Protection measures

103 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kültürel mirasın korunmasında yerel yönetimlerin rolü: Beyoğlu belediyesi örneği

Hazırlanan tez çalışması, tarihi ve kültürel değerlerimizin korunması ve bu hususta yerel yönetim kuruluşlarının önemli ölçüde yetkili olduğunu kanıtlamayı hedeflemektedir. Böylece yerel yönetim kuruluşlarının tarihi ve kültürel değerleri koruma konusunda, ilgili belediye kanunlarında yer alan hükümler ile görevlerinin neler olabileceği hususunda konu açıklanmaya çalışılmıştır. Yerel yönetim kuruluşları en yakın yönetim birimi olduğundan, kentte bulunan tarihi ve kültürel niteliğinde olan taşınmazların korunmasında her türlü faaliyetlerinden sorumlu ilk yetkili birim olmalıdır. Bu noktadan yola çıkılarak çalışmada bazı ülkelerde yerel yönetimler tarafından uygulanan koruma çalışmalarına bir örnek verilmiştir. Bir bölgede kültürel miras koruma çalışması yapılacaksa, önce bölgenin tarihi hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. Tez çalışmasında bunun öneminden bahsedilmeye çalışılmış, araştırılması yapılan bölgenin tarihsel gelişimi kronolojik sırası takip edilerek aktarılmıştır. Hatta bölgenin sahip olduğu belli başlı tarihi-kültürel nitelikteki varlıklar, periyodizasyon yapılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Böylelikle araştırılması yapılan bölgenin bir nevi envanteri oluşturulmuştur. Ayrıca araştırılan bölgenin belediyesi tarafından uygulanan tarihi ve kültürel varlıkları koruma çalışmaları birkaç örnek ile açıklanmıştır. Tüm bu araştırmalar ışığında yerel yönetimler ve kültürel miras arasında ilişki kurularak koruma konusunda çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Araştırmadaki hedef yerel yönetimlerin kültürel mirası koruma konusuna bir farkındalık getirmektir. Anahtar Kelimeler: Kültür, kültürel miras, yerel yönetimler, tarih, sanat, mimarlık, kanun, belediye

BelediyelerKoruma politikalarıKoruma tedbirleri+4
Devra Basmacı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ormansızlaşmanın önlenmesine yönelik görüşlerin belirlenmesi: Isparta ili örneği

Tezin amacı Türkiye'de ormansızlaşmaya neden olan etmenleri incelemek ve halkın çevresel sorunlara ( çölleşme, erozyon vb. ) olan bilgi ve ilgi durumunu ölçmektir. Bu kapsamda, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği bölümü öğrencileri, Mezun Orman Mühendisleri, Isparta Orman Bölge Müdürlüğündeki Orman mühendisleri, memurlar, işçiler ve diğer meslek gruplarından oluşan 220 kişilik bir grubun bakış açıları ortaya konulmuştur. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket sorularında 5'li likert ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi için SPSS 22.0 istatistik paket programından yararlanılmış ve istatiksel analizlerde 0,05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Verilerin normal dağılıma sahip olmaması sebebiyle parametrik olmayan testlerden Spearman's rho korelasyon analizi ile veriler analiz edilmiştir. Araştırmada önemli bulgular olarak, günümüzde yaşanan en önemli çevresel sorunlar iklim değişikliği ve kuraklıktır. Katılımcılar orman kaynaklarından en çok endüstriyel odun kullanımı ve yakacak odun kullanımı olarak faydalanmaktadır. Katılımcılar orman kaynaklarının tahrip ve yok olmasını istememektedir. Ormanların gelecek nesillere kalmasına önem vermektedir. Katılımcılara göre ormanların erozyon ile mücadeleyi arttırmak için para harcanabilir. Katılımcıların %62,7'si ormanların sağladığı birçok fayda ve hizmeti dikkate alarak ekosistem hizmet ödemesi yapabileceklerini belirtmiştir. Katılımcılar ekosistem ödemelerini OGM ve TEMA'ya yapmak istemektedir. Katılımcılar çeşitli çevre sorunlarından ve doğal afetlerden korunmak istediklerini belirtmiştir. Katılımcılara göre ormansızlaşma, yanlış arazi kullanımı ve meralardaki aşırı otlatma erozyona sebep olmaktadır. Katılımcılara göre bu araştırmanın sonuçları ormancılık politikalarının belirlenmesinde yeni bir bakış açısı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ormansızlaşma, Çölleşme, Erozyon, Kuraklık, İklim değişikliği, Isparta, Türkiye.

ErozyonIspartaKoruma+6
Bilge Devecioğlu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki halk kütüphanelerinin afet yönetimi açısından yönetici görüşlerine göre değerlendirilmesi

Halk kütüphanelerindeki eserler; doğa kaynaklı afet, acil durum, insan kaynaklı riskler, çevresel koşullar ve iç ortam koşulları gibi etmenlerden olumsuz etkilenebilmektedir. Yapıları itibarıyla bu eserler hasar görme veya yok olma tehlikesi altındadır. Eserlerin yanı sıra personel ve kullanıcılar da bu etmenlerden olumsuz etkilenebilmektedir. Önleyici tedbirlerin alınarak, geçmiş ile gelecek arasında tarihi, sosyal ve kültürel köprü görevi gören halk kütüphanelerindeki değerli eserleri gelecek nesillere ulaştırmak öncelikle ele alınması gereken bir konudur. Eserlerin gelecek nesillere aktarılması için afetlerden korunması ve iç ortam koşullarının düzenli izlenerek risk belirleme ve değerlendirme çalışmalarının sürdürülmesi gerekmektedir. Önleyici çalışmalar yapılarak risk meydana gelmeden önce önlemler belirlenmeli; varsa mevcut tehlikeler zaman kaybetmeksizin azaltılmalıdır. Önlemlerin alınması personel, kullanıcı ve eserlerin olası doğa/insan kaynaklı afet ve acil durum ya da iç ortam koşullarının oluşturacağı kayıp ve hasarı maddi ve manevi olarak en aza indirecektir. Bu çalışmada gözetilen amaç, yapısal ve yapısal olmayan etkenler açısından güvenli olması gereken halk kütüphanelerindeki dermenin yapısal olmayan elemanlardan kaynaklanabilecek risklere karşı korunup korunmadığını belirlemektir. Bir diğer amaç ise, halk kütüphanelerinde bu yönde alınması gereken önleyici uygulamaları ve tedbirleri ortaya koymaktır. Yöneticilerde oluşturulacak bu farkındalık sonrasında yapısal olmayan unsurlardan kaynaklı afet risklerinin belirlenmesi ve olası afet, acil durum ve iç ortam koşulları etkilerinin azaltılması mevcut durumun iyileştirilmesine katkı sunacaktır. Betimleme yöntemine dayalı olarak yapılan araştırmada veriler anket ve görüşme yoluyla elde edilmiştir. Çalışmanın evrenini T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı il ve ilçe halk kütüphaneleri oluşturmaktadır. Araştırma bulgularına göre, halk kütüphaneleri yöneticilerinin afet risk yönetimi ve afet yönetimi açısından konuyu bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmediği anlaşılmıştır. Araştırmada, birlikte çalışması ve birbirini tamamlar nitelikte olması gereken yaklaşım ve sistemler henüz halk kütüphanelerinde bütünlük içerisinde yer almadığı için yapısal olmayan elemanlar açısından alınan önleyici tedbirlerin belirlenen standartlarda ve yeterince etkili olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar çerçevesinde, halk kütüphanelerinde insanlara ve dermeye zarar verebilecek iç ortam koşulları standartlara uygun olarak düzenlenmesi, doğa/insan kaynaklı afetlere karşı alınacak önlemlerin yerleşim afet tehlikeleri ile bir bütün olarak düşünülmesi ve değerlendirilmesi önerilmiştir.

Afet yönetimiAfetlerHalk kütüphaneleri+3
İdris Semih Kaya
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Legal aspects of protection provided within the responsibility to protect framework

Although it has been almost 15 years after the adoption of the Responsibility to Protect (R2P) with the World Summit Outcome Document under Paragraphs 138 and 139, the implementation of the principle still raises controversy. Legality of coercive methods involving the use of force or the implementation phase underlies these discussions about the principle and disrupts the normative evolution of the concept. In this sense, it is necessary to highlight and enrich other methods under R2P framework whose legality is rather uncontested. This thesis, which critically approaches to the scope of R2P, examines and evaluates the legality of the tools under the principle in depth by addressing both peaceful and coercive measures in order to ensure a consistent implementation strategy. In this regard, in order to see the acceptability and success of the methods in R2P practice, Kenya and Guinea cases—which are commonly referred to as successful R2P implementations—as well as Libya and the Ivory Coast cases—which are examples of the implementation of the controversial measure of military intervention—are examined. In order to understand the negative criticisms to R2P, the assumptions of TWAIL and Feminist International Relations (IR) theory are utilized. In the light of the findings obtained by examining the legality of these tested methods, this thesis argues that enriching and deepening the peaceful elements in the toolbox of R2P with the participation of a variety of actors would help an undisputed implementation of the principle and contribute to the removal of the obstacles before R2P's normative development.

Use of forceResponsibility to protectProtection measures+1
Selin Kul
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Regional refugee protection: A comparison of Europe and the middle east

By displacing more than half of the country's pre-war population, the conflict in the Syrian Arab Republic has become the catalyst for one of the biggest humanitarian and refugee crises of our time. The flow of more than 5.6 million people forced to leave their homeland has directly affected two regions: Europe and the Middle East. In order to enrich and fill certain gaps in the literature, this thesis provides an analysis of the legal framework of refugee protection from a regional perspective. By focusing on the case of people fleeing the Syrian Arab Republic, it evaluates the respective legal frameworks of the two regions and critically examines the legal grounds for protection therein. Moreover, by undertaking country case studies from both regions, this thesis also highlights the intricacies and shortcomings of the respective regional frameworks as reflected in the contradictory policies and stances of Germany, Hungary, Lebanon and Saudi Arabia toward refugees. It argues that the refugee protection frameworks of Europe and the Middle East are the antithesis of each other. In Europe, we can observe a well-developed and deep-rooted regional cooperation, more or less harmonised norms and institutions whereas the Middle East is characterised by the lack of legal foundations and norms of refugee protection with weak institutions and strong state sovereignty. However, in light of the protection outcomes for refugees fleeing the Syrian Arab Republic, both regions seem to have failed in terms of efficient responsibility sharing and adequate response to the needs of refugees.

ArabsEuropeanConservation+7
Petra Fruzsina Csorba
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi

Örgütlü suçların, gelişen teknolojinin etkisi ile hızla artması ve örgütlerin de daha dirençli hâle gelmesi, devletlerin yeni yöntemler geliştirmesine ve ceza muhakemesi hukukunda modern koruma tedbirlerinin doğmasına neden olmuştur. Bu koruma tedbirlerinin başında ise gizli soruşturmacı görevlendirilmesi gelmektedir. Nitekim Ceza Muhakemesi Kanunu'nda da bu tedbire dair düzenlemeler yapılarak gizli soruşturmacının hangi usule uyularak, hangi hallerde ve şartlarla görevlendirilebileceğine dair kurallar konulmuştur. İşte bu çalışmamızda gizli soruşturmacı kavramının anlamı, bu kavramın benzer kavram ve koruma tedbirlerinden farkı incelenecek, ardından gizli soruşturmacının hangi şartlarla görevlendirilebileceği, mukayeseli hukuktaki düzenlemeler ve yargı kararları da dikkate alınarak değerlendirilecektir. Ayrıca, bu kişinin faaliyetlerinin sınırları, gizli soruşturmacının başvurabileceği tedbirler ve elde edeceği delillerin nasıl değerlendirileceğine dair önemli tartışmalar mevcuttur. Ayrıca gizli soruşturmacının bünyesinde bulunduğu örgütün fiillerine katılmasının mümkün olup olmadığı, eğer böyle bir eylem gerçekleşirse gizli soruşturmacının sorumluluğunun ne olacağı da üzerinde durulan meselelerdir. İşte bu çalışmamızda biz de doktrinde bu konularla ilgili tartışmalara yer verecek ve yargı kararları ışığında kendi görüşlerimizi de ifade edeceğiz. Anahtar Kelimeler: Koruma tedbirleri, örgütlü suçlar, gizli soruşturmacı, gizli tanık, kuvvetli şüphe

Ceza Muhakemeleri Usul KanunuCeza hukukuCeza muhakemesi hukuku+4
Fevzican Bingül
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası deniz haydutluğuna karşı alınabilecek önlemler ve yaptırım uygulaması

Deniz haydutluğu tarihteki en eski suçlardan biridir. Ancak bu kadar eski bir suç olmasına rağmen 20. yüzyılın ortalarına kadar uluslararası hukukta bir tanımı yoktur. Deniz haydutluğu ile ilgili uluslararası hukuk kuralları 1958 Cenevre Açık Deniz Sözleşmesi'nde yazılı hale getirilmiştir. Cenevre Açık Deniz Sözleşmesi'nin deniz haydutluğu ile ilgili kuralları 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nde aynen kabul edilmiştir. Deniz haydutluğu kavramı, 1856 Paris Deklarasyonu ile yasaklanmasından önce yasal bir savaş yöntemi olan korsanlık ile sıklıkla karıştırılmaktadır. Oysaki deniz haydutluğu korsanlıktan hukuken farklı kavramları ifade etmektedir. Korsanlık, devletler tarafından verilen bir yetki belgesi ile resmiyet kazandırılan meşru bir savaş şekli iken; deniz haydutluğunda, böyle bir meşruiyet söz konusu değildir. Uluslararası hukukta deniz haydutlarını yargılama konusu devletlerin iç hukukuna bırakılmıştır. Bütün devletler açık denizlerde deniz haydutlarını yakalama ve yargılama yetkisine sahiptir. Ancak devletler deniz haydutlarını yargılama konusunda isteksiz davranmaktadırlar. Bunun sonucu olarak da özellikle son dönemlerde artan deniz haydutluğunu önleme amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından bir dizi karar alınmıştır. Bu kararlar ışığında uluslararası toplum tarafından sivil ve askeri önlemler alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Deniz Haydutluğu, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, Somali, Korsanlık, Cibuti Kodu

Askeri müdahaleBirleşmiş Milletler Deniz Hukuku SözleşmesiDeniz güvenliği+5
Figen Tabanlı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Surviving male partner violence in Turkey: Women's stories of powerlessness, empowerment, and recovery

Alternative to the psychopathology-oriented approaches on women's responses to male partner violence, research grounded on strength-based perspectives has contributed significantly to a better conceptualization of women's experiences of coping with and surviving violence. Much research in psychology, however, focused on intrapersonal and interpersonal aspects while neglecting the socio-structural determinants of leaving and empowerment. Integrating a feminist, multidimensional approach, the present study provides a contextualized framework of women's pre- and post-separation processes. As no previous studies in Turkey systematically examined women's leaving and post-separation experiences, this research also aimed to identify the processes shaped by the particular context of the country. The participants included 16 women survivors of male partner violence. Two in-depth interviews were conducted with each woman. The Constructivist Grounded Theory was used for the analysis. The results demonstrated the substantial effect of the degree of women's socio-economic power on their stay/leave decision-making and their experiences after separation, which indicated the complexity of sociocultural and structural factors in Turkey, incumbering women's escape and healing. The narratives also revealed nonlinear, coexistent processes that constituted women's unceasing struggle to survive disempowering circumstances in their lives, both before and after separation. While not reflecting an end to their distress, their efforts to resist violence and powerlessness, as strengthened by the relational and practical support available to them, were shown to evolve into a profound sense of well-being and empowerment. The results are discussed from the perspective of feminist intersectional approaches, and social/clinical implications in relation to the country context are presented.

MenUse of forceEmpowerment+4
Büşra Yalçınöz Uçan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Korumacılığın dış ticarete etkisi: Türkiye örneği

Korumacılık ile serbest ticaret birbirlerine zıt iki ticaret politikasıdır. Uluslararası ticarette bu iki politika belirli dönemlerde uygulanmıştır. 1980 sonrasında neoliberal politikaların önem kazanmasıyla dünya ekonomisinde uzunca bir süre serbest ticaret politikaları geçerli olmuştur. 2008 Krizi sonrasında ise dünya ekonomisinde serbest ticaret yerini korumacılığa bırakmıştır. Türkiye de dünyada olan değişimlere kayıtsız kalmamış ve dış ticaret politikalarında genel iklime uygun politikalar izlemiştir. Bu çalışmada, korumacılığın Türkiye ekonomisi üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan günümüze kadar uyguladığı ekonomi politikalarının dış ticaret hacmine etkileri ve 2008 Krizi sonrası dönemde uyguladığı yeni korumacılık başlığı altındaki politikalar ve ticareti liberalleştirme çabaları araştırılmıştır. Türkiye'de 1983-2019 dönemi arasında veriler kullanılarak ticaret hacmi oranı ile tarife oranları, ticari liberalleşme endeksi ve dolar endeksi arasındaki ilişki ARDL sınır testi ile analiz edilmiştir. Uygulama sonucuna göre seriler arasında eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiş ve serilerin uzun dönemde birlikte hareket ettiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar teorik beklentilerle uyumludur. Korumacı politikalar ile ticaret hacmi arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Ticaretin liberalleşmesi ile ticaret hacmi arasında pozitif bir ilişki belirlenmiştir. Küresel dolar endeksi ile ticaret hacmi arasında negatif bir ilişki bulunmuştur.

EkonomiEkonomi politikalarıKoruma politikaları+5
Yasin Üçtaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tam korumalı mevduat sigorta sisteminde ahlaki rizikonun ekonomik krizlerle ilişkisi

Bir bankanın batışı finansal ilişkilerinden dolayı diğer bankaların da batmasını zincirleme olarak tetikleyerek ekonomiye büyük zararlar verebilir. Bunu engellemek için hükümetler mevduatlara tam koruma getiriler. Mevduat sigortası banka hücumlarını önlemede başarılı iken ahlaki riziko sebebi ile bankaların aşırı yüksek oranda risk almasını teşvik eder. Ahlaki riziko daha çok hükümetlerin bankalardaki mevduatlara tam kapsamlı garanti vermesi durumunda ortaya çıkar. Ahlaki riziko problemi önlenebildiği durumlarda aşırı risk almanın önüne geçilmiş ve bundan dolayı ortaya çıkabilecek sistematik riskler azaltılmış olur.Bu çalışma bankacılık sektöründe ahlaki riziko probleminin ortaya çıkış nedenlerini ve onu engelleme ya da azaltma yöntemlerini inceler. Çalışmada Türkiye'de 1994 yılındaki ekonomik krizde banka hücumlarını önlemek için tam kapsamlı sigorta sistemine geçildikten sonra ahlaki rizikonun Türk bankacılık sektörüne yaptığı etkiler incelenmiştir.1992-2008 yılları arasında bankalardan elde edilen finansal veriler ile logit yöntemi kullanılarak model oluşturulmuştur. Sonuca göre 1994 yılında bankacılık sektöründe mevduatlara getirilen tam korumanın sebep olduğu ahlaki rizikonun 2001 yılına kadar 31 bankadan 21'inin batışında etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Ahlaki riskBankacılıkBankacılık sektörü+7
Özgür Altuntaş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisi sürecinde ekonomik önlem paketlerinin pay senedi getiri performansına etkisinin olay çalışması yöntemi ile incelenmesi: BİST seçilmiş sektörler üzerine bir uygulama

2019 yılı sonlarında Çin'de ortaya çıkan ve ardından tüm dünyayı etkisi altına alan COVID 19 virüsü, bireylerin günlük yaşamlarını sınırlamakla kalmamış, başta sosyo-kültürel, sportif ve ekonomik olmak üzere akla gelebilecek tüm faaliyetlerin hemen her aşamasını önemli ölçüde etkilemiştir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ilk vakanın görülmesinin ardından salgının yayılmasını önlemek amacıyla kademeli olarak tedbirler alınmış ve bazı kısıtlamalar getirilmiştir. Kısıtlamalar sosyal hayat, ekonomik çevre ve sektörel bazda olumsuz etkiler yaratırken, bu olumsuzlukların azaltılması amacıyla da çok yönlü ekonomik kalkan paketleri uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmada, COVID 19 salgını ile ilgili olarak, 11.03.2020 tarihinde ülkemizde ilk vakanın görülmesinin ardından açıklanan ekonomik önlem paketlerinin, pay senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören ve salgından doğrudan etkilendiği düşünülen sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin pay senedi getiri performansları üzerindeki etkisi olay çalışması yöntemiyle incelenmiştir. Bu amaçla, dönem olarak Mart-Aralık 2020 aylarını kapsayan dönem seçilmiş, sektörler olarak da ilaç, gıda, perakende, otomotiv, teknoloji ve turizm sektörleri çalışma kapsamına alınmıştır. Süreç içerisinde birincisi Mart 2020, ikincisi Aralık 2020'de olmak üzere salgınla ilgili kısıtlama ve ekonomik destek açıklamaları yapılmıştır. Çalışmada, açıklamaların yapıldığı günler olay günü olarak kabul edilmiş, hesap dönemi 120 gün olarak alınarak ortalama anormal getiri (AAR) ve kümülatif ortalama anormal getiriler (CAAR) hesaplanıp yorumlanmıştır. Bulgulara bağlı olarak, ele alınan sektörlerin AAR ve CAAR değerlerinin; ilk olay günü açıklamasından genel olarak pozitif, ikinci olay günü açıklamasından ise genel olarak negatif etkilendiği sonucuna varılmıştır.

Borsa İstanbulCOVID 19Ekonomi politikaları+7
Mehmet Sinan Zengin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal politika uygulaması olarak Türkiye'de koruyucu aile sistemi: karşılaştırmalı bir analiz

Çalışmanın amacı: Türkiye'de uygulanan koruyucu aile modelinde çeşitli nedenlerle devlet koruması altına alınan çocukların ve aynı şekilde ailenin de yaşadığı süreçlerin tespitidir. Bu tespitler esnasında doğrudan veya dolaylı yönden uygulanan politikaların, aksayan yönlerinin dünyadaki uygulanan örneklerle karşılaştırılması, etkilerinin incelenerek yeni sosyal politikalar üretilmesi yönünde tavsiyelerde bulunarak, çözüm yolları için literatüre katkıda bulunmak temel amaçtır. Çalışma yöntemi: Bu çalışma aileler ve çocukların uyum sürecine, yönelik uygulamalı bir araştırmadır. Çalışmanın genel bakış açısı ve merkezinde koruyucu aile politikasının uygulanması esnasındaki edinilen tecrübelerin gündeme getirilmesidir. Uygulanan politikalara istinaden yapılan derinlemesine mülakatlarda elde edilen bulguların, mevcut durumun iyileştirilmesine yönelik bir sosyal politika uygulaması için referans verilmiştir. Çalışmanın sonuçları: Bu çalışmada kullanılan karşılaştırmalı etki analizi yönteminin yapılması için saha çalışması yapılmış, koruyucu aileler ve koruyucu aile dernekleri ile görüşülmüştür. Türkiye karşılaştırması için sistemin en fazla hareket gördüğü dört büyük şehir, Ankara, İstanbul, İzmir ve Denizli şehirleri seçilmiştir. Koruyucu aile dernekleri ve aileler ile temasa geçilmiş, (20) yirmi aile ile yüz yüze mülakat, (3) üç aile ile de internet üzerinden anket formu ile görüşülmüştür. Ankara ve İzmir'de görüşülen ailelerin haricinde, 10 (on) aile iletişim kurulmuş ancak çekincelerinden dolayı görüşmeyi kabul etmemişlerdir. Aileler ile kurum arasında iletişim eksikliğinin olması en dikkat çekici konulardan biridir. Devletin kendi kurumları arasında koordinasyon eksikliği, okulların çocuklara bakış açıları, biyolojik ailelerin koruyucu ailelerin sosyal ve aile çevrelerinin tutumları incelenmiştir. Türkiye ve Dünyadaki uygulamaların karşılaştırılmasında farklılıklar vardır. Sosyal ve kültürel yapıların ve uygulama yöntemlerinin, ülkelere göre değişiklik gösterdiği yapılan literatür taramalarında incelenmiştir. Dünyadaki koruyucu aile sisteminin işleyişinin farklı bir yönü özellikle Avrupa ülkelerinde sivil toplum kuruluşları, dernekler, ajanslar yerel yönetimlerin denetiminde daha aktif çalışmaları göze çarpmaktadır. Türkiye'de ise bu yönde sadece koruyucu aile dernekleri aktif bir pozisyon almaktadırlar. Bu şekliyle izlenen sosyal politikalarda, sivil toplum kuruluşlarına, vakıflara vb. gönüllü organizasyonlara yönelik çalışmalara daha çok ağırlık verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Koruyucu Aile, Çocuk Koruma Politikaları, Türkiye ve Dünyada uygulamaların karşılatılması, Sosyal Politika Önerileri

Grup odaklı sosyal hizmetKoruma politikalarıKoruma tedbirleri+6
İbrahim Ataç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza Muhakemesi Kanunu'nda elkoyma

Elkoyma ceza muhakemesinde delil olan ya da ileride delil olarak kullanılabilecek veya müsadereye tabi olan eşyanın, eşyayı elinde bulunduranın rızası bulunmaması durumunda eşya üzerinde zilyedin tasarruf yetkisinin kaldırılması ve adliyenin eli altına alınması demektir. Elkoyma bir koruma tedbiri olarak 5271 sayılı CMK'nin birinci kitap, 4 . kısım, 4. bölüm 123 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kurumun gerek düzenleniş yeri gerekse içeriği incelendiğinde bir koruma tedbiri olduğu görülmektedir.Koruma tedbirleri ceza muhakemesinin etkin bir şekilde yapılmasını ve bu muhakeme sonucunda verilecek kararların yerine getirilmesini sağlamak için başvurulan ve hükümden önce temel hak ve özgürlüklere müdahaleyi gerektiren kanuni sınırlamalardır. Çalışma konumuz olan elkoyma kurumu basit ve özel olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.Özel el koyma türleri; Taşınmazlara, Hak Ve Alacaklara Elkoyma, Basılmış Eserlere Elkoyma, Süreli Yada Süresiz Yayınların Toplatılması, Yabancı Ülkelerde Yayımlanmış Basılı Eserlerin Türkiye'de Dağıtılmasının Ve Satışa Sunulmasının Yasaklanması, Türkiye'de Basılmış Eserlerin Dağıtımının Engellenmesi, Postada Elkoyma, Kaçaklara İlişkin Elkoyma, Avukat Bürolarında Elkoyma, Avukat Postasına Elkoyma, Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında Ve Kütüklerinde Arama Kopyalama ve Elkoyma, Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini olarak sayılabilir.Çalışmanın ilk bölümde koruma tedbiri kavramı, elkoyma tedbirinin tarihsel süreci ile bu tedbire hakim olan ilkeler ve elkoymanın amacı, ikinci bölümde elkoymanın ceza muhakemesi kanunu kapsamındaki yeri, üçüncü bölümde ise elkoyma türleri ve eşyanın iadesi incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Elkoyma, Koruma Tedbiri, Ceza Muhakemesi Hukuku.

Ceza Muhakemeleri Usul KanunuCeza muhakemesi hukukuEl koyma+1
Taner Erkaçal
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı toplumunda verem hastalığı (19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başları)

Halk arasında ince hastalık adıyla bilinen tüberküloz "verem basili" denilen mikropların vücuda girmesi ve verem-evram isminde bir takım tomurcukların teşekkülü ile meydana gelir. Osmanlı Devleti'nde 1895 yılında veremle mücadele çalışmaları başlamış olup 1918 yılında gönüllü verem savaş dernekleri kuruldu. Babası ve dedesi veremden ölen II. Abdülhamit döneminde tüberkülozla mücadele için çeşitli girişimlerde bulunulmuştur. Osman Devleti'nde verem çalışmaları Robert Koch'un verem basilini 1882 yılında bulmasından birkaç yıl sonra başlamıştır. Robert Koch'un verem hastalığı hakkındaki çalışmaları takip edilmiş olup tüberkülin üretimi ve uygulaması Osmanlı Devleti'nde de yapılmıştır. Tüberkülozdan korunabilmek amacıyla 1921 yılında BCG aşısı kullanılmıştır. II. Mahmut Maslak'ta veremlilere özel hastane yaptırmıştır. II. Abdülhamid'in isteği üzerine Cemiyet-i Tıbbiye-yi Şahane tüberküloz konusuna eğilmiştir. Önemli çalışmalar arasında Dr. Nazım Şerafettin'in veremden korunma tedbirleri çalışması ile Dr. Avlonitis'in tüberküloza karşı bir savaş derneği kurması önerisi büyük ilgi görmüştür. Öneriler arasında hastane ve cezaevlerinde veremli hastalara tükürük hokkası verilmesi şartı konulmuştur. 1906 yılında Dr. Besim Ömer Uluslararası Tüberküloz Kongresinin ardından İstanbul ve İzmir'de verem oranlarının tespiti için çalışmalarda bulunmuş. 1906 yılında ilk çocuk sanatoryumu Şişli Etfal Hastanesi'nde veremli çocuklar için açıldı. Veremle mücadele etmek amacıyla birçok cemiyet kurulmuştur. Veremle Mücadele Osmanlı Cemiyeti 1918 yılında kuruldu. İzmir Veremle Mücadele Cemiyeti 1923 yılında kurulmuştur ve diğer illerde açtığı şubeler ve dispanserlerle verem savaşta önemli rol oynamıştır. Veremle mücadelede açılan üçüncü dernek Balıkesir'de 2 Ekim 1923'te açıldı. Dördüncü cemiyet ise İstanbul Verem Mücadele Cemiyetidir (1927). Verem ile mücadele amacıyla kurulan bu derneklerin ortak amaçlarından biri toplumu bu hastalık hakkında bilgilendirmek ve eğitmektir. Hastalıktan korunmaya odaklanan bu faaliyetlerin yanı sıra, derneklerin amaçlarından birisi de tedavi kurumları olarak verem hastanesi, sanatoryum ve dispanserler açmak için girişimlerde bulunmaktır. Ülkemizde tüberküloz alanında çalışmalarda bulunmuş önemli isimler: Dr. Besim Ömer, Dr. Tevfik Salim Sağlam, Dr. Behçet Uz, Dr. Nusret Karasu Anahtar Kelimeler: Verem, Verem Basili, BCG Aşısı, Veremle Mücadele Cemiyetleri

19. yüzyıl20. yüzyılAşılar+5
Elif Ziyanak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi çerçevesinde çocuğun ihmal ve istismardan korunma hakkı

Dünya genelinde çocukların büyük bir kısmı, her ortamda ihmale ve istismara maruz kalmaktadır. Sosyolojik ve küresel olgular şeklinde tarif edilen ihmal ve istismar eylemleri, çocuğun fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne zarar vermekte ve çocukların haklarından yararlanmasını engellemektedir. Çocukları hak temelli koruma anlayışı ile hazırlanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuğun ihmal ve istismardan korunmasında taraf devletleri yükümlü tutmaktadır. Bu çalışmanın amacı söz konusu yükümlülüklerin içeriğini ve kapsamını belirlemektir. Özellikle ihmal ve istismara karşı özel olarak korunması gereken çocuklara değinilerek, devletlerin bu konuda daha hassas olmaları gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca çalışmanın amacına ulaşması için çocuk, çocukluk ve çocuk hakları kavramsal ve tarihsel açıdan incelenmiştir.

Birleşmiş MilletlerKamu hukukuKorunma tedbirleri+5
Elif Kösesoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Maden işçilerinin çalışma koşulları ve madenlerde alınması gerekli önlemler

Madenler özelliği itibarıyla bünyesinde birçok riski barındıran alanlardır. Bu nedenle, madenlerde çalışan işçiler her zaman iş kazası ve meslek hastalıkları tehlikelerine maruz kalmışlardır. Madenlerin bu denli tehlikeli olması maden işçilerini koruyucu hukuki düzenlemelerin yapılmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalışmada, maden işçilerinin çalışma koşulları, maden işçilerinin karşılaştıkları tehlikeler, madenlerde yaşanan kazaların maden işçilerine ve yakınlarına etkileri, maden işçilerinin maruz kaldıkları meslek hastalıkları Uluslararası Çalışma Örgütü düzenlemeleri kapsamında ele alınmıştır. Ayrıca, maden işçilerinin karşılaştıkları iş kazaları ve meslek hastalıkları, bu vakaların yaşanmasında ihmali olan yetkililerin hukuki sorumlulukları değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, maden işçileri açısından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak ülkemizde ve karşılaştırmalı hukukta yapılan hukuki düzenlemeler ve bu düzenlemelerin uygulamaya yansıyıp yansımadığı çeşitli veriler eşliğinde incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde uluslararası düzenlemelerde maden işçilerinin görünümü ve bu düzenlemelerin ulusal mevzuatımıza yansıması ele alınmıştır. İkinci bölümde ülkemizde maden işçilerinin çalışma koşulları ve iş hukuku mevzuatında maden işçilerine yönelik yapılan kanuni düzenlemeler incelenmiştir. Son bölümde maden işçilerinin iş kazası ve meslek hastalıklarına maruz kalmaları durumunda sağlanan hukuki güvenceler ele alınmıştır. Çalışma, Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri ve diğer uluslararası düzenlemeler baz alınarak hazırlanmıştır. Konuya ilişkin önemli düzenlemeler incelenerek, ulusal mevzuatımızda yapılan hukuki düzenlemeler ele alınmıştır. Ülkemizde maden işçilerine yönelik yapılan kanuni düzenlemeler büyük ölçüde uluslararası düzenlemelerle uyumlu bir şekilde hazırlanmıştır. Ancak, uygulamada birtakım sorunlar görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Maden, Maden İşçisi, Madencilik, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği, Yeraltı Madenciliği, İş Kazası ve Meslek Hastalıkları

KanunlarKoruma tedbirleriMaden işçileri+6
Atanur Karaahmetoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Danışmanlık ve eğitim tedbiri görevi olan rehber öğretmenlerin bu hizmetlere yönelik görüşleri: Sultanbeyli örneği

Bu araştırmanın amacı, danışmanlık ve eğitim tedbirlerine yönelik rehber öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinin Sultanbeyli ilçesindeki devlet okullarında görev yapan 22 rehber öğretmen katılmıştır. Çalışma, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri ile ilgili ne kadar bilgi sahibi olduğunu, ilgili kanun ve yönetmeliklerdeki uygulama usul ve esasları nasıl uyguladıklarını, süreçte karşılaştıkları sorunların neler olduğunu, uygulamaya yönelik görüş ve önerilerini detaylı olarak belirlemek amacıyla nitel araştırma modelinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerde ayrıntılı olarak not tutulup bilgisayar ortamına aktarma yapıldıktan sonra MAXQDA programının deneme sürümüne veri girişi sağlanmıştır. Verilerin çözümlenmesi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri tanımları bağlamında, bilgi düzeylerinin çok yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Katılımcıların ifadelerine göre eğitim tedbirine yönelik görevlerin müdür yardımcısı ve sınıf öğretmenlerine veya okulda oluşturulacak bir komisyona verilebileceği sonucu ortaya koyulmuştur. Rehber öğretmenler, tedbirleri uygulama sürecinde plan hazırladıklarını, fakat çeşitli sebeplerden dolayı plana pek sadık kalamadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca uygulama sonrasında hazırladıkları üç aylık raporları aksatmadan mahkemeye göndermelerine rağmen, genelde mahkemeden dönüt alamadıklarını söylemişlerdir. Rehber öğretmenlerin tedbir uygulamaları esnasında birçok kurumla işbirliği yaptıkları, bazı durumlarda ise diğer kurum ve kişilerden pek destek alamadıkları tespit edilmiştir. Tüm bu süreçlerde rehber öğretmenlerin çok çeşitli problemlerle karşılaştıkları görülmüştür. Aile ile irtibat problemi, ailenin isteksizliği ve görüşmelere gelmemesi, rehber öğretmenlerin sayısının azlığı ve görevlendirmeler ile iş yüklerinin artması gibi güçlükler ilk sırada yer almıştır. Bu ve diğer güçlüklerin aşılabilmesi için tedbirlerle ilgili görev ve sorumlulukların paylaşılması, eğitim faaliyetlerinin arttırılması, ailenin bilgilendirilmesi ve gönüllülüğün esas alınması, kurumlar arası iş birliğinin arttırılması, uygulama için özel bir ekip ya da kurum oluşturulması ve rehber öğretmenlere sınırlı sayıda tedbir kararı olan öğrenci verilmesi gibi çeşitli çözüm önerileri ortaya koyulmuştur.

DanışmanlıkKoruma tedbirleriKoruyucu faktörler+6
Süleyman Çalışkan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bi̇r koruma tedbi̇ri̇ olarak Ceza Muhakemesi̇ Hukunda tutuklama

Ceza muhakemesi hukukun amacı; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve izlenecek yolun ayrıntılı şekilde ortaya konulmasıdır. Bu işlemler sırasında kişi hak ve özgürlüklerine müdahale niteliği doğurabilecek bazı tedbirlere ihtiyaç duyulabilir. Tutuklama söz konusu tedbirlerden en ağır sonuçları olan bir tedbirdir ve özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğurur. İşte bu denli sonuçları olan tutuklamanın keyfiliğin önlenmesi amacıyla Anayasa ve yasa ile düzenlenmesi gerekir. Anayasa'nın 19. maddesi ile kişi hürriyetinin hangi hallerde kısıtlanabileceği ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinde de insan hak ve özgürlüklerine müdahale olan tutuklama ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100-108. maddeleri arasında tutuklamaya ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanun'unda öncelikle tutuklama nedenleri düzenlenmiş, tutuklama kararının nasıl verileceği, azami tutukluluk süreleri düzenlenmiş, tutukluluğun sona ermesi halleri ile salıverilen tutuklunun yükümlülükleri belirlenmiştir.Tutuklanan kişinin sahip olduğu haklar ve yükümlülükler de Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da ayrıntılı şekilde düzenleme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tutuklama, Koruma Tedbiri, Kişi Özgürlüğü, Adli Kontrol.

Ceza muhakemesi hukukuKişi özgürlüğüKoruma tedbirleri+1
Atilla Boztoprak
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza Muhakemesi Hukukunda arama

Tezimizin konusu Ceza Muhakemesi Hukukunda Arama'dır. Önleme araması olarak aramaya kısaca değinmekle birlikte, koruma tedbiri olarak arama konusunu ayrıntılandırmış bulunmaktayız.Bu çalışmanın amacı arama koruma tedbirinin, insan onurunun dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, vücut dokunulmazlığı, konut dokunulmazlığı hakları başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklere ve insan haklarına doğrudan müdahale eden bir koruma tedbiri olduğundan, bu tedbiri ayrıntılı bir şekilde ele almak, hukuka aykırı aramayı incelemek, özelikle askeri mahallerde arama konusunu ayrıntılandırarak, insan hakları temelinde güncel olay ve yargı paketleri dahil son değişikliklerle mevzuatı incelemek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da dahil olmak üzere yargı kararlarına değinmek, teori ve pratik karşılaştırılarak, doktrindeki görüşleri ve pratikteki uygulamaları tartışmaktır.

Adli aramaAramaCeza muhakemesi hukuku+6
Pınar Dönmez
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessAR

أحكام الأوبئة والأمراض – دراسة فقهية معاصرة

The subject of the study revolves around explaining the role of the purposes of Islamic law in epidemics and diseases that afflict humanity, and solving many calamities that afflict societies in a time of many calamities and developments. In it, pandemics and diseases brought about a radical change in most social and economic affairs and issues, even religious ones. These epidemics and diseases raised new questions, the greatest calamity is what was related to the law of infection and deadly diseases. So the mujtahid must look at a contemporary intentional view of these epidemics, and a disciplined ijtihad in which there is an accurate description and correct adaptation of these calamities, in order to preserve the human soul, achieve the interests of the people, and ward off harm from them, from all of the above, the importance of this study comes from explaining the rule of Sharia in epidemics and emerging diseases. In order to achieve the objectives of the study: the researcher followed the analytical descriptive approach in reviewing the sayings of jurists and fundamentalists on the issue of calamities, and discussing and analyzing these opinions in order to clarify the legal ruling on the issue of epidemics and emerging diseases in the light of the purposes of Islamic law. The most important conclusions of the study are: the flexibility of Islamic law and its ability to contain developments and pandemics, absorb calamities, and find effective solutions to them and address them when needed. It is obligatory for the mujtahid and whoever holds the reins of fatwa to take care of the objectives in emergencies of epidemics and diseases and not to cross the limits of the Sharia, in order to be closer to health and safety. Preventive medicine is an authentic Quranic and Prophetic approach based on purity and personal hygiene, preserving the environment, treating infectious diseases, and avoiding mixing, so that people protect themselves from the scourge of these epidemics and diseases. Sharia also decides, in the light of its purposes related to epidemics, that self-preservation takes precedence over the purpose of preserving religion, and the public interest takes precedence over the private, and therefore the harm must be paid by quarantining the injured and those with infectious diseases, and preventing them from attending and witnessing congregational prayers, or mixing in public places, also, the tolerance of Islamic law and the contemporary view to lift people's embarrassment allowed medication, suspended the witnesses of congregational prayers, and permitted the use of alcoholic sterilizers when needed, likewise, preserving cleanliness, purity, preserving the environment, and the legality of hand-washing are among the duties that fall on the shoulders of every taxpayer, and the preservation of the individual and society in these duties. Keywords: jurisprudence, epidemics, diseases, calamities, jurisprudence of purposes, corona.

Ahmed Mohammed Khamees Khamees
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Müze olarak kullanılan eski binaların korunmasında yangın sistemlerinin Aya İrini örneğinde irdelenmesi

Aya İrini Müzesi'nin yangına karşı korunması konusunda yapılan bu çalışma, altı ana bölümden oluşmaktadır. BÖLÜM 1. Giriş : Bu bölümde sorun'un belirlenmesi, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, varsayım, kapsam ve yöntemle ilgili bilgiler verilmektedir. BÖLÜM 2. Yangın ve Korunum ile İlgili Genel Bilgiler : Burada yangın korunumu ile ilgili genel bazı bilgiler yer almaktadır bunlar, yangın oluşumu, gelişimi ve yayılımı, yangın sonucu oluşan can ve mal kayıpları yangın savaşım sistemleri hakkındaki bilgilerdir. BÖLÜM 3. Müze Yangınlarından Örnekler : Bu güne değin müzelerde çeşitli nedenlerden dolayı çıkan yangınlara dair örnekler verilmiştir. BÖLÜM 4. Aya İrini Müzesi ve Yangın : Bu bölümde, Aya İrini Müzesi'nin tarihçesi, mimari özellikleri, yapısal özellikleri incelenmiş, müzede meydana gelen yangın hakkında bilgi verilmiştir. BÖLÜM 5. Aya İrini Müzesi İçin Öngörülen Yangın Önlemleri : Burada Aya İrini Müzesi için uygun görülen yangın korunum önlemleri, pasif önlemler ve aktif önlemler başlıkları altında verilmiştir. BÖLÜM 6. Sonuç ve Öneriler : Araştırmanın sonucu ve yapılması uygun görülen öneriler bu kısımda yer almaktadır.

Aya İriniBina güvenliğiBinalar+5
Müjgan Harmankaya
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kurum ve kuruluşlarda elektronik belgelerin uzun süre korunması/arşivlenmesi ve erişimi

Elektronik belgelerin uzun süreli korunması/arşivlenmesi ve erişimini konu alan bu çalışmada, Türkiye'de kurum ve kuruluşlarda konuyla ilgili yaşanan sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Sorunların saptanabilmesi amacıyla, ülkemiz kurum ve kuruluşları arasından örneklem olarak on tanesi seçilmiş ve buralarda görev yapan yirmi katılımcıya görüşme (mülakat) tekniği ile on beş soru yöneltilmiştir. Elde edilen veriler yorumlanarak sonuçlar çıkarılmış ve çözüm önerileri getirilmiştir. Çalışma sonunda, ülkemiz kurum ve kuruluşlarında çoğunlukla elektronik belgelerin arşivlenebilmesi için ihtiyaç duyulan ve elektronik belge yönetim sistemi ile entegre çalışan bir elektronik arşivleme yazılımının olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumun genellikle, bahsi geçen konuyla ilgili ülkemizde yeterli mevzuatın olmaması, sistemin sadece yazışma yapmak için kullanılması, yöneticilerin elektronik belge yönetimine ve elektronik arşivlemeye yeterince önem vermemesi gibi nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir. Öte yandan kurum ve kuruluşlar, elektronik belgenin orijinalliğini ve bütünlüğünü tehlikeye atacak unsurları ortadan kaldırarak, kalıcılığını garanti altına alacak kurumsal politikalar geliştirmekle yükümlüdür. Ancak ülkemizde genel anlamda yazılı bir politika ve standardın olmadığı; buna karşın çoğunlukla risk planlarının geliştirildiği ve bu planların da sadece dijital ortamlarda üretilen materyallerin yedeklenmesine yönelik olduğu görülmüştür. Bundan dolayı, ülkemiz kurum ve kuruluşlarının elektronik belgelerin uzun süreli korunması konusunda gerekli önlemleri almadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında araştırılan bir diğer konu ise elektronik belgelere erişimdir. Elde edilen veriler, elektronik belge yönetim sistemi içerisinde aranılan bir belgeye erişimin oldukça kolay olduğunu ortaya koymaktadır. Erişim sorunlarının ise büyük oranda personelden kaynaklanan nedenlere dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Arşiv sistemleriArşivlemeBelgeler+5
Nagihan Gönül Eroğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk toplumunda Covid-19 pandemi tedbirlerine uyma davranışları

Bu araştırmanın temel amacı Covıd-19 döneminde, Covıd-19 kurallarına uymaya yönelik tutumlarının araştırılmasıdır. Bu amaçla Türkiye genelinde 46 şehirden, 245 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada, Doç. Dr. Şahin DOĞAN'nın hazırlamış olduğu ölçek kullanılmıştır. Katılımcılara sosyal medya aracılığı ile (WhatsApp, Instagram) form gönderilerek online anket uygulaması yapılmıştır. Verilerin faktör yapısını belirlemek amacıyla açıklayıcı faktör analizi uygulanmış ve analiz sonucunda cevapların dört faktörde toplandığı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör "Kurallara uymayanlar" ikinci faktör "Temizlik Kuralları", üçüncü faktör "Mesafe Kuralları " ve dördüncü faktör de " Temastan Kaçınma" olarak adlandırılmıştır. Araştırma sonuçları SPSS-26 programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Covıd-19 algısı, Pandemi, Covıd-19 önlemleri

COVID 19KorunmaKorunma tedbirleri+2
Leyla Dursun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin, sık görülen bulaşıcı hastalıklar ile ilgili bilgi düzeylerinin ve sağlığı koruma davranışlarının değerlendirilmesi

Bu araştırma sınıf öğretmeni adaylarının sık görülen bulaşıcı hastalıklarla ilgilibilgi düzeylerini ve sağlığı koruma davranışlarını değerlendirmek amacı ile yapılmıştır.Araştırma Çukurova Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği programındantoplam 357 (207 kız, 150 erkek) öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında araştırmacı tarafından geçerlik ve güvenirlik testleriyapılarak hazırlanan sağlık bilgisi testi ve öğrencilerin sağlık davranışlarını ölçmekamacıyla hazırlanan bir anket kullanılarak toplanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre; ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinin sağlık bilgidüzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu; öğretmen adaylarının, sağlık bilgidüzeyleri ile sağlıkla ilgili edindikleri bilgilerin kaynakları arasında anlamlı bir farklılıkbulunduğu; öğrencilerin sağlık bilgi düzeylerinin anne ve babalarının eğitim düzeylerinegöre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır.Öğrencilerin sağlık davranışları değerlendirildiğinde; el ve deri hijyeni, ayakhijyeni, ağız ve diş sağlığı, üriner sistem ve boşaltım sistemi sağlığı konularında yeterlidikkati göstermedikleri, ihmalkâr davrandıkları tespit edilmiştir.Bununla birlikte öğrencilerin; %41'inin kendisini sağlık konusunda yetersizbulduğu, %10'unun bir öğretmenin sağlık eğitimi almasını gerekli görmediğini,%35'inin öğretmenliğe başladığında sağlık konusunda öğrencilerine yeterli bilgiyisunabileceğini düşünmediğini belirttiği bulunmuştur.

Aday öğretmenlerBilgiBulaşıcı hastalıklar+7
Buse Eraslan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00

Related subjects