Political clout

77 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hicrî III. Asırda Mu'tezile-Şia etkileşimi

Erken dönemde teşekkül etmiş olan iki mezhebin arasındaki etkileşimi incelediğimiz bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın genel çerçevesi, takip edilen yöntem ve çalışma esnasında kullanılan kaynaklar giriş bölümünde verilmiştir. Tezde Mu'tezile ve Şia arasındaki ilişkiler ve bunun neticesinde, çoğunlukla Şia'nın Mu'tezile'den etkilendiği fikrî yönler ispat edilmeye çalışılmıştır. Mu'tezile ve Şia, çalışmanın iki öznesi olduğu için, teşekkül süreçleri konumuz açısından önem arzetmektedir. Bu sebeple, birinci bölümde söz konusu iki mezhebin ortaya çıkışları, mezhepleşme aşamaları ve temel esasları çerçevesinde teşekkül süreçleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise kuruluşundan hicrî üçüncü asrın sonuna kadar Abbasîlerin genel durumu kısaca ifade edilmiş, daha sonra bu dönemde Mu'tezile ve Şia'nın Abbasî iktidarı ile ilişkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Özellikle her iki mezhebin iktidar tarafından, çoğu zaman aynı dönemlerde ve aynı muamelelere muhatap olmaları, çalışmanın konusu açısından önemlidir. Siyasetin mezhepler üzerindeki etkileyici rolü, ikinci ve üçüncü asırlarda da belirleyici olmuş ve bu durum birçok açıdan Mu'tezile-Şia ilişkilerinin gelişmesinde etkili olmuştur. Üçüncü bölümde ise, iki mezhep arasındaki etkileşim erken dönemden itibaren incelenmiştir. Özellikle mihne süreci ve sonrasındaki durumları ve aralarındaki ilişkinin gelişimi, mezhepler tarihi ilkeleri çerçevesinde kronolojik olarak takip edilmeye çalışılmıştır. Yine son bölümde tespit edilebildiği kadarıyla Mu'tezile ve Şia arasındaki etkileşimin hangi konularda olduğu ve fikirlerinin süreç içerisindeki değişimi ortaya konmuştur. Anahtar Kavramlar: Mu'tezile, Şia, Mezhep, Siyaset, Etkileşim

AbbasilerAbbasiler DönemiEtkileşim+6
Hasan Basri Demirer
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçlarının seçmen davranışları üzerine etkisi: kütahya il merkezi örneği

Özellikle 20. Yüzyılda insanların hayatlarına etkili bir şekilde giriş yapan kitle iletişim araçları, toplumsal değişimi hızlandıran bir güç haline gelmiştir. İletişim teknolojilerindeki hızlı değişim ve gelişim, kitle iletişim araçlarını hayatın her alanına dahil etmiş, bireylerin siyasal davranışları ve tercihleri üzerinde çok etkili olmasına neden olmuştur. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde; literatür taraması yapılarak kitle iletişim araçları detaylı olarak ele alınmıştır. İlk başta kitle ve kitle iletişim kavramları açıklanmıştır. Daha sonra kitle iletişim araçları yazılı, işitsel ve görsel-işitsel olmak üzere üç gruba ayrılarak detaylı olarak incelenmiş ve kitle iletişim araçlarının işlevleri açıklanmıştır. İkinci bölümde; seçmen davranışlarını etkileyen faktörler tek tek irdelenmiş, bu faktörler arasında yer alan kitle iletişim araçlarının etkisi teorik açıdan ele alınarak bu konuyla ilgili model ve kuramlar incelenmiştir. Son bölümde ise; kitle iletişim araçlarının seçmen davranışları ve tercihleri üzerine etkisi, Kütahya İl Merkezinde ikamet eden 383 adet seçmene anket yöntemi uygulanarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kitle, Kitle İletişimi, Kitle İletişim Araçları, Seçmen, Seçmen Davranışları.

Kitle iletişim araçlarıSeçmen davranışıSeçmenler+1
İlker Manav
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

18.yy siyasi hayatının klasik Türk şiirine etkileri

Edebî eserler, bir milletin geçmişini, medeniyet vasıflarını ortaya koyan çok önemli kaynaklardır. Bir milletin medeniyet vasfını, sanatkârlarına, yazar ve şairlerine, bestekârlarına; yani sanat eserlerine bağlı olarak değerlendirmek, yanlış bir tutum olmayacaktır.Edebî eserin bizatihi kendisi, öznel olması yönüyle, tarih bilimine kaynaklık eden yazılı metinlerden ayrılmaktadır. Bunun içindir ki; bir olayın değerlendirilmesi, vakanüvislere göre farklı şair ve sanatkârlara göre farklı olacaktır. Zira sanatkârın arzu ve telaşı, dış dünyanın mutlak gerçekliğinden ziyade, onun kendisi zâviyesinden görünümü ve yansımasıdır. Dolayısıyla, tarihî bir metindeki doğruluk, divanlarda yer alan bir manzumede, şairin içinde bulunduğu cemiyet hayatı ve bu hayatın şartları; şairin görev yaptığı makam ve o anki hâlet-i ruhiyesine göre değişecek ve şekillenecektir.Bu çalışmamızda, divan şairlerinin siyasi olay ve kişilere yaklaşımını, onlar karşısında tutum ve davranışlarını, içinde bulundukları şartları da göz önünde tutarak değerlendirmeye çalışacağız. Zira divan edebiyatına isim veren ve şairlerin şiirlerinin toplu olarak bulunduğu divanlar, özellikle bu divanlardaki kasideler ve tarih kıt'aları, sadece edebiyat araştırmacısı için değil, tarih bilimcilerinin, sosyo-kültürel alanda çalışmalar yapan araştırmacıların da faydalanabileceği hususiyetleri ihtiva etmektedir.18. yüzyıl siyasî hayatının divanlara yansıması ve etkilerini konu alan tez çalışmamızda, 54 divan üzerinde yapılan çalışmaları (kitap, doktora tezi ve yüksek lisans tezi) inceledik. Bunların dışında, bu yüzyıla ait 44 divan daha tespit etmemize rağmen, bazıları üzerinde tenkitli metin çalışmasının yapılmaması ve bazılarının da çeşitli sebeplerden dolayı YÖK tarafından kısıtlanması sonucu, bu divanları inceleme şansımız olmadı. Tespit edebildiğimiz ve inceleyemediğimiz diğer divanlar, araştırmamızın problemleri bölümünde ayrıca gösterilmiştir.Çalışmamız, dört ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler,1. 18.Yüzyıl Divan Şairlerinin Dönemin Devlet Adamlarına Bakışı2. 18.Yüzyıl Divanlarında Yer Alan Siyasi Olaylar3. 18. Yüzyıl Sosyal Hayatında Meydana Gelen Bozulmaların Siyasete Yansıması4. Şair ve Siyaset İlişkisibaşlıklarını taşımaktadır.Şairlerin devlet adamlarını ve siyasi gelişmeler karşısındaki tutumları, bir bütün halinde verilmiş, aynı şahıslara ve olaylara farklı şairlerin bakış açıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bunların değerlendirmeleri gerek ilgili bölümde ele alınmıştır.Bu tutum ve davranışlarda,bakış açılarında bir edebî eser ile tarih belgesi arasında ne gibi farklılıklar olabileceği, olay ve kişilere bakışlardaki farklılıklardan yola çıkılarak genel değerlendirmenin yapıldığı sonuç kısmında ayrıca ele alınıp değerlendirilmiştir.Sosyal Hayattaki Bozulmaların Siyasete Yansıması bölümünde ise, halkın yaşayış ve kültür özelliklerinden ziyade, konumuz gereği, siyasi gelişmelerin ve olayların halk tarafından algılanması yönü üzerinde durulmuş; bu meyanda, idarecilerin, halkın zihniyeti, tavırları şiirlerde aranmış ve ortaya konulmaya çalışılmıştır.Şair ve Siyaset ilişkisinin değerlendirildiği dördüncü bölümde ise, şairlerin hayatları ve bulundukları mevkileri ile siyasi ilişkilerinin divanlara yansıması ele alınarak, şair-siyaset ilişkisinin manzumelerde nasıl ve niçin yer aldığı tespit edilmeye çalışılmış; her şairin, hâmisi ve diğer siyasî kişilere yönelik yazdığı manzumelerin,şiir ve beyit bazında sayısı grafiklerle gösterilmiştir.Bu durum, şair-hâmî ilişkisini ortaya koymakta şüphesiz daha yol gösterici olacaktır.Divan sahibi olup da, manzumelerinde siyasi kişilere veya olaylara yer vermeyen şairlerin durumları da,yine her şairinin ismi altında teker teker ele alınmış ve değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 18.yy Divanları, Siyasi Olaylar, Şair, Siyaset

18. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+6
Mesut Bayram Düzenli
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik kültürü ve iç politikaya etkileri bağlamında "Mavi Vatan" kavramı ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası

Türkiye bulunduğu coğrafi ve jeopolitik konum itibariyle küresel ve bölgesel birçok konu ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişki içerisindedir. Bu tezin amacı, "Mavi Vatan" kavramı çerçevesinde son dönemde Doğu Akdeniz'de gerçekleşen askeri, ekonomik ve diplomatik gelişmelerin, Türk iç politikasına ne derece etki ettiği sorusuna siyasi aktörler ve düşünce kuruluşları zaviyesinden cevap arayıp literatüre katkı sağlamaktır. 'Politika ile ilgili hiçbir mesele tümüyle dışa ya da içe ait değildir. Bu tespitten hareketle dış politikanın, iç ve dış ilişkilerin ve aktörlerin karmaşık ortamında üretilen/uygulanan bir politika olduğunun altı çizilmelidir. İçte ve dışta farklı aktörlerin ve menfaatlerin bir araya getirilmesi ve bunların somut uygulamalara dönüşmesi zaman içerisinde değişebilen koalisyonlara dayanmaktadır'. 'Dış politika' esasen dışarıya ilişkin gibi görünse de temelde iç siyasi dinamiklerle ilişkili ve karşılıklı etkileşim içerisinde olan bir kavram olma özelliğine sahiptir. İç politikada halk ve ülke içi siyasi aktörlerin hem fikir oluşturma, hem de ortak bir politikayı destekleme düşüncesi, mevcut ülkenin uluslararası camiada daha kararlı ve güçlü adımlar atmasını kolaylaştırır. "Mavi Vatan" ve "Doğu Akdeniz" meselesinde de bu durum aynen geçerli ve izlenmesi gereken yol olarak dikkate değerdir. Sonuç olarak elde edilen bulgular çerçevesinde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendisinin ve KKTC'nin haklarını askeri, hukuki ve bürokratik alanlarda olabildiğince savunduğu ve etkin bir dış politika izlediğini söylemek mümkündür. Belli farklılıklar dışında Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de ki haklılığı gerek İktidar ve muhalefet açısından ve gerekse de belirlenen Düşünce Kuruluşları açısından haklı görülmüştür.

Doğu AkdenizGüvenlikGüvenlik kültürü+7
Mert Tüter
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

تأثير الأتراك السياسي والأجتماعي في العصرين الأول والثاني في التاريخ العباسي (320-132/932-750)

There have been many parties to influence and control in our Islamic history, especially after non-Arab peoples entered Islam, and the Turks were the most prominent ones who set a foothold in Islamic geography and politics with their various names and tribes. Palace of the Caliphate, and after a while they were able to control the military decision through their soldiers and leaders of Turkish origin, who later imposed their policy either through the Caliphs or through them directly as happened at the end of the Abbasid Caliphate era, and their control over the political and military decisions preceded their influence on the Abbasid society culturally And socially, they became an integral part of society after they were outsiders. They proved in many cases the extent of their loyalty to the state and their devotion to fighting the rebels who thought of separating from it. They also participated in wars and foreign conquests as leaders and individuals. The subject of the research focused on a limited period of time between (132- 320/750-932) and this is the period of the presence of the Turks in the Abbasid army, the state and the court, the period in which the state was based on the shoulders of the Turkish soldiers, and an attempt to merge the old writers who were eyewitnesses with the views of contemporary historians. Keywords: Turkish influence, Turks and Abbasids, Turkish social, political and military influence, Turks and caliphs.

Murtaga Barer Khudhaır Al-jumaılı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Selçuklu ve Abbasi hanedan evliliklerindeki çeyizlerin siyasi ve ekonomik boyutu

Kuruluşunun ardından siyasi hâkimiyetini diğer devlet ve hanedanlar arasında güçlendirmeyi amaçlayan Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, hanedanlar arası yapılan siyasi evliliklere büyük önem vermişti. Bu nedenle Selçuklu Sultanları, Abbasi Hilafeti ile aralarındaki iyi ilişkileri güçlendirmek ya da kötü ilişkileri düzeltmek amacıyla birçok kez evliliği siyasi bir araç olarak kullanmış ve bu yolla aralarındaki ilişkileri düzenlemeye çalışmışlardır. Selçuklu-Abbasi arasındaki ilişkileri düzenlemek adına ilk adım Sultan Tuğrul'un yeğeni Hatice Arslan Hatun ile Halife el-Kaim Biemrillah'ın evlilikleriyle atılmıştır. İlerleyen süreçlerde de sıklıkla Selçuklu sultanları ve Abbasi halifeleri evlilikler üzerinden bir takım hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Bu hedefler içerisinde Hatunların getirmiş oldukları çeyizlerin de büyük bir payı vardır. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey'in Halife el-Kaim Biemrillah'ın kızı Seyyide Hatun ile evlenirken çeyiz olarak Altuncan Hatun'dan kalma verimli arazilerin ikta olarak, ayriyeten 300.000 nakit altın dinarın verilmesi çeyizin ekonomik boyutunu gözler önüne sermeye yeterlidir. Ayrıca çeyizler üzerinden kaynaklarda incelemeler yapıldığında çeyizler üzerinden yaşanan bir takım olayların ilişkileri etkilediği dikkati çekmektedir. Bu nedenle çeyiz konusunun araştırılması önem arz etmektedir.

AbbasilerAbbasiler DönemiEkonomik etki+6
Elif Harmancı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik sistemlerin doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına etkisi

Günümüzde hızla artan küreselleşmenin etkisiyle Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) ülkeler için vazgeçilmez bir yatırım unsuru haline gelmiştir. Özellikle ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli olan DYSY, yöneldiği ülkelere sermaye, bilgi ve teknoloji birikimi, beceri, teknik bilgi (know-how), piyasaya giriş ve istihdam fırsatları sağlamaktadır. Bu nedenlerden dolayı hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler DYSY'yi arttırmak için birbirleriyle rekabet etmektedirler. Bu noktada DYSY'nin belirleyicilerinin neler olduğu önem kazanmaktadır. Konuya ilişkin literatürde DYSY'nin politik ve ekonomik belirleyicilerinin ön planda olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma ise DYSY'nin politik belirleyicilerinden olan ve ülkelerin yönetim şekillerini ifade eden politik sistemler ve beraberinde politik istikrarsızlık kavramının DYSY üzerindeki etkisini ele almaktadır. Bir ülkenin demokratik, otokratik ya da karma yönetim şekline sahip olmasının o ülkeye yönelen DYSY üzerinde bir etkisi olup olmadığının araştırılması çalışmanın esas amacını oluşturmaktadır. Çalışmada DYSY'nin politik belirleyicilerinin yanı sıra ekonomik belirleyicileri de incelenmekte; GSYİH büyüme oranı, kişi başına GSYİH, dış ticaret hacmi, enflasyon seviyesi, altyapı yatırımlarına verilen önem, ucuz işgücü ve sahip olunan doğal kaynak miktarı DYSY'yi etkileyebilecek ekonomik değişkenler olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede World Bank ülke gruplamasına göre orta gelir düzeyine sahip 48 ülke 1998-2015 yılları arasındaki 18 yıllık dönemde panel veri analizi ile ele alınmaktadır. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar ekonomik büyüme oranı yüksek olan, aynı zamanda büyük piyasalara ve bol miktarda doğal kaynağa sahip olan ülkelerin DYSY için daha cazip olduğunu vurgulamakta; ülkelerin yönetim şekillerinin ve politik istikrarsızlığın ise DYSY üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını belirtmektedir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıSiyasal davranışSiyasal etki+4
Fatma Merve Ekiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı'nın Türkiye'ye ekonomik ve siyasi etkileri: Seçilmiş ülkeler üzerine değerlendirme

Ortadoğu bölgesi, dünya ticaretinin büyük bir bölümünün geçiş güzergahının bölgedeki boğazlardan sağlanması ve üç büyük dinin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapmasının yanı sıra zengin enerji kaynaklarına sahip olması nedeniyle her geçen gün önem kazanan bir coğrafya olmuştur. 2010 yılında bireysel bir eylem olarak başlayan ve domino etkisiyle bu bölgede toplumsal bir hareket ve protestoya dönüşen olaylar Arap Baharı olarak adlandırılmıştır. Arap Baharı'nın hem Baharı yaşayan hem de çevre ülkelerde ekonomik, siyasi ve sosyal etkileri olmuştur. Arap Baharı'nın yaşandığı ülkeler ile yakın ilişkisi olan Türkiye de yakın coğrafyasında olan bu süreçten ekonomik ve siyasi anlamda etkilenmiştir. Arap Baharı'nın Türkiye'ye etkisi, sadece Suriye'den Türkiye'ye gelen Suriyeli sığınmacılara ayrılan bütçesi olmamıştır. Türkiye, Arap Baharı'ndan çok farklı şekillerde etkilenmiştir ve hala da etkilenmektedir. Çalışmada, Arap Baharı sürecinde Arap Baharı'nı yaşayan ülkelerden Mısır, Libya, Tunus ve Suriye'nin Türkiye ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerinin, Türk ekonomisine ve siyasetine etkileri analiz edilmiştir. Bu çalışma ile Arap Baharı'nın Türkiye'nin bu ülkeler ile olan ekonomik ve politik ilişkilerini nasıl etkilediği resmî kurumlardan elde edilen veriler ile incelenmiştir. Resmî kurumların ve kişilerin açıklamalarına göre Arap Baharı'nın Türkiye'ye ekonomik maliyeti yüksek olmuştur. Arap Baharı'ndan önce bölge devletleri ile siyasi ilişkileri olumlu olan Türkiye'nin Bahar'dan sonra siyasi ilişkilerinde de gerileme yaşamıştır. Bu çalışmada Arap Baharı'nın Türkiye'ye politik ve ekonomik etkileri incelendiğinde, Türkiye'nin bölge devletleri ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerinde sorunların meydana geldiği gözlemlenmiştir. Son olarak çalışmayla ülkeler arasındaki ilişkileri belirleyen dış politika ve ekonomi bilimleri arasında çok yakın bir bağlantı olduğu yadsınamaz bir gerçek olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Ekonomik Etki, Ortadoğu, Siyasi Etki, Türkiye.

Arap BaharıEkonomik etkiLibya+7
Fatih Musab Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The psychosocial, political, economic, sociocultural and educational impacts of migration on Syrian migrants and host communities

This study had been conducted in order to give information about the Syrian War, its development, chronological events and its psychosocial, political, economic, sociocultural, and educational impacts of Migration on Syrian Migrants and Host Communities. There are several components of the Migration process and those had been explained and discussed specifically. It had been examined important concepts which are relevant to the topic and the theory of the Theorist Ravenstein had been explained with examples for being able to comprehend this movement more efficiently. He studied the laws of migration; "migration and distance", "migration and steps", "diffusion and absorption", "migration chains", "direct migration", "the difference between rural- and city-settlers" and "the difference between male and female". As Ravenstein analyzed and studied on the main components of migration, it is strongly intertwined with this study and the method. The main reason for conducting this study was the lack of studies and information of several impacts, especially psychosocial and sociocultural impacts of migration on Turks and Syrians. The importance of this study is that analyzing and comprehending these impacts provides a ground for solving problems and ensuring a peaceful environment for everyone. Moreover, it had been shared a detailed survey which had been translated to English, Turkish and Arabic and the results of the survey had been discussed one by one efficiently. Many Turks and Syrians from different backgrounds had shared their feedbacks about several statements about the past and current situation, thoughts and expectations for Syrians and Turks who are living together in Turkey. These feedbacks are beneficial to comprehend, analyze and find solutions regarding the general process. The results showed that both societies had been affected by this migration process and especially the integration process should be developed in order to ensure a more prosperous and peaceful standard of living.

Economic effectEducationEmigrants+7
Büşra Kırlangıç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yahudi lobileri örneğinde lobilerin siyaset ve ticaretteki yeri

Lobiler, ülkelerin yasama ve yürütme gibi siyasî karar alma mekanizmalarını etkileyen önemli aktörlerdendir. Yahudi lobiciliği yapmakta olan lobiler bazı ülkelerin iç ve dış siyasî ve ticarî politikalarını çeşitli şekillerde etkilemektedir. Yahudi lobilerinin hangileri olduğu, nasıl çalıştıkları, ekonomik ve siyasî politikaları nasıl etkilediklerinin ele alınarak önemlerinin kavranması ve konunun analizi, siyaset ve ekonomi mekanizmaları işleyişini anlama ve kavramada oldukça önemlidir. Yahudi lobileri bulundukları ülkelerin içinde etkin faaliyetlerde bulunarak siyasî karar alıcıları ve organlarını doğrudan/yahut dolaylı şekillerde etkilemektedir. Siyasî ve ekonomik etki için çalışan insanların oluşturduğu faaliyetlere lobicilik denmektedir. Lobiler, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Avrupa ülkeleri gibi birçok demokratik ve dahi anti demokratik sistemlerde faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu çalışma, Yahudi lobilerinin Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Türkiye gibi birçok ülke ve bölgedeki karar alma sürecinde etkin olan lobicilik ile ilgili faaliyetlerinin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Bu hedefin ortaya konulabilmesi için Türkiye'nin de içinde yer aldığı bölgelerdeki siyaset ve ticarette lobiciliğin temel unsurları, ülkelerin özellikle yasama ve yürütme gibi karar mekanizmalarının lobicilik doğrultusunda etkilenme süreçleri ele alınacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriAvrupaLobicilik+5
Hatice Duva
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Göçlerin Avrupa Birliği siyasetine etkileri: Suriye örneği

Bu çalışmanın amacı, Suriye iç savaşı sonrası yaşanan göç hareketinin, Avrupa Birliği'ne siyasal etkilerinin analiz edilmesidir. Özellikle Soğuk Savaşın sona ermesinin ardından oluşan güç boşluğu sonrası Irak, Afganistan ve Suriye gibi çeşitli kriz alanlarının, bitmeyen çatışma ve savaşların ortaya çıkması, bu ve benzeri bölgelerde yaşayan milyonlarca insanı sığınmacı konumuna düşürmüştür. Çalışmada Avrupa Birliği'ne doğru yaşanan göç hareketinin, Birliğin siyasetine etkisi ve bu durumun yabancı düşmanlığı ile sağ siyasal hareketi etkileyip etkilemediğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Avrupa Birliği gibi savaşsız toplum gayesi ile oluşturulan bir çekim merkezine doğru oluşan göç hareketlerinin etkileri araştırılmıştır. AB'ye matematiksel konum olarak oldukça uzak sayılabilecek Afganistan, Irak ve Suriye gibi coğrafyalarda çıkan insanlık sorunlarının, küreselleşen dünyada göz ardı edilemeyeceği ve etkilerinin tüm dünyada hissedileceği gerçeği ile hareket edilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde göçlerin nedenleri konusu açıklanmaya çalışılmış ve dünya üzerinde zorunlu göç hareketi doğuran insan hakları ihlalleri ve çatışma bölgelerinin etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Avrupa Birliği'nin göçe ilişkin yaklaşımı, kurucu anlaşmalar ve ortak göç politikasının şekillenmesi çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümündeyse, Avrupa Birliği'ne doğru olan göçmen hareketinin, Birlik siyasetine etkisi incelenmiştir. Bu çerçevede özelde Suriye krizinin ardından artan göç dalgasının birlik ekonomisine etkisi üzerine de durulmuş, ardından siyasal anlamda birlik ülkelerinde ve AB kurumlarında oluşturduğu etkiler incelenmiştir. Son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde aşırı sağcı siyasal söylemlerin artış eğiliminde olması, yaşanan yabancı göçünün bir sonucu mudur? Sorusu çalışmanın cevabını aradığı temel sorudur. Bu sorunun cevaplanması için AB ülkelerinde yaşanan siyasal gelişmeler, aşırı sağ partilerin seçim dönemlerinde göçmen sorununu propaganda malzemesi yaparak elde ettiği başarılı sonuçlar istatistikler ile ortaya konulmuştur. Suriyeli sığınmacı krizinin zirve yaptığı dönemler incelendiğinde aşırı sağ partilerin, ulusal parlamentolarda elde ettikleri başarılar yanında AB Parlamentosunda da etkili olmaya başladığı gözlenmiştir. Krizin durağanlaşarak etkisini yitirmeye başladığı dönemde ise aşırı sağ partilerin etkisinin azaldığı görülmüştür. Sonuç olarak çalışma hedefine ulaşarak göçmen yoğunluğunun artmaya başlamasıyla yabancı düşmanlığında artış yaşandığı, bunun da aşırı sağ söylemlere neden olduğu, bu söylemleri dillendiren partilerin oy oranlarında artış gözlemlendiği sonucuna varılmıştır.

Avrupa BirliğiGöç politikalarıGöçler+6
Cüneyt Demir
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Lozan'daki Türk heyeti üyelerinin Türkiye'nin siyasi ve sosyo-kültürel gelişimindeki rolleri

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan antlaşmaların sonuncusu olan Lozan Barış Antlaşması diğer barış antlaşmalarından (Versailles, Neuilly, Saint-Germain, Trianon) çok farklı özellikler taşımaktadır. Diğer barış antlaşmaları galip devletler tarafından mağluplara zorla imzalattırılmıştır ve çok ağır şartlar ihtiva etmektedir. Türkler ise kendisine dayatılan Sevr Antlaşmasını yok sayarak zorlu bir mücadeleye girişmiş ve 4 yıl süren bu mücadeleden zaferle ayrılmasını bilmiştir. Lozan'da Milli Mücadele'nin askeri safhasının devamı olan diplomatik ve hukuki bir savaş verilmiştir. Kasım 1922'den Temmuz 1923'e kadar süren ve her safhasında çok çetin müzakerelere sahne olan bu dönemde Türk Heyeti, tüm kadrosu ile özverili bir çalışma örneği göstermiş ve Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Lozan görüşmeleri sırasında Türk heyetinde görev alan delegelerin yanı sıra tüm müşavirler Türkiye'nin yetişmiş aydınları olduğundan Lozan Barış Antlaşması sonrasında da hizmetlerine devam etmişlerdir. Siyasi ve sosyal alanda önemli devlet görevlerine getirilen bu isimlerden bazıları başbakanlık, bakanlık, milletvekilliği, büyükelçilik gibi görevleri yürütmelerinin yanında sosyal ve kültürel alanda da önemli hizmetler vermiş ve eserler ortaya koymuşlardır. Bu çalışmada Barış Anlaşmasının müzakerelerinde görev yapan Türk Heyeti üyelerinin hizmetleri tüm yönleriyle ele alınarak Türkiye'nin sosyo-kültürel gelişimindeki rolleri ortaya konulmuştur.

Cumhuriyet tarihiLozan AntlaşmasıLozan Konferansı+7
Mehmet Bozaslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cancavid milisleri ve Sudan siyasetindeki rolleri

İlk insan topluluklarından günümüze; sınırlı kaynakların kullanımı, güvenlik, çıkar ve nihayetinde toplulukların; hayatta kalma endişeleriyle birbirleri arasında çatışmalar ve buna bağlı olarak da kaos var olmuştur. Dünya siyasetinde bir süre sömürge faaliyetlerinin merkezinde yer alan Afrika kıtası, sömürgeciliğin kalıtsal getirileri sonrasında; asimilasyon, yozlaşma, kimliksizlik, otorite boşluğu, teknolojik geri kalmışlık, güvenlik ve istikrarsızlık gibi sorunlar nedeniyle kıta olarak istikrarı sağlayamamıştır. Afrika, günümüzde birçok çatışma ve gruplaşmanın merkezi haline gelmiştir. Yoğun çatışma ve zayıf devlet idaresi alanlarında devletler paramiliter gruplar oluşturur veya mevcut örgütleri destekler. Bu yapılar, otoriteden aldıkları teçhizat, asker, gıda ve mühimmat gibi lojistik yardımlar sayesinde varlıklarını sürdürürler. Devletlerden aldıkları güçle çatışma alanlarında devletlerin çıkarları için var olurlar ve bu varlık resmen devletin elinde olmadığı için bazı durumlarda devlet çıkarlarını korumak için bu tür yollara başvurabilir. Coğrafi olarak Afrika'nın en büyük ülkesi olan Sudan, 40 yıldır aralıklı olarak iç savaşla harap durumdadır. Güney Sudan'da son yirmi yılda savaş ve kıtlık nedeniyle 2 milyondan fazla insan yaşamını yitirmiş ve milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Darfur'daki kriz, Şubat 2003'te Darfur'daki iki isyancı grubun, Ulusal Kongre Partisi hükümetine meydan okumak için ortaya çıkmasıyla, büyük bir insani felakete yol açmış ve yaklaşık 2 milyon kişi yerinden edilmiştir. 200 binden fazla insan komşu Çad'a göçe zorlanarak mülteci konumuna düşmüş ve yaşanan çatışmalarda 300 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir. Sudan'ın geçmişten günümüze siyasi tarihi incelendiğinde hiç şüphesiz göze çarpan ana konulardan biri Darfur Sorunu ve Cancavid paramiliterleri olmaktadır. Cancavid paramiliterleri, Darfur bölgesinde uzun süredir varlığını sürdüren bir yapıdır. Cancavid milisleri, Darfur'daki isyanda, Sudan hükümetini desteklemek için kullanılan paramiliter bir güçtür. Bu tez; devletlerin neden paramiliter gruplara destek verdiğini, bu desteğin faydaları ve zararlarını anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla Sudan'ın siyasal hayatında önemli bir yere sahip olan paramiliter grup Cancavidler'in ele alınmasını hedeflemiştir. Sudan'ın Darfur bölgesinde çok sayıda katliam, yağma ve şiddet olayları ile suçlanan Cancavid Milislerinin kimler olduğu, ortaya çıkmalarındaki etkenleri, Darfur Sorunu ve 2019 yılında Ömer El Beşir'in askeri darbeyle devrilmesinin ardından halihazırda Sudan'daki pozisyonları ele almıştır. Böylelikle Cancavidler'in tarihini, amacını, eylemlerini ve Sudan siyasetindeki rolünü de anlayabilmemize yardımcı olmuştur. Anahtar kelimeler: Cancavid, Paramiliter, Sudan, Darfur, Afrika

AfrikaCancavidParamilitarizm+7
Ali Recai Polat
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Liberal perspektiften Türkiye'de dış politika yapım sürecinde aktörler ve devlet dışı aktörlerin etkisi: Düşünce kuruluşları örneği

Düşünce kuruluşlarının dış politika yapım etkileri son dönemlerde dikkatleri bu kuruluşlara çevirmiştir. Düşünce kuruluşları yeni dünya düzeniyle birlikte liberal bakış açısının özgürlükçü ve çoğulcu etkisiyle Türkiye'de daha anlaşılır olmuştur. Türk dış politikasında karar alma süreci liberal anlayışa göre çoklu araçlarla işlenmektedir. Düşünce kuruluşları da bu çoklu yapının bir parçasıdır ve Türk dış politikasının oluşumuna katkı yapmaktadır. Düşünce kuruluşları, dış politikada karar alımında bakanlıklar, hükümetler ve siyasi partiler kadar etkiye sahip olabilirler. Bu çalışmada Türk dış politikası ve bu politikaya hatırı sayılır düzeyde etki eden aktörlerden olan düşünce kuruluşlarının önemi savunulmuştur. Bu bağlamda düşünce kuruluşları medyanın desteğini alarak, çeşitli konferans, panel, analiz ve raporlar ile gücüne güç katmaktadır. Dış politika yapım sürecine etki eden düşünce kuruluşları ikibinli yıllardan sonra Türkiye'de küçük boyutlarda olmalarına rağmen daha aktif rol almaya ve alınan kararları etkilemeye başlamıştır. Çalışmada düşünce kuruluşlarının yetersiz finansal olanaklara sahip olduğu, bu nedenle kendilerinden beklenen faydayı üst düzeyde sunamadıkları savunulmaktadır. Çalışmada ikinbinli yıllarla birlikte düşünce kuruluşlarının etkisinin dünyaya paralel olarak Türkiye'de de arttığı, sayı, nitelik ve çalışan çokluğuyla beraber bu etkinin daha da artacağı değerlendirilmiştir.

Devlet dışı aktörlerDüşünce kuruluşlarıLiberalizm+3
Emine Tuba Akmes
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacıların Türkiye'deki etkileri

İnsanlar tarih boyunca savaş ve savaş yüzünden yaşanan zorluklar nedeniyle kitleler halinde yaşadıkları yerlerden başka yerlere göç etmek zorunda kalmışlardır. Kitleler halinde yapılan bu göçler göçün yaşandığı yerlerde toplumsal yapıyı derinden etkilemiştir. Göç alan yerlerde toplumsal yapıda meydana gelen değişimler beraberinde birtakım sorunların yaşanılmasını kaçınılmaz hale getirmiştir. Savaşlar ve savaşların neden olduğu yıkıcı etkiler yüzünden göçlerin yaşandığı bölgelerden birisi de Orta Doğu'dur. Özellikle 2010 yılında Tunus'ta başlayan ve Orta Doğu ülkelerini etkisi altına alan Arap Baharı'nın Suriye'de yıkıcı etkileri olmuştur. Arap Baharı, 2011 yılında Suriye'yi etkisi altına almış ve Esad yönetimi giderek büyüyen bu ayaklanmaları şiddet kullanarak bastırmıştır. Suriye halkı ve Esad yönetimi arasında yaşanan bu olaylar giderek büyümüş ve bir iç savaşa dönüşmüştür. Suriye'de yaşanan bu iç savaş yüzünden can güvenliği tehdit altında olan milyonlarca Suriyeli komşu ülkelere göç etmiştir. Suriyelilerin en çok göç ettiği komşu ülkelerin başında Türkiye yer almaktadır. Türkiye, Suriye'de yaşanan iç savaş yüzünden zor durumda kalan Suriyelilere "açık kapı politikası" uygulamıştır. Bu politikanın uygulanması ile birlikte Suriye'de iç savaşın başladığı 2011 yılından günümüze kadar Suriye'den Türkiye'ye yönelik kitlesel göçlerde artış yaşanmıştır. Türkiye'nin zor durumda kalan Suriyelilere kapılarını açması ile birlikte sığınmacı nüfusu her geçen gün artmıştır. Bu durum Türkiye'yi günümüzde en çok Suriyeli ağırlayan ülke haline getirmiştir. Türkiye'de sayıları her geçen gün artan Suriyeliler pek çok alanı etkilemiştir. Türkiye'ye göç eden Suriyeli sığınmacılar ekonomiyi, toplumsal ve kültürel yapıyı olumsuz yönde etkilemiştir. Bununla birlikte Suriyeli sığınmacıların temel hizmetler ve güvenlik alanlarında da pek çok olumsuz etkileri vardır. Suriyeli sığınmacıların pek çok alanda yarattığı bu olumsuz etkiler yüzünden Türkiye'de bir "sığınmacı krizi" yaşanmaktadır.

GöçmenlerMültecilerSiyasal etki+2
Seda Şahin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans siyasetinde imparatoriçelerin rolü (VI. ve IX. yüzyıllar)

Adını kurucusundan alan Roma imparatorluğu, Romulus öncülüğünde MÖ III. Yy'da bugünkü İtalya'da kurulmuştur. Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra merkezi günümüzdeki İstanbul olan Konstantinopolis'te Doğu Roma olarak bilinen Bizans( yaklaşık 10 asır devam etmiş) Osmanlı Devletinin 1453 tarihinde İstanbul'un fethi ile bu devlet nihayete ermiştir. Bu çalışmada Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma) VI. Ve IX. Asırlar arasındaki devletin siyasi, askeri, ekonomik, dini ve kültürel yönlerden imparatoriçelerin taht üzerindeki etkileri imparatorluluğun kaderini belirleyecek kadar önemli roller üstlendikleri ifade edilmeye çalışılmıştır. İmparatoriçelerin Bizans tarihindeki yeri ve öneminin yanı sıra ortaçağda kadının toplum içerisindeki değeri açısından dikkate şayandır. İmparatoriçeler Bizans tahtında sadece kralın yanında yer alan bir kadın olmamakla birlikte Bizans siyasetinin yüzyıllarca etkisinden çıkmayacağı düşünce ve politikalar üretmişlerdir. Anahtar sözcükler: Roma imparatorluğu, Bizans, İmparatoriçe, Kadın, Din, Siyasi

Bizans DönemiBizanslılarDin+5
Ömer Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Krallık döneminde Irak Türkmenlerinin siyasal etkinlikleri (1921-1958)

Kraliyet Sarayı dosyalarına, Irak Ümmet Meclisi oturum tutanaklarına, Irak ve Türk devlet arşivlerine, bu dönemde yayınlanan süreli yayınlar ile konuyla ilgili Arapça-Türkçe kitap ve makalelere dayanılarak 1920?1958 yılları arasındaki Türkmen sorunları araştırılmıştır.1921?1933 arasında görev yapan Kral Birinci Faysal döneminde Irak Türkmenlerinin durumunda başlayan bozulma, Kral Gazi'nin 1933?1939 yılları arasındaki iktidar döneminde artarak sürmüştür. Türkmenler, bu dönemde Araplaştırma politikası yüzünden büyük sıkıntılar çekmişlerdir. Bazıları kendi bölgelerinin dışına sürülmüş ve yerlerine Araplar yerleştirilmiştir. Türkmen bölgelerindeki tüm idari makamlara Araplar ve Kürtler atanmıştır.İkinci Dünya Savaşı'nın yaşandığı 1939?1945 yılları arasında Irak, siyasi çalkantılarla ve dış müdahalelerle yüklü bir dönem geçirmiştir. Gerek bu dönemin, gerekse bunu izleyen 1945?1958 arasındaki Soğuk Savaş yıllarının adları ön plana çıkan siyasi şahsiyetleri İngiltere'nin adamları olarak bilinen Kral Naibi / Veliaht Prens Abdulillah ve Nuri Said'dir. Türkmenler, bir yandan savaşın yol açtığı ekonomik ve siyasî bunalımlardan olumsuz biçimde etkilenirken, bir yandan da devam eden baskı ve haksızlıklarla uğraşmak zorunda kalmışlardır.İncelediğimiz dönemde Türkmenler, her ikisi de Kerkük'te gerçekleşen iki kitle katliamına maruz kalmışlardır. Bunlardan birincisi 1924 yılında yaşanan Levi katliamı, ikincisi ise, 1946'da yaşanan Gavurbağı katliamıdır. Bu iki katliam Türkmen toplumu üzerinde, günümüze kadar silinmeyen olumsuz etkiler bırakmıştır.Anahtar kelimeler:1.Türkmen,2.Irak,3.Irak Krallığı,4.Kürt,5.Arap,6.İngiltere,7.İnsan hakları.

EtkinlikIrakIrak Türkleri+6
Usama A. Sharıf
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Petrolün ülke politikalarına etkisi: Kuveyt örneği

Petrol, gelişmekte olan üretici ülkelerin siyasi hayatında etkili olmaya devam etmektedir. Petrole bağımlı söz konusu ülkelerde siyasi kalkınma istenen düzeyde olmamakta, dış tehdit algısı çoğu zaman kendini hissettirmektedir. Söz konusu durum petrolün, üretici ülkenin siyasi hayatında her zaman "siyasi kaynak laneti" mi olduğu sorusunu ortaya çıkarmıştır. Çalışma, Kuveyt örneğinden hareketle petrolün gelişmekteki üretici ülkelerin siyasi gelişim ve politikaları üzerindeki etkisini açıklamak üzere geliştirilmiştir. Söz konusu ülkelerin siyasi yaşamlarında önemli yeri bulunan petrolün, gerek iç gerekse dış politik hayatta siyasi yapıcıların kullandıkları bir araç olduğu gözlenmiştir. Petrol, siyasi yapıcılarca bir taraftan mevcut, özellikle otoriter, rejimin devamını sağlamak üzere kullanılırken diğer taraftan dış politika amaçlarının gerçekleştirilmesinde önemli politik araç haline getirilmektedir. Petrolün özellikle gelişmekteki ülkelerin siyasi gelişimine ayak bağı olduğunu öngören rantiye devlet, politik yaşamın yönünün belirlenmesinde tek açıklayıcı unsur olarak yetersiz kalmaktadır. Aynı zamanda Kuveyt devletinden hareketle özellikle doğal kaynak bağımlısı küçük ülkelerin dış politikasının şekillenmesinde petrolün önemli etken olduğu görülmektedir. Petrol, küçük ülkelerin dış kırılganlığını kimi zaman arttırmakla beraber çoğu zaman uluslararası alandaki manevra alanını genişleterek varlıklarını devam ettirmelerinde etkili olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kuveyt, Petrol, Küçük Devlet, Rantiye Devlet, Dış politik.

KuveytPetrolSiyasal etki+2
Derya Sürmelioğlu Parlar
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel medyanın siyasal etkisi (2009 yerel seçimleri örnek olay incelemesi)

Seçmenler, siyasal tercileri belirlerken, doğrudan ya da dolaylı olarak bazı faktörlerden etkilenirler. Seçmenlerin etkilendiği faktörlerden biri de medyadır. Medyanın birey üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik olarak yapılan birçok araştırma ortaya koymuştur ki, bireyler kanaatlerin oluşmasında, tutumlarının şekillenmesinde ve tercihlerinin belirlenmesinde medyanın etkisi altındadır. Bireyleri her alanda etkileyen medyanın etkisi siyasal tercihlerin şekillenmesinde de görmek mümkündür. Bu çerçevede, Yerel medyanın siyasal etkinliğinin, seçmenlerin siyasal tercihlerine etkisi belirlemek amacıyla ?29 Mart Yerel Seçimleri? örnek olay incelemesi olarak ele alınmıştır.Bu çalışma ile köklü ve güçlü bir geçmişe sahip olan Elazığ Yerel Medyasının, kent siyaseti ve seçmenler üzerindeki etkisi, yerel medya yayınlarının seçmenlerin tutumlarında ne tür değişiklikler ortaya çıkardığı ölçülmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Elazığ merkezde 401 seçmenle anket uygulaması yapılarak yerel medyanın yerel seçim sürecinde siyasal etkinliğinin çözümlemesi yapılmıştır. Elde edilen anket verileri SPSS paket programında analiz edilmiştir.Bu çalışmanın ulaştığı temel bulguların en önemlisi, Elazığ'da yerel medya yerel seçim sürecinde seçmenlerin siyasal tercihlerinin şekillenmesinde sınırlı da olsa bir etkiye sahip olduğudur. Bu araştırmadan elde edilen bulguların yerel medyanın özellikle seçim sürecinde uygulayacağı yayın politikasına, yerel siyasetin aktörlerinin yerel medyaya yönelik yapacakları medya planlamasına ve yerel seçimlerde seçmen davranışıyla ilgili yapılacak bilimsel çalışmalara önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

BasınElazığMedya+6
Adem Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlerin siyasi tercih oluşturmalarında parti gençlik kollarının etkisi: 2005?2007 AKP ve CHP gençlik kolları'nın çalışmaları

Siyasal İletişim Çalışmaları, Siyasal Partiler tarafından seçmenleri etkilemek için yapılmaktadır. Ülkemizde genç seçmen oranının yüksek olması nedeniyle siyasal partiler onları etkilemek için partilerinin gençlik kolları teşkilatlarına daha çok önem vermektedirler. Oluşturulan gençlik kolları politikaları bu teşkilatlar aracılığıyla bu kitlelere aktarılmaktadır. Gençlik Kolları gençleri, eğlendirerek, motive ederek ve yeni arkadaşlık bağları oluşturarak etkilemektedirler. Siyasi aidiyet gençlik teşkilatlarına katılan gençlerde daha hızlı gelişmektedir. Gençlik kollarının genç seçmenleri etkilemede belli bir oranda etkili olduğunu ortaya çıkaran bu çalışma, AKP ve CHP Gençlik Kolları teşkilatlarının 2005-2007 yılları arası faaliyetlerini inceleyerek bu sonuca varmaktadır.

Siyasal etkiSiyasal iletişim
Hasan Sarı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İran'da siyasi ve ekonomik çıkar çatışmaları

İran bölgede siyasi anlamda bütün süper güçlere karşı topraklarını her zaman korumaya çalışmıştır. Fakat zaman zaman bu konumunu kaybetmiştir. Kaybettiği konumunu toparlamaya, sıfırdan başladığı dönemler de olmuştur. Hiçbir zaman asla kendi doğrularından vazgeçmemiştir. 20.Yüzyılında ülkenin jeopolitik ve petrol yataklarının bol olması sebebi ile uluslararası arenada kendine has ve özgü bir duruş sergilemiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında süper güçlerin saldırılarına maruz kalmıştır. Ancak hiçbir zaman da taviz vermemeye çalışmıştır. İran her zaman ülkenin toprak bütünlüğünü korumaya ve güçlü olmaya çaba sarf etmiş ve aynı zamanda, yaşanan karışıklıklara karşı direnmeye çalışıyordu. Sıkıntılı dönemleri atlatmaya çalışmıştır. Iran dönem dönem ekonomik sebeplerden dolayı batılı ülkelerle petrol çıkarmada ilişkilerini sıcak tutmaya çalışmıştır. 1925–1979 yılları arasındaki dönem ise Pehlevi sülalesinin İran tahtında bulunduğu dönemdir. Pehlevi sülalesinin İran tahtında bulunduğu süre içinde geçen en buhranlı dönem, İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır. 1938 yıllarından sonra İran'da Alman tesiri şiddetli bir şekilde kendisini hissettirmeye başlamış, bunun neticesinde İran'da pek çok Nazi-Almanya'sının teknisyenlerinin bulunması, başta İngiltere olmak üzere müttefik devletleri tedirgin etmiştir. Bununla başlayan gerginlik, 1952 senesinde İran'ın İngiltere ile diplomatik ilişkilerini kesmesine kadar ilerledi. İran Başbakanlarından Musaddık'ın yönetimin başında bulunduğu dönemlerde İran Komünist Partisi olan Tudeh'e büyük tavizler vermesi ve bunları Batıya karşı koz olarak kullanmaya çalışması, memlekette huzursuzluklar meydana gelmesine sebep olmuştur. Bunun üzerine Şah, Musaddık'ı başbakanlıktan azlederek yerine General Zahid'i tayin etmiş ve batıya karşı yönetimi kurtarmaya çalışmıştır. Şah bir müddet sonra kendisine yardımcı olan ülkelerin petrol şirketleriyle anlaşarak, yabancıların İran petrollerinden önemli paylar almasına razı olmak mecburiyetinde kalmıştır. Buna rağmen, İran petrol gelirleri eskiye oranla oldukça iyi bir duruma gelmiştir. Bu geliri akıllıca kullanan Şah, ülkesinde yeni reformlar gerçekleştirmek için çalışmalar başlatmıştır.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik etki+7
Samira Mirzazad Barijough
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bir baskı grubu olarak sendikaların 1960 sonrası ekonomi ve siyaset üzerindeki etkisi

Sendika synic teriminde gelmektedir. Synic, birliğin temsili sağlamakla görevli kimseler olarak ifade edilir. Dünya'da sendikal haklar elde edebilmek için büyük mücadeleler vermişler ve bu büyük mücadeleler sonunda sendikal hakları elde etmişlerdir. Türkiye'de ise sendikal haklar bir savaş neticesinde değil Anayasal haklarla millete armağan edilmiştir. Sendikaların ilk ortaya çıkışı ile gelinen süreçte siyasi otoriteye karşı direnmişlerdir. Sonrasında siyasi partilerle kurulan ilişkiler, sendikaların siyasi faaliyetlerinde tartışma konusuna yol açmıştır. Sendikaların yasallığı ile birlikte siyasi partiler sendikalara ilgisiz kalamamıştır. Bu hem Türkiye için, hem de diğer ülkeler için geçerlidir. Sendikaların ekonomiye etkileri üzerine çok araştırma yapılmış değildir. Ancak bakıldığı zaman sendikalar daha çok işsizliğin artmasına toplu pazarlık yoluyla neden olabilmektedirler. Grevler yoluyla, işgünün kayıp olmasına yol açmaktadırlar. Toplu iş sözleşmesiyle de iş garantisi yakalamak istemişlerdir, ancak bu etmenler ekonomiyi olumsuz yönde etkilemişlerdir.

1960 sonrasıBaskı gruplarıEkonomi+5
Hüsne Erdoğan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Planlı medya faaliyetlerinin seçmen davranışı üzerine etkisi: Genç Parti örneği

Genç PartiKitle iletişim araçlarıKitle iletişim kampanyaları+7
Bahadır Avşar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmen ihtiyaçlarının siyasal söyleme etkisinde halkla ilişkiler ve tanıtım uygulamalarının rolü

168 ÖZET Bu tezde, seçmen ihtiyaçlarının siyasal söylemler üzerindeki etkilerini ortaya koymak amacıyla kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, öncelikle tutumlar konusu ele alınarak, tutumların siyasal davranışlara olan etkileri belirlenmiş, bireylerin tutumlarına uygun biçimde siyasal partilerin ne gibi çalışmalar yapması gerektiği ortaya konmuştur. Ardından kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında seçmenlerin, kitle iletişim araçları ve siyasal partilerin uygulamaları üzerindeki etkileri gündeme getirilmiştir. Daha sonra Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidine bağlı olarak ihtiyaçların nasıl bir diziliş içerisinde bulunduğu, hangi ihtiyaçların öncelikli olduğu, bölgelere göre ihtiyaçların ne tür bir değişim gösterdiği ele alınmıştır. Farklı ortamlardaki ihtiyaçları tatmin etmek amacıyla hangi tür siyasal söylemlerin kullanılması gerektiği konusunda aydınlatıcı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, seçmenlerin siyasal kararlarında etken olan faktörler ele alınmış, bu kararları etkileyen unsurlara değinilmiş, seçmenlerin çeşitli özellikleri hakkında genel bilgiler verilmiş ve siyasal söylemlerin hangi unsurlar doğrultusunda belirlenmesi gerektiğine açıklık kazandırılmıştır. Üçüncü bölümde, ülkemizde yapılan ve yıllara göre değişen çeşitli kampanyalar ele alınarak, bu çalışmaların kullanılan siyasal söylemlerle halkın hangi tür ihtiyaçlarına hitap ettikleri, neden başarılı oldukları ve partilerin çalışmalarında hangi unsurları göz önünde bulundurdukları ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Siyasal söylemler farklı açılardan ele alınmış; söylemlerin hangi unsurlara dayanılarak oluşturulduğu ve seçmenlerin hangi ihtiyaçlarına hitap ettiği tespit edilmiştir.169 Dördüncü bölümde halkla ilişkiler ve tanıtım uygulamaları başlığı altında, halkla ilişkiler ve tanıtım faaliyetlerinin özellikleri açıklanmış, bu uygulamaların seçmen ihtiyaçlarının belirlenmesinde ve seçmenlerle etkili iletişim kurulmasında ne ölçüde etkili olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca, bu uygulamalar doğrultusunda seçmenlerle ne tip iletişim kurulması ve hangi tip söylemlerin kullanılması gerektiği konusunda bilgiler verilmiştir, Son bölümde, daha önceki bölümlerde iddia ettiklerimiz ile partilerden edindiğimiz bilgilerin geçerliliği yapılan anket çalışmasıyla test edilmiştir. Araştırmamızın sonucunda seçmenlerin siyasal söylemlere çok büyük bir oranda önem verdikleri, siyasal partilerin de seçmenlerin ihtiyaçlarına göre söylemlerini şekillendirdikleri ortaya çıkmıştır.

Halkla ilişkilerSeçmen davranışıSeçmenler+4
Murat Ellialtı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Related subjects