Social state

79 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessAR

The responsibility of the state to achieve social justice in Islamic (fiqh) jurisprudence

Achieving social justice is a great legal purpose that State has a role in. Islamic Fiqh has shown this role, so this role and this Fiqh should be highlighted to control the path, correct the performance and contribute to achieving dreams of the peoples. In the provisions of Islamic Shari'a, is there anything which achieves social justice? Does State have a role shown and framed by the Islamic Fiqh? Can these provisions represent a comprehensive applicable theory? The importance of the research is reflected in meeting the urgent needs of peoples through Islamic provisions which we worship Allah by applying them. It is also reflected in showing that Islam is able to provide solutions to this dilemma which has puzzled mankind in every time and place. 1- To reflect the means of achieving social justice in Islamic Shari'a. 2- To show the role of State regulated by Islamic Fiqh in achieving social justice. 3- To contribute to providing legal solutions to one of the big social problems. The researcher will follow more than one method such as inductive method which aims at investigating the streams of social justiceand the roles of State in achieving it.Besides, the researcher willalso follow deduction and analysis to come up with an integrated theory in this regard.This research is divided into three chapters other than the introduction, preface and conclusion. The first chapter discusses the role of State in Zakat and taxes and Awqaf. The second highlights the role of State in controlling and protecting markets. The third discusses equity and the role of Muslim State Treasury (Baitul Mal). 1-Islamic States should seek to achieve social justice through its streams in Islamic Fiqh as much as possible. 2-Peoples' dream in establishing social justice cannot come properly true except through Islamic Shari'a. 3-Zakat is one of the greatest streams of social justice and balance of economy is related to markets which have to be reformed. This is a kind of Fiqh which maintains the origin of social justice.

Ahmad Alhussein
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal belediyecilik (Zeytinburnu belediyesi)

Bu çalışmada sosyal belediyeciliğin ve bu bağlamda yapılan faaliyetlerinin detaylı bir incelemesi yapılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle çalışmada öncelikle sosyal politika kavramı üzerinde durulmuş, daha sonra sosyal politikanın tarihsel gelişimi, araçları ve amaçları detaylı olarak incelenmiştir. İkinci bölümde sosyal devlet kavramının literatür taraması yapılıp, tarihsel gelişimi ve Türkiye'de sosyal devletin tarihsel gelişimi irdelenmiştir. Aynı zamanda sosyal belediyecilik kavramı, konusu, işlevleri, tarihsel gelişimi, Türkiye'de sosyal belediyeciliğin tarihsel gelişimi incelenmiştir. Bu bölümde yine Türkiye'de sosyal belediyeciliğin hukuki çerçevesinde ve sosyal belediyecilik bağlamında yapılan uygulamalar irdelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde Zeytinburnu Belediyesi hakkında bilgiler verilmiş ve Zeytinburnu Belediyesi tarafından yürütülen sosyal belediyecilik faaliyetleri ele alınmıştır. Sonuç olarak Zeytinburnu Belediyesi'nin sosyal belediyecilik kapsamında ilçe halkına özellikle düşkün kesimlere son derece önemli sosyal hizmetler verdiği anlaşılmıştır.

Belediye hizmetleriBelediyelerSosyal devlet+3
Serkan Akarsu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği sosyal politikasının gelişimi ve Türkiye'nin Avrupa Birliği sosyal politikasına uyumu

Avrupa Birliği entegrasyon sürecinin önceliği ekonomik ve parasal birliği sağlamaktadır. Ancak, son yıllarda sosyal politika alanında yaşanan gelişmeler, Avrupa Birliği'nin sosyal konulara giderek daha fazla önem verdiğini göstermektedir. Küreselleşmenin, genişleme sürecinin ve refah uygulamalarında ülkeler arasında var olan farklılığının yarattığı baskıya rağmen, Avrupa devletleri sosyal alanındaki etkinliklerini korumaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği sosyal politikasına uyumu ve bu yönde gerçekleştirilen düzenlemeler üzerinde durulmaktadır. Uyum sürecinde yaşanan sorunlar, Türkiye'nin kendine özgü yapısı göz önünde bulundurularak değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Devlet, Sosyal Politika, Avrupa Birliği

Avrupa BirliğiDevletSosyal devlet+3
Ayşe Meriç Yazıcı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kamu yönetimi anlayışının yerel yönetimlerde sosyal devlet ve sosyal hizmete etkisi

Yeni kamu yönetimi anlayışının ortaya çıkmasında birbiriyle ilişkili birçok faktörün rol oynadığı söylenebilir. Kısmen ifade edilmeye çalışılan kamu yönetimi sisteminin yaşamış olduğu yetersizlikler üretimdeki ilişkileri, globalleşme, sosyal, ekonomik ve kültürel yapıdaki değişiklikler 1980 sonrasında kamu yönetimi üzerindeki bulunan baskıların çoğalmasına yol açmıştır. Artık sıradanlaşan hiyerarşik, bürokratik ve katı merkeziyetçi devlet anlayışı, yerini piyasa ekonomisine daha yatkın esnek bir sisteme bırakmaya başlamıştır. Bu durumdan dolayı devlet, piyasa ve yurttaş ilişkilerinde önemli anlayış farklılıklarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Yeni anlayışa göre, görünürde devleti küçültmekle birlikte aynı zamanda hizmetlerde etkinlik ve verimliliği sağlayarak devleti daha fonksiyonel kılmayı amaçlamaktadır. Yerel yönetimler, yerel geleneksel yaşamı, yerel kültürü, yerel sosyal aktiviteleri çağdaş yaşama özelliklerinin öncülüğünde geliştiren ve o kentte doğanların, o kente yerleşenlerin, o kent de görev yapanların sosyal, ekonomik ve yerel hizmetlerini yetkisi oranında gerçekleştiren yerel kamu tüzel kişilikleridir. Yönetim biliminde en etkin ve üst yönetim biçimi olan devletin toplumsal yapısına uygun yönetim sistemi ne olursa olsun ister demokratik isterse demokratik olmayan devlet modeli sistemi olsun devlet yapısını oluşturan iki yönetim sistemi vardır. Bunlardan ilki merkezi yönetim, ikincisi ise devlet yönetimini tamamlayan her tür yetki, görev, hizmet ve sorumlulukları merkezi yönetim tarafından belirlenen yerel yönetimlerdir.

Kamu yönetimiSosyal devletSosyal hizmetler+2
Zeynep Beldağlı Velioğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden engellilere yönelik hizmetler: İBB Engelliler Müdürlüğü örneği

19. yüzyılda başlayan ekonomik ve sosyal yapıdaki değişiklikler, 1929 ekonomik buhranı ve özellikle de II. Dünya savaşı neticesinde ortaya çıkan toplumsal ihtiyaçların devletler tarafından karşılanması beklentisine cevap olarak 1945-1970 yılları arasında uygulanan sosyal politikalar, devletlerin 1970'li yıllarda ekonomik ve sosyal açıdan krizler yaşamasına ve sosyal devlet fonksiyonlarının işlevsiz hale gelmesine neden olmuş ve bu durum siyasal ve ekonomik açıdan dönüşümü gerekli hale getirmiştir. 1980'li yıllar itibariyle uygulanan neoliberal politikalar, küreselleşme ve bilgi ve iletişim olanakların gelişmesiyle birlikte merkezi yönetimlerin sosyal politikalar alanında hizmet sunma yönetmelerinde değişiklik yaşanmasına neden olmuş ve merkezi yönetimlerin yetki ve sorumluluklarının bir kısmı yerel yönetimlere devredilmiştir. Bu bağlamda günümüzde merkezi yönetimler savunma, sosyal güvenlik, adalet, eğitim gibi ülke genelindeki hizmetlere yönelik politikalar üretirken, halka en yakın yerel yönetim birimi olan belediyeler de imar, şehircilik, altyapı, çevre düzenleme gibi görevlerinin yanında sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde sunduğu, bilgilendirme, bilinçlendirme, sosyal ve kültürel faaliyetler, sosyal hizmetler ve yardımlar ile aktif bir rol oynamakta ve hizmeti en etkin, hızlı ve sürdürülebilir şekilde yerine getirmektedir. Bu çalışmada örnek olay yönetimi kullanılarak belediyelerin sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden engellilere yönelik sunulan hizmetler değerlendirilecektir. Çalışmanın giriş bölümü ile birlikte ikinci bölümünde engelli ve engellilik kavramları, Dünya, Türkiye ve İstanbul'da yaşayan engellilerin niceliksel değerleri ve yasal haklarının tarihsel gelişimi; üçüncü bölümünde yerel yönetim ve sosyal belediyecilik kavramları ile sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde hizmet veren belediyelerin tarihsel gelişimi, fonksiyonları ve faaliyet alanları; dördüncü bölümünde engellilere yönelik hizmetleri değerlendirmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi Engelliler Müdürlüğü tarafından verilen hizmetler üzerinde çalışılmıştır. Sonuç bölümünde İBB Engelliler Müdürlüğü tarafından verilen hizmetlerin ve istatistiklerin değerlendirilmesi yapılmış ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Sonuç olarak İBB Engelliler Müdürlüğü'nün; mali bütçesinin, yetki ve sorumluluklarının, hizmet alanları ve çeşitliliğinin artış gösterdiği, engellilere en yakın ve hızlı hizmet vermek amacıyla İstanbul genelinde merkezler kurduğu ve sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde engellilere yönelik sunulan hizmetleri ile Türkiye ve Dünya'ya örnek model olduğu gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Engelli, Engellilik, Yerel Yönetimler, Belediye, Sosyal Belediyecilik.

BelediyelerEngelli kişilerSosyal başarı+6
Şükran Karaağaç
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde sosyal sorumluluk bağlamında İstanbul Halk Ekmek AŞ.'nin incelenmesi

Sosyal sorumluluk yerel yönetimler açısından hayati önem taşıyan bir konudur. Yerel yönetimler toplumların ortak ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla topluma karşı sorumluluğu bulunan kamu kurumu kuruluşlarıdır. Bu nedenle artan hizmet talebi ve beklentiler neticesinde yerel yönetim hizmetleri çeşitlilik göstermektedir. Yönetim anlayışı içinde sosyal sorumluluk politikaları yerel yönetim faaliyetleriyle şekillenmektedir. Bu çerçevede sosyal belediyecilik anlayışını içeren kamu işletmeleri kurulmuştur. Çalışmamız genelinde toplumsal hizmeti ön plana alarak hizmetine devam eden İstanbul Halk Ekmek AŞ. incelenmiştir. İnceleme çerçevesinde Carroll'ın sosyal sorumluluk modelinden yola çıkarak oluşturulan yarı yapılandırılmış soru kalıplarından faydalanılarak nitel bir araştırma yapılmıştır, elde edilen bulgular mevcut literatürde yer alan bilgiler ile karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır.

Belediye hizmetleriBelediyelerEkmek+3
Mevlüt Eryiğit
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2000'li yıllarda Hakkâri Belediyesi ve sosyal belediyecilik

2000'li Yıllarda Hakkari Belediyesi ve Sosyal Belediyecilik" adlı çalışmada sosyal devlet, sosyal belediyecilik, Hakkari ilinin demografik, coğrafik ve ekonomik yapısı ve kavramları açıklanmıştır. Günümüz dünyasında sosyal belediyecilik anlayışı oldukça gelişme göstermiştir. Sosyal belediyecilik anlayışı, toplumdaki dezavantajlı birey ve gruplara yardım ederek onların toplumdan soyutlanmasını engellemeye hizmet eder. Ayrıca sosyal belediyecilikle toplumun faydalanması için çeşitli yatırımlar yapılmaktadır. Bu yatırımlara; halk ekmek fabrikaları, bakım evleri, konuk evleri gibi hizmetler örnek verilebilir. Bu çalışmada "2000'li Yıllarda Hakkari Belediyesi ve Sosyal Belediyeciliği irdelenmiştir. Bu amaçla literatür taraması yapılmış ve Hakkari Belediyesi internet sitesi ve kaynakları araştırılarak çalışma hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Belediyecilik, yerel yönetimler, sosyal devlet, Hakkari Belediyesi

BelediyelerHakkariSosyal devlet+1
Serdar Sevi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde sosyal bütçe uygulamaları: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi örneği

Sosyal devlet modeli, sosyal refahın üst düzeye çıkarılması ve sosyal barış, adalet kavramlarının sağlanması amacıyla sosyal ve finansal yaşamda gerekli düzenleme ve müdahalelerin yapılmasını öngören bir anlayış olarak görülmektedir. Toplumlarda yer alan ihtiyaç sahibi bireylere insanlık onurları çerçevesinde hayat standartları oluşturmak ve bununla beraber sosyal adalet kavramının oluşması için gerekli ortamı hazırlamak, sosyal devletin asıl vazifelerindendir. Sosyal devlet, sosyal belediyecilik, sosyal politika olguları kaynaklarda teorik olarak tartışılmasına karşın bu olguların uygulamalara ne denli geçirildiği hususunda yeteri kadar araştırma yapılmadığı gözlemlenmektedir. Özellikle sosyal belediyecilik olgusunun Türkiye'de yer alan belediyelerde ne denli benimsendiğine dair bir hayli az araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda çalışmada sosyal bütçe kavramına ve sosyal belediyecilik kavramına değinilmiştir. Son olarak da Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bütçesi sosyal bütçe bağlamında incelenmiş ve bulgular ortaya konulmuştur

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriDiyarbakır+6
Berivan Gürbüz
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet anlayışı uygulamaları: Trabzon SYDV örneği

Sosyal Devlet Anlayışı, iktidarın keyfine bırakılmayacak kadar kırılgan, halkın kazanımlarıyla, arz ve talep döngüsüyle gelişen ve filizlenen, toplumsal kazanımlar veya kayıplar zinciridir. Bu araştırmada, devletin toplum içinde yoksulluğu, gelir dağılımındaki adaletsizliği önlemede uygulanan sosyal yardımlar, sosyal güvenlik hakkı, sağlık, eğitim gibi gelir dağılımından kaynaklanan eşitliksizlikleri azaltmak ya da gidermek için yapılan sosyal yardım uygulamaları analiz edilmiştir. Toplumun şekillenmesinde, tarih boyunca dinin etkisi büyük olmuştur. İslamiyet ve sosyalizm karşılaştırıldığında; İslamiyet'in merhamet ve hayırseverlik üzerine, Sosyalizmin ise toplumsal eşitlik üzerine bina edildiği görülmüştür. Bu çalışmanın temel amacı; Sosyal Devlet Anlayışı çerçevesinde dünden bugüne toplumun gelir eşitsizliğine karşı verdiği olağanüstü mücadelede, devletin muhtaç vatandaşlara sunduğu sosyal devlet uygulamalarının, yeterli olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmanın amacına yönelik araştırma bulguları, Trabzon SYD Vakfından yardım alan ve genelde eğitim düzeyi düşük olan vatandaşlar ile yabancı sığınmacıların ve genelde eğitim düzeyi daha yüksek olan GSS yaptıran vatandaşların görüşleri ile sınırlıdır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS 21.0 (Statistical Package For Social Sciences) paket programı ile yapılmıştır. Bulgular, sosyal devlet uygulamalarının; cinsiyetlerine, medeni durumlarına, eğitim düzeyi ve uyruklarına göre değerlendirildiğinde; eğitim düzeyi düşük olan kesimin sosyal devlet uygulamalarını yeterli gördüğü, eğitim düzeyi yüksek olan kesimin ise sosyal devlet uygulamalarını yeterli görmediği saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Sosyal Devlet Anlayışı, Sosyal Devlet, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Sosyalizm.

Devlet yardımıSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal devlet+4
Filiz Özsandıkcıoğlu
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uygulamadaki vergi teşvik mekanizmaları ile Ar-Ge faaliyetleri ve yatırımlar arasındaki ilişkilerin ekonomik analizi

Maliye politikaları arasında önemli bir yere sahip olan vergisel teşvikler özellikle doğrudan yabancı yatırımlar ve ihracat gelirleri üzerinde kullanılmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde mevcut yatırım seviyesini arttırmak ve üretim yapısını değiştirerek katma değeri yüksek ürün üretimini desteklemek amacıyla, vergilendirme politikalarında değişiklikler yapılmaktadır. Ekonomi politikalarında kısa dönemde yer verilen vergisel teşvikler, ayni veya nakdi olarak verilebilir. Ayrıca, vergisel teşvikler küresel ekonomilerin rekabetçi yapılarını destekleyen ar-ge ve inovasyon çalışmalarını hızlandıran ve bu çalışmaların sürekliliğini sağlayan bir araç haline gelmiştir. Sosyal devlet anlayışının gelişmesi ve yerleşmesinin altında büyük bir paya sahip olan vergisel teşvikler bu yönüyle aynı zamanda devlet yardımları olarak da nitelendirilmektedir. Vergisel teşvikler sosyal, siyasal ve ekonomik olarak birçok alanda gerçekleştirilmesi düşünülen projelerin hayata geçirilmesinde büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca vergi teşvikleri sunulan sektörler diğer sektörlere oranla daha hızlı gelişme kaydetmektedirler. Vergisel teşviklerin ülkemiz ekonomi politikalarındaki en önemli yeri bölgesel farklılıkların ortadan kaldırılmasında kullanılmasıdır. Dünya genelinde sunulan vergisel teşvikler sayesinde teknoloji yatırımları, inovasyon ve araştırma geliştirme faaliyetlerinin sürdürülmesi açısından avantaj sağlanmaktadır.

Araştırma-geliştirmeEkonomik analizKatma değer+5
Kübra Eşiyok Aras
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1983'ten günümüze sosyal yardımların değerlendirilmesi

Sosyal yardım ve dayanışma insanlık tarihiyle eşdeğer bir olgu olup, insanoğlunun bir arada yaşamaya başladığı tarihten günümüze sürüp gelmiştir. Toplumların değişim ve dönüşümüyle birlikte bu olgu da hem anlam olarak ve hem de kurumsal olarak gelişip varlığını sürdürmüştür. Yoksulluk çağlar boyunca süre gelen ve insanlığın yaşadığı en büyük sorunlardan biridir. Diğeri ise ( Bunun yaşanmasında bir çok neden olmakla birlikte en önemlilerinden biri) gelir adaletsizliğidir.Bu durum karşısında özellikle batı Avrupa'da 1950'li yıllardan itibaren gelişen sosyal devlet, toplumdaki gelir adaletsizliğini azaltmak ve insana onurluca bir hayat sunmaya çalışmış ve bu noktada da önemli başarılar elde etmiştir. Devletler sosyal devlet ilkesini anayasalarına koyma gereğini duymuşlar veya buna zorlanmışlardır. Türkiye'de 1961 Anayasası'yla birlikte sosyal bir devlet olma ilkesini benimsemiş, bu çerçevede önemli adımlar atmış ve çeşitli haklar tüm toplum kesimlerine gösterilmiştir. 1980'li ve özellikle 1990'lı yıllarla birlikte dünyada gelişen yeni liberal anlayışla birlikte sosyal devlet harcamalarından kısıtlamalara gidilmiştir ve piyasacı bir anlayış benimsenmeye başlanmıştır.Türkiye'de Osmanlıdan beri devam eden çeşitli sosyal yardım ve hizmet kurumları olmakla birlikte Cumhuriyet döneminde de çeşitli kurumlar kurulmuş ve varlığını sürdürmüştür. En büyük kurumsal yapı 1986 yılında kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'dur. Bu kurum 2004 yılında genel müdürlük yapılmış olup, faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu yapılanmanın taşra teşkilatları olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tüm il ve ilçelerde kurulu olup sosyal yardım faaliyetlerinde bulunmaktadırlar.Bu çalışma ile Türkiye'de sosyal devlet ilkesinden anlaşılanın zamanla değiştiği ve bazen sosyal yardım devleti görünümü sergilediği, sosyal devlet anlayışının bazı siyasal amaçlar doğrultusunda suistimal edildiği çok çeşitli veri ve raporlar ortaya konularak ispatlanmaya çalışılmıştır. Yine yapılan sosyal yardımların çok dağınık ve birçok merkezden yapılmasından dolayı verimlilik ve iyi hizmet yapılamadığı çok çeşitli veri ve raporlar ortaya konularak ispatlanmaya çalışılmıştır.Öneriler kısmında sosyal devletten yanlış anlam çıkarılmaması gerektiği ve bu dağınık sosyal yardım kuruluşlarının ortak bir çatıda daha verimli çalışması için ayrıca da yoksulluğun azaltılması için değişik öneriler sunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Türkiye, Sosyal Devlet, Sosyal Yardım, Siyasal Çıkar, Yoksulluk, Eşgüdüm, Sosyal Politika

Devlet yardımıSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel MüdürlüğüSosyal devlet+4
Ahmet Tunç
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Anayasa referandumları ve basın: 1961, 1982 Anayasaları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumlarının Türkiye basınındaki sunumunun karşılaştırmalı çözümlemesi (cumhuriyet, hürriyet, tercüman/bugün gazeteleri örnekleri)

Bu çalışmada, 1961 ve 1982 Anayasaları referandumları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumunun Türkiye basınındaki sunumları örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde karşılaştırmalı olarak çözümlenmiştir. Sözü edilen örnek gazetelerin referandumlara (1961, 1982 ve 2010) ilişkin tutumları irdelenirken referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanları göz önünde tutulmuştur. Bununla birlikte, referandumların sözü edilen örnek gazetelerdeki sunumlarının irdelenmesi, referanduma sunulmuş olan 1961 ve 1982 anayasaları ile 2010 anayasa değişiklik paketinin içerikleri çözümlenerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan referandumların tarihsel uğrakları, Türkiye'nin tarihsel süreçte geçirmiş olduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlardaki dönüşümler bağlamında soruşturulmuştur. Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümün referandum dönemleri ve referanduma sunulmak üzere hazırlanmış anayasalar ile değişiklik paketi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu bağlamda, referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanının irdelenmesi, 1961 ve 1982 anayasalarının ve 2010 anayasa değişiklik paketinin içerik özelliklerinin değerlendirilmesi ve örnek olarak seçilmiş gazeteler özelinde Türkiye basınının referandumlara yönelik yaklaşımının ortaya konulması çalışmanın genel çerçevesini oluşturmuştur. Dolayısıyla, örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde Türkiye basınının sözü edilen referandumlara ilişkin tutumunun karşılaştırmalı olarak çözümlenmesi çalışmanın problemini oluşturmuştur. Çalışmada sorunsallaştırılan konunun çözümlenmesinde nicel ve nitel çözümleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu yüzden, çalışmanın çözümleme kısmı nicel ve nitel çözümleme olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Çalışmanın nicel çözümleme kısmında, gazetelerin tüm sayfalarındaki referandumlara ilişkin haberlerin, fotoğrafların, köşe yazılarının, söyleşilerin ve yazı dizilerinin sayısal dağılımlarının belirlenmesinde kısmi olarak içerik çözümlemesi yöntemi uygulanmıştır. Nitel çözümleme kısmında ise, sözü edilen gazetelerde yayımlanmış referandumlara ilişkin manşet ve sürmanşet haberleri ile seçilmiş köşe yazılarının metinsel çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, tarihsel süreçte Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümlere göre farklılık gösteren referandum dönemlerindeki ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullar ile sözü edilen gazetelerin referandumlara yönelik tutumları arasında organik bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir başka deyişle, gazetelerin içeriklerinin, ilk aşamada referandum dönemlerinde hâkim olan dönemsel koşullardan oldukça etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Referandumlar (1961, 1982 ve 2010), basın, sosyal refah devleti, neo-liberal politikalar, küresel kapitalizm.

Anayasa 1961Anayasa 1982Anayasa 2010+7
Lütfü Pınar
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Refah devleti perspektifinden Türkiye'de sosyal bütçe uygulamalarının değerlendirilmesi

Devlet tarafından bazı uygulamalar ve sosyal hakların bireylere sunulmasıyla güvenli ve huzurlu bir ortamda minimum yaşam standardı sağlanmaktadır. Bireylerin sosyal ve ekonomik yönden ihtiyaçlarının karşılanmasının refah devleti anlayışı ile mümkün hale gelmesi bireylerin refah seviyelerinin artmasını sağlamaktadır. Refah devleti anlayışı ile toplumsal refahın maksimum noktaya çıkarılması hedeflenmektedir. Refah devleti ile refah düzeyinin artışının sağlanması için birtakım politikalar devlet müdahaleleri uygulanmaktadır. Sosyal bütçe kavramının çıkış noktası, toplumda var olan sorunlara kalıcı çözümler oluşturarak bireylerin yaşam standartlarını yükseltme amacı oluşturmaktadır. Toplumsal sorunların çözümüne odaklı olarak serbest piyasanın yetersiz kalması durumunda kamu hizmetlerinden yararlanılmaktadır. Sosyal bütçe yaklaşımları bireylerin yaşam standartlarını olumlu yönde arttırmaktadır. Her yaklaşım baz aldığı gruplara yönelik ihtiyaç analizleri yaparak temel ihtiyaçların karşılanmasında yardımcı olmaktadır. Bütçe yaklaşımları: cinsiyete duyarlı bütçeleme, katılımcı bütçeleme, çocuk dostu bütçeleme ve son olarak yeşil bütçeleme olarak incelenecektir. Anahtar Kavramlar: Sosyal devlet, Sosyal bütçe, Refah Devleti

BütçeBütçeleme sistemleriRefah devlet+4
Damla Işıtır
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk ve dayanışma ilişkisi bağlamında geçmişten günümüze hayırseverliğin kurumsallaşma süreci

Hayırseverlik duygusu, insanlıkla yaşıt bir kavramdır. Hayırseverlik, yardımlaşma ve dayanışma duyguları insanlığın gelişip, medeniyetlerin kurulmasında büyük rol oynar. Hayırseverlik anlayışı, tarihin çeşitli devirlerinde içinde bulunduğu dönemin sosyokültürel ve sosyoekonomik şartlarına göre farklı aktörler ve tarzlar olarak kendini göstermiştir. Hayırseverliğin kurumsallaşma göstergesi olan vakıflar, insanoğlunun ihtiyaçlarına göre ortaya çıkmış ve zaman içerisinde gelişip kendini gösteren hukuki dayanağı olan bir kurumdur. Geçmişten günümüze gelişen vakıf kurumlarının temelinde hayırsever olma ve yardım etme isteği bulunmaktadır. İnsanların sosyalleşmesi ile birlikte düşkün durumda olana yardım etme duygusunun da ortaya çıkması, hayırseverliğin zaman içerisinde gelişip kurumsallaşarak kendini göstermesiyle sonuçlanmıştır. Böylece vakıf denilen kavram, çağa, yöreye, döneme en önemlisi yoksulluk durumuna göre farklı terimlerle tanımlanarak içerikleri değişen kurumlar olarak karşımıza çıkmıştır. Bu tez çalışmasında İslamiyet öncesinden günümüze kadar olan süreçte yoksulluk sorununa karşı faaliyet gösteren hayırseverlik uygulamalarının, tarihsel gelişim içerisinde nasıl bir değişim izlediğine odaklanılmıştır. Hayırseverliğin tarihsel ilerleyişinde, dayanışma ağlarından birini oluşturan Ahilik ve Lonca teşkilatı önemli bir yere sahiptir. Günümüze kadar mirasları kalan hayırseverlik, vakıflarla birlikte kurumsal bir nitelik kazanmış ve yoksullukla mücadelede önemli görevler üstlenmiştir. Bu kapsamda, çalışmada, vakıfların tarihsel seyri üzerinde durularak, Cumhuriyet döneminin yoksullukla mücadele kurumu olarak karşımıza çıkan ve günümüzde önemli faaliyetler gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın yoksulluk üzerine yapmış olduğu faaliyetler araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda, Türk toplumunda önemli bir dayanışma ağı olan hayırseverliğin geçmişten günümüze geçirdiği değişimler ortaya konmuştur. Gönüllü faaliyetlerle başlayıp zamanla dini dayanışma ile şekillenen hayırseverlik faaliyetleri, vergi muafiyeti ile kurumsal bir ivme kazanmıştır. Tarihsel süreçteki bu değişim ve dönüşüm çeşitli dayanışma ağları biçiminde gerçekleşmiş olup günümüzde ise SYD vakıfları adı altında bir hayırseverlik uygulaması olarak en son şeklini almıştır. Yoksullukla mücadelede önemli bir görev üstlenen ve kurumsal yapının en son örneği olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarıyla birlikte gelen en büyük değişim ise, hayırseverliğin sosyal politikanın bir aracı olarak hukuki düzenlemelerle oluşturulmuş ve ekonomik yapıya dahil edilmiş bir sosyal devlet uygulaması haline gelmesi olmuştur. Anahtar Kelimeler: Hayırseverlik, Yoksulluk, Dayanışma, Vakıflar, Sosyal Devlet, Sosyal Yardım

DayanışmaDayanışmacılıkHayırseverlik+3
Şafak Mutlu
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik perspektifi içinde sosyal devlet yaklaşımı: STK'ların sosyal inovasyon rolü ve yoksullukla mücadelede son modeli

Yoksulluk, insanlığın büyük problemlerinden biri olarak dünya genelinde önemsenmekte ve çeşitli bakış açılarıyla çözümler üretilmektedir. Bu çalışmada yoksulluk sorununa sosyal inovasyon yöntemiyle çare önerilmiştir. İnsanlık onurunuönemseyen, girişimciliği ve kalkınmayı destekleyen bu model, devlet, toplum, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarını bütüncül olarak ele alıp çözümde ortak ederek işbirliğine dayalı verimli bir sistem oluşturmayı hedeflenmiştir. Araştırmada, yoksulluk kavramına değinilirken yoksulluğun boyutuna da vurgu yapılmış, sivil toplum kuruluşları tarihsel çerçevede açıklanırken sorunları da maddelerle belirginleştirilmiştir. İnovasyon kavramında özellikle çözüm önerimizin üzerinde kurgulandığı sosyal inovasyon ve bu inovasyon türünün bir uygulama örneği olan sosyal işletme yeralmaktadır. Yoksulluğa girişimcilikle çare üreten günümüzkuruluşlarının çalışmaları yurtiçi ve yurtdışından örneklerle ele alınmıştır. Yoksulluğa çözüm üretilmesinde sosyal inovasyona dayalı yeni bir model sunma a?amasında sosyaldevlet yaklaşımındaki son dönem uygulama olan ASDEP çalı?masına yerverilmiştir.Çalışmanın son bölümünde ise yoksulluğa çarede fayda üreteceği düşünülen SON(Support on Network/Ağ Üzerinden Destek) modeli açıklanmaktadır.

Sivil toplum örgütleriSosyal ağlarSosyal devlet+5
Sakine Köse
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin refah devleti ve toplum üzerindeki etkileri: Yaşlılık politikaları bağlamında bir değerlendirme

Bir Uzak Doğu ülkesi olan Çin'de 2019 yılının Aralık ayının sonlarında ortaya çıkan ve ilk etapta tanımlanamayan yeni tip korona virüsü (Covid-19), hızlı bir şekilde yayılım göstermesi sonucu bir anda bütün dünyanın dikkatini üzerine çeken bir sorun haline gelmiştir. Dünyanın birçok bölgesine çok kısa sürede yayılan Covid-19 salgını, DSÖ tarafında pandemi olarak ilan edilmiştir. Küreselleşmenin de etkisiyle alınan tedbirlerin yeterli gelmemesi nedeniyle Covid-19 salgını, öngörülemeyecek şekilde bütün dünyayı etkisi altına almıştır. Covid-19 salgını toplumların temel dinamiklerini sarsmakla kalmayıp, toplumlarda büyük yıkımlara neden olmuştur. Covid-19 salgının toplumlar üzerindeki etkileri toplumdan topluma farklılıklar göstermiştir. Covid-19 salgınının etkisiyle toplumsal kurallar değişmiş ve birçok kısıtlama gündelik yaşamımızın vazgeçilmezi haline gelmiştir. Covid-19 salgını toplumların sağlık, ekonomi, eğitim, siyaset, aile, din vb. temel kurumları üzerinde kalıcı etkiler bırakmıştır. Covid-19 salgını toplumdaki bütün bireyleri etkilemiştir. Fakat bu etkiler her bireyde aynı ölçüde olmamıştır. Bireylerin toplumdaki yaşam standartları ve konumları, salgından etkilenmeleri açısından önemli birer faktördür. Dünya genelinde Covid-19 salgınından en fazla etkilenenler, toplumdaki dezavantajlı gruplar olmuştur. Bütün dünyada yaşlılar, kronik hastalar, engelliler, kadınlar, göçmenler, yoksullar ve çocuklar gibi gruplar toplumda dezavantajlı bir konumdadır. Bu dezavantajlı gruplar salgının çok yönlü etkilerine maruz kalmışlardır. Covid-19 salgınında yaşlılar, sağlık yönünden risk grubunun başında yer almaktadır. Covid-19 salgını yaşlılar için ağır semptomlar gösteren ve ölüm riski yüksel olan bir hastalıktır. Salgının bu yönü nedeniyle yaşlılar toplumda kısıtlamalara en fazla maruz kalan grup olmuştur. Yaşlılara yönelik en çok kısıtlamanın uygulandığı ülkelerden biri de Türkiye olmuştur. Kısıtlamalar yaşlılar için birçok farklı sorunu da beraberinde getirmiştir. Ayrıca kısıtlamalar toplumda var olan yaşlı sorunlarının pandemi sürecinde daha da derinleşmesine neden olmuştur. Bu araştırmamızda Covid-19 pandemisinin yaşlı bireyler üzerinde bıraktığı etkileri ve sosyal devletin bu süreçteki rolünü incelemeye çalıştık. Covid-19 pandemisi yaşlı bireylerin var olan sorunlarını derinleştirmesiyle kalmayıp, yaşlıları hedef alan yeni sorunlarda ortaya çıkarmıştır. Örneğin pandemideki kısıtlamalar nedeniyle yaşlı bireylerin sosyal hareketlilik alanlarının daralması gibi. Pandemideki bu tarz sorunlar bireyleri sosyal yönden olduğu gibi psikolojik, ekonomik ve fizyolojik yönlerden de etkilemiştir. Bu durum pandemi sürecinde ortaya çıkan sorunların, yaşlı bireyleri çok yönlü etkilediğinin göstergesidir. Yaptığımız bu çalışmamızda dünya ölçeğinden baktığımızda, var olan sosyal devlet modellerinin pandemi döneminde yaşlı bireylerin sorunlarına tam anlamıyla çözüm bulamadığı gibi ihtiyaçlarını da tam olarak karşılayamamışlardır. Bu nedenle toplumların var olan sosyal devlet modellerini revize etmesi veya yeni sosyal devlet modelleri geliştirmesi ihtiyacı doğmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Yaşlanma, Yaşlılık, Demografik Dönüşüm, Refah Devleti, Sosyal Devlet, Sosyal Politikalar, Sosyal Hizmetler, Covid-19, Korona Virüs, Pandemi

COVID 19PandemilerRefah devlet+7
Cihan Varol
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları: Malatya Büyükşehir ve Elazığ Belediyesi örneği

Sanayi toplumuna geçilmesi ile birlikte köyden kente göç artmış ve bunun sonucunda kentlerde nüfus artışı meydana gelmiştir. Bununla birlikte kentlerde yaşayan insanların ihtiyaçları artmış ve merkezi yönetim bu beklentilere cevap veremez duruma gelmiştir. Artan bu ihtiyaçlar neticesinde devlet sosyal sorunlara müdahale etmek zorunda kalmıştır. Gelişen şartlarla birlikte yerelleşme olgusu önemli hale gelmiştir. Yerel yönetimler içinde bulunan belediyelere de bu anlamda görevler düşmektedir. Bu sebeple çalışmada belediyelere ağırlık verilmiş, belediyelerin tarihsel gelişimi üzerinde durularak Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Elazığ Belediyesi incelenmiş ve görüşülen kişilerden alınan cevaplar neticesinde alınan veriler tabloya dönüştürülmüştür.

Belediye hizmetleriBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+5
Nilgün Kahraman
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sağlık çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyi ve iş doyumu ilişkisi: "Ankara ili acil sağlık hizmetleri örneği"

Sağlık insanoğlu için en önemli nimetlerden biridir. Her birey farklı koşullarda yaşamasına rağmen sağlık aynı düzeyde öneme sahiptir. Sağlık hizmeti bu noktada kaynakları etkin ve doğru yöntemlerle hayata geçirmeyi gerektirir. Ülkelerin sunmuş oldukları sağlık hizmetleri ise vatandaşına sağladığı bir sosyal politika aracıdır. Bu bağlamda Sağlık hizmetlerinin etkinliği ve bütünlüğü sosyal devlet anlayışı çerçevesinde değerlendirmeyi gerektirir. Mesleki Tükenmişlik kavramı özellikle insan odaklı çalışılan meslek gruplarının başında yer alan sağlık çalışanlarının hizmet bütünlüğünü aksatmaktadır. Yaşanılan tükenmişlik durumu ise iş doyumunu azaltmaktadır. Bu çalışmanın amacı, başarılı bir sağlık hizmeti sunumunda çalışanların bilgi ve tecrübesinin yanı sıra memnuniyet ve fedakârlık düzeylerinin önemli bir role sahip olduğu bu doğrultuda yaşamış oldukları mesleki tükenme durumu ve iş doyumunu birlikte değerlendirebilmektir. Bu değerlendirme sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda literatüre katkı sağlayıcı önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada artan mesleki tükenmişlik sorunsalı ele alınmış olup, iş doyumu ile etkileşim içerisinde olduğu sos yo demografik değişkenler; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, aylık hane geliri, meslekte geçirilen süre bağımsız değişkenleri ile değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak nicel yöntem kullanılmıştır. Tüm çalışma popülasyonlarında demografik özelliklere göre kategorize edilmiş gruplarda, Maslach Tükenmişlik Ölçeğinde yer alan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt kategorilerinde alınan puanlar ile Minnesota İş Doyum Ölçeğinde alınan puanlar arasındaki ilişki Regrasyon Analizi ile karşılaştırılmış, Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Çalışmanın bulgularında tüm gruplarda İş doyumu ile tükenmişliğin alt grupları arasında anlamlı düzeyde negatif yönde ve güçlü düzeyde ilişki saptanmıştır. İş doyumu ile duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt kategorileri arasında negatif yönde güçlü düzeyde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Kişisel başarı alt kategorisi ile de iş doyumu arasında pozitif yönde zayıf düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, iş doyumu, çalışanların tükenmişlikleri ile ilişkilidir. Sosyal politika belirleyicileri için bu ilişkinin göz önünde bulundurulması fayda sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Devlet, Sosyal Politika, Sağlık Hizmetleri, Mesleki Tükenmişlik, İş Doyumu

Acil servisAcil tıp servisleriAnkara+7
Özlem Bağlar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağımızın teorisyeni Jürgen Habermas'ın iletişim, siyaset ve modernlik anlayışı

İnsan tarihsel süreç içerisinde kendi varlığını ve sosyal birlikteliğini açıklamak adına, içinde yaşadığı sosyal dünya üzerine, süreç içerisinde elde ettiği deneyimlerden hareketle sosyal teoriler üretmiştir.Günümüz sosyal dünyasında insanın bu bilme etkinliği halen devam etmektedir. Sosyal bilim alanında insanın bu etkinliğine önemli katkılarda bulunan teorisyenlerden birisi de hiç kuşku yok ki Jürgen Habermas'tır.Habermas, son dönemde ortaya attığı İletişimsel Eylem Kuramı'yla, sosyal dünyanın merkezine insanın temel etkinliği olan dilden hareketle kavramsallaştırdığı rasyonel özneleri yerleştirir. Rasyonel özneler, onun iletişim, siyaset, modernlik kavramlarının da baş aktörleridir. Habermas, iletişim, siyaset, modernlik kavramlarıyla son derece tutarlı ve süreklilik arz eden teorik bir yapı oluşturmayı başarmıştır. Habermas'ın bu teorik yaklaşımının en önemli yönü ise, aktörleri ve onların rasyonel eylemlerini sosyal dünyanın üretiminde ve yeniden üretiminde temel güç olarak kavramsallaştırma eğilimidir. Habermas, bu teorik kurgusu ile aktörlere ve onların rasyonel eylemlerine yaptığı vurguyla, günümüz sosyal dünyasına ışık tutmayı başarmıştır.

EkonomiEşitlikKüreselleşme+2
Abdulkadir Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal politikanın anayasal gelişimi

Toplumların iktisadi, siyasi ve sosyal seyrine bağlı olarak gelişen sosyal politika, toplumsal talep ve hareketlenmelerin etkisiyle anayasal düzenlemelere konu olmaktadır. Ana-yasal düzenlemelerin sosyal politikanın hukuksal bir yapıya bürünmesinde başat rol oynaması aynı zamanda Türkiye'nin sosyal politika tarihine de etki etmiştir. Sosyal politika, temelde sermaye-emek ilişkisi ekseninde filizlenerek sosyal sorunlara dönüşen hareket ve mücadeleler karşısında devlet ve hukuk düzeni eksenli çalışmaları konu edinen bir disiplindir. Sosyal politikanın, en üst düzenleyici norm olan anayasa ile sabit bir normatif gerçekliğe sahip olması, kurumsallaşması anlamında önemli bir atılımdır. Bu bağlamda, sosyal politikanın kavramsal çerçevesinin çizilmesinde referans noktası olan, ana-yasal düzenlemelerin nasıl ortaya konduğu hususunda olası problemlerin varlığı bu çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türk anayasa tarihi içerisindeki anayasal gelişmeler ve düzenlemeler dikkate alınarak sosyal politikanın tarihsel sürecinin gelişimini ve boyutlarını ortaya koymaktır. Çalışmanın araştırma tekniği nitel araştırma yöntemidir. Çalışma konusuna dönük olarak sosyal politika tarihi, anayasa tarihi, sosyal haklar, sosyal adâlet ve sosyal hukuk devleti eksenli kitap, makale, tez ve diğer yayınlar taranmıştır. Bu tarama sonucunda özellikle ulusal literatürde, sosyal politika ile anayasa ilişkisi üzerine yeterli araştırmanın bulunmaması önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkmıştır. Bu nedenle çalışmanın sosyal politika-anayasa ilişkisine dair literatürdeki bu önemli boşluğa katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmanın evrenini; Osmanlı son dönemi anayasal gelişmeler dahil olmak üzere 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarında sosyal politikanın; sosyal adâlet, sosyal hukuk devleti, sosyal haklar kavramları ile diğer ilgili hükümler üzerinden ele alınışı oluşturmaktadır. Çalışmayla Osmanlı-Türk anayasal gelişmelerinde, sosyal politikanın anayasalar üzerindeki boyutu ve etkisi, 1961 Anayasası ile en etkin bir konuma sahipken 1982 Anayasası'nda bu etkinin dönemin sosyoekonomik koşullarıyla gerilediği anlaşılmıştır. Türkiye'de olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde ana-yasal olarak tanınan sosyal politika, insanlığın sosyal adalet arayışına hizmet ederek her geçen gün anayasal bakımdan daha önemli bir hâle gelmiştir. Anahtar Kelimeler: anayasa, sosyal adalet, sosyal devlet, sosyal haklar, sosyal politika

AnayasaSosyal adaletSosyal devlet+3
Mehmet Yalın
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal yardımlaşma müessesesi: Durum analizi, sorunlar ve çözüm önerileri

Gelir dağılımında adaletin sağlanamadığı veya az olduğu ülkelerde yoksul olarak tanımlanan bir kesimin varlığı söz konusudur. Her ülkede yoksulluk gelir dağılımında adil olmayan bir sistemin etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Bu adil olma durumu geciktikçe, toplum da, zengin kesim ile fakir kesim arasında gelir farkı artmaktadır.Gelir dağılımında, mesleki durum, eğitim düzeyi, ticari yetenek ve diğer kendini ispat fırsatları da etkilidir. Bu nedenle toplumlarda sosyal devlet kavramı devreye girer. Bu şartlara sahip olmayanlara sosyal yardım sistemi çerçevesinde destekler sağlanır. Bu desteklerin toplumda yoksullarla zenginler arasındaki gelir farklarını azaltıcı bir etki oluşturması beklenir.Ancak sosyal yardım sistemleri dünyada çok etkin bir şekilde uygulanamamaktadır. Temel nedeni ise, mevcut yönetimlerin bu faaliyeti öncelikli görevler arasında saymamasından kaynaklanmaktadır. Ülkelerde, Maliye Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıklar kurulup, bunlarla ilgili özel teşkilatlanmalar yapılmaktadır. Bu ve benzeri temel hizmet alanlarında iç ve dış politikalar üretilmektedir. Fakat gelir adaletini düzenleyici ve bu yönde politika geliştirici çalışmalar, bağımsız yapılmamaktadır. Her ülke de var olan sisteminin sistemin ikinci derece öneme sahip bir görevi olarak algılanan Sosyal Yardım uygulamaları vardır. Ancak gerçekte yeterince önemsenmeyen bir durumdadır.Her ülke bu işi bir zorunluluk hissetmeden, sadece manevi duygularla karışık bir politika ile yapmaktadır. Oysa yoksullukla mücadele öncelikli hedefler arasında olmalıdır. Yoksulluğu önleme politikaları tüm bakanlıkların ortak destek verdiği bir kalkınma projesi olmalıdır. Çünkü bir toplum da tüm bireylerin refah düzeyi yüksek olursa toplumunda refah düzeyi yüksek olur. Bu mücadelenin yapılmaması gelişmiş toplum olmayı engelleyecektir. Gelişmiş ekonomiler gelir düzeyi yüksek olanların ekonomilere sağladıkları katkılarla büyümektedirler. Katkı sağlama yeteneği olmayan yoksul kesimin ise payı yok denecek kadar az olmaktadır. Dolayısı ile buradan şu sonuç çıkarılabilir: ?Ülkeler zenginlerin gelirlerindeki artış ölçüsünde veya yoksullarla zenginler arasındaki gelir farkının büyüme oranı ölçüsünde kalkınırlar? .Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliği en aza indirme girişimi olarak adlandırabileceğimiz, sosyal yardım sistemi sistemli bir şekilde yapılanmadığından, yetersiz ve dağınık bir şekilde faaliyette bulunmaktadır. Bu nedenle bu yapıda bazen kaynak israfı, bazen de kaynak yetersizliği görülmektedir.Sosyal Yardım Sistemindeki sorunun çözümü için bir model geliştirmeye çalışarak, bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Her ülkenin ortak sorunlarından biri olan; ?Büyümede Süreklilik? esasının gerçekleştirilmesi yoksullukla ilgilidir. Bu nedenle yoksulluğun önlenmesi için ?Gelir Farkının Azaltılmasında Süreklilik? esasının sağlanması gerekmektedir. Toplumların gelir düzeyine bağlı olarak kişi başı milli gelirden alınan paylar, bölgelere, sektörlere, meslek gruplarına göre ayrıldığında gelir adaleti sorgulanabilecektir. Bu temel sorunlar çerçevesinde yoksullukla mücadele politikalarının planlanması esasına göre bir model önerisi hazırlanmıştır.Önerilen model ile öncelikle mevcut sistemin aksaklıkları ele alınarak çözüm üretilmesi amaçlanmıştır. Buna göre mevcut sistemdeki, Kurumsal Sorunlar, Finansal Kaynak Sorunları, Dağınıklık Sorunu ve Kaynakların etkin kullanım sorunları ele alınmıştır. Tespit edilen aksaklıklar için çözüm önerileri de yine aynı şekilde Kurumsal Yapılanma, Finansal Yapılanma ve Temel Politikalar başlıkları ile sunulmuştur.Anahtar Kelime; Yoksulluk, Sosyal Yardım, Sosyal Risk, Sosyal Koruma, Sosyal Hizmet

Sosyal Riski Azaltma ProjesiSosyal devletSosyal hizmet kurumları+4
Şahin Çetinkaya
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet bağlamında yüksek öğrenim kredi ve burs imkanlarının eğitimde fırsat eşitliğini sağlamadaki rolü: Bursa ili araştırması

Müdahaleci, düzenleyici, yeniden dağıtıcı ve girişimci özellikleri ile bireysel hak ve özgürlüklerin sağlanmasını amaçlayan bir yönetim anlayışına sahip olan sosyal devlet sosyal ve ekonomik yaşama müdahalelerde bulunur. Tam istihdam ve işsizlikle mücadele etmek, gelir dağılımında adalet sağlamak, yoksullukla mücadele etmek, sosyal güvenliği sağlamak, fırsat eşitliği sağlamak, ekonomik büyüme ve kalkınmadaki hedeflerine ulaşmak, sosyal denge ve barışı sağlamak gibi amaçlarını gerçekleştirmek için de bir takım sosyal harcamalar yapar. Yaptığı sosyal harcamaların en büyüğü eğitim harcamalarıdır. Çalışmada yüksek öğrenim öğrencilerine yapılan kredi ve burs imkanlarının eğitimde fırsat eşitliğini sağlamada yardımcı olduğu hipoteziyle bir anket çalışması yapılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Tez çalışmasının ilk bölümünden konuyla ilgili arşiv araştırması yapılarak genel açıklamalardan bahsedilmektedir. İkinci kısmında ise eğitim, eğitim harcaması ve fırsat eşitliği kavramları üzerinde durularak yapılan bu harcamaların sosyal yardımlar arasındaki yeri, kapsamı, özellikleri ve faydaları hakkında bilgi verilmiştir. Tezin son bölümünde ilk iki bölümdeki bilgiler değerlendirilerek yüksek öğrenimde kredi ve burs olanaklarının eğitimde fırsat eşitliği sağlaması üzerine bir anket çalışması yapılmış olup bunların analizi ve bulguları anlatılmaktadır. Katılımcıların anketteki cevaplarının ortalamalarına bakılarak 6 ifadeye katılıyorum şeklinde, 9 ifadeye kararsızım şeklinde 5 ifadeye ise katılmıyorum şeklinde yanıt verdikleri gözlemlenmiştir. Verilmekte olan kredi ve burs imkanlarının eğitimde fırsat eşitliği sağlamada kısmende olsa yardımcı olduğu hipotezimiz veriler ışında doğrulanıp kabul edilmiştir. Fırsat eşitsizliğine yol açan 11 maddelik sıralama setinde verilen cevaplara göre ise sosyo ekonomik problemlerin bu eşitsizliği yarattığına büyük bir çoğunluk katılmaktadır. Analizler sonucu hipotezimiz öğrencilerin cevapları ışığında doğrulansa da uyguladığımız ölçeğin geliştirilmesi gerektiği kanısına varılmıştır.

BurslarBurslu öğrencilerEğitim harcamaları+6
Ayşenur Çeribaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sosyal güvenlik sisteminin dünyadaki yeri karşılaştırmalı bir analiz

Sosyal güvenlik insan hayatında ortaya çıkabilecek risklere karşı devletin almış olduğu ekonomik ve sosyal güvenlik tedbirleridir Bu noktadan Türkiye'deki sosyal güvenlik sistemi işleyişi ile birlikte anlatılmıştır. Sosyal güvenliğin günümüzde ulaştığı yer ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sosyal güvenlik sistemimizin dünya üzerindeki yeri bakımından Avrupa Birliğinde (AB) sosyal güvenlik Tüzük ve Direktiflerle belli normlara bağlanmıştır. Burada birlik içerisinde serbest dolaşımda kişinin sosyal güvenlik haklarının zarar görmemesi esas alınmıştır. Batıda gelişmiş ülkelerdeki sosyal güvenlik uygulamalarına yer verilmiştir. Bir kaç gelişmiş ülke uygulaması kısaca anlatılmıştır. Bunların ülkemizdeki sosyal güvenlik uygulamalarıyla karşılaştırılması yapılmış, farklı yönler varsa ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sosyal güvenliğin günümüz dünyasında devamlı gelişme yönünde bir seyir takıp ettiği görülmüştür.

Karşılaştırmalı analizSosyal devletSosyal güvenlik+1
Serdar Demir
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2012-2017 döneminde madde bağımlılığı ile mücadele politikalarının süreç analizi

Eski çağlardan beri var olan uyuşturucu madde kullanımına insanların ve toplumların bakış açıları, zaman içinde değişmiş ve dönüşmüştür. Ülkemizde de geçmişte şifa verdiği düşünülerek hekimlikte yoğun şekilde kullanılan uyuşturucu maddelerin tüketimi, zamanla suç olarak kabul edilmiştir. Gün geçtikçe duruma tek bir açıdan bakmanın doğru olmayacağı anlaşılmış ve bağımlıların tedavi edilmesi gereken hasta kişiler olduğu görüşü yaygınlık kazanmıştır. Bu görüş, sosyal devlet olmanın da gereğiyle devlet politikalarına yansımış ve böylece madde bağımlılığı ile mücadele, sosyal politika alanında yer bulmuştur. Bu çalışmada öncelikle geçmişten günümüze madde bağımlılığının değişim süreci, madde bağımlılığı ve sosyal politika ilişkisi ele alınmıştır. Akabinde kamu politika süreci, 2012-2017 yılları arasındaki madde bağımlılığı ile mücadele politikalarına uygulanmış ve Türkiye'nin madde bağımlılığı ile mücadele politikaları süreç analizi (gündeme gelme, formüle edilme, kanunlaştırma, uygulama ve değerlendirme) yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda, Türkiye'nin madde bağımlılığı ile mücadele politikalarının, gündeme gelme aşamasından değerlendirme aşamasına kadar sistematik olarak ve büyük oranda sürece uygun şekilde işlediği görülmüştür. Bununla birlikte ülkemizde akademik olarak madde bağımlılığı konusunda düzenli ve yeterli verileri elde edebilecek çalışmalar yapılmamakta ve sürecin birçok boyutunda hükümetlerin bakış açısı politikaların şekillenmesinde rol oynamaktadır.

BağımlılıkDevlet politikalarıMadde bağımlılığı+4
Esra Yılmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects