Mekan tasarımı
76 theses under this subject heading
"Sahne yazım" kavramının müze sergi tasarımlarında incelenmesi
Müzelerde gelişen "Sahne Yazım", sergileme stratejilerini mekânsal deneyim ve kalıcı deneyim sağlamak üzerine kurar. Müze mekanında sanatçılar ve izleyenler arasında kırılgan, dinamik, hissel ilişkiler geliştiren "Sahne Yazım", sergilemede hikaye anlatımı ve dramaturjiyi izleyen ve nesne arasında işleyen bir süreç olarak ele alarak katmanlı bir anlatım oluşturmayı amaçlar. "Sahne Yazım" yeni sergileme teknolojilerini kullanarak müzeyi beden odaklı etkileşimli çoklu medya anlatı mekanlarına dönüştürür. Böylece ziyaretçiyi yoğun bir anlama durumuna teşvik ederken daha derin ve kalıcı çok yönlü duyusal deneyimler sağlar. Tezle, müzelerde gelişen "Sahne Yazım"ın kavramının anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. "Sahne Yazım" kavram olara ele alınmış kapsam ve ögelerine yer verilmiştir. Bu bağlamda günümüz müzeciliğinde değişen sergi tasarım stratejelerinde yeni bir yaklaşım olan ve içerikten doğan biçimi amaçlayan "Sahne Yazım"ın etkilediği sergileme örnekleri incelenmiştir.
Değişen sahne olgusu ve mekan tasarımına etkileri
Sahne mekânı, sahneleme olgusunun değişimi ile birlikte başlangıcından bugüne kadar çok çeşitli gelişim evrelerinden geçmiştir. Yirminci yüzyıla kadar bu gelişim ve değişim, tiyatro özelinde ve oyun metni çerçevesinde devam etmiştir. Atmosfer yaratmak ve mekânın değişimini sağlamak amaçlı dekor çözümlerinin gelişimi de sahneleme olgusuna bakışı değiştirmeye başlamış, sahne atmosferini yaratmada kullanılan öğelerin çeşitlenmesi, sabit-değişen öğeler arasında bütüncül bir tasarım yaklaşımın aranmasını zorunlu kılmıştır. Yirminci yüzyıl ile birlikte yaşanan gelişmeler bireyin yaşam algısını değiştirmiş, insana insanı, insan ile anlatan performans sahnelemeleri ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak mekân algısı değişmiş ve sahneye koyulan performansların çeşitliliğinin artması, sahne tasarımında da yeni arayışların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Seyirciyle oyuncuyu yakınlaştırma arayışları, performans mekânını deneysel çalışmalar için birer laboratuvara dönüştürürken, mevcut veya yeni olası mekânlar, bu konuda denemeler yapmaya yönelik olarak kurgulanmıştır. Sahne ve mekânı, kullanıcılar tarafından deneyimlenmeye yönelik gerçekleştirilen her bir yeni denemeden ve de önceki deneyimlerden ilham almış, mekânsal yaratılar olarak yeni ve yeniden ortaya çıkartılmıştır. Bu bağlamda, sahneleme yönelişleri ile paralel olarak ilerleyen performans mekânındaki biçim arayışları, günümüzde de devam ederken, farklı performansların gerçekleşmesine imkân sağlayacak esneklikte sahne tasarımlarına olan ihtiyaç da artmıştır. Peter Brook tarafından dile getirilen "Her Yer Sahne" söylemi bu bağlamda performans mekânı ve de sahne tasarımı için çıkış oluşturacak önemli bir yaklaşım önermektedir. Sonuç olarak, çeşitlenen ve değişen performansları sahneleme arayışları, performans mekânlarına ilişkin katı biçim arayışlarını ortadan kaldırarak, mekânın farklılaşmasına ya da farklı şekillerdeki mekân tanımlarına açık olabilen esnek düşünce ve uygulamalara olanak tanır hale getirmiştir. Bu çerçevede ele alınan çalışma, başlangıcından günümüze sahnenin geçirdiği evrimi, sahneleme ve mekân tasarımı açısından değerlendirerek, deneyime dayalı çağdaş sahne mekânının yaratılmasına ilişkin tasarım girdilerini, disiplinler arası bir ele alışla sorgulayarak ortaya koymayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Sahne Olgusu, Performans-Sahne İlişkisi, Esnek Sahne Tasarımı ve İnteraktif Sahne, Mekânsal Deneyim, İç Mekân Tasarımı.
Sayısal teknolojik gelişmelerin tasarım eğitimi sürecinde kullanılması: Bir atölye çalışması
Mimarlığın temel çalışma alanı olan mekân sayısal teknolojik gelişmelerle tasarım, üretim, temsil vb. gibi aşamalarda sürekli olarak değişime uğramaktadır. Tasarım alanında bilgisayarın gelişimi CAD yazılımların üretilmesi ile devam etmiş ve günümüze kadar da üç boyut çizimler ve sanal gerçeklik teknolojileri ile farklı boyutlara taşınmıştır. Tez çalışma alanı, Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü Bilgisayar Destekli Tasarım dersi öğrencileri seçilmiştir. Ders içerisinde tez kapsamında düzenlenen atölye çalışmasında sayısal teknolojik gelişmelerin kullanılmasının öğrencilerde merak ve çalışma isteğini arttıracağı öngörülmektedir. Bu bağlamda konuyla ilgili literatür taranarak alan çalışmasındaki öğrencilerin çalışmaları incelenmiştir. Yapılan araştırmalar ve görüşmeler sonucunda, sayısal tasarım araçlarının kullanılmasının tasarım eğitimine katkısının arttırılması gerekli görülmüştür. Özellikle Bilgisayar Destekli Tasarım Dersi gibi teknolojik içeriğe sahip dersler yeni kavramların öğrencilere aktarılması için oldukça uygundur.
Mekan içi grafik tasarıma yönelik müşteri görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, mekan içi grafik tasarıma yönelik müşteri görüşlerini değerlendirmektir.Toplumların gelişmesi, onları oluşturan bireylerin ve doğal olarak özel sektörün de gelişmesine ve kendilerini yenilemelerini sağlamıştır. Özel sektörün pazarlama anlayışında müşteri merkezli yaklaşım ön plana çıkmıştır. Buna bağlı olarak özel sektör görsel açıdan gereksinimlerini, müşteri görüş ve beklentilerine dayalı olarak tasarımcılara yaptırmaya başlamışlardır.Kendilerini yenileme ihtiyacı duyan ve gelişimlere ayak uydurmaya çalışan özel sektörlerden biri de otellerdir. Oteller müşteriler tarafından seçilme olanağı yoğun olan bir sektördür. Bu yüzden oteller kendi aralarında rekabet içerisindedirler. Bu bakımdan oteller tercih edilmek için farklı hizmetler yanında, görsel sunum açısından kendilerini ayrıcalıklı kılmak için çaba göstermektedirler. Mekan içi grafik tasarım bu anlamda onlara en iyi sunulan alanlardan biridir.Bu çalışmanın evrenini Kütahya' da ki oteller, örneklemini ise QTAHYA Otel'i oluşturmuştur. Araştırmada QTAHYA Otel'i müşterilerinin anket yöntemi ile görüşleri alınmıştır. Ve yüzdelik dağılımına göre değerlendirilmiştir.Elde edilen bulgulara göre müşterilerin %60'ı resepsiyonda sıcak ve özellikle sarı rengin kullanılmasını; oda içerisindeki eşyalar ile duvardaki şekillerin birbirini tamamlamasını; oda içerisinde ise %70 kırmızı renklerin kullanılmasını tercih etmişlerdir. Elde edilen bu sonuçlara göre, iç mekanlarda müşterilerin görsel açıdan dikkatlerini çekecek renkler-şekiller-biçimler tasarlanması, müşteri ve tasarımcı merkezli değişikliklere yer verilmesi ve mekan içi grafik tasarımların iç mekanlarda uygulanabilmesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: İç Mekan, Mekan Tasarımı, Görsel İletişim, Grafik Tasarım, Temel Tasarım Öğeleri.
Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân
İnsanlığın misyonlarından biri olarak düşünülmesi gereken "kuşaktan kuşağa aktarım" olgusu, müzelerin ortaya çıkmasında etken bir rol oynamaktadır. Müze nedir? Müzeler; içerisinde eserlerin konulduğu birkaç vitrinden mi ibarettir? Gelecek kuşaklara bu aktarım nasıl verimli bir şekilde yapılabilir sorularının cevabını da "Çağdaş Müzecilik" kavramı vermektedir. Her müzenin bir hikâyesi vardır. Bir müze ilk kurgu aşamasındayken öncelikle bu hikâyenin ortaya çıkarılması gerekir. Bu hikâye; ziyaretçiyi, sıkıcı, rutin müze gezisinden çıkarıp, ziyaretçinin o müzenin hikâyesinin içerisine girmesini, "öz" ünü almasını sağlamaktadır. İşte tam bu esnada işin içine çağdaş müzecilik kavramı girmektedir ki bu kavram müzelere özgünlük, anlaşılabilirlik, erişilebilirlik katmaktadır. Hikâye ile birlikte mekân ve tasarım kavramları işin içine girmektedir. Mekân ve tasarım ile birlikte, hikâye birleştiğinde kuşaktan kuşağa aktarım konusunda başarılı olunacağı gibi, müzeleri artık sıkıcı mekânlar kategorisinden de çıkarmak mümkün olacaktır. Çağdaş müzecilik kavramında sadece vitrinlere yer verilmemektedir. Vitrinler ile birlikte, vitrinlerin içindeki nesneler ile paralel birçok unsur müzeler içerisinde yer almaktadır. Bunların arasında interaktif uygulamalar, grafik uygulamaları, diaromalar, maketler, realistik silikon heykeller ile yapılan canlandırmalar, ses sistemleri, günümüz bilgisayar teknolojisinin sunduğu hemen hemen tüm imkânlar sayesinde günümüz müzeciliğine yeni bir soluk getirilmeye çalışılmaktadır. Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân konulu bu tezde yukarıda anılan unsurların nasıl ve ne şekilde olması gerektiğini tarif ederek, yapılacak bu işlerin güvenlik boyutunun da sorgulanarak, engelli ziyaretçiler de dâhil olmak üzere toplumun her kesimine hitap edebilecek bir müzenin nasıl olması gerektiği anlatılmaktadır.
Destanların illüstrasyonla görselleştirilmesi: Dede Korkut hikâyeleri karakter ve mekân tasarımı
Türk kültürünün destan, hikaye, masal gibi sözlü ve yazılı miraslarının önemine değinerek, özellikle Dede Korkut Hikayelerinin sanat ve tasarım alanında yeterince önem verilmediğine değinilmiştir. Bu nedenle, Dede Korkut Hikayelerinden bir destanın dijital tasarımda renklendirme tekniği ile karakter ve mekan tasarımı yorumlanarak, yeni tasarımlar ortaya konulması amaçlanmaktadır. Çalışma ayrıca, Türk destanlarının içerisinde yer alan toplumsal değerlere ve kültürel alanlara dikkat çekerek, görsel birikimin yeterli olmadığına vurgu yapmaktadır. Bu nedenle, yazılı kaynakların tasvirine uygun özgün çizimlerle dijital tasarım programları kullanılarak karakterler ve hikayeyi anlatan sahneler renkli çizimler yapılarak görselleştirilmeye çalışılmıştır.
İnteraktif sanatlarda mimari mekanın kullanımı
Bilişim Teknolojisinde yaşanan gelişmeler, günümüzde her alanda yaygın kullanım alam oluşturmuş ve etkisini göstermiştir. Bu gelişmelerin sanatsal mekanlardaki ilk etkilerinin I960' lı yıllarda ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu etkiler, sanatçıların teknolojileri kullanma eğilimi ve seyirciyi çalışmanın içine dahil etme çabalan ile kendini göstermektedir. Araştırmanın amacı, "İnteraktif Sanatlar'da mimarlığın rolü nedir?' sorusunun cevabını verebilmektir. Günümüze kadar interaktif sanatlar adı altında yapılan enstalasyon çalışmaları araştırılmış, ana dönemler kapsamında gerçekleştirilen yapıtların üzerinde durulmasına çalışılmıştır. Araştırma mekan kurgusunun düzeni açısından şu adımlarla sunulmuştur:. İnteraktif Enstalasyon tanımı ile ilişkili olan 1960'lı yıllardaki, Optik Sanat, Kinetik Sanat, önemli enstalasyon örneklerle saptanmıştır.. 1970'li yıllarda, bilgisayar teknolojisinin interaktif enstalasyonlarda kullanımı ve gelişen- teknolojinin mekan düzenlemesine etkileri sunulmuştur.. Günümüzde interaktif sanat çalışmaları ve ortaya çıkan mimari mekanlar karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda,. 1960 yılından sonra iletişim teknolojilerinin gelişimi ile interaktif sanatlar arasındaki değişimlerin paralellik gösterdiği tarihler belirtilmiş,. Sırası ile video, bilgisayar ve iletişim ağlarının interaktif sanatlarda kullanılmaya başlandığı dönemler ile, mekan değişimi ilişkileri üzerinde durulmuş,. İnteraktif enstalasyonlarda, tarihsel dönemlere göre teknoloji- mekan- kurgu karşılaştırması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: İnteraktif, Enstalasyon, Algılama, Hareket, Temas
Çocuk kütüphanelerinde mekân tasarımı ve Türkiye'deki çocuk kütüphaneleri
Çocuk kütüphaneleri, çocuklarda okuma alışkanlığı kazanma, zihinsel ve fiziksel gelişimlerine katkı sağlamada, hem örgün hem de yaygın eğitimin hedeflerini açısından kritik öneme sahip kurumlardır. Çocuk kütüphanelerinin hedefine ulaşmasında uygun koşullarda ve yeterli donanımla hizmet vermesi önemlidir. Bu doğrultuda tezin amacı, gelişmeler ve yönelimler doğrultusunda çocuk kütüphanelerinde mekân tasarımına yönelik özellikleri ve eğilimleri ortaya koyarak, ülkemizdeki çocuk kütüphanelerinde çağdaş bir mekân tasarımı için kontrol listesi oluşturmaktır. Çalışma, araştırmanın örneklemini oluşturan Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü (KYGM)'ne bağlı çocuk kütüphanelerinde kütüphane hizmeti sunma ve kütüphane kullanıcısı bireyler yetiştirmede mekânın rolünün belirlenmek amacıyla hazırlanmıştır. Ayrıca bireylerin kütüphane kullanma alışkanlığının kazanmasında mekân unsurunun ölçüt olup olmadığı da belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda çocuk kütüphanelerinde çalışan personellerin görüşlerine yönelik sorular oluşturulmuş ve bu sorular üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Hazırlanan sorular, KYGM'ye bağlı 40 çocuk kütüphanesinde çalışan personele anket tekniği ile iletilerek verilerin analiz edilmesi ile araştırmanın bulguları oluşturulmuştur. Çocuk kütüphanelerinde mekân tasarımının kısmen yeterli olduğu ve bu yeterlilik düzeyi ile kütüphane hizmetlerinin verimliliği (hem personel hem de kullanıcı grubu açısından) arasında anlamlı bir bağ olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca kütüphane kullanıcısı bireyler yetiştirmede konusunda mekânın önemli rol oynadığı ortaya çıkmaktadır.
Employing Mesopotamian ornaments in precast designs in Iraq
Concrete poured in the form of a structural element (such as a panel or beam) before it is placed in the final position is called precast. There are a number of companies that produce precast in modern Iraq, and these companies produce simple products with little room for ornamentation. In this research, it is aimed to reveal designs that can be an alternative to these simple designs and contain ornamental elements. In this direction, designs have been created that benefit from the visual repertoire of ancient Mesopotamia in the design of precast elements in Iraq. This is important in terms of reviving and carrying the legacy of the ancient Iraqi civilization into the present. Although previous studies used historical Iraqi shapes and symbols in their designs on various materials including carpets, pottery, and mural painting, there is a gap in the precast designs in this respect. The proposed new designs are based on five selected models: Ishtar Gate, Lamassu, Lion of Babylon, Islamic Decoration, and Shanasheel. These models were converted into precast designs using Cinema 4D and Photoshop programs. This means an artistic touch to an industrial space. If applied, panels, fences, etc. these precast elements, which will take place in daily life as structures, will have the opportunity to directly appeal to the aesthetic sensitivity of modern Iraqi society. Precast structures can also take an important place in the effort to revive and keep alive the historical and cultural values of Iraq. Keywords: Precast design, Iraq, Mesopotamian, Ornament
Islak mekân tasarımının ve bu tasarımda kullanılan donatı elamanlarının yaşam tarzı ve davranış biçimi bakımından incelenmesi, Adana örneği
Bu çalışmada, ıslak mekânların ve kullanılan donatı elemanlarının tanımı, tarihsel gelişimi, ıslak mekânda insan-ıslak mekân, insan-donatı elemanları arasındaki biçimlenişi, ergonomi faktörü, konut tipleri, plan özellikleri, yaşam tarzı ve davranış biçimine bağlı olarak ele alındı.Örnek olarak Adana'da farklı gelir grupları ve yaşam tarzlarına sahip olan kullanıcıların mekân ve donatı elemanlarını nasıl kullandıkları, ıslak mekân içerisinde yıkanma, boşaltım, kişisel bakım eylemi, memnuniyet, beklenti ve istekleri, kullanılan donatı elemanlarının ergonomisi anket ve saha çalışmaları ile belirlenerek değerlendirildiÇalışmanın sonucunda ıslak mekân ve ıslak mekân donatılarının biçimlenişini etkileyen tasarım ve ergonomi faktörleri saptanarak mekân tasarımına veri olacak öneriler sunuldu.
Mücevher mağazalarında ürün sergileme ve iç mekan tasarım sorunları üzerine bir inceleme, Çukurova Bölgesi örneği
Mücevher Sektörü ülkemizin hızla gelişmekte olan bir sektörüdür. Mücevher ürünleri diğer sektör ürünlerine göre daha çeşitlilik göstermektedir. Nüfus artışı, zevklerin ve moda tasarımlarının sürekli değişmesi, artan talep, tüketicilerin farklı beğenilere sahip olması pazarın sürekli değişim içinde olmasına neden olmakta, ve pazarlama faaliyetlerinde işletmelerin birbirleriyle yarışmaları kaçınılmaz hale gelmektedir. Bir ürünün güzelliği, kalitesi ve fiyatı yanında satış yapılan mağazanın konforu, görüntüsü de çok önem kazanmaktadır. Müşteriyi daha çok çekebilmek için mağaza dışı düzenlemeye ve mağaza içi yerleşime ve ürünlerin dikkat çekici bir şekilde sergilenmesine büyük önem verilmektedir. Bu çalışmada mücevher mağazalarının ürün sergileme sistemleri ve iç mekan biçimlenmelerindeki sorunlar araştırılmıştır
Kafelerin tasarımında ahşap kompozit malzemelerin kullanımının irdelenmesi: Adana örneği
Malzeme, mimari tasarımda kütle ve yüzeylerin ifade edilmesinde temel unsurdur. Tarih boyunca, geleneksel malzemeler olan ahşap ve taş, mimari tasarımda etkin olmuş ancak içinde bulunduğumuz çağda yeni malzeme arayışı artmıştır. İç mekan tasarımıda bu arayış neticesinde geliştirilen kompozit malzemelerden oldukça etkilenmiştir. Günümüzde, kullanılan doğal ahşap, plastik, taş, tekstil ve metal malzeme türlerinin yanısıra ahşap kompozit malzemeler iç mekan tasarımında öne çıkmaktadır. Özellikle farklı özelliklerin tek bir malzeme üzerinde toplanabilmesi ve istenilen renk, doku, form ve biçim özelliklerinin üretim aşamasında karşılanabilmesi ahşap kompozit malzemelerin tercih nedenleri olmaktadır. Ahşap kompozitler, iç mekânda yüzey kaplama malzemesi olarak kullanımının yanısıra mobilya üretiminde etkin biçimde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın ikinci bölümünde ahşap kompozit malzemelerin tarihsel gelişimi, çeşitleri ve özellikleri incelenerek malzemelerin tanıtılması amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde kafe mekânlarının gelişim sürecine değinilmiştir. Dördüncü bölümde tasarım ilkelerine değinilerek dünyadaki bazı kafe örneklerinde ahşap kompozit malzemelerin kullanımı araştırılmıştır. Son olarak beşinci bölümde ise araştırma alanı olarak seçilen Adana ilinin belirlenen bölgesinde kafe mekânları incelenerek ahşap kompozit malzemelerin tasarıma olan etkileri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Ahşap kompozit malzeme, kafe, tasarım
Mekân tasarımında biyomimetik yaklaşımın irdelenmesi
Doğadan esinlenerek üretim yapmanın insanlık tarihi kadar eski olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İnsanlık asırlar boyunca barınaklarını geliştirirken, alet ve makinaları üretirken doğada var olan canlı-cansız varlıkların biçimlerinden ve davranış özelliklerinden esinlenmiştir. Geçmişten günümüze kadar doğa birçok disiplinde bir başvuru kaynağı olarak kullanılmaktadır. Genel olarak tasarım alanı doğa ile doğrudan ilişkilendirilebilen ve bu ilişkiyi en etkin şekilde kullanan alan olarak değerlendirilebilir. Doğada bulunan saf ve kusursuz geometri, kesintiye uğramadan sorunsuz bir şekilde devam eden işleyiş, ilk bakışta fark edilemeyen fakat hayati öneme sahip detaylar birçok tasarımcıya yol göstermiş ve tasarımın kimi zaman biçimini kimi zaman çalışma prensibini, kimi zaman da ana düşüncesini oluşturmuştur. Mimari tasarım alanında da malzeme, doku, strüktür, biçim, işleyiş anlamında doğa her zaman bir yol gösterici olmuştur. Termit yuvalarından esinlenilen havalandırma sistemleri, bitkilerden esinlenilerek oluşturulan kir tutmayan kaplamalar ve boyalar, kemik dokusunu taklit eden taşıyıcı sistem çözümleri, doğal dokulardan oluşturulan örüntüler gibi örnekler doğadan esinlenmede yenilikçi anlayışlar olarak gösterilebilir. Doğadan esinlenmenin ve doğayı taklit etmenin sistematiği olarak değerlendirebileceğimiz biyomimetik tasarım yaklaşımı bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Biyomimetik ve mimari tasarım ilişkisinin biyomimetik düzeyler üzerinden irdelendiği bu çalışma toplamda beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışma için problem tanımlanmış ve çalışmanın ana hatları belirlenmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde tasarım alanında biyomimetik yaklaşım ile ilgili araştırmalar ve kuramsal açıklamalar yer almaktadır. Ayrıca bu bölümde malzeme kavramı ve geçmişten günümüze malzemenin gelişimine de değinilmiştir. Dördüncü bölümde biyomimetik yaklaşım ile tasarlanmış mimari ve iç mimari eserler incelenerek biyomimetik düzeylerine göre analizleri yapılmıştır. İleriki akademik çalışmalarda biyomimetik tasarım yaklaşımına dair araştırmalara devam edilmek üzere tez çalışması sonlandırılmıştır.
Mekânın üretimi, kentsel haklar ve mekânın paylaşımı: Sivil haklar hareketi üzerine bir inceleme
Günümüzde kentler kapitalist sermayenin temel dinamiklerinin şekillendirdiği mekânlar haline gelmiştir. Kapitalist sermayenin temel dayanağı ise sermaye birikimdir. Üretim ve tüketimin artmasına koşut olarak varlığını daha geniş alanlara yayan sermaye birikiminin büyük oranda kendini var ettiği mekânlar olan kentler, metaların üretildiği alanlar olmanın ötesinde kendileri de bir meta haline gelmişlerdir. Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve artan rekabet ile birlikte sermaye mekândaki mesafe engeli olabildiğince hızlı bir şekilde aşmak durumunda kalmıştır. Bu nedenle kapitalist üretim tarzı mekân üzerinde yayılmayı gerçekleştirebilmek için kentsel mekânda uygun düzenlemelere ihtiyaç duymuştur. Kent merkezleri arasındaki kesintisiz ulaşım sistemlerinin kurulması bu düzenlemelerin başında gelmektedir. Bu bağlamda kent mekânında kapitalist ideolojinin üretiminde önemli bir paya sahip olan unsurlardan biri başta otomobil olmak üzere motorlu taşıtlardır. Otomobil, temel işlevi olan ulaşım aracı olmaktan öte zamanla stilistik bir objeye dönüşmesinin yanı sıra gerek kendisine ayrılan devasa bütçelerle gerekse kentin kurulmasında merkezi öneme yerleşmesiyle, kapitalizm-kent ilişkisini anlamada kilit bir noktaya yerleşmektedir. Bu çalışmanın temel amacı da kapitalist sermayenin kentsel mekânı dizayn etme biçimini tartışmak, otomobilin kent mekânın kapitalist inşasındaki rolünü ortaya koymak ve otomobil merkezli kent tasarımına karşı kent mekânının adil paylaşımını talep eden Critical Mass Hareketi'nin, kent ve kentli hakları bağlamında dönüştürücü bir kentsel-toplumsal hareket olarak okunmasıdır. Buna bağlı olarak da araştırmanın sorunsalının somutlanabileceği alan olarak Türkiye'de Critical Mass eylemlerinin düzenli olarak gerçekleştiği şehirlerden birisi olan İzmir ili seçilmiştir. Critical Mass eylemlerinin kent hakkı ve mekânın adil paylaşımı bağlamında gerçekleştirdiği dönüşümlerin saptanabilmesi için nitel araştırma yöntem ve tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda, CM eylemlerine katılan bisiklet kullanıcılarının kent hakkı kavramı üzerinden bu hareketi bir kent hakkı mücadelesi olarak değerlendirip değerlendirmedikleri sorgulanmıştır. Çalışmaya yansıyan veriler ışığında çalışmanın temel savı kentlerin motorlu taşıtlar merkezli dizayn edildiği, Critical Mass hareketinin de bu duruma çeşitli direniş mekanizmalarıyla itiraz ederek kent hakkını ve kentin adil paylaşımını talep eden bir yeni sosyal hareket olduğudur.
Ana fikrin mekân tasarımına aktarılma sürecinin irdelenmesi
Mekân tasarımında ana fikir ve ana fikrin tasarım sürecine aktarılma sürecinin irdelendiği bu çalışmada ana fikrin öneminin mekân tasarımı özelinde vurgulanması amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; çalışma problemi, amaçları, önemi ve sınırlılıklar yer almaktadır. İkinci bölümde öncelikle ana fikrin tanımı, kavram ve konsept ile ilişkisi, ana fikrin belirlenmesine kılavuzluk eden tasarımcı, problem, işlev, kullanıcı, çevre ve mekân verileri ve zihindeki fikirlerin dışavurumunun sağlanmasında kullanılan aktarım araçları irdelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde sırasıyla; ana fikrin tanımlanması, konsepte dönüşümü, ana fikrin ifadesinde strüktür, biçim, malzeme, renk, doğal ışık ve doku odaklı tasarım yaklaşımları, tasarım sürecinde ana fikrin tutarlılığı, gelişimi ve uygulanması konuları nitelikli iç mekân tasarımlarıyla örneklendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde kurgulanan alan çalışmasının yöntemiyle ilgili açıklamalarda bulunulmuştur. Alan çalışmasının amacı, proje konusunun belirlenmesi, stüdyo yönetimi, örneklem grubunun belirlenmesi, çalışma kapsamında toplanan verilerin nitelikleri, tasarım süreçlerinin değerlendirilmesi ve ana fikrin tasarıma aktarılma süreç diyagramı açıklanmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde, alan çalışması kapsamında yürütülen uygulamaların analizlerine yer verilmiştir. İki gruba ayrılan örneklemde birinci grupta yer alan 15 öğrencinin tasarım süreci kavram, tanım, diyagram, çevre, strüktür, mekân kurgusu, malzeme, renk, doku ve ana fikrin uygulanması konuları çerçevesinde ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. İkinci grupta yer alan öğrencilerin uygulamaları ise ana fikir-mekân tasarımı özelinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın altıncı ve son bölümünde ise, analizi yapılan uygulamaların genel değerlendirmelerinde bulunulmuş, elde edilen bulgular ışığında sonuç ve konuyla ilgili yapılacak ileriki çalışmalarla ilgili önerilerle çalışma sonuçlandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Ana fikir, mekân, tasarım, kavram, konsept
Ahşap malzeme kullanımının kafe iç mekan tasarımında mekan algısına etkileri
Ahşap, lifli ve boşluklu dokusu nedeniyle hafif ve mukavemet değeri yüksek bir yapı malzemesidir. Ahşabın gerilme, deformasyon eğrisi, liflerin ayrışmasının bir süreyi gerektirmesi sebebiyle diğer yapı malzemelerinden çok farklıdır. Bu nedenle bir ahşap malzemenin, metal veya beton gibi aniden çökme ya da kırılmaya uğraması söz konusu değildir. Bu çalışmada Kafe iç mekânlarında kullanılan doğal ve yapay ahşap malzemelerin, iç mekân algısına katkıları incelenmiş, anketler aracılığı ile bu malzemelerin kullanıcılar üzerinde oluşturduğu farklı etkiler saptanmış ve yorumlanmıştır. Ahşap malzemenin kullanıcılar üzerinde psikolojik, dokunsal, estetik olarak mekân algısına etkileri anket aracılığıyla incelenmiş, malzemenin iç mekân algısına yarattığı etkiler ele alınarak gerekli bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda kafelerde doğal ve yapay ahşap malzeme kullanımı zemin, duvar, taşıyıcı sistem, tavan ve mobilya başlıkları altında incelenmiş, mekân algısına etkileri saptanmıştır. Araştırma bu alanda genel hatları ile değerlendirildiğinde ahşap malzeme detaylı bir şekilde incelenmiş, kafe iç mekânlarındaki etkileri saptanmış, tasarımcılar ve kullanıcılar üzerinde bir farkındalık yaratarak literatüre katkıda sağlamıştır.
Çağdaş kütüphanelerin yeni anlamı ve iç mekân tasarımı üzerine bir incelenme
Bu araştırma, çağdaş kütüphanelerin yeni anlamına ve günümüz çağdaş kütüphane mekânlarının rolünün anlaşılmasına odaklanmıştır. Çalışmada, kütüphaneler yeni kütüphanecilik anlayışı ile birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmanın kuramsal bölümünde kütüphanenin tanımı, tarihçesi, kütüphanelerin değişen anlamı ve çağdaş kütüphanelerde iç mekân tasarımlarını belirleyen faktörler incelenmiştir. Geleneksel ve çağdaş kütüphanelerin karşılaştırması yapılarak mekân niteliğini belirleyen faktörler saptanmıştır. Dünya'da ve Türkiye'de göreceli olarak diğer kütüphanelere göre daha fazla kullanıcıya ev sahipliği yapan altı kütüphanenin iç mekân tasarımları belirlenen faktörlerle analiz edilerek değerlendirme yapılmıştır.
Sosyal bilgiler öğretiminde beyin temelli öğrenme yaklaşımına uygun ortam tasarımının öğrencilerin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi
Bu araştırmada Sosyal Bilgiler öğretiminde beyin temelli öğrenme yaklaşımına uygun ortam tasarımının ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve derse yönelik tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Ortam tasarlanırken eğitim teknolojileri kapsamındaki görsel - işitsel araçlardan, videolardan, sunumlardan önemli ölçüde yararlanılmıştır. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma 2011- 2012 eğitim- öğretim yılında Kırıkkale İli Keskin İlçesindeki Vakıfbank Ali Gaffar Okkan İlköğretim Okulu?nda, 5. sınıflarda öğrenim gören 44 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubunu 5-A şubesindeki 22 öğrenci, kontrol grubunu 5-B şubesindeki 22 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada beyin temelli öğrenme yaklaşımına uygun ortam tasarımının öğrencilerin akademik başarı ve derse yönelik tutumlarına etkisi incelenmektedir. Bu bağlamda uzman görüşleri alınarak ve madde analizi uygulanarak geliştirilen ?Başarı Testi?, Bünyamin Yurdakul tarafından geliştirilen ?Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği? izin alınarak ön test olarak kullanılmıştır. Deney grubunda beyin temelli öğrenme yaklaşımına uygun sınıf ortamı oluşturulmuş ve beyin temelli öğrenme yaklaşımına uygun öğretim yöntemi kullanılmıştır. Kontrol grubundaki öğrencilerle ise sınıf ortamında ve geleneksel yöntemle ders işlenmiştir. Uygulama sonunda ön test olarak kullanılan ?Başarı Testi? ve ?Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği? son test olarak tekrar kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 13.0 ve ITEMAN programında analiz edilmiştir. Verilere ilişkin aritmetik ortalama, bağımlı gruplar için t- testi, bağımsız gruplar için t- testi değerleri bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen verilere göre, deney grubu lehine ön test ve son testler arasında başarı testi ve sosyal bilgiler dersi tutum ölçeğinde anlamlı farklılıklar görülmüştür. Yapılan analiz sonucunda beyin temelli öğrenme yaklaşımına uygun ortam tasarımının ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve derse yönelik tutumlarını olumlu şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular çerçevesinde eğitim öğretimin geliştirilmesi ve ileride yapılacak çalışmalara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Beyin Temelli Öğrenme, Ortam Tasarımı, Eğitim Teknolojileri, Sosyal Bilgiler Dersi.
Metafor aracılığıyla Kafka'da mekân okumaları
Çalışma, "Kafka", "mimarlık" , "edebiyat", "mekân" ve "metafor" anahtar sözcükleri çerçevesinde incelenerek ele alınmış ve gelişme göstermiştir. Tez öncelikli olarak edebiyat mimarlık ilişkisine değinmiş, bu iki sanat dalının ortak kesişimlerinde yer alan unsurları irdelemiş, mimarlık ve edebiyatın önemli ortak unsurlarından "mekân" kavramını ve her iki disiplinde yer alan mekân türlerini inceleyerek örneklendirmiştir. Ardından, eserlerindeki mekân tasvirlerinin zenginliği sebebiyle "Yapılan Çalışmalar" bölümünde eseri detaylıca irdelenmiş olan dünya edebiyatına damgasını vurmuş Franz Kafka'nın edebiyattaki yeri ve önemi aktarılmıştır. Bunun yanı sıra Kafka'nın mekân kurgusunu etkileyebileceği düşünülen unsurlara (yaşamı, ailesi, arkadaşları, hayatındaki önemli dönemeçleri, özel hayatı ve hastalığı vb. gibi) kısaca değinildikten sonra, Kafka Edebiyatı'nda genel hatlarıyla mekân kurgusunun nasıl olduğu irdelenmiştir. Tezin amacını gerçekleştirmesinde araç olarak metafor kavramı seçilmiş ve bu kavram hakkında açıklayıcı bilgiler verilmiştir. Yapılan Çalışmalar başlığında Kafka'nın Dava adlı eserinde metaforik ögeler Miles ve Huberman'ın veri analizi sürecinde önerdikleri üç aşamalı yöntem (verinin işlenmesi, verinin görsel hale getirilmesi, sonuç çıkarma ve teyit etme) ışığında tespit edilip sınıflandırılmıştır. Eserin iki farklı sinema uyarlaması üzerinden karşılaştırmalı analizini yapan çalışma, mimarlığın edebiyattan mimari mekân üretimi için nasıl yararlanabileceğini ve edebiyatın mimarlık için nasıl kaynaklık edebileceğini ortaya koymayı hedeflemiştir. Anahtar Kelimeler: Kafka, Mimarlık, Edebiyat, Mekân, Metafor
Tematik otellerin durumu, gelişimi ve kullanıcı beklentilerinin mekân tasarımına etkilerinin Antalya kenti ölçeğinde incelenmesi
Endüstri Devrimi sonrası toplum hayatında meydana gelen gelişmeler, turizm amaçlı yapıların niteliklerinin değişmesine ve çeşitlenmesine neden olmuş; değişen turist profilinin farklılık ve deneyim arzusuna cevap verebilmek amacıyla imge yönüyle güçlü, temalı oteller tasarlanmaya başlanmıştır. Bulundukları bölgenin turizm potansiyelini artırarak tanıtımlarına katkı sağlayan bu oteller, bugün dünyanın birçok yerinde yer almaktadırlar. Ülkemizde ise ilk olarak Antalya İli'nde ortaya çıkmış temalı otellerin sayısı her geçen gün artmaya devam etmektedir. Temalı otellerin yüksek beklenti içerisindeki kullanıcısının memnuniyetini kazanabilmesi, temel olanakların kalitesinin yanı sıra farklı deneyimlere imkân tanımasına bağlıdır. İşletmenin; sahip olduğu temayı, mekân tasarımlarından mal ve hizmetlere kadar bütününe yansıtarak kullanıcısına aktarabilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada da turistlerin beklenti ve arzularında meydana gelen değişimin tematik otel tasarımı üzerindeki etkilerini saptamak amacıyla, Antalya İli'nde bulunan farklı tema ve tasarım yaklaşımına sahip otellerde bir alan çalışması gerçekleştirilmiştir. Temalı otel müşterilerine yönelik uygulanan anket çalışması ve otel yetkilileriyle yapılan görüşmelerden elde edilen bilgi ve bulgular değerlendirilmiştir.
Mekân tasarımında hikâye anlatıcı sıralı temsiller: Gelenekselden dijitale storyboard'lar
Hikâye anlatıcılığı insanlık tarihi kadar geriye uzanmaktadır. İnsanlık, bilgisini, tecrübesini ve yaşadıklarını aktarabileceği, paylaşabileceği ortamları ve araçları yaratmıştır. İnsan doğasının ayrılmaz bir parçası olan hikâye anlatımı, gelişen teknolojinin olanakları ile farklı medyalarda, farklı biçimlerde yeniden hayat bulmaktadır. Bir yazın türü olan öykü anlatımından farklı olarak hikâye anlatımı; amacı ve biçimsel özellikleri ile farklı disiplinlerin ve alanların kullanımına açık hâle gelmiştir. Her alanda hikâye anlatım araçları sözlü kültürden, yazılı kültüre değişerek gelişmiş, elektronik kültürle birlikte yeni sentezlerle açığa çıkar hâle gelmiştir. Bu bağlamda hikâye anlatım araçları geleneksel, yeni-modern-dijital ve transmedya araçlar olarak nitelendirilir hâle gelmiştir. Bu araçlar ise, görsel, işitsel ya da çoklu duyulara dayanan melez bir yapıda olabilmektedir. Ele alınan çalışma ise özü hikâye anlatımına dayanan, yazılı kültürden elektronik kültüre farklı kültürleri bünyesinde barındıran ve gelenekselden dijitale farklı biçimlerde açığa çıkan storyboard'ları, mekân tasarımı için değerlendirmek üzere öne çıkarmaktadır. Bu doğrultuda mekân tasarımının ve üretiminin süreçleriyle ilişkilendirilebilecek, storyboard kullanımının temel alındığı, sinemadan reklamcılığa farklı disiplinlerden edinilen bilgiler incelenmiştir. Bu çerçevede ilk olarak hikâye kavramının açılımlarına, hikâye türlerine, hikâye anlatımı ve araçlarına yer verilmiştir. Ardından, hikâye anlatım aracı olarak öne çıkan storyboard'ların özellikleri ve oluşturulma yöntemleri ortaya konulmuştur. Elde edilen veriler çalışmanın teorik kısmını oluştururken, mekân tasarımına yönelik az sayıda açığa çıktığı görülen uygulama örneklerinden biri örneklem olarak incelenmiştir. Böylelikle storyboard kullanımının, mekân tasarımı için sahip olduğu olanaklar, ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Hikâye, Hikâye anlatımı, Mekân tasarımı, Storyboard ve özellikleri
İstanbul'da tamamlanan kentsel dönüşüm projelerinin sosyal ve mekânsal etkileri (Gaziosmanpaşa, Esenler ve Zeytinburnu örneği)
Kentler medeniyetlerin kurulmasında ve gelişmesinde önemli rol oynayan yerleşme alanlarıdır. İnsanlık tarihinde önemli tarihi olayların yaşandığı kent yerleşmeleri, aynı zamanda nüfusun toplanma alanı da olmuştur. Tarih boyunca önemini koruyan kentler, Sanayi Devrimi ile birlikte yoğun göç alan yerleşmeler haline gelmiş ve günümüz anlamındaki kent fonksiyonunu kazanmaya başlamıştır. Öncelikle Sanayi Devriminin başladığı Avrupa'da yaşanan kentleşme deneyimi, sanayileşen diğer bölgelerde devam etmiş; hızlı göç ile kontrolsüz büyüyen kentlerde konut sorunları, altyapı yetersizliği, çarpık kentleşme gibi sorunlar meydana gelmiştir. Ortaya çıkan sorunlara kent planlamaları ile çözüm üretilmeye çalışılmıştır. II. Dünya Savaşı'nın ardından kentlerde meydana gelen yıkım ve enkazı kaldırmak için ise kentsel yenileme çalışmalarına girişilmiştir. Dünya ölçeğinde yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler kentlerin de önemini artırmış, kentler ekonomik değer kazanmaya başlamıştır. 1970'li yıllardan itibaren uygulanmaya başlanan neoliberal ekonomi politikaları ile birlikte kente müdahalenin boyutları da değişmiş, kentin ve kentsel dönüşüm projelerinin ekonomik değeri önem kazanmıştır.Türkiye, dünyada yaşanan kentleşme süreçlerini takip etmiş ancak Türkiye'de kentleşme süreci çok daha hızlı yaşanmıştır. İstanbul da bu hızlı ve plansız kentleşme sürecini en yoğun şekilde hisseden kentlerin başında gelmektedir. Türkiye'de 1980 yılından itibaren uygulanmaya başlanan neoliberal ekonomi politikaları ile beraber büyük kentler küresel merkezler haline gelmiştir. Bu süreçte kent merkezinde kalan ve değeri yükselen gecekondu bölgelerini dönüştürmek amacıyla kentsel dönüşüm çalışmalarına başlanmıştır. Farklı tarihlerde kentsel dönüşüme yönelik adımlar atılmış olsa da kentsel dönüşümün gündeme gelmesi 2002 yılından sonra olmuş, 2005 yılında İstanbul özelinde projeler başlatılmış ancak kapsamlı projelerin yapılması 2012 yılından sonra yapılan yasal düzenlemeler ile mümkün olmuştur. Kentsel dönüşüm toplumun her kesimini etkileyen çok yönlü bir süreçtir. Kentsel dönüşüm ile birlikte yalnızca konutlar fiziksel anlamda dönüşmemekte, sosyal ve mekânsal anlamda da değişimler meydana gelmektedir. Bu çalışma ile de İstanbul'da tamamlanan kentsel dönüşüm projelerinin yer aldığı beş farklı mahallede kentsel dönüşüm ile birlikte meydana gelen sosyal ve mekânsal değişimlerin araştırılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda İstanbul Avrupa yakasında yer alan Gaziosmanpaşa, Esenler ve Zeytinburnu ilçelerinde yer alan Sarıgöl, Yıldıztabya, Havaalanı, Turgutreis ve Sümer Mahallelerinde tamamlanan konut sayılarının % 10'u kadar kişi ile anketler uygulanmış ve bu anketler gözlem ve mülakatlar ile desteklenmiştir. Anket sonuçları SPSS programı ile değerlendirilmiş ve çıkan tablolar yorumlanmıştır. Gecekondu mahallesi özelliği gösteren bu mahallelerde kentsel dönüşüm projeleri 6306 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte hız kazanmış, projeler tamamlanmaya başlamıştır. Sosyal ve ekonomik şartların düşük olduğu dönüşüm alanlarında kentsel dönüşüm hem fiziksel anlamda hem de toplumsal anlamda mekânı değiştirmiştir. Dönüşüm ile birlikte mahallelerde nüfus profili değişmeye başlamış, kültürel dönüşüm meydana gelmiş, mahalleler yüksek konutlar ve kapalı siteler ile farklı bir görünüm kazanmıştır. Gerçekleşen dönüşüm süreci yıllardır bir arada yaşayan mahalle sakinlerini derinden etkilemiştir. Mahalle sakinleri kentsel dönüşüm sonucunda konutlarının yenilenmesinden, depreme dayanıklı hale gelmesinden ve mülkiyet sorunlarının çözülmesinden memnundurlar. Ancak verilen sözlerin tutulmaması, projelerin zamanında bitirilmemesi, borçlanma gibi sorunların hak sahiplerini zor durumda bıraktığı görülmüştür. Ayrıca sosyokültürel anlamda da dönüşümün yaşandığı kentsel dönüşüm uygulamalarında, özellikle eski mahalle sakinleri dönüşen yeni mekânlara maddi ve manevi anlamda alışmakta zorluk çekmektedirler.
Sınır kavramı ve iç mekan ilişkisi: Yaşama mekanları örneği
Çalışmada ?yaşamın içinde, yaşamımızı devam ettirdiğimiz tüm mekanlarda ve her ölçekte fiziksel, duyusal ve algısal boyutta, soyut ve somut her biçimde sınırların var olduğu? varsayımından yola çıkılmıştır. Yaşamın başlangıcından beri tarihsel süreçte her dönem doğada, felsefede, mimaride ortaya çıkan sınır kavramını tanımlamak ve mimarinin en önemli parçası olan mekan ölçeğinde ele alınması hedeflenmiştir. Geçmişten günümüze insanın yaşam alanlarını kurmakta bilinçli ya da bilinçsiz yararlandığı sınır kavramı, mekan içinde farklı işlevleri barındıran alanlar yaratmak, mekanı farklı alt mekanlara ayırarak esnek ve işlevsel mekanlar oluşturmada en önemli kavramlardan biridir. Bu nedenle, bireyin zamanın en rahat hissettiği ve özellikle de iç mekan düzenlemesini kendisinin belirlediği konut örneklerinin seçilerek, sınır kavramı-iç mekan ilişkisinin ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu anlamda öncelikle birinci bölümde, sınır kavramının anlaşılabilmesi için mimarlık göstergesinin-mimari dilin-anlaşılabilmesi ve sınır kavramının anlaşılabilmesi ve anlamlandırılabilmesi, sınır kavramının düzanlam/ yananlamlarının ifade edilebilmesi için göstergebilim üzerinde durulmaktadır. Sınır kavramının sözlük anlamı (düzanlam/yananlamları), tarihsel süreçte sınır kavramı, sınır-mekan-insan ilişkisi verilerek; algı-biliş ve davranış sistemi içerisinde kişiselleştirme, kişisel mekan, mahremiyet, egemenlik alanı açıklandıktan sonra konut sınırları-çevresinden bahsedilerek; konut ölçeğinde sınıflandırmalar yapılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde sınır kavramının daha iyi ifade edilebilmesi için anlamı üzerine 50 kişiden oluşan akademisyen grupla bir ön anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışma için sınır nedir ve iç mekanda sınır nedir sorularına verilen cevaplar sonrasında elde edilen bulgularla sınıflandırma için yeni bir anket çalışması yapılarak, ele alınan örnekler üzerinde iç mekan analizi için bir analiz tablosu ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde Türkiye genelinde, plan-kesit-görünüş vb. açılardan literatüre geçmiş müstakil konut-konut siteleri araştırılmış,bu özellikleri barındıran örneklerden Türkiye'nin batısında yer alan 30 örnek seçilerek, irdelemesi ve analizi yapılmıştır. Dördüncü bölümde iç mekanda sınır kavramı üzerine yapılan sınıflandırma yatay ve düşey boyutta ele alınarak irdeleme kapsamında belirlenen örnekler üzerinde uygulanmıştır. Sonuç bölümünde sınır kavramı üzerine yapılan tüm çalışmaların değerlendirmesi yapılmakta ve incelenen örnekler üzerinde ortaya çıkarılan sonuçlar yorumlanmakta ve önerilerde bulunulmaktadır.
Restoranlarda kültürel kimlik ve iç mekan tasarım ilişkisi, Türk kültürünü yansıtan bir restoran modeli önerisi
Günümüzde insanların vakit tasarrufunda bulunmak veya sosyalleşerek keyifli zaman geçirmek amacıyla gittikçe artan oranda restoranlara gittiği görülmektedir. Bir yandan artan küreselleşme öte yandan gelir düzeyindeki artışlar gibi olgular dünya genelinde hem nicelik olarak restoran sayısını artırmış hem de nitelik olarak değişik zevklere hitap eden çok sayıda mutfak ve restoran türünü ortaya çıkarmıştır. Son dönemde, yabancı yemek kültürlerini tanımlamak için kullanılan "Dünya mutfakları" kategorisinde ülkemiz mutfağı da öne çıkmaktadır. Ne var ki, Türk restoranlarının Türk kültürünün özelliklerini ve zenginliğini yansıtmaktan uzak olduğu görülmektedir. Oysa ki, bir ülkede yabancı kültüre ait bir mutfağı müşterilerine sunan restoranlar, misafirlerine yalnızca yemek zevki sunmamalı, aynı zamanda o ülkenin kültürüne, tarihine, turizmine olan ilgiyi de artırarak ülkenin tanıtımına katkıda bulunabilmelidir. Binlerce yıllık Türk tarihi içerisinde Anadolu'ya özgü bir kültür etkisi geliştirmeyi başaran Anadolu Selçukluları, bugün Türk kültürünün ayırıcı öğesini meydana getirmektedir. Anadolu kültürü ve mimarisinden esinlenerek beş duyuya hitap edecek şekilde dizayn edilecek Türk restoranlarının kültürel birikimimizi yansıtarak ülkemiz ve kültürümüzün tanıtımına önemli katkı sağlaması mümkündür. Bu tez, Türk kültürünü yansıtmayı hedefleyen bir Türk restoranının mekânsal yapısının nasıl olması gerektiği, iç mekanda bulunması gereken ayırıcı özelliklerin, yüzeylerde kullanılacak malzemeler, aydınlatmalar, kullanılan renkler, hareketli ve sabit mobilyalar ile mekânı yaratan diğer kriterlerinin nasıl olması gerektiği konularında bir öneri olarak hazırlanmıştır. Çalışmanın sonuç kısmında, iç mimarlar tarafından bir Türk restoranının tasarımı aşamasında mekân ve kullanıcı ilişkisi açısından ne gibi unsurların öne çıkarılması gerektiğine ilişkin tespitler yer almaktadır.