Kayseri
Bu konu başlığı altında 83 tez
Sultansazlığı (Kayseri) havza kenarı miyo-pliyosen volkanizma ürünlerinin petrolojik korelasyonu
Sultansazlığı Havzası (Kayseri, Türkiye) Üst Miyosen - Pliyosen istifi, doğuda ve batıda, farklı sistemlere ait kalk-alkalen (ağ.%51-69 SiO2) ile görece genç (Pliyo-Pleyistosen), nefelin normatif (ağ. %0,45 - 3,0), Na-alkalen efüzif ürünlerden ve ara katkılı piroklastik çökellerden oluşur. Havza kenarı istifinin, havza açılımından yaşlı ve eş yaşlı volkanik faaliyetin ürünleri olan farklı fizikokimyasal karakteristiklerdeki magmaları içermesi, dinamik evrim, farklılaşma süreçleri ve kökende değişiminin izlenmesi için eşsiz bir alan yaratır. Bu tez, Sultansazlığı Havzası kenarı Miyo-Pliyosen volkanik ürünlerine ait petrografik, mineralojik ve jeokimyasal ver ışığında sayısal modelleme teknikleri ile havza kenarı magmalarının, farklılaşma süreçlerini, termo-dinamik evrimlerini ve magmaların oluşumlarında etkili olan dinamik süreçlerin petrolojik açıdan değerlendirilmesi amacı taşır. Yaygın mikrolitik-porfirik doku ve merkez-kenar normal zonlanma eğilimi ile genellikle denge durumundan sapma gösteren fazların bolluğu kapalı sistem fraksiyonlanmasına işaret eder. Artan silis ile birlikte sistematik Rb, Th, K zenginleşmesi, buna karşılık ana element oksitler (örn., MgO, CaO) ile geçiş metallerinde (örn., Ni, Cr, Ti) fakirleşme, plajiyoklaz ve ferromagnezyen fazların fraksiyonlanması ile farklı oranda kabuk asimilasyonu etkisini gösterir. Tahmin edilen rezervuar parametrelerine göre magmaların büyük bir bölümü geniş bir ΔP/ΔT gradyanı (ΔP:10-0,2 kbar / ΔT:1306-700°C) boyunca, düşük-orta oksidasyon koşulları (KFMort.: +1,09 ± 0,88 log fO_2) altında MOHO – alt kabuk (~33-28 km) derinliklerinden yükselerek, orta-sığ derinliklere taşınır. Bu hat boyunca magmaların farklılaşmalarına yol açan, polibarik (10-5 kbar) kademeli fraksiyonlanma (~%35) ile kabuk asimilasyonu (%20-45), pMELTS ve kombine FK, AFK modelleri ile simüle edilmiştir. İlksel element karakteristiklerine göre yaklaşık MOHO derinliğinde, 1GPa basınçta, doğal bileşimlerdeki en yüksek forsteritik (XFo: 88,4 % mol) olivin ile dengede bulunduğu varsayılan ilksel eriyik bileşimi, 1323 °C likidus sıcaklığı için pMELTS ters fraksiyonlanma ile hesaplanmıştır. Hesaplanan ilksel eriyik bileşimindeki magmaların, alt-orta kabuk yüksek basınç polibarik fraksiyonlanmaları süresince, yüksek sıcaklık (~1323 °C), düşük-orta su içeriği (0,6 – 2,5 ağ. % H2O), düşük – orta oksidasyon (KFM 0 – +2 log fO_2) koşulları altındaki evrimleri doğal bileşimlerdeki kompozit piroksenler (opx-cpx) ile yüksek An (≥75 % mol) plajiyoklazlarındaki dengesizlik dokularının varlığını açıklar. Farklılaşma süreçlerinden görece az etkilenmiş genç magma (≤ ~5,5 My) serilerinin yüksek ΔP'ye (~10 kbar) karşılık düşük ΔT (~200-300°C) değerleri, transtansiyonel kuvvetlerin etkisinin havza açılımından öncesinde görece hızlı yükselim oranına sahip daha ilksel karakterdeki magmaların oluşumunu kolaylaştırdığını göstermiştir. Bölgesel tektonizma etkisinde magmaların fizikokimyasal özelliklerinin değişimine ek olarak, havza kenarı magmalarında yaşlıdan gence, kuzeyden güneye, köken karakteristiklerinde alt-kıtasaldan (KAS) sublitosferik manto (NAB) özelliklerine doğru dereceli geçiş, manto heterojenliği ve bölgesel jeodinamizma tartışmalarına katkı sağlayacak petrolojik bir kesit sunar.
Kayseri ve Nevşehir illerinin sağlık turizmi potansiyelinin tespiti ve sağlık turizmi potansiyelini artırabilmek için yapılabilecekler
Bu araştırmada Kayseri ve Nevşehir illerinin sağlık turizmi potansiyeli tespit edilmeye çalışılmış, bu potansiyeli engelleyen unsurların neler olduğuna dair çalışmalar yapılmış ve mevcut potansiyeli artırabilmek için öneriler oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır. Kayseri ve Nevşehir illerinin sağlık turizmi potansiyelinin tespitine dair yeterli çalışma yapılmadığından bu konunun araştırılması gerekli olarak görülmüştür. Araştırma da nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Katılımcılara araştırma konusu ile alakalı sorular yönlendirilmiş ve alınan cevaplar neticesinde araştırma yorumlanmıştır Sonuç olarak Kayseri ve Nevşehir illerinin sağlık turizmi potansiyeli tespit edilmiş, bu potansiyeli engelleyen unsurlar belirlenmiş ve çözüm yolları sunulmuştur.
Bakıma muhtaç engelli bireylere yönelik özel bakım merkezlerinde çalışan bakım verenlerin (Bakıcı personelin) bakım veren yükünü etkileyen etmenler
Bu çalışmanın amacı; engelli bireylere hizmet vermekte olan özel bakım merkezlerinde çalışan bakım personelinin bakım verme yükünü etkileyen etmenlerin incelenmesidir. Çalışmaya Kayseri ilinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı hizmet veren ve kapasiteleri 360, 165, 145, 145 ve 130 olan 5 adet özel bakım merkezinde çalışan 254 bakım veren birey iştirak etmiştir. Araştırma verileri anket kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcılarda "hafif" düzeyde bakım verme yükü bulunduğu belirlenmiştir. Katılımcıların bakım verme yükü düzeyleri; bakım veren ve bakım verilen bireylerin sosyo-demografik özellikleri ile bakım verme hakkındaki düşüncelerine göre karşılaştırılmış, istatiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ulaşılan sonuçlar çerçevesinde karar vericiler ve araştırmacılar için bazı önerilerde bulunulmuştur.
XII-XIV. yüzyıllarda Anadolu'da tıp kurumları
XII-XIV. Yüzyıllarda Anadolu'da inşa edilen Tıp Kurumları darüşşifa, maristan, darüssıhha, darülafiye, darürraha vb. farklı terimlerle adlandırılmıştır. Bu dönemden günümüze ulaşan Anadolu tıp kurumları, Kayseri Gevher Nesibe Darüşşifası (Maristan), Sivas İzzeddin I. Keykavus Darüssıhhası, Divriği Darüşşifası, Tokat Gökmedrese Darüşşifası ve Amasya Darüşşifası'dır. Günümüze ulaşamayan Anadolu tıp kurumları ise Mardin Eminüddin Maristanı, Çankırı Darüşşifası (Darülafiye), Kastamonu Pervaneoğlu Ali Darüşşifası (Maristan), Sivas Rahatoğlu Darürrahası, Konya Maristan-ı Atik, Konya Alaeddin Darüşşifası (Maristan) ve Aksaray Darüşşifası'dır. Bu çalışma günümüze ulaşan tıp kurumlarının mimari plan gelişimi özellikleri ve ortak mimari özelliklerinin tespitini amaçlamaktadır. İnceleme sonuncunda ilk tıp kurumlarının bir külliye bünyesinde yer aldığı ancak Amasya Darüşşifası'nda olduğu gibi zamanla bağımsız bir yapı olmaya doğru bir plan gelişimi sürecinin yaşandığı tespit edilmiştir. Ayrıca Anadolu tıp kurumlarının ortak mimari özelliği olarak giriş eyvanına açılan mekânların varlığı tespit edilmiştir.
Sulak alanlarda arazi kullanımının toprakların ağır metal konsantrasyonlarına etkisi
Sultan sazlığında yapılan bu çalışma, sulak alanlarda farklı arazi kullanım şekillerinin toprakların ağır metal konsantrasyonlarına etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Güney Sazlık (GS), Çalılık, Kuzey Sazlık (KS), Mera, Kurugöl (KG) ve Tarım arazi kullanımlarının her birinden 9'ar adet üst toprak (0-20cm) örneği alınarak Pb, Cd, Zn, Cu, Cr, Ni, Co, Mn, Fe, Mo ve As konsantrasyonları, ICP-MS ve ICP-OES cihazları kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler, IBM SPSS istatistik programı kullanılarak uygun analizlerle (ANOVA, Duncan testi) değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, ortalama değerlere göre toplam ağır metal yükü açısından arazi kullanım şekilleri GS>Çalılık>Tarım>Mera>KS>KG şeklinde sıralanmıştır. Araştırma alanı topraklarının Cd konsantrasyonları hariç, diğer bütün ağır metaller arazi kullanımındaki değişimden etkilenmiştir. GS'ta 6 (Cr, Pb, Zn, Cd, Mo, Ni), Çalılık'ta 5 (Cr, Pb, Cd, Mo, Ni), Mera ve Tarım'da 4 (Pb, As, Cd, Mo), KS'ta 3 (As, Cd, Mo) ve kurugöl'de ise 2 (Cd, As) ağır metal geçmiş referans sınır değerleri aşmıştır. Sulak alan ekosisteminin devamlılığı ve çevresel riskler bakımından arazi kullanımı değişimi/dönüşümlerinin dikkatli yapılması, özellikle GS, Mera, Tarım, Çalılık gibi arazi kullanım şekillerindeki ağır metal konsantrasyonlarının izlenmesi, insan faaliyetlerinin ekosisteme zarar vermeyecek şekilde kontrol altında tutulması, potansiyel ağır metal kaynaklarının kontrol edilmesi önerilir.
The elite professional class in Kayseri: A preliminary interpretation
The purpose of this thesis is to explore the formation and nature of the elite professional class in Kayseri, a newly emergent upper class group triggered by industrialization and urbanization, of educated, occupational elites who earn high incomes in manufacturing, construction, and financing sectors. Specifically, this study seeks to 1) examine the question of how the economic development in Kayseri has shaped the elite professional class, exploring the underlying mechanisms which have helped form them, and 2) analyze the classed characteristics of the elite professionals in contemporary Kayseri. This study deals with the issues presented above, focusing on the period from 1990 to 2013. I assert that the elite professionals occupied in private sector in Kayseri creates a homogenous class identity in which individuals form a set of lifestyle, taste, and political outlook. So as to prove this proposal, I will firstly discuss the theoretical approaches to the elite professional class, and then theorize Kayseri in accordance with my framework of study. Finally, I will prove my stand as my qualitative study in Kayseri reveals classed identities of individuals belonged to the elite professional class.
Sosyal medyada gelişmeleri kaçırma korkusunun bireysel yaratıcılık üzerindeki etkisi: Kayseri ilindeki bankacılara yönelik bir araştırma
Ülkemizde aktif olarak kullanılan en önemli iletişim araçlarından biri hiç şüphesiz sosyal medyadır. İnsanların sık sık birbirleriyle iletişim halinde olduğu bu platform gün geçtikçe gelişerek önemini artırmaktadır. Sosyal medyanın öneminin artmasıyla birlikte, bireylerin yaratıcılık düzeylerinde olumlu/olumsuz etkilerin olduğu tartışılmazdır. Bu sebeple bu çalışmada örneklemin "Kayseri ilindeki bankacılar" temel alınarak seçilen bu kitlenin sosyal medya araçlarını kullanımları ve bireysel yaratıcıklarındaki olumlu/olumsuz etkileri incelenmiştir. Bu amaçla Kayseri ilindeki aktif banka çalışanlarından Google Form aracılığıyla 340 anket toplanmış ve analiz edilmiştir. Anket formunda; katılımcıların demografik özellikleri, sosyal medya kullanım yoğunlukları, gelişmeleri kaçırma korkusu düzeyleri, sosyal medya kullanımının bireysel yaratıcılığı ne yönde etkilediğine dair tanımlayıcı sorular içeren ifadeler yer almaktadır. Gelişmeleri kaçırma korkusunun bireysel yaratıcılık üzerindeki etkisini analiz etmek için bağımsız değişken olarak sosyal medya bağımlılığı boyutları, bağımlı değişken olarak bireysel yaratıcılığa ilişkin ifadelerin kullanıldığı modellerle çok değişkenli doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sosyal medya bağımlılığı alt boyutlarından sanal iletişimin banka çalışanlarının "sosyal medya yaratıcılık için fikir kaynağı olabilir" ifadesine katılım düzeyleri üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu, sosyal medya bağımlılığı alt boyutlarından sanal tolerans ve sanal iletişimin banka çalışanlarının "sosyal medya yaratıcı fikirlerin uygulanmasında iyi bir araçtır" ifadesine katılım düzeyleri üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu, sosyal medya bağımlılığı alt boyutlarından sanal iletişimin banka çalışanlarının "sosyal medya yaratıcı fikirlerin yayılması için uygun bir kaynaktır" ifadesine katılım düzeyleri üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu görülmüştür.
Kayserili kâtip: Yazıcı Murtaza'nın el yazmalarında tabiat, toplum ve imparatorluk
This thesis examines how a mid-level Kayserite clerk from the early eighteenth century described and evaluated the urban and rural communities in the Ottoman lands. A versatile man from the village of Gesi in Kayseri, Yazıcı Murtaza worked as a clerk (yazıcı), farmer, teacher, and muezzin and traveled widely across the Ottoman lands, reaching as far as Basra in the East and Albania in the West. He also produced two volumes of manuscripts, one containing his travelogue and the other his poems, but both of which provide rich observations about his universe. This thesis analyzes and contextualizes this rich material in dialogue with other contemporary sources and secondary literature on Ottoman urban and environmental history. By reconstructing how a modest clerk from Central Anatolia viewed the world around him, this study also adds a hitherto neglected perspective to the existing scholarship on the early eighteenth-century Ottoman Empire, which has so far focused mainly on the worldviews of Istanbulite elites and, to a more limited extent, denizens of major Arab towns like Damascus.
Tarım alet ve makine kaynaklı iş kazalarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi Kayseri il örneği
Bu çalışma Kayseri ilçelerinde tarım alet ve makine kazalarının iş güvenliği açısından değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Meydana gelen tarım alet ve makine kaynaklı kazalara yönelik detayların belirlenmesi için 33 soruluk anket formu hazırlanarak çiftçilere soru cevap şeklinde uygulanmıştır. Ankete katılanların %97.5'i erkek, %22.5'i kadındır. Ankete katılanların %72.5'i ilkokul mezunudur. Tarım alet ve makine kazalarının %63.5'inin traktör kullanımından kaynaklandığı, bunların %59.1'inin acelecilik ve dikkatsizlik sonucunda meydana geldiği, söz konusu yaralanmaların sonucunda ölümlerin gerçekleştiği saptanmıştır. Traktör ile oluşan kazaların %39'u koruyucu kabini bulunmayan traktörlerde meydana gelmiştir. Traktör kazalarının %36.9'unun devrilme, takla atma ve şarampole yuvarlanma şeklinde olduğu, bu kazaların %52'sinin de 12.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştiği görülmüştür.
Forms of labor control, consent and resistance in Islamic enterprises: A study of a factory in Kayseri
This thesis focuses on the dialectical relation between forms of labor control and resistance in labor processes in a factory in Kayseri. The fusion between neo-liberalism and Islam in Turkey in the 1990s had paved the way for the changes in labor processes, such as introducing several informal labor control strategies, which became more visible in the encounter between labor and capital. Contrary to the 'labor process' studies approaching religious-conservatism as either 'consent' or 'obedience', this thesis suggests that the role of labor control in the labor processes works in a more complex pattern. This thesis aims to figure out how the encounter between experiences of workers and managers indicate the boundaries of consensual control and the possibility of resistance. Focusing on the peculiarity of the dialectical relation between control and resistance, the thesis starts with an investigation of the changing forms of labor control and explores the ways how workers actively participate in the labor process. The main argument of the thesis is that, even if control strategies exist in the labor process in various ways, the ways in which the workers make sense of their daily 'resistance' practices and experiences accumulate in a collective movement and become the main dynamics of the labor process.
The massacres of 1909: Violence in revolutionary context in Adana and its hinterland
This study is a reconsideration of the Massacres of 1909 in the light of the ethnoreligious relations in four urban centers (Kayseri, Maraş, Zeytun, and Antakya) from its hinterlands. Based on mainly Ottoman, British, and American Board Commission archival documents, it scrutinizes the history of these urban centers in the first year of the Young Turk period and explains the two massacres in Adana town center with the conclusions drawn from them. Demonstrating the ethnoreligious tensions, the protests against local governments, the role of religion, the agency of the commoner Muslims, and the power of Muslim notables between the Revolution and the Massacres; the study calls for a reevaluation of some predominant paradigms of causation, which are the dominance of the center over the regions, base over superstructure, and patrician over plebeian in interpreting the Young Turk regime's abstract principles, specifically on the rights of Ottoman Armenians. Also, the study investigates the relationship between the Massacres and the 31 March Incident and suggests going beyond the historiography that belittles the conception of reaction by dividing it into three stages: absorption, antirevolution, and counterrevolution. The study argues that Massacres of 1909 were reactionary movements in the stage of anti-revolution, and their potential of turning into counterrevolution was a vital factor in making the already reluctant Young Turk policymakers abandon the realization of universalist principles regarding Ottoman Armenian rights.
Ev kadını mı, çalışan kadın mı? Kayseri merkezde ev eksenli çalışan yoksul kadınların ayakta kalma stratejileri
Küreselleşme ile beraber esneklik adı altında sunulan istihdam biçimleri özellikle vasıfsız ve yarı vasıflı kadın emeğini formel işlerden büyük oranda soyutlamış, toplumsal cinsiyet rollerine uygun enformel işlere yönlendirmiştir. Sanayi Devrimi'nden beri varlığını sürdürmekle birlikte 1980'li yıllardan itibaren derinleşen ekonomik krize paralel olarak yaygınlaşan ve sürece pandemi koşullarının da eklenmesiyle daha da kalıcılaşacağı öngörülen ev eksenli çalışma, kadınlar için, onlara uygun görülen toplumsal cinsiyet rollerinin sınırlarını aşmadan yürütülen bir geçim kapısı halini almış, ama aynı zamanda kadınları birer çalışan yoksullar haline getirmiştir. Çalışmada, ev eksenli çalışmanın yaygınlaşması krizle, krizi aşmak için izlenen esnek birikim politikalarıyla, bu politikaların yoksulluğu arttırıcı etkileriyle ilişkilendirilmiş, bu çerçevede kadın emeğinin konumu cinsiyetçi iş bölümü ve patriarkal kapitalizm kavramları çerçevesinde tartışılmaya çalışılmıştır. Ev eksenli çalışmanın teorik ve kavramsal bir zemin üzerinde tartışılmasının ardından, ampirik bölümde, Kayseri/Kocasinan'da ev eksenli çalışan kadınlardan oluşan bir örneklem grubu ile nitel araştırma yöntemi olan derinlemesine görüşme tekniği uygulanarak ulaşılan verilerin analizi gerçekleştirilmiştir. Saha araştırması ile Kayseri/Kocasinan ilçesi örneği üzerinden ev eksenli çalışan kadınların bu çalışma biçimine yönelme nedenleri, çalışma koşulları, kendilerinin bu işi nasıl anlamlandırdıkları, bu işi yapan kadınlar olarak kendilerini nasıl gördükleri, beklentileri, sorunları gözler önüne serilerek, bu sorunların çözümü için yapılması gerekenleri tartışmak amaçlanmıştır. Böylece, ev eksenli çalışmanın bir işkolu olarak tanınması, çalışanların işçi haklarından yararlanması, çalışma koşullarının insan onuruna yakışır şekilde iyileştirilmesi, sendikal örgütlenmelerinin yaygınlaştırılması yolunda görünürlüklerinin arttırılmasına katkıda bulunulması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Ev eksenli çalışma, enformellik, cinsiyetçi iş bölümü, patriarkal kapitalizm, kadın yoksulluğu
Kapitalizm, Kayseri ekonomisi ve işadamları
KAPİTALİZM, KAYSERİ EKONOMİSİ VE İŞADAMLARIİnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim DalıDoktora Tezi: Mayıs-2012Danışman: Prof. Dr. Beylü DİKEÇLİGİLÖZET VE ANAHTAR KELİMELERAraştırmanın konusu kapitalist ekonomik sistem içerisinde, Kayseri ekonomisinin temel aktörleri olan işadamlarının ürettiği ve kentin ekonomik yapısına da karakterini veren sosyoekonomik süreçlerdir. Sosyoekonomik süreçlerle de, iş adamlarının maddi koşulları, zihniyet dünyaları ve davranışları ile bunlar arasındaki bağlantılar sonucunda ortaya çıkan etkileşim örüntüleri kastedilmektedir.Çalışmanın nihai hedefi ise kapitalist süreç ile bağlantılı olarak Anadolu'nun ekonomik gelişmesinde öncü bir rol üstlenen Kayseri ekonomisinin ve Kayserili sanayicilerin başarılarında/başarısızlıklarında sosyokültürel özelliklerin oynadığı rolü, mevcut kuramsal açıklamaların dışında kendi bağlamında açıklayabilme potansiyeline sahip bir kuramsal çerçeve oluşturmaktır.Araştırmanın metodolojik yaklaşımı bütüncül sosyolojik yaklaşımdır. Yöntem olarak sosyal hayatı kendi akışı içinde, derinlemesine anlamaya ve açıklamaya yönelik olan nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma tekniği olarak ise, alandan elde edilen verilere dayalı olarak bir kuram oluşturma amacı taşıyan temellendirilmiş kuram kullanılmıştır. Alandan elde edilen veriler Nvivo programında analiz edilmiş, analizlerin sonucunda ortaya çıkan kavramsal çerçevelerin modelleri oluşturulmuştur.Kayserili işadamlarının ve Kayseri ekonomisinin kapitalizme uyum süreci iş adamlarının arayışları ile gerçekleşmiştir. Bu arayışa yön veren ve onu biçimlendiren yapısal ve nedensel koşullar ise Kayserili işadamlarının kapitalizmin temel niteliklerine ilişkin algılarıdır. Bu nitelikler; sermaye algısı, pazar arayışı, uluslar arası rekabet, ülkeler hiyerarşisi, kapitalist ekonomik sistemde devletin rolü ile kaygan ve belirsiz ekonomik zemindir. Arayışın içinde gerçekleştiği Kayseri'ye özgü sosyoekonomik süreçler ile bu süreçler çerçevesinde oluşan uyum mekanizmaları paradigma modelinin bağlam ve eylem/etkileşim stratejileri unsurunu oluşturmaktadır. Bunlar; ticari birikim, devlet yatırımları, üretim mekânları, küreselleşme algısı ve oturmalardır. Nedensel yapısal koşullar ile bağlam ve eylem stratejileri neticesinde ortaya çıkan sonuçlar ise şu şekilde sıralanabilir: Temkinli girişimci, sektörel akışkanlık ve sektörel sıçrama, hâkim firmaların sunduğu imkânlar ve yol açtıkları sınırlamalar, ülkeler arasında eşitlenme eğilimi ve kurumsallaşma çabası.ANAHTAR KELİMELER: Kapitalizm, Girişimci, Kayseri Ekonomisi, Temellendirilmiş Kuram
Sosyal sermaye düzeyinin belirlenmesi ve sosyal sermaye düzeyini etkileyen faktörlerin analizi: Gönüllü teşekküller bağlamında Kayseri örneği
Bu çalışmada, son yıllarda sıkça kullanılan sosyal sermaye kavramı ve sosyal sermaye düzeyinin ölçülmesi analiz edilmiştir. Sosyal sermaye kavramı öncelikle hem teorik hem de ampirik boyutuyla ele alınmıştır. Sosyal sermaye düzeyini belirlemek amacıyla, Kayseri'deki gönüllü kuruluşların faaliyetlerine katılan (hem üye hem de üye olmayan) bireylere yöneltilen anket bulguları tahlil edilmiştir. Anket, uluslararası literatürde sosyal sermayeyi belirlemede kullanılan göstergelerden faydalanılarak 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanmıştır. Bu göstergelerden kullanılarak güven endeksi, resmi ve gayri resmi ağlara üyelik endeksi, yardımlaşma ve ortak işbirliği endeksi oluşturulmuştur. Söz konusu üç endeksten yararlanarak tek bir sosyal sermaye endeksi hesaplanmıştır. Örnek kütlenin yaş, eğitim, dini eğilimleri, kendine olan güvenleri, yerel basın organlarını takip etme sıklıkları, seçimlerde oy kullanmaları, yaşam süreleri ve faaliyet gösterilen sektör gibi demografik özellikleri ile sosyal sermaye düzeyi arasındaki ilişki Ki-Kare yöntemine göre; sosyal sermaye düzeyi ile demografik özellikler arasındaki ilişkinin yönü ise korelasyon analizine göre test edilmiştir. Özellikle eğitim düzeyi ve bireylerin kendilerini değerli hissetmeleri ile sosyal sermaye arasında doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Güven, İş Birliği, Sosyal İlişkiler Ağı, Sosyal Sermayenin Ölçümü ve Sivil Toplum Kuruluşları.
Kayseri barınma kültüründe değişim: 1930-1970
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte başta merkezde olmak üzere, ulaşım ağlarının kurulması, sanayileşme çalışmaları ile kentsel ölçekte başlayan ve kamu yapılarıyla devam eden çağdaşlaşma projesinin ikinci ayağı konut yapıları olmuştur. Çağdaşlaşma politikalarının kamu yapılarında ve konutlarda yarattığı değişimlerin hızı ve yönü eş zamanlı olmamıştır. Bu değişim, özellikle Anadolu kentlerinde yüzyıllardır geleneklerini devam ettiren bir barınma kültürüne sahip olunması sebebiyle kendine özgü değerler çerçevesinde gerçekleşmiştir.Bu tez kapsamında, 1930-1970 yılları arasında Kayseri'deki barınma kültürünün değişimi, dönemin kültürel ve toplumsal gelişmeleri ile birlikte ele alınarak ?yerellik? bağlamında incelenmektedir. Tez, Kayseri evlerindeki değişimin kentsel ölçekte gerçekleşen değişimden, sosyo-kültürel alanda yaşanan yeniliklerden, teknolojik gelişmelerden ve tüm bunlara bağlı olarak evdeki gündelik yaşam pratiklerinden bağımsız okunmasının mümkün olamayacağı ön görüsüyle kurgulanmıştır. Çalışmada yereldeki modernleşmenin hızı ve yönünün ne olduğu ve nasıl gerçekleştiği sorularına verilebilecek cevapların ancak barınma kültürüne bağlı ?çok boyutlu ilişkiler ağı? içinde ele alınması gerektiği hipotezi üzerinden bir araştırma yöntemi tasarlanmıştır. Bu amaçla mimarlık tarihi çalışmalarında sıklıkla başvurulan nitel araştırma tekniklerinden; literatür taraması, gözlem ve belgeleme ile birlikte sözlü tarih çalışması kullanılmış, konu ile ilgili ?öznel? ve ?nesnel? bilgi örtüştürülerek değişimin ?barınma kültürünü? dolayısıyla mekânı dönüştürmedeki rolü araştırılmıştır. Özellikle sözlü tarih yöntemi ile incelenen tarih aralığında yaşamış ve yaşamının geçtiği mekânlara ait detaylı bilgiye sahip öznelere ulaşılmış ve bu kişilerden elde edilen, belge ve kayıtların bize anlatamadığı, eve ilişkin öznel bilgiler değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, yazılagelen ?Türkiye konut modernleşmesine? farklı bir bakış açısı ile konutların salt ?dış biçimlenmesine? ilişkin tektonik ve planimetriden oluşan anlatıların ötesinde, doğrudan doğruya kent halkı üzerinden bir modernlik araştırması yaparak kente ait yerel değerlerin, alışkanlıkların ve geleneklerin de gözetildiği, bir barınma kültürü anlatısı hedeflenmiştir.Kentteki fiziksel çevrenin değişimini anlamak amacıyla, çalışma kapsamında ulaşılan 1882 yılı haritasından başlayarak 1970 yılına kadar, yeni yol akslarının oluşumu, harita çalışmaları, imar planları, istasyon ve donatıları, Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası ve Tren İstasyonu lojmanları, yapı kooperatifleri ile birlikte oluşan konut alanları irdelenerek kentsel ölçekte bir okuma gerçekleştirilmiştir. Daha sonra Kayseri konut kültüründeki gelişim süreci, geleneksel Kayseri konutunda yaşam ve mekândan başlayarak modernleşme sürecinde oluşan yeni konut tipleri ele alınarak incelenmiştir. Kayseri ?kent merkezinde? barınma kültürü ve iç mekânın değişimi, barınma eylemleri ve mekânsal donatıların değişimi üzerinden tespit edilmiştir.1930-1970 yılları arasında, Kayseri'de geleneksel olarak adlandırılan eski konutlarda hibritleşmenin gerçekleştiği ve günümüz modern konut tipolojisinin öncül örneklerinin (lojman ve kooperatif evi, sosyal konut ve apartman) oluştuğu tespit edilmiştir.Kayseri'de 1930-1970 arasında modernlik, ?eskiye karşı yeni? anlayışı çerçevesinde kente giren ?yeni ve çağdaş? olanlar üzerinden değerlendirilmiştir. Bunu kentin yol akslarından konut mekânındaki eşyalara kadar görmek mümkündür. Kentte geleneksel organik sokak akslarına karşı yeni doğrusal bir eksen olan İstasyon Caddesi'nin (1928) oluşumu bir modernleşme hareketini gösterirken, geleneksel konutlarda sabit mobilyaların yerini hareketli mobilyaların almaya başlaması iç mekânın modernleşme biçimini göstermektedir. Ayrıca geleneksel eve eklenen yeni yapı malzemeleri, kat ve oda gibi bileşenlerle hibritleşen konut, premodern konut tipini oluştururken, 1938 yılından sonra apartmanın kent merkezine girmesi ile modern konut tanımlamaları başlamıştır. Ancak, yerel değerler ve alışkanlıklar apartman kültüründe de devam etmiştir. Cumhuriyet'in apartmana yüklediği biçimsel ve anlamsal ifadeler Kayseri'de kent ölçeğinde geleneksel hayattan radikal bir kopuşu ifade ederken, iç mekândaki ifadesi ise bütünüyle Batı'daki apartman modeline benzemediğidir.Ayrıca çalışmanın bir diğer önemli sonucu da, her bölgenin kendine ait modernlik parametrelerinin olduğu ve farklı zamansallık ve boyutta gerçekleştiği göz önüne alınarak modernlik okumalarının yapılması gerektiğidir. Bu bağlamda çalışmada geliştirilen yöntemin ve barındırdığı özgün materyal ile birlikte, benzer çalışmalar yapacak araştırmacılar için temel kaynak oluşturacağına inanılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kayseri, konut, barınma kültürü, modernleşme, yerellik, iç mekân, sözlü tarih
Geleneksel ticaret dokusu içinde "Kayseri Hançerli Sultan Vakfı Bedesteni"nin koruma sorunları ve değerlendirilmesi
M.Ö. 3500'e dayanan ve M.S. 2000' lere kadar uzanan bir geçmişi olan Anadolu'nun en eski ve en önemli şehirlerinden Kayseri, her dönem önemli tarihi ve ticari gelişimlere sahne olmuştur. Tarihi çağlardan beri uluslararası boyutlara ulaşarak zamanla gelişen ticaretiyle köklü bir ticari yapı geleneğine sahiptir.Selçukluların en önemli ticaret merkezlerin biri olan Kayseri'de çarşılar, şehrin etrafında, sur dışında yer alırken, Osmanlılar döneminde, ticari yapıların hepsi şehir merkezinde, sur içinde yapılmaya başlanarak, Geleneksel Ticaret Dokusu oluşmaya başlamış ve zamanla büyümüştür. 1497'de Kayseri Sancak Beyi Mustafa Bin Abdulhay tarafından ?Kayseri Hançerli Sultan Vakfı Bedesteni? ve etrafındaki 38 dükkan, kapalı çarşının ilk yapısı olarak yaptırılarak ticari dokunun oluşumunu başlatmıştır.Bedestenin önceki vaziyetlerini bildiren birçok vesika, tarihi kayıt vardır. En son 1975'te basit onarımı yapılan yapı hiç ciddi bir onarım görmemiştir.Bedesten ticari doku bütününde çevresiyle ve yapı bazında farklı dönemlerde hem işlevsel, hem fiziksel bakımdan, ihtiyaçlar, istekler ve değişen koşullar neticesinde, değişimler ve onarımlar geçirerek bozulmuştur. Zamanla özellikle işlevsel bakımdan oluşan bu değişimler yapı ve çevresini bakımsız, gidilmeyen bir bölge yaparak bozulmasını hızlandırmıştır. Bu tezde, tüm bunlar, ilk defa detaylıca hazırlanan ?Rölöve çizimlerinde? belirtilmiştir. Bugüne kadar var olan haritaların hiçbirisinde sınırları bile tam belli olmayan bedesten, ilk defa hazırlanan vaziyet planında, çevresindeki ticaret dokusuyla birlikte detaylıca gösterilmiştir.İncelenen belgelerle, yerinde yapılan tespitlerle, ilgili kurumlarla ve çevrenin eski halini bilen kişilerle görüşülüp eksik kalan bilgiler, diğer Osmanlı dönemi bedestenleri incelenip kıyaslanarak yapının farklı dönem restitüsyonları yine bu tez de hazırlanmıştır. Bunlar yapılırken bedestenin günümüzde yok olmuş, vakfiyede geçen çeşme üzerindeki mescidinin kaynaklarda geçen yerinin asıl yeri olmadığı fark edilerek, onunda gerçek yeri kesin ve doğru olarak tespit edilerek, yapının ilk defa hazırlanan restitüsyonunda çizime yansıtılmıştır. Ayrıca bedestenin kuzey bölümünün üzerindeki kubbenin ?dua kubbesi? olduğu ve Kuzey taraftaki asıl orta bölüme açılan kapının üzerindeki kitabenin yerine tam yerleştirilmediği yine ilk defa bu tezde vurgulanarak sebepleri belirtilmiştir.Yine ilk defa detaylıca bu tez çalışmasında hazırlanan restorasyon projesinde, en az müdahaleyle en iyi koruma yapılarak bedestenin gelecek nesillere doğru bir şekilde ulaşması için plan şemasına uygun, orijinal halini bozmadan, canlı tutularak kullanılabileceği içinde birçok birimin bulunduğu bir ?Kültür Merkezi? işlevi verilmesi önerilmiştir. Ayrıca, çevresiyle birlikte düşünülerek etrafı meydan olarak düzenlenerek, restorasyon önerisi çizime yansıtılan bedestenin etrafındaki yapıların işlevi içinde fikirler önerilerek, hem işlevsel hem de fiziki olarak bu bölgenin bütünüyle iyileştirip, canlandırılıp, herkesin gelebileceği bir yer yapılması amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Geleneksel ticaret dokusu, ticaret yapıları, bedesten, Kayseri Hançerli Sultan Vakfı Bedesteni, rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri.
Kayseri'de doğal olarak bulunan ve boya olarak kullanılan bitkilerin kültüre alınma olanaklarının araştırılması
Bu araştırma, Kayseri'de doğal olarak bulunan ve boya olarak kullanılan bitkilerin kültüre alınma olanaklarının saptanması amacıyla 2000-2002 yıllarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında yürütülmüştür. Denemede kökboya (Rubia tinctorum L.), mahonya (Mahonia aquifolium Nutt.y), derici sumağı {Rhus coriaria L.), civanperçemi (A. biebersteinii Afan.^), karamuk (Berberis crataegina DC.j, boyacı papatyası {Chrysanthemum segatum L.) bitkileri kullanılmıştır. Araştırmada bitki boyu, dal sayısı, yaş kök verimi, kuru kök verimi, taze herba verimi, kuru herba verimi ve boyar madde oranı gibi özellikler incelenmiştir. Sonuçta; kökboya bitkisinde bitki boyu; 161 cm, dal sayısı; 10,3 adet/bitki, yaş kök verimi; 1053.7 kg/da, kuru kök verimi; 295 kg/da ve boyar madde oranı; %3, Mahonya bitkisinde bitki boyu; 49.6 cm, dal sayısı; 6 adet/bitki, yaş herba verimi; 48 g/bitki, kuru herba verimi; 26 g/bitki, boyar madde oranı; %2.6, Derici sumağı bitkisinde bitki boyu; 99.8 cm, dal sayısı; 4.3 adet/bitki, taze herba verimi; 2.18 kg/bitki, kuru herba verimi; 1.22 kg/da, boyar madde oranı %2.5, Civanperçemi bitkisinde bitki boyu; 13 cm, dal sayısı; 397.8 adet/bitki, taze herba verimi; 620.2 kg/da, kuru herba verimi; 195.7 kg/da, boyar madde oranı %1, Karamuk bitkisinde bitki boyu; 56.14 cm, dal sayısı; 8.7 adet/bitki, taze herba verimi; 263.5 kg/da, kuru herba verimi; 195.7 kg/da, boyar madde oranı; %2.6, Boyacı papatyasında bitki boyu; 73.6 cm, dal sayısı; 4.9 adet/bitki, taze herba verimi; 2.777 kg/da, kuru herba verimi; 1.222 kg/da, boyar madde oranı; %1.6 olarak hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Berberis ctrataegina, Rubia tinctorium L., Rhus coriaria L., Chrysanthemum segatum L., Achillea biebersteinii, Mahonia aguifoliım
Muhafazakâr aile değerlerine yönelik tutumlarda kuşaklararası farklılaşma düzeyi (Kayseri örneği)
Bu tez çalışmasında, aile değerlerine yönelik modernleşme ya da muhafaza etme tutumları kuşak farklılığı ve Kayseri örneği üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada yöntem olarak nicel yaklaşım tercih edilmiş ve alan çalışması kapsamında 2022 yılının Haziran ve Aralık aylarında Melikgazi, Kocasinan ve Talas ilçelerinde, 18 yaş ve üzeri 450 katılımcıya yüz yüze anket uygulanmıştır. Saha çalışmasında elde edilen verilere SPSS 26 programında açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda cevapların dört faktöre dağıldığı görülmüştür. Bu faktörler ailenin önemi, evlilik öncesi görüşme, aile değerleri ve aile değerlerini sorgulama olarak isimlendirilmiştir. Dört faktör toplam varyansın %69,372'sini açıklamaktadır. Yapılan test sonucunda "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı 0,91 olarak bulunmuştur. Çoklu regresyon analizi sonucuna göre ailenin önemi tutumunda yaş, medeni durum, meslek ve aylık kazancın etkisi vardır. Evlilik öncesi görüşme tutumunda medeni durum, meslek ve aylık kazancın etkisi vardır. Aile değerleri tutumunda medeni durum ve mesleğin etkisi vardır. Aile değerlerini sorgulama tutumunda ise medeni durumun etkisi vardır.
Erken Cumhuriyet Dönemi sanayi komplekslerinin mekansal analizi: Nazilli, Kayseri, Bursa ve Eskişehir örnekleri
Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu andan itibaren "tam bağımsız" bir ülke oluşturma hedefiyle hareket etmiştir ve bir çağdaşlaşma ve modernleşme projesi uygulamıştır. Bu projenin kurumsal, ekonomik, toplumsal ve bireye yönelik boyutları bulunmaktadır. Ekonomik boyut, çağın koşulları doğrultusunda sanayileşmeyi ve ekonomik bağımsızlığı içermektedir. Erken cumhuriyet dönemi, Türkiye Cumhuriyeti için ekonomik kalkınma savaşımının verildiği dönem olmuştur. Sanayileşmenin gerçekleşebilmesi için özel girişimcilere çeşitli kolaylıklar sağlanmış, ancak özel sektörün beklenen düzeyde bir sanayileşmeyi gerçekleştirecek sermaye ve deneyime sahip olmadığı görülünce devletçi uygulamalara gidilmiştir. 1930'lu yılların başından itibaren çeşitli yasal düzenlemelerle ve uygulamalarla, devlet ekonomik alanda ağırlığını hissettirmeye başlamıştır. 1932'de hazırlanmaya başlanan ve 1934 yılında yürürlüğe giren Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı da bu uygulamalardan birisidir ve tüketim malları üretimine yönelik olarak Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde fabrikalar kurulmasını öngören bir plandır. Bu sanayi planı, aynı zamanda cumhuriyetin mekansal stratejileri doğrultusunda uygulanmıştır. Fabrikaların yerlerinin demiryolu güzergahı üzerindeki küçük Anadolu kentleri olarak seçilmeleri, modernite projesinin tüm ülke sathına yayılma isteğinin somut bir kanıtıdır. Fabrikalar, kuruldukları bölgelerde, istihdam, nüfus artışı, sanayileşme ve kentleşmeye yol açmışlardır. Sağladıkları altyapı, sağlık ve eğitim hizmetleri ve rekreasyon olanakla rı ile halkın ve çalışanlarının yaşantısında etkin rol oynamışlardır. Cumhuriyetin çağdaşlaşma-modernleşme politikasının mekansal ve toplumsal karşılığını bir çok alanda olduğu gibi bu 'modern' sanayi kampüslerinde izlemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Sanayileşme,Türkiye'de Erken Cumhuriyet döneminde sanayileşme Türkiye Cumhuriyeti'nin Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, Türkiye'deki sanayi yapıları
Seyahat acentesi çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin işten ayrılma niyetine etkisi: Kayseri örneği
İş yaşamında yaşanan stres ve iş yüküne bağlı olarak çalışanlar bir takım psikolojik sorunlar yaşayabilmektedir. Tükenmişlik sendromu günümüzde örgütlerde sıklıkla görülen problemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Tükenmişlik sendromu çalışanların performansına etki edebilmekte, ayrıca çalışanların işten ayrılmalarına neden olabilmektedir. Bu çalışmada, seyahat acenteleri çalışanlarının algılamış oldukları tükenmişlik düzeylerinin, işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Kayseri İl'indeki faaliyet gösteren seyahat acentelerinde çalışan 113 kişiye anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, seyahat acentesi çalışanlarının yaşadıkları tükenmişlik düzeylerinin, işten ayrılma niyetine etkileri tespit edilmeye çalışılmış ve sonuçlara ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma sonucunda çalışanlarda algılanan tükenmişlik düzeyi ile işten ayrılma niyeti arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Tükenmişliğin alt boyutları olan duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile işten ayrılma niyeti arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların işten ayrılmalarının genel tükenmişlik, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile ilişkili olduğu, kişisel başarı ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır.
Muhasebede hata ve hilelerin ortaya çıkartılması ve engellenmesinde iç kontrolün rolü: Kayseri OSB'de bir uygulama
Günümüzde küreselleşmenin artması ile birlikte ekonomik yapıda, teknolojik gelişmelerin ve buna bağlı olarak ticari işlem çeşitliliğinin artması muhasebe sisteminde ortaya çıkacak hata ve hileleri arttırmaktadır. Bu artış finansal tabloları analiz ederek karar verecek olan paydaşların kararlarında yanılmalarına sebep olacaktır. Son zamanlarda artan hileli işlemler teknolojinin de gelişmesi ile birlikte önüne geçilemez bir hal almaktadır. Hileli işlemler işletmeye maddi zarar vermekle kalmayıp işletmenin imajının sarsılmasına, işletmenin iflas etmesine ve paydaşların mağdur olmasına sebep olmaktadır. İşletmeler açısından hilelerin tespit edilmesi ve önlenmesi zordur. Dolayısıyla hile tespit edilene kadar işletmeler ağır darbeler alacaktır. Yaşanan bu olumsuzluklar iç kontrol sistemine duyulan ihtiyacı beraberinde getirmiştir. İşletmenin muhasebe sisteminde hata ve hilenin yaşanmaması için etkin bir iç kontrol sisteminin olması gerekir. İç kontrol sistemi işletmenin faaliyetlerinin aksamaması ve işletmenin belirlemiş olduğu hedeflere ulaşmak için işletmelerde bulunması gereken bir sistemdir. Etkin bir iç kontrol sistemi işletme varlıklarının korunması, varlıkların etkin ve verimli kullanılması ve finansal tablolara olan güveni sağlamaktadır. Muhasebede hata ve hilelerin engellenmesinde iç kontrolün rolü başlıklı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak hata ve hile kavramlarına, hata ve hilenin yaygınlığı, hata ve hile türlerine değinilmiştir. İkinci bölümde kontrol ve iç kontrol kavramları, iç kontrolün amaçları, iç kontrolün türleri, iç kontrolle ilgili Türkiye ve dünyada yapılan yasal düzenlemeler ve hata ve hile ile ilgili Türkiye'de ve dünyada karşılaşılan skandallara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise muhasebede hata ve hilenin ortaya çıkartılması ve önlenmesinde iç kontrolün etkinliğini ölçmek için nicel veri toplama yöntemi olan anket yöntemi kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Hata, Hile, İç Kontrol, Organize Sanayi Bölgesi, Kayseri
Sürdürülebilir turizm ve kentsel koruma ilişkisi: Kayseri Gesi Koruma Bölgesi örneği
Tarihsel süreç içerisinde insanoğlu yaşamış olduğu fiziksel çevreyi ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirirken ortaya çıkardığı kültürü, sonraki gelecek nesillere aktarmakta, böylece günbegün çeşitlenen ve zenginleşen bir kültürel birikim oluşturmaktadır. Bu birikim, insanların geçmişini bilmesini sağlayan somut belgedir. Kültürel değerlerin dünya mirası olduğu, korunmasının ve ölümsüzleştirilmesinin insanlığın sorumluluğunda olduğu gerçektir. Tarihi çevreyi var eden örneklerin sorunları arasında, ekonomik ve sosyal şartlar sebebiyle eserlerin kendine özgü kullanımlarının devam edememesi yer alır. Turizm faaliyetlerinin sağlamış olduğu kullanım olanakları, kültürel ve doğal değerlerin korunarak yaşatılmasında önemli bir role sahiptir. Turizmin devamlılığı için kültürel mirasın tanınması, doğal kaynakların korunması ve yaşatılması gerekmektedir. Turizm, doğru yönlendirildiği zaman gerekli mali desteği yaratması ve ev sahibi toplumlara koruma konusunda bir motivasyon sağlaması açısından da önemlidir. Ancak turizmin ekonomideki olumlu etkilerinin yanı sıra olumsuz etkileri de vardır. Plansız bir turizm, çevresel, tarihsel ve kültürel değerlerin özgün niteliklerinin değişmesine, bozulmasına hatta yok olmasına yol açabilmektedir. Bu tehditlerin gerçekleşme ihtimali, sürdürülebilir turizm yaklaşımının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu çalışmada örneklem alan olarak seçilen Kayseri Gesi Koruma Bölgesi'nin (KGKB) sürdürülebilir turizm ilkeleri doğrultusunda korunması amaçlanmaktadır. Çalışmada karma yöntem kullanılarak nitel ve nicel araştırmalar yapılmıştır. Gesi Koruma Bölgesi (GKB), Kayseri kentinin merkez ilçelerinden olan Melikgazi ilçesine bağlı Kuzey Mahallesi, Güney Mahallesi ve Bahçeli Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. GKB özgün arazi yapısı ile farklı medeniyetlerin izlerini günümüze kadar taşıyabilen bir kültür merkezi olması nedeniyle seçilmiştir. Bu bağlamda, yapılan alan araştırması ve anket çalışmaları sonucunda, bölgenin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri (GZFT) analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerden GKB'nin sürdürülebilir turizm potansiyeline sahip olduğu; ancak, turistik potansiyelinin artırılması gerektiği, bunun için de sürdürülebilir koruma politikalarının sosyo-kültürel, çevresel ve ekonomik boyutta oluşturularak uygulanabilirliğinin sağlanmasının zaruri olduğu sonucuna varılmıştır.
2023 numaralı Kayseri Nüfus Defteri (Transkripsiyon ve değerlendirme) H.1260-M.1844
Nüfus sınırları belli bir devletin sosyo-ekonomik potansiyelinin ve yapısının temelini oluşturmaktadır. Nüfus istatistiklerinde ayrıntılara girilerek yapılan sayım tasnif ve tahliller, devletin geleceği hakkında planlar yapmasına de önemli katkılar sağlamaktadır. Nüfus sayımları ise, bir milleti meydana getiren değerlerin istatistiki bilgilere dökülmesiyle meydana gelir. İnsan sayı, cinsiyet durumu, yaş dağılımı, meslek tarzı, dil, din ve eğitim durumlarını ortaya koyduğundan toplumların sosyolojik, ekonomik ve tarihî yönlerini araştırmak, sosyal tarihlerini yazmak için çalışma yapacak olanlar açısından oldukça önemlidir. Nüfus tahririnin nedenine baktığımız da genel bir ifade ile Osmanlı Devleti'nin idaresinde yaşayan topluluğun sayı ve miktarının bilinmesi gerekir. Osmanlı Devleti'nde nüfus sayımlarının en önemli gayesi erkek nüfusun vergi mükelleflerini belirlemek ve askere alınacak er'lerin tespiti amacıyla yapılmıştır. Osmanlı Devleti'nde ilk nüfus sayımı 1246 (1831) tarihinde II. Mahmud zamanında meydana gelmiştir. 1826'da Yeniçeri ocağı yerine kurulan Asakiri Mensureyi Muhammediye ordusuna asker temini amacıyla ilk nüfus sayımı gerçekleşmiştir. 1831'de yapılan nüfus sayımında Kayseri Karaman eyaletine balı olduğundan Karaman'a tabi kazalar ile birlikte sayıma alınmıştır. Burada inceleyeceğimiz Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki nüfus defterleri serisi içerisinde "2023 Numaralı H.1260/1844 Kayseri ve Civarı Müslim Nüfus Defteri'dir. 1831 Yılında yapılan nüfus sayımında ise Kayseri Karaman eyaletine bağlı olduğundan Karaman'a tabi kazalar ile birlikte sayıma alınmıştır. Burada inceleyip araştırdığımız konu ise Başbakanlık Osmanlı serisi içerisinde 2023 Numaralı H.1260/1844 Kayseri ve Civarı Müslim Nüfus Defteri'nin çevrilip bölgenin demografik yapısını ortaya çıkarmaktır. Bu incelemede, defterde bulunan mevcut kayıtlara binaen 2023 Numaralı defterde yer alan Kayseri'nin mahalle ve köylerinin demografik ve nüfus hareketlerini, yaşayan ailelerin ve görevli memurların isim ve lakapları, askerlik durumlarını öğrenme fırsatımız olacaktır. Ayrıca Kayseri yöresinde yaşanan göç ve sosyo kültürel değerler hakkında bilgi sahibi olma imkânı bulacağız. Anahtar Kelimeler: Demografik, Kayseri, Nüfus defterleri, Nüfus sayımı, 19.Yüzyıl
Girişimciliği oluşturan yapısal faktörler Kayserili girişimciler üzerine bir araştırma
Günümüzde yaşanan, ağır ekonomik koşullar, toplumları aşırı rekabetle karşı karşıya getirmiştir. Bu ağır rekabet ortamlarından çıkmada, yenilikçi ve yaratıcı fikirleri ortaya koyabilecek girişimcilerin yetiştirilmesi, büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmamızda, girişimciliği oluşturan yapısal faktörleri, ele alarak girişimcilerin çalışma ve yaşam değerleriyle girişimcilik özelliklerini ortaya koyup inceleme yaptık. Araştırmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, giriş bölümü olup tezin içeriğiyle ilgili açıklamaların yapıldığı bölümdür. İkinci bölüm, girişimciliği oluşturan yapısal faktörler, ele alınmış ve her bir faktör kendi içinde alt başlıklar halinde incelenmiştir. Üçüncü bölüm organize sanayi ve küçük sanayi siteleri hakkında teorik bilgiler içermektedir. Dördüncü bölümde Kayseri' li girişimciler hakkında genel bilgiler vererek çalışma içeriğiyle ilgili analizlerin yapıldığı ve sonuçların bildirildiği bölümdür. Bu çalışmamızda, girişimci insanların başarma güdüsü yüksek olan girişimcileri ele alarak, onların girişimcilik özelliklerini, çalışma ve yaşam değerlerini, demografik özelliklerini anket çalışması yaparak analiz ettik. Daha önce, Malatyalı girişimciler üzerinde uygulanan, anket çalışmasını biz Kayserili girişimciler üzerinde uyguladık. Kayseri' de 120 işletme üzerinde uygulanan, anketi gerek yüz yüze gerekse anketi teslim edip, belli bir süre geçtikten sonra gidip teslim alarak araştırmamızı sürdürdük. Verileri, spss programı yardımı ile, girip analiz edilerek tablolar haline getirdikten sonra, hipotezlerimizi test ettik. Yaptığımız istatiksel analiz sonucunda, girişimcilerin yaşlarının çalışma ve yaşam değerlerinde, girişimcilik özelliklerinde fark yaratmadığını. Eğitimde ise, çalışma ve yaşam değerlerinde fark yapmayıp, ancak girişimcilik özelliklerinde fark yarattığını gördük. Faaliyet kolunda, her iki durumda da değişmenin olmadığını analiz ettik. Çalışma süresinde ise girişimcilerin, çalışma ve yaşam değerlerinde fark olduğunu ancak girişimcilik özelliklerinde fark olmadığını gördük. Girişimcilerin mülkiyet durumları sonucunda, her iki durumda da farkın olmadığını gördük. Aile gelir durumunda, çalışma ve yaşam durumlarında fark olduğunu ancak girişimcilik özelliklerinde farkın olmadığını analiz ettik. Girişimcilerin cinsiyet durumlarında, da her iki durumda farkın olmadığını analiz ederek yorumladık. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik,girişim,girişimcilik eğitimi