Motherhood

125 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İdeal annelik miti ve erken dönem annelik deneyimi: Toplumsal beklentilerin anneler üzerindeki etkisi

Bu çalışma modern toplum tarafından idealize edilen "annelik miti" ile kadınların erken dönem annelik deneyimleri arasındaki çatışmayı ve bu sürecin anneler üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Çalışmanın temel amacı bu mitin annelerin duygu durumlarına, kendi anneliklerini inşa süreçlerine ve günlük yaşam pratiklerine yansımalarını kendi anlatıları üzerinden derinlemesine anlamaktır. Bu amaçla nitel araştırma deseni benimsenmiş, Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan ve 0-12 aylık bebeği olan 15 anneyle yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmanın bulguları annelerin idealize edilmiş beklentileriyle, deneyimlenen anneliğin arasında derin bir çatışma olduğunu ortaya koymaktadır. Bu süreçte anneler yoğun bir kaygı, suçluluk ve yalnızlık hissetmektedir. Toplumsal baskı; emzirme süreçlerinde, sosyal medyadaki ideal annelik performanslarında ve geleneksel beklentilerde kendini göstermektedir. Annelerden çalışma durumu, maddi koşullar ve kuşaklar arası değişen annelik rollerinden bağımsız mükemmel annelik beklenmektedir. Buna karşın anneler bu baskılar karşısında pasif kalmamakta, kendi otoritelerini kurma çabası göstermekte, dayanışmakta ve aktif başa çıkma stratejileri geliştirmektedir. Anahtar Kelimeler: İdeal Annelik Miti, Erken Dönem Annelik, Toplumsal Baskı, Annelik Deneyimi, Toplumsal Cinsiyet.

AileAnnelik
İlkay Uysal
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Anneliğe ilişkin karar, deneyim ve mücadele süreçlerine dair Türkiye'den feministlerin görüşleri

Feminizm içinde annelik neredeyse her zaman tartışmalı bir niteliğe sahip olmuştur. Ataerkil toplumsal örgütlenme içinde bu tartışmalı niteliğin kaynağını oluşturan birinci boyut; anne olma veya olmama kararının kadınların özgür iradelerinin bir ürünü olamamasıdır. İkinci boyut ise anneliğin kadınların kişisel özgürlük alanlarına sızmasıdır. Öte yandan annelik bir güçlenme ve mücadele alanı olarak da deneyimlenebilir. Bu nedenle, annelik ve feminizm arasında çok boyutlu ve dinamik bir ilişki bulunur. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'deki feministlerin anneliğe ilişkin karar ve deneyimlerini feminist yorumsamacı perspektifle anlamaktadır. Bu doğrultuda 14 anne ve 14 anne olmayan toplam 28 feminist ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular 6 tema etrafında analiz edilmiştir: (1) anneliğin tanımlanması, (2) anneliğe ilişkin kararda rol oynayan dinamikler, (3) annelik ve feminizm ilişkisi, (4) anne olmayan feministlerin deneyimi, (5) annelik yaklaşımları ve (6) feminist annelik deneyimi. Araştırmada araştırma öznelerinin anneliği ele alış biçimlerinde, anneliğe ilişkin kararlarında, anne olmayanların annelik baskısına karşı duruşlarında ve anne olanların annelik deneyimlerinde feminist kimliklerinin çeşitli yansımaları olduğu görülmüştür. Anne olmayan feministler, annelik dışında bir alternatif deneyimlerken feminist değerlerden beslenirken; anne olan feministler ise annelik pratiklerinde feminist değerleri uygulamakta ve feminizmlerini bu deneyimler doğrultusunda yeniden şekillendirmektedirler. Bu bağlamda feministler için annelik bir mücadele alanı olarak öne çıkmaktadır. Araştırmanın sonuçları, feminist düşüncenin ve hareketin annelik konusundaki çeşitliliğini ortaya koymaktadır.

AnnelikFeminizmTürkiye+1
Hatice Uysal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Annesi erken yaşta evlenen çocukların 'Erken evliliğe' bakışları üzerine nitel bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı annelerinin erken evliliği ile kurulan ailedeki çocukların erken evliliğe ilişkin değerlendirmelerini annelerinin bu deneyimi bağlamında keşfetmektir. Nitel araştırma deseni kullanılan bu araştırmanın katılımcıları kartopu tekniği ile ulaşılan, annesi erken yaşta evlenmiş 14-17 yaş aralığındaki 15 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak çevrimiçi(online) ve yüzyüze derinlemesine görüşme; veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılarla görüşmeler 13 katılımcı ile çevrimiçi ortamda kamera açılmadan, iki katılımcı ile ise uygun buldukları mekanda yüzyüze gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmeler, analitik ve yansıtıcı notlar ile katılımsız gözlem notları verilerin tematik analizinde kullanılmıştır. Analiz sonucunda çocuğun, erken evliliği tarif etmesine; annesinin erken evliliğini anlamlandırmasına; annesinin evliliğini erken olması bağlamında değerlendirmesine ilişkin temalara ulaşılmıştır. Ayrıca annesinin evliliğinin nedenlerini ve sonuçlarını; kendisine, annesinin tavsiye verme(me)sini; çocuğun, böyle bir evlilik yapmayı kendisi açısından değerlendirmesini içeren temalar keşfedilmiştir. Bunun yanı sıra günümüzde bu evliliklerin varlığına ve sürmesine; böyle evlilikleri önlemeye ve önerme(me)ye ilişkin çocukların görüşlerini içeren temalar belirlenmiştir. Sonuç olarak erken evlilik ile kurulan ailedeki çocukların, böyle bir evlilik pratiğini sürdürmeyen ve ailelerine bağımlı bireyler olmadıkları ifade edilebilir. Bu araştırma ailelerinin/annelerinin ise çocuklarının erken yaşta evlenmeleri yerine hayallerini ve hedeflerini başarmalarına destek olduklarını örneklendirmiştir. Bu bağlamda annenin erken evliliği ile kurulan ailedeki çocuğun ve çocuğun gözünden annesinin/ailesinin çocuk olmaya yüklediği anlam, erken evliliğin sosyal problem olarak görülmesinde ve benimsenmemesinde önemlidir. Bir çocukluk deneyimi olan annelerinin erken evliliğinin inşasında çocuk olmaya ve dolayısıyla çocukluğa atfedilen anlamı sorgulama, eleştirme, evlilik için ideal olanı tarif etme, erken evlilikleri önermeme ve engellenmesi gerektiğini düşünme bağlamında bu çocuklar kendi yaşamlarının ve toplumun önemli bir faili olarak görülebilir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerAnnelik+3
Filiz Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Annelik deneyimleri: Gerilimler, mücadeleler ve uzlaşmalar

Bu çalışmada kadınlığın inşasında annelik mefhumunun yerine dair bir bakış açısı oluşturmak için farklı kesimlerden 32 kadının kendi hayatlarına dair anlattıkları ele alınmıştır. Kadınların toplumsal/kültürel bağlamda inşa edilen "annelik" kavrayışı ile ilişkilenmeleri üzerinden gidilerek onların kendi anneliklerini nasıl değerlendikleri konu edilmiştir. Anneliğe dair yapılan duygusal yatırımlar ve bu kimliğe dair idealize edilen değerler; gündelik hayatın sıradan faaliyetleri, rutin olarak yapılan "annelik işleri" betimsel olarak değerlendirilmiştir. Annelik deneyiminin barındırdığı değerlerden, alışkanlıklardan, inançlardan, duygulardan ve önyargılardan yola çıkılarak toplumsal ve kültürel olanla temas etmek amaçlanmıştır. Kadın öznelliği üzerinde radikal değişimler oluşturan anne kimliği içine dâhil olan rol ve sorumluluklar giderek artmaktadır. İdealize edilen ve deneyimlenen annelik arasındaki fark açıldıkça anne olmak yıpratıcı ve baskılayıcı bir hâl almakta, bu durum yetersizlik, kaygı ve suçluluk duygularını tetiklemektedir.Ayrıca, kadınların kendi anneliklerini değerlendirmelerinde anneliğin toplumsal yönü ve makbul anne söylemi bir baskı unsuru olarak görülebilir. İktidarın biyopolitikası, neoliberal piyasa değerleri, bireyci ve rekabetçi toplumsal yapı, muhafazakâr eğilimler makbul anne söyleminin temel bileşenleri olmuştur.Anne kimliği kadın öznelliğinde nerede durur? Anne kimliğine yapışan şefkatlilik, cefakârlık, fedakârlık gibi sıfatların ürettiği duygular ve bu duyguların kültürel politik dinamikleri bu çalışmanın temel meselesidir. Ayrıca bu çalışmada annelik deneyiminden farklı perspektifler, etik-politik konumlanmalar üretilebilir mi ve ideal annelik ile hakikatte yaşanan arasında nasıl bir mesafe tarif edilebilir sorularına cevaplar aranmıştır.

Anne deneyimiAnnelerAnnelik+7
Ceylan Nur Akgün
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Feminist sosyal hizmet perspektifiyle kadınların yalnız annelik deneyimleri

Bu çalışmada sosyal hizmet perspektifiyle kadınların yalnız annelik deneyimlerini nasıl pratiklerle inşa ettiğini keşfetmek amaçlanmıştır. Anneliğe ilişkin özcü yaklaşım anneliğin sosyal bir rol olarak tarihsel, kültürel ve toplumsal inşasının önüne geçmektedir. Annelik çocuğun bakım ve sorumluluğunu paylaşan rollerden bir tanesiyken boşanma sonrasında anneliğin yalnızlığıyla yüzleşilmektedir. Çalışmanın özneleri boşanma sonrası çocuğuyla yaşayan kadınlardır. Kadınların deneyimlerini başlangıç noktası kabul eden bu araştırmada feminist yöntem ve bakış açısıyla, sosyal hizmet perspektifinden yararlanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada İstanbul'da çocuklarıyla yaşayan 18 özne ile görüşülmüştür. Özneler ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme yönergesi kullanılmıştır. Araştırma verileri, MAXQDA Pro 2022 programı kullanılarak tematik kodlama yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda "Annelik Kurumundan Annelik Pratiğine", Yalnız Annelikle Yüzleşme", "Anneliğin Gizli Yaraları", "Yalnız Annelik Döngüsü" ve "Yalnız Annelikte Güçlenme" olmak üzere beş ana temaya ulaşılmıştır. Bu araştırmanın önemli sonuçlarından birisi annelik ideolojisinin boşanmış kadına karşı makbul anne söylemiyle kadın üzerindeki tahakkümü sürdürmesidir. Bununla birlikte annelik pozisyonu kadınların sosyal ve ekonomik ilişkilerinde sınırlılıklar getirmektedir. Araştırmanın bir diğer önemli sonucu yalnız annelik pratiklerinin inşasında kadınların zihinsel olarak anneliğe sıkışmasını tanımlamak üzere "annelik sancısı" kavramı geliştirilmiştir. Yalnız anneliğin döngüsel bir güçlenme süreci olduğu bir başka önemli sonuçtur. Yalnız annelikte kadınların kişisel, kültürel ilişki dinamiklerinde faillik özellikleri öne çıkarken yapısal ilişkiler karşısında daha yalnız ve edilgen kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Yalnız annelik pratikleri kadınlara özgürleşme ve güçlenme alanları yaratırken, kadınların annelik kurumunun değer yargıları ile daima mücadele etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle annelik ve babalıkta ortaklaşmayı öngören sosyal, ekonomik ve hukuksal düzlemi olan bütünlüklü sosyal politikaların hayata geçirilmesi önemlidir. Koruyucu, önleyici ve destekleyici mekanizmaların kadın deneyimini önceleyen bir tutum sergilemesi önemlidir. Bununla birlikte, yararlanıcı ve profesyonel olarak kadın nüfusunun yüksek olduğu sosyal hizmet disiplini ve uygulamasında kadınların deneyimlerini görünür ve değerli kılmak ve bu yönde sosyal hizmet uygulamalarını geliştirmek adına bu çalışmanın önemli olduğu düşünülmektedir.

Anne deneyimiAnnelikAtaerkil+6
Zülal Şahin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gündelik hayatta yerel ve mülteci kadınların annelik deneyimleri: Ankara-Sincan örneği

Gündelik hayat içinde yer alan olaylar, durumlar, insanlar ve nesnelere kısacası her şeye anlamlar yüklenir. Bu anlamlar toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edilmez ya da benimsenmez. Kişinin çevresini anlamlandırmak için girdiği kategorilendirme süreci, bireylerin sosyal etkileşimi yapılandırmasını, bireyleri farklılaştırmasını ve biçimlendirmesini sağlar (Coşgun, 2004: 23-24). Bu süreçte oluşturulan "grup içindekiler"- "grup dışındakiler" ayrımı en çok gündelik hayatta "öteki" yani grup dışında tanımlananla karşılaşma anlarında ortaya çıkar. Bu tip karşılaşmalar göç süreçlerinde ve sonrasında oldukça belirgin bir şekilde gözlemlenmektedir. Göç zorunlu olsun ya da olmasın kişinin yaşadığı yeri, çevreyi, şehri, ülkeyi geride bırakması ve yeni bir yere yerleşme çabası kişiyi olumsuz etkileyen bir durumdur (Şakar, 2019: 30). Gündelik hayat pratiklerinin tamamıyla bozulması, rutinlerin, alışkanlıkların terk edilen yerle birlikte geride bırakılamaması, toplumsal, ekonomik, kültürel değişimler kişinin bir anda yeni geldiği yere adapte olamamasına ve uyum sorunları yaşamasına sebep olmaktadır. Göçle birlikte gelenlerin yerleşiklerle etkileşime geçtikleri gündelik hayat aktiviteleri, hem gelenler hem geldikleri yerde yaşayanlar için karşılıklı uyum süreçlerini beraberinde getirir. Mülteci kadınların toplumsal uyum sorunlarını ekonomik sıkıntılar, sosyal izolasyon ve dil problemi olarak üç ana başlıkta toplayan literatür kadınların bu sıkıntılarla başa çıkma, yeni bir hayat kurma motivasyonlarının altında annelik deneyimlerinin önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Bu motivasyonun temel sebebi ise anneliğin inşa ediliş ve anlamlandırılış şeklidir. Kadın deneyimlerinin önemli bir parçası olarak ele alınan annelik deneyimleri, annelik sürecini ve annelik yapmayı, yaygın toplumsal cinsiyet sistemleri tarafından organize edilen ve toplumsal bir bağlamda yer alan sosyal etkileşimler ve ilişkiler olarak görülmektedir. Annelik deneyimlerinin çeşitliliği tek tip bir annelikten bahsetmenin zorluğunu göstermektedir. Bu nedenle farklı kültürlerin karşılaştığı, etkileşime geçtiği (geçmek zorunda kaldığı) durumlarda aynı kültür içinde bile çeşitlilik gösteren annelik deneyiminin bu karşılaşma anlarında nasıl bir rol oynadığı önemlidir. Tüm bu farklı kadınlık, annelik ve göç deneyimleri çerçevesinde tezin konusunu mülteci ve yerel kadınların gündelik hayatlarında annelik deneyimlerinin neler olduğu oluşturmaktadır.

Ankara-SincanAnnelikGöçler+7
Nagehan Uğurlu Tıraş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'te yaşayan Suriyeli tek ebeveyn kadınların annelik deneyimleri: Zorluklar, baş etme yöntemleri ve sosyal hizmet ihtiyaçları

Araştırmanın amacı, Türkiye'ye göç eden Suriyeli tek ebeveyn kadınların annelik deneyimlerinin menşe ülkelerindeki toplumsal ve kültürel dinamikler aracılığıyla nasıl şekillendiğini ve buna bağlı olarak göç deneyiminde yaşadıkları zorlukları ve güçlenme imkanlarını anlamaya yöneliktir. Buradan hareketle, araştırma kapsamında 16 Suriyeli tek ebeveyn kadın ile görüşme yapılarak annelik deneyimlerinin nasıl oluştuğu ve hangi iktidar ilişkilerince şekillendiği anlaşılmaya çalışılmış, göç öncesi ve göç sonrasındaki gündelik yaşamlarına etkisi eleştirel sosyal hizmet yaklaşımıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda elde edilen bulgular iki ana tema altında analiz edilmiştir. (1) Toplumsal Cinsiyet Rejiminde Annelik Kimliğinin Gelişimi (2) Göç ve Boşanma Deneyimleri Sonrasında Mülteci Tek Ebeveyn Annelerin Baş Etme Mekanizmaları, Güçlenme Pratikleri ve Sosyal Hizmetlere Dair Deneyimleri. Araştırma sonucunda, görüşme yapılan Suriyeli kadınların annelik rolleri ve sorumlulukları altında inşa edilen toplumsal cinsiyet kimliklerinden kaynaklı olarak menşe ülkelerinde özel alana ait olarak tanımlandıkları, erkeğe bağımlı kılındıkları ve buna bağlı olarak sosyo-ekonomik ve psikolojik olarak çeşitli zorluklarla karşılaştıkları gündeme gelmiştir. Göç deneyiminde ise mülteci aile yaşamının çok boyutlu sorunları karşısında toplumsal cinsiyet rejiminden kaynaklı, hayatlarını idame ettirebilecek temel yaşam becerilerine yeterli düzeyde sahip olamamalarına bağlı olarak zorluklar yaşadıkları görülmüştür. Göçle birlikte toplumsal alanlarda karşılaştıkları bu sorunların üstesinden gelebilmek için ise menşe ülkelerinde toplumsal cinsiyete dayalı olarak inşa edilen annelik rollerinin dışına çıkmalarına yol açacak farklı edimlerde bulunmaları gerekmiş ve buna bağlı olarak gündelik pratiklerinde değişimler yaşandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, kadınların Türkiye'deki gündelik yaşamlarında toplumsal cinsiyet temelinde kamusal hayatta görünür olmak, çalışma hayatına dahil olmak gibi kendi hayatlarını idame ettirebilecek kazanımlar aracılığıyla güçlendikleri tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra göç deneyiminde yerel toplum üyeleri tarafında ayrımcılığa maruz kaldıkları, boşanmış bir kadın olarak ise toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ve istismara maruz kaldıkları görülmüştür. Bu kapsamda, göç deneyiminde tek ebeveyn anne olarak karşılaştıkları çok boyutlu sorunlara ve anneliğin toplumsal cinsiyet temelinde inşasına yönelik eleştirel bir bakış açısıyla sosyal hizmet uygulamalarına dair öneriler sunulmuştur.

AnnelikBaşa çıkmaGöçler+7
Ömer Takak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist sosyal hizmet perspektifinden fiziksel engelli kadınların annelik deneyimleri

Araştırmanın amacı, fiziksel engelli kadınların annelik deneyimlerinin keşfedilmesidir. Araştırma, Şubat 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada, feminist metodoloji temel alınmıştır. Araştırmanın öznelerine kriter örnekleme ve kartopu örnekleme yoluyla ulaşılmıştır. Araştırmanın öznelerini 0-18 yaş arası çocuğa sahip olan fiziksel engelli (ortopedik, görme ve işitme) kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma, ortopedik engelli 6 kadın, görme engelli 7 kadın, işitme ve konuşma engelli 8 kadın olmak üzere toplam 21 kadının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın öznelerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanan veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Verilerin analiz edilmesinde NVIVO 12+ nitel veri analizi yazılımı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, anne olan fiziksel engelli kadınlar sağlamcı bir toplumda engelli olmaktan ve ataerkil bir toplumda kadın olmaktan kaynaklanan baskıları kesişimsel bir şekilde deneyimlemektedirler. Annelik sürecinde fiziksel engelli kadınlar doğum bakım hizmetlerinin erişilebilir şekilde sunulmaması, kamusal alanların engelli kadınların gereksinimlerine göre düzenlenmemiş olması, bebek bakım ekipmanlarının evrensel tasarım ilkesine göre tasarlanmaması sebebiyle annelik pratiklerini gerçekleştirirken güçlükler yaşamaktadırlar. Öte yandan engelli kadın olarak annelik rolü yeterliliği üzerinden toplumsal baskılarla karşılaşmaktadırlar. Süreç içerisinde kadınların karşı karşıya kaldıkları baskıların ortadan kaldırılabilmesi için gerekli olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetler yetersiz kalmakta, kadınlar kendi baş etme stratejileri ile güçlenmeye çabalamaktadırlar. Dayanışma, kadınların yaşadıkları güçlüklerle baş edebilmeleri ve öznel annelik deneyimlerini inşa edebilmeleri için önemli bir pratik olmaktadır. Araştırma, anne olan engelli kadınların güçlenmelerine katkı sağlayacak olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetlere yönelik olarak feminist sosyal hizmet odağında önerilerle sonlandırılmıştır.

Anne deneyimiAnnelikBedensel engelliler+6
Dilara Keser
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The representations of domesticity, motherhood and violence in Toni Morrison's Beloved and Alice Walker's The Color Purple

At a time when women around the world were staging a fight against gender discrimination and calling for equal rights with men in their various societies, black American women also tried to make their voices heard. As history holds it, unlike other women especially in the west, their story is different because it was shaped by slavery, which made them not only inferior to men but to women of other races. Coupled with the roles of housekeeping and motherhood assigned to women, thus sidelining them from decision making issues in the society, the African American woman also had to deal with the belittlement, violence and segregation from the white society during and after slavery. In this regard, Tony Morrison and Alice Walker like a host of other black writers, took it upon themselves to tell the stories that were often ignored or could not be perfectly told by men or white writers. Through similar characters Sethe and Celie in the novels Beloved and The Color Purple, Morrison and Alice very much brings out the themes of motherhood, domesticity and violence which affected the lives of the African American woman in various ways. Set in the South of the United States of America where slavery and segregation were most practiced, the novels depict the maltreatment and relegation and of black women both by the white society and the black society. Though Morrison's Beloved is set during slavery and Walker's The Color Purple set during the Jim Crow Laws that separated black and white people, the characters still share similarities in the ways they experience motherhood, domesticity and violence. Morrison and Walker offer an explicit feminist conceptualization of African American politics that exposes and enriches concepts of black feminism and radicalism. In Beloved, Morrison depicts the adverse side of motherhood that many writers of the time failed to consider. By attempting to exercise her motherly role in a period of extreme suffering, Sethe loses her identity and in the process also suppresses that of Denver her daughter. This is occasioned by the maternal ties that link Sethe to her children that preclude her individuation and thwart her self-development. Sethe sacrifices her being. Indeed, we see throughout the novel that all her efforts are directed at atoning for her losses as a daughter and re-establish herself as a good black mother based on the society's conceptualizations. The Color Purple brings out the domestication and motherhood roles of women during the time and the fact that these roles meant that women had no voices, they were to remain silent and suppress their feelings as well as opinions. A good example of domestication of women in Celie's society is Sophia who was a rebellious woman but is forced to silently acquiesce to the social norms of servitude to one's husband and household chores. Similar to Morrison's argument that the suffering in the society caused women to resent the role of motherhood, Sophia is extremely detached with the children that are under her charge. My thesis investigates how Toni Morrison and Alice walker portray the issue of domesticity, motherhood and violence in their novels Beloved and The Color Purple, during and after the days of slavery. The thesis also will provide the possibilities that lead to the characters emancipation. Keywords: Motherhood, Domesticity, Racism, Black Feminism, African-American Literature, Violence, Slavery, patriarchy

African-American cultureAmerican literatureMotherhood+6
Diyar Esa Mohammed
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Possibilities of female liberation at the turn of the twentieth century

This dissertation reads the problems of women and their living conditions in the light of the feminist theory. Female entrapment in some premises such as motherhood marriage and social environment is what is questioned in this work. My intention in this study is to discuss some possible ways of liberation for the women to escape the patriarchal conventions by using Charlotte Perkins Gilman's Herland, 'Making a Change' and 'An Unnatural Mother', Kate Chopin's The Awakening, 'The Storm', 'Her Letters' and 'A Respectable Woman' and Edith Wharton's The House of Mirth. The first chapter will deal with Charlotte Perkins Gilman's presentation of women entrapped in motherhood. Gilman is of the opinion that motherhood is natural; however, she claims that it should be professionalized. The second chapter will handle with Kate Chopin's works stated above in terms of the sexual liberation for women who are made to live in their asexual marriages. How adultery is found natural and humane in the confined marriages of the time is my main focus in this chapter. I will then analyze Edith Wharton's The House of Mirth in which Lily is entrapped in her single life and in the upper-class society which expects her to marry in order to secure her life. By analyzing these three major 20th century writers, I conclude that Charlotte Perkins Gilman, Kate Chopin and Edith Wharton complement each other and that is why analyzing them altogether enables us to see the big picture for the entrapment and the liberation of women. Keywords: Entrapment, Motherhood, Sexuality, Single life, Liberation

20. centuryMotherhoodSinglehood+6
Sedef Güzelyurt
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni ebeveyn olmuş genç yetişkinlerin anneliğe ve babalığa dair söylemleri

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de yaşayan ve yeni ebeveyn olmuş genç yetişkin anne ve babaların, anneliğe ve babalığa dair söylemlerini ve bu söylemlere kaynaklık eden açıklayıcı repertuarları (söylemsel kaynakları) incelemektir. Bu amaç doğrultusunda; 26 ile 39 yaşları arasında yer alan 6 anne ve 6 baba ile birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş ve ardından yazıya dökülmüştür. Yazıdökümler "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi Potter ve Wetherell'in (1987) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmeler "anneliğe ilişkin söylemler" ve "babalığa ilişkin söylemler" olmak üzere iki başlık altında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, anneliğe ilişkin söylemlere kaynaklık eden 5 farklı açıklayıcı repertuar elde edilmiştir; "sorumlu/iyi annelik", "keyifli/mutlu annelik", "zor annelik", "ideal annelik" ve "kutsal annelik". Babalığa ilişkin söylemlere kaynaklık eden 4 farklı repertuara ulaşılmıştır; "zor babalık", "koruyucu babalık", "kız babası olmak" ve "sorumlu olmayan/yardımcı babalık". Araştırma sonuçları dikkate alındığında, yeni ebeveyn olan anne ve babaların anneliğe ve babalığa ilişkin açıklamalarında, aileye ilişkin geleneksel/ataerkil söylemlerin halen önemli bir yer tuttuğunu, diğer yandan bunların modern/eşitlikçi söylemlerle iç içe geçtiğini söylemek mümkündür. Hem anneler hem de babalar ebeveynlik görevlerinin paylaşılması gerektiğini ifade ediyor olmakla birlikte, bu paylaşımda esas görevin "doğası itibariyle" annede olduğu şeklindeki söylemin halen geçerliliğini koruduğu da görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Annelik, Babalık, Ebeveynlik, Aile, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar

AnnelikAnnelik temsilleriBabalık+6
Meltem Arakelyan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Riskli gebelik grubundaki kadınların annelik kaygısı üzerine psikanalitik bir bakış

Bu çalışmada riskli gebelik grubundaki kadınların annelik kaygılarının incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, 35 yaş üstü, gebeliğinin en az dördüncü ayında bulunan, biri tıbbi destek almadan, doğal yollarla, diğeri ise tüp bebek tedavisi görerek riskli gebelik sürecinde bulunan iki gönüllü örneklem olarak çalışmaya alınmıştır. Katılımcılarla biri dört hafta, diğeri ise altı hafta süren psikanalitik yönelimli yarı yapılandırılmış klinik gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler tematik söylem analizi tekniği kullanılarak, annelik, kadınsılık, beden algısı, kayıp ve kaygı temaları etrafında analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere bakıldığında, otuz beş yaşından sonra gebelik sürecinde bulunan her iki katılımcının da anne olacak olmanın kendi öznelliklerinde farklılıkları olsa da gebeliklerini geç kalınan bir deneyim olarak gördükleri ve yaşa ilişkin pek çok kaygıları olduğu gözlemlenmiştir. Tıbbi destek sürecinde yapılan testlerin, yaşa bağımlı olarak sınır seviyelerde çıkmasının, bebeğin engelli olmasına ilişkin kaygı yarattığını göstermiştir. İlk defa çocuk sahibi olacak olmanın, bebeğin cinsiyetine ve bakım vermeye dair oldukça yoğun kaygılar doğurduğu gözlemlenmiştir. Gebelik sürecinde beden imajının değişmesinin de eş tarafından beğenilmeme endişesi yarattığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Riskli Gebelik, Annelik, Kadınsılık, Kaygı

AnnelikGebelikGebelik-yüksek riskli+5
Cansu Akın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin yansıtıcı işleyişleri ve aleksitimik özellikleri arasında bilinçli farkındalığın aracı rolü

Bu çalışmada, annelerin yansıtıcı işleyişleri ve aleksitimik özellikleri arasında bilinçli farkındalığın aracı rolüne bakmak amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini çocuk sahibi olan 506 anne oluşturmuştur. Yapılan tez çalışmasında, nicel araştırma yönteminden ilişkisel tarama modeli ile çalışılmıştır. Örneklemin evreni temsil etme gücünün yüksek olması için örneklem seçilirken yalnızca çocuk sahibi olan kadınlar/ anneler ölçüt alınmış belli yaştaki çocuğa sahip olma, belli bir ilde yaşama, belli bir eğitim seviyesine sahip olma gibi kriterler belirlenmemiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Reflectıve Functıonıng (Yansıtıcı İşleyiş) Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği (Mindful Attention Awareness Scale) ve Türkçe TAÖ- 20 Toronto Aleksitimi Ölçeği (The 20-Item Toronto Alexithymia Scale (TAS-20) kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, annelerin yansıtıcı işleyişleri ve aleksitimik özellikleri arasında bilinçli farkındalığın aracı rolü olduğu saptanmıştır. Araştırmada yansıtıcı işlevler (zihinselleştirme becerisi), aleksitimik özellikler ve bilinçli farkındalık değişkenlerinin katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bulgular neticesinde katılımcıların yansıtıcı işlevsellik, aleksitimi ve bilinçli farkındalık düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Alan yazında anneler ile yapılan bu değişkenlerin bir arada kullanıldığı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu sebeple bu çalışma anneler ile yapılacak çalışmaların önünü açacak dolayısıyla çocuk ruh sağlığı alanına ve koruyucu, önleyici, destekleyici çalışmalara hizmet edecektir. Anahtar Kelimeler: Yansıtıcı işlev, zihinselleştirme, anne, bilinçli farkındalık, aleksitimi

AleksitimiAnne davranışıAnne yanıtlayıcılığı+7
Ceren Demirkazık
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erken post partum dönem primipar annelere verilen bebek bakımı eğitiminin annelik rolü ve doğum sonu anksiyete üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Çalışma Eylül- Kasım 2022 tarihleri arasında, İstanbul'da özel bir hastanenin Kadın Doğum Servisi'ne yatışı yapılan ve araştırma kriterlerine uyan 60 primipar anne (deney: 31; kontrol:30) ile yürütüldü. Her iki grup postpartum 8. saatte ziyaret edildi. Hasta Bilgi Formu ve Kişisel Bilgi Formu doldurtuldu. Deney grubu annelere bebek bakım eğitimi'nin 1. Modülü verildi. Tüm kadınlar postpartum 24. saat te tekrar ziyaret edildi. Deney grubu annelere eğitimin 2. modülü verildi ve kontrol grubu annelerin genel durumu sorgulandı. Deney ve kontrol grubu annelere Postpartum Anksiyete Ölçeği doldurtuldu. Her iki gruptaki anneler ile postpartum 7. gününde telefon görüşmesi yapıldı. Deney grubu annelerin eğitimi telefon görüşmesi ile tekrarlandı, kontrol grubu annelerin ise genel durumu sorgulandı. Her iki grupta postpartum 6. haftasında online ortamda Barkin Anne Fonksiyon Envanteri ve Postpartum Anksiyete Ölçeği doldurtuldu. Veriler SPPS 21 programı ile verilerin normal dağılıma uyguluğu Shapiro Wilk Testi ile değerlendirildi. Normal dağılan verilerin analizinde Independent Sample T testi ve Paired Sample T testi, normal dağılmayan verilerin analizinde Mann Whitney U testi kullanıldı. Gruplar, obstetrik ve sosyo-demografik özellikler açısından benzerdi. Annelerin eğitim sonrası Barkin Anne Fonksiyon Envanteri tüm alt boyut ve toplam puan ortalaması deney ve kontrol grubunda arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Postpartum Anksiyete Ölçeği 'Yenidoğan Iyiliği Ve Güvenliği Anksiyetesi' hariç tüm alt boyutları anlamlı bulundu. (p<0.001). Bulunan anlamlılık düzeyi, deney ve kontrol grubu annelerin puan ortalaması arasında minimum düzeyde olduğu tespit edildi.Bebek bakım eğitimi, doğum sonrası dönemde primipar annelerde annelik rollerinin kazanılmasında oldukça etkili olduğu saptandı. Ancak anksiyetelerini azaltmadı. Primipar kadınlara, doğum sonu dönemlerinin daha rahat, özyeterlilikleri güçlü ve daha konforlu geçirmelerini sağlamak amacıyla bebek bakım eğitimi ve anksiyetelerini azaltmak için nitelikli bakım verilmelidir.

AnksiyeteAnne eğitimiAnneler+5
Melike Özkoç
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özgül öğrenme bozukluğu tanılı çocuğa sahip annelerin deneyimlerinin ve gereksinimlerinin incelenmesi

Özel gereksinim alanı altında yer alan Özgül Öğrenme Bozukluğu, bireyin akademik başarısının duyu ya da zeka kusurları ile açıklanamayacak ölçüde düşük olması şeklinde ifade edilmektedir (APA, 1994). Bu araştırmanın amacı, Özgül Öğrenme Bozukluğu (ÖÖB) tanısı almış çocukların annelerinin tanılanma sürecindeki ve sonrasındaki deneyimleri ile annelerin gereksinimlerini, ÖÖB'nin kendi sosyal yaşamları ve yakın çevreleriyle olan ilişkilerine etkilerini fenomenolojik (olgu bilim) deseninde derinlemesine incelemektir. Araştırma kapsamında amaçlı örnekleme yöntemiyle Samsun Rehberlik ve Araştırma Merkezi'ne başvuru yapan ÖÖB tanılı çocuğa sahip 11 anneye ulaşılmıştır. Katılımcılarla araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılarak bire bir görüşmeler yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler fenomenolojik araştırmaya uygun olarak içerik analizi ve tematik analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde ana olarak iki üst tema belirlenmiştir. Ortaya çıkan ilk üst tema olan "annelerin deneyimleri" temasının altında tanılanma süreci ile annelerin ÖÖB'ye dair yaşantılarının duygusal, bilişsel ve davranışsal/çevresel boyutları ele alınmıştır. İkinci üst tema olan "annelerin gereksinimleri" temasının altında ise ekonomik, eş desteği, ÖÖB eğitimi, psikolojik ve sosyal destek türleri ele alınmıştır. Elde edilen bu sonuçlar, literatür ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik, Fenomenoloji, Nitel Araştırma, Özel gereksinim, Özgül Öğrenme Bozukluğu

Anne deneyimiAnnelerAnnelik+7
Elif Eren
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmış anneler üzerinde anksiyete bozukluğu ve depresyon incelemesi

Bu araştırmada, boşanmış kadınların annelik rollerine vurgu yapılarak, anksiyete bozukluğu ve depresyon düzeylerinin incelemesi amaçlanmıştır. Anksiyete bozukluğu ve depresyon nedenlerinin saptanması, toplumsal ve ruhsal durumun tespit edilip dü-zeltilmesi, psikolojik problemlerin iyileştirilmesinde oldukça önemli bir rol oynamak-tadır. Bu sebeple boşanma olgusu ile depresyon ve anksiyeteyi tetikleyici unsurların da karşılaştırılması araştırmanın içerisinde yer almaktadır. Araştırmanın evreni; İstan-bul, Kağıthane ilçesinde yaşayan en az okur yazar seviyesinde olan, 18-60 yaş aralı-ğında, boşanmış çocuklu kadınlardan oluşmaktadır. Araştırmaya katılması gereken minimum katılımcı sayısı G*Power programıyla tespit edilmiştir. Araştırmadan ayrıla-bilecek kişilerin de olabileceği varsayılarak çalışmaya 320 kişi dahil edilmiştir. - Çalışma, İstanbul'un Kağıthane ilçesinde, Ocak 2020-Haziran 2020 tarih aralı-ğında gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara "Sosyo-Demografik Veri Formu", "Beck Dep-resyon Ölçeği" ve "Beck Anksiyete Ölçeği" uygulanmıştır. Anket veri toplama yön-temi ile elde edilen veriler, SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Depres-yon/Anksiyete düzeyleri ile boşanma ve değişkenler arasında bir ilişki olup olmadığını incelemek için T-testi, Varyans Analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi kullanılmış-tır. Araştırmanın, konu üzerinde yapılacak olan yeni araştırmalara kaynak niteliğinde olması hedeflenmektedir. Sonuç olarak bu araştırmada boşanmış annelerin, depresyon ve anksiyete belir-tilerinin birbiri ile yüksek oranda ilişkili olduğu bulunmuştur. Özellikle ülkemiz gibi genç nüfusun yoğunlukta olduğu ülkelerde bu durumların ilişkisine dair çalışmalar ve boşanmış annelere yönelik bireysel, ailevi ve toplumsal programların kadınların ruh sağlığını olumlu yönde etkileyeceği ve onların gelecek yaşamlarında daha mutlu ve sağlıklı bireyler olmalarına yardımcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Anksiyete Bozukluğu, Depresyon, Boşanma, Boşanmış Anne

AnksiyeteAnksiyete bozukluklarıAnneler+5
İpar Uyguroğlu
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Motherhood and maternal bonds in Toni Morrison's novels

Motherhood is defined as a set of feelings and behaviours that are unfolded with the start of pregnancy and the birth of a child. The maternal bond between mothers and children is significant in all cultures since they are connected together physically and emotionally. However, the story of black mothers was quite different because they experienced slavery in the past making them inferior to other races. Under the system of slavery, African American mothers still face difficult and diverse challenges. The hardest being their inability to practice their roles as biological caregivers. In some extreme cases black mothers even thought to kill her own children to save them from the threats of slavery. This study explores the conflict between the white and black communities and the victimization of the black people by the prevalent ideology of marginalization and suppression. It examines the concept of motherhood and the impact of slavery in the life of black mothers through a special attention on Toni Morrison's three novels The Bluest Eye, Sula, and Beloved. In each single novel, Morrison presents a unique picture of motherhood as a term bound by slavery. In the study, feminist readings of the texts as well as textual and contextual approaches are employed to study the relationships between the mothers and daughters as depicted in the selected novels. Hence, the aim of this study is to investigate the complexity of the life of black women and the impact on motherhood and family interaction of poverty, subjugation and oppression.

MotherhoodMorrison, ToniNovel+1
Vıan Ahmed Hassan Hassan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatındaki kadın yazarların romanlarında annelik temsillerinin feminist kuramlarla analizi: Aysel Özakın, Erendiz Atasü, Peride Celal, Sevgi Soysal

Bu araştırmada, Aysel Özakın, Erendiz Atasü, Peride Celal ve Sevgi Soysal'ın romanlarındaki annelik temsillerinin nasıl işlendiği konu edilmiş ve bu temsillerin feminist kuramlarca analizi yapılmıştır. Bu kapsamda her yazarın ikişer romanı ele alınarak, romanlar nitel içerik analizi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Bu romanlar: Tante Rosa, Yürümek, Genç Kız ve Ölüm, Alnında Mavi Kuşlar, Üç Yirmidört Saat, Güz Şarkısı, Bir Yaşdönümü Rüyası ve Güneş Saygılı'nın Gerçek Yaşamı'dır. Bu çalışmanın amacı, tartışmalı bir mesele olan annelik olgusunun feminist kuramlarla birlikte edebi metinler üzerinden nasıl işlendiğinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu şekilde incelenen yazarların feminist kuramlardan (liberal, varoluşçu, radikal) ne şekilde etkilendiği tespit edilmiştir. Aynı zamanda ilgili literatürde annelik kavramının gelişimi, tarihçesi ve yapılan araştırmalarla feminist kuramların bu konuya yönelik tartışmaları yer almıştır. Tematik analiz birimlerinin tespitiyle birlikte araştırma verileri altı temaya ayrılmıştır. Bu temalar; Ataerkiyi Sorgulayan Annelik, Ataerkiyi Pekiştiren Annelik başlığı altında Annelik ve Kadınlıkla İlgili Kalıp Yargılar, Anne-Çocuk (Kız) İlişkileri, Hamilelik ve Doğum, Doğum Kontrolü ve Kürtaj ve Üvey Anneliktir. Araştırmanın sonucunda belirlenen yazarların romanlarında en çok varoluşçu ve radikal feminizmin etkileri görülürken liberal feminizmin etkisinin sınırlı olduğu tespit edilmiştir.

AnnelikAtasü, ErendizCelal, Peride+7
Ekin Köklü
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the relation between maternal childhood traumatic experiences and children's emotion regulation: Mediating role of maternal emotion regulation and emotion socialization

History of maternal childhood trauma predicts socio-emotional difficulties in children. This relationship implies that a traumatic experience can be transmitted to the next generation. The present study examines the underlying mechanisms of the intergenerational effect of trauma on children's emotion regulation abilities. Previous research indicated positive correlations among one's early traumatic experiences, emotion regulation difficulties and negative parenting outcomes. We also know that emotion socialization practices, which could be considered as a parental task, predict children's emotion regulation skills. These findings were the basis why we have proposed maternal emotion regulation difficulties and unsupportive emotion socialization practices as mediators in the current study. Mothers (n = 195) who have children between the ages of 4-11, participated in our study. Participants completed self-report measures assessing their traumatic history, emotion regulation difficulties, use of socialization of negative emotions and their children's emotion regulation skills. A serial mediation analysis demonstrated that maternal emotional regulation difficulties which create unsupportive emotion socialization practices significantly mediated the relationship between maternal childhood trauma and child's emotion regulation skills. The results emphasize the significance of maternal emotional regulation difficulties and unsupportive emotion socialization processes to explain the intergenerational transmission of trauma on children's emotion regulation skills. The study has several theoretical as well as clinical implications in terms of the mechanisms of trauma transmission and intervention possibilities to break that cycle.

Mother child relationsMothersMotherhood+3
Göksu Ceren Gülpınar
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Impacts of parentification due to maternal depressive symptoms on the psychological symptomatology and interpersonal relationship quality of their young children: Protective role of father involvement

Maternal depression/depressive symptoms have deleterious impacts on children. Although previous studies emphasized the impacts of maternal depression/depressive symptoms on child's symptomatology and interpersonal relationships, there is surprisingly no research about the role of father involvement on parentification due to maternal depressive symptoms and child's symptomatology and interpersonal relationship quality. The purpose of current study is to investigate the role of fathers on the consequences of parentification due to maternal depressive symptoms with regard to adolescents' psychological symptomatology and interpersonal relationship quality. Of 238 mother- adolescent dyads, adolescents completed Parentification Inventory (PI), Father Involvement Scale (FIS), Brief Symptom Inventory (BSI), Scales of Dimensions of Interpersonal Relationships (SDIR) and their mother completed State-Trait Depression Inventory (STDI). The results demonstrated that although maternal depressive symptoms did not significantly predict parentification level of adolescents, it significantly predicted adolescents' psychological symptomatology and interpersonal relationship quality. In addition, while father involvement had negative significant effect on parentification level of adolescents, both father involvement and parentification and their interaction had no significant effect on the adolescents' symptomatology and interpersonal relationship quality. The current study contributed to our understanding of how maternal depressive symptoms have deleterious impacts on adolescents' symptomatology and interpersonal relationship quality. Also, it pointed out the protective role of father involvement on adolescents who might be at risk for parentification.

MothersMotherhoodFather involvement+6
Sinem Çelik
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İki uçlu bozukluğu olan kadınlarda anneliğe yönelik tutumlar

Bu tanımlayıcı araştırma, iki uçlu bozukluğu olan kadınlarda anneliğe yönelik tutumları incelemek amacıyla, Temmuz 2022- Haziran 2024 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini sosyal medya üzerinden ulaşılan üreme çağındaki nullipar iki uçlu bozukluk tanılı ve ruhsal bozukluğu olmayan ve üreme çağında olan kadınlar oluşturdu. Araştırmanın örneklemini oluşturan 112 kadından araştırmacılar tarafından literatürden yararlanarak oluşturulmuş ve bireysel özellikleri, üreme sağlığına ve iki uçlu bozukluk tanı ve tedavisine dair bilgileri değerlendiren 37 soruluk bilgi formu ile veriler toplandı. İstatistiksel analizde, tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, karşılaştırmalarda Bağımsız Gruplar T-Testi, Anova Testi, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H testi kullanıldı. İlişki tespitinde ise Pearson ya da Spearman korelasyon analizinden yararlanıldı. Çalışmada iki uçlu bozukluk tanılı kadınların doğurganlığa ve çocuk sahibi olmaya yönelik ölçek alt boyutlarından beklentiler ve planlamayı kapsayan üçüncü alt boyut puanlarının ruhsal bozukluğu olmayan kadınlara göre düşük bulundu. Anneliğe yönelik duygu ve düşünce ifadelerinde en sık bahsedilen duygunun "arzulama", en sık ifade edilen düşünce temasının ise "anne olmayı düşünmeme" olduğu saptandı. İki uçlu bozukluk tanılı kadınların çocuk sahibi olmadan önceki beklentileri ve planlarının ruhsal bozukluğu olmayan katılımcılardan daha düşük olduğu bulundu. İki uçlu bozukluk tanılı kadınların doğurganlığa ve çocuk sahibi olmaya yönelik tutumları üzerinde medeni durum ve yaş gibi bireysel özelliklerin ve hastaneye yatış sayısı ve ilk atak türü gibi hastalığa dair özelliklerin etkisi olduğu bulunurken, üreme sağlığına dair özelliklerin etkisi olmadığı saptandı. Sonuç olarak anneliğe yönelik tutumu etkileyen faktörler içerisinde iki uçlu bozukluk tanılı kadınlara özgü faktörler yer almaktadır. Bu faktörlerin ayırt edilmesi ruh sağlığı alanında çalışan klinisyenler, özellikle ruh sağlığı ve psikiyatri hemşireleri tarafından, sürdürüm tedavilerinde dikkat edilmesi gereken noktalarda yeni bir bakış açısı geliştirilebilmesi açısından önemlidir. Ayrıca iki uçlu bozukluğun yönetiminde hastayla birlikte çalışılabilecek alanlar hakkında farkındalık kazanılabilecektir.

AnnelikBipolar bozuklukPsikiyatri+1
Melis Bozoğlu
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Annesiz büyümekten anne olmaya: Kurum bakımında büyümüş kadınların annelik deneyimleri

Giriş: Annelik, bireyin erken çocuklukta deneyimlediği ilişkilerinin ve bakım alma süreçlerinin bilinçdışı düzeyde yeniden canlandığı bir psikodinamik alandır. Kurum bakımında yetişmek, erken dönem terk edilmenin sonucu olarak ebeveynlik süreçlerine yansımaktadır. Amaç: Bu araştırmanın amacı, kurum bakımında büyümüş kadınların annelik deneyimlerini kurumsal mekânın ruhsal yansımaları ve kuşaklararası aktarım bağlamında derinlemesine anlamaktır. Yöntem: Çalışmada, psikanalitik kuramdan yararlanılmış ve nitel araştırma metodlarından Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz benimsenmiştir. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Katılımcılar dahil edilirken 18 yaşından sonra anne olmuş olması ve çocuklarının 3 ile 12 yaş aralığında olması kriterleri belirlenmiştir. Bu doğrultuda katılmaya gönüllü 21 kadın çalışmaya dahil edilmiştir. Yarı- yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler ve gözlem notlarından elde edilen verilerin analizinde MAXQDA 24 programından yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularında yedi ana tema ortaya çıkmıştır: (1) Anne Sevgisinin Eksikliğiyle Büyümek: Travmatik Yaşantılar, (2) İçsel Çatışmaların Kuruma ve Bakım Veren İlişkilerine Yansıması, (3) Kadın Kimliğini Kuramadan Anne Olmak: "Bir Yuvam Olsun" Arayışı, (4) Anneliğin İnşasında Anne Temsillerinin Yeniden Yapılanması, (5) Annelik Kimliğinde Psikososyal Zorluklar ve Baş Etme Yolları, (6) Anne-Çocuk İlişkileri: Algılar, Sınırlar ve Kapsayıcı İşlevler, (7) Kurumda Büyümenin Anneliğe Yansıyan Güçlü Yanları. Sonuç: Araştırmada; kurumda büyümüş kadınların annelik deneyimlerinde kuşaklararası aktarımın önemli yer tuttuğu, çoğu katılımcının annelik kimliğinde anneleri ile özdeşim kurmaktan kaçındığı, çocukları ile ilişkilerinde kapsama işlevinde zorluklar yaşasalar da güçlü yan olarak anneliği sevgi üzerinden inşa etmek konusunda samimi özveri geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kurumun mekân olarak içsel nesne temsili oluşturmada yetersiz kaldığı; kurumun çocukluk çağında kapsayıcı çerçeve sunmadığı ve katılımcıların bu deneyimlerinin annelik deneyimine zorlayıcı unsur olarak yansıdığı görülmüştür. Araştırma sonuçları literatür bulguları ile tartışılmış; uygulamacılar ve araştırmacılar için öneriler sunulmuştur.

AnnelikKurum bakımıKuşaklararası aktarım+1
Burcu Devrim Kahraman
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuksuzluk tercihinin söylemsel inşası

Patriarkal pronatalist toplumlarda yaşamamıza ve annelik, kadınlığın inşası için kaçınılmaz bir kimlik, annelik etme biçimleri ise normatiflik iddiası taşımasına karşın; gittikçe artan sayıda kadın, çocuksuz kalmayı tercih etmektedir. Bu çerçevede çalışmanın da problemini kuran "Çocuksuzluk kimin için bir tercih olabilir?", "çocuksuz kadınlar çocuksuz kalmayı neden tercih ediyor ve hangi motivasyonlarla bu tercihi sürdürüyorlar?" ve "çocuksuz kadınlar tercihlerinin söylemsel inşasını nasıl kuruyorlar?" soruları önemlidir. Bu sorulara aranan yanıtlarla, hem çocuksuzluk tercihinin faili olan kadınları yakından tanımak; hem de her dönemde anne olmayan kadınlar varken, bugün yeni olarak bunun bir tercih mahiyetindeki ifadesini mümkün kılan koşulları, söylemsel ağı ve inşayı açığa çıkarmak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda anlatı yaklaşımı bir analiz yöntemi olarak kullanılmış; bireysel hikâyeler ve feminist perspektif dikkate alınarak 21 kadınla yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Böylece kadınların anlatıları stratejik açıdan nasıl kurdukları ve dillendirdikleri kadar, „meta anlatıları‟ oluşturan kültürel ve toplumsal bilgilerin nasıl yeniden üretildikleri üzerine odaklanmak da mümkün olmuştur. Çalışmaya, çocuksuzluğun kendi başına bir mevzu olarak değil, anneliğin karşısında konumlandırılan „öteki‟ olarak ele alınmasından ötürü anneliğin anlamı sorgulanarak başlanmıştır. Kavramsal kısmı oluşturan birinci bölümde annelik ideolojisinden tercih söylemine uzanan bir hat izlenmiş; çocuksuzluk tercihinin kavramsal ayrımlarına değinilmiş, dünyadaki ve Türkiye‟deki genel seyri tartışılmıştır. İkinci bölümde ise anlatılara ve analize odaklanılarak çocuksuzluk tercihinin söylemsel inşası üzerinde durulmuştur. Elde edilen bulgulara göre çocuksuzluk çoğunlukla orta sınıf kadınlar için söz konusu olabilecek bir alternatiftir. Ancak bu, orta sınıfa mensup her kadının çocuksuzluğu kolaylıkla seçebileceği anlamına gelmemektedir. Kadınlar, reel şartların yanı sıra ancak çeşitli motivasyon öğeleri aracılığıyla çocuk sahibi olup olmamayı bir tercih niteliğinde değerlendirebilir. Bu tercihi mümkün kılan en önemli bileşenlerin başında ise feminizm gelmektedir. Feminizm, kadınlara kendi varoluşlarına dair farkındalık dolayımıyla güçlenme olanakları vermektedir. Bugün, feminizmin nimetlerinden faydalanmak için feminizmi bir kimlik unsuru olarak benimsemenin şart olmadığı yaygın kanaattir; ancak bulgulara göre tercihini en özgür yaşayanlar, feminizmi kimliklerinin bir parçası haline getirenlerdir. Anahtar Sözcükler: Çocuksuzluk Tercihi, Annelik İdeolojisi, Orta Sınıf, Feminizm, Anlatı Analizi.

AnlatıAnnelikFeminizm+3
Nurcan Pınar Eke
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Babaları tarafından cinsel istismara maruz bırakılan kız çocuk annelerinin öznel yaşantılarının nitel olarak incelenmesi

Çocuğa karşı şiddet, bir insan hakkı ihlalidir. Çocuk üzerinde kısa ve/veya uzun süreli etkileri bulunabilmektedir. Maruz bırakılan şiddet sadece çocuğu değil, aynı zamanda ailedeki diğer bireyleri etkileme olasılığına sahiptir. Bu tez çalışması kapsamında aile içinde cinsel istismara maruz bırakılan kız çocukları annelerinin öznel deneyimleri derinlemesine araştırılması amaçlanmıştır. Babaları tarafından cinsel istismara maruz bırakılan kız çocuğu olan üç anneyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde annelerin istismar açığa çıkmadan önceki dönemde mevcut şüpheleri, istismar açığa çıktıktan sonra duygusal ve davranışsal tepkileri, süreçte nelerle ilgili olarak zorlandıkları ve çocuklarına ilişkin gözlemlerini içeren sorulara yanıt aranmıştır. Görüşmeden elde edilen veriler Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (YFA) ile değerlendirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda (1) İstismarın yaşanmasına zemin hazırlayan mevcut risk etmenleri" üst teması "Cinsel istismar öncesinde aile içi şiddetin olması", "Kök aile desteğinin olmaması", "Gönüllü yapılmayan evlilik", "Çocuğun evliliğin kurtarıcısı olarak görülmesi" ve "Kadın ve eş rolüne ilişkin yargılar ve yüklemeler" alt temaları ile; (2) İstismarın gün yüzüne çıkması üst teması "Annenin şüphelenme süreci: Acaba bu doğru olabilir mi?", "Adli süreçleri başlatmayı engelleyen tehditler" ve "Çocuğun istismarı saklama sebeplerinden biri: Annem üzülmesin" alt temaları ile; (3) İstismarın sürecinde anne olmak üst teması "İstismar sürecinde annelerin hissettikleri", "Annelerin çocuklarını ve kendilerini koruma çabası" ve "İstismar yaşantısının annelerin sağlığına yansıması" alt temaları ile; (4)"Annenin gözünden bu süreçte çocukta gelişen psikolojik sorunlar" üst teması; (5)"İstismar yaşantısı ortaya çıktıktan sonra süreci zorlaştıran etmenler" üst teması "Sosyal ve kurumsal destek yoksunluğu", "Sisteme güvensizlik" ve "Hukuki sürecin zorluğu ve uzunluğu" alt temaları ile beş üst tema elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, alanyazın doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Baba kız cinsel istismarı, aile içi cinsel istismar, istismar sürecinde anne olmak, yorumlayıcı fenomenolojik analiz, nitel analiz

Aile içi ilişkilerAnnelerAnnelik+4
Özge Şahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects