Pictures

535 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilanından günümüze Türk resminde kadın imgesi ve biçimsel yaklaşımlar

Kadın imgesi; dini bir figür, saraydan biri, veya gündelik hayatın içinden bir figür olarak resim tarihi boyunca farklı amaçlar içinde konu edinilmiştir. Türk resim tarihi içinde ise plastik anlamda bir kadın figürü, cumhuriyet döneminin biraz öncesinde Osman Hamdi Bey' le başlar. Sanayi-i Nefise Mektebi' nin kurulmasıyla birlikte eğitim güçlenerek daha geniş bir kitleye yayılır. Sonrasında devletin sanatı desteklemesiyle Avrupa' ya sanat eğitimi için gönderilen ressamlarla Türk resim sanatı farklı akım ve üsluplarla zenginleşmeye başlamıştır. Çağdaş Türk resminin ilk kadın ressamı olan Mihri Müşfik Hanım' ın da çabalarıyla İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi 1914 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kadınlara tanınan haklar ve oluşan eşitlik alanıyla 1920' li yıllarda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebiyle birleşerek kadın-erkek birlikte eğitim görmeye başlamıştır. Kadın resmin içinde model olmak dışında sanat üreten birey olarak da yer edinmiştir. Böylelikle bir kadının sanatçı olarak kadın imgesine yaklaşımı ve duyarlılığı görülmüştür. Bu araştırmada, figüratif resmin öncüsü kabul edilen Osman Hamdi Bey' le başlayarak günümüze kadar Türk resim sanatında kadın imgesinin farklı ressamlar tarafından işlenişi konu edinilmiştir. Osman Hamdi Bey ve dönemi ressamları yurtdışında aldıkları eğitimle figüre akademik bir şekilde yaklaşmışlardır. Biçime önem vermişlerdir. Çallı kuşağıyla birlikte günlük hayattan sahneler, renkli bir palet ve belirgin fırça tuşlarıyla işlenmiştir. Genellikle doğada ve hızlı çalışmışlardır. Güzel Sanatlar Birliği, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği gibi gruplar ortak biçimsel anlayış dışında bir araya gelmiş gruplardır. Güzel Sanatlar Birliği göze hoş görünen doğa kopyaları yapmayı amaçlamıştır. Müstakil Ressamlar ise sanatçıların ekonomik özgürlüğünü savunmuşlardır ve farklı eğilimlerdeki ressamların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. D Grubu ressamları, empresyonist eğilimlere karşı gelerek, kübist konstrüktivist anlayışta resimler üretmiştirler. Resme rasyonel yaklaşmış, geometrik yapıyı önemsemişlerdir. Liman (yeniler) Grubu ise D Grubu' nun biçimciliğine karşı, toplumsal içeriğin önemini vurgulamıştır. İnsanı ve çevreyi duyarlı bir biçimde yeniden resmin konusu yapmayı amaçlamıştır. Liman Grubu, insanı konu edinirken genel olarak deseni ön planda tutmuştur. Herhangi bir grup içinde değerlendirilemeyen ressamlar da bir başlık altında toplanarak incelenmiştir. Bunlar arasında soyutlama yapanlar, kübist çalışanlar, renk veya açık-koyuya öncelik tanıyan farklı üsluplardaki ressamlar vardır. Günümüz resim sanatında, daha çeşitli üsluplar görülmektedir. Realist, ekspresyonist, hiperrealist, pop sürreal türlerinde üretim yapan ressamlar vardır. Konuya yaklaşımlar günlük hayatın içinden, düşsel bir sahne veya romantik şekillerde olmuştur. Bu sanatçılarda kadın imgesine yaklaşım genel bir tavır olmaksızın, farklı plastik elemanlarla işlenmiştir. Türk resmindeki bu farklı dönemler ve bu dönemlerdeki eğilimlerle birlikte ressamların biçimsel yaklaşımları verilen örneklerle incelenmiştir. Resimlerin hakim sanat akımı dışında ressamların kişisel duygunluklarıyla konuya yaklaşımları da üretimlerine çeşitlilik kazandırmıştır. Resimler incelenirken içeriğin yorumlanmasının yanında plastik elemanlar açısından değerlendirilmeye önem verilmiştir.

BiçimKadın imajıKadınlar+4
Ömer Yüksek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Paleolitik Dönem resim sanatının günümüz resim sanatına yansımaları

Paleolitik Dönem Resim Sanatının Günümüz Resim Sanatına Yansımaları adlı tezde, mağara duvarlarındaki resimlerin günümüz resim sanatına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için üç ayrı mağara seçilmiş ve mağara resimleri incelenmiştir. Seçilen mağaralar; İspanya'daki Altamira mağarası, Fransa'daki Lascaux ve Chauvet mağaralarıdır. Tarih sıralaması olarak mağara resimlerinin birbirlerinden hangi konularda farklı oldukları, resimleri yapan Paleolitik dönem insanlarının nasıl bir içgüdüyle ve inançla bu resimleri yapmış olabilecekleri uzman görüşleriyle desteklenerek bir araya getirilmiştir. Doğal afetlerden ve uzun zaman diliminden sonra birçoğu yok olmuş olan mağara resimlerinin günümüze kadar gelebilmiş olanları incelendiğinde şaşılacak derecede güzel çizilmiş olduklarını, perspektif kullanıldığını, hatta üç boyutlu etkisi verebilmek için mağaranın kolonlarının kıvrımlarının kullanıldığını görmekteyiz. O dönemin şartlarında yapılan resimlerle, günümüzde yapılan resimler arasında fark olmaması şaşırtıcıdır. Binlerce yıl önce yapılan bu resimlerin günümüz resim sanatına nasıl yansıdığı konusunda araştırma yapılmış, mağara resimlerinden etkilenerek çalışmalarını sürdüren sanatçılarla görüşülmüştür. Görüşülen sanatçılar; Alison Dearborn, Hasan Çağlayan, Neslihan Kıyar, Teyjah McAren, Thomas Allen'dır. Görüşme sırasında sanatçılara 11 tane soru yöneltilmiştir. Sanatçıların resimlerinden örnekler gösterilerek, röportaj sorularına verdikleri cevaplar yorumlanmıştır. Günümüz sanatçılarının resimlerinde Paleolitik dönem resimlerinin etkisi aranmış, geçmiş dönemde yapılan bu resimlerin günümüz ressamlarının yaratıcılığına etkisinin önemi irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Paleolitik Dönem, Mağara Resimleri, İlkel Sanat, Çağdaş Mağara Resimleri.

Mağara resimleriModern resim sanatıPaleolitik Dönem+2
Esen Süle
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta bir ifade aracı olarak desen

Çizgiyi oluşturan en küçük birim olan nokta, deseni oluşturmaktadır. Çizgi, insanlığın varoluşundan beri diyalog kurmak için iletişim aracı olarak her çağda önemini korumuştur. Bu çalışmadaki amaç, mağara duvarlarına yapılan desenlerden ve işaretlerden yola çıkarak, desenin günümüz sanatındaki ifadesinin gelişmesini ve değişmesini ve nasıl bir sanatsal anlatım haline dönüştüğünü açıklamaktır. Biçimsel ifadesi değişen desen, yapılan en ilkel çizimlerden; kâğıtlara, iç mekânlara, sokaklara, bina duvarlarına hatta insan bedenini de içine katarak dönüşümü örnekler verilerek incelenmiştir. Desenin sanat tarihindeki rolüne baktığımızda ön hazırlık sürecinin bir parçası halinde olduğunu bilmekteyiz. Zaman içinde toplumsal olayların, özgürlüklerin ve kişisel biçimsel yaklaşımların desendeki ifade özgürlüğü kazanmasının yansımalarını görmekteyiz. Değişen ifade biçimi ile günümüz sanatında da malzemelerin ve teknolojik araçların da kullanılmasıyla üretilen desenler sınırsız ifade özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu özgürlük ile desen artık kendi başına yapıt olma durumunu kazanmıştır. Çağdaş sanatta farklı ifade biçimleriyle oluşturulan çizginin gücü hala ilk atılan çizgi kadar güncel ve ifadesinin güçlü olduğunu görmekteyiz. Çağdaş sanat müzelerinde sergilenen eserlerin büyük bir kısmını bugünün deseni olarak nitelendirebiliriz. Bu da bize desenin artık kendi başına bile sanat yapıtı olduğunun bilgisini vermektedir. Günümüzde üretilen desenlerin hangi malzemeyle üretildiğinin çok öneminin olmadığı ve artık sanatın düşünsel ve yaşayan bir kavram olduğunu görebiliyoruz. Desenin mağara duvarlarındaki yalın anlatıma geri döndüğünü üretilen yapıtlardan da anlayabiliyoruz. Bu çalışmada desenin çağdaş sanatta kazandığı kavramsal anlamı örneklendirilerek incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Sanat, Desen, Resim

DesenModern resimModern resim sanatı+3
Levent Yıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şamanist imgelerin resim sanatına yansımaları

Bu araştırmada, Şamanist imgelerin resim sanatına olan yansımalarını sanatçı yapıtları üzerinden ortaya koymak amaçlanmıştır. Şamanizm dünyada evrensel ve yerel ritüelleri bulunan, sahip olduğu güçlü ve geleneksel unsurları ile toplumların kültürlerinde etkili olmakla beraber sanat üzerinde de güçlü tesirlerinin olduğu görülmektedir. Şamanizm konusu derinlemesine ele alınarak kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Şamanizm, Animistik ve İnisiyasyon kavramlarını içinde barındıran bir düşünce sistemidir. Şamanizmin doğuşu milattan öncesi dönemlerden itibaren günümüze kadar geldiği kabul görmektedir. Şamanizm Güney ve Kuzey Amerika'da, Endonezya'da, Avustralya yerlilerinde, Güneydoğu'da Asya, Tibet, Çin ve Japonya'da görülmüştür. Şamanizm, Kuzey Asya ve Orta Asya kökenli olarak kabul edilmektedir. Şamanizm, Tanrı ve ruhlarla iletişimi sağlayan bir düşünce sistemidir. Şaman adayı trans haline girerek birtakım şaman tekniklerinin gizli bilgilerini öğrendikten sonra esrime (inisiyatik ölüm) denilen aşamada sırra ermekte ve şamanlık eğitimini tamamlamaktadır. Şaman bulunduğu toplumun geleneklerine göre bir rehber gibi ruhlarla gökyüzü katmanlarına çıkabilen, yer altına inen, öte alemleri görebilen, aynı zamanda Tanrı ya da ruhlarla konuşabilen, nitelikli yetkinliğe sahip kişidir. Şamanın görevi insanların karşılaştığı baş edemeyeceği güçlüklere karşı yardımcı olmaktır. Öğrendiği şamanlık teknikleri, Şaman'ı güçlü kılmaktadır. Bu durum sayesinde Şaman, insanların başvurduğu bir kimlik kazanmaktadır. Çalışmada görsel sanat yapıtlarında Şamanizm'e doğrudan veya dolaylı olarak gönderme yapan, etkileşimde bulunan sanatçılar eser analizi yöntemi üzerinden araştırılmıştır. Şamanizm'i bir imgelem olarak kullanan görsel sanatçılar belirlenerek yapıtları incelenmiş, ardından estetik yorumlamalarla sanatçıların resimleri sanatçının kişisel yaklaşımı ile betimlenip ortaya koyma biçimleri Şamanist imgelerin resim sanatındaki yaratıcı etkisiyle açıklanmağa çalışılmıştır. Sonuç olarak Şamanizm, Batı merkezli sanat anlayışında Neo Şamanizm tanımlamasıyla yenilikçi Ezoterik bakış açısı ile yorumlanmaktadır. Bu kapsamda Jasko Soos, Pablo Amaringo, Joseph Beuys, Nam June Paikay, Jasko Soos, Norval Marrisseau, Pat Stacy, Susan Seddon Baulet, Nil Yalter, Timofei Stepanov, Gilah Yelin Hirsch sanatçılar ve eserleri ele alınarak incelenmiştir. Çağdaş Türk sanatında sanatçıların eserlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak Şamanist etkilerin olduğu görülmektedir. Bu sanatçılar Bedri Rahmi Eyüboğlu, Neşet Günal, Gencay Kasapçı, Süleyman Saim Tekcan, Can Göknil, Hüsamettin Koçan, Rauf Tuncer, Hasan Kıran, Ramazan Can olarak belirlenmiştir ve sanatçıların yapıtlarında, Şamanizm kültürünün geleneksel bir yansımasının yorumlandığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Şaman, İmge, Kültür, Sembol, Ritüel

KültürResim sanatıResimler+4
Çiğdem Kardan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyılda Avrupa resim sanatında hayvan imgesi

Hayvanlar, tarih boyunca insanlık deneyiminin onunla birlikte var olan, ayrılmaz bir parçasıdır. Hayvan tasvirlerinin M.Ö. 32000"e kadar yaşamlarını avlanma ile geçiren insanların mağara duvarlarındaki hayvan resimlerine kadar uzandığı görülmektedir. Hayvanların beslenme ve giyim başta olmak üzere sosyal statü ve zenginlikle ilişkilendirilen ihtiyaçlar için değerli kaynakları oluşturmuştur. Bizlerin hayvanlarla olan bu denli yakın ilişkisi onları daima hayatımızın ayrılmaz bir parçası yapmıştır. Hayvan imgeleri, Bulgaristan, Fransa ve İspanya da yapılan keşiflerde mağara duvarlarında çoğunlukla avcılık sahnelerini anlatan çizimlerde betimlenmiştir. Tarihsel süreçte hayvan imgesinin gelişimi, insanlığın kültürel gelişimiyle paralel bir yol izlemiştir. Başlangıçta av sahneleriyle başlayıp daha sonra yaşam biçimleriyle devam eden süreçte hayvanlar, zamanla mitolojik, dini ve sombolik olarak Antik Yunan, Mısır ve Roma medeniyetlerinde tasvir edilmştir. Bu süreçte hayvan imgeleri mezar taşlarında, mozaiklerde, duvar süslemlerinde ve devlet konutlarında karşımıza çıkmaktadır. Antik medeniyetler boyunca, bulunduğu bölgenin dini, sosyal ve kültürel, etkenleri doğrultusunda hayvanlar farklı anlamlar ve semboller ile ifade edilmiştirler. Mısır mitolojisinde kutsal bir canlı formunu alan hayvanlar, Roma mitolojisinde ise daha çok duvar süslemelerinde, sevilen evcil hayvanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Antik yunanda ise hayvanlar, farklı oluşum ve biçimlerle mitolojik türde yer almıştırlar. Hem Yunan hem de Mısır mitlerinde hayvanlar, insan-hayvan karışımı bir forma bürünen betimlemelerle karşımıza çıkar. 14. ve 15. yüzyıllarda Avrupa bölgesinde baş gösteren dini baskılar, Katolik ve Protestan Kiliselerin savaşı nedeniyle sanatçılar üzerinde baskı oluşturmuş ve bu durum sanata da etki etmiştir. Bu doğrultuda, Maniyerizm ve Rönesans döneminde daha çok dini konulu yapıtlarda ve mekânlarda, ifade biçimi olarak kullanılan hayvanlar, dinin anlatımı ve aktarımı hususunda önemli bir sembolik tasvir olarak kullanılmıştır. Toplumsal gelişmelerle birlikte kendinden bir önceki üsluba tepki olarak yeni akımlar ortaya çıkmıştır. Barok ve Rokoko dönemlerinde resimde hareketin ve ışığın etkin kullanımı hayvan tasvirlerindeki oluşumu ve desensel gelişimi hızlandırmıştır. Bu dönemlerde hayvanlar, mitolojik ve dini temalı eserlerde daha çok kullanılmıştır. Dönemin atölyede çalışan sanatçıları eserlerinde hayvan imgelerine çoğunlukla kapalı mekânlarda, natürmort veya evcil hayvan olarak yer vermişlerdir. 19. yüzyıla gelinmesiyle toplumsal olaylar, savaşlar, sömürgeciliğin getirmiş olduğu keşifler, Fransız devrimi ve İngiliz sanayi devriminin yaşanması sanatı ve sanatçıyı da derinden etkilemiştir. Boyaların taşınabilir olması, sanatçıları doğaya yöneltmiş ve bunun sonucunda hayvanlar, manzara eşliğinde sahnelenen ortamlada konumlandırılmıştır. Neoklasizm döneminde dini ve mitolojik yapıtlarda karşımıza çıkan hayvan imgeleri, Romantizm döneminde ise daha çok savaş ve toplumsal olayları betimleyen sahnelerde yer almıştırlar. Realizm ve dönem içerisinde önemli bir ekole sahip olan Barbizon okulu sanatçıları, hayvanları hayatın günlük yaşantısında önemli bir yardımcı figür olarak resimlerinde kullanmışlardır. Empresyonizm dönemiyle beraber izlenimci ressamların hayvanları, sosyo-kültürel bir imge olarak görüp, sosyal statü imgesi olarak eserlerinde hayvan imgesini betimlemişlerdir. İzlenimci ressamlar, hızlı fırça darbeleri ve duygusal çağrışımların etkisinde hayvanları, anlık bir olay örgüsünde veya konunun tamamlayıcı öğesi olarak kompoze edilmiştirler. Anahtar Kelimeler: İmge, Hayvan, Resim, Sanat

Batı resim sanatıHayvanlarResim sanatı+2
Haci Tanrıverdi
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında gelenek

Bu araştırmanın amacı; Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda gelenek kavramının yansımalarını, sanatçıların ve konuyla ilgili uzmanların görüşleri ile saptamaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada gelenek ve resim sanatı ilişkisine yer verilmiştir. Araştırmada geleneğin Çağdaş Türk Resim Sanatı'ndaki, yansımaları değerlendirilmiştir. Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda gelenek kavramı ile ilgili uzmanların belirttikleri görüşler, analiz edilmiştir. Sanatçıların eserleri gelenek bağlamında ele alınıp, betimsel olarak değerlendirilmiştir. Gelenek, insanları tarihle bütünleyen, insan kültürüyle ilerleyen bir olgudur. Geleneğin insanları bütüncül bir bakış açısıyla aynı çatı altında topladığı söylenebilir. Küreselleşme ile geleneğin toplumdaki baskın rolü, değişmiştir. Küreselleşme kültürlerarası etkileşimi artırmıştır. Gelenek kimi zaman küreselleşmenin karşıtı olarak görülmüştür. Küreselleşme güncel sanatın çerçevesini olabildiğince genişletmekte ve yeni kavramlar, malzeme ve düşünceler sanatçının yaratıcı itkisine müdahil olmaktadır. Bu bağlam da Çağdaş Türk Resim Sanatı içerisinde, sanatçının gelenek ile ilişkisini araştırmak araştırmanın ereklerinden biridir. Sanat eleştirmenlerinin ve sanatçıların görüşlerinden, Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda geleneğin farklı boyutlarını ve çağdaş sanata yansımalarını çözümlemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Gelenek, Türk Resmi, Sanatçı

GeleneklerResim sanatıResimler+2
Duygu Abatay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıldan günümüze resim sanatında limon imgesi

Natürmort türünde hemen hemen her resimde yer alan limon imgesi, kendisine yeni anlamlar yüklenen bir anlatım aracı olarak varlığını sürdürmektedir. 17. yüzyıldan günümüze kadar geçen süreçte ressamların resimlerinde limonu nasıl ve hangi amaçla resmettikleri çeşitlilik göstermiştir. Ressamlar kendilerine ait üsluplarıyla, limonu eserlerinde kullanmışlardır. 17. yüzyıldan önce limon objesine pek fazla rastlanılmasa da, 17. Yüzyıldan sonra natürmort türünde karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. Günümüzde de limon objesi sanatçılara esin ve ışık kaynağı olmaktadır. Limonun dokusu, içerisindeki asimetrik dilimler, kabuğu ve rengi ile ressamların her zaman ilgisini çekmektedir ve çekmeye de devam etmektedir. 17. yüzyıldan günümüze imge olarak limonun yerini ve önemini ortaya konulmuş ve bu çerçevede yapılan kişisel limon imgelerinin yorumları paylaşılmıştır. Tez çalışmasında giriş bölümünün ardından alt bölümler olan, problem, varsayım cümlesi, tezin amacı, evren ve örneklem, yöntem ve teknik, verilerin toplanması oluşturmaktadır. Birinci bölümde natürmortun tanımı üzerinde durularak, natürmortun tarihini açıklanmıştır. Dönemin önemli sanatçıları hakkında bilgiler verilip, eserlerinden örnekler bulunmaktadır. Sanatçıları natürmort yapmaya teşvik eden nedenler üzerinde durulmuştur. Resim sanatı tarihinde natürmortlar seyirciye, dönemin ekonomik, sosyolojik, dini konularıyla o dönem hakkında bilgi verirler. İkinci bölümde 17. ve 18. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 17. 18. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserleri bulunmaktadır. Üçüncü bölümde 19. ve 20. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 19. 20. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Türk resminde natürmort ve limon imgesi de dördüncü bölümde yer almaktadır. Bu bölümde hem Türk ressamların eserleri incelenmiş hem de sanatçılara ait kısa bilgiler bulunmaktadır. Dördüncü bölümde günümüz sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Tezin son bölümünde çalışmaya ilişkin sonuç ve değerlendirmeler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Natürmort, Limon, İmge, Işık-gölge

17. yüzyılGölgeIşık+6
Gülay Ergindir
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Biçimsel ve kavramsal bağlamda 1950 sonrası soyut resimde espas

Biçimsel ve Kavramsal Bağlamda 1950 Sonrası Soyut Resimde Espas isimli çalışma, soyut resim sanatında diğer resimlerden farklılaşan espas kavramını inceler ve çözümleme arayışına girer. Çalışmanın amacı, soyut resimdeki espası analiz etmektir. Soyut resimde espas çözümlenirken, seçilen sanatçıların 1950 sonrasındaki yapıtları analiz edilerek yüzey espası, çağdaş espas ve kavramsal espas olarak incelenmiştir. Espas; boşluk, mekan veya uzay anlamlarına gelmektedir ve görsel sanatlarda kullanılan biçimlendirme ögelerinden biridir. Bu çalışmada biçimlendirme öğesi olarak espas kullanımının yapıtlar için önemi, kavramsal bir amaç ile ilişkilendirilmiştir. Araştırmada resimde espas çeşitleri açıklanarak soyut resimde seçilen sanatçıların üretimleri; uzam, boşluk, mekan öğeleri değerlendirilerek incelenmiştir. Espas çeşitleri sıralanırken, klasik espastan kavramsal boyuta geçiş araştırılmıştır. Çalışmada espasın geçirdiği değişim, farklı yüzey denemeleri incelenerek çözümlenmiştir. Eserlerin değerlendirilmesi ve çözümlenmesi yalnızca resim yüzeyindeki plastik öğeler üzerinden değil, sanatçıların yaratım amaçları, genel yapısı, sergileme, boyutlar ve eserlerin oluşturulma çeşitleri değerlendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır.

BiçimEspasFigürasyon+4
Aslıhan Mumcu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk resim sanatında 1980 sonrası esinlenme

Bu araştırmada, Türk Resim Sanatı'ında, 1980 sonrası yapıt üreten sanatçıların esin kaynakları incelenmiştir. Esinlenme, sanatçılar için olarak olumlu yönleri de olan çok önemli bir kavramdır. Her sanatçının esin kaynakları vardır. Bunlar kültür, yerel kaynaklar ve sanatçıyı etkileyen somut ya da soyut varlıklardır. Sanatçıların esin kaynaklarını analiz etmemiz sayesinde sanatçı eserlerini daha iyi anlayabiliriz. Sanatçıların, esin kaynaklarından nasıl yaralandıklarını ve onların kendi çalışmalarını hangi yöntem ve teknikle sentezlediklerini öğrenmemiz, bizlere sanatçının eserlerindeki estetiği daha iyi anlayarak, yorumlamamızı sağlayabilir. Yapılan tez çalışmasında, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Akademik yayınlar, dergiler, makaleler, kitaplar, süreli yayınlar ve sanal kaynaklardan yararlanılarak literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sanatçı eserleri analiz edilerek esinlenme yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, bölümlerden oluşmaktadır. Tez bütününde esinlenme ve beraberinde gelen kavramlar açıklanarak, resim sanatında üretim yapmış, yapmakta olan, sanatçı eserlerinden, esinlenme kaynakları sanatçıların kendileri veya eleştirmenlerce, ifade edilen eserler seçilmiştir. Çalışma, Türk sanatı içinde 1980 sonrası eser üreten on yedi sanatçıyla sınırlandırılmıştır. Seçilen sanatçıların eserlerinde, esinlenmenin varlığı görülmüştür. Esinlenme ilişkileri literatür bağlamında da açıklanmaya çalışılmıştır. Esinlenmelerinin genel analizi yapılmak istendiğinde genel bir yargıda bulunmanın mümkün olmadığı ancak, gelenekten yararlanmanın bir esinlenme kaynağı olarak etkili olduğu, sanatçıların esinlemelerine ragmen kendi sanat biçimlerini son derece özgünleştirdikleri söylenebilir.

1980 sonrasıEsinlenmeResim sanatı+3
Merve Yazıcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında doğa görünümlerinin soyut ve soyutlama kavramları üzerinden incelenmesi

"Resim Sanatında Doğa Görünümlerinin Soyut Ve Soyutlama Kavramları Üzerinden İncelenmesi" isimli tez çalışmasında, tüm zamanlarda sanat için verimli bir kaynak haline gelen doğanın resim sanatı içerisindeki önemi anlatılmıştır. Somut gerçekliğe bağlı doğanın sanatın evrimiyle beraber soyut ve soyutlayıcı ifadeyle yansıtılmış temsilleri incelenerek sanatçıların nesnel gerçeklikten uzaklaşmalarının nedenleri araştırılarak bu yeni kimliğin altında yatan öz nitelikler değerlendirmeye alınmıştır. İkinci bölümde, resim sanatına her dönemde kaynaklık etmiş olan doğa algısı incelenmiş, soyut sanatın iki farklı çözümleme yöntemi olan geometrik saf soyut ve natüralist soyutlama iki başlıkla anlatılmıştır. Çözümleme yöntemleri ile ilintilenen görünümü karakterize ederek anlatımı güçlü kılmaya yardımcı stilizasyon, deformasyon gibi biçimsel ögeler açıklanmıştır. Saf biçimsel ve natüralist yaklaşım irdelendiğinde resim sanatına her dönemde ilham kaynağı olmuş doğa motifleri ve doğa görünümlerinin sanatçılar için güçlü bir ifade aracı olduğu görülmüştür. Duyguların doğa aracılığı ile ifadesi ve soyutlanmış biçimlerle olan birliğinin eseri duyusal ifade aracına dönüştürerek benzersiz sanat yapıtı olmasında etkin rol üstlendiği sonucuna varılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde, içsel yönelim ile oluşan biçimsel yapılanmanın soyut biçimlere ulaşma rolünü üstlenen imge, tinsellik, ve otomatist yaklaşım incelenmiştir. Duygusal ve manevi duyguların doğa aracılığı ile soyut bir ifade aracına dönüştüğü, duyulara yönelmenin sanatsal potansiyelin tümüyle ortaya koyulmasında etkin rol üslendiği saplanmıştır. Dördüncü bölümde Worringer ve Kandinsky'nin mutlak olana ulaşmak üzerine kuramsal araştırmaları değerlendirmeye alınmıştır. Tinsellik ve manevi duygulara yönelmenin sanat içinde üstün rol oynadığı, görsel bir deneyimin ötesine geçerek eseri ruhsal ve duyusal olarak benzersiz bir biçime kavuşturduğu ve farklı bir gerçeklik dünyası sunarak yüzeysel görünümün ötesinde ruhani boyutta izleyiciyi etkisi altına aldığı gözlemlenmiştir. Beşinci bölümde, resim sanatında lirik soyut yaklaşımı benimsemiş 14 yerli ve yabancı sanatçının eserleri incelemeye alınmış, eserler biçimsel analiz, eser yorumlama üzerinden değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, duygusal ve manevi duyguların doğa aracılığı ile soyut bir ifadeye aracına dönüştüğü, duyusal ifadeye yönelmenin sanatsal potansiyelin ortaya koyulmasında üstün rol üstlendiği netlik kazanmış. Sanatçının içten gelen manevi duyguların ifadeyi güçlendirerek eseri özgür ve bağımsız kıldığı aynı zamanda, sanat nesnesinin görünür olanın dışında daha geniş kavramları ifade etmesine olanak sağladığı sonucuna varılmıştır.

DeformasyonDoğaDoğalcılık+5
Hayal Özcan Sönmez
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yinelenen bellek: Hayal kırıklığını imgeye dönüştürmek

Yineleme saplantısı (Repetition compulsion), ilk olarak psikanalizin kurucusu Sigmund Freud tarafından önerilen psikolojik bir kavramdır. Freud'a göre, tekrarlama kompulsiyonu, bir kişi için duygusal olarak önemli olan davranışları veya deneyimleri, bu davranışlar veya deneyimler olumsuz veya acı verici olsa bile bilinçsiz olarak tekrarlama dürtüsüdür. Bu tekrar, travmatik bir olayı tekrarlamak veya kendine zarar verici davranışlarda bulunmak gibi çeşitli biçimler alabilir. Zeigarnik etkisi ise, Bluma Zeigarnik tarafından tanımlanan, kişinin yarım kalan olayları, durumları tamamlanmış olanlara göre neden daha fazla hatırladığını açıklayan psikoloji fenomenidir. Bu tez çalışmasında yineleme saplantısı ve zeigarnik etkisi bağlamında, "Reminiscence" başlıklı, sanatçının kişisel belleğinde hayal kırıklığı kaynaklı olarak iz bırakmış olan deneyimlerini tekrar tekrar ziyaret etmesinden yola çıkarak oluşturduğu resim serisinin, sanat tarihinden ve günümüz sanatından biçim ya da içerik olarak yakın bulduğu sanatçılarla karşılaştırarak incelenmesi amaçlanmıştır.

AnılarBellekResim sanatı+3
Sebahattin Yüce
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resimde benlik ve ötekilik bağlamında portre

Bu tezde, resimde "benlik" ve "ötekilik" bağlamında portre, multidisipliner bir yaklaşımla, temel tanımlar ve terminolojiden başlanılarak, sanat tarihindeki örnekleriyle birlikte, kavramın anlaşılmasına yardımcı olacak psikoloji, estetik ve dilbilim gibi diğer disiplinlerden de yardım alınarak incelenmektedir. Bu kavramların portre resmini ve görsel sanatların farklı mecraları aracılığıyla benlik ve ötekilik algımızı nasıl şekillendirdiğini keşfetmek için teorik ve pratik araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmacının çalışmaları göz önünde bulundurulduğunda, bu araştırmada kadın sanatçıların eserlerine veya kadın sorunlarıyla ilgili eserlere yapılan vurgu dikkat çekicidir. Araştırma, seçilen örnek çalışmalar ve sanatçıların etkilerinin azınlıklar ya da toplumun belirli bir cinsiyete mensup kesimi ile sınırlı kalmadığını toplumun tüm üyeleri ve portrelerin çağdaş temsil biçimleri üzerinde de etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, "portre"yi daha geniş bir sanat tarihi kanonu içinde bağlamsallaştırıp, sosyo-politik ve kültürel faktörlerin bu türü nasıl etkilediğini ele almıştır. Çağdaş sanatçıların eserlerindeki genel değişimler örnek çalışmaları aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu analiz aracılığıyla tez, çağdaş sanatçıların portrelerinde "benlik" ve "ötekilik", temsil ve iktidar arasındaki karmaşık gerilimi nasıl ele aldıklarını incelemektedir. Bu tez çağdaş portrelerdeki "benlik" ve "ötekilik" kavramlarını inceleyerek, sanatta temsil, kimlik ve kültürel çalışmalar hakkında süregiden tartışmalara katkıda bulunmaktadır. Bu tezin çağdaş portrelerdeki "benlik" ve "ötekilik" çerçevesindeki incelemelerinin, sanatta ve kültürel çalışmalarda süregiden tartışmalardan olan temsil ve kimlik meselelerine katkı sunması amaçlanmıştır.

AlgıBaskı resimBenlik kavramı+6
Ehsan Ghanbarzad Khajeh
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çin kaligrafisi temelinde plastik çözümlemeler

Araştırmanın konusu, uzun bir geçmişe sahip Çin kaligrafisinin gelişimini etkileyen koşulları inceleyerek onun çağdaş sanatta nasıl yer aldığını tartışmaktır. Bunun yanı sıra küresel bir güç olduğunu iddia eden Çin'in kültürel siyasasında kaligrafinin öneminden söz edilirken günümüz sanatçılarının eserlerinde kaligrafinin etkisini araştırmaktır. Ayrıca çalışmalarımın özü olan kaligrafi sanatı ile ilgili yeni form arayışlarını takip ederek eserler üretmektir. "Çin Kaligrafisi Temelinde Plastik Çözümlemeler" başlıklı bu tezde, Doğu ve Batı'daki yazı, kaligrafi ve resim arasındaki ilişki, yazarın sanatsal pratiği ve düşünsel çevresince incelenmiş, yeniden yorumlanmıştır. Türk ve Latin alfabelerinin açıklayıcı anlamını ortaya çıkarmak için geleneksel Çin kaligrafisini bir araç olarak kullanarak Doğu ve Batı'daki yazı, kaligrafi ve resim arasındaki ilişki çalışılarak güncel kaligrafi ve resim sistemi keşfedilmiştir. Son bölümde, yazarın yaratıcı söylemi, süreçleri ve fikirleri incelenmiş, bunun yanı sıra yukarıda belirtilen araştırma detaylandırılmıştır.

AlfabeResim sanatıResimler+2
Jou-yı Chen
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Boşluk ve devinimin resim dilinde çözümlenmesi

Bu çalışmada boşluk, devinim, bağ, sonsuzluk ve uzantı gibi kavramların sanattaki karşılığını resim dilinde çözümleyerek ve aynı zamanda uygulama yapılarak günümüz sanatındaki yansımalarına bakılacaktır. 20. yüzyılın toplumsal etkileriyle savaş dönemlerini geçiren sanatçılar yoğun bir arayışa girerek artık sanat adına birçok yeniliğe girişmişlerdir. Bu arayışların içinde boşluğun kavramsal olarak sanatın irdelediği bir konu olmuştur. Boşluğun beraberinde getirdiği doluluk duygusu yeni bağlayıcıları destekler ve devinim, uzam, zaman, mekân, espas gibi kavramlar araştırmanın çevresini genişletmiştir. Uzak doğu felsefesiyle ilk olarak şekillenen boşluk kavramı birkaç yüz yıl sonra Batı ve Türk sanatını da etkileyerek benimsenmiştir. Evrendeki boşluğun verdiği sonsuzluk hissi zamanla küçük parçacıkların devinimini gözlemlememi duyusal olarak sezgilerimi artırması tez konusunun şekillenmesinde yardımcı olmuştur. Evren çalışmaları üzerine konumlanan anlamlı cisimler yerine zamanla çizgisel hareketlere dönüşen imgeler isimsiz, biçimsiz bir hal almaya başlamıştır. Bununla birlikte birbiri içine giren çizgiler boşlukta devam ederek devinim konusuna da bir açıklık getirmiştir. Birinci bölümde boşluk kavramına genel bir tanım yapılmaya çalışılacaktır. Literatür taraması ile kavram hakkında sanatçılarıyla beraber örneklendirilecektir. Boşluk kavramını Doğuda, Batıda ve Türk sanatında ele alınış biçimi yorumlanacak aynı zamanda sanatçıların Boşluk kavramı üzerine yaptıkları işlerden bahsedilecektir. İkinci bölümde ise diğer bir kavram olan Devinimin literatür taraması ve genel bir tanım yapılmıştır. Son bölümde ise ele alınan kavramların konusuyla bağlantılı uygulamalara bakılacaktır. Anahtar sözcükler: Boşluk, devinim, espas, bağ, resim.

Batı resim sanatıBoşlukEspas+7
Burcu Bayazıt Yılmaz
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oyun imgelerinde döngüsel arayışlar

Oyun, ilerleyen zaman içinde kültürle birlikte birikip farklı biçimlere dönüşerek bugünü oluşturan, her çağın kendine özgü güncelini geçmişten aldığı malzemelerle yeniden yapılandıran önemli bir olgudur. 'Oynayan' insan ve hayvan, kimi zaman kendi varlıklarını sürdürebilmek adına yan yana gelerek, kimi zaman ise sağaltma ritüellerinde oyun olgusuyla karşılaşmışlardır. Bu tez kapsamında yapılan çalışma ve araştırmalar, oyunun tarihsel süreç içinde fiziksel boyuttan dijitale evrilme biçimlerini taklit-tekrar-döngüsellik çerçevesinde inceler. Evrendeki her şeyin bir başlangıcı ve sonu olduğu fikrine dayanarak bu varlık döngüsünün bir oyun ve yaratım alanı olduğu görüşü üzerine temellenir. Dünyanın bir çark/tekerlek olduğunu düşünen Alman filozof Friedrich Nietzsche'nin 'bengi dönüş' kavramı ile Hollandalı tarihçi-şair Johan Huizinga'nın oyunun kültürden de eski olduğu görüşü bu tez çalışmasının çıkış noktalarındandır. İnsandaki oynama ve yaratma isteğinin ortaya çıkmasındaki sebepleri ve bu dürtülerle hangi biçimlerde karşılaştığımızla ilgili ortak noktalar incelenecektir. Tüm bu ilişkilerin ortaya konduğu bu sihirli alan, Huizinga'nın deyimiyle 'magic circle', yaratım ediminin var oluş hazzı içinde beklenmedik bir anda gerçekleştiği, oyuncunun çıkarsız ve gönüllü olarak yaratmaya istekli olduğu, evrenseli barındıran ve sanatı oyunlaştıran bir alandır. İnsanın kendi özüne giden bu alanda bir oyuncu olarak bulunduğunu fark edebilmesi ve düşüncenin yaşam döngüsüne uyumlanması yalnızca oyun dürtüsünün idrakiyle mümkündür. Bu tez kapsamında oyun imgelerinin fiziksel-dijital boyutta incelenmesiyle oyuna dair doğrudan ve metaforik çıkarımlar/çalışmalar yapılacaktır. Resim, enstalasyon, video-performans ve asamblaj teknikleriyle yapılacak olan bu çalışmalar, bireyin kendi ve toplum içindeki dönüşümlerini ortaya koyan ve hayatın bütünlüğüne dahil edilemeyen oyun dürtüsünün ironik yansımalarıdır. Anahtar sözcükler: Oyun, sanat, resim, varlık, çember, nietzsche, döngüsellik, tekrar, mimesis.

DöngülerMimesisNietzsche, Friedrich Wilhem+7
Şeyma Topçu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bellek ve yeniden inşa: Şimdi ve burada

Günümüz sanatında bellek kavramı, bireysel kimlik arayışlarını biçimlendiren unsurların başında gelmektedir. Sanat aracılığıyla bellekte değişip dönüşen geçmiş deneyimlerimiz, bugünde yeni bir okuma sunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, var olduğumuz sürece canlı kalan bellek kavramının süreçlerini irdelerken, aynı zamanda zihnimizin gizil odalarını keşfettikçe ortaya çıkan farklı anlatım biçimlerini sorgulamaktır. Çalışmanın birinci bölümünde geçmiş zaman kavramı bir arayış biçimi olarak incelenmiş, zihnimizin mahremiyet alanı olan belleğin depolama ve yeniden inşa etme rolü bağlamında kavranmaya çalışılmıştır. Bellek aracılığıyla üretilen sanat eserinin; deneyimler, dramatik bağlantılar, tarihsel ve toplumsal belirleyicilerle ilişkileri kurularak yeni verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Nostalji olanaklarının algılanan geçmiş imgesi üzerindeki diyaloğu sorgulanıp, biçime dönüşen üslubu tartışmaya açılmış; anımsamanın bireysel ve kolektif deneyim süreçleri, felsefi yansımaları ve psikolojik etmenleri sorgulanmıştır. İkinci bölümde ise şimdi ve burada duyumsanan ve ifadeye ihtiyaç duyan imgenin mekandan ayrı düşünülemeyen yapısı ve anımsamanın kaçınılmaz biçimi olan unutma eylemi farklı bakış açıları ve yapıt örnekleri bağlamında kavramsal bir çerçevede incelenmiştir. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda üretilen çalışmalar imge-mekan-zaman bağlamında sorgulanmaya açılmıştır.

BellekGüncel sanatMahremiyet+7
Rabia Uluşanver
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel ve toplumsal anılar bağlamında resimde metafizik mekân

Bu çalışmada, resimde metafizik mekân konusu incelenmiştir. Olaylar, hikâyeler, mitolojiler, efsaneler ve anılar insanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar resim sanatında işlenen konulardır. Sanat tarihsel süreç boyunca mekânı ifade etme çabaları sürmüş, bu süreçte perspektif bulunmuş ve bu sayede olayın gerçekliğinin insan zihninde canlanabilmesi üzerinde durulmuştur. Çoğu zaman sanatçının olayları, felsefi görüşleri ve anıları gösterirken mekânı gerçeklik açısından yazınsal bir dile yakın betimlendiği gözlemlenmiştir. Bu çerçevede resimde metafizik mekân, kavram ve görsel imge olarak bireysel veya toplumsal olayları, konu itibariyle tercih edilen kurgu çerçevesinde izleyiciye aktaran başat eleman olarak ele alınmıştır. Metinde, kavram olarak metafizik ve De Chirico resminde metafizik mekânı ele veren geometri, mimari, perspektif, ışık vb. gibi unsurlar incelenmiştir. Son bölümde tez sürecinde üretilen uygulamalara yer verilmiştir. Yakın geçmişten uzak geçmişe doğru olay ve anılar seçilmiş ve seçilen bu olay ve anılar, özgün bir dil yaratma kaygısıyla, ışık ve gölge etkileri de dikkate alınarak metafizik mekân bağlamında resmedilmiştir.

AnılarMekanMetafizik+3
Beşir Bayar
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ahvâl-i Kıyâmet ve resimli nüshaları

Bu çalışmanın konusunu, 13. yüzyıl şairlerinden Şeyyad İsa ya da Şeyyad Hamza tarafından manzum olarak yazılmış Ahvâl-i Kıyâmet'in, 16. yüzyıl sonu 17. yüzyıl başlarında hazırlanan resimli nüshaları oluşturmaktadır. Osmanlı sarayında ve toplumunda Hicri 1000 (1591-2) yılından itibaren kopacağına inanılan kıyamet beklentisiyle bağlantılı bir bağlamda hazırlanan Ahvâl-i Kıyâmet'in günümüze ikisi tam ve ikisi de dağılmış yapraklar halinde olmak üzere dört resimli nüshası ulaşmıştır. Bunlar sırasıyla, İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi Hafid Efendi 139, Berlin Staatsbibliothek Ms. Or. Oct. 1596, Philadelphia Free Library'de Rare Book Department (Ms. O. Tu 4-Tu 7)- Harvard University Art Museum (1956.196) ve Dallas Museum of Art, Keir Collection (IV, 9-21) nüshalarıdır. Resimli Ahvâl-i Kıyâmet nüshalarında tasvirler kıyametin üç aşamasında toplanmıştır: Kıyamet öncesi alametler, kıyametin gerçekleşmesi, kıyamet sonrası hayat. Bu tezde, tasvirlerin metinle bağlantısı incelenmiş, metinden canlandırdığı bölümler aktarılarak imgeler çözümlenmiş ve betimlenmiştir. Yazmalar resim konuları ve resim programları yönünden karşılaştırılmış, aralarında farklar olduğu gözlenmiştir. Ahvâl-i Kıyâmet resimlerinin tek kaynağının metin ya da nüshalar arasındaki bağlantılar olmadığı tespit edilmiştir. Ahvâl-i Kıyâmet resimlerinin Osmanlı nakkaşlarının özgün anlatılar için özgün görsel yorumlar üretmeleri sürecini örneklediği tespit edilmiştir. Ahvâl-i Kıyâmet nüshalarının Osmanlı resmi içerisinde üslup açısından hangi gruba ait olduğu belirlenmiştir. Ahvâl-i Kıyâmet resimli nüshalarında karşımıza çıkan kıyamet tasvirlerinden bazılarının benzerlerine İslam resim sanatının başka ürünlerinde rastlamakla beraber resimli Ahvâl-i Kıyâmet yazmalarında kıyamete dair tüm tasvirler bir arada yer almaktadır. Ahvâl-i Kıyâmet nüshaları bu bakımdan benzersizdir ve daha önce betimlenmemiş kompozisyonları ile Osmanlı resminde özgün bir yere sahiptir. Nüshalarda yer alan özellikle mahşer ve ahiret hayatını konu alan resimlerin Osmanlı kitap resmi örnekleri arasında yer almadığı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler 16-17. yüzyıl Osmanlı Resmi, Osmanlı resminde kıyamet, Kıyamet alametleri, Kıyamet sonrası hayat.

16. yüzyıl17. yüzyılAhval-ı Kıyamet+6
Şengül Şentürk Ünal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fantastik edebiyat resimlemeleri ve bir etkileşimli kitap uygulaması

Bu tez çalışmasında fantezi ve resimleme (illüstrasyon) kavramları birlikte ele alınıp, fantastik edebiyatın illüstrasyon üzerindeki etkisi incelenerek literatüre katkıda bulunulmak amaçlanmıştır. Edebiyat ve illüstrasyonun sıkı bir ilişkisi vardır. Pek çok metin okuyucuya içerik hakkında bilgi vermek, dikkat çekmek gibi amaçlar için illüstrasyona başvurur. Fantastik edebiyat gibi düşselliğin ve soyut kavramların baskın olduğu bir edebi türde illüstrasyona olan ihtiyaç had safhadadır. Kimi zaman anlatıcının betimlemeye ve diğer söz sanatlarına başvurarak tek başına imgeleri aktarması yetersiz kalabilmektedir. Fantastik edebiyatın içeriğini oluşturan ütopik evrenler, yaratıklar, alışılagelmişin dışındaki her şey illüstrasyon sanatı ile adeta can bulur. Dünyada pek çok fantastik kurgunun anlatılmasında etkili bir yöntem olan illüstrasyon, ülkemizde daha çok çocuk kitapları için kullanılmıştır. Bu şüphesiz ki fantastik edebiyatın hedef kitlesinin büyük kısmını gençlerin oluşturmasından kaynaklıdır. Oysa ki geçmişte ve bugün üretilen çoğu fantastik masalların, öykülerin ve romanların ilk hali yetişkinler içindir. Eserler, sadeleştirilip ağdalanarak çocuklara yönelik hale getirilmiştir. Yapılan araştırmalar, örnekler ve uygulama kısmı ile birlikte bu tez çalışmasının ana hedefi e-kitaplarda kullanılan illüstrasyon ve görsel içeriklerin yetişkinlere de hitap edebileceğini ortaya koymaktır. Geleneksel anlamda kitaplar, uygarlığın doğuşundan beri insanlığa kültürel aktarım, bilgilerin kalıcı hale gelmesi gibi amaçlar doğrultusunda hizmet etmiştir. El yazması ile başlayan kitapların serüveni, matbaanın bulunuşu ile ivme kazanmış, daha sonra gelişen baskı teknikleri ile devam etmiştir. Bugün teknolojide gelinen son nokta beraberinde okuma alışkanlıklarını da değiştirmiştir. Hemen herkesin evinde olan bilgisayarlar, tabletler ve mobil cihazlar bir çok esere ulaşım ve taşıma kolaylığı sağlarken, maliyeti de düşürerek tercih edilirlik kazanmışlardır. Bu cihazlarda kitaplar etkileşimli hale gelmiş, genel olarak kitap uygulamaları olarak adlandırılmıştır. Farklı formatlarda çalışan kitap uygulamaları, illüstrasyon, hareketli grafik, ses, efektler ve içerdiği diğer etkileşim unsurları ile bir çok tasarımcı için de yeni bir çalışma sahası oluşturmaktadır. Dünyada klasikleşmiş eserlerin bir çoğu için pek çok kitap uygulaması üretilirken, ülkemizde etkileşimli kitap uygulamaları genellikle çocukların okul öncesi eğitimi için üretilen içeriklerle sınırlı kalmıştır. Bu tez çalışması iki ana bölümden oluşup, yapılan proje uygulaması konusu için hazırlanmış olan bölümle birlikte üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde illüstrasyon kavramı tarihi gelişim süreci ile berber açıklanmış, üretim tekniklerine değinilmiştir. İllüstrasyonun kullanım alanları ve yaklaşım açısından türleri, ayrı ayrı başlık ve alt başlıklar halinde örnekler ile açıklanmıştır. İkinci bölümde fantastik kavramı tanımlanmıştır. Fantastiğin dünyadaki tarihi gelişim süreci detaylı bir şekilde incelenmiştir. Fantastiğin türleri, sanatçıları ile tanımlanmıştır. Fantastik edebiyatın dünyadaki tarihi gelişim süreci açıklandığı gibi Türkiye'deki gelişim süreci de incelenmiştir. Fantastik edebiyat ve illüstrasyon arasındaki ilişki daha önce bu alanda eserler üretmiş olan başarılı sanatçıların çalışmaları örnek alınarak açıklanmıştır. Örnek çalışmalarda kullanılan üslup, tasarım ve tekniğin detaylı incelenmesi yapılıp, fantastik illüstrasyonun edebi çalışmalara olan katkısına değinilmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise etkileşimli kitap uygulamaları hakkında bilgi verilmiştir. Etkileşimli kitap uygulamaları ve elektronik kitap arasındaki farklar yapılan tanımlamalar ile açıklanmıştır. Etkileşimli kitap uygulamalarının tarihi gelişimine değinilmiş, teknik özellikleri incelenmiştir. Uygulamanın konusu olan Edgar Allan Poe'nun, The Raven (Kuzgun) adlı fantastik-gotik şiiri biçimsel ve anlamsal olarak incelenmiştir. Uygulama kısmında Kuzgun şiiri için yapılan eskiz çalışmaları açıklamaları ile birlikte verilmiştir ve Edgar Allan Poe'nun The Raven (Kuzgun) adlı eseri için hedef kitlesi yetişkinler olan bir etkileşimli kitap uygulaması yapılmıştır.

Anlatım resimleriDijital illüstrasyonEtkileşimli elektronik kitap+6
Elif Merve Çakır
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 2. sınıf Türkçe ders kitabının resim-metin ilişkisi açısından değerlendirilmesi

Resim-metin ilişkisine yönelik yurt dışında yapılan araştırmalar, resimlerin anlama üzerindeki etkisi ve resimlerin işlevleri esas alınarak taksonomi oluşturma üzerinde yoğunlaşmıştır. Yurt içinde yapılan araştırmalarda ise doğrudan resim-metin ilişkisi araştırmaları yerine, ders kitabı incelemelerinde, resimlerin metinler ile uyumu inceleme basamaklarından biri olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte ilkokul düzeyindeki Türkçe ders kitaplarında ilgili konunun sınırlı alan yazına sahip olduğu görülmüştür. Bu araştırma, ilkokul 2. Sınıf Türkçe ders kitabındaki resimlemelerin metinlerle ilişkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın inceleme nesnesi, Doku Yayınevi'ne ait 2. sınıf Türkçe ders kitabıdır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi 2. sınıf Türkçe ders kitabındaki hedef metinlere ait resimlemeler (16 metin, 36 resim) çalışma kapsamına alınmış, fotoğraf vb. illüstratif ögeler ve serbest okuma metinlerine ait resimlemeler kapsam dışında bırakılmıştır. Alan yazın taramasının ardından oluşturulan "Resim-Metin İlişkisi Kategori Listesi" uzman görüşüne sunulmuş, dönütler doğrultusunda on maddelik bir liste oluşturulmuştur. Verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. "Resim-Metin İlişkisi Kategori Listesi" çerçevesinde değerlendirilen resim ve metinler nitel olarak, yer yer Türkçe ders kitabından doğrudan alıntılar yapılarak düz yazı biçiminde rapor edilmiştir. Sonuç olarak; tüm resim ve metinlerin yerleştirilmesinde zemin-fon ilişkisine dikkat edildiği, resimlerin metnin içeriği ile kısmen paralel olarak konumlandırıldığı, resimlerin metinlerin başlıklarını desteklediği, resimlerin öğrencilerin metni tahmin etmesine imkân sağladığı, resimlerdeki figürlerin metnin bağlamındaki duygularla örtüşmede yeterli olmadığı, resimlerin metinlerde yer alan kavramlara yüksek oranda gönderme yaptığı, resimlerin verilmek istenen iletileri desteklediği, öyküleyici ve bilgilendirici türdeki metinlere ait resimlerin ana fikri desteklediği ve şiir türündeki metinlere ait resimlerin ise ana duyguyu desteklemekte yeterli olmadığı tespit edilmiştir.

Ders kitaplarıKitaplarMetin+5
Funda İnan Yıldız
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde agresyonun çocuk resimlerine yansıması

Resim birçok uzman tarafından çocuğun kişiliğini değerlendirmede kullanılan araçlardan biri olarak nitelendirilmektedir. Çocuklar resim aracılığı ile duygu ve düşüncelerini dışa yansıtabilmektedir. Bu düşünceden hareketle mevcut çalışma, agresyonun çocuk resimlerine yansımasını araştırma amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya; devlet ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden, 5-6 yaş grubu, 42 kız 43 erkek çocuk olmak üzere toplam 85 çocuk katılmıştır. Tüm çocuklara sosyal davranış ölçeği uygulanmış ve çocukların fiziksel- ilişkisel saldırganlık düzeyleri belirlenmiştir. Çocuklardan bütün bir insan figürü, "Evimde Bir Akşam Yemeği" konulu bir resim ve "Okuldaki Oyun Saatim" konulu bir resim çizmeleri istenmiştir. Çocuklara her çizim için 12 farklı renkte boya kalemi verilmiştir ve çocuklar çizimlerini tercih ettikleri renklerde yapmıştır. İnsan figürü çizimleri, Koppitz'in 9 duygusal göstergenin varlığına göre belirlemiş olduğu Bir Adam Çiz Test'i kullanılarak analiz edilmiştir. "Evimde Bir Akşam Yemeği" ve "Okuldaki Oyun Saatim" konulu resimler ise çalışmacı tarafından hazırlanan "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran", "Çizgi" ve "Alan" boyutlarını içeren Resim Değerlendirme Ölçeği kullanılarak analiz edilmiştir. Çocuklar Resim Değerlendirme Ölçeği'nden aldıkları puanlara göre riskli, şüpheli ve normal olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. İnsan figürü analizleri sonucunda saldırganlığa sahip olan çocukların çizimlerinde asimetri olduğu görülmüştür. Ayrıca, "Evimde Bir Akşam Yemeği" konulu resmin "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran" ve "Çizgi" boyutları ile saldırganlık düzeyi arasında anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte "Okuldaki Oyun Saatim" konulu resmin de "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran", "Çizgi" ve "Alan" boyutları ile saldırganlık düzeyi arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, saldırganlık düzeyi ile renk tercihi arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Okul öncesi dönemOkul öncesi çocuklarResimler+2
Ezgi Yıldırım
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Rönesans ve Barok Dönem Adem ve Havva kompozisyonlarında simgesel analizler

Avrupa Resim sanatının tamamında olduğu gibi, Rönesans ve Barok resmindeki figürlere yönelik çalışmalarda, dönemlerin sanatsal özellikleri ve yansımaları önemli ve öncelikli görülmektedir. Avrupa'da Rönesans ve Barok resim sanatı figür çalışmaları açısından üslup olarak farklılıklar göstermektedir. Her iki dönem arasındaki felsefi görüş, coğrafi konum gibi değişimler ve gelişmeler, üslup olarak resim sanatını etkilemiştir. Avrupa resim sanatında, Rönesans ve Barok resim sanatının tarihsel akışı içerisinde, Âdem ve Havva kompozisyonlarında figüratif özellikleri ve yorum farklılıkları incelenen bu çalışmada sanat tarihinin en önemli iki dönemi olarak görülen Rönesans ve Barok sadece bir akım olarak değil, muhtelif alanlarda sanata devrim niteliğinde katkı sağlamıştır. Bu çalışmada Avrupa Resminde Rönesans ve Barok döneme ait özellikle, fresk yağlı boya ve baskı resimler incelenmiştir. Âdem ve eşi Havva kompozisyonlarının önce tarihçesi ele alınarak yüzyıllar içinde nerelerde yer aldıklarının örnekleri verilmiştir. İnsan güzelliği, figür ve anatomisine önem verilmesi perspektifle sanatta yeni bir ruh doğuşuna sebep olmuştur. Tezin ana teması Rönesans ve Barok dönem resimlerinde görülen Âdem ve Havva kompozisyonlarıyla başlamaktadır. Bu kompozisyonlar da kendi içinde sınıflandırılmıştır. Rönesans Dönem resimlerinden başlayarak konu sıralaması kronolojik farklı başlıklarla işlenmiştir. Eserler incelenirken yöntem olarak önce resmin künyesi, konusu, figür özellikleri, mekân özellikleri, üslubu, kendi dönemi içinde ve sanatçının kişisel stili içerinde ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Barok resim sanatında klasik duruş dışına çıkarak daha detaylı gölge ve ışıkta kontrast sağlanarak cennetten kovuluş sahnelerinde korku, endişe, pişmanlık, şaşkınlık gibi yüz ifadeleri bakış hissiyatı seyirciye yansıtılmaktadır. Barok dönem Avrupa resim sanatında, Âdem ve Havva resimlerinde üslup karşılaştırmaları zaman ve mekâna göre farklı duruş, ifade, bakış ve içerikteki anatomik gizemli imgeler ilk kez bu çalışmada detaylı bir resimde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Rönesans, Barok, Âdem, Havva, İkonografi, İkonoloji

Barok ÇağHz. AdemHz. Havva+5
Seda Özlem Özgöz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

7-11 yaş arası özel gereksinimli öğrencilerin aile içi ilişkilerinin resim analizi yoluyla betimsel olarak incelenmesi: Sultangazi örneği

Bu çalışmada, (7-11 yaş) özel gereksinimli çocukların resimleri ve onların iç dünyalarını anlatmada resimlerin önemi ve rolü araştırılmıştır. Araştırmanın önemi; Çocukları yaşadıkları ruhsal durumlar hakkında konuşturmak oldukça zordur. Üstelik konuşturulması gereken özel gereksinimli bir çocuk olduğunda bunun daha zor olacağı kesindir. Duygularını sözel olarak ifade etmede zorlanan özel gereksinimli öğrenciler için oyun ve sanatsal çalışmaların iyi bir ifade aracı olacağı düşüncesinden yola çıkılarak bu çalışma hazırlanmıştır. Yapılan araştırma 7-11 yaş arasında özel gereksinimli olan 121 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Çalışma için İstanbul ili Sultangazi ilçesinde yer alan Atatürk Çiftliği İlkokulu, İstiklal İlkokulu ve Mehmetçik İlkokulu'nda yer alan kaynaştırma öğrencileri seçilmiştir. Öğrenci ailelerine "Aile Bilgi Formu", öğrencilere "Çocuk Bilgi Formu" ve "Bir Aile Resmi Çiz yönergesi" verilerek aile resmi yapmaları istenmiştir. Çalışma sonucunda yapılan aile resimlerindeki; bacadan duman çıkması, kâğıdın yoğunlukla kullanılan bölümü, çocuğun aile figürlerinde kendisini yerleştirdiği konum, aile içerisinde çizilmeyen kişi, yoğunlukla kullanılan renk veya renkler, güneş figürünün varlığı unsurları incelenmiş ve çocuk bilgi formunda elde edilen veriler ışığında değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde özel gereksinimli çocuklarında tıpkı normal gelişim gösteren çocuklar gibi ruhsal süreçler yaşadığı ve bunları ifade etmede zorluklar çektiği belirlenmiştir. Bu nedenle kendini ifade etmede zorluklar çeken ya da iletişime kapalı özel gereksinimli öğrencilere istenilen konuda resimler çizdirilerek veriler elde etmek mümkün olacaktır. Ancak unutulmaması gereken resim analizinden elde edilen verilerin kesinlik taşımadığı ve mutlaka başka veri elde etme araçlarının da kullanılması gerektiğidir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Resimleri, Özel Gereksinimli Bireyler, Sanatsal Eğitim, Aile, Aile İçi Sorunlar

Aile sorunlarıResimlerÇocuk resimleri+2
Ozan Çetin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatçı psikolojisinin ve karakter özelliklerinin grafik tasarım genelinde resim ve illüstrasyonlara yansıması

Sanat, kişinin kendi içindeki aynasını dışa yansıtmasıdır. Sanatçılar ürettikleri eserlerle sadece kendi psikolojilerini değil, aynı zamanda yaşadıkları toplumun psikolojisini, değer yargılarını, bastırılmış duygularını, konuşamadıklarını yansıtmışlardır. Sanat eserlerinin; konusunu, oluşumunu yönlendiren, sanatçının bile görmediği, anlamlandıramadığı psikolojisidir. Psikolojik rahatsızlıklardan yola çıkarak keşfettiğim sanatçıların eserlerinde yaptığım yolculuk, onların olduğu kadar yaşadıkları dönemin psikolojisini, sanatçının çocukluk dönemini ve bastırılmış bilinçaltını daha iyi görmemi sağlamıştır. Günümüzde bizi çok etkileyen bir resme baktığımızda, sadece bakmışızdır. Ama daha derine baktığımızda; neden etkilendiğimiz ve sanatçısı, sanatçının resmi yaparken yaşadığı dönem, yaşadıkları, çocukluğu ve resme yansıyan psikolojisi bizimle iletişime geçer. Zihinsel süreci neyi neden yaptığımızı anlamak esrarengiz ve sürükleyici bir macera gibidir. Bu süreçte sanatçıyı anlamamızı sağlayan günümüze kalan resimleri, çizimleri, kısacası ürettikleri eserler ve yaşamları olmuştur.

Grafik tasarımıGrafik tasarımı eğitimiKarakteristik özellikler+4
Şeyda Özdeğer
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

Related subjects