Metacognitive

232 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalıkları ve seviyeleri

Yapılan bu araştırmada TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerine yönelik analizler yapılmıştır. Araştırma sürecinde toplanan verilerin analizinde, SPSS-22 programı kullanılmış olup elde edilen bulgular tablolara dönüştürülerek araştırma problemlerine yanıt aranmıştır. TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerine yönelik veriler analiz edilmeden önce Kolmogorov-Smirnov testi ile normallik kontrolü yapılmıştır. Yapılan kontrollerde araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, araştırma verilerinin analizinde parametrik analiz yöntemleri kullanılmıştır. TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeyleri, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistikler hesaplanarak incelenmiştir. Ayrıca Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeyinin cinsiyete ve okul türüne dayalı farklılaşma durumu bağımsız gruplar t-testi; sınıf düzeyi, yaş ve okul değişkenlerine dayalı farklılaşma durumu ise ANOVA analizi ile incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik verilerinin incelenmesinde frekans ve yüzde analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019–2020 yılında, Siirt ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerinin çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından hareketle çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okuma, Okuma Stratejileri, Üstbilişsel Farkındalık

Bilişüstü farkındalıkBilişüstü okuma stratejileriLise öğrencileri+6
Mehmet Kılınç
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin öğretim programlarına ilişkin farkındalıklarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin öğretim programı farkındalıklarının bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alt boyutları bakımından belirlenmesidir. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile desenlenen bu araştırmanın örneklemi, Siirt ili merkez ve ilçelerinde görev yapmakta olan 417 okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından bu araştırma kapsamında geliştirilen, geçerlilik ve güvenilir kanıtları ortaya konan Öğretim Programı Farkındalık Ölçeği (ÖPFÖ) ile çevrim içi platformlar aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde parametrik testlerden bağımsız örneklemler t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA); nonparametrik testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin öğretim programına ilişkin bilişsel, duyuşsal ve psikomotor farkındalıklarının cinsiyetlerine, branşlarına, eğitim durumlarına, çalıştığı eğitim kademesine ve unvanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma göstermediği saptanmıştır. Buna karşın, öğretmenlerin öğretim programı bilişsel ve duyuşsal farkındalıklarının kıdem sürelerine göre istatistiksel olarak farklılaşma gösterdiği, kıdem süresi arttıkça bilişsel ve duyuşsal farkındalık düzeylerinin de artış gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca, öğretmenlerin öğretim programına yönelik bilişsel, duyuşsal ve psikomotor farkındalıkları ile mezun oldukları fakülte türü ve çalıştıkları okul türü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, eğitim fakültesinden mezun olan öğretmenlerin diğer fakültelerden mezun olanlara kıyasla, özel okullarda çalışan öğretmenlerin ise devlet okullarında çalışan öğretmenlere kıyasla öğretim programına yönelik bilişsel, duyuşsal ve psikomotor farkındalıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan öğretmenlerin öğretim programına yönelik farkındalıklarının genel durumuna bakıldığında ise öğretmenlerin hem genel hem de alt boyutlardaki (bilişsel, duyuşsal ve psikomotor) farkındalıklarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişsel farkındalıkDuyuşsal farkındalıkEğitim programları+5
Ömer Pektaş
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıklarının rutin olmayan problem çözme becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematiksel üstbilişsel farkındalıklarının, rutin olmayan problem çözme becerisine etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep/Şahinbey ilçesindeki bir ortaokulda öğrenim gören 1 tane deney ve 2 tane kontrol grubu olmak üzere 84 tane 7. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Yarı deneysel çalışmalardan denkleştirilmemiş kontrol gruplu ön test-son test deseni kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak matematiksel üstbiliş farkındalığını ölçmek için ''Matematiksel Üstbiliş Farkındalık Envanteri'', rutin olmayan problem çözme becerisini ölçmek için araştırmacı tarafından oluşturulan çoktan seçmeli ''Matematik Başarı Testi'' ve deney öğrencilerinin görüşlerini almak için oluşturulan ''görüşme soruları'' kullanılmıştır. Nicel analizde IBM SPSS22 yardımıyla Simple t testi, Anova testi ve nitel analiz için de nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Matematiksel üstbiliş farkındalığı kazandırma çalışmaları yapılan deney grubunun matematik başarı testi ve matematiksel üstbiliş farkındalık envanterlerinin ön test son test puanları arasında anlamlı bir farklılık oluşmuş iken normal öğretim yapılan kontrol 1 ve kontrol 2 grubunun ilk test son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Deney grubu öğrencilerine sorulan görüşme sorularından alınan verilerin nitel analizinden deney grubu öğrencilerindeki en fazla gelişme problem çözme becerisinde olmuştur. Problem çözme süreçlerinde öncelikle problemi anlamaya yönelik bir gelişme görülmüş, bunun ilk zamanlarda problemi çözme süresinde bir yavaşlamaya yol açtığı ancak daha sonraki süreçlerde önemli ölçüde problem çözümünü kolaylaştırdığı görülmüştür. Problem çözme sürecinde iki tip stratejinin ağırlık kazandığı tespit edilmiştir. Öncelikle ilk strateji olarak daha önceden çözmüş oldukları problemlere benzetme, ikinci strateji olarak da eğer bu durum istenilen etkiyi yaratmıyorsa yeni strateji belirlemeye yöneldikleri görülmüştür.

Bilişüstü farkındalıkMatematik dersiMatematik eğitimi+5
Emrah Haliç
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser sürecinde bireylerin üstbilişlerinin psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalık ile ilişkisi

Bu araştırma kanser sürecinde bireylerin üstbilişlerinin psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalık düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla ilişki arayıcı araştırma deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırma, Kansersiz Yaşam Derneği'ne üye veya Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesi'nde aktif kanser tedavisi almakta olan araştırmaya katılmaya gönüllü 164 aktif kanser sürecindeki birey ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Googleforms olarak hazırlanan araştırma linkinin eposta yolu ile katılımcılarla paylaşılması yoluyla çevrimiçi anket olarak 2 Temmuz 2021- 1 Mayıs 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak tanıtıcı veri formu, Üstbiliş Ölçeği, Connor- Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Bilinçli Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sıklık analizleri ile Pearson korelasyon katsayı analizi ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; katılımcıların Üstbiliş Ölçeği puanları ile Psikolojik Sağlamlık Ölçeği toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadığı görülmüştür (r=-0,093; p=0,235). Öte yandan, üstbilişler ölçeği ve alt boyutları ile psikolojik sağlamlık ölçeği alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların Üstbilişler Ölçeği puanları ile Bilinçli Farkındalık Ölçeği toplam puanları arasında ise, istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde negatif yönlü ilişki bulunmaktadır (r=-0,314; p<0,001). Bu sonuçlar doğrultusunda, kanser sürecini deneyimleyen bireylerin bu süreçten kazanım sağlayabilmeleri açısından bakımda fonksiyonel üstbilişleri desteklemeye yönelik müdahalelere bilinçli farkındalık artırmaya ilişkin girişimlerin dahil edilmesi ve bu çalışmada doğrudan ilişkisi çıkmamış olsa da alt boyutları ile üstbilişlerle ilişkisi ortaya konulan psikolojik sağlamlığın planlamalara dâhil edilmesi önerilebilir. Ayrıca, kanser sürecindeki bireylerin üstbilişlerinin psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalık ile ilişkisinin daha ayrıntılı değerlendirilebileceği nitel ve nicel çalışmaların yapılması önerilebilir

Bilinçli farkındalıkHemşirelikKanser hastaları+4
Fatma Nur Uyan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Analitik kimya laboratuvarında deneyimsel öğrenmenin bilişötesi farkındalık üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada deneyimsel öğrenmeye dayalı analitik kimya laboratuvar uygulamalarının öğrencilerin bilişötesi farkındalıkları üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrenme, deneyimler sonucunda oluşmakta ve bireyler farklı yöntemlerle öğrenmektedir. Bireyler bir durumu kendi deneyimleri yoluyla öğrendiklerinde daha kalıcı öğrenmeler oluşturmaktadır. Laboratuvar ortamı, teorik bilgilerin pratik uygulamalar ile öğrenilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Deneyimsel öğrenme ile yürütülen analitik kimya laboratuvarında bireylerin bilişötesi farkındalıklarında anlamlı farklılıklar oluşması beklenmektedir. Bu düşünceden hareketle analitik kimya laboratuvarı ortamında deneyimsel öğrenme uygulamalarının kimya öğretmen adaylarının bilişötesi farkındalıklarına etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 güz döneminde Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı'nda analitik kimya laboratuvar dersini alan kimya öğretmen adayları oluşturmaktadır. Ders kapsamında uygulamalar, örneklem grubunda deneyimsel öğrenme yöntemi izlenerek yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aşamasında bilişötesi farkındalık envanteri ve yüz yüze/online olarak yöneltilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden oluşan araçlar kullanılmıştır. Bu sayede öğrencilerin deneyimsel öğrenme yöntemi ile bilişötesi farkındalık düzeylerindeki değişim belirlenmiştir.

Aday öğretmenlerAnalitik kimyaBilişüstü farkındalık+6
Dilay Dinçdemir
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ilinde öğrenim gören 15-17 yaş aralığındaki bir grup lise öğrencisinin aleksitimi,ruhsal ve davranışsal sorunlar ile üst biliş özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 15-17 yaş aralığındaki öğrencilerin aleksitimik karakter özelliğine sahip olma durumlarına göre üst biliş özellikleri ile ruhsal ve davranışsal sorunları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili Üsküdar ve Kadıköy ilçesinde bulunan toplam 5 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören lise 1. 2. ve 3. Sınıf 592 kişiden oluşmaktadır. Katılımcıların 331'i (%58,1) kız, 239'su (%41,9) erkektir, 22 katılımcıdan ise sağlıklı veri toplanamamıştır. Araştırmanın verileri Demografik Soru Formu, 20 soruluk Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20), Üst Biliş Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu (ÜBÖ-ÇE) ile Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS v22.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum, yüzde gibi betimsel istatistiklerden faydalanılmıştır Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında ki-kare ilişki, bağımsız iki grubun karşılaştırılmasında ise bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. İlişki analizinde Pearson ilgileşim katsayısı hesaplanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki korelasyon analiziyle ve ilişki katsayısı pearson korelasyon katsayısı olarak gösterilmiştir. İstatistiksel anlamlılık değeri p<0.05 kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; kızlar ve erkekler arasında aleksitimi sıklığı açısından anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Aleksitimik ergenler ile aleksitimik olmayan ergenler karşılaştırıldığında yaş ortalamaları arasında istatistiksel anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Aleksitimik ergenlerin ailelerinin aylık gelir ortalamaları, aleksitimik olmayan ergenlere oranla istatistiksel anlamlı olarak düşüktür. Aleksitimik ergenlerin üst biliş puanları incelendiğinde olumsuz üst endişeleri, batıl inanç, ceza ve sorumluluk inançları ve üst biliş toplam sorunları yaşıtlarına göre anlamlı olarak daha yüksektir. GGA puanları incelendiğinde aleksitimik ergenlerin toplam sorun puanları, dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik puanları, akran, davranış ve duygusal sorun puanları yaşıtlarına oranla istatistiksel anlamlı oranda yüksek, olumlu özelliği ölçen sosyal davranış puanları ise istatistiksel anlamlı oranda düşüktür. Korelasyon analizi sonuçları incelendiğinde TAÖ-20 puanları ile ÜBÖ-ÇE puanları arasında pozitif yönde zayıf ve TAÖ-20 puanları ile GGA puanları arasında pozitif yönde orta düzey istatistiksel anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

AleksitimiDavranışDavranışsal tutum+5
Gizem Uzal Özğül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 4.sınıf Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler öğretim programlarının üstbilişsel açıdan incelenmesi

Eğitim ile ilgili yapılan tartışmaların ardından doğru eğitim kavramı ile ilgili yüzyıllardır birçok eğitim yöntem ve tekniği ortaya çıkmıştır. Tüm bu yöntem ve tekniklerin temel amacı; anlamlı öğrenmeyi sağlamak ve öğrenmeleri kalıcı hale getirmek olmuştur. Anlamlı ve kalıcı öğrenme ile literatüre giren üstbiliş; bireylerin zihinsel faaliyetleri üzerinde tahmin, planlama, izleme ve değerlendirme süreçlerini kapsamaktadır. Kişilerin kendi öğrenme süreçlerinde rol aldıklarında anlamlı öğrendiklerini kabul eden üstbiliş kavramının, yenilenen ilköğretim eğitim programımızdaki kazanımların, becerilerin ve ölçme değerlendirme uygulamalarının üstbilişsel düzeylerini belirlemek bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, İlköğretim 4.sınıf Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler dersleri program kazanımları, becerileri ve ölçme değerlendirme yöntemleri üstbilişsel açıdan incelenmiştir. Araştırma bir durum çalışmasıdır.Program kazanımları incelenirken Kratthwohl ve diğerleri (2001) tarafından yenilenen Bloom Taksonomisi, program becerileri ve ölçme-değerlendirme yöntemleri incelenirken araştırmacılar tarafından literatürden yararlanılarak geliştirilen ölçekler kullanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda; program kazanımlarının üstbilişsel bilgiye yönelik (%9,24) olmadığı, daha çok kavramsal bilgi boyutunda kaldığı (%37,04), kazanımların tüm bilgi düzeylerine eşit şekilde dağılmadığı görülmüştür. Ancak eski ilköğretim 4.sınıf programına kıyasla öğretim programında üst düzey becerilerin daha çok yer aldığı görülmüştür. Program becerileri bakımından yapılan incelemede ise, İlköğretim Türkçe öğretim programının kendine ait becerilerinin olmaması nedeniyle incelemeye dâhil edilmemiş, İlköğretim 4.sınıf Matematik, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri öğretim programlarında yer alan 41 becerinin bilişsel kazanıma yönelik olduğu (%51,03), üstbilişsel becerilere yönelik kazanımların da programda bulunduğu (%48,06) saptanmıştır. Öğretim programlarının ölçme değerlendirme süreçlerinin ise üstbiliş destekler nitelikte olduğu belirlenmiştir. Uluslararası sınavlardaki başarıların arttırılması ve eğitim sistemimizin anlamlı öğrenmeyi bir plan dâhilinde sağlaması amacıyla üstbilişsel eğitimin öğretim programına dâhil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler : Üstbiliş, program incelemesi, kazanım, ölçme ve değerlendirme, program becerileri.

Fen bilgisi öğretimiMatematik öğretimiProgram değerlendirme+6
Tuğçe Değirmenci
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üstbilişlerin obsesif kompulsif belirtiler, kaygı ve dürtüsellik üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada üstbilişler ile obsesif kompulsif belirtiler, dürtüsellik ve kaygı arasındaki ilişkiler ve obsesif kompulsif belirti, dürtüsellik ve kaygı gruplarının üstbilişler açısından farklılıkları incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 18 ve 56 yaşları arasında 300 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcıların üstbilişlerini değerlendirmek için Üstbilişler Ölçeği-30, dürtüsellik düzeylerini belirlemek için Barrat Dürtüsellik Ölçeği Kısa Formu, kaygı düzeylerini belirlemek için Durumluk / Sürekli Kaygı Envanteri- Sürekli Kaygı Ölçeği ve obsesif kompulsif belirti düzeyini değerlendirmek için Vancouver Obsesif Kompulsif Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, üstbilişlerin obsesif kompulsif belirtileri, kaygı ve dürtüselliği yordadığı bulunmuştur. Obsesif kompulsif belirtileri üstbilişlerin alt faktörlerinden endişenin tehlikeli ve kontrol edilemez olduğuna dair olumsuz inançlar ve düşünceleri kontrol ihtiyacı yordarken; kaygıyı endişenin tehlikeli ve kontrol edilemez olduğuna dair olumsuz inançlar, düşünceleri kontrol etme ihtiyacı ve bilişsel güvensizlik; dürtüselliği ise bilişsel güvensizlik alt boyutları yordamaktadır. Obsesif kompulsif belirtiler, kaygı ve dürtüsellik arasında üstbilişler açısından fark bulunmuştur ve fark kaygı ve dürtüsellik grupları arasında görülmektedir. Mevcut çalışmanın ve gelecekteki çalışmaların ışığında obsesif kompulsif belirtiler, kaygı ve dürtüsellikle ilgili psikopatolojilerin önlenmesi ve tedavisi ve obsesif kompulsif bozukluğun sınıflanması konusunda gelişmelerin sağlanması beklenmektedir.

Dürtüsel davranışKaygıObsessif kompülsif bozukluk+2
Gizem Hüroğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal kaygı, bilinçli farkındalık ve üstbilişlerin değerlendirilmesi

Sosyal kaygı belirtilerinin genellikle üniversite yıllarına denk gelen "beliren yetişkinlik" döneminde ortaya çıktığı ve yoğunlaştığı düşünülmektedir. Literatüre bakıldığında sosyal kaygının bilinçli farkındalık ve üstbilişler ile ilişki içinde olduğu görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, sosyal kaygı, bilinçli farkındalık ve üstbilişler arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde birçok farklı bölümde öğrenim görmekte olan 345 kadın ve 143 erkek toplam 488 üniversite öğrencisi (yaş ortalamaları 20.77, ss=1,95) oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların sosyal kaygı düzeylerini belirlemek için Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği, bilinçli farkındalık düzeylerini belirlemek için Bilinçli Farkındalık Ölçeği, üstbilişlerini değerlendirmek için Üstbilişler Ölçeği-30 kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcıların sosyal kaygı puanları cinsiyet, romantik ilişkinin varlığı, alkol/sigara ve madde kullanımına göre farklılaşmaktadır. Sosyal kaygı toplam puanı ve alt boyutları (anksiyete ve kaçınma) ile bilinçli farkındalık arasında negatif bir ilişki bulgulanmıştır. Ayrıca, üstbiliş toplam puanı ve alt ölçekleri ise sosyal kaygı toplam puanı, sosyal kaygının anksiyete ve kaçınma alt boyutları arasında pozitif bir ilişki görülmüştür. Son olarak, bilinçli farkındalık ve üstbilişin sosyal kaygıdaki varyansın %12'sini açıkladığı ve üstbilişin bilişsel güven ve düşünceleri kontrol ihtiyacı alt boyutlarının sosyal kaygıyı anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Tüm bu bulgular literatürle tutarlılık göstermekte olup, sosyal kaygının önleyici çalışmalarında ve sağaltımında bilinçli farkındalık temelli programların ve üstbilişsel değerlendirmelerin etkili olacağı düşünülmektedir.

Bilinçli farkındalıkSosyal kaygıÖğrenciler+2
Gözde Durusoy
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi bilinçli farkındalık temelli bilişsel terapi uygulamasının algılanan stres ve ruminatif düşünce düzeyi üzerine etkisi

Çevrimiçi bilinçli farkındalık temelli bilişsel terapi uygulamasının bireylerin algılanan stres ve ruminatif düşünme biçimi düzeylerine etkisi açısından karşılaştırmayı hedefleyen bu araştırmada tek grup öntest-sontest kontrol grupsuz model uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; İstanbul ili, Sultanbeyli, Arnavutköy, Güngören, Bakırköy ilçeleri okullarında çeşitli kademelerde çalışan 12 rehber öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu', 'Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ-14)' ve 'Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği' katılımcı grubuna program öncesi öntest ve program sonrası sontest olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı, Bağımlı-T Testi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, 8 oturum 90 dakikadan oluşan bir program uygulanmıştır. Elde edilen veriler, bireylerin algılanan stres ve ruminatif düşünme biçimi düzeyi puanlarında anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir.

Bilinçli farkındalıkBilişsel davranış terapileriBilişsel farkındalık+6
İlke Aygün
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gruplar arası bağlamda sosyal bilinçli farkındalık: Sosyo-bilişsel becerilerin rolü

Sosyal bilinçli farkındalık, içinde bulunulan anda bir karar vermeden önce başkalarının istek ve tercihlerini gözeterek hareket edebilme becerilerini ifade eden bir prososyal davranış biçimidir. Bu çalışmanın amacı, ilkokul döneminde sosyal bilinçli farkındalık becerisinin gelişimi ile ilişkili bağlamsal (gruplar arası/iç grup-dış grup) ve sosyo-bilişsel (zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerisi) faktörleri incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 7-9 yaş aralığında toplam 100 çocuk (nkız= 48) ve annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama sürecinde annelerden Onam Formu ve Demografik Bilgi Formu'nu doldurmaları istenmiştir. Bunun yanı sıra çocukların sosyal bilinçli farkındalık becerilerini değerlendirmek için Sosyal Bilinçli Farkındalık Görevi, ketleyici kontrol becerilerini ölçmek için Ok Görevi ve son olarak Zihin Kuramı becerisini incelemek iki adet İkinci Dereceden Yanlış İnanç Görevi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama süreci çocukların eğitimine devam ettiği okulda yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çocukların iç gruba ve dış gruba eşit düzeyde sosyal bilinçli farkındalık sergiledikleri görülmüştür. Korelasyon analizi sonuçlarına göre çocukta sosyal bilinçli farkındalık becerisi, yaş, ketleyici kontrol ve zihin kuramı becerisi ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Bu ilişkiler bağlamında gerçekleştirilen hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocuğun yaşı ve zihin kuramı becerileri çocuğun sosyal bilinçli farkındalık becerisini yordamaktadır. Bununla birlikte çocuğun yaşı, zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerileri çocuğun iç gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalık becerisini yordarken, çocuğun dış gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalığını zihin kuramı becerisi yordamaktadır. Genel olarak, çocuklar iç gruba ve dış gruba yönelik eşit düzeyde sosyal bilinçli farkındalık gösterseler de çocukların iç gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalığı yaşla ve daha yüksek zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerileriyle birlikte artmıştır. Bununla birlikte yalnızca zihin kuramı becerisi dış gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalık becerisine katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak bu bulgular zihin kuramı becerisinin sosyal bilinçli farkındalığın hem iç gruba hem de dış gruba yönelik olarak sergilenmesinde önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: sosyal bilinçli farkındalık, iç grup, dış grup, zihin kuramı, ketleyici kontrol.

Bilinçli farkındalıkBilişsel farkındalıkDış grup yanlılığı+4
Ömür Özden Koçyiğit
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup üniversite öğrencisinin sosyal anksiyete düzeylerine göre bilinçli farkındalık ve yaşam doyumu düzeylerinin incelenmesi

Problemin Tanımı: Bu araştırmanın amacı bir grup üniversite öğrencisinin sosyal anksiyete düzeyleri ile bilinçli farkındalık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırma evrenini üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise İstanbul Teknik Üniversitesi, Işık Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi'nde 2015-2016 yılı yaz okulu döneminde eğitim gören bir grup lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklem toplamda 227 kişiden oluşmakla birlikte bunların 123'ü İstanbul Teknik Üniversitesi, 76'sı Işık Üniversitesi, 28'i Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisidir. Katılımcıların 149'u erkek 78'i kadındır. Örneklem, Sosyal Bilimler ve Mühendislik Fakültesi öğrencilerini içermektedir. Katılımcıların yaşları 19 ile 25 arasında değişmektedir. Veri toplama aşaması 2016 Temmuz ayının başında başlayıp bir ay içerisinde tamamlanmıştır. Ölçekler öğrencilere dersliklerde dağıtılmıştır. Ölçek uygulamaları yaklaşık 25 dakika sürmüştür. Araştırmaya katılan bireylere, Araştırma Bilgi Formu (Bkz., Ek A), Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği (LSAÖ) (Bkz., Ek B), Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ) (Bkz., Ek C), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) (Bkz., Ek D) uygulanmıştır. Araştırmada yer alan verilerin analiz çalışması SPSS programı ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Gerçekleştirilen korelasyon analizleri istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Bu doğrultuda, üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete düzeyleri ile bilinçli farkındalık düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sosyal anksiyete ile bilinçli farkındalık arasındaki ilişkinin açıklayıcılık gücünü belirlemek üzere yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Bu doğrultuda, üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete düzeylerinin bilinçli farkındalık düzeylerini azaltmakta olduğu tespit edilmiştir. Sosyal anksiyete ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin açıklayıcılık gücünü belirlemek üzere yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete düzeylerinin yaşam doyumu düzeylerini azaltmakta olduğu tespit edilmiştir.Sonuç: Literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda, bilinçli farkındalık temelli programların anksiyete düzeyini azalttığı ve yaşam doyumunu arttırdığı bilinmektedir. Bu araştırma bulguları sonucunda, sosyal fobinin sıklıkla görüldüğü üniversite öğrencilerinde farkındalığı arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmasının ve öğrencilerin bilinçlenmesinin faydalı olabileceği düşünülmektedir. Bununla beraber öğrencilerin yaşama yönelik doyumlarının artacağı düşünülmektedir.Araştırmadan edinilen bulgular literatür doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Anksiyete Bozukluğu, Sosyal Fobi, Bilinçli Farkındalık, Yaşam Doyumu, Üniversite Öğrencileri

AnksiyeteBilinçli farkındalıkBilişsel farkındalık+7
Nur Tuncer
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılı anlatım becerileri ile bilişsel ve psikososyal faktörlerin arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi

Problemin tanımı: Bu araştırma, yazılı anlatım becerilerini kazanımında öngörücü olan bilişsel ve psikososyal etkenlerin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinin Beşiktaş, Kağıthane ve Kadıköy ilçelerinde bulunan, benzer sosyoekonomik düzeydeki 4 devlet okulunda 2016-2017 eğitim-öğretim yılında ilkokul 2.sınıfta eğitim görmekte olan 38 öğrenci oluşturmuştur. Yazılı anlatım problemi olan 18 öğrencinin oluşturduğu deney grubu, öğretmen bildirimi ve Cümle Tamamlama ön yazı çalışmasıyla belirlenmiştir. Kontrol grubu ise, akademik olarak ortalama seviyede olan ve yazılı anlatımda herhangi bir problem yaşamayan 20 öğrencinin öğretmenleri tarafından belirlenmesiyle oluşturulmuştur. Araştırmada yazılı anlatım becerileri Cümle Tamamlama, Anlamlı ve Anlamsız Cümle Kopyalama ve Dikte Edilen Anlamlı ve Anlamsız Kelimeler Yazma olmak üzere 5 farklı çalışmayla ölçülmüştür. Yazılı anlatım, Yıldız ve Ateş (2007) 'in geliştirdiği Çok Boyutlu Okunaklılık Ölçeği ve Erden, Kurdoğlu ve Uslu (2002) 'nun geliştirdiği Yazım Hataları Formu ile değerlendirilmiştir. Motor bağımlı ve bağımsız Görsel Algı, Duru (2008) tarafından geçerlik ve güvenilirlik çalışması yapılan 'Gelişimsel Görsel Algı Testi-2' ile ölçülmüştür. Deney ve kontrol grupları arasında görsel algı düzeyleri bakımından anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca aile tarafından doldurulan Sosyodemografik Bilgi Formu, ÇGİDDÖ, DSM-5 Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hareketlilik ölçeği ve öğretmenler tarafından doldurulan DSM-5 Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hareketlilik ölçeği ve Öğrenme Bozukluğu Belirti Tarama Testi ile öğrencilerin psikososyal durumları da değerlendirilmiştir. Sonuç: Elde edilen veriler, yazılı anlatım güçlüğu olan çocukların olmayan akranları ile karşılaştırıldığında, akademik başarı, sosyalleşme, faaliyetlerde yer alma gibi sosyal alanlarda daha düşük performans gösterdikleri, motor bağımsız ve bağımsız görsel algıda güçlükler yaşadıkları, dikkat eksikliği, hareketlilik ve karşıt olma karşı gelme gibi klinik belirtileri daha yoğun gösterdikleri izlenmiştir.

Bilişsel becerilerBilişsel farkındalıkOkuma-yazma güçlüğü+6
Sezen Merve Gücükkılınç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin medya tercihleri ile kişilik özellikleri ve üstbilişleri arasındaki ilişki

Amaç: Araştırmamızın amacı, kişilik özellikleri, üstbiliş ve medya (film/müzik) tercihleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: 247'si kadın, 169'u erkek olmak üzere toplam 416 katılımcıya (yaş ortalaması 41,72±12,62) Sosyodemografik ve Medya Tercihleri Bilgi Formu, Eysenck Kişilik Anketi-Gözden Geçirilmiş Kısa Formu (EKA-GGK) ve Üstbiliş Ölçeği-30 (ÜBO-30) uygulanmıştır. Bulgular: Farklı cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyindeki katılımcılar EKA-GGK ve ÜBO-30 puanları bakımından farklılık göstermektedir. EKA-GGK nörotisizm ve dışa dönüklük puanları kadınlarda, nörotisizm ve psikotisizm puanları daha genç ve daha yüksek eğitimli gruplarda anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Erkeklerin ÜBO-30'dan bilişsel güven ve düşünceleri kontrol ihtiyacı hariç tüm alt ölçek puanları kadınlara oranla, lise ve altı eğitim düzeyindekilerin olumlu inançlar ve bilişsel güven hariç diğer alt boyutlardaki puanları yüksek eğitim grubundakilere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Çalışmamızda farklı medya tercihlerine sahip katılımcılar arasında EKA-GGK ve ÜBO-30 puanları bakımından anlamlı farklar gözlenmiştir. Farklı sıklıkta film izleyenler arasında tüm EKA-GGK ve ÜBO-30'dan olumlu inançlar puanları, farklı türlerde film izleyenler arasında tüm EKA-GGK ve ÜBO-30 puanları, farklı amaçlarla film izleyenler arasında EKA-GGK'dan dışa dönüklük, ÜBO-30'dan kontrol edilemezlik ve tehlike hariç tüm alt ölçek puanları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Farklı sıklıkta müzik dinleyenler arasında EKA-GGK'dan dışa dönüklük ve psikotisizm, ÜBO-30'dan düşünceleri kontrol ihtiyacı, farklı türlerde müzik dinleyenler arasında EKA-GGK'dan pskitotisizm, ÜBO-30'dan düşünceleri kontrol ihtiyacı, farklı amaçlarla müzik dinleyenler arasında EKA-GGK'dan nörotisizm ve dışadönüklük, ÜBO-30'dan bilişsel farkındalık puanları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Sonuç: Bulgularımız literatür eşliğinde incelenmiş, kişilik özellikleri ve üstbiliş düzeylerinin medya tercihleriyle olan ilişkisi tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Kişilik özellikleri, üstbiliş, medya tercihleri, film, müzik

FilmKişilik özellikleriMedya+4
Ayşegül Gacal
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda üstbilişin psikopatoloji ve baş etme becerileri yönünden değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, yaşlılarda üstbilişi, psikopatoloji ve baş etme becerileri yönünden değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmaya Yalova- İstanbul illerinde yaşayan 65-87 yaş aralığında toplam 103 yaşlı birey (50 kadın, 53 erkek) alınmıştır. Katılımcılara Mini Mental Test (MMT), Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, Üstbiliş Ölçeği (ÜBÖ-30), Belirti Tarama Listesi (SCL-90-R), Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) ve Geriatrik Depresyon Ölçeği (GDÖ) verilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 69,34 ± 4,83 olup, %74´ü evli, %49´u ilkokul mezunudur. ÜBÖ-30 alt ölçeklerinden düşünceleri kontrol ihtiyacı; SCL 90-R´nın tüm alt ölçekleriyle pozitif yönde anlamlı ilişkilidir. Kişinin kendi bellek ve dikkat yeteneklerine güveninin olmamasına ilişkin ÜBÖ-30 alt ölçeklerinden biri olan bilişsel güven ile SCL 90-R alt ölçekleri obsesif- kompulsif, kaygı, depresyon, öfke-düşmanlık, paranoid düşünce, ek maddeler, genel belirti puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkili bulunmuştur. ÜBÖ-30 toplam puanı ile SCL 90-R alt ölçekleri kişilerarası duyarlılık, kaygı, fobik anksiyete, psikotizm, ek maddeler, genel belirti puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Ayrıca ÜBÖ-30 toplam puanı ile COPE alt ölçekleri sorun odaklı, duygusal odaklı ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Sonuç: Yaşlı nüfusun artmasıyla bu popülasyona özgü ruhsal bozukluklarda artmaktadır. Yaşlıların patolojik tarzda üstbilişsel faaliyetleri arttıkça psikopatoloji belirtileri de artmakta ve başa çıkma tutumlarının da değiştiği saptanmıştır. Bulgularımız, sağlıklı yaşlanma ve bilişsel süreçleri anlama yönünden alanyazına katkısı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Üstbiliş, Psikopatoloji, Başa çıkma tutumları, Depresyon.

Başa çıkmaPsikopatolojiYaşlılar+1
Gülşah Baltacı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eroı̇n kullanım bozukluğu olan bı̇reylerı̇n otomatı̇k düşüncelerı̇, üst bı̇lı̇şsel model ve stresle başa çıkma tarzının değerlendı̇rı̇lmesı̇

Amaç: Bu çalışma, Eroin Kullanım Bozukluğu'nun otomatik düşünce stilleri, üst biliş ve baş etme stratejilerine etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Yöntem: Çalışma örneklemi, 18-65 yaş arası, özel ve devlet hastanelerinin bağımlılık tedavi merkezlerinde ayaktan ya da yatarak tedavi sürecinde olan Eroin Kullanım Bozukluğu tanısı almış 43 katılımcı ve herhangi bir Madde Kullanım Bozukluğu tanısı olmayan 43 kontrol grubu katılımcısı olmak üzere toplam 86 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara Onam Formu ve Sosyodemografik Bilgi Formu dışında; ÜstBiliş Ölçeği-30, Stresle Başa çıkma Tarzları Ölçeği ve Otomatik Düşünceler Ölçeği verilmiştir. İkili karşılaştırmalarda bağımsız t-test analizi yapılmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Araştırma verilerinin sonuçlarına göre; deney grubu ve kontrol grubu karşılaştırıldığında, stresle başa çıkma ve üst biliş açısından iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Olumsuz otomatik düşünce sıklığının Eroin Kullanım Bozukluğu olan grupta daha yüksek olduğu görülmüştür. Eroin Kullanım Bozukluğu tanısı almış grupta yer alan kişilerin kendi arasında yapılan karşılaştırmaların sonuçlarına göre; grup terapi ve bireysel terapi desteği almış olmanın Eroin Kullanım Bozukluğuyla başa çıkma açısından, işlevsel başa çıkma stratejilerinin kullanımını arttırdığı ve bu kişilerde olumsuz otomatik düşünce sıklığını azalttığı bulunmuştur. Eroin Kullanım Bozukluğu olan grupta üst bilişin, eğitim ve yaş değişkeninden etkilendiği saptanmıştır. Yapılan korelasyon analizleri sonucunda, eroine başlama yaşı ve stresle başa çıkma alt boyutları arasında anlamlı pozitif bir ilişki bulunmuştur. Eğitim süresinin, stresle başa çıkma ve üst biliş ile arasında anlamlı bir ilişki vardır. Sonuç: Eroin Kullanım Bozukluğu olan bireylerin olumsuz düşünmeye daha yatkın olduğu bulunmuştur. Eroine kullanımına başlama yaşı ve eğitim süresinin, işlevsel başa çıkma tarzları geliştirmek ve farkındalık açısından etkili olduğunu gösteren sonuçlar hipotezi desteklemiştir. Madde Kullanım Bozukluğu tanısı olan bireylerin psikoterapi desteği ile bilişsel süreçleri ve stresle başa çıkma kapasitelerinin geliştiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Eroin, Stresle başa çıkma, Üst biliş, Otomatik düşünce

Başa çıkmaEroinEroin bağımlılığı+4
Birgül Gülen
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının yaşam kalitesi ile ilişkisinde üstbilişlerin aracı rolü

Bu araştırma, çocukluk çağı travmalarının yaşam kalitesi ile ilişkisinde üstbilişlerin aracı rolü olup olmadığını incelemek amaçlı gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 20-40 yaş aralığındaki 397 (204 kadın, 193 erkek) üniversite öğrencisi (lisans) oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların sosyodemografik bilgilerine ulaşmak için Sosyodemografik Bilgi Formu, çocukluk çağındaki travmatik yaşantılarını ölçmek için Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), yaşam kalitesini değerlendirmek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu (WHOQOLBREF), üst biliş düzeylerini belirlemek için Üst Bilişler Ölçeği-30 (ÜBÖ-30) kullanılmıştır. Verilerin analiz sürecinde betimleyici analizler, bağımsız t-test, ANOVA, Pearson korelasyon, basit ve hiyerarşik regresyon analizleri SPSS programı aracılığıyla yürütülmüştür. Veriler değerlendirildiğinde çocukluk çağı travmaları ile yaşam kalitesi arasında negatif yönde orta derecede anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda çocukluk çağı travmaları puanları ile üstbiliş değerleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Üstbiliş değerleri ile yaşam kalitesi puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukluk çağı travmaları ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide üstbilişlerin kısmi aracılık rolünde olduğu hipotezimizin lehine bulgular saptanmıştır. Sonuç olarak, çocukluk çağı travmaları puanları ve üstbiliş puanı arttıkça yaşam kalitesi düzeyinin azaldığı görülmüştür. Aynı şekilde çocukluk çağı travma puanları arttıkça patolojik üstbiliş değerlerinin de arttığı görülmüştür. Özetle bu bulgular çocukluk çağı travmaları ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide üstbilişlerin kısmi aracı rolde olduğunu ve çocukluk çağı travmalarının işlevsel olmayan üstbilişlere zemin hazırlayan bir faktör olabileceğini göstermektedir.

TravmaYaşam kalitesiÇocukluk çağı travmaları+2
Nazan Sulhan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üst biliş ve pozitif psikolojik sermayenin sınav kaygısı ile ilişkisi

Araştırmada Haliç Üniversitesi lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin üst bilişlerinin ve pozitif psikolojik sermayelerinin sınav kaygılarıyla ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Buradan hareketle ilk olarak üst biliş ile sınav kaygısı arasındaki ilişki, pozitif psikolojik sermaye ile sınav kaygısı arasındaki ilişki ve üst biliş ile pozitif psikolojik sermaye arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma Haliç Üniversitesi Lisans ve Yüksek Lisans öğrencilerinden oluşan 211 kişiden anket yoluyla toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Demografik Bilgi Formu, Üst biliş Ölçeği-30, Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği ve Sınav Kaygısı Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler, ''IBM SPSS Statistic 22'' paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde ilk olarak demografik bilgilerin incelendiği frekans analizleri, demografik verilerle değişkenlerin farklılıklarını ölçümlemek için t-test ve korelasyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada üst biliş ve pozitif psikolojik sermayenin sınav kaygısı ile arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu, üst biliş ile pozitif psikolojik sermaye arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucu çıkmıştır. Ayrıca cinsiyet faktörüyle gerçekleştirilen fark testleri sonucunda erkeklerin pozitif psikolojik sermayelerinin kadınlarınkine göre daha fazla olduğu; psikolojik tanı almayan bireylerin tanı alan bireylere göre üst biliş ve pozitif psikolojik sermayelerinin daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir.

Lisansüstü öğrencilerPozitif psikolojik sermayePsikolojik sermaye+4
Hatice Kahramanoğlu
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Obezite tanısı olan bireylerde depresyon, bilgece farkındalık ve çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişkiler

Bu çalışmada, obezite tanısı olan bireylerin depresyon ve bilgece farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkilerin ve çocukluk çağı travmalarına maruz kalma düzeylerinin erişkin dönem obezite gelişimlerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışma, Eylül-Aralık 2020 tarihleri arasında, İstanbul ilindeki Klinik Obezite ve Metabolik Cerrahi Kliniği'ne ve Kocaeli ilindeki Üç İki Bir Diyet Danışma Merkezi'ne başvuruda bulunan veya düzenli olarak tedavi gören, obezite tanısı olan ve araştırmaya gönüllü olarak katılım sağlayan 116 katılımcıdan (88 kadın, 28 erkek) elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya beden kütle indeksi (BKİ) değeri 30 ve üzerinde olan (BKİ≥30 kg/m2) 20-65 yaş arasındaki katılımcılar dahil edilmiştir. Katılımcılara ait veriler öz bildirim yöntemi ve yüz yüze görüşme ile elde edilmiştir. Sosyodemografik bilgi formu yüz yüze gerçekleştirilen anket yöntemi ile uygulanmıştır. Depresyon belirtilerinin derecesini ölçmek için "Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)", bilgece farkındalığın derecesini ölçmek için "Beş Faktörlü Bilgece Farkındalık Ölçeği-Kısa Formu (BFBFÖ-K)" ve çocukluk çağı travmalarının derecesini ölçmek için "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ)" kullanılmıştır. Katılımcıların depresyon düzeyleri ile BKİ düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (r= .060; p>.05). Obezite tanısı olan bireylerin BKİ'leri ile bilgece farkındalık düzeyleri arasında anlamlı ilişkilerinin olmadığı belirlenmiştir. Bilgece farkındalık alt boyutları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, pozitif yönde en yüksek ilişkinin "Yargılamadan Gözleme ve İzleme" ve "Duygularını İsimlendirme" alt boyutu toplam puanları arasında (r=.425; p<.01) olduğu görülmüştür. Obezite tanısı olan bireylerin depresyon puanları ile bilgece farkındalık düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Bilgece farkındalık alt boyutları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, pozitif yönde en yüksek ilişkinin "Dikkati Düzenleme" ve "Duygularını İsimlendirme" alt boyutu toplam puanları arasında (r=.425; p<.01) olduğu görülmüştür. Obezite tanısı olan bireylerin BKİ düzeyleri ile çocukluk çağı travmalarına maruz kalma düzeyleri arasında anlamlı ilişkilerinin olmadığı belirlenmiştir. Bilgece farkındalık alt boyutları ile BKİ düzeyi arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı bulunmuştur (p>.05).

Bilişsel farkındalıkDepresyonObezite+2
Duygu Cengiz
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital destekli öz düzenleme psikoeğitim programının özel yetenekli öğrencilerde öz düzenleme ve üstbiliş becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Bandura'nın Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve Borkowski'nin Süreç Odaklı Üstbiliş Modeli temel alınarak geliştirilen dijital destekli öz düzenleme psikoeğitim programının, özel yetenekli öğrencilerin öz düzenleme ve üstbiliş becerilerine etkisinin incelemesidir. Karma araştırma yönteminin açıklayıcı sıralı deseniyle yürütülen çalışmanın ilk aşamasında, özel yetenekli öğrencilerin mevcut durumları doküman analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, alan yazınla birleştirilerek 10 oturumluk bir psikoeğitim programı geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, yarı deneysel yöntem çerçevesinde dört gruplu Solomon deseni kullanılmıştır. Katılımcılar, iki ayrı ilçedeki bilim ve sanat merkezlerine devam eden 54 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Deney gruplarına dijital destekli psikoeğitim programı uygulanırken, kontrol gruplarıyla drama, akıl oyunları ve yaratıcı yazarlık etkinlikleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda veriler, öz düzenleme ve üstbiliş becerilerini ölçen ölçekler aracılığıyla ön test, son test ve izleme testleri şeklinde toplanmıştır. İlgili verilerin analizi SPSS 26 paket programı aracılığıyla test edilmiştir. Bu kapsamda veriler, parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi ile birlikte 2×3 ve 4×2 düzeylerinde karma varyans analizleriyle test edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda, deney gruplarındaki katılımcılar ve bu katılımcıların ebeveynleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, ilgili veriler MAXQDA 24 paket programı aracılığıyla içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bulgular, deney gruplarının son test puanlarının hem kendi gruplarının ön test puanlarına hem de kontrol gruplarının son test puanlarına göre anlamlı düzeyde arttığını ve bu artışın izleme testleriyle de korunduğunu göstermiştir. Nitel veriler ise, nicel bulgularla tutarlılık göstererek programın etkisinin sürdürülebilirliğini ortaya koymuştur. Sonuçlar, genel olarak geliştirilen dijital destekli psikoeğitim programının, özel yetenekli öğrencilerin öz düzenleme ve üstbiliş düzeylerini artırmada ve zamanla etkililiğini korumada etkili olduğunu göstermiştir.

Öz düzenleme becerisiÖzel yetenekliler eğitimiÜstbiliş
Ferdi Yağan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kanseri olan çocuğa sahip ebeveynlerde ruminasyon ve üstbilişlerin travma sonrası büyüme ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma kanseri olan çocuğa sahip ebeveynlerde ruminasyon ve üstbilişlerin travma sonrası büyüme ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla ilişki arayıcı araştırma deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırma Türk Kanser Derneği, Kanser Savaşçıları ve Kanserle Dans Derneği'nin sosyal medya ortamlarında çevrimiçi anket yoluyla gerçekleşmiştir. Çalışmaya 103 kanseri olan çocuğa sahip ebeveyn dahil edilmiştir. Veriler; tanıtıcı veri formu, Olay İlişkili Rüminasyon Envanteri, Üstbiliş Ölçeği- 30 ve Travma Sonrası Büyüme Envanteri kullanılarak 30 Eylül 2020 ile 25 Aralık 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sıklık analizleri ile birlikte korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kanseri olan çocuğa sahip ebeveynlerin amaçlı ruminasyon ve üstbilişleri ile travma sonrası büyüme arasında pozitif yönde doğrusal bir ilişki olduğu, girici ruminasyon ile travma sonrası büyüme düzeyleri arasında ise ters yönde bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Kanseri olan çocuğa sahip ebeveynlerde amaçlı ruminasyon, girici ruminasyon ve üstbilişlerin travma sonrası büyümenin %30'unu açıkladığı saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda kanseri olan çocuğa sahip ebeveyvlerin, ruminasyon ve üstbilişlerinin travma sonrası büyümeyi etkilediği söylenebilir. Dolayısıyla, kanseri olan çocuğa sahip ebeveynlerin tanı alındığı andan itibaren ruminasyon, üstbiliş ve travma sonrası büyüme düzeylerinin değerlendirilmesi, amaçlı ruminasyonların ve üstbilişlerin desteklenmesine yönelik yaklaşımların benimsenmesi önerilebilir.

Ana-babaHemşirelikKanser hastaları+3
Sümeyye İlayda Dursun
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İşitme kaybının üst-bilişsel ve duyusal fonksiyonlara etkisi

Bu çalışmada koklear implant kullanıcıları implantasyon dönemine (12-18/18-24 ay) ve unilateral/bilateral implant kullanımlarına göre gruplara ayrılarak, normal işiten akranlarıyla dil, bilişsel ve duyusal becerilerinin karşılaştırılması ve koklear implant kullanıcılarında dil, bilişsel ve duyusal beceriler arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya; 6-9 yaşları arasında 50 koklear implant kullanıcısı, 20 normal işitmeye sahip çocuk dahil edilmiştir. Katılımcıların dil becerileri Türkçe Okul Çağı Gelişim Testi (TODİL), sözel bellek becerileri Çalışma Belleği Ölçeği (ÇBÖ), hızlı isimlendirme becerileri Hızlı İsimlendirme Testi (HİT), gürültüde konuşmayı anlama becerileri Gürültüde Konuşmayı Anlama Testi (HINT-C), duyusal işlemleme becerileri Duyusal İşlemleme Ölçeği (DİÖ) ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; 12-18 ve 18-24 ay arasında implante edilen grupların TODİL, ÇBÖ, HİT, HINT-C ve DİÖ bulguları arasında fark olmadığı ancak normal işiten gruptan düşük performans gösterdikleri bulunmuştur (p<0,05). Unilateral ve bilateral implant kullanıcılarında da TODİL, ÇBÖ, HİT ve DİÖ bulguları arasında fark olmadığı ancak normal işiten gruptan düşük performans gösterdikleri (p<0,05) ve HINT-C skorlarının istatistiksel olarak birbirinden farklı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Koklear implant kullanıcılarının TODİL, ÇBÖ, HİT ve HINT-C bulguları arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar elde edilmiştir (p<0,05). Elde edilen sonuçlar, konjenital çok ileri derecede işitme kaybına sahip çocukların erken dönemde implant edilseler ve ardışık bilateral koklear implant kullansalar bile normal işiten akranlarıyla benzer sonuçlara sahip olmadıklarını göstermiştir. Bunun yanında işitsel, dil ve bilişsel becerilerin birbiriyle yakından ilişkili olması nedeniyle rehabilitasyon programlarının bütüncül bakış açısıyla oluşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

BilişDuyusal analizKoklear implantlar+3
Merve İkiz Bozsoy
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The mediating roles of emotion dysregulation and metacognition in the relationship between terrorism and community violence related risk appraisals and psychological symptomatology

The purpose of the present study was to examine the mediating roles of emotion dysregulation and metacognition in the relationship between terrorism and community violence related risk appraisals and psychological symptomatology. Brief Symptom Inventory, Difficulties in Emotion Regulation Scale-Brief Form, Terror Risk Perception Questionnaire and Metacognition Questionnaire were used to collect data from university students (between 18-23 years old) who have been living in Ankara at least 3 years. The results of multiple mediation models indicated that risk appraisals towards terrorist attacks and community violence incidents may lead to difficulties in emotion regulation and to use of unhelpful metacognitive functions that may also lead to disrupting psychological functioning in the youth population. The findings of the present study have clinical and psychosocial implications. In clinical implications, cognitive and emotional skills of youth would be supported by working on emotion regulation and metacognitive functions. In psychosocial implications, youths' the sense of control and safety would be improved by community-based interventions and policies.

Emotion dysregulationRisk PerceptionSymptom+6
Mustafa Sarıkaya
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğretmenlerinin ve öğrencilerinin üstbiliş becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Üstbiliş, bireylerin kendi düşünme süreçlerini gözlemleme, değerlendirme ve gerektiğinde düzenleme kapasitesini ifade eder. Bu yetenek, bireylerin öğrenme hedeflerine ulaşmalarını ve akademik başarılarını artırmalarını sağlayarak, öğrenme stratejilerini değerlendirmelerine, düzenlemelerine ve geliştirmelerine olanak tanır. Üstbiliş farkındalığının yüksek olması hem öğrenci hem de öğretmen açısından öğrenme süreçlerini daha etkili yönetilebilmesine dolayısıyla, akademik başarının artmasına neden olur. Araştırma 2022-2023 Bahar döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ordu ilinde dört farklı ilçeden 7 devlet okulunun 25 farklı sınıfında öğrenim görmekte olan 495 öğrenciyi kapsamaktadır. Araştırmaya farklı sosyo-ekonomik özelliklere sahip, aynı öğretmen ile dördüncü sınıfa kadar devam etmiş dördüncü sınıf öğrencileri dahil edilmiştir. Sınıfa farklı dönemlerde katılım sağlayan öğrenciler, araştırma grubuna dahil edilmemiştir. Çalışmada öğrencilere, Üstbiliş Bilgi ve Beceri Ölçeği ve Öğretmen Üstbiliş Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrenci üstbiliş bilgi ve beceri ölçeği ile alt boyutları arasındaki ilişkiye bakılmış olup; Tahmin Değerlendirme puanları 6,53±4,37 olarak anlamlıdır; Bildirimsel Bilgi 2,62±1,20 olarak grup puanı anlamlı olmuştur. Durum Bilgisi 12,86±5,83 ile grup puanı anlamlı değildir. Planlama 7,92±4,06 ile grup puanı anlamlı değildir. İzleme 14,71±4 ve Yordam Bilgisi 19,99±7 çıkarak her ikisi de anlamsızdır. Üstbiliş toplam ise 64,64 ±19 ile hesaplanmıştır ve anlam taşımamaktadır. Tablodaki öğrenci üstbiliş bilgi ve beceri ölçeği ve alt boyutlar arasındaki ilişki bulguları arasında sadece Tahmin ve Değerlendirmede anlam taşıyan bir sonuç gösterdiği söylenebilir. Öğretmen üstbiliş envanteri puanları ortalamasına bakılmış; ortalaması 106,80±13,11 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgu, dikkat çekici bir şekilde öğretmenlerin yüksek düzeyde üstbiliş becerilerine sahip olduğu söylenebilir. Öğrenci üstbiliş becerisi ve öğretmen üstbiliş becerisi araştırmanın bulgularına bakılmıştır; öğretmenlerin üstbiliş puanları ile öğrencilerin "tahmin değerlendirme, bildirimsel bilgi, durum bilgisi, planlama, izleme ve yordama bilgisi" arasındaki ilişki incelendiğinde, sadece öğretmenlerin ve öğrencilerin planlama puanları arasında (r=.469; p=.018) pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar, üstbiliş bilgi ve beceri ölçeğinin yalnızca Tahmin ve Değerlendirme alt boyutunda anlamlı bir ilişki ortaya koyduğunu ve diğer alt boyutların anlamlı fark göstermediğini göstermektedir. Yapılan araştırmanın bulguları, öğretmenlerin üstbiliş becerilerinin öğrenci planlama becerileri üzerindeki etkisini vurgulamakla birlikte, önümüzdeki zamanlarda yapılacak pek çok araştırma için öneriler sunabilir.

Üstbiliş
Hülya Solak
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Related subjects