Lojistik yönetim
Bu konu başlığı altında 80 tez
Türk savunma sanayiinde performansa dayalı lojistik uygulamalarının incelenmesi
20'nci yüzyılın sonlarına doğru güvenlik ve savunma anlayışındaki değişimler, küreselleşmenin hızlanması, ticari alanda üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik denizaşırı faaliyetlerin artması, modern iletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimleri ve devletlerin savunma bütçesini azaltmaya yönelik çabaları, savunma sanayiinin ve savunma tedarik anlayışlarının da değişimine neden olmuştur. Bu doğrultuda, savunma yeteneğinin arttırılmasına yönelik ihtiyaçların karşılanması çabaları, sahip olunan veya olunacak uzun ömürlü savunma sistemlerin ömür devri kapsamında uygun maliyetli olması ve modernize edilmesine yönelik bir takım yaklaşımlar ve işbirlikleriyle tedarik ve destek faaliyetleri geliştirilip denenmiştir. Sistemlerin işletme-idame döneminin, tedarik döneminden daha fazla olması bakım, onarım ve özellikle kullanıcıların gereksinimlerine yönelik çözüm arayışları sonucunda performansa dayalı lojistik yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın amacı, performansa dayalı lojistik yaklaşımının uygulamalarına dünyada ve Türkiye'de verilen önemi tespit etmek, Türk savunma sanayii tedarik sürecinde uygulanmakta olan lojistik destek faaliyetleri içerisinde, alt yapısı oluşturulmaya çalışılan bu alana yönelik süreci analiz etmek ve sürecin mevcut durumu ile yeterliliğini saptamak ve performansa dayalı lojistik sözleşmelerinin mevcut mevzuat açısından uygulanabilirliğini araştırmaktır. Çalışmada veriler belgesel tarama ve yarı yapılandırılmış görüşme ile toplanmıştır. Araştırma esnasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ve bu çerçevede oluşturulan açık uçlu sorulara yönelik yanıtlar ve gözlemler, betimsel ve sistematik analiz yöntemiyle veriler çözümlenmiştir. Araştırmada toplanan verilerin analizi sonucunda Türk savunma sanayiinde PDL uygulamaları ve sözleşmelerin gerçekleştirilebilirliğini konusu olmak üzere iki tema üzerinde sonuçlara yer verilmiştir.
Küresel lojistik köyleri ve bu kapsamda Türkiye'de lojistik köyleri üzerine bölgesel bir inceleme
Küreselleşmeyle gittikçe daha da önemli bir hale gelen ve artık küresel lojistik olarak da anılmaya başlanan lojistik faaliyetleri dünya ekonomisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Ulusal ve uluslararası kapsamda taşımacılık, dağıtım, depolama, elleçleme, konsolidasyon, ayrıştırma, gümrükleme, ihracat, ithalat, transit işlemler, alt yapı hizmetleri, sigorta ve bankacılık, danışmanlık ve üretim gibi birçok bütünleşik lojistik faaliyetlerinin ticari temele dayandırılarak belirli bir alanda çeşitli işletmenler tarafından yerine getirildiği özel merkezler olarak tanımlanan lojistik köylere olan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Lojistik köylerin ortaya çıkmasındaki en önemli etkilerden biri de hiç kuşkusuz artan ticaret hacmi ve bunun da beraberinde getirdiği lojistik hareketliliğin şehir içinde oluşturduğu baskılardır.Türkiye jeopolitik açıdan üç tarafı denizlerle çevrili olması; lojistik faaliyetleri açısından giriş-çıkış ve aktarma işlemlerinin kolayca yapılabilmesi ve Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını birbiriyle bağlayan yollar üzerinde bulunması gibi nedenlerden dolayı önemli bir stratejik konuma sahiptir. Son yıllarda birçok alanda hızlı bir gelişme gösteren Türkiye dünya ekonomisinde söz sahibi olma yolunda ilerlerken lojistik sektörü gibi önemli bir alanda geri kalmış bir görüntü çizmesi kabul edilemez bir durumdur. Lojistikte çok önemli bir yeri olan lojistik köy kavramı ise TCDD'nin projesi ile yeni yeni gündeme gelmektedir. Özellikle dünyada 1990'lı yıllarda kurulmaya başlanan ve son 10 yıldır gittikçe artan lojistik köyler Türkiye'nin gelişmesine ekonomik anlamda ciddi bir ivme kazandıracaktır.Çalışmada lojistik ve küresel lojistik köyleri üzerine temel tanım ve kavramlar verilmeye çalışılmış; özellikle dünyada bu alandaki uygulamalar ve literatür kaynakları incelenerek Türkiye'de benzer lojistik köylerin kurulmasında kullanılabilecek değerleme kriterleri çıkartılmış ve bu kriterlerin ağırlıkları AHP ile belirlenmiştir. Ayrıca Türkiye'de lojistik köyler kapsamında değerlendirilebilecek demiryolu bağlantısı olan yedi liman tespit edilmiştir. Sonra bu limanlar kriterler ve önem düzeylerine bağlı olarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP ve Promethee yöntemleri kullanılarak ayrı ayrı sıralanmış ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Küreselleşme, Lojistik Köyler, Promethee, AHP
Türkiye'de kimyasal tanker işletmelerinin TMSA denetlerindeki uygulamaları ve sonuçları
Bu çalışmanın temel amacı; Türk kimyasal tanker işletmeleri (TKTİ)'nin TMSA (Tanker Management Self Assessment = Tanker Yönetimi Öz/İç Değerleme) denetlerindeki mevcut durumlarını analiz etmek; Türkiye'de konunun ne zaman, neden ve niçin hangi işletmeler arasında bir ilgi odağı haline geldiğini sorgulamak ve gözlemlenen önemli uygulamaları ve sonuçları diğer tanker işletmelerinin istifadesine sunarak önemli bir kaynak oluşturmaktır. Türkiye'de bu konuda çok az uzman bulunmaktadır. Çalışma boyunca bu uzmanlar ile, rastsal seçilen 6 TKTİ'deki yetkili kişilerle, öncelikli olarak ön görüşmeler yapılmış ve bu veriler Germanisher Lloyd (Alman Loydu) tarafından onaylanmış ve TMSA eğitimleri verme yeterliliğindeki bir uzmanla değerlendirilerek çalışmanın stratejisi oluşturulmuştur. Daha sonra kılavuz çalışma uygulama hayata geçirilerek, güvenilirlik ve geçerliliği test edilmiş ve sonrasında genel geçer sonuçlara ulaşmak için anket uygulaması ve analizleri yapılmıştır.
Tedarik zinciri yönetimi ve bir uygulama
Günümüzde,Tedarik Zinciri Yönetimi özellikle pazarlama ve üretim yönetimi literatüründe ilgi odağı haline gelmiştir. Bilgi paylaşımı ve zincir entegrasyonu, belirsizliğin yaratacağı riskleri minimize edecektir. Tedarik Zinciri Yönetimi'nin benimsenmesi ile tedarikçiler, üretici firmalar, müşteriler ve diğer sistemler arasında bağlantı kurularak etkin bir yapı elde edilir. Çalışmanın birinci bölümünde, Tedarik Zinciri konusunda daha önceden yapılmış akademik çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Literatürde, Tedarik Zinciri Yönetimi 'nde önemli bir unsur olan tedarikçi seçimi çok ölçütlü bir karar problemi olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde, Tedarik Zinciri Yönetimi'nin önemli kavramları ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümün sonunda genellikle örnek gösterilen bazı uygulamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Migros Türk AŞ. mülakat verileri sunulmuştur. Firmanın Tedarik Zinciri için yaptığı çalışmalar ve sağladığı avantajlar hakkında bilgi verilmiştir. Bu çalışma, Tedarik Zinciri Yönetimi ile elde edilen avantajların değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmada Türkiye'nin perakendecilik sektörünün önde gelen firmalarından olan ve Tedarik Zinciri 'ni verimli bir şekilde yönetmeyi hedefleyen Migros Türk AŞ. uygulama yeri olarak seçilmiştir. Mülakat şeklinde gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarına göre, Migros Türk AŞ.'nin tedarikçileriyle bilgi paylaşımına yönelik çalışmaları firmaya rekabet avantajı sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Lojistik Yönetimi, Entegrasyon, Bilgi Paylaşımı, Rekabet Avantajı.
Lojistik yönetiminde finansal analiz ve planlama
ÖZET Günümüzdeki ekonomik koşullar nedeniyle, firmalar arası rekabet artırmış ve bu rekabete karşı koyabilmek için, şirketler çeşitli çalışmalar içine girmiştir. Küresel hale gelen pazardaki müşterilerin istekleri de; daha kaliteli, düşük maliyetli mamuller üretilerek ve isteklerine zamanında cevap verilerek giderilmeye başlanmıştır. Piyasadaki bu değişiklikler, firmalardaki klasik yönetim anlayışının yerine, lojistik yönetim anlayışının yerleşmesine sebep olmuştur. Lojistiğin işletme içi sorumluluğu, hammadeyi, malzemeleri, doğru işlem sürecini ve üretimi tamamlanan mamulleri mümkün olan en düşük maliyetle, ihtiyaç duyulan yere doğru olarak, yerleştirmektir. İşletmeler bu değişimin doğal bir sonucu olarak, önemli maliyet sorunlarıyla karşı karşıya kalmışladır. Yönetimin karar verme mekanizmasında önemli bir etken olan maliyetleme konusu lojistik anlayışta Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi aracılığıyla giderilmeye çalışılmaktadır. Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi, endirekt maliyetlerin ürünlere dağıtımında geleneksel maliyet muhasebesine göre daha etkili ve doğru sonuçlar vermektedir. Bu ise; sistemin kullanımı gün geçtikçe yaygınlaştırmaya başlamıştır. Bu doğrultuda; çalışma esnasında Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi üzerinde detaylı inceleme yapılmış ve sistemin bir işletme üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu yönetim ve maliyet sisteminin, uygulanabilirliğini gösterebilmek amacıyla, birincil ihtiyaçlanmızdan biri olan sağlık hizmeti üzerinde uygulama yapılmıştır. Seçilen pilot serviste tedavi gören hastaların, maliyetleri hesaplanmış ve geleneksel maliyet sisteminden elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Elde edilen bilgiler, Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi'nin daha doğru sonuçlar verdiğini göstermektedir. Bu özelliğinden dolayı da, yöneticilere, lojistik misyonun yerine getirilmesi için, yol gösterici bir sistem olmaya devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Lojistik yönetim, müşteri ihtiyaçları, zamanında cevaplama, faaliyete dayalı maliyet sistemi, endirekt maliyetler. IX
Türkiye'de lojistik köyler incelemesi: Mersin Yenice lojistik köyü örneği
Lojistik köyleri küreselleşme sonucu artan ticaret hacmi ve üretim bölgelerinin çeşitlenmesine bağlı olarak ortaya çıkan bir ihtiyaçtır. Ağır vasıta yük taşıtları kullanılarak uluslararası mal ve servis transferinin artması, fosil yakıt tüketimine paralel yükselen hava kirliliği ve trafik gibi sorunlar insanların yaşam standartlarının düşmesine sebebiyet vermiştir. Diğer taraftan, işsizliğin düşürülmesi ve finansal aktivitenin en üst seviyeye çekilebilmesi için olumlu bir etkiye sahiptir. Ortaya çıkan bu ikilemin en uygun çözüm yolu ile ortadan kaldırılması için ağır taşıtların şehir içi trafiğine hiç sokulmadan, çevre yollarından götürülmesi planlanmıştır. Buna bağlı olarak intermodal taşımacılık kavramı oluşmuş ve lojistik köylerin kurulması sağlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de ve Dünya'da hâlihazırda açılmış olan lojistik köylerin özellikleri ve uygulanan stratejiler incelenmiştir. Lojistik köylerde bulunması gereken tüm organizasyonel birimlerin performansı, lojistik köylerdeki terminal büyüklükleri, depolama alanları ve ihtiyaçları, teknolojik cihazlar, demiryolu bağlantıları, konteyner elleçleme âdeti vb. girdilerin mevcut lojistik köylerdeki uygulamaları araştırılmıştır. Mersin, Yenice bölgesinde kurulması planlanan lojistik köyünün ihtiyaç analizinin yapılabilmesi için bölgedeki lojistik hizmeti alan ve veren firmalar ile görüşülmüştür. Elde edilen verilerden hangi hizmetlerin öncelikli olduğu belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Akabinde Mersin bölgesi için SWOT analizi ile değerlendirme yapılmıştır. Böylece Mersin'de kurulacak lojistik köyün üstün ve zayıf yönleri belirlenmiş ve buradan hareketle geleceğe yönelik fırsatlar ve tehditler ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Lojistik köyleri, tedarik zinciri, intermodal taşımacılık, SWOT
Lojistik yöneticilerinin endüstri 4.0'ın işletme düzeyindeki etkilerine ilişkin görüşleri üzerine nitel bir araştırma: Bursa örneği
Küreselleşme ile birlikte meydana gelen teknolojik ve ekonomik gelişmeler, küresel pazarların ortaya çıkması, rekabetin küreselleşmesi ve son olarak da Dördüncü Sanayi Devrimi'nin yani bir diğer adıyla Endüstri 4.0'ın ortaya çıkışıyla her işletmede olduğu gibi lojistik sektöründe de işletmeleri hatasız ve daha etkili çalışmak zorunda bırakmıştır. Bu zorunluluklar neticesinde lojistik sektörü Endüstri 4.0 kapsamında; özellikle yeni iş modelleri, yeni müşteri beklentileri, pazar arayışları ve teknolojik gelişimleri içerisinde barındıran çok kapsamlı ve dinamik bir yapıya sahip olması sebebiyle lojistik ve tedarik zincirini dijital bir ortama taşımış ve yeniden yapılandırmıştır. Çalışmada bugün birçok sektörü etkileyen Endüstri 4.0'ın kârlılık, maliyet, işgücü, verimlilik ve yatırım anlamında etkileri çerçevesinde lojistik yöneticilerinin bilgi düzeyleri ve bu konuda yaptıkları hazırlıklara ilişkin görüşleri üzerine odaklanılmıştır. Araştırma, kuramsal bilgilerden ve Bursa'da faaliyet gösteren lojistik firmaları kapsamında yapılan ampirik bir çalışmadan oluşmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Endüstri 4.0'ın temel kavramları kapsamında, Endüstri 4.0'ın tanımı, gelişim süreci ve bileşenleri açıklanmıştır. İkinci bölümde; lojistik kavramı ve Endüstri 4.0 ile ilişkisi kapsamında, lojistiğin temel kavramları, lojistiğin Endüstri 4.0 ile ilişkisi ve Endüstri 4.0'ın lojistik işletmeler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmanın uygulamasına yer verilmiştir. Üç lojistik yöneticisi ile yüz yüze gerçekleştirilen mülakatlar, araştırmacı tarafından yapılan içerik analizi sonucunda, Maxqda programında analiz edilerek "Endüstri 4.0'ın İşletmelere Sağlayacağı Avantajlar", "Endüstri 4.0'a Geçişte Karşılaşılan Zorluklar", "İşletmelerin Endüstri 4.0'a Hazır Olma Düzeyleri" başlıklarında sınıflandıktan sonra modellenmiştir. Elde edilen bulgular çalışmanın üçüncü bölümünde detaylı şekilde incelenmiştir.
Lojistik faaliyetlerin süreçsel etkinliğinde rol oynayan değişkenlerin işletme performansına etkisinde lojistik performansın aracılık (Mediator) rolü
Lojistik faaliyetlerinin yalnızca taşımacılık hizmetinden ibaret olmadığının işletmeler tarafından anlaşılmaya başlanması, lojistiğin kendisinin de yapısal anlamda değişmesine imkân sağlamıştır. İşletmelerde yapılmakta olan lojistik faaliyetlerden beklenen yararın sağlanabilmesi, lojistik faaliyetlerin başarısında rol oynayan değişkenlere bağlı olmaktadır. Dolayısıyla çalışmada, işletmelerdeki lojistik faaliyetlerin süreçsel etkinliğinde rol oynayan değişkenlerin lojistik performansa ve işletme performansına etkisini tespit etmek, bu değişkenlerin işletme performansına etkisinde lojistik performansın aracılık etkisi olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma TRC1 Bölgesi'nde bulunan OSB'lerde faaliyet gösteren işletmeler üzerinde yapılmıştır. 298 orta ve üst düzey yöneticiden toplanan veriler SPSS ve AMOS paket programlarıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde; lojistik faaliyetlerin süreçsel etkinliğinde rol oynayan değişkenler ile lojistik performans ve işletme performansı arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiş, lojistik faaliyetlerin süreçsel etkinliğinde rol oynayan değişkenlerin işletme performansı üzerinde, lojistik faaliyetlerin süreçsel etkinliğinde rol oynayan değişkenlerin lojistik performans üzerinde, ayrıca lojistik faaliyetlerin süreçsel etkinliğinde rol oynayan değişkenlerin işletme performansına etkisinde lojistik performansın aracılık (mediator) etkisinin olduğu bulgularına ulaşılmıştır.
Lojistik ve tedarik zinciri yönetimi göstergeleri ve firma performansı üzerine etkileri
Müşteri taleplerinin ve pazar dinamiklerinin sürekli değişen yapısının firmalar arası rekabetin de şeklinin değiştiği günümüz ortamında rekabet kavramı firmalar arasında olmaktan çıkmış, firmaların içinde bulundukları ağlarda yaşanmaya başlanmıştır. Bu kapsamda, tedarik zinciri ve lojistik performansları firmalar açısından önem kazanmıştır. Araştırmada, gelişim hızı içinde etkinlik gösteren işletmelerin, lojistik stratejilerinin ve tedarik zinciri yönetiminin firma performanslarına etkisini göstermek için ayrıntılı bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Araştırma ve araştırmadan elde edilecek çıktılar firmalarda kullanılan lojistik ve tedarik zinciri uygulamalarının işletme performansına etkilerinin olup olmadığını belirleme ve farklı firmalara örnek olması açısından önem arz etmektedir. Araştırma kapsamında, yenilik, güven ve tedarikçi performansı, müşterilerle bilgi paylaşımı, departmanlar arası bilgi paylaşımı, maliyet performansı, teknoloji performansı, faaliyet performansı ve işletme performansı değişkenleri ölçülmeye çalışılmıştır. Özel bir holdinge bağlı olarak faaliyet gösteren üretim ve dağıtım işletmelerinde çalışan yöneticiler bu çalışma için hedef kitle olarak belirlenmiştir. Oluşturulan hipotezler ile tezin genelinde vurgulanmak istenen sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında, çalışmanın genel anlamda firmaların teorik ve yönetimsel katkılarına etki edebileceği anlaşılmaktadır.
Yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının lojistik performansa etkisi: TRC 2 bölgesinde bir uygulama
Yeşil tedarik zinciri ve lojistik yönetimi, gelişmiş ülkelerdeki işletmelerin tedarik zinciri yönetiminde ortaya çıkan çevresel sorunları ve kaynak sorunlarını ele almaları için önemli bir araç haline gelmiştir. Yeşil tedarik zinciri yönetimi, işletmenin çevresel etkisini ve çevresel risklerini azaltmada ve kaynak kullanımının verimliliğini artırmada giderek daha önemli bir role sahiptir. Yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulaması, enerji israfını azaltırken, emisyonları azaltırken, çevreyi korurken, kaynakların ve enerji kullanımının verimliliğini artırırken ve iş dünyasında çevresel performansı iyileştirirken verimli tedarik yönetimini genişletmeye devam etmektedir. Küresel rekabet yapısı gereği karşılaşılan değişim ve faktörler, işletmelerin farklı yetenekleri bulundurmalarını gerektirmektedir. Özellikle, lojistik yetenekler, sürdürülebilir rekabet için önemli faktörlerden birisini oluşturmaktadır. Lojistik yetenekler, çeşitli işlevsel boyutlardaki işletmelerin hem lojistik performansına hem de sürdürülebilir rekabet gücüne olumlu katkılar sağlamaktadır. Bu durum rekabetçi işletmelerin en önemli unsurları haline gelmiştir. Araştırmada Diyarbakır ili ve Şanlıurfa sınırları TRC 2 içinde bulunan OSB'lerde faaliyet gösteren 395 üretim işletmesine anket uygulanarak toplanan veriler SPSS ile analiz edilmiştir. Araştırmada güvenilirlik ve geçerlilik testleri ile birlikte korelasyon ve regresyon testleri uygulanmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının lojistik performans üzerinde pozitif ve anlamlı etkileri mevcuttur.
Tedarik zinciri yönetiminin işletmelerin rekabet gücü üzrine etkisi
Dünya pazarlarının küreselleşmesi, teknolojik gelişmelerin sağladığı esneklik, hız ve verimlilik artışı, bilgi toplumuna geçiş aşamalarının yaşanması, ürün ömürlerinin giderek kısalması, pazara yeni ürünler sunma sürelerinin azalması ve sürekli değişerek çeşitlenen müşteri gereksinmeleri işletmeleri yönetim anlayışlarını yeniden ele almaya zorlamıştır. Piyasalara hakim olan yenilik anlayışı rekabet dinamiklerini de sürekli bir şekilde değiştirmektedir. İşletmeler söz konusu bu değişimler doğrultusunda rekabet gücü elde ederek amaçlarına ulaşmak ile müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılama arasındaki dengeyi sağlayabilmek için ürünlerini, hizmetlerini ve bilgi akışlarını, tedarikçilerden müşterilerine kadar uzanan bağlantılar çerçevesinde bir bütün olarak ele almaya yönelmişlerdir. Bu yaklaşım "Tedarik Zinciri Yönetimi -TZY" olarak adlandırılmaktadır. Tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının işletmelerin rekabet gücü üzerine etkisini değerlendirebilmek amacıyla, tedarik zinciri yapısı ve işleyişi ile satınalma, üretim, pazarlama, lojistik ve bilgi teknolojilerindeki değişimler incelenmiştir. Bununla beraber, bu fonksiyonların ortak yönetiminin işletme içi işlemlerde olduğu kadar tedarik zincirinde de gerçekleştirilmesinin önemi vurgulanmaya çalışılmıştır. Tedarik zinciri yönetimi kapsamında Türk elektronik sanayii sektörünün genel görünümü, gelişme dinamikleri, ülke sanayi içindeki konumu ve uluslararası rekabet boyutu incelenmiştir. Türk elektronik sanayiinin tedarik zinciri yönetimi uygulamalarını değerlendirmek amacıyla anket çalışması ile bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Alan araştırması sonucu, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin özellikleri, tedarik zinciri yönetimi uygulamalarına bakışları ve tedarik zinciri yönetimi uygulamaları ile iç ve dış pazardaki rekabet gücü arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın sonuçları istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş ve önemli sonuçları sunulmuştur. Bu bilgilere göre, tedarik zinciri yönetimi uygulamaları ile işletmelerin iç ve dış rekabet gücü arasında önemli ilişkiler bulunmuştur.
Lojistik yatay işbirliği yönetişiminin işbirliği performansına etkisi ve lojistik inovasyonun aracılık rolü
Bu çalışmada genel olarak lojistik sektöründe yatay işbirliği yönetişim mekanizmalarının, işbirliği performansına etkisi ve lojistik inovasyonun aracılık rolü incelenmiştir. Bu kapsamda geliştirilen model; Türkiye'deki 395 lojistik firmasından anket tekniği kullanılarak elde edilen veriler, Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kurularak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; işbirliği yönetişim mekanizmalarından resmileşme değişkenin lojistik inovasyonu ve işbirliği performansını pozitif yönde etkilediği; karşılıklı etki ve kültürel benzerlik değişkenlerinin de lojistik inovasyonu pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca işbirliği yönetişim mekanizmalarından resmileşme değişkeninin işbirliği performansına etkisinde, lojistik inovasyonun aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada son olarak; yönetişim mekanizmaların lojistik inovasyon ve işbirliği performansına etkisinde, çevresel dinamizmin düzenleyici rolünün olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Lojistik yatay işbirliği yönetişimi, İşbirliği performansı, Lojistik inovasyon, Çevresel dinamizm
Toplam kalite yönetimi, sınırsız iyileştirme, lojistik yönetimi ve iş performansı arasındaki ilişki: Libya sanayi firmalarında bir uygulama
Kalitenin çeşitli yönlerinin anlaşılmasını ve ölçülmesini sağlamak için kapsamlı araştırmalar yoluyla farklı kalite yönetimi uygulamaları geliştirilmiştir. Toplam kalite yönetimi kapsamında geliştirilen sınırsız iyileştirme önemli iyileşme araçlarından biridir. Kalite uygulamaları çerçevesinde iş performansı ve lojistik uygulamalarının ele alınması, standart ölçüler belirlenmesi ve kalite bakışıyla daha gerçekçi ve yararlı analizler yapılabilmesini sağlamaktadır. Araştırmanın amacı, toplam kalite yönetimi, sınırsız iyileştirme ve lojistik yönetimi arasındaki ilişkiyi bütün modeller ve alt boyutları ile birlikte Libya'daki sanayi şirketleri bazında iş performansı ile ilişkisini değerlendirmektir. Libya'daki sanayi şirketlerinin çalışanlarından 401 kişiyle yüzyüze anket yöntemiyle veriler toplanmıştır. KFA, ölçeklerin tüm maddeleri arasında yüksek karşılıklı korelasyon göstermiştir. Sonuçlar DFA ile doğrulanmış ve model uyumu kabul edilebilir bulunmuştur. Normallik analizi yapılmış ve dört değişkenin normal dağılan bir popülasyondan alınmadığı görülmüştür. Spearman korelasyonu, toplam kalite yönetimi ile sınırsız iyileştirme arasında pozitif ve güçlü bir korelasyon göstermiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri doğrulayan Smart PLS 4 ile yol analizi yapılırken, lojistik yönetiminin iş performansı üzerinde dolaylı etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.Bu çalışmanın sektör temsilcilerine, sanayi sektörü yanında diğer sektörlere yol göstermesi, araştırmacılara yeni çalışmalar bakımından ışık tutması yanında katkı sağlaması beklenmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Toplam Kalite Yönetimi, Sınırsız İyileştirme, Lojistik Yönetimi, İş Performansı, Endüstriyel Şirketler, Libya
Lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımı: Gaziantep'teki imalat işletmelerinde bir uygulama
Bu çalışmada; lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımının işletmeleri nasıl etkilediği ve gelecekte işletmelerin lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanım düzeyinin ne olacağı, dış kaynak kullanma nedenleri ve dış kaynak kullanmama nedenleri ile işletmelerin sektörel yapısı, pozisyon, işletmenin tecrübesi, işletmenin çalışan sayısı arasında bir farklılık olup olmadığını analiz etmek için birçok hipotez kurulmuş ve test edilmiştir. Değişkenler arasındaki farklılığı anlamak için Gaziantep'teki 102 imalat işletmesinde anket tekniği kullanılarak veriler elde edilmiş ve analizler yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda işletmenin sektörel yapısına, pozisyona, işletmenin sektördeki tecrübesine ve çalışan sayısına göre gelecekte lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanma düzeylerinde, dış kaynak kullanma nedenlerinde ve dış kaynak kullanmama nedenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
Türkiye'de lojistik sektörü ve sorunları
Bu çalışma Türkiye'de gelişmekte olan lojistik sektörünün mevcut yapısını ve sektörün gelişimini gözden geçirerek, sektörün sorunlarını belirlemek ve bu sorunlara çözüm önerileri getirerek sektörün gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma nitel bir araştırma olup, Türkiye lojistik sektörünün önde gelen 7 işletmesinin temsilcileriyle yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada müşteri hizmetleri, satın alma, taşıma, depolama, elleçleme ve gümrükleme faaliyetlerinde karşılaşılan sorunlar incelenmiştir. Yapılan analiz doğrultusunda sonuçlar değerlendirilip, önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Lojistik, lojistik sektörünün sorunları, Türkiye'de lojistik sektörü
Lojistik dış kaynak kullanımı ve lojistik hizmet sağlayıcıların rolü: Türkiye'de faaliyet gösteren çelik boru üretim işletmelerinde bir araştırma
Dış kaynak kullanımı, işletmenin temel yetenekleri dışında kalan ikincil aktivitelerinin tamamını ya da bir kısmını işletme dışındaki firmalara yaptırması olarak tanımlanabilir. Dış kaynaklara devredilen firma faaliyetlerinin önemli bir bölümünü ?lojistik faaliyetler? oluşturmaktadır. İşletmeler, küresel dünyada rekabet avantajı elde etmek, ana faaliyet alanına odaklanmak, maliyetlerini düşürmek gibi nedenlerden dolayı lojistik hizmet sağlayıcılar ile çalışmak istemektedirler.Bu çalışmada işletmelerin lojistiğe bakış açısı, lojistik aktiviteleri hangi oranda dış kaynaklardan sağladıkları, hangi lojistik fonksiyonların dışarıdan satın alındığı, hizmet sağlanan firmalarla ne tür sorunlarla karşılaşıldığı ve lojistik firmalarıyla kurulan ilişkilerin seviyesi incelenmiştir.Çalışma kapsamında Türkiye'de faaliyet gösteren çelik boru üretim işletmelerinden lojistik yönetiminde bilgi sahibi olan birer yönetici ile görüşülmüştür. Araştırmaya 14 çelik boru üretim işletmesi dahil edilmiştir. Elde edilen veriler nitel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir.Çalışma sonucunda en fazla dış kaynaklardan faydalanan lojistik fonksiyonların tedarik ve dağıtım fonksiyonları olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, lojistik hizmet sağlayıcı seçimindeki en önemli faktörlerin hizmet kalitesi, güvenilirlik ve fiyat olduğu belirlenmiştir. İşletmelerin kurulduğundan bu yana lojistikte dış kaynaklardan yararlandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Lojistik Hizmet Sağlayıcı, Dış Kaynak Kullanımı, 3PL
Lojistik yönetiminde lojistik ağların kullanımı ve bir işletme için lojistik ağın geliştirilmesi
Bu tez çalışmasında lojistik yönetimi, genelden özele doğru giden bir yaklaşımla, detaylı olarak incelenmiştir. Bu bağlamda, ilk olarak, kavramsal açıdan lojistiğe, gelişimine, ekonomik katkısına ve lojistik yönetimi ile ilgili temel konulara değinilmiştir. İkinci bölümde, lojistiğin ülke ekonomilerine yapmış olduğu ekonomik katkı ve işletmelere sağladığı rekabetçi avantaja binaen; dünya, AB ve Türkiye?de lojistik sektörünün mevcut durumu tespit edilmeye; sektörün güçlü, zayıf yönleri, önündeki fırsatlar, tehditler belirlenmeye ve bazı önerilerde bulunulmaya çalışılmıştır. İlk iki bölüm daha genel bir bakış açısıyla kaleme alınırken; üçüncü ve dördüncü bölümlerde işletmelere rekabet avantajı sağlayacak lojistik ağ tasarımları üzerinde yoğunlaşılmış ve daha dar bir bakış açısıyla kaleme alınmıştır. Üçüncü bölümde, çalışmanın uygulama kısmında çözümü aranan lojistik ağ tasarımı problemine benzer yapıdaki problemlere ve çözümlerinde kullanılan yöntemlere ilişkin yer verilen açıklamaların ardından; dördüncü bölümünün konusu olan lojistik ağ tasarımı probleminin çözümü için kullanılacak olan Bulanık Mantık, Bulanık TOPSIS, Doğrusal Programlama ve Karma Tamsayılı Doğrusal Programlama tekniklerine ilişkin açıklamalar sunulmuştur. Dördüncü ve son bölümde ise; tedarikçi, depo seçimi ve optimizasyon problemlerinin toplamı olarak formüle ettiğimiz lojistik ağ tasarımı problemine alternatif bir çözüm sunulmaya çalışılmıştır. Çözüm için Bulanık TOPSIS ve Karma Tamsayılı Doğrusal Programlama tabanlı matematiksel modelin bir arada kullanıldığı, hibrid bir yaklaşım benimsenmiştir. Tedarikçi ve depo seçim problemleri EXCEL, optimizasyon problemi ise LINGO 4.0 paket programı kullanılarak çözülmüş ve çalışma nihayete erdirilmiştir. Anahtar Kelimeler: 1-Lojistik Yönetimi 2-Lojistik Sektör Analizi 3-Lojistik Ağ Tasarımı 4- Bulanık Mantık 5-Bulanık TOPSIS 6-Doğrusal Programlama 7-Karma Tamsayılı Doğrusal Programlama
Lojistik performans, işletme performansı, işgören performansı ve işgören memnuniyeti ilişkisi: Turizm işletmelerinde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, hizmet sektörü içinde yer alan turizm işletmelerinde gerçekleştirilen lojistik hizmetleri belirlemek ve lojistik performans, işletme performansı, işgören memnuniyeti ve işgören performansı arasındaki ilişkiyi yönetici bakış açısıyla incelemektir. Bu doğrultuda öncelikle literatür taraması yapılmıştır ve ölçekler geliştirilmiştir. Veriler anket yoluyla elde edilmiş ve turizm işletmelerinde (konaklama, yiyecek-içecek ve seyahat işletmeleri) lojistik faaliyetlerden sorumlu yöneticilere uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; lojistik performans, işletme performansı, işgören performansı ve işgören memnuniyeti arasında ilişki belirlenmiştir. Ayrıca lojistik performansın değişkenlerinin, işletme performansı üzerine etkisi analiz edilmiştir. Sonuç olarak kalite boyutunun negatif yönde etkilediği, esneklik, çeviklik, zaman boyutlarının ise pozitif yönde etkilediği, maliyet boyutunun da etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
Performansa dayalı lojistik (PDL) yönetimi ve Türkiye Havacılık ve Uzay Sanayi Anonim Şirketi (TUSAŞ) uygulamaları
Lojistik, müşteri ve işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü ürün ve hizmet akışının yönetimi olarak tanımlanır. Malzeme tedariki, malzeme akışı ile ürün ve hizmetlerin dağıtılması ve bakım-destek fonksiyonları da sistemlerin doğası gereği lojistik kavramına dâhil edilmiştir. Silahlı Kuvvetlerdeki köklü bir değişim ve dönüşümün en önemli adımı ise lojistik dönüşümdür. Lojistik dönüşüm ilk başlarda Entegre Lojistik Destek (ELD) olarak gelişim göstermiştir. ELD, müşteri destek yönetimi veya ticari ürün destek yönetimi organizasyonlarına benzer şekilde, askeri alandaki lojistik disiplinlerinin yönetimine bütünleşmiş bir yaklaşım olarak tanımlanır. ELD genel olarak, sistemlerin ömrünün daha az destek ile daha uzun süre sürdürmesi amacıyla lojistik destek faaliyetlerinin tanımlanması ve geliştirilmesini planlar ve yönetir. Böylece giderlerin azaltılıp, yatırımın artırılması sağlanır. Lojistik yönetiminin en son uygulama yöntemlerinden biri ise Performansa Dayalı Lojistik (PDL) olarak dünyada yerini almıştır.PDL yönetimi; müşterilerin amaçlarını desteklemek için hizmet sağlayıcı işletmeler ile uzun dönemli ilişkileri içeren ve buna uygun teşvik sisteminin olduğu, sistemin kabiliyet ve hazır bulunuşluğun artırılması için oluşturulan bütünleşmiş tedarik ve destek stratejisidir. PDL'de amaç; işgücü, ekipman, zaman gibi lojistik ve idame edilebilir sistemlerin ihtiyacı olacak lojistik destek elemanlarını azaltan güvenilir sistemler tasarlayıp, yaratmaktır. PDL, müşteriye bu desteği sağlarken en uygun stratejik yönetim kararları ile işletme ve müşterinin karşılıklı kârlılığını artırmayı amaçlar.Bu çalışmada öncelikle Entegre Ürün Destek (EÜD) yönetimi konuları ele alınmıştır. PDL yönetimi ve on iki basamaktan oluşan uygulama basamakları ile PDL seçenekleri, uygulama seviyeleri, fayda ve üstünlükleri ile risk ve sınırlılıkları tespit edilmiştir. Sonraki bölümde PDL yönetiminin dünyadaki ve Türkiye'deki uygulama örneklerine yer verilmiştir. Daha sonraki bölümde ise TUSAŞ'da uygulanan EÜD ve PDL yönetimi ve uygulama basamakları açıklanmıştır. Son bölümde, TUSAŞ ve ABCHK arasında MALE İHA Sistemi PDL destek yönetimi modeli oluşturulmuş ve bu modelin değerlendirilmesiyle PDL yönetimi ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. PDL yönetim modeli basamaklarının uygulanması ile elde edilecek kazanımlar ortaya konularak, PDL uygulayacak diğer işletmelere faydalı olmak amaçlanmıştır. Oluşturulan MALE İHA Sistemi PDL modeli, TUSAŞ Lojistik Hizmetler Başkanlığı'na ait 121 personelin katılımı ile yapılan anket ile test edilmiştir. Elde edilen bulgular SPSS programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Performansa Dayalı Lojistik Yönetimi, Performansa Dayalı Sözleşme, Hazır Bulunuşluk Sözleşmesi, Tedarik Zinciri Yönetimi, PDL, PDS, EÜD, ELD.
İşletmelerin lojistik faaliyetlerinde iş analizi ve zaman etüdü: Gaziantep'te bir vaka incelemesi
Tüm işletmeler varlıklarını sürdürmek, büyüyüp gelişmek amacıyla karlarını maksimize etmeye çalışırlar. Bunun başarılması, işletmelerin faaliyetlerini mümkün olan en etkin ve verimli yol ve yöntemlerle gerçekleştirmelerine bağlıdır. Günümüz işletmelerinin toplam maliyetlerinde önemli bileşenlerden biri lojistik faaliyetlerden hasıl olan maliyet unsurlarıdır. Bu çalışmanın amacı, işletmelerin lojistik faaliyetlerinin iş analizi yöntemiyle incelenmesi; yapılacak zaman ve metod etüdleri neticesinde bu faaliyetlerin en etkin ve verimli yapılabilmesini sağlayacak şekilde düzenlenmesi ve tasarlanmasıdır. Çalışma kapsamında Gaziantep'te faaliyet gösteren büyük ölçekli bir hububat üretim işletmesinin lojistik faaliyetleri ele alınarak veri toplanmış, toplanan veriler iş analizi yöntemiyle incelenmiş ve ulaşılan sonuçlardan hareketle söz konusu faaliyetlerin oluşturduğu süreç için yeni bir yöntem önerilmiştir. Çalışma sonucunda önerilen yeni süreçle işletmenin etkinliğinin ve verimliliğinin arttırılacağı kanıtlanmış ve bulgu olarak sunulmuştur. Bu çalışmada izlenen yöntem ve bulgulanan sonuçların, benzer faaliyetleri bulunan tüm işletmelerin istifade edebileceği nitelikte olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Lojistik, İş Analizi, Zaman Etüdü, Metod Etüdü, Verimlilik
Tersine lojistik ağ tasarımı ve ağdaki malzeme akışının web tabanlı yönetimi
Tersine lojistik, kullanılmış ürünleri geri almanın ve ürün geri kazanımının sistematik bir şeklidir. Tüketim noktasından orijin noktasına doğru olan tüm ürün ve bilgi akışının yönetimi süreci olarak da tanımlanmaktadır. Bu çalışmada, kavramlar ve sistemin işleyişi ele alınmış, karışık tamsayılı deterministik bir model kullanılarak tersine lojistik ağ tasarımı yapılmıştır. Ağ yapısına göre oluşturulan toplama merkezleri kanalıyla gerçekleştirilecek malzeme akışının daha etkin yönetilmesini sağlamak amacıyla web tabanlı bir yazılım geliştirilmiştir. Söz konusu yazılım ile son kullanıcılardan tersine lojistik ağ ve toplama merkezleri yolu ile geri dönüş yapacak malzemelerin bir veritabanına kaydı yapılmakta ve malzemelerin hangi toplama merkezleri yoluyla ve mevcut araç filosundan hangi araç ile taşınacağı merkezi olarak planlanmaktadır. Hem ağ yöneticileri hem son kullanıcılar için geliştirilen bu yazılım sayesinde toplama merkezlerinin yönetimi kolaylaştırılmış; ayrıca malzemeleri geri dönüşte taşıyacak araçların doluluk oranları artırılmıştır. Bu çalışma ile sadece tersine lojistik ağ tasarımı yanında ağın etkin yönetimi için bir yazılımın gerekli olduğu ortaya konmuştur.
Türkiye'deki üniversitelerde verilen lojistik eğitimi kapsamı gelişimi ve gelecek öngörüsü
Ulusal ve uluslararası ticarette sürekli rekabet ön planda devam etmektedir. Bu durum karşısında firmalar devamlı olarak maliyet hesaplamasına gitmekte ve maliyetlerini azaltmak için hesaplamalar yapmaktadır. Bu hesaplamalarının ana kalemini lojistik faaliyeti oluşturmaktadır. Günümüzde birçok işletme lojistik süreçlerini etkin bir şekilde planlayamadığı için çok büyük maliyetlere katlanmak zorunda kalmaktadır. Bu bağlamda lojistik eğitimi ve uzmanlaşmasının etkin bir şekilde sisteme dâhil olması büyük önem arz etmektedir.Firmalar, ihtiyaç duydukları beyin gücünü bu alanda yetişmiş kişilerden karşılama arzusu içine girmeye başlamışlardır. Üniversitelerimizde lojistik üzerine uzmanlaşmış kişiler yetiştirmesi için talep yönlü istekler ortaya çıkmıştır. Lojistik eğitiminin artık bir ihtiyaç olduğu kaçınılmaz ve ertelenemez hale gelmiştir. Ülkemizde lojistik eğitimi oldukça önem arz eden bir noktaya doğru hızla ilerlediğinden akademik olarak takip edilmekte ve çeşitli yaklaşımlar ile sürece katkı sağlanması hedeflenmektedir. Başlıca destek ve eğitim veren üniversitelerimiz İstanbul Üniversitesinde Ulaştırma ve Lojistik Yüksek Okulu, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, Okan Üniversitesi ve Çağ Üniversitesinde Lojistik bölümleri bulunmaktadır. Ayrıca İzmir Ekonomi Üniversitesinde Lojistik yönetimi adıyla lisans programı bulunmakta olup bu sayı her geçen gün artmaktadır.Türkiye'nin, konum olarak Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri ve Avrupa arasında bir köprü ve geçiş merkezinde olması dünya ülkeleri ve otoriteleri tarafından lojistik merkezi olarak en uygun bölge olduğu düşünülmektedir. Bu durum ülkemizdeki firmalar arasındaki rekabet yapılarının yurt içinde olduğu kadar yurt dışındaki firmalar arasında da devam etmeleri gerekliliği ortaya çıkmıştır. Dünya ile bütünlük içinde yaşamak, ekonomik sınırların azalması, ekonomik faaliyetlerin dünya pazarında değer yaratması, firmaların yeni stratejiler belirleyerek iş planlarını uygulamaya geçirmelerini zorunlu hale getirmiştir. Bu durum üniversitelerimizde yetişecek uzman kadroların, hangi lojistik faaliyeti geliştirmesi gerektiğini ve hangi yeterlilikte kadroları yetiştireceğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca lojistik eğitimin dinamik olarak yenilenerek geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bunun için bilimsel çalışmalar ve yayınların lojistik sektörüne sürekli ışık tutacak boyutta olması önemlidir. Lojistik faaliyetleri, alanlarına göre farklılıklar göstermektedir. Gıda, otomotiv, endüstriyel ürünler, nükleer ürünler, inşaat vb. olarak sıralamak mümkündür. Bu sektörlerin hepsinde faaliyet alanlarına göre uzmanlaşma şarttır. Gıda sektöründe lojistik faaliyeti gerçekleşirken taşınması gereken ürünün özelliğine göre yerleştirilmesi ve depolanma süresi gibi önemli detaylar uzmanlaşma ile sağlanmış bilgilerle gerçekleşmektedir. Uzmanlaşmanın ilk ve en önemli aşamasının eğitim olduğu unutulmamalıdır. Bir üniversitede lojistik bölümü açılırken, eğitim verecek öğretim görevlisi ve okutulacak kitapların yeterli düzeyde olması gereklidir. Ama durum onu göstermemekte, yeterli düzeyde kitap ve öğretim üyesi bulunamamaktadır. Her dersin konusuna göre en uygun öğretim görevlisinin getirilmesi şarttır. Örneğin hava taşımacılığı konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisinin kara taşımacılığını anlatması efektif olmamaktadır. Yeterli kaynak ve uzmanlaşmış kadrolarla eğitim kalite açısından önem taşımaktadır.Bu çalışma, lojistik ve tedarik zinciri kapsamına giren konu, içerik ve uzmanlık alanlarına değinmektedir. Ayrıca Dünyada ve ülkemizdeki lojistik eğitim alt yapısı ve mevcut uygulamalar ele alınmıştır. Çalışmada sonuç olarak lojistik eğitimi konusunda eksiklikleri giderecek ve geleceğe uyum anlamında atılacak adım önerileri geliştirilmiştir.
Lojistik yönetiminde nakliye planlaması için bir uygulama
Günümüzde ortaya çıkan ve giderek artan bilgi ihtiyacı firmaları tedarikçi ve müşterileriyle entegre olarak bir bütün halinde hareket etmeye zorlamıştır. Bu ihtiyaçla birlikte lojistik yönetimi kavramı gelişim göstermiş ve lojistik faaliyetlerin etkinleştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmada, lojistik faaliyetlerin içerisinde önemli bir yere sahip olan, taşıma ile, önemli bir maliyet kalemini oluşturan taşıma maliyetleri ele alınmış ve nakliye planlaması yapılarak taşıma maliyetlerinin minimize edilebilmesi için sistemin öncelikle matematiksel modeli hazırlanmıştır. Sistem karmaşıklığı arttığında, doğrusal optimizasyonun yeterli sonuç veremeyeceği düşünülerek kurulan matematiksel model, sezgisel tekniklerden tavlama benzetimi kullanılarak çözülmüştür.
Türkiye'de lojistik faaliyetler ve soğuk zincir lojistiği üzerine bir kümelenme modeli önerisi
Çalışmanın temel amacı, soğuk zincir lojistiği çerçevesince kümelenme faaliyetleri ve işlevlerini inceleyerek Türkiye'de soğuk zincir lojistiği kapsamında gıda ve yaş meyve-sebze ürünleri için bir kümelenme modeli oluşturulmaya dair öneri de bulunmaktır. Araştırma kapsamında söz konusu olan öneri, Türkiye'nin mevcut süreçte soğuk zincir lojistiğindeki durumunu, soğuk zincire konu olan ürünler özelinde, dünyada bu alanda başarılı olan ülkeler ile karşılaştırmaktadır. Araştırmanın amacı, Türkiye'nin soğuk zincir sektörü göz önünde bulundurulması sureti ile ülkenin aslında nasıl bir kümelenme modeline ve bu kümelenme modelinin içerisindeki unsurların, Türkiye'nin kendi şartlarına göre nasıl olması gerektiğinin belirlenmesi ve bir öneri olarak sunulmasıdır. Çalışmanın bu amacının gerçekleştirilmesi adına, Michael Porter'ın geliştirmiş olduğu kümelenme modelinden yola çıkılmış ve bu model üzerinden, Türkiye'nin mevcut şartları ve potansiyeli değerlendirilerek özgün bir model önerisi gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Model içinde Türkiye'nin sahip olduğu kurumsal ve üretimsel yapının şartlar ve kısıtları dikkate alınmış, özellikle de çalışmanın "Soğuk Zincir Lojistik Yönetimi" adını taşıyan ikinci bölümünde yer verilen dünyadaki soğuk zincir lojistiği faaliyetleri ile Türkiye'nin faaliyetlerini bir SWOT analizi ile karşılaştıran değerlendirmeden yararlanılmıştır. Bununla birlikte yine dünya genelinde fark yaratan ve özellikle de ülke ekonomilerine ciddi ölçekli katkılar sağlayan soğuk zincir kümelenme faaliyetleri detaylı olarak incelenmiştir.