Old Anatolian Turkish
153 theses under this subject heading
Harezm ve Eski Anadolu Türkçesine ait iki Nehcü'l-ferâdîs nüshasının ses ve şekil bilgisi bakımından karşılaştırılması
Yaklaşık son on yıla kadar Harezm Türkçesiyle yazılmış nüshaları bilinen Nehcü'l-Ferâdîs'in Eski Anadolu Türkçesine aktarılmış iki nüshası daha bulunmuş bunlar ilim âlemine tanıtılmış, üzerine yayınlar yapılmaya başlanmıştır. Yeni nüshaların bulunmasının özelde Nehcü'l-Ferâdîs ile Harezm ve Eski Anadolu Türkçesi çalışmalarına genelde Türk diline katkısının olacağı tartışılmazdır. Bu çalışmada, Harezm Türkçesi dönemine ait Nehcü'l-Ferâdîs'in Yeni Cami nüshası ile Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait Nehcü'l-Ferâdîs'in Kastamonu nüshası ses ve şekil bilgisi bakımından karşılaştırılmıştır. Çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de çalışmaya giriş yapıldıktan sonra çalışmanın amacı, yöntemi ve kapsamı yer almaktadır. İkinci Bölüm'de Harezm Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesi dönemleri ve Nehcü'l-Ferâdîs'in bu iki döneme ait nüshaları hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü Bölüm'de ses ve şekil bilgisi incelemesi yer almaktadır. Ses bilgisi; ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki kısımda incelenmiştir. Bu iki ana başlık kendi içinde alt başlıklara ayrılmaktadır. Şekil bilgisi incelemesi olarak da yapım ekleri ve çekim ekleri incelenmiştir. Yapım Ekleri; isimden isim, isimden fiil, fiilden isim, fiilden fiil yapma ekleri ile sıfat-fiiller ve zarf-fiiller başlıklarından oluşmaktadır. Çekim Ekleri; isim çekimi ve fiil fekimi ekleri olarak kendi içinde alt başlıklara ayrılmıştır. Fiil çekimi ekleri de bildirme ve tasarlama kipleri olarak alt başlıklara ayrılmıştır. Ayrıca, bu bölümün sonunda her iki nüshada incelenen ekler, toplu olarak tablolar hâlinde verilmiştir. Dördüncü Bölüm'de çalışma neticesinde elde edilen çıkarımların yer aldığı Sonuç ve çalışmada yararlanılan kaynakların yer aldığı Kaynakça yer almaktadır.
Kitāb-ı Mevlūd-i Muṣṭafā (İnceleme-çevriyazı-dizin-tıpkıbasım)
Türk dili, sunduğu dil malzemeleri, duyguları ve düşünceleri anlatım imkânı bakımından dünyanın zengin dilleri arasında yer almaktadır. Orhun yazıtlarının yazılmasından bu yana bu zenginlik hemen hemen her dönem ve bölgede devam etmiş, Türk dili çok geniş bir sahada konuşulur ve yazılır bir hâle gelmiştir. Türk dilinin kendine yaşam alanı bulduğu bu sahalardan biri de Anadolu sahasıdır. Türklerin Anadolu'yu fethi ile Türk dili, Oğuz Türkçesi temelinde Anadolu sahasında gelişme imkânı bulmuştur. Oğuzlar, bu dille 13. yüzyıldan itibaren el yazması ve matbu birçok eser vermiştir. Günümüzde de verilen bu eserler üzerinde birçok çalışma ve inceleme yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada da Kitāb-ı Mevlūd-i Muṣṭafā isimli mevlit metninin ses ve biçim bilgisi özellikleri üzerinde durulmuş ve böylece bu çalışmalara bir yenisi daha eklenmeye çalışılmıştır. Çalışmada 16. yüzyılın ilk çeyreğinde yazılan Kitāb-ı Mevlūd-i Muṣṭafā adlı eser üzerinde dil incelemesi yapılmıştır. Çalışma Giriş, İnceleme, Sonuç, Kaynakça, Çevriyazı, Dizin, Tıpkıbasım olmak üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde edebiyatımızdaki mevlit geleneği ile mevlidin önemi değerlendirilmiş, eserin fiziksel özellikleri tanıtılmış, çalışmanın amacı, önemi ve yönteminden bahsedilmiştir. Çalışmanın asıl bölümünü oluşturan İnceleme bölümünde metnin dil bilgisi özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bölüm İmlâ, Ses ve Biçim Özellikleri olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. İmlâ özellikleri kısmında metin yazılış özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Ses özellikleri kısmında metinde belirlenen ses uyumları ve ses olayları art zamanlı ve eş zamanlı incelenmiştir. Biçim özellikleri kısmında metinde belirlenen yapım ekleri, çekim ekleri ve sözcük türleri işlevleri bakımından değerlendirilmiştir. Çevriyazı bölümünde eser, transkripsiyon harfleri kullanılarak yeniden yazılmıştır. Dizin bölümünde eserin gramatikal dizini yapılmış, sözcüklerin karşılıkları verilmeye çalışılmıştır. Tıpkıbasım bölümünde eserin tıpkıbasımı verilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen sonuçlar açıklanmış; çalışmada yararlanılan bütün kaynaklar, Kaynakça bölümünde belirtilmiştir.
Vesîletü'n-Necât'ta ad işletimi
Süleyman Çelebî'nin Vesîletü'n-Necât (Mevlid) adlı eseri, Türk edebiyatının en beğenilen, en sevilen, en çok okunan ve en çok istinsah edilen eseridir. Eski Anadolu Türkçesi'nin karakteristik özelliklerini taşıyan Vesîletü'n-Necât, bu tezde ad işletimi (biçimbirimler ve İşlevler) yönünden incelenmiştir. Alan yazınında gelenekselleşmiş bilimsel yöntem ile Vesiletü'n-Necat adlı eser üzerinde bir ad işletimi incelemesini amaçlayan bu çalışma, söz konusu eser üzerine yapılacak ilk dilbilgisel çalışmalardan biri olacaktır. Elde edilen veriler Eski Anadolu Türkçesi dilbilgisi çalışmalarına önemli bir bilimsel katkı sağlayacaktır. Ad işletimi, ad kök ve gövdelerine gelen biçimbirimlerle gerçekleşir. Ad işletimi biçimbirimleri "sözcük türünü değiştirmeyen biçimbirimler", "sözcük türünü değiştiren biçimbirimler" ve "yüklem yapıcı ve yüklemde görevli biçimbirimler" olmak üzere genel olarak üç başlıkta tasnif edilebilir. Bu çalışmada Vesîletü'n-Necât'taki ad işletimi söz konusu yöntemle incelenmiş ve Eski Anadolu Türkçesi için önemli veriler elde edilmiştir.
Nehcü'l-Ferâdîs'in Harezm Türkçesi ve eski Anadolu Türkçesi dönemlerine ait nüshalarında birleşik fiiller üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
Söz diziminin bir parçası olan ve ayrıca sözlüksel düzeyde de incelenmesi gereken birleşik fiiller; yapı, işleyiş ve anlamsal yönleriyle dilin önemli unsularından biridir. Bu yapılar, bir eylemi karşılamak amacıyla birden fazla biçim bilgisi unsurunun bir araya getirildiği dil unsurlarıdır. Bu yönüyle dilin ifade gücüne ve kavram karşılama süreçlerine katkı sağlayan öbekleşmelerin başında gelmektedirler. Birleşik fiiller oluşum şekillerine göre genel olarak ana yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiiller, deyimleşmiş/kalıplaşmış birleşik fiiller, tasvir fiilleri ve karmaşık fiiller gibi başlıklarda sınıflandırılmaktadır. Birleşik fiillerin, Türk dilinin tarihsel gelişimi içerisinde metinlerde kullanım sıklığı açısından diğer kelime gruplarına nazaran daha önde yer aldığı bilinmektedir. Bu nedenle birleşik fiilller üzerine yapılacak incelemeler hem söz varlığı özelliklerinin hem de söz dizimsel özelliklerin tespiti açısından önem taşımaktadır. Birleşik fiillerin tespiti kadar önemli olan diğer bir önemli konu da bu yapıların tarihsel süreçte kuruluş ve işlev açısından nasıl hareket ettikleridir. Bu konuda Türkçenin tarihi dönemlerinde verilen eserlere dayalı yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar birleşik fiil öbekleşmelerinin yapı ve kuruluş açısından seyrinin görülebilmesini sağlayacak somut veriler sunacaktır. Bu çalışmada, Nehcü'l-Ferâdis'in Harezm Türkçesi ile Eski Anadolu Türkçesi nüshalarında yer alan birleşik fillerle ilgili karşılaştırmalı bir inceleme yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmada birleşik fiiller kuruluş ve yapılarında yer alan unsurlar açısından incelenmiştir. Tespiti yapılan birleşik filler ana yardımcı fiillerle kurulanlar, deyimleşmiş/kalıplaşmış birleşik fiiller, tasvir fiilleri ve karmaşık fiiller başlıkları altında sınıflandırılıp değerlendirilmişlerdir. Ayrıca tamlayıcılarla genişletilmiş birleşik fiil yapıları da ele alınarak iki dönem arasında benzerlik ve farklılıklar ortaya konmaya çalışılmıştır. Değerlendirme ve tespitler, tablo ve grafiklerle desteklenerek mukayese edilmiştir. Elde edilen veriler, birleşik fiillerin yapısal niteliklerini ortaya koyduğu kadar Türkçenin kaybolmaya yüz tutmuş söz varlığının da gün yüzüne çıkarılmasına olanak sağlamaktadır.
Eski Anadolu Türkçesinde kadın ile ilgili sözvarlığı
Kadın teriminin işlevlerinden biri biyolojik cinsiyeti ifade etmek ise de kadınlık bir bakıma her şeyden önce toplumsal bir statüye işaret eder. Kadınlık, insanlığın ve toplumun her alanında, yüzyıllar boyunca varlığını hissettiren bir olgu olma niteliğini sürdüregelmiştir. Kadın gerek günümüzde gerek tarihî metinlerde çeşitli açılardan tanımlanmış ve hatta sınıflandırılmıştır. Kadına dair hemen her olguyu çeşitli metinsel türler içinde tanıklamak mümkündür ve kadın için toplum tarafından gerek olumlu veya olumsuz anlam içerikleriyle gerek yansız içeriklerle çeşitli adlandırmalar, tanımlamalar yapılmıştır. Çok farklı sınıflarda şekillenen kadına yönelik sözvarlığı unsurları kadını çeşitli düzeylerde farklı yaklaşımlarla ifade etmekte, tanımlamakta veya nitelendirmektedir. Türkoloji alanında, kadın kavram alanına ait sözvarlığına dair çeşitli araştırma ve inceleme çalışmaları mevcuttur. Genel itibarıyla 13. ve 15. yüzyıllar arasını kapsayan Eski Anadolu Türkçesi döneminden günümüze ulaşmış pek çok eser türde ve içerikte eser bulunmakta olup bu eserler üzerine de yapılan birçok araştırma bulunmaktadır. Ancak bilhassa Türkiye Türkçesini de özel olarak ilgilendirmesi yönüyle Türkçenin en önemli tarihî dönemlerinden biri durumundaki bu dönemde kadın temasını odağına alan sözvarlığı düzeyindeki araştırma ve inceleme faaliyetleri oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada, ilgili dönemin belirlenen eserleri "kadın" temasına yönelik sözvarlığı yönleriyle ele alınmış olup kadını tanımlayan dil unsurları ve ayrıca kadının her yönünün dile etkisi araştırılarak kadına ait sözvarlığı derlenmiştir. Bu çalışma kapsamında taranmış eserler üzerinden ulaşılan verilerle, kadın temasını doğrudan veya dolaylı olarak belirten 13 ayrı kategori altında pek çok başlık tasarlanmıştır. Kadın kavram alanıyla ilişkili olarak tespitedilen sözcük ve öbekler başta olmak üzere her türlü sözvarlığı unsuru sesbilgisel, biçimbilgisel veya sözdizimsel düzeylerde temel incelemeye tabi tutulmuştur. Bunların yanı sıra, tanıklanan sözvarlığı unsurlarıyla ilgili sosyolojik ve gerektiğinde varoluşsal değerlendirmeler, yorumlamalar sunulmaya, aktarılmaya çalışılmıştır. Böylelikle, Eski Anadolu Türkçesinde verilmiş eserler üzerinden ilgili dönemde kadının ve kadınlığın nasıl değerlendirildiği, kadına nasıl yaklaşıldığı gibi hususlar irdelenmiş, ayrıca ilgili sözvarlığının nasıl sınıflandırılacağına yönelik çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Tüm bunlarla, 13-15. yüzyıllar arasında, Eski Anadolu Türkçesinin yazıldığı coğrafyada kadın olgusunun ve kadınlıkla ilgili pek çok hususun gerek toplum nezdinde gerek eserlerde nasıl bir yer bulduğu, bunların metinlere ve yaşayışa nasıl yansıdğı, o dönemin kadın algısıyla ilgili ipuçlarının neler olabileceği gibi çeşitli noktalarda veriler sunulmaya çalışılmıştır. Bu sayede, elde edilen tüm bu verilerin farklı disiplinler kapsamında da işlenip değerlendirilebilecek malzemeye dönüşme potansiyeli taşıması da bu çalışmayla amaçlananlar arasındadır. Böylelikle bu çalışma, genel olarak Türk toplumunda ve yaşantısında, daha geniş ölçekte Türk sosyolojisinde kadına ve kadınlığa yönelik ayrıntıların ortaya çıkarılmasında ufak bir katkı sağlamış olacaktır. Anahtar Kavramlar: Eski Anadolu Türkçesi, kadın, sözvarlığı. Bilim Kodu: 30103
Süleymān-nāme (39. cilt) (Giriş-metin-dil incelemesi-dizin-tıpkıbasım)
Türkçenin tarihî seyri içerisinde önemli bir yeri olan, Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösteren XV. yüzyılın ikinci yarısı ile XVI. yüzyılın ilk yarısını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için çalışmaya değer bulduğumuz eser Firdevsî-i Rûmî'nin Süleymân-nâme'sinin 39. cildidir. Eser, Manisa İl Halk Kütüphanesi, Akhisar Zeynelzade Koleksiyonu, 45 Ak Ze 226 olarak kayıtlı olup içerisinde toplam altı cilt (37 - 42) vardır. Bunun yanı sıra eserin Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine Kitaplığı 1529 numarada kayıtlı 37 - 42. ciltleri içeren bir nüshası daha mevcuttur. Metnin çeviriyazısını yaparken eski harfli metinler üzerine yapılan çalışmalardan ve sözlüklerden faydalanılmıştır. Arap harfli orijinal metinden Latin harflerine aktarılan metnin dizini Cibakaya programı yardımıyla oluşturulmuş, kelime ve kelime gruplarının öncelikli olarak bağlamdaki anlamları verilmiştir. Dizin oluşturulduktan sonra metin üzerinde dil incelemesi yapılmış; metnin imla, fonetik ve morfolojik özellikleri tablolar hâlinde gösterilmiştir. Giriş bölümünde Firdevsî'nin hayatı ve eserleri, özellikle Süleymân-nâme'nin diğer ciltleri ve 39. cilt üzerinde ayrıntılı bilgi verilip metinde anlatılan olayların geniş bir özeti yapılmıştır. Daha sonra çalışmanın tıpkıbasım bölümü hazırlanmıştır. Yapılan çalışma ile eserin dil hususiyetleri ve söz varlığı bakımından Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösterdiği tespit edilmiştir.
Tezkiretü'l-Evliyā (inceleme-metin-dizin)(1b-50b)
Tez çalışmamızın konusu, Feridüddîn Attar tarafından Farsça yazılmış Teźkiretü'l-Evliyâ adlı eserin aynı ad ile Türkçeye tercümesi yapılan, 1528 tarihinde Muhammed Herevi/Hirevi tarafından istinsah edilen, Amerika Kongre Kütüphanesi Mansuri Koleksiyonu No. 3 de kayıtlı bulunan nüshasının dil özelliklerini incelemedir. Tamamı 325 varaktan oluşan bu nüshanın 1b-50b varakları arası, çalışmamız kapsamını oluşturmaktadır. 16. yüzyılda istinsah edilen ve Eski Anadolu Türkçesinin gramer özelliklerini taşıyan Teźkiretü'l-Evliyâ'nın giriş bölümünde; tezkirecilik ve biyografi yazma geleneği üzerinde durulmuş daha sonra Türk Edebiyatındaki evliya tezkireleri, Feridüddîn Attar'ın hayatı, eserleri ve edebî kişiliğine değinilmiştir. Ayrıca eserin çalışmamızla ilgili nüshalarına da yer verilmiştir. Eserin gramer özelliklerinden dikkat çekici bazı unsurlar maddeler halinde sıralanmış ve son olarak çalışmanın önemi ve izlenen yöntem açıklanmaya çalışılmıştır. Birinci bölümünde, Tezkiretü'l-Evliyâ'nın ses bilgisi ve şekil bilgisi hususiyetlerini içeren inceleme kısmı yer almaktadır. Bu bölümde metinde geçen kelimelerin uğradığı fonetik hadiseler ve kelime yapıları metinden örnekler verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Tezkiretü'l-Evliyâ'nın çeviri metni yer almaktadır. Çeviri aşamasında nüshada tespit edilen yazım hataları düzeltilmiş ve dipnotta gösterilmiştir. Üçüncü bölüm metnin dizinini ve sözlüğünü oluşturan kısmı içerir. Bu bölümde metinde geçen bütün kelimeler anlam farklılıkları da ayırt edilerek maddeler halinde verilmiştir. Kelimelerin hangi dile ait olduğu parantez içerisinde belirtilmiştir. Çalışmanın sonunda; sonuç bölümüne, çalışmada yararlanılan kaynaklara ve eserin tıpkıbasımına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tezkiretü'l-Evliyâ, Eski Anadolu Türkçesi, Feridüddîn Attar, Kongre Kütüphanesi Nüshası, Muhammed Hirevi/Herevi.
Envârü᾿l-Âşıkîn'in Pertev Paşa nüshası (264b-396b) (Giriş, ses bilgisi, metin, dizin, tıpkıbasım örnekleri)
Eski Anadolu Türkçesi döneminde Ahmed-i Bîcân tarafından XV. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınan Envârü'l-Âşıkîn adlı eser, Türk dilinin eserin yazıldığı dönemdeki özelliklerini yansıtması nedeniyle Eski Anadolu Türkçesi alanındaki çalışmalara da katkı sunmak adına tez konusu olarak seçilmiştir. Tez çalışmamızda eserin bilinen en eski nüshası olan Pertev Paşa nüshasının 264b-396b varakları esas alınmıştır. Pertev Paşa nüshası İstanbul Süleymaniye Kütüphane'sinde bulunmakla beraber yazıldığı dönemden bu zamana kadar halk tarafından çokça okunan Envârü'l-Âşıkîn adlı eserin muhtelif yerlerde çok sayıda yazma nüshası bulunmaktadır. Tez çalışması temelde beş ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar: Giriş, Ses Bilgisi, Metin, Dizin ve Tıpkıbasım Örnekleri'dir. Çalışmanın ilk bölümünde Eski Anadolu Türkçesi, Envârü'l-Âşıkîn ve eserin yazarı Ahmed-i Bîcân hakkında genel bilgiler verilmiştir. Ses Bilgisi bölümünde çalışmaya konu olan varaklar arasında kalan bölümdeki ses hadiseleri incelenmiştir. Metin kısmında metnin bilinen en eski nüshası olan Pertev Paşa nüshasının 264b-396b varakları arasında kalan kısmın transkripsiyonlu metni verilmiştir. Çalışmanın Dizin bölümünde metnin gramatiksel dizini verilmiş olup son bölümünde ise Pertev Paşa nüshasından tıpkıbasım örnekleri sunulmuştur.
Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış bir Faziletname (İnceleme-metin-gramatikal dizin)
Bu çalışma Yemini'nin XV. yüzyılın ikinci yarısıyla XVI. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı dönemde EAT ile yazdığı, bilinen 40 el yazması suret Faziletname'lerden Hamit Karaca'nın şahsi kütüphanesinde bulunan suretin 3.varaktan başlayarak 38 varaka kadar okuyarak, metin incelemesi yapılmış ve diğer el yazması Fazletname eserlerinden bir kısmı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın "Giriş" bölümünde Faziletname isimli eser, eserin özellikleri, konusu ve başlıkları gibi konular ele alınmış, "Dil Özellikleri" başlığında eserin şekil bilgisine ait özellikleri örneklerle incelenmiş, "Gramatikal İndeks" başlığında eserin sistematik bir sözlüğü hazırlanarak, isim ve filler anlam ve gramer kategorileri bakımından geçtikleri beyit numaralarıyla birlikte alfabetik olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Faziletname, Eski Anadolu Türkçesi, Yemini, Hz.Ali.
Hamzanȃme (62. cilt/1b-40b) (İnceleme-metin-gramatikal-dizin-tıpkıbasım)
Hamzanâme, Hz. Muhammed'in amcası Hz. Hamza'nın destansı yaşamını ve savaşlarını konu alan destansı hikâyelerin genel adıdır. Hz. Hamza İslam'ın başlangıcında Hz. Muhammed'i savunma ve İslam'ı yayma konusundaki kahramanlıkları, Hamzanâme adı verilen destansı halk hikâyelerinin temelini oluşturmuştur. 72 ciltten oluşan bu eserler, İslam coğrafyasında yer alan birçok kültürün zenginliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Arap toplumunda sözlü olarak ortaya çıkan bu eser, yüzyıllar boyunca İran gibi Müslüman ülkeler ve Türk toplumu tarafından benimsenmiştir. Her grup bu hikâyelere kendi kültürel unsurlarını ekleyerek destansı hâle getirdi. Hamzanâmenin yapısı ile ilgili olarak çok önemli bir eser çünkü Hz. Hamza'nın biyografisinden bölümler içeriyor ve birçok Müslüman insanın özelliklerini anlatıyor. Bu çalışmada Hamzanâmeler ve Hamzavî'yi okuyarak bilgi toplamaya çalışılmıştır. Amacımız, araştırmamızda tespit edilen Hamzanâme ciltleri ve Hamzanâme'nin 62. cildinin grameri, söz varlığı, biçim özellikleri, dil ve anlatım özelliklerini incelemektir. Bu çalışmanın amacı, bugüne kadar üzerinde inceleme yapılmamış olan Hamzanâme'nin 62. cildinin transkripsiyonlu metnini, dizin ve sözlüğü ile tıpkıbasımını hazırlayarak ilim âleminin istifadesine sunmak amaçlanmıştır. Eser Eski Anadolu Türkçesi dil özelliklerini taşımaktadır, eser üzerinde dil incelemesi de yapılmış, böylece Eski Anadolu Türkçesi gramerine küçük de olsa bir katkıda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hz. Hamza, Hamzanâme, Eski Anadolu Türkçesi, 14. Yüzyıl
Hamzanȃme (62. cilt/41a-80b) (İnceleme-metin-gramatikal dizin-tıpkıbasım)
Hamzanâmeler, Hz. Hamza'nın kahramanlığına dayanan ve zamanla destansı, olağanüstü varlıkların da yer aldığı hikâyeleri içeren bir eserdir. 72 ciltten oluşan bu eser, İslam coğrafyasının kültürel zenginliklerini barındırmaktadır. Arap toplumunda sözlü olarak ortaya çıkan bu eser, yüzyıllar içinde İran ve Türk toplumu gibi Müslüman halklar tarafından da benimsenmiştir. Her toplumun kendi kültürel öğelerini bu hikâyelerle birleştirmesi, eserin destansı bir hâl almasında etkili olmuştur. Hamzanâmeler, yapısı bakımından hem Hz. Hamza'nın hayat hikâyesinden parçalar barındırması hem de Müslüman halkının özelliklerini yansıtmasıyla çok önemli bir eser niteliğindedir. Çalışmada Hamzanâme'nin 62. cildin 41a varakından 80b varakına kadar olan bölümü incelenmiştir. Çalışmanın içeriği dört bölüme ayırıldıktan sonra, her bir bölümün içeriğine dair kısa bilgiler sunulmaktadır. Ayrıca, çalışmanın tıpkıbasımı sonrasında yapılacak çalışmalara yardımcı olması amaçlanmaktadır.
Hamzaname: Metin - dizin (14. Cilt)
Bu çalışmada Hamzavî'nin 14. yüzyılda yazıya geçirdiği söz varlığı ve dil bilgisi bakımından Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini yansıtan Hamzanâme'nin Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi'nde bulunan 14. cildi ele alınmıştır. Çalışma metnin yazı çevirimi ve çözümlemeli dizininden oluşmaktadır. Çalışmanın amacı metnin doğru şekilde okunarak çözümlemeli dizininin yapılması, böylece edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan Hamzanâmeler'in bir cildinin daha günümüz Türkçesine kazandırılmasıdır. Çalışmayla Hamzanâmeler'in edebiyatımızdaki yeri ve önemini belirlenmeye çalışılmaktır. Üzerinde çalıştığımız metin 19. yüzyılda istinsah edildiğinden, Eski Anadolu Türkçesine özgü dil özelliklerinden kimileri eserde farklı biçimlerde yer almıştır. Müstensihin yazımda yaptığı yanlışlar da metinde ikili yazımların oluşmasına neden olmuştur.
Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han`da cümle
ÖZET "Gazavât-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Hân'da Cümle" Yeter TORUN Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Danışman : Doç. Dr. Mehmet ÖZMEN Yıl : 2000, XII + 241 Bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi özelliklerini taşıyan anonim bir gazavatnameyi cümle bilgisi bakımından incelemeye çalıştık. Cümle bilgisi ile ilgili kaynakları taradıktan sonra Gazavatnamenin cümlelerini yapı, anlam, yükleminin türü ve öğelerinin dizilişine göre tasnif ettik. Yapılarına göre cümleleri basit ve birleşik cümle olarak ikiye ayırdık. Gazavatnamede 156 basit, 470 birleşik cümle belirledik. Basit cümleleri incelediğimizde bu cümlelerin kısa cümlelerden oluştuğunu gördük, ancak az sayıda uzun zarf-fiil gruplarının kullanıldığı uzun basit cümlelere de rastladık. 470 birleşik cümleden 9'u şartlı, 29'u sıralı, 84'ü bağlı, 38'i ki'li, 25 ' i iç içe, l'i saplamalı, 284'ü karmaşık birleşik cümledir. Birleşik cümlelerde gördüğümüz özellikler şunlardır: Şartlı birleşik cümlelerin beşinde şart anlamı yoktur, iki şart cümlesi ise bir zarf-fiile bağlıdır. Sıralı birleşik cümleler en az iki, en fazla dört basit cümlenin sıralanmasıyla oluşmuştur. Bağlı birleşik cümleler ise en az iki, en fazla beş basit cümleden meydana gelmiştir, bu cümlelerde en çok kullanılan bağlaç "ve" bağlacıdır. Ki'li birleşik cümlelerin 20*sinde yardımcı cümle, mantıken ana cümlenin bir öğesi, 13'ünde ise anacümle öğelerinden birinin sıfatı görünümündedir. İç içe birleşik cümlelerden 21'inin iç cümlesi tek cümleden, 4*ünün iç cümlesi ise birden fazla cümleden oluşmuştur. 284 karmaşık birleşik cümleden % 80'i ki'li birleşiklik özelliği taşıyan karmaşık birleşik cümlelerdir. Gazavatnamede gerek isim gerekse fiil cümlelerinin olumlusu çoğunluktadır. Gazavatnamedeki fiil cümleleri, -mA- olumsuzluk ekiyle, "değil" edatıyla ve "ne...ne" bağlacıyla olumsuz anlam kazanırken, isim cümleleri "değil" edatıyla olumsuz anlam kazanmıştır. Gazavatnamede fiil cümleleri, isim cümlelerine göre daha çoktur. Fiil cümleleri, metindeki hikaye etme üslubu nedeniyle çoğunlukla belirli geçmiş zaman kipindedir. İsim cümleleri ise daha çok ek fiilin geniş zaman ve belirli geçmiş zaman kipindedir. Öğelerinin dizilişine göre düz cümleler çoğunluktadır. Az sayıdaki devrik cümlelere ise manzum parçalarda ve konuşma cümlelerinde rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler : Dil, cümle, birleşik cümle, anlam, Gazavatname
Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın 1466 tarihli Müntehâ adlı eseri (V.76a-153b) metin-dil incelemesi-dizin
XV. yüzyılın önemli mutasavvıf ve alimlerinden biri olan Ahmed Bîcân, Gelibolu'da yaşamış ve Müntehâ da dahil bütün eserlerini burada kaleme almıştır. Müntehâ, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-Hikem ismiyle bilinen eserinin Cendî şerhine karşılık olarak yazdığı Arapça eserin Türkçeye çevrilmiş şeklidir. Ahmed Bîcân, Müntehâ'yı ilk olarak 1453 yılında yazmış ardından 1466 yılında çeşitli eklemeler ve çıkarmalar yaparak eseri tekrar kalemden geçirmiştir. Bu çalışmanın konusu, Ahmed Bîcân'ın 1466 tarihli Müntehâ isimli eserinin 76a-153b varaklarından oluşmaktadır. Çalışmada esas alınan nüsha İBB Atatürk Kitaplığı Bel Yz K.000784 numara ile kayıtlı olan el yazma eserdir. Çalışma; Ahmed Bîcân'ın Hayatı ve Eserleri, Müntehâ'nın Dil İncelemesi, Metnin Transkripsiyonu ve Dizin olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yazarın hayatı, ailesi ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Müntehâ'nın telif sebebi, tarihi, muhtevası, nüshaları ve kaynakları açıklanarak transkripsiyonu yapılan metnin ses ve şekil bilgisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde metnin transkripsiyonu yapılmıştır. Dördünü bölümde metin içerisinde geçen kelimeler dizin ve özel adlar dizini başlığı altında alfabetik olarak sıralanmış ve anlamları açıklanmıştır. İnceleme sonucunda tespit edilen bulgular sonuç bölümüne eklenmiştir. Ayrıca 1466 tarihli nüshanın 1453 tarihli nüsha ile mukayesesi yapılıp farkları ortaya konulmuştur.
Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın 1466 tarihli Müntehâ adlı eseri (V. 1a-75b) metin-dil incelemesi-dizin
XV. yüzyılda Gelibolu'da yasamış önemli bir Türk âlim ve mutasavvıf olan Ahmed Bîcân Türk edebiyatına önemli eserler kazandırmıştır. Bu eserlerden biri çeşitli kütüphanelerde pek çok yazması bulunan Müntehâ'dır. Müntehâ, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin "Fusûsu'l-hikem" isimli eserinin Ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed tarafından yapılan Arapça şerhinin Ahmed Bîcân tarafından yapılan serbest bir çevirisidir. Ahmed Bîcân, Müntehâ'yı ilk olarak 1453 tarihinde yazmış, daha sonra aynı eseri 1466'da tekrar elden geçirmiştir. Bu tezin konusu Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın 1466 yılında yazdığı Müntehâ adlı eserinin 1a-75b varaklarını oluşturmaktadır. Çalışmada, İBB Atatürk Kitaplığında Bel_Yz_K0784 numara ile kayıtlı yazma esas alınmıştır. Beş bölümden oluşan tezin giriş bölümü araştırmanın amacı, önemi ve kapsamı hakkındadır. İkinci bölümde Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın hayatı, ailesi, tahsili, tasavvufi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Müntehâ'nın telif sebebi, telif tarihi ve yeri, muhtevası, kaynakları, nüshaları, imla özellikleri, ses ve şekil bilgisi incelenmiştir. Dördüncü bölümde metnin transkripsiyonu yapılmış, beşinci bölümde ise metinde geçen kelimeler dizin ve özel adlar dizini şeklinde alfabetik olarak sıralanmış, kelimelerin anlamları açıklanmıştır. Ayrıca eserin 1453 tarihli Müntehâ ile mukayesesi yapılmış ve farkları ortaya konmuştur.
Türkçe Sözlük'ün A, B, C maddelerindeki fiillerin Eski Anadolu Türkçesindeki görünümleri
Bu çalışmada, Türkçe Sözlük'teki fiillerin Eski Anadolu Türkçesindeki görünümleri üzerinde durulmuştur. Ancak çalışma zamanının sınırları göz önünde bulundurularak Türkçe Sözlük'te yer alan fiillerden yalnızca A, B ve C maddeleri incelemeye alınmıştır. Bu fiiller basit, türemiş ve kökeni belirlenemeyen veya köken bilgisi konusunda tereddütlerin bulunduğu fiiller olmak üzere üç bölümde değerlendirilmiştir. Çalışmamızdaki temel amaç, Türkçe Sözlük'teki fiillerin Eski Anadolu Türkçesinde var olup olmadığının, varsa hangi biçim ve anlamda olduğunun belirlenmesidir.Tezin giriş bölümünde, ilk olarak, çalışma hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca çalışma Eski Anadolu Türkçesini temel aldığı için bu bölümde, Eski Anadolu Türkçesi üzerine genel bilgiler verilmiş ve çalışmanın sınırları içerisindeki fiillerle ilgili olması bakımından, Eski Anadolu Türkçesinden Türkiye Türkçesine bazı ses bilgisi özellikleri üzerinde durulmuştur.Çalışmada Türkiye Türkçesi genel söz varlığını göstermek amacıyla Türkçe Sözlük, Eski Anadolu Türkçesinin genel söz varlığını gösterebilmek amacıyla da Tarama Sözlüğü temel alınmıştır. Türkçenin köklü bir dil olması, tarihsel sözlükçülüğü önemli kılmaktadır. Bu bakımdan Tarama Sözlüğü tarihsel sözlükçülük alanında yeterli bir çalışma olmasa da, oldukça önemli sayılmaktadır. Çalışmayla tarihsel sözlüğümüze bir katkı sağlanması ve Tarama Sözlüğü'nün kimi bilgilerinin daha eleştirel bir gözle değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Tezin inceleme bölümünde, fiiller basit, türemiş ve köken belirlenemeyen veya köken bilgisi konusunda tereddütlerin bulunduğu fiiller olmak üzere 3 bölümde incelenmiştir. Basit ve türemiş yapılı fiiller, hem Türkçe Sözlük hem de Tarama Sözlüğü'nde bulunma durumlarına bağlı olarak benzer ya da farklı anlam ve biçimlerde değerlendirilmiştir. Ayrıca bu fiiller, yalnızca Türkçe Sözlük ya da yalnızca Tarama Sözlüğü'nde bulunma durumlarına göre de incelenmiştir. Köken bilgisi belirlenemeyen veya köken bilgisi konusunda tereddütlerin bulunduğu fiiller ise, bazı köken bilgisi çalışmaları incelenerek okuyucuların dikkatine sunulmuş ve değerlendirilmeye çalışılmıştır.Sonuç bölümünde ise, Türkçe Sözlük ve Tarama Sözlüğü'nde anlam ve biçim bakımından belirlenen fiillerin dökümü yapılmış ve bu fiiller ile ilgili sayısal veriler göz önüne sunulmuştur.
Kitâb-ı Dâstân-ı İbrâhîm (Metin-inceleme-sözlük)
Anadolu'daki ilk örneklerine XIV. asırdan itibaren rastlanan peygamber kıssaları ve evliya menkıbeleri, ahlâkî kavramların ve İslâmî fikirlerin halk arasında caziplik kazanması için tedvin edilmeye başlanmıştır. Kaynağını Kur'ân-ı Kerîm ile hadîslerden alan peygamber kıssaları başta olmak üzere İslâm dünyasında Bâyezîd-i Bestâmî ve Fudayl b. Iyad gibi birçok evliyanın şahs-ı manevîsi ile içtimaî hayatlarının birer örnek teşkil etmesi nedeniyle haklarında sözlü ve yazılı eserler ortaya konulmuştur. Bu çalışmada, Millî Kütüphane'de 06 Mil Yz A 1981 koduyla yer alan ve yazarı belli olmayan el yazması nüsha temin edilerek, nüsha içerisinde yer alan bir metnin transkripsiyon harflerine aktarımı gerçekleştirilmiş ve dönemin dil özellikleri gözetilerek çevrisi tamamlanmıştır. Öncelikle Hz. Muhammed ile oğlu İbrahim'in hayatı inceleme konusu edilirken İbrahim Kitabı Destanı başlığı altında tespit edilmiş olan diğer tüm kişiler, dinî ve tasavvufî öğeler, ulvî varlıklar ve mekân isimleri de irdelenerek açığa kavuşması sağlanmıştır. Mevzu bahis olan eser, Hz. Peygamber'in oğlu İbrahim'in vefatı hakkında olup özellikle Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmıştır ve bu dilin özelliklerini yansıtması açısından önem taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Hz. İbrahim b. Muhammed, Hz. Muhammed, Eski Anadolu Türkçesi, dinî ve tasavvufî sözcükler, kelime bilgisi, şekil yapısı.
Mantıku'l-Gayb: İnceleme?metin-dizin
Çalışmada Mantıku'l-Gayb adlı eser üzerinde durulmuştur. 58 varaktan oluşan eserin müellifi Musa Bin Şeyh Tahir Tokadi'dir. Yazarı hakkında literatürde fazla bilgi yer almamaktadır. Sadece Halvetiler'in ünlülerinden olduğu bilinmektedir. Mantıku'l-Gayb kelime kadrosu ve dil özellikleriyle dönem Türkçesini yansıtmaktadır. Eser, dini ve ahlaki değerlere sıkça vurgu yapmaktadır. Bunu yaparken didaktik bir anlayış çerçevesinde, düz yazı ve nazım birlikte kullanılmıştır. Eser; İnceleme, Metin ve Dizin olmak üzere 3 ana bölümde ele alınmıştır. Metin bölümünde; Eski Anadolu Türkçesi ile yazılan eser, transkribe edilerek Türk alfabesine geçirilmiştir. Dil incelemesi bölümünde; eserin dil özellikleri saptanarak günümüz Türkçesi ve dönem Türkçesi arasındaki benzerlikler, farklar ve değişmeler ortaya koyulmuştur. Böylece, ekler ve birleşmeleri ve de farklı ifade yollarını da görme fırsatını doğmuştur. Dizin Bölümünde ise; eserin kelime kadrosu anlamlarıyla birlikte alfabetik sıra halinde verilmiştir.
Sá'atnáme: İnceleme-metin-söz varlığı-dizin
Çalışmada Sá'atnáme adlı eser üzerinde durulmuştur. 96 varaktan oluşan eserin müellifi Hibetullah İbni İbrahim'dir. Yazar hakkında literatürde bilgi yer almamaktadır. Sá'atnáme kelime kadrosu ve dil özellikleriyle Eski Anadolu Türkçesini yansıtmaktadır. Eser dinî ve ahlakî değerlere sıkça vurgu yapmaktadır. Bunu yaparken didaktik bir anlayış çerçevesinde düz yazı kullanılmıştır.Eser; İnceleme, Metin, Söz varlığı, Dizin olmak üzere dört ana bölümden oluşmuştur. Metin bölümünde Arap harfli yazılan eser çeviri yazıya aktarılmıştır. Dil İncelemesi bölümünde eserin dil özellikleri saptanarak Türkiye Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesi arasındaki benzerlikler, farklar ve değişmeler ortaya koyulmuştur. Dizin bölümünde eserin kelimeleri anlamlarıyla birlikte alfabetik sırayla verilmiştir. Söz varlığı bölümünde eserin barındırdığı dilsel değerler ortaya çıkartılmıştır.
Ali Bin Abdullah Kahramān-nāme (Giriş-inceleme-metin-sözlük-özel adlar dizini)
Bu çalışmanın temelini Kahramān-nāme Bibliotheque Nationale nüshası üzerine Eski Anadolu Türkçesi dil unsurlarının tespiti oluşturmuştur. Ali Bin Abdullah tarafından yazılan Kahraman-nāme'nin Bibliotheque Nationale nüshası incelendiğinde nüshanın Eski Anadolu Türkçesi dönemi dil unsurlarını barındırdığı tespit edilmiştir. Çalışmamız öncelikle giriş, inceleme, metin, özel adlar dizini olmak üzere beş ayrı bölümden oluşmaktadır. Eser öncelikle Arap harfli yazıdan çevrilerek latin harflerine aktarılmış metnin tamamı hakkında bilgi sahibi olunmuştur. Çalışmamızın giriş kısmında metin ve Eski Anadolu Türkçesi hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme kısmında Eski Anadolu Türkçesi Fonetik ve Morfolojik durumların bir kısmı ele alınarak incelenmiştir. Metin kısmında eserin Arap harfli yazıdan latin harfli yazıya aktarılmış haline yer verilmiştir. Buradan hareketle metinde bulunan anlamları bilinmeyen, birden fazla anlam barındıran, Eski Türkçe ya da Eski Anadolu Türkçesi devresinde kullanılan sözcüklerin anlamlarını verebilmek için bir sözlük çalışması yapılmış ve sözcüklerin etimolojileri kelimelerin yanında verilmiştir. Özel adlar dizininde ise metinde geçen mekan ve kişi adlarının hangi varaklarda bulunduğuna yer verilmiştir. Kahramān-nāme yer yer Arapça ve Farsça kelimeleri bünyesinde barındırsa da Eski Anadolu Türkçesi dönemi dil unsurları, kullanılan Türkçe sözcükler ve söz varlığı açısından önemlidir. Sonuç olarak bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi dil unsurları ele alınarak, Kahramān-nāme adlı eserde Türk dilinin ve Türkçenin eserin yazıldığı dönemdeki bir kısım Fonetik ve Morfolojik özelliklerinin nasıl olduğu incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ali Bin Abdullah, Bibliotheque Nationale, Eski Anadolu Türkçesi, Kahramān-nāme.
Muhammed Bin Abdurrahman'ın "Şerāyiṭü'l-İslâm" adlı eseri üzerine gramer ve metin çalışması
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan "Şerāyiṭü'l-İslâm" adlı eseri Muhammed bin 'Abdurrahman Şubat 1594 tarihinde kaleme almıştır. Eser, dil özellikleri itibariyle Klâsik Osmanlı Türkçesi dönemi ve Eski Anadolu Türkçesi dönemi özelliklerini yansıtmaktadır. İlmihal özelliği taşıyan eserin yazarı, "herkes okusun diye" eserini Türkçe yazdığını belirtmektedir ve eserin bu amaca uygun olarak sade ve anlaşılır bir dille yazılmış olduğu görülüyor. Eser bu özelliklerinden ötürü Türk dili açısından zengin yapı ve birimler barındırmaktadır. Ayet ve Hadisler Arapça olarak yazılmış olup açıklama kısımları ise sade Türkçe iledir. Tamamı 90 varaktan oluşan eser, bu çalışmayla sayfa ve satır numaraları verilerek transkribe edildi. Gramer kısmında imlâ, ses değişmeleri, şekil bilgisi, sözcük türleri, kelime grupları, cümle ve fiil çekimleri ayrıntılı bir şekilde incelendi. Yapı bakımından Arapça ve Farsça terkipli ifadeler geleneğe uygun olarak inceleme dışında tutulmuştur. Özellikle kelimelerin anlamları verilirken kelimelerin metin içerisindeki kullanımı dikkate alınmıştır. Ünlülerde yuvarlaklaşma temayülü ve kimi eklerin yalnız düz şekilli, kimi eklerin yalnız yuvarlak şekilli görülmesi gibi kimi özellikler, metinde Eski Anadolu Türkçesi özelliklerinin varlığını devam ettirdiğini göstermektedir. Bu yönleri dikkate alındığında eser Türk kültürü ve Türk dili açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Klâsik Osmanlı Türkçesi, Eski Anadolu Türkçesi, Şerāyiṭü'l-İslâm Muhammed bin 'Abdurrahman…
Çorlulu Zarîfî ve Mihr ü Mâh mesnevisi (Giriş-inceleme-metin-dizin-tıpkıbasım)
Kadim bir dil olan Türkçe, tarihi gelişim evrelerinde geniş bir coğrafya yayılmış ve bu süreç içerisinde Türk dilinin yazımı için farklı zamanlarda farklı alfabeler kullanılmıştır. Özellikle İslamiyetin kabulü ile kullanılmaya başlanan Arap alfabesi, Türk dilinin en çok eser verdiği ve en uzun süre kullandığı alfabe olmuştur. Bu alfabeyle oluşturulmuş çok fazla el yazması eser, yurt içinde ve yurt dışında bulunup kayıt altına alınarak incelenmiş dönemin dil ve edebiyatının daha iyi anlaşılmasına vesile olmuştur. Doktora tezi olarak çalıştığımız Çorlulu Zarîfî'nin Mihr ü Mâh mesnevisinin incelemesi de bu düşünce bağlamında oluşmuştur. 16. yüzyıl şairi olarak değerlendirilen Çorlulu Zarîfî tarafından kaleme alınan Mihr ü Mâh mesnevisi, toplamda beş nüshadan oluşmaktadır. Bu nüshalardan üçü yurt dışında (Almanya Milli Kütüphanesi Nüshası, Biblioteca Apostolica Vaticana/Vatikan Nüshası, Hollanda/Leiden Üniversitesi Kütüphanesi Nüshası) ikisi ise yurt içinde (Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Kütüphanesi Nüshası, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Nüshası) bulunmaktadır. Bu beş nüshadan hareketle eser, tenkitli metin tekniği ile incelenmiş ve esas itibarıyla da metnin dili üzerine çalışılmıştır. Bu çalışma giriş, inceleme, tenkitli metin, gramatikal dizin ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Klasik bir aşk teminin işlendiği Zarîfî'nin bu mesnevisi, toplam 1217 beyitten oluşmaktadır. Beş nüshanın karşılaştırılmasıyla sağlam bir metnin oluşturulduğu bu tez, hem dönemin dil özelliklerinin tespit edilmesine hem de Türk diline katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Mesnevi, Mihr ü Mâh, Türk dili, yazma eserler, Zarîfî.
Fahrî'nin Hüsrev ü Şîrîn'i (giriş- inceleme- metin- dizin)
Hüsrev ü Şîrîn, Hüsrev Perviz ile Ermen hükümdarının yeğeni Şîrîn arasında geçen bir aşk hikâyesidir. Doğu edebiyatında yüzyıllar boyunca işlenmiş ve birçok şair tarafından kaleme alınmıştır. Nizamî'nin Hüsrev ü Şîrîn mesnevisi ise XIV. Yüzyıl Beylikler Dönemi sahasında Fahrî tarafından Aydınoğlu İsa Bey adına tercüme edilmiştir. H 768/ 1367 yılında tercüme edilen bu eser, Anadolu sahasında ilk Hüsrev ü Şîrîn olma özelliği ile önemli bir yere sahiptir.Döneminin dil özelliklerini yansıtan bu eser, günümüze tek nüsha olarak ulaşmıştır. Nüsha 1974 yılında Barbara Flemming tarafından ilim dünyasına tanıtılmıştır. Fahrî'nin Hüsrev ü Şîrîn'ini Barbara Flemming'in çeviri metni ışığında inceleyen bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel hatlarıyla XIV. yüzyılın siyasi, kültürel yapısı, Fahrî'nin hayatı ve Hüsrev ü Şîrîn mesnevisi incelenmiş, ikinci bölümde eserin yazı çevrimi yapılmış, üçüncü bölümde ise dönemin dil özelliklerini çalışan araştırmacılara kolaylık sağlamak amacıyla dizin-sözlük hazırlanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Fahrî, Hüsrev ü Şîrîn, Eski Anadolu Türkçesi, Dizin.
Süheyl ü Nevbahar'ın yönelim metaforları ve metonimi açısından incelenmesi
İnsanların zihinlerinde tecrübeleriyle kavramsallaştırdığı ve "bir şeyin bir başka şeyin göstereni olması" şeklinde tanımlanabilecek olan metaforların, alıcı tarafından anlaşılırsa ifadelere anlam zenginliği kazandırdığı aşikârdır. Bu çalışmada mekân değişimlerinin, iktidar ögelerinin ve sembolik ifadelerin fazlaca olduğu 14. yüzyıl Eski Anadolu Türkçesi döneminin ilk beşerî aşk konulu mesnevîsi olma özelliğini de taşıyan Süheyl ü Nevbahar, Lakoff ve Johnson'un yöntemi kullanılarak yönelim metaforları ve metonimi açısından incelenmiştir. Çalışmanın ilk kısmında eserin yazarı olan Hoca Mesud'un hayatı hakkında bilgiler verilmiş, ardından söz konusu eser hakkında detaylı bilgiler aktarılmış ve Hoca Mesud'un Süheyl ü Nevbahar'dan sonra yazdığı Ferhengnâme-i Sa'dî Tercümesi'nden de kısaca bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında metafor kavramı hakkında teorik bilgiler verilmiş. Daha sonra Lakoff ve Johnson'un sınıflandırmasına göre metaforun türleri örnekler verilerek detaylıca açıklanmıştır. Çalışmanın son kısmında ise Süheyl ü Nevbahar eserinde tespit edilen yönelim metaforları ve metonimiler kendi içinde de başlıklara ayrılmıştır. Başlıklara ayrıldıktan sonra her başlığın sonunda o başlığı oluşturan veriler hakkında açıklamalar, yorumlamalar yapılmış ayrıca sayısal veriler de elde edilmiştir. Bu sayısal verilerle grafikler oluşturulmuş ve elde edilen sayısal verilerin daha somut bir şekilde görülmesi sağlanarak çalışma sonuç bölümüyle tamamlanmıştır.