Abuse

118 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

"Güvenli Çocuk" (Safe child) Programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; 54-90 ay aralığındaki anasınıfı ve ilkokul birinci sınıfa devam eden çocukların kendilerini istismar ve benzer tehlikeli durumlardan korumalarına, kendilerine duydukları güveni artırmaya yönelik olarak uyarlanan Güvenli Çocuk Programı'nın etkililiğini incelemektir. Bu araştırmada ön-test-son-test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılmış, 2x3x3 modelinde yürütülmüştür. Bu araştırmanın deney grubunu Güvenli Çocuk Programı'na katılan çocuklar, öğretmenleri ve aileleri, kontrol grubunu bu programa katılmayan çocuklar, öğretmenleri ve aileleri oluşturmaktadır. Her bir grupta 19 çocuk olmak üzere toplam 114 çocuk yer almıştır. Nitel veriler, altı sınıf öğretmeni ve her gruptan gönüllü olarak katılmak isteyen beşer aile ile görüşmeler yürütülerek elde edilmiştir. Deney grubunu oluşturan çocuklara altı hafta boyunca, haftada iki gün ve dört oturumdan oluşan program uygulanmıştır. Plasebo grubuna benzer şekilde altı hafta süresince toplam 24 oturumdan oluşan etkinlikler uygulanmış, kontrol grubuna ise müdahalede bulunulmamıştır. Programın uygulanmasından sonra son-test ölçümleri yapılmış ve son-test ölçümlerinden sekiz hafta sonra izleme testleri uygulanmıştır. Çocuklardan veri elde etmek amacıyla 'Güvenlik Bilgi ve Beceri Değerlendirme Aracı', 'Akran Zorbalığı Değerlendirme Aracı', 'Kültür Bağımsız Özgüven Kontrol Listesi' ve 'İnternet Güvenliği Değerlendirme Aracı' kullanılmıştır. Öğretmen ve aile boyutunda 'Öğretmen Görüşme Formu' ve 'Aile Görüşme Formu' programın etkisine dair görüşleri belirlenmiştir. Verilerin analizinde Kruskal-Wallis H testi kullanılmış ve gruplar arasında anlamlı farklılıklar görüldüğünde Post-Hoc Çoklu Karşılaştırma Testi ile birbirinden farklı olan gruplar tespit edilmiştir. Grupların ön-test-son-test ve son-test-izleme testi puanlarının karşılaştırılmasında ilişkili ölçümler için Wilcoxon işaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, Güvenli Çocuk Programının, çocukların kendilerini korumalarına yönelik becerilerini olumlu yönde etkilediği ve yapılan bireysel görüşmelerde de öğretmen ve ailelerin programla ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir.

Akran zorbalığıGüvenli davranışGüvenli Çocuk Programı+5
Emine Hande Aydos
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal istismarı önleme ve müdahale programı geliştirme ve etkisinin test edilmesi

Bu araştırmanın amacı, ebeveynler için geliştirilen "Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşımdan Esinlenerek Hazırlanan Duygusal İstismarı Önleme ve Müdahale Etmeye Yönelik Aile Rehberliği Programı" eğitiminin, duygusal istismarı azaltıp azaltmadığını incelemektir. Bu araştırma, ön test- son testin uygulandığı kontrol gruplu deneysel bir araştırmadır. Araştırmaya, 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında, Ankara ili Keçiören İlçesinde, bir devlet ortaokulunda, çocukları 7. ve 8. sınıflarda öğrenimlerine devam eden 18 anne katılmıştır. Deneysel çalışma haftada bir gün 90 dk.'lık görüşmeler şeklinde, altı hafta devam etmiştir. Uygulamalar öğrencilerin devam ettikleri ortaokulda, ders dışı saatlerde yapılmıştır. Deneysel çalışma ve test uygulamaları, araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Ön testler, ilk oturumdan bir hafta önce, son testler son oturumdan 10 gün sonra uygulanmıştır. Annelere, çocuklarını ne derece duygusal bakımdan istismar ettiklerini belirlemek için ön ve son test olarak, Çocuk İstismarı Potansiyeli Envanteri (Öner ve Sucuoğlu, 1994) uygulanmıştır. Bu uygulamalardan ayrı olarak, çocukların ebeveynlerinden algıladıkları duygusal istismar seviyesini ölçmek üzere, katılımcıların çocuklarına Yetişkin Genç İlişkileri Ölçeği (Alantar, 1989) ön ve son test olarak uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde örneklemdeki kişi sayısının az olması nedeniyle, bağımsız gruplar için Mann-Whitney U Testi; tekrarlı ölçümler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları duygusal istismar eğitiminin, ebeveynlerin duygusal istismar davranışları ile çocukların ebeveynlerinden algıladıkları duygusal istismarı azalttığını göstermiştir.

Aile rehberliğiDuygusal istismarEğitim programları+5
Ayşenur Gürsel
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin cinsel istismara uğrama durumunda ilk ve ortaokullarda çalışan öğretmen ve okul yöneticilerinin tutum ve davranışları

Çocuk istismarı karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psiko-sosyal kapsamlı, ciddi bir sorundur (Ziyalar 1999 ve Polat 2002, Aktaran: Kara ve diğerleri 2004). Çocuk istismarı türleri içinde özellikle de cinsel istismar, en zor fark edilenidir. Çocuğun kendinden yaşça büyük biri tarafından cinsel tatmin amacıyla kullanılması olarak ifade edilebilen cinsel istismara, çocukta derin izler bırakabildiği için erken müdahale etmek, hayatidir. Cinsel istismar vakalarıyla karşılaşan, pek çok meslek mensubu vardır. Tıp hekimleri, adli tıp uzmanları, psikologlar, emniyet mensupları, hukukçular ve sosyal hizmet uzmanları, bu konuda donanımlı olmasına önem ve öncelik verilen uzmanlardır. Yapılan araştırmalara bakıldığında, genel manada çocukların cinsel istismara uğrama yaşının 7-12 yaş arasını (Polat 2007) kapsadığını görmekteyiz. Yaş sınırının 6-10 ve 12-14 yaşları arası olduğunu ifade eden uzmanlar da vardır. Kesin olan şey şudur ki, bu yaş aralığı çocuğun ailesinden ilk kez ayrıldığı zamanlardır. Çocuk, özellikle de okul çağında onu koruyan 2 temel yapının etkisini hissetmektedir; ailesi ve öğretmeni. Günümüzde özellikle de çocuklara yönelik cinsel şiddet suçlarının arttığını ortaya koyan hem ulusal hem de uluslararası sonuçlar vardır. UNICEF, 190 ülkeden verileri araştırarak hazırladığı raporunda, 2012'de 120 milyondan fazla genç kızın fuhşa zorlandığını ve cinayet kurbanlarının beşte birinin 20 yaş altı genç ve çocuklardan oluştuğunu (AA, 2014) açıklayarak kitleleri sarsmıştır. Türkiye'de ise genel manada veriler üzerinden konuşmak halen çok zordur. Az sayıdaki verilerden biri Adalet Bakanlığı'na aittir. Buna göre göre, Türkiye'de çocuğa karşı işlenen cinsel taciz, saldırı ve istismar suçlarının 2008'de 7 bin 500, 2009'da 13 bin 812 iken; 2011'de 18 bin 334, 2012'de ise 33 bin 992 olduğuna dikkat (Cumhuriyet, 2013) çekilmiştir. Görünen o ki çocuk cinsel istismarı, eğitim sistemi içinde erken müdahale edilmesi gereken güncel bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmamızın amacı, çocuğun cinsel istismara maruz kalması durumunda, çocuğa sadece eğitim vermek değil onu aynı zamanda korumaktan da sorumlu olan eğitimcilerimizin bu konudaki bilgi düzeyleriyle, olası durumdaki tutum ve davranışlarını ortaya koyabilmektir. Araştırmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemi olup, yarı yapılandırılmış olarak hazırlanan görüşme formu kullanılarak yaklaşık 17 saat görüşme yapılmıştır. Örneklem olarak seçilen okulların biri ilkokul diğeri ortaokuldur. Okul yöneticisi ve öğretmenlerden oluşan gönüllü 44 eğitimciden veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerimizin neredeyse tamamının böyle bir duruma erken müdahale edebilecek bilgiye sahip olmadıklarını ve kimlerden yardım alınabileceğiyle ilgili kafa karışıklığı yaşadıkları görülmüştür. Bu konuda eğitim almaya ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Eğitimcilerimizin önemli bir kısmının, böyle bir durumla karşılaştığında okulun içindeki sistemlerin yetmediği düşüncesiyle farklı yapılara başvurmayı tercih edecekleri görülmüştür. Eğitimcilerimizin suçu bildirme yükümlülüklerinden habersiz oldukları, kimi eğitimcilerimizin ise bazı durumlarda suçu görmezden gelebilecekleri görülmüştür. Ayrıca çocuk cinsel istismarı konusunda eğitim sistemimizde hem önleyici hem de erken müdahaleye yönelik olarak özellikle de okullarda uygulanan, ulusal düzeyde bir çalışma bulunmamaktadır. 2011 yılında Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) isimli proje Milli Eğitim Bakanlığı'nca uygulanmaya konmuş, lakin birkaç ay sonra mahkeme kararıyla kaldırılmıştır. Böylelikle risk altındaki çocukların korunması konusu halen yeri doldurulamamış alanlardan biridir. Önerilerimiz ise tüm eğitimcilerimize bu konuda nitelikli eğitim verilmesidir. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığının diğer bakanlıklarla ortak çalışmalar yürütmesi çok büyük önem taşımaktadır. Okullarda rehber öğretmenlerin yanında sosyal hizmet uzmanlarının da bulunması, bu tür durumlarda okulun erken müdahale etmesini kolaylaştırarak, çocuk mağduriyetlerini azaltacaktır. Müfredata bu konunun yerleştirilmesi çocuğa kendini koruma ve gerektiğinde kimlerden yardım alabileceği bilgisini kazandıracaktır. Ayrıca çocuk kitapları ve dergilerinde bu konuya yer verilmesi, çocukları bu konuda güçlendirecektir. Kamu spotları, başta olmak üzere görsel ürünlerle kitlesel farkındalığın artırılması çok büyük değer taşır. Alandaki öğretmene Hizmet İçi Eğitimlerle bu konu hakkında bilgi verilmelidir. Ayrıca hem Eğitim Fakültelerinde hem de Pedagojik Formasyon eğitimlerine bu konuyla ilgili bir ders konulması öğretmen adaylarının bilgi ve farkındalık düzeylerini artıracağı için son derece önemlidir.

Cinsel saldırı suçuCinsel tacizOkul yöneticileri+7
Dilek Özgül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Children rights and abuse of children in the world of politics

The concept 'child' has been perceived differently and has changed over the years. While a child was seen as a slave in and prior to the 18th century, it has become a more proper concept today and the Convention on the Rights of the Child in particular, has led to a more swift adoption of it by states. Child abuse has become more critical and while violence and its methods against children were unknown and ignored in the past, it is more exposed and spread by institutions created nowadays. Child abuse is defined by the World Health Organization as 'intentional or unintentional behaviors of an adult, society or a country that adversely affect the health and physical development of a child'. In this study, children's rights, the history of the convention, child abuse and its types have been examined. These countries have been examined according to the rate and types of abuse applied in them by looking at the causes and consequences of abuses. Protective and preventive policies, institutions and service models for the protection of children against all forms of violence in our country and around the world have been investigated. This study focuses on the basic reasons and solutions to child abuse in Turkey. Lack of education and poverty are the main reasons of child abuse in the country. To solve the issue of child abuse, the level of education should be increased and poverty should be eliminated. Education and programs aimed at protection and rehabilitation of children has been investigated at the end of this study and the results have been examined by looking at the objectives and activities of those programs. In this case, data provided by institutions such as UNICEF and UNESCO for the protection of child abuse has been used.

PoliticsUnited Nation Educational Scientific and Cultural OrganizationInternational Labour Organization+4
Merve Kösem
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sigortacılıkta hasarlarda suistimalin tespit edilmesi, uygulamaların değerlendirilmesi ve örnek olaylar

Sigorta, bireylerin veya kurumların kendilerini beklenmeyen kayıplara korumak adına başvurdukları önemli bir enstrüman olarak karşımıza çıkmaktadır. Sigorta sistemi kapsamında bireyler veya kurumlar belli bir prim ödemekte ve bu prime karşılık kendilerini belli risklere karşı koruma altına almaktadır. Ancak belli risk olmaksızın riskin hileli bir biçimde var olduğu göstererek maddi güvencenin talep edilmesi ise sigorta suistimallerini ortaya çıkarmaktadır. Sigorta suistimalleri, sigorta şirketlerinin önemli kayıplar yaşamalarına neden olabilmekle beraber sigorta yaptıranların da ortaya çıkan kayıplar kapsamında artan risk primleri ile zarar görmelerine neden olabilmektedir. Bununla birlikte sigorta şirketlerinin ekonomiye sağladıkları fonun azalması ile birlikte ekonomide bu durumdan zarar görebilmektedir. Sigorta şirketlerinin karşı karşıya kaldıkları suistimal türlerini ön görebilmeleri, bu risklerin önlenmesi açısından alınacak tedbirler ve önlemlerin belirlenmesi açısından son derece önemli olacaktır. Bu yönüyle çalışma dahilinde Türkiye'de sigortacılık suistimallerin belirlenmesi ve uygulamaların değerlendirilmesi üzerinde durulmuştur.

HasarHasar maliyetleriKötüye kullanma+2
Fatih Ateş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Orta ve lise düzeyi öğretmenlerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile öğrencilere yönelik şiddet davranışları arasında duygu düzenleme becerilerinin aracılık etkisi

Bu çalışmada orta ve lise düzeyi öğretmenlerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile öğrencilere yönelik şiddet davranışları arasında duygu düzenleme becerilerinin aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla İstanbul ilinde bir özel okulda görev yapan her branştan öğretmenler, müdür ve müdür yardımcıları olmak üzere toplam 129 kişiden veri toplanmıştır. Araştırmada demografik soru formu, Çocukluk Çağı Travmaları ölçeği (CTQ),Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği(DDGÖ) ve öğretmen istismar davranışları soru formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin çocukluk çağı travmaları ölçeğinden aldıkları puanlar ile öğretmenlerin öğrencilere yönelik toplam istismar davranışı puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmasının istismar davranışı üzerine etkisinde duygu düzenleme güçlüğünün tam aracılık etkisi olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulguların ayrıntıları ele alınmış ve yorumu yapılmıştır. Bu doğrultuda ilerideki uygulama ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Çocukluk çağı travması, duygu düzenleme, istismar, şiddet

Duygu düzenlemeLise öğretmenleriOrtaokul öğretmenleri+6
Dilek Özbek
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Travma sonrası stres bozukluğu ve depresyon belirti düzeyi ile travma sonrası olumsuz bilişler, peritravmatik sıkıntı düzeyi, duygu düzenleme ve davranışsal kaçınma arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu çalışmada cinsel istismar deneyimi nedeniyle kurum bakımına ihtiyaç duyan kız ergenlerin çeşitli demografik, ruhsal ve istismara dair özellikleri incelenmiştir. Bununla birlikte travma sırasındaki duygular ve şiddeti, davranışsal kaçınma, duygu düzenleme özellikleri ile travma sonrası olumsuz bilişlerin katılımcıların travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve depresyon belirti şiddetini yordayıcı rolünü ele almak üzere travma sonrası stres bozukluğu ve depresyon regresyon modeli kurulmuştur. Araştırma, cinsel istismar deneyimi nedeniyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü'ne bağlı bir Çocuk Destek Merkezinde (ÇODEM) bakım ve korunma altında bulunan 12-18 yaş aralığındaki 109 kız çocuğu ile yürütülmüştür. Katılımcıların %60'ının muhtemel TSSB ve %43'ünün depresyon tanısı alabileceği, TSSB'ye komorbid depresyon tanısı alma olasılığının yaklaşık %69 (n = 45) olduğu görülmüştür. Yaş, cinsel istismar özellikleri ve eşlik eden diğer istismarın TSSB ve depresyon belirti şiddetini yordamadığı ancak cinsel istismar deneyimi sırasında deneyimlenen duyguların şiddeti, davranışsal kaçınma, işlevsel olmayan duygu düzenleme özelliklerini yordadığı görülmüştür. Travma sonrası bilişler TSSB ile ilişkili bulunmazken, benliğe ilişkin olumsuz bilişler depresyon belirtilerinin şiddetiyle zayıf bir ilişki göstermiştir. Kurulan iki regresyon modeline ve ele alınan değişkenler arasındaki ilişkilere dayanarak, maruz kalınan cinsel saldırı sırasında deneyimlenen öfke, korku, çaresizlik ve üzüntü gibi duyguların stresöre ilişkin kontrol kaybını azalttığı ve günlük yaşamda deneyimlenen sıkıntı verici anılar, bilişler ve duyguların işlevsiz baş etme mekanizmalarını tetikleyebileceği düşünülmüştür. Bu mekanizmanın TSSB ve depresyon belirti şiddeti ile ilişkisi tartışılmıştır. Elde edilen bulgular cinsel istismar deneyiminin yol açabileceği TSSB ve depresyon belirtilerinin tedavisinde duygu düzenleme becerilerine, travma anısı ve travmatik tetikleyicilerin ortaya çıkarabileceği korku, öfke, çaresizlik ve üzüntü gibi duygularla baş etmeye yönelik sistematik tedaviler kullanılmasının etkili olabileceğini göstermektedir. Bunun yanında cinsel istismara uğramaları nedeniyle kurum bakımına alınmış kız ergenlere verilen grup bakımı önerilerde bulunulmuştur.

DepresyonDuygu düzenlemeKaçınma davranışı+7
Özlem Şahin
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde çocuk YouTube içerik üreticilerinin yayınladığı videoların çocuğun duygusal istismarı açısından incelenmesi

Sosyal medya uygulamalarının gelişmesi, kullanımının yaygınlaşması ve çocukların da bu platformlarda denetimsiz ve aktif olarak yer almaya başlamaları ile çocuk istismarı yeni bir boyut kazanmış ve sosyal medyanın çocuklara yönelik etkileri, incelenmesi gereken önemli bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada erken çocukluk dönemindeki YouTube içerik üreticilerinin yayınladıkları videolarda, anne babaları tarafından duygusal istismara maruz kalma durumları, duygusal istismar türleri ve sıklığı araştırılmıştır. Çalışma kapsamında YouTube videoları incelendiğinden, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmış, bu yöntemi uygularken Çok Yönlü Okuryazarlık ve Eleştirel Okuryazarlık kuramları ön plana alınmıştır. Çalışmada videolar amaçlı örneklemle, YouTube'da içerik üreten ve en yüksek takipçiye sahip 10 çocuk içerik üreticisi olarak seçilmiştir. Her kanala ait son 6 yılda yayınlanmış, içeriğinde anne veya babası bulunan, en çok izlenme sayısına sahip 10 video olmak üzere toplam 100 video, duygusal istismar ve alt boyutları kapsamında incelenmiştir. Veri analizinin ilk basamağında belirlenen video içerikleri duygusal istismarın alt boyutları baz alınarak oluşturulan kodlara göre "Dedoose" programı ile analiz edilmiştir. Her video için birçok farklı yönden analize olanak sağlayan Çok Yönlü Etkileşim Analizi yöntemi kullanılarak mikro analiz yapılmıştır. Bu yöntem sadece video içerisindeki sözlere değil bunun yanı sıra görsellere, ekrandaki hareketlere, kullanılan ses efektlerine, video içerisindeki kişilerin jest ve mimiklerine ve ses tonlarına da odaklanmayı (Norris, 2013) sağlayarak, videolara çok boyutlu bakılmasına imkân vermiştir. Videoların analizi sürecinde "Duygusal İstismar Bilgi Tespit Formu" (Ek. 2) oluşturulmuş, her bir YouTube kanalı için analiz edilen her videoda rastlanılan bulgular kaydedilmiştir. Çalışma sonucunda incelenen 10 YouTube kanalının 5'inde duygusal istismar bulgusuna rastlanmış, videolarda çocukların anne veya babaları tarafından duygusal istismara uğrama sıklığı %17 olarak belirlenmiştir. Çocukların bu videolarda daha çok anneleri tarafından duygusal istismara uğradığı, en çok uygulanan duygusal istismar davranışlarının ise azarlama, aşağılama, duygusal tepki göstermeme ve ihmal olduğu görülmüştür. Reddetme, aşırı koruma, izole etme, ayrım, suça yöneltme ve lakap takma alt boyutlarına rastlanmamıştır.

Duygusal istismarErken çocuk eğitimiOkul öncesi dönem+6
Sevilay Çubuk
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası deniz hukukunda hakkın kötüye kullanılması ve uluslararası andlaşmalar bağlamında uygulanması

Ulusal hukuk düzenlerinde iyiniyetin korunmasına yönelik en önemli araçlardan biri olan hakkın kötüye kullanılması yasağı uluslararası hukukun kaynaklarını ortaya koyduğu kabul edilen Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesi doğrultusunda "medeni milletlerce tanınan hukukun genel ilkeleri" kapsamına girmektedir. Bu doğrultuda hakkın kötüye kullanılması yasağının, "genellik" yani farklı hukuk sistemlerinde kullanılma ve "medeni milletlerce tanınma" olmak üzere iki farklı niteliği haiz olması gerekmektedir. Ulusal hukuk sistemlerinde özellikle mülkiyet hakkının bir başkasına kötüniyetle zarar verecek şekilde kullanılmasının engellenmesi amacını taşıyan hakkın kötüye kullanılması yasağı, uluslararası hukukta ise devletlere tanınan hakların başka devletlerin zararına olacak şekilde kullanılması ihtimalini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda, tahkim mahkemeleri ve uluslararası mahkemeler tarafından da hakkın kötüye kullanılması yasağına, her ne kadar doğrudan dayanılmasa da, yargılama sürecinde ya da kararlarda yer verilmiştir. Buna ek olarak, uyuşmazlıklara taraf olan Birleşik Krallık ve Panama gibi devletler de dava dilekçelerinde bu yasağa atıf yapmışlardır. Özellikle 20. yüzyılın ilk yarısı itibariyle başlayan uluslararası deniz hukukunun kodifikasyonu faaliyetlerinde hakkın kötüye kullanılması yasağı da çeşitli açılardan kendine yer bulmuştur. Bu doğrultuda, başlarda yalnızca açık denizdeki canlı kaynakların korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik olarak açık denizde balıkçılık serbestisinin sınırlandırılması amacıyla ele alınan hakkın kötüye kullanılması yasağı, sonraki dönemde oldukça detaylı ve uluslararası deniz hukukunun tam ve kesin bir şekilde düzenlenmesi amacını taşıyan 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'yle, 300. madde kapsamında uluslararası deniz hukukunun tümüne uygulanabilecek bir genel ilke haline getirilmiştir. Anahtar Sözcükler Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, Hukukun Genel İlkeleri, İyiniyet ilkesi, Kötüniyet, Uluslararası Deniz Hukuku, Uluslararası Hukukun Kaynakları

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku SözleşmesiDeniz hukukuHukuk+5
Gökey Saraçyakupoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticarette hakim durumun kötüye kullanılması

Alım ve satıma yönelik ticari faaliyetlerin çevrimiçi ağlar üzerinden gerçekleşmesi olarak tanımlanan elektronik ticaret, genel ticaret hacmindeki payını günden güne arttırmaktadır. İnternet, zaman ve mekân algısını ortadan kaldırarak, tüketici ve satıcıyı her daim elektronik ortamda buluşturabilen elektronik pazaryerlerinin doğmasına sebep olmuştur. Elektronik pazaryerlerinin kendine özgü yapısı, bu pazarların geleneksel pazarlara alternatif bir satış kanalı olarak mı ayrı bir pazar olarak mı tanımlanacağı, pazarın coğrafi sınırlarının nasıl çizileceği, bu pazarlarda hakim durum tespitinin nasıl yapılacağı sorularına cevap aranması gerekliliğini doğurmuştur. Ticaretin yeni gelişmeye başladığı dönemlerden beri kartelleşmeyi yasaklayarak iktisadi refahı ön planla tutan rekabet hukuku kapsamında günden güne işlem hacmi ve pazar payını artıran büyük teknoloji şirketleri bakımından yeni rekabetçi endişeler doğmuştur. Atlantik'in her iki yakasındaki rekabet otoriteleri, büyük pazar payına sahip olan bu şirketlerin davranışlarını mercek altına almıştır. Bu kapsamda, son yıllarda Google, Microsoft, Amazon, Facebook, Apple, Booking, Yemeksepeti, Sahibinden.com gibi faaliyet gösterdikleri elektronik pazaryerlerinde hakim durumdaki teşebbüslerin eylemleri kötüye kullanma bakımından incelemeye tabi tutulmuştur. Elektronik ticarette hakim durumun kötüye kullanılması davranışlarına odaklanan çalışmamızda birinci bölümde elektronik ticaret kavramı, ikinci bölümde hakim durumun kötüye kullanılması kavramı genel hatlarıyla ve son olarak üçüncü bölümde, elektronik ticarette hakim durumun kötüye kullanılması ele alınmıştır. Bu kapsamdaki uyuşmazlıklara, ulusal rekabet otoriteleri, Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Birliği Adalet Divanı kararları temelinde getirilen çözümler ile ABD'de mevcut yaklaşımlar birlikte değerlendirilmiştir. Sonuç itibarıyla, ticaretin elektronik ortama taşınması arama ve zaman maliyetlerinin düşmesine yol açmış, üretici ile tüketici doğrudan buluşabilme imkânına sahip olmuştur. Bu durum ekonomik anlamda etkinlik ve verimlilik artışına ortam hazırlamıştır. Elektronik ticaretin olumlu katkılarının sağlamış olduğu fayda ise, rekabet otoriteleri ve yargı organlarının önlerine gelen uyuşmazlıklarda, elektronik ticaretin kendi dinamikleriyle uyumlu, ihtiyaçlara hızla cevap veren ve sektördeki inovasyon hızını kesmeyecek hassas bir yaklaşım sergilemesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Anahtar Sözcükler Elektronik ticaret, hakim durumun kötüye kullanılması, elektronik ticarette hakim durumun kötüye kullanılması.

Elektronik ticaretHakim durumKötüye kullanma+3
Nergiz Büşra Taşdemir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocukluk çağı cinsel istismarına maruz bırakılan genç kadınlar: kurum bakımı ve sonrası yaşam deneyimlerinin feminist bakış açısıyla değerlendirilmesi

Bu tezde çocukluk dönemlerinde cinsel istismara maruz kalmış genç kadınların kurum bakımı sürecinde aldıkları sosyal hizmetlere ve kurum bakımından çıktıktan sonra yaşadıklarına ilişkin yaşam deneyimleri incelenmiştir. Araştırma, genç kadınların çocukluk dönemleri, cinsel istismarın tespit edilmesi, tespitten sonra yaşananlar, kurum bakımı süreci ve verilen hizmetler, kurum bakımı sonrasında yaşananlar ve karşılaşılan sorunlar olmak üzere tüm dönemleri kapsayan bütüncül bir bakış açısına sahip olması ve kadınların yaşam deneyimlerine dayanması açısından önem arz etmektedir. Araştırmanın temel sorusunu "Çocukluğunda cinsel istismar mağduru olan genç kadınların deneyimlerine göre sosyal hizmet uygulamalarının sağaltıcı etkileri nasıldır?" oluşturmaktadır. Bu soruya bağlı alt sorularla araştırmanın bütüncül yaklaşımı sürdürülmüştür. Araştırma verilerine ulaşmak üzere nitel araştırma deseninde yaşam öyküsü yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada cinsel istismara maruz kaldıktan sonra kuruma yerleştirilen ve kurum bakım süreci sona eren on iki genç kadın ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Analiz sonucunda dört ana temaya ulaşılmıştır. Çocukluk Dönemi teması altında aile dinamikleri, aile üyelerinin özellikleri, Cinsel istismarın tespiti temasında kolluk kuvvetleri, öğretmenlerle temas, ikincil örselenme, ilk adım merkezlerinin rolü ve ailenin tutumuna ilişkin bulgular yer almaktadır. Çocuğun cinsel istismarına ilişkin kurum bakımı süreci ve hizmetlerin etkililiği temasında kurum bakım sürecinde verilen kuruma kabul, eğitim, sağlık, psikososyal destek, yasal destek, beslenme, kontrol güvenlik, kurumdan çıkış gibi kurum bakımında verilen hizmetlere ve bu hizmetlerin etkililiğine ilişkin katılımcıların değerlendirmelerine ilişkin bulgular, son tema olan Kurum bakımı sonrası yaşam deneyimleri temasında ise genç kadınların karşılaştıkları, barınma sorunları, ekonomik sorunlar, sosyal sorunlar, baş etme süreçleri, sosyal destek mekanizmalarının etkililiği, evlilik, annelik deneyimlerine ilişkin bulgular yer almaktadır. Son olarak cinsel istismarın tespiti, kurum bakımı süreci ve sonrası süreçlerde aktif rol alan farklı sektörlere ve sosyal hizmetlere ilişkin önerilere yer verilerek tez tamamlanmıştır. Tezin cinsel istismar mağduru çocuklara yönelik sosyal hizmetlerin geliştirilmesi açısından önemli katkıları olacağı düşünülmektedir.

Cinsel istismarCinsel şiddetFeminist kuram+7
Betül Çolak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the effects of parental psychological control, perceived parental warmth and strict control/supervision on emotional abuse in romantic relationships

The present study investigated the effects of parental psychological control, parental warmth and parental strict control/supervision on emotional abuse victimization in romantic relationships. Two hundred thirty university students, who have ever had a romantic relationship for at least six months, filled out Psychological Control Scale (PCS), Parenting Styles Questionnaire (PSQ), Earlier Abuse Experience Information Form (EAEIF) and Emotional Abuse Questionnaire (EAQ). Moderation analysis indicated that three-way interaction between parental psychological control, warmth and strict control on emotional abuse was significant. More specifically, parental psychological control predicted emotional abuse victimization when parental warmth was both moderate and high, but when strict control/supervision was low. The findings indicate that parental warmth exacerbates the negative effects of psychological control on emotional abuse victimization in romantic relationships of late adolescents only when parents do not provide enough behavioral control and monitoring for inappropriate behaviors during childhood. The present study significantly contributed to our understanding of how perceived childhood experiences of parental psychological control and parental attitudes are transferred to late adolescence, and therefore affect adolescents' current experiences of emotional abuse in their romantic relationships. Keywords: Psychological Control, Parental Warmth, Strict Control/Supervision, Emotional Abuse

Romantic relationshipEmotional abuseParenting behaviors+6
Sıla Deniz Beyarslan
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal istismar ile yeme tutumu arasındaki ilişki

Çalışmanın amacı duygual istismar ile yeme tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Duygusal istismar ile yeme tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesinin daha sonra yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmanın örneklemin toplamını oluşturan İstanbul Gelişim Üniversitesi öğrencilerine Algılanan Duygusal İstismar Ölçeği ve Yeme Tutumu 40 Testi uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından katılımcıların bilgilerini toplamak amacıyla oluşturulan sosyodemografik veri formu kullanılmıştır. Araştırmanının örneklem grubu 318 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular SPSS 24 (Statistical Package for Social Sciences) programında analiz edilmiştir. Verileri değerlendirilirken yüzde, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı iststistiksel metodlar kullanılmıştır. Verileri incelenirken ANOVA, Kruksal Wallis H Test, Bağımsız Gruplar t-test, Welch, Tamhane't2 kullanılmıştır. Araştırma dahilinde sosyodemografik veri formunu ve anket sorularını 255'i (%80,2) kadın ve 63 (%19,8) erkek olmak üzere toplamda 318 katılımcı ile çalışılmıştır. Algılanan duygusal istismar ölçek puanının, yeme tutumu testinin şişmanlık kaygısı ve sosyal baskı alt boyutları ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bireylerin duygusal istismar düzeyleri arttıkça yeme tutumlarının kötüleştiği belirlenmiştir. Yeme tutumu ölçeği ile algılanan duygusal istismar ölçek puanlarının psikiyatrik tanıya sahip katılımcılarda, psikiyatrik tedavi alan katılımcılarda ve tıbbi rahatsızlığı bulunan katılımcılarda yüksek olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından duygusal istismar ve yeme tutumu arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Değerlendirme soncunda elde edilenler bulgular kısmında aktarılmıştır. Sonuçta literatürdeki benzer araştırmalar tartışılmış ve gelecek çalışmalar için çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Beslenme bozukluklarıDuygusal istismarYeme davranışı+3
Merve Çavuşoğlu
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklukta algılanan ebeveyn tutumları ile yetişkinlikte algılanan duygusal istismarın aleksitimi ile ilişkisi

Araştırmanın temel amacı yetişkin bireylerde algılanan duygusal istismar düzeyinin, çocuklukta algılanan ebeveyn tutumlarının aleksitimi ile ilişkisinin incelenmesidir. Bu bağlamda araştırılacak sorulardan biri katılımcıların algılanan duygusal istismar düzeyi ile çocuklukta algılanan ebeveyn tutumları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığıdır. Aynı zamanda katılımcıların algıladıkları duygusal istismar düzeyleri ile aleksitimi seviyeleri arasındaki ilişki araştırmamızın diğer sorusu olacaktır. Son olarak katılımcıların algıladıkları duygusal istismar düzeylerinin katılımcıların cinsiyet, ebeveynlerin medeni durumları, ebeveynlerin eğitim seviyeleri ve kendilerinin eğitim seviyelerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenecektir. Bu araştırmada, çocuklukta algılanan ebeveyn tutumları ile yetişkinlikte algılanan duygusal istismarın aleksitimi ile arasındaki ilişki bağımlı ve bağımsız değişkenlerle ilişkisel tarama modeliyle incelenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli, araştırmada bulunan iki değişken arasında bulunan ilişkiyi analiz etmek amacıyla kullanılmıştır. Bunun yanı sıra bu yöntem iki farklı değişkeni karşılaştırma amacıyla da kullanılmaktadır. Araştırma evrenini 18 yaş ve üzeri kadın ve erkek bireyler oluşturmaktadır. Katılımcılar araştırma hakkında bilgilendirilmiş ve kendi onayları doğrultusunda çalışmaya dahil edilmişlerdir. Araştırmanın istatistiksel analizinde SPSS 20 Paket programı kullanılmıştır. İki değişkenin sürekli olması ve değişkenlerin birlikte (ikili olarak) normal dağılım göstermesi durumunda Pearson korelasyon, ikili grupların ortalamaları arasındaki farkı test etmek için bağımsız örneklem grupları için kullanılan T testi, iki ya da daha fazla ilişkisiz ve normal dağılım göstermeyen örneklemden elde edilen ortalama puanların birbirlerinden anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediğini test etmek için de Kruskal Wallis H-Testi, çoklu grupların normal dağılım göstermesi durumunda ortalamaları test etmek için tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmada, sosyodemografik değişkenleri belirlemek üzere ''Kişisel Bilgi Formu'', ''Algılanan Duygusal İstismar Ölçeği'', ''Kısaltılmış Algılanan Ebeveynlik Tutumları Ölçeği – Çocuk Formu'' ve ''Toronto Aleksitimi Ölçeği'' kullanılmıştır. Analizler sonucunda, çocuklukta algılanan ebeveyn tutumları, duygusal istismar ve aleksitimi alt boyutlarından duyguları tanıma ve tanımlamada zorluk arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunurken; aleksitimi alt boyutlarından duygu iletişiminde zorluk arasında negatif yönde, zayıf düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çocuklukta algılanan baba tutumu ile duygusal istismar ve aleksitimi alt boyutlarından duyguları tanıma ve tanımlamada zorluk arasında pozitif yönde zayıf düzeyde ve anlamlı bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Duygusal istismar ile aleksitimi alt boyutlarından duygu iletişiminde zorluk arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunurken; duyguları tanıma ve tanımlama zorluk arasında pozitif yönde normal düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Aleksitimi alt boyutlarından olan duygu iletişiminde zorluk ile duyguları tanıma ve tanımlamada zorluk arasında pozitif yönde zayıf düzeyde ve anlamlı bir korelasyon olduğu saptanmaktadır.

AleksitimiAna-baba tutumuDuygu+3
Gözen Kavas
İstanbul Gelişim University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan duygusal istismar ile sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişki

Bu çalışmada duygusal istismar ile sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, İstanbul ilinde yaşayan 18 yaş ve üstü 120 kadın, 114 erkek olmak üzere toplam 234 yetişkine uygulanan Yetişkinler İçin Algılanan Duygusal İstismar Ölçeği, Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği ve araştırmacı tarafından katılımcıların sosyodemografik bilgilerini toplamak amacıyla oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" ile gerçekleştirilmiştir. Tüm verilere ilişkin analizler SPSS 27 programı ile yapılmıştır. Analizlere başlamadan önce, ölçeklerin normal dağılım varsayımını karşılayıp karşılamadığı kontrol edilerek ölçeklere ilişkin çarpıklık ve basıklık değerlerine bakılmıştır. Ölçüm araçları arasındaki ilişkiyi test etmek için Pearson korelasyon analiz, demografik değişkenlere göre ölçek puanlarını kıyaslamak için Bağımsız Gruplar t-testi ve ANOVA, yordayıcılık analizi için Basit Doğrusal Regresyon kullanılmıştır. Ek olarak, bu çalışma için %95 güven aralığı, p değeri 0.05 olarak referans alınmıştır. Yapılan analizler sonucunda, algılanan duygusal istismar ile sosyal onay ihtiyacı ve sosyal onay ihtiyacı alt boyutları olan başkalarının yargılarına duyarlılık, sosyal geri çekilme ve olumlu izlenim bırakma değişkenleri arasında orta ve yüksek düzey pozitif korelasyonlar saptanmıştır.

Duygusal istismarSosyal onay ihtiyacıÖlçekler+1
Eda Erbaş
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de cinsel istismara uğrayan çocuklara yönelik hizmet ve uygulamaların değerlendirilmesi: Bir model önerisi

Bu araştırmanın amacı Türkiye'de çocuk cinsel istismarı uygulamalarını analiz ederek daha iyi uygulamalar için öneriler sunmaktır. Akademisyenler, hükümet dışı örgüt temsilcileri ve farklı alanlarda çalışan kamu temsilcileri aracılığıyla çocuk istismarı politika ve uygulamaları değerlendirilerek güçlü ve geliştirilmeye açık yanlar ortaya konmuştur. Ayrıca İngiltere, İsveç ve Hollanda'daki uygulamalar ile Türkiye'deki uygulamalar karşılaştırılmıştır. Niteliksel araştırma modeliyle tasarlanan araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla Türkiye'de bu konu ile ilgili çalışan akademisyenler, kamu temsilcileri, hükümet dışı örgüt temsilcilerinden oluşan 52 katılımcı ile Ekim 2017 - Mayıs 2018 tarihleri arasında derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Çocuk İzlem Merkezinin dokunma olmayan cinsel istismar mağduru çocuklara hizmet vermemesi, ÇİM'de ifadesi alınan çocuğun AGO'da yeniden ifadesinin alınması gibi uygulamaların çocuğun ikincil mağduriyetine yol açabildiği, ÇODEM'lerde bakım altında olan çocukların psikiyatrik tedavilerinin yürütülmesi gerektiği gibi pek çok konu ortaya konmuştur. Tüm bu eleştirel analiz, geliştirilen öneriler, farklı ülke örnekleri ve araştırmacının fikirleri doğrultusunda daha iyi işleyen, sistemler arası koordinasyon ve iletişime olanak tanıyan bir çocuk koruma modeli önerilmiştir. "Çocuk Koruma ile Tedbir Kararları Koordinasyon ve İzleme Birimi" adı verilen bu birim aracılığıyla çocuk koruma ve tedbir kararlarının uygulanması, izleme ve takip mekanizmaları bir sisteme bağlanmıştır. Cinsel istismarın tedavi ve rehabilitasyon sürecinde gündüz kliniği modeli tartışmaya açılmıştır. Bakım kuruluşuna alternatif bir koruyucu aile modeli önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: çocuk, çocuk istismarı, çocuk cinsel istismar politikaları, çocuk cinsel istismarı uygulamaları, sosyal hizmet.

Cinsel saldırı suçuSosyal hizmetlerÇocuk istismarı+4
Hilal Kök
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlılarda ihmal ve istismar ile ilişkili faktörler-İzmir ilinden bir örnek

Amaç: Bu araştırma, bölgemizdeki yaşlılarda ihmal ve istismar risk sıklığını tespit etmek, riskin demografik özellikler, hastanın bilişsel ve fonksiyonel yeterliliği, bağımlılık durumu, yalnızlık/ sosyal izolasyon durumu ile ilişkisini saptamak ve bu faktörlerin riski ne oranda etkilediğini açığa çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı-kesitsel olarak Ekim 2019-Haziran 2021 tarihleri arasında, İzmir ili Konak ilçesi 24 Nolu Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı, 65 yaş ve üzeri 249 gönüllü üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın evreni 1180, örneklemi 308 kişiydi. Yaşlıların demografik özellikleri ve sağlık profilleri bir anket formu ile bilişsel düzeyleri Saat Çizme Testi ile, fonksiyonel yeterlilik/ bağımlılık düzeyleri Katz'ın Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği ile, yalnızlık düzeyleri Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği ile, istismar riskleri ise Hwalek-Sengstock Yaşlı İstismarı Tarama Testi ile değerlendirildi. İstismar riskine göre iki gruba ayrılan yaşlıların demografik özellikleri, kronik hastalıkları, engellilik halleri, bağımlılık düzeyleri bilişsel düzeyleri ve yalnızlık durumları karşılaştırıldı. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında Chi-square testi ve Fisher's Exact test kullanıldı. Normal dağılıma uymayan sürekli değişkenlerin karşılaştırılmasında, Mann-Whitney U testi kullanıldı. Risk analizi için logistik regresyon modeli kullanıldı. Tüm testlerde p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza 161'i kadın (%64,7), 88'i erkek (%35,3) olmak üzere toplam 249 kişi dâhil edildi. Katılımcıların yaşları 65 ile 92 arasında değişmekteydi ve yaş ortalamaları 75'ti. Eğitim ve gelir düzeyi Türkiye yaşlı nüfus ortalamalarının üzerindeydi. Çalışmamızdaki yaşlıların %32,5'i yalnız, %64,7'si eş ve/ veya çocuklarıyla yaşamaktaydı. %95,2'sinin en az bir kronik hastalığı vardı, %18,5'i engelliydi. Saat Çizme testine göre %60,2'sinin bilişsel düzeyi iyi, %35,3'ününse yetersiz bulundu (%4,5'i değerlendirilemedi). Yaşlıların %94,8'i fonksiyonel olarak tam bağımsız, %5,2'si bağımlı olarak değerlendirildi. Yaşlıların %39,4'ü kendini yalnız bulmuyor, %55'i kısmi yalnızlık tanımlıyor, %4,4'ü kendini ciddi yalnız, %1,2'si ise çok ciddi yalnız buluyordu. Araştırmaya katılanların 27'sinde (%10,8) istismar riskine rastlandı. Çoklu lojistik regresyon analizleri sonucunda, duygusal ve sosyal yalnızlığın ve solunum sistemi hastalıklarının istismar riskini öngörmede anlamlı olduğu saptandı. İstismar için en önemli risk faktörü olarak yalnızlık bulundu. Ciddi yalnızlık tanımlayanlarda istismar riskinin yalnızlık tanımlamayanlara göre 3,9 kat artmış olduğu belirlendi. Sonuç: Yaşlılıkta duygusal ve sosyal yalnızlığın, istismar ve ihmal üzerindeki en önemli risk faktörü olduğu sonucuna ulaşıldı.

GeriatriYalnızlıkYaşlılar+3
Saadet Çisen Eryiğit
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

0-10 yaş çocuk cinsel istismarının sanal medyadaki yansıması

İstismar vakalarının sayısının gün geçtikçe artması, bu alanda çalışmak için bir etken olmuştur. İstismar türlerinden cinsel istismarın dile getirilmesi anlamındaki çalışmaların sayısının azlığı da dikkat çekicidir. Araştırmaya örneklem oluşturması için sanal medyadan seçilen ?3? haber sitesinden ?2006-20011? yılları arasındaki ?0-10? yaş arasındaki çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları derlenmiştir. Derlenen her bir vakaya bilgi formu uygulanmış ve bu formların sonucu SPSS paket programında tablo ve grafiklere dönüştürülerek, ulaşılan rakamlar, yüzdelik değerleri ile sunulmuştur.Araştırmadaki amaç bizim toplumumuzda böyle şeyler olmaz ön yargısını kırarak, yaşanmış vakalar üzerinden ailelere ve eğitimcilere öneriler sunmaktır. Araştırma sonuçları ?1.5 aylık bebeğin istismarına kadar mağduriyet yaşının düştüğünü göstermektedir. Yine sonuçlara bakacak olursak, kız çocuklarının erkek çocuklardan daha çok istismar edildiği, aile içi istismarın da en az yabancılar tarafından yapılan istismar vaka sayısı kadar çok olduğunu görürüz. Araştırma için oluşturulan bilgi formundaki soruların yanıtları bulgular ve yorum kısmında yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Cinsel İstismar, İhmal, Pedofili

Cinsel saldırı suçuCinsel suçlarCinsel taciz+11
Mehmet Kanak
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
10
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykü yönteminin etkililiği

Bu çalışmada, otizmli bireylere cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretiminde sosyal öykü yönteminin etkililiği araştırılmış ve izleme ve genellenmesi açısından değerlendirilmiştir. Araştırma, katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama araştırma modeline göre planlanmış olup başlama düzeyi, öğretim, aralıklı yoklama, genelleme ve genellemenin izlemenmesi oturumlarından oluşmuştur. Çoklu örneklere göre genelleme stratejisinin kullanıldığı çalışmada, otizmli bireylerin farklı ortamlarda, farklı kişilere ve farklı cinsel istismar türlerine karşı da kendilerini korumalarında sosyal öykülerin etkisi sınanmıştır. Genellemenin izlenmesi oturumları öğretim sona erdikten 3 ve 5 hafta sonra düzenlenmiştir. Çalışmanın sosyal geçerliği araştırmaya katılan deneklerin annelerinden öznel değerlendirme yaklaşımıyla elde edilen verilere göre incelenmiştir. Araştırmaya İstanbul ve Eskişehir illerinden 10 ve 17 yaş aralığında otizm tanısı olan ikisi kız biri erkek üç denek katılmıştır. Öğretimi yapılacak cinsel istismar türleri aileler ile birlikte belirlenmiş olup ilk olarak uygunsuz dokunma taciz türünün öğretimi gerçekleştirilmiştir. Ölçüt karşılandıktan sonra istismardan korunma becerilerinin öğretimi yapılmayan uygunsuz öpüşme ve teşhir taciz türleri ile öğretimi yapılan taciz türü için farklı ortamlara ve kişilere genellenip genellenmediği değerlendirilmiştir. Öğretim oturumları deneklerin evlerinde ve okullarında yürütülmüş olup, genelleme oturumları için çeşitli sosyal ortamlar kullanılmıştır. Araştırma bulguları araştırmaya katılan üç katılımcının da sosyal öykü uygulamasıyla tacizden korunma becerilerini öğrendiğini ve farklı ortam, kişi ve taciz türlerine genelleme yapabildiklerini göstermiştir. Ayrıca katılımcıların öğretim sona erdikten 3 ve 5 hafta sonra düzenlenen genellemenin izlemesi oturumlarında, öğrenilen berilerin kalıcılığını sağlandıkları görülmüştür.

Beceri eğitimiCinsel tacizOtistik bozukluklar+7
Tanyel Süzer
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na başvuran cinsel saldırı/istismar olgularının değerlendirilmesi

Cinsel suçlar; tacizden ırza geçmeye kadar geniş spektrumdaki olayların yer aldığı, içinde cinsel saldırı ve cinsel istismarı da içeren, bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlali ve en ileri durumda da vücuda organ veya sair bir cisim sokulmasını kapsayan, fiziksel ve emosyonel travmaya yol açan oldukça geniş bir suçlar topluluğudur. Çalışmamızda Eskişehir ilinde meydana gelmiş ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na başvurmuş cinsel istismar /saldırı olgularının analiz edilerek; Eskişehir ilinde cinsel saldırı ve istismar vakalarının sosyodemografik özelliklerinin ortaya konulması, risk faktörlerinin belirlenmesi, sanığa ait özelliklerin belirlenmesi, bu vakalarının tekrarlanmasını ve yeni vakaların oluşmasını önlemek için farkındalık oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışmamız 01.01.2019 ve 31.12.2021 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nda retrospektif olarak yürütülmüştür. Çalışmamızda incelenen 211 cinsel saldırı/istismar olgusunun mağdurlarından yaş ortalaması 21.34 olan 168 (%79,6) olgu kadın, 43 (%20,4) olgu erkek idi. Kadın olgulardan 123'ü (%73,7) bekar, 22'i (%13,2) evli idi. Mağdurların eğitim düzeyleri incelendiğinde; olguların 31'i (%16,9) ilköğretim, 35'i (%19,1) ortaöğretim, 84'ü (%45,9) lise ve dengi okul, 16'sı (%8,7) üniversite öğrencisi veya mezunu idi. Tüm cinsel saldırı/istismar türleri birlikte değerlendirilerek olayın meydana gelme şekilleri incelendiğinde; 81 (%38,4) olguyla en sık vajinal penetrasyonun gerçekleştiği, onu sırasıyla 39 (%18,5) olguyla anal ve 21 (%10,0) olguyla vajinal ve anal penetrasyonun izlediği görüldü. Cinsiyet, eğitim durumu, penetresyon, ejekulasyon, sanık-mağdur ilişkisi ile ruhsal durumda bozulma arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Çalışmamız sonucunda mağdurların ve saldırganların sosyodemografik özellikleri incelendiğinde ülkemizde yayınlanmış çalışmalar ile uyum içerisinde olduğu görülmektedir. Çalışmamızdan elde edilecek sonuçlar başta kolluk kuvvetleri olmak üzere karar vericilere aktarılarak benzer vakaların tekrarının önüne geçebilmek amacıyla multidisipliner çalışmalarla yol haritası çizilebilir. Anahtar Kelimeler: Cinsel istismar, cinsel suçlar, sosyodemografik özellik, adli vaka

Adli vakalarCinsel istismarCinsel saldırı suçu+3
Dilek Ahmetoğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlıların istismar ve ihmal ile karşılaşma durumları ve etkileyen faktörler

ÖZETBu araştırma Malatya il merkezinde bulunan Taştepe, Göztepe, Kernek ve İstasyon Aile Sağlığı Merkezlerinde kayıtları bulunan 65 yaş üstü bireylerin istismar ve ihmal ile karşılaşma durumları ve etkili olan faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini %95'lik anlamlılık düzeyi ve 0.05 yanılgı payı ile olasılıklı örnekleme yöntemlerinden evreni bilinen örneklem büyüklüğü belirleme formülü kullanılarak belirlenen 451 yaşlı oluşturmuştur. Veriler Ekim 2011- Ocak 2012 tarihlerinde toplanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulmuş Sosyo-demografik Özellikler Formu, İstismar Değerlendirme Formu, Katz'ın Günlük Yaşam Aktiviteleri İndexi ve Yetişkinler İçin Algılanan Duygusal İstismar Ölçeği kullanılmıştır. Veriler tek yönlü varyans analizi, t testi, ki kare ve korelasyon ile analiz edilmiştir.Yaşlı bireylerin %1.3'ünün fiziksel istismar, %0.8'inin ekonomik istismar, %5.3'ünün her zaman ihmal edildikleri, %2.9'unun sıklıkla cinsel istismar, orta düzeyde duygusal istismar yaşadıkları belirlenmiştir. Yaşlı bireylerin her zaman yaşadıkları istismar düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Yaşı ileri olanların, kadınların, bekarların, eğitim seviyesi düşük olanların, ev hanımlarının, yaşlılık aylığı alanların, gelir düzeyini kötü olanların, ailesi parçalanmış olanların, kronik hastalığı olanların, aile ilişkilerini çok kötü olarak değerlendirenlerin, evin mülkiyeti eşinde olan veya kirada yaşayan yaşlı bireylerin daha fazla istismar edildikleri belirlenmiştir. Eşi ve çocukları ile birlikte yaşayan yaşlı bireylerin istismar düzeyinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bakım veren bireylerde ilaç-alkol kullanımı istismar oluşmasında bir risk faktörü olarak belirlenmiştir.Bu sonuçlar doğrultusunda yaşlı istismar ve ihmali konusunda hemşirelerin değerlendirme yapmaları, yaşlıyı ve aileyi çok iyi gözlemlemeleri, istismar konusunda bireyleri bilinçlendirmeleri, özellikle risk gruplarından biri olan yaşlı bireyleri bu konuda eğitmeleri, istismar ve ihmale uğrayan yaşlı bireylerin nereden yardım alabileceği konusunda danışmanlık yapmaları önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, İstismar, İhmal, Yaşlılar, Etkileşimli yaklaşım.

Etkileşimli yaklaşımHemşirelikMalatya+3
Hakime Aslan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
30
Master'sOpen AccessTR

Kültür tarihi boyunca çocuk ve kadınlara uygulanan şiddet içeren gelenekler: Adli bilimlere antropolojik bir bakış açısı

Dünya üzerindeki bütün toplumlarda cinsiyetlerin kültürel ve sosyal olarak yerleşik beklentilerine ve davranışlarına dayanan uygulamalar bulunmaktadır. Geçmiş zamanlarda dâhil olmak üzere özellikle günümüz toplumunda kadın ve çocukların üzerinde gerek psikolojik, gerekse fiziksel anlamda bir şiddet giderek artmaya devam etmektedir. Şiddet ve istismar biçimleri genellikle kadınların ve çocukların cinsiyetler arası eşitliğini, güvenliğini, haysiyetini, öz benliklerini ve temel haklarını kabul etmeyen insan hakları ihlallerinin en yaygını olarak görülmektedir. Yapılan tez çalışmasında kadın ve çocuklara uygulanan zararlı geleneklerin temeline inilmiştir. Bu çalışmanın yapılma sebebi geçmiş zamanlardan günümüze kadar olan süreçte kültürlerin, normların, dinlerin ve değerlerin farklı yorumlanarak kadın ve çocuklara zarar verilmesidir. Yaşanılan çevreler ne kadar değişirse değişsin toplumların genelinde yıkılamayan tabular mevcut. Örnekten yola çıkarsak insanlar yaşamları boyunca inanışları uğruna birçok uygulama gerçekleştirmiştir. Ancak birilerini kurban ederken bir zamanlar kendilerinin de onların yerinde olduğunu ve aynı istismarı kendilerinin de yaşadıklarını unutarak zararlı gelenekleri günümüze taşımışlardır. Çalışmamızın asli amacı insanın en temel hakkı olan yaşama hakkının gelenek adı altında tehlikeye atıldığını göstermektir. Her geleneğin uygulanmaması gerektiği gibi, hukukun ve yasaların yeri geldiğinde insanların inanışlarının önünde tutulmasının doğru olmasıdır. Yaşamın doğum ile başladığı düşünülürse bebeklikten yetişkinliğe kadar olan süreç içerisinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre kasten ve yasadışı her türlü şiddet suçtur. Kültürel (sosyal) antropoloji ve Adli bilimlerin kesişim noktası bu kısım olmuştur. Böylelikle sadece kendi alanında değil diğer birçok bilimlere de katkı sağladığı görülmektedir. Adli bilimler ise adaletin tecellisi amacıyla yararlanılan tüm bilim dallarını kapsamaktadır. Bu çalışmada bahsedilen her türlü zararlı uygulama insanların bedeni ve ruhu üzerinde, herhangi bir tedavi amacı olmaksızın, mağdurların sağlığı ve insan hakları üzerinde olumsuz etkisi olan kültürel veya geleneksel nedenlerle kasıtlı olarak yapılan tüm uygulamaları içermektedir.

AntropolojiGeleneklerHukuk+2
Bensu Alisinoğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Evaluation of abuse and addiction potential of methylphenidate by a systematic review and meta-analysis

This study aims to evaluate the misuse, abuse, and addiction potential of methylphenidate (MPH), a medication widely used in the treatment of Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder (ADHD). The rise in nonmedical use has necessitated a comprehensive assessment of MPH's neurobiological effects and its abuse risk. Studies published between 1980 and October 2023 were searched via Scopus, PubMed, and Web of Science and screened according to PRISMA guidelines. Ultimately, 65 studies—including clinical, epidemiological, preclinical, case-report, and cohort designs—were evaluated using systematic review and meta-analysis methods. Meta-analytic results indicated an overall MPH misuse/abuse prevalence of 5.82%, with subgroup rates of 7.57% among individuals with ADHD, 6.73% among university students, 5.47% among high school students, 4.46% among patients with substance use disorder, and 4.22% in the general population. Smaller-sample studies reported higher rates (11.44%). Clinical laboratory findings showed that high doses and rapid administration routes (intranasal, intravenous) increased "drug-liking" and reinforcing responses, and that immediate-release formulations carried higher misuse risk. Preclinical studies demonstrated consistent reinforcing, sensitizing, and cross-sensitizing effects of MPH, while reinstatement was significantly shaped by dose, pre-exposure, and strain. Case reports indicated that extremely high doses were associated with dependence, withdrawal, and medical complications. Cohort data suggested that therapeutic MPH use does not elevate long-term substance use disorder risk, although age at treatment initiation, nonmedical use or sociodemographic factors may increase vulnerability to misuse and addiction. Overall, MPH appears safe under therapeutic conditions, yet nonmedical, high-dose, and rapid-onset use poses substantial risks for misuse, abuse, and addiction.

Attention deficit and hyperactivity disorderAbuseMethylphenidate
Esra Ergön
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında okul güvenliği ile ilgili yaşanan sorunlar

öz Bu araştırmanın konusu genel ortaöğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin sorunlarıdır. Genel ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrencilerin okul güvenliği hakkındaki görüşlerinin ve problemlerinin çözümü yolunda sorun alanlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmada okul. güvenliğine temel olabilecek yaklaşımlar, şiddet, şiddet türleri, cinsel istismar, okulların sosyal ve psikolojik durumları incelenmiştir. Araştırma tarama modelinde olup, uygulama aşamasında Antalya İlindeki genel ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Araştırmada, en çok öğrenci sayısına sahip 5 genel liseden 707 10. sınıf öğrencisine anket formları sunulmuştur. Elde edilen veriler frekans, yüzde, kay-kare testi, t-testi, tek yönlü anova testi ve scheffe testleriyle SPSS (Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı) kullanılarak analiz edilmiştir. Genel ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin okul güvenliğine yönelik görüşleri üç temel boyutta ele alınmıştır. Birinci boyutta sorgulanan fiziksel güvenliğe, ikinci boyutta sorgulanan sosyal güvenliğe ve üçüncü boyutta sorgulanan psikolojik güvenliğe yönelik sorulan sorulara ilişkin öğrenci görüşleri olumsuz bir tablo çizmektedir. Ayrıca araştırmadan elde edilen bulgulara dayalı olarak öğrencilerin cinsiyeti, devam edilen okul ve öğrencinin fiziksel güvenlik hissi ile bazı alanlardaki görüşler bakımından farklar olduğu saptanmıştır. uı

Bina güvenliğiGüvenlikLise öğrencileri+6
Mustafa Türkmen
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00

Related subjects