Socio-cultural structure
92 theses under this subject heading
XIII. yüzyıl Orta Asya Moğollarında sosyal ve kültürel yapı
Cengiz Han, üstün liderlik vasıfları sayesinde Moğolları tek bir bayrak altında toplamayı başarmıştır. Bu başarı, Moğolların, dünya tarihinde unutulmayacak bir imparatorluk kurmalarına ve özellikle Avrupa ve İslam coğrafyalarında derin bir iz bırakmalarına neden olmuştur. Dünyanın 1/3'ünü idaresi altına alan Moğolların tarihi, doğal olarak merak edilmiş, bu konuda birçok araştırma yapılmış ve günümüzde de bu araştırmalar devam etmektedir. Moğolların kendi içlerindeki savaşları bitirmeleriyle birlikte bozkırlarından çıkarak çevrelerindeki devletleri teker teker boyundurukları altına almaları XIII. yüzyıla rastlamaktadır. XIII. yüzyıl Orta Asya Moğollarının sosyal ve kültürel yapılarına bakıldığında ise homojen bir yapıdan ziyade heterojen bir yapı ortaya çıkmaktadır. Proto-Moğollardan başlayarak Türklerle yüzyıllardır birlikte yaşamaları, iki milletin birçok ortak noktasının oluşmasına zemin hazırlamış ve bunun sonucunda Türkleşmiş Moğollar ve Moğollaşmış Türkler ortaya çıkmıştır. XIII. yüzyılda Hristiyan, İslâm ve Çin kültürleriyle sürekli bir etkileşim söz konusudur. Bu etkileşim sosyal ve kültürel açıdan önemli bir değişimi de beraberinde getirmiştir. Özellikle proto-Moğollardan beri süregelen ve bunun bir yansıması olan Cengiz Yasaları'nda kendini gösteren sosyal ve kültürel yapılarındaki değişim açıkça gözlemlenmektedir. Bu değişimin en önemli sebebi ise Moğolların boyundurukları altına aldıkları halklara karşı uyguladıkları hoşgörü anlayışlarıdır. İlerleyen zaman içerisinde dörde bölünen Moğol İmparatorluğu'nda ortaya çıkan hanlıkların sosyal ve kültürel yapılarındaki değişiklikler, tebaalarındaki hâkim unsurun lehine olacak şekilde değişime uğramıştır. Bu değişim, Orta Asya'dan uzaklaştıkça daha belirgin bir hâl almıştır.
Türk sosyolojisinde sosyo-kültürel yapı ve girişimcilik
Bu çalışmada, Türk sosyoloji literatüründen hareketle Türkiye'de sosyo-kültürel yapı ile sosyo-ekonomik yapının girişimcilik ile ilişkisi konu edilmektedir. Çalışma sonunda, Türkiye'de girişimcilik olgusuna dair dağınık bir görünüm arz eden görüş ve değerlendirmelerin düzenlenmesi ve organize edilmesi sayesinde Türkiye'de sosyolojik açıdan göz ardı edilmiş bir olgu olarak girişimciliğe dair bir başvuru kaynağının oluşturulması ve Türk toplumunda girişimcilik ile ilişki içerisindeki başlıca sosyolojik olguların belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Türk sosyolojisi literatüründe ekolleri kapsayacak ve sosyolojik görüş farklılıklarını temsil edecek şekilde seçilen 10 Türk düşünürünün girişimcilik olgusu üzerine görüşleri incelenmiş ve bu inceleme sonrasında Türkiye'de girişimcilik olgusu ile ilgili ön plana çıkartılan ortak temalar belirlenmiştir. Daha sonra bu ortak temalardan hareketle Türkiye'de girişimciliğin güncel durumu birtakım istatistiksel verilerle de desteklenerek değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, Türkiye'de girişimcilik olgusu söz konusu olduğunda devletin toplumsal ve iktisadi alanlardaki merkezi konumunun başat faktör olarak değerlendirildiği görülmüş ve Türkiye'de girişimcilik bağlamında sorunun birey kaynaklı değil, toplumsal/kurumsal/yapısal bir dizi faktör kaynaklı olduğu ileri sürülmüştür.
Kazakistan'daki Korelilerin sosyo-kültürel yapısı
"Kazakistan'daki Korelilerin Sosyo-Kültürel Yapısı" başlığı altında hazırlanmış olan bu tezde, Kazakistan'da yaşayan Kore topluluğunun zorunlu göç tarihi ele alınarak, günümüzdeki durumu, özellikle de sosyo-kültürel yapısı irdelenmiştir. Nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılarak veri toplanan bu çalışmada, Kazakistan Korelilerinin dil, din, eğitim, ekonomik durum, etnik kimlik duygusu, sosyal hayat durumu anket ve mülakat yolu ile araştırılmıştır. Kazakistan Korelilerinin kültürü, geçmişte ve günümüzde yaşadıkları coğrafya, devlet politikaları, bölgede bulunan diğer topluluklar ve bunların kültürleri ile sıkı bir etkileşim içindedir. Bu bölgedeki Koreli nüfusun azlığı, ulusal özerklik eksikliği, yüksek kentsel yerleşim oranı gibi sebeplerden dolayı ve hızlı sosyo-ekonomik gelişmeye bağlı olarak Koreliler, yoğun olarak başta Rus kültürü olmak üzere Kazak kültürüne de adapte olmuşlardır. Özellikle dil konusuna değinecek olursak, Kazakistan Korelileri anadilleri olan Koreceyi neredeyse unutmuşlardır. Din durumunun özelliklerinden biri, diğer çoğu etnik gruplar gibi bir ana din oluşturmadan halkın çeşitli dinlere dağılım göstermesidir. Eğitim ve ekonomik durumu ise aynı coğrafyada bulunan diğer milletlerden daha yüksek ve istikrarlıdır. Dil ve din durumunun aksine günlük hayatta geleneksel ritüeller ve öz kültürel unsurların bir kısmını hâlâ korudukları gözlemlenmektedir.
Şiddetin sosyo-kültürel kaynakları ve medya metinleri aracılığıyla sunumu
ÖZET ŞİDDETİN SOSYO-KÜLTÜREL KAYNAKLARI VE MEDYA METİNLERİ ARACILIĞIYLA SUNUMU Seda YAVUZ Yüksek Lisans Tezi, Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Filiz SUSAR Mart 2014 – 97 sayfa Şiddet, toplum içinde ortaya çıkan ve kültürel bir öğe olarak öğrenimi sağlanan bir olgu olma özelliğine sahiptir. Şiddet ana başlıklarıyla fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel olmak üzere çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Şiddeti meydana getiren kaynaklar incelendiğinde, şiddetin biyolojik ve psikolojik kaynaklarındansa sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklarının daha fazla etkin olduğu görülmektedir. Sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklara bakıldığında kitle iletişim araçları tüm dünyada en büyük paya sahiptir. Şiddet, her türlü medya metini aracılığıyla topluma sunulmakta ve toplum bunu bazen bunu takip etmekte bazen de buna maruz kalmaktadır. Medya teknolojik gelişmelerle beraber sosyalleşmenin başat araçlarından biri haline gelmiştir. Televizyon bugün, ulaşılması en kolay ve en yaygın olan medya organıdır. Televizyonun geniş kitlelere yayılması ve kolay ulaşılır olması ona toplumsal ve kültürel bir güç kazandırmıştır. Televizyon birey, toplum ve kültür üzerinde önemli derecede etki sahibidir. Şiddetin medya metinleri aracılığıyla sunumunu incelediğimiz bu çalışmada, gençlik dizileri içerisinden örneklem olarak "Güneşi Beklerken" adlı dizi seçilmiştir. Bu dizide Gerbner'in "Ekme-Yetiştirme" tezinin aşamalarından olan ileti çözümlemesi uygulanmıştır. İleti çözümlemesi aşaması için araştırmaya konu olan dizinin araştırmayı sonlandırdığımız tarihe kadar yayınlanmış olan bölümlerinde içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çözümlenen ve sayısallaştırılan ileti özellikleri kategorilere kodlanarak dizideki ekme açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan çözümleme sonucunda araştırmada elde edilmek istenen amaçlar doğrultusunda ortaya koyduğumuz problemler test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Kültür, Medya, Sosyalleşme, Gençlik
Anadolu coğrafyası bağlamında prehistorya mimarlığı ve mimarlıkta ritüelin yeri
Mezopotamya kent devletlerinin tarih sahnesine çıktığı an, aynı zamanda mimarlık eyleminin niteliksel bir bölünme yaşadığı andır. Bir yanda kentler ve kentin simgelediği yönetsel merkez olma durumu vardır. Şehirdeki mimarlık sınıfsal temelli, öncü fikirlere açık ve tasarımsal bir süreç olarak gelişir. Diğer yanda ise surların dışında kalanlar ve taşranın simgelediği geleneksel tutum bulunur. Kırsal yerleşim alanlarındaki mimarlık, görenek temelli ve tekrarlara dayalı bir süreç olarak gelişir. Burada iki mimarlık eylemi arasındaki başlıca ayrımın, üslup yönünden değişim geçirme hızlarında ortaya çıktığı açıktır. Oysa her iki eylemi de mimarlık çatısı altında birleştirmemizi sağlayan değişmez nokta hakkında, aynı kesinlikle konuşulamaz. O halde mimari kimliğin öz değerinin, yani kültürel yapının mimari tasarım süreçlerine nasıl dâhil olduğu bir sorunsaldır. Bu tez, genel hatlarıyla tanımı yapılan sorunsala belirli bir çerçevede cevap üretebilmek amacıyla hazırlanmıştır. Çerçevenin sınır çizgilerini, mimarlık-kültür etkileşiminin incelendiği tarihsel ve coğrafi aralıklar oluşturur. Tarihsel olarak ilk insanımsılardan (hominidlerden) Mezopotamya Kent Devletlerinin kuruluşuna kadar geçen dönem referans alınmıştır. 'Tarih öncesi' ya da 'taş devri' adlarıyla bilinen bu dönem, insan topluluklarında sosyokültürel yapının ve mimarlığın başlangıç evrelerini içermesi bakımından önemlidir. Neticede kökene dair izler başkalaşıp görünmez hal alabilir, ancak yok olmaz. Coğrafi olaraksa, yakın çevresi içinde Anadolu toprakları referans alınmıştır. Bu topraklar, gezgin bir yaşam düzeninden yerleşik hayata geçişin ilk örneklerini barındırır. Dolayısıyla, devrimsel bir sosyoekonomik dönüşümün yaşandığı bölge olması nedeniyle önemlidir. Süreçlerin ve olayların analizinde, ekonomik altyapının politik (ve kültürel) üstyapı üstündeki belirleyicilik vasfı temel alınarak çıkarsamalarda bulunulmuştur. Bu yöntemin doğal sonucu, tez yazımında insanlık tarihinin aşamalarına paralel bir sıra izlenmesidir. Böylece ekonomik, düşünsel ve kültürel süreçler hem süreklilikleri hem de aralarındaki neden-sonuç ilişkileri ortaya konarak analiz edilebilmiştir. Ayrıca belirtilen süreçlerin mimarlığa etkileri somut bir olgu olarak sunulabilmiştir. Tarih öncesi çağların sıralamasında Üst Paleolitik döneme kadar geçen süre Dünya ölçeğinde aynı olduğu için ortak kabule uyulmuştur. Ne var ki üst Paleolitik ve sonrasındaki dönemlere geçiş zamanları bölgeden bölgeye değişmektedir. Bu soruna Anadolu ve Yakındoğu coğrafyalarını kapsayan tarihlendirmeler esas alınarak çözüm üretilmiştir. Böylelikle analiz kısmı dört bölüm başlığı altında toplanmıştır: Simgesel düşüncenin doğuşu, Paleolitik Çağ, Epi-Paleoltik/Mezolitik Çağ ve nihayetinde de Neolitik Çağ. Sonuç bölümü tarih öncesi dönemlerin analizleri yoluyla toplanan bulguların bir sav formuna dönüştürülmesini içerir. Taş devri insanları barınma ve mekân düzenlemeye dair karşılaştıkları sorunları sezgisel bir bilinçle keşfetmiş, lakin çözümlerini sihirsel* gerekçelere dayandırmışlardır. Çünkü evrenin sarsılmaz düzenini canlı oluşuna bağlamışladır. Yaşar kalmanın garantisini onunla sürekli etkileşime girmekte bulmuşlardır. Görenekler ve töresel eylemler bunun yoludur. Mimari tasarım da bu yoldan bağımsız değildir. Bu yüzden taş devri mimarlığında tasarım, teknolojik olanaklar kadar töresel kaidelere de tabidir
Karasi livasının Edremit kazasına ait tereke kayıtlarının transkripsiyon ve değerlendirmesi
Tereke (miras) kayıtları, son yarım asırdır sosyal tarih çalışmalarının önemli ögelerinden biri konumundadır. Bu kayıtlar küçük yerleşim yerlerinde şer'iyye sicilleri içine kaydedilmektedir. Nüfusun daha fazla olduğu şehirde ise sadece bu kayıtlardan oluşan defterler mevcuttur. Edremit Tereke kayıtları da kendilerine, Edremid Şer'iyye Sicilleri içinde yer bulmuştur. Bu çalışmada 1220, 1221, 1222, 1223 ve 1224 numaralı defterler incelenmiş 1645 ila 1732 yılları arasında tutulmuş olan tereke kayıtlarının transkripsiyon ve değerlendirmesi yapılmıştır. Bu çalışma 40'ı kadın, 99'u erkek, toplamda 139 kişinin tereke kaydını içermektedir. Kayıtlarda yer alan kişilerin; servet miktarına bakıldığı zaman çoğunluğunun orta düzeyde olduğunu söylemek mümkündür. 139 tereke sahibinin, 527 mirasçısı olduğu görülmüştür. XVII. ve XVIII. yüzyılda Edremit'in ekonomik hayatının genelde tarıma dayalı olduğu tarımın da, zeytincilik ve bağcılık temelli olduğu anlaşılmaktadır. Hayvancılık ve ticaretin daha geri planda olduğu elde edilen verilerden anlaşılmaktadır. Bu çalışmada XVII. ve XVIII. yüzyıldaki Edremid Kazasının sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı hakkında arşiv belgelerine dayanan doğru ve geçerli bilgiler ortaya konulmaya çalışılmıştır
Evliya Çelebi Seyahatnâmesine göre Azerbaycan şehirlerinde sosyo-kültürel hayat
Evliya Çelebi'nin on ciltlik eseri olan Seyahatnâme, XVII. yüzyıl Osmanlı coğrafyasında ve komşu devletlerin coğrafyalarında gezdiği şehirlerin tarihî, mimarî, halkın etnik özellikleri, yerel halkın giyim-kuşamı, inancı, yiyecekleri ve dil gibi özelliklerini içermektedir. Osmanlı topraklarının birçok yerine seyahat etmiş ve bununla da kalmamış komşu ülkeleri de gezmiştir. 1646 ve 1655'te olmak üzere iki kez Azerbaycan coğrafyasına gitmiştir. 1646'daki seyahat Erzurum'dayken Defterzâde Mehmed Paşa tarafından Tebriz'e elçi olarak gönderilmesiyle gerçekleşirken, ikinci seferi ise Van Beylerbeyi Melek Ahmed Paşa tarafından 1655'te tekrar Tebriz'e gönderilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu seferleri sonucunda birçok yeri dolaşma imkânı bulmuştur. Bu çalışmada Seyahatnâmede geçen Azerbaycan şehirlerinin sosyo-kültürel yapısı incelenecektir.
Kemalpaşa ilçesinde eğitim çevre ilişkisi
Ege Bölgesi'nde yer alan İzmir iline bağlı Kemalpaşa ilçesinde eğitim faaliyetleriyle çevresel koşulların karşılıklı etkileşimini araştırmak, bu çalışmanın temel amacını teşkil etmektedir.Araştırmada, Kemalpaşa ilçesi alanı coğrafi ve çevresel faktörler bakımından farklılıklar göstermektedir. Yerleşmenin çevresel koşulları ile eğitim düzeyleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu alanda şimdiye kadar detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda, çevresel koşulların sosyal, ekonomik ve kültürel yapıyı etkilediği, bu etkileşimin eğitime yansıdığı belirlenmiştir. Kırsal yerleşmelerin kent merkezine olan mesafesi, kent merkezinin konumu, yeryüzü şekilleri eğitim hayatı üzerinde etkiye sahiptir.Çalışmada İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, belde ve köyleriyle birlikte seçilerek, buradaki eğitim ile çevresel koşulların birbirleriyle ilişkisi araştırılmaya ve elde edilen bulgulara bakılarak sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.
Sivaslı ilçesinde eğitim ve çevre ilişkisi
Sivaslı ilçesi, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü'nde yer alan Uşak ilinin idari sınırları içinde bulunmaktadır. İlçe ile ilgili eğitim faaliyetleri konusunda detaylı olarak bilimsel çalışmalar yeterince yapılmamıştır. Bu amaçla Sivaslı ilçesinde eğitim çevre ilişkisi konulu tez çalışması yapılmış, eğitimin çevre ile olan ilişkisi ortaya konmuştur.Çalışmada Sivaslı'nın genel özelliklerine, kent ve kır yerleşmelerine de yer verilmiştir. Saha araştırmaları sırasında literatür taraması yanı sıra ilçe hakkında yazılan kaynaklardan da yararlanılmıştır. Ayrıca yerinde yapılmış olan gözlemlerden yararlanılarak konu hazırlanmıştır.Yapılan araştırma sonucunda topoğrafik yapının ilçenin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını etkilemesinin yanında eğitim hizmetlerini de etkilediği tespit edilmiştir. Yerleşmelerin ilçe merkezine olan coğrafi konumları, ekonomik özellikleri ve gelir düzeylerinin eğitim hayatı ile ilişkili olduğu bulgusuna varılmıştır.
20 no.lu Uşak Şer'iyye sicilinin sosyal kültürel ve iktisadi açısından değerlendirilmesi
Şer'iyye Sicilleri Türk tarihinin en önemli kaynakları arasında yer alır. XV. asırdan itibaren tutulmaya başlayan şer'iyye sicilleri XX. asrın ilk çeyreğine kadar kayıt altına alınmaya devam etmiştir. Şer'iyye sicillerinin cumhuriyetin ilk yıllarında da tutulması özellikle Osmanlı'dan cumhuriyete geçiş sürecindeki dönemi aydınlatması bakımından son derece önemlidir. İşte bu amaçla tez konusu olarak seçilen 20 No.lu Uşak Şer'iyye Sicili'nin Uşak'a ait son sicil olması ve cumhuriyetin ilk yıllarındaki Uşak'ın sosyal, kültürel, idari ve iktisadi özelliklerini ortaya çıkarması yönüyle son derece mühimdir. Bu çalışmanın amacı 20 No.lu Uşak Şer'iyye Sicili'nin ışığında Cumhuriyet Dönemi'nin ilk yıllarndaki 1929 yılı Uşak'ını sosyal, kültürel, idari ve iktisadi açıdan incelemek ve yorumlamaktır. Çalışmanın ana kaynağını teşkil eden 20 No.lu Uşak Şer'iyye Sicili hukuk mahkemesi kayıtlarını ihtiva etmektedir. Başta tashih-i sene, veraset, alacak, boşanma konulu davalar olmak üzere dava türleri son derece zengindir. 20 No.lu Uşak Şer'iyye Sicili bu dava türleri zenginliği sayesinde 1929 yılı Uşak'ı hakkında bizlere çok yönlü bilgi edinebilme fırsatı sunmuştur. Sicildeki kararlar 131 numaralı karardan başlayarak numeretik sırayla 705 numaralı kararla sona ermiştir. 1928 yılında harf inkılabı olmasına rağmen kararlar Osmanlıca rika yazı çeşidiyle kaleme alınmıştır. Sicilin basit transkripsiyonu yapıldıktan sonra dikkatli bir plan dâhilinde tasnife tabi tutularak değerlendirilmesi yapılmıştır. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Uşak tarihi hakkında genel bilgi verilmiş, 20 No.lu Uşak Şer'iyye Sicili'nin ayrıntılı bir şekilde tasnif ve iv değerlendirilmesi yapılmıştır. Birinci bölümde Uşak'ın genel idari yapısı, mahalleleri, köyleri, şehitleri, idareci ve görevlileri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Uşak'ın sosyal ve kültürel yapısı çok yönlü açıdan incelenerek dönemin meslekleri, lâkapları, unvanları, evlilik hayatı, çocuk sayısı, çocuklara verilen isimleri ile boşanma, veraset, miras olayları ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Üçüncü bölümde iktisadi yapı anlatılırken son bölümde ise sicilde yer alan kararların özetleri verilmiştir. Bu çalışma Cumhuriyet Dönemi'nin ilk yıllarındaki Uşak'ı anlatması o dönemin anlaşılması açısından da son derece önemlidir. Anahtar Kelimeler: Şer'iyye Sicili, Uşak, idari yapı, sosyal ve kültürel yapı, aile, lâkap
Türk milli basınında siyasi ve sosyo-kültürel alandaki inkılâplar (1928-1938)
Bu çalışmada, Türk milli basınında siyasi ve sosyo-kültürel alanda gerçekleşen inkılaplar incelenmiştir. Türk inkılabının etkili ve yaygın bir şekilde Türk milleti tarafından özümsenmesi ve kalıcı hale gelmesi için Mustafa Kemal Paşa'nın ve Devlet Erkânı'nın basınınla birlikte çalıştığı görülmektedir. Bu çalışmada da, Türk milli basınında önemli bir yere sahip olan Hâkimiyeti Milliye, Milliyet, Akşam, Cumhuriyet, İkdam, Son Posta ve Yarın gazetelerindeki haberler tarafımızca taranmıştır. Ayrıca bu gazetelerde köşe yazısı bulunan Yakup Kadri, Falih Rıfkı, Yunus Nadi, Siirt Mebusu Mahmut Bey, M. Zekeriya ve Arif Oruç gibi dönemin etkin kalemlerinin de yazıları tespit edilmiştir. İlk bölümde Meşrutiyet öncesi basından Cumhuriyet dönemi basın dâhil genel bilgiler verildikten sonra 1931 tarihli Matbuat Kanunu, Birinci Basın Kongresi ve Türk Basın Birliği hakkında ayrıntılı bilgiye yer verilmiştir. Bu bağlamda Türk milli basının ve köşe yazarlarının 1931 tarihli Matbuat Kanunu, Birinci Basın Kongresi ve Türk Basın Birliği'ne bakışı ve değerlendirmesine yer verilmiştir. İkinci bölümün ana başlığını "Türk Milli Basınında Siyasal Alandaki Gelişmeler" oluşturmaktadır. Bu bölüm kendi içinde iki alt başlığa ayrılarak incelenmiştir. Bu başlıkların ilkini Serbest Cumhuriyet Fırkası, Türk kadınına verilen siyasal haklar oluşturmaktadır. Ayrıca bölüm alt başlıkları ilgili Türk milli basınında yer aran karikatürlere de yer verilmiştir. Üçüncü bölümü ise "Türk Milli Basınında Sosyo-Kültürel Alandaki Gelişmeler" şeklindedir. Bu başlığın alt başlıklarını ise Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, Türk Ocağı, Halkevi ve Darülfünun'un kapatılması, şeklinde oluşmuştur. Sonuç olarak, Türk inkılabının gerçekleşme aşamaları, topluma yansımaları, bürokrasinin tutumu Türk basınının bakış açısıyla değerlendirilmiştir.
Çin'de yaşayan Salarların sosyo-kültürel yapıları üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, günümüzdeki Çin topraklarında 800 yıldır yaşayan Salarların sosyo-kültürel yapıları, inançları, kimlik algıları ve kendilerini hâkim grup içerisinde nasıl gördükleri ele alınıp incelenmiştir. Salarlar bir Türk topluluğu olmasına rağmen, Türkiye'de Salarları konu alan çalışmalar ve Salarlar üzerine araştırma yapan araştırmacı sayıca azdır. Bu sebeple, Salarların sosyo-kültürel yapıları araştırılmış, kimlik algıları ile diğer kültürler ile olan temas süreçleri incelenmiştir. Böylece, literatürde eksik olduğu düşünülen Salar kültür araştırmalarına katkı sağlanmıştır. Araştırma Çin'in Çinghay Eyaleti'ne bağlı Şunhua Salar Özerk İlçesinde 18 katılımcılının katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, (i) Salarların İslam inancına ilişkin yaşam biçimlerini kabul ettikleri ve bunu güncel hayatlarında da devam ettirdikleri, (ii) tarihsel süreçler içerisinde birçok farklı kültürel grup ile temas ettikleri ve bu temasların sonucunda birçok grup ile kültüre etkileşime girdikleri, (iii) kendilerini müslüman ve Çin vatandaşı olarak tanımladıkları, (iv) Çin kültürü ile olan kültürel temaslarına bağlı olarak başta dil olmak üzere bir çok alanda Çin kültüründen etkilendiklerine ilişkin bulgulara ulaşılmıştır.
Kazakistan Uygurlarının dil durumu ve kültürel özellikleri
"Kazakistan Uygurlarının Dil Durumu ve Kültürel Özellikleri" konulu bu çalışmada Kazakistan'da yaşamakta olan Uygurların göç tarihi esas alınarak günümüzdeki dil durumları ve kültürel özellikleri incelenmiştir. Mülâkat araştırma yöntemi kullanılarak veriler toplanan bu tezde Kazakistan Uygurlarının dil durumları dışında sosyo-kültürel özellik içeren gündelik yaşamları; din, eğitim ve ekonomik durumları açısından incelenmeye çalışılmıştır. Kazakistan Uygurlarının geçmiş dönemlerde ve günümüzde yaşamakta olan bölgeleri, sosyo-demografik özellikleri gibi konulara dair bilgilere de başvurulmaya çalışılmıştır. Kazakistan'ın çokkültürlü bir ülke olmasının Uygurları hangi açılardan etkilediği ve Kazakistan Uygurlarının hangi açılardan etkileşim yaşadıkları öğrenilmeye çalışılmıştır. Sovyetler döneminde yaşanan etkileşim özelliklerinin günümüzde yaşanıp yaşanmaması gibi unsurlar da önemli bulunmuştur. Çalışmamızın göç tarihi ve dil durumu bölümleri bu unsurlar esasında elde ettiğimiz bulgular ve verilerden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Kazakistan Uygurlarının dil durumlarına değinecek olursak eğitim alanlarında problemlerin olduğu ve Rus dilinin rolünün önemli olduğu görülmektedir. Şehir yaşamında günlük konuşma dilinin Rusça olması Uygurların gündelik hayatlarındaki konuşmalarını da etkilemiştir. Kazakistan Uygurları kültürel miraslarına sahip çıkmışlardır. Gelenek ve göreneklerinin korunduğu ve gündelik yaşamlarına bu geleneklerin uygulandığı gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kazakistan Uygurları, Dil Durumu, Kültürel Özellikleri, Çokkültürlülük, Kültürlerarası Etkileşim, Göç, Sovyetler
Rusya'dan Türkiye'ye göç eden bir ailenin sosyo-kültürel tarihi
Araştırma, Rusya'dan Türkiye'ye göç eden bir ailenin sosyo-kültürel tarihine odaklanmıştır. Araştırmanın amacı ise Rusya ve Türkiye aksında gerçekleşen bu göç olayı ile ele alınan ailenin sosyo-kültürel tarihini ortaya koymaktır. Araştırmanın kuramları ise bireyi temel alan sembolik etkileşimcilik ve etnometodoloji olmuştur. Araştırmanın tarihsel arka planı, aile üyelerinin Rusya ve Türkiye'de bulunduğu dönemlerdeki tarihsel, sosyal ve kültürel bilgileri içermiştir. Alan araştırması dâhilinde beş aile üyesinin katılımıyla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Veriler, içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular aracılığıyla ailenin sosyo-kültürel tarihi hakkında detaylı bilgi sunan dokuz sosyo-kültürel özelliğe ve dört temaya ulaşılmıştır. Araştırma temalarının uzlaştığı genel sonuca göre aile üyeleri, göç sürecinde edindikleri deneyimleri ile önceden edindikleri bilgilerini değerlendirip bulundukları yerlere uygun olduğunu düşündükleri değerleri benimsemişlerdir. Aile üyelerinin farklı sosyo-kültürel yapılar karşısında geliştirdikleri davranış ve tutumlar üzerinde bireysel anlamlandırma, yorumlama ve etkileşim süreçleri etkili olmuştur. Bu davranış ve tutumların, aile üyelerinin başkalarıyla ilişkilerini, edindikleri rolleri yerine getirme biçimlerini, deneyimlerini, kısaca yaşamlarını önemli derecede etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Rusya, Türkiye, göç, aile, aile tarihi, sosyo-kültürel tarih
İskit ve Kelt topluluklarının dini, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden karşılaştırması
İskitler yaklaşık olarak M.Ö. 8. yüzyıldan M.Ö. 2. Yüzyıla kadar Sibirya'dan Doğu Avrupa'ya kadar uzanan geniş coğrafyada etkinlik göstermiştir. Türk atlı kavimler medeniyetlerinin ilki ve en eskisini meydana getirmişlerdir. Şüphesiz ki İskitlerin bu uzun soluklu ve güçlü medeniyetlerinin etkisi kendisinden sonraki Türk ve Doğu Avrupa medeniyetleri üzerinde süregelmiştir. Hareketli bir tarihe sahip olan İskitler, bu durumun bir sonucu olarak birçok kadim medeniyetin kaynaklarında çokça zikredilmiştir. Çin, Asur ve Med, Pers, Yunan ve Roma kaynaklarında sıkça zikredilen İskitlerin dini inanışları, kültürleri, sosyal hayatları ve ekonomik yapılarıyla ilgili yazılı kaynakların dışında zengin arkeolojik buluntular da bize önemeli bilgiler vermektedir. Antik kaynaklardan dilleri, dinleri, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi sahibi olduğumuz İskitlerin sanatları hakkında ise arkeolojik kazılarda elde edilen eserler bize yol göstermektedir. Batı ve Orta Avrupa sahasında etkinlik gösteren ve özellikle bugünkü Avrupalı kavimleri derinden etkileyen Keltlerin tarihi kökleri bronz çağına kadar uzanmaktadır. Özellikle günümüz İskoç, İrlandalı, Galli olarak adlandırılan insanların büyük bölümünün atası olan Keltler M.Ö. 8. ve M.S. 1. yüzyılları arasında etkinlik göstermişlerdir. İskitler gibi, yazılı eser bırakmayan Keltler ile ilgili en geniş bilgilere ticari, sosyal ve kültürel etkileşim içerisinde bulundukları Roma ve Yunan kaynaklarından ve günümüze kalan arkeolojik buluntulardan ulaşmaktayız. Sonuç itibariyle yukarıda kısa bilgilerini verdiğimiz hemen hemen aynı dönemlerde şekillenmiş olan kadim İskit ve Kelt topluluklarının dini, ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları ve bu yönlerinin karşılaştırması çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır.
Sosyo-kültürel sınırlar ve ötekilik algısı: Çumra örneğinde Yörükler ve Dağlılar
"Sosyo-Kültürel Sınırlar ve Ötekilik Algısı: Çumra Örneğinde Yörükler ve Dağlılar" başlıklı bu çalışma, Konya'nın Çumra ilçesi ve çevre köylerinde ikamet eden "Yörük ve Dağlı" sosyal grupları üzerine gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, "Yörük ve Dağlı" sosyal grupların oluşum süreçlerinin sebep/sonuç ilişkisini, sosyo-kültürel sınırların neliğini ve ötekilik algısının topluluklar üzerindeki etkisini anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmamızın odak grupları olan "Yörükler ve Dağlılar" ortak kültürel değerlere ve sosyal grup yapılarına sahip olsalar da çeşitli sosyo-kültürel etkenler nedeniyle iki ayrı grup formu kazanmış ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Topluluklar tarihsel süreçleri, kültürel değerleri, yaşam koşulları ve algılayış düzeyleri ile daima çeşitlilik göstermiştir. Bu nedenle "Yörük ve Dağlı" grupları üzerinde klasik anlamda bir topluluk yahut sosyal grup analizi gerçekleştirmenin ötesinde oluşum süreçlerinin ve dinamiklerinin neliği sorgulanarak, alanın sosyal gerçekliğine ulaşmak istenmiştir. Toplulukların benzer amaçlar etrafında meydana gelmesine karşılık, ürettikleri ve geliştirdikleri olgular bağlamında biricikliğini koruduğu aşikârdır. Söz konusu toplulukların varlığını sürdürebilmesi için daima bir diğerinin, ötekinin bilgisine ihtiyaç duyulmuştur. Ötekinin bilgisi yahut ötekinin algılanış biçimleri, toplulukların sosyal gerçeklik alanında kendilerini inşa edebilmelerini yahut sürdürebilmelerini sağlayan bir işlevi yerine getirmektedir. Bu nedenle araştırmamızın temel sorusu, "Yörük ve Dağlılar, hangi sosyal ve kültürel etkenler sonucunda sosyal grup kimliklerini inşa etmişlerdir? Ötekilik algısına bağlı olarak sosyo-kültürel sınırlarını hangi zeminlerde belirlemiş ve geliştirmişlerdir?" şeklinde belirlenmiştir. Bu bağlamda araştırmamızın problemlerine yanıt bulabilmek için katılımlı gözlem ve derinlemesine mülakat ile elde edilen veriler ve benzer çalışma alanlarındaki kaynaklar incelenerek, karşılaştırmalı analiz ile antropolojik ve sosyolojik yorumlama gerçekleştirilmiştir.
Türkiye`de modernleşme açısından din-kültür-siyaset (1839-1960)
XX. yüzyılda Tokat'ın sosyal ve kültürel yapısı
167 nolu Çanakkale Eytam Sandığına Mahsus Teminatlı İdane Defteri'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (1920-1926)
Osmanlı Devleti'nde yetimlere miras yolu ile kalan malların korunması için 1851 yılında Eytam Nizamnamesi ile İstanbul'da Eytam Sandığı kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda Eytam İdaresi'ne bağlı olarak taşrada 1880'li yıllarda eytam meclisleri ve sandıklarının kurulup teşkilatlandığı görülmektedir. 1851 tarihli Eytam Nizamnamesi 1906 yılına kadar uygulanmış ve bu yıl içinde yeni bir nizamname kabul edilmiştir. Daha sonra da değişen şartlara uygun düzenlemeler yapılmıştır. Eytam sandıkları da hem yetimlerin mallarının korunmasında hem de yetim mallarının değerlendirilmesinde önemli görevler üstlenmiştir. Eytam sandıklarındaki paralar belirli koşullarda şahıslara verilerek değerlendirilmiştir.İncelediğimiz dönemde Çanakkale Eytam ve İdane Sandığından 1920-1926 yılları arasında 136 kişi borç para almıştır. Eytam sandığından bu alanda Türkler faydalanmıştır. Çanakkale'de bulunan Ermeni ve Yahudiler de borç para almıştır. Sandıktan para alanların mesleki yapılarına bakıldığı zaman ev hanımlarının en fazla para alan kesim olduğu görülmektedir.Eytam Sandığına ait defterin transkribinden Çanakkale'de 1920-1926 yıllarında var olan mahalle ve sokak adlarını da öğreniyoruz. Cami-i Kebir Mahallesi, Çınarlık Mahallesi, Hamidiye Mahallesi, Aziziye Mahallesi, Arslanca Mahallesi, Yalı Mahallesi, Hastahane Bayırı Mahallesi, Harmanlık Mahallesi, Çay Mahallesi, Yahudi Mahallesi, Rum Mahallesi ve Ermeni Mahallesi'dir. Günümüzde bu mahallelerin adları yoktur.Eytam İdaresi ve Sandıkları, I. Dünya Savaşı ve sonrasında Anadolu'da başlayan işgal yıllarında zarar görmüştür. İstanbul'da bulunan Eytam Sandığı görevini yapamadığı için kapatılmış olup Anadolu'da bulunanlar varlıklarını 1926 tarihine kadar devam ettirmişlerdir. Bu tarihten sonra eytam sandıkları Eytam ve Eramil Bankası'na devredilmiştir.Anahtar Kelimeler: Eytam, İdane, Çanakkale.
H.1053-1059 (M.1643-1659) tarihli 36 numaralı Ankara şer'iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
Türk siyasî tarihi içerisinde oldukça önemli ve büyük bir paya sahip olan Osmanlı Devleti tarihinin doğru analizi, birinci elden kaynakların rehberliğinde yapılabilmektedir. Bu bağlamda birinci elden kaynak konumundaki arşiv belgelerinin doğru okunması ve değerlendirilmesi oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu arşiv kaynakları içerisinde bulunan ve şer'i mahkemelerde görülen dava kayıtları ile merkezden gönderilen belgeleri içeren şer'iyye sicilleri, Osmanlı Devleti tarihinin aydınlatılmasını sağlayacak dokümanlar içerir. Yazıldığı döneme ait siyasî, idarî, hukuki, askerî, iktisadi, mimari, demografik, sosyo-kültürel ve daha pek çok bakımdan önemli bilgiler içermektedir. Bu çalışmada 36 numaralı Ankara şer'iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılmış ve defterde yer alan belgeler ışığında H. 1053-1059 (M. 1643-1649) tarihleri arasındaki Ankara şehrinin idarî, sosyal, kültürel ve ekonomik durumu hakkında bilgiler elde edilmiştir.
Profesyonel bir takımın şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısına etkisinin araştırılması (Tavşanlı örneği)
Ülkemizde oldukça yaygın olarak oynanan futbol, sporun en çok rağbet gören bir dalı olarak pek çok bilimsel ve akademik araştırmaya konu olmuştur. Bunun yanında kitlelerin futbola verdikleri önem futbolu bir spor dalı olarak değil, aynı zamanda bir işletme aracı olarak ta gören pek çok araştırmanın yapılmasına da olanak vermiştir. Bu çalışmalara ilave olarak sporun toplum üzerindeki etkileri ve birey üzerindeki etkileri ile ilgili de pek çok araştırma yapılmaktadır. Öte yandan sporun bir şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı üzerindeki etkileri ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu araştırmada profesyonel bir spor takımına, futbol takımına sahip olmanın şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısına olan katkısının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada örnek seçilen Kütahya T.K.İ. Linyit Spor Kulübü'nün faaliyet gösterdiği ilçe olan Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde bulunan yerel halk ile spor müsabakalarının getirileri hakkında bir anket uygulaması yapılarak, yerel halkın spor müsabakalarının getirisi hakkındaki görüşleri alınmış ve toplanan veriler SPSS 15.0 for Windows paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre halk şehrin sahip olduğu futbol takımını benimsemekte, takımın maçlarında dışarıdan gelen taraftarların şehrin sosyo-kültürel yapısına olumlu katkılar sağladığını, müsabakalar için gelen taraftarın şehrin sosyo-ekonomik yapısına katkıda bulunduğunu ve halkın çoğunluğunun müsabakalar için gelen taraftardan memnun olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Profesyonel futbol, Sosyo-ekonomik yapı, Sosyokültürel yapı, Spor kulübü, Spor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde renkler
Evliyâ Çelebi yaşamış en önemli seyyahlardan biridir. Evliyâ XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'ni baştan sona gezmiştir. Bu geziyi yaparken, o sırada Osmanlı Devleti'nde neler yaşanmakta olduğunu yazdığı bir seyir defteri tutmuştur. Seyahatleri elli yıl sürmüş ve ünlü Seyahatnâme'sine kaynaklık etmiştir. Çalışmasında, Evliyâ bu dönemin siyasi olaylarından çok sosyal ve kültürel gelişmelere odaklanmıştır. Osmanlı Devleti'nde yaşayan ve farklı tabakalara mensup tebaanın izini sürmüştür. Çeşitli milletler, topluluklar, iklimler ve yapılar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymuştur. Renkler çok katmanlı bir anlam yapısına sahiptir. Buna ek olarak renklerin referans alanı onların sıradan kullanımlarının ötesine geçmektedir. Bu durumsa insanların belli bir rengi tarih içinde nasıl kullandığına göre belirlenmektedir. Çoğunlukla insanlar renk sözcüklerini gördüklerini tasvir etmede kullanır. Ancak ne hissettiklerini ve nasıl olduklarını renklerle açıkladıkları da olmaktadır. Böylelikle, renklerin bir metinde kullanılması anlatımı zenginleştirebilmekte, okuyucuyu şaşırtabilmekte ve hikâyenin sonucunu değiştirebilmektedir. Bu tezde, renk sözcüklerinin kullanıldıkları bağlama göre olumlama veya hayırlama anlamına gelebildiği bulunmuştur. Bunun yanında renk sözcükleri duyguların, sosyal tabakaların, saldırganlığın ve çeşitli durumların göstergesi olabilmektedir.
Mesleki müzik eğitimi alan kadınların meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin ve sosyokültürel yapının etkisi
Toplumsal cinsiyet kavramı, müziğin sosyal analiziyle ilgili yapılan çalışmalarda sosyokültürel yapı içerisinde değerlendirilmesi gereken konulardan biridir. Sosyokültürel yapı kavramı, kültürel ve sosyal kurumların birlikteliğinden meydana gelen bir kavram olarak tanımlanabilir. Bu çalışmanın amacı mesleki müzik eğitimi alan kadınların meslek tercihlerindeki sebepler ve bu sebeplere bağlı olarak tercihleri ve toplumsal cinsiyet rolleri ve sosyokültürel yapı arasında bir bağın olup olmadığıdır. Araştırma kesitsel tanımlayıcı desende tasarlanmış olup, katılımcıların tespitinde olasılıklı (temsili) örneklem seçim tekniklerinden, basit (tesadüfi) örneklem seçim tekniği kullanılmıştır. Çalışmada hem nicel hem de nitel verilere ihtiyaç duyulduğundan dolayı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisini belirleyebilmek için katılımcılara Google Forms uygulaması üzerinden Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri uygulanmış, ayrıca sosyokültürel yapının meslek tercihlerindeki etkisini belirleyebilmek için araştırmacı tarafından geliştirilen ve on sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların toplumsal cinsiyet rolleri ölçeğinden aldıkları puanlar çerçevesinde cinsiyet rolleri belirlendikten sonra meslek tercihlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisini incelemek için Chi Square testi uygulanmıştır. Veriler Microsoft Excel 2016 ve SPSS v26'da analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılanların büyük bir çoğunluğunun (%42) androjen özellik taşıyor olması ve bu durumun meslek tercihlerine yansıması araştırmanın en dikkat çekici bulgusudur. Bunun yanı sıra sosyokültürel yapının da kadınların meslek tercihlerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
1923 - 1950 yılları arasında Gaziantep'in sosyal - kültürel ve ekonomik hayatı
Milli Mücadele'nin kazanılmasının ardından yurdun her yerinde olduğu gibi Gaziantep de savaşın yaralarını sarmaya ekonomik açıdan ilerlemeye çalışmıştır. Savaş sonrasında Gaziantep evleri, binaları yanmış ve yıkık vaziyette yollar ise kapalıydı. Tarım alanları ekilmediğinden şehirde yiyecek sıkıntısı da çekilmekteydi. İşyerleri de düşman askerlerinin kurşunlarına hedef olmuştu. Gaziantep'in bu durumdan kurtarılması ve eski gücüne ulaşması için çalışmalara başlandı. Bu amaçla şehir halkının, hükümetin yardımları ve kendi imkânları ile ekonomik alanda birçok girişimleri oldu. Tarım ürünleri ekilmeye, kapanan işyerleri yeniden faaliyete başladı. Gaziantep için önemli olan Antep fıstığı, bağcılık ve Hasankeyf tütünleri kaliteli üretilerek ihraç edildi. Pamuk üretimi hızlandırılarak dokumacılık alanında ilerleme kaydedildi, birçok dokumacı kooperatifin Bakanlar Kurulu tarafından açılmasına izin verildi. Yeni kurumlar ve kuruluşlar açılmaya başlandı. Okul çağı gelmiş, köy ve kentlerdeki çocuklar için yeni okullar yaptırılarak eğitimlerine devam etmeleri sağlandı. Dönemdeki birçok bulaşıcı hastalıklar yapılan dispanserler, poliklinikler ve hastane ile önlenmeye çalışıldı. Bu gün Gaziantep'in ekonomi yönden Türkiye'de önemli bir yere sahip olmasında 1923-1950 yılları arasında Gaziantep halkının çalışmaları ve mücadeleleri sonucunda olmuştur. Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Milli Mücadele sonrası, ekonomi, kurumlar ve kuruluşlar