve kovuşturma usullerine yer verilerek çalışma sonuçlandırılmıştır.

DolandırıcılıkKanunlar 5237 sayılıSuç+1
Esra Hondu Acar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu çerçevesinde kasten yaralama suçu

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yeni bir ceza hukuku anlayışı ile hazırlanmıştır. Bu çalışma yeni suç teorisi verilerinin kasten yaralama suçuna uygulanması amacını taşımaktadır. Kasten yaralama suçu, bir kimsenin vücuduna acı vermek, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak sonucunu doğuran davranışlarla işlenebilir. Bir hukuk toplumunda yaşayan herkes vücut dokunulmazlığı hakkına sahiptir. devlet de kişilerin vücut dokunulmazlığını korumakla yükümlüdür. Böylece toplumu oluşturan kişilerin hem fiziki hem de psikolojik olarak beden bütünlüklerinin korunması amaçlanmaktadır. Her ne kadar kasten yaralama suçu 5237 sayılı TCK'nın 86-88. maddeleri arasında düzenlenmiş ise de çalışma 86. ve 87 maddelerle sınırlı tutulmuştur.Bu çerçevede, çalışmanın birinci bölümünde kasten yaralama suçuna ilişkin genel bilgiler verilmiş, suçun Türk hukuk tarihindeki gelişimi, benzer suçlardan farkı ve suçun unsurları ele alınmıştır. İkinci bölümde kasten yaralama suçunun kusurluluğu etkileyen hallerle ilişkisi değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde suçun özel görünüş şekilleri başlığı altında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, ihmali davranışla işlenen kasten yaralama, teşebbüs, iştirak ve içtima konuları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise kasten yaralama suçu için öngörülen kovuşturma usulü ve yaptırım incelenerek çalışma sonuçlandırılmıştır.

Kanunlar 5237 sayılıSuçTürk Ceza Kanunu+1
Yasin Çevik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Müstehcenlik suçu

Bu çalışmada 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen müstehcenlik suçuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak müstehcenlik kavramı, tarihsel süreci ve genel ahlak ile ilgili olan bağlantısı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte kısmen de olsa mukayeseli hukukta, özellikle batı hukuk sistemlerinde konuya yaklaşım ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde müstehcenlik suçunun mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan şekliyle bir değerlendirilmesi yapılmış ve yine suçla ilgili bu dönemde mahkemelerin konuya yaklaşımı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise bugün için yürürlükte bulunan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 226'ncı maddesinde ön görülen suç, suç genel teorisinin prensipleri doğrultusunda, kavramın mukayeseli hukukta anlaşılma biçimleri de değerlendirilerek incelenmeye çalışılmıştır. Suçun karmaşık yapıdaki düzenleniş şekliyle çok sistematik bir inceleme yapılamadığı düşünülse de bu konuda öğretide yapılan çalışmalarda izlenen sistematikten belli ölçüde faydalanılarak bir değerlendirme yapılmaya gayret edilmiştir. Bu bağlamda özellikle Yargıtay'ın ilgili suça yaklaşımı konusunda dikkate değer kararlara değinilmiştir. Ayrıca çok yakın zamanda Anayasa Mahkemesi'nin ilgili suç ile verdiği karar bu bağlamda irdelenmiştir. Çalışmanın temelini suçun düzenlendiği 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ön görülen şekli oluşturmaktadır. Kitle iletişim hukuku ile ilgisi olan yerler kısmi olarak değerlendirilmiştir. Müstehcenlik suçu, bir soyut tehlike suçu olarak Türk Ceza Kanunu'nda Topluma Karşı Suçlar kısmında Genel Ahlaka Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır. Suçun özellikle soyut tehlike suçu olarak düzenlenmesi, düzenlendiği yer itibariyle de genel ahlakı esaslı korunan değer olarak ön plana çıkarması, ağır pornografik materyalleri yine suç kapsamında ön görmesi ve özellikle bilim ve sanat ya da düşünce ve ifade hürriyetleriyle yakın bir ilişki içinde olması bir çok tartışmalı durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda özellikle bu tartışmalı hususlara değinilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:Ahlak, Genel Ahlak, Müstehcenlik, Ağır Müstehcenlik, Hafif Müstehcenlik, Pornografi, Ağır Pornografi, Çocuk Pornografisi,Müstehcenlik Suçu.

AhlakKanunlar 5237 sayılıMüstehcenlik+4
Yunus Anıl Ay
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kooperatifler ve zimmet suçu

Toplumların ekonomik ve sosyal açıdan en yüksek faydaya erişebilmek adına zaman içerisinde sistemleşen ekonomik yönetim modellerinin tamamı üçüncü yol olarak nitelendirilen kooperatifçilik fikri ile ortaya atıldığı günden bu yana paralellik kurma çabası içerisindedir. Gerçekten de kişisel düzeyde kendi kendine yardım etme gayesi sayesinde günümüz ihtiyaçlarına cevap olma ümidi taşıyan kooperatifçilik sanayi devrimi sonrasında Avrupa'da baş gösteren yeni üretim modeli kaynaklı sorunlara çözüm olarak gündeme getirilmiştir. Hemen hemen aynı zaman diliminde Osmanlı devletinde başlamak üzere ülkemizde de kooperatifçiliğin geliştirilmesi adına birtakım gayretler gösterilmeye başlanmıştır. Kuruluşunu tamamlayarak tüzel kişiliğini kazanıp ekonomik hayatta faaliyet göstermeye başlayan kooperatif, organları vasıtasıyla temsil edilir. Bu organlarda görev alan kişiler kooperatif adına yaptıkları iş ve işlemlerden ötürü kaynağını kanunlardan alan birtakım cezai yaptırımlarla karşı karşıyadır. Çalışmamızda, kooperatif kavramı ve kooperatiflerin tarihsel gelişimi, kooperatiflerin kuruluşu ve organları, ceza sorumluluğunun temel ilkeleri genel hatları ile incelenmiştir. Tezimizin konusu kapsamında kooperatiflerde zimmet suçu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Yargıtay kararları kapsamında değinilmiştir. Bu tez çalışması ile kooperatiflerin tarihi gelişim süreçlerine yer verilerek kavramın faydalarının ülkemizde bilinmesini sağlamak, zimmet suçunun muhatabı olan yönetim kurulu ve kooperatif memurlarının görevleri açısından karar alma noktasında bilinçlenmelerine katkı sunmak, bu vesile ile kooperatifçilik faaliyetlerinin daha sağlıklı devam edebilmesine ayrıca ülkemizde kooperatifçilik çalışmalarından beklenmekte olan faydaların sürdürülebilir ve de sağlam temeller üzerinde yükselmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Kanunlar 5237 sayılıKooperatiflerKooperatifler Kanunu+3
Volkan Bozkurt
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu'nda bilişim suçları

Çağımızın teknolojik gelişmelerinin bilişim sistemlerini, etkin, ucuz ve kolay erişilebilir suç aletleri haline getirdiğini söylemek mümkündür. Bu sistemlerin suç işlemeyi kolaylaştırıcı özellikleri terör örgütlerinin de dikkatini çekmiş ve birçok faaliyetlerinde bilişim sistemlerinden faydalanır hale gelmişlerdir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, ceza hukuku açısından bilişim suçları konusunda gelişmiş ülkelerde ve Avrupa Birliğinde yapılan çalışmaların incelenmesi, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan düzenlemelerin kapsam ve yeterliliğinin değerlendirilmesi ile siber terör konusunda Türk ceza hukukunun eksiklik ve sorunlarına yönelik önerilerde bulunmaktır. Çalışmanın ilk bölümde; bilişim suçlarının tanımı, tarihsel gelişimi, bilişim suçu fail ve mağdurlarının genel özellikleri, bilişim suçu işleme yöntemleri ile bilişim suçunun özel bir görünümü olarak siber terörün tanımı, özellikleri, hedefi ve tahrip gücü konularına değinilmiştir. İkinci bölümde ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya, Çin ve Rusya gibi gelişmiş ülkelerin bilişim suçlarıyla mücadele konusunda yapmış oldukları hukuki düzenlemeler ve aldıkları önlemler ile bu suçları düzenleyen uluslararası tek belge olan "Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi"nin hükümleri incelenmiş, Üçüncü bölümünde 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda bilişim suçlarına ilişkin yapılan düzenlemeler üzerinde durulmuş, sonuç kısmında ise bütün bu inceleme ve analizlerin sonunda bilişim suçları ve siber terör tehdidine karşı hukuki anlamda daha etkin mücadele edebilmek için yapılması gereken düzenlemeler, alınması gereken tedbirler ve uygulanması gereken programlar sunulmuştur.

Bilişim suçlarıKanunlar 5237 sayılıSiber suç+1
Damla Ermeydan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk ceza kanunu'nda düzenlenen senedin yağması suçu

Bu tezde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen senedin yağması suçu incelenmiştir. Tez, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, malvarlığına karşı suçlar, malvarlığı kavramı, senedin yağması suçunun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan düzenlemeleri arasındaki farklılıklar ve senedin yağması suçunun benzer suçlarla karşılaştırılması incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde, suçla korunan hukukî değer, suçun unsurları ve nitelikli hâlleri, öğreti görüşleri ve Yargıtay kararları dikkate alınarak anlatılmıştır. Tezin son bölümünde ise kusurluluk, suçun özel görünüş biçimleri, kovuşturma usulü ve yaptırım konuları ele alınmıştır.

Ceza hukukuKanunlar 5237 sayılıSenedin yağması+4
Ali Boyracı
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi süreç içinde günümüze kadar çocuk düşürtme ve düşürme suçları

5237 numaralı Kanununun İkinci Kitabının İkinci Kısmının Beşinci Bölümde Çocuk Düşürtme, Düşürme veya Kısırlaştırma başlığı altında, 99.Madde de "Çocuk Düşürtme", 100.Maddede "Çocuk Düşürme" ve 101.Maddesinde de "Kısırlaştırma" başlığı düzenlenmiştir. Kısırlaştırma suçu, tez konusu dışında olduğundan, incelemem altı fıkra halinde düzenlenmiş 99. maddede yer verilen "Çocuk Düşürtme" suçu ve gebe kadının çocuğunu düşürmesi suçu ile sınırlı olacaktır. 99.Maddenin birinci fıkrasında kadının rızası olmaksızın kadının çocuğunun düşürtülmesi, ikinci fıkrasında tıbben zaruret bulunmaması durumu, üçüncü fıkrada birincide yazılı suçun kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğraması veya olan ölümüne neden olunması şeklindeki nitelikli halleri ve dördüncüde ise, ikincide yazılı suçun nitelikli halleri; kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğraması veya olan ölümüne neden olunması şeklinde düzenlenmiş, ayrıca beşincide rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftayı doldurmamış olan kadının çocuğunu yetkili olmayan bir kişi tarafından düşürtülmesi hüküm altına alınmıştır. Maddenin altıncı fıkrasında ise, yukarıda açıklanan çocuk düşürtme suçu dışında, kadının cinsel suça maruz kalması neticesinde gebe kalması ve süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olması koşuluyla gebeliğe son verilmesi hali, cezasızlık nedeni olarak gösterilmiştir. "Çocuk Düşürme" suçu ise Kanununun yüzüncü maddesinde tek fıkra halinde düzenlenmiş olup, hamileliği yasal süreden fazla olan kadının cenini istemli olarak kendi çabasıyla tahliye etmesi fiili, çocuk düşürme suçu olarak tanımlanmıştır. Yukarıda açıklanan çocuk düşürtme ve düşürme suçları yanında, bu suçlarla ilgili diğer düzenlemelere , 2827 Sayılı Nüfus Planlaması Kanununda yer verildiği görülmektedir. Yasada düzenlenmiş olan "Çocuk Düşürtme" ve "Çocuk Düşürme" suçlarındaki fiiller ile Nüfus Planlaması Hakkında Kanununda yer verilen fiiller; zaman zaman birbirleriyle örtüşmekte ve benzerlik göstermekle birlikte unsurları itibariyle farklı olan söz konusu suçlar, failler ve mağdurlar yönünden, uygulamada birbirine karıştırılan iki ayrı suç ve fiil olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bu bakımdan, Tez çalışmasında çocuk düşürtme ve düşürme suçlarının ön koşulu olan gebelik ile ilgili döllenme, zigot, cenin kavramları, Osmanlı İmparatorluğu Döneminde çocuk düşürtme ve düşürme kavramlarının tarihi gelişim süreci içinde ortaya çıkışı ve yasal temelleri anlatılmış, daha sonra ise çocuk düşürtme ve düşürme ile ilgili uluslararası ve ulusal düzenlemeler üzerinde durulmuş ve bu gelişmelerle birlikte her iki fiil ve bu suçların suç genel teorisi için kanuni unsurları ayrıntılı olarak incelenmiş ve öğretideki görüşler ve yargı kararları çerçevesinde karşılaştırılarak ve yorumlar yapılarak açıklanmış benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuş ve ilgili konularda yeni görüşler sunulmuştur.

AbortusKanunlar 5237 sayılıKürtaj+2
Başak Aygün
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı TCK'da hırsızlık suçu

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda hırsızlık suçunu incelemiş olduğumuz buçalışmamız, hırsızlık suçunu basit ve nitelikli halleri ile bir bütün olarak değerlendirmeamacı taşıdığından, konu olarak geniş kapsamlıdır. Çalışmamız dört bölümdenoluşmaktadır.Birinci bölümde; hırsızlık suçunun kavramsal açıklaması ve tanımı, tarihselgelişimi, benzer suçlarla mukayesesi, birkaç örnek ile öz olarak mukayeseli hukuktanasıl düzenlendiği hususları ele alınmıştır.İkinci bölümde; hırsızlık suçunun koruduğu hukuki yarar ve suçun unsurlarıincelenmiştir.Üçüncü bölümde; hırsızlık suçunun nitelikli halleri ve hafifletici sebepleri, şahsicezasızlık sebepleri, cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler ve etkinpişmanlık hali incelenmiştir.Çalışmamızın dördüncü ve son bölümünde ise hırsızlık suçuna teşebbüs, içtima,iştirak, soruşturma ve kovuşturma usulü, suçun yaptırımı incelenmiş vedeğerlendirmeden oluşan sonuç kısmı ile çalışmamız tamamlanmıştır.Anahtar SözcüklerHırsızlık suçu, taşınır mal, malvarlığına karşı suçlar, hırsızlık suçunun unsurları,hırsızlık suçuna teşebbüs, hırsızlık suçunun tarihsel gelişimi.

HırsızlıkKamu HukukuKanunlar 5237 sayılı+4
Murat Binici
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel saldırı suçu

Cinsel Saldırı Suçu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Kişilere Karşı Suçları cezalandıran İkinci Kısmının, Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlıklı Altıncı Bölümünde 102 nci maddede düzenlenmiştir. Cinsel saldırı suçunun basit hali, 1. fıkrada düzenlenmiş ve burada cinsel davranışla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi mağdurun şikayeti üzerine cezalandırılır denmek suretiyle şikayet şartı getirilmiştir. Cinsel saldırı suçunun nitelikli ise 2. fıkrada düzenlenmiş. Cinsel saldırı suçunun niteliklinde ayırıcı unsur vücuda organ ve cisim sokulmasıdır. 102. maddenin 2. fıkrasının son cümlesinde evlilik birliği içerisinde bu suçun işlenmiş olması düzenlenmiştir. 3. Fıkradaki nitelikli haller ise; beden veyahut ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan bir kişiye karşı işlenmesi, Kamu görevinin vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlenmesi, 3. derece dahil kan ve kayın hısımla ilişkisi bulunan kişiye karşı işlemesi ya da üvey ana üvey baba üvey kardeş evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi, silahla veya birden fazla kişi tarafından işlenmesidir. 4. fıkrada cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi ve ölümü hali netice sebebiyle ağırlaşmış cinsel saldırı suçu olarak 5. fıkrada düzenlenmiştir. Anahtar Kelimeler Cinsel Saldırı, Mağdur, Nitelikli Cinsel Saldırı

Ceza HukukuCinsel saldırı suçuCinsel suçlar+6
İbrahim Sinekçi
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu

Teknolojinin ve bilgi alışverişinin günümüzde kolay hale gelmesi ile insanların hayatları ve davranışları müdahalelere karşı korunmaya muhtaç bir hale gelmiştir. Bu sebeple özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişilerin özel hayatlarının gizliliği ile temel hak ve özgürlüklerini korumayı amaçlamaktadır. Özel hayatın gizliliği hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde düzenlemelere paralel olarak 1982 Anayasası'nın 20. maddesi ile koruma altına alınmış ve 01/06/2005 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak düzenlenmiş ve koruma altına alınmıştır. Tez çalışmasının ilk bölümünde özel hayat kavramı hem ulusal hem de uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilerek kavramın içeriği belirlenmeye çalışılacaktır. AİHM kararları ve Yargıtay kararları ile de kavramın somutlaştırılması amaçlanmaktadır. Özel hayat hakkının ceza hukukuyla korunmasının yanı sıra diğer hukuk dallarıyla ilişkisi ve ihlallere yönelik sağladıkları korumaya yer verilecektir. İkinci bölümde ise TCK md.134'te hüküm altına alınan "Özel hayatın gizliliğini ihlal" suçu, suç teorisi uyarınca incelenerek suçun maddi ve manevi unsurlarından, hukuka uygunluk nedenleri ile suçun nitelikli halleri ve suçun özel görünüş şekilleri incelenerek suçun yargılama usulünden bahsedilecektir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun dokuzuncu bölümünde düzenlenen diğer suçlarla olan ilişkisine değinilerek TCK.md.134 kapsamında genel bir değerlendirme yapılacaktır.

Avrupa İnsan Hakları SözleşmesiGizliliğin ihlaliKamu hukuku+3
Berrin İplikçi
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hakaret suçu

Bu çalışmamızda, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen hakaret suçu ele alınmaktadır. Bu bağlamda, bu suçla korunan hukuki yarar ile mağdur ve fail kavramları, suçun unsurları, nitelikli halleri, özelgörünüş biçimleri ve bu suçlara iliskin usul hükümleri incelenmektedir. Bu kapsamda, günümüzde güncel olarak tartışılan bazı kavramlar üzerinde durulmuş ve bunlara çözümler sunulmaya çalışılmıştır.Bu tezimizde, günümüzde en sık rastlanan suç tiplerinden olan hakaret suçunu incelerken çeşitli kitaplardan ve uygulamada belirleyici olan Yargıtay içtihatlarından yararlanmaya çalıştık. Çalışmamız iki bölümdenoluşmakta olup birinci bölümünde hakaret suçunda korunan hukuki yarar, hakaret suçunun fail ve mağduru, suçun unsurları ile nitelikli halleri incelenmekte, ikinci bölümünde ise suçun özel görünüş biçimleri ileuygulanacak usul hükümleri üzerinde durulmaktadır.

Hakaret suçuKanunlar 5237 sayılıSuç+2
Aydın Elieyioğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre bir iştirak şekli olarak dolaylı faillik

Dolaylı faillik suçun işlenmesinde bir başkasının araç olarak kullanılmasını ifade eden bir iştirak şeklidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile dolaylı faillik yasal bir zemine kavuşmuştur. Dolaylı faillik çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Ancak bu görünüm şekillerinden biri olan kusur yeteneği olmayan kişilerin suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması hali, cezayı artıran bir hal olarak düzenlenmiştir. Bu çalışmanın konusu gerek Türk Ceza Hukuku doktrininde gerekse Yüksek Mahkeme kararlarında yeterince işlenmediği için seçilmiş, bu kapsamda karşılaştırmalı hukukta bu konuyla ilgili doktrinde yer alan görüşler ve mahkeme kararları incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu çalışmada suça iştirak konusu bakımından azmettirme ve dolaylı faillik arasındaki ayrım incelenmeye çalışılmıştır.

Cezai sorumlulukKanunlar 5237 sayılıKusursuz sorumluluk+2
Mustafa Çiçek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Related subjects