Perceived social support
200 theses under this subject heading
Ergenlerde ayrışma-bireyleşme, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ergenlerde ayrışma-bireyleşme, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki incelenmiştir. Bunun yanında ayrışma-bireyleşmenin çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 675 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Ergen Ayrışma-Bireyleşme Ölçeği, Çok Yönlü Eylemli Kişilik Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Değişkenler arası ilişkileri inceleyebilmek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Ayrışma-bireyleşmenin çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve algılanan sosyal destek tarafından yordanıp yordanmadığını belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Ergenlerde ayrışma-bireyleşmenin cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t- Testi analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Değişkenler arasındaki korelasyon analizleri sonuçları incelendiğinde ayrılık kaygısı ile benlik saygısı, öz-yeterlik, yaşam amaçları ve çok yönlü eylemli kişilik ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü ilişki elde edilmiş, ayrılık kaygısı ile iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki elde edilememiştir. Son olarak, ayrılık kaygısı ile algılanan sosyal destek toplam puanı ve alt boyutları arasında arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. İkinci olarak, kısıtlanma kaygısı ile çok yönlü eylemli kişilik özelliklerinden benlik saygısı ve iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, benlik saygısı ile yaşam amaçları, öz-yeterlik ve çok yönlü eylemli kişilik ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü ilişkiler elde edilmiştir. Diğer taraftan, kısıtlanma kaygısı ile arkadaş ve diğer kişilerden algılanan sosyal destek arasında anlamlı ilişkiler olmadığı tespit edilmişken, toplam algılanan sosyal destek ile negatif yönde anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak, reddedilme beklentisi ile çok yönlü eylemli kişilik özelliklerinden benlik saygısı, yaşam amaçları ve öz-yeterlik arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Buna karşın, reddedilme beklentisi ile iç kontrol odağı arasında anlamlı ilişki elde edilememiştir. Algılanan çok boyutlu sosyal destek açısından ele alındığında ise, reddedilme beklentisi ile aileden, arkadaştan ve diğer kişilerden algılanan sosyal destek arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordamasına ilişkin elde dilen ilk bulguya göre, ergenlerde öz-yeterlik, benlik saygısı, yaşam amaçları ve toplam çok yönlü eylemli kişilik özellikleri, ayrılık kaygısını anlamlı bir biçimde yordamakta ve bu değişkenler tarafından varyansın %5'i açıklanmaktadır. Diğer taraftan ergenlerde yaşam amaçları, aileden algılanan sosyal destek, öz-yeterlik, çok yönlü eylemli kişilik özellikleri ve çok boyutlu algılanan sosyal destek; kısıtlanma kaygısını yordamakta ve bu değişkenler tarafından varyansın %24'ü açıklanmaktadır. Son olarak, ergenlerde yaşam amaçları, aileden algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek reddedilme beklentisini yordamakta ve ilgili değişkenler varyansın %37'sini açıklamaktadır.Araştırmadan elde edilen son bulguya göre ise ergenlerin ayrışma-bireyleşme puanları cinsiyete göre anlamlı bir biçimde farklılaşmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.
Ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, önemli yaşam olayları, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi
Bu araştırmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri, cinsiyet ve sınıf düzeyleri, cinsiyet ve önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamamaları ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenleri açısından incelenmiştir. Ayrıca, ergenlerin aileden algıladıkları sosyal destek, arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek, cinsiyet, sınıf düzeyi ve önemli yaşam olayı yaşayıp yaşamama durumuna göre incelenmiştir. Araştırmada ayrıca, ergenlerin okul içsel bağlılık, okul ortamı bağlılık ve öğretmen bağlılık puanları, cinsiyet ve sınıf düzeylerine göre de incelenmiştir. Son olarak, bu çalışmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı değişkenleri tarafından yordanması araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olan ve Afyonkarahisar il merkezinde yer alan liselerde öğrenim gören 1022 lise öğrencisinden (533 kız, 489 erkek) oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği", "Okul Bağlılığı Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, İki Yönlü ANOVA, Üç Yönlü ANOVA, Tek Yönlü ANOVA ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını bulmak için Scheffe Çoklu Karşılaştırma testi gerçekleştirilmiştir. Korelasyon katsayısı ve hiyerarşik regresyon analizi de yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, kızların psikolojik sağlamlık düzeylerinin erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu; önemli yaşam olayları yaşayan ergenlerin, önemli yaşam olayları yaşamayan ergenlere göre psikolojik sağlamlık düzeylerinin anlamlı olarak düşük olduğu; ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, anne ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı anlaşılmıştır. Ergenlerin algıladıkları sosyal destek düzeyi incelendiğinde ise, kızlarda ve erkeklerde aileden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu; kızlarda arkadaşlardan ve öğretmenden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu bulunmuştur. Ergenlerin okul bağlılık düzeyleri incelendiğinde, kızların okul içsel bağlılık puanlarının erkeklere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıftaki kızların okul ortamı bağlılığının, diğer sınıflardaki kızlardan daha yüksek düzeyde olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencisi kızların erkeklere göre daha yüksek öğretmen bağlılığı puanları olduğu anlaşılmıştır. Son olarak, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığının, ergenlerde psikolojik sağlamlığın anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, toplam varyansın % 33'ü algılanan sosyal destek, % 4'ü okul bağlılığı tarafından açıklanmıştır. Diğer yandan, cinsiyetin ve önemli yaşam olayları yaşamanın ise ergen psikolojik sağlamlık düzeyini yordamadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: Algılanan sosyal destek, ergenlik, okul bağlılığı, önemli yaşamolayları, psikolojik sağlamlık
Üniversite öğrencisi olan beliren yetişkinlerde süreklilik kırılması ve algılanan sosyal desteğin ilişkisi
Amaç: Üniversite öğrencisi olan beliren yetişkinlerde süreklilik kırılması ve algılanan sosyal desteğin ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın katılımcıları 2023-2024 eğitim öğretim yılında Eskişehir' de öğrenim gören üniversite öğrencilerinden 1165'i kadın ve 1003'ü erkek olmak üzere toplam 2168 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Süreklilik Kırılması Belirleme Ölçeği ile Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Bu araştırmada nicel yöntem takip edilmiş ve ilişkisel tarama yöntemi ile veriler analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma bulgularına göre üniversite öğrencisi beliren yetişkinlerde süreklilik kırılması yaşandığı görülmüştür. Yaşanan süreklilik kırılması ile algılanan sos-yal destek arasında ise negatif yönde korelasyonel ilişki tespit edilmiştir. Süreklilik kırılmasının ise barınma yeri ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Sonuç ve Öneriler: Süreklilik kırılmasının algılanan sosyal destek ile arasında negatif korelasyon olduğu görülmüştür. Bu sonuçtan yola çıkarak üniversite öğrencilerinin sosyal destek unsurları ile ilişki kurabileceği bağlamların üniversite sosyal yaşamında daha fazla yer verilmesi ve teşvik edilmesi önemli görülmüştür. Aynı zamanda yakın ilişkilerin sağlıklı ilerleyebilmesi adına da eğitici rehberlik etkinliklerinin üniversite ruh sağlığı kurumları tarafından düzenlenmesi de önerilmektedir. Süreklilik kırılması barınma yeri ve sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Yapılacak başka çalışmalarda üniversite öğrencilerinin süreklilik kırılması yaşamasında etkili olabilecek farklı değişkenleri sürece dahil etmelerinin de literatüre katkı sağlaması açısından önemli görülmüştür. Anahtar kelimeler: Süreklilik kırılması, Süreklilik ilkesi, Çeyrek yaş krizi, Gelişim krizi, Beliren yetişkinlik, Algılanan sosyal destek, Üniversiteye uyum.
Jinekolojik onkoloji tanısı alan kadınlarda algılanan sosyal desteğin posttravmatik stres bozukluğuna etkisi
Jinekolojik kanserler kadınlarda morbidite ve mortalite oranları oldukça yüksek olduğundan dolayı kadın sağlığı açısından önemli bir konu olarak belirlenmiştir. Jinekolojik kanserler, kadınlar tarafından ölümcül bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda kadın üreme organları cinselliğin, üretkenliğin ve anneliğin sembolü olarak kabul edilip, bu organların aniden kaybolması kadının beden imajını olumsuz yönde etkilerken benlik saygısını düşürmektedir. Uluslararası ve ulusal literatür incelendiğinde jinekolojik onkoloji tanısı alan kadınlarda emosyonel sorunlar ve sosyal destek ilişkisinin birlikte ele alındığı pek çok sayıda çalışma olduğu ancak posttravmatik stres bozukluğuna ilişkin sınırlı sayıda çalışma olduğu görülmektedir. Bu argümandan yola çıkarak planlanan bu çalışmada jinekolojik onkoloji tanısı alan kadınlarda algılanan sosyal desteğin posttravmatik stres bozukluğuna etkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma Ankara Şehir Hastanesi Jinekoloji Onkoloji biriminde yazılı izinler alınarak kanser tanısı aldığı süreden bir yıl kadar zaman geçmiş olan 277 kadından oluşmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan 23 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu (KBF), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve Posttravmatik Stres Bozukluğu Ölçeği (PSBÖ) ölçeği ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Araştırma sonuçlarını değerlendirmek için istatistiksel tanımlayıcı kriterler (ortalama, medyan, standart sapma, yüzde) kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasındaki farkı belirlemek için Mann Whitney U testi, ikiden fazla bağımsız grup için Kruskal Wallis testi, iki sürekli değişken olduğu durumda Spearman korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Çalışma kapsamına alınan kadınların ortalama 55,94 yaş aralığındadır. (SS:10,768, min:28, max:91.). Farklı çocuk sayılarına ait kadınlar arasında travma sonrası stres bozukluğuna ait anlamlı bir fark bulunduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Farklı eğitim seviyelerine sahip kadınlar arasında posttravmatik stres bozukluğuna ilişkin anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Posttravmatik Stres Bozukluğu Ölçeği (PSBÖ) puanı ile Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin (ÇBASDÖ) puanı arasında yüzde 30,9'luk negatif ve anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. (p<0.001). Sosyal destek, posttravmatik stres bozukluğunu olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Psoriasis hastalık şiddeti ve algılanan sosyal desteğin sosyal görünüş kaygısına etkisi
Amaç: Psoriasis, psikososyal komorbiditelerle ilişkili kronik inflamatuar bir hastalıktır. Psoriasis hastalarında sıklıkla utanç duyma, düşük benlik saygısı ve sosyal ortamlardan kaçınma eğilimi görülür, bu da sosyal kaygı düzeylerinin artmasına neden olabilir. Hastalar ayrıca sosyal etkileşimler konusunda kaygı yaşayabilir ve bu da yaşam kalitelerini etkiler. Bu çalışma ile; psoriasis hastalık şiddeti ve algılanan sosyal destek düzeyini saptayarak, bu iki değişkenin sosyal görünüş kaygısına etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Elde edilecek olan verilerin doğrultusunda, birinci basamağın koruyucu hekimlik rolü ve biyopsikososyal yaklaşımı ile; sorunlu bulunan alanların onarılması/önlenmesi için eğitim çalışmaları ve sağlık hizmetlerini geliştirmeye yönelik girişimler planlamak, böylece, hastalığın kişideki olumsuz etkilerini azaltmak, hastalık sürecini kolaylaştırmak, gerekli görüldüğünde hastayı doğru merkezlere yönlendirmek, sosyo-demografik verilerle; hastalık dışı etkenlerin sosyal destek, hastalık şiddeti ve görünüş kaygısına olan etkilerini değerlendirmek ve bu alandaki literatüre katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, tanımlayıcı tipte, kesitsel, nicel ve prospektif bir çalışma olarak, Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Erol Olçok Eğitim ve Aratırma Hastanesi, Dermatoloji ve Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran ve çalışmaya dahil edilme ölçütlerini karşılayan psoriasis tanılı 140 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada psoriasis hastalık şiddeti ölçümü için hesaplanan PASI (Psoriasis Area Severity Index) skoruna ek olarak Sosyo-Demografik Veri Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS) ve Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği (SGKÖ) yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Toplanan veriler, uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak SPSS 25 (Statistical Package for the Social Sciences, version 25) paket programıyla analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilenlerin yaş ortalaması 34,11 ve %55'i kadındır. Hastaların hastalık süresi ortalama 9,17 yıl ve hastalık başlangıç yaşı ortalaması 24,95 olarak bulunmuştur. PASI skoru, erkeklerin kadınlardan, lise ve altı eğitim düzeyine sahip olanların üniversite ve üstü eğitim düzeyine sahip olanlardan, evli olanların bekarlardan yüksek saptanmıştır (p<0,05). Evli olanların MSPSS Aile alt ölçek puanı bekarlardan yüksek saptanmıştır (p<0,01). Arkadaşıyla yaşayan hastaların MSPSS Arkadaşlar alt ölçek puanı yalnız yaşayanlardan yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kamuda çalışan hastaların MSPSS toplam puanı öğrenci/ev hanımı ve özel sektör/serbest olarak çalışanlardan yüksek bulunmuştur (p<0,01). MSPSS toplam puanıyla hastalık başlangıç yaşı arasında pozitif yönlü düşük/orta düzeyde, PASI skoruyla arasında negatif yönlü düşük/orta düzeyde korelasyon saptanmıştır. Tartışma-Sonuç: Algılanan sosyal destek ve hastalık şiddeti arasındaki negatif yönlü korelasyon, psoriasis gibi kronik hastalıkların yönetiminde sosyal destek sistemlerinin önemini vurgulamaktadır. Hastalar için kişiselleştirilmiş sosyal destek programları, hastalığın etkilerini azaltmada ve hasta yaşam kalitesini iyileştirmede kritik bir rol oynayabilir. Algılanan sosyal destek ve sosyal görünüş kaygısı arasında anlamlı ilişki bulunmamış olması, bu değişkenlerin bağımsız olabileceğini düşündürebilir. Yani, bir birey yüksek düzeyde sosyal destek algılasa bile, bu onun görünüşüne dair kaygılarını otomatik olarak azaltmayabilir. Sosyal destek, farklı kaynaklardan sağlanabilir ve bu desteklerin niteliği, sosyal görünüş kaygısı üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Bireylerin kişilik özellikleri, özgüven düzeyleri ve diğer psikolojik faktörler sosyal destek algısı ile sosyal görünüş kaygısı arasındaki ilişkide rol oynayabilir. Psoriasis şiddeti ile sosyal görünüş kaygısı arasında anlamlı korelasyon saptanmamış olması da, hasta merkezli yaklaşımın önemini vurgular ve hastalığın yayılımı ve şiddetinden bağımsız olarak, kişilerin bedenlerindeki değişimi nasıl algıladıklarını saptamak, etkin tedavi yaklaşımları açısından önem arz eder. Bu çalışmada incelenen sosyo-demografik özelliklerin sosyal görünüş kaygısı üzerinde belirleyici bir rol oynamadığı bulunmuştur ancak, bu kaygının altında yatan diğer faktörlerin daha iyi anlaşılması için daha kapsamlı araştırmaların yapılması gerekebilir. Anahtar Kelimeler: Psoriasis, Algılanan Sosyal Destek, Sosyal Görünüş Kaygısı
Lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, bağlanma ve nezaket arasındaki ilişkiler
Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanma ve nezaket karakter gücü arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Çalışmada ayrıca algılanan sosyal desteğin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmanın ve nezaket karakter gücünün cinsiyete göre anlamlı farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Bu kapsamda araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde öğrenim gören 499 kadın (%74) ve 177 erkek (%26) olmak üzere toplam 676 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri; "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği-R", "Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri-Gözden Geçirilmiş Formu" ve "Karakter Güçleri Gençlik Envanteri" ile toplanmıştır. Lise öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeylerinin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmalarının ve nezaket karakter gücünün cinsiyetlerine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla 'Bağımsız Örneklemler için t Testi' yapılmıştır. Lise öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeyleri, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmaları ve nezaket karakter gücü arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla "Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Analizi" ve bu değişkenler arası ilişkileri betimlemeye yönelik Yol Analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda arkadaştan algılanan sosyal desteğin, ebeveyn ile arkadaşa güvenli bağlanmanın ve nezaket karakter gücünün cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda lise öğrencilerinin ailelerinden, arkadaşlarından ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek düzeyleri, ebeveyne ve arkadaşa güvenli bağlanmaları ve nezaket karakter gücü arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yapılan yol analizi sonucunda en iyi modelin; lise öğrencilerinin ebeveyne ve arkadaşa güvenli bağlanmalarının gerek doğrudan gerek de nezaketin kısmi aracılığıyla arkadaş, aile ve öğretmenden algılanan sosyal desteği yordamasına ilişkin model olduğu görülmüştür. Bootstrapping işlemi sonrasında da dolaylı yordama ilişkilerinin de anlamlı olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.
Üstün yetenekli öğrencilerin çevresinden algıladıkları sosyal destek düzeyi ile sosyal duygusal becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, üstün yetenekli öğrencilerin çevresinden algıladıkları sosyal destek düzeyi ile sosyal-duygusal becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın evreni Ankara ilindeki 5, 6, 7 ve 8. sınıfa devam eden tanılanmış 378 üstün yetenekli öğrencidir, örneklemi ise 94 kız ve 98 erkek olmak üzere 192 üstün yetenekli öğrencidir. Çalışmada ilişkisel tarama ve karma araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak; Kabakçı (2006) tarafından geliştirilen Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği (SDÖBÖ), Yıldırım (2004) tarafından geliştirilen Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ-R), demografik özellikleri içeren kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. SDÖBÖ ölçeği 40 cümleden ve dört alt ölçekten oluşmaktadır. Ölçeğin KMO değeri .88 olarak bulunmuştur. ADSDÖ-R ölçeği ise 50 cümleden ve üç alt ölçekten oluşmaktadır. Yıldırım, ölçeğin alt boyutlarına ilişkin KMO değerlerini .85 ile .94 arasında çok yüksek olarak bulgulamıştır. Niceliksel verilerin analizinde, t-testi, tek yönlü (one way) Anova testi, Tukey Post-Hoc testi kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi, yordama seviyesi ise regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, algılanan sosyal destek düzeyi ile sosyal-duygusal beceriler arasında pozitif yönlü doğrusal bir ilişki vardır. En yüksek sosyal destek aileden, en az sosyal destek ise öğretmenden algılanmıştır. Kız öğrencilerin sosyal-duygusal beceri puanları erkeklerden yüksek çıkmıştır. Kendilik değerini artıran beceri puanları stresle başa çıkma beceri puanlarından yüksek çıkmıştır. Sosyo-ekonomik düzey (SED) sosyal-duygusal beceriler üzerinde etkili olmamıştır. Anne baba birlikteliği, algılanan sosyal destek üzerinde pozitif etki yapmıştır. Diğer demografik özelliklere göre yapılan karşılaştırmalar istatistiksel olarak anlamlı bulgulanmamıştır. Özetle, Türkiye'de üstün yetenekli öğrencilerin sosyal-duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algılanan sosyal destek, sosyal-duygusal öğrenmebecerileri, üstün yetenekli öğrenci
0-12 aylık bebeği olan annelerde algılanan sosyal desteğin, postpartum depresyonun ve bebek beslenme tutumunun emzirme öz-yeterliliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi
0-12 Aylık Bebeği Olan Annelerde Algılanan Sosyal Desteğin, Postpartum Depresyonun ve Bebek Beslenme Tutumunun Emzirme Öz-Yeterliliği Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi Bu çalışma, 0-12 aylık bebeği olan annelerde algılanan sosyal desteğin, postpartum depresyonun ve bebek beslenme tutumunun emzirme öz-yeterliliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Çalışma, 15 Aralık 2023 – 15 Mart 2024 tarihleri arasında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Toplum Sağlığı Birimine bağlı üç aile sağlığı merkezinde yürütülmüştür. Çalışmaya 200 anne dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Bireysel Bilgi Formu", "Emzirme Öz-yeterliliği Ölçeği-Kısa Formu (EÖYÖ)", "Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği (BBTÖ)", "Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDÖ)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBSDÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "Student t testi", "Tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA)" ve "Welch ANOVA" testleri kullanılmıştır. EÖYÖ ile diğer ölçekler ve bazı değişkenler arasındaki ilişkinin ve etkinin incelenmesi amacıyla "Pearson korelasyon analizi" ve "Yapısal eşitlik modeli"nden yararlanılmıştır. Çalışmamızda annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması 60,93±6,78, BBTÖ toplam puan ortalaması 65,65±5,72, ÇBSDÖ toplam puan ortalaması 65,55±17,18, EPDÖ toplam puan ortalaması 8,28±5,02' dir. Annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması ile EPDÖ toplam puan ortalaması arasında negatif yönde zayıf bir ilişki vardır (r=-0,186, p<0,05). Annelerin EÖYÖ toplam puan ortalaması ile ÇBSDÖ toplam puan ortalaması ve yaşayan çocuk sayısı arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki vardır (sırasıyla, r=0,170, r=0,157, p<0,05). Yapısal eşitlik modellemesinde eğitim düzeyinin yüksek ve emzirme güçlüğünün olması durumunda EÖYÖ puanı azalırken (p<0.001), BBTÖ ve ÇBSDÖ puanı arttıkça EÖYÖ puanının arttığı belirlenmiştir (p<0.01). Çalışma sonucunda emzirme öz-yeterliliğini etkileyen faktörlerin çok yönlü olduğu belirlenmiştir. Hemşireler; emzirme öz-yeterliliğini etkileyebilecek bireysel, obstetrik ve sosyo-kültürel özellikleri emzirme danışmanlığında dikkate almalıdır. Anahtar Kelimeler: Bebek beslenmesi tutumu, emzirme öz-yeterliliği, hemşirelik, postpartum depresyon, sosyal destek.
Lise öğrencilerinde umudun yordayıcıları olarak algılanan sosyal destek ve benlik saygısı
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, benlik saygısı ve umut düzeyi arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, anne-babanın birliktelik durumu ve aile ortamı gibi demografik değişkenlere göre umut düzeylerinde anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde sekiz farklı lisede öğrenim gören 725 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Bütünleyici Umut Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu ve Rosenbeg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde benlik saygısı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin umudu yordamasına ilişkin basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon; umut, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi;çeşitli demografik değişkenlere göre umut puanlarının dağılımı için bağımsız örneklemler için t testi;Kruskal Wallis H-Testi ve tek yönlü varyans analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek düzeyinin lise öğrencilerinin umut puanlarını anlamlı şekilde yordadığı ve ölçeğin alt boyutlarının umut üzerindeki göreli önem sırasının ise; aileden algılanan sosyal destek, özel bir insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek şeklinde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada benlik saygısı puanlarının umut düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız değişkenler olan algılanan sosyal destek ve benlik saygısı birlikte ele alındığında ise umudu yordamada benlik saygısının etki büyüklüğünün daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bulgularına göre lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, anne babalarının birliktelik durumu değişkenlerinin umut puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin ailelerinin aylık geliri ve algıladıkları aile ortamına göre umut puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre yüksek sosyoekonomik düzeyin yüksek umut düzeyi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Aile ortamları açısından ise lise öğrencilerinde demokratik-ılımlı ve mükemmeliyetçi-kuralcı aile ortamında yetişen öğrencilerin, otoriter-katı ve çatışmalı-huzursuz aile ortamlarındaki öğrencilere göre umut puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: umut, algılanan sosyal destek, benlik saygısı, pozitif psikoloji
Genç yetişkinlerde öz-şefkatin yordayıcıları: Algılanan sosyal destek ve çocukluk örselenme yaşantıları
Bu araştırmada genç yetişkinlerin öz-şefkat düzeyi üzerinde algılanan sosyal destek ve çocukluk örselenme yaşantılarının yordayıcı etkiye sahip olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Google Formlar aracılığıyla ulaşılan 474 yetişkin birey oluşturmuştur. Araştırmada genç yetişkinlerin verilerinin toplanması için "Kişisel Bilgi Formu", "Öz-Anlayış Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek" ve "Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Hiyerarşik Regresyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda ilk adımda modele eklenen çocukluk örselenme yaşantıları alt boyutlarından fiziksel istismar, duygusal istismar ve duygusal ihmalin öz-şefkatin anlamlı yordayıcıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukluk örselenme yaşantıları değişkeni kontrol edildiğinde ve modele algılanan sosyal destek değişkeni eklendiğinde duygusal istismar ve aile desteği alt boyutlarının öz-şefkatin anlamlı yordayıcıları olduğu sonucu elde edilmiştir. Yapılan analizle aileden algılanan sosyal destek ve duygusal istismar yaşantılarının genç yetişkinlerin öz-şefkatinin %12'sini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda öz-şefkat ile algılanan sosyal destek arasında olumsuz yönde anlamlı ilişki, öz-şefkat ile çocukluk örselenme yaşantıları ve algılanan sosyal destek ile çocukluk örselenme yaşantıları arasında olumsuz yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından bakıldığında öz-şefkat yaş ve romantik ilişki durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, kardeş sayısı, eğitim durumu ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Algılanan sosyal destek düzeyi algılanan gelir düzeyine ve romantik ilişki durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çocukluk örselenme yaşantılarının ise kardeş sayısı ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği elde edilen sonuçlar arasında yer almaktadır.
Lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı lise kademesinde öğrenim gören öğrencilerin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde öğrenim gören 698 öğrenciden oluşmaktadır. Demografik özellikler hakkında bilgi toplamak için Kişisel Bilgi Formu, psikolojik sağlamlık düzeylerini ölçmek için Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Kısa Formu (ÇGPSÖ-12), algılanan sosyal destek düzeylerini ölçmek için Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), gelecek beklentileri düzeylerini ölçmek için Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği (EGBÖ) kullanılmıştır. Veriler Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi, Pearson Momentler Korelasyonu ve Çoklu Regresyon yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık ile gelecek beklentisi arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Algılanan sosyal destek ile gelecek beklentileri arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre ise gelecek beklentisi ve algılanan sosyal desteğin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Psikolojik sağlamlık ve algılanan sosyal destek düzeyinin cinsiyet, sosyoekonomik düzey, anne baba eğitim durumu, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; sınıf düzeyi ve anne baba birliktelik durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ergen gelecek beklentileri düzeyinin cinsiyet, sosyoekonomik düzey, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; sınıf düzeyi, anne baba birliktelik durumu, anne baba eğitim durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir.
Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi
Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmış tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır. Örneklem, 229 aile üyesinden oluşmaktadır. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ile toplanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile 5 farklı hemodiyaliz merkezinde, Aralık 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, Kruskal-Wallis H, Mann-Whitney U, t testi ve tek yönlü ANOVA, pearson korelasyon ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 47,59±13,41, % 62'si kadın, %87,8'si evli, %34,1'i 4 ve üzerinde çocuğa sahip, %43,7'si ilkokul mezunu, %74,2'si çalışmamakta, %50,7'si 1-6 yıldır bakım vermekte, %58,5'u bakımda bir başkasından destek almaktadır. BVYÖ toplam puan ortalaması 19,48±11,42, KPSÖ toplam puan ortalaması 19,18±7,80, ÇBASDÖ toplam puan ortalaması 50,44±14,07'dir. Aileden algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık düzeyi bakım yükünü negatif yönde yordamaktadır (p<0,05). Bakım verenlerin sosyal destek düzeyi ve psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça bakım verme yükü azalmaktadır. Hemşireler aile üyelerine danışmanlık ve eğitim vererek sosyal kaynaklara yönlendirebilir, psikolojik dayanıklılık düzeyini arttıracak girişimleri rutin uygulama içerisine entegre edebilir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Bakım Veren, Bakım Yükü, Hemşirelik Bakımı, Psikolojik Dayanıklılık.
Şiddet mağduru kadınların sosyal destek algısı, şiddetle baş etme yöntemleri ve yaşam doyumu
Şiddet günümüzde giderek yaygınlaşan toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Ülkemizde aile içi ve kadına yönelik şiddetin farkındalık sağlanması ve engellenmesi amacıyla 2012 yılında 6284 sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" yürürlüğe girmiştir. Kanunun gereği olarak şiddetle mücadele kapsamında şiddetin ilk kabul birimi olarak görülen, önleme ve izleme çalışmalarının yapılması amacıyla "Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri" (ŞÖNİM) kurulmuştur. Bu çalışmada şiddete maruz kaldığını ifade eden kadınların ve ŞÖNİM'den hizmet almış olan şiddet mağduru kadınların (N=106) algıladıkları sosyal destek mekanizmalarının ve şiddetle başa çıkma yöntemlerinin yaşam doyumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştıma bulgularında ise hipotezler ile paralel olarak şiddet mağduru kadınların yaşadığı şiddete dair baş etme mekanizmaları geliştirmesinin kadının yaşam doyumunu arttığı, sosyal desteğin şiddetle baş etme stratejileri geliştirme ve yaşam doyumu üzerindeki etkisine bakıldığında ise yaşam doyumu ile sosyal destek arasında pozitif bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonuçları literatür ışığında tartışılmış, gelecekte yapılacak çalışmalar için öneriler belirtilmiş ve araştırmanın sınırlılıkları anlatılmıştır.
Irak'daki meme kanserli kadınlarda sosyal destek algılaması ve ilişkili faktörlerinin incelenmesi
Objective:Thisresearchaimstoevaluateandexaminetheperceptionofsocial supportanditsassociatedfactorsinwomendiagnosedwithbreastcancer. StudyMethodology:A cross-sectional,descriptivestudywasconductedat AnbarSpecialized CancerCenterin Ramadi,Iraq,in the period between 09/03/2021 -25/7/2021 theresearchscientistconsistsofbreastcancer patientsinthiscenter.Thesamplenumberwasdeterminedtobenolessthan 150breastcancerpatientsfromDuringthesamplecalculationmethodincases wheretheuniverseisunknown.Datawerecollectedface-to-faceA"personal informationmodel"andamultidimensionalscaleofperceivedsocialsupport wereusedtocollectdata. Results:Thestudysampleconsistedoffemalesdiagnosedwithbreastcancer over35yearsold.Thesocialsupportprovidedtothemajorityofthestudy samplewasbyaprivateperson17.6±8.3,itwasdeterminedthatthereisa positive,statisticallysignificantrelationshipbetweensocialsupportandhaving children,income,familyhistoryofcancer,surgicaltreatment,chemotherapy, hormonaltherapy,targetedtherapy,familystructureatsignificancelevelp<.05 Conclusion:Itwasdeterminedthatthedegreesofsocialsupportforbreast cancerpatientswerehighfortheprivilegedperson,followedbythefamilyand finallyfriends,andithadapositiveimpactonthesepatients. KeyWords:Breastcancer,socialsupport,chemotherapy,hormonetherapy, targetedtherapy
Menopoz dönemindeki kadınların algıladıkları sosyal destek, anksiyete düzeyi ve yaşam kalitesi
Araştırma menopoz dönemindeki kadınların algıladıkları sosyal desteği, anksiyete düzeyini ve menopoza özgü yaşam kaliteleri arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Sinop Atatürk Devlet Hastanesi ve Sinop Ayancık Devlet Hastanesinde görev yapan kadın personel ile hastaneye başvuran ve tedavi alan hastaların ziyaretçileri ve refakatçileri arasından dahil edilme kriterlerine uygun 150 kadın katılmıştır. Veriler; kişisel bilgi formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) ve Beck Anksiyete Envanteri (BAE) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik olarak yüzdelik dağılım, ortalama, standart sapma, Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis analizi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada ölçekler arasındaki ilişki incelendiğinde; ÇBASDÖ alt boyutları ile MÖYKÖ arasında psikososyal ve fiziksel alan yaşam kalitesi ile anlamlı ve negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Vazomotor alan ve cinsel alan yaşam kalitesi düzeyleri ile ÇBASDÖ alt boyutları arasında anlamlı olarak ilişki olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Ölçekler arasındaki ilişkinin kısmi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Kadınların algıladıkları sosyal destek düzeyi arttıkça menopoza özgü yaşam kalitesi psikososyal ve fiziksel alanda artarken, vazomotor ve cinsel alan yaşam kalitesini etkilemediği belirlenmiştir. ÇBASDÖ puanı ile BAE düzeyleri arasında anlamlı ve negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Kadınların algıladıkları sosyal destek düzeyi arttıkça anksiyete düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. MÖYKÖ'den alınan puan ile BAE düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Kadınların menopoza özgü yaşam kalitesi arttıkça anksiyete düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Menopoz dönemindeki kadınların yaşam kalitesini arttırmak için anksiyete azaltılmalı ve sosyal destek arttırılmalıdır. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınlara gerekli olan eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Menopoz, Sosyal Destek, Yaşam Kalitesi
Kanser hastalarında yaşam kalitesinin spiritüalite, anksiyete, depresyon ve aile sosyal destek algısı ile ilişkisi
Kanser Hastalarında Yaşam Kalitesinin Spiritüalite, Anksiyete, Depresyon ve Aile Sosyal Destek Algısı ile İlişkisi, (Yüksek Lisans Tezi), Çankırı, 2022. Bu çalışma kanser hastalarının yaşam kalitesinin spiritüalite, anksiyete/depresyon ve algılanan aile sosyal destek ile ilişkisini araştırmak için tanımlayıcı ve ilişki arayıcı desen kullanılarak yapılmıştır. Araştırma 15 Şubat – 21 Mayıs 2022 tarihleri arasında,yüzyüze veri toplama yöntemi ile Ankara'da bulunan bir hastanede onkoloji tedavisi alan 304 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan Tanıtıcı Bilgi Formu, EORTC-QLQ-C30 Version. 3.0 Yaşam Kalitesi Ölçeği, FACIT-Sp-12 (Version 4) (Manevi İyilik Ölçeği), Genel Sağlık Anketi, (GSA-12) ve Kanser Hastası Sosyal Destek Ölçeği (KHSDÖ) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sıklık analizleri ile birlikte korelasyon analizi kullanılmıştır. Kanser tanısı alan bireylerin yaşam kalitesinin spiritüalite, anksiyete-depresyon, aile sosyal destek algısında aracı rolü için elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. "Proccess Macro Analizi" ile aracılık rolü test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; sosyal destek algısının manevi iyilik üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu ve yaşam kalitesinin aracı rolü kısmi olarak saptanmıştır. Aynı zamanda sosyal destek algısının depresyon-anksiyete üzerinde anlamlı ve negatif ilişki saptanmış yaşam kalitesinin aracı rolü kısmi aracı olarak bulunmuştur. Ve son olarak manevi iyiliğin depresyon- anksiyete üzerinde anlamlı negatif yönlü bulunmuş yaşam kalitesi kısmi aracı rolü olarak saptanmıştır. Bu bulgular ışığında hastaların yaşam kalitesine yönelik planlanan müdahalelerde hastaların anksiyete-depresyon düzeyleri değerlendirilmeli ve aile sosyal destek algısı, spiritüel/manevi iyiliği geliştirmeye yönelik yaklaşımların benimsenmesi önerilir.
Lise öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeyi ile sosyal yetkinlik beklentisi düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışmanın genel amacı bazı değişkenlere göre (cinsiyet, sınıf düzeyi, ailenin sosyo- ekonomik düzeyi, anne ve babanın eğitim durumu, annenin çalışıp çalışmaması, kardeş sayısı, yakın arkadaşın oluş olmaması) öğrencilerin ailelerinden ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyi ve sosyal yetkinlik beklentisi düzeylerini incelemektir.Araştırmanın örneklemini Adasokağı Lisesi, Adana Erkek Lisesi, Şehit Temel Cingöz Lisesi ve Yüreğir Lisesinde okuyan ve seçkisiz olarak belirlenen 678 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak Yıldırım (1997) tarafından geliştirilen Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Bilgin (1999) tarafından geliştirilen Sosyal Yetkinlik Beklentisi Ölçeği, Bacanlı (1990) tarafından geliştirilen Sosyo-Ekonomik Düzey Ölçeği ve araştırmanın bağımsız değişkenleri ile ilgili bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Moment Korelasyon Analizi, ikili gruplarda Bağımsız Gruplar t Testi, ikiden fazla gruplarda Tek Yönlü Varyans Analizi ile değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda aileden ve arkadaşlardan algılanan sosyal destek düzeyi ile sosyal yetkinlik beklentisi düzeyi arasında düşük düzeyde bir ilişki olduğusonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın alt amaçlarına yönelik analizlerin sonucunda ise bazı değişkenlerin aileden ve arkadaşlardan algılanan sosyal destek ve sosyal yetkinlik beklentisi düzeyleri ile arasında anlamlı farklılık olduğu bazı değişkenlerle ise aralarında anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Sosyal Yetkinlik Beklentisi, Ergenlik
Yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin cinsiyete göre akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarını incelemektir.Araştırmanın örneklemini, yatılı ilköğretim bölge okulları ve ilköğretim okullarının sekizinci sınıfına devam eden 625 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada ergenlerin akran ilişkilerini incelemek amacı ile `Akran İlişkileri Ölçeği'; sosyal destek algılarını incelemek amacı ile `Çocuklar için Sosyal Desteği Değerlendirme Ölçeği'; yaşam doyumlarını incelemek amacı ile `Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği (Kısa Formu)' kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde 2X2 çok yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; akran ilişkileri açısından kız ve erkek ergenler açısından farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Kız ergenlerin `Akran İlişkileri Ölçeği' nin `Bağlılık', `Güven ve Özdeşim', `Kendini Açma' ve `Sadakat' alt ölçeklerinden aldıkları puanların erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmada incelenen sosyal destek algısı değişkeni okul türü açısından farklılık göstermiş ve yatılı ilköğretim bölge okulunda kalan ergenlerin aile ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyleri ailesi yanında kalan ergenlerinkinden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yaşam doyumu düzeyleri açısından, ergenlerin aile ve arkadaşlarından aldıkları yaşam doyum düzeyi farklılaşmazken, okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde; ailesi yanında kalan kız ergenlerin okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeylerinin, YİBO' ya devam eden erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Akran İlişkileri, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu
Ergenlerde karar verme stilleri ile algılanan sosyal destek düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, lise öğrencilerinin algılanan sosyal destek düzeyi ve karar verme stilleri arasındaki farkının incelenmesidir. Bu amaçla Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ) ve Ergenlerde Karar Verme Ölçeği (EKVÖ) 402 kız, 374 erkek toplam 776 lise öğrencisine uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tek faktörlü MANOVA, Kruskal Wallis-H testi ve tek faktörlü ANOVA analizleri ile değerlendirilmiştir.Bulgular doğum sırası, algılanan sosyal destek ve karar verme stilleri arasında anlamlı fark olduğunu göstermiştir. Verilerin toplandığı öğrenciler ilk, ortanca ve son çocuk olma durumlarına göre üç gruba ayrılmıştır. Doğum sırası ile algılanan sosyal destek düzeyleri arasında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Doğum sırasına göre karar verme stilleri arasında ise ihtiyatlı-seçicilik karar verme stilinde ortanca çocuklar lehine anlamlı fark olduğu; diğer karar verme stillerinde anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Her bir algılanan sosyal destek türünden düşük, orta ve yüksek puan alan gruplar oluşturulduktan sonra öğrencilerin EKVÖ alt ölçek puanlarına uygulanan tek faktörlü MANOVA sonuçları algılanan sosyal destek türleri etkilerinin anlamlı düzeyde olduğunu göstermiştir. Bulgular, aileden algılanan sosyal desteği yüksek olan grubun karar vermede özsaygı ve panik stilleri puanlarının daha yüksek; umursamazlık ve sorumluluktan kaçma stilleri puanlarının ise daha düşük olduğunu göstermiştir. Aileden algılanan sosyal destek düzeyi yüksek olan gruptan düşük olan gruba doğru ihtiyatlı-seçicilik stili puanlarının da yüksekten düşüğe sıralandığı bulunmuştur. Arkadaştan algılanan sosyal destek düzeyi yüksek olan gruptan düşük olan gruba doğru karar vermede özsaygı puanlarının da yüksekten düşüğe sıralandığı bulunmuştur. Arkadaştan algılanan sosyal destek düzeyi yüksek ve orta olan grupların ihtiyatlı-seçicilik stili puanları düşük olan gruptan yüksek bulunmuştur. Öğretmenden algılanan sosyal destek düzeyi yüksek olan grubun karar vermede özsaygı ve ihtiyatlı-seçicilik stili puanları orta ve düşük olan gruptan yüksek bulunmuştur. Arkadaştan ve öğretmenden algılanan sosyal destek düzeyi gruplarına göre panik, umursamazlık ve sorumluluktan kaçma stilleri puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Doğum sırası, Algılanan sosyal destek ve karar verme stilleri.
Engelli çocuğu olan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeyleri ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu araştırma, engelli çocuğu olan bireylerin depresyon ve umutsuzluk düzeyleri ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı olarak 15 Şubat-15 Ekim 2017 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın evrenini, T.C. Sağlık Bakanlığı'na bağlı Gaziantep' te bulunan kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi' ne engelli çocuğu için yatarak veya ayaktan tedavi görmek için başvuran bireyler oluşturdu. Örneklem sayısı power-güç analizi ile hesaplanarak 200 olarak belirlendi. Çalışma kriterlerine uygun olan 205 birey çalışmaya dahil edildi. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Beck Depresyon Ölçeği", "Beck Umutsuzluk Ölçeği" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'' ile toplandı. Araştırmaya katılan engelli çocuğu olan bireylerin ölçek toplam puan ortalamaları; Beck depresyon ölçeği 21,53±12,82, Beck umutsuzluk ölçeği 9,21±4,75, Çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği 44,72±15,72 olarak saptandı. Depresyon düzeyi yüksek olan bireylerin umutsuzluk düzeylerinin yüksek (r=0,594, p=0,000), umutsuzluk düzeyleri yüksek olan bireylerin algıladıkları sosyal desteğin düşük olduğu (r=-0,149, p=0,033), depresyon düzeyleri yüksek olan bireylerin algıladıkları sosyal destek düzeylerinin düşük olduğu (r=-0,128, p=0,068) saptandı. Bireylerin depresyon, umutsuzluk ve algıladıkları sosyal destek düzeyleri ile engelli çocuklarının bakımlarını karşılayabilme ve çocuklarıyla yeterince ilgilenebilme durumları arasında istatistiksel anlamlı bir fark olduğu saptandı (p<0,05). Engelli çocuğa sahip bireylerin depresyon ve umutsuzluk yaşadıkları, yakın çevrelerinden sosyal destek göremedikleri belirlendi. Engelli çocuğa sahip olan bireylerin sosyal destek sistemleri artırılarak depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin azaltılması sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Engelli çocuğu olan birey, Engelli çocuk, Depresyon, Umutsuzluk, Algılanan sosyal destek.
Ergenlerde yalnızlığın yordayıcısı olarak algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanmanın incelenmesi
Bu araştırmanın amacı arkadaştan algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenlerinin ergenlerin yalnızlık düzeyini ne derecede yordadığı incelemektir. Betimsel yöntem kullanılarak yürütülen araştırmada örneklemi 2016-2017 eğitim öğretim yılında Hatay ili İskenderun ilçesindeki anadolu liselerinde okuyan 239 kız ve 191 erkek olmak üzere 430 öğrenci oluşturmuştur. Bu kullanılan veriler; Kişisel Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Arkadaşlık Kalitesi Ölçeği ve Arkadaşa Bağlanma Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı, aile gelir düzeyi, sınıf düzeyi açısından incelenirken SPSS programı üzerinden ilişkisiz örneklemler T- testi, tek yönlü varyans analizi (One Way Anova), Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Yalnızlığın; algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenleri tarafından ne derece yordandığı incelenirken hiyerarşik çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda arkadaştan algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenlerinin yalnızlığı anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim, baba eğitim, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerinin UCLA Yalnızlık Ölçeğine göre anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Arkadaşlık kalitesi ve algılanan sosyal desteğin cinsiyet açısından anlamlı farklılaştığı; kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre arkadaşlarından daha fazla sosyal destek algıladıkları görülürken; sınıf düzeyi, anne eğitim seviyeleri, baba eğitim seviyeleri, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerinin anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Arkadaşa bağlanma güvenli alt boyutunun kızların lehine olarak cinsiyet açısından farklılaştığı görülmüştür. Sonuçlar ergenlik, yalnızlık, sosyal destek, bağlanma ve arkadaşlık kalitesi değişkenleri kapsamında literatürdeki diğer çalışmalar da göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.
Pandemi dönemi sonrasında yaşlı bireylerin algıladıkları sosyal destek düzeyinin diyabet öz yönetimine etkisi
Bu çalışmanın amacı pandemi dönemi sonrasında yaşlı bireylerin algıladıkları sosyal destek düzeyinin diyabet öz yönetimine etkisini değerlendirmektir.Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışma İzmir'in Menderes ilçesinde bulunan 1 No'lu Aile Sağlığı Merkezi'nde Temmuz 2023-Aralık 2023 tarihlerinde gerçekleştirildi. Örneklemi belirlenen tarihlerde Menderes 1 No'lu Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran, dâhil edilme kriterlerine uygun ve katılmaya gönüllü olan 334 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Form, Diyabet Öz Yönetim Ölçeği ve Kronik Hastalıklarda Sosyal Destek Ölçeği-TR kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır.Katılımcıların %58.4 ü kadın, %61,7 si ise 65 yaş üstündedir. Katılımcıların %61,7 si eşiyle yaşamaktadır. Diyabet öz yönetim puanı kadınlarda 183,22; kronik hastalıklarda sosyal destek ölçeğinde ise kadınlarda 60,24 olarak saptanmıştır. Sosyal desteğin diyabet öz yönetimine etkisi %16'dır. Kronik hastalıklarda sosyal destek ve diyabet öz yönetimi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05).Yapılan çalışmada pandemi dönemi sonrası algıladıkları sosyal destek düzeyinin diyabet öz yönetimine pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir. Katılımcıların kronik hastalıklarda sosyal destek puanlarının yüksek olduğu ancak diyabet öz yönetim ölçeği puanlarının düşük olduğu belirlenmiştir. Kadın katılımcıların sosyal destek ve diyabet öz yönetimi konusunda puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kronik hastalığı olan bireylerin sosyal destek sistemlerini güçlendirerek hastalığı yönetme becerileri geliştirilebilir. Böylece yaşlı bireylerin sağlığının korunması mümkün olabilecektir.
Lise öğrencilerinde akademik başarı, sosyal destek ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinde akademik başarı, algılanan sosyal destek ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya Yozgat ili Merkez ilçesi ve Şefaatli ilçesinde öğrenim gören 14-19 yaş aralığında olan 259 kız ve 206 erkek olmak üzere toplam 465 lise öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Şahin (2018) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği Öğrenci Formu ve Yıldırım (1997) tarafından geliştirilen Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı (SPSS) kullanılmıştır. Normallik dağılımını test etmek için Kolmogorov-Smirnov testi, öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı ve algılanan sosyal destek puanlarının tespiti için betimsel istatistikler, ikili değişkenler için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla değişkenler için Kruskal-Wallis H testi yapılmıştır. Sosyal medya bağımlılığı ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Sperman Rho testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerdeki sosyal medya bağımlılığının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı puanları cinsiyete, okul türüne, anne ve baba eğitim düzeyine ve sosyal medya için kullanılan araç değişkenlerine göre farklılık göstermezken, sınıf, akademik başarı, aylık ortalama gelir, evde internet bağlantısı olup olmama, ne kadar zamandır sosyal medyayı kullandığı ve sosyal medya kullanım amacı değişkenlerine göre farklılık göstermiştir. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Algılanan sosyal destek puanları cinsiyete ve evde internet bağlantısı olup olmama değişkenlerine göre farklılık gösterirken, sınıf, okul türü, akademik başarı, anne ve baba eğitim düzeyi, aylık ortalama gelir, ne kadar zamandır sosyal medyayı kullandığı, sosyal medya kullanım amacı ve sosyal medya için kullanılan araç değişkenlerine göre farklılık göstermemiştir. Yapılan analizler sonucunda, sosyal medya bağımlılığı ile algılanan sosyal destek arasında negatif yönde bir ilişki oluğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre algılanan sosyal destek düzeyi azaldıkça sosyal medya bağımlılığının arttığı söylenebilir. Öğrencilerdeki sosyal medya bağımlılığını azaltmak için İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ve Rehberlik ve Araştırma Merkezleri ile iş birliği yapılarak eğitimler düzenlenebilir. Yerel yönetimler (Valilikler, Kaymakamlıklar, Belediyeler vb. ) ve Sivil Toplum Kuruluşları (Dernekler, Vakıflar, Odalar vb.) kendi bölgelerinde sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler yaparak öğrencilerin sosyal medya dışında zaman geçirmeleri sağlanabilir.
Hemşirelerin sosyal destek algıları ve umut düzeylerinin doğurganlık motivasyonuna etkisi
Hemşirelik mesleği; stresli, yoğun vardiya usulü çalışan ve tatil kavramı diğer mesleklere göre farklılaşan bir meslek grubudur. Çalışma ortamı, koşulları ve şekli nedeniyle çocuk bakımıyla ilgili sorunlar oluşabilmekte, sosyal desteğe ihtiyaçları artmakta ve bu durumun doğurganlık motivasyonlarını etkileyebileceği düşünülmektedir. Tanımlayıcı ve analitik tipteki bu araştırma ile hemşirelerin sosyal destek algıları, umut düzeyleri ve doğurganlık motivasyonlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 396 hemşire oluşturmuştur. Araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 216 hemşire, araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma öncesinde Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği ve Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğü'nden gerekli izinler ve Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Girişimsel Olmayan Etik Kurulundan etik kurul izni alınmıştır. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) ve Çocuk Sahibi Olma Motivasyonları Ölçeği (ÇSOMÖ) ile yüz yüze olarak Şubat-Mart 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiş, verilerin sunulmasında tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu basıklık ve çarpıklık değerleriyle incelenmiş, normal dağılım gösterdiği bulunmuş ve analizlerde Bağımsız T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelasyon testleri, Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ve ileri analizler için Post-Hoc analizler yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin %69'u kadın, %33,8'i 20-25 yaş aralığında, %54,6'sı evli, %72,7'si lisans mezunu, %65,7'sinin geliri giderine eşittir. Hemşirelerin %98,1'inin annesi sağ, %53,8'i farklı illerde ikamet ediyor ve %64,6'sı annesi ile yakın ilişki içinde olduğu, %86,1'inin babası sağ iken, %59,1'i babasıyla aynı şehirde yaşadığı, %59,6'sı babası ile yakın ilişki içinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya katılan hemşirelerin çalışma yılına bakıldığında %28,7'si 16 yıl ve üzerinde olduğu bulunmuştur. Hemşirelerin ÇBASDÖ ölçek toplam puan ortalaması 70,01±13,61, SUÖ ölçek toplam puan ortalaması 51,65±7,93, Olumlu ÇSOMÖ alt ölçek toplam puan ortalaması 79,11±20,55, Olumsuz ÇSOMÖ alt ölçek toplam puan ortalaması 39,71±15,24'tür. Hemşirelerin ÇBASDÖ alt ölçek ve ölçek toplam puan ortalamalarında medeni durum, eşin çalışma durumu ve ebeveynlerle ilişki biçiminin; SUÖ alt ölçek ve ölçek toplam puan ortalamalarında yaş ve ekonomik durumun; ÇSOMÖ alt ölçekleri olan Olumlu ÇSOMÖ alt ölçeğinde cinsiyet ve eşin mesleğinin, Olumsuz ÇSOMÖ alt ölçeğinde ise cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve eşin çalışma durumunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p< ,05). ÇBASDÖ ile SUÖ arasında düşük düzeyde (r= ,287), ÇBASDÖ ile Olumlu ÇSOMÖ arasında düşük düzeyde (r= ,264) pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur (p< ,05). ÇBASDÖ değişkeninin Olumlu ÇSOMÖ üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır (t= 3,833, p< ,05). ÇBASDÖ değişkenindeki bir birimlik artış, Olumlu ÇSOMÖ üzerinde 0.399'luk artışa sebep olmaktadır (β= ,399). Olumlu ÇSOMÖ üzerindeki değişimin %7'sini açıklandığı görülmektedir (R^2= ,070). Araştırma bulgularına göre hemşirelerin sosyal destek algıları, umut düzeyleri ve çocuk doğurma motivasyonlarının birbirini düşük düzeyde etkilediği söylenebilir ve ileri düzey araştırmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğurganlık motivasyonu, hemşire, sosyal destek, umut.