Political participation
126 theses under this subject heading
Siyasal tutumları oluşturan ve değiştiren faktörler: Muğla örneği
Birey kavramı açılımları ve siyasi önemi açısından; günlük dilde oldukça geniş bir anlam ifade etmesine rağmen genellikle ihmal edilmekte ve tek bir insan olarak algılanmaktadır. Ancak kavram tek bir insandan fazlasını içermektedir. Bireyler yaşadığı çevresindeki varlığını ve etkinliğini kanıtlama ihtiyacı duydukları için doğdukları andan itibaren başta aileleriyle başladıkları daha sonra ise genişleyen çevreleri doğrultusunda tutumlarını belirlemektedir. Bireylerin zaman içerisinde değişen ve değişmeyen tutumları oluşabilmektedir. Siyaset alanında bireyin rolü büyüktür. Birey varsa siyaset vardır. Bu anlamda siyasetin psikolojisini ele almak büyük önem taşımaktadır. Çünkü bireyin psikolojisi siyasi davranışlarını, tutumlarını ve katılımlarını etkilemektedir. Siyasi katılımdaki tutumları değiştiren farklı nedenler vardır. Bireyin karakteristik özellikleri doğrultusunda belirlediği tutumlar dışında cinsiyetinin, yaşının, eğitiminin, mesleğinin, medya ve kitle iletişim araçlarının yani çevresinin etkisiyle belirlediği ve değiştirdiği tutumları da bulunmaktadır. Geniş bir alanı kapsayan siyaset alanında siyasal tutumları inceleyebilmek adına öncelikle siyasal katılım kavramı incelenmelidir. Çalışmada da buna önem verilmiş, siyasal katılım sonrasında siyasal tutumlar incelenmiştir. Çalışmayı desteklemek amacı ile de Muğla ili ölçeğinde anket yapılmıştır. 2019 Yerel Seçimleri örnek alınarak siyasal tutumların oluşumu ve değişiminde etkili olan faktörlerin neler olduğuna dair bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada karşılaştırmalı bir yöntem benimsenmiştir. Hedef kitlenin belirlenmesinde rassal yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Tutum, Siyasal Katılım, Birey, Demokrasi, Muğla
Digital citizenship and redefining political participation in Turkey: The case of Change.org
21st century has been characterized by the rapid developments in the information and communication technologies which have left their marks in almost every sphere of life, one of them being politics. The introduction of online and digital facilities has changed the classical understanding of citizen-state relationship as well as the scope of political participation worldwide, especially in the democratic countries. While participation has been claimed to show decline in the traditional sense with the masses being alienated from politics, the repertoire of political participation has been observed to enlarge with the introduction of unconventional, non-governmental, online and digital practices. Besides, citizenship has been redefined with such labels as "global", "neo-republican", "actualizing" or "democratic" citizenship due to the changing citizenship perceptions and participation tendencies of the new generations. Moreover, as a result of the increasing number of online facilities for civil procedures and activism, the digital citizenship concept has also been proposed to explain the online presence of citizens. At this point, change.org has arisen as a powerful platform that attracts digital citizens and fill a bureaucratic void for online participation -specifically mass petition campaign-. Therefore, this thesis was written to find out if there has been shift caused by the prevalence of online and digital tools in the practice of political participation and citizenship. Accordingly, semi-structured interviews were conducted with 20 Turkish change.org campaigners between February 2017 and February 2018. The analysis of these interviews contributes to the current literature in the field of politics by shedding light into the current condition of citizenship and political participation of the Turkish change.org campaigners.
Sosyal medyanın üniversite öğrencilerinin siyasal katılım davranışlarına etkisi
Siyaset, en geniş anlamda, insanların hayatlarını düzenleyen genel kuralları yapmak, korumak ve değiştirmek için gerçekleştirdikleri etkinliklerdir. Siyaset kaçınılmaz bir unsur olduğundan bireyin siyasete katılması da bu karşı karşıya geliş noktasında ortaya çıkmaktadır. Bireyler hemen her alanda hayatlarına dâhil ettikleri sosyal medya ve internet teknolojilerini siyasal alanda da kullanmaya başlamaktadırlar. Bu çalışmanın genel amacı sosyal medya üzerinden üniversite öğrencilerinin siyasal katılım davranışlarını belirlemek, bu davranışlara yönelik algıları tespit etmek ve çevrimiçi davranışlarla belirlenen demografik etkenler arası ilişkiyi incelemektir. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma sürecinde öncelikle konuyla ilgili alanyazın taraması yapılmış ve kavramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Araştırma sürecinin devamında araştırmanın amacına ve desenine uygun olarak Anadolu Üniversitesi öğrencilerinin görüşlerine ilişkin iki bölümden oluşan ölçek uygulanmıştır. Araştırmanın alanyazın taramasının ardından veri toplama aracının bir taslağı geliştirilmiş ve uzman panel değerlendirmesine sunulmuştur. Belirlenen 46 davranış için tekrar araştırma görevlileriyle görüşülmüş ve uzman panel değerlendirmesinden alınan geri bildirimler paralelinde 3 ifade çıkarılmış, 4 ifade üzerinde değişiklik yapılmıştır. Ölçeğin ilk bölümü katılımcının kişisel bilgilerini içermektedir. İkinci bölümünde belirlenen çevrimiçi siyasal katılım davranışları boyutlarına ilişkin 46 ifade yer almaktadır. Ölçeğin geliştirilmesi süresince biri araştırma görevlileri biri de öğrenciler olmak üzere iki grup ile görüşülerek olası çevrimiçi siyasal davranışlar son olarak onlarla da tartışılmıştır. İki grup ile de ön deneme yapılarak ölçeğin güvenirliliği ölçülmüştür. Araştırma kapsamında Anadolu Üniversitesi öğrencilerinden 406 kişiye ulaşılmış ve katılım konusundaki görüşleri incelenmiştir. Birçok yönden Türkiye ortalamasını karşılaması nedeniyle ortalama bir üniversite olan Anadolu Üniversitesi üniversite öğrencilerinin yapısını da yansıtmaya uygun olarak görülmüştür. Araştırma sonuçlarının değerlendirilmesinde istatiksel yöntemlerden olan t-testi, ANOVA ve Ki kare testlerinden yararlanılmış, dağılımlar için ise frekansların alınması yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma sonuçları sosyal medyanın siyasal kullanımına yönelik kuramlardan "pekiştirme kuramına" uygun veriler ortaya koymuştur. Sonuçlara göre katılımcılar sosyal medya üzerinden yoğun siyasal etkinlikler gerçekleştirmemektedirler. Başvurulan davranışların hemen hepsi düşük yoğunlukta gerçekleşmektedir. Sosyal medya, siyasal olarak daha ilgili ve kendisini siberaktivist olarak tanımlayan kişiler tarafından siyasal amaçlarla kullanılmaktadır. Geri kalan daha kalabalık kesim ise sosyal medyada siyasal davranışlara anlık olarak başvurmaktadır. Bu başvurulan davranışlar da genel olarak paylaşım ve iletişim temelli yani düşük emek harcanan eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Yine sonuçlara göre üniversite öğrencileri siyasal haberlere sosyal medya üzerinden ulaşmakta, sosyal medyaya çok fazla zaman ayırmakta ve siyasal davranışlarda filtrelerin, internet fiyatlarının ve veri kaydının birer engel olduğunu belirtmektedirler. Anahtar Sözcükler: Siyasal katılım, aktivizm, siberaktivizm, sosyal medya, internet.
Türkiye'de kadınların siyasete katılımı ve temsili: Sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye'de geçmişten günümüze kadınların siyasete katılımlarının yeterli olmadığı genel kabul gören bir görüştür. Türk siyasetinde kadınların siyasette yeterince aktif olamaması, bazı hakların pratiğe dönüşebilmesi için hukuki düzenlemelerin yeterli olmadığını göstermektedir. Kadınların katılımının gerçekleşebilmesi için toplumun kendine özgü zaman ve zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu açıktır. Hukuki düzenlemeler katılım hakları için bir önkoşul olmakla birlikte, asıl önemli olan hakların somut ve kitlesel olarak kullanılabilmesidir. Türkiye'deki kadınlar siyasal haklarına kavuştuktan sonra gerek ataerkil sistemin etkisi gerekse hakların yasal olarak düzenlenmiş olmasının rahatlığı ile uzun bir süre eşit siyasal katılım oranına ulaşmak için bir çaba göstermemişlerdir. Dünyanın pek çok ülkesindeki kadınlara göre hukuki olarak siyasi haklarını daha önce elde eden Türk kadınının, aradan geçen zamana rağmen, günümüzde parlamentodaki temsilinin yüzde 20'lere ulaşamamış olması, üzerinde durulması gereken bir konudur. Türkiye'de kadınlar, 1930'larda siyasal haklara kavuşmuş ve ilk kez 1935 seçimleri ile TBMM'ye girmişlerdir. Bu tarihten sonra parlamentodaki kadın vekil oranı sürekli azalmış; ancak 2000'li yıllardan sonra 1935'teki yüzde 4,5'lik kadın temsilci oranı yakalanabilmiştir. Bu çalışmanın temel iddiası, Türkiye'de kadınların siyasi katılımlarındaki yetersizliğin hukuki düzenlemelerden ziyade, topluma hakim olan siyasal kültür ile sosyal ve kültürel kodlarla ilgili olduğudur. Bu amaçla, kadınların katılım ve temsilleri somut verilerle açıklanarak, bu durumun sebeplerini irdelenecektir. Çalışmanın kapsamı, Cumhuriyet sonrası dönemi içermektedir. Çalışma yapılırken nitel araştırma yöntemi kullanılmış; konu ile ilgili literatürün ve belgelerin içerik analizleri yapılmıştır. Aradan geçen seksen beş yılda parlamentodaki kadın temsilci oranının azami yüzde 17'lere ulaşabilmesi; ataerkil toplum yapısı, eğitimsizlik, kadınların ekonomik bağımsızlıklarının olmaması, çevre baskısı, siyasi partilerin ve medyanın olumsuz tutumu, yasal cinsiyet kotasının olmayışı, kadın temsilcilerin sembolik kalması ve kadın konusuna duyarsız olmaları siyasette kadın katılımındaki yetersizliğin en temel sebepleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tez sayılan problemlere çözüm önerileri sunmaktadır. Anahtar Kavramlar: Siyaset, Siyasal Katılım, Kadınların Katılımı, Kadınların Temsili, Toplumsal Cinsiyet
Toplumsal cinsiyet ve sosyoekonomik faktörler kapsamında kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal analizi
Bir ülkenin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde kadınların istihdam, eğitim, toplumsal ve siyaset gibi alanlardaki rolü önem teşkil etmektedir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet kapsamında bu alanlarda kadının etkinliğinin çok fazla olmadığı söylenebilir. Özellikle siyaset alanında kadınların temsil oranı oldukça düşük düzeydedir. Kadınların siyasal katılımı çoğunlukla oy kullanma düzeyinde kalmaktadır. Kadınlar siyasal katılım temelinde siyasi partilerde üst düzey pozisyonlarda çok fazla görev almamaktadır. Bu nedenlerle çalışmada kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal bağımlılığı, sosyoekonomik faktörler kapsamında araştırılmıştır. Kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu bölgeler arasında yayılım gösterip göstermediği mekânsal panel veri analiziyle test edilmiştir. Mekânsal regresyon modellerine göre (Mekânsal Otoregresif Model, Mekânsal Hata Modeli ve Mekânsal Durbin Modeli) olabilirlik oran testiyle çalışma için uygun model araştırılmıştır. Mekânsal Hata Modeli mekânsal katsayı, bağımsız değişkenlerin anlamlılığı ve işareti açısından en uygun model olarak belirlenmiştir. Ayrıca kadın milletvekilleri temsilini etkileyen sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Analizde Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ikinci düzey (Türkiye'nin 26 alt bölgesi) İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) verileri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) verileri kullanılmıştır. Analizde kadın milletvekili temsil sayısı bağımlı değişken olarak kullanılırken, kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla, kaba doğurganlık hızı, kadın istihdam oranı, yükseköğretim mezunu sayısı, boşanmış kadın sayısı ve evli kadın sayı bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analizde Hausman testine göre Mekânsal Hata Modelinde sabit etkiler yöntemi geçerli bulunmuştur. Mekânsal Hata Modeli sonuçlarına göre ise, kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu olan bölgeler arasında mekânsal bağımlılığı bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle kadın milletvekillerinin sınır komşusu olan bölgeler arasında yayılma etkisi göstermektedir. Kadın milletvekili temsilini kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, yükseköğretim mezunlarının sayısı ve kadınların evlenme sayısı pozitif yönde etkilerken, kadın istihdam oranı, kaba doğurganlık hızı ve kadınların boşanma sayısı negatif yönde etkilemektedir. Çalışma, kadın milletvekilleri temsilini mekansal panel veri analizi yöntemiyle araştıran çalışmalara rastlanılmaması nedeniyle özgünlük oluşturmaktadır.
Türkiye'de üniversite gençliğinin siyasal katılım durumu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri üzerine bir uygulama
Bireylerin bir toplumda siyasi bilgi ve değerleri veya siyasi davranışları kısacası siyaseti öğrenme süreci siyasal toplumsallaşma ya da siyasal sosyalleşme olarak tanımlanabilmektedir. Bireyler siyasal toplumsallaşma sürecinde siyasal sistem hakkında bilgi edinmeye ve tavır almaya başlarlar. Bireylerin aldıkları bu tavır bazen olumlu bazen ise olumsuz yönde olabilmektedir. Bu tavır, kendini siyasal katılım olarak göstermektedir. Bireyler siyasal sistemden duyduğu rahatsızlığı belirtmek ya da siyasal sisteme karşı oluşturduğu sempatiyle siyasal sistemin devamlılığını sürdürmek amacıyla siyasal katılım gösterirler. "Türkiye'de Üniversite Gençliğinin Siyasal Katılım Durumu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğrencileri Üzerine Bir Uygulama" adlı bu çalışma, üniversite gençliğinin siyasal eğilimlerinin olup olmadığı, siyasal katılım düzeylerini, siyasal katılım biçimlerini, siyasal ilgilerini ve siyasal katılımlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler, ilk önce teorik bilgiler ışığında literatür taraması yapıldıktan sonra 500 öğrenciye anket uygulanarak elde edilmiştir. Ankette, bağımsız değişkenler olarak "ailenin gelir düzeyi", "baba mesleği", "yerleşim yerinin büyüklüğü", ve "kitle iletişim araçları" gibi değişkenlerin bağımlı değişken olan "siyasal katılım" üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan birinci bölümde siyasal kültür ve siyasal toplumsallaşma üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde siyasal katılım ve siyasal katılımı etkileyen faktörler ele alınmış, ayrıca Türkiye'de gençlik hareketlerine değinilerek gençlerin siyasete olan ilgisine açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise alan araştırması ile elde edilen bulgular sergilenmiş, veriler tablolaştırılarak gösterilmiş, sonuç ve değerlendirme ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Kültür, Siyasal Toplumsallaşma, Gençlik, Siyasal Katılım, Oy Kullanma
Siyasal kültür- siyasal katılım ilişkisi ve Kütahya il merkezinde uygulamalı bir çalışma
Çağdaş Demokrasilerin en önemli ve vazgeçilmez şartlarından biri olan devlet yönetimine katılma hakkının bir boyutu da siyasal katılma hakkıdır. İnsanların siyasal hayata ilişkin, duygu, düşünce, değer ve tutumlarının paralelinde siyasetle ilgilenmelerine siyasal katılma diyoruz. Toplumdan topluma farklılık gösteren siyasal kültür anlayışları, siyasal katılmanın şeklini, boyutunu ve düzeyini etkileyebilmektedir. Her toplum için farklı da olsa insanların siyasal sisteme ve siyasal hayatın geneline ilişkin duygu, düşünce ve tutumlarından oluşan siyasal kültür, insanların siyasal davranış şekillerine zemin oluşturmaktadır. Bireylerin içinde yaşadıkları toplumda aile yapısı, yaş, cinsiyet, meslek, ekonomik durum, eğitim düzeyi vb. farklılıklar nedeniyle siyasete bakışları da değişebilmektedir. Yapılan bu çalışmada birinci bölümde siyasal kültür kavramı topluma yönelik olarak siyasal katılmayı etkileyen yönleriyle ele alınmış ve analiz edilmiştir. İkinci bölümde ise birinci bölümle bağlantılı olarak bir toplumdaki bireylerin siyasal katılma davranışları ve bu davranışlarına etki eden faktörler incelenerek toplumda hakim olan siyasal kültür ve siyasal katılma davranışı arasındaki bağıntı ortaya konmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kütahya il merkezinde yapılan anket çalışmaları verilerini ve önceki bölümlerde ortaya konulan teorik düşünceleri bir araya getirerek Kütahya halkının siyasal katılma şekli ve derecesini siyasal kültür boyutuyla beraber anlamaya olanak sağlayacak anlamlı bir bütün oluşturulmaya çalışılmıştır.
Politik pazarlama kapsamında makroekonomik göstergelerin Türkiye'deki seçmen davranışlarına etkisi
Günümüzde siyasi partiler politik pazarlama kanalları ile fikirlerini ve ideolojilerini daha kısa sürede daha çok seçmene ulaştırarak seçmenlerin siyasi tutum ve davranışlarını etkilemektedirler. Seçmenlerin siyasi tutum ve davranışları birçok faktörden etkilenmekte fakat bunlar arasında seçmenlerin en çok etkilendiği faktör ekonomik faktörlerdir. Ekonomik faktörlerin seçmen davranışını etkilediği görüşü, literatürde ekonomik oy verme teorisi olarak adlandırılmaktadır. Bu teoriye göre seçmenler siyasal iktidarların cari ve geçmiş dönemlerini değerlendirip kendilerine en çok fayda sağlayan ve temel ekonomik sorunların üstesinden gelebilen partilere oy vermektedirler. Politik pazarlama kapsamında seçmen tercihlerinin önemini ortaya koyarak seçmen davranışlarında etkili olan makroekonomik faktörleri Türkiye özelinde tespit etmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda oluşturulan ekonometrik model ile makroekonomik faktörlerin oy oranları üzerindeki etkileri 1977–2019 dönemi arasında Türkiye'de yapılan genel seçimler kapsamında araştırılmıştır. Araştırmada ilk olarak değişkenlerin durağanlık derecelerini belirlemek için ADF ve Carrion-i-Silvestre kırılmalı birim kök testleri kullanılmıştır. Eşbütünleşme ve değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkilerini tespit etmek için çoklu yapısal kırılmalar altında Maki eşbütünleşme testi ve ARDL sınır testinden yararlanılmıştır. Son olarak değişkenler arasındaki nedensellik ilişkilerini tespit etmek için Toda-Yamamoto Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda uzun dönemde kişi başı gayri safi yurt içi hasıla oranının oy oranı üzerindeki etkisi pozitif, enflasyon ve işsizlik oranının oy oranı üzerindeki etkisinin negatif olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte kısa dönemde faiz oranının oy oranını negatif etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak yapılan nedensellik testi sonucunda işsizlik, enflasyon ve kişi başı gayri safi yurt içi hasıla oranlarından oy oranına doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilirken faiz oranından oy oranına doğru bir nedensellik ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çalışma kapsamında Türkiye'de seçmenlerin makroekonomik faktörlerdeki değişimlerden etkilendiği ve siyasi tutum ve davranışlarını bu doğrultuda şekillendirdiği tespit edilmiştir.
Lobicilik faaliyetlerinin siyasal etkinliği ve demokrasiye etkisi: ABD ve Türkiye örneği
Tarihsel süreçte lobicilik faaliyetleri, kendi bilgi dağarcıklarıyla bir araya gelen çıkar gruplarının yürüttükleri faaliyetler ile karar aşamasında etkili olan bir tür politika ağları mekanizmasıdır. Lobi faaliyetleri, amaçlanan isteklere erişmek için kullanılan taktik ve yöntemleri ifade eder. Dolayısıyla lobi faaliyetleri; hükümetlerin karar alma aşamasında doğrudan veya dolaylı etkili olan, demokratik örgütlerin içinde yer aldığı üst sistem/toplum/çevre, ekonomik, siyasal, hukuksal, kültürel bir bütünlüğü temsil etmektedir. Bütünlük oluşturan ve birbirleriyle ağlar ilişkisi olan bu yapılar, örgütsel başarıyı veya başarısızlığı doğurmaktadır. Lobicilik faaliyetlerinin siyasal alanda ve demokrasi üzerindeki etkinliği ülkelerin var olan siyasal sistemlerine göre değişkenlik göstermektedir. Lobiciler örgütlenmiş bir sosyal, siyasal, kültürel bir gücün parçası oldukları gibi gönüllü çalışan veya bu işten geçimlerini sağlayan kişiler olarak da tanımlanmaktadır. Siyasal alanda bireysel katılımının sağlandığı, hesap verebilirliğin ve etkinliğin ön planda tutulduğu faaliyetlerin izlenebilir olduğu ülkelerde lobicilik, yasal oluşumlar etrafında şekillenmiştir. Küreselleşmenin etkisi ile lobicilik faaliyetlerinin uygulama alanları da küresel boyuta taşınmıştır. Büyümeye devam eden bu oluşum çağımızda, ülkelerin siyasal alanlarına ve kamuoyuna yön veren bir niteliğe bürünürken, lobicilik faaliyetlerinde şeffaflığın önemini de beraberinde getirmektedir. Lobicilik faaliyetlerinin doğum yeri olan ABD'de lobicilik, "yönetim içinde yönetim" anlayışına dönüşen ve yasama sürecinin ayrılmaz bir parçası olan bir yapıdır. Lobiler, etkinlikleri sayesinde ABD başkanlık sistemi içinde yasal olarak yer edinmektedirler. Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçişi lobicilik faaliyetlerinin uygulanabilirliği tartışma konusunu ortaya çıkarmaktadır. Türkiye'de çeşitli kuruluşlar aracılığıyla lobicilik yapılsa da giriş niteliğinde olan bu uygulamaların izlenebilirliği yönünde eksiklikler yaşanmaktadır. Bu bağlamda örnek olarak ifade edilecek ülkeler eşliğinde lobicilik faaliyetlerinin stratejik hedeflerine yönelik kullandığı teknik ve yöntemlerin demokrasi üzerinde etkinliği incelenerek, Türkiye'de uygulanabilecek lobicilik yönünde önerilere yer verilecektir.
Siyasal katılım: Zeytinburnu örneği
Bu tezde 1970'li yıllarda İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde Kıvılcım Hareketi örneğinde siyasal katılımın özellikleri incelenmiştir. Siyasal katılım, sadece devletle ilgili etkinliklerle sınırlı görülmeyip, toplumsal yaşamdaki iktidar ilişkilerini ve toplumsal kaynakların dağılımım etkileyen ve kamusal alanda gerçekleşen tüm eylemler siyasal katılımın tanımı içinde değerlendirilmiştir. Bu anlamda sadece oy verme ya da seçim kampanyalarında görev alma değil protestolar, grevler, şiddet içeren eylemler, sosyal ve ekonomik sorunların çözümü için geliştirilen inisiyatifler de siyasal katılım biçimleri olarak ele alınmıştır. Tezde siyasal katılım çalışmalarında geliştirilen modeller gözde geçirilmiş ve Mobilizasyon Modeli'nin öncüllerinden hareket edilmiştir. Ayrıca toplumsal hareket teorilerinden de yararlanılmıştır. Önce 1970'li yıllarda sol hareketin gelişimi ve hareketin pratiğinde gerçekleşen siyasal katılımın temel özellikleri, daha sonra Zeytinburnu ilçesinin sosyal ve siyasal yaşamı hakkında bilgi verilmiştir. Doktorcu Hareket ve Kıvılcım Grubu hakkında verilen genel bilginin ardından Kıvılcım Grubu'nun Zeytinburnu'ndaki örgütlenme süreci siyasal katılım teorileri çerçevesinde incelenmiştir. Tezde ABD ve Batı Avrupa'da yapılan siyasal katılım çalışmalarında geliştirilen modellerin örneğimizdeki siyasal katılımı açıklamada eksik kalacağı iddia edilmiş, toplumsal ve tarihsel koşulların dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. IV
Gençlerin dijital ortamlarda siyasal katılımları
Bilim ve teknolojide yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan hızlı değişim, insanoğlunun dünya üzerinde varlığını sürdürme çabasını daha önceden görülmemiş şekillerde değiştirmiştir. Bu çok boyutlu ve karmaşık değişim sürecinin en aktif aktörleri ise dijital ve gerçek yaşamları iç içe geçmiş olan genç bireylerdir. Siyasal katılım, demokrasinin yapı taşlarından ve vazgeçilmez unsurları arasında yer alan önemli bir kavramdır. Siyasal katılım, günümüzde internetin varlığı ile daha da önem arz etmektedir. İnternetin yaşamın her alanına girmesi, kolay iletişim ve etkileşim sağlaması her alanda gençlere kolaylıklar sunmaktadır. Gençler, internet aracılığı ile geleneksel siyasal katılım yollarının yanında artık dijital ortamlardan da siyasal katılım göstermektedirler. İletişimin yoğun olduğu dijital ortamlarda, gençler siyasal katılımlarını, tartışmalarını, eleştirilerini, görüşlerini ve siyasi faaliyetlerini rahatlıkla dile getirip siyasal katılımda bulunmaktadırlar. Gençlerin dijital platformları kullanarak siyasal katılım sağlaması demokratik anlayışa katkı sağlamaktadır. Bu araştırmanın amacı, gençlerin dijital ortamlarda siyasal katılımlarını belirlemektir. Gençlerin siyasal katılım hakkında sahip oldukları önbilgilerin, algıların ve dijital ortamların bunlar üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amacıyla çeşitli araştırma yöntemleri uygulanarak gençlerin siyasal katılım düzeylerinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Araştırmada veri toplama tekniği olarak hem nicel hem de nitel boyutları içeren karma yöntemler kullanılmıştır. Araştırmada, nicel verilerin elde edilmesinde tarama (survey) modeli, nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenemoloji) modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında nicel verilerin analizinde SPSS, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi aşamasında ise nitel veri analizi programı MAXQUDA 2020 programı kullanılmıştır. İçerik analizi sürecinde sırası ile transkript, kodlama, kategori oluşturma ve raporlaştırma aşamaları izlenmiştir. Araştırma sonucunda, gençlerin politikaya olan ilgilerinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, gençlerin dijital ortamlarda siyasi gündemi, hükümet politikalarını, siyasilerin kamuoyu açıklamalarını ve yerel yönetimlerin hizmetlerini takip ettikleri tespit edilmiştir. Görüşme yapılan gençlerden hem kadın katılımcıların hem de erkek katılımcıların tamamı dijital ortamlar üzerinden siyasi gündemi takip ettiklerini belirtmişlerdir. Bu araştırmanın nitel sonuçlarına göre, erkek katılımcıların kadın katılımcılara kıyasla daha fazla siyasal katılım gösterdikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijital Ortam, Dijital Vatandaşlık, Gençler, Siyasal Katılım, Vatandaşlık
Türkiye'de kadınların yerel siyasetteki konumu ve yerel karar alma sürecindeki etkileri: Siyasi partilerin kadın kollarında bir araştırma
Bu çalışmada kadınların siyasetin neresinde olduğu anlaşılmaya çalışılmış ve bunun üzerine çalışmaya öncelikle siyaset ve yerel siyaset ile ilgili temel kavramların tanımı ile başlanılmıştır. İkinci bölümde tezin asıl konusu olan kadının siyasal hayata katılımı, Osmanlı, Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemi olarak ayrı ayrı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise kadınların siyasette oynadıkları roldeki mevcut durum ele alınarak, parlamento, komisyonlar ve mahalli idarelerdeki temsili incelenmiştir. Son bölümde ise alan araştırması yapılarak, üç partinin kadın kollarından ondört kadın ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda aslında kadınların siyasette istenilen seviyede olamadıklarını, daha fazla yöneten ve karar veren mekanizmalarda yer almak istediklerini ve bunun için partilere, kurumlara ve kişilere görevler düştüğünü ifade etmişlerdir.
Etnik kökenin siyasal katılıma etkisi: Çeçen ve Çerkez örneği
Sosyal bilimler açısından önemli bir kavram olan etnisite teriminin kökenleri Antik Yunan'a kadar uzanmaktadır. Etnisite terim olarak "bizden olmayanlar, öteki" olarak tanımlanmaktadır. Araştırmada etnik bir grup olarak Çeçen ve Çerkezler etnisitenin siyasal katılımı ne derecede etkilediğini ve nasıl yönlendirdiğini anlamak ve yorumlamak amacıyla, siyasal katılıma etki eden faktörler açısından incelenmiştir. Kavramsal ve kuramsal çerçevede etnisite kavramından ve kuramlarından söz edilerek Çeçen ve Çerkezlerin sosyo-kültürel ve sosyo-politik açıdan nesnel olarak değerlendirilebilmesi amacıyla göç ve göç kuramları tanımlanmış, siyasal katılım kavramı ve kuramlarına yer verilerek araştırma kapsamındaki etnik gruplar olan Çeçen ve Çerkezler hakkında genel bilgilendirme yapılarak Türkiye'ye zorunlu göçleri anlatılmıştır. Etnisitenin siyasal katılıma etkisini incelemek amacıyla iki farklı etnik kökenine sahip olan Kahramanmaraş ili Göksun ilçesine bağlı Çerkez Mahallesi "Korkmaz" ile Çeçen mahallesi "Çardak" ta anket çalışması yapılarak, iki farklı etnik grubun siyasal katılım düzeyleri tespit edilmeye çalışılmış ve iki farklı etnik grup siyasal katılıma etki eden faktörler açısından analiz edilmiştir.
Öğretmenlerin siyasal katılımında toplumsal cinsiyetin rolü Gaziantep ili örneği
Demokratik rejimle yönetilen ülkelerde bireyler, siyasal alanla ilgili eylemlere katılır, siyasal mekanizmaları etkiler ve siyasetten etkilenirler. Toplumun bir parçası olan bireylerin siyasal karar alma sürecine katılmaları demokratik çağdaşlaşmanın önemli göstergelerinden biridir. Çünkü Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde siyasal katılım çok düşük seviyelerde seyretmektedir. Bu çalışmanın amacı ise; toplumun dinamiklerini oluşturan öğretmenlerde siyasal katılım ve toplumsal cinsiyet ilişkisini belirleyerek bu konuda toplumsal farkındalık oluşmasına katkı sağlamaktır. Bu çalışma Mayıs 2018- Ocak 2019 tarihlerinde 130 kadın öğretmen ve 66 erkek öğretmenin katılımı ile yapılmıştır. Katılımcıların 169'u Sosyal Bilimler ve Güzel Sanatlar bölümlerinde, 27'si ise Spor ve Fen Bilimleri alanlarında görev yapmaktadırlar. Katılımcıların siyasal katılımına ve siyasal tercihlerine ilişkin sorular sorulmuş ve sonuçlar istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda öğretmenlerin %80'den fazlasının siyasal gelişmeler ve devlet politikaları hakkında bilgi sahibi oldukları ancak herhangi bir siyasi parti yada parti/gençlik koluna üyeliklerinin olmadığı ve büyük çoğunluğun seçimlerin halkın iradesini yansıttığını düşünmedikleri tespit edilmiştir. Yarısından fazlası ise azınlıkta bir düşünceye sahip olmanın mesleki olumsuzluklara neden olacağını ifade etmişlerdir. Çalışmanın en önemli sonucu ise toplumsal cinsiyet bağlamında erkek ögretmenlerin siyasal katılım eğilimlerinin, kadın öğretmenlere göre daha fazla olduğunu ortaya koymuş olmasıdır. Bu sonuç siyasal yaşamda neden kadın oranının erkeklerden çok daha düşük olduğunuda açıklar niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet, Öğretmen, Siyasal katılım
X-Y-Z kuşakları ve siyasal katılımda rol oynayan faktörler
Bu araştırmanın amacı Gaziantep ilinde ikamet eden bireylerin mensup oldukları kuşaklara göre siyasal katılım türlerinde, lidere bağlılık derecelerinde, siyasal bilgilenme sağladıkları kitle iletişim araçlarını kullanma sıklıklarında ve siyasal katılım düzeylerinde farklılık olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Ayrıca cinsiyet, gelir durumu ve eğitim durumu gibi demografik özellikler siyasal katılım düzeylerini farklılaştırmakta mıdır sorularına da yanıt aranmıştır. Çalışma Ocak-Nisan 2019 tarihlerinde üç farklı çalışma grubu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini Gaziantep Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde yaşayan seçmenler oluştururken, bu evren içerisinden örneklem grubu ise 524 katılımcıdan oluşmuştur. Bu katılımcıların 138'i X kuşağı, 281'i Y kuşağı ve 105'i Z kuşağından oluşmaktadır. Veriler bir anket formu ile toplanmıştır. Formun ilk bölümünde katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin sorular, diğer bölümlerinde siyasal katılımına ve siyasal tercihlerine ilişkin sorular yer almaktadır. Verilerin analizinde hipotezlerin test edilmesi ve değişkenler arasında anlamlı farklılığın olup olmadığının tespit edilmesi maksadıyla Anova testi uygulanmıştır. Analiz sonucuna göre; kuşaklara göre siyasal katılım düzeylerinin genel olarak anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: X Kuşağı, Y Kuşağı, Z Kuşağı, Siyasal Katılım, Siyasal Katılımı Etkileyen Faktörler
Siyasal katılımı etkileyen faktörler: Gaziantep ili örneği
Demokrasinin hâkim olduğu devletlerde bireyler, siyasal süreçlere katılım sağlayarak bu süreçte işleyen mekanizmalara yön verip etkiler ve aynı zamanda da etkilenirler. Demokratik devletlerde çağdaşlaşmanın ilk şartı olan siyasal katılım, karar alma sürecinde etkili olmasıdır. Böylece etkileşim içerisinde olan bireylerin toplumsallaşma sürecini tamamlayarak, toplumsal kuralların ortaya çıkmasıyla, hem siyasal katılımın nelere bağlı olarak meydana geldiğini göstermekle beraber siyasal katılımından meydana gelen mekanizmanın bireyleri de nasıl etkisi altına aldığı nedenleri ortaya çıkarmaktadır. Siyasal katılım, bireyin toplumda varoluşunu ortaya koyan tutumu ve bu tutumu belirleyen faktörleri kapsayan farklılık gösteren bir süreçtir. Siyasal katılım etkileyen bu faktörler toplumdan topluma değişiklik göstermektedir. Bu çalışmada özellikle Gaziantep ilinde siyasal katılım oranı incelenerek, bu orana etki eden nedenler üzerinde durulmuştur. Bu nedenler arasında yer alan yaş, eğitim, meslek ve maddi durum gibi faktörler üzerinden analiz yapılmıştır. Çalışma 2018 Mayıs-2019 Mart ayları arasında 549 bireyin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 264'ü kadın, 285'i erkeklerden olmuştur. Katılımcılara siyasal katılım değişkenleriyle ilgili sorular sorulmuş ve sonuçlar istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda bireylerin farklı demografik faktörlere göre farklı tutumlar sergiledikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Yaş, eğitim, meslek, gelir v.b değişkenlere göre ortaya çıkan siyasal katılım durumu üçüncü bölümde ayrıntılı şekilde belirtilmiştir.
Afganistan kadınlarının siyaset ve ticaretteki rolü
Afganistan yaklaşık 50 yıldır savaş içinde olan bir ülke olarak toplumu, çocukları ve özellikle kadınları siyasal ve sosyal hakkını elde edememiştir. 11 Eylül 2001 yılın olayından sonra yeni bir sistem devreye girmiştir. Pek çok siyasi ve ekonomi kurumlar daha görünür hale gelmiştir. Bu dönemde gölgede veya inzivada kalan afgan kadınları da bu alanlarda katılmaya gayret göstermiştir. Bu teorik ve nitel çalışmada Afgan kadınlarıyla ilgili medyaya yansıyan veriler incelenerek ve durumuyla ilgili mevcut literatördeki kaynaklar detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Taliban döneminde ve sonrasında kadınlarının siyasî yapısında değişiklikler, siyasî katılımı, sosyal, ekonomik ve Anayasasındaki konumuyla ilgili vurgulanmıştır. Ayni şekilde Afgan kadınların ticaret, sanayı, tarım, el sanatlar, ihracat, ithalat ve bu alanla ilgili yasal kurumlardaki çalışan kadınların yeriyle ilgili incelemeler yapılmıştır. Dünyadaki birçoğu ülkeler gibi Afganistan'nın nüfusunun yarısı kadınlardan oluşmak üzere ekonomik, ticaret, sosyal ve siyasal alanlarda katılım açısından kadınlar önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle Afgan kadınların aktif bir şekilde evin dışında, devlet kurumlarında ve farklı konularda özgürce çalışmaları için, devlet baslarındaki etkililer tarafından kademeli bir şekilde destek verilmelidir. Kadınlarının siyasete ve ticarete katılmalarından herhangi bir hukuki engel bulunmaması gibi icraatte de uygulaması gerekmektedir
Türkiye'de mahalle muhtarlığı yapan kadınların yerel siyasete katılımı ve 'mahalle muhtarlığı' görevinin önemi: Manisa örnegi
Türkiye'de kadınların siyasal alanda yeterince temsil edildiğini söylemek mümkün değildir.Siyasal alanında kadının eksikliğinin en çok hissedilen yer yerel yönetimlerdir çünkü ulusal siyasete oranla daha düşük temsil oranına sahiptir. Türkiye'deki erkek egemen siyaset yapma biçimi de kadınların siyasetten uzaklaşmasına ve tam entegre olamamasına neden olmaktadır. Kadınların aktif olarak bu alanda yer almak istemeleri kendilerini başka alternatiflere yönelmelerine neden olmuştur. Son seçimlerde en çok dikkat çeken ve ses getiren kurumlardan biri de muhtarlık kurumu olmuştur. Bu kurumun diğer yerel yönetim birimlerinden farkı aday olma konusunda bir üst belirleyicisinin olmaması ve kanunun getirdiği şartları taşıyan bireylerin rahatlıkla aday olabileceği bir kurum olmasıdır. Bu nedenle mahalle muhtarlığı kadınların katılımı için önemli bir olgu olarak değerlendirilebilir. Tez dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kadının siyasal haklarının tarihsel sürecinden ve kadınların yerel siyasete katılımının arttırmaya yönelik projelerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümünde ise, mahalle kavramından, muhtarlık teşkilatının kuruluşu ve yasal düzenlenmelerinden bahsedilmiş, yerel siyaset ve yerel demokrasi arasındaki bağ konu edilmiş ve son olarak katılım kavramına değinilerek katılım türlerinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümünde ise Manisa ile ilgili bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde ise, Manisa ilinin merkez ilçelerindeki 9 kadın mahalle muhtarlarıyla yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir ve elde edilen bulgular incelenmiştir. Bulgulara göre, kadın muhtarların adaylıklarında istekli olmaları, daha çok zihniyetle mücadele etmeleri ve kalıplaşmış yargıyı yıkmaya çalışmalarıyla kendilerini bir rol model olarak görmeleri bağlamında kadınların yerel düzeyde aktif rol almaları konusunda katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Siyasal pazarlama aracı olarak dinin kullanımı ve siyasal katılmaya etkisi: Kastamonu ili örneği
Kastamonu bölgesinde siyasal pazarlama aracı olarak dinin kullanımı ve bu faktörlerin siyasal katılmaya yönelik etkilerini araştıran bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın teorik bölümünde öncelikle siyaset, siyasal katılma ve siyasal pazarlamanın kavramsal çerçevesi ve temel dinamikleri ortaya konulmakta ve dinsel siyasal pazarlamanın genel karakteristikleri üzerinde durulmaktadır. Daha sonra literatürde din ve siyaset ilişkisini açıklayan kuramsal yaklaşımlar ele alınarak bu yaklaşımların gelişimi ve temel nitelikleri incelenmektedir. Bu kısımda son olarak Türkiye'de dönemsel olarak din ve siyaset ilişkisinin tarihsel sürecinden hareketle temel problemlerin arka planı sorgulanmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümü, dinin siyasal pazarlama aracı olarak kullanımına ait faktörlere ilişkin olarak bireylerin siyasal tutum ve davranışlarında genel eğilimlerini ve algılarını tespit etmeye yöneliktir.
Obstacles on women's participation in peace processes: Case of Nagorno-Karabakh
Purpose – this study aims to find which kind of obstacles stand in the way of women's participation in peace processes and how they can be eliminated. The focus of the research will be on peace as well as post-conflict reconstruction processes. Design/methodology/approach – this study was conducted by using mixed (qualitative and quantitative) research methods for analyzing Nagorno-Karabakh conflict case study. A web survey method with open-ended questions was chosen to conduct the research of the selected case study. Consequently, more than 50 organizations in Azerbaijan and Armenia were contacted for cooperation requesting the participation of their members in this survey. Consequently, 30 online questionnaires with members of active non-governmental organizations in Armenia and Azerbaijan were received between January and February 2021. Findings – The research has confirmed feminist claims about the role of women in conflict, peace, and peacebuilding. Since various feminist studies show how women's participation positively affects the achievement and maintenance of peace, this study tried to investigate the reasons for the small participation of women in the peace processes of Karabakh conflict, which is still at the stage of negative peace. Consequently, the results of this study showed that the main barriers to the women`s participation and inclusion in peace processes are the patriarchal nature of the societies, the neutrality of international organizations, women`s low access to resources and power, as well as the impossibility to participate in the official negotiations. Accordingly, for the elimination of these obstacles gender equality education, promotion of the women`s contribution to peace processes, financial and other support to women`s civil organizations and female activists and creating opportunities to share experiences among women organizations and official structures are needed. Originality/value – this study contributes to the literature because it has examined the barriers to women's participation in the peace process of the Nagorno-Karabakh conflict and tries to find recommendations for the elimination of these obstacles.
Karşılaştırmalı kadın dostu politikalar: Mardin, İzmir ve Samsun Büyükşehir Belediyeleri
In this thesis, the activities of municipalities in different regions and represented by different political parties within the framework of 7 areas in the Local Equality Action Plan, which was shaped within the framework of the ideal of Women Friendly Cities supported by the United Nations, were evaluated and it was discussed to what extent these activities overlap with the ideal of Women Friendly Cities. In this context, the suitability of the services provided by municipalities towards women in these thematic areas was investigated. In addition, the contents of the trainings given in the fields of economy, health and awareness raising were examined to understand whether the content of these services complies with the gender mainstreaming approach. In this context, an evaluation of the public sphere and private sphere debate over the concept of gender has been made, and current conceptual discussions about gender equality and gender equality mainstreaming strategy have been included. In addition, the approaches of the UN to women's policies are given by including the historical process and feminist theories are discussed for a better understanding of these concepts. Policies that will ensure gender equality are implemented to solve the problems of women in accessing, participating, and benefiting from local government mechanisms; to ensure equality in the society in economic, social, cultural, and political, to increase awareness and to improve the situation of women. Gender mainstreaming, which is a gender equality strategy, means bringing a perspective that will ensure gender equality to all major plans and policies and transforming changes in this direction. Gender mainstreaming aims to eliminate the backwardness of women in society, to reduce their limited access to local mechanisms, to increase their participation and utilization, and to empower women. In this context, the Women-Friendly City program, created for municipalities, purposes to provide equality in many issues such as governance, security, transportation, economic security, education, social life, and health, and to eliminate existing grievances. The sample of the research created by the criterion sampling method of the purposive sampling method. The activity reports of these municipalities between the years 2015-2020 were examined by focusing on the municipalities of İzmir, Mardin and Samsun, and the qualitative content analysis method was used. In addition, the activities of the municipalities it is assumed that all studies are included in the activity reports. The suitability of municipalities' services to the seven thematic areas included in the Local Equality Action Plans was discussed. The contents of the trainings given in the fields of economy, health and awareness were examined and it was examined whether the content of these services was suitable for the gender equality approach. In addition, the studies and trainings of these metropolitan municipalities were evaluated by comparison. As a result, it has been seen that the services and projects of the municipalities for women are suitable for the determined thematic areas. When the contents of the trainings given in the fields of economy, health and awareness are examined, it is seen that all three perspectives about equality are included to gender mainstream. In addition, it has been observed that the diversity of services varies according to the regions, the needs and demands of the citizens, the discourses of the political parties towards women, and the visions of the mayors. Finally, suggestions were made for municipalities to achieve the ideal of a women friendly city.
Afrika siyasetinde kadın: Ruanda örneği
Ruanda, son on yıldır siyasette kadın temsil oranında dünya genelinde birinci sırada yer almaktadır. Yaptığımız çalışmada, "Ruanda'nın siyasette kadın temsil oranı neden yüksektir?" sorusundan yola çıkılarak "Pre-kolonyal ve post-kolonyal dönemde kadınların siyasete katılımının günümüze etkisi nedir?" ve "Ruanda Soykırımı sonrasında kalkınmada siyasal kültürün etkileri var mıdır?" sorularının yanıtları aranmaya çalışılmıştır. Tezimizin amacı, Ruanda'nın siyasette kadın temsilindeki başarısının sebeplerini incelemek ve Ruanda'nın toplumsal ve siyasi geleneklerinde var olan kadın ve cinsiyet normlarının günümüzdeki başarılı kadın temsil oranına etkilerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda yaptığımız çalışma, tümdengelim yaklaşımıyla üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, kadınların siyasi hak kazanım süreçleri ve feminist teori ele alınmıştır. Dünya siyasetinde kadınların güncel temsil oranları bölgesel olarak incelenmiştir. İkinci bölümde, kadınların Afrika siyasetindeki konumları değerlendirilmiştir. Pre-kolonyal dönemde Afrika toplumlarının sosyal yapılarında ve siyasi sistemlerinde kadınların yeri irdelenmiştir. O dönemde öne çıkan kadın figürler üzerinden bir analiz yapılmış ve kolonyalizm döneminde bağımsızlık mücadelelerine katılan kadınlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Ruanda'nın pre-kolonyalizm, kolonyalizm ve post-kolonyalizm dönemlerinde kadınların siyasetteki konumları değerlendirilmiştir. Sonrasında, 1994 Ruanda Soykırımı sonrası süreçte kadınların siyasete katılmasına yönelik yapılan politikalar ile Ruanda'nın kalkınmasında kadınların etkileri ele alınmıştır. Ruanda'nın toplumsal ve siyasi geleneklerinde var olan kadın ve cinsiyet normlarının günümüzdeki başarılı kadın temsil oranına etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Gençlik politikalarının yerel perspektiften değerlendirilmesi: Elazığ Gençlik Meclisi örneği
Bu çalışmada gençlik politikaları bağlamında gençlerin sivil katılımını teşvik edebilmek ve yönlendirebilmek amacıyla yapılandırılan ve aynı zamanda gençlik politikalarının yerel yönetimler üzerinden uygulanma alanlarından biri olarak kabul edilebilecek gençlik meclislerinin amaç ve işleyişleri konu edinilmiştir. Çalışmada Elazığ Belediyesi Gençlik Meclisi üzerinde bir araştırma yürütülerek, gençlik meclisinin amaçları, hedefleri ve faaliyetlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan ve durum çalışması deseni temel alınan bu çalışmada, araştırmanın çalışma grubunu, Elazığ Belediyesi Gençlik Meclisi İcra Kurulu Üyeleri ve Gençlik Meclisi'nin yürüttüğü etkinliklere katılan depremzede çocuklar oluşturmuştur. İki ayrı grup seçilmesinin amacı, Elazığ Gençlik Meclisi'ni hem mecliste görev alanlar tarafından hem de meclisin faaliyetinden faydalanan sosyal gruplar açısından değerlendirebilmektir. Veriler, odak grup görüşmesi ve derinlemesine görüşme teknikleri ile toplanmıştır. Gençlik Meclisi'nin faaliyetlerine katılan çocuklarla yapılan odak grup görüşmeleri sonrasında alınan yanıtlar, çocukların katıldıkları etkinlik ve organizasyonların değerlendirilmesi, yorumlanması, olumlu/olumsuz eleştirilmesi ve son olarak talepler şeklinde kategorize edilmiştir. Birden fazla etkinlikte yer aldıkları için araştırmanın katılımcı grubuna dâhil edilen depremzede çocukların değerlendirmelerine göre öncelikli olarak olumlu görüşlerin fazlalığı dikkat çekmektedir. Olumsuz eleştiriler ve talepler, etkinlikleri kısa süreli bulmaları ve tekrarını istemeleri odağında şekillenmiştir. Çalışma grubunu oluşturan diğer katılımcılar ile yapılan bireysel görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, gençlerin meclisteki amaçları, faaliyetleri ve hedefleri, aldıkları geri bildirimler şeklinde ortaya çıkmıştır. Gençlerin mecliste bulunuş amaçları, bu amaçlarla faaliyetlerinin uyum sağlayıp sağlamadığı, sivil ve yerel katılımları açısından kişisel tatmin durumları ele alınmıştır. Bulgulara göre Elazığ Gençlik Meclis İcra Kurulu Üyeleri, kurumsal bir yapı olarak Elazığ Belediyesi Gençlik Meclisi'nin şehre katkısını değerlendirerek, meclisin gençler adına bir yaşam merkezi olduğunu ve gelecekte mecliste uzun vadeli projelere imza atılması gerekliliğini vurgulayarak, şehirden çoğunlukla olumlu geribildirimler aldıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca meclisteki çalışma ortamlarının ve faaliyetlerinin kendilerini kişisel anlamda motive ettiğini belirtmişlerdir.
Sivil toplum kuruluşlarının yerel siyaset ve seçmen davranışları üzerine etkisi; Bingöl ili örneği
Bu çalışmada sivil toplum kuruluşlarının yerel siyaset ile ilişkisi ve yerel siyasal süreçler üzerindeki etkileri konu olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda hemşehri derneklerinin yerel siyasi iktidar mekanizmaları ile ilişkisinin biçimi ve boyutu, derneklerin siyasal süreçlere olan etkisi, siyasi aktörlerin sivil toplum örgütlerine yaklaşımı ve sivil toplum örgütleri nezdinde oluşan algı, sivil toplum kuruluşların üyeleri üzerindeki etkisi ve seçmen davranışlarına olan etkisi, öncelikli inceleme alanlarını oluşturmaktadır. Özellikle hemşehrilik temelinde bir araya gelen bireylerin oluşturduğu derneklerin, bulundukları ilin yönetimine ve karar alma mekanizmalarına etkisi araştırılmıştır. Yönetişim kavramının en önemli aktörlerinden biri olarak görülen sivil toplum örgütlerinin önemi, çalışmamızın içerisinde vurgulanmıştır. Özellikle seçim dönemlerinde önem kazanan sivil toplum örgütlerinin, kitlelere kolay bir şekilde ulaşabilme imkânı tanıması yönüyle, yerel siyasi aktörler tarafından da bir cazibe merkezi olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu anlamda aradaki ilişki daha somut bir hal alarak çalışmamızın temelini oluşturmuştur. Çalışmamız üç kısımdan oluşmaktadır. İlk bölümde çalışmanın kavramsal ve kuramsal çerçevesi yer almaktadır. Bu bağlamda yerel siyaset kavramı, yerel yönetimlerin dünyada ve Türkiye'deki gelişimi, siyasal katılım ve temsil gibi kavramlar incelenmiştir. Ayrıca sivil toplum kavramı ve tarihsel gelişimi ve kapsamı üzerinde durularak, özellikle hemşehrilik ve hemşehri dernekleri incelenmiştir. İkinci kısmında araştırma konusu ve metodu kapsamında açıklamalar yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yapılan araştırmanın bulguları analiz edilerek değerlendirilmiştir. Yapılan bu analizler sonucunda sivil toplum ve yerel siyaset arasındaki etkileşim gücü görüşmecilerin değerlendirmeleri neticesinde somutlaştırılmış aradaki ilişki ağları belirlenmeye çalışılmıştır. İki aktör arasında algı ve bakış açısı incelenerek sorunlar saptanmaya çalışılmıştır. Aradaki ilişkiyi incelerken derneklerin kendi içlerindeki dinamikleri de araştırılmış ve ne tür farklar ortaya konduğu saptanmaya çalışılmıştır. Bu noktada derneklerin birbirinden nicelik ve nüfuz anlamındaki farkların siyasi aktörler nezdindeki önemi ve sürece etkisi tespit edilerek ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın son kısmında sorunlar ve çözüm önerileri belirtilerek çalışma sonlandırılmıştır.