Metinlerarasılık
Bu konu başlığı altında 61 tez
Metinlerarası ilişkiler bağlamında Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları
Bu çalışmada Nâzım Hikmet'in güçlü şiir evrenini daha anlaşılır kılmak adına, olgunluk dönemi eserleri arasında yer alan Memleketimden İnsan Manzaraları'nın kaynakları ve bu kaynaklar üzerinde yapılan bağlam değişimleri gösterilmiştir. Giriş bölümünde metin ve metinlerarasılık kuramı hakkında kuramsal bilgi verilmiştir. Metinlerarasılık kuramı için daha önce ortaya konulan tasnifler de dikkate alınarak göndermeler, dönüştürmeler ve derlemeler başlıkları oluşturulmuş böylece yapılacak metinlerarası çözümlemelerin sınırları çizilmiştir. Tez çalışmasının I. bölümünde Nâzım Hikmet'in biyografik okuma dünyası ortaya konulmuştur. Tez çalışmasının merkezinde yer alan bu bölümde sanatkârın aile ve eğitim yaşamı, basın yayın yaşamı, hapishane yaşamı ve Rusya'daki yaşamı incelenmiş, onun Türk ve dünya edebiyatında okuduğu ve/veya ulaştığı metinler belirlenmiştir. II. bölümde, Nâzım Hikmet'in Türk edebiyatı, Batı ve Doğu edebiyatlarında kaynak aldığı metinler ve isimler üzerinde durulmuş, ayrıca sanatkârın resim, müzik, sinema, tiyatro, mimari gibi diğer sanat dallarıyla ilişkisi irdelenmiştir. III. bölümde Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları adlı eseri merkeze alınarak metinlerlerarası göndermeler, IV. bölümde metinlerarası dönüştürmeler, V. bölümde metinlerarası derlemeler ve göstergelerarası etkileşimler kanıtlanmıştır. Çalışmamızda birincil kaynaklar olan Nâzım Hikmet'in mektupları, sanat ve edebiyat yazıları, gazete yazıları, söyleşiler vb. taranmış Memleketimden İnsan Manzaraları'nın kaynakları tespit edilmeye çalışılmıştır. Sanatkârın yazınsal kaynakları taranmasının ardından metinlerarasılık kuramı merkeze alınarak Memleketimden İnsan Manzaraları'nın çoksesliliğinin temel yapıları belirlenmiş ve metne kaynaklık edebileceği düşünülen Türk ve dünya edebiyatına ait metinler ve sanatkârlar tespit edilmiştir.
Yaşar Kemal'in İnce Memed I isimli eserinin eleştirel söylem çözümlemesi: Metinsel ve metinlerarası bir yaklaşım
Critical Discourse Analysis (CDA) enables a researcher to analyse a text to find the engagement of language to hegemony and ideology. Major aim of this study is to make the critical discourse analysis of Yaşar Kemal's İnce Memed I to reveal its hegemonical and ideological components. It is also aimed to show how the discourse constructs hegemony and how this hegemony is being broken by analysing the textual features and intertextual relations within the novel. Yaşar Kemal's novel, which is an example of epic tradition, displays social inequality between the oppressor and the oppressed. When social status changes, linguistic preferences alter. The intertextual references in the novel helps a researcher to understand the true nature of the work in which the class struggle between the working class and the ruling class takes place. Another aim of the study is to critically analyse the socio-cultural and historical context of the novel.
Öznellik ve liminalite temelinde antigone miti
What is described in this thesis is the myth of Antigone, which will always be rediscovered, and which defies centuries with its ability to constantly say something about it. According to Butler, this myth, about which a lot has been written, was a symbol of the feminine revolt against statism for feminist theorists like Irigaray, while it represented the transition from matriarchy to patriarchy for thinkers like Hegel. But somehow it continued to be a representation of the relationship between power, authority and women by different disciplines and thinkers from Lacan to Zizek. According to Zizek (2016), Lacan emphasizes that Antigone assumes the border position of the symbolic order against the kinship order and is a representation of reaching outside the order. There is, mainly, considerable literature on the myth of Antigone. But precisely for this reason, the reasons for the representation of Antigone that defy the centuries have been addressed here. In this study, while addressing the effects of myth on the collective consciousness, it is shown how the mythical thought is kept alive through rituals. The marginal position of Antigone, formed by the exclusion of Polynices from the death ritual by the power, is examined with the concept of liminality, which expresses a certain ritual order created by Van Gennep and developed by Turner. While the burgeoning process of the people on the threshold, which is likened to being in the womb by Turner, is explained under the concept of subjectivity, together with Kristeva's concepts such as chora, abject and poetic language, which will be understood in relation to each other, while using the concepts of thinkers such as Guattari and Levinas, how the subjectivity is pre-individual. It is shown that it can be constructed as a singularity in moments of crisis. Finally, it is discussed how Antigone, one of the founding myths of Western thought, was reconstructed in both the discursive and creative act of a woman writer, even after centuries. At this point, while Durkheim's concept of collective consciousness explains the situation, it is seen how Kristeva's concept of intertextuality affects the writer's collective consciousness in the literary dimension. Keywords: subjectivity, liminality, myth, rite, chora, abject, poetic language, collective consciousness, intertextuality.
Peri masallarının yakın dönem fantastik Hollywood sinemasındaki metinlerarası anlatı yapısı
Bu çalışma, yakın dönem Hollywood sinemasında yeniden çekilen peri masalı uyarlamalarındaki anlatı biçeminin nasıl değiştiğini ortaya koymaktadır. Metinlerarası anlatı yöntemleri ve imgelerinin, yeniden uyarlanan peri masallarındaki kullanımı irdelenerek ve farklılaşma sürecindeki etkileri üzerinde durularak yöntemlerin ve imgelerin, nasıl kullanıldığına odaklanılmıştır. Çalışmada öncelikle fantastik, peri masalları, metinlerarasılık, postmodernizm gibi kavramlar açıklanmıştır. Örnekleme alınan filmlerin, uyarlandığı özgün masallar Greimas'ın Anlatı Çizgesi modeline göre çözümlenmiştir. Ardından, örnekleme alınan filmlerde, metinlerarası süreçten geçen anlatıların, olay örgülerini nasıl çeşitlendirdiği, karakterlerin nasıl dönüştüğü ve farklılaşma sürecinde metinlerarası anlatı yöntemlerin ve imgelerin nasıl kullanıldığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde, edinilen bilgiler doğrultusunda, yeniden uyarlanan peri masallarında farklılaşan noktaların neler olduğu ve bu farklılaşma sürecine nelerin sebep olduğu üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Böylece, Hollywood sinemasının yakın dönemde peri masalı metinlerini nasıl ele aldığına ilişkin değiniler belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: Fantastik, Peri Masalları, Anlatı, Hollywood Sineması, Metinlerarasılık, Postmodernizm
Yan-metinsellik ve metinlerarasılık odağında yeniden çeviriler: İki distopik roman
Bu tez çalışmasında, çeviribilimde yeni bir araştırma konusu oluşturan "yeniden çevirinin" savları mercek altına alınarak varsayımsal doğası ortaya koyulmaya ve yeniden çeviride çevirmen varlığının izleri sürülmeye çalışılmaktadır. Yeniden çevirinin dinamikleri arasında, çevirmenin yerini saptamaya çabalarken "yan-metinsellik" ve "metinlerarasılık" bağlamında çeviride metinlerarasılığın ve çevirmenin "metinlerarasılık bagajının" önemine dikkat çekilmektedir. Tez dört ana bölümden oluşmaktadır: "yeniden çeviri", "metinlerarasılık ve çeviride metinlerarasılık", "birinci durum çalışması olarak Brave New World" ve "ikinci durum çalışması olarak Darkness at Noon."
Şair Sıdkı Cemil Ez-Zehavi'nin şiirlerinde tenas ilmi
Tenas ilmi Arap edebiyatında var olan iktibas sanatının modern şeklidir. Batı'da dilbilim çalışmalarının etkisiyle ortaya çıkan tenâs, köklerini alıntı, hırsızlık, intihal ve diğerleri gibi farklı isim ve terimlerle eleştirel çalışmalardan almaktadır. Arap eleştirmenlerin bu terime bakış açısı, özellikle hırsızlık, Arap eleştirmenlerin ilgisini ve büyük özenini işgal etmiş, çünkü Tenâs doğrudan bahsetmeseler bile sık sık konuştuşmuşlardır. Fransız filozof Julia Kristeva'nın, hocası Rus filozof Mihail Bakhtin'in diyalog ilkesinden etkilenerek, terimin kullanımı ve dikkatli bir şekilde ortadan kaldırılmasıyla bu terime yönelik olumsuz görüş, olumluya dönüşmüştür. Metnin önceki metinlerin bir dokusu olduğu ve yazarın metninde erittiği ve doğrudan tenâs ve dolaylı tenâs gibi çeşitli biçimlerde metinlerarasılık olarak bilinen şeyi üretmek için bir kültürün özümsenmesi olduğu konusunda birçokları arasında bir fikir birliği vardır. Bu çalışmada Cemil Sıtkı Al-Zahawi'nin şiirinde tenâslar incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda bir takım sonuçlara ulaşılmıştır ve bunlardan en önemlileri şunlardır: 1. Iraklı şair Cemil Sıtkı Al-Zahawi'nin şiirsel deneyimi, Arap dünyasındaki en belirgin deneyimlerden biridir, çünkü Arap dünyasına sorunsuz bir şekilde ilerlemesini sağlayan yaratıcılık, derinlik, zenginlik ve canlılık ile karakterize edilmiştir. 2. Şairin şiirsel eserleri tek bir tenâs türüyle sınırlı olmayıp, doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki ana bölümü ve dalları ile çoğu metinlerarasılık türünü içermektedir. Tek bir şiir düzeyinde bile bazen birden fazla metinlerarasılık türü buluruz. 3. Dini tenâs şairin şiirlerinde en geniş yeri işgal etmiştir, çünkü peygamberlerin kıssaları ve İsa'nın çarmıha gerilmesi ile ilgili ayetler şairin şiirlerinde önemli bir yer tutmuştur.
Intermedialität im rahmen der Komparatistik: Dargestellt an den beispielen des werkes "Der Kaukasische Kreidekreis" von Bertolt Brecht und dem Film "Selvi Boylum Al Yazmalım" von Atıf Yılmaz
Karşılaştırmalı yazınbilimin bir alt alanı da metinlerarasılık ve medyalararasılıktır. Çalışmamızda, araştırmalarımız neticesinde, karşılaştırmalı yazınbilim alanında, medyalararasılık çalışmaların ve analizlerin ne denli az olduğunu tespit etmiş olduk. Bu bağlamda Bertolt Brecht'in `Kafkas Tebeşir Dairesi' adlı tiyatro eseri ile Cengiz Aytmatov'un Selvi Boylum Al Yazmalım' adlı kitabını senaryolaştıran Atıf Yılmaz'ın aynı adlı filmini, karşılaştırmalı yazınbilim çerçevesinde, metinlerarasılık, medyalararasılık/sanatlararasılık çerçevesinde, `emek' ve `adalet' kavramlarıyla derinlemesine irdeledik.Bilindiği gibi, `emek' ve `adalet' kavramları, gerek edebi eserlerde gerekse bilimsel çalışmalarda ele alınan bir konudur. Bu kadar sıkça konu edilmesinin sebebi ise, bu kavramların hayatta önemli bir yer tutmasıdır. Sevgi ne demektir? Emek gösteren neden sevgiyi hak eder? Ve emek sevgiyi yener mi? Emeğin ödüllendirilmediği yerde adalet yoktur, adaletin olmadığı yerde ise bir düzen yoktur. Çalışmamızda Cengiz Aytmatov'un eserini sinema filmi olarak bizlere sunan Atıf Yılmaz'ın `Selvi Boylum Al Yazmalım' adlı filmi ile Bertolt Brecht'in, bir Çin öyküsünden esinlendiği `Kafkas Tebeşir Dairesi' adlı eserindeki bu ana kavramlar derinlemesine irdelenmiş ve böylelikle bu medyalararasılık/sanatlararasılık alanında yapılacak olan çalışmalara katkı sağlanmak amaçlanmış, sonraki çalışmalar teşvik edilmek istenmiştir.Kültürlerarasılıkta yaşanmışlıkların benzerlikler gösterebileceğini düşündüğümüz için bu alana gerek kuramsal gerekse öğretbilimsel eğilimi artıracağı ümidiyle karşılaştırmalı yazınbilim çerçevesini genişletmeyi amaçlamaktayız. Çalışmamızın, kültürlerarası bir araştırmayı kapsadığından, öz ve yabancı kültürleri kucakladığından, karşılaştırmalı yazınbilim çerçevesinde yazılan diğer çalışmaları teşvik etmesini ummaktayız.
Metinlerarası okumalarda infografik kullanımının okuduğunu anlamaya etkisi
Bu araştırmada Ortaokul 8. Sınıf Türkçe dersinde "Duygular" temasının öğretiminde metinlerarası okumalarda infografik kullanımının okuduğunu anlamaya etkisi incelemektir. Çalışma gerçek deneysel desenlerden ön test-son test kontrol gruplu seçkisiz desen niteliğinde tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında metinlerarası okuma kapsamında geliştirilen infografik ögelerin çocukların bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme boyutlarında çocukların okuduğunu anlamalarına etkisine bakılmıştır. Araştırmanın veri toplama kısmında 2017-2018 öğretim yılında Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabında kullanılan metinlere ilişkin bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme düzeyinde anlamları ölçen yazılı yoklama soruları kullanılmıştır. Çalışma grubu olarak 30 deney 30 kontrol öğrencisi belirlenmiştir. Araştırma bulgularında; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U test kullanılmış olup deney ve kontrol grubunun son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiş; bu da metinlerarası okumalara göre hazırlanan infografiklerin okuduğunu anlama becerileri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Okuduğunu anlama alt boyutlarına bakıldığında bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme düzeylerinde de deney grubu öğrencileri kontrol grubu öğrencilerine göre okuduğunu anlamada daha başarılı bulunmuşlardır. Bu sonuçlar metinlerarası okumalarda infografik öğelerin kullanılmasının okuduğunu anlama başarısını olumlu etkilediğini göstermektedir.
Halk anlatılarının yeniden yazımı sürecinde Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu
Türk ve dünya edebiyatlarında özel bir yeri olan ve Türk milletinin maddi ve manevi değerlerini somut bir şekilde yansıtan Dedem Korkut Kitabı, 1815 yılında Heinrich Friedrich Von Diez tarafından bilim dünyasına tanıtıldığından beri eskimeyen ve tüketilemeyen kaynaklardan biri olarak dikkat çekmektedir. Kitapta yer alan on iki anlatı, Oğuzların 9. ve 11. yüzyıllar arasındaki idari, iktisadi, kültürel ve dinî yapılarını dinleyiciye/ okuyucuya aktarmaktadır. Kilisli Muallim Rıfat'ın Türkiye'deki ilk neşrinden sonraki yüz yıllık süre içerisinde Dedem Korkut Kitabı birçok araştırmacı tarafından ele alınmış ve bilimsel ölçütlerde neşirler ve makaleler yayımlanmıştır. Bunun yanında Dedem Korkut Kitabı'nın masal, efsane, hikâye hatta tiyatro ve sinema filmi senaryosu olarak defalarca yeniden yazılmıştır. Ortaya çıkan yeni metinlerin birçoğu, asıl metinlerin kopyası olarak değerlendirilebilecek tekrarları iken bazıları da dil, üslup, olay örgüsü ve motifleri bakımından farklılaşmış formları olarak karşımıza çıkmaktadır. Dedem Korkut Kitabı'nın yenidenyazımlarının geçirdiği değişim ve dönüşümler ve bunların hangi boyutlarda ve amaçlarda gerçekleştiklerinin ortaya konulması, yazınsal süreç içerisinde anlatıların geçirdiği dönüşümleri aydınlattığı gibi bundan sonra yazılacak olanlara da ışık tutması bağlamında önem arz etmektedir. Çalışmamızda, Dedem Korkut Kitabı'nın Dresden nüshasında beşinci boy olarak yer alan ve Türklerin İslamiyet'i yeni yeni benimsediği bir dönemde inanç karmaşası yaşayan, bu bağlamda da Azrail'e kafa tutan Deli Dumrul'un ölümü bünyesinde hissedişiyle ilahi gücü ve yaşamın gerçeklerini kabul edişini anlatan Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu'nun yenidenyazımları ele alınacak, ortaya çıkan yeni anlatılardaki biçimsel ve anlamsal dönüşümler açıklamalarıyla birlikte ortaya konmaya çalışılmıştır.
Orhan Pamuk'un Kar romanının yapısal analizi ve düşünsel yapısı
Bu çalışma, Türk edebiyatında son yıllarda post modernist anlayışla eserler veren Orhan Ferit Pamuk'un Kar adlı romanını konu almaktadır.Mekân olarak Kars'ın seçildiği romanda, Kars sadece bir aşk hikâyesinin anlatıldığı şehir olmakla kalmaz, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin küçük bir temsili olma rolünü de üstlenir. Bu yüzden Kars'ta geçtiği varsayılan pek çok sosyal, siyasal ve ekonomik olay, aslında Türkiye'nin geçirdiği veya geçirmekte olduğu birtakım süreçlere göndermedir.Yazarın ilk ve son siyasi romanı olan Kar, metinlerarasılığın bolca kullanıldığı post modernist anlayışla yazılmış bir romandır. Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazar olan Orhan F. Pamuk; devlet, millet, dil, din, terör, Doğu-Batı gibi kavramları iç içe alan bir kurgunun yanına, kişilerin kimlik arayışını ve çatışmalarını da ekleyerek eserinde vermeye çalışır.Çalışmamızda Kar romanı, yapısal analiz ve düşünsel yapı olarak iki ana başlık altında incelenmiştir. Yapısal analiz kısmında özet, vaka, şahıs kadrosu, mekân, zaman, anlatıcı ve bakış açısı, dil ve üslup incelemesi yer almaktadır. Düşünsel yapı adını verdiğimiz ikinci başlığımızın altında romanı, birinci bölümde elde ettiğimiz verilerden de hareketle, dönemin siyasi ve sosyal olaylarının esere yansıması, kullanılması ve kurgulanması açısından irdeledik. Nihayetinde eserin hangi açılardan edebi özellikler taşıdığı, post modernizmin romana ne derecede uygulanabildiği gibi konularda birtakım çıkarımlarda bulunduk.Tezimizin bibliyografya kısmında ise, yararlandığımız kaynakları belirttik.Anahtar Kelimeler: Orhan Pamuk, Nobel, roman, post modernizm, metinlerarasılık, üstkurmaca.
Alev Alatlı'nın romanlarında metinlerarasılık
Metinler oluşum süreçleri itibariyle kendilerinden önce gelen metinlerden izler taşımakla birlikte kendilerinden sonra gelecek metinlere de etki etmektedirler. Yazıya geçirildiği andan itibaren yazarından bağımsızlaşarak okur vasıtasıyla dolaşıma giren metinler metinlerarası ilişkiler ağının bir parçası hâline gelmektedirler. Başka metinlerden izler taşımakla birlikte her metin özgün birer metin olarak varlığını devam ettirmektedir. Postmodernist romanın kurgusunu oluşturan öğelerin başında gelen metinlerarası imleme yöntemleri, romanın üstkurmaca yapısındaki katmanları oluşturan öğeler olarak varlık göstermektedir. 1980 sonrası Türk romanında romancılığıyla kendinden söz ettiren Alev Alatlı entelektüel birikiminin etkisiyle romanlarında metinlerarası yöntemlere sıkça yer veren yazarlardan biridir. Yayımlanan on üç romanından elde edilen bulgular doğrultusunda özellikle alıntı, gönderme, montaj, epigraf ve anıştırma yöntemlerine başvurduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular doğrultusunda romanlara dair yorumlara yer verilmiş ve belirli sonuçlara ulaşılmıştır.
Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin yaratıcı metinlerinde metinlerarasılık
Metin, belirli bir iletişim bağlamında, bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak üretilen anlamlı bir yapıdır. Metin, çok farklı düzeylerde dille iletişimde bulunmak amacıyla cümlelerden oluşan, cümlelerle oluşturulan anlatma ve anlaşma aracıdır. Metnin oluşumunda sesten paragrafa dil birimleri kullanılır. Metinde cümlelerin arka arkaya anlamsal bir bağlantı kurularak sıralanmasıyla paragraflar oluşur. Paragrafta bir ana fikir etrafında sıralanmış cümleler bulunur. Metinde paragraflar düşünce birimidir. Bir paragraftan diğerine geçerken dil, düşünce ve anlam birliği sağlanır. Metindeki bir paragrafta giriş, gelişme ve sonuç bölümleri bulunur. Paragraflar metinde anlatılan konunun boyutuna göre uzunluk ya da kısalık gösterir. Birkaç cümleden oluşan paragraflar olduğu gibi tek cümleden oluşan paragraflar da vardır. Paragrafların bir araya gelmesinden de bir metin (makale, fıkra, söyleşi, deneme, hikâye, roman vb.) oluşur. Her metnin bir ana düşüncesi vardır. Metinde ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler paragraflarda dile getirilir. Ana düşünce metinde bir cümle olarak belirtilebileceği gibi yazının bütününde de belirtilebilir. Metin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur. Bir metnin taşıması gereken birçok önemli ve kanıtlayıcı ölçütlerden söz edilebilir. Bu ölçütler alan yazınında metinsellik ölçütleri olarak adlandırılır. Bunlar; bağdaşıklık, tutarlılık, amaçlılık ve kabul edilebilirlik, bilgisellik, durumsallık ve metinlerarasılık ölçütleridir. Metin birliklerinin bir araya gelerek oluşturdukları bütünün bir metin olarak nitelenebilmesi için bu ölçütleri karşılaması beklenir. Metinlerarasılık, okuma sürecinde okurun zihninde başka metinlerin canlanması olarak ifade edilebilir. Bir metnin önceki metinlerle ilişkili olması ve sonraki metinler için bir beklenti oluşturması durumudur. Her metin, doğal olarak yazarın ve okuyucunun içinde bulunduğu çevre, durum ve yaşanılan gerçeklerin ürünüdür. Bu açıdan bakıldığında metin kendisinden önceki metinlerle bir etkileşim ve bilgi akışı içindedir. Bu sebeple öğrencilerin metinlerarası ilişkiyi nasıl ve ne kadar sağladıklarını bilmek, bu yönde yapılacak çalışmalara ışık tutacaktır. Çalışmanın amacı öğrencilerin yaratıcı metinlerindeki "Metinlerarası" kavramını kullanma düzeylerini tespit etmektir.
Sinemada halk hikayelerine metinlerarası bir bakış
Bu çalışmada, sözlü kültürde yer alan halk hikâyeleri ile Türk sinemasında halk hikâyelerini konu edinen filmler arasındaki bağlantı metinlerarasılık teknikleri ile irdelenmiştir.Genellikle yazılı ve sözlü metinler arasında düşünülen metinlerarası ilişkiler sözlü kültür ve görsel metinler arasında pek düşünülmemiş ve incelenmemiştir. Halk hikâyelerinin genel karakteristik özellikleri ile filmler arasında biçim ve teknik açısından birçok benzerlik bulunması yanında halk hikâyelerinin birebir bir filmin olay örgüsünü de oluşturabileceği görülmüştür. Bu olay örgüsü esnasında anlamsal ve biçimsel birçok değişiklik meydana gelmiştir.Bu değişiklerin boyutu da Gerard Genette baştaolmak üzere diğer yazarların yaklaşımları dikkate alınarak halk hikâyelerinin; sinema filmine dönüşüm süreci ve bu süreç sonunda ortaya çıkan filmlerin günümüzün halk anlatısı ihtiyacını karşılayarak kaynak metin olma yoluna gittiği görülmektedir. Bu süreç söz konusu metinlerarasılık yöntemleri ile açıklanmaya çalışılmıştır.
Leylâ Erbil'in Kalan ve Tuhaf Bir Erkek romanlarında postmodernizmin yansımaları
Türk Edebiyatında "eril dili" reddedip kadın dilini yazınımıza getiren usta yazar Leylâ Erbil'in Kalan (2011) ve Tuhaf Bir Erkek (2013) isimli eserlerinde postmodernizmin yansımalarını tespit etmeye çalışmak tezimizin amacını oluşturmaktadır. Yaptığımız tez çalışmasında postmodernizm kavramı ve postmodernizmin; ortaya çıkışı, tanımı, modernizmden postmodernizme kadar olan sürecin kısa bir tahlili Türk ve Batılı aydınların görüşlerinden yola çıkılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Postmodernizmin kendine has bir bildirisinin olmamasından dolayı tanımı ve ilkeleri konusunda ortak bir uzlaşıya varılmasa da önemli otoriteler tarafından belirtilen belli başlı postmodern özellikler gösteren tema ve imgeler ışığında çözümlemelerimizi yapmaya çalıştık. Modernizmin iflas eden ideolojileriyle ortaya çıkan postmodernizme eklemeler ve onu genişletme çabaları devam etmektedir. Postmodern edebiyatın bazı özellikleri modernizmde de görülse de modernizmden daha öte, daha modern bir kavram olarak postmodernizm kural tanımazlığı ile birçok kuralları yıkıp, kuralsızlıklar üzerine inşa edilmiştir. Erbil, Kalan ve Tuhaf Bir Erkek'te erkek egemen bir dilde "kadın dili"yle yarattığı "isyan grameri"nin mücadelesini vererek ve postmodernizmi post-feminizm bağlamında daha da genişleterek Türk Edebiyatı'nda postmodern özellikler taşıyan romanlardan farklı bir konumda bulunmaktadır. Eserler üzerine yaptığımız incelemeleri dikkate alarak genel bir değerlendirme yapacak olursak; Kalan ve Tuhaf Bir Erkek'in postmodernizmin özellikleriyle büyük ölçüde örtüştüğünü söyleyebiliriz.
Orhan Pamuk' un Kara Kitap adlı eserinin metinlerarası ilişkiler çerçevesinde incelenmesi
Metinlerarası ilişkiler, en genel tanımıyla bir metnin kendinden önce yazılmış metinlerle olan ilişkisi ilkesine dayanır. Bu ilişki, kullanım özellikleri göz önünde bulundurularak çeşitli kategorilere ayrılır. Postmodernizmin metin çözümleme yöntemlerinden biri olan metinlerarasılık, kuramsal bir inceleme alanı oluşturarak, Dünya edebiyatında olduğu gibi Türk edebiyatında da kendine önemli bir yer edinmiştir. Kuramı, Doğu ve Batı kaynaklarını referans alarak kullanan, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Orhan Pamuk, metinlerarasılığı en çok kullanan yazarlardandır. Orhan Pamuk' un romancılık kariyerinin dönüm noktası sayılan en önemli eserlerinden biri olan Kara Kitap ise metinlerarası yöntem ve tekniklerinin sıkça uygulandığı bir romandır. Bu çalışma da, Orhan Pamuk' un Kara Kitap adlı eserinde kullanılan alıntı, gönderge, parodi, pastiş, kolaj-brikolaj, klişe, anlatı içinde anlatı gibi metinlerarası tekniklerin detaylandırılıp açıklanması amaçlanmıştır. Romanı kuramsal çerçeve dahilinde ele alırken, Orhan Pamuk' un hayatı ve edebî kişiliği de göz önünde bulundurulmuştur.
Barış Manço şarkılarında metinlerarasılık
Metinlerarasılık, yeniden yazma işlemidir. Kuramcılar, metinlerarasılığı bir metnin önceki metinlerle ilişkisi, alışverişi şeklinde tanımlar. Araştırıcılara göre yazılacak her şey tükenmiştir. Yazarlar, eski dönem eserlerinden etkilenerek yeni eserler ortaya çıkarırlar. İnsanlar var oldukları andan itibaren iletişim ihtiyacını farklı şekillerde gidermeye çalışıp farklı yollar aramışlardır. Önemli iletişim yollarından biri de müziktir. Müzik parçaları da metinlerden oluştuğuna göre, şarkılarda metinlerarasılıktan da bahsetmemiz mümkündür. Bu bağlamda Türk müziğinin önemli isimlerinden Barış Manço'nun şarkıları incelenmeye elverişlidir. Barış Manço Türk kültürüne oldukça değer veren bir sanatçı olarak, eserlerinde bu unsurlardan oldukça yararlanmıştır. Çağdaş ozan olarak nitelendirilen Barış Manço, geleneği geleceğe taşımıştır. Bu tezin amacı da Barış Manço şarkılarındaki divan ve halk edebiyatı unsurlarını metinlerarası yöntem ile tespit etmektir. Bu amaçla iki yüze yakın kaynak incelenmiş ve en ilgilileri referans olarak kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Barış Manço'nun eserlerinde Türk halk edebiyatı ve divan edebiyatından pek çok motif tespit edilmiştir.
A descriptive study of of Mice and Men; a change in text type through translation
The aim of this thesis is to illustrate and account for the differences between the two translations of Of Mice and Men –the translated prose text and the translated play script version. Since the source text is originally written in prose from, its translation into a play script brings many changes and throughout the present study, the aim and the results of this text type change are investigated along with a descriptive study of a target oriented translation of Of Mice and Men. Each chapter deals with the analytical steps taken towards the comparison of two different translations of Mice and Men. Even-Zohar's Polysystem Theory, Vermeer's Skopos Theory and Functional Approach are some of these theories that the present thesis is grounded with a view to showing that the text is translated according to a target oriented perspective to function on a communicative ground. The very concept of drama, its language and its relation with Translation Studies are illustrated with the reasons for changing the text type and how it contributes to culture repertoire. The conclusion reveals the detailed reasons for changing the text type with a descriptive study of translated versions of Of Mice and Men. In the descriptive study, it is argued that converting a prose text into a play script in translation makes it possible for it to reach a wider public who may prefer to watch the play on the stage rather than read the novel and it shows how translation contributes to culture repertoire through spreading foreign works in Turkey.
Civan Canova'nın oyun yazarlığı
Devlet tiyatro sanatçısı olan Civan Canova'nın yazmış olduğu oyunlar, oyunların teknik altyapıları ve yazarın hayatı, çalışmamızın içeriğini oluşturmaktadır. Türk edebiyatında, edebiyatçı olarak nitelendirilen sanatçıların tiyatro oyunları yazdığı bilinmektedir fakat oyuncu kökenli olup da tiyatrocu kişiliğiyle oyun yazarlığı yapan kişi sayısı, yok denebilecek kadar azdır. Civan Canova'nın yeri ise bu azınlığın içindedir. Magazinsel olarak isim yapmış yazar, bilimsel açıdan incelenerek akademik bakış açısıyla ilim dünyasına arz edilmiştir. Civan Canova, yazmış olduğu oyunlarla oyunculuğunun dışında, yazarlık konusunda da yazın dünyasında kendini göstermiştir. Bu yönüyle ele alınan yazar, oyunlarıyla birlikte araştırılmış ve analiz edilmiştir. Araştırma süresince nitel araştırma ve metin analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışmalar sırasında akademik kaynaklar kullanılmış, karşılaştırmalı verilerle hipotezler kurulmuştur. Çalışmaya konu olan sanatçının tezin yazıldığı dönemde halen yaşıyor olması tez için mütenakız durumların ortaya çıkmasını engellemiş ve tez için avantaj olmuştur.
Bilge Karasu'yun eserlerinde postmodern unsurlar
Modern edebiyat anlayışı, James Joyce, Samuel Beckett, Elias Canette, William Faulkner gibi yazarların ürün verdiği Eleştirel Modernist Dönem'de ciddi darbeler alır. Ancak yeni bir edebiyata ulaşmak için 1960'ların beklenmesi gerekir. 1960'lardan sonra postmodern edebiyat, bütün dünyada yayılma alanı bulur. Türk edebiyatçıları da özellikle 1980'den sonra postmodern ürünler verirler. Eserlerini 1960'tan sonra yazmaya başlayan Bilge Karasu, postmodern dalgadan etkilenen yazarlardan biridir ve son dönem eserlerinde, daha yoğun bir şekilde, bu edebiyat anlayışını kullanmaya başlar. Çalışmamızda ilk olarak postmodernizm hakkında genel bilgiler verildi. Ardından, postmodernist unsurlara ve Bilge Karasu'nun eserlerindeki postmodernist unsurların tespitine geçildi. Edebiyatın, sosyal yaşamla bulunan sıkı bağından dolayı, postmodern edebiyat unsurları açıklanırken bunların, nasıl bir sosyal yaşamın sonucunda ortaya çıktıkları da açıklanmaya çalışıldı. Bu yönüyle tezde, postmodern düşüncenin sosyal yaşamdan nasıl etkilendiği ortaya konulmaya çalışıldığı gibi, bu düşüncenin, sosyal yaşamı nasıl etkilediği de belirtilmiş oldu. Bu bilgilerden sonra, Bilge Karasu'nun eserlerindeki postmodern unsurlar verildi. Tüm analizlerin sonucunda, üstkurmaca; metinlerarasılık; parçalı, düzensiz ve karmaşık yapı; düş ile gerçeğin iç içe geçmesi; ironi; belirsizlik; fantastik, büyülü gerçekçilik, gotik; oyun olgusu; yeni tarihselci anlayış; parçalanan özne; hiper ve kolaj mekân; çizgisel olmayan zaman gibi, postmodern dönemin temel özelliklerinin, Bilge Karasu'nun eserlerinde kullanıldığının tespiti yapıldı. Anahtar Sözcükler Türk Edebiyatı, Bilge Karasu, Postmodern Edebiyat, Üstkurmaca, Metinlerarasılık, Kompleks yapı, İroni, Fantastik, Büyülü Gerçekçilik, Gotik, Oyun, Hiper Mekân, Yeni Tarihselcilik.
Metinlerarasılık kuramı bağlamında Enver Behnan Şapolyo'nun dede korkut anlatıları
Folklor ve edebiyat ilişkisinin tezahürlerinden biri de geleneksel halk anlatılarının yeniden yazımlarıdır. Kültürel hafıza mekânı olarak milletlerin kimlik değerlerini bünyesinde barındıran bu tür anlatılar, modern dönemde de muhtelif işlevler üstlenmişlerdir. Özellikle modern insanın kimliğinin ve düşünce dünyasının şekillenmesinde geleneksel anlatıların değerler dünyası temel alınmıştır. Modern edebiyatın muhtelif form ve kalıplarıyla yeniden üretilen geleneksel anlatıları güncelleyen yazarlardan biri de Enver Behnan Şapolyo'dur. Türk tarihi ve kültürüne ilişkin birçok eser kaleme alan Şapolyo'nun daha çok popüler edebiyat niteliğinde değerlendirilen edebî verimleri de bulunmaktadır. Cumhuriyet döneminde yetişen dikkate değer popüler tarihî romancılar arasında sayılan Şapolyo'nun edebî kaynakları arasında Türk halk anlatıları da yer alır. Oğuz Kağan, Ergenekon, Bozkurt, Dede Korkut gibi geleneksel anlatıları pek çok kez yeniden yazım işlemine tabi tutan yazar, böylelikle folklor ve kurmacanın iç içe geçtiği metinler üretmiştir. Bu çalışmada, Enver Behnan Şapolyo'nun kaleme aldığı Dede Korkut anlatıları incelenmektedir. Şapolyo, muhtelif tarihlerde Dede Korkut anlatılarını genellikle kısa hikâye formunda yeniden yazmıştır. Bu anlatılar, yazarın edebî ve ideolojik görüşlerinin esasında biçimlenmiş, kendi tercih ve müdahaleleriyle hem içerik hem de biçim bakımından yeni metinlere dönüşmüştür. Yazarın yeniden yazdığı metinlerde geleneksel anlatıların kurgusal değişikliklerinden başka anlam ve değerler dünyası açısından da dönüşümler meydana gelmiştir. Bu bağlamda Dede Korkut anlatıları ile yazarın kurmaca anlatıları arasındaki dönüşümünün tespit edilmesi, çalışmanın temel amaçları arasındadır. Şapolyo tarafından kaleme alınan Dede Korkut anlatılarının tahlilinde, metinlerarasılık kuramı doğrultusunda bir yöntem benimsenmiştir.
Nuri Bilge ceylan sinemasında Rus edebiyatı ve sinemasının ilişkisi
Bu belgeselde metinlerarası ilişkiler, iki farklı sanat dalı olan sinema ve edebiyatın birbirleriyle etkileşimlerinden hareketle yaratıcı bir yönetmenin beslendiği kaynaklar görsel olarak sunulmuştur. Bu bağlamda Nuri Bilge Ceylan sineması, örnek olarak ele alınmış, ''Koza'', ''Kasaba'', ''Mayıs Sıkıntısı'', ''Uzak'', ''İklimler'', ''Üç Maymun'', ''Bir Zamanlar Anadolu'da'', ''Kış Uykusu'' filmleri içerik ve biçimsel açıdan incelenmiş, Rus edebiyatından Fyodor Dostoyevski ve Anton Çehov, sinemasından ise Andrey Tarkovski ile ilişkileri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Metinlerarası ilişkiler, sinema, edebiyat, Rus sineması, Rus edebiyatı.
Metinlerarasılık bağlamında reklam-müzik ilişkisi
İletişim mesajı taşıyan her söz, her hareket bir metindir. Metin, bu çalışmanın merkezi olan metinlerarasılığın bir parçasıdır. Metinlerarasılık kavramı kısaca metinler arasındaki karşılıklı ilişki olarak tanımlansa da bir çok kuramcı bu kavrama yeni anlamlar yüklemeye çalışırlar. Hepsi de metnin bir alıntılar toplamı olduğunu, her metnin eski metinlerden aldığı parçaları yeni bir bütün içerisinde bir araya getirdiğini ileri sürer. Metinlerarasılıkta, her metnin kendinden önce yazılmış öteki metinlerin alanında yeraldığı, hiçbir metnin eski metinlerden tümüyle bağımsız olamayacağı düşüncesi öne çıkar. Bu bağlamda düşünüldüğünde bir metin, daha önce yazılmış metinlerden aldığı kesitlerle yeni bir birleşim düzeni içerisinde bir araya getirilir. Bu durumda her yapıt metinlerarasılığın bir örneğidir. Metinlerarasılık, her metnin sonsuz sayıda farklı yorumunun olabileceği postmodern anlayışla da örtüşür. Bu kavram metni, farklı metinlerden oluşan bir bütün olarak görür. Bu bağlamda anlam, metinlerarası bir bütün içerisinde bir metinden diğerine saçılmaktır.Reklamlar metinlerarasılığın en önemli örneklerinden biridir. Reklam bir promosyon işlevi gördüğü için sürekli bir metinlarası ilişki içindedir. Müzik bu promosyon işlevi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Müzik, reklama kattığı ya da çerçevelediği anlamla pragmatiktir. Müziğin reklam içinde pragmatik kullanımı bu çalışmada üzerinde önemle durulan noktalardan biridir. Reklam müziğiyle uğraşan kişilerle yapılan görüşmelerde reklam müziklerinin reklamda nasıl bir işlev gördüğüne ve önemine dair alınan cevaplar müziğin reklam içinde pragmatik kullanımını destekleyen örnekler olarak önemli bir yer tutar. Bu çalışmada metinlerarasılık bağlamında reklam ve müzik ilişkisi verilen örneklerden hareketle ele alınacaktır.İletişim mesajı taşıyan her söz, her hareket bir metindir. Metin, bu çalışmanın merkezi olan metinlerarasılığın bir parçasıdır. Metinlerarasılık kavramı kısaca metinler arasındaki karşılıklı ilişki olarak tanımlansa da bir çok kuramcı bu kavrama yeni anlamlar yüklemeye çalışırlar. Hepsi de metnin bir alıntılar toplamı olduğunu, her metnin eski metinlerden aldığı parçaları yeni bir bütün içerisinde bir araya getirdiğini ileri sürer. Metinlerarasılıkta, her metnin kendinden önce yazılmış öteki metinlerin alanında yeraldığı, hiçbir metnin eski metinlerden tümüyle bağımsız olamayacağı düşüncesi öne çıkar. Bu bağlamda düşünüldüğünde bir metin, daha önce yazılmış metinlerden aldığı kesitlerle yeni bir birleşim düzeni içerisinde bir araya getirilir. Bu durumda her yapıt metinlerarasılığın bir örneğidir. Metinlerarasılık, her metnin sonsuz sayıda farklı yorumunun olabileceği postmodern anlayışla da örtüşür. Bu kavram metni, farklı metinlerden oluşan bir bütün olarak görür. Bu bağlamda anlam, metinlerarası bir bütün içerisinde bir metinden diğerine saçılmaktır.Reklamlar metinlerarasılığın en önemli örneklerinden biridir. Reklam bir promosyon işlevi gördüğü için sürekli bir metinlarası ilişki içindedir. Müzik bu promosyon işlevi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Müzik, reklama kattığı ya da çerçevelediği anlamla pragmatiktir. Müziğin reklam içinde pragmatik kullanımı bu çalışmada üzerinde önemle durulan noktalardan biridir. Reklam müziğiyle uğraşan kişilerle yapılan görüşmelerde reklam müziklerinin reklamda nasıl bir işlev gördüğüne ve önemine dair alınan cevaplar müziğin reklam içinde pragmatik kullanımını destekleyen örnekler olarak önemli bir yer tutar. Bu çalışmada metinlerarasılık bağlamında reklam ve müzik ilişkisi verilen örneklerden hareketle ele alınacaktır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Metinlerarasılık 2- Reklam 3- Reklam Müziği 4- Müzikte Anlam 5- Reklam Üretim Süreci
Okuma eğitiminde yeniden yazılmış masalların metinlerarası anlam kurma ve göstergebilim açısından çözümlenmesi
Çalışma, yeniden yazılmış masalların metinlerarasılık ve göstergebilimsel açıdan incelenmesini ve Türkçe eğitimi bağlamında okuma etkinliklerinde nasıl kullanılabileceğini ortaya koymayı amaçlayan nitel bir araştırmadır. Üç temel amaç doğrultusunda yapılandırılan çalışmanın ilk amacı, Grimm Kardeşler, Perrault ve Ezop tarafından yazılan klasik masallar ile masalların Eşit Masallar ve Frederick adlı yeniden yazılmış versiyonları arasındaki metinlerarası ilişkileri ortaya koymak, alt metin ve üst metin arasındaki benzerlik ve farklılıkları çözümlemektir. İkinci amaç, yeniden yazılmış masalların göstergebilimsel çözümlemesini yaparak masalların hangi göstergeler üzerinden dönüşüme uğradığını irdelemektir. Üçüncü amaç, yeniden yazılmış masalların okuma eğitimi kapsamında nasıl kullanılabileceğini örnek izlenceler ve etkinlikler aracılığıyla göstermektir. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmış; metinlerarası çözümlemelerde yapı unsurları, dil ve anlatım, tematik dönüştürümler karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çözümlemeler yeniden yazılmış masalların kaynak metinlere bağlılık ile özgün yorumlar arasında bir denge kurduğunu ve hem edebi hem eğitsel açıdan zengin bir potansiyele sahip olduklarını göstermektedir. Ayrıca çalışmada yer verilen örnek etkinlikler, öğrencilerin eleştirel, analitik ve yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik özgün uygulamalar sunmaktadır. Söz konusu etkinlikler okuma öncesi, okuma sırası ve okuma sonrası olmak üzere 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda metinlerarasılık ve göstergebilimle ilişkili kazanımlar temel alınarak tasarlanmıştır. Çalışma, Türkçe eğitimi bağlamında metin seçimi ve kullanımı açısından özgün bir katkı sunmaktadır. Etkinliklerde öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve sosyal gelişimlerini destekleyecek şekilde metinlerarası anlam kurma, göstergebilimsel çözümleme, sorgulayıcı düşünme, değer aktarımı ve yaratıcı üretim gibi çok yönlü kazanımlar gözetilmiştir.
Savaşta çocuk imgesinin sinema ve edebi eser bağlamında metinlerarası analizi: Çizgili pijamalı çocuk örneği
1933 yılında Almanya'da Adolf Hitler liderliğinde Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi iktidara gelmiştir. Nazi ideolojisi devlet yönetimi olarak benimsenmiştir. Nazi Almanyası'nın benimsediği ideolojide Nazi karşıtı birey ve topluluklar özellikle de Yahudiler Almanya'nın gelişiminde ve ilerlemesinde bir sorun olarak görülmüştür. 1933 yılından sonra Almanya'da başlayan ve İkinci Dünya Savaşı süresince işgal edilen ülkelerde devam eden Yahudi politikası Yahudi soykırımına kadar ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Binlerce insan çeşitli yöntemlerle ölüme mahkûm edilmiştir. Yok etme girişimleri Nazi kamplarında toplanan Yahudiler üzerinde uygulanmıştır. Bu süreçten en çok etkilenenler ise savunmasız durumdaki çocuklar olmuştur. Bu tezde Nazi propagandasının Yahudi halkı üzerindeki baskıların katliam boyutuna ulaşmasının yazılı ve görsel metin olarak "Çizgili Pijamalı Çocuk" roman ve filmi üzerinden çocuk imgesinin nasıl işlendiği anlatılmıştır. Araştırmada kullanılan "Çizgili Pijamalı Çocuk" yazılı ve görsel metinleri ayrı ayrı söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Son olarak analizden elde edilen bulgulara göre roman ve filmin metinlerarasılığına yer verilmiştir.