Delinquent children

81 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ankara ilinde denetimli serbestlik kararı olan çocukların okuma alışkanlığı

Okuma alışkanlığı, çocukların kişisel gelişimlerinde ve eğitim süreçlerinde başarılarını doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Araştırmalar, düzenli olarak kitap okuyan çocukların akademik performanslarının, okumayan ya da az okuyan akranlarına göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu alışkanlığın kazandırılmasında aile, arkadaşlar, öğretmenler, çevre özellikleri, gelir ve eğitim düzeyi büyük önem taşır. Denetimli serbestlik (DS), suç işlemiş bireylerin topluma yeniden kazandırılması sürecinde uygulanan bir ceza infaz yöntemidir. Bu yöntem, yükümlülerin cezalarının bir kısmını toplum içinde, belirli kurallar ve denetim altında geçirmelerine olanak tanımaktadır. Denetimli serbestliğin temel amacı, yeniden suç işleme riskini azaltmak ve kişinin topluma uyum sağlamasını kolaylaştırmaktır. Bu araştırmada Ankara ilinde hakkında DS kararı olan çocukların okuma alışkanlıkları; eğitime devam etme ve meslek, anne ve babanın eğitim düzeyi, çocukların gelir düzeyi, ailelerinin gelir düzeyi temelinde incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Keçiören ilçesinde bulunan Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde takibi yapılan 100 çocuk oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılmış, araştırma betimleme yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre kapsamdaki çocukların okuma alışkanlıkları ile yaşları ve eğitime devam etmeleri-okuldan kopmamaları arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Yaş ilerledikçe ve örgün eğitimden ayrıldıkça okuma alışkanlıkları azalmaktadır. İyi ve orta düzey okuyucular halen örgün eğitimde olan çocuklardır. Okuldan ayrılıp çalışmaya başlayanlar içinde çoğunlukla hiç kitap okumayanlar yer almaktadır, kitap okuyanlar ise zayıf okuyucudur. Bu durum doğal olarak çocukların yaşları büyüdükçe okuma alışkanlıkların azalmasına yol açmaktadır. "Ankara'da DS (Denetimli Serbestlik) kapsamındaki çocuklar zayıf bir okuma alışkanlığına sahiptir ve eğitimle ilişkilerinin sürmesi okuma alışkanlıklarını olumlu yönde etkilemektedir" şeklinde belirlenen araştırma hipotezi doğrulanmıştır.

Denetimli serbestlik sistemiErkek çocuklarKız çocukları+2
Sibel Karaaslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin yaşam projelerinin gözaltındaki çocukların öz denetimine etkileri: Yaşam amacının kritik rolü

Bu araştırmada annelerin oluşturmuş oldukları yaşam projelerinin gözaltındaki çocukların öz denetimine etkilerinde yaşam amacının rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel taramaya dayalı yordayıcı korelasyonel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada, katılımcılara Sosyo-demografik Bilgi Formu Ontolojik İyi Oluş Ölçeği Yaşam Amacı Ölçeği (P-YAÖ) Öz–Kontrol Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal bir türü olan benzeşik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları yaşları 14-18 arası olan toplam 250 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin analiz edilmesinde IBM Spss 26 ve Lisrel 8.8 paket programları kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkların test edilmesinde bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi, değişkenler arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesinde ise Pearson korelasyon analizi ve yol analizi (path analysis) tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; suça sürüklenmeyen katılımcıların ontolojik iyi oluş düzeyleri, suça sürüklenenen katılımcılara göre, anlamlı düzeyde daha yüksektir. Yaşam amaçlarında da gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu bulunmuştur. Suça sürüklenmeyen çocukların yaşam amaçları ortalaması, suça sürüklenen çocukların ortalamasından anlamlı derecede daha yüksektir. Öz denetim düzeyinde de bakıldığında gruplar arasında gruplar arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Suça sürüklenen çocukların öz denetim ortalaması suça sürüklenmeyen çocukların ortalamasından anlamlı derecede daha yüksektir. Öz–Kontrol Ölçeğinden alınan düşük puanlar yüksek öz denetimi gösterdiği için suça sürünlenmeyen çocukların öz denetim becerileri daha yüksek olmaktadır. Çocukların gelecek planlarına göre ontolojik iyi oluş düzeyinde arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Bu farkın kaynağını belirlemek için yapılan analizlere göre okula devam edip meslek sahibi olmak isteyenlerin ontolojik iyi oluş düzeyi, bir işte çalışıp para kazanmak isteyenlerden, geleceği düşünemediğini belirtenlerden ve herhangi bir planı olamayanlardan anlamlı düzeyde daha yüksektir. Yaşam amacı düzeyine göre gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Farkın kaynağına yönelik analizlere göre okula devam edip meslek sahibi olmak isteyenlerin yaşam amacı düzeyi, bir işte çalışıp para kazanmak isteyenlerden, geleceği düşünemediğini belirtenlerden ve herhangi bir planı olamayanlardan anlamlı düzeyde daha yüksektir. Öz denetim düzeyine göre gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Farkın kaynağını belirlemek için analizlere göre okula devam edip meslek sahibi olmak isteyenlerin öz denetim düzeyi, bir işte çalışıp para kazanmak isteyenlerden, geleceği düşünemediğini belirtenlerden ve herhangi bir planı olamayanlardan anlamlı düzeyde daha düşüktür. Çalışmada kullanılan yapısal modelinin sonuçlarına göre, ontolojik iyi oluşun alt boyutları olan pişmanlık, harekete geçme ve hiçliğin yaşam amaçlarındaki varyansın %23'ünü açıkladığı görülmektedir. Yaşam amaçları ise öz denetim düzeyindeki varyansın %19'unu açıklamaktadır.

AnnelerGözaltına almaPozitif psikoloji+6
Ahmet Sapancı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk ceza yargılamasının çocuk hakları bağlamında değerlendirilmesi

Çocukların gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları nedeniyle, farklılaştırılmış, ayrı bir adalet sistemine tabii olmaları gereklidir İlgili literatür incelendiğinde, çocuk ceza yargılamasının nasıl deneyimlendiğine dair sınırlı çalışmaların bulunduğu, araştırmaların daha çok suça sürüklenme nedenlerine ve suç algılarına odaklandığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı ise çocuk ceza yargılamasına ilişkin mevzuat ve uygulamaların çocuk haklarına uygun olup olmadığını araştırmak; yargılanma sürecinin özneleri tarafından nasıl algılandığını ve hayatlarına nasıl etki ettiğini açıklamak; çocukken yargılanan yetişkinlerin, uzmanların ve avukatların deneyimleri ile önerilerini tespit etmektir. Araştırmada, suça sürüklenen çocuk sıfatıyla hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülen 18 yaşını tamamlamış kişilerle ve çocuk ceza yargılamasında görev alan avukat ve uzmanlarla nitel görüşmeler yapılmıştır. Bulgular içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve suça sürüklenen çocuklar hakkında yürütülen soruşturma, kovuşturma süreçlerinde çocukların yüksek yararına, yaşama ve gelişme haklarına ve katılım haklarına aykırılık taşıyan uygulamalar tespit edilmiştir. Bu uygulamalar sonucunda katılımcıların adli sisteme girmelerinin farklı suç ortamlarına maruz kalmalarına neden olduğu; aile ve akran ilişkilerini, eğitimlerini, iş hayatlarını, devlet ve yasalarla olan bağlarını olumsuz etkilediği görülmüştür. Ayrıca katılımcıların adli sisteme dahil olmaları nedeniyle damgalanmış hissettikleri, ümitsizliğe kapıldıkları, suçluluk duydukları, utandıkları, şaşkınlık ve üzüntü yaşadıkları, çocukluklarını kaçırdıklarına dair bir inanç geliştirdikleri, geleceğe dair kaygılı bir belirsizlik taşıdıkları anlaşılmıştır. Çalışmanın sonunda, çocuk ceza yargılamasının çocuk dostu olan bir çocuk adalet sistemine hizmet edebilmesi için öneriler sunulmuştur.

Ceza adaleti sistemiSuçlu çocuklarÇocuk adalet sistemi+2
Selmin Cansu Demir Yıldız
İstanbul University-Cerrahpaşa · Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen ve suç mağduru çocukların sosyal medya üzerinden incelenmesine ilişkin sistematik bir analiz

Bu araştırmanın amacı 2014-2024 yılları arasında Yargıtay tarafından karara bağlanmış ve erişime açık dava dosyalarında, sosyal medya platformları aracılığıyla suça sürüklenen çocuklara ilişkin davaları sistematik olarak analiz etmektir. Bu amaç doğrultusunda belirlenen anahtar kelimeler ile Yargıtay Karar Arama veri tabanında taramalar gerçekleştirilmiştir. Sistematik analize uygun olması sebebiyle "tümdengelimci analiz" yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın yürütülmesinde ve raporlanmasında PRISMA Bildirimi temel alınmıştır. Dahil etme kriterlerini karşılayan yüz doksan dört dava dosyası bu çalışmanın analiz kapsamına girmiştir. Dava dosyaları; dava numarası, esas numarası, karar numarası, yargıtay karar tarihi, ilk mahkeme karar tarihi, anahtar kelime kombinasyonu, şehir, mahkeme türü, yargıtay mahkeme türü, suç türü, platform, çocuğun suçtaki rolü, çocuğun yaş aralığı, çocuğun cinsiyeti, yargıtay kararı, yargıtay karar nedeni, karar süresi, ilk mahkeme ve yargıtay karar tarihi arasındaki zaman, olay özeti başlıkları ile kodlanarak içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Elde edilen araştırma bulgularına göre sosyal medya aracılığıyla işlenen toplam yirmi dokuz farklı suç türü tespit edilmiştir. Bunların başında cinsel istismar suçları yer almıştır. Davalarda yaşa göre on iki ile on beş yaş aralığında olan çocukların ve cinsiyete göre kız çocukların daha fazla yer aldığı tespit edilmiştir. Davalarda çocukların çoğunlukla mağdur çocuk konumunda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Suçların en sık ilişkilendirildiği platformun Facebook olduğu tespit edilmiştir. Suçun nüfus bakımından yoğun olan şehirlerde az nüfuslu şehirlere göre daha fazla gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Davaların ilk karar tarihlerine göre dağılımında 2015, 2016 ve 2022 yılları ön plana çıkmaktadır. Yargıtay tarafından karar verilme tarihleri dağılımında 2017 yılından 2023 yılına kadar artış olduğu ve Yargıtay'ın iki yıl içerisinde davayla ilgili karar verdiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi ile Yargıtay'ın karar tarihleri arasındaki yıl farkı dağılımına bakıldığında sürenin en fazla on yıl olduğu ve yığılmanın bir, iki yılda ve yedi, sekiz yılda olduğu tespit edilmiştir. Bulgular, sosyal medya platformlarının çocukların suça sürüklenmesinde ya da suça maruz kalmasında risk unsuru oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

Ceza mahkemesiSiber suçSosyal medya platformları+2
Mehmet Furkan Tıkı
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocuklarda çocukluk çağı travması ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada suça sürüklenen çocukların çocukluk çağı travmaları ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan incelemede katılımcıların çeşitli demografik özelliklerinden; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, eğitime devam etme durumu, ebeveyn medeni durumu, ebeveyn eğitim durumu, madde kullanımı gibi değişkenler incelenip, aralarında istatistiksel anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek hedeflenmiştir.Araştırmaya 25 kadın, 75 erkek olmak üzere toplam 100 suça sürüklenen çocuk katılmıştır. Kişiler tesadüfi örneklem yoluyla ve gönüllülük esasına göre belirlenmiştir. Bu kişilere "Beck Depresyon Envanteri" , "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği" ve çalışmacı tarafından hazırlanmış "Sosyodemografik Bilgi Formu" doldurtulmuştur. Veriler SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre suça sürüklenen çocukların %34'ü ciddi düzeyde depresyon yaşıyorken, %21'inde depresyona rastlanmamıştır. Suça sürüklenen ergen çocuklarda depresyon belirti düzeylerinin çocukların yaş, eğitime devam etme durumu, kardeş sayısı, ailenin gelir düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi, aile içi adli vaka durumu, çocuğun adli dosya sayısı ve madde kullanım durumuna göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca çocukluk çağı travma ölçeği alt boyutlarından duygusal ihmal puanlarının eğitime devam etme ve anne baba eğitim durumuna göre farklılaştığı bulunmuştur. Araştırma sonucunda suça sürüklenen çocukların depresyon yaşamaları ile çocukluk çağı travmaları ölçeği arasında anlamlı ilişkilerin var olduğu tespit edilmiştir.

DepresyonSuçSuçlu çocuklar+3
Hande Durmuş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travması ile suç eğilimi arasında yalnızlığın aracı etkisi

Araştırmanın amacı çocukluk çağı travmaları ile suç eğilimleri arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide yalnızlığın aracılık etkisini belirlemektir. Araştırmada 410 yetişkine ulaşılmış çocukluk çağı travmaları, yalnızlık ve suça yönelik tutumlara ilişkin bulgular verilmiştir. Araştırma betimsel ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, anova, pearson korelasyon ve lineer regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çocukluk çağı travmasının suça yönelik tutumlar üzerine pozitif etkisinin bulunduğu belirlenmiştir. Yalnızlığın çocukluk çağı travması ile suça yönelik tutumlar arasında aracı değişken olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Çocukluk çağı travması, yalnızlık, suç, suça yönelik eğilim

SuçSuç psikolojisiSuça sürüklenen çocuk+6
Seda Pomakoğlu
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocuk/ ergenlerde duygu düzenleme ile iletişim biçimleri arasındakiilişki ve etkileyen faktörler

Duygu düzenleme güçlükleri, intihar etme, kendine veya çevresine zarar verme, alkol/madde kötüye kullanımı gibi uygun olmayan davranıĢlara sebep olabilir. Bu uygunsuz davranıĢlar ya duyguları düzenlemeye yardım eder ya da hatalı duygu düzenlemenin sonucu olarak meydana gelir(Gülgez, 2015). Duygu düzenlemede yaĢanılan sorunlar ergenlerin iletiĢimlerine de yansıması olası bir sorundur. Bu bilgiyle bu dönemde ergenlerin hatalı duygu düzenlemeleri uyumsuz davranıĢ sonuçları olarak suç iĢleme gibi yasal sıkıntılara neden olabilir. Bu araĢtırma suça sürüklenen çocuk-ergenlerde duygu düzenleme güçlüğü ile iletiĢim biçimleri arasındaki iliĢki ve etkileyen faktörleri yordalamak amacıyla yapılılan tanımlayıcıkesitsel bir çalıĢmadır. AraĢtırmada veriler Ergenlerde Duygu Düzenleme Ölçeği, ĠletiĢim Biçimleri Ölçeği, Tanıtıcı bilgi formu formu kullanılarak toplanmıĢtır. Sonuç olarak; suça sürüklenen çocuk-ergenler „ĠletiĢim Biçimleri Ölçeği‟ nin alt boyutlarından en çok ""ArkadaĢ Canlısı", "Etki Bırakan" ve "Açık" iletiĢimci biçimi özelliklerini taĢımaktadırlar. Suça sürüklenen çocuk-ergenlerde duygu düzenlemede daha çok yeniden değerlendirmeyi kullanmaktadırlar. Suça sürüklenen çocukergenlerde duygu düzenleme ölçeğinin, iletiĢim biçimleri ölçeğinin alt boyutlarından arkadaĢ canlısı,etki bırakan,rahat, ilgili, kesin, sözsüz iletiĢim kuran, dramatize eden, açık, iletiĢim imajı altboyutları arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı iliĢki vardır. Suça sürüklenen çocuk-ergenlerde son bir yıl içinde göç etme durumlarına ile duygu düzenleme ölçeği yeniden değerlendirme alt boyutu arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı vardır. Suça sürüklenen çocuk-ergenlerde arkadaĢı olma durumlarına ile duygu düzenleme yeniden değerlendirme alt boyutu arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Suça sürüklenen çocukergenlerin büyük çoğunluğunun cezaevine girmeden önce çalıĢıyor olması çocukergenlerin okuldan uzaklaĢmasının nedeni olarak görülebilir. Çocuk iĢçiliği ile ilgili yapılacak kalkındırma projeleri bu konuda faydalı olacaktır. Ailede çocuk-ergenden baĢka çalıĢabilecek aile üyelerinin çalıĢmaya teĢvik edilmesi gerekmektedir. ÇalıĢacak aile üyesi yoksa okullarda öğretmenler ile iĢbirliği içeinde eğitim IV planlaması ve yönlendirmesiyle devletin sağladığı imkanlara eriĢimi kolaylaĢtırılabilir. Aile odaklı psikoeğitimlerin verilmesi suça sürüklenen çocuk-ergen sayısını azaltacağı düĢünülmektedir.Suça sürüklenen çocuk-ergenlerin anne baba birliktelik durumlarına duygu düzenleme arasında pozitif yönde istatistiksel olarak fark saptanması çocuk-ergenlerin aileleri ile ilgili yapılacak araĢtırmalara öncü olması açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler; Suça sürüklenen çocuk, iletişim biçimleri,duygu düzenleme güçlüğü

Duygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğüErgenler+2
Nihal Güngör
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suça konu olan çocukların basında temsili

Çocuk, biyolojik sürecin önemli bir parçası; çocukluk ise, biyolojik süreç ile sosyokültürel yapının etkileşimi sonucu oluşan kurgusal bir kavramdır. Toplumsal bir grup olarak çocukların tanınması, ancak sosyo-kültürel, psikolojik, ekonomik ve politik yapının çocukluğa ihtiyaç duyması, çocukluğun farkında olması ile mümkün olmaktadır. Çocuk suçluluğu ise, insanın biyopsikososyal yapısından kaynaklanmaktadır. Suça itilen/sürüklenen çocuklar, kendilerini toplumdan uzak hisseden ya da gerçek anlamda toplumdan uzaklaşmış olan çocuklardır. Bu çocuklar, ceza adalet sisteminin olumsuz koşulları ile karşılaştıklarında, toplumdan daha fazla uzaklaşabilmekte ve daha fazla zarar görmektedirler. "Suça Konu Olan Çocukların Basında Temsili" başlıklı bu tez çalışmasının ana konusu, suça itilen çocukların basındaki temsilleri ve bu temsillerin zaman içindeki dönüşümüdür. Dolayısıyla çocuğu suça iten toplumsal, kültürel, psikolojik, ekonomik, politik nedenler ile çocukla ilişkilendirilen suç türleri, bunların dönemsel olarak gösterdiği dönüşümlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın ana sorunsalı, gazetecilik uygulamalarında benimsenen temsil yöntemlerine ilişkin yapısal bir değerlendirmeyi içermektedir. Çocukların suçla ilişkili hale gelmeleri sürecinde medyanın olumlu-olumsuz etkisi incelenmektedir. Buna göre, Türkiye'de çocuk ve suça ilişkin çerçevenin Hürriyet Gazetesi örneklemi ve içerik analizi yöntemi kullanılarak 1980-2015 yılları arasında yazılı basında yer alan suç temalı haber örnekleri üzerinde yapılacak bir temsil araştırmasıyla belirlenmesi planlanmıştır. Arşiv çalışması sonrasında toplam 600 habere ulaşılmış ve bu veriler SPSS programı kullanılarak Kategorisel Analiz ve Frekans Analizi yöntemleri ile analiz edilmiş, çocukları suça iten koşullara, ulusal-uluslararası gelişmelerin suça itilen çocukların yazılı basındaki temsillerine yansıma biçimlerine, kuramsal yeniliklerin uygulamaya geçirilme düzeylerine ilişkin bulgulara ulaşılması amaçlanmıştır. Böylelikle bu zaman dilimi içerisinde çocuk-suç ilişkisine, suça itilen/sürüklenen çocukların haberlerdeki temsillerine ilişkin dönüşümlerin de ortaya çıkarılması mümkün olabilecektir.

BasınGazetelerGörsel temsil+6
Gökçe Pirinç
Ege University
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Punishment, education and reintegration policies in a penitentiary housing convicted youth in Turkey: A study in the Izmir Juvenile Education House

This thesis scrutinizes the interpenetration of the principles of punishment and education at the discursive and practical level through focusing on the Izmir Juvenile Education House which is one of the penitentiaries receiving convicted youth in Turkey. From the very beginning, penitentiaries for juvenile convicts have employed educatory practices, and particularly vocational training through industrial or service sector works. Today, the Juvenile Education House which receives the convicted youth in Turkey incorporates educational practices as the basis of its correction method in the form of formal and vocational training. The main concern of this study is to illuminate today?s Juvenile Education Houses? governance of convicted youth as it is experienced and perceived by the convicted youth, itself. The historical transformation of the Juvenile Education House is also helpful in scrutinizing its institutional discourse.Today the specific educational levels of the convicted youth determine their programs in the Juvenile Education House, while the education received in relation to this background, within the walls of the institution, results in diverse and distinct experiences of conviction itself. In addition, techniques of discipline, surveillance, dominance, subjectification and, above all, self-formation stand out as the primary power mechanisms to shape the inmate as the convicts? presence in the institution is determined minute by minute via daily schedules. Thus, the self-positioning of the Juvenile Education House, in relation to other correctional facilities, eventuates in distinct punitive policies and practices intrinsic to the institution itself. The analysis of these policies and practices is based on in-depth interviews and a focus group conducted with the residents as well as participant observation within the İzmir Juvenile Education House.

PunishmentPrisonsEducation+7
Nilay Kavur
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocuklara yönelik geliştirilen koruyucu ve önleyici hizmetlerde kamusal etkinlik analizi: Osmaniye ili örneği

Çocuklar, ailenin çocuk bakımındaki ihmali, şiddet, istismar, ailenin sosyoekonomik yapısı ve çevresel etkenlere bağlı olarak suça bulaşmaktadır. Ulusal ve uluslararası literatür tarandığında çocukların suça bulaşması ifadesinin çocuk suçluluğu, suça itilen çocuk, suça sürüklenen çocuk gibi farklı isimlerle nitelendirildiği gözlemlenmiştir. Çocukların suça sürüklenmesi sorunu ülkelerin gelişmişlik düzeyi fark etmeksizin toplumları tehdit eden temel problemlerin başında gelmektedir. Bu yüzden de suça sürüklenen çocukların, bulundukları riskli ortam ve toplumsal kurallara aykırı olan davranışlardan uzaklaştırılarak bedensel, zihinsel, sosyal, sağlık ve ekonomik açıdan desteklenmesi çocukların gelişimi için elzem bir durumdur. Sosyal bir sorun olan çocukların suça sürüklenmesi sorununun ortadan kaldırılması noktasında aile başta olmak üzere sivil toplum örgütlerine ve kamu kurumlarına önemli roller düşmektedir. Yirminci yüzyıldan itibaren suça sürüklenen çocukların korunmasına yönelik ülkemizde merkezi yönetim tarafından politikalar geliştirilmiştir. Bu politikalardan birisi de suça sürüklenen çocuklara özgü koruyucu ve önleyici hizmetlerdir. Bu bağlamda Osmaniye ilinde merkezi otoritenin taşra kuruluşları eliyle sunulan koruyucu ve önleyici hizmetler çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmanın temel amacı, Osmaniye ili özelinde 2021 yılında dezavantajlı konumda bulunarak suça sürüklenen çocuklara yönelik geliştirilen koruyucu ve önleyici hizmetlerin kamusal etkinliklerinin analiz edilmesi ve hizmetlerin uygulama yönergelerine uygun olarak yerine getirilip getirilmediğin tespit edilmesidir. İkinci amacı ise hizmet sunulan bu çocukların gerek duygusal, zihinsel, fiziksel ve gerekse sosyokültürel yönden geliştirilmelerine yönelik yapılacak çalışmalara katkı sağlamasıdır. Araştırmanın neticesinde, kamu kurumlarının 2021 verileri incelendiğinde koruyucu ve önleyici hizmetler genel çocuk anlamında yerine getirildiği ancak Osmaniye ilinde suça çocuklara yönelik mevcut sistem önleyici, koruyucu ve onarıcı özellikleri içinde barındırmaktadır. Ancak bu özelliklerin takiplerinin yapılamaması, güçlü bir koordinasyonun bulunmaması, sağlıklı veri sisteminin olmaması nedeniyle sistemin güçlü ve zayıf yönleri tam olarak belirlenememiştir. Bu bağlamda koruyucu ve önleyici hizmetlerin kamusal etkinliği yeterli biçimde saptanamamıştır.

Suçlu çocuklar
Erhan Kaya
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ceza infaz kurumlarında din eğitimi: Çocuk kapalı ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevleri üzerine bir araştırma

İnsanla birlikte var olan suç, öyle görünüyor ki, insan var oldukça var olmaya devam edecektir. Hiçbir ülke, bölge, toplum, cinsiyet ve yaş grubu bundan bütünüyle istisna değildir. Bu deneyim ve durum, onun evrensel bir olgu olduğunu göstermektedir. Bu nedenle insanlık için ideal amaç, suçu yok etmek olsa da asıl amaç onu azaltmaktır. Ancak bazı istisnalar bir tarafa bırakılırsa, tarihsel süreçte görüldü ki, suçun azaltılması da pek mümkün olmamıştır. Aksine gün geçtikçe suç artmış, tabiri caizse bir salgına dönüşerek bütün insanlığı varoluşsal olarak tehdit etmeye başlamıştır. Bu salgından en çok biyo-psiko-sosyal açıdan henüz gelişimlerini tamamlayamamış ve yeterli olgunluğa ulaşamamış olan çocuklar etkilenmektedir. Jeolojik jargonla ifade etmek gerekirse bu açıdan çocuklar toplumsal fay hatlarını oluşturmaktadır. Nitekim suça sürüklenen çocukların sayısı gün gectikçe artmakta, suça sürüklenme yaşı ise düşmektedir. Bu gidişat, cezalandırma konusunda toplumları çeşitli arayışlara itmiştir. Bu arayışlar, öç alma anlayışından suçluları eğitme ve yeniden topluma kazandırma amacı güden bir anlayışa doğru evirilmiştir. Artık günümüz dünyasında hapsetmekten amaç, cezalandırmaktan ziyade, "genel ve özel önlemeyi sağlamak; bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır." 2000'li yıllardan itibaren Türkiye ceza infaz kurumlarında (CİK) etkin bir şekilde uygulanan bu anlayış, günümüzde zirveye ulaştırmıştır. Psiko-sosyal ve pedagojik nedenlerle suça sürüklendikleri; eğitim, değişim, dönüşüm ve yönlendirmeye yetişkinlerden daha açık, daha yakın ve yatkın oldukları için bu anlayışı en çok çocuklar hak etmektedir. Bu nedenlerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çocuk CİK'lerde söz konusu anlayışı hâkim kılmak için bu kurumları "eğitime dayalı" kurumlar olarak tarif etmiştir. Başka bir deyişle eğitim ve iyileştirme faaliyetlerini, çocuk ceza adalet sisteminin (CAS) ve politikalarının temeli yapmıştır. Bu faaliyetlerden biri, belki de birincisi din eğitim/manevi rehberlik (MDR) faaliyetidir. Bu araştırma ile çocuk kapalı CİK'lerde ve çocuk eğitimevlerinde yürütülen din eğitimi/MDR faaliyetinin genel bir değerlendirmesi yapılmaya ve bu konuda bilimsel öneriler geliştirilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Çocuk kapalı ceza infaz kurumu, çocuk eğitimevi, suç, suça sürüklenme, ceza, eğitim ve iyileştirme, din eğitimi/MDR, yeniden dini sosyalleştirme.

Ceza infaz kurumlarıDin eğitimiEğitim+4
Cevdet Tekin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk suçluluğuna sebep olan sosyo-ekonomik faktörler

Bu çalışma, çocuk suçluluğuna sebep olan faktörleri kişisel, sosyal ve ekonomik çerçevede incelemektedir. Çalışmada çocuk suçluluğuna sebep olan faktörler ile suçluluğu azaltmak için alınması gereken önlemler üzerinde durulmuştur.Tez iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çocuk ve suç kavramlarına sosyolojik ve hukuki açıdan değinilmiştir. İkinci bölümde, çocuk suçluluğu ve nedenleri incelenmiştir. Nedenleri anlatılırken çocuğun kişiliğine bağlı nedenler ve sosyal çevrenin etkisi olarak iki başlık altında açıklanmıştır.

GöçlerParçalanmış ailelerSuç+7
Yavuz Selim Kılıç
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
10
Master'sOpen AccessTR

Çıraklık eğitiminin suça sürüklenmiş çocukların topluma kazandırılmasıdaki rolü: Ankara Çocuk Eğitimevi örneği

Bu çalışma suça sürüklenmiş ve işlediği suçtan dolayı hüküm giymiş çocukların, işledikleri suç karşısında almış oldukları hürriyeti bağlayıcı ceza kapsamında, cezalarının infazının gerçekleştiği eğitimevlerinde uygulanan çıraklık eğitimi faaliyetinin sonuçlarını ortaya çıkarmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Dezavantajlı grup olarak karşımıza çıkan hükümlü çocuklar, suça sürüklenerek daha da dezavantajlı bir durumda karşımıza çıkmaktadırlar. Suça sürüklenen çocukları tekrar topluma kazandırmak için Çocuk Eğitimevleri bünyesinde birçok çalışma gerçekleştirilmektedir. Çocuk Eğitimevinde uygulanan çıraklık eğitimi faaliyetlerinin sonuçları hakkında herhangi bir bilgi bulunmadığından bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma ile çıraklık eğitiminden yararlanan hükümlü çocuğun ne kadar ıslah olduğu ve hürriyetine kavuştuktan sonra almış olduğu bu eğitimin sosyalleşmesine ne derece katkı sağlayacağı ve çocuğun suçtan arındırılmasına yardımcı olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Suç, Ceza, Çocuk suçluluğu, Çıraklık Eğitimi, Çocuk Eğitimevi

CezaSuçSuçlu çocuklar+2
Abdullah Ferid Üzümcü
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocukların hakkında verilen hükümlerin bazı değişkenler açısından değerlendirilmesi

Suça Sürüklenen Çocuklar ile suç kavramından bir şekilde uzak kalabilmiş olan çocukların ortak paydalarının ?çocukluk? olduğu unutulmamalıdır. Çocukluk çağı, gelecek nesillerin sağlıklı yaşamlar kurabilmeleri için, barış ve mutluluk içinde geçirilecek günler için, çağın ve teknolojinin getirilerine uyum sağlayabilmek için kritik dönemdir.Aile ve çocuklar ile ilgili araştırma ve bulgular sosyal bilimlerdeki gelişmelere de paralel olarak her geçen gün artmaktadır. Elde edilen yeni verilerin ışığında çocukların dünyaya gelmesine sebep teşkil eden birlikteliklerin, kurumsal sözleşmeler içersin ya da içermesin, kişilerde yarattığı mutluluk hali, birlikteliğin sağlam bir zeminde ve halde yaşanıyor olması durumunda bilerek ve isteyerek dünyaya gelecek çocuğun daha başarılı ve mutlu yetiştirileceği düşünülmektedir.Suça sürüklenen çocuklar, biyolojik olarak onu var eden anne babanın yanında tüm toplumun ve özellik ile bu alan üzerine çalışma yapan herkesinde anlamak zorunda oldukları çocuklarıdırlar. Suça sürüklenen çocuk sayısında ve suç türlerinde her geçen zaman ile birlikte ciddi bir artıştın olduğunu tüm istatistik verilerinde görebilmekteyiz. Bu çocukların demografik özellikleri suç türleri ve geçmiş yaşantılarıyla ilgili veriler yapılacak çalışmalara ışık tutacaktır. Bu araştırmada amaç, yargılama süreci ve sonrasında verilen kararların incelenmesi, suça sürüklenen çocukların suça sürüklenme sebepleri, çocukların özellikleri, denetim kararlarının incelenmesi ve suça sürüklenme sürecine ilişkin önerilerde bulunmaktır.Araştırma İstanbul Gaziosmanpaşa Çocuk Mahkemesi Hâkimliğince yargılama süreci bitirilip 2009 yılında Ocak ve Eylül ayları arasında kararı verilmiş 320 dosyayı ve bunlardan incelemeye konu olan 65 dosyayı ve bu dosyalarda adı geçen Suça Sürüklenen Çocukları kapsar.Evrende bulunan 320 dosyanın tamamı tek tek incelenmiş, verilen hükümler, çocukların ulaşılabilen özellikleri saptanmaya çalışılmış, örneklem olarak kabul edilmiş 65 dosya ayrıca incelenmiş, dosyaların sanığı konumunda olan Suça Sürüklenen Çocuklar tek tek görüşmeye alınarak araştırmaya konu olan tüm konularda çocukların dilinden ulaşılmaya çalışılmıştır. Bulguların daha sağlıklı olabilmesi için bazı çocuklar için görüşme sayısı artırılmıştır.Araştırmanın sonunda elde edilen bilgiler şu şekilde özetlenebilir:1. Suça Sürüklenen Çocukların eğitim hayatları zorunlu eğitimin ilk yılları içerisinde sona eriyor ve bu çocuklardan önemli bir kısmı okuryazar dahi değildir.2. Suça sürüklenen çocukların neredeyse tamamı düşük gelir grubuna sahip ailelerden gelmektedir.3. Ailelerin kalabalık aile olması nedeniyle çocuk ile aile arasında kurulan iletişim hem sınırlı hem de ebeveynin bilgi yetersizliği nedeniyle mümkün olmamaktadır.4. Kanunlarımızın suç saydığı herhangi bir davranışın ortaya çıkma yaşı ile ergenlik çağının ilk yıllarına denk geldiği görülmüştür.5. Suça sürüklenen çocuklar büyük oranda madde kötüye kullanım alışkanlığına ve madde bağımlılığına sahiptirler.6. Çocukların kanunlar gereği okullarında eğitim ? öğretim süreci içerisinde olmaları gerekirken ?çocuk yaşamı? için hiçte uygun olmayan çalışma ortam ve şartlarında işçilik yaptıkları anlaşılmıştır.

Suçlu çocuklarÇocuk gelişimiÇocuk hakları+3
Oğuzhan Eyilik
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda suça sürüklenen çocukların yargılanması

Devletler, güçlü bir gelecek inşa edebilmek için çocukların eğitimine ve gelişim süreçlerine büyük önem verir. Bu noktada çocuklara doğru bir eğitimin, sağlıklı bir çevrenin ve yaşlarına uygun rehberliğin sağlanması büyük önem taşır. Ancak çocuklar da suça karışmaktadırlar. Özellikle aile, okul, arkadaş çevresi gibi çeşitli faktörler nedeniyle suça sürüklenmiş çocuklar, ceza yargılamasının konusu haline gelmektedir. İşte bu çalışmada, esas olarak Türk Hukukundaki güncel mevzuat hükümleri dikkate alınarak suça sürüklenen çocukların yargılanması incelenmiştir. Çocuk suçluluğuna dair mevcut kuralların eksiksiz bir şekilde uygulanması ve geliştirilebilecek yönlerinin tespit edilmesi için güncel mevzuatın bilinmesi gerekmektedir. Elbette çalışma boyunca yalnızca çocukların yargılanma usullerinden bahsedilmemiş, çocuk suçluluğuna ilişkin uluslararası hukuktaki düzenlemeler ile mukayeseli hukuktaki yaklaşımlar da ortaya konulmuştur. Özellikle, uluslararası hukuktaki düzenlemelerin mukayeseli hukuka ve Türk Hukukuna etkisini gözlemledikçe çocuklar hakkındaki ilkelerin evrensel ilkeler olduğu daha net anlaşılacaktır. Çalışmamızda çocuklar hakkındaki infaz sürecine de yer verilmiştir. Zira suça sürüklenen çocukları yeniden toplumla uyumlu hale getirebilmek için çözümü yalnızca soruşturma ve kovuşturma evresindeki değişikliklerde aramak hatalı olacaktır. Özellikle çocukların infaz süreçlerinin ardından sosyal yaşama hızlı bir şekilde uyum sağlayabilmeleri için infaz sisteminin titizlikle tasarlanması gerekmektedir. Dolayısıyla, suça sürüklenen çocuklar hakkında evrensel ilkelerle uyumlu bir şekilde geliştirilecek özel düzenlemelerle çocuğun toplumla bütünleşmesi sağlanarak suçtan uzak durmaları sağlanacaktır.

Cezai sorumlulukKarşılaştırmalı hukukKovuşturma+6
Ziya Can Arıca
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk suçluluğu ve toplumsal nedenleri

Bu tezin amacı, çocuk suçluluğuna yol açan toplumsal nedenleri günümüzde ulaşılan ekonomik, siyasal ve sosyolojik nedenlerle birlikte açıklamaktır. Çocuk suçluluğunun değişen mahiyeti ve günümüze ulaşan gelişim süreci bu tezin ana eksenini oluşturmaktadır. Çocukların suç kelimesi ile birlikte anılması gerçekten de içinde bulunduğumuz çağın, toplumları ne derecede etkilendiğini göstermektedir. Bu olumsuz etkiler sosyal polarizasyonu derinleştirmekte ve incelemeye çalıştığımız suçluluk olgusunun itici nedeni olmaktadır. Çocuklar üzerinde aile ve sosyal çevre tarafından sürdürülen toplumsallaştırma işlevi bu gibi makro etkenler tarafından başarılı bir şekilde tamamlanamamakta, göç, düzensiz kentleşme, gecekondulaşma, medya gibi faktörlerin olumsuz etkileri çocukların suça bulaşmasına neden olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu, Göç, Kentleşme, Aile, Medya.

AileAile içi ilişkilerGöçler+8
Hakan Balci
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk suçluluğunun sosyo-ekonomik sebepleri ve önlenmesi için alınması gereken tedbirler

Tezimizin amacı, çocukları suça sürükleyen sebepler dikkate alınarak, çocuk suçluluğunun en aza indirgenmesi için kamu kurum ve kuruluşların, soruşturma ve kovuşturma makamlarının yapması gerekenler, yasal anlamda yapılması gereken düzenlemeler, alt yapı eksikliklerinin neler olduğu, nasıl düzeltilebileceği konularındaki çözüm önerileri ortaya konulmasıdır.İnsan sosyal bir varlıktır. Sosyal bir çevrede doğar, büyür ve yaşadığı çevrenin şartlarına göre şekillenir.Suç çok fonksiyonlu, karmaşık sosyal bir olgudur. Diğer bir ifade ile suç değişik unsurların, farklı oran ve şekillerde etkilemesi ile oluşur.Çocuğun yetişmesinde ve kişiliğinin oluşmasında en önemli faktör, ana dilini öğrenir gibi model aldığı, izinden gittiği anne ve babasıdır. İkinci olarak yakın çevresi, arkadaş grubu ve okuldur. Bunları medya ve içinde yaşadığı toplum takip eder. Suça sürüklenen çocukların mala karşı ve hatta diğer suçları işlemelerinin ana nedenleri eğitim ve ekonomik yoksunluktur. Bu iki parametreden en önemlisi ise, suça sürüklenenin ailesinde ve kendisindeki eğitimsizliğinden kaynaklanan sonuçların daha çok ön plana çıktığını görmekteyiz.Suç teorileri ve kriminolojik araştırmalar ile suçun nedenleri tüm boyutlarıyla ortaya konulmuştur ancak; suçun önlenmesi, en azından kontrol altında tutulması için yapılması gerekenler ihmal edilmiştir. Bu konuda yapılması gerekenlerin ortaya konulabilmesi için teori ve uygulama alanın birlikte bilinmesi gerekmektedir. Bu nedenle, dünya genelinde ve ülkemizde suçun önlenmesi için yapılması gerekenlerin ortaya konulması çok önem arz etmektedir.Yetişkin suçluluğu, tesadüfi suçlar hariç çocuk suçluluğunun bir devamıdır.Çocuğu suça sürükleyen içinde bulunduğu sosyal ortamdır. Bu nedenle suça sürüklenen çocuklar, yetişkinlerden farklı mahkemelerde, farklı usuller ve ilkeler ışığında yargılanmaktadırlar.Ceza adalet politikasının birinci amacı suç, suç korkusu, bireysel ve toplumsal zararlardan kişiyi ve toplumu korumaktır. İkinci amacı, suçluyu yok etmek değil, ondaki suçluyu cezalandırırken içindeki insanı ortaya çıkarmaktır.Çocuk ceza adalet sisteminin amacı, suça sürüklenen çocuğu cezalandırmak değil, onu suça sürükleyen nedenleri dikkate alarak eğitmektir. Suça sürüklenen çocuğu ıslah etmenin yolu, onun hakkında mahkemelerin tedbire hükmetmeleri, verilen tedbir kararlarındaki amaca uygun bir şekilde eğitime tabi tutulmalarıdır. Ceza adalet politikası alanında dünyadaki eğilim, hürriyeti bağlayıcı cezaların suçluyu ıslah etmemesi nedeniyle, suç işleyene öncelikle tedbire hükmetmek ve eğitmek, tedbire uymadığı taktirde hürriyeti bağlayıcı cezaya yönelmektir.Şunu unutmayalım ki, Çocuk Koruma Kanunu ile hapis cezasının son çare olduğu ilkesini kabul etmemiz ve olması gereken de bu olmasına rağmen suça sürüklenen çocuklar hakkında, en kısa sürede koruyucu ve destekleyici tedbirlere hızlı bir şekilde karar verilmez, etkin bir şekilde tedbirler uygulanmaz, tedbirlerin uygulanması için gerekli alt yapılar hazırlanmazsa, suça sürüklenen çocuk sayısı katlanarak artar. Yetişkin suçluluğu hızla çoğalır ve yetişkinler için birçok yeni ceza evleri yapmak zorunda kalırız.

EğitimSosyal etkiSosyoekonomik analiz+7
Mehmet Boğa
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk ve suç: Marmara Bölgesi örneği

Günümüzde yaşanan en büyük sosyal sorunlardan birisi, göç ve kentleşme paralelinde suç oranlarındaki artışın, çocuk suçlular üzerindeki yansımasıdır. Çocuk suçluluğu her geçen gün artarken, hem sosyal yapının bozulmasına, hem de kültür çatışmasına neden olmaktadır. Çocuklar üzerinde aile ve sosyal çevre tarafından sürdürülen toplumsallaştırma işlevi başarılı bir şekilde tamamlanamamakta, göç, plansız kentleşme, gecekondulaşma, medya gibi faktörlerin olumsuz etkileri çocukların suça bulaşmasına neden olmaktadır.Bu tezin amacı, çocuk suçluluğuna yol açan toplumsal nedenleri, ekonomik, siyasal ve sosyolojik boyutlarıyla birlikte Marmara Bölgesi örneğinde ele alarak ortaya koymaya çalışmaktır. Bu amaçla, çocuk suçluluğuna yönelik bilimsel çalışmalar sosyolojik ve psikolojik açıdan ele alınarak teorik çerçeve oluşturulmuştur. Marmara Bölgesi'nin coğrafi konumu, sosyal ve ekonomik özellikleri, çocuk suçluluğuyla ilgili kurumlar yani sahanın genel özellikleri hakkında bilgi toplanmıştır.Suç şüphesi ile Marmara Bölgesi Çocuk Şube Müdürlüklerine getirilen 348 çocukla yapılan ankette; ailenin, göç ve kentleşmenin, işsizliğin ve eğitimin çocukların suça sürüklenmesinde önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Kırdan kente göç edenlere yeterli sosyal ve ekonomik desteklerin sunulmamasından kaynaklanan sorunlar çocukları suça yöneltebilmektedir. Hızlı kentleşmeyle birlikte, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunlar sonucunda artan ve çeşitlenen suçlara karşı suç oluştuktan sonra değil suç oluşmadan önce müdahale edilmelidir. Bu anlamda, uzun vadeli programlar ve politikalar geliştirilmeli özellikle kente yeni göç eden insanlar için destek ağları oluşturulmalıdır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu, Göç, İşsizlik, Eğitim, Kentleşme, Aile.

EğitimKentleşmeMarmara bölgesi+5
Mustafa Kart
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza muhakemesinde suça sürüklenen çocukların yargılanması

Bireysel veya çevresel farklı faktörler neticesinde, erken yaşlarda suç yoluna giren çocukların, ceza adalet sistemi içerisinde farklı bir konuma oturtulması gerekliliği zaman içerisinde geçerlik kazanmıştır. Bu doğrultuda kabul gören uluslararası antlaşmalar ve ulusal kanuni düzenlemelerle, suça sürüklenen çocuklara yetişkinlerden ayrı yargılama usulleri tanınmıştır. Tezimizde öncelikle ulusal ve uluslararası hukuktaki çocuk kavramları tanımlanmış, daha sonra çocukları suça sürükleyen nedenler üzerinde durulmuştur. Ardından Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu temelinde suça sürüklenen çocukların yargılama süreçleri güncel yargı kararları eşliğinde incelenmiştir. Çocuğun tüm ceza muhakemesi süreçlerinde, üstün yararının korunması amacına öncelik verilmiş, mevcut düzenlemeler ve gelecekten beklentiler karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.

Ceza adaleti sistemiCeza muhakemesi hukukuCeza yargılaması+2
Özge Özkan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerin bazı kişilik ve aile özelliklerinin suç davranışına etkisi

Ergenlerin kişilik ve aile özelliklerinin suç davranışına etkisini incelemek amacıyla yapılan bu araştırma nicel araştırma modellerinden yordamaya dönük ilişkisel araştırma modelinde tasarlanmıştır. Araştırmaya amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 213 ergen katılmıştır. Araştırmada ergenlerin suç davranışlarını ölçmek için Suç Davranışı Ölçeği, kişilik özelliklerini ölçmek için Kişilik Değerlendirme Ölçeği, aile özelliklerini ölçmek için Ebeveyn Kabul-Red/Kontrol Ölçeği, sosyodemografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; anne kabul-reddi, baba kabul-reddi, kişilik ve anne kontrolü ergenlerin suç davranışılarını anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Buna göre; ergenlerin ebeveynleri tarafından reddedilmesi, sağlıksız kişilik özelliklerine sahip olması ve kısıtlayıcı anne kontrolüne maruz kalması ergenlerin suç davranışını arttırmaktadır. Ergenlerin suç davranışını yordayan kişilik özelliklerine bakıldığında; düşmanca duygulara sahip olan ve saldırgan davranışlar sergileyen; duygusal durumunda dengesizlik yaşayan; diğer insanların olumlu tepkisine ve desteğine bağımlı olan, dünyayı ve insanları tehlikeli ve güvenilmez bulan ergenler daha fazla suç davranışı sergilemektedir. Ergenlerin suç davranışını yordayan aile özelliklerine bakıldığında; ergenlerin anne ile sevgi bağı kalitesinin düşük olması, her iki ebeveyninden somut bir davranış olmamasına rağmen ebeveynleri tarafından reddedildiğini düşünmesi, babasının düşmanca ve saldırgan davranışlarına maruz kalması ergenlerin suç davranışını arttırmaktadır. Bu çerçevede çocuk suçluluğuna yönelik suç risklerini azaltıcı koruyucu ve destekleyici ayrıca suç davranışı bulunan ergenlerin rehabilitasyonunu sağlayan tedavi edici; ergen ve aile odaklı; mikro, mezzo ve makro boyutlarda etkili sosyal hizmet müdahalelerine ihtiyaç duyulmaktadır.

AileEbeveyn kabul veya reddiErgenler+5
Derya Kayma Güneş
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocuklarda suça eğilim ile triptofan hidroksilaz 2 ve SLC6A4 genleri arasındaki ilişkinin araştırılması

Her yıl milyonlarca çocuk suça sürüklenmektedir. Bu çocukların suça sürüklenmesine neden olan risk faktörlerini belirlemek, çocukların neden suça yöneldiğini anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu risk faktörlerine yönelik koruyucu önlemlerin alınması, çocukların suç olgusundan uzak tutulabilmesine ve toplumsal barışa katkı sağlayacaktır. Suça sürüklenen çocuklarda suça eğilim ile Triptofan hidroksilaz 2 ve SLC6A4 genlerinin ekspresyonları arasındaki ilişkinin etkisi araştırılarak bu genlerin suçun oluşumuna katkısının olup olmadığı tespiti amaçlanmıştır. Gaziantep Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan gerekli izinler alındıktan sonra Gaziantep Üniversitesi hastanesine başvuran gerekli kriterleri sağlayan çocuklar çalışmamıza davet edilmiştir. Vaka ve kontrol gruplarımız 50'şer çocuktan oluşmaktadır. Bu çocuklardan kan örnekleri toplanmıştır. TPH2 ve SLC6A4 genlerinin ekspresyonlarını belirlemek için öncelikle toplanan kan örneklerinden genlerin mRNA'sı elde edilmiş ve bu elde edilen mRNA'ların kalitesi ve miktarı belirlenmiştir. Bu mRNA'lardan cDNA elde edilmiştir. Bu çocuklara ÇDŞG-ŞY DSM-V el kitabı ve sosyodemografik verileri içeren anket uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan vaka grubu çocuklarının ΔCт medyan ortalaması SLC6A4 geni için 7.99, TPH 2 geni için 9.27, kontrol grubu çocuklarının ΔCт medyan ortalaması SLC6A4 geni için 5.59, TPH 2 geni için 5.35 olarak tespit edilmiştir. Vaka grubunun kontrol grubuna göre TPH 2 geninin ekspresyonunun 15,12 kat daha az olduğu ve 3,91 katlık bir kat değişimi olduğu, SLC6A4 geninin ekspresyonunun 7,06 kat daha az olduğu ve 2,82 katlık bir kat değişimi olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışmamızda suça sürüklenen çocuklarda kardeş sayısının çok olduğu, parçalanmış aile yapısının daha çok görüldüğü, ailelerinde daha önce suç işleyen kişilerinin varlığının daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu çocuklarda kötü alışkanlık, şiddette maruz kalma ve silah taşıma oranlarının daha yüksek olduğu, babanın eğitim düzeyinin ve çocuğun eğitim hayatına devam etme oranlarının daha düşük olduğu, annenin eğitimi düzeyi ve ailenin gelir düzeyi arasında bir fark olmadığı saptanmıştır. Suça sürüklenen çocukların büyük çoğunluğunda aktif psikopatoloji olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda hem THP2 hem de SLC6A4 genlerinin düşük ekspresyonu ile suça eğilim arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. Sosyodemografik verilere göre ve gen ekspresyon düzeylerine göre risk grubunu oluşturan çocukların tespit edilerek onlara yönelik özel rehabilitasyon programların düzenlenmesi suça sürüklenmenin önlenmesine çok önemli katkılar sunacaktır.

Adli genetikAdli tıpEğilim+6
Mehmet Kılıç
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

13-18 yaş arası Suriyeli çocuklarda suça karışma eğilimi ve nedenleri: Gaziantep örneği

Göç kavramının tarihsel sürecine bakıldığında; sürecinin eski dönemlerden günümüze kadar önemli değişmeler gösterdiği ve hatta son zamanlarda göçmen sayılarının yükseldiği belirlenmiştir. Göç kavramının toplumsal yapıda oluşturmuş olduğu sonuçlarıyla birlikte nedenleri açısından da ele alındığında sosyoloji bilimi başta olmak üzere sosyal bilimlerin her alanında önemli bir toplumsal sorun olarak incelenmektedir. Toplumsal değişmeye kaynaklık etmesinin yanında toplumsal değişmenin bir sonucu şeklinde de değerlendirilmektedir. Yaşanan bu değişmelerle birlikte suçta modern hayatın bir parçası olmuş, gelişerek karmaşıklaşmış ve büyüyen bir sorun haline gelmiştir. Suç ve suçlunun yasalar ile ifade edilmiş olmasıyla birlikte söz konusu çocuk olduğunda biyolojik, sosyolojik, psikolojik ve pedagojik yönden farklılık göstermektedir. Bu araştırmada Türkiye'de yaşayan Suriyeli çocukları suça yönlendiren nedenlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma sorusunu cevaplamak için nitel araştırma yöntemleri benimsenmiştir. Araştırmada görüşme yöntemi ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep ilinde yaşayan Suriyeli suça sürüklenen çocuklar oluşturmaktadır. Verilerin analizi yapılırken Maxqda20 nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda bu çalışmada çocukları suça yönlendiren nedenler; aileyle ilişkili faktörler, eğitim-öğretim hayatıyla ilişkili faktörler, iş çevresiyle ilişkili faktörler, akran çevresiyle ilişkili faktörler, göçle ilişkili faktörler, bireysel faktörler ve sosyal medya kullanımı olarak sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suç, Çocuk ve Çocukluk, Çocuk Suçluluğu.

GaziantepGöçlerSuriyeliler+5
Gizem Nur Cerit
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Göç ve cinsiyet bağlamında çocuk suçluluğu: Gaziantep örneği

Bu tez çalışmasında çocuk suçluluğunun göç ve cinsiyet açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çocukların suça karışma eğilimlerini etkileyen faktörler göç ve cinsiyet ekseninde sosyolojik açıdan detaylı bir şekilde incelenmiştir. Araştırma kapsamında Gaziantep Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü hizmet alanında olan ve kolluk kuvvetlerince suça sürüklendiği tespit edilen on beş çocukla ve üç sosyal çalışma görevlisi ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler fenomenolojik analiz yöntemiyle analiz edilerek konuya ilişkin kod ve temalar çıkarılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda göç ve cinsiyetin çocuk suçluluğu ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, erkek çocukların suça karışma oranının kız çocuklara göre daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca cinsiyet rolleri, sosyal beklentiler ve toplumsal normlar, çocukların suça yönelme davranışlarını etkileyen faktörler olarak belirlenmiştir. Göçün de çocukların suça sürüklenmesi açısından ekonomik, eğitimsel ve kültürel boyutlarda etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda çocukların suça karışmaması için belirlenen önleyici müdahale stratejileri, sosyal hizmetler, eğitim programları ve aile destek mekanizmaları gibi desteklerin geliştirilmesi önemlidir. Aynı zamanda, çocukların suça karıştıktan sonra rehabilite edilmesi ve yeniden topluma entegrasyonu için etkili adalet ve ceza sistemi yaklaşımlarının benimsenmesi önerilmektedir.

Düzensiz göçErkek çocuklarRisk altındaki çocuklar+7
Ümit Berhami Alpaslan
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda suça sürüklenen çocukların muhakemesi

Türk Ceza Hukuku'nda suça sürüklenmiş çocukları yargılama aşamalarının yıpratıcı ve olumsuz etkilerinden korumak için yetişkinlerden farklı düzenlemeler getirilmiştir. Bu özellikli yargılama usullerinin temeli olan çocuğun üstün yararının gözetilmesi ilkesinin temel amacı çocuğu yargılama sonuna kadar koruyarak koruyucu destekleyici tedbirlerle topluma kazandırmaktır. Çalışmamızın birinci bölümünde, ceza hukukundaki çocuk kavramları ve çocuk suçluluğu üzerinde durulmuştur. Suça sürüklenmiş olarak kabul edilen çocuğun kusur yeteneğinin ve kusurlu halinin başladığı yaş kabul edilen 12 yaş öncesi ve sonrası dönemlere ilişkin değerlendirmeler yapılmış ve dönemler incelenmiştir. İkinci bölümüzde, şüpheli konumunda olan çocuğunsoruşturma aşamalarındaki özel ifade ve sorgu usulleriyle birlikte gerçekleştirilen koruma tedbirlerinden bahsedilmektedir.Soruşturma aşamasının sonlanması sonrası kamu davasının açılması veya açılmasını erteleyen durumlardan bahsedilmiştir. Son bölümümüz kovuşturma evresinin temeli çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmaya dair özellikli haller değerlendirilmiştir. Kovuşturma evresinin sonlanması olan, beraat ya da mahkûmiyet hali değerlendirilmiştir. Suçlu olan ve cezaya mahkûm edilen bu çocuklar hakkında verilen kararlarda hapis cezası ve adli para cezasının tercih nedenleri ile ağırlıklı verilen cezaların istatistikleri incelenerek çocukların topluma kazandırılması için veriler elde edilmiştir.

Cezai sorumlulukSuçlu çocuklar
Tuğba Bulut Göktürk
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Related subjects