Logistic management
92 theses under this subject heading
Serbest bölgedeki işletmelerde tedarik zinciri yönetimi: Avrupa Serbest Bölgesi örneği, Tekirdağ
Bu araştırma kapsamında, serbest bölgelerdeki işletmelerde tedarik zinciri yönetimi incelenmektedir. Bu bağlamda araştırma kapsamında, genelde serbest bölge uygulamaları özelde ise "Avrupa Serbest Bölgesi" incelenmektedir. Araştırmada lojistik yönetimi kavramı, bu kavramın önemi, içine aldığı dinamikler, bu dinamiklerden olan tedarik zinciri yönetimi, bu yönetimin önemi ve tedarik zinciri yönetim yaklaşımlarıyla birlikte bu süreçlerin işletmelere entegre edilebilmesi amacıyla devletler tarafından hayata geçirilen Serbest Bölge Uygulamalarının ve etkinliklerinin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu yönden araştırmada, "Avrupa Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş." tarafından, "kur-işlet-sahip ol modeli" ile Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 1996'da başlanan ve 2003'te ticari faaliyetine başlayan, 2 milyon m2 alanda kurulmuş ve Türkiye'nin en büyük serbest bölgelerinden biri konumunda olan aynı zamanda jeostratejik konumundan dolayı, Avrupa ülkeleri ile yapılan ticaretin artmasını sağlayan Avrupa Serbest Bölgesi'nde yürütülen faaliyetler ve sektörler incelemektedir. Öte taraftan serbest bölgeler temel olarak ihracata dayalı yatırım ve üretimi teşvik etmekte ve Avrupa Serbest Bölgesi'nde bu amaçla etkin olduğu ve üretim alanındaki faaliyetlerde önemli bir rolü olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmada, nitel analiz modellerinden biri olan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi; doğrulanabilen ve ölçülebilen nesnel bilgilere ulaşabilmek için evrak, metin ve doküman gibi materyallerin kuralları ve sınırları belirlenmiş şekliyle incelemeye alarak analizin gerçekleştirilmesini sağlayan bir nitel araştırma tekniğidir. Araştırmada Tekirdağ Avrupa Serbest Bölgesi ticaret hacmi dağılımları ile ilgili verilere Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile ulaşılmıştır. Tablolar içerik analizi yöntemi ile ticaret hacmi dağılımları incelenecek ve bulgular ortaya çıkarılacaktır. Araştırmada kullanılan verilerde yer alan firmaların isimleri "F" harfi ile "F1, F2, F3..." şeklinde kodlanmıştır. Firmaların üretimleri ve sektörlerin dağılımları incelenerek karşılaştırılmış ve elde edilen bulgular sonuçlar kısmında değerlendirilmiştir.
Uluslararası ticaret ve lojistik ile uluslararası ticaret ve lojistik yönetimi ana bilim dallarında yazılan tezlerin incelenmesi
Küreselleşmenin beraberinde getirdiği hızlı teknolojik ilerleme ile beraber uluslararası ticarette gelişmeler yaşanmış ve bu durum ülkeler arasında rekabet ortamının artmasına yol açmıştır. Rekabet avantajı elde etmek isteyen işletmeler ticarete konu malları hızlı ve güvenilir şekilde teslim edebilmek için lojistik sektörüne ihtiyaç duymaktadır. Uluslararası ticaretin lojistik faaliyetlerin güçlenmesine katkı sağlaması, lojistik faaliyetlerin de uluslararası ticaret işlemlerini kolaylaştırması bakımından uluslararası ticaret ve lojistik arasında güçlü bir bağ olduğundan söz edilebilmektedir. Geçmişe nazaran daha karmaşık ve kapsamlı bir yapı barındıran bu sektör, çalışan bireylerin de nitelikli olmasını gerektirmektedir. Lisans eğitiminin bir üst basamağı olan lisansüstü eğitimde hem lisans eğitiminde edinilen bilgi ve beceriler geliştirilmekte hem de yeni bilgi ve beceriler kazandırılmaktadır. Bu durum herhangi bir bilim alanında uzmanlaşabilmek ve yetkinleşebilmek adına lisansüstüne verilen önemi artırmaktadır. Lisansüstünde verilen eğitimin yanında burada yazılan tezler de bir bilim dalında meydana gelen gelişmelerin ortaya çıkarılmasında önemli rol oynamaktadır. Bu sebeple bu araştırmanın amacı Türkiye'de Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Ana Bilim Dallarında yazılmış lisansüstü tezleri içerik analizi yöntemiyle inceleyerek, bu tezlerle ilgili genel bir profil ortaya koymaktır. Araştırmanın kapsamını YÖK'ün Ulusal Tez Merkezinden elde edilen Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Ana Bilim Dallarında yazılan 380 tez oluşturmaktadır. Bu tezler aracılığıyla elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile sayısallaştırılmıştır. Bulgular frekans tablolarında sıklık ve yüzde değerleri ile yüksek lisans ve doktora durumu ayrımı yapılarak sunulmuştur. Yapılan analiz sonucunda en çok tezin Maltepe Üniversitesinde yazıldığı, tezlerin en fazla 2019 yılında tamamlandığı, tezlerin yoğun olarak yüksek lisans programlarında, Türkçe dilinde, lojistik ana konu başlığında, vakıf üniversitelerinde, nicel yöntemler kullanılarak yazıldığı, örneklem olarak en çok işletme ve veri setinin tercih edildiği, veri toplama yöntemi olarak çoğunlukla anket yöntemine başvurulduğu ve analiz yönteminde sırasıyla frekans, korelasyon ve faktör analizinin uygulandığı tespit edilmiştir.
Lojistik sektöründe girişimcilik; örnek bir firma incelemesi
Küreselleşmenin nihai bir sonucu olarak dünya üzerinde ticari faaliyetlerin artması sebebiyle lojistik sektörü hızlı bir ivme ile büyümeye devam etmektedir. Teknolojinin gelişmesi sonucunda imkanların da artmasıyla birlikte belirtilen büyüme eğiliminin daha fazla arttığı görülmektedir. Lojistik sektöründe girişimcilik konusunda araştırmanın yapıldığı bu çalışmada, lojistik sektöründe girişimcilik konusunda ne tür faaliyetler yapıldığının ortaya konulması ve sektörün girişimcilere ne şekilde fırsatlar sunduğunun anlaşılması amaçlanmıştır. Öncelikle lojistik sektörü, lojistik faaliyetler ve girişimcilik konularında literatür taraması yapılmıştır. Araştırma bölümünde ise TNT Ekspres Grup Satış Müdürü ile yüz yüze görüşme yapılmış ve bunun yanında İzmir Ticaret Odasının hazırlamış olduğu anketin firmada uygulaması yapılmıştır. Araştırma sonucunda görüldüğü üzere lojistik sektörü gelişiyor olsa da, Türkiye'nin lojistik konusunda gelişiminin, gelişmiş dünyan ülkelerinin biraz gerisinde seyrettiği anlaşılmaktadır. Genel anlamda sektörün geri kalmasının en önemli nedenlerinin yasal mevzuatların yetersizliği ve düzensizliği, girişimcilik faaliyetlerinin yetersiz olması, yatırım maliyetlerinin yüksek olması, küresel ölçekli uygulanabilir ortak sistemlerin olmaması, nitelikli çalışan eksikliği, altyapı yetersizlikleri ve müşterilerin lojistik faaliyetler hakkında yeterli bilgilerinin olmaması olduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen konular hakkında gerekli hususlar girişimciler, devlet tarafı ve şuan itibariyle sektörde faaliyet gösteren firmaların ortak çalışmalarıyla çağdaş seviyelere getirilmelidir. Aksi takdirde gerek jeopolitik konumu gerekse de sahip olduğu insan gücü imkanlarını değerlendiremeyen işletmeler ve dolayısıyla da Türkiye, lojistik sektöründeki gelişmeleri geriden izlemeye devam edecektir Anahtar Sözcükler:Lojistik, Girişimcilik, Lojistik Faaliyetler, Lojistik Sektörü
Lojistik yönetiminde özel nitelikli kargoların havayolu ile taşınmasında müşteri tercihlerinin belirlenmesi
Dünyada sivil hava kargo taşımacılığı yirminci yüzyıl başında posta taşımacılığı ile başlamıştır. Günümüzde ise çok farklı ürün çeşitleri ile müşterilerine hizmet vermektedir. Sivil hava kargo taşımacılığının tercih edilmesindeki en önemli etken zaman kısıtını iyi kullanmasıdır. Diğer taşıma türlerinden bariz bir şekilde hızlı olması, coğrafi ve siyasal koşullardan en az derecede etkilenmesi tercih sebebi olmasını sağlamaktadır. Bazı şartlarda alternatifsiz olmasına rağmen sivil hava kargo taşımacılığının sürekli bir gelişim içinde olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle 1970'lerden sonra sadece kargo ve kurye taşıyıcı özelliği olan işletmelerin ortaya çıkmasıyla rekabet oluşmuş, bu işletmeler kargo ve kurye pazarına yenilikçi ürünler sunmuşlardır. Müşteri talepleri doğrultusunda geliştirilen yeni ürünler diğer ürünlere göre daha pahalı ürünler olmasına karşın, sağladıkları avantajlar nedeniyle tercih sebebi olmaktadır. Bu işletmeler kendilerine özgü yönetim, organizasyon ve operasyon yapılarıyla yolcu taşıyan havayolu işletmelerinden ayrılmaktadırlar. Kurdukları taşıma ağlarıyla ismini bile duymadığımız ülkelere ve şehirlere hızlı bir şekilde gönderinizi teslim etmektedirler. Havayolu kargo taşımacılığının kabul, depolama ve taşıma kuralları da geçen süre içinde belirlenmiş olmakla birlikte uygulamalar düzenli bir şekilde teknolojideki gelişmelere ve hava kargo otoritelerinin tavsiyelerine paralel olarak güncellenmektedir. Havayolu kargo göndericileri diğer taşıma türleri göndericileri gibi fiyata karşı hassastırlar. Taşıma ücretleri ise diğer taşıma türlerinden daha yüksek olduğu için göndericilerin hassasiyetleri daha fazla olmaktadır. Havayolu kargo taşıyıcıları ise bu engeli aşabilmek için ürün çeşitlendirmesine gitmektedirler. Bu çalışmamızda sivil hava kargo taşımacılığının tarihsel gelişimiyle ve lojistik terimleriyle birlikte hava kargo taşımacılığına ait kurallar ile özel nitelikli kargoların kabul, depolama ve taşıma kuralları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü ise hava kargo taşıyıcılarına ayırdık. Hava kargo taşıyıcılarının maliyet kalemleri, fiyatlandırma stratejileri ve müşteri memnuniyeti ilişkisi incelendi. Çalışmanın araştırma bölümünde ise hava kargo taşımacılığında müşteri tercihlerini etkileyen faktörleri belirledik ve bu faktörlerin önem derecelerin araştırdık. Hava kargo pazarına sürülebilecek yeni bir ürünün piyasadan pay alabilmesi ve piyasada kalıcı olabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerektiğini inceledik. Çalışmamızın hem havayolu kargo taşıyıcılarına hem de göndericilerine yeni ürünlerin piyasaya sunulmasında yol gösterici olacağına inanıyoruz.
Satınalma operasyonlarının lojistik yönetimi bağlamında incelenmesi ve lojistik bölümleri yöneticilerinin derinlemesine mülakat yöntemi ile görüşlerinin araştırılması
Satınalma, işletmeler açısından önemli fonksiyon ve uygulamalardan biridir. Özellikle de işletmelerin ekonomik yapılarını dengelemek adına satınalma da önemli bir faktör olmaktadır. Bu nedenle de işletmeler, satınalma departmanına önemli sorumluluklar vermişlerdir. Aynı zamanda işletme yönetimleri, bu departmanın faaliyetleri ile birlikte, sürece dair tavsiye ve yaklaşımlarını da önemsemektedirler. Birçok işletme için satınalma, bu hâli ile bir zorunluluk arz eden konudur. Fakat konu lojistik sektörü bağlamında değerlendirildiğinde, satınalma ile lojistik faaliyetleri arasında önemli bir iletişimin varlığı görülmektedir. Lojistik sektörü, yıllar içerisinde çok önemli bir gelişim içerisinde olmuştur. Bu nedenle de satınalma hem lojistik sektörü işletmeleri hem de işletmelerin lojistik operasyonları ödemeleri açısından önemli bir unsurdur. Her ne kadar satınalma, hâkim olan faaliyet gibi gözükse de aslında lojistik ile aralarında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası anlamda lojistik faaliyetlerinin satın alma ile olan etkileşimine odaklanılmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde işletmeler için satın alma fonksiyonu; ikinci bölümünde lojistik süreci; üçüncü bölümünde Türkiye'de ve uluslararası alanda lojistik ve son bölümde, sektörde etkin olan dört işletmenin konuya dair yetkili kişileri ile gerçekleştirilen bir mülakat ve değerlendirmeleri bulunmaktadır.
Kriz yönetimi stratejileri bağlamında Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye lojistik işletmelerinin değerlendirilmesi: COVID–19 salgını örneği
Günümüz rekabet koşulları altında değişimin en çok görüldüğü sektörlerden bir tanesi olan lojistik sektöründe, işletmeler ayakta kalabilmek için stratejik olarak doğru yönetilmek zorundadır. Küresel bir sağlık krizine dönüşen COVID-19 salgınına karşı işletmeler doğru bir strateji ortaya koyarak bu krizi en az hasarla atlatma çabası içerisindedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yer alan lojistik işletmelerinin krizden etkilenme durumlarını tespit etmek, krize cevap verme stratejilerini, proaktif davranma kapasitelerini anlamak, yorumlamak, böylece kriz durumlarındaki esnekliklerini nitel yöntemlerle belirlemektir. Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında karşılaştırma yapılarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamı olarak, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği'ne (UTİKAD) üye olan Türkiye lojistik işletmesi ile çoğunluğu 'Goodfirms' internet sitesi ve 'cargo-cards' internet sitelerinde bulunan Avrupa Birliği ülkeleri lojistik işletmeleri ile sınırlandırılmıştır. Şirketlerin siteleri incelenerek ulaşılabilen COVID-19 paylaşımları ele alınmıştır. Bahsi geçen işletmelerin paylaşımlarının odak noktaları değerlendirilmiştir. Çalışmada Türkiye'de 461 üye şirket içerisinde 400 şirketin siteleri incelendiğinde 31 işletmenin COVID-19 paylaşımında bulunduğu ve 369 işletmenin ise COVID-19 paylaşımında bulunmadığı tespit edilmiştir. Lojistik işletmelerinin yaptıkları paylaşımların odak noktaları ise; hız, verimlilik, uyum, güvenlik, şeffaflık, esneklik, e-dönüşüm, süreç iyileştirme, hizmet (servis) sorunu, olumsuz etkilenme, yatırımları artırmak, yatırımları azaltmak, etkili iletişim, işbirliği ve ortaklık, tedarik zincirini çeşitlendirmek, taşıma modu değişikliği, kapasiteyi artırmak, kapasiteyi azaltmak, maliyet iyileştirme, işçi alma, işçi çıkarma, sosyal sorumluluk ve hilyen tedbirleridir. Bu çalışmanın lojistik sektörü yöneticilerine, çalışanlarına, lojistik eğitimi gören öğrencilere, bu alanda çalışan araştırmacılara ve akademisyenlere faydalı olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Strateji, Stratejik Yönetim, Kriz Yönetimi, İçerik Analizi, COVID-19
Heterojen araçlar ile sürdürülebilir birebir toplama ve dağıtım problemi üzerine bir analiz
Lojistik yönetimi sürecini etkin planlama, işletmeler için rakipleri arasında karşılaştırmalı üstünlük elde etmeyi sağlayan yollardan biri olarak kabul edilmektedir. Son yıllarda giderek önemi artan sürdürülebilir büyümenin sağlanması amacıyla, sürdürülebilir lojistik yönetimi çerçevesinde çevreye verilen zararı azaltan, çevre kirliliğinin önüne geçmeyi amaçlayan uygulamalar tercih edilmeye başlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, oluşturulan dağıtım planlarında alternatif enerji kaynaklarını kullanan elektrik motorlu araçların kullanıldığı görülmektedir. Bu tez çalışmasında, araç rotalama problemlerinin bir türü olan bire bir toplama ve dağıtım problemi ele alınmıştır. Literatürde bire bir toplama ve dağıtım problemi üzerine yeralan çalışmalardan farklı olarak bu çalışmada, dağıtım için kullanılacak araç filosunun dizel ve elektrikli araçlardan oluştuğu kabul edilmekte ve Karışık Tam Sayılı Programlama modeli kullanılarak farklı senaryolar üzerinde taşımacılık faaliyetlerinden kaynaklanan yakıt tüketimi ve emisyon salınımı göstergeleri üzerinden değerlendirmeler yapılmaktadır. Çalışmanın bu yönüyle sürdürülebilir lojistik yönetimi konusuna katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Nümerik analizler sonucunda, kısa mesafe yük taşımacılığında elektrik motorlu araçların kullanımının hem maliyet hem taşımadan kaynaklı emisyon salınımı açısından faydaları ortaya konulmuştur. Ayrıca, elektrikli araçlar için ihtiyaç duyulan enerjiyi elde etmek için güneş panellerine yatırım yapıldığı ve buradan elektrik enerjisinin üretildiği bir durum üzerinden maliyet analizi yapılmıştır. Güneş panellerine yapılan bu yatırımın getiri oranı düşük olduğu için (ortalama %6), söz konusu yatırımın finansal olarak avantajlı olmadığı görülmektedir. Diğer yandan, elde edilecek olan çevresel fayda göz önünde bulundurulduğunda, yatırımın yük taşımacılığında sürdürülebilirliğe katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir lojistik, Kısa mesafe yük taşımacılığı, Birebir Toplama ve Dağıtım Problemi, Heterojen araçlar, Enerji tüketimi, CO2 Emisyonu
Sürdürülebilir envanter rotalama problemi için bir matematiksel model önerisi
Son yıllarda sera gazı salınımı ve küresel ısınma gibi olumsuz çevresel şartların artması sonucunda dünya genelindeki ekolojik farkındalık seviyesi yükselmiştir. Bununla birlikte iş kazası sayısı ve gürültü seviyesinin artması gibi sosyal hakların azalması ile de sosyal sürdürülebilirlik ön plana çıkmıştır. Dolayısıyla işletmelerin operasyonlarını çevresel ve sosyal dışsallıkları dikkate alarak gerçekleştirmeleri kaçınılmaz olmuştur. Küreselleşme ve artan rekabet ortamı ile birlikte maliyetlerini azaltmak isteyen işletmeler lojistik operasyonlarındaki en yüksek maliyet kalemlerinden olan envanter ve taşımacılık faaliyetlerinin verimliliğine yoğunlaşmaktadır. Literatürde hem envanter hem de rotalama kararlarını eş zamanlı ele alan envanter rotalama problemi, araştırmacılar tarafından sıklıkla çalışılmaktadır. Bu çalışmada sürdürülebilir envanter rotalama problemi için karışık tam sayılı doğrusal programlama modeli önerilmektedir. Geliştirilen matematiksel modelde maliyet minimizasyonu sağlanmaya çalışılırken çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik ile ilişkili konulara da önem verilmektedir. Bu çalışmayı literatürde bulunan benzer çalışmalardan ayıran özellikler; detaylı yakıt tüketiminin hesaplanması, bozulabilir ürünler için soğutmalı araç kullanımını dikkate alması, elde kalan atık ürünlerin toplanarak gıda atık ayrıştırma merkezine bırakılması ve çalışanlara çalışma saatlerini düzenleme hakkı vermesidir. Ayrıca, gerçek hayat problemlerini daha iyi ele alabilmek için müşteri taleplerindeki belirsizlik dikkate alınmıştır. Nümerik analizler sonucunda, geliştirilen matematiksel modelin kullanımı ile çalışanlara çalışma saatlerini düzenleme avantajı sağlaması bakımından sosyal sürdürülebilirliğe, atık ürünlerin toplanması ve yakıt tüketiminin minimize edilmesi ile de çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlandığı gözlenmektedir. Anahtar Sözcükler Lojistik yönetimi, sürdürülebilirlik, satıcı güdümlü envanter, envanter rotalama problemi, kapalı döngü tedarik zinciri
Efficiency and logistic capabilities of commercial seaports
In this study, ports are considered as complete logistics and supply chain entities that create added value and it is aimed at creating "a new balanced score card method" whereby environmental and social aspects of ports can be evaluated as well as their operational and financial performances. In this context, the aim of the study is to create a four-dimension port's balanced score card in order to benchmark container terminals or to monitor the changes in the performance of a single port over different periods. To reach this aim, the views and subjective judgments of the professionals working in the port industry were received and these judgemets were evaluated by the Analytic Hierarchy Process (AHP) method.
Sürdürülebilir yük taşımacılığı için bir karar destek modeli önerisi
Sürekli artış gösteren sera gazı salınımı, doğal kaynakların tükenmesi, küresel ısınma gibi çevresel sorunlar ve artan rekabet sonucunda işletmelerin faaliyetlerini planlarken sürdürülebilirlik konusunu dikkate almaları bir zorunluluk haline gelmektedir. Artan taşımacılık faaliyetleri ile beraber işletmeler açısından yük taşımacılığı planlarının etkin ve verimli bir şekilde oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, araştırmacılar sürdürülebilir yük taşımacılığı için karar vericilerin kullanabileceği çeşitli karar destek modelleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilir yük taşımacılığı alanında karşılaşılan araç tahsis problemi için çift amaçlı doğrusal programlama modeli önerilmektedir. Tez çalışması kapsamında oluşturulan matematiksel model kullanılarak üzerinde durulan problem için kar maksimizasyonu ve emisyon minimizasyonu eş anlı olarak yapılabilmektedir. Bununla beraber, modelin filo karmasında farklı araçları dikkate alması ve talep reddine ilişkin ceza maliyeti içermesi de gerçek hayatta oluşabilecek durumlara uygun varsayımlar olarak değerlendirilmekte ve karar vericiler için önem arz etmektedir. Bilinebildiği kadarıyla, söz konusu faktörleri bir arada dikkate alan bir model literatürde bulunmamaktadır. Önerilen modelin uygulanabilirliği ve kullanımı sonucu elde edilebilecek potansiyel faydaları örnek bir olay üzerinde nümerik analizler yapılarak gösterilmektedir. Nümerik analizlerde, gerçek hayatta karar vericilerin karşılarına çıkabilecek durumlar temel alınmıştır. Bu amaç doğrultusunda; her analizde gelir ve maliyet durumları gösterilmiş, bu seviyelerde oluşan toplam kar ve emisyon miktarları ortaya konulmuştur. Çalışma bu yönü ile karar vericiler açısından, analizleri daha anlaşılır ve uygulanabilir kılmakla birlikte; araç tahsis problemlerinde sürdürülebilirlik kavramının öneminin anlaşılması açısından da örnek teşkil etmektedir. Yapılan analizler sonucunda örnek olay olarak adlandırılan ve karşılaştırmalar için temel alınan problem çözümünde, amaç karı maksimize etmek olduğunda toplam kar, emisyon minimizasyonu durumdan yaklaşık olarak 10 kat daha fazla bulunmuştur. Emisyon minimizasyonu durumunda ise, kar maksimizasyonu ile karşılaştırıldığında toplam emisyon yaklaşık 7 kat daha az bulunmuştur. Anahtar Sözcükler Sürdürülebilir lojistik yönetimi, karayolu yük taşımacılığı, araç tahsis problemleri, çift amaçlı doğrusal programlama
Sevkiyat süreçlerinde araç yükleme probleminin genetik algoritma yaklaşımı ile çözümü ve bir uygulama
Günümüzde rekabetin pek çok farklı boyutundan bahsedilebilmektedir ve bu yoğun rekabetçi ortamda rakipler arasındaki benzer süreçlerde yaratılan küçük farklılıklar olumlu sonuçları beraberinde getirebilmektedir. Üretim işletmelerinde gerçekleşen üretim maliyetlerinin birbirine yakın olması bu işletmeleri üretimin haricindeki süreçlerde de iyileştirme yapma zorunluluğuna itmektedir. Bu süreçler içerisinde ise lojistik temelli stratejiler önemli yer tutmaktadır. Lojistik yönetiminde kullanılan modern strateji ya da yöntemler ele alındığında ise sevkiyat yönetimi kavramı öne çıkmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada lojistik süreçlerinde ciddi maliyet avantajları sağlayabilecek sevkiyat yönetimi uygulamalarından araç yükleme problemi ile bu problemin çözümünde önemli bir optimizasyon yeteneği sağlayan genetik algoritma yöntemi bir arada ele alınmıştır.
Lojistik merkezlerin yönetim yapılarının oluşumunda işletmelerin etkisi: Konya örneği
Lojistik Merkezler, entegre taşımacılığın ön plana çıktığı son yıllarda rekabet artırıcı bir yapı olarak görev almakta olup, bu merkezlerin yerleşke, yatırım ve işletme modellerinin sürdürülebilir olması da önemlidir. Ülkemiz "2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı" kapsamında "Lojistik merkezlerin kurulması ve işletilmesi için, kamu özel sektör iş birliği çerçevesinde yeni iş modelleri oluşturularak özel sektörün yatırım payının artırılması" ve "Lojistik merkezlerde etkin işletme yönetimi tesis edilmesi" hedefleri bulunmaktadır. Bu çalışmada; lojistik ve lojistik merkezlerin kavramsal çerçevesi anlatılmış, lojistik merkezlerin önemi, dünya ve Türkiye'deki lojistik merkezlerden örnekler ile yönetim yapıları incelenmiştir. Konya'nın ekonomik görünümü ve lojistik sektörü açısından değerlendirmesi de ayrıca yapılmıştır. Uygulama kısmında Konya Kayacık Lojistik Merkezini (KLM) kullanan işletmelere anketler yapılmış, doğrulayıcı faktör analizleri ve diğer testler sonrasında istatiksel değerlendirmeler yürütülmüştür. Son bölümde, işletmelerin görüşleriyle KLM başta olmak üzere ülkemizde faaliyet gösteren/gösterecek lojistik merkezlerin etkili ve verimli yönetimi amacıyla, merkezlerin yönetim yapılarında kullanılabilecek öneriler kapsamlı bir şekilde açıklanmıştır. Yönetim yapısında Kamu Özel Ortaklığı modeli önerilmiş ve KLM'yi yönetebilecek şirket için ana sözleşme örneği hazırlanmıştır.
Türkiye'de lojistik 4.0'ın istihdama olan etkisi üzerine nitel bir araştırma
Lojistik, insan var olduğu sürece önemini yitirmeyecek bir kavramdır. İlk zamanlarda insanlar lojistiğin en basit halini kullanmışlardır. Ancak büyüyen dünya nüfusu, insanların ihtiyaçlarının artması ve teknolojik gelişmeler lojistiğin işleyişini tamamen değiştirmiştir. Gelişen teknoloji ile birlikte lojistik zamanla evrilmiş ve gelecekte de evrilmesi beklenmektedir. Günümüzde, ilk defa Almanya'da ortaya atılan ve birçok şirket tarafından benimsenen Endüstri 4.0 kavramı kullanılmaktadır. Endüstri 4.0 kavramı sanayinin birçok bölümünü etkilemiş ve lojistikte bundan nasibini almıştır. Böylece Endüstri 4.0 kavramı Lojistik 4.0 kavramını da ortaya çıkardığı söylenebilir. Bu çalışmada Lojistik 4.0'ın şirketlerdeki kullanımı ve istihdamı nasıl etkilediği hakkında nitel bir araştırma yöntemi ile incelenmiştir. Lojistik sektörü ile ilgilenen 10 firmanın lojistik yöneticilerine 13 adet mülakat sorusu yöneltilmiştir. Mülakat sorularına verilen cevaplar nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları göz önüne alındığında lojistik 4.0 sektördeki istihdam konusunda insan gücü ile yapılan işlerin olumsuz etkilenebileceği düşünülmektedir. Aksine teknolojik, inovatif, otomasyon sistemlerin yönetimi ve stratejik kararlar veren sistem faaliyetlerinin istihdam açısından olumlu etkilenebileceği kanısı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca katılımcıların bazıları lojistik 4.0 bileşenlerinin ortaya koyduğu farklı istihdam kadrolarının şirket içerisinde, çalışan sayısının ve tedarik zincir verimliliğin artacağı, bu artışın ise beraberinde istihdamı olumlu etkilediği düşünülmektedir. Araştırma sonuçlarının lojistik sektöründe görev yapan ve yapacak personele, hem de bu alanda gelecekte çalışmalar yapacak araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Lojistik yönetiminde yeni bir kavram: Lojistik ilçe
Bu tezde lojistik köylerin daha da geliştirilerek, insanların içerisinde yaşadığı, kapasite ve imkânlarının arttırıldığı, ticaret hacminin küreselleşmenin de beraberinde getirdiği rekabet unsurlarından yararlanarak yükseltildiği bir versiyonu tartışılmıştır. Bahsedilen konsepte ise 'lojistik ilçe' ismi verilmiştir. Ayrıca bu tezde dünyada hâlihazırda bulunan enerji problemi ve enerji kaynaklarının adil bir şekilde paylaşılamaması durumu da göz önüne serilmiştir. Tespit edilen problemin çözümü olarak ise lojistik ilçelerin enerji ihtiyaçlarının yenilenebilir enerji türleri ile karşılanması ön görülmüştür. Lojistik tesisler ve yaşam alanlarının enerji tüketim değerleri belirlenmiş ve lojistik ilçe için bu durum uyarlanmıştır. Diğer bir uygulanabilirlik çalışması ise Türkiye'de bu tesislerin nereye kurulabileceğinin tespit edilmesi olmuştur. Tüm bu kavramlar değerlendirilmiş ve yapılan analizler sonucunda konsepte olan ihtiyaç tartışılmıştır.
21. yy. da Kara Kuvvetleri'nde lojistik yönetimi; Türkiye açısından bir değerlendirme
Orduların, 21'inci yüzyılda üzerine düşecek görevleri yapabilecek yeterli güce sahip olması ve gelecekteki muhtemel bölgesel çatışma ve savaş şartlarına tam anlamıyla hazır olabilmesi için; muharebe gücü yüksek personele sahip olması, diğer savaş gücü üstün devletlerin elde etmiş olduğu teknolojiyi yakalaması, motivasyonunu etkileyen gerekli lojistik destek sistemine sahip olması, modern araç gereçlerin ve silahların kullanılması gerekmektedir. Diğer dünya ordularında olduğu gibi Kara Kuvvetlerinde de lojistik destek sisteminin etkinliğini arttırmak için çalışmalar yapılmaktadır. Bu tezde lojistik desteğin bir konusu olan araç rotalama problemi ele alınmıştır. Bütün bir orduyu incelemek zor olacağından örnek olarak bir hudut taburu ele alınmıştır. Bir hudut taburu üç veya dört hudut bölüğünden oluşmaktadır. Bir hudut bölüğü de bir ila dört arasında değişen karakola sahiptir. Karakolların Lojistik desteği tabur tarafından sağlanmaktadır. Bu tezde yedi karakolu olduğu varsayılan bir tabur ele alınmıştır. Çalışmada tabur karakolların ikmaline yönelik karşılaştığı zaman pencereli araç rotalama problemine çözüm aranmış ve geliştirilmiş tasarruf yöntemi ile çözüm aranması amaçlanmıştır. Bunun için uygulama yapılacak olan bir Taburun 7 Karakolunda uygulanan mevcut araç rotalama modelleri incelenmiş ve zaman pencereli araç rotalama problemine WinQsB yöntemi uygulaması için gerekli olan veriler 7 farklı Karakoldan temin edilerek, karakollar için yeni bir dağıtım rotası önerilmiştir. Bu çerçevede bu bölümün ilk kısmında, dağıtım rotasının çıkarılması için uygulama yapılan 7 Karakoldan alınan verilerin analizi yapılacaktır. İkinci kısımda mevcut durum analiz edilecek, üçüncü kısmında ise zaman pencereli araç rotalama problemine WinQsB yöntemi uygulaması yapılıp, yeni bir dağıtım rotası önerilecektir. Son kısımda ise mevcut dağıtım rotası ile önerilen dağıtım rotası karşılaştırılacaktır. Araştırma dört bölümden oluşmuştur; Araştırmanın birinci bölümünde; lojistik kavramı, lojistik yönetimi ve lojistik ile ilgili temel kavramlar ile lojistik faaliyetler hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde; lojistik sektörünün dünyadaki gelişimi, ülkemizdeki gelişimi, rekabet vizyonu ve Kara Kuvvetleri Lojistiği hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde; Araç Rotalama ve Gezgin Satıcı Problemleri hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın dördüncü bölümünde ise araç rotalama problemine yönelik alternatif bir çözüm sunularak değerlendirme yapılmıştır.
Lojistik sektöründe hizmet kalitesi algısına yönelik bir araştırma
Bu tez çalışmasının temel amacı, lojistik hizmetlerine yönelik müşteri kalite algısının demografik ve mesleki değişkenler açısından incelenmesi ve bu değişkenlerin müşteri memnuniyeti üzerindeki farkların belirlenmesidir. Araştırma kapsamında, cinsiyet, yaş, eğitim durumu, toplam çalışma süresi, mevcut işletmedeki çalışma süresi ve unvan gibi değişkenlerin müşteri memnuniyeti kalite algısı üzerindeki farklarını değerlendirmek üzere 400 katılımcıya anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, t-testi ve ANOVA testleri aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, cinsiyet değişkenine göre yapılan t-testi sonuçlarının, kadın ve erkek müşteriler arasında lojistik hizmetlere yönelik kalite algılarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığını ortaya koymaktadır. Bu sonuç, cinsiyetin müşteri memnuniyeti kalite algısı üzerinde belirleyici bir faktör olmadığını göstermektedir. Aynı şekilde, yaş gruplarına göre yapılan ANOVA testi sonuçları da farklı yaş gruplarındaki katılımcılar arasında müşteri memnuniyeti kalite algısında anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Bu bulgu, yaşın müşteri memnuniyeti üzerinde kritik bir etki yaratmadığını ortaya koymaktadır. Eğitim durumu değişkenine ilişkin analizler ise, müşteri memnuniyeti kalite algısının eğitim seviyesine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediğini ortaya koymaktadır. Toplam çalışma süresi ve mevcut işletmedeki çalışma süresi gibi mesleki değişkenlerin müşteri memnuniyeti üzerinde belirgin bir fark oluşturmadığı belirlenmiştir. Unvan değişkenine göre yapılan analizler ise, firmanın sunduğu hizmetlerin firma sahipleri, yöneticiler ve personel tarafından benzer şekilde algılandığını ve unvanın müşteri memnuniyeti kalite algısı üzerinde anlamlı bir farka sahip olmadığını göstermektedir. Sonuç olarak, bu araştırma, lojistik hizmetlerine yönelik müşteri memnuniyeti kalite algısının demografik ve mesleki değişkenlerden büyük ölçüde bağımsız olduğunu ortaya koymaktadır.
Lojistik hizmet kalitesinin lojistik performansa etkisi: Mersin lojistik sektöründe bir araştırma
Günümüzün birbirine bağlı ve küreselleşmiş iş ortamında, lojistik performansı, çeşitli sektörlerdeki firmaların başarısını belirlemede önem arz etmektedir. Lojistik hizmetlerinin kalitesi, müşteri memnuniyetini, operasyonel verimliliği, maliyet yönetimini ve genel rekabet gücünü doğrudan etkilediği görülmektedir Bu tez, lojistik performansı ile firma başarısı arasındaki ilişkiyi araştırmakta ve üstün lojistik performansı elde etmeye katkıda bulunan temel faktörlerin vurgusunu belirtmektedir. Günümüzün hızlı tempolu ve birbirine bağlı dünyasında lojistik, herhangi bir firmanın başarısını katkı sağladığı gözlemlenmektedir. Bu çerçevede, yüksek lojistik performans çıktısı için lojistik hizmetlerinin kalitesinin artırılmasının firmalar için önem taşımaktadır. İki kavramın ilişkisini irdelemek için Kayapınar (2016)'ın Türkçeye uyarladığı Lojistik Hizmet Kalitesi Ölçeği ile Bakan ve Şekkeli (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Lojistik Performans Ölçeği kullanılmıştır. Küme örneklem yöntemi ile Mersin Lojistik Sektöründen 59 firmaya anket uygulanmış ve 425 çalışandan geri bildirim alınmıştır. Regresyon analizi neticesinde, lojistik hizmet kalitesinin bir bütün olarak ve 7 alt boyutunun da ayrı ayrı firmaların lojistik performansına pozitif etkisi olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik Hizmet Kalitesi, Lojistik Performansı
Uluslararası lojistik ve NATO lojistiği: Afganistan örneği
Bu tez çalışmasında, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) Afganistan'daki lojistik faaliyetleri incelenmekte ve bu faaliyetlerin uluslararası lojistik alanı için ne tür öngörülerde bulunabileceği irdelenmektedir. Yapılan çalışmanın amacı; uluslararası lojistiğin güncel yaklaşımları çerçevesinde, NATO'nun Afganistan'da icra ettiği lojistik operasyonları değerlendirmek ve bu askeri lojistik faaliyetlerinin uluslararası lojistik alanına uygulanabilirliğini ortaya koymaktır. Tez çalışmasında esas olarak tarihsel vaka çalışması yöntemi kullanılmıştır. Tarihsel vaka çalışması hem idiyografik hem de nomotetik bilgi üretmek için eklektik veri kaynaklarını kullanarak geçmişten günümüze vaka/lar(ı) analiz etmektedir. Bu kapsamda çalışmada, dergiler, akademik makaleler ve tezler, arşiv kayıtları, fotoğraf arşivleri ve diğer fiziksel eserler gibi ikincil veri kaynakları kullanılmıştır. Günümüzde savunma kavramı ulusal sınırları aşarak hem uluslararası hem de çok boyutlu bir hale gelmiştir. Bu sebeple uluslararası askeri ve ticari lojistik planlamalar arasında benzerlikler bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle tüketiciye uygun maliyetle mal veya hizmetin sağlanması amacı askeri lojistikte de aynen geçerlidir. Örneğin uluslararası firmaların diğer ülkelerdeki dış kaynak kullanım stratejisi, bazen maddi bazen güvenlik gerekçeleriyle günümüz askeri uygulamalarında da görülmektedir. Ayrıca malzemenin taşınması, tedarik ve dağıtım, depolama ve envanter kontrolü, ulaştırma faaliyetleri, tasarım, bakım ve destek gibi lojistik fonksiyonlar ticari lojistikte olduğu gibi askeri alanda da yaygın şekilde kullanılmaktadır. NATO belirlediği lojistik prensip ve esasların, çok uluslu her operasyon için de uygulanabilir olduğunu kendi dokümanlarında da belirtmektedir. Bu çalışma ile askeri lojistikte yaygın uygulama alanı bulunan dış kaynak kullanımı, lojistik ön planlamanın önemi, standardizasyon ve birlikte çalışabilirlik konularında uluslararası işletmeler için yapılabilecek çıkarımlar değerlendirilmiştir. Sistematik lojistiğin başladığı askeri uygulamalarda edinilen tecrübeler, sivil uygulamalara ışık tutmaktadır. Bu sebeple NATO organizasyonu lojistiğinin uluslararası lojistik normlarıyla incelenmesinin literatüre yeni bir bakış açısı kazandıracağı kıymetlendirilmektedir.
Türk savunma sanayiinde performansa dayalı lojistik uygulamalarının incelenmesi
20'nci yüzyılın sonlarına doğru güvenlik ve savunma anlayışındaki değişimler, küreselleşmenin hızlanması, ticari alanda üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik denizaşırı faaliyetlerin artması, modern iletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimleri ve devletlerin savunma bütçesini azaltmaya yönelik çabaları, savunma sanayiinin ve savunma tedarik anlayışlarının da değişimine neden olmuştur. Bu doğrultuda, savunma yeteneğinin arttırılmasına yönelik ihtiyaçların karşılanması çabaları, sahip olunan veya olunacak uzun ömürlü savunma sistemlerin ömür devri kapsamında uygun maliyetli olması ve modernize edilmesine yönelik bir takım yaklaşımlar ve işbirlikleriyle tedarik ve destek faaliyetleri geliştirilip denenmiştir. Sistemlerin işletme-idame döneminin, tedarik döneminden daha fazla olması bakım, onarım ve özellikle kullanıcıların gereksinimlerine yönelik çözüm arayışları sonucunda performansa dayalı lojistik yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın amacı, performansa dayalı lojistik yaklaşımının uygulamalarına dünyada ve Türkiye'de verilen önemi tespit etmek, Türk savunma sanayii tedarik sürecinde uygulanmakta olan lojistik destek faaliyetleri içerisinde, alt yapısı oluşturulmaya çalışılan bu alana yönelik süreci analiz etmek ve sürecin mevcut durumu ile yeterliliğini saptamak ve performansa dayalı lojistik sözleşmelerinin mevcut mevzuat açısından uygulanabilirliğini araştırmaktır. Çalışmada veriler belgesel tarama ve yarı yapılandırılmış görüşme ile toplanmıştır. Araştırma esnasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ve bu çerçevede oluşturulan açık uçlu sorulara yönelik yanıtlar ve gözlemler, betimsel ve sistematik analiz yöntemiyle veriler çözümlenmiştir. Araştırmada toplanan verilerin analizi sonucunda Türk savunma sanayiinde PDL uygulamaları ve sözleşmelerin gerçekleştirilebilirliğini konusu olmak üzere iki tema üzerinde sonuçlara yer verilmiştir.
Hava kargo pazarının lojistik açıdan değerlendirilmesi ve Türkiye için durum analizi
Günümüzde tüm işletmeler, yoğun rekabet koşullarının yaşandığı ve işletmelerin çeşitli yöntemlerle birbirinden farklılaşmaya çalıştığı yeni pazar dinamiklerini içeren ekonomik bir anlayışı yaşamaktadır. Teknolojik değişimin hızlanması, tüm dünyada bir paradigma değişimine neden olmaktadır. Yeni pazarlama paradigması, küresel rekabette ayakta kalabilmek için daha esnek olabilmeyi, yeni teknolojiler kullanabilme becerisini, müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını tam zamanında karşılayabilmeyi gerektirmektedir. Hava kargo pazarı, küresel ekonomi içinde önemli ve temel bir rol oynamaktadır. Küreselleşme süreciyle birlikte, hava kargo pazarının da gelişimini sürdüreceği ve gelecekte yolcu taşımacılığı pazarından çok daha fazla büyüyeceği öngörülmektedir.Günümüzde dünyada benzer ürün ve hizmet üretme esnekliği artmıştır. Bunun sonucunda da rekabette ?hava kargo ve lojistik hizmet sunabilme olanakları? çok daha belirleyici olmaktadır. Dünya ticaretindeki dönüşüm ve yeni oluşumların etkisi, yoğun olarak hava kargo ve lojistik sektörleri üzerinde görülmektedir. Ürün ve hizmetlerin hedef pazarlara rakiplerden bir adım önde olarak daha hızlı ve daha ekonomik biçimde ulaştırılması, uluslararası hava kargo ve lojistik faaliyetlerinin de özünü oluşturmaktadır. Hava taşımacılığında lojistik, zaman darlığı ve kullanılan malzemelerin niteliği yönünden önem taşımaktadır.
Elektronik perakendecilikte lojistik stratejileri
The aim of this thesis is to analyze the logistics strategies, which are among critical success factors in e-retailing. In this thesis, the logistics strategies of Turkey's major multi-channel and chain-store e-retailers, Gima and Migros, are investigated. The research is done by benchmarking methodology. In terms of data collection methods, interviews were made with the managers from both companies and on-site investigations were done. Migros and Gima are compared in terms of main functions of logistics they implemented for e-retailing. Research shows that the success of e-retailing is heavily dependent on logistics issues such as fulfilling orders efficiently and providing an exemplary level of delivery service. The results from the study show the similarities and differences between logistics strategies of Migros and Gima in e-retailing; and the strategies are discussed with respect to previous research findings related to the topic. The study shows that there is an important potential for e-retailing in the Turkish market and the competition will increase with the foreigners entering the market. Companies such as Migros and Gima, being reputable, first movers, having the chance of using their existing infrastructures for e-retailing, and building presence on the Internet as an alternative channel to their traditional retailing businesses, have a noticeable advantage in the market.
Challenges of supply chain management in West Africa: The case of Guinea Conakry firms
The impact of global logistics and supply chain strategy has sparked intense debate both in academia and industry. But the importance of trade infrastructure as a sine qua non for facilitating better circulation of goods and services in the 21st century. The effect of logistics infrastructure on economic development and trade in Africa continent is essential as the review of freight logistics and supply chain activities is carried out in order to identify the main perspectives for the conduct of strong business in Africa and the development of trade on the continent. This study describes the various challenges facing the West African supply chain, particularly in Guinea. Supply chain challenges cut across technology, road network, rail transport, sea transport, air transport, and regulatory reforms. The study results reveal that inadequate infrastructure affects several supply chains companies in the region. In addition, the lack of a continental regulatory framework, lack of political will, and limited application of technology, to a large extent, are contributing factors hampering development in logistics infrastructure in Africa. The study recommends that the facilities and the transportation of adequate regulatory reforms of goods are established for the development of logistics infrastructure in Africa.
Küresel lojistik köyleri ve bu kapsamda Türkiye'de lojistik köyleri üzerine bölgesel bir inceleme
Küreselleşmeyle gittikçe daha da önemli bir hale gelen ve artık küresel lojistik olarak da anılmaya başlanan lojistik faaliyetleri dünya ekonomisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Ulusal ve uluslararası kapsamda taşımacılık, dağıtım, depolama, elleçleme, konsolidasyon, ayrıştırma, gümrükleme, ihracat, ithalat, transit işlemler, alt yapı hizmetleri, sigorta ve bankacılık, danışmanlık ve üretim gibi birçok bütünleşik lojistik faaliyetlerinin ticari temele dayandırılarak belirli bir alanda çeşitli işletmenler tarafından yerine getirildiği özel merkezler olarak tanımlanan lojistik köylere olan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Lojistik köylerin ortaya çıkmasındaki en önemli etkilerden biri de hiç kuşkusuz artan ticaret hacmi ve bunun da beraberinde getirdiği lojistik hareketliliğin şehir içinde oluşturduğu baskılardır.Türkiye jeopolitik açıdan üç tarafı denizlerle çevrili olması; lojistik faaliyetleri açısından giriş-çıkış ve aktarma işlemlerinin kolayca yapılabilmesi ve Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını birbiriyle bağlayan yollar üzerinde bulunması gibi nedenlerden dolayı önemli bir stratejik konuma sahiptir. Son yıllarda birçok alanda hızlı bir gelişme gösteren Türkiye dünya ekonomisinde söz sahibi olma yolunda ilerlerken lojistik sektörü gibi önemli bir alanda geri kalmış bir görüntü çizmesi kabul edilemez bir durumdur. Lojistikte çok önemli bir yeri olan lojistik köy kavramı ise TCDD'nin projesi ile yeni yeni gündeme gelmektedir. Özellikle dünyada 1990'lı yıllarda kurulmaya başlanan ve son 10 yıldır gittikçe artan lojistik köyler Türkiye'nin gelişmesine ekonomik anlamda ciddi bir ivme kazandıracaktır.Çalışmada lojistik ve küresel lojistik köyleri üzerine temel tanım ve kavramlar verilmeye çalışılmış; özellikle dünyada bu alandaki uygulamalar ve literatür kaynakları incelenerek Türkiye'de benzer lojistik köylerin kurulmasında kullanılabilecek değerleme kriterleri çıkartılmış ve bu kriterlerin ağırlıkları AHP ile belirlenmiştir. Ayrıca Türkiye'de lojistik köyler kapsamında değerlendirilebilecek demiryolu bağlantısı olan yedi liman tespit edilmiştir. Sonra bu limanlar kriterler ve önem düzeylerine bağlı olarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP ve Promethee yöntemleri kullanılarak ayrı ayrı sıralanmış ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Küreselleşme, Lojistik Köyler, Promethee, AHP
Aylak zamanı enküçükleyen tur oluşturma problemlerinin geri izleme yöntemi ile çözümüne ilişkin bir yazılım geliştirme uygulaması
İşletmelerde gün geçtikçe artan rekabet koşullarında küçük avantajlar bile önemli olabiliyorken lojistik de her geçen gün daha da büyük bir öneme sahip olmaktadır. İşletmelerin giderlerinin önemli bir kısmını lojistik oluşturmaktadır. Bu çalışma lojstik konusunda bir probleme çözüm bulmaya yönelik yapılmıştır. Yapılan çalışmada, karayolunda yolcu taşıması yapan bir lojistik şirketinin araçlarının seferleri arasında beklemelerine ilişkin aylak zaman toplamını en küçük kılacak şekilde, optimal çözümü garanti eden bir (kesin, exact) yöntemle çözümü gerçekleştirilmiştir. Çözüme yönelik C# programlama dili ile bir yazılım geliştirilmiştir. Problemin çözümüne ilişkin yöntem olarak Dal ve Sınır tekniğinin Geri İzleme yaklaşımı kullanılmıştır. Kullanılan bu yöntem; tam sayıma göre sayımlamayı azaltma özeliğine sahiptir.