Evlilik ilişkisi
Bu konu başlığı altında 108 tez
Evlilik sadakati: Bir model testi
Bu çalışmada evlilikte sadakatsizlik, eş desteği, evlilik ilişkisi niteliği ve cinsel yaşam memnuniyetsizliği değişkenleri arasındaki ilişkilerin yapısal eşitlik modellemesi ile incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte, bu çalışma kapsamında Evlilik Sadakatsizliği Ölçeği ve Eş İlişkileri Nitelik Algısı Ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2019 yılında araştırmaya katılmayı kabul eden 610 evli bireyden oluşmaktadır. Veriler, Evlilik Sadakatsizliği Ölçeği, Evlilik İlişkisi Nitelik Algısı Ölçeği, Eş Desteği Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 20.0, LISREL 8.7 ve AMOS istatistik programları kullanılmıştır. Evlilik Sadakatsizliği Ölçeği ve Evlilik İlişkisi Nitelik Algısı Ölçeği geliştirilme aşamasında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca değişkenler arasındaki yordama gücü ve aracılık rolünü ortaya koyabilmek için yapısal eşitlik modelinden yararlanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, Türkiye kültüründe evli bireyler üzerinde geliştirilmiş olan Evlilik Sadakatsizliği Ölçeği ve Evlilik İlişkisi Nitelik Algısı Ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme araçları oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda Evlilik Sadakati Model Testine göre eş desteği ve evlilik ilişkisi niteliği, evlilik sadakatsizliğini doğrudan ve anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Eş desteğinin ise evlilik sadakatsizliğini evlilik ilişkisi niteliği aracılığıyla anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Modelden elde edilen diğer bir bulguya göre, eş desteği ve cinsel yaşam memnuniyetsizliği, evlilik ilişkisi niteliğini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Ayrıca eş desteği, evlilik ilişkisi niteliğini cinsel yaşam memnuniyetsizliği aracılığıyla anlamlı düzeyde yordamaktadır. Bulgular Evlilik Sadakati Model Testinin kabul edilebilir düzeyde olduğunu göstermektedir. Bulgular ışığında araştırmacılara, uygulayıcılara, evli bireylere ve aile ve evlilik konusunda politika yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Evli bireylerin evlilikte problem çözme becerilerinin duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisi yönünden incelenmesi
Bu çalışma, evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinde, duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisinin yordayıcı olup olmadığını belirlemek amacıyla, 342 (226 kadın, 116 erkek) evli birey üzerinde yürütülmüştür. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Veriler internet üzerinden toplanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Form" ve "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS Statistics 22 paket programında, bağımsız örneklem t testi, iki yönlü ANOVA, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, evlilikte problem çözme becerileri; evlilik süresine, çocuk sahibi olunmasına, çatışmayı kimin başlattığına ve kişinin eşinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktayken; cinsiyete, yaşa, çalışma durumuna ve kişinin kendisinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Aynı zamanda evlilikte problem çözme becerilerinin evlilik süresine, çocuk sahibi olunması ve çatışmayı kimin başlattığına göre farklılaşmasında, yaş ve çalışma durumuna göre farklılaşmamasında cinsiyetin etkisinin olmadığı görülmektedir. Evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan anne ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutum ile anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan anne otoriter ve bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan baba otoriter, ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutumla anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan baba bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Ayrıca evlilikte problem becerilerini, duygusal zeka birinci sırada, algılanan ebeveyn ilişkilerinden anne demokratik ve bağımlı tutumlar ikinci sırada yordamaktayken; algılanan baba ebeveyn ilişkileri yordamamaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılarak klinisyenlere ve sonraki araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
Evli bireylerin bağlanma stilleri ve stresle başa çıkma yöntemlerinin evlilik uyumuna olan etkisi
Bu araştırma, evli bireylerin, bağlanma stilleri ve stresle başa çıkma yöntemlerinin evlilik uyumuna olan etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma İstanbul ili içerisinde bulunan evli, eşi ile birlikte yaşayan 100 kadın, 100 erkek; toplam 200 evli kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, eşlerden yalnızca birine veri toplama araçları uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmaya katılan evli bireylere; Bireysel Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTÖ), Çift Uyum Ölçeği ve İlişki Ölçekleri Anketi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 21.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart Sapma), t testi, ki-kare testi ve pearson momentler çarpımı korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, evlilik uyumu ve stresle başa çıkma yöntemleri arasında anlamlı ilişki bulunmakla birlikte bağlanma stilleri ile evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Bunun yanı sıra, evlilik uyumu ile cinsiyet, evlilikte sorun yaşama, oturulan yerin aileye yakın olması ve oturulan yerin eşin ailesine yakın olması arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ölçekler arasındaki ilişkilere bakıldığında, ilişki ölçekleri (bağlanma stilleri) anketi ile stresle başa çıkma tarzları ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer yandan ilişki ölçekleri anketi ile çift uyum ölçeği arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Evlilik Uyumu, Bağlanma Stili, Stres, Stresle Başa Çıkma
Eşlerde ilişki doyumunun belirleyicileri olarak yaşam pozisyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlar
Bu araştırmanın temel amacı, yaşam pozisyonlarının ve temel psikolojik ihtiyaçların eşlerde ilişki doyumunun belirleyicileri olup olmadığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda hem kadının hem erkeğin yaşam pozisyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlar ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da yaşayan toplamda 400 kişiden oluşan 200 kadın ve 200 erkeğin oluşturduğu evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmada İlişki Doyumu Ölçeği, Yaşam Pozisyonları Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, ayrıca hazırlanmış olunan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmada verilerin analizi için 'Hiyerarşik Regresyon Analizi' tekniği uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, temel psikolojik ihtiyaçların, alt boyutları (özerklik, yeterlilik, ilişki) kadınlara göre incelendiğinde, kadınların 'yeterlik ve ilişki' düzeyi yükseldikçe erkeklerin ilişki doyumunun anlamlı ve yüksek olduğu bulunmuştur. Erkeklere göre incelendiğinde 'özerklik' ve 'ilişki' boyutunun anlamlı olduğu ve kadınların ilişki doyumunun yüksek olduğu görülmektedir. Kadınların ilişki doyumunda yaşam pozisyonları belirleyiciyken, erkeklerin ilişki doyumunda yaşam pozisyonlarının belirleyici olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: İlişki Doyumu, Yaşam Pozisyonları, Temel Psikolojik İhtiyaçlar.
Üniversite öğrencilerinin aile aidiyeti, evlilik beklentileri ve evlilik tutumları arasındaki ilişki
Bireylerin psikolojik, sosyal ve fizyolojik gelişimlerinin başladığı ilk yer ailesidir. İnsanların hayattaki en önemli hedeflerinden birisi de mutlu bir evlilik hayatı geçirmektir. Aslında sağlıklı bireylerde mutlu ailelerden çıkmaktadır. Günümüz dünyasının belkide en fazla üzerinde durduğu konu aile konusu olmaktadır. Bu araştırma bu yüzden önemlilik arz etmektedir. Araştırmanın amacı ise; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinin aile aidiyeti, evlilik beklentileri ve evlilik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında farklı bölümlerde öğrenim gören 250 kadın ve 222 erkek olmak üzere toplam 472 birey üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin aile aidiyet düzeylerini belirlemek için aile aidiyeti ölçeği, evlilik beklentilerini belirlemek için evlilik beklentisi ölçeği ve evlilik tutumlarını belirlemek için evlilik tutumu ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde demografik özelliklerin belirlenmesinde frekans dağılımı, iki bağımsız değişken ile aile aidiyeti, evlilik beklentisi, evlilik tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla değişken ile aile aidiyeti, evlilik beklentisi, evlilik tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için Kruskall-Wallis H testi kullanılmış, aile aidiyeti, evlilik beklentisi, evlilik tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için de korelasyon analizi yapılmıştır. Değişkenler arasındaki fark P<.05 anlamlılık düzeyi esas alınarak yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre üniversite öğrencilerinin aile aidiyetini, evlilik beklentilerini ve evlilik tutumlarını; öğrencilerin cinsiyetleri, yaşları, ailelerinin aylık gelirleri, anne-babanın eğitim durumu gibi değişkenlerin etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Aile aidiyeti ile evlilik beklentisi ve evlilik tutumu arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Evlilik beklentisi ile evlilik tutumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular ışığında veriler tartışılıp yorumlanarak bundan sonra yapılacak araştırmalara faydalı olabilecek önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile Aidiyeti, Evlilik Beklentisi, Evlilik Tutumu, Üniversite Öğrencileri.
Evli olmayan bireylerde evlilik kaygısı ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar ve umutsuzluk arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada evli olmayan bireylerde evlilik kaygısı ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar ve umutsuzluk arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmada evli olmayan bireylerin evlilik kaygısı yaş, cinsiyet ve romantik ilişki durumu değişkenleri açısından da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, yaşları 17-38 arasında değişen, 223'ü (%54.5) kadın, 167'si (%45.5) erkek olmak üzere toplam 390 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada evlilik kaygısı ile ilgili veriler, ''Evlilik Kaygı Ölçeği'', Evlilikle ilgili akılcı olmayan inançlara ilişkin veriler ''Romantik İlişkilerde İnançlar Envanteri''(Sarı ve Owen, 2015), umutsuzluğa ilişkin veriler ''Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ)'' (Seber, 1991), (Beck ve arkadaşları, 1974), yaş, cinsiyet ve romantik ilişki durumuna ilişkin veriler "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırma verileri Pearson korelasyon analizi, regresyon analizi ve t testi ile analiz edilmiştir. Bu çerçevede evlilik kaygısı ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar, umutsuzluk ve yaş arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Evlilik kaygısını cinsiyete ve romantik ilişki durumuna göre önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı da t testi ile incelenmiştir. Çalışmada yapılan veri analizleri sonucu evlilik kaygısı ile umutsuzluk ve Romantik İlişkilerde İnançlar Envanteri'nin alt boyutlarından cinsiyet farklılıkları ve farklı düşünmek arasında pozitif yönde; evlilik kaygısı ile evliliğe ilişkin mutluluk beklentisi düzeyi arasında ise negatif yönde bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Diğer taraftan araştırma sonucu evlilik kaygısı ile yaş ve Romantik İlişkilerde İnançlar Envanteri'nin diğer alt boyutları (aşırı beklentiler, sosyal zaman kullanımı, fiziksel yakınlık) arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde ilişkinin olmadığı bulunmuştur. Ayrıca evlilik kaygısı düzeyinin cinsiyete ve romantik ilişki durumuna göre istatistiksel açıdan önemli düzeyde farklılaştığı görülmektedir. Diğer bir ifadeyle araştırmada kadınların ve romantik ilişkisi olmayan bireylerin evlilik kaygısı düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Evlilik, evlilik kaygısı, umutsuzluk, romantik ilişki, akılcı olmayan inançlar
Hıristiyanlık ve İslam'a göre evlilikte kadın erkek rolleri
Bu çalışma, Hıristiyanlık ve İslam dininin evlilik bağlamında karı-koca rollerine ilişkin teolojik bakış açılarını ve öğretilerini incelemektedir. Amaç, Kitab-ı Mukaddes ve Kur'an-ı Kerim/ Hadis-i şerifler gibi dini metinleri inceleyerek; Aziz Augustine (354-430), Thomas Aquinas (1225-1274), İmam Maturidi (863-944) ve Gazali (1058-1111) gibi etkili şahsiyetlerin yazılarını analiz ederek, Hıristiyanlık ve İslam'da evlilik ilişkisini şekillendiren inanç, değer ve temeline ışık tutmaktır. Böylece, karşılaştırmalı bir teolojik mercek aracılığıyla, betimleyici ve tarihsel yöntemler kullanarak iki gelenek arasındaki ortaklıkları, farklılıkları ve potansiyel diyalog alanlarını belirlemek ve dini bir bağlamda evlilik anlayışımızı zenginleştirmek hedeflenmektedir. Çalışma, her iki geleneğin evlilikle ilgili farklı yönlerini keşfeden üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Kitab-ı Mukaddes incelenerek Hz. İsa'nın ve Pavlus'un öğretileri ile Augustine ve Thomas Aquinas gibi şahsiyetlerin görüşleri araştırılmıştır. Buradan yola çıkılarak Hristiyan geleneğinin karı-koca rollerine ilişkin anlayışlarına başlıklar halinde ışık tutulmuştur. İkinci bölümde, İslam geleneğinin temel kaynakları olan Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in sünnetinde evlilikle ilgili öğretiler ele alınmıştır. Ayrıca, İmam Gazali ve İmam Maturidi gibi tanınmış alimlerin görüşleri değerlendirilerek, İslam geleneğinde karı-koca rolleri hakkında önemli perspektifler sunulmaktadır. Üçüncü bölümde, Hristiyanlık ve İslam arasında çeşitli temalar incelenerek karşılaştırmalı bir analiz gerçekleştirilmektedir. Bu temalar arasında evlilikle ilgili yaratılış hikayelerinin karşılaştırılması ve kadının konumu temelinde evlilik anlayışı geliştirilmesi, Tanrı akdi ve medeni akit kavramları, boşanma konusu, evliliğe karşı bekarlık tartışması ve kocaların liderliği sorunsalı yer almaktadır. Sonuç olarak, Hristiyanlık ve İslam arasında evlilik ve karı-koca rolleri konusunda benzerlikleri, farklılıkları ve olası diyalog noktaları belirlenmiştir.
Yüksek kaygı ve depresyon düzeyinin evlilik yaşamı ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmada evli bireylerin evlilikleriyle depresyon ve kaygı düzeyleri arasında ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: 18 yaş ve üzeri en az 1 yıldır evli olan, İstanbul İli Kartal, Maltepe, Sarıyer ve Şişli İlçelerinde ikamet eden bireyler arasından amaçlı örnekleme tekniği ile seçilen 263 kişiye anket uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sürekli kaygı; saplantılı bağlanma, kayıtsız bağlanma ve korkulu bağlanma düzeyini artırırken; güvenli bağlanma düzeyini azaltmaktadır. Durumluk kaygı ise kayıtsız bağlanma ve korkulu bağlanma düzeyini artırmakta; güvenli bağlanma düzeyini azaltmaktadır. Depresyon; kayıtsız ve korkulu bağlanma düzeylerini artırırken, güvenli bağlanma düzeyini azaltmaktadır. Saplantılı bağlanma, evlilik süresi ve çocuk sayısına göre farklılaşmaktadır. Kayıtsız bağlanma; evlilik süresi, çocuk sayısı, eşin eğitim durumu ve aylık kazanca göre farklılaşmaktadır. Korkulu bağlanma; evlilik yaşı, aylık kazanç ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Güvenli bağlanma; evlilik yaşı, eşler arası yaş farkı, eş ile akrabalık durumu, çocuk sayısı, eğitim durumu ve eşin eğitim durumuna göre farklılaşmaktadır. Durumluk kaygı; evlilik süresi, evlilik yaşı, eşler arası yaş farkı, evlenme karar şekli, eş ile akrabalık durumu, çocuk sayısı, eğitim durumu, eşin eğitim durumu, aylık kazanç ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Sürekli kaygı; cinsiyet, yaş, eşler arası yaş farkı, çocuk sayısı, eşin eğitim durumu, aylık kazanç ve psikolojik destek alma durumuna göre farklılaşmaktadır. Depresyon; cinsiyet, evlilik yaşı, çocuk sayısı, eğitim durumu ve eşin eğitim durumuna göre farklılaşmaktadır.
Aile içi iletişim kalıpları, benlik kavramı ve evlilik uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada; evli bireylerin aile iletişim kalıpları ve özerk- ilişkisel benlik düzeylerinin, evlilik uyumu ile ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Aynı zamanda, katılımcıların aile içi iletişim kalıpları, evlilik uyum süreci ve benlik düzeyleri ile bazı sosyo demografik değişkenlerle aralarında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Yöntem: Çalışmada 347 kişiye ulaşılmıştır. Evli çiftlerin ölçek yolu ile edinilemeyecek demografik bilgilerini öğrenmek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçek olarak; Ailede Özerk-̇İlişkili Benlik Ölçeği, Aile İletişim Kalıpları Ölçeği, Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Evlilik uyumu ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Evlilik uyumu ile eğitim durumu ve evlilik uyumu ile evlilik kararı arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Aile içi iletişim kalıpları alt ölçeklerinden uyum yönelimi ile cinsiyet arasında ve uyum yönelimi ile eğitim durumu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Aile içi iletişim kalıpları ile evlilik kararı arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aile içi iletişim kalıpları ile yaş arasındaki ilişki incelendiğinde; uyum yönelimi ile yaş arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diyalog yönelimi ve yaş arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Benlik düzeyleri ile eğitim durumu arasındaki ilişkiye bakıldığında, özerk benlik düzeyleri ve ilişkisel benlik düzeyi ile eğitim durumu arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Benlik tipleri ile yaş arasındaki ilişki incelendiğinde, özerk ilişkisel benlik tipi ile yaş arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Yapılan analiz sonucunda; evli bireylerin kök aileden getirdiği iletişim kalıplarının özerk-ilişkili benlik düzeyiyle birlikte evlilik uyumu alt ölçeklerinden doyum ve uzlaşma puanlarını anlamlı düzeyde pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: özerk benlik, ilişkisel benlik, özerk-ilişkisel benlik, evlilik uyumu, aile içi iletişim kalıpları,
İlişki odaklı ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtileri yordamada bağlanma stillerinin ve evlilik uyumunun rolü
Yetişkinlikte yakın ilişkilerde güvensiz bağlanmanın ilişkinin niteliğini etkilediği ve çeşitli psikopatolojileri öngördüğü bilinmektedir. İlişki ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonlar literatüre son yıllarda kazandırılmış bir kavram olmakla birlikte, psikopatoloji olarak ele alındığı görülmektedir. Güvensiz bağlanma ile ilişkili olan ilişki ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonların bir arada ele alındığı çalışmalar romantik ilişkiler kapsamında değerlendirilse de evli bireyler için araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, yetişkin bağlanma stilleri ile evlilik uyumunun, ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki yordayıcı rolünü araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul'da yaşayan 22-70 yaş (M=40.75, SS=10.57) aralığındaki 380 evli bireyden (200 kadın, 180 erkek) oluşmaktadır. Çalışma kapsamında katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar-2 Envanteri (YİYE-2), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Romantik İlişki Odaklı Obsesyon ve Kompulsiyonlar Ölçeği (RİOKÖ) ve Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği (PİOKBÖ) verilmiştir. Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar T-testi, ANOVA tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal regresyon ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgulara göre, katılımcıların kaygılı ve kaçınmacı bağlanma stili ile evlilik uyumu, ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belirti düzeylerini pozitif yönde anlamlı olarak yordamaktadır. Araştırma bulgularının, Obsesif Kompulsif Bozukluğun romantik ilişkilerde ortaya çıktığı düşünülen ilişki ve partner odaklı türünün iyileştirilmesinde, bağlanma ve evlilik uyumunun rolünün göz önüne alınması konusunda klinisyenlere yol gösterici olması beklenmektedir.
Yetişkinlerde algılanan ebeveyn ilişki tutumları ile aşka dair görüşler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn ilişki tutumlarını ve aşka ilişkin görüşlerini incelemek, çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Sakarya ili Serdivan ilçesi İstiklal mahallesindeki yetişkinler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 188 kadın, 192 erkek olmak üzere toplamda 380 yetişkin oluşturmaktadır. Bu çalışma, ilişkisel tarama modeline dayanan betimsel bir araştırmadır. Ölçme aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, aşka dair görüşleri ölçmek için, Lee'nin (1973) aşk sınıflandırması temel alınarak Hendrick, Hendrick ve Dicke (1998) tarafından geliştirilmiş olan ve Büyükşahin ve Hovardaoğlu (2004) tarafından Türkçeye uyarlanan Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği: Kısa Formu (LAS) kullanılmıştır. Algılanan ebeveyn ilişki tutumlarını belirlemek amacıyla Çelik ve Öziş (2016) tarafından geliştirilen Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmada veri toplama araçları ile toplanan verilerin analizinde SPSS Windows 21.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada, yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn ilişki tutumları alt boyutları ile aşk tutumları alt boyutları arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Aşk tutumlarının cinsiyete, eğitim düzeyine, ilişki durumuna ve birlikte yaşanılan kişilere göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Aşk tutumlarının yaşa, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn ilişkileri ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Buna göre, algılanan ebeveyn ilişkisi cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, ilişki durumu, anne eğitim düzeyi ve birlikte yaşanılan kişilere göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Yetişkinlerin algıladıkları ebeveyn ilişkilerinin baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular yorumlanmış, tartışılmış, uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Sosyal medya kullanımının çift ilişkilerine etkisi
Bu çalışmada, sosyal medya kullanımının çiftlerin romantik ilişkilerine olan etkileri incelenmiştir. Çalışmaya İstanbul ilinin çeşitli ilçelerinde ikamet eden romantik ilişkisi olan on sekiz yaş üstü 90 kadın ve 90 erkek olmak üzere toplam 180 yetişkin katılmıştır. Çalışmada katılımcıların kişisel özelliklerini belirlemek amacıyla "Demografik Bilgi Formu", bireylerin sosyal medya kullanımına bağlı bağımlılık düzeylerini ölçmek için "Sosyal Medya Bağımlılığı" ölçeği; romantik ilişkilerini ölçmek için ise "Çift ilişkileri Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPCC(Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı) kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre bireylerin sosyal medya kullanımı ile çift ilişkileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Evli kadınlarda cinsel doyum, evlilik doyumu ve somatizasyon düzeyi arasındaki ilişki
Bu araştırmada; evli bireylerde cinsel doyum ve evlilik doyumunun ve somatizasyon düzeyini üzerindeki yordayıcı gücünü belirlemeyi amaçlamaktadır. İlişkisel tarama modelinde yapılan araştırmanın bağımlı değişkeni somatizasyon düzeyi; bağımsız değişkenleri ise evlilik doyumu ve cinsel doyum ile bazı demografik değişkenlerdir. İstanbul ilinde yaşayan evli bireyler araştırmanın evrenini oluştururken. Örneklemin tespitinde ise uygun örnekleme yöntemi kullanılmış ve İstanbul ili Çekmeköy ilçesindeki 150 evli kadına belirlenmiştir. Araştırmanın verilerini temin etmede ise Evlilik Uyum Ölçeği, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği, Somatizasyon Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonunda Evli kadınların cinsel doyum düzeyleri ile evlilik uyum düzeyleri arasındaki ilişkinin tespitine yönelik yapılan korelasyon analizi sonucunda ilişki tarzı alt boyutundan alınan puan ile cinsel doyum toplam puanı ve kaçınma, doyum, iletişim, dokunma, ilişki sıklığı ve son olarak orgazm bozukluğu arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişkinin pozitif yönde olduğu da görülmektedir. Evli kadınların somatizasyon ile cinsel doyum düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın somatizasyon ile evlilik uyum düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.
Eşlerin bağlanma stillerinin evlilik uyumuna etkisi
Tüm evlilik ilişkileri kendi içinde farklı dinamikler barındırmaktadır ve çiftler evlilik ilişkisi içinde farklı davranış örüntüleri sergilemektedir. Kişilerin bebeklik döneminde bakım ve verenlerle kurdukları ilişkilerin, gelecek yaşlarla romantik ilişkilerinde ve bundan dolayı evlilik ilişkilerinde etki sahibi olduğu bu nedenle de bağlanma kuramının çiftlerin ilişki örüntülerini kavrama ve açıklama hususunda önemli bir çerçeve meydana getirdiği gerçekleştirilen araştırmalarda saptanmıştır. Buna göre kişilerin sahip oldukları bağlanma çeşitleri romantik ilişki içinde kişinin bilişsel duygusal ve davranışsal tepkilerini önemli düzeyde etkilemektedir. Evlilik uyumuna etki eden kişisel değişkenler arasında bulunan bağlama tarzları bireylerin ilk çocukluk senelerinde anneleri ile kurduğu ilişkiye bağlı olmaktadır. Sahip olunan bağlanma tarzı yetişkin hayatında oluşturduğu ikili ilişkilerde belirleyici role sahip olmaktadır. Evli çiftlerin hayatlarında karşı karşıya kaldıkları sorunlarla nasıl başa ettikleri ve bu sorunla nasıl yaklaştıkları mühim bir bilişsel süreç olmakla birlikte evlilik uyumuna da etki etmektedir. Bu bakımdan bu araştırma içerisinde evli çiftlerde evlilik uyumunun bağlanma stilleri arasında bulunan ilişki araştırılmıştır. Çalışma, ölçme tekniklerinin ve gözlemlerin yinelenebildiği ve sayısal araştırmalar aracılığıyla gerçekleştirildiği araştırma tekniği olan nicel araştırma tekniği kullanılarak yapılmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemleri arasında yer alan tarama yöntemi ile yapılmıştır. Bireylerin evlilik uyum düzeyleri ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelendiği çalışmaya Düzce ili Merkez ve Akçakoca ilçeleri örnekleminde 304 kişi katılmıştır. Araştırmada sınanan hipotezler çerçevesinde bireylerin evlilik uyum düzeyleri ile bağlanma stillerinin ölçüldüğü yakın ilişkilerde yaşam envanterine belirtilen görüşlerin sosyo demografik özelliklerine göre farklılık gösterme durumu ile evlilik uyum düzeyleri ile bağlanma stilleri arasındaki ilişki incelenmiştir.
Nevrotik kişilik tipleri ve evli bireylerin ilişki istikrarı arasındaki ilişki
Çalışmamızın temel amacı nevrotik kişilik tiplerinin evli bireylerde ilişki istikrarını ne düzeyde etkilediğinin incelenmesidir. Araştırma grubunu, İstanbul, Adana, Diyarbakır, Gaziantep ve Uşak illerinde yaşayan yaş aralığı 20-65 olan 238'i kadın ve 117'si erkek olmak üzere toplam 355 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Veriler "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Horney-Coolidge Üç Boyut Envanteri" ve "İlişki İstikrarı Ölçeği" aracılığıyla değerlendirilmiştir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli ve verilerin analizinde; Pearson Momentler çarpımı korelasyon katsayısı testi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Değerlendirmelerde p değeri .05 olarak alınmıştır. Yapılan analizler sonucunda; kişilik tipleri açısından kadın ve erkekler arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken, ilişki istikrarı açısından kadın ve erkekler arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiş olup erkeklerde ilişki istikrarı istatistiksel olarak anlamlı oranda yüksektir. Doyum düzeyi ve ilişkiye yapılan yatırım düzeyi; ilişki istikrarı ve eğitim durumu açısından evli olarak geçirilen yıl arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Korelasyon analizi sonucunda, nevrotik kişilik tiplerinden uysal tip ile ilişkiden alınan doyum düzeyi, seçeneklerin niteliğini değerlendirme düzeyi ve yatırım düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Saldırgan tip ile ilişkiden alınan doyum düzeyi arasında negatif yönlü; seçeneklerin niteliğini değerlendirme düzeyi ve yatırım düzeyi arasında pozitif yönlü; kopuk tip ile ilişkiden alınan doyum düzeyi arasında negatif yönlü; seçeneklerin niteliğini değerlendirme düzeyi ve yatırım düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Psikiyatrik yardım almak ile ilişkiden alınan doyum düzeyi ve ilişkiye yapılan yatırım düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu araştırma kişiliğin ilişki süreçlerine etkisi vardır düşüncesinden yola çıkarak nevrotik kişilik tipleri ve ilişki istikrarı arasındaki ilişkiyi incelenmiştir. Araştırma sonuçlarında ise kişilik tiplerinin ilişkiden alınan doyum düzeyine, seçeneklerin niteliğini değerlendirme düzeyine ve ilişki yatırımına etkisi olduğu söylenebilmektedir.
Evli bireylerin evlilik rol beklentileri ile evlilik doyumları arasındaki yordayıcı ilişkiler
Bu araştırmada evli bireylerin demografik özellikleri açısından evlilikteki rol beklentilerinin incelenmesi ve katılımcıların evlilik rol beklentileri ile evlilik doyumları arasındaki yordayıcı ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, 266 kadın ve 156 erkek olmak üzere toplam 422 evli birey katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Köksal ve İlhan (2018) tarafından geliştirilen Evlilik Rol Beklentileri Ölçeği ve Tezer (1996) tarafından geliştirilen Evlilik Yaşamı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 istatistik yazılımından yararlanılmıştır. Katılımcıların kişisel özelliklerine ilişkin bilgiler frekans ve yüzde tablosunda gösterilmiştir. Ölçeklerin toplam ve alt boyut puanlarının normallik sınamasında çarpıklık katsayısı (Skewness) ve basıklık (Kurtosis) katsayıları kullanılmıştır. Sürekli bir değişkenden elde edilen puanların normal dağılım özelliğinde kullanılan çarpıklık ve basıklık katsayılarının ±1 sınırları içinde kalması puanların normal dağılımdan önemli bir sapma göstermediği şeklinde yorumlanabilir (Büyüköztürk, 2011). Normal dağılım göstermeyen değişken (eşitlikçi) puanlarının logaritmik dönüşümleri yapılarak puanların iki gruptan oluşan demografik değişkenlere göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testinden; ikiden fazla gruptan oluşan değişkenlere göre karşılaştırılmasında ANOVA testinden yararlanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD post hoc testinden yararlanılmıştır. Evlilik rol beklentileri ile evlilik doyumu arasındaki ilişki testinde Pearson korelasyon testinden; evlilik rol beklentilerinin evlilik doyumunu yordama durumunu belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 (p<0.05) olarak kabul edilmiştir. Araştırmada sonucunda elde edilen bulgulara göre kadın katılımcıların eşitlikçi rol beklentisi puanı, erkek katılımcıların puanlarına göre anlamlı düzeyde yüksektir. Erkek katılımcıların ise geleneksel rol beklentisi puanı, kadın katılımcıların puanlarına göre anlamlı düzeyde yüksektir. Diğer yandan eşitlikçi ve geleneksel rol beklentisi puanlarının bireyin cinsiyetine, yaşına, evlilik süresine ve sahip olduğu çocuk sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği; bireyin kendi ailesinin gelir durumuna ve evlenme yaşına göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Eşitlikçi rol beklentisi puanlarının bireyin eğitim durumuna, gelir getiren bir işte çalışma durumuna, aylık gelir durumuna ve evlilik sayısına göre anlamlı farklılık göstermediği; geleneksel rol beklentisi puanlarının ise eğitim durumuna, gelir getiren bir işte çalışma durumuna, aylık gelir durumuna ve evlilik sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca evlilik rol beklentileri ile evlilik doyumu arasındaki ilişkiyi gösteren birinci modelin uygun olduğu ve bağımsız değişkenler arasında çoklu bağlantı sorunu olmadığı tespit edilmiştir. Evlilik rol beklentileri, evlilik doyumundaki değişimin yaklaşık %6'sını açıklamaktadır. Regresyon katsayıları ve katsayıların anlamlılığına ilişkin t testi sonuçlarına göre eşitlikçi rol beklentisi ve geleneksel rol beklentisi evlilik doyumunu pozitif yönde ve anlamlı düzeyde yordamaktadır. Diğer yandan eşitlikçi rol beklentisinin evlilik doyumunu açıklama gücü, geleneksel rol beklentisine göre daha yüksektir.
Umutların ve hayal kırıklıklarının sosyo-kültürel arka planı: Türk erkekleriyle evlenen Kazakistanlı kadınların evlilik memnuniyeti üzerine nitel bir çalışma
Kazakistanlı kadınlar ve Türk erkekleri ile yapılan evlilik, Kazakistan ve Türkiye arasındaki sosyo kültürel, ekonomik, siyasi ilişkilerin gelişmesi ile ortaya çıkmış olan bir evliliktir. Bu evlilikler, birçok yabancı ile yapılan evlilikler gibi eşlerin bireysel farklılıkları, etnik kimlikleri, kültürel özellikleri, eşlerin benimsedikleri değerleri, toplumsal cinsiyet rolleri, yaşanılan coğrafiya gibi birçok iç içe girmiş bir yapıya sahiptir. Bu çalışmada Kazakistan ve Türkiye arasındaki kültür, dil ve sınır farklılıkları dikkate alınarak iki ülke vatandaşları arasında gerçekleşen yabancı evliliklerde evlilik memnuniyeti evliliğin önemli aktörlerinden biri olan ve evliliği deneyimleyen Kazakistanlı kadınların gözünden anlaşılmaya çalışılmıştır. Daha açık bir ifadeyle bu çalışmada Kazakistanlı kadınların Türk erkekleriyle olan evliliğindeki evlilik memnuniyetinde rol oynayan öznel faktörler incelenmiştir. Kazakistanlı kadınların Türk erkekleriyle evlenme nedenleri, evlilikten beklentileri, evlilik deneyimleri, Kazakistanlı kadınlara göre 'Türk erkeğine', 'Türk erkeği ile evli olmaya' ilişkin verilen anlamların neler olduğu hem Türkiye'de yaşayan hem de Kazakistan'da yaşayan Türk erkekleriyle evli Kazakistanlı kadınlar üzerinden anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada Türk erkekleriyle evli olan Kazakistanlı kadınların gözünden evlilik memnuniyetleri anlaşılmaya çalışılırken evlilikteki beklentilerine ulaşıp ulaşamama noktasında 'hayal kırıklıkları' metaforu üzerinden sosyolojik olarak bir yorumlamaya gidilmiştir. Araştırmanın ampirik verileri Kazakistan'da (Astana, Almaty, Şimkent, Atyrau) ve Türkiye'de (Ankara, İstanbul,) yaşayan toplam 22 Kazakistanlı kadınla 2018 – 2019 yıllarında yapılmış olan derinlemesine görüşmeler aracılığıyla derlenmiştir. Derinlemesine görüşmelerle toplanan veriler tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın önemli sonucu Kazakistanlı kadınların Türk erkekleri ile evliliğinde aşk ve sempati dışında rasyonel nedenlerin (kültürel benzerlikler, aile/akraba ve arkadaş onayı, dini ortaklık, dil yakınlığı, yurtdışına çıkma, yurtdışında yaşama, yurtdışını gezme, maddi anlamda rahatlama, yaşı geçmeden evlenme) rolü olduğudur. Ayrıca Kazakistanlı kadınların Türk erkekleriyle evliliklerindeki en önemli beklentisi 'iyi bir erkekle güven veren ve sürdürülen bir aile yaşamına sahip olmaktır'. Hem Türkiye hem Kazakistan'da yaşayan kadınların evlilik beklentilerine ulaştıkları söylenmekte birlikte evlilik nedenleri, beklentileri, evlilik memnuniyetleri onların yaşadıkları ülkeye göre değişmektedir. Buna göre Kazakistan'da yaşayan ve Türk erkekle evli olan kadınların evlilik memnuniyeti kriterleri ile Türkiye'de yaşayan ve Türk erkekle evli olan kadınların evlilik memnuniyetinden daha farklı olduğu anlaşılmıştır. Kazakistanlı kadınların evlilik memnuniyetinde eşler arasındaki ilişkilerde ve dolayısıyla evlilik memnuniyetinde benzer kültürel faktörlerin (inanç, gündelik yaşam uygulamaları, gelenekler, dil) anlamlı rolü olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın bulguları Li ve Fung (2011)'ın dinamik hedefler ve Skowroński vd. (2014)'nin eko sistem kuramları ile desteklenerek sosyolojik olarak yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Evlilik, yabancı ile evlilik, Kazakistan – Türkiye vatandaşları arasındaki evlilik, evlilik memnuniyeti, eşlerin arasındaki ilişkiler, kültürel faktörler
Evlilik içi tecavüzün incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; evli bireylerin evlilik içi tecavüze ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaca ulaşabilmek için de evli bireylerin evlilik içi tecavüze yönelik görüşlerini ölçen bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde on katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Nitel veriler Fikir Birliğine Dayalı Nitel Araştırma Yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel bölümüne ise 643 evli birey katılmıştır. Veri toplamak için BEM Cinsiyet Rolü Envanteri, Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilen Evlilik İçi Tecavüz Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde öncelikle değişkenlere ilişkin betimsel istatistikler incelenmiş ve ardından katılımcıların evlilik içi tecavüze ilişkin görüşlerinin sosyo-demografik değişkenlere, cinsiyet rollerine ve boyun eğici davranışlara sahip olma düzeylerine göre incelemek için İlişkisiz Örneklemler t Testi ve ANOVA yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar evli bireyler üzerinde geliştirilmiş olan Evlilik İçi Tecavüz Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre, katılımcıların görüşleri evlilikte cinsellik ve evlilik içi tecavüz temel alanları altında toplanmıştır. Nicel bulgulara göre ise evli bireylerin evlilik içi tecavüze yönelik görüşlerinin cinsiyete, yaşa, eğitim düzeyine, yaşamın çoğunun geçirildiği yere, ücret karşılığı herhangi bir işte çalışıp çalışmamaya, evlilik biçimine, evlilik süresine, geçmişte şiddete maruz kalıp kalmamaya, toplumsal cinsiyet rolüne göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaştığı görülmüştür. Diğer yandan evli bireylerin evlilik içi tecavüze yönelik görüşlerinin cinsel yaşamdan memnuniyet düzeyine, alkol/madde kullanıp kullanmamaya ve boyun eğici davranış düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve araştırmacılara, psikolojik danışmanlara ve politika yapıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin çeşitli kaynaklardan aldıkları evlilik mesajları ve evliliğe ilişkin tutumları
Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinin çeşitli kaynaklardan aldığı evlilik mesajları ve evlilik tutumlarını incelemektir. Bunun için araştırmada öğrencilerin çeşitli kaynaklardan aldığı evlilik mesajlarını ölçen bir araç geliştirilmiştir. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Araştırmaya katılanlar, Ankara'da bir devlet üniversitesinde öğrenimine devam eden öğrencilerdir. Araştırmanın nitel bölümünde iki odak grup görüşmesi ve sekiz bireysel görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşme kayıtları yazıya çevrilerek nitel analize tabi tutulmuş, temalar oluşturulmuştur. Buna göre evlilik mesajları; aile, arkadaşlar, kitle iletişim araçları ve diğer kurumlar şeklinde dört kaynaktan alınmaktadır. Evlilik Mesajları Ölçeği hazırlanarak geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın nicel bölümüne 654'ü kadın ve 359'u erkek olmak üzere toplam 1013 daha önce evlenmemiş üniversite öğrencisi katılmıştır. Veri toplamak için İnönü Evlilik Tutum Ölçeği, Evlilik Mesajları Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre aile, arkadaşlar, kitle iletişim araçları, diğer organizasyon kaynakları ile bu kaynakların hepsinden alınan genel evlilik mesajlarının puanları üst düzeyde olumlu olan üniversite öğrencilerinin evlilik tutumlarının daha olumlu olduğu görülmüştür. Araştırmada incelenen cinsiyet ve anne babanın evliliğinin algılanma durumuna göre kaynaklar arasında farklılık olmakla birlikte alınan evlilik mesajlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Evlilik mesajlarının romantik ilişki durumu ve anne babanın evlenme şekline göre ise istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılaşmadığı saptanmıştır. Araştırma bulguları tartışılarak araştırmacılara, psikolojik danışmanlara ve politika yapıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Interparental relationship and adolescent adjustment: The mediating roles of psychological control, autonomy support, and basic psychological needs
Guided by the spillover hypothesis and the self-determination theory, the main purpose of the present dissertation is to examine whether interparental relationship dimensions relate to adolescent' adjustment by means of the parenting and basic psychological needs. Three studies were conducted in the scope of this dissertation. In Study 1, the relations among interparental conflict (IPC), adolescents' relational aggression, and loneliness by means of maternal psychological control were longitudinally investigated. Participants were 527 Turkish adolescents (Mage = 14.36 years, SD = 0.33) and 307 mothers (Mage = 41.18 years, SD = 4.47). Analyses through structural equation modeling indicated that IPC (as assessed by both the adolescents and mothers) related positively to maternal psychological control (as assessed again by both of them) which in turn predicted adolescent-reported relational aggression and loneliness, 8 months later. In Study 2, the associations among interparental conflict to adolescent's depressive feelings and life satisfaction by means of maternal autonomy support and adolescent need frustration were examined. Participants were 3,075 Turkish adolescents (Mage = 17.11 years, SD = 0.36) and 1,040 mothers (Mage = 41.93 years, SD = 5.15). Results from path analysis showed that interparental conflict related to less maternal autonomy support, and in turn to higher adolescent need frustration. High need frustration, in turn, predicted greater adolescent depressive feelings and lower life satisfaction, 6 months later. In Study 3, the relations among weekly reports of mother's interparental conflict, perceived partner responsiveness, and maternal autonomy-support by means of maternal psychological need satisfaction were investigated. During 6 consecutive weeks, 258 mothers (Mage = 41.71 years, SD = 4.78) and their 157 adolescents (Mage = 14.92 years, SD = 1.72) provided weekly reports of the study variables via an online survey. Analyses through multilevel modeling showed that mother's need satisfaction was predicted by lower levels of interparental conflict and greater levels of perceived partner responsiveness. Maternal need satisfaction, in turn, was positively associated with mother and adolescent reports of maternal autonomy-support. Further, these week-to-week associations were partly moderated by mother's perfectionism. Results and their implications, as well as the strengths and limitations of the studies, were discussed in the light of the literature.
Kendini izleme tarzı, yakın ilişkilerde yaşanan kaygı ve algılanan eş davranışlarının evlilik doyumu üzerine etkisinin incelenmesi
Dünyada ve ülkemizde boşanma oranlarının ve evlilik terapisi başvurularının artışı ile yakın ilişkilerle ilgili sorunların altında yatan sebeplere odaklanılması ihtiyacı önem kazanmıştır. Bu çalışmada, kişinin yakın ilişkilerde yaşadığı kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanma, bağlanma pozisyonları ve kendini izleme tarzının yanı sıra, eşin algılanan kendini izleme tarzının ve algılanan eş davranışlarının evlilik doyumu üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Balıkesir ve Manisa illerinde yaşayan kamu ve özel sektörde çalışan evli birey ve evli çiftlerden oluşan (Kadın=141, Erkek= 138) 279 katılımcı ile sağlanmıştır. Ölçme araçları olarak ise; Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri, Kendini İzleme Tarzı Ölçeği, Birtchnell Eş Değerlendirme Ölçeği ve Evlilik Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlara göre; kadınlar ve erkekler arasında algılanan eş davranışı ve eşin algılanan kendini izleme tarzı açısından cinsiyetler arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Evlilik doyumu düşük ve yüksek olan iki grup algılanan eş davranışları ve bağlanma açısından anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Araştırmada, çocuk sayısının ve evlilik süresinin evlilik doyumunu etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca algılanan eş davranışlarının ve kendini izleme tarzının evlilik doyumunu etkilediği görülmüştür. Eşin kontrolcü biri olarak algılanmasının ve yakın ilişkilerde kaygılı olmanın ise evlilik doyumunu anlamlı bir şekilde açıkladığı bulunmuştur. Son olarak, çiftlerin karşılıklı etkileşimlerinin incelendiği analiz sonuçlarına göre; erkeğin eşini algılayışının hem erkeğin hem de kadının evlilik doyumunu etkilediği, kadının eşini algılayışının ise sadece kadının evlilik doyumunu etkilediği görülmüştür. Ayrıca, erkeğin bağlanma tarzı ile kadının da eşini algılayışı arasında ilişki olduğu görülmüştür. Sonuçlar ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Evlilik Doyumu, Kendini İzleme, Yakın İlişkilerde Yaşantılar, Algılanan Eş Davranışı
Kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa süreci: İzmir örneği
Bu araştırmanın temel amacı, kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa sürecini analiz etmektir. Söz konusu süreç, kavramsal ve kuramsal çerçeve ile fiziksel engellilerin anlatılarından elde edilen verilerin birbiriyle ilişkilendirilmesi ile oluşturulmuştur. Fiziksel engelli olma durumunun toplumdaki gündelik hayatı, davranış ve zihniyet kalıpları üzerinden neleri nasıl değiştirdiği, dönüştürdüğü ve anlamlandırdığı sosyal inşacı yaklaşım benimsenerek Peter L. Berger ve Thomas Luckmann'ın perspektifinden sosyolojik olarak değerlendirilmiştir. Saha araştırması kapsamında, İzmir merkez ilçelerinde faaliyet gösteren engelli derneklerine üye fiziksel engellilerle derinlemesine yapılandırılmamış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Araştırmada mülakatlar, bekar, nişanlı, evli, boşanmış ve dul fiziksel engellilerden oluşmak üzere 26 kadın ve 25 erkek, toplam 51 kişi ile yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, toplanan veriler incelenerek temalar belirlenmiştir. Verilerin analizi ve yorumlanmasında, betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Saha araştırmasının koşulları ve araştırmacıda bıraktığı izlenimler raporlanmıştır. Sonuç olarak araştırma, evliliğe bakış, evlilik süreci, evliliğin sonlandırılması ve aile ilişkileri, tekrar evlenme eğilimi olarak belirlenmiş temaların ve bu temalara bağlı alt temaların kentsel yaşamda fiziksel engellilerin aile inşa süreci üzerindeki etkilerini göstermeyi hedeflemiştir. Anahtar Kelimeler: Kentsel Yaşam, Fiziksel Engelliler, Aile İnşa Süreci, Sosyal İnşacı Yaklaşım
Mediator role of emerging adulthood marital relationship beliefs and relationship bounds on the predictor of marital adjustment of attachment to parents
In this study, it was aimed to determine the mediator role of marital relationship beliefs and relationship addiction on the predictor of marital adjustment of attachment to parents in emerging adulthood. The data collection techniques used in the research, which consisted of a total of 800 adults, 419 women and 381 men, were collected by questionnaire method. In accordance with this, the Parent Form of the Parent Attachment Scale, the Spann Fischer Relationship Addiction Scale and the Personal Information Form were used for the individuals participating in the research. The predicted values of the study, marital relationship beliefs, were determined by using the 'Marriage Relationship Beliefs Scale', dependency in a relationship using the 'Spann-Fischer Relationship Addiction Scale', marital adjustment using the 'Marriage Adjustment Scale', and the data for the predictor variable using the 'Parent Attachment Scale'. Analysis of the data was made by selecting 528 married emerging adults from a sample of 800 emerging adults. While analyzing the data, SPSS 24 and AMOS 25 package programs were used. It was decided whether the data had a normal distribution or not by examining the Skewness (Kurtosis) and Kurtosis (skewness) values of the data. Accordingly, these values for parental attachment are -.591 and .349, respectively; between -.774 and -.730 for marital adjustment and family function; .443 and -.304 for marital relationship beliefs and .479 and -.545 for relationship addiction. The z-scores obtained between -1.96 and +1.96 indicate that the data show a normal distribution. As a method of analyzing the data, the relationships between the continuous variables of the study were obtained through the Pearson Product-Moment Correlation Coefficient (r). Moreover, Bootstrapping (resampling) method was used to determine whether marital relationship beliefs and relationship addiction have a mediating role in the effect of parental attachment on marital adjustment and family functions in married individuals. According to the results obtained from the research, attachment to parents (ap), marital relationship beliefs (mrb) and relationship addiction (ra) predict marital adjustment (ma). In addition to the basic variables such as parental attachment (pa) and marital adjustment , within the scope of the study, marital relationship beliefs, which were included in the model as mediator variables, and the mutual predictive status of dependency variables in relationships were examined. According to the results obtained, it was determined that marital relationship beliefs predicted relationship addiction and relationship addiction predicted marriage relationship beliefs. It has been revealed that the mediator variables (mrb) and (ra) play a partial mediation role. In the study, which predicts that the emerging adulthood period covers the 18-35 age range, it has been revealed how the parental attachment styles of married individuals in the emerging adulthood affect their marital adjustment, relationship addictions and marital relationship beliefs. Keywords: Emerging adulthood, attachment, marital adjustment, codependency, relationship addiction, marital relationship beliefs Advisor: Prof. Dr. Mehmet GÜNDOĞDU, Mersin University, Department of Educational Sciences, Mersin.
Romantik ilişkilerde ilişki doyumunun evlilik beklentisine etkisinde ayrışma bireyleşmenin aracı rolü
Bu çalışmada romantik ilişkisi bulunan bireylerin ilişki doyumunun evlilik beklentisine etkisinde ayrışma bireyleşmenin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu İç Anadolu Bölgesindeki Kayseri, Niğde, Ankara, Konya, Sivas ve Nevşehir illerinde yaşayan, romantik ilişkisi bukunan, 18-30 yaş aralığındaki 520 bekar birey oluşturmaktadır. Araştırma verileri; İlişki Doyumu Ölçeği, Evlilik Beklentisi Ölçeği, Ayrışma Bireyleşme Envanteri ve Demografik Bilgi Formu ile toplanmıştır. Bu araştırmada, romantik ilişkisi bulunan bireylerin ilişki doyumunun evlilik beklentisine etkisinde ayrışma bireyleşmenin aracı rolünü incelemek için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ilişki doyumu ve evlilik beklentisinin yaş ve algılanan gelir durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, cinsiyet ve ilişki süresine göre anlamlı farklılık göstermedikleri, ayrışma bireyleşmenin tüm alt boyutlarında (ayrılma, farklılaşma ve ilişki sorunları) cinsiyete göre anlamlı farklılık görülürken yaş, ilişki süresi ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı farklılığın bulunmadığı görülmüştür. Araştırmanun sonucunda ilişki doyumunun evlilik beklentisi ile pozitif yönde, ayrışma bireyleşmenin tüm alt boyutları (ayrılma, farklılaşma ve ilişki sorunları) ile ise negatif yönde anlamlı ilişkili olduğu, ayrışma bireyleşmenin tüm alt boyutları ile evlilik beklentisinin negatif yönde anlamlı ilişkili olduğu, ilişki doyumu ve evlilik beklentisi arasındaki ilişkide ayrılma alt boyutunun kısmi aracılık rolü olduğu; farklılaşma ve ilişki sorunları alt boyutlarının aracı rolü bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İlişki doyumu arttıkça evlilik beklentisinin artarak bireylerin gerçekçi beklentilere sahip olduğu, ilişki doyumu ile ayrışma bireyleşme envanterinin ayrılma alt boyutu birlikte ele alındığında ilişki doyumunun evlilik beklentisine etki gücünde azalma meydana gelmiştir. Elde edilen bulgular mevcut literatüre dayanarak tartışılmış ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.