Kapitalizm

Bu konu başlığı altında 191 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çin'in hegemonik dönüşümü üzerine bir inceleme

Son zamanlarda, uluslararası ilişkiler disiplininin en çok tartışılan konulardan biri Çin'in yükselişidir. Özellikle ekonomik performansı ile ABD'ye rakip olabileceği ile ilgili tartışmalar yapılmaktadır. Bu çalışma Robert W. Cox'un eleştirel teorisi ile Çin'in hegemonik dönüşümü üzerine bir değerlendirme yapmaktadır. Üretim ilişkilerini başlangıç noktası kabul ederek Çin'in yeni bir dünya düzeni kurma ihtimali üzerinde durulmaktadır. Bu amaçla, Mao döneminden günümüze kadar olan süreci üretim ilişkileri, sosyal kuvvetler ve devlet biçimleri açısından ele almakta ve "Çin karşı bir hegemonik hareket yaratabilir mi, yoksa bu gelişmeler bir Amerikan pasif devrim midir?" sorusunun yanıtını aramaktadır. Üzerinde durulan bir diğer nokta, Çin'in ekonomik modelinin ne olduğu ve bunun sürdürülebilirliğidir. Bu çalışma Çin'in ekonomik modelinin neoliberal politikalara dayandığını savunmaktadır. Bu çerçevede, Çin'in neden neoliberal bir ekonomik modeli olduğu, diğer neo-liberal modeli takip eden ülkelerden neden farklı olduğu ve bu modelin sürdürülebilirliği tartışılacaktır.

Eleştirel kuramHegemonyaKapitalizm+2
Begüm Hazal Kurt
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Azerbaycan ve Türkiye'de devletin ekonomiye müdahale araçları ve bu araçların liberal/kapitalist ve sosyalist ekonomi yaklaşımları açısından etkinliği

Bu yüksek lisans tezi, liberal/kapitalist ve sosyalist ekonomilerin kendi ekonomik yaklaşımlarını dikkate alarak Azerbaycan ve Türkiye'de devlet müdahale araçlarının etkinliğini incelemektedir. Çalışma, devlet müdahalesinin ekonomik performans üzerindeki etkisine ilişkin içgörü sağlamayı ve bu araçların farklı ekonomik sistemlerdeki sonuçlarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, maliye politikası, para politikası, sanayi politikası, ticaret politikası ve altyapı geliştirme dahil olmak üzere çeşitli devlet müdahale araçlarına odaklanmaktadır. Tez, karşılaştırmalı bir analiz kullanarak, bu araçların etkinliğini ekonomik büyüme, istihdam oranları, gelir dağılımı ve sosyal refah sonuçları açısından değerlendirmektedir. Bulgular, devlet müdahale araçlarının her ülkede değişen derecelerde etkililiğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'de, hedeflenen devlet müdahalesi sürdürülebilir ekonomik büyümeye, artan istihdama ve iyileştirilmiş gelir dağılımına katkıda bulunmaktadır, ancak gelir eşitsizliği ve kaynak tahsisi ile ilgili zorluklar devam etmektedir. Azerbaycan'da kapsamlı devlet müdahalesi, kaynak yönetimini ve kilit endüstrilerin gelişimini kolaylaştırarak, sosyal refah programları ve yoksulluğu azaltma çabaları açısından olumlu sonuçlara yol açmaktadır. Ancak, çeşitlendirme, şeffaflık ve pazar odaklı reformlar gibi zorluklar tespit edilmiştir. Araştırma, devlet müdahalesini piyasa güçleriyle birleştiren, yönetişimi ve şeffaflığı geliştiren ve hem liberal/kapitalist hem de sosyalist ekonomik yaklaşımlarda devlet müdahale araçlarının etkinliğini artırmak için piyasa odaklı reformları destekleyen dengeli bir yaklaşım önererek sona ermektedir. Bu çalışma, devlet müdahale araçlarının etkililiğini etkileyen bağlamsal faktörlere ilişkin karşılaştırmalı bir analiz, politika önerileri ve görüşler sunarak alana katkıda bulunmaktadır. Devlet müdahalesinin ve bunun ekonomik performans üzerindeki etkisinin kapsamlı bir şekilde anlaşılması için karşılaştırmalı analizi daha fazla ülkeyi kapsayacak şekilde genişletmek, boylamsal araştırmalar yürütmek ve nitel araştırma yöntemlerini dahil etmek için gelecekteki araştırmaları gerektirir.

AzerbaycanDevlet müdahalesiEkonomi+6
Hasan Konur
Siirt University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tarımsal kapitalizme geçiş sürecinde İngiliz çitleme hareketi ve toprak mülkiyetinin hukukî dönüşümü

XX. yüzyıl tarım tarihi çalışmalarında önemli bir yer teşkil eden çitleme kavramı, ilkel birikim ve piyasa ilişkilerinin yerleşmesi tartışmalarında giderek daha önemli bir yer tutmaktadır. Bununla birlikte ekonomik büyüme konusunda derinleşen tartışmalarda toprak mülkiyeti ve kullanım haklarının nasıl bir ilişki içerisinde olduğu hususu üzerinde fazlaca durulmamaktadır. Feodal üretim tarzında kırsal emeğin doğa ve toprakla kurduğu örf ve âdet hukukuna dayanan faydalanma şekilleri, XVII. yüzyıla kadar malikane topraklarındaki mülkiyet haklarını kırsal nüfusu tamamen dışlayarak kullanmak isteyenlerin taleplerinin önünde engel oluşturmuştur. Bu bağlamda kırsal bölgelerde aileleriyle birlikte küçük topraklar ve doğal kaynaklardan faydalanan köylülerin bu durumu, tarihsel süreçte servet birikimi yolundaki toprak sahipleri için bir ön sorun oluşturmuştur. İngiliz tarımının gelişim çizgisinde sermayenin artırımı için toprağa el koyma ve kır emeğini göçe zorlama eylemlerinin nasıl gerçekleştiğini iktisadi ve tarihsel bakımdan incelemenin yanında yasal değişimin buna nasıl eşlik ettiğini göstermek çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bunu gerçekleştirebilmek için çalışma, çitleme olgusunu İngiliz tarımında üç tarihsel aşamada incelemektedir. 1450'ye kadar süren erken dönem kısmi çitlemeler, yerini koyun yetiştiriciliğinin etkisiyle genel çitlemeler dönemine bırakmıştır. Bu iki dönemin ardından XVIII. yüzyılla birlikte, İngiliz ve Galler kırsalında toprak sahiplerinin şikayetleriyle parlamentoya intikal eden ve bölgedeki komisyonlar eliyle toprağın paylaşımının yapıldığı parlamentoda kabul edilen çitleme kararları dönemi başlamaktadır. 1850'ye kadar devam eden bu kararlar yoluyla ormanlar, çayırlık alanlar ve diğer ortak araziler daha hızlı ve yasal bir güvenceyle paylaşılmıştır. Çalışma bu kapsamda parlamentonun bu kararları nasıl almış olduğunu ve komisyonların yapısını incelerken arazi sahibi toplulukların bu süreçte göreneklere karşı "common law"ı bir enstrüman olarak kullanışını ele almayı planlamıştır.

20. yüzyılKapitalizmTarım+4
Çağatay Şahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sanatta travma ve beden

"Sanatta Travma ve Beden" başlıklı bu raporda travma kavramının geçmişten günümüze kadar çeşitli sanat dallarında nasıl farklı yollarla anlatıldığı, sıkışmışlık, kırılganlık, yalnızlık gibi ruhsal durumların beden kavramı üzerinden plastik sanatlar alanında nasıl ele alındığı araştırılmıştır. Bu çalışmada sanat bağlamında şiddet sonucu ortaya çıkan travmanın etkileri, bu etkiler ile birlikte nasıl hayatı idame ettirdiğimizi ve bize ne hissettirdiğine dair kişisel araştırmalar sunulmuştur. Travmanın kökeni ve çıkış noktası kapitalizm, şiddet, dışavurumculuk kavramlarıyla zenginleştirilmiş, bu doğrultuda sanat alanında beden üzerinden farklı biçimlendirmelerle olgunlaşması sağlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde travmaya neden olan şiddet olgusunun, ne türden biçimlerde karşımıza çıktığı ve birey üzerinde etkileri anlatılmıştır. Devamında bu etkiler dışavurumculuk kavramı ile farklı sanatçı çalışmaları üzerinden örnekler ile sunulmuştur. Araştırmanın ikinci bölümünde ise kapitalizm olgusu ile modernizm sonrası sanat irdelenmiştir. Bunalımların, ruhsal sıkıntıların bireyi modern dünyadan nasıl kopardığı, postmodern filozoflardan örnek söylemler doğrultusunda açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, travma kavramı ve beden ilişkisinin plastik sanatlara yansımaları, sanatçılardan örnek çalışmalar ile açıklanmıştır. Son olarak dördüncü bölümde, tüm bu kavram ve olgular dahilinde ortaya çıkan çalışmanın sonucunda, travma kavramının, heykel alanında beden üzerindeki yansımaları ve biçimleri, çalışmalarda kullanılan malzeme ile ilişkisi gösterilmiştir.

BedenHeykelHeykel sanatı+4
Derya Uzun
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Gösterişçi tüketimin sanatsal ifadesi

"Gösterişçi tüketimin sanatsal ifadesi" isimli bu tez çalışmasında, 'tüketim ve gösteriş' kavramları incelenmiştir. Bu bağlamda 1. bölümde tüketim kavramının ortaya çıkması ve ihtiyaç kavramının inanış sistemleri ile ilişkisi ele alınmıştır. 21. yüzyılda gelişen teknoloji ile beraber seri üretimin ortaya çıkması tüketim kavramının tanımını da değiştirerek tüketim mekanlarını ortaya çıkarmıştır. Kitlesel tüketime eklemlenen insan, çağımız insanının bireyselleşmesi ile beraber aidiyet ve kimlik problemleri yaşamaktadır. Birbirlerinin kopyası haline dönüşmekte olan, tüketim alışkanlıkları da birbirine oldukça benzeyen insan değişime uğrayarak kendine yabancılaşmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde güncel sanat pratiklerinde tüketim ve gösterişçi tüketim üzerine çalışmaları olan sanatçıların eserlerine yer verilmiştir. Günümüz sanatçıları modern sanatın yenilikçi ve sanat kaygısı ile yapılmasının aksine, toplumun yaşayış biçimine eleştirel bir şekilde yaklaşmaktadır. Kapitalist ve metalarla kuşatılan dünyada gösterişçi tüketimin sanatı da bir metaya çevirmesiyle yaşanan değişim incelenmiştir. Bu bağlamda ise 3. bölüm kişisel uygulamalarla ifade edilen tüketim ve gösterişçi tüketimin seramik uygulamalarla ele alınarak anlatılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Gösterişçi Tüketim, Dijitalleşme, Kapitalizm, Seramik.

Gösterişçi tüketimKapitalizmSayısallaştırma+3
Aylin Alkan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yurttaşlık söyleminin dönüşüm ve metalaşması sürecinde vatandaşlığın kazanılması

Kapitalist üretim ilişkilerinin belirleyici hale gelmesi, kapitalizm öncesi toplumsal ilişkiler sisteminden köklü bir kopuş yaratmış, devletin kapitalist örgütlenmesine ve işlevlerinin kapitalizmin yeniden üretilmesi bağlamında içerik edinmesine yol açmıştır. Yurttaşlık, kapitalist üretim tarzının hâkim olduğu ve devletin kapitalist devlet biçiminde örgütlendiği bu tarihsel süreç içinde ortaya çıkmıştır. Feodal unsurlarından arındırılan kapitalist devlet iktidarı, yurttaşlar toplumuna ait kabul edilmek suretiyle meşrulaştırılmıştır. Bu bağlamda devlet iktidarı, meşruiyetini sürdürmek üzere, yurttaşlar topluluğunu bir arada tutan ortak aidiyetlere, değerlere ve söylemlere dayanan bir toplumsal bütünlüğü sağlamak ve yeniden üretmek durumundadır. Ancak kapitalist üretim tarzının koşulları, toplumsal ilişkilerin yapısına ve özgül tarihsel koşullara bağlı olarak, farklı dönemlerde farklı içerikler edinirler. Sermaye birikiminin değişen koşulları, birikim rejimlerinin ve devletin bununla uyumlu kurumsal yapılarının ve işlevlerinin dönüşümüne yol açar. Yurttaşlığın kavramsal ve kurumsal içeriği de birikim rejimlerindeki dönüşüme bağlı olarak dönüşmüştür. 18. yüzyıl sonlarından 1970'li yıllara değin, yurttaşlık piyasa-dışı toplumsal ilişkiler alanına özgü kavramlarla tanımlanırken; 1970'li yıllardan itibaren piyasa ilişkileri alanına özgü bir içerikle tanımlanmaya başlamıştır. Bu dönüşümün hukuki düzenleniş biçimi, yatırıma dayalı vatandaşlığın kazanılmasının vatandaşlık hukuku mevzuatına eklenmesidir. Bu düzenleme, 1970'li yıllarda ortaya çıkmış ancak 2008 krizinin etkilerine bağlı olarak Türkiye'de ve dünya genelinde yaygınlaşmıştır. Belirli parasal değerdeki yatırımlar veya vasıflı emek gücünün ülke içinde tutulması karşılığında vatandaşlık hakkının tanınması, yurttaşlar toplumunu bir arada tutan ortak aidiyetlerin ve değerlerin veya söylemlerin aşınmasına yol açmıştır. Yurttaşlığın alım-satım ilişkileri alanında tanımlanması, diğer bir ifadeyle metalaşması, kapitalist üretim tarzını yeniden üretebilecek bir toplumsal bütünlüğün kalmaması, devletin temel işlevini sağlamasının imkânlarının esaslı bir biçimde ortadan kalkması anlamına gelir. Böyle bir sonuç, kapitalist devletin meşruiyet dayanaklarının zayıflamasına ve daha temelde kapitalist üretim tarzına özgü çelişkilerin önlemez krizine sebep olacaktır.

Anayasal vatandaşlıkDemokratik vatandaşlıkHukuk devleti+7
Merve Yiğit Kendirci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Metabolism in capitalism: Metabolic rift debates

In our contemporary context, capitalist mode of production has expanded itself almost entire corners of the earth both in economic and political planes and became a notion in which functions in a sense that knows no limits. This mode of production which functions on a global level is primarily an economic and therefore a political notion. This notion has positioned its own frontiers on to the limits of cycles of natural life and continues to effect these cycles in inconceivable manners. The subject of this thesis is being able to make sense of the political and economic outcomes of the relationship between capitalist mode of production and nature in the contemporary context. It will be touched upon the meanings of the concept of metabolism (stoffweschel) which was coined by chemist Justus von Liebig in the 19th Century and given its political and economic context by Marx in order to both be able to achieve this purpose and to set a contextual limit on the discussion

CapitalismMaterialismMetabolic rift+2
Yakup Atamer Aykaç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A comparison of Marx and Weber's analyses on the origins and development of capitalism

Comprehending the emergence and growth of capitalism by understanding the similarities and differences between Marx's and Weber's perspectives is crucial. Numerous discussions have focused on this topic. Their analytical framework and methodology should also be studied to compare their viewpoints on the origins and development of capitalism, mostly in Western Europe, since only through such an analysis can the perspectives of Marx and Weber be compared. This study compares Marx's and Weber's analysis of the development and origins of capitalism. Therefore, its main objectives were not to discuss whether Marx or Weber is correct in his analysis, compare the key material features of their two modalities of intellectual representation, or examine the history of capitalism. As the method of this study, their primary publications, letters, speeches, etc., were used in this study based on the concerns they are aiming to address as well as their responses to questions about the beginnings and development of capitalism. This was carried out by obtaining viewpoints on the subject of study from both Marx and Weber, as well as some of their supporters and detractors and subsequent discussions. The main argument reached by this thesis is that although the thoughts of Marx and Weber on the origins and development of capitalism are seen as rivals to each other by many, their analyzes are quite consistent with each other in terms of examining the various aspects of society, their examination methods, and their dialectical perception of society.

Capitalist economyCapitalismMarks, Karl+1
Kardelen Kılınçoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan hakları perspektifinden hayvan hakları sorunu ve ekonomik engeller

Felsefi kuramda hayvanların acı ve haz kapasitesine sahip oldukları ve bu kapasitenin çıkar sahibi olmaları için bir başlangıç kabul edilmesi gerektiğini ilk savunan düşünür Jeremy Bentham'dır. Bentham'ın düşüncesi hayvan hakları açısından önemli olsa da bu düşüncenin aksine dünyada milyarlarca hayvanın çıkarları görmezden gelinmeye devam etmektedir. Fakat bu çıkarların yok sayılması ve hayvanlar üzerindeki baskı; kapitalizmin kar amacının endüstriyel hayvancılık uygulamalarını genişletmesiyle iyice artmıştır. İnsanlara ve hayvanlara uygulanan baskı ise çoğunlukla birbirine benzer. Tıpkı hayvanlara uygulanan baskı gibi insanlara uygulanan baskı da aynı ekonomik, sosyal, politik süreçlerin bir sonucudur. Bu açıdan hayvanların insanlarla kıyaslanabilir çıkarlarına eşit derecede saygı gösterilmesi önemlidir. Türler arasındaki ayrım insanlar arasında yapılan ayrımcılık ve ırkçılığa benzer. Hem insan hakları açısından hem hayvan hakları açısından ekonomik engeller önemli bir sorundur. Ekonomik engeller çıkarların eşit derecede önemsenmesine engel olur. Gelişen kapitalizm insanlar arasındaki eşitsizliği arttırmakla aynı zamanda hayvanların da daha fazla acı çekmesine neden olmuştur.

EkonomiEngellerHayvan hakları+2
Fikriye Atar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel dönemde iktisadi kuralların uluslararasılaştırılması: Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) örneği

Bu tez çalışması, küresel dönemde iktisadi kuralların uluslararasılaştırılması olgusunu Dünya Ticaret örgütü ile örneklemeyi amaçlamaktadır. Küresel dönemde iktisadi uluslararasılaştırmanın hangi kanallarla, ne şekilde ve ne düzeyde gerçekleştirildiği; Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde somutlaştırılacaktır. Dünya Ticaret Örgütü'ne dair var olan verilerin küresel dönem içinde iktisadi bir yöntemle yorumlanması, uluslararasılaştırma ile küresel dönemdeki iktisadi kuralların arasındaki ilişkiyi ortaya çıkaracaktır. Bu tez çalışmasının ulaşmak istediği nokta; küresel iktisadi kuralların uluslararasılaştırılması olgusunun, Dünya Ticaret Örgütü'nün küresel ekonomideki verilerini yorumlamasında kullanılarak uluslararasılaştırma ve küresel iktisadi kurallar arasındaki teorik ve pratik ilişkinin gösterilmesidir.

Dünya Ticaret ÖrgütüKapitalizmKüreselleşme+2
Aslı Fidan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel kapitalist dönemde merkez bankacılığının dönüşümü: Türk Merkez Bankası örneği

Merkez Bankaları ve kapitalizm, uzunca bir geçmişe sahiptir. Ancak, özellikle kapitalizmde 1980 sonrası dönemde geçirilen dönüşümle birlikte hem gelişmiş hem de az gelişmiş ülkelerin finansal kapitalist sisteme entegrasyonunda merkez bankalarının bağımsızlığı ve rolü kritik bir öneme sahip olmuştur. Akademik çalışmalarda Merkez Bankaları ile ilgili tartışmalar genel olarak bağımsızlıkları üzerine yoğunlaşmıştır. Ancak bu kurumlar, bağımsızlık tartışmalarının ötesinde birçok farklı anlam taşımaktadırlar. Hem kamusal alan hem de özel alan ile olan ilişkileri, tıpkı kapitalizmde olduğu gibi, zaman içerisinde dönüşüm göstermiştir. Benzer şekilde finansallaşma döneminde de bir dönüşüm yaşanmıştır. Finansal dönemde ortaya çıkan apolitikleştirme söylemi ile birlikte ekonominin siyasetten bağımsız yönetilmesine yönelik düşünce oluşmuştur. Böylelikle ekonominin uluslararası finansal kurumlar tarafından yönetilmesi amaçlanmıştır. Bu kurumlar tarafından dayatılan politikaların bütün ülkelerde benzer olması ve yerelde takibi için devlet-kapitalizm ilişkisinin her iki tarafında da bulunan bir kuruma ihtiyaç duyulmuştur. Bu görev özellikle finansal yapılarla ilişkisi de düşünüldüğünde merkez bankalarına verilmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada küresel kapitalizmin ve finansallaşmanın yükseliş nedenleri incelendikten sonra apolitikleştirme ekseninde merkez bankacılığı, devlet ve kapitalizm ilişkisinin zaman içerisinde nasıl bir dönüşüm geçirdiği ele alınmıştır. Ardından Türk Merkez Bankası örneği odağında küresel kapitalistleşme sürecinde gelişmekte olan ülkelerde merkez bankasının rolü incelenmiştir. Çalışmanın amacı, merkez bankalarının 1980 sonrası dönemde ortaya çıkan yeni yaklaşımlarla birlikte nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ve bu dönüşümlerin, Türkiye örneğine yansımaları ve hangi süreçlerden geçtiğini incelenmesidir.

DönüşümFinansallaşmaKapitalizm+3
Burhan Bektaş
Hacettepe University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A comparative analysis of Afghanistan's and Pakistan's processes of state-building

This thesis is a historical and theoretical study of Afghanistan and Pakistan processes of State-Building. In this research, based on the European pioneer model of state building, I am presenting a comparative analysis of Afghanistan and Pakistan state-building processes. The European pioneer states in state buildinghave experienced some trends during the process. Industrialization, Capitalism, Organized Crimes, Nationalism and modernization are the observable trends in European State-Building process. In this thesis, I am taking these trends of European State-Building Process and apply them on Afghanistan's and Pakistan' processes of State-Building. This study paves the way toward better understanding of the attempts of different Afghan and Pakistani governments geared toward the two countries' State-Building process. Throughout my research, I found out that Afghanistan and Pakistan failed to successfully implement these trends in their State-Building process and thus still lag behind to function as a modern state (Nation-state). The thesis continues to answer the question of "if Afghanistan and Pakistan are not Nation-States, then what state organization they best fit in?" I find out that Pakistan fits better in category of a Military-State and Afghanistan fits best into the category of a Tribal-State. The reasons would be the frequent military domination of Pakistani affair by its military and domination of Afghanistan politics by the dominant ethnic group of Pushtons. At the end, I argue that Afghanistan and Pakistan along with other states needs to continue in their struggle to embrace the notion of nation-statehood, since nation-statehood responses to the issue of international peace, democratic values and economic development. Keywords: State Building, Nation Building, Industrialization, Capitalism, Organized Crimes, Modernization, Nation State, Tribal State, Military State

AfghanistanStateState building+6
Amanullah Haidary Azadany
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de tüketim kültürü çerçevesinde evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi

Tüketim, ilk çağlardan itibaren var olan bir olgudur ancak fordist dönemle birlikte kapitalizmin getirdiği yeni tüketim anlayışı temel ihtiyaçların karşılanmasından öte iletişimsel bir araç olarak kullanılarak, hedonik, gösterişçi ve sembolik anlamlar yüklenmektedir. Bireyleri metalar ile kuşatarak, çeşitli sebeplerle yeni nesneler kümesine yönlendirmekte ve bu arayışı hiç sonlandırmamaktadır. Türkiye' de ve Dünya' da özellikle 1980 sonrasındaki değişim ve yeni oluşumlar Tüketim Kültürünün az gelişmiş ülkeler üzerindeki etkilerini arttırmıştır. Kapitalizmin önemli unsurlarından olan tüketim kültürü, kitle iletişim araçları ve küreselleşmeyle birlikte yaşamın her evresinde olduğu gibi evlilik ritüellerinin organize edilmesinde de uygulama alanı bulmuştur. Bu çalışma ile; kitle iletişim araçları aracılığıyla uluslararası kültür öğelerinin Türkiye' deki evlilik ritüellerini değiştirmesi, yeni ritüellerin toplum tarafından benimsenerek yaygınlaşması irdelenmiştir. Araştırma kapsamında 2016 yılında Türkiye' de yayınlanan evlilik dergileri taranarak, söz konusu dergilerde en çok yer alan organizasyon şirketleriyle mülakatlar yapılmıştır. Türkiye' de evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi ve yeni türevlerinin ortaya çıkması ile Tüketim Kültürü arasında bir etkileşim olduğu sonucuna varılmıştır.

DergilerDini törenEtkileşim+7
Gül Baştok Özkan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Capitalism, nationalism and conflict: World-systems analysis

How capitalism and nationalism which are the basic components of world politics create a system is the main question of this thesis consists of five main sections. In the first chapter, main question of the thesis and research methodology are explained. In the second chapter, the nature of the individual who is the smallest part of national belonging is being discussed by creating a conceptual background. Also, in terms of political philosophy the presence and purpose of state which is the main part of the system and the starting book of capitalist economy are being discussed. Lastly, the concept of the system is being defined. In the third chapter, the essential parts of capitalism, neo-liberal globalization effects on class conflict, science and genders, with conflict environment caused by state-market connection created by capitalist economy are being examined. In the fourth chapter, it includes historical analysis of the concept of nationalism and the problem of cultural and ethnic conflict, which is the main problem of nation states. In the fifth chapter, it contains the efforts of states to gain power, democratization and development in the world political system created by capitalism and nationalism. In the sixth chapter on capitalism, nationalism and conflict the questions in the hypothesis are answered. In conclusion, order which in the world political system outcomes are evaluated in the light of such information. Keywords: Capitalism, Nationalism, World-System.

World systems analysisCapitalismNationalism+2
Zeki Şafak Toptaş
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Popüler kültür ve sosyal medya: Moda bloggerları üzerine bir saha çalışması

Popüler kültür ve sosyal medya çağımızda çok büyük bir yer edinmiş ve küçümsenemeyecek derecede güçlü, etkili etmenlerdir. Birbiriyle bağlantılı, insan hayatını etkileyen birçok terimin yanı sıra popüler kültür ve sosyal medya bu noktada ön plana çıkmaktadır. Yalnızca tek bir sektör değil, birçok sektör bu iki etmenden fazlasıyla etkilenmekte ve kültür de dâhil olmak üzere toplum büyük bir oranla bu durumundan etkilenmektedir. Bu noktada, popüler kültür, sosyal medya, kapitalizm gibi güçlü terimleri incelerken aynı zamanda etkileri de tezde yansıtılmaktadır. Ayrıca örneklerle birlikte sunularak bu bağlamda moda alanının incelenmesi ve moda bloggerları yani modayı da çok fazla etkileyerek popüler kültür ile moda alanında sosyal medyayı kullanan bireyler ile bir saha çalışması yapılarak bu anlamdaki düşünceler üzerine tartışılmıştır. Bu araştırmanın amacı sosyal medya ile popüler kültürün birlikte ne kadar büyük bir ilişkisi olduğunu göstermek, kapitalizmin günümüz çağındaki gücünün devam etmesi, toplum üzerindeki etkileri ve sosyal medyanın son yıllarda çok hızlı gelişmesi ile birlikte bu durumun ne kadar belirli bir hal aldığını saptamaktır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'de sosyal medyayı modaya yönelik kullanan kişiler ile iletişime geçerek, günümüzde popüler kültür ile sosyal medyanın etkisinin ne kadar alışkanlık yaptığını, toplumu ne yönde etkilediğini benim fikirlerimin yanı sıra bu katılımcıların fikirleri doğrultusunda ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Popüler kültür, sosyal medya, kapitalizm, moda, kültür endüstrisi, toplum ve kimlik, reklam

BlogKapitalizmKültür+4
Sevcan Kurtulan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel kapitalist sistemin insan ve doğa tahribatı: Eşitsizlik ve çevre felaketi üzerine bir değerlendirme

Bu çalışmanın amacı, günümüz dünyasına hakim olan kapitalist sistem ve sonuçlarından yola çıkarak güncel durum hakkında küresel bir analiz yapmak, sistemin getirdiği düzen sonucu Doğu-Batı olarak iki kutup haline dönüşen dünyada yaşayan insanların arasındaki eşitsizliği sayısal verilerle desteklemek, hakim sömürü düzeninin yarattığı doğa tahribatlarına dikkat çekmek ve bu verileri ilgili kuramlarla bağdaştırarak insanlığın, toplumların ve doğanın günümüz halini görmek ve sonrasını değerlendirmektir. Çalışmada insanlar ve toplumlar arası eşitsizlikler incelenirken toplumdaki sınıfların arasındaki adaletsiz gelir dağılımından yola çıkılmış, ilgili konuyu desteklemek için toplumsal tabakalaşma kuramlarından faydalanılmıştır. Sonrasında ülkeler gelişmiş, az gelişmiş ve gelişmemiş olarak sınıflandırılmıştır ve gelir dağılımları, nüfusları, ülkede yaşayan insanların gelir eşitsizliğini veren Gini katsayısı gibi sayısal veriler değerlendirilerek bir tablo çizilmesi hedeflenmiştir ve ülkelerin kaynaklarını eğitim, sağlık, savunma, temiz su, besin gibi alanlarda nasıl kullandığına bakılmıştır. Ortaya çıkan eşitsizliğin derin uçurumu veriler ile çizildikten sonra ise kapitalist düzenin devamı ile ilgili çıkarımlar bu konuda çalışmış kuramcıların fikirleriyle desteklenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak dünyada bir tarafın mutlak sömürü düzeniyle gelebileceği son noktaya gelindiği fikrine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gelir eşitsizliği, kapitalizm, doğa tahribatı, küreselleşme

Doğa tahribatıEşitsizlikFelaket+5
Ece Bengi Sağlamer
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern sağlık sektörünün eleştirel bir değerlendirmesi: İslam politik ekonomisi yaklaşımı

Bu çalışmanın amacı modern dönemde ulus devletinin bir biyopolitika aracı olan ve metalaşarak kapitalist sistem içinde bir sektör olarak var olan sağlık kavramının İslam Politik Ekonomisi açısından eleştirel bir analizini yapmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için modern sağlık sektörünü analiz ederken Michel Foucault'nun biyopolitika ve Karl Polanyi'nin metalaşma kavramlarından faydalanarak çağdaş sağlık sektörünün görünümünü ortaya koymaya çalışacağız. Sonrasında İslam Politik Ekonomisi teorik çerçevesi kullanılarak modern sağlık sektörünün ontolojik düzeyde eleştirel bir değerlendirmesini yapılacak ve İslam ekonomisi bağlamında sağlık kavramının nasıl olması gerektiği ortaya konulacaktır. Toplumda yaşanan dönüşümler sonucunda 18. yüzyıla kadar doğrudan sağlık ile ilgilenen tıp alanı, 19. yüzyıla gelindiğinde biyoiktidar tarafından ortaya atılan normal durum ve anormal olanın tedavisi ile ilgilenmeye başlamıştır. Zamanla tıp alanıyla ilgili olmayan yaşlılık, doğum, menopoz, depresyon ve hiperaktivite gibi birçok durumun tıbbi birer sorun olarak gösterilerek tedavi edilmeye mahkûm bırakılmasıyla tıbbileştirme ortaya çıkmış ve bu sayede tıp alanının iktidarı toplumun birçok alanına yayılmıştır. Gündelik yaşamın bile tıbbileştirilmesi ve tıbbın toplumda bir otorite konumuna gelmesi sonucunda sağlık, biyoiktidar için toplumu kontrol etme kurumlarından biri haline dönüşerek üretken bireyler üretme noktasında bir araç haline gelirken; kapitalizm için ise kapitalist piyasa anlayışı bağlamında başta ilaç üreticileri olmak üzere birçok sektör için kâr elde etmek amacıyla kullanılan bir meta haline gelmiştir. Görüldüğü üzere biyoiktidarın toplum üzerinde hakimiyet kurmayı amaçladığı bu süreç toplumda kapitalist piyasa anlayışının da genişlemesine yol açmıştır. Konuya modern öncesi dönemdeki Müslüman alimler açısından bakıldığında sağlıksız olma durumu kötü bir şey olarak değerlendirilmekten ziyade bu durum günahlara kefaret olması açısından bir imtihan olarak kabul edilmiştir. İslam Politik Ekonomisi'ne göre İslam için esas olan şey insan teklerinin temel amacının her durumda Allah'a kulluk etmeyi ön planda tutmasıdır. Bu yüzden sağlık, modern öncesi dönemde kâr elde etmeyi amaçlayan bir sektör anlayışıyla var olmamış ve sadece insanların Allah'a karşı daha iyi bir kul olma amacını gerçekleştirme noktasında tevekkül anlayışına dayalı bir araç olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada vurgulamak istediğimiz nokta Müslüman bireylerin sağlıklı olmaktan kastının genel kabul gören tanımlardan farklı olması gerekliliğidir. Yukarıda anlatılanların ışığında bu çalışmanın diğer çalışmalardan farkı, bir sektörü ortaya çıkan sağlık kavramının kapitalist piyasa sistemi için bir meta olarak, biyoiktidar için ise bir biyopolitika aracı olarak kullanılmasına dair İPE teorik çerçevesi kapsamında ontolojik bir eleştiri getirmesi ve içinde yaşadığımız modern dünyanın doğurduğu dönüşümler bağlamında normatif bir teklifte bulunmasıdır.

BiyopolitikaKapitalist devletKapitalizm+5
Ayşenur Topal
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zekat kurumunun modern devlete entegrasyonunun eleştirel bir değerlendirmesi: Malezya ve Endonezya örneği

Bu çalışmanın asıl amacı modern dönemde ulus devletinin zekât ibadetini bir kamu maliyesi aracı olarak seküler politikalarının aracı haline getirmesinin eleştirel bir anlayışla analizini yapmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için modern öncesi ve modern dönem toplumlarını değerlendirmiş ve egemenlik, hâk ve sosyal yapı üzerinde durulmuştur. Bu aşamada analizimizi yaparken, modern dönem öncesi yapıyı açıklamak için El-Şatıbi, Gazali, Ebu Ubeyde gibi isimlerle klasik kaynaklara odaklanılmış, çağdaş dönemdeki değişimi analiz etmek için Polanyi, Poggi, Hallaq gibi isimlerden faydalanılmaya çalışılmıştır. Daha sonra, İslam Ekonomisi teorik çerçevesi kullanılarak modern kamu maliyesinde zekâtın ontolojik düzeyde eleştirel bir değerlendirmesini yapılacak ve İslam ekonomisi bağlamında zekât kavramının nasıl olması gerektiği ortaya konulacaktır. Toplumda yaşanan dönüşümler sonucunda Avrupa'da yaşanan 18. yüzyıla kadar doğrudan insanın sosyal ilişkisinin piyasaya gömülme süreci, 20. Yüzyılda müslüman toplumlarda görülmeye başlamıştır. Batı Avrupa'da dahi yaşanılan krizler bütünü Müslümanlarca yaşanılması kaçınılmaz olup ithal bir anlayışla belirlenen zekâtın konumu varoluşsal olarak sorun yaratmaktadırlar. Zekât, sadaka, kefaret gibi kurumlar dini müesses nizamın birer enstrümanı olarak değil her biri bir şekilde, bazen muhteviyatı hususunda şüphe uyandıracak şekilde finansallaştırılmaktadır.

DevletEndonezyaKapitalizm+7
Ömer Bayraktar
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kapitalizm, Marksizm ve İslâm hukuku'nda faiz

Hazırladığımız bu tezde amacımız, Dünya genelinde hüküm süren üç ekonomik yaklaşımın; Kapitalizmin, Marksizmin ve İslâm Hukukunun faize nasıl yaklaştıklarını ve faizin bu üç yaklaşımdaki yerini tespit etmektir. Bunun için üç yaklaşımın temel eserleri başta olmak üzere konuyla ilgili olan kaynakları bulabildiğimiz kadarıyla tarayıp tespit ettik. Eserleri inceledikten sonra, önceden belirlediğimiz başlıklara göre mevcut bilgileri tasnif ettik. Konunun güncel bir konu olması hasebiyle, faizin günümüzdeki durumuna da yeri geldikçe değindik. Faizin tarihini ortaya koyduktan sonra, üç ekonomik görüşün faize yaklaşımını ve bu üç görüşün kıyaslamasını yaptıktan sonra tezimizi sonuçlandırdık. Tez bitiminde faizin hayatımızı fark edemediğimiz kadar etkilediğini ve zararının düşündüğümüzden çok daha fazla olduğunu müşahede ettik. Üç ekonomik görüşten Kapitalizm ve Marksizmin ekonomik problemlere farklı çözümler getirmekle beraber sonuçta problemleri daha çok büyüttüğünü, İslâm Hukukunun ise problemlerin köküne inip insan fıtratına ve toplumsal realitelere uygun yöntemlerle problemleri çözdüğünü veya çözme potansiyeline sahip olduğunu tespit ettik.

FaizKapitalizmMarksizm+2
Muhammed Hasan Bayram
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sermaye sınıfının oluşması sürecinde devletin rolü: 1923 - 1950

1923-1950 Arası Sermaye Sınıfının Oluşumunda Devletin Rolü konulu tez çalışmamızda, değinilen dönemde sermaye sınıfının yapısı, sermaye birikimi ve sermaye sınıfının oluşumunda devletin rolü ele alınmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan birikimin yapısal uğraklarının, piyasa ilişkileri dışındaki müdahalelerden ne oranda etkilendiğini anlayabilmek önemlidir. Bu etkileşimin en önemli aktörlerinden biri de devlet olmuştur. Bunların yanı sıra 1923-1950 arası dönemde sermaye ile kamu otoritesi arasındaki ilişkiler, günümüzde sermaye sınıfının zaaflarını, açmazlarını; Türkiye'nin ekonomik kalkınmasının, sanayileşmesinin, dünya piyasalarındaki konumunun altında yatan içsel faktörleri sınamamıza yardımcı olacaktır. Sonuç olarak bu çalışma, sermaye sınıfı ve devlet arasındaki iktisadi ilişkileri dört döneme (1913-1923 Cumhuriyet Öncesi, 1923-1932 Liberal, 1933-1938 Devletçi, 1939-1950 Savaş Ekonomisi olmak üzere) ayırarak ele almış, her dönemde yaşanan etkileşimler, ekonomi politikaları, dönemler arası geçişlerde ortaya çıkan farklılıklar incelenmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türkiye'de siyaset, darbeler yoluyla şekillenmiştir. 50 yıl boyunca ekonomik istikrardan uzak, dünya piyasasıyla örtüşmekte zorluk çeken, önemli bir kalkınma hamlesi gerçekleştirememiş bir ülkenin yaşadığı makro sorunlarının kaynağını geçmişinde aramak gerekmektedir. Günümüz ekonomisine de sirayet eden bu sorunları anlamak ve çözüm üretmek ise geçmişte sermaye sınıfı ve devlet arasındaki ilişkilerin tahlilini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma sorunlara çözüm üretmek ve günümüz ekonomisine ışık tutmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kapitalist Sınıf, İzmir İktisat Kongresi, II. Dünya Savaşı, Devletçi Dönem.

DevletçilikDünya Savaşı IIEkonomi politikaları+7
Övünç Pehlivan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mustafa Kutlu'nun kanaat ekonomisi kavramının hikâyelerinde incelenmesi

Bu çalışmada Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri iktisat biliminin kavramları bağlamında incelenmiştir. Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Ancak bu çalışmalardan hiç biri söz konusu hikâyeleri iktisadi kavramlar çerçevesinde bir analize tabi tutmamıştır. Mustafa Kutlu'nun kapitalist iktisada eleştirisini anlamak için hikâyeleri bu kavramlar bağlamında inceledik. Tezin giriş bölümünde bu konuyu seçme sebeplerimiz, çalışmamızın kapsamı, amaçları ve usulümüz hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde iktisadın bağımsız bir bilim haline geldiği 18. yüzyıla kadar, felsefe ve bilimde yaşanan zihniyet dönüşümü tarihsel ve teorik bağlamda açıklanmaya çalışılmıştır. Buna göre Antik Çağ ve Modern Çağ'daki bilim ve felsefede yaşanan zihniyet dönüşümlerine sebep olan düşünürler ve onların eserleri serimlenmiştir. Bu dönüşümler sırasında yaşanan sosyal, politik ve tarihi olaylar anlatılmıştır. Ayrıca Mustafa Kutlu'nun kapitalizme alternatif olarak öne sürdüğü kanaat kavramı ve bu kavramın kaynağı olarak bizim önerdiğimiz Yalçın Koç'un Anadolu mayası kavramları açıklanmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde iktisadın bağımsız bir bilim haline gelişi sürecinde gerçekleşen sosyal ve siyasi olaylar anlatılmıştır. Kapitalizmin doğuşu ve ekonomi biliminin kapitalizmi ele alışı dönemin iktisatçı mütefekkirlerin fikirleri bağlamında tarihsel ve teorik olarak açıklanmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise inceleme materyallerimiz olan hikâyeler tanıtılarak her bir hikâye kapitalist-iktisattan doğan kavramlar bağlamında değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise Mustafa Kutlu'nun hikâyelerindeki bazı kahramanların kapitalist ekonomiyi bazılarının ise kanaat ekonomisini temsil ettiği gösterilmeye çalışılmıştır. Söz konusu idealinin teorik zemininin anlaşılması bu kahramanların temsil ettiği ahlaki değerin kaynağına yönelmekle mümkün olduğu görülmektedir. Anadolu Mayası kavramının kaynağı ve kanaat ahlakının kaynağı özdeştir.

EkonomiEkonomik kavramlarHikaye+4
Gökhan Gezer
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş kapitalizmde eğlencenin profesyonelleşmesi: Türkiye'de elektronik spor oyunculuğu

Bu çalışma, kapitalist üretim sisteminin çağdaş uğrağında metalaştırma mantığının sirayet ettiği yeni alanlardan birisi olarak video oyun oyunculuğunu ve onun özel bir biçimi olarak elektronik sporculuğu incelemeyi kendisine çıkış noktası olarak belirlemiştir. Çalışma, çağdaş kapitalizm koşulları içerisinde daha önceleri bir 'boş zaman' etkinliği olarak kavranan video oyun oyunculuğu gibi bir pratiğin e-sporculuk kimliği içerisinde ne şekilde değer üretim mantığı içerisinde kendine yer bulduğunu açıklamaya çalışırken maddi olmayan emek teorisinden yararlanır. Bunun yanında bir değer üretim pratiği olarak e-sporculuğu var eden e-spor endüstrisini ele alırken ise bireysel yaratıcılık söylemi üzerinde temellenen yaratıcı endüstriler yaklaşımıyla da ne ölçüde ilişkili olduğunu da ortaya koymayı amaçlar. Bu bağlamda çalışmanın ilgi odağı faydalı bir sınırlılığı sağlayabilmek adına Türkiye'de e-spor ekosistemi içerisinde en köklü ve baskın video oyun olan ve aynı zamanda endüstriye dair en tutarlı bilgiye ulaşmanın mümkün olduğu League of Legends oyunuyla sınırlı kalmıştır. Bu doğrultuda ise 10 League of Legends oyuncusundan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla veri toplanmıştır. Böylelikle çalışma, teorik yola çıkış noktasıyla sahadaki pratiğin arasında ne ölçüde bir ilişkinin bulunduğunu göstermeyi de kendisine amaç edinmiştir.

Bilgisayar oyunlarıDijital emekE-spor oyunları+6
Bahaeddin Umur Yıldırım
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Biyopolitik bir araç olarak zaman: İktidar, beden ve teknoloji

Foucaultcu bir anlamda ifade etmek gerekirse, iktidar ve zaman ilişkisinin sürekli bir üretim ve yeniden üretim meselesi olduğu söylenebilir. Bu açıdan zaman, iktidar ilişkileri tarafından yönetilmesi, idare edilmesi ve düzenlenmesinden ötürü bir araç olarak görülebilir. İktidar ilişkilerinin kesintisiz kurulumu aynı zamanda o ilişkiyi kuran, bozan ve yeniden kuran bedeni imler. Bu noktada iktidar yapıları bedene nüfuz eder. Cinsellik ve sömürgecilik bu nüfuz etme biçimlerinin doğrudan örnekleri olarak görünürlük kazanır. Biyo-iktidarın bedene nüfuz etmesi açısından bir araç olarak öne çıkan teknoloji; gerek zaman algısında değişimlere sebebiyet vermesi, gerekse de bu değişimler üzerinden bir öznellik inşasına yol açması bakımından önemlidir. Biyo-iktidar tam anlamıyla bedene nüfuz edemediği zamansallıklar, iktidar ilişkilerine yönelik direnç potansiyelleri olarak görülebilir. Bundan dolayı biyopolitika okumaları bağlamında kapitalizm meselesi, teknoloji ve zaman ilişkisi üzerinden görünür hale gelir. Bu çalışma, zamanın biyopolitik bir araç olma vasfını iktidar, beden ve teknoloji tartışmaları üzerinden ortaya koymaktadır.

BedenBiyopolitikaKapitalizm+3
Ali Erdem Başçoban
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Estetik ve plastik cerrahların branş seçme nedenleri ve çalışma ilişkileri

Bu tez çalışması, estetik ve plastik cerrahların branş seçme nedenleri ile çalışma ilişkilerini açıklamayı hedeflemektedir. Modern tıbbın dönüşümü, sağlık sektöründe yaşanan neoliberal politikalar, tüketim kültürünün yaygınlaşması ve medyanın güzellik algısını yeniden üretmesi gibi toplumsal dinamikler, hekimlerin uzmanlık tercihlerini doğrudan etkilemektedir. Özellikle estetik ve plastik cerrahi, sadece medikal bilgiyle değil; aynı zamanda ekonomik kazanç, prestij, hasta profili ve özel çalışma olanakları gibi piyasa temelli etkenlerle şekillenen bir uzmanlık alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, hekimlerin estetik ve plastik cerrahiyi seçme nedenlerini bireysel motivasyonlar kadar yapısal ve toplumsal faktörlerle birlikte değerlendirmek ve bu tercihin sağlık sistemindeki dönüşümle nasıl ilişkili olduğunu ortaya koymaktır. Araştırmada nitel yöntem kullanılmış, amaçlı örnekleme ile belirlenen estetik ve plastik cerrahlarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırma bulguları, hekimlerin branş tercihinde sadece mesleki ilgi ve tatminin değil; yüksek gelir beklentisi, özel sektörde çalışma imkânı, hasta seçebilme özgürlüğü, esnek çalışma koşulları, özerklik ve prestij gibi unsurların belirleyici olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra estetik cerrahinin sanatsal yönü, birebir hasta ilişkisi kurma imkânı ve sosyal görünürlük gibi faktörler de tercih sürecinde önemli rol oynamaktadır. Bulgular neticesinde, estetik ve plastik cerrahi uzmanlığı, günümüz sağlık sisteminde sadece tıbbi bir alan olarak değil; ekonomik, kültürel ve sembolik sermaye ile iç içe geçmiş bir mesleki pratik olarak konumlanmaktadır. Bu çalışma, neoliberal sağlık politikalarının hekim emeği üzerindeki etkisini ve güzellik ideallerinin mesleki tercihlere nasıl yansıdığını sosyolojik bir perspektifle ele alarak literatüre özgün katkılar sunmaktadır. Ayrıca, estetik cerrahideki hukuki boşlukların giderilmesi gerektiği, doktorların piyasa mantığıyla hareket etmelerinin yaratabileceği etik sorunlara karşı yapısal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Aynı zamanda, estetik müdahale kararı verecek bireylerin de bu yapısal koşulları göz önünde bulundurarak bilinçli tercihlerde bulunmaları önem arz etmektedir.

Beden algısıEstetikKapitalizm+2
Ayşenur Koç
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00

İlgili konular