Orthorexia nervosa

51 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencilerinin antropometrik ölçümleri ile akdeniz diyeti ve beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu araştırma Ocak 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören çalışmaya katılım kriterlerini karşılayan gönüllü 174 öğrenci üzerinde yapılmıştır. 18-24 yaş arasında olan dördüncü sınıflarda öğrenim gören 54, üçüncü sınıflarda öğrenim gören 65 ve ikinci sınıflarda öğrenim gören 59 öğrenci ile yapılan çalışmada öğrencilerin Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ve sağlıklı yaşam biçimleriyle ilgili akademik bilgilerini kendi yaşamlarına uygulayabilme yetenekleri ve sağlıklı beslenme takıntısının saptanarak Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ile antropometrik ölçümler arasındaki olası ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere yüz yüze görüşme yöntemiyle anket formu uygulanmıştır. Ayrıca anket formu uygulanan öğrencilerin antropometrik ölçümleri ve vücut kompozisyonu saptanmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi ortalamasının; 5,3±2,95; ORTO-11 ölçeği puan ortalamalarının ise 24,75±6,48 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin ortalama vücut ağırlığı 59,7±11,1 kg ve beden kitle indeksi (BKİ) ortalamaları ise 21,72±3,1 olarak saptanmıştır. Bu araştırmada öğrenim görülen sınıf düzeyi arttıkça Akdeniz diyetine uyumun arttığı aynı zamanda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi puanları arttıkça beden kitle indeksi (BKİ) değerlerinin ve ORTO-11 ölçeği puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak Akdeniz diyetine uyumun bireylerin vücut ağırlığı, beden kütle indeksi ile vücut bileşimini olumlu olarak etkilediği ve Akdeniz diyetine uyumun artması ile ortorektik davranışların arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı beslenme, Akdeniz diyeti, BKİ, Vücut kompozisyonu, Ortoreksiya Nervoza

Akdeniz diyetiAntropometriBeslenme+7
Hilal Torpil
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortoreksiya nervoza ile mükemmeliyetçilik algısı, beden imajı ve algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ortoreksiya nervoza ile mükemmeliyetçilik algısı, beden imajı ve algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini, 18-65 yaş arasında araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 344 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada; Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyo-demografik Bilgi Formu, Ortoreksiya Nervoza Değerlendirme Ölçeği (ORTO-11), Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ), Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ), Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları-Çocuk Formu (KAET-Ç) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ile değerlendirilmiştir. Ortoreksiya nervozanın araştırmanın ana değişkenleri ile olan ilişkisine bakıldığında; mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçilik alt boyutları ile ortoreksiya nervoza puanı arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Beden imajı ve algılanan ebeveyn tutumları alt boyutları ile ortoreksiya nervoza puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kendine yönelik mükemmeliyetçilik alt boyutunun ortoreksiya nervozayı yordadığı; beden imajı ve algılanan ebeveyn tutumları alt boyutlarının ortoreksiya nervozayı yordamadığı bulunmuştur. Sonuç olarak; mükemmeliyetçilik algısı ve alt boyutları ile ortoreksiya nervoza arasında pozitif yönde ilişki vardır. Aynı zamanda kendine odaklı mükemmeliyetçilik eğilimleri ortoreksiya nervozayı yordamaktadır. Bu açıdan bakıldığında ortoreksiya nervoza ile ilgili yapılacak çalışmalarda kişilerin mükemmeliyetçilik algısının dikkate alınmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

Ana-baba tutumuBeden imajıMükemmeliyetçilik+2
Seda Turhan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesanlarda yeme tutumlarının incelenmesi anoreksiya ve ortoreksiya nervoza risklerinin saptanması

Günümüzde beden ve ruh sağlığının bir bütün olduğu bilinmektedir. Bütün bireyler fiziksel ve ruhsal yapıları ayrıca sosyal davranışları yönleriyle ele alınması gereken bütüncül bir yapıdadır. Beden kavramı bireyin dış görünüşü ve iç yapı sağlığı ile ilgili tüm bilgileri içerir. Anoreksiya nervoza ve ortoreksiya nervozada da tedavi çok boyutlu yaklaşımla yapılmalıdır. Bu çalışmada ulaşılması hedeflenen sonuç adölesanların hastalıklarına göre yeme tutumlarının incelenmesi ve beden imajlarının belirlenmesidir. Anoreksiya ve ortoreksiya nervoza risklerinin saptanması amacıyla yapılan bu çalışma Türkiye'de çeşitli illerde yaşayan yaşları 11-18 arası değişen 100 kadın katılımcı ile yürütülmüştür. Bireylerin gelir durumları, eğitim düzeyleri, yeme tutumları ve beden imajları belirli ölçeklerle ölçülmüş ve yeme tutumlarıyla AN ve ON riskleri SPSS 26.0 programı ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 15.39, ortalama BKİ değerleri ise 20.71 kg/m2 olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılanların ortalama ORTO-15 ölçek puanı 33.17 ± 7.46 (dağılım 18.00-51.00) bulunmuştur. Yeme bozukluğu değişkenine göre ORTO-15 ölçek sonuçları anlamlı bulunmuştur. Anoreksik ve ortoreksik bireylerin ölçek puanları sağlıklı olan kontrol grubundan düşük bulunmuştur. Vücut algısı ölçeğiyle değerlendirilen katılımcıların sonuçlarına göre AN olan bireylerin vücut imajları açısından doyumluluğu düşük bulunmuştur. Ayrıca ortoreksik bireylerin vücut algısı ölçeği puanları kontrol grubuna göre düşük bulunmuştur. Katılımcıların cevaplandırdığı bir diğer ölçek olan Yeme Tutum Testi-26'da elden edilen ortalama değer 41.41±15.60 olarak saptanmıştır. AN veya ON olan bireylerin aldığı sonuçlar yeme bozukluğu olmayan bireylerden yüksek bulunmuştur.

AnoreksiAnoreksiya nervozaErgenler+2
Servet Aşan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ortoreksiya nervoza eğilimi olan kişilerde vitamin düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Dengeli ve yeterli beslenme büyüme, gelişme ve genel iyilik hali için gereklidir. Ancak, son dönemde popüler hale gelen "temiz beslenme" yaklaşımı, sağlıklı yaşam tarzını desteklerken bazı durumlarda katı diyet sınırlamalarına ve olumsuz yeme alışkanlıklarına yol açabilmektedir. Ortoreksiya Nervoza (ON), sağlıklı beslenmeye aşırı odaklanmanın bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilediği bir yeme bozukluğu olarak tanımlanmakta, ancak DSM-V'de henüz resmi olarak yer almamaktadır. ON' un tanımlanması ve kriterlerinin netleştirilmesi üzerine çalışmalar sürdürülmektedir. Bu araştırma, ON eğilimi ile vitamin düzeyleri arasındaki ilişkiyi inceleyerek, bu bozukluğun patofizyolojik süreçlerinin anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Gereç Yöntem: Bu çalışma, 18-65 yaş arasındaki kişilerde ON eğilimi ve bu kişilerde vitamin düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen kesitsel, tanımlayıcı ve analitik bir çalışmadır. Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran 18-65 yaş hastalar arasında 15.10.2024-15.01.2025 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Son 3 ayda polikliniğine başvuran ve tetkik istenmiş olan 803 hasta olduğu hastane bilgi yönetim sisteminden öğrenilmiştir. Evreni temsil edecek örneklem büyüklüğü %95 güven aralığında, %5 sapma, desen etkisi 1 alınıp, %50 bilinmeyen sıklık ile Open Epi versiyon 3 kullanılarak minimum 261 olarak hesaplanmıştır. Belirlenen tarihler arasında toplam 266 hastaya ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan hastalar gönüllük esasına göre çalışmaya dâhil edilmiş olup, çalışma hakkında hastaya gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra onamları alınmıştır. Anket çalışması iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ankete katılanların sosyodemografik özellikleriyle ilgili sorular, ikinci bölümde de ORTO-11 ölçeğine ait sorular sorulmuştur. ORTO-11 ölçeği 2008 yılında x Arusoğlu ve Ark. tarafından ORTO-15 ölçeğinin Türkçeye uyarlanmasıyla oluşturulmuştur. Bu çalışmada ölçeğin Cronbach alfa değeri 0,737 olarak bulunmuştur. Arusoğlu ve ark.'nın uyguladığı şekilde ölçeğin kesim noktası %25'lik dilimde 22 olup, 22 ve altında puan alan hastaların ortoreksiya eğilimi yüksek olarak kabul edilmiştir. Veriler IBM SPSS.28 programı ile uygun testler seçilerek analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza yaş ortalaması 40,61±12,06 (yıl) olan %54,1'i (n=144) kadın, %45,9'u (n=122) erkek olmak üzere toplam 266 hasta katıldı. Hastaların ORTO-11 ölçeğine verdiği cevapların toplam puan ortalaması ve standart sapması 25,09±4,46'dır. Toplam puanlar 15-40 aralığındaydı. Cinsiyet, eğitim düzeyi, diyet yapma durumu ve sigara içme durumu ile ORTO-11 puanı açısından anlamlı farklar elde edilmiştir. Katılımcılar kesim noktasına göre ON eğilimi yüksek ve düşük olanlar olarak iki gruba ayrıldı. Çalışmamızda ON prevalansı %30,8 olarak saptandı. ON eğilimi yüksek ve düşük kişilerde sosyodemografik özellikler ile Folat, B12 ve D vitamini düzeyleri açısından anlamlı farklılık saptanmadı. (p=0,886, p=0,546 ve p= 0,552 Sonuç: Ortoreksiya Nervoza, özellikle sosyal medyanın da etkisiyle yaygınlaşan ve ilerleyen yıllarda daha da artış göstermesi muhtemel bir sağlık sorunu olup, henüz kesin bir tanı kriterine sahip değildir. ON eğilimi ile besin öğesi eksiklikleri arasındaki ilişkinin daha detaylı araştırılması, bu alandaki bilgi eksikliklerinin giderilmesine katkı sağlayacaktır. ON konusunda daha fazla farkındalık yaratılması sağlıklı bir toplum yapısının oluşmasına katkı sağlayacaktır.

Ortoreksiya nervoza
Sabiha Dağdelen
Uşak University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortoreksiya nervoza ölçeklerinin uyarlanması ve ortoreksiyanın OKB, yeme bozukluğu, depresyon, kaygı ve stres, genel psikolojik belirti düzeyi, sağlık kaygısı, beden algısı ve benlik saygısı ile ilişkilerinin nicel ve nitel yöntemlerle incelenmesi

Bratman'ın (1997) tanımladığı ortoreksiya nervoza (ON), sağlıklı beslenme takıntısını ifade eden, yiyeceklerin kalitesine göre kişilerin diyetlerini sınırlandırdıkları, henüz tanı el kitaplarında yer almayan bir bozukluktur. ON'yi daha derinlemesine anlamak için bu tez çalışması bir karma yöntem araştırması olarak 3 temel aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada uluslararası literatürde ON için geliştirilen Yeme Alışkanlıkları Ölçeği, Düsseldorf Ortoreksiya Ölçeği, Barselona Ortoreksiya Ölçeği ve Ortoreksiya Nervoza Ölçeği'nin Türkçeye uyarlamasının yapılması, ON'nin nasıl bir kavram olduğuna yönelik anlayışımızın artması ve gelecek çalışmalara yön vermesi için ON ölçüm araçlarının ortak faktörlerinin belirlenmesi; ikinci aşamada, ON ile OKB, yeme bozukluğu, depresyon, kaygı ve stres, genel psikolojik belirti düzeyi, sağlık kaygısı, beden algısı, benlik saygısı değişkenleriyle ilişkilerin incelenmesi; üçüncü aşamada, ON belirti düzeyi yüksek katılımcılarla yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılarak bu kişiler için sağlıklı beslenmenin ne olduğuna yönelik temaların yorumlayıcı fenomenolojik analizle ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Verilerin çevrimiçi ulaşılan örneklemden toplandığı birinci aşamada, 726 katılımcı (543 kadın, 172 erkek, yaş ortalaması= 21) yer almış ve ölçeklerin ufak modifikasyonlarla ON'yi ölçmede güvenilir ve geçerli olduğu bulunmuştur. Ölçüm araçlarından elde edilen ortak faktörlerse "olumsuz duygular", "günlük işlevsellikte bozulma", "sağlıklı beslenme alışkanlıklarına verilen önem", "sağlıklı beslenmeyle abartılı uğraş" olmuştur. İkinci aşamada, 556 katılımcı yer almış ve ON ile tutarlı olarak, OKB, sağlık kaygısı ve yeme bozukluğu belirtileri ilişkili bulunmuş; benlik saygısı ve vücut algısıyla ilişkilerde tutarlılık gözlenmemiştir. Aşamalı regresyon analizinde yeme bozukluğu belirti düzeyinin ON'nin en güçlü yordayıcısı olduğu gözlenmiştir. Nitel yöntemin kullanıldığı üçüncü aşamada ON eğilimi yüksek 2'si erkek 11 katılımcıyla yapılan görüşmelerde "sağlıklı beslenmenin anlamı", "etiyoloji ve sürdüren faktörler", "kontrol, güç ve otonomi", "karşılaştırmalar" ve "günlük işlevsellik" olmak üzere 5 ana temanın ortaya çıktığı görülmüştür. Nicel ve nitel çalışmalardan elde edilen genel sonuç, ON ölçeklerinde çıkan faktörlerin aynı zamanda ON eğilimi yüksek katılımcı söylemlerinde de yer aldığı, ON'nin yeme bozukluğu örüntüleriyle daha yakından ilişkili olduğudur. Çeşitli sınırlılıkları bulunsa da bu çalışma literatürdeki önemli boşlukları doldurmuş gelecek araştırmalar için yol gösterici olmuştur. Bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Beden algısıBenlik saygısıBeslenme bozuklukları+7
İlgün Bilekli Bilger
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul gelişim üniversitesi öğrencileri arasında sosyal medya kullanımının beden algısı ve olası ortoreksiya nervoza ile ilişkisi

Birçok tanım ve kavramla birlikte anılan sosyal medya kavramı, bugünkü dünyayı derinden etkileyen oluşumların başında gelmekte ve bireylerin gündelik alışkanlıklarından, beğenilerinden, sosyal ilişkilerinden, iş yaşamlarına kadar birçok konuda etkinlik göstermektedir. Bunun sonucunda daha önce varolmayan birçok yeni kavram, sorun ve oluşum ortaya çıkmıştır. Bu çalışma sosyal medya kullanımının beden algısı ve olası ortoreksiya ile olan ilişkisini incelemeye yönelik yapılmıştır. Araştırmanın evrenini rastegele seçilmiş 148 Gelişim Üniversitesi öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin 'gönüllü' katılımlarının esas alındığı bu çalışmada öğrencilere onam formuyla birlikte bilgilendirme yapılmıştır. Çalışmaya yönelik ilişkiyi ölçmek için bireylere Orto-11 Ölçeği, Bergen Sosyal Medya Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği, Vücut Algısı Ölçeği ve etkileşimlerini anlamak için sosyodemografik formda sosyal medyayla ilgili sorular yöneltilmiştir. Örneklemden elde edilen veriler SPSS 24 programı ile analize alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; araştırmaya katılan kişilerin yüzde 50 'inin kadın, yüzde 50'inin erkek olduğu, yüzde 71.6'ının 18-22 yaş arasında, yüzde 21.6 'ının 23- 27 yaş arasında olduğu, yüzde 5.4 'ünün 28- 32, yüzde ,7 'nin 33-37 yaş aralığında olduğu ve geriye kalan katılımcıların da 38 yaş ve üstündeki katılımcılar olduğu saptanmıştır. Ortoreksiya ve sosyal medyanın zayıf bir ilişkisi olduğu, beden algısının ise ortorektik eğilimleri yordamadağı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte cinsiyet faktörünün ON için bir farklılaştırma oluşturmadığı görülmüştür. Bunlara ek olarak sağlık anksiyetesi ve sosyal medya kullanımı arasında zayıf da olsa bir ilişki bulunmuştur.

BağımlılıkBeden imajıOrtoreksiya nervoza+3
İlknur Kardaş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde ebeveyn kontrolünün sağlıklı beslenme takıntısıyla (ortoreksiya nervoza) ilişkisi

Ergenlik süreci, yaşam döngüsü içerinde kritik bir payı olan zorlu bir gelişim sürecidir. Bu süreçte fiziksel, bilişsel ve psikososyal değişimler, belirgin ve çok hızlı gerçekleşmektedir. Özellikle bu süreçte beden ergenin yaşam odağı olmaktadır. Ayrıca bu süreçte kazanılan davranış örüntülerinin, düşünce kalıplarının ve alışkanlıkların ilerleyen gelişim sürecinde de etkisini hissettirecek ölçüde kalıcılık göstermektedir. Ebeveynlerine hem bağlılığını sürdürmeye hem de bireyleşmeye çalışan ergen için bu süreçte ebeveynlerinin kendilerine yönelik kontrol uygulamaları, ergenler açısından farklı şekilde algılanmakta ve buna bağlı olarak oldukça önemli düzeyde etkilenmektedir. Öte yandan ebeveynlerinin beslenme düşünce, davranış ve alışkanlıkları, ergende beslenme örüntüsünü oluşturmaktadır. Ergenin gelişim süreçlerini başarılı bir şekilde atlatabilmesi için sağlıklı besinler tüketmesi ve sağlıklı beslenme uygulama ve tercihleri oldukça önemlidir. Ancak süreç içerisinde sağlıklı beslenmeyi yaşamın merkezi haline getirerek sağlıklı olmak, sağlıklı beslenmek amacına yönelik sağlıksız, aşırı sert kontrol bulunulması sağlıklı beslenmeyi patolojik bir boyuta taşımaktadır. Sağlıklı besin ve sağlıklı beslenme programlarına yönelik obsesif düşünce ve davranış ritüelleri literatürde oldukça yeni bir kavram olan sağlıklı beslenme takıntısı (ortoreksiya nervoza) ilişkin eğilimi arttırmakta ve yaşamı tehdit edecek düzeyde gelişim ve sağlığı etkilemektedir. Bu çalışmanın da amacı ergenlikte algılanan ebeveyn kontrolünün sağlıklı beslenme takıntısıyla (ortoreksiya nervoza) ilişkisinin belirlenmesidir. Bununla beraber katılımcıların sosyodemografik bazı özelliklerinin algılanan ebeveyn kontrolü ve sağlıklı beslenme takıntısıyla ilişkili olup olmadığının araştırılması da amaçlanmaktadır. Bu araştırma, mevcut durumu araştırmaya ve belirlemeye yardımcı olmak için betimsel nitelikte planlanmış olup ilişkisel tarama modeli temelli çalışma gerçekleştirilmiştir. Belirtilen bu modelin bu çalışmadaki değişkenlere ilişkin sorgulama yapabilmesi, değişkenlerin etkileşimi kestirmeye yardımcı olması yönüyle tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Antalya ili Elmalı ilçesi bir devlet lisesinde öğrenim gören, basit rastgele örnekleme yöntemine dayalı olarak gönüllülük esaslı bu araştırmaya katılım gösteren ve sorulara eksiksiz yanıt veren 153 ergen oluşturmaktadır. Verileri toplamak için kişisel bilgi formu, leuven algılanan ana babalık ölçeği ve orto- 15 formları online olarak uygulanmıştır. Araştırma sonucunda ergenlerin sağlıklı beslenme takıntısı algıları cinsiyet ve ebeveynlerinin eğitim seviyesi değişkenlerine yönelik istatistiksel olarak anlamlılık göstermemekte iken yaş gruplarına göre farkı istatistiksel olarak anlamlılık göstermiştir. 16 yaş altındakilerin ilgili ölçeğin alt boyutu klinik alan algıları 16 yaş ve üzerindekilere göre daha yüksektir. Ergenlerde ebeveyn kontrolü cinsiyet değişkenine yönelik istatistiksel olarak anlamlılık göstermektedir. Erkek ergenler ebeveynlerinin davranışsal kontrolünden kız ergenlere kıyasla daha yüksek düzeyde etkilenmektedir. Ergenlerde ebeveyn kontrolü yaş değişkenine yönelik istatistiksel olarak anlamlılık göstermemektedir. Ergenlerde ebeveyn kontrolü aile birlikteliği değişkenine yönelik anne kontrolü ilgili değişkenle istatistiksel olarak anlamlılık göstermez iken babadan algılanan kontrol üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermiştir. Evli olup anne babası birlikte yaşayanların babadan kontrol düzeyleri diğer gruba kıyasla göre daha yüksektir. Ergenlerde ebeveyn kontrolü ebeveynlerin eğitim seviyesi değişkenine yönelik baba kontrolü istatistiksel olarak anlamlılık göstermektedir. Ergenlikte anne kontrolü her iki ebeveynin eğitim seviyesiyle istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermez iken algılanan baba kontrolü her iki ebeveynin eğitim seviyesiyle istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ergenlerde baba kontrolü baba eğitim seviyesi ortaokul ve altı mezun olan ve anne eğitim seviyesi ortaokul olan ergenlerde daha yüksek düzeydedir. Ergenlerde ebeveyn kontrolü ile sağlıklı beslenme takıntısı (ortoreksiya nervoza) arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu çalışmanın sorguladığı değişkenleri doğrudan inceleyen bir çalışmaya hem ulusal hem de uluslararası literatürde rastlanmamıştır. Literatürde bu konuda yapılan çalışmaların ise yetersiz ve az sayıda olmasından dolayı daha çok araştırılmaya ihtiyaç duyulduğu görülmektedir Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Ebeveyn Kontrolü, Sağlıklı Beslenme Takıntısı (ortoreksiya nervoza)

Ana-baba kontrolüBeslenme ve yeme bozukluklarıErgenler+5
Seda Türker
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Egzersiz yapmanın genç yetişkinlerde Ortoreksiya Nervoza eğilimi ve beden memnuniyetine yönelik tutumlarıyla ilişkisi

Egzersiz ile ilgili tanımlamalar yaşam koşulları ve yaşam koşullarının getirdiği hareketsizlik sebebiyle gittikçe önemi artan başlıklar haline gelmiştir. Egzersiz bireyin planlı olarak gerçekleştirdiği, fiziksel uygunluğun öğelerini geliştirmeye ve korumaya yönelik olarak yaptığı tekrarlayıcı vücut hareketi olarak ifade edilmektedir. Ortoreksiya Nervoza, sağlıklı yiyeceğin tüketilmesi ile ilgili patolojik saplantı halini tanımlamaktadır. Bu araştırmada Ortoreksiya Nervoza eğilimi ile beden memnuniyeti arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya İstanbul ili Beşiktaş İlçesinde yaşayan 18-35 yaş arasındaki 352 genç yetişkin katıldı. Çalışmada ORTO-11 ve Beden Memnuniyeti Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların %40,90'ı hiç egzersiz yapmamaktadır. Haftada bir gün egzersiz yapanların oranı %17,33 iken iki gün egzersiz yapanların oranı %14,77'dir. Düşük Ortoreksiya Nervoza düzeyine sahip olan katılımcıların %41,43'ü hiç egzersiz yapmazken, %15,41'i haftada bir, %16,09'u haftada iki ve %27,05'i haftada en az üç defa egzersiz yapmaktadır. Ortoreksiya Nervoza düzeyi düşük olan bireylerin beden memnuniyetlerinin anlamlı derecede daha düşük olduğu görülmüştür. Bireylerin Ortoreksiya Nervoza düzeyleri ile haftalık egzersiz düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Beden memnuniyetiBeslenme ve yeme bozukluklarıEgzersiz+4
Gizem İren
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde sosyal medya bağımlılığı ve yeme bozukluğu ilişkisi

Sosyal medya bağımlılığı, özellikle internete erişimi daha kolay olan ve zamanlarının çoğunu sosyal ağlar için harcayan genç yetişkinler arasında artan yeme bozukluğu riski ile ilişkilendirilmiştir. Artan yeme bozuklukları, daha fazla Ortoreksiya nervoza eğilimi ve Ortoreksiya nervoza davranışlarıyla anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Bununla birlikte özellikle genç yetişkinlerde Ortoreksiya nervoza prevalansının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu çalışma; 18-65 yaş arası yetişkin bireylerde sosyal medya bağımlılığı ile yeme bozukluğu arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya, 18-65 yaş aralığındaki 561 gönüllü birey (449'u kadın, 112'si erkek) katılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini, sağlık bilgilerini ve beslenme alışkanlıklarına ait bilgileri saptamak amacıyla e-anket formu, sosyal medya bağımlılığını saptamak için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu (SMBÖ-YF) ve Ortoreksiya nervoza eğilimini belirleyebilmek amacıyla ORTO-15 ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21,0 paket programında istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Tüm analizlerde istatiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların %80,9'u Ortoreksiya nervozalı, %19,1'i normal bulunmuştur. Ortoreksiya nervoza, sosyal medya bağımlılığı, ağırlık, BKİ (beden kitle indeksi), yaş arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Sosyal medya bağımlılığı ile yaş ve ağırlık arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Sanal tolerans puanı ve sanal iletişim puanı arttıkça duygusal alan alt puanı arttığı çok zayıf düzeyde anlamlı olarak bulunmuştur (p<0,05). Verilerimiz, sosyal medya bağımlılığı ve Ortoreksiya nervoza ile ilgili daha fazla ve daha geniş kitlelerde çalışmalar yapılması gerektiğini göstermektedir.

BağımlılıkBeslenme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozuklukları-çocukluk çağı+4
Öykü Gül
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yeme bozukluğu hastalarında bilişsel esnekliğin ve duygu tanımanın incelenmesi

Amaç: Çalışmamızın birincil amacı adölesan yaş grubu yeme bozukluğu hastalarında bilişsel esneklik ve duygu tanımanın sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesidir. Diğer bir amacımız ise bilişsel esneklik ve duygu tanıma arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmamıza Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Anabilim Dalı Poliklinikleri'ne başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden 12- 18 yaş aralığındaki Anoreksiya Nervoza (AN), Bulimiya Nervoza (BN) ya da Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB) tanısı almış 46 hasta, yaş ve öğrenim yılı açısından eşlenmiş 40 sağlıklı birey dahil edilmiştir. Katılımcıların tanılamaları Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu (ÇDŞG-ŞY) ile yapılmış ve her hasta için sosyodemografik veri formu doldurulmuştur. Bilişsel Esneklik Ölçeği (BEÖ) katılımcılar tarafından doldurulmuş, Sözel Olmayan İpuçlarını Tanıma Becerisi- Duygu Tanıma Testi (SOİAB-DT) ve bilişsel esnekliği değerlendirmek için Stroop Testi ve Berg Kart Eşleme Testi (BCST) bilgisayar ortamında uygulanmıştır. Bulgular: BEÖ puanları değerlendirildiğinde YB hastaları sağlıklı kontrol grubundan daha düşük puanlar almıştır. YB grubunda BEÖ puanı en yüksek olan grup TYB, en düşük olan BN grubudur. Nöropsikolojik testler değerlendirildiğinde; BCST perseveratif hata yüzdeleri Yeme Bozukluğu (YB) hastaları ve sağlıklı kontrol grubu arasında farklı bulunmamıştır. Fakat Stroop Enterferans etkisi TYB grubunda; hem sağlıklı kontroller hem de diğer iki YB grubuna kıyasla daha yüksektir. YB grubu ve sağlıklı kontrol grubunun SOİAB-DT'den aldıkları puanlar arasında fark bulunmamıştır. Bununla birlikte YB alt grupları, sağlıklı kontrollerle kıyaslandığında; AN grubu ses tonları ve sosyal hikayelerden duygu tanıma alt alanlarında daha yüksek puan elde etmiştir. YB grubunun duygu tanıma performansı ve set değiştirme güçlüğü arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuş; fakat bu ilişki yanıt inhibisyonu ve duygu tanıma arasında görülmemiştir. Sağlıklı kontrol grubunda ise duygu tanıma ve bilişsel esneklik arasında ilişki bulunmamıştır. Sonuç: YB hastalarının kendilerini bilişsel esneklik alanında daha katı buldukları fakat nöropsikolojik testlerde set değiştirme alanında sağlıklı kontrollere göre farklılık olmadığı 2 görülmüştür. Yalnızca TYB grubunda yanıt inhibisyonunda daha fazla zorlanma görülmüştür. Bu durum literatürde erişkin YB hastalarının çizdiği nörobilişsel profilden daha farklı görünmektedir. Beklenilenin aksine YB grubunda duygu tanıma güçlükleri bulunmamış hatta AN grubu tiksinme ve korku duygusunu daha iyi tanımıştır. Bu sonuçlar duygu tanıma güçlüklerinin ve bilişsel katılığın YB için çekirdek bir yapı olmayabileceğini düşündürmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında bu konuda yapılacak ileriki çalışmalara ihtiyaç vardır.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozuklukları+4
Özge Çelik Büyükceran
Ankara University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Natural nutrition trends in women, orthorexia nervosa and food neophobia

According to caregiver role and aesthetic duties, women are main target profile of nutrition sector with a positioning of ideal slim beauty. This study was conducted to explore women's role in nutrition and their approach to healthy eating, to understand how their eating behavior is affected by natural food trends, and to learn what their main sources of information about nutrition are. This is a cross-sectional qualitative study that realized with Focus Group method of 3 groups and 1 in-depth interview that was held in March 2019 with a total of 18 women. Majority of participants were working women with university degree and they are mainly in middle age, married, and all based in Istanbul. Discourse analysis was used to identify main broads and sub-categories that mentioned in the interviews. Transcribed text analyzed through reading, classification, interpretation and structuring stages by using of MS Excel program. Also, NVivo is used to create word cloud of all interviews. As a result, majority of participants try to eat healthy in general. They believe that the healthiest food is home cooked meal; and they are looking for more natural ways of nutrition in an environment with concerns on what to eat that caused by information and misinformation on media and internet. In these conditions, our research shows that while local foods are preferred, organic foods are controversial. Packed foods and sugar added foods are generally avoided due to their health damaging effects. Gluten and bread have rejection by women over 50 years old or pregnant. Majority of participants have diet experiences and they feel guilty when breaking diet. Finally, even we don't have any diagnosis, this research raises some symptoms of Orthorexia Nervosa; but no meaningful results were obtained regarding the Food Neophobia. Furthermore, to get more specific results, this study may be expanded to a quantitative research with wider sample.

NutritionNutrition disordersWomen+5
Melek Öykü Mutlu Çimitay
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimleri fakültesindeki öğrencilerin ortorektik davranışlarının ve obezite önyargılarının incelenmesi

Kısıtlayıcı bir beslenmenin sonucunda ortaya çıkan sağlıklı beslenme takıntısı (ortoreksiya nevroza) ile aşırı beslenme sonucu oluşan obeziteye karşı önyargılar birer halk sağlığı sorunlarıdır. Bu araştırma Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi birinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinde ortorektik davranışların ve obezite önyargısını etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırmada 640 öğrencinin 556'sına ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak kişisel bilgi formu, ORTO-15 ölçeği, GAMS-27 obezite önyargı ölçeği kullanılmıştır. Veriler istatistik paket programına işlenerek, istatistiksel analizde Kolmogrov Smirnov, ortalama, standart sapma, Ki-kare, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, Spearman korelasyon testleri yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %84.2'si kadın olup Beden Kitle İndeksi (BKI) ortalamaları 21.78±3.23 kg/m²'dir. Öğrencilerin %11.3'ünün ortorektik eğilimlerinin olduğu bulunmuştur. Erkeklerde ve beslenme ve diyetetik öğrencilerinde daha fazla ortorektik eğilimler saptanmıştır (p<0.05). Öğrencilerin %16.7'si obez bireylere karşı önyargısız, %61.0'ı önyargıya eğilimli ve %22.3'ü önyargılı bulunmuştur. Hemşirelik bölümü öğrencilerinde, fiziksel görünümünü kendi beyanlarına göre obez olarak belirtenlerde ve BKI sınıflandırmasına göre obezlerde diğer gruplara göre GAMS-27 obezite önyargı ölçeği puanları daha yüksek olup obez bireylere karşı daha fazla önyargıya eğilimli oldukları bulunmuştur (p<0.05). ORTO-15 toplam puanıyla ile her üç alt boyutta da anlamlı bir şekilde pozitif korelasyon bulunurken, GAMS-27 obezite önyargı ölçeğiyle anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır. Sonuç olarak erkekler kadınlara göre daha fazla ortorektik eğilim göstermektedir. Öğrencilerde obeziteye karşı önyargı ve önyargıya eğilimli olma oranı yüksektir. Bu sonuçlar doğrultusunda geleceğin sağlık çalışanları adayları olan öğrencilerde ortorektik tutumlarının ve obezite önyargılarının azaltılmasına yönelik farkındalık ve bilinç düzeyini artıracak multidisipliner çalışmalar yürütülmelidir. Anahtar Kelimeler: Obezite Önyargısı, Ortorektik Davranışlar, Öğrenci

ObeziteOrtoreksiya nervozaSağlık eğitimi+2
Edanur Balalan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortoreksiya nervoza ve erken dönem uyum bozucu şemalar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada erken dönem uyum bozucu şemalar ile Ortoreksiya Nervoza arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda erken dönem uyum bozucu şemaların ortorektik eğilimi ne ölçüde yordadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın örneklemini 18-65 yaş aralığındaki 510 yetişkin birey oluşturmaktadır. Çalışmanın ölçüm araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Ortoreksiya Nervoza Ölçeği (ORTO-11) ve Young Şema Formu Kısa Form – 3 (YŞÖKF-3) kullanılmıştır. Veriler tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklem t- testi, Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi üzerinden incelenmiştir. Yürütülen analizler sonucunda, ortorektik eğilimin erken dönem uyum bozucu şema boyutları arasından karamsarlık, sosyal izolasyon, duyguları bastırma, onay arayıcılık, cezalandırılma, tehditler ve hastalıklara karşı dayanıksızlık, yüksek standartlar, ayrıcalıklılık/yetersiz öz denetim şema boyutları ile negatif yönde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak, ortorektik eğilim ile boy, beslenme biçimi, kilo memnuniyeti ve egzersiz sıklığı sosyodemografik değişkenleri ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Çalışmanın amacı doğrultusunda yürütülen regresyon analizi sonucu iki model oluşturulmuştur. İlk modelde yaş, boy, kilo memnuniyeti, egzersiz sıklığı, onay arayıcılık, karamsarlık, terk edilme ve yüksek standartlar ile varyansın %14,8'ini açıklandığı görülmüştür. Erken dönem uyum bozucu şemaların ortorektik eğilimi yordama düzeyi için kurulan modelde ise yüksek standartlar ve onay arayıcılık şemalarının varyansın %5'ini yordadığı tespit edilmiştir. Çalışma içerisinde Ortoreksiya Nervoza'nın tanısal sınıflandırılmasına dair tartışmaya şema perspektifinden ele alınarak yer verilmiştir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve araştırmanın katkıları belirtilmiştir.

Beslenme ve yeme bozukluklarıErken dönem uyum bozucu şemalarObsessif kompülsif bozukluk+3
Şeyma Mavi
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin beslenme davranışları, ortoreksiya nervoza ve obsesif kompulsif bozukluk ilişkisi

Amaç: Adolesan dönem beslenmesini birçok faktör etkilemekte, adolesanlar obezite ya da yeme bozukluklarıyla karşımıza gelmektedir. Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinin beslenme davranışları hakkında bilgi sahibi olmak, ortoreksiya nervoza ve obsesif kompulsif bozukluk düzeylerini belirlemek, ortoreksiya nervoza ile obsesif kompulsif bozukluk hastalıkları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmamıza 1 Ekim 2018 - 1 Mayıs 2019 tarihleri arasında çalışmaya katılmayı kabul eden Adana ilinde lise ve dengi okullarda eğitim gören 755 öğrenci katılmıştır. Bu çalışma kapsamında katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, ORTO-15 Ölçeği ve Maudsley Obsesif Kompulsif Envanteri uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya 285 (% 37,7) erkek, 470 (% 62,3) kız öğrenci katılmıştır. Çalışmamıza katılan öğrencilerin % 14,7'sinin ortorektik eğilim gösterdiği, % 44,5'inin OKB açısından yüksek risk grubunda olduğu bulunmuştur. Çalışmamızda yaş, cinsiyet, lise yılı, BKİ, kronik hastalık, sigara kullanımı ve anne eğitim düzeyi değişkenleriyle kişilerin ortorektik eğilimi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Öğrenim görülen lise türü, yaşanılan yer, sosyoekonomik düzey, sağlıklı beslenme bilgisi, baba eğitim düzeyi ve uygulanan diyet varlığıyla kişilerin ortorektik eğilimleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). Çalışmamızda kişilerin ortorektik belirtiler göstermeleri ile obsesif kompulsif belirtiler göstermelerini değerlendirmek için yapılan korelasyon analizinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuş ve analiz pozitif korelasyon göstermiştir (r= -,158 ve p<0,01). Sonuç: Çalışmamızda ortoreksiya nervozanın obsesif kompulsif belirtilerle ilişkisi ortaya konmuş lise öğrencilerinde ortorektik belirtiler arttıkça obsesif belirtilerin de artış gösterdiği saptanmıştır. Ortoreksiya nervozayı bir halk sağlığı sorunu olarak algılamak ve buna yönelik birinci basamakta koruyucu hekimlik uygulamalarını yürütmek, gerekli tedbirleri almak gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Beslenme davranışları, Lise öğrencisi, Ortoreksiya nervoza, Obsesif kompulsif bozukluk, Aile hekimliği

Aile hekimliğiBeslenmeBeslenme davranışı+3
Burcu Toklu
Çukurova University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisinde bireylerin ortoreksiya eğilimleri ile beslenme durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışma ortorektik olan kişiler ile ortorektik olmayan bireylerin pandemide beslenme durumlarının saptanması ve ilişkinin incelenmesi, pandemide 18 yaşından büyük gönüllü katılımcıların ve ortorektik bireylerin beslenme durumlarındaki değişimlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 1129 kişi katılmış, 18 yaşından küçük olunması, soruların eksik/hatalı doldurulması sebebi ile 297 kişi çalışmadan çıkarılmış ve 832 katılımcı çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında 'ORTO-11 Testi' ve 'Covid-19 Pandemisinde Bireylerin Ortoreksiya Eğilimleri ile Beslenme Durumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi amacıyla Anket Formu' geliştirilmiştir. Çevrimiçi şekilde google e-formlar üzerinden gerçekleştirilen çalışmada katılımcılardan gönüllü olanların anket formu ve ORTO-11 ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Araştırmada verilerin istatistiksel değerlendirmesi IBM SPSS 22 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmadaki verilerin normal dağılımlarının analizi için Kolmogorov Smirnov Testi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin analizinde Mann-Whitney U Testi, bağımlı değişkenlerin analizinde Wilcoxon T Testi, kategorik değişkenlerde ise Pearson Ki-Kare ve Fisher Freeman Halton testleri kullanılmıştır. Tanımlayıcı değer olarak nicel veriler için aritmetik ortalama ± standart sapma, nitel veriler için yüzde ve frekans değerleri kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık sınırı p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Bireylerin %92,2'si (n=767 kişi) kadın, %78,6'sı (n=654 kişi) ortorektik ve %68,4'ü (n=569 kişi) 18-25 yaş grubundandır, katılımcıların yaş ortalaması 24,42±5,4129'dır. Katılımcıların %98,8'i (n=822 kişi) vejetaryen değil, %99,3'ü (n=826 kişi) daha önce herhangi bir covid-19 tanısı almamıştır. BKİ değeri açısından ise pandemi öncesi ortalama BKİ 26,76±5,4099 kg/m² iken, pandemi esnasında BKİ 26,79±5,2860 kg/m²'dir. Pandemi süresince ortoreksiya ile instagram kullanımı, diyetisyen olma, alkol kullanımı, pandemi esnasında egzersiz yapma arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Instagram kullanıcılarında, alkol kullanmayanlarda, diyetisyen olanlarda, pandemide egzersiz yapmayanlarda ortoreksiya riski daha yüksek saptanmıştır. Pandemi öncesi ve esnasında vücut ağırlığı bakımından ayrıca ortoreksiya ile covid tanısı alma bakımından istatistiksel anlamlı bir fark saptanamamıştır. Et ve et ürünleri, kurubaklagillerin katılımcıların belirttiği tüketim artışı; ekmek, pilav, makarna, şekerli içecek ve tatlıların katılımcıların belirttiği tüketim azalışı en çok ortorektik bireylerde olmuştur. Katılımcıların tümüne bakıldığında ise en çok sebze ve meyve, tatlı, kuruyemiş, çay ve kahvede tüketim artışı; ayrıca ekmek, pilav, makarna, şekerli içecek, cipste tüketim azalışı olduğu bireyler tarafından belirtilmiştir. Sonuç: Çalışmanın sonuçlarına göre pandemi öncesi ve pandemi esnası kıyaslandığında bir kilo farkı saptanmamıştır. Pandemide katılımcıların ve özellikler ortorektik bireylerin daha sağlıklı besinler tercih ettikleri görülmüştür.

BeslenmeBeslenme durumuCOVID 19+4
Rabia Berber
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluk tanısı ile izlenen hastalarda ortoreksiya nervoza

Amaç: Ortoreksiya nervoza terimi, sağlıklı yiyeceğin tüketilmesi ile ilgili patolojik fiksasyonu tanımlamak için kullanılmaktadır. Ortoreksiya nervozanın anoreksiya nervoza, obsesif kompulsif bozukluk, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, bedensel belirti bozukluğu, hastalık anksiyetesi bozukluğu ve psikotik bozukluklar gibi diğer ruhsal bozukluklarla bazı fenomenolojik özellikleri paylaştığı varsayılır. Bu çalışmada, ortoreksiya nervozanın obsesif kompulsif belirtiler, yeme tutumu ve bazı sosyodemografik özelliklerle ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Polikliniği Obsesif Kompulsif Bozukluk Birimi'nde yürütülmüştür. Çalışma 3 örneklem grubundan oluşmaktadır: 63 OKB tanılı hasta, Çukurova Üniversitesi Sağlıklı Yaşam Merkezi'nde haftanın en az 3 günü, günde en az 30 dakika spor yapan 63 sağlıklı kontrol ve düzenli spor yapmayan 63 sağlıklı kontrol. Her 3 gruba Sosyodemografik Veri Formu, Yale Brown Obsesyon Kompulsiyon Derecelendirme Ölçeği, ORTO-11 ölçeği, Yeme Tutum Testi, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği, Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği, DSM-5 Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme-Klinik Versiyonu uygulandı. OKB tanılı hastalara ek olarak Obsesif Kompulsif Bozukluk Veri Formu uygulandı. Bulgular: Çalışmamızda Obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalarda şimdiki düzen-simetri obsesyonu ile ortorektik eğilimler arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). Ancak diğer obsesif kompulsif belirtiler ile ortoreksiya nervoza arasında ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalarda hastalık şiddeti ile ortoreksiya nervoza arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Düzenli spor yapan bireylerde ve obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalarda yeme tutumunda bozulma arttıkça ortorektik eğilimlerin arttığı saptanmıştır (sırasıyla: p<0,05, p<0,01). Düzenli spor yapan bireylerin ortorektik eğilimleri obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastalar ve düzenli spor yapmayan sağlıklı bireylerden daha yüksek saptanmıştır. Obsesif kompulsif bozukluk tanılı hastaların düzenli spor yapmayan sağlıklı bireylerden ortorektik eğilimler açısından anlamlı düzeyde farklılaşmadığı saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda OKB tanılı hastalarda hastalık şiddeti ile ortoreksiya nervoza arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. OKB tanılı hastalar ve düzenli spor yapan bireylerde yeme tutumunda bozulma arttıkça ortorektik eğilimlerin de arttığı görülmüştür. Bulgular, ortoreksiya nervozanın obsesif kompulsif bozukluktan ziyade yeme bozuklukları grubuna daha yakın olabileceğini göstermektedir. Sınıflandırma sistemlerinde ortoreksiya nervozanın yerinin belirlenebilmesi için geniş örneklemli ve farklı tanılarda hasta gruplarında daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler: Ortoreksiya Nervoza, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Yeme Tutumu

Obsessif kompülsif bozuklukOrtoreksiya nervozaYeme tutumu
Hamdi Yılmaz
Çukurova University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde Ortoreksiya Nervoza

Amaç: Ortoreksiya nervoza terim olarak, sağlıklı besinlerin tüketimi ile alakalı patolojik fiksasyonun tanımlanması amacıyla kullanılmaktadır. Ortoreksiya nervozanın anoreksiya nervoza, obsesif kompulsif bozukluk, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, bedensel belirti bozukluğu, hastalık anksiyetesi bozukluğu ve psikotik bozukluklar gibi başka ruhsal hastalıklarla bazı fenomenolojik özelliğin paylaştıkları varsayılmaktadır. Bu çalışmada tıp fakültesinde öğretim gören öğrencilerde ortoreksiya nervoza eğilimi ve ilgili etkenlerin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Çalışma, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Polikliniğinde ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlık biriminde yürütülmüştür. Çalışma 2 örneklem grubundan oluşmaktadır: Her 2 gruba Sosyodemografik Veri Formu, ORTO-11 ölçeği, Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi, Ortoreksiya Nervoza Envanteri, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği, Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği uygulandı. Bulgular: Çalışmaya toplam 104 öğrenci ve 104 kontrol olmak üzere 208 katılımcı dahil edildi. Katılımcılardan öğrenci grubunun 55'i kadın (% 52,9) ve 49'u erkek (%47,1) ; kontrol grubunun 59'u kadın (% 56,7) ve 45'i erkek (%43,3) şeklindeydi. Öğrenci grubunda egzersiz, diyet ve sosyal medyada sağlıklı beslenme ile ilgili program takip edilmesi verileri değerlendirildiğinde kadınların sosyal medyada sağlıklı beslenme ile ilgili program takip etmesi erkeklere göre anlamlı olarak yüksek çıkmıştır. (p:0.008) .Öğrenci grubunda Egzersiz ve diyet uygulanması değerlendirildiğinde anlamlı fark görülememiştir. (sırasıyla p:0.734, p:151). Kontrol grubunda egzersiz, diyet ve sosyal medyada sağlıklı beslenme ile ilgili program takip edilmesi verileri değerlendirildiğinde kadınların sosyal medyada sağlıklı beslenme ile ilgili program takip etmesi erkeklere göre anlamlı olarak yüksek çıkmıştır. (p:0.004) Egzersiz ve diyet uygulanması değerlendirildiğinde anlamlı fark görülememiştir. (sırasıyla p:0.072, p:302). Katılımcılara uygulanan ölçeklerin birbiri ile korelasyonu incelendi. Orto-11 ölçeği ile Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi (MOKSL) arasındaki korelasyon anlamlı bulundu. (p:0,001) Ortoreksiya Nervosa Envanteri (ONE) ile Hamilton anksiyete ölçeği arasındaki korelasyon anlamlı bulundu. (p: 0,041) Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi (MOKSL) Alt Ölçekler öğrenci ve kontrol gruplarında ayrı ayrı değerlendirildiğinde; öğrenciler ve kontrol grubu arasında MOKSL toplam puan ve kontrol, yavaşlık alt ölçekleri arasında anlamlı fark gözlenmemiştir. (sırasıyla p:0.381,p:0.380, 0.393) MOKSL temizlik alt ölçeği kontrol grubunda anlamlı olarak yüksek (p:0.022), kuşku alt ölçeğinde kontrol grubu anlamlı olarak yüksek (p:0.001) ; ruminasyon alt ölçeğinde ise öğrenci anlamlı olarak yüksek (p:0.001) olarak saptanmıştır. Sonuç: Ortoreksiya nervozayı etkileyen bazı faktörler, özel bir diyet uygulama, sosyal medyada diyet programı takip etme, sosyal medyada zaman geçirme, sağlık uğraşıları ve sağlıklı beslenme kaygılarıdır. Fiziksel aktivite, sigara kullanımı, ve cinsiyete göre ortoreksiya nervoza eğilimi açısından farklılık yoktu. Obsesif özelliklerin belirginliği, kadınların sosyal medyada diyet programlarının takibi ile ortoreksiya nervoza arasında pozitif yönlü bir ilişki vardı. Anahtar Kelimeler: beslenme ve yeme bozuklukları, sosyal medya, ortoreksiya nervoza, tıp fakültesi öğrencileri,

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozuklukları+4
Emre Erşahinoğlu
Çukurova University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Spor merkezi üyelerinin egzersiz bağımlılıkları ile ortoreksiya nervoza (sağlıklı beslenme takıntısı) belirtilerinin incelenmesi

Bu araştırmada, spor merkezi üyelerinin egzersiz bağımlılık düzeyleri ile ortoreksiya nervoza belirtilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmamıza, Elazığ ilinde faaliyet gösteren spor merkezlerine üye olan 126 kadın, 196 erkek, toplam 322 gönüllü birey katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, tarafımızca geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", üyelerin egzersiz bağımlılık düzeylerinin belirlenmesi için "Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği" ve üyelerde Ortoreksiya Nervoza yaygınlığını incelemek için "Orto-15 Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin istatistiksel analizi, SPSS 25.0 paket programında yapılmıştır. İstatistiki analize geçmeden önce yapılan testlerde, verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Bu nedenle, verilerin analizinde parametrik testler tercih edilmiştir. İki grubun karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmalarında ANOVA testi ve değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların, egzersiz bağımlılık seviyelerine ilişkin yapılan sınıflamaya göre, %4'ü az riskli grup, %32,3'ü risk grubu, %54'ü bağımlı grup, %9,6'sı yüksek düzeyde bağımlı grupta yer almıştır. Katılımcıların egzersiz bağımlılıkları incelendiğinde; egzersiz yılı, haftalık egzersiz süresi, cinsiyet ve fiziksel görünüm memnuniyeti değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunurken, yaş, medeni durum ve eğitim durumu değişkenlerinde anlamlı sonuçlar bulunmamıştır. Katılımcıların, takıntılı yeme davranışlarına göre %18,3'ünün ortorektik, %81,7'sinin ise ortorektik olmayan kişilerden oluştuğu belirlenmiştir. Üyelerin ortoreksiya nervoza durumları incelendiğinde; egzersiz yılı, haftalık spor yapma süresi ve cinsiyet değişkenlerinde anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Katılımcıların, egzersiz bağımlılıkları ile ortoreksiya nervoza düzeyleri arasındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır. Sonuç olarak, spor merkezlerine üye bireylerin egzersiz bağımlılık düzeylerinin yüksek, ortoreksiya nervoza yaygınlığının ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür.

BağımlılıkBeslenmeBeslenme incelemeleri+4
Burak Öner
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde ortoreksiya nervoza sıklığının belirlenmesi (Spor bilimleri fakültesi örneği)

İlk kez 1997 yılında tanımlanan ve sağlıklı beslenme takıntısı olarak bilinen Ortoreksiya Nervoza (ON), alınan kalori miktarı ve ince görünümden çok sağlıklı beslenme isteği ile ilişkilidir. Spor yapan kişiler ON riski taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, spor ile ilgili eğitim alan öğrenciler arasında ON yaygınlığını tespit etmek, yeme tutumları ve demografik değişkenler arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışma, Fırat Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 368 öğrenci (132 kız, 236 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sağlık durumları, eğitim bilgileri ve sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesi için anket formu kullanılmıştır. ON eğiliminin değerlendirilmesi için ORTO-15 ölçeği ve yeme davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla Yeme Tutum Testi (YTT-40) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaşlarının ortalaması 22,75±3,61 yıldır. Öğrencilerin % 6'sı evli, % 93,8'i bekârdır. Öğrencilerin % 44'ü beslenme dersi almıştır. Beden kütle indeksi (BKİ) ortalamaları 22,71±2,92 kg/m²'dir ve % 76,1'i normal, %5,7'si zayıf, % 16'sı kilolu ve % 2,2'si obezdir. Düzenli fiziksel aktivite yapan öğrencilerin sıklığı % 65,5'tir. Öğrencilerin ORTO-15 ortalama puanı 36,57±4,5 ve YTT-40 ortalama puanı 18,09±18,41'dir. Evli öğrencilerin ortorektik eğilimi diğer öğrencilerden anlamlı olarak fazladır (p<0,05). Kız öğrencilerin YTT-40 puanları daha yüksektir (p<0,05). Öğrencilerin beslenme dersi alma durumlarına göre ORTO-15 ve YTT-40 skorları arasında farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Düzenli fiziksel aktivite yapan öğrencilerin ON eğilimi diğer öğrencilerle kıyaslandığında daha fazladır (p<0,05). ORTO-15 ile YTT-40 skorları arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki saptanmıştır (r=-0,366, p=0,000). ON ile ilgili tartışmalar güncelliğini korumaktadır. Prevalansı giderek artmakta olan ON ile ilgili kapsamlı çalışmaların yapılması tanı ve tedavi aşamalarına katkı sağlayacaktır.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıOrtoreksiya nervoza+2
Gökçen Demir
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde yiyeceklerden tiksinme eğilimi, sağlıklı beslenme takıntısı ve beslenme durumunun değerlendirilmesi

Bu çalışma, yetişkin bireylerin tiksinme eğilimlerinin sağlıklı beslenme takıntısı üzerine etkilerini araştırmak ve beslenme durumlarını değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmaya, Ankara ilinde yaşayan 19-55 yaş arası, 328 erkek, 524 kadın olmak üzere toplam 852 yetişkin gönüllü birey katılmıştır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile toplanmıştır. Bireyler genel bilgiler, sağlık bilgileri, antropometrik ölçümleri, beslenme alışkanlıklarına ait sorular ile Tiksinme Ölçeği Revize Formu (TÖR), Tiksinti Eğilimi ve Duyarlılığı Ölçeği (TEDÖ), Gıda İğrenme Ölçeği (GİÖ) ve ORTO-15 testini yanıtlamışlardır. Bireylerin %61.5'i kadın, %38.5'i erkek olup yaş ortalamaları 28.3±8.65 yıldır. Bireylerin yarısından fazlası normal beden kütle indeksi (BKİ)'ne sahiptir (erkeklerde, %57.0; kadınlarda, %63.2). TÖR (E: 13.9±4.43, K: 16.6±4.04), TEDÖ (E: 45.0±12.98, K: 49.9±13.24) ve GİÖ (E:110.8±29.94, K:118.0±27.94) ölçek puan ortalamaları kadınlarda daha yüksek bulunmuştur. ORTO-15 puanları ise erkeklerde daha yüksektir (p<0.05). Eğitim durumu açısından TEDÖ ve ORTO-15 puanları arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Katılımcıların beden kütle indeksi (BKİ) sınıflaması açısından ORTO-15 puan dağılımı anlamlı bir farklılık göstermemektedir (p>0.05). BKİ arttıkça, TEDÖ ve GİÖ ölçek puanlarının azaldığı saptanmıştır (p<0.05). Sabah, öğle ve akşam öğün tüketim süreleri arttıkça TÖR ve GİÖ ölçek puanlarının arttığı, ORTO-15 puanının azaldığı bulunmuştur (p<0.05). TÖR ile TEDÖ ve GİÖ ölçekleri arasında pozitif bir ilişki ORTO-15 ölçeği ile negatif bir ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışmanın sonuçları, bireylerin tiksinme eğilimleri arttıkça ortorektik olma eğilimlerinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu nedenle sağlıklı beslenme takıntısı değerlendirilirken, yaş, cinsiyet, eğitim ve beslenme durumunun yanı sıra tiksinme eğilimi ile tiksinme duyarlılığı vb. diğer etmenlerin birlikte değerlendirilmesinde yarar vardır.Anahtar Sözcükler: Beslenme durumu, ortoreksiya nervoza, sağlıklı beslenme takıntısı, tiksinme, tiksinme eğilimi

BesinlerBeslenmeBeslenme durumu+5
Şule Kocabaş
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gebe olan ve olmayan yetişkin kadınlarda ortoreksiya nervoza, yeme tutumu ve anksiyete durumlarının karşılaştırılması

Bu çalışma gebe olan ve olmayan kadınların, sağlıklı beslenme takıntısı, yeme bozuklukları ve anksiyete durumlarının karşılaştırılması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu araştırmaya, yaşları 20-45 arasında değişen 131 gebe kadın ve 162 gebe olmayan kadın olmak üzere toplam 293 yetişkin gönüllü birey katılmıştır. Bireylere dair genel bilgiler, gebelik bilgileri, beslenme ve egzersiz durumuna dair bilgiler anket formu aracılığı ile edinilmiştir. Ayrıca ORTO-15, Yeme Tutum Testi (YTT-26) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %44.7'si gebe kadınlardan ve %55.3'ü gebe olmayan kadınlardan oluşmaktadır. Gebelerin yaş ortalaması 29.23±5.52 yıl iken gebe olmayan kadınların yaş ortalaması 27.54±5.77 yıldır. Bulimik davranış alt boyutu ve YTT-26 toplam puanı gebe olmayan kadınlarda daha yüksek iken, BAÖ toplam puanı gebelerde daha yüksektir ve iki grup arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlıdır. ORTO-15 toplam puanı yönünden ise iki grup arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Gebe kadınların %64.1'i ve gebe olmayan kadınların %57.4'ünde yeme tutumunda bozukluk yoktur. Gebe kadınların %76.3'ü ve gebe olmayan kadınlardan %82.1'i ortorektik gruptadır. Ancak iki grup arasında anlamlı bir istatistiksel fark bulunamamıştır. Gebe olmayan kadınların Beck Anksiyete grupları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark görülmezken, gebeler arasında Beck Anksiyete Ölçeği'ne göre anlamlı bir fark vardır. Çalışmanın sonuçlarına göre yeme bozukluğu eğilimi arttıkça anksiyete düzeyi de artmaktadır. Gebe olmayan kadınların yeme tutum bozukluğu ve gebe kadınların anksiyete düzeyleri daha yüksektir. İki grupta da Ortoreksiya Nervoza sıklığı yüksektir.

AnksiyeteBeslenme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozuklukları+5
İlayda Sena Balkı
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Spor salonlarında rekreasyonel aktivite olarak spor yapan genç erkeklerde beslenme durumu ile bigoreksiya ve ortoreksiyanın ilişkisi

Rekreasyonel olarak spor yapan genç erkeklerde bigoreksiya eğilimi ve yeme tutumu hassasiyetiyle ortaya çıkan ortoreksiya sıklıkla görülmektedir. Araştırmada rekreasyonel olarak sporla ilgilenen genç erkeklerde kas algısı bozukluğu ve ortoreksiya eğilimleri ile yeme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırma vücut geliştirme sporuyla ilgilenen 18-40 yaş arası, 244 genç erkek ile yapılmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri sorgulanmış ve antropometrik okumaları alınmıştır. Kas Algısı Bozukluk Envanteri (KAB-E), Yeme Tutum Testi (YTT-26), Ortoreksiya-11 (ORTO-11), Kaslılık Odaklı Yeme Testi (MOET-TR) ve Kas Görünüm Memnuniyet Ölçeği (KGMÖ) uygulanmış ve katılımcılardan geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydı alınmıştır. YTT-26'ya göre katılımcıların %10,7'sinde yeme bozukluğu olduğu saptanmıştır. Katılımcıların ORTO-11'den alınan puan ortalamalarına göre katılımcıların %72,5'inde ortoreksiya eğilimi olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %45'i kaslılık odaklı beslenirken, %25'inin yüksek düzeyde kaslılık odaklı beslendiği bulunmuştur. Kas Algısı Bozukluğu Envanterine göre katılımcıların %46,7'sinde bigoreksiya olduğu saptanmıştır. Katılımcıların KAB-E Ölçeği'nden aldıkları puan arttıkça Kaslılık Odaklı Yeme Testi'nden (p<0,05 r=0,366) alınan puanın da artış gösterdiği saptanmıştır. KAB-E Ölçeği'nden alınan puan arttıkça katılımcıların Kas Görünüm Memnuniyeti Ölçeği'nden (p<0,05 r=0,473) aldıkları puanlarının da artış gösterdiği saptanmıştır. Sonuç olarak; rekreasyonel olarak spor yapan genç erkek bireylerde ortoreksiya eğiliminin ve beden algısı bozukluğunun yüksek olduğu ancak bigoreksiya ile ortoreksiya arasında anlamlı bir ilişki durumunun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ortoreksiya, Bigoreksiya, Yeme Tutum ve Davranışları

BigoreksiyaDavranış bozukluklarıOrtoreksiya nervoza+2
Ravza Yiğiter
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeme tutumu ile bilişsel çarpıtmalar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, 18-25 yaş arasındaki kadınların ortoreksiya nervoza eğilimi ile bilişsel çarpıtma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Buna ek olarak, bu değişkenlerin sosyodemografik özelliklere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini rastgele seçilmiş 18-25 yaş arasındaki 411 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak, 'ORTO-11 Ölçeği', 'Düşünce Özellikleri (Bilişsel Çarpıtma) Ölçeği' ve 'Sosyodemografik Bilgi Formu' kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Hiyerarşik Regresyon, Pearson Korelasyon, Bağımsız Örneklem T-testi, ANOVA testinten yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, ortoreksiya nervoza ve bilişsel çarpıtmalar değişkenlerinin birbirleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisinin olduğu görülmüştür. Bilişsel çarpıtmalar kişisel başarı alt boyutunun ve BKİ değişkenlerinin ortoreksiya nervozayı yordadığı belirlenmiştir. Değişkenlerin sosyodemografik özelliklere göre incelenmesiyle; ortoreksiya nervoza eğiliminin diyet programı uygulama durumu, düzenli spor yapma durumu ve BKİ değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılırken psikiyatrik tanı bulunma durumu, eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların bilişsel çarpıtma düzeyinin ise psikiyatrik tanı bulunma durunu değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılırken çalışma durumu, eğitim durumu, diyet programı uygulama durumu, düzenli spor yapma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişsel çarpıtmaKadınlarOrtoreksiya nervoza+3
Candan Çakar
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının besin seçimlerinin, beden imajı, sağlıklı ortoreksiya ve fiziksel aktivite durumlarına göre değerlendirilmesi

Bu çalışma, sağlık çalışanlarının besin seçimlerinin beden imajı, sağlıklı ortoreksiya ve fiziksel aktivite durumlarına göre değerlendirilmesi amacıyla, Aralık 2022–Şubat 2023 tarihleri arasında özel bir hastanede araştırmaya katılmayı kabul eden 95 kadın ve 42 erkek sağlık çalışanı ile yürütülmüştür. Sağlık çalışanlarına yüz yüze anket formu kullanılmış olup genel bilgiler, sağlık ve beslenme durumuna ilişkin bilgiler, antropometrik ölçümler (boy uzunluğu (cm),vücut ağırlığı (kg)), Beden Şekli Anketi (BSQ-34), Teruel Ortoreksiya Ölçeği (TOS), Besin Seçim Anketi (FCQ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) bulunmaktadır. Sağlık çalışanlarının BKİ ortalaması normal aralıktadır (24.8±4.43 kg/m 2 ). Doktor/hemşire grubunun %34.2'si, diğer sağlık personelinin %47.2'si zamanı olmadığı için ana öğün atlamaktadır. Cinsiyetler arasında beden şekli memnuniyetsizliği açısından anlamlı fark bulunmuş olup kadınların erkeklere göre daha fazla olduğu saptanmıştır (p<0.05). Obez olanların BSQ-34 skoru ortalaması en yüksek iken BKİ düzeyi azaldıkça ortalama da azalmaktadır. Beden şekli memnuniyetsizliği olmayanlarda ve hafif memnuniyetsizliği olanlarda cinsiyet ile BKİ arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05). Cinsiyetler arasında besin seçiminde duygu durumu, uygunluk, vücut ağırlığı kontrolü faktörleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmaktadır ve kadınların ortalaması erkeklere göre daha fazladır (p<0.05). Beden şekli memnuniyetsizliği arttıkça besin seçiminde duygu durumu faktörü ortalaması artmaktadır. Yaş, sağlıklı ortoreksiyayı pozitif yönde etkilemektedir (p<0.05, ß=0.269). Beden şekli memnuniyetsizliği düzeyi, ortoreksiya nervozayı pozitif yönde etkilemektedir (ß=0.409, p<0.05). Sağlıklı ortoreksiya durumunda, besin seçiminde sağlık pozitif yönde (ß = 0.326, p<0.05), duyusal çekicilik faktörü arasında negatif yönde (ß =-0.248, p<0.05) anlamlı bir ilişkisi vardır. Ortoreksiya nervoza durumunda besin seçiminde duygu durumu pozitif (ß = 0.260, p<0.05), duyusal çekicilik negatif (ß = -0.426, p < 0.05), doğal içerik negatif (ß =-0.267, p<0.05) ve vücut ağırlığı kontrolü arasında pozitif yönde bir ilişki vardır (ß=0.291, p<0.05). Kadınların 7 %44.2'sinin, erkeklerin %45.2'sinin inaktif olduğu saptanmıştır. Sağlık çalışanlarının fiziksel aktivite durumlarına göre besin seçiminde dikkat edilen faktörler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p<0.05). Sonuç olarak bu çalışmada kadınların beden şekli memnuniyetsizliği, besin seçiminde dikkat ettiği duygu durumu, uygunluk, vücut ağırlığı kontrolü faktörlerinin erkeklere göre daha fazla etki ettiği belirlenmiştir. Beden şeklinden memnuniyetsizlik durumunun besin seçimini etkilediği saptanmıştır. Besin seçiminin sağlıklı ortoreksiyayı etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden şekli, sağlıklı ortoreksiya, ortoreksiya nervoza, besin seçimi, fiziksel aktivite

Beden imajıBesin tercihleriBeslenme+3
Tuğçe Özer
Başkent University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects