Ottoman society

104 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine tarihsel sosyolojik bir değerlendirme

Bu çalışmada, Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine ortaya atılan farklı görüşlerin sistemli bir biçimde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde döneminde kendi çağdaşlarını etkileyebilmiş özgün çalışmalar incelenerek tartışmaya ışık tutulması hedeflenmektedir. Bu çalışma, betimsel bir araştırma türü olup çalışmada doküman/belge tarama tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda çalışma Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı üzerine geliştirilen tahlillerin dönemsel sınırlılıklarını göz önünde bulundurarak Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet ve toplum yapısını tarihsel sosyolojik bir çerçevede değerlendirmiştir. Bu çalışmada, öncelikle Osmanlı toplum yapısını anlamak için tarihsel sosyolojik bir bakış açısının nasıl olması gerektiği üzerinden bir tartışma yürütülmüş ve sonrasında bu bakış açısından hareket ederek Osmanlı Devleti'nin kuruluş süreci, devlet yapısı ve üretim biçimi farklı düşünürlerin düşünceleri etrafında değerlendirilmiştir. Bu nedenle bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin toplum yapısını açıklamak için kullanılan feodalizm, doğu despotizmi ve Asya tipi üretim tarzı (ATÜT) kavramları karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda çalışmada, alanyazındaki önde gelen tarihçi, sosyolog, iktisatçı ve siyaset bilimcilerin Osmanlı devlet ve toplum yapısı hakkında olan değerlendirmeleri karşılaştırmalı bir biçimde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Asya Tipi Üretim Tarzı, Doğu Despotizmi, Feodalizm, Osmanlı Toplum Yapısı, Tarihsel Sosyoloji

DüşünceDüşünce tarihiDüşünce yapısı+7
Berat Dağ
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Geç Osmanlı çağdaşlaşma sürecinde toplumsal ve siyasal dönüşümlerin resim sanatına yansıması

Geç Osmanlı döneminde çağdaşlaşma çabalarıyla Türk resim sanatının gelişimi arasında yakın bir ilişki vardır. Erken dönem çağdaş Türk resim sanatında Osmanlı ressamları, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da görülmeye başlayan sanatsal üslup ve akademik yaklaşımlara göre manzara, natürmort ve figüratif resimler yapmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Osmanlı'da toplumsal ve siyasal olaylar, dinamik, zaman zaman çatışmacı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Osmanlı sanatçılarının siyasi ve toplumsal konulara ilgileri, Osmanlı yöneticilerinin ve toplumunun sahip olduğu kültürel, siyasi, ekonomik ve toplumsal çağdaşlaşma deneyimleriyle yakından ilişkili olduğu için; toplumsal ve siyasi konular birkaç sanatçı tarafından resmedilmiştir. Osmanlı çağdaşlaşma çabası kültürel sonuçlarıyla birlikte, Sultan II. Mahmud döneminde devlet politikası olarak başlamıştır. Tanzimat Fermanı'ndan sonra reform ve çağdaşlaşma süreciyle birlikte, Osmanlı toplumu 1876 yılında Kanun-ı Esasi'nin ilanıyla anayasal ve parlamenter yönetim biçimini kısa süreli de olsa yaşamıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde ise, gelenekçi muhafazakâr yöneticilerle genç kuşak reformcu aydınlar arasında demokratik çağdaşlaşma konusunda mücadeleler olmuştur. Bu çatışma süreci kültürel boyutta edebiyat ve sanat alanında da hissedilmiştir. Bu araştırmanın amacı, erken dönem çağdaş Türk resim sanatında toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sanatçı ve yapıtları üzerinde etkilerini belirlemeye çalışmaktır. Bu araştırma 1838 ve 1918 yılları arasında Osmanlı ressamları tarafından yapılan yapıtlarla sınırlıdır.

ModernleşmeOsmanlı DevletiOsmanlı toplumu+5
Murat Ateşli
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Thomas Allom ve Osmanlı dünyasını yansıtan eserleri

19. yüzyılda İstanbul gravürleriyle tanınan İngiliz mimar ve ressam Thomas Allom, 1804-1872 yılları arasında yaşamıştır. İlk eğitimi hakkında bilgi edinemediğimiz sanatçı, çıraklık ve akademik eğitimini mimarlık üzerine almıştır. Mimari çizimlerindeki başarısından dolayı Fisher Yayınevi‟nden teklif alan Allom, İskoçya, İrlanda, Avrupa ülkeleri ve Osmanlı‟yı ziyaret ederek gravürlü seyahatnameler için çizimler yapmıştır. Osmanlı topraklarında yaptığı çizimleri -daha sonra Almanca ve Fransızcaya da çevrilen- Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor ve Character and Costume in Turkey and Italy isimli kitaplarda yayınlanmıştır. Bu yayınlar için hazırladığı resimlere 1838 ve daha sonraki yıllarda düzenlenen panorama sergilerinde de yer vermiş, ayrıca bu sergilerde yer alan eserleri tanıtmak için Polyorama‟yı yazmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan sanatçının Osmanlı dünyası ile ilgili eserleri iç mekânda dini yapılar, harem sahneleri, su yapıları ve sivil mimari; dış mekânda ise panoramik ve mimari manzaralar ile figür ağırlıklı sahnelerden oluşmaktadır. Bu çalışmada sanatçının gravürleri ayrıntılı incelenmiş ve bunlardan bazılarının suluboya kopyaları tespit edilmiştir. Ayrıca yayınlarda yer verilmeyen diğer suluboya eserlerine de ulaşılmıştır. Sultan II. Mahmud Dönemi‟nde etkin olan Thomas Allom -diğer bazı Avrupalı ressamlar gibi- padişahın resmini de yapmıştır. Eserleri genel olarak değerlendirildiğinde, 19.yüzyıl Osmanlı mimarisini, günlük yaşamını ve kıyafetlerini yansıttığı, titiz ayrıntılar işlediği, belge niteliği taşıyan gerçekçi resimler olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: 19. yüzyıl, Thomas Allom, Panorama, İstanbul, Osmanlı, Oryantalizm, gravür.

19. yüzyıl19. yüzyılAllom, Thomas+7
Tülin Yenilir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sergüzeşt-i Âşık Yazıcı Murtazâ (inceleme-metin)

İncelenen bu eser Ankara Millî Kütüphanede, 06 Mil Yz A 2428 katalog numarası ile kayıtlıdır. Eser katoloğa "Eş'ar" ismiyle, müellifinin ismi ise Yazıcıoğlu Murtaza olarak kaydedilmiştir. Eserden edinilen bilgiler neticesinde müellifin isminin "Yazıcıoğlu Murtaza" değil "Yazıcı Murtaza" olduğu anlaşılmıştır. Yazıcı Murtaza 17. yüzyılın sonlarından 18. yüzyıl ortalarına kadar yaşadığı tahmin edilen bir saz şairidir. Hayatı hakkında kaynaklarda bir bilgiye rastlanılmayan Yazıcı, H.1084/M.1674 yılında Gesi'de doğmuştur. Şairin anne ve babası hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır. Yazıcı'nın ölüm tarihi de bilinmemektedir. Eserden, şairin H.1148/ M.1735 yılına kadar yaşadığı anlaşılmaktadır. Şairin bundan sonra ne kadar yaşadığı ise bilinememektedir. Yaptığımız inceleme, âşık edebiyatının ele alındığı bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yazıcı'nın hayatı ve edebi şahsiyeti ile ilgili edinilen bilgiler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Yazıcı'nın eseri; dil ve üslup, şekil, edebi sanatlar ve muhteva yönünden incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Yazıcı'nın eserinin transkripsiyonlu metni verilmiştir. Yazıcı, âşık edebiyatı geleneğini takip etmesine rağmen divan edebiyatı geleneğine ait şekil ve kalıpları da eserinde kullanmıştır. Şair, eserinde âşık edebiyatına ait türlerden destana daha çok yer vermiştir. Divan edebiyatından ise mersiye, muamma, lugaz, tarih gibi türleri kullanmıştır. Yazıcı Murtaza hece ölçüsünü kullanmakta başarılıdır. Fakat aruz ölçüsünü kullanmakta başarılı olamamıştır. Yazıcı, eserini on üç cüz olarak meydana getirmiştir. Bu cüzlerde muhteva bakımından farklı konuları işlemiştir. Eserde bulunan manzum seyahatname, eserdeki en dikkat çekici metindir. Bu manzumede zikredilen yer isimleri ve bunlar hakkındaki bilgiler önem arz etmektedir. Bunun yanında şair, eserinde toplumsal eleştiriye yer vermiş ve toplumun içinde bulunduğu durumun vehâmetini dile getirmiştir. Şair; Kayserili olması nedeniyle eserinde, Kayseri'nin sosyal hayatını eleştiren bir manzume ile bu bölge esnafını eleştirdiği başka bir manzumeye de yer vermiştir. Yazıcı'nın eserinde diğer dikkat çekici manzume ise İstanbul'un sosyal ve siyasal yapısını anlatan manzumedir. Bu manzume özellikle 18. yüzyıl İstanbul'undaki siyasi ve sosyal yaşantı konusunda bilgiler içermektedir. Anahtar Kavramlar: Âşık Yazıcı Murtazâ, Âşık Edebiyatı, 18.Yüzyılda Osmanlı Şehirleri ve Toplumu.

18. yüzyılAşık Yazıcı MurtazaAşık edebiyatı+4
Mustafa Demir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı toplumunda Ramazan kültürü

Bilinen en eski zamanlardan beri toplumların hayatında din önemli bir yere sahiptir. Toplumların kültürünün oluşmasında din en önemli faktörlerden biridir. Türk kültürü için de bu durum geçerlidir. Gündelik hayatımızda farkında olarak ya da olmayarak yaptığımız pek çok uygulama, davranış ve inançlar üzerinde dini unsurların tesiri mevcuttur. Türklerin kültürel değerlerinde, İslam dininde görülen ibadetlerden oruç ve orucun yaşandığı ay olan Ramazan ayıönemli bir yere sahiptir. Türk milleti asırlarca Ramazan ayına büyük bir önem vermiş ve bu ayı en güzel şekilde yaşamıştır. Bu da toplumda zamanla Ramazana has bir kültür oluşmasına sebep olmuştur. Türk milleti Ramazan ayını diğer Müslüman ülkelerden farklı yaşamış ve kendine has bir hayat tarzı haline getirmiştir. Türkler oruç kavramını Arapçadaki 'savm' Farsçadaki 'rûze' kelimesinden 'rûze-orûze-orûz-oruç' şekline getirerek Türkçeleştirmişlerdir. Ramazan ayını daha da estetik bir görünüm kazandıran Türkler; bu aya özgü eğlenceler, temizlik anlayışı, fakiri gözetme ve günahlardan çekinmegibi olgularıbir araya getirerek bir " Ramazan Kültürü" oluşturmuşlardır. Bu özel ay, en zengin ve en güzel biçimde, Osmanlı payitahtı olan İstanbul'da yaşanmıştır. Gerek yabancı seyyahlar, gerekse yerli yazarlar eserlerinde bu zengin kültürü işlemişlerdir.

Din kültürüKutsal zamanOruç+5
Gül Bezci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fransız Seyahatnamelerine göre 19. yüzyılda Osmanlı toplumunda dini yaşam

19. yüzyılda yazılan Fransız seyahatnamelerinden yola çıkarak Osmanlı toplumundaki dini yaşantıyı ele alan bu çalışmada sadece Türkler ve Müslümanların değil gayrimüslim olan azınlıkların da dini hayat ve yaşantısı anlatılmaktadır. Farklı meslek gruplarından olup farklı gayelerle Osmanlı topraklarına gelen Fransız seyyahların, Osmanlı toplumundaki dini ve etnik çeşitliliğinin günlük yaşantıya nasıl yansıdığı ele alınmaktadır. Fransız seyyahların genellikle tarih ve kültür merkezi olması nedeniyle İstanbul eksenli bir Osmanlı imajı sundukları da bilinmelidir. Türkleri belli konularda takdir etmiş olsalar da genellikle olumsuz bir tasavvura sahip oldukları görülmektedir. Oryantalist yaklaşımların fazlasıyla bulunduğu bu seyahatnamelerde, Fransız seyyahların düşünce ve gözlemleri, Doğu insanının gizemli yaşantısı incelenmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde seyahatnamelerin kaynak değeri ve seyyahların Osmanlı toplumu ile dinlere karşı olan bakış açıları aktarılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Fransız seyahatnamelerine göre 19. yüzyıl özelinde Müslümanların sosyal ve dini yaşantıları incelenmiştir. Burada Müslümanların aile yapısı, dini kurumları, din adamları ve dini yaşantıları aktarılmıştır. Seyyahların bilhassa Ayasofya, dervişler ve mezarlıklar hakkında geniş çaplı detaylar verdikleri görülmektedir. Üçüncü bölümde ise aynı yüzyılda gayrimüslimlerin, bilhassa Hristiyanların Osmanlı coğrafyasındaki dini yaşantıları irdelenmiştir. Buna göre Hristiyanların dinlerini rahat bir ortam içerisinde yaşadıkları seyyahların büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Yahudiler hakkında ise genellikle olumsuz yorum ve değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir.

Dini hayatFransızcaOsmanlı toplumu+1
Onur Hangül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Batı ve Yakınçağ Osmanlı toplumunda servete bakış açısı

Servet konusu ilk ve ortaçağda bir anlam belirtmemesine rağmen Tanrı'nın vermiş olduğu bir iyilik olarak görülmektedir. Adam Smith tarafından ele alınan servet kavramı; kapsamlı olarak ele alınarak sonraki düşünürlere öncülük etmiştir. Bu düşünürler Smith'in servet anlayışını eleştirip yeni fikirler ortaya koymuşlardır. Batı toplumunda Adam Smith'ten farklı düşünce geliştirenler serveti, insana fayda sağlayan gerekli maddi değerler olarak görmüşlerdir. Bunun yanında kıt olup da değer içeren şeyler de servetten sayılmaktadır. Değer belirten örneğin, tablolar, heykeller, müzikle uğraşanların, doktorların ortaya koyduğu maddi-manevi değerler servet kabul edilmektedir. Genel olarak bakıldığında insana mutluluk veren, fayda sağlayan şeyler servet kabul edilmektedir ve servet iyi olarak değerlendirilmektedir. Fayda sağlamayan, mutluluk vermeyen servet ise kötü olarak değerlendirilmektedir. Osmanlı toplumu ele alınmadan İslam dünyasında servete bakış, insanlara saygınlık kazandıran, rütbe onur sahibi olarak belirtilmektedir. Yakınçağ Osmanlı toplumunda serveti, tasarruf yapılabilen, mübadele edilen, insanların ihtiyaçlarını karşılayan şeyleri servet saymışlardır. Denizi, toprağı, havayı servet kaynağı olarak görmüşlerdir. Cumhuriyet dönemindeki düşünürlerden Ülgener, servetin bir kere kullanıldığında tekrar yerine getirilmeyeceğini, mal ve serveti sadece hava atmaktan ibaret olduğunu belirtmiştir. Sabahattin Zaim ise, emek olmadan servet sahibi olunmayacağı görüşündedir. "Güzel insan" yetiştirerek verimlilik sağlanacağını, her insanın kendi alanında çalışarak o işe yoğunlaşması gerektiğini söyleyerek emeğe önem vermiştir ve serveti güzel insan yetiştirmeye bağlamıştır.

BatıBatı toplumuEkonomik hayat+7
Melek Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Nizam-ı Cedid'ten Tanzimat'a Osmanlı zihniyet yapısının çözümlenmesi bağlamında Batı'nın siyaset bilimi kavramlarının (Özgürlük, eşitlik, vatan ve millet) dönüşümü

Osmanlı Modernleşme Tarihinin başlangıcı meselesi üzerine yapılan çalışmalar, ekseriyetle Sultan III. Selim'in başlattığı Nizam-ı Cedid dönemi ile Sultan II. Mahmud saltanatının sonlarında ortaya çıkan Tanzimat dönemi arasında değişkenlik göstermektedir. Osmanlı Devleti'nin modernleşme serüveninin teşekkülü ile alakalı cevapların farklı olmasının nedeni, araştırmacıların meseleyi hangi bağlam üzerinden değerlendirdikleri ile yakından alakalıdır. Biz çalışmamızda meseleye, Osmanlı'nın siyasi zihin yapısı üzerinden cevap aramaya çalıştık. Fransız İhtilali ile sonrasında ortaya çıkan özgürlük, eşitlik, millet ve vatan kavramları, Avrupa siyasi söylemini belirleyen kavramlar olarak ortaya çıkmıştır. Avrupa'nın bu siyasi dönüşümü karşısında Sultan III. Selim'in Osmanlı Devleti'ni muhafaza edebilmek için Avrupa'da ilk ikamet sefirlikleri açması, iki farklı zihniyetin karşılaşması bağlamında önemlidir. Özellikle sefirlerin Avrupa'da siyasi söylem anlamında karşılaştıkları özgürlük, eşitlik, millet ve vatan kavramlarını nasıl idrak ettikleri ve tanımladıkları, Osmanlı siyasi düşüncesini anlamak için kıymetlidir. Özellikle Nizam-ı Cedid ile birlikte Osmanlı Devleti'nde gerçekleştirilen köklü ıslahatların gayesinin Avrupa siyasi düşüncesi ile eklemleme mi yoksa kendi fikri mirası üzerinden kendini tanımlama mı olduğu soruları çalışmamızın yanıtlamaya çalıştığı konulardan birisidir. Dolayısıyla Osmanlı siyasi düşünce mirasını besleyen bir takım ahlaknameler, söz konusu ettiğimiz kavramlar bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır. Böylece ahlaknamelerin siyasi teklifinin, esasında nasıl bir varlık anlayışına sahip olduğu ortaya çıkacaktır. Sultan II. Mahmud'un saltanatı ile birlikte değişen siyasi ve sosyal şartlar karşısında Avrupa'ya sefir olarak giden Mustafa Reşid ve Sadık Rıfat Paşalar, Osmanlı Devleti'nin muhafazası için devletin Avrupa siyasi uyumuna katılmasını önermişlerdir. Bu doğrultuda söz konusu ettiğimiz kavramlar bağlamında köklü ıslahatlara girişerek, Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesine neden olmuşlardır. Nitekim bu durum Tanzimat'ın, Osmanlı siyasi düşüncesinden kopuşu mu temsil edip etmediğini ortaya çıkaracaktır.

EşitlikMilletNizam-ı Cedid+7
Mustafa Enes Aktürkoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz

Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.

AydınlanmaBireysellikBireysellik+32
Fulya Sormaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Halide Edip Adıvar?ın ?Seviyye Talip? ve Michael Cunningham?ın ?Saatler? eserlerinde kadının özgürlük arayışı

The present thesis examines the restrictive effects of patriarchal system and the female quest for freedom who try to get rid of these oppressions in the patriarchal Victorian and Ottoman societies by focusing on Michael Cunningham?s The Hours and Halide Edib Adıvar?s Seviyye Talip. The two novels are analyzed and evaluated by putting the feminist and comparative approach on the basis of the historical contexts and cultural traits of the mentioned countries. Feminism that forms the basic point for this thesis and the superiority relationship between men and women are analyzed and subsequently the transformations of the female identity from tradition to modernity in the West and Ottoman Empire are explained in the first part. In the second part; the personal life stories and women perceptions of Michael Cunningham; Virginia Woolf who is claimed to give him muse and Halide Edib Adıvar are studied in details with the analyses of causal connections. Afterwards, female quest for freedom in the Hours and Seviyye Talip is analyzed on different points. At the end of the thesis, it is concluded that in the east or west ? even if the periods are different - the patriarchal system and conservative constitutions related to the religious-cultural norms are universal and unavoidable factors for shepherding women towards freedom quest. As a result, it is also seen that Halide Edib Adıvar, a woman writer brought up in such a country, is exposed to the social norms of the mentioned period, as well, and she reflects her personal experiences in her works naturally. Similarly, Cunningham analyses women issue successfully thanks to his talent of empathy.Keywords: Patriarchal, Oppression, Freedom, Quest, Woman, Feminism, Struggle

Adıvar, Halide EdipPatriarchalCunningham, Michael+4
Nurcan Kocaçay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Makbulden mülhidliğe: Değişen devlet-Bektaşi ilişkisi (1826-1922)

Yeniçeriliğin manevi yönünü temsil eden Bektaşilik; devlet destekli tek Gayrisünni tarikat olması, yasaklanmasına rağmen ortadan kaldırılamaması ve kendine özgü bir kültürel bir yapıya sahip olması gibi nedenlerden dolayı hâlâ tarih ve sosyoloji bilim dalları başta olmak üzere pek çok bilim dalının ilgisini üzerinde sürdürmektedir. Son yıllarda yine artan bu ilgiyle birçok çalışma ele alınmış, ancak Bektaşilikle ilgili bazı alanlarda eksiklikler doldurulamamıştır. Bunların başında değişen devlet-tekke ilişkisi bağlamında Balkan Bektaşilerinin sosyal, siyasal, ekonomik ve dini durumlarıdır. Söz konusu eksiklikler kapsamında din, devlet ve toplum ayağı olan bu uzun ve zorlu mücadelenin panoramik görüntüsü oluşturulması gerekmektedir. Bu meyanda devlet-tekke, tekke-toplum ilişkileri ele alınmış, kaldırılma sürecinin devlet ve toplum üzerindeki etkileri irdelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca Bektaşilerin tekkelerde yaptıkları faaliyetlerden dolayı, XX. yüzyılın başlarına kadar sürdürülen takibatlar ve Balkanlar'dan geri çekilme sürecinde Bektaşi tekkelerinin yaşadıkları savrulmalar, devletin Sünni-Hanefi resmi din anlayışı teorik çerçevesi üzerinden devlet-tarikat ilişkisini ortaya koymak hedeflenmiştir. Osmanlı Devleti'nin kendi varlığı için elzem gördüğü "resmi devlet dini" oluşturma politikası için ortadan kaldırılması hedeflenen Bektaşilik politikasının cumhuriyet kadrolarına miras kaldığı da görülmektedir. Nitekim Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte dini hayatı düzenlemek için yeni kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Sünni ve özelde Hanefi itikadının dışında Alevi-Bektaşi geleneğinin göz ardı edilip yer verilmemesi bunun en büyük göstergesidir.

Bektaşi tekkesiBektaşilerBektaşilik+7
Mustafa Aslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı döneminde Ayıntâb Şehreküstü Mahallesi

Osmanlı Döneminde Ayıntab'da bulunan Şehreküstü Mahallesinin fiziki, demografik sosyal ve ekonomik durumunun incelendiği bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusu ve amacı incelenerek konuyla ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şehir ve mahalle oluşumundan bahsedilerek diğer Osmanlı şehirlerinde bulunan Şehreküstü Mahalleleri kısaca verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde tezin asıl konusu olan Ayıntab Şehreküstü Mahallesinin ortaya çıkışı, sınırları, mahalleyi oluşturan halkın durumu ve mahalle nüfusu verilmiştir. Üçüncü bölümde mahalledeki dini ve sosyal yapılar, konut tipleri, ev satışları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde mahallelinin yükümlülükleri ile huzur ve güvenliğin nasıl sağlandığı konusu üzerinde durulmuştur. Beşinci ve son bölümde ise mahallede yaşayan ailelerin ekonomik ve sosyal yapısı ile vakıflar konu edinmiştir. Anahtar Kelimeler: Ayıntab, Şehir Tarihi, Mahalle, Şehreküstü, Şer'iyye Sicilleri

GaziantepKent tarihiOsmanlı Devleti+5
Fatma Sağlamer
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

XVIII. ve XIX. yüzyıllarda İngiliz ve Fransız seyahatnamelerinde Osmanlı toplumu

Sınırlarını XVIII. ve XIX. yüzyıllar olarak belirlediğimiz bu çalışma; söz konusu iki yüzyıllık dönemde dini, siyasi, gezi ve askeri amaçlarla Osmanlı Devleti topraklarına gelen İngiliz ve Fransız seyyahların Osmanlı toplumu hakkındaki izlenimlerini irdelemektedir. Çalışmanın temel amacı Osmanlı sosyal tarihi için önemli kaynaklar arasında yer alan bu seyahatnamelerin aktarmış olduğu bilgiler değerlendirilerek Osmanlı toplumunu ve toplumun sosyal ve kültürel yaşantısını incelemek üzerinedir. Çalışmanın kapsamının belirlenmesinde İngiliz ve Fransız seyyahlarının Osmanlı toplumu hakkında verdikleri bilgiler esas alınmış ve bu hususlar üzerinde durulmuştur. Hem İngiliz hem de Fransız seyahatnamelerini bir arada incelememizin odak noktası ise farklı kültür ve siyasi tabanda olan iki toplum ve seyahatname temsilcilerinin, aynı dönemde farklı perspektiflerle bakmasının temel sebeplerinin neler olduğunun ayrımıdır. Bu temsilcilerin ait oldukları toplumların inançları, bakış açılarındaki farklılıklarındaki abartı, gerçek dışı tasvir, anlatım ve yorumlara sebep olabilmektedir. Çalışmada seyahatnamelerin yanında konu ile ilgili araştırma eserlerden de faydalanılmış ve konu bütünlüğü sağlanmaya çalışılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde seyahatnamelerin tanımı ve özellikleri, seyyahlar, seyahatnamelerin Osmanlı sosyal tarihi için kaynak değeri ve seyahatnamelerde yer alan resim ve gravürlerin önemi incelenmiştir. İkinci bölümde Osmanlı toplumunun iki ana unsuru olan Müslüman ve Gayrimüslim halkın sosyal yaşamı alt başlıklar altında incelenmiştir. Osmanlı toplumunun aile hayatı, kadınları ve çocukları, evde yaşamı, gelenek görenekleri ile dini inançları araştırılmıştır.

18. yüzyıl19. yüzyılFransızlar+7
Gökhan Gök
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatının ilk romancı kadını Fatma Aliye'nin direnen kadınları

Türk Edebiyatı'nın ilk romancı kadını unvanına sahip olan Fatma Aliye Hanım, 1862 yılında İstanbul'da dünyaya gelir. Fatma Aliye Hanım, Osmanlı Devleti'nde tarihçi ve hukukçu olarak görev yapmış olan önemli bir devlet insanı Ahmet Cevdet Paşa'nın kızıdır. Küçük yaşlardan itibaren eğitim-öğretime ilgili olan Fatma Aliye Hanım, toplumsal sorunlara karşı bilinçli ve duyarlıdır. Bu sorunlar içerisinde romanlarında ısrarla üzerinde durduğu kadınının eğitimi, kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi konular yer alır. Geleneksel anlamdaki kadın-erkek rollerini tersine çevirmeyi amaçlayan Fatma Aliye Hanım, romanlarında kadınları merkezde tutarak onları ön plana çıkarmayı amaçlar. Geleneksel ataerkil anlayışın aksine kadın ve erkeğin eşit olması gerektiğini savunur. Bu tezin birinci bölümünde Fatma Aliye Hanım'ın yaşadığı Osmanlı Dönemi'nin tarihsel ve sosyolojik bir incelemesi yapılır, ikinci bölümde feminist teoriler içerisinde ilk ortaya çıkan liberal feminist teori üzerine detaylı bir inceleme yapılır. Son olarak üçüncü bölümde ise, Fatma Aliye Hanım'ın hayatı ve eserlerine değinilir ve bu eserler içerisinde tarih sırasına göre Refet, Udi ve Enin romanları üzerinde durularak Fatma Aliye Hanım'ın kadının eğitim, çalışma yaşamı, özel-kamusal alan ayrımı, aile-evlilik ve hukuk gibi konular içerisindeki konumu üzerine yaptığı değerlendirmeler liberal feminist teori ışığında yorumlanır. Anahtar Sözcükler: Osmanlı Dönemi, Fatma Aliye Hanım, toplumsal cinsiyet, liberal feminist teori, aile, toplum

Ahmed Mithad EfendiDirenişFatma Aliye+5
Mercan Babaoğlu Bekmez
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Klasik dönem Osmanlı toplumunun sosyo-ekonomik yapısı (Max Weber'in patrimonyalizm teorisi çerçevesinde araştırılması)

Max Weber'e göre modern kapitalizme evrilme başarısını sadece Batı toplumları gösterebilmiştir. Weber bu süreci rasyonelleşme süreci olarak ele alır. Yahudiler, Katolikler, Budistler, Konfuçyüsler ve Müslümanlar toplumların rasyonelleşmesinde önemli katkı sağlamakla birlikte modern kapitalizme bunlardan sadece Protestanlar geçebilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde genel olarak patrimonyalizm kavramı; siyasi, hukuki, askeri ve iktisadi-mali patrimonyalizm gibi çeşitleri; pür, keyfi ve sultanizm gibi patrimonyalizm aşamaları; patrimonyalist toplum yapısı; doğu despotizmi, feodalizm, prebendalizm ve doğu kenti gibi patrimonyalizmin çeşitli tezahürleri ele alınmıştır. Bu bağlamda Weber modern öncesi dönemlerde en yaygın yönetim modelinin geleneksel otorite olduğunu ileri sürer. O, geleneksel otorite biçiminde politik gücün monopolleştiği aşamayı patrimonyalizm olarak adlandırır. Patrimonyalizmin uç noktasında ise keyfiliğin olabildiğince hüküm sürdüğü 'sultanizm' yer alır. Ayrıca Weber genelde Doğu devletlerinin patrimonyal bir sisteme sahip olduğunu, Osmanlı toplumunun ise bu tarz bir zihniyeti daha çok içselleştirip sultanizmle yönetildiğini iddia eder. Öte yandan bu bölümde Weber'in İslam ile ilgili yaklaşımları araştırılmıştır. Büyük Dünya Dinleri adını verdiği Yahudilik, Hıristiyanlık, Budizm, Konfuçyusizm ve İslam'ı Weber, Protestanlık kriterlerine göre ayrıştırarak ele alır. Ona göre tüm İslam toplumları ve tabi ki Osmanlı toplumunun feodal ve patrimonyal nitelikleri onların modern kapitalizme evrilmelerini önlemiştir. Çalışmanın son bölümünde Osmanlı toplumunun sosyo-ekonomik yapısı yine Weber'in görüşleri çerçevesinde detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Yönetim, hukuk ve yargı başta olmak üzere bütün sistemler tamamen adalet prensibiyle ve aklı ön plana alarak dizayn edilmiştir. Sonuçta Weberyen iddiaların aksine ulema akılcılığı ile Osmanlı toplumu her alanda kendine özgü rasyonel bir sistem üretmiştir.

Osmanlı DevletiOsmanlı toplumuPatrimonyalizm+2
Ahmet Yavuz Çamlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

XVI. yüzyılda Demirci kazası

Saruhanoğulları Beyliği ile Türk yönetimine giren Demirci ve çevresi, milattan önceki yıllardan beri yerleşime sahne olmuş, Osmanlı Devleti döneminde de taşra teşkilatı içersinde Saruhan Sancağına kaza olarak bağlanmıştır. Kazada XVI. Yüzyılın ilk yarısında iki, ikinci yarısında dört nahiye ve bu nahiyelerde 170'in üzerinde (1520?1531 aralığında 173 adet, 1575'te 181 adet) köy bulunmaktadır. Kazanın merkezi konumundaki Demirci şehrinde on üç mahalle yer almaktadır. Gayrimüslim nüfusun da mevcut olduğu merkezden ziyade, nüfusun kırsal bölgede yoğunlaştığı Demirci kazası, XVI. Yüzyılda barındırdığı nüfus bakımından komşu kazalardan önde gelmektedir. Cami, mescit, zaviye, mektep, çeşme gibi vakıf eserleri şehir ve kırsal bölgeye dağılmış durumdadır. Miri arazi rejimi dâhilinde timar sisteminin uygulandığı ve en fazla istihsal edilen ürünün hububat olduğu kazada, değirmen sayısının çokluğu zirai üretimin yaygınlığına işaret etmekte, ayrıca hayvancılık da kaza ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu yüzyılda Osmanlı Devletinin diğer kazalarında uygulanan vergilerin, Demirci kazasında da uygulandığı tahrir defterlerinden anlaşılmaktadır.

16. yüzyılAydın-Saruhan-DemirciOsmanlı Devleti+7
Kadir Adamaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde kadının sosyo-ekonomik konumu (1789-1850)

Toplumsal cinsiyet rollerinin kökeni insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte, kadınlar toplumsal hayatın içerisinde doğrudan ya da dolaylı bir şekilde rol almıştır. Medeniyetlerin ve dinlerin ortaya çıkması ile birlikte kontrol altında tutulmaya başlanan kadınların erkek egemenliği altındaki ikincil rolü, binlerce yıllık bir tarihsel sürece dayanmaktadır. Tüm dünyada kadınların toplumsal statüsünü ve varlığını sorgulamaya başlaması 18. yüzyıla rastlamaktadır. 1789 yılında ortaya çıkan Fransız Devrimi, kadın hakları mücadelesinde, önemli bir eşik olmuştur. Nitekim devrimin tüm vatandaşlara vadettiği eşitlik, hak ve özgürlük gibi kavramlar kadınların hak mücadeleleri için bir kıvılcım olmuştur. Bu nedenle Fransız Devrimi, kadın haklarının miladı olarak görülmektedir. Ancak kadınların bu mücadeleleri bütün toplumlarda aynı zamanda ortaya çıkmamıştır. Fransa menşeili olan kadın hakları mücadelesi, zamanla diğer Avrupa ülkelerine sıçramıştır. Osmanlı toplumunda kadınların birtakım girişimlerde bulunması ve hak arayışı mücadelesinde bulunması ise Tanzimat Dönemi'ne rastlamaktadır. Tanzimat Fermanı'nın Fransız Devrimi'nde olduğu gibi, toplumun her kesimine eşitlik getirme vaadi, Osmanlı kadınlarının arasında bu haklardan yararlanma fikrinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Tanzimat Dönemi ile birlikte miras, hukuk, evlilik, boşanma, eğitim gibi kadına dair hemen her konu gündeme gelerek kadın hakları tartışılmaya başlanmıştır. Avrupa ve Osmanlı'da kadınların birey olma mücadelesinde iki mihenk taşı olan Fransız Devrimi'nden Tanzimat Dönemi'ne kadar geçen yaklaşık 60 senelik dönem çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. Çalışmamızda, Avrupa'da ve Osmanlı Devleti'nde kadın haklarının gelişimi, bu süreçte yaşanan gelişmeler, devrimin ve fermanın sonuçları, kadınlara getirileri, Osmanlı kadınının gündelik yaşantısı ve sosyo-ekonomik konumunun incelenmesi amaçlanmıştır.

KadınlarOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+6
Hacer Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

71 numaralı M. (1821/1822-1823/1824) H. (1237-1239) tarihli Adana Şeriyye Sicili

Tezimiz 71 Numaralı Adana Şer'iyye sicilidir. Sicil Hicri 1237/1239 - Miladi 1821/1822-1823/1824 yılları arasını kapsamaktadır. Çalışmamızda öncelikle Adana hakkında bilgi verilmiştir. Şeriyye sicillerine değinilmiştir. Sonra sicilin belge özetleri ve daha sonra belgelerin transkripsiyonunu verdik. Sonuç kısmı ile araştırma son bulmaktadır. 71 Numaralı Şeriyye Sicili muhteva yönünden çok zengin olup, idari ve kazai birçok meseleyi içermektedir. Hazine değerindeki Şer'iyye Sicilleri Osmanlı devlet geleneğinin en önemli kanıtıdır. Osmanlı toplum yapısının etnik, dini, ekonomik, hukuk, aile yapısı hakkında bilgi vermektedir. Ayrıca vergiler, miras konularını da kapsamaktadır.

19. yüzyılAdanaKent tarihi+3
Özgül Bay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon şer'iye sicillerine göre 1115-1133/1703-1721 yılları arasında Trabzon eyaleti'nde yaşanan asayiş olayları

Şer'iye sicilleri XV. asrın ortalarından XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadarki Osmanlı tarihi hakkında yeni ve önemli bilgilere ışık tutabilecek belgelerdir. Bu belgeler siyasi tarihin yanında askeri, sosyal, iktisadi ve şehir tarihi hakkında da çok büyük bilgileri araştırmacılara sunmaktadır. Biz de sicillerden hareketle 1703-1721 yılları arasında Trabzon'da halk arasında yaşanan, adi suçlar olarak adlandırabileceğimiz darp, yaralama, hırsızlık gibi suçları inceleyerek, XVIII. Yüzyılın ilk çeyreğinde Trabzon şehri örneği üzerinden Osmanlı toplumunun nasıl bir halde olduğunu göstermek istedik. Bunu yaparken de çalışmamızı üç bölüme ayırdık. Birinci bölümde bir İslam devletinde hangi suçların ne şekilde cezalandırılacağını ve suçların kaça ayrıldığını izah ettik. İkinci bölümümüzde Osmanlı ceza hukukun diğer kaynaklarını açıkladık. Ayrıca şer'iye mahkemesindeki yargılama sürecini de sicillerden örneklerle ortaya koymaya çalıştık. Üçüncü ve son bölümümüzde 1703-1721 tarihleri arasındaki sicil kayıtlarına göre Trabzon'da yaşanmış olan asayiş vakalarını başlıklar halinde ayırarak yorumladık. İncelediğimiz sicillerdeki asayiş olaylarını sayılarını çeşitlerine göre ayırıp grafiklerle yansıttık. Elde edilen verilerle diğer bölgelere ait asayiş çalışmalarını mukayese ettiğimizde de XVIII. yüzyılın başlarında Trabzon Eyaleti'nde suç oranının bu bölgelerle nicelik ve nitelik olarak benzer olduğunu gördük. Anahtar Kelimeler: Trabzon, Suç ve Ceza, Asayiş, Şer'iye Sicilleri.

18. yüzyılGüvenlikOsmanlı Devleti+6
Mehmet Ali Ocak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Sabri F. Ülgener ve İdris Küçükömer'in perspektifinden Osmanlı-Türk toplumunda iktisadi geri kalmışlık analizi

İktisadi geri kalmışlık sorunsalı, Sanayi Devrimi sonrası süreçte çeşitli ölçütlere vurgu yapılarak gelişmiş olduğu kabul edilen Batı toplumları ile gelişmemiş öteki toplumlar arasında süregelen önemli bir tartışma konusudur. Tartışma zemininin zaman içerisinde, kültürel-etnik farklılıklardan ekonomik temellere, buradan da gelişmenin temel dinamiği olan "insan" faktörüne doğru dönüşüm geçirdiği gözlemlenmektedir. Bu çalışmada, Sabri F. ÜLGENER ve İdris KÜÇÜKÖMER'in perspektifiyle Osmanlı-Türk toplumunda iktisadi geri kalmışlıkta etkili olan nedenleri tespit etmek ve buradan hareketle Türkiye'nin sosyo-ekonomik gelişmesini sürdürülebilir kılmada, insan faktörünün önemini merkeze alan düşünce çizgisine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu amaçla, Ülgener ve Küçükömer'in yaklaşımları anahtar kavramlar temelinde analitik olarak ele alınmış, iktisadi geri kalmışlıkta ihmal edilen insan faktörünü kuşatan maddi ve manevi-kültürel etkenler ana hatlarıyla ortaya konulmuştur. Çalışmada yapılan analizler ışığında insan-madde, insan-insan, insan-toplum ve insan-devlet ilişkilerinde, bireyi sorumluluk ve şahsiyet sahibi kılarak özne konumuna yükseltmenin gerekliliği sonucuna varılmıştır.

EkonomiEkonomi tarihiGeri kalmışlık+5
Mehmet Dinçaslan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

I numaralı (h. 1155–1168/ m. 1742–1755) Bosna Ahkâm Defteri-değerlendı̇rme ve transkrı̇psı̇yon-

Osmanlı Devleti'nde adalet sisteminin ilk basamağını kadıların başkanlık ettiği yerel mahkemeler oluşturmaktadır. Bu mahkemelerde çözülemeyen meseleler arzuhal yazılarak ya da divân-ı hümâyûna bizzat gidilerek çözülmeye çalışılmaktaydı. Divân-ı hümâyûnda görüşülen bu meseleler için kanuna uygun hükümler verilmekteydi. Bu hükümler de mahallindeki kadılara, valilere, sancak beylerine ve diğer muhataplarına gönderilirdi. Meselelerin çözümü için verilen bu hükümler ahkâm şikâyet defterlerine kaydedilirdi. Çalışmanın konusunu Hicri 1155-1168, Milâdi 1742–1755 tarihlerini kapsayan I Numaralı Bosna Ahkâm Defteri'ndeki hükümler ve bu hükümlerin tasnif ve tahlili oluşturmaktadır. Hükümler, konularına göre çeşitli başlıklar altında örneklendirilerek incelenmeye çalışılmıştır. İlgili defterde yer alan hükümler, Bosna'nın idarî, sosyal ve iktisadî yaşamı hakkında değerli bilgiler sunmaktadır. Yapılan çalışmada defterdeki hükümler esas alınarak, XVIII. yüzyıl Bosna'sı hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu dönemde yaşanan olaylar, gelecek yıllarda yaşanacak gelişmelerin de temel sebeplerini oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Ahkâm Defterleri, Divan-ı Hümayun, Bosna, Osmanlı Devleti, XVIII. Yüzyıl, Balkanlar.

18. yüzyılAhkam DefterleriBalkanlar+4
Emine Yasemin İnbaşı Arı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
DoctorateOpen AccessTR

XVI. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı toplumunun dinî meselelerine muhalif bir yaklaşım: Şeyhülislam Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi ve fikirleri üzerine bir inceleme

XVI. yüzyıl Osmanlı ulemâsının dikkat çekici figürlerinden biri olan ÇivizâdeŞeyh Muhyiddin Mehmed Efendi, doğduğu andan itibaren kendisini ilmî birçevre içinde buldu. Tabiatıyla bu çevrenin de tesiriyle ilmiye tarîkine yöneldi.Bu tarîkde talebelik, müderrislik ve kadılık gibi aşamaları geçerek, Osmanlıilmiye teşkilatının tepe makamları olan Anadolu Kazaskerliği, RumeliKazaskerliği ve müftîlik makamlarına erişti. O, bu makamlarda ses getirenkararlara imza attı. Onun bu tür kararları, genellikle o güne kadaruygulanagelen Osmanlı geleneğine muhalif nitelikte idi. Çünkü o, ilmîzihniyeti itibariyle, Osmanlı ilim geleneğindeki hâkim zihniyet ve yaklaşımdanbelli ölçüde ayrılıyordu. Daha açık bir ifadeyle o, fıkhî meselelerde ?taklidgeleneği prensipleri çerçevesinde selefî tavra? sahip ?rivâyetçi? bir âlim olarakstatik düşünce tarzına sahipti. Oysa zamanın diğer çoğu Osmanlı âlimi, aynımeselelerde ?yorumcu? ve ?dinamik? bir yaklaşım sergiliyorlardı. Keza o,?vahdet-i vücûd?cu tasavvufî düşünce geleneği konusunda da diğer çoğuOsmanlı âliminden farklı olarak, -İbn Teymiyye?nin izinde- sert bir menfî tavırtakınmıştı. İşte Çivizâde, ilmî zihniyetinden kaynaklanan bu tür yaklaşımlarınedeniyle, XVI. yüzyılın ilk yarısında farklı bir Osmanlı âlimi tipi olaraktemâyüz etti.

Din adamlarıDin anlayışıMuhyiddin Çivizade+6
Mehmet Gel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessEN

Church bells, cannons, and talking machines: Sounding devices and the "modernization" of Late Ottoman Istanbul

This dissertation investigates how the Ottoman state and the inhabitants of late Ottoman Istanbul understood and dealt with several sounding devices found in the city: church bells, cannons, and talking machines (the gramophone and the phonograph). Focusing on their legal, political, and cultural status and examining how the state and its inhabitants perceived, used, and regulated these sounding objects, this study argues that the Ottoman capital's modernization was an auditory as well as a visual phenomenon. Based on three case-studies of sounding devices as organizing principle, the chapters provide a history of Istanbul's modernization between 1826 and 1923 from an auditory perspective. This study observes people's sensorial experiences, perceptions of modernization, as well as the Ottoman state's multifaceted mediation between numerous institutions to control the sounds that these devices made, and in doing so investigates how the changing auditory environment altered the culture of hearing and signified a shift in power balances for the state. By combining political, legal, and cultural backgrounds with personal narratives, this dissertation also shows how the existing body of data, both written and visual, can be employed from an auditory perspective and contribute to our understanding of Ottoman modernization, culture, and politics.

ModernizationObjectOttoman State+3
Onur Engin
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

Develi Kazası (1839 - 1910)

Bu çalışmada Develi Kazası'nın fiziki, idari, sosyal, demografik ve iktisadi durumu incelenmiştir.Temel kaynak olarak Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan çeşitli tasniflerdeki defter ve belgeler, Milli Kütüphanede bulunan Şer'iyye Sicilleri ve Ankara Vilayeti Salnamelerinden yararlanılmıştır.Giriş ve üç bölümden meydana gelen çalışmanın birinci bölümünde Develi Kazasının fiziki ve idari yapısı ile nüfusu hakkında bilgi verilmiştir. Öncelikle Develi'nin coğrafi konumu ve fiziki özellikleri açıklanmış, mimari yapısı ile önemli mimari eserleri kısaca tanıtılmıştır. Develi'nin Osmanlı İdari Teşkilatındaki yeri tespit edilmiş, kaza yönetimi ve bu görevi yerine getiren idareciler hakkında bilgi verilmiştir. Kaynakların elverdiği ölçüde kazanın yönetiminde yer alan görevlilerin isimleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bölümün sonunda ise 1830 nüfus sayımı sonrasında Develi'nin nüfusu hakkındaki bilgiler tespit edilmiş, Develi'ye bağlı nahiye ve köylerin nüfusu hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Develi'ye yerleşen Yörük-Türkmen Aşiretleri, Tanzimât dönemi iskân politikası ve göçmenlerin iskânına dair gelişmeler açıklanmıştır.Develi Kazasının sosyal yapısının ele alındığı ikinci bölümde ?Osmanlı Millet Sistemi? hakkında bilgi verilmiş, Develi'deki Müslim, gayr-i müslim ilişkilerine dair örnekler verilerek millet sisteminin bir kaza merkezindeki uygulamaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bölümde ele alınan bir diğer konu ailedir. Aile kurumunu ilgilendiren nişan, evlilik, boşanma ve çeşitleri, nafaka, vekalet, vasi tayini, evlat edinme ve ailedeki çocuk sayısı gibi konulara değinilmiştir. İkinci bölümün sonunda Develi'deki eğitim faaliyetleri açıklanmıştır. İlk, orta ve yüksek öğrenim fonksiyonunu yerine getiren Sıbyan Mektebi, Rüştiyeler, Medreseler ve buralarda okutulan dersler hakkında bilgi verilmiştir. Bu eğitim kurumlarının yanında azınlık ve yabancı okullarının faaliyetleri açıklanmıştır.Üçüncü ve son bölümde ise Develi Kazasının iktisadi hayatı başlığı adı altında öncelikle Develi'deki tarım ve hayvancılık ele alınmış, yetiştirilen tarım ürünleri, küçük ve büyükbaş hayvancılık faaliyetleri hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Develi ve Develi dışında faaliyette bulunan esnaf ve tüccar zümresinin faaliyetleri örneklerle açıklanarak Develi'nin ticari açıdan önemli bir merkez olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bölümün sonunda para, fiyatlar ve vergiler konusunda gerekli izahat yapılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Develi2. Kaza Yönetimi3. Tanzimât4. Şer'iyye Sicili5. Ticaret

Osmanlı DevletiOsmanlı tarihiOsmanlı toplumu+2
Mehmet Süme
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00

Related subjects