Koruma tedbirleri
76 theses under this subject heading
Ceza Muhakemesi Kanunu'nda elkoyma
Elkoyma ceza muhakemesinde delil olan ya da ileride delil olarak kullanılabilecek veya müsadereye tabi olan eşyanın, eşyayı elinde bulunduranın rızası bulunmaması durumunda eşya üzerinde zilyedin tasarruf yetkisinin kaldırılması ve adliyenin eli altına alınması demektir. Elkoyma bir koruma tedbiri olarak 5271 sayılı CMK'nin birinci kitap, 4 . kısım, 4. bölüm 123 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kurumun gerek düzenleniş yeri gerekse içeriği incelendiğinde bir koruma tedbiri olduğu görülmektedir.Koruma tedbirleri ceza muhakemesinin etkin bir şekilde yapılmasını ve bu muhakeme sonucunda verilecek kararların yerine getirilmesini sağlamak için başvurulan ve hükümden önce temel hak ve özgürlüklere müdahaleyi gerektiren kanuni sınırlamalardır. Çalışma konumuz olan elkoyma kurumu basit ve özel olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.Özel el koyma türleri; Taşınmazlara, Hak Ve Alacaklara Elkoyma, Basılmış Eserlere Elkoyma, Süreli Yada Süresiz Yayınların Toplatılması, Yabancı Ülkelerde Yayımlanmış Basılı Eserlerin Türkiye'de Dağıtılmasının Ve Satışa Sunulmasının Yasaklanması, Türkiye'de Basılmış Eserlerin Dağıtımının Engellenmesi, Postada Elkoyma, Kaçaklara İlişkin Elkoyma, Avukat Bürolarında Elkoyma, Avukat Postasına Elkoyma, Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında Ve Kütüklerinde Arama Kopyalama ve Elkoyma, Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini olarak sayılabilir.Çalışmanın ilk bölümde koruma tedbiri kavramı, elkoyma tedbirinin tarihsel süreci ile bu tedbire hakim olan ilkeler ve elkoymanın amacı, ikinci bölümde elkoymanın ceza muhakemesi kanunu kapsamındaki yeri, üçüncü bölümde ise elkoyma türleri ve eşyanın iadesi incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Elkoyma, Koruma Tedbiri, Ceza Muhakemesi Hukuku.
Danışmanlık ve eğitim tedbiri görevi olan rehber öğretmenlerin bu hizmetlere yönelik görüşleri: Sultanbeyli örneği
Bu araştırmanın amacı, danışmanlık ve eğitim tedbirlerine yönelik rehber öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinin Sultanbeyli ilçesindeki devlet okullarında görev yapan 22 rehber öğretmen katılmıştır. Çalışma, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri ile ilgili ne kadar bilgi sahibi olduğunu, ilgili kanun ve yönetmeliklerdeki uygulama usul ve esasları nasıl uyguladıklarını, süreçte karşılaştıkları sorunların neler olduğunu, uygulamaya yönelik görüş ve önerilerini detaylı olarak belirlemek amacıyla nitel araştırma modelinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerde ayrıntılı olarak not tutulup bilgisayar ortamına aktarma yapıldıktan sonra MAXQDA programının deneme sürümüne veri girişi sağlanmıştır. Verilerin çözümlenmesi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, rehber öğretmenlerin danışmanlık ve eğitim tedbirleri tanımları bağlamında, bilgi düzeylerinin çok yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Katılımcıların ifadelerine göre eğitim tedbirine yönelik görevlerin müdür yardımcısı ve sınıf öğretmenlerine veya okulda oluşturulacak bir komisyona verilebileceği sonucu ortaya koyulmuştur. Rehber öğretmenler, tedbirleri uygulama sürecinde plan hazırladıklarını, fakat çeşitli sebeplerden dolayı plana pek sadık kalamadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca uygulama sonrasında hazırladıkları üç aylık raporları aksatmadan mahkemeye göndermelerine rağmen, genelde mahkemeden dönüt alamadıklarını söylemişlerdir. Rehber öğretmenlerin tedbir uygulamaları esnasında birçok kurumla işbirliği yaptıkları, bazı durumlarda ise diğer kurum ve kişilerden pek destek alamadıkları tespit edilmiştir. Tüm bu süreçlerde rehber öğretmenlerin çok çeşitli problemlerle karşılaştıkları görülmüştür. Aile ile irtibat problemi, ailenin isteksizliği ve görüşmelere gelmemesi, rehber öğretmenlerin sayısının azlığı ve görevlendirmeler ile iş yüklerinin artması gibi güçlükler ilk sırada yer almıştır. Bu ve diğer güçlüklerin aşılabilmesi için tedbirlerle ilgili görev ve sorumlulukların paylaşılması, eğitim faaliyetlerinin arttırılması, ailenin bilgilendirilmesi ve gönüllülüğün esas alınması, kurumlar arası iş birliğinin arttırılması, uygulama için özel bir ekip ya da kurum oluşturulması ve rehber öğretmenlere sınırlı sayıda tedbir kararı olan öğrenci verilmesi gibi çeşitli çözüm önerileri ortaya koyulmuştur.
Müze olarak kullanılan eski binaların korunmasında yangın sistemlerinin Aya İrini örneğinde irdelenmesi
Aya İrini Müzesi'nin yangına karşı korunması konusunda yapılan bu çalışma, altı ana bölümden oluşmaktadır. BÖLÜM 1. Giriş : Bu bölümde sorun'un belirlenmesi, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, varsayım, kapsam ve yöntemle ilgili bilgiler verilmektedir. BÖLÜM 2. Yangın ve Korunum ile İlgili Genel Bilgiler : Burada yangın korunumu ile ilgili genel bazı bilgiler yer almaktadır bunlar, yangın oluşumu, gelişimi ve yayılımı, yangın sonucu oluşan can ve mal kayıpları yangın savaşım sistemleri hakkındaki bilgilerdir. BÖLÜM 3. Müze Yangınlarından Örnekler : Bu güne değin müzelerde çeşitli nedenlerden dolayı çıkan yangınlara dair örnekler verilmiştir. BÖLÜM 4. Aya İrini Müzesi ve Yangın : Bu bölümde, Aya İrini Müzesi'nin tarihçesi, mimari özellikleri, yapısal özellikleri incelenmiş, müzede meydana gelen yangın hakkında bilgi verilmiştir. BÖLÜM 5. Aya İrini Müzesi İçin Öngörülen Yangın Önlemleri : Burada Aya İrini Müzesi için uygun görülen yangın korunum önlemleri, pasif önlemler ve aktif önlemler başlıkları altında verilmiştir. BÖLÜM 6. Sonuç ve Öneriler : Araştırmanın sonucu ve yapılması uygun görülen öneriler bu kısımda yer almaktadır.
Türkiye'de kurum ve kuruluşlarda elektronik belgelerin uzun süre korunması/arşivlenmesi ve erişimi
Elektronik belgelerin uzun süreli korunması/arşivlenmesi ve erişimini konu alan bu çalışmada, Türkiye'de kurum ve kuruluşlarda konuyla ilgili yaşanan sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Sorunların saptanabilmesi amacıyla, ülkemiz kurum ve kuruluşları arasından örneklem olarak on tanesi seçilmiş ve buralarda görev yapan yirmi katılımcıya görüşme (mülakat) tekniği ile on beş soru yöneltilmiştir. Elde edilen veriler yorumlanarak sonuçlar çıkarılmış ve çözüm önerileri getirilmiştir. Çalışma sonunda, ülkemiz kurum ve kuruluşlarında çoğunlukla elektronik belgelerin arşivlenebilmesi için ihtiyaç duyulan ve elektronik belge yönetim sistemi ile entegre çalışan bir elektronik arşivleme yazılımının olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumun genellikle, bahsi geçen konuyla ilgili ülkemizde yeterli mevzuatın olmaması, sistemin sadece yazışma yapmak için kullanılması, yöneticilerin elektronik belge yönetimine ve elektronik arşivlemeye yeterince önem vermemesi gibi nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir. Öte yandan kurum ve kuruluşlar, elektronik belgenin orijinalliğini ve bütünlüğünü tehlikeye atacak unsurları ortadan kaldırarak, kalıcılığını garanti altına alacak kurumsal politikalar geliştirmekle yükümlüdür. Ancak ülkemizde genel anlamda yazılı bir politika ve standardın olmadığı; buna karşın çoğunlukla risk planlarının geliştirildiği ve bu planların da sadece dijital ortamlarda üretilen materyallerin yedeklenmesine yönelik olduğu görülmüştür. Bundan dolayı, ülkemiz kurum ve kuruluşlarının elektronik belgelerin uzun süreli korunması konusunda gerekli önlemleri almadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında araştırılan bir diğer konu ise elektronik belgelere erişimdir. Elde edilen veriler, elektronik belge yönetim sistemi içerisinde aranılan bir belgeye erişimin oldukça kolay olduğunu ortaya koymaktadır. Erişim sorunlarının ise büyük oranda personelden kaynaklanan nedenlere dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Ceza Hukukunda koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Ceza Muhakemesi Hukukunun amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu amaca ulaşabilmek, yargılamanın sağlıklı yürütebilmesini ve delillerin korunmasını sağlayabilmek için temel hak ve özgürlüklere müdahale gerekebilmektedir. Ancak bu müdahale yetkililere sınırsız bir hak sağlamamakta, hem uluslararası hukuktan hem de iç hukuktan kaynaklı bazı sınırlar içerisinde insan haysiyeti ve onuruna aykırı olmayacak şekilde yerine getirilmelidir. Çalışmamızda öncelikle kişi hak ve özgürlüklerinin neler olduğu uluslararası ve ulusal mevzuat kapsamında değerlendirilmiş ve hukuk devletinin hangi koşullar altında sorumluluk altında olduğu belirtilmiştir. Daha sonrasında ise ulusal mevzuattaki koruma tedbirlerinin kanuni şartları ve bunlara uyulmaması hâlinde oluşabilecek tazminat sebepleri belirtilerek ulusal ve uluslararası hukukta bu konuda verilmiş yargı kararları değerlendirilmiştir. Tüm bunlar ışığında çalışmamızın son kısmında temel hak ve özgürlüklerin asgari ihlali için devlet adına adli yetki kullanan kamu görevlilerinin gereken dikkat ve özeni göstermelerinin hayati önem taşıdığı, aksi takdirde cezai ve tazminat sorumluluklarının gündeme geleceği vurgulanmıştır.
Ceza Muhakemesi Hukukunda koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası
Ceza muhakemesi hukukunda asıl amaç, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaca ulaşılabilmesi için ihtiyaç duyulduğunda koruma tedbirlerine başvurulmaktadır. Koruma tedbirlerinin haksız veya hukuka aykırı olarak uygulanması nedeniyle hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselerin bu mağduriyetlerinin giderilmesi, hukuk devletinin bir gereğidir. Bu bağlamda, bu tezin konusunu, ceza muhakemesi hukukunda koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası oluşturmaktadır. Bu tez içerisinde öncelikle, koruma tedbirlerinden tazminata konu olan yakalama ve gözaltına alma, tutuklama, arama ve el koyma koruma tedbirleri doktrin ve yasal mevzuat çerçevesinde açıklanmaya çalışılacaktır. Daha sonra, koruma tedbirlerine ne zaman başvurulabileceği, bu tedbirlerin uygulanma şekilleri ve bu tedbirlerin uygulanmasındaki hukuka aykırı durumlar tartışılacaktır. Nihayet tazminatın talep edilebilmesi için gerekli yasal şartlar açıklanacak, tazminat isteminin usulü, türleri, tazminatın hesaplanması ve Devletin rücu hakkı konuları ele alınacaktır.
Ceza muhakemesinde koruma tedbiri olarak gözaltı
Kişi temel hak ve hürriyetleri Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Bu temel hak ve hürriyetlere ilişkin müdahalelerin istisnai, kanunla, sınırlı sebeplere bağlı olarak ve belirli usullerle yapılabileceği düzenlenmiştir. Suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma usullerini belirleyen ceza muhakemesi işlemleri, bir yandan kişi ve toplumun haklarını korurken bir taraftan da bu haklarla, suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli tedbirleri düzenlemiştir. Bu tedbirlerden biri olan gözaltı tedbiri de bir koruma tedbiri olarak kanunla düzenlenmiş olup; bir taraftan kişi hak ve hürriyetlerini sınırlarken, bir taraftan da devlete, keyfi işlemlerden korumak için bu sınırlamalara ilişkin yükümlülükler getirilmiştir. Devletin bu yükümlülüklere uyması hukuk devletinin bir gereği olduğu gibi; ihlali halinde de tazminat gibi bir takım denetim ve telafi yolları kanunlarla düzenlenmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nda koruma tedbiri olarak tutuklamanın maddi ve şekli şartları
Ceza yargılamasının amacı, hukuka uygun davranılarak maddi gerçeğe ulaşmaktır. Ceza yargılamasının amacına ulaşabilmesi için zorunlu hallerde başvurulması gereken tutuklama, yerinde kullanıldığında adaletin sağlanmasına hizmet eden önemli bir araç iken gereksiz yere başvurulduğu takdirde kişi özgürlüğünü ihlal eden bir sorun olmaktadır. Günümüz uygulamasında, aslında istisna olarak başvurulması gereken tutuklama, neredeyse her yargılamada kural haline getirilerek büyük bir soruna dönüştürülmüştür. Bu çalışmada ceza muhakemesi kurumu olan tutuklamanın maddi ve şekli şartları incelenmiştir. Çalışma ile tutuklama kararının hangi şartların gerçekleşmesi durumunda verilebileceği üzerinde durulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde tutuklama tedbirinin özellikleri, ön şartları ve düzenlendiği yasal metinlerin ilgili bölümleri genel düzeyde ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde tutuklamanın maddi şartları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise tutuklamanın şekli şartları incelenmiştir. Çalışma ile; tutuklamanın şartları oluşsa bile en son çare olarak başvurulması gereken bir tedbir olduğu, tutuklamaya veya tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin gerekli olduğu durumlarda ise tutuklama kararının kanunun aradığı şekilde gerekçelendirilerek denetime elverişli bir şekilde verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Anahtar kelimeler: Tutuklama, koruma tedbiri, kaçma şüphesi, katalog suçlar, gerekçe.
Ceza Muhakemesi Hukukunda avukatlara tanınan hukuki ayrıcalıklar
Hukukun üstünlüğünün var olduğu, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, savunmanın özgürce her türlü baskı ve tehditten uzak olarak yapılabildiği hukuk devletinin en büyük göstergelerinden birisi, avukatın bağımsızlığıdır. Bu sebeple ceza muhakemesinin amacına ulaşılmasında ve adil yargılanmanın gerçekleşmesinde bu denli öneme sahip olan, yargının kurucu unsuru ve özgür savunmanın temsilcisi avukat, savunma hakkının korunabilmesi ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için, ceza yargılaması işlemlerinde farklı muameleye tabi tutulmaktadırlar. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda bu düzenlemeler yer almaktadır. Ancak ülkemizde bu hususta hem kuramsal hem de uygulamada bir takım sorunlar yaşanmaktadır. Bu sebeple çalışmada, avukatın aranması, iletişiminin denetlenmesi ve yargılanmasına ilişkin genel ilkeler ve mevzuatımızın öngördüğü usul incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Avukat, Koruma Tedbirleri, Arama, El Koyma, İletişimin Denetlenmesi, AİHS.
Kıyı ve deniz koruma alanlarının sürdürülebilir yönetimi için multidisipliner lisansüstü ve sertifika programlarının geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı, kıyısal koruma alanlarında çalışan uzman ve idarecilerin kapasitelerinin geliştirilmesi suretiyle kıyısal koruma alanlarının yönetim etkinliğini artırmaktır. Bu çerçevede ülkemizin Akdeniz bölgesindeki Özel Çevre Koruma Bölgelerinin yönetimi ile ilgili birimlerde çalışan teknik ve idari personele kapasite ihtiyaç değerlendirme anketi uygulanmıştır.Anket sonuçlarına göre ulusal standardların, bilimsel verinin, kurumlar arası koordinasyonun ve altyapı imkânlarının yetersizliği ile hatalı arazi kullanımı temel sorunlar olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, kıyısal koruma alanları çalışanları için bütünleşik kıyı alanı yönetimi, stratejik planlama, hibe desteği, mali yardım bulma, çatışma çözümleme, kolaylaştırıcı, iş planlama, bütçe yapabilme, denetleme/kontrol, toplantı yönetimi, organizasyon ve liderlik konularında kapasite geliştirme ihtiyacı belirlenmiştir. Ayrıca, üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, bölgesel ve uluslararası girişimlerin ve organizasyonların kıyı koruma alanı çalışanları sertifika programlarının yapısı, tipleri ve düzeyleri incelenmiştir. Ayrıca bütünleşik kıyı alanı yönetimi konusunda çalışan araştırmacılar, uzmanlar ve akademisyenlerle görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde yarı yapısal mülak?t tekniği kullanılmıştır. Yürütülen araştırmaların sonunda elde bulgular ışığında kıyısal koruma alanı çalışanların koruma alanı yönetiminde bilgi, beceri ve tecrübelerinin geliştirilmesi amacıyla lisansüstü sertifika programları, derece programları ve arazi uygulamalarına yönelik modüller ve eğitim metodları geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Bütünleşik kıyı alanı yönetimi, koruma alanı yönetim etkinliğinin arttırılması, Türkiye'deki kıyı ve deniz koruma alanları, kıyı ve deniz koruma alanları yönetiminde bireysel kapasite değerlendirmesi.
Tarihi tekstillerin konservasyon sürecine katkıları açısından arkeometrik incelemelerin önemi: Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki Osmanlı dönemi klapdanlı tekstillerin arkeometrik analizleri
Kültürel malzeme mirasının paha biçilmez bir parçası olan çeşitli tarihi tekstiller ve üretiminde kullanılan malzemeler sosyal geçmişe tanıklık etmektedir. Başlangıçta tekstil bir nesne ihtiyaçtan üretilmiş olmasına rağmen daha sonra ihtişam, güç ve kudretin birer sembolü haline gelmiştir. Bu özelliklere katkı sağlayan temel unsurlardan en önemlisi bulundurduğu altınlı ve gümüşlü metalik ipliklerdir. Tekstil nesneler organik yapıları nedeniyle yaşlanma davranışının yanında döneminde kullanım, çevresel faktörler, kötü yönetim, hatalı koruma-onarım müdahaleleri, uygun olmayan depolama ve sergileme koşulları, vb. farklı etmenlerden dolayı bozulmaları hızlanır. Günümüzde kullanılan arkeometrik yöntem ve teknikler ile tekstil eserlerde kullanılan malzemelerin karakterizasyonu, malzeme üretim yöntemleri ve hatta bozulma ürünleri tespit edilebilmektedir. Araştırmamızda, Topkapı Sarayı Müzesi Padişah Elbiseleri Seksiyonu'nda yer alan 15. ila 19. yüzyıllar arasına tarihlenen toplam 19 adet tekstil eser üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelenen klapdanlı saray kumaşlarının belgelenmesi, dönemsel tekstil malzeme teknolojisi ve kullanılan malzemelerin çeşitliliğinin saptanması, tekstil eserlerin kimliklerinin ve üretim yöntemlerinin belirlenmesi, bozulma ürünlerinin saptanması hedeflenmiştir. Ön inceleme ve teknik özelliklerin (dokuma tekniği, iplik büküm yönü, çözgü/atkı sıklığı) belirlenmesi için bir optik mikroskop; boyarmadde analizleri için HPLC-DAD; klapdan ipliklerdeki çekirdek iplik türü, genel morfoloji, metalik iplikteki şeridin kimyasal bileşimi ve korozyon ürünlerinin tespiti için SEM-EDX tekniklerinden yararlanılmıştır. Ayrıca, tekstil eser üzerindeki renkli alanlardan CIELAB spektrofotometresi ile renk ölçümü yapılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sayesinde, incelenen tekstil eserlerin belgelenmesi yapılmış, uygun koruma-onarım yöntemleri belirlenebilmiş ve onarım işlemlerinde kullanılacak malzeme seçimi konusunda sağlıklı ve doğru bir karara varmak mümkün olabilmiştir. Ayrıca, farklı dönemlere ait Osmanlı saray kumaşlarının incelenmesi, yapılacak bir veri alt tabanı oluşumunun önünü açmış olacaktır.
Yozgat Başçavuş Camisi'nin duvar resimleri ve bezemeleri: Bozulma durumlarının tespiti ve koruma önerileri
Araştırma konusu olarak Yozgat il merkezinde bulunan H.1215 (M.1800-01) tarihinde inşa edilmiş Başçavuş Camisi'nin bezeme programının tanımlanması ve ikonografik çözümlemesi, yapım teknikleri, bozulma durumlarının tespiti ile önleyici ve koruma önerileri ele alınmıştır. Başçavuş Camisi bezemeleri özelinde kültürel mirasın duvar resimli yapılarının bozulmasına neden olan etkenlerin irdelenmesi ve bu etkenlerin ortadan kaldırılması için geleneksel ve yenilikçi modern malzeme ve tekniklerle koruma önerileri oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında, yapının geçmiş dönem onarımları ile bu onarımlar sonucunda geçirdiği değişimler belirlenmiştir. Caminin duvar resimleri ile ahşap ve alçı bezemelerinin yapım teknikleri, yerinde yapılan incelemelere ek olarak arkeometrik analizleri doğrultusunda açıklanmış ve kullanılan boyalardan seçilen örneklerin renkleri CIE L*a*b* değerleri ölçülerek tablo halinde aktarılmıştır. Ayrıca iç ve dış etkenlere bağlı olarak sıva katmanları, ahşap, alçı malzeme ve boya tabakasının bozulma durumları araştırılarak bunlara yönelik etkin koruma yöntemleri, önleyici koruma ve bakım stratejileri geliştirilmiştir.
Gordion çakıl taşı mozaiklerinin yeni taşıyıcı panellere aktarılmasında yöntem uygulaması
Gordion Ören Yeri'nde 1956 yılında yapılan 5. Kazı sezonunda ortaya çıkarılan Megaron II yapısının tabanında döşeli olan çakıl taşı mozaik MÖ.850-800 yıllarına tarihlenmektedir ve dünyanın bilinen en eski mozaiklerindendir. Bu mozaik 1963 yılında Antika Eserler Müdürlüğü'nce görevlendirilen Muzaffer Ertoran tarafından 33 parça halinde kaldırılmış ve beton panellere aktarılmıştır. Mozaik panelleri bahçesinde 1983 yılına kadar açık havada bekletilmiş, iklim ve hava koşullarından etkilenmiştir. Bu dönemde, mozaiklerde bozulma, çatlak ve kayıplar gelişmiş, uygun olmayan müdahaleler yapılmıştır. 1983 yılından beri müze bahçesinde, sundurma altında ve zemin seviyesinin altında, yine açık havada uygun olmayan şartlarda sergilenmektedir. Mozaik panellerinde kayıp ve bozulmalar, yapılan bakımlara rağmen devam etmektedir. Mozaiklerin sağlığı, bakım, onarım ve sergilenme kolaylığı açısından beton taşıyıcılardan arındırılması, mozaiklerin yapıldığı malzeme ile uyumlu hafif taşıyıcılara aktarılması ve bu işlemin sırasında çakıl taşı tesseraların zarar görmemesi gerekmektedir. Mozaiklerde, tanımlanmış ve güvenle uygulanan yöntemler olmakla birlikte çakıl taşı teseralardan yapılan mozaikler için güvenli bir yöntem henüz tarif edilmemiştir. Bu çalışmada Gordion mozaikleri ile benzer özellikteki çakıl beton taşıyıcı üzerindeki çakıl taşı mozaik panel üzerinde silikonla yapılan bir facing ve fiber glass zarf modeli denenmiştir.
Taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına yönelik bir model önerisi olarak risk yönetimi: İzmir tarihi kent merkezi (Varyant ve çevresi) örnek alan çalışması
Kültürel, tarihsel, bilimsel, estetik vb. pek çok farklı değer taşıyan kültür varlıkları zaman içerisinde değişen şartlarla birlikte çevresel, doğal ya da insan kaynaklı etkenler altında zarar görmekte ya da yok olmaktadır. Bu araştırmanın amacı; İzmir tarihi kent merkezinde yok olma süreci içerisinde sayıları gün geçtikçe azalan ve tehdit altında bulunan kültür varlığı tescilli yapıların gelecek kuşaklara aktarılabilmesi ve sürdürülebilir korunmasına katkı sağlamaktır. Belirtilen amaç doğrultusunda bir araç olarak risk yönetimi ele alınmış ve bu doğrultuda tez çalışması risk yönetimi kapsamında beş bölümden oluşturulmuştur. Risk yönetimi içeriğini oluşturan "Giriş" bölümünde; problem ortaya konulmuş, araştırmanın amacı, hedefi, dayanağı, önemi, kapsamı ve sınırlılıkları belirtilmiş ayrıca literatür çalışmasında incelenen kaynakların özeti verilmiştir. "Risklerin Tanımlanması" bölümünde; örneklem araştırma alanı sınırları içerisindeki tescilli yapıların fiziksel durum, korunma durum, mülkiyet ve değer analizleri sunulmuş, bu analizler ışığında alan özelinde ele alınan riskler tanımlanmıştır. "Risklerin Analizi" bölümünde; tanımlanmış riskler kurumlar ve veri tabanlarından elde edilen veriler ışığında ABC risk analizi ve SWOT analizi yöntemleriyle ele alınmış ve incelenmiştir. "Risklerin Değerlendirilmesi" bölümünde; ABC risk analizi ve SWOT analizi sonucu elde edilen veriler doğrultusunda tescilli yapılar acil müdahale gerektiren, müdahale gerektire, kontrol altında tutulması gereken ve korunma süreçleri sürdürülmesi gereken yapılar şeklinde sınıflandırılmış, bu sınıflandırma doğrultusunda yapı ölçeğinde değerlendirmeler yapılmıştır. "Sonuç ve Öneriler" bölümünde; çalışma kapsamında ulaşılan sonuçlar alan, sokak ve tescilli yapı ölçeğinde sunulmuş; yapılan tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda öneriler yapılmış ve tez süreci tamamlanmıştır.
Duvar resimlerinde kullanılan sağlamlaştırıcı ve yüzey koruyucu malzemelerin incelenmesi
Duvar resimleri tarihi yapıları tamamlayan ve değer katan önemli bir unsurdur. Bu kültür varlıklarının gelecek nesillere aktarılması için korunması şarttır. Doğal yollar veya yapım aşamasında karşılaşılan çeşitli problemler sebebiyle bir takım kimyasal ve fiziksel bozulmalara maruz kalabilen duvar resimlerinin korunması; bulunduğu ortam ve korunma durumuna göre etkin veya önleyici koruma yöntemleri ile sağlanmaktadır. Bozulma, duvar resmini oluşturan hazırlık katmanlarında (harç, sıva), veya yüzeyde oluşabilir. Malzemenin yapısından kaynaklı olan bu bozulmalar oluşurken, genellikle çevresel değişiklikler, çözünür tuzlar, hava kirliliği, donma-çözünme döngüleri, ıslanma kuruma gibi döngüler sürecin hızlanmasına katkı sağlamaktadır. Duvar resimlerine uygulanan yüzey koruyucular ve sağlamlaştırıcılar etkin koruma yöntemlerindendir. Kullanılan malzemeler ile uzun vadede duvar resimlerinin korunması hedeflenmektedir. Bu araştırmadanduvar resimlerinde zaman içerisinde oluşan bozulmalardan korumak ve eserin ömrünü uzatmak için konservasyon alanında en yaygın kullanılan yüzey sağlamlaştırıcı ve yüzey koruyucu malzemeler incelenmiş, uygulandıkları zemin üzerinde olan etkilerini araştırarak değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Çeşitli piyasalarda yatırımcının korunması ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmanın amacı tüm finansal sistem içinde önemli bir yere sahip olan yatırımcının para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarında korunmasına yönelik olarak, ülkemizde ve yabancı ülke olarak ele alınan ABD, AB, İngiltere, Japonya ile Almanya'da yapılan düzenlemelerin incelenmesi ve bu incelemenin sonucunda ülkemizde konuyla ilgili yapılan düzenlemelerin durumunun ortaya çıkarılmasıdır. Çalışmamın çıkış noktası finansal piyasalar ve yatırımcıdır. Yatırımcı, ilerde daha fazla gelir elde edebilmek için bugünkü harcamalarından vazgeçen kişidir. Vazgeçilen harcamalar tasarrufları oluşturur. Tasarruflar da yatırım araçları vasıtasıyla yatırıma dönüşürler. Yatırımlar bir ülke ekonomisinin gelişmesi için çok önemli kaynaklardır. Ülke ekonomisi için bu kadar önemli olan yatırımcılar güven duymadıkları piyasalara yatırım yapmaktan kaçınırlar. Bir ülkede yatırımcılar, piyasalarda çeşitli risklere karşı korunduklarını bildiklerinde yatırım tutarlarını arttıracaklardır. Böylece tasarruflar piyasalar aracılığıyla ekonomik büyümeye katkı sağlamış olacaktır. Yabancı ülkeler yatırımcının korunmasına ülkemize göre çok daha önce önem vermişlerdir. Ülkemizde de özellikle AB uyum çalışmaları sırasında bu konudaki eksiklikler görülmüş ve piyasalarda çeşitli düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır.Bu çalışmada dört konu üzerinde durulmuştur. İlk konumuz finansal piyasalarda genel olarak yatırımcının korunmasının incelenmesidir. Konumuzla ilgili yatırım, yatırımcı gibi başlıklar genel literatür çalışması yapılarak açıklanmıştır. İkinci olarak para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarının ülkemizdeki gelişimi ve yatırımcının korunmasına yönelik düzenlemeler incelenmiştir. Uluslararası ilişkilerin giderek önem kazanması ve yaşanan ekonomik krizlerin etkisiyle ülkemizde yatırımcının korunması ile ilgili düzenlemeler son yıllarda hız kazanmıştır. Ancak hala eksiklikler olduğu görülmektedir. Üçüncü olarak, dünya piyasalarında önem taşıyan ve çalışmalarıyla ülkemize örnek olabilecek ABD, AB, İngiltere, Japonya ve Almanya'nın bu piyasalardaki düzenlemeleri incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde incelenen ülkelerle ülkemiz arasındaki çalışmalar karşılaştırılmış, benzerlikler, farklılıklar ve eksiklikler açıklanmıştır. Özellikle bu piyasalarda yatırımcılar için en önemli konuların şeffaflık, manipülasyon, denetim, aracılara ait riskler ve yatırımcıların eğitimi olduğu görülmüştür. Ülkemizde para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarıyla ilgili yatırımcının korunması ile ilgili düzenlemeler dikkat çekicidir. Özellikle para ve sermaye piyasasında yapılan son düzenlemelerle yabancı ülkelerdeki koruma düzeyine oldukça yaklaşılmıştır. Altın piyasasında ayar evleri, sertifikalı altınlar yatırımcının uluslararası alanda da yatırım yapmasına ve korunmasına fayda sağlamıştır. Gayrimenkul piyasasında özellikle dolaylı yatırıma ait ikincil piyasanın hala oluşmamış olması bu piyasa için önemli bir eksikliktir. Yapılan bu karşılaştırmalar ülkemizde yapılan çalışmaların oldukça önemli aşamalar kaydettiğini fakat hala eksikliklerinin olduğunu göstermiştir.
The right of liberty and security in Turkish Positive Law and European Human Rights Law
The right of liberty and security, which takes place in European Convention on Human Rights, has been explained under the title of "protection measures" in Turkish positive law. Purpose of this study that the regulations about protecting the right of freedom and security are compatible with or not European Convention on Human Rights, how well it is understood in National Law. Also, it is discussed that how the right of liberty and security is handled in regulations and practices in Turkish positive law by examining the judgements of the European Court of Human Rights and higher judicial bodies. Moreover, in this thesis it is mentioned as the time occasion arises that some alterations which should be made the protection measures in Turkish law more compatible with European Convention on Human Rights. Keywords: Human rights, the right of liberty and security, arrest, detention.
(556 Sayılı KHK. Hükümlerine göre) marka hakkına tecavüz halleri ve marka hakkının hukuki yoldan korunması
Markalar, mal veya hizmetleri birbirinden ayırarak ticari hayatta önemli bir görev ifa eder. Gerçekten, markalar aynı alanda çalışan işletmelerin ürettikleri malları veya yürüttükleri hizmetleri birbirinden ayırarak bunların o mal ve hizmetleri talep eden kişiler tarafından karıştırılmasının yaratacağı olumsuz sonuçları ortadan kaldırır. Markalar, ayrıca alıcılara mal veya hizmetler arasında seçim yapma imkanı da sağlar.Marka hukukunda temel amaç, marka sahiplerini, rakiplerinin rekabetine karşı korumaktır. Marka hakkına tecavüz fiilleri haksız fiil veya onun özel bir türü olan haksız rekabet olarak karşımıza çıkabilir. Marka hakkına tecavüzün haksız rekabet teşkil ettiği hallerde, TTK. 56 vd. maddeleri de uygulama alanı bulabilir. Marka hakkının özellikleri dikkate alınarak onun diğer haksız rekabet fiillerinden de ayrı olarak düzenlenmesi görüşü hakim olmuştur. Nitekim, Türk hukukunda da marka hakkının özel olarak korunduğunu görmekteyiz.Marka hakkına tecavüz halleri KHK.' nın 61. maddesinde dört bent halinde sınırlı olarak sayılmıştır.KHK.' nın 61. maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.Markayı taşıyan işaretin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılması yanında, örneğin bir web sayfasına link verme şeklinde kullanılarak marka hakkına tecavüz mümkündür. KHK.' da bu konuda isabetli olarak sınırlayıcı bir sayım yapılmamıştır, çünkü, elektronik ticaret ve internet sürekli gelişen bir alandır ve her geçen gün yeni uygulamalar ortaya çıkmaktadır.KHK.' nın 61. maddesinin (b) bendinde, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek fiili de, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir.Markanın aynısının veya benzerinin kullanılması veya markanın taklit edilmesi dışında markayı taşıyan ürünlerin ticari amaçla elde bulundurulması ve lisans yoluyla verilmiş hakları genişletmek veya devretmek fiilleri de marka hakkına tecavüz teşkil emektedir.556 sayılı KHK.' da marka haklarına tecavüzü düzenleyen 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin sürekli olarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, daha sonra yeniden çıkarılan yasalarla aynı hükümlerin yeniden 556 sayılı KHK.' ya konulması, ancak bu hükümlerin cezaların kanuniliği ilkesi gereğince kanunla düzenlenmesi gereken ceza maddesi olan 61/A maddesinin KHK. ile düzenlenmesi nedeniyle ceza maddesinin atıf yaptığı 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin önüne geçilmesi için, ayrıca yukarıdaki tespit ve değerlendirmelerimiz de dikkate alınarak şu anda TBMM.' de görüşülmekte olan Markalar Kanunu Tasarısının bir an önce kanunlaştırılması gerekmektedir.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
"Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" başlığını taşıyan tezimiz dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; genel olarak Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı kavramı iç hukuk ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında incelenecektir. Özgürlük ve güvenlik hakkının AİHS ve iç hukukumuzda nasıl düzenlendiği ve korunması için ne tür tedbir ve mekanizmaların öngörüldüğünden bahsedilecektir. Koruma tedbirlerinin genel özellikleri ve uygulanma koşulları anlatılacaktır. İkinci bölümde; Koruma tedbirlerinden tazminata konu olan yakalama ve gözaltına alma, tutuklama, arama ve el koyma koruma tedbirleri doktrin ve yasal mevzuat çerçevesinde açıklanmaya çalışılacaktır. Koruma tedbirlerine ne zaman başvurulabileceği, uygulanma şekilleri ve hukuka aykırı durumlar tartışılacaktır. Bu bölümde özellikle en fazla tazminata konu olan "Tutuklama" ele alınacaktır. Üçüncü bölümde; Tezimizin esas konusunu teşkil eden tazminat kavramı açıklanarak tazminata konu hak ihlalleri yargı ve AİHM kararları ışığında tek tek ele alınacaktır. Tazminatın talep edilebilmesi için gerekli yasal şartlar açıklanacak tazminat isteminin usulü, türleri, tazminatın hesaplanması ve devletin rücu hakkı konuları ele alınacaktır. Dördüncü bölümde; Hukukumuzda 2012 yılında yerini alan Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru hakkının hukuksal niteliğine değinilerek başvurunun koşulları, uygulamada verilen kararlar ve insan hakkı ihlallerinin önüne geçme kabiliyeti tartışılacaktır. Sonuç ve değerlendirme; Uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri sunulacaktır. Ayrıca ülkelerin rejiminin demokratik olma ölçütünün haklara riayet etmesi ile ölçüldüğü vurgulanacaktır. Devletin hukuka olan saygısı ve yasalarda hakların düzenlenmesinden çok içselleştirilmesi gerektiği savunulacaktır. Bireysel Başvuru hakkının ihlallerinin kısa sürede telafi edilmesi açısından önemli olduğu ve benzer güvencelerin hukukumuza kazandırılması gerektiği vurgulanacaktır.
Adli ve önleme aramaları
Gerçeği açığa çıkarmayı amaçlayan Ceza Muhakemesinin amacına ulaşmak için başvurduğu en önemli koruma tedbirleri arama ve el koyma tedbirleridir. Bu tedbirlerin hukuki çerçevede uygulanabilmesi, kanunun gereği gibi yürütülerek hükmün infazı açısından oldukça önemlidir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası belgelerde de yer alan insanın özel hayatının gizliliği, konutun dokunulmazlığı, mülkiyet edinme gibi anayasal güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklere doğrudan müdahale eden arama ve el koyma tedbirleri, bu hakların istisnası oldukları gibi kanun dışı işlerle mücadele ve toplumun güvenliği için de kullanılması gereken bir yöntemdir. Bu sebepten dolayı özgürlük ve güvenlik dengesinin bozulmaması ve halkın adalete olan adalete olan inancının sarsılmaması için bu tedbirlerin kanun çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Çalışmamızın amacı CMK'nın amacını gerçekleştirmede en etkili yöntemlerden olan arama ve el koyma tedbirlerini açıklamak, bu tedbirlerin ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirebilmenin yollarını göstermek, bu tedbirlerin uygulanmasındaki aksaklıkları belirlemek, teori ile pratiği karşılaştırmak ve kanuna aykırı arama ve el koyma durumlarının sonuçlarını açıklamaktır. Bu amaçla hazırladığımız çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel olarak arama tedbirinin tanımı, amacı, hukuki niteliği, şartları, icrası ve özel arama halleri alınmıştır. İkinci bölümde arama çeşidi olan Adli aramanın tanımı, hukuki niteliği, icrası, aramalarda bulunacak kişiler ve aramanın sona ermesi araştırılmıştır. Ayrıca 15 Temmuz darbe girişimiyle çıkarılan KHK'larda adli aramalarda yapılan değişiklikler de verilmiştir. Üçüncü bölümde ise bir koruma tedbiri olarak önleme aramasının tanımı, amacı, hukuki niteliği, şartları, icrası üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise hukuka aykırı aramanın ne olduğu, cezai sorumluluğu ve aramalara adli ve önleme aramalarına ilişkin mahkeme kararları verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arama, Önleme, Adli, Suç, Özel Hayat, Konut Dokunulmazlığı
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve yasal korunma yolları
Tez konusu çalışmada, şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarının ceza hukuku, tazminat hukuku ve idare hukuku alanlarında yararlanabilecekleri yasal korunma yolları ile devletin, şiddet nedeniyle maddi ve/veya manevi zarara uğrayan sağlık çalışanlarının zararlarını tazmin etme yükümlülüğü incelenmiştir. Üç ana bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, şiddetin tanımı yapılarak, nedenleri, türleri, döngüsü ve şiddetin sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları üzerindeki etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde, sağlık, hastalık ve hasta kavramları açıklanarak, sağlık çalışanlarının hakları ile hasta ve hasta yakınlarının yükümlülükleri anlatılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, sağlık çalışanlarına karşı işlenebilen şiddet suçları incelenmiş, şiddetin önlenmesine yönelik yasal ve idari düzenlemeler açıklanmış, sağlık çalışanlarının şiddet nedeniyle uğradıkları maddi ve/veya manevi zararların tazmini amacıyla yararlanabilecekleri yasal yollar ile devletin gerek şiddetin önlenmesi gerekse şiddete uğrayan sağlık çalışanlarına karşı tazmin sorumluluğu ele alınmıştır.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Ceza muhakemesi hukuku maddi gerçeğe ulaşmayı hedefler. Bu amaca ulaşmak için koruma tedbirlerini araç olarak kullanır. Koruma tedbirleri farklı isimlerle anılsa da birçok ortak özelliklere sahiptirler. Bütün koruma tedbirleri geçicidir ve kanunla düzenlenirler. Koruma tedbirleri maddi gerçeğe ulaşmada araç olarak kullanılırken, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini sınırlar. Bu nedenle bu tedbirlere mutlak ihtiyaç duyulması halinde başvurulmalıdır. Yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama ve el koyma koruma tedbirleri Ceza Muhakemesi Kanunu'nda geniş şekilde düzenlenmiştir. Kullanım sınırları yine kanunda belirtilmiştir. Bu sınırın dışına çıkılması halinde veya sınırlar dâhilinde kullanılmasına rağmen kişiler bu tedbirlerden zarar görebilirler. İşte bu zararlar hukuk devleti ilkesi gereği tazmin edilmelidir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nda bu tedbirlerin haksız uygulanması sebebiyle tazminat öngörülmüştür. Tazminatın hangi hallerde ve nasıl talep edileceği kanunda belirtilmiştir. Hangi hallerde tazminat istenemeyeceğine de kanun da yer verilmiştir. Devlet tazminat ödemesine kusuru ile sebep veren kişilere rücu edebilir. Bütün bu hususlarda Anayasa ve AİHS yol göstericidir.
Adli kontrol
Adli Kontrol tutuklamaya alternatif olarak 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. ve 115. maddeleri arasında bağımsız olarak düzenlemiş, Türk ceza muhakemesi hukuku için yeni bir koruma tedbiridir.Adli kontrol, asıl amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza muhakeme hukukunda, bu amaca hizmet eder ve muhakeme sonucunda verilecek hükmün infazını sağlar. Kişi hakkında kanunda öngörülen cezası 3 yıl veya daha az hapis cezası olan bir suçtan dolayı yürütülen soruşturmanın her aşamasında, tutuklama sebeplerinin bulunması durumunda, kanunda yazılı belli yükümlülüklerin yerine getirilmesi şartıyla adli makam ve mercilerin denetimi ve kontrolü altında, hâkim kararıyla kişinin serbest bırakılması şeklinde uygulanır.Adli kontrol tutuklamaya göre özgürlüğü daha az kısıtladığından, bu tedbirin koruma tedbiri olmasının yanında insancıl yönü de vardır. Tutuklamaya alternatif olması itibariyle tutuklamayla ulaşılmak istenen amaca daha özgürlükçü olan adli kontrol ile ulaşılabilir. Uygulamasının yaygınlaşması ile cezaevlerinin dolmasının önüne geçilebileceği gibi tutuklanmayıp, adli kontrol altına alınan şahıslar için kişisel ve sosyal faydaları olacaktır. Yaptığımız bu çalışmada, adli kontrolün ne olduğunu, uygulanması için gereken şartları ve uygulama usulünü ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaya çalıştık. Çalışma sonunda bu koruma tedbirinin henüz yeterince uygulanamadığı ve uygulanmasına yönelik bazı kanuni eksikliklerin giderilmesi gerektiği kanaatine ulaştık.
Marka Hukukunda geçici hukuki korumalar
?Marka Hukukunda Geçici Hukuki Korumalar? başlığını taşıyan bu tez çalışmasında; asıl yargılama sonuçlanıncaya dek hakkın etkin bir şekilde korumasını sağlayacak olan geçici hukukî korumaların marka hukuku bakımından değerlendirilmesine çalışılmıştır. MarKHKHK'da düzenlenmemiş hususlarda uygulanmak üzere, çalışmamızın devam etmekte iken yasalaşan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dikkate alınmıştır.Çalışmamızın birinci bölümünde geçici hukukî koruma kavramı ile hukukumuzdaki görünümü ve geçici hukukî korumaların gösterdiği özellikler irdelenecektir. İkinci bölümde, ihtiyati tedbirlerin özellikleri, türleri ve marka hukukuna özgü ihtiyati tedbir kararların icrasına ilişkin hususlara yer verilecektir. Bu bölümde, marka hukuku bakımından hakemlerin ihtiyati tedbir kararı verebilme yetkisi ile bu kararların icra edilebilirliği de değerlendirilecektir. Üçüncü bölümde, ihtiyati tedbir kararlarına karşı konulması ve tedbirin kalkması, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davaları ve gösterdikleri özellikler incelenecek ve son bölümde marka hukukuna ilişkin ihtiyati tedbirler ile diğer fikrî ve sınaî haklara ilişkin hakların korunması bakımından söz konusu olan geçici hukuki korumaların benzer ve farklı yönleri ortaya konulmaya çalışılacaktır.Anahtar Kelimeler: Marka, İhtiyati Tedbir, Geçici Hukuki Koruma, Fikri ve Sınai Haklar, Tahkim.